Cumhurbaşkanı Erdoğan, Olağanüstü İslam Zirvesi Konferansında konuştu 0 637

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı’nda konuştu.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışta ilk olarak divanın, başkan Türkiye ve daimi üye Filistin’in yanı sıra Afganistan ve Gine’den oluşturulmasını önerdi. Divanın onaylanmasının ardından Kur’an-ı Kerim ve şehitler için Fatiha okundu.

Zirve Dönem Başkanı sıfatıyla açılış konuşmasını yapan Erdoğan, olağanüstü toplantı için İstanbul’a gelen konuk ülke temsilcilerini selamlayarak, “Bugün kalbi bizimle birlikte çarpan dünyanın dört bir köşesindeki tüm Kudüs dostlarını da aynı şekilde sevgiyle selamlıyorum. Kudüs’ün sırdaşı, yoldaşı, kader arkadaşı İstanbul’a hoş geldiniz.” dedi.

Katılımcıların ramazan ayını da tebrik eden Erdoğan, bu mübarek ayın tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını diledi.

Ramazan ayının dargınlıkların unutulup, ayrılıkların bir kenara bırakıldığı, kardeşlik bağlarının güçlendiği, birlik, beraberlik ve dayanışma ikliminin en geniş şekilde hissedildiği müstesna bir dönem olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ramazanın da ruhuna uygun bir şekilde dünyanın dört bir ucundan dayanışmalarını göstermek amacıyla İstanbul’a gelen siz misafirlerimize kardeşliğiniz, hassasiyetiniz için özellikle teşekkür ediyorum. İslam coğrafyasının siz değerli temsilcilerini aramızda görmek, Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere, tüm Kudüs sevdalılarına güç ve cesaret veriyor. Bugün İstanbul’da ilk kıblemiz, göz bebeğimiz Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne bir kez daha yapılan hoyratça saldırı nedeniyle bir araya geldik. Bu tarihi toplantının ve alacağımız kararların, Kudüs ve tüm Filistin için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.”

“KUDÜS DAVASI TÜM MÜSLÜMANLARIN DAVASIDIR”

Zirve Dönem Başkanı olarak 3 gün önce yaptıkları davete kısa sürede icabet ettikleri için katılımcı ülke temsilcilerine teşekkür eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bugün İsrailli haydutlarca katledilen Filistinliler için harekete geçmek, tüm dünyaya insanlığın halen ölmediğini göstermek demektir. Bugün Kudüs’e sahip çıkmak, barışa, insanlığa sahip çıkmaktır. Çünkü Kudüs, bütün Müslümanların onuru, izzeti, harim-i ismetidir. Kudüs Müslümanların ortak hafızası, ortak mirası, ortak emeğidir. Kudüs aynı zamanda üç semavi dinin de mukaddes beldesidir. Kudüs’e yönelik her saldırı aynı zamanda bu değerlerin, bu hassasiyetlerin tamamına yapılmış demektir. Bizler bugün burada toplantımızla sadece Kudüs’ü işgal teşebbüsüne karşı tepkimizi ortaya koymuyoruz. Aynı zamanda üç semavi dinin barış içinde bir arada yaşama idealine de sahip çıkıyoruz. Bizler bugün bölgemizi kan ve göz yaşına boğmak isteyenlere ‘dur’ diyoruz. Buradaki toplantımızda, Filistinli kardeşlerimizin mücadelelerinde asla yalnız olmadıklarını haykırıyoruz. Bir kez daha şu gerçeğin herkes tarafından bilinmesini istiyorum; Kudüs davası tüm Müslümanların davasıdır, Kudüs, elinde on binlerce masum Filistinlinin kanı olan bir terör devletinin insafına bırakılmayacak kadar mukaddes bir mübarek beldedir.”

Erdoğan, Müslümanların Doğu Kudüs üzerindeki haklarından tek bir adım dahi geri adım atmayacaklarının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nasıl 14 Mayıs Pazartesi insanlık tarihine kara bir gün olarak kazınmışsa, 18 Mayıs Cuma da inşallah müşterek çabalarımızla insanlık onurunun kurtarıldığı bir gün olarak yazılacaktır. Ben bu salonda bulunan her bir kardeşime, Kudüs’ün izzetine, onuruna ve tarihi statüsüne sahip çıktıkları için şükranlarımı sunuyorum. Bu tavrınızın sadece din kardeşlerimiz nezdinde değil, Hristiyanlar, Museviler ve diğer inanç sahipleri için de çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Burada Siyonistleri bir kenara koyuyorum. Zaten bütün bu olayların altında onlar yok mu? Onlar var. İnşallah bugün alacağımız kararlarla da bu duruşumuzu perçinleyeceğiz.”

