“24 Haziran’dan sonra daha büyük hedeflerle milletimizin hizmetinde olacağız” 0 432

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yapımı tamamlanan Sergi Salonu’nda düzenlenen iftarda, muhtarlarla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim işimiz Türkiye’ye eser kazandırmaktır. Ülkemize kazandırdığımız eserler bizim milletimiz nezdindeki ibra ve beraat belgelerimizdir. İnşallah 24 Haziran’dan sonra daha büyük, daha iddialı hedeflerle milletimizin hizmetinde olacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen iftar programında muhtarlar ile bir araya geldi. Yapımı tamamlanan Cumhurbaşkanlığı Sergi Salonu’nda düzenlenen iftarda 47. kez muhtarlar ile buluşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına “Güzel bir eseri ülkemize, milletimize kazandırmaya bizleri vesile kıldığı için Allah’ımıza hamdolsun. Ve bu ilk iftar soframızda muhtar kardeşlerimle burada bir arada olma fırsatını bizlere verdiği için Allah’ımıza hamdolsun” sözleriyle başladı.

“CUMHURBAŞKANLIĞI SERGİ SALONU’NU SİZLERİN TEŞRİFİYLE HİZMETE AÇTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Bursa, Çankırı, Çorum, Düzce, Eskişehir, İstanbul, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Konya, Kütahya, Manisa, Samsun, Sivas, Tokat, Yozgat ve Zonguldak’tan gelen muhtarlara hitaben yaptığı konuşmada, “Bu toplantımızı gerçekleştirdiğimiz Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin en yeni birimi olan bu sergi salonumuzu ilk defa sizlerin teşrifiyle hizmete açmış bulunuyoruz. Salonumuzun hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum. Bu güzel eserin ülkemize ve Külliyemize kazandırılmasında emeği geçen tüm arkadaşlarımı, mimarından mühendisine kadar, işçi kardeşlerime kadar herkesi tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üç buçuk yıl zarfında yaptıkları 46 toplantı ile 50 bini aşkın muhtarın ancak yarısını ağırlayabildiklerini belirterek, 2 bin 500 kişilik bu yeni salon ile daha fazla sayıda muhtar ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya gelebileceklerini belirtti.

“CUMHURBAŞKANLIĞI KÜTÜPHANESİ 24 SAAT AÇIK OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tıpkı camimiz, kongre ve kültür merkezimiz, hemen yan tarafta şu anda inşası yakında tamamlanacak olan Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi gibi, sergi salonumuzun da Ankara’nın ve ülkemizin önemli bir ihtiyacını karşılayacağına inanıyorum. İnşallah Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi de bittiği zaman, orada 5 milyon cilt kitap olacak. 24 saat halkımıza açık olacak. Gençlerimiz 24 saat orada gelip dersini çalışabilecek, kitap okuyacak. Orada kekini, çayını, kahvesini ücretsiz olarak alacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde üst taraftaki ana bina ve iki bloğun sadece Cumhurbaşkanlığının hizmetlerine mahsus olduğunu, diğer bölümlerin tamamının ise milletin kullanımına açık olduğunu dile getirerek şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi, zaten şu an itibarıyla yaklaşık 1 milyon, 1,5 milyon cilde yakın kitap elimizde var, daha da geliyor. Ve bunu sadece ulusal değil, uluslararası bazda bu kütüphanemiz ses getirecek. Benzerini İstanbul’da da eski Rami Kışlası var, Rami Kışlası’nı da yine aynen burası gibi kütüphaneye dönüştürüyoruz. Orası da 7 milyon cilt kitap alacak şekilde yapılıyor, onu da bitireceğiz inşallah.”

