“Maliye politikalarımızdaki duruşumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” 0 409

Başbakan Binali Yıldırım, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İhracatçılar Meclisi 25. Olağan Genel Kurulu ve 2017 İhracat Şampiyonları Ödül Töreni’nde konuştu.

Yıldırım, Türkiye’de yönetim sisteminin değiştiğini anımsattı.

16 Nisan’da millettin bir karar verdiğini ve 24 Haziran’da da bu kararın arkasında olduğunu gösterdiğini vurgulayan Yıldırım, “94 yıllık parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi gerçekleştirdi ve yeni sistemin kurucu cumhurbaşkanı olarak da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı seçti.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin 2023’e giden yolda yeni bir döneme başladığına işaret eden Yıldırım, yeni dönemin hayırlı ve uğurlu olmasını diledi.

Yıldırım, Türkiye’nin 15 yıldır “güven” ve “istikrar” sayesinde kazandığını ifade ederek, millete de güven tazelediği için teşekkür etti.

Yeni sistemde başbakanlık olmadığını hatırlatan Yıldırım, “Bizim koltuk elde kaldı.” şeklinde espri yaptı.

“Biz dükkanı kapattık”

Yıldırım, Türkiye’nin potansiyelini harekete geçirmek için her türlü altyapısı, insan kaynağı ve mukayeseli üstünlüğü olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Petrolümüz, doğalgazımız yok şimdilik ama mukayeseli üstünlük insandır, genç beyinlerdir. Türkiye’nin geleceği gençleridir. Gençlerimizi en iyi şekilde yetiştirmek, onları donanımlı hale getirmek, dünyayı okuyan, dünyadaki gelişmeleri ıskalamayan gençlik lazım. Bunun için altyapı gerekiyordu. Altyapıya çok yatırım yaptık. Eğitimde kayda değer yatırım yaptık. Bütçeyi 11 milyar liradan 134 milyar liraya çıkardık. Önce okul olacak yol olacak, geniş bant internet olacak, okullarda akıllı tahta olacak sınıflar olacak, 50 kişilik sınıflardan 20 kişilik sınıflara indireceksiniz, öğretmeniniz olacak. Ondan sonra da kaliteye yöneleceksiniz. Şimdi zaman, kalite zamanı; içeriği ve kaliteyi dünya gelişmelerine uygun şekilde yapma zamanıdır.”

Bugün sınava giren öğrencilere başarılar dileyen Yıldırım, “Gençlerimiz bizim geleceğimiz, geleceğimize çok büyük yatırım yapmamız lazım. Taşa, toprağa, binaya, fabrikaya yapılan yatırımın ömrü bellidir, 50 senedir, 100 senedir ama insana yapılan yatırım ülkenin kaderidir, nesilden nesle devam edecek yatırımdır. Bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmamamız ve bu yatırıma hız vererek devam etmemiz lazım.” diye konuştu.

Yıldırım, TİM’de görev devir teslim olacağını hatırlatarak, adaylara “Gayet güzel demokratik bir yarış oluyor, aynen bizim yaptığımız gibi. Geçen hafta da biz bu heyecanı yaşadık. Biz rahatladık, yarın siz de rahatlarsınız. Kazansanız 3 saat sürüyor sevinci, kaybetseniz 1 günde atıyorsunuz. Onun için kazananın stresi daha çok. 3 saat keyfini yaşarsınız ondan sonra ‘Ne yapacağız?’ diye düşünürsünüz. Kaybeden 1 gün üzülür, ondan sonra ‘Allah, dünya varmış.’ der. Hiç endişe etmeye gerek yok, biriniz kazanacaksınız. Ama kazanamayan benim koltuğu gelip alabilir. Bir fark var; siz sadece dükkanı devrediyorsunuz, biz dükkanı kapattık.” dedi.

“Dünyanın merkezinde olmak dünyaya ne kadar açılabildiğinize bağlı”

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye’nin potansiyelini yansıtmadığını belirterek, “Geldiğimiz noktayı küçümsemek istemiyorum ama Türkiye’nin doğal kaynakları, insan kaynakları, elindeki imkanlar, jeopolitik konumu dikkate alındığında, olmamız gereken yer bu değil.” dedi.

AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye’nin dünyadaki havacılıktan aldığı pay binde 45 iken, yüzde 2’ye çıktığını kaydeden Yıldırım, şunları söyledi:

