“Maliye politikalarımızdaki duruşumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” “Maliye politikalarımızdaki duruşumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” için yorumlar kapalı 866

Başbakan Binali Yıldırım, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İhracatçılar Meclisi 25. Olağan Genel Kurulu ve 2017 İhracat Şampiyonları Ödül Töreni’nde konuştu.

Yıldırım, Türkiye’de yönetim sisteminin değiştiğini anımsattı.

16 Nisan’da millettin bir karar verdiğini ve 24 Haziran’da da bu kararın arkasında olduğunu gösterdiğini vurgulayan Yıldırım, “94 yıllık parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi gerçekleştirdi ve yeni sistemin kurucu cumhurbaşkanı olarak da Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı seçti.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin 2023’e giden yolda yeni bir döneme başladığına işaret eden Yıldırım, yeni dönemin hayırlı ve uğurlu olmasını diledi.

Yıldırım, Türkiye’nin 15 yıldır “güven” ve “istikrar” sayesinde kazandığını ifade ederek, millete de güven tazelediği için teşekkür etti.

Yeni sistemde başbakanlık olmadığını hatırlatan Yıldırım, “Bizim koltuk elde kaldı.” şeklinde espri yaptı.

“Biz dükkanı kapattık”

Yıldırım, Türkiye’nin potansiyelini harekete geçirmek için her türlü altyapısı, insan kaynağı ve mukayeseli üstünlüğü olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Petrolümüz, doğalgazımız yok şimdilik ama mukayeseli üstünlük insandır, genç beyinlerdir. Türkiye’nin geleceği gençleridir. Gençlerimizi en iyi şekilde yetiştirmek, onları donanımlı hale getirmek, dünyayı okuyan, dünyadaki gelişmeleri ıskalamayan gençlik lazım. Bunun için altyapı gerekiyordu. Altyapıya çok yatırım yaptık. Eğitimde kayda değer yatırım yaptık. Bütçeyi 11 milyar liradan 134 milyar liraya çıkardık. Önce okul olacak yol olacak, geniş bant internet olacak, okullarda akıllı tahta olacak sınıflar olacak, 50 kişilik sınıflardan 20 kişilik sınıflara indireceksiniz, öğretmeniniz olacak. Ondan sonra da kaliteye yöneleceksiniz. Şimdi zaman, kalite zamanı; içeriği ve kaliteyi dünya gelişmelerine uygun şekilde yapma zamanıdır.”

Bugün sınava giren öğrencilere başarılar dileyen Yıldırım, “Gençlerimiz bizim geleceğimiz, geleceğimize çok büyük yatırım yapmamız lazım. Taşa, toprağa, binaya, fabrikaya yapılan yatırımın ömrü bellidir, 50 senedir, 100 senedir ama insana yapılan yatırım ülkenin kaderidir, nesilden nesle devam edecek yatırımdır. Bu konuda hiçbir fedakarlıktan kaçınmamamız ve bu yatırıma hız vererek devam etmemiz lazım.” diye konuştu.

Yıldırım, TİM’de görev devir teslim olacağını hatırlatarak, adaylara “Gayet güzel demokratik bir yarış oluyor, aynen bizim yaptığımız gibi. Geçen hafta da biz bu heyecanı yaşadık. Biz rahatladık, yarın siz de rahatlarsınız. Kazansanız 3 saat sürüyor sevinci, kaybetseniz 1 günde atıyorsunuz. Onun için kazananın stresi daha çok. 3 saat keyfini yaşarsınız ondan sonra ‘Ne yapacağız?’ diye düşünürsünüz. Kaybeden 1 gün üzülür, ondan sonra ‘Allah, dünya varmış.’ der. Hiç endişe etmeye gerek yok, biriniz kazanacaksınız. Ama kazanamayan benim koltuğu gelip alabilir. Bir fark var; siz sadece dükkanı devrediyorsunuz, biz dükkanı kapattık.” dedi.

“Dünyanın merkezinde olmak dünyaya ne kadar açılabildiğinize bağlı”

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye’nin potansiyelini yansıtmadığını belirterek, “Geldiğimiz noktayı küçümsemek istemiyorum ama Türkiye’nin doğal kaynakları, insan kaynakları, elindeki imkanlar, jeopolitik konumu dikkate alındığında, olmamız gereken yer bu değil.” dedi.

AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye’nin dünyadaki havacılıktan aldığı pay binde 45 iken, yüzde 2’ye çıktığını kaydeden Yıldırım, şunları söyledi:

“Nasıl yaptık? Serbestleşmeyle… Rahatlattık, ‘Herkes yapsın’ dedik. Bu sefer tekel olan havayolu şirketinin de yolcusu arttı, yeni girenlerin de arttı. Türkiye, dünyada havacılıkta bir marka oldu. Biz durup dururken aklımıza esti ‘En büyük havalimanını yapalım.’ demedik. Ülkemizin bulunduğu konum ve havacılıkta katettiğimiz mesafe bize bu kararı verdirdi. Doğru bir karar olduğu da şimdi anlaşılıyor. Çünkü 70’li yıllarda havacılığın merkezi Amerika kıtasıydı, 80’li yıllarda Avrupa’nın batısına geldi, 90’lı yıllarda merkezi Avrupa’ya geldi, 2000’li yıllarda artık doğu Avrupa ve Asya’ya doğru hareket etti. Bu geçişlerde en önemli stratejik konum Türkiye’nin konumudur. Biz bunu gördük ve bu havalimanını yapmaya karar verdik. İnşallah 29 Ekim’de de birinci fazın açılışını yapacağız. Birinci faz bile dünyadaki büyükler arasında yerini alıyor. Tamamen bittiğinde 200 milyona çıkmış olacak. Büyük bir eser, büyük bir yatırım. Türkiye neden önemli bir ülke? Çok basit, Türkiye’nin etrafında 3,5 saat uçuşla 50’den fazla ülkeye gidiyorsunuz. Bu 50’den fazla ülkede 1 yıllık dönen gelir, 30 trilyon dolar. 30 trilyon dolarlık bir pazara el uzatma mesafesinde bulunan bir ülkeden bahsediyoruz. Avustralya da ‘Ben dünyanın merkeziyim.’ diyor. İstediği kadar desin, ülke içinde 8 saatte bir noktadan bir noktaya zor gidiyorsunuz. Dünyanın merkezinde olmak dünyaya ne kadar açılabildiğinize bağlı.”

Yıldırım, stratejik konumun Türkiye’ye önemli sorumluluklar yüklerken, mukayeseli üstünlük de sağladığına işaret ederek, katılımcılara şöyle seslendi:

“Enerji, ulaşım koridorlarının, kültürlerin geçiş noktasındayız. Birçok stratejik özelliğimiz var. Bu stratejik özelliklerimizi ülkemizin katma değerine dönüştürmek için de ihtiyacımız olan istikrar ve güvendir. İstikrar ve güveni de vatandaş verdi. Bundan sonra görev bize, sizlere düşüyor. Devlet, özel sektör ayrı diye bir şey yok. Biz, bir bütünüz, birlikte Türkiyeyiz. Biz 1 birim yatırım yapıyoruz, siz 9 birim yatırım yapıyorsunuz. Özel sektör yatırımı, devlet yatırımının 9 katına çıkmış. 2003’te bu 4 katıydı. Şu anda kalkınmanın kaldıracı özel sektördür. Biz bunun bilincindeyiz. Bizim yapmamız gereken, sizin önünüzdeki taşları kaldırmak, yolunuzu açmaktır. Bundan sonra bizim yapacağımız iş güvenliktir, adalettir. Onun dışındaki her işi artık Türkiye’de yapacak birikim, altyapı, imkan var. Ve denetlemek, ülkenin refahının adil paylaşımını sağlamak. İhracatımız artıyor ama daha çok artması lazım, tekrar ediyorum yeterli değil. İthalatımız da artıyor, daha çok artıyor ama bu seneden itibaren yavaş yavaş denge kurulmaya çalışılacak. İhracatımızı artırdığımız zaman cari açığımız azalacak, dolayısıyla ekonomimizdeki iyileşme çok daha belirgin hale gelecek.”

Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin borçlanarak büyüyen bir ülke olduğunu, bunun sır ve yanlış bir şey olmadığını söyledi.

Türkiye’nin borçlanmaya devam edeceğini aktaran Yıldırım, ülkenin açığı olduğunu ve bu açığı başka türlü kapatamayacağını anlattı.

Teknoloji yoğun işlere, yani akıl terinin olduğu işlere daha çok teşvik ve destek vereceklerine dikkati çeken Yıldırım, “Fark oluşturan alanlarda ihracatımızı geliştirirsek, ihracatımızın kilo değerini bir buçuk dolarlardan 4 dolarlar ve üzerine çıkarırsak, aradaki farkı çok daha kolay kapatabiliriz. Onun için akıl terine daha çok yatırım yapacağız. Diğer yandan da istihdama yönelik bölgesel farklılıkları ortadan kaldıracak, o bölgelerde de bildiğimiz, alışılmış teşviklerimiz devam edecek. Onları da yapacağız.” diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, Avrupa Altyapı ve Yatırım Bankası’nın geçen günlerde yayınladığı raporu hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Raporda şunu diyor; Türkiye’nin son 15 yılda altyapıya yaptığı yatırımı dünyaya bir örnek olay olarak anlatıyor. Diyor ki ‘Dünya Türkiye’nin son 15 yılda yaptığı altyapı yatırımlarını örnek almalıdır.’ Devam ediyor, diyor ki ‘Bu yatırımlar ne sağladı?’ Bir, yapılan bölünmüş yollar sayesinde iller arasında mesafe ortalama bir buçuk saat kısaldı. 5 saat kısalan da var, o ayrı. Ortalamayı söylüyorum. İki, ‘Göç azaldı’ diyor. Üç, iller arasındaki yerel ticaret yüzde 40 arttı. Ülkenin genel ihracat artışına bu altyapının katkısı yüzde bir. İşsizliğin azalmasına katkısı yüzde bir. Trafik kazalarındaki azalma, araç sayısı 2 buçuk kat artmasına rağmen, ölümlü kazalardaki azalma yüzde 62. Havaya salınan emisyon, karbondioksitteki azalma 3 buçuk milyon ton. Bölünmüş yollardan yapılan yatırımın yıllık yakıttan ve zamandan tasarrufu 22 milyar lira.

