“Bugün Diyarbakır’la birlikte tüm bölgemiz, 40 yıldır hiç olmadığı kadar huzur doludur” 0 396

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Diyarbakır mitinginde yaptığı konuşmada, “Diyarbakırlı huzurun kıymetini çok iyi biliyor. Biz istiyoruz ki Diyarbakır, diyar-ı huzur olsun. Bugün Diyarbakır’la birlikte tüm bölgemiz, 40 yıldır hiç olmadığı kadar huzur doludur. Hükûmetimiz, emniyet güçlerimiz, silahlı kuvvetlerimiz, güvenlik korucularımız bölge halkının huzuru için ellerinden geleni yaptılar. Bugün devlet hiç olmadığı kadar halkının yanındadır” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Diyarbakır mitingine katıldı. İstasyon Caddesi’nde düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına Diyarbakırlıları selamlayarak başladı.

“BİZİM DİYARBAKIR’A OLAN SEVDAMIZ ASLA BİTMEZ”

“Bizim sizden başka kimimiz var. Bizim Diyarbakır’a olan sevdamız asla bitmez” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyorsunuz aramıza girmeye çalıştılar, terör örgütüyle aramıza girmeye çalıştılar, hendeklerle aramıza girmeye çalıştılar. Sokaklarda sizleri birbirinize kırdırarak tehditle, yağmayla, haraçla aramıza girmeye çalıştılar. Sahabe emaneti olduğu için insanların abdestsiz girmekten çekindikleri bu şehirde Kurşunlu Camii’ni yakarak, Dört Ayaklı Minare’yi yıkmaya teşebbüs ederek aramıza girmeye çalıştılar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, okula gitmesi gereken çocukları ailelerin ellerinden alıp dağa gönderdiklerini ve hayatlarını kararttıklarını söyleyerek, “Diyarbakır Belediyesi’nin önünde anaları ağlattılar. Sizleri tarihinizden, kültürünüzden, inancınızdan, ahlakınızdan, geleneklerinizden kopartıp marjinal örgütlerin kulu kölesi yaparak aramıza girmeye çalıştılar. Bunların çürük merdiveni ile dama çıkmaya çalışanlar da yerle yeksan oldular. Biz Diyarbakır’a gönlümüzü verdik. Biz Türkiye’ye gönlümüzü verdik. Rabbim bize sizlerin gönüllerini kazanmayı nasip eylesin” şeklinde konuştu.

“DİYARBAKIR, YAPTIĞIMIZ YATIRIMLARLA GÜNEYDOĞU’NUN İSTANBUL’U HÂLİNE GELİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında meşreplerinde ayrımcılığın asla olmadığını, hizmet söz konusu olduğunda ise ayrımcılık bir yana, geri kalmış bölgelere daha çok imkân sağlayıp daha çok kaynak aktardıklarına dikkat çekti. “Yani pozitif ayrımcılık yapıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’ın bölgedeki illerin çoğu gibi uzun yıllar ihmal edildiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Biz İzmir’de, Bursa’da, Konya’da, Kayseri’de ne varsa Diyarbakır’da da o olsun dedik. Bunun için de son 16 yılda Diyarbakır’a ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 35,5 katrilyon lira yatırım yaptık. Yani biz Diyarbakır’ı bir kenara koymadık, ‘canımızdır’ dedik, ‘sevdamızdır’ dedik. ‘Burayı ayağa kaldıracağız’ dedik. Hamdolsun, Diyarbakır şu anda yaptığımız yatırımlarla Doğu’nun, Güneydoğu’nun adeta bir İstanbul’u, bir İzmir’i hâline geliyor.”

