Cumhurbaşkanı Erdoğan, Geleneksel Büyükelçiler İftarı‘nda konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, Geleneksel Büyükelçiler İftarı‘nda konuştu için yorumlar kapalı 537

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genel Merkez’de düzenlenen Geleneksel Büyükelçiler İftarı’na katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Nasıl dünyanın 31 ülkesindeki 450 nükleer santral bizim için tehdit değilse, çok sıkı denetlendiği sürece başkalarınınki de tehdit oluşturmayacaktır. Ülkemiz ve bölgemiz için asıl tehdit nükleer silahlardır. Ortadoğu öncelikle bu silahlardan temizlenmelidir, daha ileri gidiyorum tüm dünya nükleer silahlardan temizlenmelidir.” dedi.

Erdoğan, Genel Merkez’de düzenlenen Geleneksel Büyükelçiler İftarı’nda yaptığı konuşmaya, tüm katılımcıları selamlayarak başladı.

Ramazan ayının tüm insanlık için barışa, huzura ve esenliğe vesile olmasını dileyen Erdoğan, ramazanın yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazanın yoksul, garip, mazlum ve mağdurların sevindiği, sevindirildiği bir ay olduğuna işaret ederek, iftar sofrasının, bütün statülerin anlamını yitirdiği, herkesin Hak katında eşitlendiği bir muhabbet sofrası olduğunu ifade etti.

Oruç ibadetinin bir süre aç ve susuz kalmanın ötesinde kendileri için nefis terbiyesinin, bu dünyadaki var oluş gayelerini sorgulamanın aracı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Müslümanlar olarak her ramazan ayında murakabe, muhasebe ve tefekkürle insani taraflarımızı tekrar keşfediyor, kendi iç dünyamızı yeniliyor, kul olmanın şuuruna varıyoruz.” diye konuştu.

Geleneksel hale getirdikleri iftar buluşmasını, ramazan ayının manasına ve ihtiva ettiği değerlere her zamankinden fazla muhtaç oldukları bir zaman diliminde gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, “Rabbim hepimize ramazanın ruhuna uygun bir şekilde bu ayı idrak etmeyi, bu mukaddes günlerden istifade etmeyi nasip eylesin diyorum.” ifadesini kullandı.

“KİMSE KENDİNİ TAM ANLAMDA GÜVENDE HİSSEDEMİYOR”

Erdoğan, dünyanın zorlu ve sancılı bir süreçten geçtiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Karşı karşıya olduğumuz sorunlar sadece belirli bir bölge için değil, küresel anlamda herkes için farklı düzeylerde de olsa tehditler arz ediyor. Terör, şiddet, ırkçılık, ayrımcılık, açlık, yoksulluk, düzensiz göç, insani krizler, doğal felaketler tüm insanlığı büyük sınamalarla karşı karşıya bırakıyor. Dünyanın neresinde olursa olsun hiç kimse kendini tam anlamda güvende hissedemiyor. Geleceğe dönük umutlar bilhassa gerilim, fakirlik ve kaosun hakim olduğu ülkelerde giderek yok oluyor. Belirsizlik ve güvensizlik uluslararası sistemin adeta alameti farikası, yani belirleyici niteliği haline geldi.”

Dünyanın adeta kendi içinde hastalıklarla kıvranan, ızdırap çeken dev bir organizmaya dönüştüğünü dile getiren Erdoğan, “Biz ise tüm insanlık olarak sosyal, siyasal ve beşeri hayatımızı giderek daha fazla saran bu hastalıklara şifa bulmakta yeterli başarıyı halen gösteremiyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel anlamda barış ve istikrarın anahtarının diplomasi olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Dünyadaki mevcut krizleri çözmenin, yenilerinin de önüne geçmenin yolu öncelikle diplomasiden geçiyor. Fakat son dönemde krizlere çözüm vasıtası olarak diplomasinin ciddi anlamda erozyona uğradığını, uğratıldığını görüyoruz. Diplomasinin imkanlarına daha çok başvurmamız gereken bir dönemde ne yazık ki bunlardan yeterince istifade edemiyoruz. Diplomasinin ikili ve çok taraflı sorunları çözmeye, iş birliği ve diyaloğu geliştirmeye, dünyamızı herkese veya herkes için daha yaşanılır bir yer kılmaya dönük araçlarını etkin şekilde kullanamıyoruz.