“Nasıl yaptık? Serbestleşmeyle… Rahatlattık, ‘Herkes yapsın’ dedik. Bu sefer tekel olan havayolu şirketinin de yolcusu arttı, yeni girenlerin de arttı. Türkiye, dünyada havacılıkta bir marka oldu. Biz durup dururken aklımıza esti ‘En büyük havalimanını yapalım.’ demedik. Ülkemizin bulunduğu konum ve havacılıkta katettiğimiz mesafe bize bu kararı verdirdi. Doğru bir karar olduğu da şimdi anlaşılıyor. Çünkü 70’li yıllarda havacılığın merkezi Amerika kıtasıydı, 80’li yıllarda Avrupa’nın batısına geldi, 90’lı yıllarda merkezi Avrupa’ya geldi, 2000’li yıllarda artık doğu Avrupa ve Asya’ya doğru hareket etti. Bu geçişlerde en önemli stratejik konum Türkiye’nin konumudur. Biz bunu gördük ve bu havalimanını yapmaya karar verdik. İnşallah 29 Ekim’de de birinci fazın açılışını yapacağız. Birinci faz bile dünyadaki büyükler arasında yerini alıyor. Tamamen bittiğinde 200 milyona çıkmış olacak. Büyük bir eser, büyük bir yatırım. Türkiye neden önemli bir ülke? Çok basit, Türkiye’nin etrafında 3,5 saat uçuşla 50’den fazla ülkeye gidiyorsunuz. Bu 50’den fazla ülkede 1 yıllık dönen gelir, 30 trilyon dolar. 30 trilyon dolarlık bir pazara el uzatma mesafesinde bulunan bir ülkeden bahsediyoruz. Avustralya da ‘Ben dünyanın merkeziyim.’ diyor. İstediği kadar desin, ülke içinde 8 saatte bir noktadan bir noktaya zor gidiyorsunuz. Dünyanın merkezinde olmak dünyaya ne kadar açılabildiğinize bağlı.”

Yıldırım, stratejik konumun Türkiye’ye önemli sorumluluklar yüklerken, mukayeseli üstünlük de sağladığına işaret ederek, katılımcılara şöyle seslendi:

“Enerji, ulaşım koridorlarının, kültürlerin geçiş noktasındayız. Birçok stratejik özelliğimiz var. Bu stratejik özelliklerimizi ülkemizin katma değerine dönüştürmek için de ihtiyacımız olan istikrar ve güvendir. İstikrar ve güveni de vatandaş verdi. Bundan sonra görev bize, sizlere düşüyor. Devlet, özel sektör ayrı diye bir şey yok. Biz, bir bütünüz, birlikte Türkiyeyiz. Biz 1 birim yatırım yapıyoruz, siz 9 birim yatırım yapıyorsunuz. Özel sektör yatırımı, devlet yatırımının 9 katına çıkmış. 2003’te bu 4 katıydı. Şu anda kalkınmanın kaldıracı özel sektördür. Biz bunun bilincindeyiz. Bizim yapmamız gereken, sizin önünüzdeki taşları kaldırmak, yolunuzu açmaktır. Bundan sonra bizim yapacağımız iş güvenliktir, adalettir. Onun dışındaki her işi artık Türkiye’de yapacak birikim, altyapı, imkan var. Ve denetlemek, ülkenin refahının adil paylaşımını sağlamak. İhracatımız artıyor ama daha çok artması lazım, tekrar ediyorum yeterli değil. İthalatımız da artıyor, daha çok artıyor ama bu seneden itibaren yavaş yavaş denge kurulmaya çalışılacak. İhracatımızı artırdığımız zaman cari açığımız azalacak, dolayısıyla ekonomimizdeki iyileşme çok daha belirgin hale gelecek.”

Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin borçlanarak büyüyen bir ülke olduğunu, bunun sır ve yanlış bir şey olmadığını söyledi.

Türkiye’nin borçlanmaya devam edeceğini aktaran Yıldırım, ülkenin açığı olduğunu ve bu açığı başka türlü kapatamayacağını anlattı.

Teknoloji yoğun işlere, yani akıl terinin olduğu işlere daha çok teşvik ve destek vereceklerine dikkati çeken Yıldırım, “Fark oluşturan alanlarda ihracatımızı geliştirirsek, ihracatımızın kilo değerini bir buçuk dolarlardan 4 dolarlar ve üzerine çıkarırsak, aradaki farkı çok daha kolay kapatabiliriz. Onun için akıl terine daha çok yatırım yapacağız. Diğer yandan da istihdama yönelik bölgesel farklılıkları ortadan kaldıracak, o bölgelerde de bildiğimiz, alışılmış teşviklerimiz devam edecek. Onları da yapacağız.” diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, Avrupa Altyapı ve Yatırım Bankası’nın geçen günlerde yayınladığı raporu hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Raporda şunu diyor; Türkiye’nin son 15 yılda altyapıya yaptığı yatırımı dünyaya bir örnek olay olarak anlatıyor. Diyor ki ‘Dünya Türkiye’nin son 15 yılda yaptığı altyapı yatırımlarını örnek almalıdır.’ Devam ediyor, diyor ki ‘Bu yatırımlar ne sağladı?’ Bir, yapılan bölünmüş yollar sayesinde iller arasında mesafe ortalama bir buçuk saat kısaldı. 5 saat kısalan da var, o ayrı. Ortalamayı söylüyorum. İki, ‘Göç azaldı’ diyor. Üç, iller arasındaki yerel ticaret yüzde 40 arttı. Ülkenin genel ihracat artışına bu altyapının katkısı yüzde bir. İşsizliğin azalmasına katkısı yüzde bir. Trafik kazalarındaki azalma, araç sayısı 2 buçuk kat artmasına rağmen, ölümlü kazalardaki azalma yüzde 62. Havaya salınan emisyon, karbondioksitteki azalma 3 buçuk milyon ton. Bölünmüş yollardan yapılan yatırımın yıllık yakıttan ve zamandan tasarrufu 22 milyar lira.