Böyle bir adımının bölgede tansiyonu yükselteceğini, yeni gerginliklere, yeni çatışmalara neden olacağını söylediklerini ifade eden Erdoğan, kutsal topraklarda bir taşı yerinden oynatmanın bile ciddi sorunlar doğuracağını dile getirdiklerini anlattı.

Erdoğan, bu tip tek taraflı uluslararası hukuku çiğneyen, Birleşmiş Milletler’in (BM) altını oyan adımların sadece Müslümanlara ve Hristiyanlara değil Yahudilere de zarar vereceğini defalarca dile getirdiklerini kaydetti.

Yanlışta ısrar edilmesi halinde tüm bölgenin çatışma iklimine gireceğini, bulunun sorumlusunun da kararı uygulayanlar olacağını belirttiklerini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Maalesef iyi niyetli ikazlarımız adeta büyük bir akıl tutulması yaşayan muhataplarımızda karşılık bulmadı. Tüm uyarılara rağmen ABD gerilim ve çatışmadan beslenen çevrelerin esiri oldu. İslam İşbirliği Teşkilatı ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun iradelerini nazara dikkate almayan Amerikan yönetimi İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ve bazı radikal evangelistlerin kuyruğuna takılmayı tercih etti. 14 Mayıs Pazartesi günü Amerika dünyadan yükselen tepkilere rağmen İsrail Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Filistin’in de başkenti olan Kudüs’e taşıdı. Aynı gün kararı protesto eden Filistinli kardeşlerimize yönelik bir katliam gerçekleştirildi. İsrail demokratik haklarını kullanan, çıplak elleriyle işgale direnen, aralarında çocukların ve kadınların da bulunduğu 62 Filistinli kardeşimizi vahşice şehit etti. İsrail’in saldırıları sonucunda bir kısmı ağır 2 bin 700 Filistinli de yaralandı. Bir kez daha ilk kıblemiz Kudüs’ün muhafaza ve müdafaası için canlarını feda eden tüm şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, yaralanan kardeşlerimize ise acil şifalar diliyorum. Açık ve net söylüyorum İsrail’in yaptığı haydutluktur, vahşettir, devlet terörüdür.”

“MUSEVİLERE YAPILAN ZULÜMDEN FARKI YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 75 yıl önce Avrupa’da Musevilere yapılan zulümle bugün Gazzeli’nin maruz kaldıkları vahşet arasında hiçbir fark olmadığını vurgulayarak, 2. Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında her türlü işkenceye uğrayan insanların çocuklarının maalesef bugün adeta nazilere taş çıkartan yöntemlerle masum Filistinlilere saldırdığını kaydetti.

İki ayağı olmayan, tekerlekli sandalyedeki insanları katletmenin başka türlü izah edilemeyeceğini dile getiren Erdoğan, anasının kucağındaki 8 aylık bebeğe kurşun sıkmanın başka şekilde tarif edilemeyeceğini anlattı.

Erdoğan, kadınları, çocukları, masum göstericileri vahşice öldürmenin tek bir geçerli mazereti olamayacağını belirterek, “Mahmut Derviş’in süt ve bal akan ülkem dediği hareketli Filistin’i kan ve gözyaşına boğmak başka nasıl izah edilebilir. İsrail hem tüm dünyanın gözü önünde bu cinayetleri işliyor hem de kanını döktüğü insanları suçlayarak kendini aklamaya çalışıyor. İsrail yönetimi katliamlarını yalanlarla örtebileceğini zannediyor. Çünkü hesabı hukuk önünde sorulmayan her cinayet faili daha da azdırır. İsrail de yıllardır Filistinlilere yönelik şiddet politikalarının hesabını hukuk önünde vermediği için gün geçtikçe pervasızlaşıyor, azgınlaşıyor. Kimi Batılı ülkelerin mahcubiyetini fırsat bilerek katliamlarına her gün bir yenisini daha ekliyor.” diye konuştu.

“14 MAYIS YENİ BİR NAKBA GÜNÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs Pazartesi gününün, Filistin’in makus tarihine yeni bir Nakba Günü olarak kaydolduğunu söyledi.

