Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak canlı yayında gündeme ilişkin soruları cevapladı Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak canlı yayında gündeme ilişkin soruları cevapladı için yorumlar kapalı 466

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Star TV ve NTV ortak yayınında “Seçim Özel” programında Nazlı Çelik’in sorularını yanıtladı.

Twitter’dan gelen bir mesaj üzerine öğrencilerle sahur yaptığı hatırlatılan Erdoğan, “Bu akşam da sahurda bir sürpriz bekleyelim mi?” sorusuna, “Bekleyin. Onu şimdi açıklamayayım.” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Erken seçime karşı olduğunuzu da biliyoruz. Biz bu seçime neden gidiyoruz?” sorusu üzerine, ana muhalefetin sürekli erken seçim talebinin bulunduğunu, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de böyle bir talebinin olduğunu dile getirdi.

Bahçeli’nin grup toplantısındaki teklifinden haberinin olmadığını ifade eden Erdoğan, “Grup toplantısı yaptığı günün ertesinde benim Sayın Bahçeli ile bir randevum vardı, bize gelecekti, ziyaret edecekti. Bu açıklama da yapılınca, hemen gerek Sayın Başbakan gerek icradan arkadaşlarımla kısa bir görüşme yaptık. Bu görüşmeyle birlikte grup konuşmamda buna değinmememe rağmen, ‘Bu adımı artık atalım.’ dedik. Hemen arkadaşlarla görüşmeyi yapıp, daha sonra da bu adımı atma kararı verdik.” diye konuştu.

Erdoğan, kararda en etkili nedenin ne olduğu konusunda şunları söyledi:

“Türkiye’yi erken seçim kargaşası, erken seçim dedikodusu içinde tutmanın piyasalarda meydana getirdiği olumsuzluklar söz konusu. Aslında ekonomik olarak Türkiye’nin durumunda herhangi bir sıkıntımız söz konusu değil. Ama bu tabii uluslararası piyasalara pek de olumlu bir yansıma yapmıyordu. Uluslararası piyasa da hep böyle günleri sever, puslu havaları sever. Onlar yine burada böyle bir puslu havayı sevdi. Bizim tabii 2019 için hedefimiz vardı. Biz 2019’da zaten başkanlık sistemine geçiyoruz. 16 Nisan’da da zaten ilk adımını attık. Ama asıl adım, büyük adım 2019’da olacaktı. Baktık ki bunlar bu işte hevesliler, kararlılar, o zaman böyle bir Cumhur İttifakı da oluşunca biz ‘Bu adımı atalım dedik.’ ve kararı bu şekilde verdik. Arkadaşlarımın, MHP’nin kararlılığı, BBP’nin ‘Bu sürece katılıyoruz.’ demesiyle de adımı atmış olduk.”

“OY ORANINDAN ÖTE SANDALYE SAYISI ÖNEMLİ”

Son anketleri değerlendiren Erdoğan, hayatının meydanlarda geçtiğini ve meydanların dilini iyi bildiğini, Türkiye’nin 81 ilini sürekli tarayan biri olduğunu ifade ederek, “Kamuoyu araştırmalarında herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Birinci turda biteceği burada çok açık, net görünüyor. Şahsım üzerinde halkımın ciddi bir ittifakı var ve parlamentonun oluşumunda da hamdolsun diğer partilere mukayese edilemeyecek derecede orada da önemli bir fark söz konusu.” dedi.

Erdoğan, bugün Adıyaman’da devasa bir miting yaptıklarını kaydederek, yarın Konya ve Aksaray’da olacağını bildirdi.

Gösterilen ilginin milletvekili sayılarına da olumlu yansıması halinde güçlü bir parlamentonun oluşabileceğine işaret eden Erdoğan, “Eğer cumhurbaşkanının arkasında güçlü bir meclis olursa, cumhurbaşkanının şu andaki hükümet sisteminde çok daha süratle, çok daha hızlı karar alma süreci doğacaktır. Oy oranından öte sandalye sayısı önemli. Bu, birçok yerde olayı farklı etkileyecektir. Bazı yerde oy oranı yüksek olmayabilir ama aldığınız sandalye yüksek olur. Şunu hedefliyoruz demem doğru olmaz, ama kesinlikle 300’ün üzerinde ciddi bir rakam olması lazım. Burada öncelikle ittifak olarak konuşmak durumundayım, çünkü bir ittifakla biz birbirimize saygı duymuşuz, bir sadakatimiz var. Bu sadakatimizi bundan sonraki süreçte de devam ettirmemiz çok çok önemli. Bu sadakate değer veriyorum. Bu sadakati de koruyacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.

Erdoğan, “Ben inanıyorum ki bu 50+1 konusu bundan sonraki süreçlerde Türkiye’de birçok siyasi partiyi de bu seçimlerden sonra bir kenara koyacaktır.” ifadesini kullandı.

Siyaset anlayışlarında güven ve istikrarın olduğunu dile getiren Erdoğan, “Biz, bu iki sihirli kavramı çok kullandık ve hala kullanıyoruz. Bizim siyaset anlayışımız, güven ve istikrarın üzerine dayalıdır. Güven ve istikrarın olmadığı ülkede siz başarı bekleyemezsiniz.” dedi.

“BİZİ ÖZELLİKLE CUMHURBAŞKANLIĞINDA ZAYIF BIRAKMAMANIZ GEREKİR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sizin cumhurbaşkanı seçileceğiniz, ancak partinizin mecliste yeterli çoğunluğu alamayacağı senaryosu dillendiriliyor. Buna ne diyorsunuz?” sorusuna, şu yanıtı verdi:

“Ben milletime ciddi manada inanıyorum. Milletime inandığım için de ihtimaller üzerinde siyaset yapmam. Milletime olan inancımı meydanlarda da görüyorum. Milletim ‘Yürü’ dediği için de zaten yürüdük, yürüyoruz. Kongreler yaptık. Hemen hemen Türkiye’nin genelinde bütün illere kongre için gittim ve kongrelerde hem salonda konuşma hem salon dışında miting yaptık. Arkasından da bu geldi. Oralarda yaptığım toplantılarda da nabzı yokladım. Zaten halkımın, milletimin bize ilgisi ve alakası bambaşkaydı. Bu kongrelerde salonların dışı, salon içi gayet iyiydi. Şimdi kampanyaya başladık. Bugün 6. ilimizi yaptık. Bakıyorum, maşallah gene iyi. Meydanların dili yalan söylemez. Bu, parlamentoya yansıyacağı gibi… Milletimden bir şeyi özellikle rica ediyorum, eğer ülkemin geleceği için hakikaten bir güçlü meclis, güçlü bir hükümet istiyorsak bizi özellikle Cumhurbaşkanlığında zayıf bırakmamanız gerekir. Çünkü cumhurbaşkanının kanun yapma yetkisi yok, sadece kararname çıkarma yetkisi var. Kanun yapma yetkisi Parlamento’da. Biz o zaman güçlü bir meclis, güçlü bir başkan, bu işi süratle yürütelim ve muasır medeniyetler seviyesinin üstüne de ülkemizi çıkaralım.”

“16 YILLIK SÜRE İÇERİSİNDE TÜRKİYE SINIF ATLADI”

Erdoğan, seçim beyannamesindeki paketlere ilişkin bir soru üzerine, “Hesabını yapmadan hiçbir şeyin sözünü vermem. Muhalefetin bundan önceki seçimlerde de halini gördük. Yani hiçbir yerde esamesi yok. Yani bekara karı boşamak kolaydır. Kalkıyorlar bakıyorsun bol keseden dağıtıyorlar. Sen dur bakalım, bir yetkin yok, neye göre bunları veriyorsun? ‘Ben bir vereyim de ondan sonra önümde bulduğum kasayı da rahatlıkla boşaltırım.’ diyor. Çünkü bunların hayatı hep böyle geçmiş. Geçmişine bakın bunların. En basitinden ana muhalefetin başındaki zat SSK’nın başında olduğu zaman Türkiye’de hastanelerin durumu ortadaydı. Bir de şimdi hastanelere bakın, böyle bir anlayış var mı? Bizim hastanelerimiz şu anda hepsi pırıl pırıl.” diye konuştu.

Sağlıkta ciddi reform yapıldığını, özellikle şehir hastanelerinde Türkiye’nin dünyayla yarışır hale geldiğini anlatan Erdoğan, 5 şehir hastanesinin açıldığını, Bilkent, Elazığ ve Eskişehir’deki hastanelerin de açılacağını söyledi.

Erdoğan, 16 yıldır boş durmadıklarını ifade ederek, “Devraldığımız andan itibaren verilen ücretlerin çok çok üstünde ücretler verdik. 45 lira öğrencilere burs veriliyordu, bunu şu anda 500 liraya yakın bir rakama ulaştırdık. Öğretmenlerin, doktorların, hemşirelerin aldığı ücretler belliydi. Biz ciddi manada artırdık. Öğretmen sayısı neydi, şu anda ne? Türkiye’de 300 bine yakın yeni öğretmen aldık. Bunların ücretleri de ne yazık ki bin liranın altındayken, 3 bin liraya yakın rakamlar haline geldi. 16 yıllık süre içerisinde Türkiye sınıf atladı.” ifadelerini kullandı.

“GELDİKLERİ YERDEN BİZ ZATEN HEPSİNİN NE OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yola çıkarken, “Türkiye’yi 4 sütun üzerinde yükselteceğiz” dediklerini aktararak, bunları “eğitim”, “sağlık”, “adalet” ve “emniyet” şeklinde sıraladı.

Yerli otomobile değinen Erdoğan, “CEO’su belli oldu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Şu anda ana muhalefetin adayı şahsımla alakalı ’20 yıl geriden geliyor.’ diyor. Bizim şu anda nasıl bir otomobil yaptığımızdan haberi yok. Önce bunu öğrenmesi lazım. Bunu söyleyen adam önce geçmişine bir baksın. Bunlar geçmişte Nuri Demirağ’ları gömen, yok eden insanlar. Kimdi Nuri Demirağ? Türkiye’ye ilk uçağı kazandıran insan. Onun uçak fabrikasını CHP zihniyeti gaz ocağı fabrikasına çeviren zihniyettir. Kime, ne anlatıyor ya? Bu daha çırak. Geçmişte neler olmuş haberi yok. Açsın da şöyle biraz okusun bakalım Nuri Demirağ’ın bu ülkede CHP zihniyeti tarafından nasıl yok edildiğini, nasıl onların önünün kesildiğini. Bunlar daha bunu bilmiyor. Önce bunu öğrenmesi lazım. Neyin beyniyle uğraşıyor? Beyniyle uğraşabilmesi için önce kendisinde o havsalanın olması lazım. O yok. Geldikleri yerden biz zaten hepsinin ne olduğunu biliyoruz. Geçmişlerinde ne yaptıkları ortada, dolayısıyla ne yapacakları da ortada. Şu anda AK Parti zihniyeti bu adımı atarken, onlar ‘Bunu bırakın.’ diyor. Neyi bırakıyorsun? Biz 2021’de elektrikli ve akıllı sürüşü olan bu otomobili üreteceğiz. Ne yaptık? Ben ‘5 tane babayiğit’ dedim, 5 tane babayiğit çıktı ve bir konsorsiyum oluşturdular. Oluşturdukları bu konsorsiyumla beraber adımı attık. Şimdi başına da Mehmet Gürcan Karakaş diye bir arkadaşımızı Bosch’tan transfer ettik. Bu arkadaşımızla beraber inşallah bu süreci başlatacağız. Sayın İnce bunları konuşurken, biz yol alıyoruz. Biz icraatçıyız, lafçı değiliz.”

Çelik’in “Başbakan Binali Yıldırım seçimden sonra ne yapacak” sorusu üzerine Erdoğan, “Bunların hepsini 24 Haziran sonrası belirleyecek. 24 Haziran’dan sonra nasıl bir meclis oluşacak? Onu görmemiz lazım. Onu gördükten sonra değerlendirmemizi de ona göre yapacağız. Bakanlık sayısı kesinlikle azalacak. Şu anda biz dersimizi çok iyi çalıştık, çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Her akşam ekibiyle birlikte sahura kadar çalıştığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Burada ben sadece basit bir ipucu vereyim. Bakanlar konusu. Kaç bakan olacak? Biz de bir de ofisler olacak. Kaç ofis olacak? Bu ofislerin işlevi ne olacak? Bir de kurullar olacak. Ve kurullar kaç tane olacak? Bu kurullar nereyle bağlantılı çalışacak. Bunların icra görevi olacak mı? Olmayacak mı? Bu ofisler direk cumhurbaşkanlığı makamına bağlı çalışacaklar. Ve ofisler cumhurbaşkanlığı makamının yükünü ciddi manada azaltacaklar. Ama ben bunları inşallah son hafta bütünüyle şematik olarak bütün bunları kamuoyuna açıklayacağım. (Başkan yardımcıları) Bunlar tamamen sivil dışardan olacak. Deneyiminin olması bizim için önemli, deneyimli olacak. Teori-pratik noktasında teoriyi ve pratiği iyi buluşturan, neticeye koşan ve kalkıp da bizi bürokraside engellemeyen. Yani bürokratik bir oligarşiyi biz ortada görmeyeceğiz. Böyle bir yapı olacak. Kurullar çok daha üretken olacak. Çok daha hızlı neticeye ulaşabilelim.”

Dünyadaki bütün sistemleri bu konuda gözden geçirdiklerini aktaran Erdoğan, “Amerika’sını, Rusya’sını, Avrupa’daki ülkeleri gözden geçirdik. Arkadaşlarımız çalıştılar. Ve bunlardan bu çalışmaları yaparak adımlarımızı attık. Bu çalışmalarla birlikte ‘mevcut yapıyı tamamıyla adeta bir kenara koyan’ bir çalışma yaptılar. Burada 7-8 tane bakanlık durumunu koruyacak. Ama bunun dışındakiler ya birleştirilecek, ya onlarda bir değişime gidilecek. Bakanlar durumunu, gücünü koruyacak. Ama ofisler cumhurbaşkanının yükünü alacak. Kurullar bakanlıklara feedback sağlayacak. Ve onlar bakanlıklara bu konuda destek olacak, çalışmasını rahatlatacak. Ama bakanlar da o kurulda böyle rastgele değil, oradan gelenleri saygın olarak karşılayacak. Başkan yardımcısı 2, 3, 4, 5 olabilir. Mevcuda ve ihtiyaca göre o sayıları değerlendireceğiz.” dedi.

TÜRK TİPİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçime bir hafta kala kabineyi açıklamayı düşünür müsünüz?” sorusunu, “Yok olmaz. Bizim bir hafta kala yapacağımız iş bizim şu anda yapacağımız çalışmayla birlikte bizim hükümet yapısını, yeni yapıyı açıklayacağım. Ama burada kimler rol alacak? Onların üzerinde duracak halimiz yok.” diye yanıtladı.

Şu anda üzerinde çalıştıkları en önemli konuyu seçime bir hafta kala kamuoyuna açıklayacaklarını anlatan Erdoğan, “Bunu açıklayacağı ve milletimiz ‘Türkiye Cumhuriyeti bundan sonra nasıl yönetilecek? AK Parti nasıl yönetecek? Bunu görecek ve oyunu da verirken, buna göre verecek. ‘Ben artık böyle bir hükümet sistemine oy veriyorum?’ diyecek. Rastgele bir sistem değil bu. Ve bu sistem ne Amerika birebir taklididir, ne Avrupa ülkelerinin taklididir. Türkiye’ye has. Daha önce diyordum ya ‘Türk tipi.’ Şimdi bu bize has olacak. Ona göre de uygulamasını yapacağız. Bu da sistemin elastikiyetini getiriyor. Ve sistemin elastikiyetini getirmesi sebebiyle tıkanma olmayacak.” diye konuştu.

Çelik’in, “Milletvekillerinden istifa ettirilip bakan olacak isimler olabilir mi?” sorusunu Erdoğan, “Olmaması için bir sebep yok. Tüm mesele aritmetik. Meclisteki sayı nedir? Eğer meclisteki sayı gerçekten sıkıntılıysa o zaman zaten oradan alamazsınız. Ama meclisteki sayı sıkıntı vermeyecek durumdaysa o zaman oradan da istifade edilebilir. Mümkün olduğunca daha çok dışarıdan. Ama parlamentoda sıkıntı verecek bir durum yoksa deneyimi olan bazı arkadaşlarımızı değerlendirebiliriz.” diye yanıtladı.