Yakın coğrafyamız başta olmak üzere maalesef bu yetersizliğin pek çok acı örneği vardır. Mesela Rum tarafının kaprisleri sebebiyle Kıbrıs sorununda bir türlü mesafe alınamıyor, Filistin meselesi giderek daha çok masum insanın hayatını kaybettiği bir trajediye dönüşüyor, 7 yıldır 13 milyon Suriyeli’yi evinden eden, 1 milyondan fazla insanın hayatına mal olan Suriye krizinde çözüm yolları birileri tarafından hep tıkanıyor. Yemen’de devam eden kaos, Libya’daki sıkıntılar, Ukrayna’daki malum durum diğer örneklerdir.”

“MASUM İNSANLAR BEDEL ÖDEMEYE DEVAM EDİYOR”

Tüm bu krizlerde yeterli irade gösterilmediği ve diplomatik çabalar sabote edildiği için masum insanların bedel ödemeye devam ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Diplomasiyi kullanmama, özellikle bu sorundan çok daha büyüğü çok uzun uğraşlar sonucu elde edilen diplomatik kazanımların dinamitlenmesi sorunudur. Özellikle popülist kaygılarla hareket eden kimi politikacıların bu konuda züccaciye dükkanına giren fil misali hareket ettiğini görüyoruz. Yerleşik teamüller ve uluslararası hukuk ayaklar altına alınırken bölgesel barışın dinamosu olan çok taraflı anlaşmalar bir çırpıda rafa kaldırılabiliyor. Irkçı, göçmen karşıtı, İslam düşmanı, çatışmacı ve aşırı sağcı akımların siyaset üzerindeki baskıları ve talepleri ise bu ateşe adeta benzin döküyor.”

Popülizm eksenli iç ve dış politikanın Batılı devletler başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesini giderek daha fazla esir aldığını dile getiren Erdoğan, “Özellikle küresel barışa zarar veren bu yıkıcı dış politika anlayışının tezahürlerinden biri de İran Nükleer Anlaşması ve Kudüs meselesinde atılan adımlardır.” diye konuştu.

Katılımcıların Türkiye’nin nükleer enerji ve nükleer silahlar konusundaki tavrını yakından izlediğini belirten Erdoğan, “Enerji açığı olan bir ülke olarak biz nükleer enerjiden barışçıl amaçlarla faydalanılmasını sonuna kadar savunuyoruz. Her ülkenin buna hakkı olduğunu düşünüyoruz. Enerji ihtiyacını bu yoldan karşılamak isteyen ülkelerin hakkına da herkesin saygı göstermesi gerektiğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Rusya Federasyonu ile geçen ay inşasına başladıkları Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin Türkiye’nin artan enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayacağını vurgulayan Erdoğan, Türkiye’yi nükleer enerji konusunda bir üst lige taşıyacak bu önemli santralin ilk reaktörünü Cumhuriyet’in 100’üncü yılı olan 2023 yılında hizmete alacaklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Nasıl dünyanın 31 ülkesindeki 450 nükleer santral bizim için tehdit değilse, çok sıkı denetlendiği sürece başkalarınınki de tehdit oluşturmayacaktır. Ülkemiz ve bölgemiz için asıl tehdit nükleer silahlardır. Ortadoğu öncelikle bu silahlardan temizlenmelidir, daha ileri gidiyorum tüm dünya nükleer silahlardan temizlenmelidir.

Kendi ellerinde 15 bini aşkın nükleer başlıklı silah bulunduranlar şu anda dünyayı tehdit etmektedirler. Onlar rahatlıkla bunu kullanırken farklı ülkelerde nükleer başlıklı silahı olanlar, onlar için niye tehdit oluşturuyor. Eğer adil davranacaksak, adil yaklaşım göstereceksek o zaman nükleer silaha sahip olduğu bilinen ülkelerin nükleer güç santrallerini tehdit olarak göstermesinin dünya kamuoyunda hiçbir inandırıcılığı yoktur. Biz Türkiye olarak İran nükleer meselesi dahil, hal yoluna koyulmuş krizlerin yeniden köpürtülmesini kabul etmiyoruz. Amerikan yönetiminin kararı karşısında diğer imzacı ülkelerin anlaşmaya bağlılıklarını ifade etmelerini de son derece olumlu buluyoruz.”