Bugün gelinen noktada ABD’nin işgal politikalarıyla Apartayt rejimine taş çıkartan İsrail’i ödüllendirdiğini, barış istediğini defalarca kanıtlamış olan Filistin’i ise cezalandırdığını anlatan Erdoğan, “Kudüs kararıyla, İsrail’in katliamlarına zemin hazırlayan ABD’nin eline masum Filistinlilerin kanı bulaşmıştır.” dedi.

ABD’nin artık Ortadoğu’da çözümün değil, sorunun parçası haline geldiğini ifade eden Erdoğan, yeni aktörlerin sürece dahil olması, barış sürecinin yeniden sağlam bir zeminde işlerlik kazanmasının şart olduğunu vurguladı.

Bu konuda İİT Zirve Dönem Başkanı olarak Filistinliler ile eşgüdüm içerisinde adımlar atmaya başladıklarını anlatan Erdoğan, “İsrail’in zulüm ve katliamlarının cezasız kalmaması için yine Filistinli kardeşlerimizle birlikte çalışmalıyız. İsrail, katlettiği masumların hesabını uluslararası yargı önünde mutlaka vermelidir. Bu konunun BM Genel Kurulu nezdinde de takipçisi olacağız. Maalesef adaletin tecellisi için atılan her adım Güvenlik Konseyi’nde ABD yönetimi tarafından veto ediliyor. Meseleyi yine BM Genel Kurulu’na götürecek, inşallah burada tüm İslam ülkelerini ve vicdan sahiplerinin desteğini alacağız. Ramazan ayı boyunca kendi ülkemiz başta olmak üzere tüm İslam ülkelerinde Filistinli kardeşlerimiz için yardım kampanyaları düzenleyeceğiz. Ayrıca diplomatik kanalları kullanarak tüm tepkimizi ortaya koyacağız.” şeklinde konuştu.

“YETERLİ TEPKİYİ GÖSTERMEZSEK ÇOK DAHA KÖTÜLERİ GELECEKTİR”

Erdoğan, gelinen noktada herkesin şu gerçeği çok iyi bildiğini belirterek, şunları dile getirdi:

“Kınamak, kızmak, bağırmak bugüne kadar işgal ve zulmü durdurmadığı gibi bundan sonra da durdurmayacaktır. Müslümanlar kendi haklarını alana kadar hiç kimse bize hakkımızı altın tepside ikram etmeyecektir. Bosna’da, Suriye’de, Arakan’da ve daha pek çok yerde Müslümanlar haklı olmasına rağmen kazananlar hep gücü elinde bulunduran zorbalar olmuştur. Artık bu bozuk ve adaletsiz düzeni değiştirmenin zamanı gelmiştir.

Amerika’nın Kudüs kararı, İslam dünyasına yönelik yeni operasyonların habercisidir. Eğer bu konuda bizler yeterli tepkiyi göstermezsek inanın bana bunun çok daha kötüleri gelecektir. Bu meselede elde edeceğimiz başarı ise Müslümanlar için bir dönüm noktası olacaktır. Bunun için önce kendimizi toplayacağız sonra toplanacağız. Birbirimizle kenetleneceğiz ve Rabbimin emri ortada; ‘Hepiniz toptan sımsıkı Allah’ın ipine yapışınız, tefrikaya düşmeyiniz, bölünüp parçalanmayınız’. Bu ilahi emre uyacağız.”

İslam ülkeleri olarak başkenti Kudüs olan 1967 sınırları içinde egemen ve bağımsız Filistin devleti talebinden asla vazgeçmeyeceklerini ifade eden Erdoğan, “Bugün, burada verdiğimiz mesajların tüm dünya tarafından ciddiyetle değerlendirileceğine inanıyorum. İnşallah açıklayacağımız sonuç bildirgesi, tüm İslam dünyasında, tüm dünyada çok daha farklı bir tesir uyandıracaktır.” dedi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını, gücünü, kabiliyetlerini geliştirdik” 0 77659

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Ülkemizin her karış toprağını yatırımlarla, hizmetlerle, eserlerle donattık. Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını, gücünü, kabiliyetlerini geliştirdik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yöntemiyle düzenlenen 140. AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda katılımcılara hitap etti.