Çelik’in, Muharrem İnce’nin, “AK Parti kurulmadan önce Pensilvanya’ya gittiğine” yönelik iddiasına değinmesi üzerine Erdoğan, belediye başkanlığı döneminde Gülen ile görüştüğünü belirterek, “Onların kendilerine has ihtiyaç talepleri falan bunlara yönelik şeyler. Benim Gülen ile başbakanlığım döneminde, zaten cumhurbaşkanlığı döneminde hiç söz konusu değil veya partimizi kurarken, böyle bir adım atmam söz konusu değil. Tamamen yalan. Bir insan dürüst olacak. Kılıçdaroğlu dürüst değil. Ama bu da dürüst değil. Dava üzerine dava açıyorum bunlara. Ve o davaları da kazanıyorum. Bu gidişle buna da çok dava açacağım.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’na açtığı davaların sürdüğünü hatırlatan Erdoğan, “Çok açtığımız davalar var, devam ediyor. Çünkü Yargıtay kararları verilmedikten sonra bunları açıklamıyoruz. Ben diyorum ki; ‘Dürüstsen, o zaman ben kiminle gittim? Ne zaman gittim? Bunu açıkla.’ Açıklayamıyor.” dedi.

Çelik’in, “İnce bunları seçimden sonra açıklayacağını söylüyor” cümlesi üzerine Erdoğan, “Ben böyle birşey istemiyorum. O şimdi buradan rant elde etmek istiyor. Siyasi rant elde etmek istiyor. Yalan söylüyorsun, dürüst ol, namuslu ol. ‘Eğer bunu ispat etmezsen namertsin’ dedim. Yani bu kadar büyük bir darbe, vurgun yiyeceksin. Hala ‘özür dilerim’ demeyeceksin. Özür dileyeceksin arkadaş. Yalan üzerine yalan. Tuttu en sonunda ‘İşte falanca yazdığı kitabında’ dedi. Nasuhi ile alakalı. E ne dedi Nasuhi? ‘Benimki somut bir ifade değil, soyut bir ifadedir. Bunun tutarlılığı yoktur’ dedi. ‘Dolayısıyla bunun tutarlılığı yoktur’ dedi. Ne yapacaksın şimdi?” ifadelerini kullandı.

Çelik’in, “Siz belediye başkanlığı döneminde 2-3 kez görüştünüz. Ondan sonrasında görüşmediniz mi?” sorusunu da Erdoğan şöyle yanıtladı:

“Zannediyorum onların yemek davetleri. Sayın Demirel’in de Ecevit’in de katıldığı bir Ramazan iftarıydı. Böyle bir şeylerine de katılmıştım. Bunun dışında benim hiçbir görüşmem, partimi kurarken, oradan böyle bir icazet almam, böyle bir şey asla. Biz siyaset ile ilgili icazeti kimden alacağımızı çok iyi biliriz. Bu icazeti verecek tek yetkili millettir. Onun için cezaevinden çıktıktan sonra ben 40 bin denekle kamuoyu araştırması yaptık. Tam bilimsel bir kamuoyu araştırması. Ve bu kamuoyu araştırması. Türkiye’nin yeni bir siyasi partiye ihtiyacı var mı? Varsa nasıl bir siyasi parti? Amblemi ne olmalı? Hangi ilkeler üzerine kurulmalı? Kimleri bu partinin kurucuları arasında görmek istiyorsunuz? Bunları kapsayan bir kamuoyu araştırması yaptık. Ve sonunda AK Parti’yi kurduk. Ve bunun kararını kim verdi? Millet verdi. Milletim verdi. Milletimin verdiği kararladır ki 16 ayda biz ne olduk Türkiye’de? Yüzde 34,3 oy oranıyla parlamentonun yüzde 63’ünü alarak, o zaman 2 parti parlamentoya girdik, CHP ile beraber. Parlamentoda bulunduk. Yani biz böyle bir partiyiz.”

FETÖ ELEBAŞI GÜLEN’İN USULÜNE UYGUN İSTENMEDİĞİ İDDİASI

İnce’nin, “FETÖ elebaşı Gülen’in usulüne uygun istenmediği” yönündeki iddialarına ilişkin Çelik’in “İnce’yi arayan ABD’linin kim olduğunu öğrenebildiniz mi?” sorusu üzerine Erdoğan, “İddia sahibi ben değilim ki. İddia sahibi İnce. İnce dürüstse bunu nereye vermesi lazım? Bunu MİT’e versin, Adalet Bakanlığı’na versin. En sonunda söyledi bir şeyler. Ben Adalet Bakanımıza dedim ki; ‘Sana kimi gönderiyor?’ İki tane milletvekili ve avukatını göndereceğini söylemiş. ‘Göndersin, kabul et’ dedim. Ve ‘Sen de görevlendir bir kaç arkadaşımızı. Beraberce bunlara bu dosyaları, iddianameleri incelesinler’ dedim. Geldiler veya gelecekler. Ben böyle yaparım siyaseti. Kalkıp da ön kesmem. Biz 85 koliyi ABD’nin Adalet Bakanlığı’na teslim ettik. Bunların içinde iddianameler var, verilmiş kararlar var, tabii ki gazete kupürleri de var. Hepsi orada. Ama sen CHP’nin bir milletvekili olarak işin gücün zaman zaman parlamentodaki kürsüden gazete kupürlerini veya gazeteleri sallamaktı.” dedi.

Çelik’in, İnce’nin ziyareti hakkındaki sorusuna da Erdoğan, “Partide ziyaretimize geldiği zaman yani böyle bir meydan süreci işleyeceğine ihtimal vermiyordum. Ama şimdi baktım, şirazesinden çıktı. Bay Kemal, onunla ilgili biliyorsunuz ‘bizim cumhurbaşkanı adayımız şöyle yumuşak olacak, böyle kibar olacak’ diyordu. Ama daha baştan ne kibarlık kaldı, ne bir şey kaldı. Biz siyasetin bu ülkede nasıl yapıldığını bilenlerdeniz. Biz de karşımızdakilerin anladığı dilden konuşuruz.” diye yanıt verdi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile AK Parti’nin yaptığı Cumhur İttifakında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin oynadığı role ilişkin soruya Erdoğan, bu ittifakın daha uzun bir yolculuk olmasını dilediklerini belirterek, daha işin başında olduklarını ve güzel bir sürecin işlediğini söyledi.

24 Haziran sonrasında da bunun devam etmesi temennisinde bulunan Erdoğan, “Çok iyi kenetlenmemiz lazım. MHP’nin bize, bizim MHP’ye ihtiyacımız var ve buradaki dayanışmamızın getirisi Türkiye Cumhuriyetine’dir, Türk milletinedir. Bunu bizim başarıyla sürdürmemiz lazım. Eğer basit bir kırılma noktasında Allah göstermesin bir yanlış olursa, burada ülkemiz kaybeder, milletimiz kaybeder. Dolayısıyla bizim buradaki bu ittifakın içerisinde malum AK Parti, MHP ve BBP olarak üç parti varız. Biz tabi olayı bir ‘cumhur’ mantığında tekil hale getirdik. Adını da ‘Cumhur İttifakı’ koyduk. Şimdi bu Cumhur İttifakını bizim güçlü bir şekilde güçlendirerek sürdürmemiz lazım.” diye konuştu.

MHP’li milletvekillerinin bakanlar kurulunda ve başkan yardımcılığında yer almasına ilişkin soruya Erdoğan, bunu meclis aritmetiğinin belirleyeceğini şu anda böyle bir şeyin söz konusu olmadığını ifade etti.

“Belki tamamı dışarıdan oluşabilecek bir kabine olabilir.” diyen Erdoğan, “Ama sayı buna elveriyorsa o zaman parlamento içinden de buraya bazı arkadaşları bakan olarak almak mümkün olacaktır. Bütün mesele şimdi bizim parlamentoyu güçlü kılmamız, orada iyi bir sayıya ulaşmamız halinde oradan AK Partili arkadaşlarımız da MHP’li arkadaşlarımız da böyle bir kabinenin içerisinde yer alabilirler.” değerlendirmesini yaptı.

MHP ile ortak miting yapılması sorusuna Erdoğan, “Şu anda henüz arkadaşlarımız görüşüyorlar ama MHP ortak mitinge zannediyorum pek sıcak bakmıyor. Eğer sıcak bakarsa memnuniyetle ortak miting yapabilir.” yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un geçmişten bu yana hep kendi seçim bölgesi olması sebebiyle çok önemli olduğunu dile getirerek, “Aynı zamanda Ankara’da ilçe mitingleri yapacağım oraları dolaşacağım. Tabii aynı şekilde Sayın Başbakanım Binali beyin İzmir’de ağırlıklı bir çalışması olacak. Bütün bunlarla beraber istiyoruz ki, gidilmedik yer bırakmayalım, ortaya çok iyi bir performans koyalım. Bu performansla da inşallah seçimi başarılı bir şekilde neticelendirelim.” ifadelerini kullandı.

“KÜRT KARDEŞLERİM SANDIKTA HDP’YE GEREKEN DERSİ VERECEKTİR”

“Çözüm süreci, hendek operasyonları ve HDP’li belediyelere kayyum atanması gibi olayların bölgedeki muhafazakâr Kürt seçmenin AK Partiye olan sadakatine” ilişkin soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

“Bunda hiçbir endişem yok, hiçbir sıkıntı yok. Çünkü ben Türk kardeşlerimin temsilcisi olduğum kadar Kürt kardeşlerimin de temsilciyim. Onların haklarını bugüne kadar ben HDP’nin savunmadığı kadarıyla savundum. HDP’nin bölgeye ve Kürt vatandaşlarıma verdiği bir şey var mı? Ret, inkâr, bütün bunları ortadan kaldıran kim, bütün bu asimilasyonları ortadan kaldıran kim? Biz kaldırdık. Biz bunlara meydan okuduk. Onlar bunları ne yazık ki, savunur durumdaydılar. Biz inkâr politikalarına da ret politikalarına da bunların hepsine meydan okuduk ve bunları kaldırdık. Şimdi yeni bir adım atıyoruz. Nedir? Bölgenin fiziki noktada geldiği durumu herhalde benim Kürt kardeşlerim görüyor dimi. Bütün oraları bunlar yakıp yıkmadı mı? O çukurları bunlar yapmadı mı? Şimdi mesele içeride olan kişi tutmuş cumhurbaşkanlığına aday oluyor. Hangi yüzle aday oluyorsun be hangi yüzle?

CHP’nin adayı kalkıyor, onu gidiyor ziyaret ediyor. Onların bu ülkeye vereceği bir şey yok. Kimi ziyaret etmeye gidiyorsun? Diyarbakır’da benim 53 tane Kürt kardeşimin ölümüne neden olan kişiyi mi ziyaret etmeye gidiyorsun? Orada Yasin Börü gibi yavrumuzu şehit eden kişiyi mi ziyaret etmeye gidiyorsun? Böyle bir mantık, böyle bir anlayış olur mu? İşte şu andaki cumhurbaşkanı adaylarının bizim dışımızda hepsinin söylediği tek söz var. Nedir? ‘Dışarı çıkmalı ve dışarıda faaliyetini sürdürmeli.’ Millilik, yerlilik, adalet anlayışı bu. Demokrasi bu değil, siyaset bu değil. Bu ülkeyi yakıp yıkacak, ondan sonra da buna ‘çık faaliyetini de istediğin gibi sürdür’ diyeceksin. Böyle bir şey olamaz. Ben bu noktada adaletin bir an önce tecellisiyle adaletin bunlara gereken dersi vereceğine de inanıyorum. Bu kadar bu iş kolay değil. Ben şahsen Diyarbakır’daki 53 vatandaşımın ölümü olayını hala hazmedemiyorum. Ben bunu benim Kürt kardeşlerimin de hazmetmediğine kesinlikle inanıyorum. Bir defa burada yollar ciddi manada ayrılıyor. İnanıyorum ki, bu seçimlerde oyunu adil bir şekilde, demokratik bir şekilde, hak ve özgürlüklere saygısı olan Kürt kardeşlerim de bunlara sandıkta HDP’ye gereken dersi verecektir.”

“AKINCI TAARRUZ İNSANSIZ HAVA ARACI, BUNU BİZ YAPIYORUZ”

Savunma sanayinin yerli ve milli olmasına ilişkin soru üzerine Erdoğan, şu anda yüzde yüz milli denemeyeceğini, yüzde 20’den yüzde 65’e çıktığını söyledi.

Savunma sanayisinde ihtiyaç olunan her silah ve mühimmatı üretir hale geldiklerini vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şu gördüğünüz insansız savaş jetimiz. Yani yılsonu veya önümüzdeki yılbaşı gibi… Akıncı taarruz insansız hava aracı, bunu biz yapıyoruz. Bunun yanında tabii silahlı insansız hava aracı SİHA’da, dünyada ilk 6 ülkeden biriyiz. Bunda da çok iyi gidiyoruz. Milli akıllı bombalar üretir hale gedik. Bu da bizim için çok çok önemli. Vermiyorlar bize. Stratejik ortaklarımız şunlar bunlar hikâye, vermiyorlar. Hep bizi oyaladılar, aldattılar. YPG’ye 5 bin tır silah gönderdiler, mühimmat gönderdiler. Ben bunları Sayın Trump’a söyledim. ‘Nasıl olur?’ dedi. Aldı beni sağır bir odaya götürdü. Sağır odada generallerini çağırdı. ‘Ben ekonomiyi bu kadar düzeltmeye çalışıyorum, peki bu ne?’ dedi. O zaman bin 250 tır gelmişti. Ne dediler biliyor musunuz? ‘Biz bunların hepsinin seri numaralarını alıyoruz. Savaş bittikten sonra biz bunları toplayacağız.’ Kendilerine dedim ki, ‘Irak harekâtında da o zaman Bush vardı. Aynı şeyi bana Bush söyledi dedim. Ama daha sonra ne yazık ki, Amerika’nın bütün bu silah ve mühimmatı Kuzey Irak’ta kaldı. Hatta bunların bir kısmını da biz aldık. PKK’nın elinde kaldı o silahlar. Biz onlardan aldık. F-35’ler noktasında biz paramızı ödüyoruz. Şu anda testler yapılıyor, pilotlarımız orada. Biz şu anda sözleşmemize sadığız. Uluslararası bir hukuk var. Uluslararası hukukun gereği neyse biz de o hukuk mekanizmasını tabi ki çalıştırırız. Ama şimdi Amerika vermedi diye biz bunu başka yerden daha gelişmişini veya farklısını elde edemeyiz diye bir şey yok. Artık dünya değişti. Alternatifler çok. Hangi ülkede ne olur falan bunları konuşmamıza hiç gerek yok ama rahatız biz. Biz diyoruz ki Amerika bizim stratejik ortağımız. Stratejik ortağımız olarak Amerika bize başka bir kapıyı çal dememesi lazım. Senato şöyle demiş, böyle demiş. Bizi senato falan ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren tek şey var. Ben Amerika’nın başkanıyla bunu görüştüm mü? Görüştüm. Heyetler arası toplantımızda bunları konuştuk mu? Konuştuk. Eğer biz stratejik ve model ortaksak Amerika bize burada herhangi bir hukuki yanlış yapmamalı.”

“15 TEMMUZ’UN ARKASINDA HANGİ KARANLIK ELLER VAR?”

FETÖ meselesinde Amerika’nın Türkiye’ye verilen sözü yerine getirmediğine dikkati çeken Erdoğan, “Bu adam yargıyla orada içeride tutulan birisi değil. Rahatlıkla hemen deport edilebilir ama yargı kararıyla şu anda tutuklu. Arada böyle bir fark var. Şimdi bizden istiyor ama tamam da yargı kararı var. Yargı kararıyla bu içeride ve şu anda mahkeme süreci devam ediyor. Ama sen FETÖ’yü hiç böyle bir yargı süreci yok, herhangi bir şeysi yok, ‘deport edin bunu gönderin bize, verin’ diyorum, siz bize vermiyorsunuz. O zaman ben diyorum ki Türkiye’deki 15 Temmuz ‘un arkasında hangi karanlık eller var?” diye konuştu.

“RUSYA’YLA İLİŞKİLER ÇOK DAHA OLUMLU İSTİKAMETTE GELİŞECEKTİR”

Rusya’yla Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin ne yönde ilerlediği sorusuna Erdoğan, Putin’le olan süreçte FETÖ’cülerin Rusya’yla bir uçak krizi yaşattıklarını fakat buna rağmen ilişkilerini çabuk toparladıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’yla Türkiye’nin stratejik bağımlılığı olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

“Yılda biz 3 milyar metreküp petrol doğalgaz Rusya’dan alıyoruz. Bütün bunların yanında tabi attığımız S-400’ler olayı çok önemli bir adım ve S-400’ler adımını da atarken burada Rusya’nın yaklaşımı çok önemliydi. Nedir bu yaklaşım? Bir kredi. Kredide bize hemen hemen hiçbir ülkenin yapmadığı kolaylığı onlar yaptı, sağolsun. Bir diğer adım, bir de bunların bize teslimatında bir farklılık ortaya koydu. Bir başka adım, ortak üretime geçebilir dediler. Şimdi böyle bir yaklaşımı gösteren bir ülkeye karşı tabii ki bizim yaklaşımımız da olumlu istikamette farklı olacaktır. Biz de şu anda istenilen anda, istenildiği şekliyle görüşebiliyoruz. Özel temsilcilerimiz vasıtasıyla bu görüşmeleri yapabiliyoruz. Bölgede de inşallah hele hele 24 Haziran’dan sonra Rusya Türkiye ilişkileri çok daha olumlu istikamette gelişecektir.”

