Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gençlik ve Teknoloji Buluşması” programına katıldı 0 475

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş’de (TUSAŞ) yayımlanan, “Gençlik ve Teknoloji Buluşması” programında gençlerle bir araya geldi ve soruları yanıtladı.

Moderatörlüğünü kendisinin yaptığı programda, savunma sanayine yönelik bir soru üzerine Erdoğan, 16 yıl önce göreve başladıklarında Türkiye’deki bu sektörün durumunu anlattı.

Erdoğan, o dönemde İsrail’den alınan İHA’lardan ikisinin de arızalı olduğunu, bakımlarını dahi yaptırmakta sıkıntıya düşüldüğünü söyledi.

Şimdi gelinen noktanın çok farklı olduğuna işaret eden Erdoğan, “İHA’larımızı, SİHA’larımızı üretir hale geldik. Bunları üretir hale geldiğimiz içindir ki işte Afrin’de Zeytin Dalı Operasyonu’nu çok daha başarılı yaptık. Cerablus’ta aynı şekilde çok daha başarılı yaptık. En son Kandil, bu operasyonları çok daha başarılı bir şekilde yürütebildik.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hedeflerinin çok daha ileri gidebilmek olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:

“Bu başarılarımıza yeni başarılar ilave etmek suretiyle de savunma sanayinde kendimize yetebilmenin dışında bir de ihracatta çok ciddi bir değer sağlamak… Çünkü buradan cari açığımızı kapatmakta da bize büyük bir imkan sağlıyor. Şu anda 5,5 milyar dolar gibi burada bize sağlanan imkan var. Bu gidişle biz, cari açığı kapatmakta da savunma sanayii ürünlerimizi çok iyi değerlendirme fırsatını da yakalayacağız.”

Şimdi, İHA ve SİHA’nın devamı olan Akıncı’nın üretilme konumuna gelindiğine dikkati çeken Erdoğan, “Akıncı’nın durumu çok daha muhteşem. Akıncı 4,5 ton ağırlığında ama 1,5 ton silah taşıyabilecek. Havada kalma süreci çok daha farklı.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya ile rekabette Akıncı ile farklı bir konuma gelindiğini belirterek, “Çünkü şu anda dünyada bizim rekabet alanımızda o, bizi çok güçlü kılan bir silahımız olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Birçok üründe özellikle 60 proje varken, şu anda proje sayılarının 600’e ulaştığını bildiren Erdoğan, milli ve özgün üretim modelini uygulayarak buralara gelindiğini vurguladı.

Erdoğan, bu alandaki çalışanların özgüvenlerinin buralara gelinmesindeki önemine işaret etti.

“150 yıldır yapılmayan ve yaptırılmayan bir milli piyade tüfeğimizi, onu daha yeni üretmeye başladık.” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Bunlar, nasıl kasıtlı olarak biz geriletildik veya geride tutulduk, bunu göstermesi bakımından çok önemli. Yani yerli sektörde ihracat yapılacak müsaade edilmez, talep var müsaade edilmez. Artık zorla dedik, buna müsaade edeceğiz, verilecek. Ve yerli savunma sanayinde artık bu tüfeklerimiz ihraç edilmeye başlandı. Şimdi atılacak olan bu insansız hava aracındaki yarışta, yerli sektörde de bu adımlar atılıyor. Örneğin ANKA, o da bu rekabetin içerisinde. Bu yarış bu şekilde bizi güçlendirerek devam edecek.”

“24 SAAT FULL MESAİ BURADA VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünya, dijital dönüşümü konuşuyor, insansız fabrikalar kuruluyor. Biz Türkiye olarak bunu nasıl başarabiliriz. Bir rakibiniz miting meydanlarında ‘Endüstri 4.0’ı ben bilirim.’ diyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Endüstri 4.0 o zatın kendisine mi ait?” karşılığını verdi.

“Endüstri 4.0” denilen olayın Almanya’da Siemens’in kendi projesi olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bizim milli ve yerli projemiz var, biz böyle çıktık. Biz o milli, yerli projemizle şu anda dünyada savunma sanayinde rekabet alanının içerisindeyiz. Örneğin şimdi ATAK helikopterlerimizi yapıyoruz. Ben İtalya ile bunu görüştüğüm zaman, Berlusconi’nin başbakan olduğu dönemde, kendisiyle bu konuları görüştük. Dostluğumuzun da ileri olması sebebiyle ortak üretime girelim dedim.

O zaman görüşmeler yaptık, sonra da ortak üretim kararını verdik. Çünkü dünya hep pazar arıyor ama biz Türkiye’yi pazar olmaktan çıkarmakta kararlıydık. Biz kendimize pazarlar bulalım. Berlusconi’nin desteğiyle anlaştık, ATAK helikopterlerimizi Türkiye’de başlattık. Bunu da tabii Roketsan’la da özellikle bütün kullanılan bombalar oradan, o da yerli. Burada motorda inşallah onu da halledeceğiz. Şu anda bu üretimi yapıyoruz.”

Erdoğan, şu anda ordunun 34 kadar ATAK helikopterinin kullanıldığını vurgulayarak, “Temennim odur ki sizlere şu anda üretim bandında olanları da programdan sonra gezdirmek isterim. 24 saat full mesai burada var. Bunlar bizim medarıiftiharımız. Nerelerden nerelere geldik, kapılarda dileniyorduk, ne olur bana bir tane helikopter, ATAK ver. Nazlanıyorlardı, kongreden çıkmadı. Şimdi biz bunu artık aştık. ATAK helikopterlerinde de bunu gördük.” değerlendirmesinde bulundu.

“HÜRKUŞ BİZE YETERLİ Mİ? DEĞİL”

Hürkuş’un eğitim uçuşları noktasında yerli uçak olduğunu kaydeden Erdoğan, “Hürkuş bize yeterli mi? Değil. Bunu daha da ileri teknolojiyle Hürkuşumuzu da ilerleteceğiz, daha ileri bir konuma gelmemiz lazım. Ama önemli olan ilk adımdır, biz bu ilk adımı şu anda atmış vaziyetteyiz. Bunu da başarılı bir şekilde bundan sonra sürdüreceğiz.” dedi.