“MİLLETİMİZİN HUZURUNA ÇIKTIĞIMIZDA HER ALANDA GÖSTERECEK ESERİMİZ VAR”

Konuşmasının başında AK Parti’ye gönül veren, teşkilatlarda görev alan dava arkadaşlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geçtiğimiz ay 19 yaşını tamamlayan AK Parti, siyasette de yönetimde de icraatta da bölgesel ve küresel politikalarda da rüştünü ispat etmiş, tarihe damgasını vurmuş bir partidir. Milletimizin huzuruna çıktığımızda her alanda anlatacak hikâyemiz, gösterecek eserimiz bırakınız günleri, haftaları sayıp dökecek icraatlarımız var. Türkiye’de kuruluşundan itibaren girdiği her seçimde istisnasız birinci çıkan tek parti, AK Parti’dir. Çünkü partimiz, sürekli kendisini yenilemeyi başaran, sürekli kendisini bir sonraki mücadeleye hazırlayan, sürekle dinamik kalabilen bir partidir. İnşallah 7. Olağan Kongremizi bu çerçevede çok büyük bir atılımın dönüm noktası hâline getireceğiz.”

Siyasi partilerin hitap ettiği toplumla kurduğu en güçlü bağlardan birinin üye çalışmaları olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız gönül seferberliği ile bir yandan kongrelerde yeni yönetimleri seçiyor, diğer yandan üye sayımızı artırarak tabanımızı genişletiyoruz. AK Parti, sadece bu yıl yaptığı 601 bin yeni üyeyle pek çok toplam sayısını geride bırakmıştır. Üstelik bu 601 bin yeni üyenin yarısını 18-25 yaş arasındaki gençler oluşturuyor” dedi.

Bu tablonun, AK Parti ile gençler arasındaki gönül bağının güçlendiğini gösterdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Esasen partide, teşkilat kademelerinde ve ülke yönetiminde çalışmayı tercih ettiği kadrolar da en yüksek genç oranına sahip siyasi teşekkül biziz. Aynı zamanda, Türkiye’nin en büyük ve en aktif kadın kollarına, gençlik kollarına sahip partisiyiz. Ülkemizin 81 vilayetinin tamamına yayılmış olan 10,5 milyon üyemizle âdeta Türkiye’nin sekizde bir oranındaki modeli durumundayız. Genel Merkezi’nden mahalle ve köy temsilcisine kadar bu büyük mekanizmayı en ahenkli şekilde çalıştırmak, siz teşkilat yöneticilerimizin görevidir. Hangi seviyede olursa olsun, AK Parti teşkilatlarında görev almak demek ülkenin ve milletin geleceğinin inşasında sorumluluk üstlenmek anlamına gelir. Bunun için teşkilatlarımızı çok dikkatli bir şekilde oluşturmaya çalışıyoruz. Olağan büyük kongre sürecimiz, koronavirüs salgının yol açtığı birkaç aylık ötelemeye rağmen belirlediğimiz takvime uygun şekilde yürüyor. Kongrelerimizin hepsi de salgınla mücadele kuralları harfiyen uygulanarak aynı zamanda büyük bir heyecan ve coşkuyla icra ediliyor.”

Partisinin ilçe kongrelerinin önemli bir kısmının tamamlandığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar 577 ilçemizde yani tüm ilçelerimizin yüzde 59’unda kongrelerimizi gerçekleştirdik. Bu kongreler sonucuna göre, yüzde 51 oranında yeni ilçe başkanlarımız ve yeni yönetimleriyle yola devam ediyoruz. Son iki senedeki değişimi göz önüne aldığımızda bu oran yüzde 61’i buluyor” dedi.

“2023’E İLİŞKİN HEDEFLERİMİZE TAŞIYACAK BU SÜRECİN BAŞARISI İÇİN HEP BİRLİKTE DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ”

Ülkeye ve millete hizmet yolunda sürdürdükleri bayrak yarışında görevi devreden tüm belde ve ilçe başkanlarına, yönetim kurullarındaki arkadaşlarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “AK Parti’de unvanlar değişebilir ama ülkeye ve millete hizmet yarışı bitmez. Her bir arkadaşımız, kendisine yarın farklı görevlerde yeniden sorumluluk tevdi edilebileceğinin bilinciyle Partimizle ve milletimizle olan gönül bağını hiç eksilmeden devam ettirmelidir. Unutmayalım, hak bir dava yolunda verilen mücadele seçime kadar değil, mezara kadar sürer. Bizler, davamızın hak, yolumuzun doğru, niyetimizin halis olduğuna inanan insanlarız. 83 milyon insanın her birinin gönlünü kazanmayı hedeflerken, kendi teşkilatlarımızda görev almış tek bir kişinin dahi bu gönül çemberinin dışında kalmasına rıza gösteremeyiz. Bu konuda en büyük görev il ve ilçe başkanlarımıza düşüyor. Sizlere güveniyorum.”