Bölünmüş yollara biz 110 milyara lira bir para harcadık. Yani bir yol yapıyorsunuz 5 seneden az bir sürede amorti ediyor. Böyle bir yatırım var mı? Siz ticaretin içindesiniz. Niye? Bu şunu gösterir, Türkiye’de bu iş geç kalmış. Biz altyapı kalkınma açığını kapattık. Yani bunlar olmasa biz ihracat arttırmayı konuşamazdık. Bugün her ilimiz ihracat yapar hale geldi. İhracatı öğrenmeyen il kalmadı. Ne kadardı biz başladığımızda? 12-13 ilimiz vardı ihracat yapan. Iğdır da ihracat yapıyor, Hakkari de ihracat yapıyor ama yetmez. Daha çok ihracatımızın artış hızını yükseltmemiz lazım. Buna ihtiyacımız var. Bunun için kafa yoracağız. Yeni dönemde inşallah bunlar da ele alınacak. İhracatçı sayımız 70 bini aştı. Yeterli görmüyoruz, bunu 120 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Çıkarabiliriz.”

Türkiye’de artık seçimin bittiğini ve geçim döneminin başladığını ifade eden Yıldırım, işlerin normale döndüğünü ve bundan sonra işlere daha çok yoğunlaşacaklarını söyledi.

“Maliye politikalarımızdaki duruşumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz”

Başbakan Yıldırım, Ankara’da da işlerin iyi gittiğini belirterek, “Zannediyorum önümüzdeki hafta sonu yeni hükümet de açıklanmış olur. Ayın 8’inde, 9’unda. Türkiye’yi 2023’e taşıyacak yeni Cumhuriyet Hükümeti açıklanmış olacak. Meclis çalışmaya başlayacak. Böylece işler aralıksız devam edecek.” diye konuştu.

Milletin basireti ve ferasetiyle Türkiye’nin geleceğini dizayn ettiğine ve yol haritasını belirlediğine işaret eden Yıldırım, milletin güven ve istikrardan yana tercihini kullandığını vurgulayarak, bu sayede de ülkenin gelecek hedeflerine çok daha kararlı bir şekilde gideceğinin altını çizdi.

Türkiye’nin önünde belirli işler olduğunu aktaran Yıldırım, “TİM Başkanı konuşmasında yapılanları söyledi, yapılması gerekenlerden bahsetti. Tabii ki yapısal reformlara devam edeceğiz. Ülkemizin cari açığını, çifte açığını kontrol altına alacak tedbirleri ihmal etmeyeceğiz. Maliye politikalarımızdaki duruşumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Para politikalarındaki çalışmalarımızı her kurum kendi kapasitesinde yürütmeye devam edecek.” değerlendirmesini yaptı.

“Türkiye’deki sistem değişikliği durup dururken olmadı”

Türkiye’ye ilişkin “algı” ile “olgu” arasında bir farkın olduğunu, Türkiye’nin imkanlarının ve fırsatlarının mevcut algının çok üzerinde olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Seçim kararı açıklandıktan sonra değerlendirme kuruluşları alelacele gündem yapıyorlar, Türkiye hakkında kararlar alıyorlar. Bunlar seçime öyle veya böyle müdahaleye yönelik hareketlerdi ama millet bunları iplemedi, ipini çekti. Bunların işi de bitti. Türkiye’nin siyasetini kimse dışarıdan dizayn edemez, Türkiye’nin siyasetine karar verecek, milli iradedir. Milli iradenin sahibi de millettir.” diye konuştu.

Türkiye’deki sistem değişikliğinin durup dururken olmadığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

“15 Temmuz’u hatırlayın. Ondan önceki olayları hatırlayın. Keyfimizden mi yaptık? Ne güzel tıngır mıngır gidiyoruz, her şey yolunda, Başbakanlık da var, bakanlıklar da var ama memleketin geleceği, sürekli birden birisi bir yerden kafayı gösteriyor, ‘Ben de buradayım’. Kardeşim sana kim görev verdi? Sana millet bir yetki mi verdi? Yok ama maalesef bu vesayetlerden neler kaybetti Türkiye? Söyleyeyim; AK Parti döneminde Türkiye’nin ortalama büyümesi 5,7. 15 yıl arka arkaya. 1924’ten 2003’e kadar 4,7. Ne var diyeceksiniz? ‘AK Parti yüzde 1 büyüme fazla yapmış. Bununla mı övünüyor?’ diyebilir bazıları. Evet, onunla övünüyoruz. 1924’ten 2003’e kadar Türkiye 4,7 büyümeseydi, 5,7 büyüseydi bugün biz dünya ekonomisinde 7. sıradaydık. Fransa’dan sonra 7’nciydik. Niye? Darbeler, müdahaleler, demokrasinin kesintiye uğraması milli gelirde 2,6 kat daha az büyümemize sebep oldu. Bütün bunları dikkate alarak bu değişikliği yaptık.