“Sınır ötesinde yeni bir hareket söz konusu olur mu” sorusu üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

“Şimdi burada tabii ihtiyaç duyulduğu anda affetmeyiz. Kimseden de icazet almayız. Varsa bir sıkıntı anında oraya müdahalemizi yaparız. Bu ister Kuzey Suriye’de olsun, ister Kuzey Irak’ta olsun. Biz onlara diyoruz. Bak teröristlerle bizi karşı karşıya bırakmayın. Eğer teröristlerle bizi karşı karşıya bırakırsanız biz Sincar’a da müdahale ederiz, diğer tarafa da müdahale ederiz. Çünkü ülkemizin tehdit altında olmasına bizim artık tahammülümüz yok. Biz Obama döneminde eğer Zeytinlik operasyonlarını yapabilseydik, belki bugün Zeytin Dalı’na ihtiyaç kalmazdı. Ama biz Zeytinlik operasyonlarını Obama döneminde yapamadık. Obama bizi oyaladı. Biz akıllı bomba diyorduk, tamam diyordu ama akıllı bomba falan bize gelmedi. Biz bunları yaşadık. Çok geç kalındı. Onun için de tabii biz en sonunda Zeytin Dalı’nın kararını verdik ve adımı attık.”

Çelik’in, “Ellerinde olsa bizi de Menderes gibi bizi de darağacına çıkaracaklar dediniz. Bu ifade çok tartışıldı. Kime istinaden kurdunuz bu cümleyi?” sorusu üzerine Erdoğan, 15 Temmuz ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılması olaylarını hatırlattı.

Erdoğan, MİT Müsteşarı Fidan ile ilgili attıkları adımın arkasında da hedefin bu olduğunu dile getirerek, “Yani eğer MİT Müsteşarımızı bunlar alabilseydiler arkasından beni alacaklardı. Biz bunların hepsini dinlemelerden şuradan buradan hep gördük. Eğer o zaman şimdi şu anda içeride olan bazıları bunları açık ettiler. 17/25 Aralık süreci bunun en önemli adımı. Şu anda bunlar hep kaçak. FETÖ’cü yargı mensupları kaçak.” diye konuştu.

FETÖ’cülere yönelik yurt dışı operasyonların hatırlatılması üzerine Erdoğan, yeni isimlerin yakalanabileceğini ifade etti.

“FETÖ temizliği ne ölçüde tamamlandı?” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, “Ciddi oranda bir temizlik oldu. Bitti mi derseniz, hayır.” dedi. “Tehlike hala devam ediyor mu?” şeklindeki soru üzerine, Erdoğan, “Devam ediyor. Biz de bütün hassasiyetimizle bunların üzerine üzerine gidiyoruz. Herhalde her gün duyuyorsunuz, işte şu ilde şu kadar imam, şu ilde şu kadar bilmem ne filan. Operasyonlar devam ediyor. Çünkü bunlar, adeta metastaz yapmış. Her yere sızmışlar. Tabii içeriye girenlerin de süre içerisinde hep itirafları var. Bakıyorsunuz diyorlar ki ‘Şurada şu var, bizi şu yönlendirdi, şu istikamet verdi.’ Bazılarının kendi akrabaları içerisinde, kardeşleri içerisinde bu tür şeyler ortaya çıkıyor.” diye konuştu.

ÜÇÜNCÜ HAVALİMANININ İSMİ

“Üçüncü havalimanı için aklınızda isim var mı?” şeklindeki soruya Erdoğan, “Sen bir isim verir misin?” sorusuyla karşılık verdi. Gazeteci Nazlı Çelik’in, “Belki bir anket düzenleyebilirsiniz” şeklindeki ifadesi üzerine Erdoğan, “Olabilir. Onun için sabırlı olmakta fayda var. Mesafe alalım. Teklifler geliyor.” dedi.

Çelik’in, “Atatürk Havalimanı ismi tutulabilir” şeklindeki ifadesi üzerine Erdoğan, “Atatürk Havalimanı, İstanbul’da vardı. Birçok yerde de zaten var. Şimdi olmayanı buraya vermek herhalde çok daha isabetli olur ve yeni yeni bazı isimlerle temayüz etmekte de fayda var. Bu noktada sabırlı olmakta yine ben fayda var diye düşünüyorum. Çünkü biz her işimizi istişare ile yaparız ve istişare bizim en önemli metodumuzdur. Millete danışılabilir veya bizim üst düzey bir istişare kurulu oluştururuz orada bu işin istişaresini yaparız. İlla her şeyde kamuoyuna, millete gitmek, her konuda doğru olmayabilir. Çünkü bu parti rastgele bir siyasi parti değil. Üst düzey istişari kurulları var. Bu kurullarda bunu olgunlaştırıp adımı da atabiliriz.” diye konuştu.

“KAMU ÖZEL ORTAKLIĞI İLE YAPTIĞIMIZ YATIRIMLARDA DA DÜNYADA TÜRKİYE ÖRNEKTİR”

“Köprülerde ve Avrasya tünelinden geçsem de geçmesem de vatandaş köprü parasını ödüyor eleştirisi yapıyor. Sizce haklılık payı var mı bu eleştirilerin?” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bence bu işin bir defa kim söylüyorsa, eleştiriyi kim yapıyorsa bu işlerden anlamıyor. Bütün bunların hesabını biz dört dörtlük yaptık. Yani dolardı, TL’ydi, bu konuda bizim bir sıkıntımız yok. Şu anda bizim attığımız bu adımlarla biz, buralardan geçen araçların akaryakıt yakışına, eğer elektrikli enerjiyle çalışıyorsa onlara varıncaya kadar hepsinin hesabı yapıldı. Buna göre de bu adımlar atıldı, atılıyor. Şimdi bunu konuşanların hiçbiri BOT (Yap-İşlet-Devret) nedir, kamu özel ortaklığı nedir bunlar bunu bilmiyor. Bunu bilmediği halde konuşuyorlar. Dedim ya demin bekara karı boşamak kolay. Hiç haberleri yok. İşte ne diyor? Üçüncü köprüyü Erdoğan yaptı, dördüncüyü de diyor İnce yapar. Senin dikili ağacın var mı bir yerde? Neyi yapıyorsun? Daha BOT ne… Zannediyor ki milli bütçeden yapılıyor. Milli bütçeden yapmadık biz bunları. Tam aksine bu dediğim sistemlerle yaptık ve bu kamu özel ortaklığı ile yaptığımız yatırımlarda da dünyada Türkiye örnektir. Yap işlet devret ile yaptıklarımızla Türkiye dünyada örnektir ama bunlar bunu bilmiyor ve ikide bir konuştukları şey, diyor, bütçede para yok neyle yapacak? Biz şu hastaneleri milli bütçeden mi yaptık?”

Şu anda 30 büyükşehrin tamamında şehir hastanelerini yapacaklarını ifade eden Erdoğan, bunların milli bütçeden yapılmadığını kaydetti. Erdoğan, “Zaten milli bütçeden yapmaya kalksaydık bunları başaramazdık. Bütün bunları biz kaynakları çeşitlendirerek yaptık. Kaynak çeşitlendirmesi nedir, bunu bunlar bilmez ama biz bu işi başardık. Havalimanları, 25 havalimanına biz biliyorsunuz bir o kadar daha ilave ettik, bunların da çoğunu yine aynı şekilde kamu özel ortaklığıyla yaptık. Milli bütçeden yapmadık. Şu anda onlara belli bir süre veriyoruz, diyelim ki 10 sene, 15 sene, belki 20 sene, yapacağımız ihaleyle bağlantılı o, o kadar süre o işletiyor, işlettikten sonra ne yapıyor tekrar devlete burayı teslim ediyor. Biz bunları yaptık, bunları geliştirdik. Bunun bunlardan haberi yok.” diye konuştu.

KANAL İSTANBUL

İnce’nin “Kanal İstanbul’u yaptırmam” dediğini hatırlatan Erdoğan, “Sen Kanal İstanbul gibi bir projeyi iptal edeceğim diyorsan senin bu ülkede hizmet aşkın diye bir şey yok, böyle bir derdin de yok ama bizim bu ülkede böyle bir derdimiz var. Biz bu Kanal İstanbul’u bir defa istesen de istemesen de yapacağız.” diye konuştu.

Kanal İstanbul görüntülerini paylaşan Erdoğan, “Yaklaşık 45 kilometre uzunluğunda olan Kanal İstanbul’da her iki tarafında da gayet güzel iki şehir kuracağız ve bu aynı zamanda İstanbul’un yoğunluğunu buralara çekme olayıdır. Köprüler, her iki tarafta geçişler vesaire, bambaşka bir kanal oluyor ve dünyadaki mevcut Süveyş’di, Panama’ydı inşallah onları da geçecek, güzelliğiyle her şeyiyle geçecek. Bu 10 milyar Avro’nun üzerinde bir yatırım gerektirecek ama bu bizden çıkmayacak. Bu ihaleyi kim alırsa onda kalacak ve bu ihaleyi alan bunu belli bir süre işletecek. Belki bu 10 sene olacak, belki 15 sene olacak. Ne olacak 10 sene 15 sene çalıştırsın. Oradan elde ettiği gelirle de böylece Kanal İstanbul kendi kendini finanse etmiş olacak.” diye konuştu.

MİLLET BAHÇELERİ

Erdoğan, üçüncü havalimanının 29 Ekim’de açılacağını kaydetti. Erdoğan, “İnşallah ben 29 Ekim’den önce zaten oraya ineceğim ve orada bir televizyon programı yapacağım.” diye konuştu.

Atatürk Havalimanı’na yapılacak Millet Bahçesi’nin yaklaşık 13 bin dönüm olacağını dile getiren Erdoğan, Millet Bahçesi’nin Central Park’ın üç buçuk, High Park’ın dört-beş katı büyüklüğünde olacağını ifade etti.

Projenin üzerinde çalışıldığını ve daha da geliştirileceğini dile getiren Erdoğan, “29 Ekim, biz öbür tarafı açıyoruz, yılda 90 milyon yolcunun gidip geleceği bir havalimanı oluyor ve 2023’te bu sayı 150 milyona çıkıyor. Diyorlar ki biz buna karşıyız. Düşünebiliyor musunuz? Kılıçdaroğlu, Sabiha Gökçen niye yapıldı diyor? Ben yapmadım Sabiha Gökçen’i bizden öncekiler yaptı. Bizden öncekiler yaptı ama kötü mü oldu? Biz aldık, onlar işletemedi, biz geldik, işlettik, bırak işletmeyi Sabiha Gökçen yetmedi. Yetmedi, biz oraya şimdi yeni terminal binaları yaptık ve bir de yeni pist yapıyoruz. Bunların dikili ağacı yok. Bu CHP zihniyeti budur. Bunlar anlamazlar. Bunlar yeni bir şeyler yapalım da bu ülke ayağa kalksın, böyle bir dertleri yok. İşte şimdi Sabiha Gökçen, Anadolu yakasında, öbür tarafta üçüncü havalimanımız, bunlarla beraber dünyaya cevap vereceğiz ve 2023’te bir numaralı havalimanı bizim üçüncü havalimanı olacak. Şimdi de ilk üçün içinde olacak.”

Millet Bahçeleri projesinin yalnızca Atatürk Havalimanı’nı kapsamadığını da dile getiren Erdoğan, şöyle dedi:

“İstanbul’da bir Atatürk Havalimanı, Başakşehir, Maslak, Pendik, Bakırköy. Bunun dışında Ankara’da mevcut Atatürk Kültür Merkezi alanını buna dönüştüreceğiz. İzmir’de aynı şekilde. Eskişehir Stadı, yeni stat yaptık biliyorsunuz, eski stadın yerini Millet Bahçesi’ne dönüştürüyoruz. Bursa’da yine eski stadı şimdi yine Millet Bahçesi’ne dönüştürüyoruz. Trabzon’da Hüseyin Avni Aker’i aynı şekilde. Yenisini yaptık dolayısıyla yenilerinin yapılmasıyla eskilerini Millet Bahçesi’ne dönüştürüyoruz. Nerede yaptıysak hepsini.”

AB İLE İLGİLİ İLİŞKİLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri konusundaki soru üzerine, Türkiye’nin Avrupa Birliğine (AB) karşı üzerine düşen görevlerin hepsini harfiyen yerine getirdiğini fakat AB’nin kendine düşen görevleri yapmadığını söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“Şu ana kadar 15 fasıl noktasında… Eskiden aç kapa vardı. Şimdi bunlar maalesef sadece aç ama kapa yok. Şimdi bizim tabii bunlar nereye kadar sürer, bilemem ama biz iyi niyetle bu işi götüreceğiz ve iyi niyetle götürmek suretiyle de adımlarımızı atacağız. Tabii Başbakanlığım döneminde, Schröder Almanya Şansölyesi olduğu dönemde, Chirac Fransa’nın başında olduğu dönemde onlar liderler zirvesine bizleri hep davet ederlerdi. Fakat Sarkozy ve Merkel göreve geldikten sonra bunlar ne yazık ki bizleri davet etmez oldular. Tabii bu aslında tıkanıklığın ilk adımlarıydı. Niye böyle bir şeyi başlattılar anlamak mümkün değil. Peki, şimdi Sarkozy diye birisi kaldı mı? Yok, gitti. Merkel’in bu noktada bu işi Macron’la -ben Macron’a da bunu söyledim- toparlaması lazım. Eğer Türkiye’ye karşı bir iyi niyetleri varsa bunu çözmeleri lazım. Aksi takdirde biz çözüm noktası arayacağız. Bu çözüm illa da Avrupa Birliği’nde olur diye bir şey yok.”

“Nasıl bir çözüm noktası mesela?” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, “Onu daha sonra açıklayalım. Çünkü biz Avrupa Birliğine dediysek yaptık ama onlar dediklerini yapmadılar. Bakın Avrupa birçok ülkesiyle oralarda bir seçim kampanyası sürecinde PKK’ya müsaade ediyorlar, HDP’ye müsaade ediyorlar. Diğerlerinin ismini anmayayım. Hepsine müsaade ediyorlar ama AK Parti’ye, AK Parti’nin bakanlarına, oralarda faaliyet gösterme müsaadesi vermiyorlar. Şimdi aynı şeyi yine yapıyorlar. Nasıl bir demokrasi bu? Yani PKK’ya gösteri yapma müsaadesi veriyorsun, HDP’ye veriyorsun, Türkiye’den kaçmış olan teröristlere müsaade ediyorsun. Ama AK Parti’ye müsaade etmiyorsun. Kusura bakma.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, bedelli askerlik konusunda “Seçim sonrası bunları Genel Kurmay, Milli Savunma oturacağız, konuşacağız. Gerçekten ‘böyle bir şeyin olması uygundur’ diyorlarsa hiç bu noktada tereddüdümüz olmaz, önünü açarız.” dedi.

“FENERBAHÇE ÇOK DAHA GÜÇLÜ AMA TECRÜBENİN DE HAKİM OLDUĞU BİR YAPIYLA DEVAM EDER”

Fenerbahçe Kulübü’ndeki Olağan Genel Kurulu’na ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, “En ideali, alışılmış olan şey, hayırlı olsun demektir. Yani gönlüm bu noktada ideal bir yönetimin iş başına gelmesidir. Ama burada tabii tecrübe çok çok önemli. Temenni ederim ki inşallah bu kongreyle birlikte Fenerbahçe yeni bir sürece çok daha diri, çok daha güçlü ama tecrübenin de hakim olduğu bir yapıyla devam eder.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yorgun musunuz?” şeklindeki soruyu, “Değilim dersem inanacak mısınız? Değilim tabii. Yorgun olsam zaten bırakırım bu işi. Ama yorgun değilim. Çalıştıkça dedim ya, Neşet Ertaş’ın güzel bir sözü var; ‘Aşkınan koşan yorulmaz’. Biz aşkınan koşuyoruz, yorulmayız.” şeklinde yanıtladı.

Seçim süreci içinde çok fazla spor yapamadığını ifade eden Erdoğan, “Ama seçim sürecinin dışında haftada üç gün sporum var. Daha çok kış mevsiminde aletli, onlarla yapıyorum. Ama yaz mevsimine girince açık sahada arkadaşlarımla beraber futbol, basketbol, bunları yapıyorum. Ayrıca bize enerji, dinçlik veriyor. Bu noktada iyi de ekibim var. Ekibimle beraber bu işi yürütüyoruz.” dedi.