İl kongrelerine de ekim ayı ortasından itibaren başlatmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı kongrelere telekonferans yoluyla iştirak edeceğini, bazılarına ise bizzat katılacağını söyledi.

“İKTİDARIMIZIN İLK DÖNEMİNDE DEMOKRASİ VE KALKINMA EKSİĞİNİ GİDERMEK İÇİN ÇALIŞTIK”

“Amacımız önümüzdeki yıl yapacağımız büyük kongremize, milletimizin bağrına bastığı çok güçlü bir teşkilat yapısıyla girmektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece 2023 yılında partimizi hem Cumhurbaşkanlığı hem milletvekilliği seçiminde bir kez daha zafere taşıyacağımıza inanıyorum. Bizi Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı olan 2023’e ilişkin hedeflerimize ve hayallerimize taşıyacak bu sürecin başarısı için hep birlikte daha çok çalışmalıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sizlerin de gördüğü gibi zaman su gibi akıp gidiyor. Kendimizi, bu hıza uygun bir çalışma temposuna sokmazsak, önce yavaşlamaya ardından durmaya ardından da gerilemeye mahkûm olur. Asıl acısı diğer partilere benzeriz ki ‘Allah bizi böyle bir akıbetten muhafaza eylesin’ diyorum. Diğer yandan Türkiye’nin 2053 vizyonunu somutlaştıracak zihni egzersizler, beklenti ve talep tespitleri, analizler, teknik ve siyasi proje hazırlıkları içinde şimdiden ‘Bismillah’ demeliyiz. Başkalarının böyle bir derdi böyle bir hazırlığı olmayabilir ama AK Parti’nin olmak zorunda. Çünkü biz sadece geçmişin sadece bugünün değil geleceğin de partisiyiz, geleceğin de iktidarı ve umuduyuz. Rabbim yaptığımız ve yapacağımız tüm çalışmalarda bizi rıza-i ilahi dışında bir gayeye yöneltmesin, her daim milletimizin hayır duasını almayı nasip etsin.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin ülkeye kazandırdığı başarı tablosunun, yaşattığı gururun yanında kendilerine çok büyük sorumluluklar da yüklediğini belirterek, “İktidarımızın ilk döneminde, geçmişteki ihmaller ve hatta ihanetler sebebiyle ortaya çıkan demokrasi ve kalkınma eksiğini gidermek için çalıştık. Ülkemizin her karış toprağını yatırımlarla, hizmetlerle, eserlerle donattık. Milletimizin her kesimden insanını, ulaşmak için nesiller boyu mücadele ettiği hak ve özgürlüklere kavuşturduk. Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını, gücünü, kabiliyetlerini geliştirdik” dedi.

“BÜYÜYEN, GÜÇLENEN, ÖZ GÜVENİ GELİŞEN BİR ÜLKE OLARAK ÇITAYI SÜREKLİ DAHA YÜKSEĞE ÇIKARDIK”

Bunun sadece bir başlangıç olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyüyen, güçlenen, öz güveni gelişen bir ülke olarak çıtayı sürekli daha yükseğe çıkardık. 2023 hedeflerimizle milletimizin geleceğe ilişkin umutlarına ve beklentilerine cevap verecek bir vizyon ortaya koyduk. Dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına girmeyi amaçlayan bu vizyon doğrultusunda çok daha büyük atılımların hazırlıklarına giriştik” diye konuştu.