İnşallah bundan sonra zaman ekonomisi daha iyi işleyecek, zamanı daha etkin kullanacağız. Aynı zamanda daha çok gencimizi hayata daha iyi hazırlayacağız. Gençlerimizin aldatılıp, yüzünü dağa çevirmesinden kurtardık, şimdi artık gençler geleceğin planlarını yapıyor. Onların tekrar dağa yönelmesini önleyeceğiz. Bunun için de istikrar, güven -tekrar ediyorum- olmazsa olmazımız.”

Terörün Türkiye’nin gündeminden çıktığını kaydeden Yıldırım, “Terörün Türkiye’nin gündeminden çıkması yetmiyor. Aynı zamanda etrafımızdaki terör sponsorlarının da ortadan kalkması lazım. Sınırlarımız ötesindeki alanların da güvenli hale getirilmesi lazım. Onun için de başladık. Batı’dan Doğu’ya doğru gidiyoruz. Doğu’dan da başladık.” diye konuştu.

Terörle mücadele konusundaki çalışmaları hakkında bilgi veren Yıldırım, şunları söyledi:

“Ülkemize içeriden ve dışarıdan herhangi bir tehdit vaki olduğunda bunun için gerekeni yapmak konusunda hiç kimseden icazet alma durumunda değiliz. Bu, ülkenin beka meselesidir. Bu, ülkenin güvenlik meselesidir ve istikbal meselesidir. Bunun gereğini yaparız çünkü bu olmadığı zaman hiçbir şey konuşamayız. Can ve mal güvenliği teminat altına alınmayan bir ülkede ne ihracat anlam ifade eder ne ticaret anlam ifade eder ne de bu rakamların bir önemi olur. Bunların bilincindeyiz, buna göre Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inşallah bundan sonra da Türkiye’yi 2023 hedeflerine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesi ve ötesine taşımak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Sizlerin bugüne kadar yaptığınız çalışmaları biliyoruz. Tebrik ediyoruz, teşekkür ediyoruz. Bilhassa Sayın Mehmet Büyükekşi’ye görevlerinden dolayı, bu hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum, yeni göreve gelecek arkadaşları tebrik ediyorum. Genel Kurulumuzun hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”

Kendisinin de Başbakanlık görevini tamamlamak üzere olduğunu hatırlatan Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

“Belki de görevi tamamlamamdan önce umuma açık son konuşmam bu oluyor. Bugüne kadar yaptıklarımız, yapamadıklarımızla millet değerlendirecek. Biz kendimize paye çıkarmak konumunda değiliz. Eksiğiyle, gediğiyle ülkemiz için, milletimiz için gayret ettik, çalıştık, çabaladık ve bugün 24 Mayıs 2016’da göreve geldiğimde önümüze koyduğumuz hedeflerin hepsini gerçekleştirmiş olmanın gönül rahatlığıyla milletimin karşısındayım. 65. Hükümetin Başbakanı olunca birkaç hedef koyduk. ‘Terörü Türkiye’nin gündeminde alt sıralara indireceğiz.’ dedik. ‘Ekonomik büyümede gerekli yapısal tedbirleri alacağız.’ dedik ve Fırat Kalkanı, Afrin Harekatı, bunları planladığımız harekatlardı, başarıyla gerçekleştirdik.

Hepsinden ötesi hesabımızda olmayan bir 15 Temmuz vardı. Bizim gündemimizde yoktu. O dışarıdan geldi piyasaya. Onun da üstesinden geldik elhamdülillah. Cumhurbaşkanımızla, milletimizle, sizlerle beraber ülkeyi, demokrasiyi büyük bir badireden kurtardık ama ondan sonra hedefimizde olan yönetim sistem değişikliğiydi. Bunu da başardık. Ülkenin belki en zor şartlarında başardığımız en önemli işlerden bir tanesidir. Şimdi onun uygulamasını da gerçekleştirdik. Dolayısıyla bize yapacak iş kalmadı. Teşekkür ediyoruz milletimize güveninden, desteğinden dolayı. Bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bundan sonra ülkemizin, milletimizin gelecek hedefleri için sorumluluğumuz bitmedi. Sorumluluğumuz devam ediyor. Görevimiz bitti ama ‘Hangi konumda, hangi şartlarda olursa olsun Cumhurbaşkanımızla beraber milletimize hizmet etmeye, arkadaşlarımızla devam edeceğiz’ diyorum.”