Erdoğan, “Torunlara vakit kalıyor mu?” sorusunu ise “Kalmaz olur mu? Onlar bizim ayrı dinamizmimiz.” diye yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yanında eşinin, çocuklarının, torunlarının fotoğraflarını taşıyıp taşımadığına ilişkin soru üzerine, “Var. Ayrıca da ofisimde, masamın üstünde 6 torunumun da orada resimleri var. Tabii ki telefonumda da eşimdi, annemdi, torunlarımdı, kızlarım hepsinin fotoğraflar dosyasına girdiğimde orada hepsinin resimleri var.” dedi.

Erdoğan sözlerini, “Ekranları başında bizi izleyen tüm milletime en kalbi duygularla selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum ve diyorum ki bizi izlemeye devam etsinler. Ama 24 Haziran’dan sonra da bize durmak yola devam derlerse memnun olurum.” diyerek tamamladı.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT ortak yayınına katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT ortak yayınına katıldı için yorumlar kapalı 87781

TRT 1, TRT Haber, TRT Türk, TRT Avaz, TRT Kürdi, TRT Radyo 1 ve TRT Radyo Haber’de “Cumhurbaşkanı Özel Yayını”na katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, moderatörlüğünü Canan Yener Reçber’in üstlendiği yayında gazeteciler; Hale Kaplan, Nuriye Çakmak Çelik, Okan Müderrisoğlu ve Mehmet Acet’in Türkiye ve dünya gündemine dair sorularını cevapladı.

Gıda krizinde nasıl bir süreç işlediği ve imza aşamasına nasıl gelindiğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda uzun süredir aralıksız şekilde yoğun temas ve müzakereler yürüttüklerini ve neticede Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden dünya piyasalarına güvenli şekilde ihracına yönelik mutabakatın İstanbul’da imzalanmasını sağladıklarını ifade etti.

Planın başarılı şekilde uygulanmasıyla vahim boyutlara ulaşmakta olan küresel gıda krizinin etkilerinin hafiflemeye başlayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nitekim bugünlerde bizim yazılı medyada da işte bir baktık ki başlık atmışlar ‘Yüzde 3 fiyatlar düştü’, bir baktık ‘Yüzde 5 fiyatlar düştü’ ki bu böylece devam edecek. Özellikle tabii en az gelişmiş ülkelerin üzerindeki baskı azalacak, ortaya çıkabilecek kıtlıklar peşinen önlenecek” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunların memnuniyetle karşıladıkları hususlar olduğuna vurgu yaparak, “Bu tarihî başarıya verdiğimiz katkı Türkiye’nin küresel meselelerde oynamaya muktedir olduğu önemli rolü bir kez daha ortaya koymuştur. Planın operasyonel boyutu inşallah İstanbul’dan idare edilecek, burada ülkemiz, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler’den yetkililer rol alacaklar. Ukrayna’ya giden ve oradaki limanlardan gelen gemilerin emniyetli ve plana uygun şekilde seyrine birlikte yön verilecek” dedi.

“SAVAŞIN BAŞINDAN BERİ ÖNCELİĞİMİZ ATEŞKESİN SAĞLANMASININ ARDINDAN BİR BARIŞIN TESİS EDİLMESİ”

Yürütülen müzakerelerin şu ana kadar çok hassas bir zeminde devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Savaşın devam ettiği bir ortamda zaten aksi de düşünülemezdi. Yani bu konuda gerek Millî Savunma Bakanım gerek Dışişleri Bakanım onlar kendi muhataplarıyla yoğun ilişki hâlinde oldular, ben muhataplarımla yoğun ilişki hâlinde oldum ve bu arada da tabii Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de katkılarını bir kenara koyamayız. Sürecin hâlâ ne kadar hassas olduğunu cumartesi günü Odessa Limanı’na düzenlenen saldırıdan görebiliyoruz. Maalesef böyle bir şeyi arzu etmezdik ama bu da oldu. Bu tür süreçlerde zaten tarihte de bunun hep örnekleri vardır. Herkesten attıkları imzalara sahip çıkmalarını ve üstlendikleri sorumluluklara uygun şekilde hareket etmelerini bekliyoruz ve varılan anlaşmanın lafzı ve ruhuna aykırı eylemlerden de kaçınılmasını istiyoruz. Bu arada yoğun bir şekilde yine trafiğimizi artırdık ki böyle bir şeyin olması bizi üzüyor ve burada bir başarısızlık hepimizin aleyhine olacaktır, bunu da kendilerine hatırlatıyoruz. Biz anlaşmayı tüm unsurlarıyla hayata geçirmeye kararlıyız ve bu yöndeki çalışmalarımız da devam ediyor.”

İstanbul’da atılan imzalar, Rusya ve Ukrayna liderleriyle yaptığı görüşmeler hatırlatılarak, “Yeni bir barış çabası görecek miyiz yeni süreçte?” şeklindeki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savaşın başından beri önceliğimiz ateşkesin sağlanmasının ardından adil ve sürdürülebilir bir barışın tesis edilmesi, bu anlayış var. Temenni ederim ki inşallah bunu da başarırız” karşılığını verdi.

“NATO KAYITLARINA TERÖR ÖRGÜTLERİNİN GİRMİŞ OLMASI MADRİD ZİRVESİ’NİN EN BAŞARILI YANIDIR”

Madrid’deki NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nde liderlerle yaptığı görüşmelerde, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusundaki görüşlerini paylaştığı hatırlatılarak, “Sizin açınızdan bu zirvenin, NATO ve Madrid Zirvesi’nin en önemli sonuçları neler olmuştur?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu soruyu tabii altını çizerek cevaplamak isterim; her şeyden önce PKK, PYD, YPG ile FETÖ’ye destek verilmeyeceği ve bunun bizim kırmızıçizgimiz olduğunu kendilerine orada ısrarla hatırlattık. NATO zirve bildirisinde de özellikle gönderme yapılan bir mutabakat muhtırasında bu taahhüt edildi ve teyit edildi. ‘Buradan taviz vermeyi bizden kimse beklemesin’ dedik, zirvenin en önemli neticesi bana göre budur. Yani NATO’nun kayıtlarına bu terör örgütlerinin girmiş olması Madrid zirvesinin en başarılı yanıdır. Çünkü bundan önce bunlar özellikle FETÖ falan bu tür terör örgütleri listesinde uluslararası en önemli konumda bulunan bir NATO sözleşmesinde yer almamıştır.”

İsveç ve Finlandiya’dan teröre verilen desteğin kesilmesi noktasında somut beklentileri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Az önce ekranda gördük, bakın İsveç’in caddelerinde bunlar polis korumasında yürüyüş yapıyorlar, gösteri yapıyorlar, kendi paçavraları ellerinde, ondan sonra malum sözde liderlerinin posterleri ellerinde bu şekilde yürüyüş yapıyorlar. Ama İsveç vatandaşının sağduyusu da ortada. ‘Türkiye istiyorsa, Erdoğan istiyorsa bunlar mademki teröristtir, bunların verilmesi lazım’ diyor. Yani aklıselimin gereği de bu. Tabii şimdi oradaki bütün iltisaklı yapıların da kapatılması gerekiyor, bunları da istedik. Terör propagandası ve eylemlerinin engellenmesi, bu eylemlere karışan kişilere karşı soruşturma açılması, ayrıca iade ve mal varlığı, mesela teröre karşı mücadelede bizden de ne isteniyor? Bunlara karışanlardan eğer sermaye noktasında, para noktasında imkânı olanlar varsa bunların paralarının da el konulması ve iade edilmesi aynı şekilde bizden isteniyor. Dolayısıyla orada da şimdi iade ve mal varlığı dondurma taleplerimizin karşılanması gibi beklentilerimize biz bir cevap bekliyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuların takibini Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumların yaptığını belirterek, “Buradan taviz yok, bu ülkelerle yapılacak ortak mekanizma toplantılarında teröre desteğin sonlandırılması için atılan veya atılmayan adımların bütün muhasebesi ortaya koyulacak. Burada bir şeyi söylemem lazım, o da şu; kesinlikle Türkiye’den bu konuda bir taviz beklenmesin. İşte biz şimdi orada görüşmeleri yaptık, bu görüşmelerden sonra döndük, geldik, gel gör ki hemen daha ertesi gün yine bu teröristler Stockholm caddelerinde gösteri yapıyorlar, Finlandiya’da aynı şekilde gösteri yapıyorlar. Yani İsveç somut adım atmaktan, temel bir yaklaşıma gitmekten şu anda çok uzakta gözüküyor. Terör propagandası dâhil, terör örgütü uzantılarını ülkemiz aleyhine faaliyette bulunmaktan alıkoymadıkları sürece bizden olumlu bir yaklaşım beklemesinler” değerlendirmesinde bulundu.

FİNLANDİYA VE İSVEÇ’İN NATO ÜYELİĞİ

NATO Zirvesi’nde önemli bir kazanım olduğu belirtilerek, İsveç ve Finlandiya’ya yönelik somut izlemeye ilişkin nasıl bir takvim olacağının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu öyle zannedildiği gibi kolay bir iş değil. Bakın Makedonya 11 yıl sürdü, öyle kolay falan bu iş olmuyor. Dedik ‘Tamam’, ‘Hemen NATO’ya alsınlar’, yok böyle bir şey. Biz orada da bütün arkadaşlara, dostlara bunu söyledik. Nitekim şu anda da süreç bu şekilde bir defa işliyor. Bu şimdi ilk etap, Madrid’de nedir? Madrid’deki bir davettir, yani onama değildir, bir davettir. Bu davetin neticesi ne olacak? Onu da bu eylemler belirleyecek. Yani siz hâlâ bu teröristleri caddelerinizde koruma altında böyle yürütürseniz e biz de bunları takip ediyoruz, bizim de oralarda istihbaratımız var, her şeyimiz var, nerede ne oluyor bunu anında takip ediyoruz. Tabii sadece olay İsveç, Finlandiya değil. İsim vererek söyleyeceğim, maalesef Almanya da böyle, Fransa böyle, İngiltere böyle, İtalya böyle. İskandinav ülkelerinin hemen hemen tamamı böyle.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müzakerelerde bunu size hatırlatmışlar, yani diğer NATO ülkeleri de yapıyor ama sadece bizden istiyorsunuz’ dediklerinde ne dediniz?” şeklindeki soru üzerine, “Onların anlatmasına gerek yok, ben anlattım zaten. Liderlerle yaptığımız görüşmede de ben hep kendilerine bunları söyledim, dedim ‘Yani kusura bakmayın’. Almanya, Fransa… Mesela ben, (Fransa Cumhurbaşkanı) Emmanuel ile yaptığım görüşmede ‘Siz ne yapacaksınız, böyle devam edeceksiniz’ dedim. Tabii gülüyorlar. ‘Yani bu eğer böyle gitmezse kusura bakmayın, önümüze bu geldiği anda bizim bir parlamentomuz var, bu parlamentomuz bizim bu işe olumlu bakmaz’ dedim” cevabını verdi.

Ortak yayında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dört ayda dünya liderleriyle yaptığı yüz yüze ve telefon görüşmelerine ilişkin görüntülere yer verildi.

DIŞ POLİTİKADAKİ GELİŞMELER

Görüntülerin ardından, geçen hafta Astana süreci kapsamında İran’da üçlü liderler zirvesinin yapıldığı hatırlatılarak, zirvenin hem Türkiye’de hem de dünyadaki yankılarına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-İran 7’nci Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi ve sonrasında da Astana formatında 7’nci üçlü zirveyi gerçekleştirmek için 19 Temmuz’da İran’da olduklarına işaret ederek, burada İranlı muhataplarıyla yaptıkları temaslarda ikili ilişkileri tüm boyutlarıyla ele alma fırsatı bulduklarını anlattı.

Ziyaret sonunda İran’la yatırımdan sosyal güvenliğe uzanan geniş bir yelpazede farklı alanlarda 8 belge imzalandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Görüşmelerde ikili ticaret hacmimizi, ta Ahmedinejad zamanında da bunu belirlemiştik, 30 milyar dolara çıkarma hedefimiz var. Ama şu anda tabii bu Kovid vesaire ile bu bayağı düştü. Şu anda son durum işte 7,5 milyar dolar. Şimdi 7,5 milyar dolar Türkiye-İran’a yakışmıyor. Bunu süratle bizim yeniden 30 milyar dolara çıkarma gayreti içine girmemiz lazım. Mutabık mıyız? Sayın Reisi dedi ki ‘Mutabıkız, çalışacağız ve bunu halledeceğiz’. Bir defa burada bu işi halletmek için avantajlarımız var. Nedir bu? Biz tabii İran’dan petrol alıyoruz, doğal gaz hakeza bunu artıracağız. Bunu artırmamız hâlinde bu rakamı yakalarız. Yani burada bir sıkıntı olmaz. Ve şimdi süratle, yani bu yılın ilk yarısını işte tamamlıyoruz, sekizi yakaladık. Bu demektir ki bu sekizi yılsonuna kadar biz katlayabiliriz. Aramızdaki bu görüşme gerçekten samimi geçti. ‘Bu adımı atmamız lazım, bunun gereğine inanıyoruz’ dedik ve tabii sekiz anlaşmayı da imzalamak suretiyle bir defa buradaki bu Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi başarılı şekilde tamamlamış olduk.”

Diğer taraftan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Putin’le olan görüşmemiz gerçekten çok daha farklı geçti. Çünkü şu anda Putin-Zelenskiy olayında biz çok önemli bir rol oynuyoruz. Çünkü biz kimseye burada düşman nazarıyla bakmıyoruz. Dost nazarıyla bakıyoruz ve bu şekilde bakışımız da her iki tarafın da gerçekten samimi yaklaşımını getiriyor. Kaldı ki, Sayın Putin ile malum şu anda Batı’nın yaklaşım tarzı, yani siyasetçilere yakışan bir yaklaşım tarzı değil. Tabii sen öyle bakarsan Sayın Putin de size nasıl bakacak? Öyle bakacak. Şimdi savaşın oluşturduğu konjonktüre rağmen biz ikili ilişkilerimizdeki önemli konuları rahatlıkla ele aldık ve olumlu bir görüşme olduğunu ben de rahatlıkla söyleyebilirim. Savaşın yarattığı menfi koşullar ve aramızda bazı konularda anlaşmazlıklar elbette var. Ancak, biz malum S-400 konusunda vesaire dünyanın bakışını paylaşmadık. Tam aksine biz inandığımız neyse bunu yaptık. Ve Rusya ile var olan ikili ilişkilerimizi karşılıklı çıkarlar temelinde sürdürmek ve potansiyel olan alanlarda geliştirmek durumundayız. Onun için de Astana Zirvesi çerçevesinde Sayın Putin ve Sayın Reisi ile Suriye ihtilafının farklı veçhelerini ayrıntılarıyla istişare ettik. Sürecin ve aramızdaki eşgüdümün devamını, siyasi çözüm açısından çok çok önemli görüyorum.”

“SURİYE TERÖR ÖRGÜTLERİNİN YUVASI HÂLİNE GELMİŞ DURUMDA”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tahran’daki görüşmelerinde terörle mücadelenin gündemlerinin bir numaralı konusu olduğuna işaret ederek, “Suriye terör örgütlerinin yuvası hâline gelmiş durumda. Dolayısıyla Suriye’ye karşı gerek Rusya gerekse İran’ın bir tavır belirlemesi gerekir. Özellikle Fırat’ın batısında ve doğusunda terör örgütü PKK/YPG, sivillere ve ülkemize yönelik saldırılarına hâlâ devam ediyor. Bu mücadele kararlılığımızı zirve sırasında Sayın Putin ve Sayın Reisi’ye de bizzat aktardım” ifadelerini kullandı.

Yunanistan’daki yöneticilerin sürekli Türkiye’yi şikâyet etmesi, adaları silahlandırması ve ABD üslerinin sayısındaki artışa dikkat çekilerek, Yunanistan’ın ne yapmak istediği konusunda değerlendirmeleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 1-1,5 ay önce Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’i yemeğe davet ettiğini ve Vahdettin Köşkü’nde beraber yemek yediklerini hatırlattı.