Erdoğan, milli teknoloji hamlesinde ilk adımın önemli olduğunu, bundan sonra da zaten ileri teknolojiye doğru gidildiğini söyledi.

Göreve başladıklarında bu noktadaki şirketlerin sayısının çok düşük olduğunu dile getiren Erdoğan, şimdi rekabet bulunduğu için bu sayının artmaya başladığını kaydetti.

Erdoğan, araştırma-geliştirmenin de mali noktada getirisinin çok fazla olduğunu belirterek, “Bu bakımdan bu konuya da ilgi duymaya başladılar. Eskişehir bu konuda iyi bir merkez olmaya başladı. İnanıyorum ki aynı şekilde bu konuda Ankara çok önemli bir merkez. Zaten hepsinden öte Aselsan çok ciddi bir işlev görüyor. Şu anda bizim sadece 137 bin araştırma-geliştirme noktasında çalışanımız var.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, üniversitelerden yetişen gençler için bu sektörde şu anda büyük bir alan doğduğunu ve geleceğe yönelik herhangi bir sıkıntının söz konusu olmadığını söyledi.

“KODLAMA VE YAZILIM EĞİTİMİNE, İLKOKULDAN İTİBAREN BAŞLIYORUZ”

“Toplumda ilim ve teknolojiye olan ilgiyi arttırmak için ne gibi projelerinin bulunduğunun” sorulması üzerine Erdoğan, son 16 yılda hükümet olarak 126 bilim ve sanat merkezi açtıklarını dile getirdi.

Erdoğan, bunun çok daha ilerisini Haliç’te açacaklarına değinerek, “Haliç’te bilim ve sanat merkezi, yani o meşhur Haliç Tersanesi’ni buna dönüştüreceğiz. 2023’e kadar 150 çocuk kütüphanesi kuracağız. Kodlama ve yazılım eğitimine, ilkokuldan itibaren başlıyoruz. Bu büyük önem arz ediyor.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanlığında 5 milyon ciltlik bir kütüphanenin olacağını, aynı zamanda dijital ortamda da kaydının bulunacağını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“İstanbul Rami Kışlası’nı aynı şekilde kütüphaneye dönüştürüyoruz. Orada da 7 milyon ciltlik bir kütüphane kuruyoruz. Yine dijital ortama bunların hepsi aktarılacak. Çünkü Türkiye bir ilim, irfan yuvasıyken şöyle bir araştırdığınız zaman, bizim doğru dürüst kütüphanemiz yok. Koskoca Türkiye’de ciddi anlamda böyle bir kütüphane yok. Ama dünyaya bakıyorsun, 150 milyon cilt kitabı olan kütüphaneler var. Şimdi biz Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi’yle buna başladık. Şu ana kadar da 1,5 milyon cilt kütüphanemize kitap gelmiş vaziyette. Bunu 5 milyona tamamlayacağız. 5-6 ay içerisinde kütüphanemiz bitiyor, 24 saat burası açık olacak, öğrencilerimize hizmet verecek.”

“DÜNYADAN HABERİ OLMAYINCA, O KEKİ BİR ŞEYLE KARIŞTIRIYOR”

Erdoğan, “Bu hizmeti verirken de, tabii birilerinin çok hoşuna gidebilir bu, o da şu; biz kek ikramımızı yapacağız. İnadına da olsa yapacağız. Çayını kahvesini orada alabilecek. Fakat dünyadan haberi olmayınca, o keki bir şeyle karıştırıyor.” ifadelerini kullanarak, şunları kaydetti:

“Benim kızım Amerika’da tahsilini yaparken zaman zaman arıyorum kendisini. Aradığımda, neredesin kızım, ‘Baba kütüphanedeyim.’ Daha sonra merakım, kızım bu saatlerde nasıl oluyor bu iş dediğimde, o da anlatırdı. Hem kütüphanenin yapısını hem de nasıl çalıştığını anlatırdı.

Onlar için en isabetli çalışma yeri orası. Niye? Kütüphane dediğiniz zaman orada sadece kendini hangi dünyaya veriyorsun? Kitap dünyasına, düşünceye, ilme veriyorsun. Evde olduğun zaman kardeşlerin rahat bırakmaz, evde diğer ihtiyaçlardan dolayı rahat çalışamazsın. Ama orada kütüphanede kitaplarla haşır neşir olduğun zaman, dersini de çok daha rahat bir şekilde çalışma imkanı var. Bizim şu anda attığımız bu adımla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki kütüphane bu işlevi görecek. Millet kıraathaneleri de bu işlevi görecek.”

“İNTERNET KAFELERİN NE İŞLER GÖRDÜĞÜNÜ BİLİYORSUNUZ”

İllerde ve ilçelerde, millet kıraathanelerinin bunun için yapıldığını vurgulayan Erdoğan, “Bu adımı atarken de gençlerimizi kötü alışkanlıklardan da kurtaralım istiyoruz. Bu internet kafelerin ne işler gördüğünü biliyorsunuz, nerelerden nerelere gençliği kaydırdığını görüyoruz. İstiyoruz ki ilim, irfan sahibi bir nesli yetiştirelim. Bunun için de tabii bu tür millet kıraathaneleri bizim önümüzü inanıyorum ki bu konuda açmış olacak.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli otomobilin ne zaman yollarda görülebileceğine ilişkin bir soru üzerine “Siz ana muhalefetin adayından bu işi daha iyi kavramışsınız. Çünkü o hala şu andaki klasik otomobillerden bahisle benim 20 yıl geriden geldiğimi söylüyor. Halbuki kendisinin aynaya bakması lazım.” ifadesini kullandı.