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Türkiye’nin yaşadığı hadise, dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir” 0 35005

 

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ağustos ayında bu ülkede ne siyasi istikrarsızlık yaşandı ne harp oldu ne afete maruz kalındı ne başka herhangi bir fevkaladelik görüldü. Amerikan yönetiminin, ülkemizin egemenlik haklarına açıkça saygısızlık olan taleplerine cevap vermedik diye böyle bir sonucun ortaya çıkması, meselenin tamamen siyasi olduğuna işaret ediyor. Türkiye’nin yaşadığı bu hadise, dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“İŞ EKONOMİ SINIRLARINI AŞTI VE TÜRKİYE’NİN TOPYEKÛN CEZALANDIRILMASI BOYUTUNA ULAŞTI”

Konuşmasının başında Amerikan yönetiminin Türkiye’yle ilgili ardı ardına açıkladığı olumsuz kararlar bahane edilerek Türk ekonomisini hedef alan alçak bir saldırı başlatıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Döviz kuru, gece yarısı operasyonlarıyla, ne ekonomik gerekçelerle ne de mantıklı bir başka sebeple izah edilemeyecek şekilde yükseltildi. Açık konuşmak gerekirse, yılbaşında 3,8 olan, Nisan başında yaklaşık 4 olan, Mayıs başında 4,12 olan, Haziran’da seçimlerin ertesi günü 4,6’yı bulan döviz kurunun yükselişini buraya kadar anlayabilirdik. Seçim öncesinin belirsizlikleri sebebiyle, böyle bir kıpırdanma olabilir diye baktık. Buna karşılık, daha sonraki gelişmeleri aynı hüsnü niyetle değerlendiremiyoruz” diye ekledi.

“Temmuz ayı boyunca da aynı seviyelerde seyreden dövizin Ağustos’ta bir anda 7 lira seviyesine kadar yükselmesi, başlı başına bir ekonomik suikast girişiminin delilidir” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ağustos ayında bu ülkede ne siyasi istikrarsızlık yaşandı ne harp oldu ne afete maruz kalındı ne başka herhangi bir fevkaladelik görüldü. Amerikan yönetiminin, ülkemizin egemenlik haklarına açıkça saygısızlık olan taleplerine cevap vermedik diye böyle bir sonucun ortaya çıkması, meselenin tamamen siyasi olduğuna işaret ediyor. Türkiye’nin yaşadığı bu hadise, dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir. Nitekim bu konuda, Avrupa Birliği, Çin, Rusya, Hindistan başta olmak üzere, dünyanın pek çok yerinden ciddi rahatsızlık işaretleri gelmeye başladı. Tabii ülkemize yönelik saldırı, diğerlerinden çok daha sinsi, çok daha can yakıcı, çok daha kasıtlı bir şekilde gerçekleşti. İş ekonomi sınırlarını aştı ve Türkiye’nin topyekûn cezalandırılması boyutuna ulaştı” şeklinde konuştu.

“MERKEZ BANKASI SÜREKLİ GÜNDEME GETİRİLEN FAİZ ARTIRIMINI OLDUKÇA YÜKSEK BİR ORANLA GERÇEKLEŞTİRDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, maruz kalınan saldırının manivelası kur gibi gözükse de, asıl kalıcı darbelerin enflasyon ve faizler konusunda alındığı söyleyerek bu sıkıntının çözümü için ekonomi yönetiminin kendi programını uyguladığını belirtti. “Faizi yöneticiler belirler ama enflasyonu yönetici belirlemez. Enflasyon faizin akışıyla oluşur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar Merkez Bankası defalarca şu 16 yıllık Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım döneminde enflasyonu herkes açıklamıştır. Ama hiçbir kez enflasyon Merkez Bankası’nın açıkladığı gibi gerçekleşmemiştir. Bakıyorsunuz yıl ortasında Merkez Bankası enflasyonu tekrar revize ediyor, üçüncü çeyrekte tekrar revize ediyor. Niye? Madem biliyorsun bu işi, faizi belirlerken tutuyor da, enflasyonu açıklarken niye tutmuyor? Bu gerçekleri şimdi Ekim ayında da göreceğiz.”

Merkez Bankası’nın sürekli gündeme getirilen faiz artırımını oldukça yüksek bir oranla gerçekleştirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan “Diyor ya; bağımsızlık. Hadi, buyur bağımsızlık. Şimdi bakalım bağımsızlığın neticesini göreceğiz. Şu an şahsen benim sabır safhamdır ve bu sabır bir yere kadar, çünkü biz sömürü manivelalarına eyvallah edemeyiz.” şeklinde konuştu.

“FİNANS KURULUŞLARININ İŞİ ÜRETİM ÇARKINI DÖNDÜRMEKTİR”

Ülke kalkınmasında üretimin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan üretimin durması hâlinde, çarklar işlemediği anda her şeyin duracağına dikkat çekti. Finans kuruluşlarının işinin bu üretim çarkını döndürmek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan “Tabii ki finans kuruluşlarına ihtiyacımız var, tabii ki onlarsız bir ekonomi düşünemeyiz. Ama şunu da bilmemiz lazım, finans kuruluşlarının ayakta kalışı da özellikle bizim reel ekonominin, yatırımcının güçlü olmasına bağlıdır, onların ayakta kalışına bağlıdır. Yani biz o tulumbaya suyu koymamız lazım ki tulumbadan su gelsin” değerlendirmelerinde bulundu.