Yemekte, Miçotakis’e “Biz bundan sonra aramıza üçüncü bir ülkeyi sokmayalım, üçüncü kişileri de sokmayalım. Yani biz ne yapacaksak, bunu hemen, hatta direkt hat kuralım, direkt hattan görüşmelerimizi yapalım” dediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Aradan geçti 15 gün, üç hafta, bir Amerika seyahati, Kongre’de bu konuşmasında, bizi ima ederek, verip veriştirerek orada maalesef aleyhimizde birçok şeyler söyledi. Oradan döndü, Davos’a gitti. Davos’ta da yine benzer şeyleri yaptı. Ya biz Türkiye’yiz? Bir kabile devleti değiliz. Ondan sonra ‘Türkiye bize şöyle yaptı, böyle yaptı’ deyip duruyorsun. Kaldı ki sen de siyasetçisin, ben de siyasetçiyim. Şunu bir defa bilmen lazım, Türkiye’ye karşı herhangi bir olumsuz adım attığın zaman benim ilk işim siyasetçi olduğuma göre halkıma anlatabileceğim elimde güçlü malzemelerimin olması lazım. İşte onun için de Efes Tatbikatı bunları bayağı çıldırttı. Tuttular bunlar da Efes Tatbikatı’ndan sonra kendilerine göre bazı tatbikatlar yaptılar. Şu anda Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantılarını da ben iptal etme kararı verdim. Ve dedim ‘Bundan sonra benim artık Miçotakis’le görüşmem diye bir şey söz konusu değil.’ Yunanistan’ın samimi, dürüst olmayan tutumuna son vermesi gerektiğini açık bir şekilde dile getirme kararını aldık. Gerek Dışişleri Bakanım, gerek Savunma Bakanım dedi, ‘Bundan böyle artık görüşmelere son vereceğiz.’”

“YUNANİSTAN UÇAK ALMAMIZI ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’da dokuz Amerikan üssü olduğunu vurgulayarak, beşinin zaten var olduğunu, dördünün de yeni açıldığını söyledi. Bunların da inkâr edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şimdi bunları adalara yerleştirme gayretleri var. Tabii Rusya’ya karşı kurulduğunu söylüyorlar. Dedim ya yok, kimi aldatıyorsunuz? Yani Rusya ile sizin böyle bir şeyi yapabilme ne gücünüz ne kudretiniz yok. Amerika bile bunu yapamaz. Kaldı ki, eğer üs diyorsanız, bizim İncirlik Üssü de var. Yani biz bu kadar iyi niyet gösteriyoruz, siz bize hâlâ geliyorsunuz, adalarda böyle garip garip şeyler yapıyorsunuz. Ve Yunanistan bizim güvenlik ihtiyaçlarımız için uçak almamızı engellemeye çalışıyor. Bir taraftan Amerika’ya, bir taraftan Fransa’ya daha değişik ülkelere hepsine böyle saldırarak ‘Türkiye’ye vermeyin.’ Verirler veya vermezler hiç önemli değil, ama biz duruşumuzla, her şeyimizle konumumuzu zaten koruyoruz.”

“Lozan Antlaşması’nın yıl dönümü dolayısıyla yaptığınız açıklamada, özellikle Yunanistan paragrafına yer verdiniz. Tabii adaların silahlandırılması Lozan’a da çok aykırı bir durum. Bu, çok adreslere teslim bir mesaj olarak okundu. Yunanistan tarafından bu mesajın alındığını düşünüyor musunuz?” sorusuna ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Şimdi, öyle zannediyorum ki herhalde buradan gereken dersi almışlardır. Yani Yunanistan’ın iyi komşuluk ilişkileri hilafına sürdürdüğü bu faaliyetler sadece Lozan’a değil, aynı zamanda Paris Antlaşması’na da ters. Şimdi Lozan ve Paris antlaşmalarına ters olan böyle bir durumda Türkiye olarak biz ne yapalım? Elimiz kolumuz bağlı duralım, ‘Ey Yunanistan sen ne yapmak istiyorsan yap’ öyle mi diyelim? Ne gerekiyorsa vakti saati geldiğinde bunu da Türkiye olarak yaparız. Bu adaların egemenliğinin gayri askeri statü altında kalmaları kaydıyla kendisine verildiğini Miçotakis bilmiyor herhalde, yani bunu öğrenecek.”

F-16 SATIŞI

ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışıyla ilgili Yunanistan şartını nasıl değerlendirdiğine ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Şimdi o da bir garip, yani onun üzerine zaten Hulusi Paşa hemen bir açıklama yaptı biliyorsunuz. Yani bu tür şartlar Türkiye için geçerli şartlar değil, olacak iş de değil. Çünkü Biden ile Madrid’de yaptığımız görüşmede bunları biz gayet olumlu bir şekilde onunla konuştuk ve görüşmede ikili ilişkilerimize ve bölgesel konulara dair kapsamlı bir fikir alışverişinde bulunduk. Ve nitekim kendisinin de dönüşte yaptığı açıklamaları aslında olumluydu. Sonra bu nereden çıktıysa, yani Yunanistan’la ilgili konular gündeme geldi. Tabii yönetimin bu net tutumunu ben aslında Madrid’deki görüşmelerle ilgili olarak olumlu gördüm. Tabii ABD yönetimi bu desteğini kamuoyu nezdinde görünür kıldıkça Rum-Yunan lobisi başta olmak üzere Kongre’deki bazı odakların F16 talebimizi engellemek için girişimlerini tabii hızlandırdıklarını da görüyoruz. Nitekim Amerika’nın 2023 Ulusal Savunma Yetki Yasası hazırlıkları kapsamında Temsilciler Meclisi’nde 14 Temmuz’da, F-16 talebimizin karşılanmasını belirli bazı koşullara bağlayan bir değişiklik önerisi de ayrıca kabul edildi. Yasayla ilgili süreç devam ediyor ve henüz kesinleşmiş bir hüküm de mevcut değil. O sebeple sürecin safahatını yakından takip edip nihai metne bakmak lazım. Ben gelişmelerin olumlu olacağı inancındayım. Çünkü Madrid’deki görüşmede kendi partisinden, yani Demokratlardan da olumlu yaklaşımda bulunmayan bazı arkadaşlar vardı. ‘Tamam’ dedim ‘Cumhuriyetçiler, biz de Cumhuriyetçilerin üzerinde bir çalışma yapalım. Ve böylece Demokratlar, Cumhuriyetçiler olarak, oradan olumlu bir kararın ben çıkabileceğine inanıyorum’ dedim. Bu konuda da şu anda bazı girişimlerde bulunuyoruz, bulunacağız.”

İsrail, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerin normalleşme sürecinin anımsatılıp, Mısır ile ilişkilerde yeni dönemin başlangıcı için hangi adımların atıldığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Bir yıllık süre zarfında gerçekleştirdiğimiz karşılıklı ziyaretlerle BAE, Suudi Arabistan ile yeni dönem başlattık. Her iki ülkeyle de ilişkilerimizin her alanda hızlı şekilde geliştirilmesi için iki ülke kurumları çalışmalarını sürdürüyor. BAE ile ortak bir teknoloji fonu tesis edildi. Yatırım boyutunu da içerecek kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşmasına ilişkin müzakereler de süratle yürütülüyor. Suudi Arabistan makamlarının da iş adamlarımızın sorunlarının giderilmesi hususunda yoğun bir gayret içerisinde olduklarını görüyoruz. Müteahhitlerimizi ülkelerindeki projelerde görev almaya davet ediyorlar. Tabii ihraç ürünlerimize yönelik boykot ve benzeri ayrımcı uygulamaların da sona ermekte olduğunu, Türk okullarının yeniden açılmasına yönelik adımların atıldığını müşahede ediyoruz.”

TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin ve diyalogun geliştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sayın Herzog ile olumlu temaslarımız neticesinde başlayan bu süreçte 15 yıl aradan sonra İsrail’den ülkemize devlet başkanı seviyesinde bir ziyaret oldu. Şu anda bizim Mısır ile ilgili süreç alt düzeyde devam ediyor. Üst düzeyde de bu işin olmaması diye bir şey söz konusu değil. Yeter ki birbirimizi anlayalım, birbirimizi, yaklaşım tarzımızı şöyle kontrollü bir şekilde devam ettirelim. Olmaması diye bir sebep yok. Mısır halkı Müslüman, bizim kardeşlerimiz. Müslüman Müslüman’a ters bakacak hâlde değil. Yeter ki birbirimize karşı açıklamalarda birbirimizi rencide etmeyecek şekilde bir süreci devam ettirelim.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yönelik sürecin sorulması üzerine, şunları kaydetti: “Başbakan Paşinyan ile her iki ülkenin dini bayramları kapsamında karşılıklı tebriğimizi ilettiğimiz bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Tabii ülkemiz ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini de konuştuk. Bizim baştan itibaren kırmızıçizgimiz Azerbaycan’dı. Azerbaycan konusu yoluna girdikten sonra biz zaten ‘Kapılarımızı açarız’ dedik. Paşinyan’ın bölgesel barış ve iş birliği açısından bizimle benzer düşünceleri paylaştığını duymaktan da memnun oldum. Artık söylemin ötesinde somut adımlar atmalarını bekliyoruz. Biz Ermenistan ile normalleşme sürecinde ciddiyiz, kararlıyız. Tam normalleşme ve iyi komşuluk ilişkilerinin tesisini de hedefliyoruz. Türkiye’de bugün 100 binin üzerinde Ermeni var. Bizim vatandaşımız olan Ermeniler var, bir de vatandaş olmaya namzet olan Ermeniler var. Bu bizim yaklaşım tarzımızı gösteriyor. Azerbaycan ile eşgüdüm içinde Ermenistan ile olan yaklaşımı geliştiriyoruz.”

“AMERİKA, FIRAT’IN DOĞUSUNDAN ÇEKİLMELİ”

Irak’ın Duhok vilayetinin Zaho ilçesindeki saldırıya ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Duhok’taki olay, PKK, YPG, PYD bunların alışılmış terör eylemlerinin bir benzeri. Buna biz yabancı değiliz. Bunu da Amerikalılara, Rusya tarafına ‘Bakın durum böyle burada bir oyuna gelmeyin’ dedik. Aynı şekilde bunu Irak’taki dostlarımıza, kardeşlerimize de söyledik. Yaptığınız açıklamalara dikkat edin, Türkiye’nin dostlarıyla, kardeşleriyle böyle bir eyleme girmesi mümkün değil. Biz böyle bir şey yapamayız. Ama bu terör örgütlerinin bugüne kadar alışılmış eylemlerinden bir tanesidir. Dert Türkiye ile Irak arasındaki olumlu gelişmeleri bozmak. Orada aklıselim sahibi birçok Iraklı kardeşlerimiz, dostlarımız güzel açıklamalar yaptılar ama bazıları da aksi açıklamalarda bulundu. Bunlardan bir tanesi de Konya’da yapılacak İslam Oyunları’na Irak’ın katılmaması istikametinde bir açıklama yapmışlar. Üzüldüm. Irak böyle bir adımı atmamalı. Arkadaşlarıma da söyledim, görüşün bu açıklamayı tavzih etsinler. Çünkü biz Irak’ı da bu oyunların içerisinde görmek istiyoruz. Duhok’ta hayatını kaybeden sivillerin ailelerine ülkem adına başsağlığı diliyorum. PKK’nın gerçek yüzünü bir kez daha böylece görmüş olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Nehri’nin doğusundaki terör oluşumlarıyla ilgili, şunları kaydetti: “Fırat’ın doğusu hâlâ sıkıntılı, burada Amerika’nın maalesef çok ciddi olumsuz yaklaşımları var. Ben Madrid’deki görüşmelerde de bunu söylediğim gibi Tahran’da da Amerika’nın Fırat’ın doğusundan çekilmesinin gereği üzerinde durdum. Buradan çekilmesi lazım. Çünkü terör örgütleri bütün gücünü oradan alıyor. Tel Rıfat. Binlerce tır silah, mühimmat, araç gereç Amerika buraya yığdı, hâlâ yığmaya devam ediyor. Biz bunu Trump’a da söylemiştik, şimdi aynı şekilde Biden’a da söyledik. Ama bu konuda maalesef hâlâ olumlu bir adım atılmış değil. Temenni ederiz ki bu ısrarlarımız karşısında olumlu adımları atarlar, Tel Rıfat, Tel Abyad…”

“Bu bölgeye operasyon kararlılığınız canlılığını koruyor mu?” şeklindeki bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mecburen koruyacak. Bize dokunmayana zaten biz dokunmayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınır ötesi operasyonla etkisiz hâle getirilen YPG’li bir teröristle ilgili CENTCOM’un taziye paylaşımıyla ilgili olarak, şöyle konuştu: “Tabii bu ilk değil. Amerika bunları birçok kez yaptı. Zaten Amerika’nın kendi yetiştirmeleri. Bunlara eğitim vermek için birçok kez bu terör kamplarına gelmişlerdir. Bu terör kamplarında bunlara eğitim vermişlerdir. Hâlen bu eğitim verme çalışmaları maalesef devam ediyor. Bu taziye yayımladıkları terörist kim diye şöyle bir bakarsanız, Türkiye’ye karşı terör eylemlerinde bulunan, Suriye’de kız çocuklarını terör örgütlerine katmak için çalışan biri. Amerika’nın terör örgütüyle iş tutması kendi kazdığı kuyuya düşmesi sonucunu doğuracaktır.”

“AMERİKA’NIN PKK/YPG İLE İŞ BİRLİĞİ DEVAM EDİYOR”

ABD Başkanı Biden ile ilerleyen dönemlerdeki görüşmelerinde Amerika’nın terör örgütleriyle iş birliğini tekrar gündeme getireceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Her düzeyde ve sürekli girişimlerimize rağmen Amerika’nın PKK/YPG ile iş birliği devam ediyor. Amerika, terör örgütünü DEAŞ ile mücadelede sözde bir ortak gibi görüyor. DEAŞ’ın terör örgütü olarak PKK’dan, YPG’den ne farkı var? Türkiye’nin DEAŞ ile göğüs göğüse çarpışan tek NATO ülkesi olduğunu unutuyorlar. Aynı şekilde Suriye muhalefeti de mücadele ediyor. Bunları görmezden gelemeyiz. Yine Amerika, Suriye’nin kuzeyinde olası operasyonumuza karşı olduğunu söylerken, harekâtın istikrarsızlığa neden olacağı, DEAŞ ile mücadeleye zarar vereceği ve insani sorunlara yol açacağı iddiasını dile getiriyor. Ancak bunu yaparken, sözde ortaklarının terör eylemlerinin bir NATO müttefikine verdiği zarardan söz etmiyor. Biz NATO’da beraberiz, müttefikiz. İlk beş ülkeden bir tanesi biziz. Bize zarar veriyorsun. Bir terör örgütüyle mücadele için bir başka terör örgütüyle iş tutulmaz. Bunu bileceğiz.”

“Türkiye’de en önemli gündem maddelerinden biri mülteci sorunu, Tahran zirvesinde de siz bu konuyu ele aldınız. Türkiye’nin güvenli bölge oluşturması ve oradaki yerleşik mültecilerin güvenliğinin sağlanması konusunda ciddi projeleri var. Olası bir beşinci operasyon sonrasında artık Suriyeliler evlerine ne şekilde dönecek? Bu nasıl gerçekleşecek?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi böyle bir operasyonun içeriği noktasında bir konuya girmeyi, yani bu akşamın konusu olarak görmek istemem. Ancak biliyorsunuz biz şu anda Suriye’nin kuzeyinde hedef olarak ilk etapta 250 bin briket ev yapmayı planlıyoruz ve bunları biz AFAD’ımızla beraber yapıyoruz. Çünkü o çadırlarda, o ilkel çadırlarda o insanların yaşaması hakikaten ne insani ne İslami değildir. Ancak dedik ki ‘Biz bu şekilde briket evler yapalım. Bu briket evlerin altyapısını da gayet iyi bir şekilde yapalım’ ve sağ olsun AFAD’ın koordinesinde STK’larımızla bunlara katılmak suretiyle şu ana kadar yani 100 bine yakın konutu bitirdik ve bunlar devam ediyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir çalışma yapacaklarını belirterek, artık tek kat değil, zemin artı bir kat şeklinde projelerin hazırlandığını aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Belki zemin artı iki de olabilir. Yani bunları da yapmak suretiyle buralara bizdeki mültecilerden geri dönüşleri ama kendi istekleriyle ve arzularıyla bu dönüşleri arttıralım diyoruz. Bunu başarabilirsek bu sayı 1 milyonu bulur” dedi.

“Uluslararası toplumdan hiç destek geliyor mu bu projeye?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu ana kadar yok ama onlara sorarsan var” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİT’in son dönemde Irak, Suriye ve firari FETÖ’cülere yönelik operasyonları anımsatılarak, “Önümüzdeki günlerde MİT’in başarılı operasyonlarına dair yeni isimler var mı, buradan paylaşabileceğiniz isimler var mı?” sorusu üzerine, “Şimdi ben bu isimleri burada açıklarsam bu isimleri istihbarat koyduğu yerde bulabilir mi? İşte bu bir gece ansızın dediğimiz konu bu. Zaten onun için de istihbarat kendine has gizlilik içerisinde bunların takibini yapıyor ve o nokta atışlarla da bulduğu yerde bunların işini bitiriyor. Bundan sonraki süreçte de bu başarılı operasyonlarını aynı şekilde istihbarat örgütümüz devam ettirecek” ifadesini kullandı.