“AŞEVİMİZ DE TARİHİMİZDEKİ ÖNEMLİ BİR GELENEĞİN YAŞATILMASINA VESİLE OLACAK”

Millet Camii’nin şehir içinden ve dışından gelen vatandaşlarla günde beş vakit boş kalmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Kongre Merkezi’nin de pek çok önemli toplantıya, etkinliğe ev sahipliği yaptığını belirtti. Sergi Salonu’nun pek çok önemli etkinliğe ev sahipliği yapabilecek kapasite ve donanıma sahip olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine bu bina bünyesinde yer alan aşevimiz de tarihimizdeki önemli bir geleneğin yaşatılmasına vesile olacak. Gerçekten muhteşem bir aşevimiz var. Mutfak tek kelimeyle muhteşem, o hizmetleri burada göreceğiz” dedi.

“BİZİM İŞİMİZ TÜRKİYE’YE ESER KAZANDIRMAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim işimiz Türkiye’ye eser kazandırmaktır. Ülkemize kazandırdığımız eserler bizim milletimiz nezdindeki ibra belgelerimizdir, beraat belgelerimizdir. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini satmaktan, yıkmaktan, kapatmaktan bahsedenler, önce gelsinler, buradaki şu eserleri bir görünsünler, burada verilen hizmetleri de incelesinler. Kendilerinin ömrü hayatlarında geride bıraktıkları böyle bir eser var mı, önce bunu söylesinler.”

Yıkmakla ülkenin kalkınmayacağını, kapatmakla millete hizmet verilmeyeceğini, Türkiye’yi geri götürmekle muasır medeniyet seviyesine ulaşılmayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hele hele yalanla, iftirayla, çarpıtmayla, elde edilecek hiçbir başarı olmaz. Biz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla başladığımız, ardından Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığıyla sürdürdüğümüz şekilde milletimize eser kazandırmaya, hizmet vermeye devam edeceğiz. İnşallah 24 Haziran’dan sonra daha büyük ve daha iddialı hedeflerle milletimizin hizmetinde olacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında muhtarlardan Türkiye’nin 16 yıl önceki hâliyle bugünkünü karşılaştırmalarını isteyerek şunları kaydetti: “Eğitimde Cumhuriyet tarihinin ilk 79 yılında ne kadar derslik yapıldı biliyor musunuz? 343 bin 79 yılda, biz ise 16 yılda 284 bin dersliği ülkemize kazandırdık. Hükûmete geldiğimizde, bakın bu da çok önemli, ülkemizde ne kadar öğretmen vardı biliyor musunuz? 526 bin. Biz 16 yılda buna 585 bin öğretmen daha ilave ettik. Bu yıl atanacak 20 bin öğretmenle sayı 605 bine çıkacak. Şu anda okullarımızda 905 bin öğretmen görev yapıyor. Şu anda üniversite sayımızı biz 76’dan 131 ilaveyle 207’ye çıkardık. Şu anda üniversite olmayan ilimiz yok. Üniversitelerimizde öğretim sayısını da 34 binden 76 bine çıkardık.”

“EN BÜYÜK DEVRİMLERDEN BİRİNİ SAĞLIKTA GERÇEKLEŞTİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında 278 bin olan sporcu sayısını 8 milyon 368 bine çıkardıklarını belirtti. Göreve geldiklerinde internet abonesi sayısının 3 bin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şu an bu sayının 69 milyona ulaştığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “TOKİ kanalıyla yapılan toplam konut sayısı 43 bindi, biz buna 817 bin daha ilave ettik. En büyük devrimlerden birini sağlıkta gerçekleştirdik. Hastanelerimizde toplam 164 bin yatak vardı ve bunların çoğu koğuş sistemi sebebiyle adeta insanların üst üste istif edildiği yerlerden oluşuyordu. Biz sadece bunları dönüştürmekle kalmadık, aynı zamanda çoğu nitelikli sınıfta 130 bin modern yatak ilave ettik. Sağlık çalışanlarının sayısı 378 bin iken biz 530 bin yeni sağlık çalışanını daha göreve başlatarak bu sayıyı 917 bine çıkarttık. MR’ından tomoğrafisine, ambulansına kadar her türlü aracı gereci 5 kat, 10 kat artırdık.”