Kişisel olarak faiz konusuna bakışının değişmediğini tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı fırsatçıların yaptığı ölçüsüz zamlar konusunda ise şunları kaydetti: “Önüne gelen bakıyorsun zam üstüne zam yapıyor, zam üstüne zam yapıyor. Faizle ilişkisi olsun olmasın, ama fırsatı yakalıyor ya oradan giriyor. Onun için tabii burada özellikle de Hazine ve Maliye Bakanlığımızın tüm birimleriyle bu kontrol mekanizmalarını çok iyi çalıştırması lazım. İlgili bakanlıklarımızın bu konuda bunu çok iyi çalıştırması lazım. Bu suiistimalleri yapanlara da gereken dersi vermemiz lazım. Yeter ki enflasyonu, döviz kurunu ve piyasa faizlerini kontrol altına alabileceğimiz bir iklime kavuşabilelim. Gelişmeleri takip ediyoruz, bekleyip göreceğiz.”

“KAMUDA TASARRUFA YÖNELİK ÇOK ÖNEMLİ ADIMLAR ATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Resmî gazetede yayımlanan 85 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu: “Bu kararla, menkul ve gayrimenkul alım, satım, kiralama, hizmet ve eser sözleşmesi gibi tüm işlemlerde ödeme yükümlülüklerinin kendi paramız ile yapılmasını zorunlu hale getirdik. Böylece, uzun süredir şikâyet konusu olan dövizle kira ödemesi sorununu ortadan kaldırdık. Kamuda tasarrufa yönelik çok önemli adımlar da attık. Cari harcamalardan yatırımlara kadar her alanda, kamu mali dengesine katkı sağlayacak tedbirler aldık. Kamu araçlarını, hem nitelik hem kullanım bakımından sınırlandırdık. Kiralık binalarda faaliyet gösteren devlet kurumlarının, kamuya ait yerlere geçmelerini sağlıyoruz. Personel alımını da, emekli olan personel sayısına yakın bir seviyeye çekiyoruz.”

Yatırımları da güncellemeye aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Sıfırdan bir yatırım şu anda düşünmüyoruz. Ha olmazsa olmaz, fevkaladeliği olan yatırımlar olabilir, ayrı bir konu. Ama bunun dışında başlayacağız, işte yüzde 90’a kadar gelmiş, bunu bitireceğiz, 80’e kadar gelmiş, bitireceğiz, 70’e kadar gelmiş, bunları bitireceğiz. Tabii burada müteahhit firmalarımızı da mağdur etmeyeceğiz. Tüm bakanlıklarımız bu ilke çerçevesinde ellerindeki yatırım stoklarını gözden geçirecek, öncelik sıralaması yaparak çalışmalarını yürütecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Hazine’nin kamuya ilave gelir sağlayacak altın ve avro tahvilleriyle kira sertifikaları gibi yeni araçları devreye soktuğunu belirterek “Buradan tüm vatandaşlarımızı, özellikle Avrupa’da ve diğer ülkelerde yaşayan kardeşlerimizi bu imkânları değerlendirmeye davet ediyorum. Yurt dışından alternatif kaynak geliştirme çalışmalarımız da tüm hızıyla sürüyor” dedi.

“ÖZEL SEKTÖRÜMÜZ, ÜRETİMDEN VE YATIRIMDAN ASLA VAZGEÇMEMELİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemizin bu süreci süratle geride bırakması için, kamunun çabaları yanında, özel sektörümüzün ve milletimizin desteğine de ihtiyacımız var. Her şeyden önce, ihracat ve ithalatla uğraşmayan hiç kimsenin dövizle işi olmamalıdır. Tüm tasarrufların dövizden Türk Lirasına ve kendi paramızla değer biçilen finans araçlarına yönlendirilmesi gerekiyor. Yastık altı diye tabir edilen, sistem dışı tasarrufların, süratle bankalar, faizsiz finans kuruluşları ve diğer yollarla ekonomiye kazandırılmasını bekliyoruz. Özel sektörümüz, üretimden ve yatırımdan asla vazgeçmemelidir. Hatta ihracata dönük üretim ve yatırım için tam zamanıdır. Türkiye’yi döviz kuru üzerinden vurmak isteyenlere cevabımızı, kurun geldiği seviyesinin avantajlarını ihracatımıza ve bununla bağlantılı olarak üretime, istihdama yansıtarak vermeliyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii birileri, fırsattan istifadeyle milletimizin kafasını bulandırmak, moralini bozmak için, bir sürü yalan yanlış haberi ortalığa yayıyor. Bu ara biliyorsunuz bol miktarda stokçular çıktı, şimdi bu stokçulara gereken cevabı gerek İçişleri Bakanlığımız, gerek Hazine Maliye, buraları verecek. Buralara baskınlar yapmak suretiyle; ha sen stokçuluk mu yapıyorsun, gel bakalım bunun bedelini öde. Bunlara bunun fırsatını vermeyeceğiz” dedi.