DİYARBAKIR’A YAPILAN YATIRIMLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’ın benzer nüfusa sahip şehirler arasında en çok yatırım yapılan illerden biri olduğunun altını çizerek şunları kaydetti: “Eğitimde 5 bin 325 adet yeni derslik kazandırdık. Hiçbir evladımız imkânsızlık sebebiyle eğitimden mahrum kalmasın diye ilköğretim öğrencilerimize 560 trilyon destek verdik. Yükseköğrenim öğrencileri için 5 bin 300 kişilik yurtlar inşa ettik. Diyarbakır gibi sporu seven, takımları iddialı bir şehre 33 bin seyirci kapasiteli bir stat yakışır dedik ve Diyarbakır Stadyumunu yaptık. Eski stadı da inşallah millet bahçesine çevireceğiz. Yani İngiltere’nin Hyde Parkı varsa biz de işte o stadı inşallah böyle bir Millet Bahçesi’ne çevireceğiz. Biz buyuz, biz yaparız, işte bu HDP yıkar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta Diyarbakır’a toplamda bin 242 yataklı 17 hastaneyle birlikte 43 sağlık tesisi kazandırdıklarını, bunlardan birinin de 400 yataklı Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi olduğunu söyledi. Diyarbakır’da ihtiyaç sahiplerine, şehit yakınlarına, gazilere, engellilere, yaşlılara, kimsesizlere, yetimlere 16 yılda 6,3 milyar lira destek verdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “TOKİ, Diyarbakır’da bin 6847 konut projesini hayata geçirdi. Biliyorsunuz üç yıl önce Suriçi’nde gerçekten asla görmek istemediğimiz acı olaylar yaşandı. Bölücü terör örgütü Suriçi’nde yaşayan vatandaşlarımızın evlerini, iş yerlerini yıktı, sokaklarını çukurlarla kapattı. Camilerini, okullarını, hastanelerini tahrip etti. Güvenlik güçlerimize saldıran teröristler, kaçarken vatandaşlarımızı kendilerine canlı kalkan olarak kullanmaya çalıştı. Biz sadece bu teröristleri imha etmekle kalmadık, Suriçi’ni adeta baştan sona yeniden inşa ve ihya ettik. Diyarbakır’ın bu sembol bölgesini şehrin tarihine, kültürüne, medeniyet mirasımıza layık bir hâle getirdik.”

“BUGÜN DEVLET HİÇ OLMADIĞI KADAR HALKININ YANINDADIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakırlıların huzurun kıymetini çok iyi bildiklerini söyleyerek Diyarbakır’ın ‘diyar-ı huzur’ olması beklentisi içinde olduklarını ifade etti. Bugün Diyarbakır’ın 40 yıldır olmadığı kadar huzur dolu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hükûmetimiz ve başta İçişleri Bakanımız Sayın Soylu olmak üzere tüm Emniyet güçlerimiz, Silahlı Kuvvetlerimiz bölge halkının huzuru için ellerinden geleni yaptılar. Güvenlik korucularımız el ele verdiler, bölge halkının huzuru için hepsini yaptılar. Bugün devlet hiç olmadığı kadar halkının yanındadır. Uzun bir süreden beri hiçbir Kürt kardeşimiz sadece Kürt olduğundan dolayı mağdur edilmiyor. Her Kürt, bu memlekette her Türk’ün, her Arap’ın, her Laz’ın, her Çerkez’in, her Boşnak’ın sahip olduğu haklar neyse istisnasız hepsine sahiptir. Her kim herhangi bir Kürt kardeşimin herhangi bir hakkını gasp etmeye kalkarsa karşısında önce beni bulur” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık hiçbir teröristin gelip halkın yakasına yapışamadığını, haraç alamadığını vurgulayarak, “Artık hiç kimse gelip Kürt kardeşimin evlatlarını zorla alıp dağa götüremiyor. Artık Belediyenin önünde ağlayan Diyarbakırlı anneler var mı? Artık hiç kimse gelip esnafımızın kepengini kapattıramıyor, ticaretine engel olamıyor. Artık hiç kimse evde, sokakta, kahvede, hayatın her alanında Kürt kardeşimin tepesine binip ensesinde boza pişiremiyor. Kendisine zorla, tehditle herhangi bir şey yaptıramıyor” dedi.

“ARTIK KİMLİĞİNİZİN VE İNANCINIZIN ÖNÜNDE HİÇBİR YASAK YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan artık ret ve inkâr politikalarından eser kalmadığını da belirterek şunları kaydetti: “Artık kimliğinizin ve inancınızın önünde hiçbir yasak yok. Yasak olan tek şey var, o da sizin özgürlüklerinize, sizin hayat hakkınıza, sizin eğitim hakkınıza, iş yapma hakkınıza yönelik terörist saldırılardır. Biz buna izin vermemekte kararlıyız.”