ABD yönetiminin uluslararası hukuku, teamülleri, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BMGK kararlarını çiğneyerek 14 Mayıs’ta attığı adımın 62 Filistinlinin şehit olmasına, 2 bin 700 Filistinlinin yaralanmasına neden olduğunu belirten Erdoğan, “Bir kez daha işgale karşı demokratik haklarını kullanırken İsrail’in devlet terörüne kurban verdiğimiz Filistinli şehitlere Allah’tan rahmet diliyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaralanan Filistinlilere şifa dileyerek, şöyle devam etti:

“İsrail yönetiminin ‘terörist’ diye yaftaladığı Filistinli şehitler arasında 8 aylık bebekler, kadınlar, gençler, tekerlekli sandalyedeki engelliler de bulunuyor. Attığı son provokatif adımla Amerikan yönetimi İsrail’in katliamlarına da ortak olmuştur. Açık söylüyorum, ABD’nin eline Filistinli çocukların kanı bulaşmıştır. Analarının kucağında katledilen bebeklerin utancı, o bebeklere kurşun sıkma alçaklığı gösterenlerle beraber bu katillere suç işleme cesareti verenlerin de yüzüne yapışmıştır. Amerikan yönetiminin bundan sonra demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve barış konusunda söyleyeceği sözlerin hiçbir kıymetiharbiyesi olmayacaktır. Bebek katillerinin sırtını sıvazlayan bir anlayışın demokrasinden bahsetmesi tam bir oksimoronluk örneğidir, kendi kendiyle çelişki örneğidir. Uluslararası hukuku hiçe sayan bir zihniyetin başkalarına hukuk telkin etmesi ise pişkinliktir, yüzsüzlüktür.”

İSTANBUL’DAKİ OLAĞANÜSTÜ İSLAM ZİRVESİ

Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı sıfatıyla gerek ABD’nin kararı gerekse İsrail’in işlediği katliama karşı tepkisini açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Erdoğan, Filistinlilerle dayanışmanın gösterilmesi için üç günlük ulusal yas ilan edildiğini hatırlattı.

Yaralı Filistinlilerin tedavisi için Kızılay, AFAD ve TİKA gibi sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmaların başlatıldığını, İsrail saldırılarından etkilenen Filistinlilere yardım için sahadan tedarik yöntemiyle acil insani yardımların ulaştırıldığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin Washington ve Tel Aviv büyükelçilerinin istişare için çağrıldığını ifade etti. Türkiye’nin zirve dönem başkanı olarak İslam İşbirliği Teşkilatını acil toplantıya çağırdığına dikkati çeken Erdoğan, söz konusu çağrıdan 72 saat sonra 50 ülkenin katılımıyla 18 Mayıs Cuma günü İstanbul’da olağanüstü İslam Zirvesi gerçekleştirildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede kabul edilen bildiriyle uluslararası barış gücü gönderme yolu dahil, Filistin halkına uluslararası koruma sağlanması, işlenen suç ve cinayetlerin soruşturulması, tüm ülkelerce Filistin Devleti’nin resmen tanınması çağrılarında bulunulduğunu bildirdi. Erdoğan, Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan eden ülkelere karşı yürürlüğe konulabilecek önlemlerin de ele alındığını dile getirdi.

Zirveye katılarak Türkiye ile birlikte insani duruş sergileyenlere şükranlarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu zirve İslam dünyasının Kudüs meselesindeki hassasiyetini çok açık, net ortaya koymuştur. Kudüs-ü Şerif üzerindeki haklarımızdan taviz vermemekte kararlıyız. İlk kıblemizi, on yıllardır kan, gözyaşı ve işgalden beslenen bir devletin insafına asla terk etmeyeceğiz. Biz özellikle Harem-i Şerif’i, Kudsi Şerif’i çok farklı tanımış, anlamış bir ümmetiz, milletiz. Orada o kapı, sadece belli bir dinin mensuplarının girip çıktığı bir kapı değil, o tamamıyla İbrahim dininin, İbrahim milletinin mensuplarının rahatlıkla girebileceği bir kapı olarak inanılmış ve böyle açılmıştır. Şimdiyse ne yazık ki siyonistler bu kapıyı sadece kendi kapıları olarak telakki ediyor ve burada Müslümanların ibadetlerine mani, engel olmaya kalkıyorlar. Filistin’de yaşanan son gelişmeleri yine Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna götüreceğiz, Genel Kurulda da eminim ki tüm İslam ülkelerinin ve vicdan sahiplerinin desteğini alacağız. Kudüs üç semavi dinin mensupları için de barış, huzur ve eman yurdu olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de devletlerini temsilen bulunan büyükelçilerin de bu kutlu mücadeleye verecekleri desteğe olan inancını da ifade etti.