Sözlerinin devamında okul kitaplarının basılamadığından, sağlık ve ilaç hizmetlerinin aksayacağına kadar pek çok dedikodu üretildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki ne okul kitaplarında ne sağlıkta ne ilaçta ne de diğer hizmetlerde herhangi bir sıkıntı yoktur. Devleti, bu tür manipülasyonlarla köşeye sıkıştırarak haksız kazanç elde etmek isteyen simsarlara asla meydanı bırakmayacağız” şeklinde konuştu.

“BUGÜN ARTIK KENDİNE YETEN BİR TÜRKİYE VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin her alanda yerli ve millî duruşa, fikre, üretime, gayrete ihtiyacı olduğu gerçeğinin böyle dönemlerde çok daha açık bir şekilde kendini gösterdiğine dikkat çekerek, “İnşallah bu dönemi her alanda yerlileşme ve millîleşme hamlelerimizi güçlendirmenin vesilesi hâline getireceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarda oldukları dönemin mücadelelerle geçtiğini belirterek bu mücadele sayesinde Türkiye’nin geldiği yerin ortada olduğunu söyledi. “Bugün artık kendine yeten bir Türkiye var, bir millet var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe bu defa uluslararası alanda çeşitli engellemelerle, ayak oyunlarıyla karşı karşıya geldik. Avrupa Birliği zirvelerinden Davos hadisesine kadar her yerde onurlu duruşumuzu ortaya koyduk. ‘Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış’ misali bizi sandıkta ve sahada yenemeyenler yıllardır kolları-kanatları altında besledikleri terör örgütlerini, darbecileri, cuntacıları harekete geçirdiler. Milletimizle birlikte bu oyunu da gördük ve birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirerek her birinin üstesinden geldik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son umutları olan 24 Haziran seçimlerinden de beklediklerini bulamayanların milletin ekmeğine, yani ekonomiye göz dikecek kadar alçaldıklarını belirterek, “Allah’ın izniyle biz bu oyunu da bozarız, mutlaka da bozacağız. Türkiye’yi dövizle, faizle, enflasyonla dize getirebileceklerini sananlar bu milleti hiç tanımıyor demektir, bunu böyle bilelim arkadaşlar. Bu millet en zor zamanında Çanakkale’de yedi düveli hallaç pamuğu gibi atmış, Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla tamamlamış bir millettir” dedi.

“TÜRKİYE ÇOK YAKINDA BU DALGAYI AŞACAKTIR”

“Bu dönemler, bize karşı karınlarındaki hayâsızlığı dökenleri tespit etme yanında, halisane bir şekilde yanımızda olanları da görme imkânı bulduğumuz dönemlerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu dönemler, fırsatçılık yapıp kendi ülkesine ve milletine ihanet edenler yanında, imkânları sonuna kadar zorlayıp üretime, yatırıma, istihdama devam edenleri de tespit ettiğimiz dönemlerdir. Bu dönemler, ülkenin ve milletin âli çıkarlarını, şahsi siyasi ve ekonomik çıkarlarının üzerinde tutanların, diğerlerinden ayrıştığı günlerdir. Türkiye, çok yakında bu dalgayı aşacaktır, ama fırsatçılık yapanları da, fedakârlık yapanları da unutmayacaktır” şeklinde konuştu.

“MİLLETİMİZE KARŞI HEP AÇIK VE SAMİMİ OLDUK”

AK Parti olarak bu zorlu dönemi aşmanın mücadelesini verirken, aynı zamanda 2019 mahalli seçimlerine de hazırlanıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatların şimdiden tüm güçlerini seferber etmeleri gerektiğine dikkat çekti. 24 Haziran seçimlerinde mecliste Milliyetçi Hareket Partisi ile ittifak yapıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mahalli idareler seçimlerinde böyle bir imkân olur mu bakacağız. Eğer böyle bir imkânı karşılıklı olarak hakikaten ortaya koyabilirsek, biz birlikte bunu da değerlendiririz, çünkü Cumhur İttifakındaki dayanışmamız neyse yerel seçimlerde de bu ittifakı gerçekleştirme imkânımız olabilir” şeklinde konuştu.

Diğer partilerin de gizli veya açık benzer ittifak arayışları içinde olduklarını bildiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Biz milletimize karşı hep hasbi olduk, açık olduk, samimi olduk. Şimdi de aynısını yapacak, her şeyi milletimizin gözü önünde konuşacak, tartışacağız. Önümüzdeki seçimleri ideolojik hamasetle pozisyonlarını koruyan iş bilmez muhalefet belediyelerinden milletimizi kurtarmanın bir fırsatı olarak görüyoruz” dedi.