Yerli otomobil üretecek firmaları ”beş babayiğit” olarak tanımlayan Erdoğan, bu firmalarla en ileri teknolojiyi, yani akıllı sürücü yazılımlı, elektrik şarjlı akülü arabaları konuştuklarını dile getirdi.

Bunun gayrisafi yurt içi hasılaya asgari 50 milyar avro katkı sağlayacağını bildiren Erdoğan, “Bunun farkında değil. Çok daha önemli olan cari açığımıza yıllık 7 milyar avro katkı sağlayacak. 25 bin sadece ilave istihdam sağlayacak.” ifadelerini kullandı.

Bursa Yenişehir’de otomotiv test merkezi kurulacağını açıklayan Erdoğan, ”beş babayiğit” ile bu işe soyunduklarını, başarılı bir CEO’yu işin başına getirdiklerini söyledi.

Tasarım çalışmaları hazırlıklarının sürdüğünü anlatan Erdoğan, yerli ve milli araçlar için 2022 yılını hedeflediklerini belirterek, “2022’de biz kendi yerli milli araçlarımızı ülkemizde göreceğimiz gibi dünya piyasalarına da ihracını yapacağız.” dedi.

“100 BİN KİŞİYE İŞ İMKANI SAĞLAMAK BİZİM HEDEFİMİZ”

Üniversite mezunlarının iş bulamadığına yönelik bir tespit üzerine Erdoğan, “hedefimiz mega endüstri bölgeleri inşa ederek 100 bin kişiye iş imkanı sağlamak bizim hedefimiz. Bunun proje maliyeti 140 milyar Türk lirası. Mevcut 135 sanayi sitemizi yeniliyoruz, dönüştürüyoruz. 317 bin kişiye de burada iş imkanı sağlayacağız.” bilgisini paylaştı.

İzmir’e teknoloji üssü inşa edeceklerini bildiren Erdoğan, 40 bin kişiye istihdam sağlanacağını açıkladı.

Erdoğan, 114 organize sanayi bölgesi kurulduğunu, Kahraman Kazan’da yeni bir organize sanayi bölgesi yapılacağını dile getirdi.

Kahraman Kazan’daki organize sanayi bölgesinin görsellerini, salonda bulunan dev ekrandan gençlere izleten Erdoğan, “Bunları 10-15 yıl önce konuştuğunuzda kimsenin havsalası almazdı ama şimdi biz artık bunun uygulamasına geçtik.” ifadesini kullandı.

Erdoğan’ın “Bilmiyorum beğendiniz mi?” şeklindeki sorusuna, gençler alkışla yanıt verdi.

“HİÇBİR GENCE YÜZDE 100 İŞ GARANTİSİ VERMEZLER”

Erdoğan, bin 595 meslek lisesi, 370 özel meslek lisesi kurulduğunu hatırlatarak, “Dünyanın şu an en gelişmiş ülkesi Amerika değil mi? Hiçbir üniversite mezununa veya gence yüzde 100 iş garantisi vermezler, veremezler. İş garantisi, ehliyet, liyakat işidir. Gerçekten başarılıysa ehliyet, liyakatta iyiyse onu da kaparlar ama ‘Ben üniversiteyi bitirdim, bana hemen iş verilir’, böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde yok.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, 16 yılda eğitim bütçesini 9,3 milyar Türk lirasından 135 milyar Türk lirasına çıkardıklarına dikkati çekerek, “Eğitime bu kadar önem verdik. Çünkü bir numara milli bütçede savunma sanayiydi. Biz, milli eğitim bütçesini bir numaraya çıkardık, savunma bütçesini ise geriye aldık. İkiye sağlığı koyduk, işi böyle devam ettirdik.” ifadesini kullandı.

“586 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPTIK”

Bu süre içerisinde 586 bin öğretmen ataması yaptıklarını anımsatan Erdoğan, öğretmen başına düşen öğrenci sayısını 24’ten 16’ya indirdiklerini açıkladı.

Kız öğrencilerin okullaşma oranını yüzde 45’ten yüzde 83’e çıkarıldığını aktaran Erdoğan, okul öncesi eğitimde ciddi manada bir sıçrama olduğunu söyledi.

Dersliklerin 398 binden 682 bine çıkardıklarını dile getiren Erdoğan, “Benim öğrencilik yıllarımda sınıfım 75 kişiydi ama 105 kişilik sınıflar vardı. Şimdi 30’un üzerinde neredeyse yok gibi. 25-20 kişilik, bazı yerlerde 20’nin de altında sınıflarımız var.” şeklinde konuştu.

3 milyar kitap dağıtıldı

Derslik başına düşen öğrenci sayısının 36’dan 25’e düştüğüne işaret eden Erdoğan, 2002’de 18 bin olan laboratuvar sayısını 39 bine yükselttiklerini anlattı.

YURTKUR’daki yatak kapasitesinin 183 binden 629 bine çıkarıldığını belirten Erdoğan, ortaöğretimde öğrencilere yaklaşık 3 milyar kitap dağıtıldığını bildirdi.

“TEKSİR NOTUNU BİLİR MİSİNİZ”

Öğrencilere “teksir notu”nun ne olduğunu soran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Biz teksir notlarıyla okuduk. Bir makinesi vardı. O makineyle saman kağıdından o çıkardı. Mürekkep onu tamamen dağıtır. Çünkü kırtasiye dükkanına gittiğimizde bir hafta içinde biz kitabımızı alamazdık. Bu acıları yaşadığımız için aynı acıları yeni nesil yaşamasın istedik. Ağabeylerimizden teksir notunu isterdik paramızla, onlar da bize satmazlardı. Bu acıyı da çektiğimiz için dedik ki biz kitapları sıraların üzerine koyacağız, yavrularımız kitaplarını okula başlarken sırasının üzerinden alsın. Bunu biz başardık. Şu anda artık böyle bir dert yok.”