Türkiye’yi yıllarca tek parti faşizmini, vesayet baskısını ve darbeleri kullanarak diledikleri gibi yönlendirip perde arkasından yönetenlerin bu durumdan rahatsız olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye bir anda kendini akılla, mantıkla, tarihle, sosyolojiyle, siyasetle izah edilemeyecek olayların içinde buldu. Uluslararası medyanın eşi benzeri görülmedik bir şekilde haftalarca, neredeyse 24 saat canlı verdikleri Gezi olaylarını hatırlayın. FETÖ’nün 17-25 emniyet, yargı darbe girişimini hatırlayın. PKK’nın çukur eylemlerini, pek çok şehrimizde gerçekleştirdiği yüzlerce masumun hayatına mal olan bombalı saldırılarını hatırlayın. DEAŞ’ın sınırlarımıza yönelik tacizlerini, şehirlerimizi hedef alan bombalı eylemlerini hatırlayın. Hepsini bir kenara bıraktım, 15 Temmuz darbe girişimini hatırlayın. Bunların hiçbirinde de demokrasiyi dillerinden düşürmeyenlerin, ülkenin seçimle gelmiş meşru yönetimini yıkma girişimlerine karşı omurgalı bir tavır sergilediklerini görmedik. Tam tersine saldırıları sonuç vermeyen, girişimleri akamete uğrayan terör örgütü üyelerine kapılarını ardına kadar açarak gerçek yüzlerini ortaya koymuşlardır.”

Günümüzde Avrupa ve Amerika coğrafyasının lafzı dışında demokrasi ile uzaktan yakından ilgileri kalmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kiminde faşizm, kiminde sömürgecilik, kiminde başka hastalıklar, ülkenin yönetimlerini ve toplumsal yapılarını tıpkı kanserli hücrelerin bünyeye yaptığı gibi hızla işgal etmektedir” ifadelerini kullandı.

“MİLLETİMİZİ HER ALANDA KALKINDIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“Biz, ülkemizi başkaları öyle istediği veya sadece onlardan öyle gördüğümüz için değil, milletimiz layık olduğu için kalkındırmaya, geliştirmeye, hak ve özgürlüklerin en geniş manada tesisi için çalışıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bunun adına demokrasi dememiz, tüm dünyadaki ortak kavram olduğu içindir. Avrupa ve Amerika, demokraside ve ekonomide tümüyle yerle yeksan olsa bile biz, milletimizi her alanda kalkındırmaya, hak ve özgürlüklerini genişletmeye devam edeceğiz. Kendimizle birlikte ister tarihî bağlara dayansın, ister yeni ilişkiler kurmuş olalım tüm dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynı mücadeleyi vermekte kararlıyız. Bunun adı Türkiye modelidir. Başka bir yerde insani değerler üzerinde bina edilmiş böylesine samimi bir demokrasi, adil bir kalkınma hedefi, köklü bir hak ve adalet ideali bulamazsınız. İnşallah 2053 vizyonumuzu işte bu model üzerinde inşa edeceğiz.”

“GECE GÜNDÜZ MİLLETİMİZLE BİRLİKTE OLACAĞIZ”

“AK Parti demek, bir yandan günlük işleyişi yürütür ve sorunları çözerken diğer yandan da böylesine kapsamlı ve köklü tasavvurların peşinde koşmak demektir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Partimiz bu çizgiden ne kadar uzaklaşırsa o derece sığlaşır. Bu sığlık da beraberinde önce milletten kopmayı, ardından milletin desteğini kaybetmeyi getirir. Ülkemizde bir kesim, kendileri böyle fiziki icraat ve zihni derinlik sahibi olmadıkları için ısrarla bizi kendi sığ suların çekmeye çalışıyor. Hamdolsun 19 yıldır bu tuzağa düşmedik, hep kendi vizyonumuzun, kendi gündemimizin ve kendi projelerimizin peşinden gittik. Bugün de, yarın da aynısını yapacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Karşılarındaki zihniyetin çapsızlığını anlamak için sadece son dönemde terör örgütlerine, sınırlara yönelik tacizlere, hava ve deniz haklarını koruma gayretlerine karşı verilen tepkiye bakmanın yeterli olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ne diyorlar? ‘Türkiye niye Suriye’de?’ diyorlar, ‘Türkiye niye Libya’da?’ diyorlar, ‘Türkiye niye Doğu Akdeniz’de?’ diyorlar, ‘Türkiye niye Afrika’da?’ diyorlar, ‘Türkiye niye Balkanlar’da, Kafkasya’da ve Orta Asya’da?’ diyorlar. Velhasıl ‘Türkiye bunca mücadeleyi niye veriyor?’ diyorlar. Peki, onların haklı olabileceğini varsayarak, soruları tersinden sorarak, Türkiye bu mücadeleleri vermezse ne olacağı üzerine gelin hep birlikte mantık yürütelim. Mesela, Türkiye tamamen çekilirse Suriye bir anda barışa, huzura ve özgürlüğe mi kavuşur? Mesela Türkiye orada kurulan tezgahı görmezden gelirse ertesi gün Kuzey Irak tüm teröristlerden mi temizlenir? Mesela Türkiye yaşananlara sırtını dönerse Libya’da darbeciler köşelerine çekilip ülkenin yönetimini meşru iradeye mi bırakır. Mesela, Türkiye her şeyden vazgeçerse, Fransa, başındaki kifayetsiz muhterisin yol açtığı savrulmalardan kurtulup sağduyulu bir siyasete mi yönelir? Mesela, Avrupa Birliği, Türkiye tüm haklarından feragat ederse uzunca bir zamandır ülkemize karşı uyguladığı çifte standardı terk edip bize verdiği sözleri tutmaya mı başlayacak? Mesela, böyle bir durumda bölgede hesabı olan devletler her şeyi bir kenara bırakarak çekip gidecekler mi? Mesela, sürekli ülkemize ekonomik tuzaklar kurmak için çabalayanlar pişman olup bize destek mi verecekler? Şayet bu soruların hepsine gerçekçi ve samimi bir evet cevabı verilebilirse, izlediğimiz politikayı gözden geçirmek de üzerimize vacip hâle gelir. Küçük bir kesim dışında Türkiye, özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde bu sorulara aklı başında olup da ‘evet’ cevabı verebilecek kimseyi görmedim, duymadım, tanımıyorum.”