Batıda ana muhalefet partisinin, doğuda bölücü örgütün güdümündeki partinin pek çok belediyede âdeta taş üstüne taş koymadan sırf ideolojik kamplaşmayla bugüne kadar yönetimde kalmayı başardığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin sonunda şunları kaydetti: “Terör örgütüyle birlikte aday olmaya yeltenenler kusura bakmasınlar, bizden demokratik bir yaklaşım bekleyemezler. Zira biz bunun bedelini ağır ödedik. Bu milletin alın terini bu belediyelere biz, al, bunları oradaki vatandaşımıza altyapısına, üstyapısına harca diye verirken, bu verdiklerimizi oraya değil de dağa gönderenlere bu defa biz aynı imkânı sağlayamayız.”

“Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin mükemmel düzeye ulaşması için çabalarımızı yoğunlaştıracağız” 0 35006

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin her alanda mükemmel düzeye ulaşması için önümüzdeki dönemde çabalarımızı daha da yoğunlaştıracağız. Kazakistan ile ikili iş birliğimizin yanında, Türk Konseyi’nin çalışmalarına da katkıda bulunma hususunda mutabakatımızı bir kez daha teyit ettik” dedi.

Resmî ziyaret nedeniyle Türkiye’ye gelen Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, baş başa görüşmeleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleşen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin (YDSK) üçüncü toplantısının ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında ikincisi 2015 yılında Kazakistan’da düzenlenen Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin üçüncüsü vesilesiyle Ankara’da bir araya geldikleri Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev ile son olarak 3 Eylül’de Kırgızistan’da yapılan Türk Konseyi 6. Zirvesi dolayısıyla görüştüklerini hatırlatarak bugünkü görüşmelerde gündemlerindeki tüm konuları samimi şekilde değerlendirme imkânı bulduklarını ifade etti.

Bu ziyaret vesilesiyle iki ülke arasında çok sayıda belge de akdedildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Az önce beş anlaşmanın imza törenini bitirmiş olduk. Dün Ankara’da toplanan Yatırım Formu kapsamında, toplam portföyü yaklaşık 2 milyar dolara yaklaşan 20’den fazla belge, iki ülkenin ilgili kurumları ve özel sektör firmaları arasında imzalandı” açıklamasında bulundu.

FETÖ’NÜN VARLIK GÖSTERDİĞİ ÜLKELER İÇİN OLUŞTURDUĞU TEHDİDİ TÜM BOYUTLARIYLA ORTAYA KOYDUK”

Görüşmelerde FETÖ terör örgütüyle mücadele konusunda fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu örgütün ülkemiz, milletimiz ve varlık gösterdiği tüm ülkeler için oluşturduğu tehdidi tüm boyutlarıyla ortaya koyduk ve ilgili arkadaşlarımızı görevlendirdik” dedi.

Ayrıca ekonomi, ticaret, savunma, kültür ve eğitim başta olmak üzere ikili gündemde yer alan diğer meseleleri de tüm yönleriyle ele alma fırsatı bulduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin her alanda mükemmel düzeye ulaşması için önümüzdeki dönemde çabalarımızı daha da yoğunlaştıracağız. Kazakistan ile ikili iş birliğimizin yanında Türk Konseyi’nin çalışmalarına da katkıda bulunma hususunda mutabakatımızı bir kez daha teyit ettik” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE-KAZAKİSTAN İLİŞKİLERİNİ GELECEĞE DAHA DA GÜÇLENEREK TAŞIYACAĞIMIZA İNANIYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasını, “Ata yurdu Kazakistan’dan gelerek bizleri şereflendiren Cumhurbaşkanı Sayın Nazarbayev ve heyetine şahsım ve heyetim adına şükranlarımı ifade ediyorum. Derin ve köklü geçmişimizden güç alan Türkiye-Kazakistan ilişkilerini geleceğe daha da güçlenerek taşıyacağımıza inanıyorum” sözleriyle tamamladı.

KAZAKİSTAN CUMHURBAŞKANI NAZARBAYEV: “TÜRKİYE, KAZAKİSTAN’IN EN YAKIN VE GÜVENLİ STRATEJİK PARTNERLERİNDEN BİRİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra söz alan Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Türkiye’nin iç siyasi istikrarının Kazakistan için çok önemli olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı son seçim galibiyeti için tebrik ederek bu neticenin Türk halkının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasetini ve stratejik istikametini desteklediğinin göstergesi olduğunu ifade eden Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev Türkiye’nin, Kazakistan’ın en yakın ve güvenli stratejik partnerlerinden biri olduğunu kaydetti. Ortak tarih ve manevi zenginliklere dayanan iş birliğinin devam etmekte olduğunu söyleyerek bugünkü anlaşmaların iki ülke arasındaki iş birliğinin açık göstergesi olduğunu belirten Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Kazakistan ve Türkiye’nin iş birliğini her alanda geliştirmek için tüm potansiyele sahip olunduğunu dile getirdi.