Muhtarlara “Ulaşımdaki devrimi buraya gelirken bizzat yaşayarak gördünüz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölünmüş yol uzunluğunu 6100 kilometreden 16 senede 19900 kilometre ilaveyle 26 bin kilometreye, çıkarttıklarını, otoyollara 943 kilometre ilave yaptıklarını bildirdi.

“VERECEĞİMİZ İKRAMİYELERLE EMEKLİLERİMİZE ÇİFTE BAYRAM YAŞATACAĞIZ”

Tarımda kendi dönemlerinde verilen desteklerin geçmişle mukayese bile edilmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arazi toplulaştırma çalışması bizden önce 450 bin hektar alanda uygulanmıştı, biz 6 milyon hektar alanda daha bu projeyi gerçekleştirdik. Sosyal yardımlara baktığımızda, 2002’de toplam 2 katrilyon lira kaynak kullanılmıştı. Biz geçen yıl 38 katrilyon lira kaynağı bu amaçla milletimizin emrine sunduk. Çalışanlarımızın yanı sıra, emeklilerimizin ücretlerini de insanca yaşayabilecekleri seviyelere çıkarttık. Şimdi bayramlarda vereceğimiz ikramiyelerle emeklilerimize çifte bayram yaşatacağız. Muhtarlarımıza da çok önemli hizmetlerimiz oldu, maaşlarından sosyal güvenlik primlerine, muhtarlık binalarından silah ruhsatlarına kadar her konuda muhtarlarımızın taleplerin karşıladık” diye konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda “Sizlerden eski Türkiye manzaralarıyla işte bu hizmetleri karşılaştırmanızı ve ortaya çıkan tabloyu herkese anlatmanızı rica ediyorum” diyerek şunları söyledi: “Çünkü biz yükselen bir Türkiye istiyorsak, benim sizin desteğinize ihtiyacım var ve muhtarlarımızla bunu başaracağımıza inanıyorum. Özellikle gençlerimizin bu gerçekleri çok iyi bilmesini sağlamalıyız. Bu işlerin öyle esip gürlemekle, aklına geleni kürsüden söylemekle olmadığını anlatmalısınız. Bu işlerin proje işi olduğunu, ekip işi olduğunu, azim işi olduğunu, hepsinden önemlisi inanç işi olduğunu anlatmalısınız. Biz boşuna ‘iman varsa imkân vardır’ demiyoruz. Türkiye’yi 16 yılda nasıl üç buçuk kat büyütmüşsek, önümüzdeki dönemde 2 kat daha büyütmekte kararlıyız, yeter ki milletimizin desteği bizimle olsun, yeter ki muhtarlarımız yanımızda olsun.”

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ANKARA SON 10 YILIN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞINI GÖRDÜ 0 4511

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Başkent Ankara’nın son bir yılda 1 milyar dolarlık artışla 7,7 milyar dolar ihracat yaptığını, bu rakamla en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu söyledi. Başkan Allıoğlu Ankara’nın, son 10 yılın en yüksek ihracat artışını sağladığını da bildirdi.

Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin 2018 yılı ihracat verilerini değerlendirdi. Geçtiğimiz yıl yaşanan ekonomik sorunlara rağmen ihracatta önemli artış yaşandığını bildiren Başkan Allıoğlu, Başkent Ankara’nın da ihracatını yüksek oranda arttıran iller arasına girerek, aynı zamanda sanayi şehri olduğunu bir kez daha kanıtladığını söyledi. Allıoğlu; 2018 yılında bir önceki yıla göre ihracatını 1 milyar dolar arttıran Ankara’nın, 7,7 milyar dolara ulaşan ihracatıyla İstanbul, Kocaeli, Bursa ve İzmir’den sonra en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu bildirdi.