Erdoğan, 340 bin öğrenciye özel okul desteği sağladıklarını anımsatarak, üniversite sayısını 76’dan 207’ye çıkardıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hakkari’den istediği üniversiteye girmek isteyen bir gencin, bunu başarabilmesi mümkün müydü? Zordu. Fakir, garip, İstanbul’a veya Ankara’ya üniversite kazanacak, gelecek. Biz dedik ki o gelmesin, biz onun ayağına üniversiteyi götürelim.” diye konuştu.

Erdoğan, üniversiteleri öğrencilerin ayağına getirmekle çok önemli bir görevi ifa ettiklerini vurguladı.

Üniversite harçlarını kaldırdıklarını hatırlatan Erdoğan, “Çıkıyor şimdi bakıyorsunuz ana muhalefetin başı, hala üniversitelerin ücretli olduğundan bahsediyor. ‘Ücretleri kaldıracağız’ diyor. Ya zaten üniversiteler ücretsiz. Dürüst ol. Harç, öyle bir şey kalmadı artık, yok. Demek ki haberi yok ama birileri de uyarmıyor. Bu da tabi ayrı bir sıkıntı.” yorumunu yaptı.

Öğretim elemanı sayısını da 74 binden 159 bine çıkardıklarını ifade eden Erdoğan, öğretim üyesi ihtiyacına dikkati çekti, YÖK ile görüştüğünü aktardı.

Erdoğan, “Öğretim üyelerimiz, kalite ne kadar artarsa inanıyorum ki öğrencilerimizin kalitesi de o denli artacaktır.” dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği öğrencisinin “İleride nükleer bir santralde çalışabilecek miyim? Enerjide nükleer konusunda dönüşüm ne zaman tamamlanacak?” sorusu üzerine Erdoğan, şu anda gençlerin nükleer enerji alanına ilişkin çalıştığını, kendisinin de mezun olduktan sonra bu alanda çalışabileceğini dile getirdi.

Erdoğan, “Sadece Akkuyu ile kalmayacağız. Sinop, bir üçüncü nükleer enerjinin de şu anda görüşmelerini yapıyoruz. Üçüncü bir nükleer enerji santralini de kuracağız.” dedi.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin, Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacağını bildiren Erdoğan, “Bir yüzde 10’u, belki daha fazlasını da Sinop ile karşılayabiliriz. Üçüncüsüyle de yine aynı şekilde daha fazlasını karşılama imkanımız olacak.” diye konuştu.

Nükleer santrallerin ileri teknoloji olduğunu belirten Erdoğan, nükleer enerji alanına ilişkin eğitim almaları için yaklaşık 300 gencin Rusya’ya gönderildiğini hatırlattı.

Türkiye’nin, nükleer santrallere ilişkin Japonya ve Fransa ile de çalışma yürüttüğünü bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Onu bitirdiğimiz andan itibaren de bir o kadar, belki daha fazla gencimizi, öğrencimizi oralara göndereceğiz. Üçüncüyü de büyük ihtimalle Çin ile yapma durumumuz söz konusu. Anlaşırsak buralara da öğrenci göndereceğiz. Onlar da oralarda eğitim-öğretim alacak. Böylece Türkiye enerji ihtiyacının büyük kısmını nükleer enerjiyle karşılamış olacak. Buna ihtiyacımız var.”

“ARTIK BU OYUNA GELMEYECEĞİZ”

Erdoğan, nükleer enerji konusunda birilerinin söylediği gibi oyunlara gelmek istemediklerini vurguladı.

“Nükleer enerji çevre kirliliği tehdidi oluşturuyor.” iddialarını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

”Dünyada nükleer enerjiyi kullanan ülkeler, hangi ülkeler diye baktığımızda, bu işe karşı olduğunu söyleyenlerin çoğunda nükleer enerji santralleri çok sayıda var. Artık bu oyuna gelmeyeceğiz. Biz de kendi nükleer enerji santralimizi yapacağız. Çünkü orada ileri teknolojiyle özellikle emisyon hacimlerinin ölçümü başarılı şekilde yapılıyor. Bizi aldatmayın. Sanki bunlar artık yapılmıyor, yok böyle bir şey. Artık bacalarda bunların emisyon hacmi ölçümlerinin hepsi yapılıyor ve bu noktada tertemiz bu enerji kullanılıyor. Biz de bunu başarılı şekilde inşallah uygulamaya koyacağız. Şu anda biliyorsunuz Akkuyu inşaatı devam ediyor. Sayın Putin ile beraber onun temel atma olayını gerçekleştirdik. Şimdi hedefimiz, ikinciyi bir an önce başlatmak, üçüncüyü başlatmak ve buralarda sizlerden istifade edeceğiz. Çünkü temiz, güvenilir enerjiye ihtiyacımız var. Bunu buralardan halledeceğiz. Bunları bitirdiğimiz anda da 10 bin kişiye istihdam sağlanacak.”

“TESLA’YI BİZ NİYE YAPMAYALIM?”

Hacettepe Üniversitesi Elektrik Elektronik Bölümü mezunu bir öğrencinin önceki aylarda Türkiye’ye gelen Tesla’nın kurucu ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk’ın ziyaretine ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, “Elon Musk hakikaten çok farklı bir insan. O insana mesela iş dayanmaz. Bu kadar enerjik, arayan, tarayan, bulan ve kendine yeni yeni alanlar meydana getiren bir insan.” dedi.

Erdoğan, Musk’ın Türkiye ziyaretini anlamlı bulduğunu dile getirerek, “Elon Musk’ın bu attığı adımın bizim için de gerekli olduğuna inanıyorum. Şimdi bir Tesla’yı biz niye yapmayalım? Yapar mıyız? Yaparız. Hepiniz adaysınız. Çalışacağız yapacağız. Buna inandığımız anda bunu yaparız. Şimdi fırlatılan uyduları görüyoruz, şu anda biz de yine uydu fırlatmanın hesabı içindeyiz. Bunu da başaracağız. Şu anda birçok çalışmalarımız var.” ifadelerini kullandı.