“ÇİFTE STANDART HALEN DEVAM ETTİĞİNİ ÜZÜLEREK SÖYLEMEK DURUMUNDAYIM”

Terör örgütlerine karşı tavizsiz mücadelenin önemine değinen Erdoğan, “PKK ve onun Suriye kolu PYD/YPG, DEAŞ, El Kaide el önemlisi yeni nesil hibrit bir terör örgütü olan FETÖ ile kararlılıkla bir mücadele yürütüyoruz ancak uluslararası alanda terör konusunda çifte standartın halen devam ettiğini üzülerek söylemek durumundayım.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEAŞ’e karşı yükselen seslerin PKK ve türevleriyle FETÖ söz konusu olduğunda sus pus kesildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Hatta PYD/YPG konusunda tavırlar örgütün adeta daha fazla zulüm ve baskı yapması için destek beyanına dönüşüyor. Ayrıca PKK paçavraları yıllardır batı ülkelerinde serbestçe kullanılabiliyor. Terörist başının paçavraları aynı şekilde kullanılabiliyor. Örgüt baskı ve tehditle para topluyor. Mensupları başkentlerin en merkezi meydanlarında terör propogandalarını rahatça yapabiliyor. Benzeri bir durum FETÖ için de geçerlidir.”

Meclisi bombalayan, demokrasiyi yok etmek için kan döken canilerin, bugün dünyanın pek çok ülkesinde ellerini kollarını sallayarak gezebildiğine dikkati çeken Erdoğan, Avrupa’da daha önce PKK’lı DHKP-C’li teröristlere tanınan siyasi sığınma hakkının, FETÖ’cü alçaklar için seferber edildiğini söyledi.

Erdoğan, “Avrupa’nın birçok ülkesi, eli masum kanına bulaşmış katiller için adaletten kaçabilecekleri güvenli limanlara dönüştü. Terör örgütleri karşısında böyle ikircikli bir tutum sergiledikçe kimse kusura bakmasın terörle mücadelede bir arpa boyu yol alınması mümkün değildir. Öncelikle teröriste terörist demeyi bilmek, sonra da onlara karşı el birliğiyle mücadele etmek şarttır. Bu vahim tablo karşısında Türkiye, bekasına yönelik tehditleri kaynağında bertaraf etmek için kendi önlemlerini almaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl Fırat Kalkanı Harekatı bu yıl da Zeytin Dalı Harekatı ile toplamda 4 bin kilometrekarelik alanının teröristlerden temizlendiğini ifade etti.

Bu harekatlar sırasında 3 bin DEAŞ’lı, 4500 civarında da PKK/YPG’linin etkisiz hale getirildiğini belirten Erdoğan, etkisiz hale getirilen YPG’liler arasında bir kısmı Avrupa olmak üzere farklı ülkelerden gelen yabancı teröristlerin de bulunduğunu kaydetti.

Bununla birlikte her iki harekat sırasında da çok ciddi karalama kampanyalarına maruz kalındığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir merkezden yönetilmişçesine ülkemiz hakkında olmadık iftiralar atıldı, akla ziyan yalanlar söylendi. Pek çok sözüm ona itibarlı uluslararası basın yayın kuruluşu terör örgütünün yalanlarını sayfalarına, manşetlerine, televizyon ekranlarına taşıdı. Oysa müttefiklerimizin DEAŞ’tan kurtardığı Rakka ile bizim YPG’den temizlediğimiz Afrin’in fotoğraflarını yan yana koymak bile gerçeği görmek için kafiydi. Terör örgütünden alınan Rakka hayalet şehre dönerken Türkiye’nin kurtardığı Afrin’de, insanlar hemen ertesi gün normal hayatlarına devam ettiler. Cerablus, El Rai, El Bab bölgesine bütün geri dönen Suriyeli mültecilerin sayısı şu anda 160 bini aşmış durumda. Halihazırda Afrin’e de çok sayıda Suriyeli dönmeye devam ediyor.”

“HERKES İÇİN BARIŞ, ADALET, REFAH VE KALKINMA İSTİYORUZ”

Erdoğan, 24 Haziran’da Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nin yapılacağını hatırlatarak, bu seçimlerle kriz ve kaos üreten mevcut yapının terk edilerek, istikrarı ve milli iradenin üstünlüğünü garanti edecek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçileceğini söyledi.