En Çok İhracatımız ABD, Almanya, Çin…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, 2018 yılı ihracat verilerine göre Ankara’nın en fazla ihracatı ABD’ye yaptığını da söyledi. Başkent Ankara; ABD’ye geçtiğimiz yıl 699,7 milyon dolarlık ihracat yapsa da, bir önceki yılın gerisinde kaldı. Nezih Allıoğlu 2017 yılında Ankara’nın ABD’ye 713,4 milyon dolar olan ihracatının 2018’de yüzde 1,92’lik kayıpla 699,7 milyon dolara gerilediğini bildirdi. ABD’nin ardından en çok ihracat yapılan ülke ise Almanya oldu. Başkan Allıoğlu, Ankara’nın 2017’de Almanya’ya 616,8 milyon dolar olan ihracatının, 2018 yılında yüzde 11,5’lik artışla 687,7 milyon dolara yükseldiğini kaydetti. GGYD Başkanı Allıoğlu, Çin’in ise en fazla ihracat yaptığımız üçüncü olduğunu ifade etti. 2017 yılında Çin’e 568,3 milyon dolar ihracat yapan Ankara, bir yılda yüzde 15,9’luk artışla bu rakamı 2018’de 658,8 milyon dolara çıkardı.

Kimyevi Maddeler, Otomotiv, Makine, Savunma…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Ankara’nın en fazla ihracat yaptığı sektörlerin başında ise kimyevi maddeler ve mamüllerinin geldiğini söyledi.  Allıoğlu, 2018’de bu sektörde bir önceki yıla oranla yüzde 16,2’lik artışla 1,2 milyar dolarlık ihracat yapan Ankara’nın, ikinci en fazla ihracatı ise otomotiv endüstirisi sektöründe yaptığını bildirdi. Ankara’nın 2017’de bu sektörde 906,4 milyon dolar olan ihracatı 2018’de yüzde 27,09’luk artışla 1.152 milyar dolara çıktı. Başkent’in geçen bir yılda ihracatını arttırdığı bir diğer sektör ise makine ve aksamları oldu. Başkan Allıoğlu, bir önceki yıl 943.2 milyon dolarlık ihracatın yapıldığı bu sektörde 2018’de yüzde 20,2’lik artışla ihracat rakamının 1.133 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Ankara, savunma ve havacılık sanayinde lider olduğunu da son ihracat rakamlarıyla bir kez daha gösterdi. GGYD Başkanı Allıoğlu, 2017’de bu sektördeki ihracatı 748,9 milyon dolar olan Ankara’nın, son bir yılda yüzde 29,4’lük artışla ihracatını 969,3 milyon dolara çıkardığını bildirdi.

Son 10 Yılın En Yüksek Artışı

GGYD Başkanı Nezih Allıoğlu TİM’in geçmişe dönük ihracat verilerine bakıldığında ise Ankara’nın, son 10 yılın en fazla ihracatını gerçekleştirdiğini bildirdi. Allıoğlu, şöyle devam etti: “2009 yılında 4,5 milyar dolar, 2010 ‘da 5,1 milyar dolar, 2011’de 5,9 milyar dolar, 2012’de 6,5 milyar dolar, 2013’de 7,2 milyar dolar, 2014 ‘te 7,5 milyar dolar, 2015’te 6,7 milyar dolar, 2016’da 6,2 milyar dolar, 2017’de ise 6,5 milyar dolarlık ihracat yapan şehrimiz, 10 yıl aradan sonra ilk kez yıllık ihracatını 1 milyar dolardan fazla arttırarak 2018’de toplam 7,6 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Ankara, sanayideki gelişimini sürdürmekte, ihracatçımız içinde bulunduğu koşullara rağmen üretimden vazgeçmeden yolunda ilerlemektedir. İhracatçımıza minnettarız, önümüzdeki dönemden çok daha umutluyuz…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması” programına katıldı 0 75006

“Türkiye, askerî kapasitesi, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorundadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Karasu’da BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün temel atma programına katıldı. Canlı bağlantıyla İzmir’de modernize edilen BMC fabrikasının açılışını ve İstanbul Teknik Üniversitesi test laboratuvarında Türkiye’nin ilk yerli 600 beygir gücündeki motorunun test çalıştırmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma gerçekleştirdi.