Konuşmasının devamında, “Kürt kardeşlerimizin istisnasız tamamı da diğer vatandaşlarımız gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvencesi altındadır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Farklı siyasi taleplerin dile getirilme hakkı elbette vardır. Ama bunun da meşru yollar ve hukuki sınırlar içinde yapılması gerekiyor. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak beni bağlayan kurallar diğerlerini de bağlamak durumundadır. Öyle ben şuyum, ben buyum diyerek efelik yapmaya, kuralları, kanunları, milletin hak ve özgürlüklerini hiçe saymaya kalkarsanız kusura bakmayın, bu devlet buna da izin vermez.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar yaptıkları hiçbir reformdan pişman olmadıklarını söyleyerek, “Hiçbir konuda sağladığımız hiçbir haktan geri dönmeyeceğiz” dedi ve attıkları adımların, halka sağladıkları imkânların tüm bu haksızlıkları ortadan kaldırmaya yönelik olduğuna dikkat çekti.

“Attığımız her adımı uzun uzun düşünerek attık. Eğer bir şeye karşı çıkmışsak, inanın bana çok sağlam ve sizlerin menfaatine yönelik sebepleri vardı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sınırlarımız ötesinde oynanan oyunların hiçbiri Diyarbakır’ın da, Türkiye’nin de hayrına değildir. Yağ acı olunca, unutmayıp pilav da acı olur. Bu ülkenin, bu gücün öteki yapının güdümünde atılan hiçbir adımın sonu hiçbirimiz için özgürlüğe ve refaha çıkmaz. Selahaddin Eyyubi’nin torunlarından intikam almak için kurulan tezgâhlarla kimseyi kandıramazlar” dedi.

“KİMSE KÜRTLERE DEVLET ARAMASIN, KÜRTLERİN DEVLETİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’DİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları kaydetti: “Dün PKK’yı kullananlar bugün FETÖ’yu baş tacı yapıyorlar. Onların derdi Kürt’ün veya Türk’ün kendisi değil hep birlikte temsil ettiğimiz değerlerdir. İşte bunun için diyoruz ki; coğrafyamızda ne yapacaksak hep birlikte yapacağız. Türkiye hepimizin ülkesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hepimizin devletidir. Kimse Kürtlere devlet aramasın. Kürtlerin devleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Biz Irak’ta, Suriye’de verdiğimiz mücadeleyle asırlardır bizleri birbirine düşürerek kurulan sömürü düzenine karşı çıkıyoruz. Biz, terör örgütleri kullanılarak insanlarımızın birbirine kırdırılmasına karşı çıkıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bir dönem ötekileştirilmiş, horlanmış, ezilmiş diğer vatandaşlarımız gibi Kürt kardeşlerimizi de köhne, ceberrut, baskıcı, eski vesayet düzeninin zulmünden kurtarmış olmaktan gurur duyuyoruz. Unutmayın, size zulmeden o vesayet düzeni bizi de yeri geldi hapse attı, yeri geldi partimizi kapatmaya çalıştı. Ülkemizin demokrasi yolculuğunda bugünlere nasıl geldiğini sizler çok iyi biliyorsunuz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kendilerinin “Kürt yoktur” demediklerini vurgulayarak Türkiye’nin artık bu noktadan geri dönüşünün mümkün olmadığının altını çizdi. “Biz Kürtlerin bizatihi kendilerini bir sorun olarak gören anlayışa nazire olarak ‘Kürt sorunu yoktur’ diyoruz” sözleriyle konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan “Herkes gibi sizlerin de özgürlüklerini güvence altına biz aldık. Bizim için asla değişmeyecek ve hep öyle kalacak olan resmî dilimiz Türkçe ne kadar değerliyse, anadiliniz Kürtçe de o kadar kıymetlidir. Kazanılmış diğer özgürlükler de aynı şekilde sizin ananızın ak sütü gibi sizlere helal olsun” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan çok uzun bir süreden beri bu memlekette bombaların patlamadığını, yolların kesilmediğini, canların yanmadığını vurgulayarak bunu öncelikle güvenlik güçlerinin cansiperane çabaları sayesinde, ama asıl bölge halkının desteğiyle sağladıklarına dikkat çekti. “Bu durumun devamı yine sizlerin elinde” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdiye kadar bölücü terör örgütünün listelerini dağın başında yapıp Meclis’e gönderdiği milletvekilleri sizin hangi yaranıza merhem oldu? Çocuklarınızı terör örgütüne teslim etmekten, keyfinizi kaçırmaktan başka size nasıl bir hizmetle geldiler? Hangi gün, hangi zaman kapınızı çalıp hâl hatırınızı sordular. Sizi boş laflarla, sloganlarla kandırmaya çalışmak dışında ne iş yaptılar? Seçimde oyu senden alıp gidip batıdaki marjinal kesimlerin, terör örgütlerinin hizmetkârlığına soyunmaktan başka ne yaptılar?” şeklinde konuştu.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ANKARA SON 10 YILIN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞINI GÖRDÜ 0 4511