“ZORLU KÜRESEL KOŞULLARA KARŞI ÜLKEMİZİN DİRENCİNİ ARTIRMAYI HEDEFLİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomiye ilişkin bir soruyu cevaplarken, Kovid-19 salgınının, Ukrayna’daki savaşın, tarihin en yüksek seviyelerine ulaşan enerji, emtia fiyatlarının ve tedarik zincirinden kaynaklı sorunların küresel alanda enflasyonist bir ortam oluşturduğunu belirtti. Bunların tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’nin de enflasyon görünümünü olumsuz etkilediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece haziran ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 78-79, bu seviyelere ulaştı. Hayat pahalılığının yükünü azaltmak ve Türk lirası cinsinden enstrümanlara güveni artırmak amacıyla gerekli tüm adımları da gecikmeksizin atıyoruz. Bu bizim çıkış yollarımızdan en önemlisi, bir tanesi. Bu kapsamda Hazine ve Maliye Bakanlığımız ve ekonomi yönetimimizle birlikte çalışıyor, tüm ihtiyaçları ve politika adımlarını değerlendirerek ilerliyoruz. Hedef odaklı devreye aldığımız eşgüdüm içerisinde hızlı bir şekilde hayata geçirdiğimiz bu adımlarla zorlu küresel koşullara karşı ülkemizin direncini artırmayı hedefliyoruz” sözlerini sarf etti.

Kur Korumalı Mevduat sistemine vatandaşların ilgisinin yüksek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplamda 1,8 milyon hesap açıldı. Bu sayı önemli bir güven ve teveccühe işaret ediyor. Yani siz eğer güven ve istikrarı ciddi manada koruyabilirseniz halkınızın bu noktadaki güven ve istikrar ikilisi sağlam, yerindeyse bir defa bu ülkeyi kimse yıkamaz. Şimdi Türk lirası cinsi tasarrufların yaygınlığını artırmak için Kur Korumalı Türk lirası vadeli mevduat ve katılma hesapları enstrümanını desteklemeye biz devam ediyoruz. Ayrıca tasarruflarını Türk lirasında değerlendirmek isteyen vatandaşlarımıza alternatifler sunmak amacıyla bir de gelire endeksli senetlerin ihracını gerçekleştirdik. Gerçek kişilere yönelik tasarladığımız ürüne gelen talep de tabana yayıldı ve beklentimizin üzerine ulaşmış vaziyette. Neticede 83 bin 816 bireysel yatırımcı, toplamda 6,6 milyar liralık talep gösterdi. Yapmış olduğumuz bu düzenlemelerin enflasyon üzerindeki etkilerini de yakından takip ediyoruz. Düzenlemelerimiz fiyat artışlarının hızını da yavaşlattı. Son haftalarda petrol fiyatlarında yaşanan düşüşün ulaştırma grubunu doğrudan, diğer grupları ise dolaylı olarak olumlu etkilemesini de bekliyoruz. Bunun sonbahara doğru da bu şekilde gideceğine inanıyorum. Tabii yıllık enflasyonda düşüşü önümüzdeki şubat ve mart ayı itibarıyla belirgin bir şekilde görmeye başlarız.”

“Meydanların ilgisi, yani ‘Seçmen midesiyle düşünür ve hani tencerenin etkilemeyeceği iktidar yoktur’ denir. Bu zorluğa rağmen herhalde aldığınız tedbirlerin sahadaki karşılığını mı görüyorsunuz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Az önce işte ifade ettiğiniz gibi Kayseri’de resmî rakam o gün 70 bin civarındaydı. Şimdi orada 70 bin kişinin Kayseri’de o sıcağa rağmen o meydana gelmiş olması bir şeyi gösteriyor. Nedir? Ha diyor ki ‘Çıkış yolu burası’ ve onunla da kalmıyor tabii bir de şu var, yani vatandaşın ben araçları ile olsun piyasadaki alışveriş noktasındaki hareketliliğine bakıyorum gayet iyi bir konumda. Mesela benim söyleyeceğim en önemli hususlardan bir tanesi maliyet enflasyonu, maliyet enflasyonu konusunda da biz şu anda bana göre işi yönetiyoruz. Şu anda bizim son yaptığımız zamlarla vatandaşın cebine giren para da ne oldu? Ciddi bir artış oldu ve bu tabii yılsonu itibarıyla tekrar gözden geçireceğimiz bir süreçtir. Şimdi bu hafta sonu mesela ben Ordu’ya gidiyorum. Ordu’da da orada şimdi herkesin beklentisi ‘Acaba fındık fiyatları ne olacak’. Açıklayacağız tabii, işimiz o. Zaten yani çayın olduğu yerde onu açıklıyoruz, buğdayın olduğu yerde buğdayı açıklıyoruz. Şimdi fındığın olduğu bölgeler Trabzon, Ordu, Samsun, Sakarya, Düzce, vesaire onların da artık şu anda mevsimi geldi. Yani alavere dalaverecilere falan işi bırakmadan biz bu açıklamayı yapacağız. Bu açıklamayı yaparken ben Bay Kemal’in ağzına bakıp bir de ortağı hanımefendinin ağzına bakıp da biz rakam açıklayamayız, bizim sırtımızda küfe var. Dolayısıyla bu küfenin gereği neyse biz bu açıklamayı yaparız ama bu açıklamayı yaparken de bütün fındık müstahsilini asla enflasyona filan biz ezdirmeyiz.”

3600 EK GÖSTERGE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ek gösterge ve asgari ücrete ara zam konularına ilişkin gelen soru üzerine, şöyle konuştu: “Bu konular üzerinde özellikle Vedat Bey çalışmaları sürdürüyor ve bu çalışmalarda da biliyorsunuz belli bir takvim var. Yani bu takvime göre de bu çalışmalar ekiplerimiz tarafından yürütülüyor. Ek gösterge konusu biliyorsunuz yıllardır gündemde olan bir konuydu. Son düzenleme 1994 yılında yapılmış, bu tarihten sonra münferit düzenlemeler yapılsa da değişen şartlara göre tüm sistemin yeniden ele alındığı bir düzenleme ne yazık ki yapılmamış. Dört özellikli meslek grubunun ek göstergelerinin 3600 ek göstergeye hak kazanması için bu sene başında biz çalışmalara başladık. Tüm gösterge sistemini yeniden gözden geçirip düzenledik. Bu kapsamda öncelikle birinci dereceye gelmiş olmak kaydıyla tüm öğretmenlerimizin 2 yıl ve üzeri yükseköğrenim mezunu polislerimizin alan sınırlaması olmaksızın, 2 yıl ve üzeri yükseköğrenim mezunu tüm sağlık çalışanlarımızın ve din görevlilerimizin ek göstergeleri ne oldu? 3600’e yükseltildi. Bunların yanında avukatlar, il müdürleri, bekçiler, uzman jandarmalar ve erbaşlar gibi 3000 ek göstergeli tüm meslek gruplarının da 3600 ek gösterge düzenlemesinden faydalanmaları sağlandı.

Ayrıca il müdür yardımcıları, ilçe müdürleri, şube müdürleri, gelir uzmanları ve mali hizmetler uzmanları gibi kariyer uzmanlar ve denetmenlerin de 2200 olan ek göstergeleri 3600 ek göstergeye çıkarıldı. Bunlar bizim bu dönem içerisinde halkımızın ve memurumuzun bütün sıkıntılarını gidermeye yönelik attığımız adımlardır. Tabii bir de ek gösterge sisteminde bugüne kadar 28 sene boyunca genellikle hep küçük dokunuşlar yapılmıştı. Bu sistemi sosyal diyalog anlayışı çerçevesinde ihtiyaçlar ve talepler doğrultusunda revize ettik ve Yüce Meclisin takdirine sunarak hayata geçirdik. Bunun yanında ocak ayında tarihi bir adım atarak asgari ücretten vergi alınmaması yönünde düzenleme yaptık ve asgari ücrete yüzde 50 oranında zam yapılmasını sağladık. Bu kapsamda ve çalışanlarımızın her zaman yanında olduğumuzu bununla bir kez daha ispatlamış olduk.”

“Muhalefetin, ‘Önce biz dedik, önce biz gündeme getirdik, hükûmet yaptı’ şeklinde propaganda yürüttüğünün, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bunu sürdürdüğü”nün aktarılmasının ardından, “Muhalefet dedikten sonra mı bu fikirler gündeme geldi, yoksa daha öncesinden bunun çalışmaları yapılmış mıydı? Özellikle bu kredi bağlamında” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde üniversite öğrencilerinin aldığı bursun “45 liracık” olduğunu söyledi.

Öğrencilerden o dönemde üniversite harcı da alındığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üniversite harçlarını Bay Kemal mi söyledi de kaldırdık veya yanındaki ortağı mı söyledi de kaldırdık? Harcı da biz kaldırdık” dedi.

Bursun 45 liradan 850 lira gibi bir noktaya geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, verilen kredinin ise üçayağının bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Kredi eğer alıyorsan, aldığın bu krediyi senin anında ödemen diye bir şey yok. Sigortalı bir işi bulacaksın, sigortalı işi bulduktan sonra da iki yıl gibi bir süre içerisinde de bunu ödeyeceksin. Burada faiz var mı? Hayır, faiz filan yok. Başbakanlığım döneminde de açıkladığım bir şeydir, faiz filan yok. Şimdi söyledikleri, yok bilmem buna enflasyon… Hayır, kesinlikle; ne faiz ne enflasyon sadece anapara. Biz öğrencilerimizi kesinlikle muhalefetin bu saçma sapan yaklaşımlarına ezdirmeyiz.”

YAP-İŞLET-DEVRET PROJELERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yap-işlet-devret projeleri kapsamında inşa edilen yatırımlara ilişkin bir soru üzerine, muhalefetin bu projelere karşı yaklaşımının her zaman, bunların yapılması istikametinde değil, yapılmaması istikametinde olduğunu söyledi.

Muhalefetin, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yapılmaması için denizden motorlarla Anadolukavağı’na, Rumelikavağı’na gelerek, gösteriler yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz kararlıydık, bu yapılacak ve yaptık. Şu anda yoğun bir şekilde trafiği var. Anadolu-Avrupa yakasında otomobiller, tırlar burada yoğun bir şekilde çalışıyor. Aslında bu da bir şeyi gösteriyor. Hani ‘ekonomik olarak battık’ diyenler var ya, onlara cevap, oralardan geçen otomobillerdir, oralardan geçen otobüsler, tırlardır. Onlar bir şeyi gösteriyor. Demek ki bu ülke, öyle batmış filan değildir, öyle fakir, garip gureba değil. Herkesin altında maşallah arabası da var, iftihar ediyoruz. Tırlarla Anadolu’dan Avrupa’ya her türlü gıda vesaire bunların nakli yapılıyor, otobüslerle taşımacılık aynı şekilde devam ediyor. Bütün bunlar devam ederken nasıl dersiniz battık?”

Osmangazi Köprüsü’nün önemine de işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önce İzmit Körfezi’ni dolaşıyorduk ve bunu zaman noktasında nereye indirdi malum… Feribotla geçmek 45 ila 60 dakika sürüyordu. Şimdi artık bekleme süresi beş dakika. Beş dakikada geçiyorsun. Böyle bir noktaya geldik. Osmangazi Köprüsü’nü 4 Temmuz’da 43 bin 301 araç kullandı. Bu da tabii bu işin ne kadar önemli olduğunu, ne kadar verimli olduğunu düşünün” şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yap-işlet-devret modelini daha öğrenemediğini, “Bize hükûmet bunu bir anlatsın, yap-işlet-devret nedir?” dediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bay Kemal, yap-işlet-devret; devletin cebinden para çıkmadan yüklenici firmaların veya talip olanların buraya gelip yapıp, kaç seneye anlaşıyorsun 15 sene; 15 sene burayı işletir her yıl belirli bir araç ya da insan sayısına göre ücreti vardır, buna göre burayı kullanır. Eğer devlet bir ödeme yapması gerekiyorsa, o farkı kapatma açısından ödemeyi yapar ve böylece de orada yüklenici olan firma buradan rahatlıkla yap-işlet-devrette huzurlu bir şekilde devam eder, ondan sonra da belki ikinciye, üçüncüye talip olurlar.

Aynı şekilde 18 Mart Çanakkale Köprüsü de 2,5 milyar avroya yapıldı. Güney Kore finansmanını sağladı ve Türk firmasıyla beraber ortaklaşa burayı yaptılar. Şimdi dünyada en uzun açıklığa sahip böyle bir köprü… Biz eskiden ne çileler çekerdik orada? Lapseki’den Gelibolu’ya geçmek için orada bazen gece boyu arabalı vapur beklerdik. Ama şimdi öyle bir şey yok. İşte şimdi altı dakikada karşıdan karşıya geçiyorsun. Bir de tabii bu köprü, şimdi bizim için hakikaten adeta boynumuzda güzel bir altın kolye. Şu anda orayı kullananlar bize dua ediyorlar. Biz de bundan mutluyuz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanlıurfa-Adıyaman arasındaki Nissibi Köprüsü’nün önemini de dile getirerek, “Biz olmasak Şanlıurfa-Adıyaman arasında böyle bir köprünün hayali bile söz konusu değildi ama bunu biz yaptık” dedi.

İzmir-İstanbul Otoyolu’nun yapılmasıyla İstanbul’dan İzmir’e 3 saat 15 dakikada ulaşılabildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün o köprülerin yapılmasının yanında bir de tünellerin inşa edildiğini vurguladı.

Marmaray, Avrasya Tüneli gibi projelere de işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün bunlar medeni olmanın, kalkınmanın ve dünya standartlarında olmanın ötesinde onu aşan bir yapının güzellikleridir” dedi.

“Israrlı bir şekilde garantiler ve beş firma üzerine algı yürütüyor muhalefet, özellikle CHP. O noktada bir cevabınız olur mu?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onunla uğraşmaya gerek yok. Biz işimize bakacağız” ifadesini kullandı.

CHP’li büyükşehir belediyelerinde su parasının artırılarak işi çözmeye gayret edildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Şu anda bu büyükşehirlere devlet olarak bizim vermiş olduğumuz para, bu sene ciddi manada bir artış kaydetti. Tabii bizim vergi gelirlerimiz artınca onlara da yapmış olduğumuz ödemeler bu denli artmış oldu. Nitekim bugün İzmir’de, bizim arkadaşlar büyükşehir belediye başkanlarımız; İstanbul’dan Meclis Başkanvekili, aynı zamanda Esenler Belediye Başkanımız Tevfik Bey, bunları rakamlarla açıkladı. Ne diyeceksin? ‘Yok, bilmem para vermiyorlar, yok şu gelmiyor, bu gelmiyor…’ Buyur işte, bunlar kayıtlı yapılan ödemeler. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne verilen para, Ankara’ya verilen para. Bu kadar açık net. 1’e 5 artmış durumda. Bunların hepsinin şu anda bütün kaydı var. Buradan bunlar verildi. Ama işte bizim talihsizliğimiz böyle bir muhalefete sahip olmak. Dürüst bir muhalefet yok. Dürüst olsalar çok daha fazla mesai alır, çok daha fazla mesafe alır, böyle bir yolculuğu gerçekleştiririz ama bu yok.”

YERLİ OTOMOBİL TOGG

Yerli otomobil TOGG’un ne zaman yollarda görüleceği ve fiyatının ne olacağı sorularına karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onları bana hemen sorarsan bu doğru olmaz. TOGG’un üretim süreci devam ediyor. İnşallah yani hedefimiz bu yıl içerisinde çıkartıp ondan sonra da keyfini beraberce tatmak” ifadesini kullandı.

Bursa Gemlik’te yer alacak fabrika inşaatı çalışmalarının Temmuz 2020’de başladığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu andaki durumda boya tesisi, gövde tesisiyle, 1,6 kilometrelik test pistinin tamamlandığını bildirdi.

Fabrikadaki montaj tesisinin yüzde 98’inin tamamlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gemlik’te 250 robot parçalı denemelerin ardından deneme üretimi için hazır hale gelmeye başladı. Avrupa’nın en temiz boyahane tesisinde kimyasal dolum aşamasına geçildi. Montaj tesisinde ise ekipman kurulumu tamamlanarak devreye alma çalışmaları da bu arada başladı. Tesisler bu yılın son çeyreğinde seri üretime hazır hale gelecek. Tesislerin seri üretime hazır hale gelmesiyle ilk seri üretim araçlar, bu yılın son çeyreğinde inşallah banttan inecek” diye konuştu.