2003’e kadar Türkiye’ye ait yalnızca 2 uydu fırlatıldığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz 16 yılda uzaya 10 uydu fırlattık, 2039’a kadar 11 uydumuzu uzaya fırlatacağız. Şu andaki planlama bu. 2020 ve 2021’de TÜRKSAT 5A ve 5B’yi Elon Musk’ın Falcon roketleriyle fırlatacağız. Bunu kafaya koyduk ve görüştük. Konuşmalarımızı, görüşmelerimizi yaptık. O da olumlu baktı. Zaten ziyaretinin bir sebebi de oydu. Onlar da tabii kimi ziyaret edeceklerini biliyorlar. Konuştuk, görüştük, iyi de oldu. GÖKTÜRK ve RASAT uydularımızda yerlileşme ve teknoloji transferi sağladık. 2015’te Uydu Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’ni kurduk. Bu yıl içince Uzay Ajansı kuracağız. Bu konuda da kararlıyız. TÜRKSAT 6A, İMECE uydularımız da tamamen milli tasarım. Uydu fırlatma, roket teknolojileri konusunda da çalışmaları başlattık.”

“RONALDO’YA HAYRANIM”

Rusya’nın ev sahipliği yaptığı 2018 FIFA Dünya Kupası’nda favorisi sorulan ve Arjantinli futbolcu Lionel Messi ile Portekizli futbolcu Cristiano Ronaldo arasında karşılaştırma yapması istenen Erdoğan, “İlk önce Almanya demiştik fakat yanıldık. Almanya ilk maçta yenildi. İş biraz sıkıntıya düştü. Bütün güçlü olanlar şu anda yeniliyor. Almanya yenildi, Brezilya’nın hali ortada. Meksika acayip geldi. Bundan sonra böyle devam eder mi bilemiyorum.” dedi.

Portekizli futbolcu Ronaldo’nun İspanya karşısındaki futbolunu öven Erdoğan, şöyle konuştu:

“Portekiz berabere de olsa ben tabii gerçekten Ronaldo’ya hayranım. ‘Messi mi, Ronaldo mu?’ dersen hakikaten Ronaldo’yu çok daha farklı görüyorum. Hele hele o maçta hat-trick yapması çok önemliydi. Free kick zaten tartışılmaz. Öyle her babayiğidin karı değil. O maçtaki performansı, karakteri, inancı hele hele Filistin meselesindeki de karakteri, bunlar çok önemli. Onun için alkışlıyorum.”

“TAM BİR SAVAŞ HELİKOPTERİ”

Yerli üretim savunma sanayisi ürünleri hatırlatılarak, “Genç arkadaşlarımızla merak ediyoruz, biz bu araçları nerede, hangi şartlarda üretiyoruz?” sorusunun yöneltilmesi üzerine Erdoğan, kendi sınıfındaki en etkin taarruz helikopteri olan T129 ATAK’ın önemli özelliklerinin olduğunu vurguladı.

T129 ATAK’ın yüksek performansı ve manevra kabiliyetine işaret eden Erdoğan, “Her babayiğidin karı değil, çok farklı bir helikopter. Tam bir savaş helikopteri. Bunu ülkemizde yapar hale geldiğimiz için gerçekten çok onurluyum, mutluyum.” dedi.

Erdoğan, yerli üretim ALTAY tankında seri üretimin yakında başlayacağını bildirerek, “Hepsinden öte akıllı bomba üretimini sağladık. Bu bizim için çok önemli. Terörle mücadelede inlere böyle girdik.” diye konuştu.

Programa, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir ile TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil de katıldı.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Türkiye’nin yaşadığı hadise, dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir” 0 35005

 

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ağustos ayında bu ülkede ne siyasi istikrarsızlık yaşandı ne harp oldu ne afete maruz kalındı ne başka herhangi bir fevkaladelik görüldü. Amerikan yönetiminin, ülkemizin egemenlik haklarına açıkça saygısızlık olan taleplerine cevap vermedik diye böyle bir sonucun ortaya çıkması, meselenin tamamen siyasi olduğuna işaret ediyor. Türkiye’nin yaşadığı bu hadise, dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“İŞ EKONOMİ SINIRLARINI AŞTI VE TÜRKİYE’NİN TOPYEKÛN CEZALANDIRILMASI BOYUTUNA ULAŞTI”

Konuşmasının başında Amerikan yönetiminin Türkiye’yle ilgili ardı ardına açıkladığı olumsuz kararlar bahane edilerek Türk ekonomisini hedef alan alçak bir saldırı başlatıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Döviz kuru, gece yarısı operasyonlarıyla, ne ekonomik gerekçelerle ne de mantıklı bir başka sebeple izah edilemeyecek şekilde yükseltildi. Açık konuşmak gerekirse, yılbaşında 3,8 olan, Nisan başında yaklaşık 4 olan, Mayıs başında 4,12 olan, Haziran’da seçimlerin ertesi günü 4,6’yı bulan döviz kurunun yükselişini buraya kadar anlayabilirdik. Seçim öncesinin belirsizlikleri sebebiyle, böyle bir kıpırdanma olabilir diye baktık. Buna karşılık, daha sonraki gelişmeleri aynı hüsnü niyetle değerlendiremiyoruz” diye ekledi.