Bölünmüş yollara biz 110 milyara lira bir para harcadık. Yani bir yol yapıyorsunuz 5 seneden az bir sürede amorti ediyor. Böyle bir yatırım var mı? Siz ticaretin içindesiniz. Niye? Bu şunu gösterir, Türkiye’de bu iş geç kalmış. Biz altyapı kalkınma açığını kapattık. Yani bunlar olmasa biz ihracat arttırmayı konuşamazdık. Bugün her ilimiz ihracat yapar hale geldi. İhracatı öğrenmeyen il kalmadı. Ne kadardı biz başladığımızda? 12-13 ilimiz vardı ihracat yapan. Iğdır da ihracat yapıyor, Hakkari de ihracat yapıyor ama yetmez. Daha çok ihracatımızın artış hızını yükseltmemiz lazım. Buna ihtiyacımız var. Bunun için kafa yoracağız. Yeni dönemde inşallah bunlar da ele alınacak. İhracatçı sayımız 70 bini aştı. Yeterli görmüyoruz, bunu 120 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Çıkarabiliriz.”

Türkiye’de artık seçimin bittiğini ve geçim döneminin başladığını ifade eden Yıldırım, işlerin normale döndüğünü ve bundan sonra işlere daha çok yoğunlaşacaklarını söyledi.

“Maliye politikalarımızdaki duruşumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz”

Başbakan Yıldırım, Ankara’da da işlerin iyi gittiğini belirterek, “Zannediyorum önümüzdeki hafta sonu yeni hükümet de açıklanmış olur. Ayın 8’inde, 9’unda. Türkiye’yi 2023’e taşıyacak yeni Cumhuriyet Hükümeti açıklanmış olacak. Meclis çalışmaya başlayacak. Böylece işler aralıksız devam edecek.” diye konuştu.

Milletin basireti ve ferasetiyle Türkiye’nin geleceğini dizayn ettiğine ve yol haritasını belirlediğine işaret eden Yıldırım, milletin güven ve istikrardan yana tercihini kullandığını vurgulayarak, bu sayede de ülkenin gelecek hedeflerine çok daha kararlı bir şekilde gideceğinin altını çizdi.

Türkiye’nin önünde belirli işler olduğunu aktaran Yıldırım, “TİM Başkanı konuşmasında yapılanları söyledi, yapılması gerekenlerden bahsetti. Tabii ki yapısal reformlara devam edeceğiz. Ülkemizin cari açığını, çifte açığını kontrol altına alacak tedbirleri ihmal etmeyeceğiz. Maliye politikalarımızdaki duruşumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Para politikalarındaki çalışmalarımızı her kurum kendi kapasitesinde yürütmeye devam edecek.” değerlendirmesini yaptı.

“Türkiye’deki sistem değişikliği durup dururken olmadı”

Türkiye’ye ilişkin “algı” ile “olgu” arasında bir farkın olduğunu, Türkiye’nin imkanlarının ve fırsatlarının mevcut algının çok üzerinde olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Seçim kararı açıklandıktan sonra değerlendirme kuruluşları alelacele gündem yapıyorlar, Türkiye hakkında kararlar alıyorlar. Bunlar seçime öyle veya böyle müdahaleye yönelik hareketlerdi ama millet bunları iplemedi, ipini çekti. Bunların işi de bitti. Türkiye’nin siyasetini kimse dışarıdan dizayn edemez, Türkiye’nin siyasetine karar verecek, milli iradedir. Milli iradenin sahibi de millettir.” diye konuştu.