16 yıldır iktidarda olan bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak yeni yönetim modelini, en büyük reformlardan biri olarak gördüğünü aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

“16 yıldır kurucu değerlerimizden ve bizi biz yapan hasletlerden asla sapmadık. 2001 yılı ağustos ayında partimizi kurarken neyi savunuyorsak bugün de aynı ideali, davayı savunuyoruz. Bizim en büyük arzumuz Türkiye’yi demokraside, özgürlüklerde, ekonomide özellikle de demokraside ve diğer alanlarda muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşımaktır, ülkemizi güçlendirirken aynı zamanda dost ve kardeşlerimizin de ihtiyaç durumlarında yardımlarına koşmaktır. Biz paylaşmanın, dayanışmanın özellikle bereketine inanan bir medeniyetin temsilcileriyiz. Biz sadece birileri gibi kendine demokrat, kendine özgü bir ülke değiliz. Asla da böyle olmayacağız. Biz komşularımız başta olmak üzere herkes için barış, adalet, refah ve kalkınma istiyoruz.”

“ERDEM, İRADE VE CESARETLE TÜRKİYE’Yİ ŞAHLANDIRACAĞIZ”

Geçen hafta açıklanan seçim manifestosunda yeni döneme dair taahhütlerin ve vizyonun herkese ilan edildiğini anımsatan Erdoğan, ekonomide, özgürlüklerde, adalette, sağlıkta, dış politikada nasıl bir Türkiye tasavvurları olduğunu kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi.

AK Parti olarak bugüne kadar söz veren, seçimlerden sonra sözlerinin üzerine yatan bir siyasi hareket olmadıklarını anlatan Erdoğan, siyasi hayatlarının millete taahhüt ettiklerinin gerçekleştirilmesinin mücadelesiyle geçtiğini ifade etti.

Erdoğan, yeni dönemde de erdem, irade ve cesaretle Türkiye’yi şahlandıracaklarını belirterek, 24 Haziran’da milletin teveccühüyle ülkeyi yepyeni ufuklara taşıyacaklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükelçilere, “Sizin gibi dostlarımızın katkılarıyla da daha adil, huzur dolu, müreffeh bir dünyanın inşası için çaba göstereceğiz.” diye seslendi.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilecik’te Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilecik’te Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti için yorumlar kapalı 99868

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazını Bilecik Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Camii’nde kıldı. Namazın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti.

Ertuğrul Gazi Türbesi Saygı Nöbeti timindeki alpları selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımı’nın gösterisini de izledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ziyaretinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da eşlik etti.

Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kâğıthane-İstanbul Havalimanı metro hattının açılışını yaptı Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kâğıthane-İstanbul Havalimanı metro hattının açılışını yaptı için yorumlar kapalı 111218

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kâğıthane Yeni Meydan’da gerçekleştirilen İstanbul Kâğıthane-Göktürk-İstanbul Havalimanı metro hattının açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’a tarihî öneme sahip yeni bir eser kazandırmanın heyecanını, mutluluğunu ve gururunu yaşadığını söyledi.

Kâğıthane istasyonundan başlayıp İstanbul Havalimanı’na kadar uzanan 34 kilometre uzunluğundaki sekiz istasyonlu metro hattının İstanbul’a ve ülkeye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Günde 800 bin yolcu kapasiteli bu metro hattı sayesinde Kâğıthane’den İstanbul Havalimanı’na 24 dakikada ulaşılabilecek. Metro hattımızı söz verdiğimiz şekilde İstanbul’un hizmetine bir an önce sunabilmek için aynı anda 10 tünel delme makinesi birden kullandık. Kendi içinde pek çok rekora imza atılan metromuzun inşaat süreci, yerli ve millî mühendislik başarılarıyla dopdolu, gurur verici bir eserin ülkemize kazandırılması hikâyesidir. TRT’mizin belgeselleştirdiği bu hikâyeyi akşam ekranlardan seyredebilirsiniz. Bundan 3 yıl önce ilk kaynak törenine, birkaç ay sonra tünelin Gayrettepe’ye ulaşma sevincine, yaklaşık 1,5 yıl önce ilk tek sürüşüne şahitlik ettiğimiz metromuzu bugün hizmete veriyoruz.”

“TÜRKİYE METRO HATTI İNŞASINDAKİ GÜCÜNÜ VE KABİLİYETİNİ TÜM DÜNYAYA İSPATLAMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmete alınan metro hattını Kâğıthane’de Mahmutbey metrosuyla entegre ettiklerine dikkati çekerek, birkaç ay içinde bu hattı Zincirlikuyu metrobüs durağıyla da birleştireceklerini ifade etti.