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Başkent Ankara’nın son bir yılda 1 milyar dolarlık artışla 7,7 milyar dolar ihracat yaptığını, bu rakamla en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu söyledi. Başkan Allıoğlu Ankara’nın, son 10 yılın en yüksek ihracat artışını sağladığını da bildirdi.

Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin 2018 yılı ihracat verilerini değerlendirdi. Geçtiğimiz yıl yaşanan ekonomik sorunlara rağmen ihracatta önemli artış yaşandığını bildiren Başkan Allıoğlu, Başkent Ankara’nın da ihracatını yüksek oranda arttıran iller arasına girerek, aynı zamanda sanayi şehri olduğunu bir kez daha kanıtladığını söyledi. Allıoğlu; 2018 yılında bir önceki yıla göre ihracatını 1 milyar dolar arttıran Ankara’nın, 7,7 milyar dolara ulaşan ihracatıyla İstanbul, Kocaeli, Bursa ve İzmir’den sonra en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu bildirdi.

En Çok İhracatımız ABD, Almanya, Çin…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, 2018 yılı ihracat verilerine göre Ankara’nın en fazla ihracatı ABD’ye yaptığını da söyledi. Başkent Ankara; ABD’ye geçtiğimiz yıl 699,7 milyon dolarlık ihracat yapsa da, bir önceki yılın gerisinde kaldı. Nezih Allıoğlu 2017 yılında Ankara’nın ABD’ye 713,4 milyon dolar olan ihracatının 2018’de yüzde 1,92’lik kayıpla 699,7 milyon dolara gerilediğini bildirdi. ABD’nin ardından en çok ihracat yapılan ülke ise Almanya oldu. Başkan Allıoğlu, Ankara’nın 2017’de Almanya’ya 616,8 milyon dolar olan ihracatının, 2018 yılında yüzde 11,5’lik artışla 687,7 milyon dolara yükseldiğini kaydetti. GGYD Başkanı Allıoğlu, Çin’in ise en fazla ihracat yaptığımız üçüncü olduğunu ifade etti. 2017 yılında Çin’e 568,3 milyon dolar ihracat yapan Ankara, bir yılda yüzde 15,9’luk artışla bu rakamı 2018’de 658,8 milyon dolara çıkardı.

Kimyevi Maddeler, Otomotiv, Makine, Savunma…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Ankara’nın en fazla ihracat yaptığı sektörlerin başında ise kimyevi maddeler ve mamüllerinin geldiğini söyledi.  Allıoğlu, 2018’de bu sektörde bir önceki yıla oranla yüzde 16,2’lik artışla 1,2 milyar dolarlık ihracat yapan Ankara’nın, ikinci en fazla ihracatı ise otomotiv endüstirisi sektöründe yaptığını bildirdi. Ankara’nın 2017’de bu sektörde 906,4 milyon dolar olan ihracatı 2018’de yüzde 27,09’luk artışla 1.152 milyar dolara çıktı. Başkent’in geçen bir yılda ihracatını arttırdığı bir diğer sektör ise makine ve aksamları oldu. Başkan Allıoğlu, bir önceki yıl 943.2 milyon dolarlık ihracatın yapıldığı bu sektörde 2018’de yüzde 20,2’lik artışla ihracat rakamının 1.133 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Ankara, savunma ve havacılık sanayinde lider olduğunu da son ihracat rakamlarıyla bir kez daha gösterdi. GGYD Başkanı Allıoğlu, 2017’de bu sektördeki ihracatı 748,9 milyon dolar olan Ankara’nın, son bir yılda yüzde 29,4’lük artışla ihracatını 969,3 milyon dolara çıkardığını bildirdi.