“Temmuz ayı boyunca da aynı seviyelerde seyreden dövizin Ağustos’ta bir anda 7 lira seviyesine kadar yükselmesi, başlı başına bir ekonomik suikast girişiminin delilidir” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ağustos ayında bu ülkede ne siyasi istikrarsızlık yaşandı ne harp oldu ne afete maruz kalındı ne başka herhangi bir fevkaladelik görüldü. Amerikan yönetiminin, ülkemizin egemenlik haklarına açıkça saygısızlık olan taleplerine cevap vermedik diye böyle bir sonucun ortaya çıkması, meselenin tamamen siyasi olduğuna işaret ediyor. Türkiye’nin yaşadığı bu hadise, dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir. Nitekim bu konuda, Avrupa Birliği, Çin, Rusya, Hindistan başta olmak üzere, dünyanın pek çok yerinden ciddi rahatsızlık işaretleri gelmeye başladı. Tabii ülkemize yönelik saldırı, diğerlerinden çok daha sinsi, çok daha can yakıcı, çok daha kasıtlı bir şekilde gerçekleşti. İş ekonomi sınırlarını aştı ve Türkiye’nin topyekûn cezalandırılması boyutuna ulaştı” şeklinde konuştu.

“MERKEZ BANKASI SÜREKLİ GÜNDEME GETİRİLEN FAİZ ARTIRIMINI OLDUKÇA YÜKSEK BİR ORANLA GERÇEKLEŞTİRDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, maruz kalınan saldırının manivelası kur gibi gözükse de, asıl kalıcı darbelerin enflasyon ve faizler konusunda alındığı söyleyerek bu sıkıntının çözümü için ekonomi yönetiminin kendi programını uyguladığını belirtti. “Faizi yöneticiler belirler ama enflasyonu yönetici belirlemez. Enflasyon faizin akışıyla oluşur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar Merkez Bankası defalarca şu 16 yıllık Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım döneminde enflasyonu herkes açıklamıştır. Ama hiçbir kez enflasyon Merkez Bankası’nın açıkladığı gibi gerçekleşmemiştir. Bakıyorsunuz yıl ortasında Merkez Bankası enflasyonu tekrar revize ediyor, üçüncü çeyrekte tekrar revize ediyor. Niye? Madem biliyorsun bu işi, faizi belirlerken tutuyor da, enflasyonu açıklarken niye tutmuyor? Bu gerçekleri şimdi Ekim ayında da göreceğiz.”

Merkez Bankası’nın sürekli gündeme getirilen faiz artırımını oldukça yüksek bir oranla gerçekleştirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan “Diyor ya; bağımsızlık. Hadi, buyur bağımsızlık. Şimdi bakalım bağımsızlığın neticesini göreceğiz. Şu an şahsen benim sabır safhamdır ve bu sabır bir yere kadar, çünkü biz sömürü manivelalarına eyvallah edemeyiz.” şeklinde konuştu.

“FİNANS KURULUŞLARININ İŞİ ÜRETİM ÇARKINI DÖNDÜRMEKTİR”

Ülke kalkınmasında üretimin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan üretimin durması hâlinde, çarklar işlemediği anda her şeyin duracağına dikkat çekti. Finans kuruluşlarının işinin bu üretim çarkını döndürmek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan “Tabii ki finans kuruluşlarına ihtiyacımız var, tabii ki onlarsız bir ekonomi düşünemeyiz. Ama şunu da bilmemiz lazım, finans kuruluşlarının ayakta kalışı da özellikle bizim reel ekonominin, yatırımcının güçlü olmasına bağlıdır, onların ayakta kalışına bağlıdır. Yani biz o tulumbaya suyu koymamız lazım ki tulumbadan su gelsin” değerlendirmelerinde bulundu.

Kişisel olarak faiz konusuna bakışının değişmediğini tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı fırsatçıların yaptığı ölçüsüz zamlar konusunda ise şunları kaydetti: “Önüne gelen bakıyorsun zam üstüne zam yapıyor, zam üstüne zam yapıyor. Faizle ilişkisi olsun olmasın, ama fırsatı yakalıyor ya oradan giriyor. Onun için tabii burada özellikle de Hazine ve Maliye Bakanlığımızın tüm birimleriyle bu kontrol mekanizmalarını çok iyi çalıştırması lazım. İlgili bakanlıklarımızın bu konuda bunu çok iyi çalıştırması lazım. Bu suiistimalleri yapanlara da gereken dersi vermemiz lazım. Yeter ki enflasyonu, döviz kurunu ve piyasa faizlerini kontrol altına alabileceğimiz bir iklime kavuşabilelim. Gelişmeleri takip ediyoruz, bekleyip göreceğiz.”

“KAMUDA TASARRUFA YÖNELİK ÇOK ÖNEMLİ ADIMLAR ATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Resmî gazetede yayımlanan 85 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu: “Bu kararla, menkul ve gayrimenkul alım, satım, kiralama, hizmet ve eser sözleşmesi gibi tüm işlemlerde ödeme yükümlülüklerinin kendi paramız ile yapılmasını zorunlu hale getirdik. Böylece, uzun süredir şikâyet konusu olan dövizle kira ödemesi sorununu ortadan kaldırdık. Kamuda tasarrufa yönelik çok önemli adımlar da attık. Cari harcamalardan yatırımlara kadar her alanda, kamu mali dengesine katkı sağlayacak tedbirler aldık. Kamu araçlarını, hem nitelik hem kullanım bakımından sınırlandırdık. Kiralık binalarda faaliyet gösteren devlet kurumlarının, kamuya ait yerlere geçmelerini sağlıyoruz. Personel alımını da, emekli olan personel sayısına yakın bir seviyeye çekiyoruz.”

Yatırımları da güncellemeye aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Sıfırdan bir yatırım şu anda düşünmüyoruz. Ha olmazsa olmaz, fevkaladeliği olan yatırımlar olabilir, ayrı bir konu. Ama bunun dışında başlayacağız, işte yüzde 90’a kadar gelmiş, bunu bitireceğiz, 80’e kadar gelmiş, bitireceğiz, 70’e kadar gelmiş, bunları bitireceğiz. Tabii burada müteahhit firmalarımızı da mağdur etmeyeceğiz. Tüm bakanlıklarımız bu ilke çerçevesinde ellerindeki yatırım stoklarını gözden geçirecek, öncelik sıralaması yaparak çalışmalarını yürütecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Hazine’nin kamuya ilave gelir sağlayacak altın ve avro tahvilleriyle kira sertifikaları gibi yeni araçları devreye soktuğunu belirterek “Buradan tüm vatandaşlarımızı, özellikle Avrupa’da ve diğer ülkelerde yaşayan kardeşlerimizi bu imkânları değerlendirmeye davet ediyorum. Yurt dışından alternatif kaynak geliştirme çalışmalarımız da tüm hızıyla sürüyor” dedi.