Hızlı tren konforuyla işleyecek bu metronun sinyalizasyon sisteminin TÜBİTAK işbirliğiyle ASELSAN tarafından gerçekleştirildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Metroda çalışacak yerli tasarım ve üretim araçları da yine yerli bataryayla görev yapacak. Türkiye bu projeyle metro hattı inşasındaki gücünü ve kabiliyetini tüm dünyaya ispatlamıştır. Aynı şekilde İstanbul Havalimanı’ndan başlayıp Arnavutköy’den Halkalı’ya inecek metro hattı projemizdeki çalışmalar da süratle devam ediyor. Bunların yanında Bakırköy-Bağcılar, Başakşehir-Kayaşehir, Kazlıçeşme-Sirkeci, Altunizade-Bosna Bulvarı hatlarındaki çalışmalarımız sürüyor. Tüm bu projeleri tamamladığımızda İstanbul’un raylı sistem ağını 380 kilometrenin üzerine çıkarmış olacağız. İstanbul’da ilk metro hattının işletmeye açıldığı 1989 yılından sonra en büyük projeler bizim dönemimizde başladı ve sonrasında devam ettik. Son yıllarda devreye giren metro hatlarının da neredeyse tamamı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızca inşa edilen projelerdir. Hâlen çoğunluğu yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız tarafından yürütülen projeleriyle İstanbul, dünyada en fazla raylı sistem inşası yapılan şehirlerarasında ilk sırada bulunuyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, metro hatlarının hızlandırılması ve yaygınlaştırılması konusunda gayretlerini asla unutamayacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2017 yılında hizmete giren Üsküdar-Çekmeköy sürücüsüz metro hattının bu alanda Avrupa’nın en büyük, dünyanın üçüncü büyük kapasiteli projesi seçildiğini belirterek, “Üstelik İstanbul’da bunun gibi 10 ayrı sürücüsüz metro hattı bulunuyor. Gerçi ülkemizde siyaset yapan birilerinin ne İstanbul’dan ne İstanbul’un sahibi olduğu altyapıdan ne de teknolojinin geldiği seviyeden haberleri var. Kâğıthane’ye ‘Kâğıttepe’ diyenlerden, Paris’i bildikleri kadar İstanbul’u bilmeyenlerden fazla bir şey de beklemiyoruz. Bunlar Türkiye’yi de İstanbul’umuzu da tanımıyorlar, bilmiyorlar. Kendi ülkelerinde adeta yabancı bir turist gibi yaşıyorlar. Ama onların bu cehaleti, hakikatleri ortadan kaldırmıyor. Onların bu trajikomik hâlleri bizi asla rehavete sevk etmiyor. Biz onlara rağmen İstanbul’un trafik sorununu raylı sistemlerle çözme sözümüzü adım adım yerine getiriyoruz” diye konuştu.

“ÖNEMLİ PROJELERİMİZİN MERKEZİNE HEP İSTANBUL’U YERLEŞTİRDİK”

Kâğıthane-İstanbul Havalimanı metro inşaatında emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İstanbul’a belediye başkanı olduğumuzda ‘Ne kandıranlardan ne kandırılanlardan olacağız’ demiştik. Hatırlıyorsunuz değil mi? Sevdamız, aşkımız, gönül tahtımızın sultanı, efsunlu güzelliklerin şehri aziz İstanbul’a karşı her zaman samimi olduk, hasbi olduk, harbi olduk. Fatih’in emaneti, bu mübarek şehre karşı mahcup olmaktansa, değil siyasette fedakârlık yapmayı, gerekiyorsa can vermeyi tercih ederiz. Rabbimden, bize de üstat gibi ‘O manayı bul da bul. İlle İstanbul’da bul’ demeyi hep temenni ediyoruz. Yine üstadın ifadesiyle ‘Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar. Güleni şöyle dursun ağlayanı bahtiyar’.”

İstanbul’u her alanda hak ettiği seviyeye çıkarmak için başbakan ve cumhurbaşkanı olarak gece gündüz çalıştığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimin sorumluluğunda olduğuna bakmadan bu şehrin her meselesiyle yakından ilgilendiklerini, her projesini takip ettiklerini ve her sıkıntısına çözüm aradıklarını dile getirdi.

Millî iradenin üstünlüğüne olan saygıları gereği hangi belediyenin kimde olduğuna bakmadan, şehrin tamamına hizmet verecek eserleri birer birer hayata geçirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul konumu ve sahip olduğu potansiyeliyle Türkiye’nin en kıymetli hazinesi, en bereketli kaynağı, en dinamik şehridir. Ülkenin ortak değeri olan bu şehri her türlü mülahazanın ötesinde söylüyorum, kimsenin insafına bırakamayız. Bunun için hükûmetlerimiz döneminde önemli projelerimizin merkezine hep İstanbul’a yerleştirdik. Eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşımdan tarıma, diplomasiye, bütün bu adımları kültür sanatta kararlılıkta attık” açıklamasında bulundu.