Türkiye’de, otomobilin bataryasının üretiminin yapılacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Motor gücü 160 kilovatı geçmeyen ve ÖTV matrahı 700 bin lirayı aşmayan elektrikli otomobiller için daha önce yüzde 60 olarak uygulanan elektrikli araçların Özel Tüketim Vergisi’ni yüzde 10’lara kadar düşürdük” dedi.

2023 SEÇİMLERİ

“2023 seçimlerinin Türkiye için önemi nedir?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti olarak öncelikle girdikleri her seçimi bir öncekinden önemli gördüklerini söyledi.

Rehavetin olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2023 seçimlerini bu zamana kadar girip galip çıktığımız tüm seçimlerden daha önemli görüyoruz. Biz millete hizmet için tabii rakip olmayınca kendimizle yarışıyoruz. Bu seçimi de bir dönüm noktası olarak görüyoruz, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasının devamı için bunu bir dönüm noktası olarak telakki ediyoruz. Seçimlerin kazası, telafisi olmaz. Sen ben değil, bütün bir ülke kaybeder. AK Parti’nin kazanması, Türkiye’nin kazanması demektir. Son 20 yılda 100 yılın işini 20 yıla sığdırdık ve kazanan işte az önce örneklerini verdiğim Türkiye oldu, vatandaşımız oldu” diye konuştu.

Göreve geldiklerinde 26 havalimanının olduğunu, şimdi ise bu sayının 58’e çıktığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani Türkiye’de havalimanımızın olmadığı yer kalmadı. Yani bu sayı 58’e filan çıkınca bu ne demektir? Yani gittiğiniz her ilde havalimanından evinize yarım saatte, bilemedin 45 dakikada gidebilirsin demektir. Şimdi işte en son biliyorsunuz Rize-Artvin Havalimanı’nı açtık denizin üzerinde. Bu, hem Artvin’in işini kolaylaştırdı hem Rize’nin işi daha kolay hale geldi. Bundan önce Rize nereyi kullanıyordu? Trabzon’u kullanıyordu. Şimdi tabii muhteşem bir havalimanı yapıldı. Çok modern bir havalimanı yapıldı” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanlarında personel ve pilotaj sıkıntılarının yaşandığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi tabii pilot yetiştiriyor Türk Hava Yolları süratle. İnşallah bu pilotların yetişmesiyle birlikte bir taraftan da uçak kiralama veya satın alma noktasında bazı adımlar atılacak ama şu anda bizim en çok sevindiğimiz yani denizin üzerinde dünyada beş tane havalimanı var. Bunun birisi Ordu-Giresun, birisi de Rize-Artvin Havalimanı. Ve bütün bunların ötesinde biz göreve geldiğimizde yani Binali Bey, Ulaştırma Bakanı olduğu zaman 6 bin 100 kilometre kara yolu vardı ama şu anda 28 bin kilometre bölünmüş kara yolumuz var. Bunların içinde tabii otobanlar, otoyollar var, vesaire böyle bir konuma geldik.”

Eğitim sisteminde 76 üniversiteden 208 üniversiteye çıkıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “81 vilayetin tamamında üniversite var. Üniversitesi olmayan ilimiz yok. Sağlıkta şu anda 19 vilayetimizde biliyorsunuz şehir hastanelerimiz var. Bu şehir hastanelerimiz bizim olmamış olsaydı şu anda biz Kovid-19 olayını bu kadar rahat atlatamazdık. Şimdi inşallah yeni şehir hastanelerimiz de açılıyor. Bir tanesi inşallah Ankara’da açılıyor. Bir iki ay içerisinde inşallah açılışı yapılacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, altılı masanın 2023 seçimleri için adayının henüz belirlenmediğine ilişkin soru üzerine şöyle konuştu: “Biz şu anda Cumhur İttifakı olarak kendimizden sorumluyuz. Yani bizim partilerimiz arasında herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Adayımız belli, hazır. Ve adayımız şu anda çalışmalarını arazide Cumhur İttifakı’yla beraber yürütüyor. Yani ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ dedik. ‘Durmak yok yola devam.’ dedik. 2023 seçimlerinde 20 yılı aşan bir tecrübeyle milletimizin karşısına çıkıyoruz. Şimdi ‘millet, zillet’ ne derseniz deyin adına, bu ittifak ne yapar, kimi çıkarır bu, bizi pek ilgilendirmiyor. Biz kendimizden sorumluyuz. Şimdi masanın altında ayrı, masanın üstünde ayrı hesaplar dönüyor. Böyle bir masadan memleket hayrına bir şey beklemek mümkün değil. Kaldı ki zaten ismi üzerinde durulacak kim var bilemiyorum.”

“Cumhurbaşkanlığı adaylığında Kemal Kılıçdaroğlu’nu rakip olarak ister misiniz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar bizi enterese etmez. Kemal Bey, biliyorsunuz İstanbul’a belediye başkan adayı olmuştu, Kâğıthane’nin yolunu şaşırdı ‘Kâğıttepe’ dedi. Ankara’da da orada nüfus kâğıdını kaybetmişti, bir şeyler oldu, oyunu kullanmadı. Ne demek istediğimi anlayın. Onun için hayırlı işler uzatılmaz. Bu masadan hayırlı bir şey çıkacak olsa da bu kadar uzatırlar mıydı? Onu da bilmiyorum. Masadakilerin işi gücü yalan, dolan, fitne, bölücülük. Ortak noktaları siyasetçilik oynamaktan zevk almaları, kolay oynatılabilen kukla olmaları ve terör örgütlerinin savunucuları olmaları. Hepsi de terör örgütlerini savunuyor. Şu anda ortaklıklarını açıklamadıkları partinin de terör örgütüyle ilişkileri ortada” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefete ilişkin, “Bir tarafta Saadet Partisi var, hani Millî Görüş’e bir şekilde sahip çıkıyor. Bir tarafta bir dönem sizinle yol yürüyen ve önemli makamlara gelmiş isimler var. Ayrı partiler kurdular. Şöyle geriye dönüp bakınca onlar için ya da bu süreç için bir tanımınız ya da bir değerlendirmeniz oluyor mu?” şeklindeki soruya şu cevabı verdi: “Yani o tür bir değerlendirmeye girmeyi zait addederim çünkü onu onların düşünmesi lazım. Onların nasıl bir ihanetin içinde olduklarını kendilerinin düşünmeleri lazım. Onlar o makamlara kendi layık oldukları için gelmediler, o makamlara getirildiler. Eğer onlara bakanlık, başbakanlık verildiyse hepsini de onlara bir irade o makamları verdi ama onlar bunun kadri kıymetini ne yazık ki bilemedi. Öbür tarafta diğeri hakeza o da aynı. Şu anda masanın etrafında dönüp dolaşıp bir şeyler yapmaya gayret ediyorlar. Dolayısıyla biz milletimizin ferasetine inanıyoruz. Benim milletim feraset sahibidir, kimin ne olduğunu net görür.”

Gençlerle ilgili bir soru üzerine, 30 olan seçilme yaşını önce 25’e, sonra da 18’e indirdiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece 18 yaşında gençlerin parlamentoda söz sahibi olduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şu anda benim partimin bu şekilde gençleri var. Bu gençler şu anda parlamentoda görev yapıyorlar, bu noktaya geldiler. Tabii bu, onların heyecanını artırdığı gibi benim heyecanım da artırıyor. Şimdi böyle genç yaşta bu arkadaşlarımızın parlamentoya girmeleri ayrı bir dinamizm kazandırıyor. Onun için de bizim bundan sonraki süreyle 2053, 2071, bunlar Türkiye’nin siyasetinin çok daha dinamik olmasını inşallah getirmiş olacak. Onların o dinamizmi bizi de dinamik kılıyor. Şu an itibarıyla gittiğim her yerde gençlerden aldığım bu dinamik yapı beni de farklı kılıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’de toplu açılış töreninde konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’de toplu açılış töreninde konuştu için yorumlar kapalı 101007

“Ülkemizin, siyasi ve diplomatik gücünü tüm dünyaya kabul ettirerek hedeflerimize adım adım yürüdük”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri Toplu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Ülkemizin altyapısını baştan sona yenileyerek, millî iradenin üstünlüğünü tahkim ederek, siyasi ve diplomatik gücünü tüm dünyaya kabul ettirerek vizyonlarımıza ve hedeflerimize adım adım yürüdük” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Kayseri Toplu Açılış Töreni ve Ankara-Yerköy-Kayseri Hızlı Tren Hattı Temel Atma Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Kayserililere, “Gadasını aldıklarım nasılsınız, maşallah Kayseri’yi özlemişiz, gördüğüm kadarıyla Kayseri de bizi özlemiş” diye seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’ye elleri boş gelmediklerini söyledi.

“KAYSERİ’YE SÖZ VERİP YERİNE GETİRMEDİĞİMİZ HİÇBİR İŞ YOKTUR”

Bugün hem yapımı tamamlanan çeşitli bakanlıklara, belediyelere ve özel sektöre ait eserlerin açılışını yaptıklarını hem de yeni yatırımların temelini atacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışını yapacakları eserlerin güncel yatırım tutarının 30 milyar liraya yakın olduğunu ifade etti.

Temelini atacakları yatırımların toplam tutarının 24 milyar lirayı bulduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece bugün Kayseri’ye yaklaşık 54 milyar liralık müjdeyle geldik. Artık giderken sucuğumuzu, pastırmamızı, çemenimizi, mantımızı, sarmamızı, katmerimizi eksik etmezsiniz herhalde” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’nin sanayisi, ticareti, tarımı ve Erciyes’i gibi değerlerini mutfağıyla da taçlandırarak kendisine yeni kazanç kapıları açacağından şüphe duymadığını belirtti.

Kayseri’nin kendilerine hep açık ara destek verdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz de Kayseri’ye şükran borcumuzu, yaptığımız eserlerle getirdiğimiz hizmetlerle ödemeye çalışıyoruz. Mesela, şehrin gelişimine yapacağı katkıları gördüğümüz için 23 milyon metrekarelik Erciyes Dağı’nın tapusunu, Yamula Barajı’nın raylı sistemlerinin işletmesini hiç tereddüt etmeden şehrimizin yönetimine devretmiştik. Bu şehre yapılan her projenin bizzat takipçisi oldum, talimatlarını verdim, neticelenmesini sağladım. Kayseri’ye söz verip de yerine getirmediğimiz hiçbir iş yoktur. Eksikleri de bugünkü açılış ve temel atma törenleriyle tamamlıyoruz. Tabii birileri bugün yapacağımız açılışlara ve temel atmalara inanmayıp yalanla iftirayla istihza ile işi sulandırmaya çalışacaklardır. Hatırlarsanız 2003 yılında yine Kayseri’ye yaptığımız bir ziyarette 130 fabrikanın birden temelini atmıştık. Bundan 19 yıl önce attığımız o temellere birileri yine bıyık altında gülmüş, bu kadar fabrikanın yapılamayacağını iddia etmişti. Temelini attığımız o 130 fabrikanın tamamı bugün hizmette olduğu gibi üzerine daha yüzlercesini de yaptık. Şimdi de bin 200 fabrikalık kapasiteye sahip yeni organize sanayi bölgelerimizin müjdesini sizlerle paylaşıyoruz. Rabbim ömür verirse bu fabrikaların tamamının da inşa edilip harıl harıl çalıştığını hep birlikte göreceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün resmî açılışını yapacakları eserler arasında eğitimde, anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye kadar her seviyede 323 derslik, spor salonu ve 100 yataklı pansiyonun yer aldığını dile getirdi.

“DEVELİ’DEKİ HASTANEMİZE DR. EKREM KARAKAYA’NIN İSMİNİ VERDİK”

Ayrıca üniversitelerin tamamlanan yatırımlarını hizmete açtıklarını da belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Talas ve Tomarza’da gençlik merkezi, yurt yenilemesi, spor salonu ve futbol sahası yenileme işleri tamamlandı. Sağlıkta 75 yataklı Bünyan, 150 yataklı Develi, 10 yataklı Sarız, 75 yataklı Yahyalı ilçe hastaneleriyle birlikte çok sayıda aile sağlığı merkezi hizmete girdi. Develi’deki hastanemize geçtiğimiz haftalarda Konya’da menfur bir saldırıda hayatını kaybeden görev şehidimiz Dr. Ekrem Karakaya’nın ismini verdik. Bu vesileyle sağlık çalışanlarımıza yönelik şiddetin karşısında olduğumuzu tekrarlayarak Develili Doktor Ekrem Karakaya kardeşimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum.”

TOKİ’nin Karpuztutan’da 535 konutu, Süksün’de 108 konutu, Tomarza’da 277 konutu, Erciyes’te 228 iş yerini altyapısı ve çevre düzenlemeleriyle hizmete hazır hâle getirdiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İller Bankası projesi ile çeşitli arıtma tesislerinin şehre kazandırıldığını ifade etti.

Diyanet İşleri Başkanlığının çeşitli ilçelerdeki cami, Kur’an kursu, gençlik merkezi gibi yatırımlarının bitirildiğini de anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tapu Kadastro, AFAD ve Emniyet Müdürlüğü gibi kurumlara yeni hizmet binaları inşa edildiğini aktardı.

Millî Savunma Bakanlığının A400M uçaklarının bakım tesisini ve Aspilsan Fabrikası’nı hizmete sunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Orta Anadolu Kalkınma Ajansının desteklediği sekiz ayrı proje tamamlandı. Kayseri Gar binası restore edildi. Anafartalar Şehir Hastanesi-Mobilyakent Tramvay Hattı’nın inşasını bitirdik. Kayseri-Kırşehir otoyol bağlantı yolunun yapımını nihayete erdirdik. Toplam bedeli 2 milyar lirayı bulan bu kamu yatırımlarını resmen hizmete açıyor ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Bugün karşımda bu muhteşem katılımı görünce gerçekten sizlerle ne kadar övünsem azdır. Rabbime hamdediyorum, bana sizler gibi bir millete hizmet etme şerefini lütfettiği için.”

“477 PROJENİN RESMÎ AÇILIŞINI YAPARAK SİZLERİN HİZMETİNE SUNMUŞ OLUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin biyogaz tesisinden toplu konuta, yol ve bulvar yapımından alt-üst geçitlere, ağaçlandırma ve yeşillendirme çalışmalarından millet bahçelerine, spor tesislerinden sosyal hizmet birimlerine kadar 105 kalem eseri kazandırdığını belirtti.

Toplam yatırım tutarı 3 milyar 788 milyon lirayı geçen bu yatırımların Kayseri’ye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve ekibini de tebrik etti.

Akkışla, Develi, Felahiye, Hacılar, İncesu, Kocasinan, Melikgazi, Özvatan, Pınarbaşı, Sarıoğlan, Talas, Tomarza, Yahyalı ve Yeşilhisar Belediyelerinin toplamda 189 kalem projesinin resmî açılışını da tören kapsamında yaptıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle yerel yönetimlerden doğmuş bir siyasi iktidar olarak belediyelerimizi her alanda destekliyor, yaptıkları eserlerle ve verdikleri hizmetlerle gurur duyuyoruz. İlçe belediyelerimizin yatırımlarının da hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen başkanlarımızı ve herkesi tebrik ediyorum” dedi.

Kayseri’nin, üretimin ve emeğin orta Anadolu’dan parlayıp tüm ülkeyi kendine hayran bırakan yıldızı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün çeşitli organize sanayi bölgelerimizden tamamlanan özel sektör yatırımlarının da resmî açılışlarını yapıyoruz. Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde yatırım tutarı 3 milyar 147 milyon lirayı bulan 24 ayrı tesisin, İncesu Organize Sanayi Bölgesi’nde yatırım tutarı 6 milyar 316 milyon lirayı bulan 30 ayrı tesisin, Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi’nde yatırım tutarı 520 milyon lirayı bulan 28 ayrı tesisin, Kayseri Serbest Bölge’de yatırım tutarı 896 milyon lirayı geçen 6 ayrı tesisin, Kayserigaz bünyesinde yatırım tutarı 811 milyon lirayı bulan bir projenin, güneş enerjisinde yatırım tutarı 1 milyar 700 milyon lirayı bulan bir santralin, toplamda 13 milyar 390 milyon liralık yatırıma ve 7 bin 200’ün üzerinde istihdama sahip 90 tesisin resmi açılışlarını bugün buradan gerçekleştiriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yatırımları yaparak istihdam oluşturan, üreten, ihracat yapan, ülkemizi büyüten her bir iş insanımızı tebrik ediyorum. Emekleriyle bu tesislerin işlemesini sağlayan mühendislerimize, işçilerimize, tüm çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Böylece bakanlıklarımıza, belediyelerimize ve özel sektörümüze, tüm bunlara ait 30 milyar liralık yatırımla hayata geçirilen 477 projenin resmî açılışını yaparak sizlerin hizmetine sunmuş oluyoruz. Tüm bu yatırımların Kayserimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” diye ekledi.