“ÖZEL SEKTÖRÜMÜZ, ÜRETİMDEN VE YATIRIMDAN ASLA VAZGEÇMEMELİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemizin bu süreci süratle geride bırakması için, kamunun çabaları yanında, özel sektörümüzün ve milletimizin desteğine de ihtiyacımız var. Her şeyden önce, ihracat ve ithalatla uğraşmayan hiç kimsenin dövizle işi olmamalıdır. Tüm tasarrufların dövizden Türk Lirasına ve kendi paramızla değer biçilen finans araçlarına yönlendirilmesi gerekiyor. Yastık altı diye tabir edilen, sistem dışı tasarrufların, süratle bankalar, faizsiz finans kuruluşları ve diğer yollarla ekonomiye kazandırılmasını bekliyoruz. Özel sektörümüz, üretimden ve yatırımdan asla vazgeçmemelidir. Hatta ihracata dönük üretim ve yatırım için tam zamanıdır. Türkiye’yi döviz kuru üzerinden vurmak isteyenlere cevabımızı, kurun geldiği seviyesinin avantajlarını ihracatımıza ve bununla bağlantılı olarak üretime, istihdama yansıtarak vermeliyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii birileri, fırsattan istifadeyle milletimizin kafasını bulandırmak, moralini bozmak için, bir sürü yalan yanlış haberi ortalığa yayıyor. Bu ara biliyorsunuz bol miktarda stokçular çıktı, şimdi bu stokçulara gereken cevabı gerek İçişleri Bakanlığımız, gerek Hazine Maliye, buraları verecek. Buralara baskınlar yapmak suretiyle; ha sen stokçuluk mu yapıyorsun, gel bakalım bunun bedelini öde. Bunlara bunun fırsatını vermeyeceğiz” dedi.

Sözlerinin devamında okul kitaplarının basılamadığından, sağlık ve ilaç hizmetlerinin aksayacağına kadar pek çok dedikodu üretildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki ne okul kitaplarında ne sağlıkta ne ilaçta ne de diğer hizmetlerde herhangi bir sıkıntı yoktur. Devleti, bu tür manipülasyonlarla köşeye sıkıştırarak haksız kazanç elde etmek isteyen simsarlara asla meydanı bırakmayacağız” şeklinde konuştu.

“BUGÜN ARTIK KENDİNE YETEN BİR TÜRKİYE VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin her alanda yerli ve millî duruşa, fikre, üretime, gayrete ihtiyacı olduğu gerçeğinin böyle dönemlerde çok daha açık bir şekilde kendini gösterdiğine dikkat çekerek, “İnşallah bu dönemi her alanda yerlileşme ve millîleşme hamlelerimizi güçlendirmenin vesilesi hâline getireceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarda oldukları dönemin mücadelelerle geçtiğini belirterek bu mücadele sayesinde Türkiye’nin geldiği yerin ortada olduğunu söyledi. “Bugün artık kendine yeten bir Türkiye var, bir millet var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe bu defa uluslararası alanda çeşitli engellemelerle, ayak oyunlarıyla karşı karşıya geldik. Avrupa Birliği zirvelerinden Davos hadisesine kadar her yerde onurlu duruşumuzu ortaya koyduk. ‘Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış’ misali bizi sandıkta ve sahada yenemeyenler yıllardır kolları-kanatları altında besledikleri terör örgütlerini, darbecileri, cuntacıları harekete geçirdiler. Milletimizle birlikte bu oyunu da gördük ve birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirerek her birinin üstesinden geldik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son umutları olan 24 Haziran seçimlerinden de beklediklerini bulamayanların milletin ekmeğine, yani ekonomiye göz dikecek kadar alçaldıklarını belirterek, “Allah’ın izniyle biz bu oyunu da bozarız, mutlaka da bozacağız. Türkiye’yi dövizle, faizle, enflasyonla dize getirebileceklerini sananlar bu milleti hiç tanımıyor demektir, bunu böyle bilelim arkadaşlar. Bu millet en zor zamanında Çanakkale’de yedi düveli hallaç pamuğu gibi atmış, Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla tamamlamış bir millettir” dedi.

“TÜRKİYE ÇOK YAKINDA BU DALGAYI AŞACAKTIR”

“Bu dönemler, bize karşı karınlarındaki hayâsızlığı dökenleri tespit etme yanında, halisane bir şekilde yanımızda olanları da görme imkânı bulduğumuz dönemlerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu dönemler, fırsatçılık yapıp kendi ülkesine ve milletine ihanet edenler yanında, imkânları sonuna kadar zorlayıp üretime, yatırıma, istihdama devam edenleri de tespit ettiğimiz dönemlerdir. Bu dönemler, ülkenin ve milletin âli çıkarlarını, şahsi siyasi ve ekonomik çıkarlarının üzerinde tutanların, diğerlerinden ayrıştığı günlerdir. Türkiye, çok yakında bu dalgayı aşacaktır, ama fırsatçılık yapanları da, fedakârlık yapanları da unutmayacaktır” şeklinde konuştu.