“İSTANBUL’U, TÜRKİYE YÜZYILI’NA HAZIRLAYACAK YATIRIMLAR YAPTIK”

İstanbul’u, Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak yatırımlar yaptıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehrin çok eskilere dayanan yapısal sorunlarını, önümüze çıkardığı zorlukları birer birer aşarak yolumuza devam ettik” sözlerini sarf etti.

Deprem başta olmak üzere tüm afetlere hazırlık için kapsamlı adımlar attıklarını, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla hem İstanbullunun haklarını gözetecek hem şehrin geleceğini inşa edecek projeler yürüttüklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, raylı sistem öncelikli ulaşım projeleriyle şehri kilitlenip kalmaktan kurtardıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yandan Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’yle, diğer yandan İstanbul-İzmir Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü’yle şehre yeni nefes kanalları açtıklarını aktardı.

Asrın projesi olan Marmaray ve Avrasya Tüneli’yle başlattıkları ulaşım atılımlarını kesintisiz sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kardeşlerim, bunlar Boğaz’ın altından Marmaray’ı geçirebilirler miydi ya? Bir tanesi ne diyor? ‘Bunda diyor sürücü yok mu?’ Biz zaten 10 adet sürücüsüz metro adımını attık, ama bunların haberi yok. Ne diyor birisi de? ‘Bunları galiba Paris’te filan yapmışlar’ diyor. İstanbul’la Paris’in mukayesesini yapıyor. Paris’te metroda damdan sular akıyor sular. Bizimkiler pırıl pırıl, tertemiz. Haberleri yok” dedi.

Şehrin içindeki tıkanma noktalarını belirleyerek her biri için ayrı çözümler ürettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hayata geçirdiğimiz her çalışmada sadece bugünkü ihtiyaçları değil, şehrin geleceğini de göz önünde bulundurduk. Havalimanının Yeşilköy’den bugünkü bulunduğu yere taşınması da bu kapsamda attığımız adımlardan biridir. Devletimizin kasasından 1 kuruş çıkmadan yapılan İstanbul Havalimanı bugün Avrupa’nın en yoğun, dünyanın en iyi havalimanları arasında ilk sırada yer alıyor. Bay Kemal ne diyor? ‘Bize 1 kuruşsuz yaptığınız bu yatırımları anlatın’ diyor. Ya neyi anlatacağız? Ya biz ne diyoruz? Bak PPP. Yani Kamu-Özel İşbirliği yatırımıdır bunlar. Buna millî bütçeden bir kuruş vermeden biz bu yatırımları yaptık, yapıyoruz, yapacağız. İGA’yı böyle yaptık. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü böyle yaptık. Osmangazi Köprüsü’nü böyle yaptık. Ama siz bunları öğrenene kadar çok zamanlar geçecek. Bunlara bol bol fırın ekmek yedirmek lazım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan metro hattıyla havalimanına hızlı ve kolay ulaşım ihtiyacının karşılanacağını kaydederek, “Hâlen inşası süren metro hatlarını da devreye aldığımızda İstanbul’un raylı sistemlerle ulaşılamayan hiçbir köşesi kalmıyor. Böylece İstanbul büyüklüğündeki bir dünya şehrinin sürdürülebilirliği için hayati öneme sahip bir eksiğini daha gidermiş oluyoruz. Dünyanın turizm, ulaşım, finans, kültür, sanat, spor, eğitim, sağlık merkezi olma yolunda hızla ilerleyen İstanbul için aşkla çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah Kanal İstanbul Projesi ile şehrimize yeni bir soluk borusu daha açarak, hem boğazın yükünü hafifletecek hem İstanbul’un marka değerini yükselteceğiz” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediye başkanlığı görevine geldiği 1994 yılından beri İstanbul için attıkları her adıma, başlattıkları her projeye yapılan itirazlara dikkati çekerek, “Eğer biz bunlara kulak vermiş olsaydık, bugün İstanbul Marmaray’sız Avrasya’sız, Yavuz Sultan Selim’siz, Osmangazi’siz, metrosuz, yolsuz, susuz bir şehir olarak kalacaktı” diye konuştu.