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından BMC’nin düzenlediği “BMC Gelecek 50 Yıl” programının hayırlara vesile olması dileğiyle konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırımla Türkiye, Sakarya ve gelecek adına tarihî nitelikte adımlar atıldığına dikkati çekti.

“TESİS FAALİYETE GEÇTİĞİNDE 10 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiini bir üst lige taşıyacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün birinci kısmının temel atma törenini icra edildiğini belirterek, 222 hektar alan üzerine kurulan tesiste tank, zırhlı araç ve askerî kamyon, ticari araç, motor, hızlı tren ve metro fabrikaları gibi pek çok üretim hattının bulunduğuna işaret etti.

Toplam yatırım büyüklüğü 500 milyon dolara ulaşacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün tüm etaplarıyla faaliyete geçtiğinde 10 bin kişiye istihdam sağlayacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin Türkiye ekonomisine senelik 5 milyar dolar katma değer oluşturmasını beklediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne dediler ‘Türkiye battı, bitti, yatırımlar durdu, üretim durdu’. Hepsine inat yatırımlar da devam ediyor, üretimler de devam ediyor. Bu ülkeyi hazmedemeyenler bu ülkenin duruşuna katlanamayanlar isteseniz de istemeseniz de bu millet, bu ülke dimdik ayaktadır, dimdik ayakta olarak yoluna devam edecektir” dedi.

KATARLI KARDEŞLERİMİZİN ÜLKEMİZLE SERGİLEDİĞİ DAYANIŞMAYI UNUTMAYACAĞIZ”

BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün hayata geçirilmesinde öncülük eden herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, projede Türkiye-Katar ortaklığı bulunduğunu anımsatarak, Katar Emiri Şeyh Temim’e de şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminden Ağustos ayında yaşanan kur saldırılarına kadar hemen her konuda Katarlı kardeşlerimizin ülkemizle sergilediği dayanışmayı asla unutmadık, unutmayacağız. Nasıl Türkiye, belli güçlerin Katar’ı kuşatma teşebbüsleri karşısında kara gün dostluğunu göstermişse, Katar da ülkemizin karşılaştığı tüm kritik süreçlerde kadirşinaslığını ispatlamıştır” dedi.

Bundan sonra da savunma sanayinden ticarete, turizmden enerjiye kadar Türkiye-Katar iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur.”

TÜRKİYE KENDİ VATANDAŞLARI YANINDA MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN BİR EMAN YURDUDUR”

Sadece kardeş ve akraba topluluklar değil; beş asır önce İspanya’daki katliamdan kaçan Musevilerin de engizisyondan kaçan Hristiyanların da Nazi baskısından kaçan kimi Almanların da aradıkları emniyet, huzur ve güveni Türk topraklarında bulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin kendi vatandaşları yanında mazlum ve mağdurlar için bir ‘eman yurdu’ olmasının temel sebebi, hiç şüphesiz öncelikle milletimizin alicenaplığı ve yüce gönüllüğüdür. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz bu millet, paylaşmanın bereketine, dayanışmanın önemine inanan, iman eden bir millettir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin muhacire ensar olmayı, mazlumlara sahip çıkmayı, alan el olmaktansa veren el olmayı şeref payesi gören bir millet olduğunu dile getirerek, 3.5 milyon Suriyeli muhacire kapısını açan Türk milletinin, ensarın ne, muhacirin ne olduğunu çok iyi bilen bir millet olduğunu da sözlerine ekledi.

Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askerî bakımdan güçlü olduğu dönemlerde, Açe’den Habeşistan’a, Kırım’dan Nijerya’ya, Kafkaslara kadar çok geniş bir coğrafyada güvenlik ve istikrarın teminatı olduğunu vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem sınırları 22 milyon kilometrekareye ulaşan Osmanlı Devleti’nin sağladığı adalet şemsiyesi altında farklı ırklar, farklı kültürler, diller ve dinlerin yüzyıllarca barış içerisinde yaşadığını çok iyi bildiklerini aktardı.

SİLAH, MÜHİMMAT VE ASKERÎ TEÇHİZAT BAKIMINDAN DIŞA BAĞIMLILIĞIN ACISINI ÇOK ÇEKTİK”

Türkiye’nin savunma sanayini geri plana itme lüksü bulunmadığını, Türkiye’nin askerî kapasitesiyle, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millîlik oranı yüzde 20’lerde olan savunma sanayini yüzde 68 oranında millî hâle getirdiklerini, bunu da yeterli bulmayarak, bu oranı daha da artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Türkiye’nin silah, mühimmat ve askerî teçhizat bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çektiğini, son olarak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda bunun acısının yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Stratejik ortaklarımız bizi yarı yolda bıraktılar. Muhabere askerde çok çok önemlidir. Muhabere sistemlerimiz çöktü. Stratejik ortaklarımız telsizlerimizi susturdular. Ama şimdi biz onlardan kurtulduk, artık kendi telsimizi kendimiz yapıyoruz. Onlara ihtiyacımız yok. Türkiye, Kıbrıs Türk’ünün Rum çeteler eliyle soykırıma uğramasına engel olduğu için bizzat müttefikleri tarafından cezalandırılmıştır. Şimdi de aynı oyunlar oynanıyor. Nerede? Suriye’de. Fakat şimdi bu oyunları oynayanlar şunu bilmeli ki kullandıkları enstrümanlar, insan olarak söylüyorum, yanlış enstrüman. Bu yanlış enstrümanlar onları aldatıyor ama bizi aldatamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin üç yıl boyunca, parasını peşin ödediği uçakları teslim alamadığı, bakım ve onarımları için gönderilen uçakları geri alamadığı dönemler yaşadığını anımsatarak, Türkiye’nin üç yıllık dönemde, milyarlarca dolarlık müttefik silahlarıyla donattığı ordusuna yedek parça dahi sağlayamadığı günler yaşadığını kaydetti.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YAŞADIĞI SIKINTILARIN GERİSİNDE TUZAKLAR, DAYATMALAR VE GAFLETLER VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde insansız hava araçları konusunu dönemin ABD başkanı ile görüştüğünü hatırlatarak, “Maalesef Kongre izin vermedi’ dedi. En sonunda zorla bize kiralama yöntemiyle böyle bir yol denendi O da sağlıklı çalışmadı. İstihbaratta bile aynı durumlara düştük. Biz stratejik ortağız… Stratejik ortak olarak bize bu destek verilmezken, stratejik ortaklığın ötesinde farklı ortaklıkları olan ülkelere çok farklı destekler verdiler” diye konuştu.

Türkiye’ye yönelik destek için öne sürülen şartlar arasında afyon ve kenevir ekimiyle ilgili kısıtlamaların yer almasının da konunun farklı boyutlarının görülmesi bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye bir zamanlar afyon ekimini yasaklayanların kendi ülkelerinde afyon ektiğine dikkat çekti. İlgili bakanlıklara gerekli talimatları verdiğini ve Türkiye’de kenevir ekimi sürecinin başlatılacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ekonomisinin bugün ilaçtan savunma sanayine kadar neredeyse her alanda yaşadığı sıkıntıların gerisinde, gizli-açık tuzaklar, dayatmalar, gafletler bulunduğuna işaret etti.

“SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIK ORANIMIZI YÜZDE 35’LER SEVİYESİNE DÜŞÜRDÜK”

“Bilhassa savunma sanayii alanında caydırıcılığımız mutlaka çok yüksek olmak durumundadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye, savunma sanayii başta olmak üzere tüm kritik alanlarda, sadece kendisine yeterli olmakla kalmayıp, tüm dostlarının ihtiyaçlarını da karşılayabilecek düzeye gelmek mecburiyetindir. Nitekim attığımız adımlar sayesinde 2002 yılında yüzde 80’lere bulan dışa bağımlılık oranımızı yüzde 35’ler seviyesine düşürdük.”

Türk savunma sanayii şirketlerinin yurt dışına, zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri, simülatörler, sahil güvenlik gemileri, haberleşme, komuta kontrol sistemleri ve yazılımları ihraç ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarının kamu imkânları ile özel sektörün tecrübe ve dinamizminin birleşmesiyle ortaya çıktığını da kaydetti.

Pakistan ile MİLGEM gemilerinin ihracatına yönelik 1,5 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığı, Ukrayna ile altı tane İHA’nın satışına dair mutabakata varıldığı bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmiş ülkelerin hiçbirinin ürünün yüzde yüz üretimini kendisi yapmadığını, birçok farklı ülkeden farklı parça tedarik ettiğini ve F-35 uçaklarının belli parçalarının Türkiye’den gönderildiğini de sözlerine ekledi.

Sakarya’daki Birinci Ana Bakım Fabrikası’na ilişkin çalışma hakkında da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “19 Aralık’taki Cumhurbaşkanlığı Kararımızın ardından belli bazı kesimler, bu konuyu hemen istismar etmeye başladı. Türk Savunma Sanayinin temellerini atan merhum Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan-millet âşıklarının millî projelerini sabote edenler, şimdi aynı tavrı bizlere, bizim çalışmalarımıza karşı sergiliyorlar. Ülkemizin savunma sanayini on yıllardır bir avuç yabancıya mahkûm edenler, şimdi çıkmışlar utanmadan bizim politikalarımızı eleştiriyorlar.”

“SEKA ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE İŞÇİLER MAĞDUR EDİLMEDİ”

Ana muhalefetin ülkeyle ilgili hayati konulardaki tutumunu da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu provokasyonun başını da Türkiye’deki adı ana muhalefet ama ana muhalefetten başka ne derseniz var. Başını CHP çekiyor. Terör örgütleriyle ‘simbiyotik’” ilişki geliştiren, aynı kaynaklardan beslenen CHP’den, ülkemizin ve milletimizin menfaatine olan böylesi bir meselede elbette yerli ve millî bir tavır beklemiyoruz. 24 Haziran seçimlerindeki yegâne başarısı, bölücü örgütün siyasi uzantılarını Meclis’e taşımak olan bir parti, zaten başka türlü hareket edemez” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin SEKA kâğıt fabrikalarının özelleştirilmesine de karşı çıktığını anımsatarak, özelleştirme sonrasında hiçbir işçinin mağdur edilmediğini, işçilerin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde istihdam edildiğini, fabrikaların belli alanlarının müzeye dönüştürüldüğünü, bazı alanlarının da yeşil alan olarak vatandaşın kullanımına açıldığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arifiye’deki mevcut personelin tasfiyesi, işinden, aşından, ekmeğinden edilmesi de asla söz konusu değildir. Burada çalışan kardeşlerimizin özlük haklarında herhangi bir eksilme olmayacaktır” dedi.

Aldıkları kararın fabrikanın verimliliğini, üretkenliğini, teknolojisini artırmak amacında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira orada yapılacak işler fabrika arazisindeki her türlü taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti devlet aittir ve öyle kalacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arifiye’deki fabrikaya yönelik kararın “özelleştirme” değil, işletme hakkının belli şartlar, belli süreler, belli kısıtlamalar dâhilinde BMC’ye devredilmesi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün Sakarya ve Türkiye için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Vatanımızın bağımsızlığı uğrunda gözlerini kırpmadan canlarını veren şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyor, gazilerimizden hayatta olanlara Rabbimden sağlık ve afiyet niyaz ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.