Son 10 Yılın En Yüksek Artışı

GGYD Başkanı Nezih Allıoğlu TİM’in geçmişe dönük ihracat verilerine bakıldığında ise Ankara’nın, son 10 yılın en fazla ihracatını gerçekleştirdiğini bildirdi. Allıoğlu, şöyle devam etti: “2009 yılında 4,5 milyar dolar, 2010 ‘da 5,1 milyar dolar, 2011’de 5,9 milyar dolar, 2012’de 6,5 milyar dolar, 2013’de 7,2 milyar dolar, 2014 ‘te 7,5 milyar dolar, 2015’te 6,7 milyar dolar, 2016’da 6,2 milyar dolar, 2017’de ise 6,5 milyar dolarlık ihracat yapan şehrimiz, 10 yıl aradan sonra ilk kez yıllık ihracatını 1 milyar dolardan fazla arttırarak 2018’de toplam 7,6 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Ankara, sanayideki gelişimini sürdürmekte, ihracatçımız içinde bulunduğu koşullara rağmen üretimden vazgeçmeden yolunda ilerlemektedir. İhracatçımıza minnettarız, önümüzdeki dönemden çok daha umutluyuz…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması” programına katıldı 0 75006

“Türkiye, askerî kapasitesi, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorundadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Karasu’da BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün temel atma programına katıldı. Canlı bağlantıyla İzmir’de modernize edilen BMC fabrikasının açılışını ve İstanbul Teknik Üniversitesi test laboratuvarında Türkiye’nin ilk yerli 600 beygir gücündeki motorunun test çalıştırmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma gerçekleştirdi.

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından BMC’nin düzenlediği “BMC Gelecek 50 Yıl” programının hayırlara vesile olması dileğiyle konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırımla Türkiye, Sakarya ve gelecek adına tarihî nitelikte adımlar atıldığına dikkati çekti.

“TESİS FAALİYETE GEÇTİĞİNDE 10 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiini bir üst lige taşıyacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün birinci kısmının temel atma törenini icra edildiğini belirterek, 222 hektar alan üzerine kurulan tesiste tank, zırhlı araç ve askerî kamyon, ticari araç, motor, hızlı tren ve metro fabrikaları gibi pek çok üretim hattının bulunduğuna işaret etti.

Toplam yatırım büyüklüğü 500 milyon dolara ulaşacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün tüm etaplarıyla faaliyete geçtiğinde 10 bin kişiye istihdam sağlayacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin Türkiye ekonomisine senelik 5 milyar dolar katma değer oluşturmasını beklediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne dediler ‘Türkiye battı, bitti, yatırımlar durdu, üretim durdu’. Hepsine inat yatırımlar da devam ediyor, üretimler de devam ediyor. Bu ülkeyi hazmedemeyenler bu ülkenin duruşuna katlanamayanlar isteseniz de istemeseniz de bu millet, bu ülke dimdik ayaktadır, dimdik ayakta olarak yoluna devam edecektir” dedi.

KATARLI KARDEŞLERİMİZİN ÜLKEMİZLE SERGİLEDİĞİ DAYANIŞMAYI UNUTMAYACAĞIZ”

BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün hayata geçirilmesinde öncülük eden herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, projede Türkiye-Katar ortaklığı bulunduğunu anımsatarak, Katar Emiri Şeyh Temim’e de şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminden Ağustos ayında yaşanan kur saldırılarına kadar hemen her konuda Katarlı kardeşlerimizin ülkemizle sergilediği dayanışmayı asla unutmadık, unutmayacağız. Nasıl Türkiye, belli güçlerin Katar’ı kuşatma teşebbüsleri karşısında kara gün dostluğunu göstermişse, Katar da ülkemizin karşılaştığı tüm kritik süreçlerde kadirşinaslığını ispatlamıştır” dedi.

Bundan sonra da savunma sanayinden ticarete, turizmden enerjiye kadar Türkiye-Katar iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur.”