Belediye başkanı olarak 1994 yılında İstanbul’da göreve geldiği yıllara işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İstanbul’un suyu var mıydı? Kimden devralmıştık? CHP’den. Çöp dağları var mıydı? Suyu, 110 kilometreden dağları delerek İstanbul’a getirdik. Nereden? Istranca Dağları’ndan. Çöpleri kaldırdık mı? Kaldırdık. CHP nedir? Çöp demektir. Çöp, çukur, çamur. Ve hatırlayın, Ümraniye çöplüğündeki patlamayı, 39 vatandaşımız orada öldü. Hâlâ bir CHP konuşuyor. Neyi konuşuyorsun? Ve bütün bunlarla beraber her ne yaptıysak İstanbul’u çirkin binalara ve yetersiz altyapıya mahkûm etmek isteyenlere rağmen yaptık. Kanal İstanbul’u da inşallah bu şekilde hayata geçireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 20 yılda Türkiye’nin diğer 80 vilayetiyle birlikte İstanbul’a kazandırdıkları her eseri ve hizmeti Türkiye Yüzyılı’nın önsözü, girizgâhı, altyapısı olarak gördüklerini belirterek, bu güçlü altyapının üzerinde Cumhuriyet’in yeni yüzyılını, Türkiye Yüzyılı hâline dönüştürmek istediklerini anlattı.

Ülkenin son bir asırda yeni devletin kurulmasının yanında çok ciddi inişler çıkışlar da yaşadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbelerin, vesayetin, terörün, siyasi ve ekonomik krizlerin, sosyal gerilimlerin ve hatta çatışmaların hiçbirinin kendi tabii mecrasında ortaya çıkmadığına inanıyoruz. Bunların her biri, ülkemizin kalkınmasını, gelişmesini, büyümesini durdurmak, en azından yavaşlatmak için hazırlanan senaryoların birer parçasıydı. Maalesef her dönem ülkemiz içinden birileri de bu senaryolara gönüllü şekilde veya farkında olmadan alet edilmiştir. Milletimizin iradesini temsil görevi verdiği siyasetçilerin çoğu da kimi korkusundan, kimi çıkar ortaklarından, kimi kifayetsizliğinden bu gidişe ‘dur’ diyememiştir.”

“VATANIMIZIN BÜTÜNLÜĞÜNE GÖZ DİKENLERE DÜNYAYI DAR ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Adnan Menderes’in 14 Mayıs 1950’de “Yeter söz milletindir” diyerek başlattığı demokrasi devriminin, tarihlerinde ayrı bir yerinin olduğunu anımsatarak, “Her ne kadar sonu idam sehpasına çıkmış olsa da millî iradenin üstünlüğü esasına dayalı bu haykırış, daha sonra pek çok insana da ilham ve cesaret vermiştir. Biz de 20 yıl önce ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımızda ‘yeter söz de karar da milletindir’ diyerek, bu kutlu adımı bir üst basamağa çıkardık” ifadesini kullandı.

Şimdi Türkiye’nin yeni bir seçimin eşiğinde olduğuna vurgu yaparak, son 10 yılda yaşanan olayları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi olaylarından çukur eylemlerine, darbe girişimlerinden terör saldırılarına kadar, sayısız imtihandan geçtiklerini dile getirdi.

Yeni yönetim sistemine geçilen ayın hemen ertesinden başlayarak, ülke ekonomisini mahvetme yolunda birçok adımın atıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama bunu da başaramadılar. Başaramayacaklar. İşte şu anda İngiltere’nin hâli ortada. Fransa’nın hâli ortada. Almanya’nın hâli ortada. Elhamdülillah bizim hâlimiz de ortada. Bu imtihanların hepsinin de üstesinden Allah’ın yardımı ve aziz milletimizin desteğiyle gelmeyi başardık. Milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine halel getirmek isteyenlere izin vermedik. Vatanımızın bütünlüğüne göz dikenlere dünyayı dar ettik. Önünden, arkasından dolanarak, millî iradeyi devre dışı bırakmaya niyetlenenleri hüsrana uğrattık.”

Konuşmasının ardından “Şimdi siz müjde beklersiniz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kâğıthane-İstanbul Havalimanı Metrosu Hattı’nın bir ay boyunca ücretsiz olacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, konuşması sonrasında TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, eski başbakanlardan Tansu Çiller, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve Kâğıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin tarafından hediye verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra aralarında TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, eski başbakanlardan Tansu Çiller, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve bazı milletvekillerinin bulunduğu katılımcılarla açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışın ardından metro istasyonuna indi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada Aşık Veysel İlkokulu öğrencilerinden oluşan Sadabad Korosu’nu dinledi, daha sonra metro ile İstanbul Havalimanı’na hareket etti.