Milletin desteğiyle ülke için doğrusu, hayırlısı ve iyisi neyse onu yapmaya devam edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teşkilatlarımızın, yaptıklarımızı ve hedeflerimizi halkımıza çok iyi anlatması bu bakımdan önemlidir. Bizim eksik bıraktığımız her yerin, yalan ve yanlış, fitne odakları tarafından doldurulması kaçınılmazdır. Bunun için gece gündüz milletimizle birlikte olacağız, ona kendimizi ifade edeceğiz ve vizyonumuzu paylaşacağız” dedi.

Koç Ailesi’nin acı günü! Suna Kıraç hayatını kaybetti 0 8136

Cumhuriyetimizin değerleriyle yetişmiş, gerek iş gerekse toplumsal hayatta başardıklarıyla Ülkemizin sanayi, eğitim, kültür ve sanat alanlarında gelişmesine önemli katkılar sunan, Koç Holdingin kuruluş yıllarından 2010’a kadar çeşitli liderlik görevleri üstlenen, Koç Üniversitesi, Koç Okulu ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın kuruluşuna öncülük eden Sayın Suna Kıraç’ı kaybetmenin büyük üzüntüsü içindeyiz.

Sayın Suna Kıraç’ı emanet ettiği değerlere bağlı kalarak, ilham veren, vizyoner ve öncü kişiliği ile her zaman hatırlayacağız ve unutmayacağız.

Suna KIRAÇ Kimdir ?
3 Haziran 1941, Ankara ‘da dünyaya gelen Suna KIRAÇ ,öğrenim yılları İstanbul’ da Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ni ve ardından da Boğaziçi Üniversitesi Bankacılık ve Finansman bölümünü bitirdi.

Suna Kıraç, 1999’da, üstün yöneticilik ve liderlik vasıfları ile Koç Holding’e, iş dünyasına ve Türk çocuklarının eğitimine katkılarından dolayı London Business School tarafından “Onur Üyeliği”ne layık görülmüştür.

İstanbul’a dünya çapında bir oditoryum ve kültür merkezi kazandırmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Suna Kıraç’ın 2006 yılında yayımlanan, tüm geliri TEGV’na bağışlanan ve editörlüğünü Rıdvan Akar’ın yaptığı Ömrümden Uzun İdeallerim Var adlı kitabı 100.000’in üstünde sattı ve yılın en çok satan kitaplarından biri oldu.

1997 T.C. Bakanlar Kurulu’nun 23 Eylül 1997 tarihli kararı ile Türkiye’de eğitim, sağlık ve sosyal hizmet alanlarında yaptıkları katkılar dolayısıyla 27 Ekim 1997 günü T.C. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile ödüllendirildi.2009 İnan Kıraç’la beraber Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü katkılarıyla İstanbul Turizm Onur Ödülünü aldı.
Suna Kıraç 15 Eylül 2020’de 79 yaşında İstanbul’da hayata gözlerini yumdu.

Enerji petrol medya ailesi olarak; Koç ve Kıraç ailesine taziyelerimizi sunarken , Suna KIRAÇ ‘ a Allah dan rahmet diliyoruz. Mekanı cennet olsun