TÜRKİYE KENDİ VATANDAŞLARI YANINDA MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN BİR EMAN YURDUDUR”

Sadece kardeş ve akraba topluluklar değil; beş asır önce İspanya’daki katliamdan kaçan Musevilerin de engizisyondan kaçan Hristiyanların da Nazi baskısından kaçan kimi Almanların da aradıkları emniyet, huzur ve güveni Türk topraklarında bulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin kendi vatandaşları yanında mazlum ve mağdurlar için bir ‘eman yurdu’ olmasının temel sebebi, hiç şüphesiz öncelikle milletimizin alicenaplığı ve yüce gönüllüğüdür. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz bu millet, paylaşmanın bereketine, dayanışmanın önemine inanan, iman eden bir millettir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin muhacire ensar olmayı, mazlumlara sahip çıkmayı, alan el olmaktansa veren el olmayı şeref payesi gören bir millet olduğunu dile getirerek, 3.5 milyon Suriyeli muhacire kapısını açan Türk milletinin, ensarın ne, muhacirin ne olduğunu çok iyi bilen bir millet olduğunu da sözlerine ekledi.

Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askerî bakımdan güçlü olduğu dönemlerde, Açe’den Habeşistan’a, Kırım’dan Nijerya’ya, Kafkaslara kadar çok geniş bir coğrafyada güvenlik ve istikrarın teminatı olduğunu vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem sınırları 22 milyon kilometrekareye ulaşan Osmanlı Devleti’nin sağladığı adalet şemsiyesi altında farklı ırklar, farklı kültürler, diller ve dinlerin yüzyıllarca barış içerisinde yaşadığını çok iyi bildiklerini aktardı.

SİLAH, MÜHİMMAT VE ASKERÎ TEÇHİZAT BAKIMINDAN DIŞA BAĞIMLILIĞIN ACISINI ÇOK ÇEKTİK”

Türkiye’nin savunma sanayini geri plana itme lüksü bulunmadığını, Türkiye’nin askerî kapasitesiyle, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millîlik oranı yüzde 20’lerde olan savunma sanayini yüzde 68 oranında millî hâle getirdiklerini, bunu da yeterli bulmayarak, bu oranı daha da artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Türkiye’nin silah, mühimmat ve askerî teçhizat bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çektiğini, son olarak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda bunun acısının yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Stratejik ortaklarımız bizi yarı yolda bıraktılar. Muhabere askerde çok çok önemlidir. Muhabere sistemlerimiz çöktü. Stratejik ortaklarımız telsizlerimizi susturdular. Ama şimdi biz onlardan kurtulduk, artık kendi telsimizi kendimiz yapıyoruz. Onlara ihtiyacımız yok. Türkiye, Kıbrıs Türk’ünün Rum çeteler eliyle soykırıma uğramasına engel olduğu için bizzat müttefikleri tarafından cezalandırılmıştır. Şimdi de aynı oyunlar oynanıyor. Nerede? Suriye’de. Fakat şimdi bu oyunları oynayanlar şunu bilmeli ki kullandıkları enstrümanlar, insan olarak söylüyorum, yanlış enstrüman. Bu yanlış enstrümanlar onları aldatıyor ama bizi aldatamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin üç yıl boyunca, parasını peşin ödediği uçakları teslim alamadığı, bakım ve onarımları için gönderilen uçakları geri alamadığı dönemler yaşadığını anımsatarak, Türkiye’nin üç yıllık dönemde, milyarlarca dolarlık müttefik silahlarıyla donattığı ordusuna yedek parça dahi sağlayamadığı günler yaşadığını kaydetti.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YAŞADIĞI SIKINTILARIN GERİSİNDE TUZAKLAR, DAYATMALAR VE GAFLETLER VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde insansız hava araçları konusunu dönemin ABD başkanı ile görüştüğünü hatırlatarak, “Maalesef Kongre izin vermedi’ dedi. En sonunda zorla bize kiralama yöntemiyle böyle bir yol denendi O da sağlıklı çalışmadı. İstihbaratta bile aynı durumlara düştük. Biz stratejik ortağız… Stratejik ortak olarak bize bu destek verilmezken, stratejik ortaklığın ötesinde farklı ortaklıkları olan ülkelere çok farklı destekler verdiler” diye konuştu.

Türkiye’ye yönelik destek için öne sürülen şartlar arasında afyon ve kenevir ekimiyle ilgili kısıtlamaların yer almasının da konunun farklı boyutlarının görülmesi bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye bir zamanlar afyon ekimini yasaklayanların kendi ülkelerinde afyon ektiğine dikkat çekti. İlgili bakanlıklara gerekli talimatları verdiğini ve Türkiye’de kenevir ekimi sürecinin başlatılacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ekonomisinin bugün ilaçtan savunma sanayine kadar neredeyse her alanda yaşadığı sıkıntıların gerisinde, gizli-açık tuzaklar, dayatmalar, gafletler bulunduğuna işaret etti.

“SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIK ORANIMIZI YÜZDE 35’LER SEVİYESİNE DÜŞÜRDÜK”

“Bilhassa savunma sanayii alanında caydırıcılığımız mutlaka çok yüksek olmak durumundadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye, savunma sanayii başta olmak üzere tüm kritik alanlarda, sadece kendisine yeterli olmakla kalmayıp, tüm dostlarının ihtiyaçlarını da karşılayabilecek düzeye gelmek mecburiyetindir. Nitekim attığımız adımlar sayesinde 2002 yılında yüzde 80’lere bulan dışa bağımlılık oranımızı yüzde 35’ler seviyesine düşürdük.”

Türk savunma sanayii şirketlerinin yurt dışına, zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri, simülatörler, sahil güvenlik gemileri, haberleşme, komuta kontrol sistemleri ve yazılımları ihraç ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarının kamu imkânları ile özel sektörün tecrübe ve dinamizminin birleşmesiyle ortaya çıktığını da kaydetti.

Pakistan ile MİLGEM gemilerinin ihracatına yönelik 1,5 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığı, Ukrayna ile altı tane İHA’nın satışına dair mutabakata varıldığı bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmiş ülkelerin hiçbirinin ürünün yüzde yüz üretimini kendisi yapmadığını, birçok farklı ülkeden farklı parça tedarik ettiğini ve F-35 uçaklarının belli parçalarının Türkiye’den gönderildiğini de sözlerine ekledi.

Sakarya’daki Birinci Ana Bakım Fabrikası’na ilişkin çalışma hakkında da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “19 Aralık’taki Cumhurbaşkanlığı Kararımızın ardından belli bazı kesimler, bu konuyu hemen istismar etmeye başladı. Türk Savunma Sanayinin temellerini atan merhum Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan-millet âşıklarının millî projelerini sabote edenler, şimdi aynı tavrı bizlere, bizim çalışmalarımıza karşı sergiliyorlar. Ülkemizin savunma sanayini on yıllardır bir avuç yabancıya mahkûm edenler, şimdi çıkmışlar utanmadan bizim politikalarımızı eleştiriyorlar.”

“SEKA ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE İŞÇİLER MAĞDUR EDİLMEDİ”

Ana muhalefetin ülkeyle ilgili hayati konulardaki tutumunu da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu provokasyonun başını da Türkiye’deki adı ana muhalefet ama ana muhalefetten başka ne derseniz var. Başını CHP çekiyor. Terör örgütleriyle ‘simbiyotik’” ilişki geliştiren, aynı kaynaklardan beslenen CHP’den, ülkemizin ve milletimizin menfaatine olan böylesi bir meselede elbette yerli ve millî bir tavır beklemiyoruz. 24 Haziran seçimlerindeki yegâne başarısı, bölücü örgütün siyasi uzantılarını Meclis’e taşımak olan bir parti, zaten başka türlü hareket edemez” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin SEKA kâğıt fabrikalarının özelleştirilmesine de karşı çıktığını anımsatarak, özelleştirme sonrasında hiçbir işçinin mağdur edilmediğini, işçilerin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde istihdam edildiğini, fabrikaların belli alanlarının müzeye dönüştürüldüğünü, bazı alanlarının da yeşil alan olarak vatandaşın kullanımına açıldığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arifiye’deki mevcut personelin tasfiyesi, işinden, aşından, ekmeğinden edilmesi de asla söz konusu değildir. Burada çalışan kardeşlerimizin özlük haklarında herhangi bir eksilme olmayacaktır” dedi.

Aldıkları kararın fabrikanın verimliliğini, üretkenliğini, teknolojisini artırmak amacında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira orada yapılacak işler fabrika arazisindeki her türlü taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti devlet aittir ve öyle kalacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arifiye’deki fabrikaya yönelik kararın “özelleştirme” değil, işletme hakkının belli şartlar, belli süreler, belli kısıtlamalar dâhilinde BMC’ye devredilmesi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün Sakarya ve Türkiye için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Vatanımızın bağımsızlığı uğrunda gözlerini kırpmadan canlarını veren şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyor, gazilerimizden hayatta olanlara Rabbimden sağlık ve afiyet niyaz ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.