“MİLLETİMİZE KARŞI HEP AÇIK VE SAMİMİ OLDUK”

AK Parti olarak bu zorlu dönemi aşmanın mücadelesini verirken, aynı zamanda 2019 mahalli seçimlerine de hazırlanıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatların şimdiden tüm güçlerini seferber etmeleri gerektiğine dikkat çekti. 24 Haziran seçimlerinde mecliste Milliyetçi Hareket Partisi ile ittifak yapıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mahalli idareler seçimlerinde böyle bir imkân olur mu bakacağız. Eğer böyle bir imkânı karşılıklı olarak hakikaten ortaya koyabilirsek, biz birlikte bunu da değerlendiririz, çünkü Cumhur İttifakındaki dayanışmamız neyse yerel seçimlerde de bu ittifakı gerçekleştirme imkânımız olabilir” şeklinde konuştu.

Diğer partilerin de gizli veya açık benzer ittifak arayışları içinde olduklarını bildiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Biz milletimize karşı hep hasbi olduk, açık olduk, samimi olduk. Şimdi de aynısını yapacak, her şeyi milletimizin gözü önünde konuşacak, tartışacağız. Önümüzdeki seçimleri ideolojik hamasetle pozisyonlarını koruyan iş bilmez muhalefet belediyelerinden milletimizi kurtarmanın bir fırsatı olarak görüyoruz” dedi.

Batıda ana muhalefet partisinin, doğuda bölücü örgütün güdümündeki partinin pek çok belediyede âdeta taş üstüne taş koymadan sırf ideolojik kamplaşmayla bugüne kadar yönetimde kalmayı başardığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin sonunda şunları kaydetti: “Terör örgütüyle birlikte aday olmaya yeltenenler kusura bakmasınlar, bizden demokratik bir yaklaşım bekleyemezler. Zira biz bunun bedelini ağır ödedik. Bu milletin alın terini bu belediyelere biz, al, bunları oradaki vatandaşımıza altyapısına, üstyapısına harca diye verirken, bu verdiklerimizi oraya değil de dağa gönderenlere bu defa biz aynı imkânı sağlayamayız.”

“Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin mükemmel düzeye ulaşması için çabalarımızı yoğunlaştıracağız” 0 35007

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin her alanda mükemmel düzeye ulaşması için önümüzdeki dönemde çabalarımızı daha da yoğunlaştıracağız. Kazakistan ile ikili iş birliğimizin yanında, Türk Konseyi’nin çalışmalarına da katkıda bulunma hususunda mutabakatımızı bir kez daha teyit ettik” dedi.

Resmî ziyaret nedeniyle Türkiye’ye gelen Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, baş başa görüşmeleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleşen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin (YDSK) üçüncü toplantısının ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında ikincisi 2015 yılında Kazakistan’da düzenlenen Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin üçüncüsü vesilesiyle Ankara’da bir araya geldikleri Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev ile son olarak 3 Eylül’de Kırgızistan’da yapılan Türk Konseyi 6. Zirvesi dolayısıyla görüştüklerini hatırlatarak bugünkü görüşmelerde gündemlerindeki tüm konuları samimi şekilde değerlendirme imkânı bulduklarını ifade etti.

Bu ziyaret vesilesiyle iki ülke arasında çok sayıda belge de akdedildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Az önce beş anlaşmanın imza törenini bitirmiş olduk. Dün Ankara’da toplanan Yatırım Formu kapsamında, toplam portföyü yaklaşık 2 milyar dolara yaklaşan 20’den fazla belge, iki ülkenin ilgili kurumları ve özel sektör firmaları arasında imzalandı” açıklamasında bulundu.

FETÖ’NÜN VARLIK GÖSTERDİĞİ ÜLKELER İÇİN OLUŞTURDUĞU TEHDİDİ TÜM BOYUTLARIYLA ORTAYA KOYDUK”

Görüşmelerde FETÖ terör örgütüyle mücadele konusunda fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu örgütün ülkemiz, milletimiz ve varlık gösterdiği tüm ülkeler için oluşturduğu tehdidi tüm boyutlarıyla ortaya koyduk ve ilgili arkadaşlarımızı görevlendirdik” dedi.

Ayrıca ekonomi, ticaret, savunma, kültür ve eğitim başta olmak üzere ikili gündemde yer alan diğer meseleleri de tüm yönleriyle ele alma fırsatı bulduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin her alanda mükemmel düzeye ulaşması için önümüzdeki dönemde çabalarımızı daha da yoğunlaştıracağız. Kazakistan ile ikili iş birliğimizin yanında Türk Konseyi’nin çalışmalarına da katkıda bulunma hususunda mutabakatımızı bir kez daha teyit ettik” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE-KAZAKİSTAN İLİŞKİLERİNİ GELECEĞE DAHA DA GÜÇLENEREK TAŞIYACAĞIMIZA İNANIYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasını, “Ata yurdu Kazakistan’dan gelerek bizleri şereflendiren Cumhurbaşkanı Sayın Nazarbayev ve heyetine şahsım ve heyetim adına şükranlarımı ifade ediyorum. Derin ve köklü geçmişimizden güç alan Türkiye-Kazakistan ilişkilerini geleceğe daha da güçlenerek taşıyacağımıza inanıyorum” sözleriyle tamamladı.

KAZAKİSTAN CUMHURBAŞKANI NAZARBAYEV: “TÜRKİYE, KAZAKİSTAN’IN EN YAKIN VE GÜVENLİ STRATEJİK PARTNERLERİNDEN BİRİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra söz alan Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Türkiye’nin iç siyasi istikrarının Kazakistan için çok önemli olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı son seçim galibiyeti için tebrik ederek bu neticenin Türk halkının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasetini ve stratejik istikametini desteklediğinin göstergesi olduğunu ifade eden Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev Türkiye’nin, Kazakistan’ın en yakın ve güvenli stratejik partnerlerinden biri olduğunu kaydetti. Ortak tarih ve manevi zenginliklere dayanan iş birliğinin devam etmekte olduğunu söyleyerek bugünkü anlaşmaların iki ülke arasındaki iş birliğinin açık göstergesi olduğunu belirten Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Kazakistan ve Türkiye’nin iş birliğini her alanda geliştirmek için tüm potansiyele sahip olunduğunu dile getirdi.