“ÜLKEMİZİ TARİHİNDE İLK DEFA YÜKSEK HIZLI TREN KONFORUYLA BİZ TANIŞTIRDIK”

Bitirip hizmete açtıklarının yanı sıra bir de bugün temelini atacakları projelerin bulunduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ülkemizi tarihinde ilk defa yüksek hızlı tren konforuyla biz tanıştırdık. Kayseri’nin de bu konforlu demiryolu seyahatinden faydalanmasını istedik. Bunun için Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı’na Yerköy üzerinden bir bağlantı projesi hazırlayarak Kayseri’mizi bu ağa dâhil etme kararı aldık. Yerköy-Kayseri hattı, 142 kilometre uzunluğa sahiptir. Bunları ana muhalefetin başındaki Bay Kemal yapabilir mi? Yavru muhalefet yapabilir mi? Onlar yapsa yapsa ancak sökülen musluğu takarlar.”

Proje tamamlandığında Kayseri-Ankara arasının trenle iki saatlik mesafeye düşeceğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yolcu, yük ve vakit tasarrufu, su, hava, gürültü kirliliğini azaltması ve kara yolu işletme giderlerinde sağlayacağı düşüşle bu hattın ekonomimize katkısı 30 yıllık işletme süresi boyunca 10,5 milyar lirayı bulacaktır” dedi.

“BİZİM SİYASETİMİZ ESER VE HİZMET SİYASETİDİR”

“Bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eser ve hizmet söz konusu olduğunda kendileriyle yarışacak kimsenin bulunamayacağını belirtti.

Bunun görüldüğü için de tartışmaların, yalan ve iftirayla başka alanlara çekilmeye çalışıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu oyuna asla gelmeyeceklerini, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası mücadelesinden asla taviz vermeyeceklerini, aksi takdirde bu vebalin altından kalkamayacaklarını söyledi.

85 milyon vatandaşın huzuruna alnı ak çıkabilmek için daha çok çalışacak ve ülkeye daha çok eser ve hizmet kazandıracaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: “Bunu da karşımızdaki onca kifayetsiz muhterise, beşinci kol faaliyeti yürüten hainlere, sırtını terör örgütlerine dayayan siyasetçi müsveddelerine rağmen yapacağız. Siyasetteki 40 yılı aşkın çalışmalarımızın her sayfasında en çok keyif aldığımız, en çok gurur duyduğumuz anlar işte böyle vakitlerdir. Geride bırakacağımız en önemli mirasın da bu eserler ve hizmetler olduğunu biliyoruz. Rabbime bize, bu ülkeye ve bu millete hizmet imkânı verdiği için hamdediyorum. Rabbime bana böyle bir milletin evladı olma şerefini bahşettiği için hamdediyorum. Bizim ülkemiz için, milletimiz için, coğrafyamız için, medeniyetimiz için hayallerimiz var hayallerimiz. Unutmayınız, hayalleri olmayanların hedefleri de olmaz.”

“ÖNÜMÜZE ÇIKAN ENGELLERİ MİLLETİMİZİN DESTEĞİYLE AŞARKEN HEP BİRLİKTE BEDELLER DE ÖDEDİK”

Bundan 11 yıl önce 2023 hedeflerini ilan ettiklerinde birilerinin dudak büktüğünü, ardından 2053 ve 2071 vizyonlarını dile getirmeye başladıklarında yine aynı küçümseyici tavırla karşılaştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin altyapısını baştan sona yenileyerek millî iradenin üstünlüğünü tahkim ederek, siyasi ve diplomatik gücünü tüm dünyaya kabul ettirerek vizyonlarımıza ve hedeflerimize adım adım yürüdük. Önümüze çıkan engelleri Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle aşarken hep birlikte bedeller de ödedik. Bugün geldiğimiz noktada ülkemizin son iki asırlık serencamından, Türkiye’nin 20 yıllık kazanımlarından zerre kadar ders almamış bir güruhun hezeyanlarını tekrar işitmeye başladık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar atılan her adımda millete ve ülkeye güvendiklerini, muhalefetin ise ülkeye, millete ve kendisine güveninin olmadığını söyledi.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü inşa ettiklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’umuza denizin altından Marmaray’ı yaptık mı? Avrasya Tüneli’ni yine denizin altından biz yaptık mı? Osmangazi Köprüsü’nü biz yaptık mı? Kardeşlerim, İstanbul-İzmir 6,5 saatti. İstanbul-İzmir’i üç saate, Bay Kemal sen oranın milletvekilisin, biz yaptık mı? Şanlıurfa-Adıyaman Nissibi Köprüsü’nü yine biz yaptık mı? Kardeşlerim, 26 havaalanından aldık, şu anda 58 havalimanı var. Biz yaptık mı? 6 bin 100 kilometre kara yolu varken şu anda 28 bin kilometre kara yoluna ulaştırdık mı?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Eğer kendilerine güvenselerdi, şurada seçime kalmış neredeyse 10 ay, en azından cumhurbaşkanı adaylarını ilan ederlerdi. Hâlâ cumhurbaşkanı adaylarını açıklayamadılar. Hâlâ diyorlar ki Cumhur İttifakı adayını açıklasın, seçim tarihi belli olsun. Bay Kemal Cumhur İttifakı’nın adayı da belli, seçim tarihi de belli. Gerek şahsım gerek Sayın Bahçeli defalarca seçim tarihini de adayımızı da ilan ettik. Kendi adaylarıyla karşımıza çıkıp eser ve hizmet siyaseti yarışına girmesi gerekenler ise sağıra yatıp ‘Hele bir de Erciyes’in tepesindeki karlar erisin.’ havasında gökyüzüne bakarak ıslık çalmaya devam ediyorlar. Aslında bu tavırlarıyla kendilerine güvenleri olmadığını söylüyorlar. Seçim filan istemedikleri, hâllerinden memnun olduklarını söylüyorlar. Ülkeyi yönetme sorumluluğunun altına girecek, bunların yüreklerinin bulunmadığını söylüyorlar. Milletimize anlatacak vizyonları, hayata geçirecek programları, yönelecek hedefleri olmadığını söylüyorlar ama mecburen bu oyunu oynamaya mecbur oldukları için de sürekli kaçak güreşerek ‘yerimiz dar’ türküsünü söylüyorlar. Kardeşlerim, siz bunların kürsülerden nasıl höykürdüklerine, sosyal medyada nasıl efelendiklerine, sırtlarını pışpışlayan büyükelçilerden aldıkları cesaretle seslerini nasıl yükselttiklerine bakmayın.”

Muhalefet partilerinin ülkeyi yönetmek gibi gaye ve hazırlıklarının olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hiçbir şey yapmadan sadece konuşarak muhalefet yapmanın konforu dururken, eğitimden sağlığa, altyapısından güvenliğine, savaşından salgınına, ekonomisinden tarımına bunca yükün altına soruyorum girerler mi acaba? Girmezler. Bunlar dün de öyleydi, bugün de öyle, eğer gerçek bir değişime maruz kalmazlarsa yarın da öyle olacaklar. Bu tablo karşısında kendi adımıza değil ama ülke adına üzülüyoruz. Çünkü demokraside iktidar kadar muhalefetin kalitesi de önemli. Bunlara bakınca ise sadece coğrafyamızın kadim deyimiyle ‘nato kafa nato mermer’ sözünün ete kemiğe bürünmüş hâlini görüyoruz.”

Siyasette “armut piş ağzıma düş” yöntemiyle yol yürünmediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir hayaliniz, bir hedefiniz varsa bunun için çalışacaksınız, içini dolduracaksınız, insanları ikna edeceksiniz, gönüller kazanacaksınız gönüller. Tüm bunların sonunda yetki alırsanız da bizim 20 yıldır yaptığımız gibi hiçbir bahanenin arkasına sığınmadan, işin başına yeniden geçip programlarımızı ne yapacağız, hayata geçireceğiz. Ama bunlar hayalimiz yok, hedefimiz yok, programımız yok ama siz yine de bize oy verin derlerse, bunlara da haddini bildireceğiz.”

“BİZ TEK MİLLET DİYEREK 85 MİLYONUN TAMAMINI BAĞRIMIZA BASIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi ben sizlere soruyorum, Kayseri bu oyuna gelir mi? Kayserili bu numarayı yutar mı?” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin 81 vilayeti bu tiyatroyu şıp diye çözmez mi? Yedi düveli kündeye getirmiş Türk milleti bu tezgâha gelir mi? Bu sinsi senaryonun hesabını inşallah 2023 Haziran’ında sandıkta hep birlikte sormaya hazır mıyız? Küresel krizin ülkemize etkilerinden aldıkları cesaretle hiçbir şey yapmadan oturdukları yerden iktidar hevesine kapılanları daldıkları pembe rüyadan beraberce uyandırmaya hazır mıyız? Yürüttüğümüz tarihî mücadeleye destek olmak yerine sürekli çelme takarak kendilerine ülkenin felaketinden ikbal devşirme peşine düşenleri, hayal âleminden beraberce inşallah gerçek dünyaya indireceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ederek yaptığımız hiçbir fedakârlığın, akıttığımız her damla terin, yeri geldiğinde döktüğümüz her damla kanın, attığımız hiçbir adımın boşa gitmediğini cümle âleme hep birlikte göstereceğiz.”

Bir, beraber ve kardeş olarak hep birlikte Türkiye olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çünkü biz tek millet diyerek 85 milyonun tamamını bağrımıza basıyoruz. Çünkü biz tek bayrak diyerek şehitlerimizin tamamını yâd ediyoruz. Çünkü biz tek vatan diyerek topraklarımızın tamamını kucaklıyoruz. Çünkü biz tek devlet diyerek son devletimiz Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatma kararlılığımızı anlatıyoruz. Ne diyor Kayserili şair? Bakalım biliyor musunuz? Tek millet, el ele ikbal ile yürür. Tek bayrak, en kadim zirveyi görür. Tek vatan uğruna canını verir tek devlet bağımsız, hür olduğunda. Evet, bu değerleri, bu ilkeleri, bu çağrıyı benimseyen herkesle birlikte yol yürümeye, dava arkadaşlığı yapmaya, istiklal ve istikbal mücadelesi bayrağını yükseltmeye hazırız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Varsa yanlışlar düzeltilir, hatalar telafi edilir, eksikler tamamlanır, kırgınlıklar giderilir yeter ki sebebi vücudumuz olan imanımıza halel gelmesin. Yeter ki inancımızın sembolü ezanlarımız susmasın. Yeter ki bağımsızlığımızın timsali, bayrağımız inmesin. Yeter ki evlatlarımıza bırakacağımız en önemli miras olan geleceğimize halel getirecek nifaklara, bozgunculuklara itibar edilmesin. Bunların dışında bir araya gelemeyeceğimiz, birlikte yol yürüyeceğimiz kimse olmadığına inanıyoruz. Biz her zaman ‘niyet hayır, akıbet hayır’ sözündeki hikmete inandık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer şartlara teslim olsaydık, değil 20 yıl, iki yıl bile bu ülkeye hizmet edemezdik. Ülkemizin geleceğinde kritik bir dönüm noktası olan 2023 için de kardeşlerim niyetimiz hayırdır, akıbetimiz de hayır olacağından şüphe duymuyoruz. Kayseri’nin bu mücadelemizde de en ön saflarda bizimle birlikte olacağına inanıyorum. Şimdi öyle bir ahitleşelim ki duymayan kalmasın. Şimdi öyle bir sözleşelim ki dostlarımızın yürekleri ferahlasın, düşmanlarımızın kalpleri dalsın.”

“ÜLKEMİZİN 81 ŞEHRİNİN HER BİRİ DEMOKRASİ VE KALKINMA MÜCADELEMİZİN ŞAHİDİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilere 2023’te tercihini büyük ve güçlü Türkiye’den yana yapmaya hazır olup olmadıklarını sordu. “Kayseri, evlatlarımıza bırakacağımız en önemli miras olan 2053 vizyonuna sahip çıkacak mısın? Kayseri, ülkemize diz çöktürmenin, milletimize boyun eğdirmenin peşinde olanların heveslerini bir kez daha kursaklarında bırakmaya var mısın? Kayseri, bu kutlu mücadelede yanımızda mısınız?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hep işi hizmet, gücü millet bir kadro olarak vatandaşın huzuruna çıktıklarını vurguladı.

Bugün de aynı anlayışla vatandaşların karşılarında olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin 81 şehrinin her biri demokrasi ve kalkınma mücadelemizin hamdolsun şahididir. Söylediğimiz her sözün arkasında 20 yıllık bir müktesebat var. Bunu en iyi bilen şehirlerden biri de Kayseri’dir” diye konuştu.

Kente yaptıkları yatırımları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitimde şehrimize 5 bin 53 adet yeni derslik kazandırdık. İkisi devlet olmak üzere üç yeni üniversite kurduk” dedi. Gençlik ve sporda 8 bin 22 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Gençlik merkezlerini faaliyete geçirdik. Stadyum, spor salonları, yüzme havuzları gibi 48 spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda Kayserili ihtiyaç sahiplerine yaklaşık 4 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta şehrimize bin 607 yatak kapasiteli şehir hastanemizi yaptık mı? 20’si hastaneden oluşan toplam 57 adet sağlık tesisi kazandırdık. Çevre ve şehircilikte TOKİ eliyle Kayseri’de 18 bin adet konutu, sosyal donatı alanları, alt yapısı ve çevre düzenlemesiyle tamamlayıp hizmete sunduk. Hâlen bin 815 konutun yapımına devam ediyoruz.”

Kayseri’de toplam büyüklüğü 2,5 milyon metrekare olan dört millet bahçesi projesinden birini bitirdiklerini, ikisinin inşasını da devam ettirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Melikgazi, Koca Sinan, Develi, Hacılar, Talas ilçelerinde yaklaşık 5 milyon metrekare alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı yürütüyoruz. Ulaştırmada 83 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 565 kilometre ilaveyle 648 kilometreye ulaştırdık. Yapımı devam eden Develi-Yahyalı yolunu, Pınarbaşı-Mersin hududu yolunu, Himmet Dede-Organize Sanayi Bölgesi bağlantısını, Sivas ayrımı-Köprübaşı yolundaki işleri bu yılsonuna kadar tamamlıyoruz. Develi ve Niğde istikametlerindeki yolların önemli bölümünü de seneye bitiriyoruz” bilgisini verdi.

“KAYSERİLİ ÇİFTÇİLERİMİZE YAKLAŞIK 3 MİLYAR LİRA TUTARINDA TARIMSAL DESTEK VERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve ormanda Kayseri’ye 11 baraj ve dört gölet inşa ettiklerini, bir baraj ve bir gölet daha yapacaklarını belirterek, inşa ettikleri sulama tesisleriyle de Kayseri’de 490 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını anlattı.

Yapımı devam eden sulama tesisleriyle toplam 320 bin dekar zirai araziyi daha sulamaya açacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kayserili çiftçilerimize yaklaşık 3 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. Sanayi ve teknolojide 2 teknopark, 14 AR-GE merkezi ve 2 tasarım merkezi kurduk. Kayserili iş insanlarımıza toplam 4 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. Gördüğünüz gibi ne kadar özetlersek özetleyelim, 20 yılda yaptıklarımız anlatmakla bitmiyor ve bitmez. İnşallah önümüzdeki yıllarda Kayseri’yi yeni ve daha büyük projelerle buluşturmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Açılışını yaptıkları ve temelini attıkları tesislerin şehre hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’nin bu eserlerle buluşmasını sağlayan bakanları, belediyeleri ve özel sektörü tebrik etti.

Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara-Yerköy-Kayseri Hızlı Tren Hattı Temel Atma Töreni için Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile canlı bağlantı gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağlantı sırasında alandaki bir binada yer alan pankarta dikkati çekerek, “Buraya enteresan bir şey yazmışlar. ‘7 düvel, 7’li masa, sana vız gelir büyük usta’ demişler. Hayırlı olsun büyük usta. Bu büyük ustanın yanında sizler gibi ana kademe, sizler gibi kadın kolları, sizler gibi gençler olursa, evelallah durmak yok yola devam” dedi.

Daha sonra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu’na tekrar bağlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, temel atılması için butonlara basılması talimatını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından İncesu Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Besler Glassfiber Cam Elyaf Fabrikası’nın açılışı için Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’la canlı bağlantı kurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurdele kesimi için talimat vererek açılışı gerçekleştirdi.

Daha sonra Kumsmall Kayseri uluslararası mobilyacılar alışveriş merkezinin açılışı için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Ticaret Bakanı Mehmet Muş’a canlı bağlantı ile bağlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezinin açılış törenine bütün dostlar hoş geldiler. Böyle büyük bir mobilya birimini açmış olacağız. Ya Allah, bismillah” diyerek açılışı gerçekleşti