Türkiye’deki sistem değişikliğinin durup dururken olmadığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

“15 Temmuz’u hatırlayın. Ondan önceki olayları hatırlayın. Keyfimizden mi yaptık? Ne güzel tıngır mıngır gidiyoruz, her şey yolunda, Başbakanlık da var, bakanlıklar da var ama memleketin geleceği, sürekli birden birisi bir yerden kafayı gösteriyor, ‘Ben de buradayım’. Kardeşim sana kim görev verdi? Sana millet bir yetki mi verdi? Yok ama maalesef bu vesayetlerden neler kaybetti Türkiye? Söyleyeyim; AK Parti döneminde Türkiye’nin ortalama büyümesi 5,7. 15 yıl arka arkaya. 1924’ten 2003’e kadar 4,7. Ne var diyeceksiniz? ‘AK Parti yüzde 1 büyüme fazla yapmış. Bununla mı övünüyor?’ diyebilir bazıları. Evet, onunla övünüyoruz. 1924’ten 2003’e kadar Türkiye 4,7 büyümeseydi, 5,7 büyüseydi bugün biz dünya ekonomisinde 7. sıradaydık. Fransa’dan sonra 7’nciydik. Niye? Darbeler, müdahaleler, demokrasinin kesintiye uğraması milli gelirde 2,6 kat daha az büyümemize sebep oldu. Bütün bunları dikkate alarak bu değişikliği yaptık.

İnşallah bundan sonra zaman ekonomisi daha iyi işleyecek, zamanı daha etkin kullanacağız. Aynı zamanda daha çok gencimizi hayata daha iyi hazırlayacağız. Gençlerimizin aldatılıp, yüzünü dağa çevirmesinden kurtardık, şimdi artık gençler geleceğin planlarını yapıyor. Onların tekrar dağa yönelmesini önleyeceğiz. Bunun için de istikrar, güven -tekrar ediyorum- olmazsa olmazımız.”

Terörün Türkiye’nin gündeminden çıktığını kaydeden Yıldırım, “Terörün Türkiye’nin gündeminden çıkması yetmiyor. Aynı zamanda etrafımızdaki terör sponsorlarının da ortadan kalkması lazım. Sınırlarımız ötesindeki alanların da güvenli hale getirilmesi lazım. Onun için de başladık. Batı’dan Doğu’ya doğru gidiyoruz. Doğu’dan da başladık.” diye konuştu.

Terörle mücadele konusundaki çalışmaları hakkında bilgi veren Yıldırım, şunları söyledi:

“Ülkemize içeriden ve dışarıdan herhangi bir tehdit vaki olduğunda bunun için gerekeni yapmak konusunda hiç kimseden icazet alma durumunda değiliz. Bu, ülkenin beka meselesidir. Bu, ülkenin güvenlik meselesidir ve istikbal meselesidir. Bunun gereğini yaparız çünkü bu olmadığı zaman hiçbir şey konuşamayız. Can ve mal güvenliği teminat altına alınmayan bir ülkede ne ihracat anlam ifade eder ne ticaret anlam ifade eder ne de bu rakamların bir önemi olur. Bunların bilincindeyiz, buna göre Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inşallah bundan sonra da Türkiye’yi 2023 hedeflerine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesi ve ötesine taşımak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Sizlerin bugüne kadar yaptığınız çalışmaları biliyoruz. Tebrik ediyoruz, teşekkür ediyoruz. Bilhassa Sayın Mehmet Büyükekşi’ye görevlerinden dolayı, bu hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum, yeni göreve gelecek arkadaşları tebrik ediyorum. Genel Kurulumuzun hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”

Kendisinin de Başbakanlık görevini tamamlamak üzere olduğunu hatırlatan Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

“Belki de görevi tamamlamamdan önce umuma açık son konuşmam bu oluyor. Bugüne kadar yaptıklarımız, yapamadıklarımızla millet değerlendirecek. Biz kendimize paye çıkarmak konumunda değiliz. Eksiğiyle, gediğiyle ülkemiz için, milletimiz için gayret ettik, çalıştık, çabaladık ve bugün 24 Mayıs 2016’da göreve geldiğimde önümüze koyduğumuz hedeflerin hepsini gerçekleştirmiş olmanın gönül rahatlığıyla milletimin karşısındayım. 65. Hükümetin Başbakanı olunca birkaç hedef koyduk. ‘Terörü Türkiye’nin gündeminde alt sıralara indireceğiz.’ dedik. ‘Ekonomik büyümede gerekli yapısal tedbirleri alacağız.’ dedik ve Fırat Kalkanı, Afrin Harekatı, bunları planladığımız harekatlardı, başarıyla gerçekleştirdik.

Hepsinden ötesi hesabımızda olmayan bir 15 Temmuz vardı. Bizim gündemimizde yoktu. O dışarıdan geldi piyasaya. Onun da üstesinden geldik elhamdülillah. Cumhurbaşkanımızla, milletimizle, sizlerle beraber ülkeyi, demokrasiyi büyük bir badireden kurtardık ama ondan sonra hedefimizde olan yönetim sistem değişikliğiydi. Bunu da başardık. Ülkenin belki en zor şartlarında başardığımız en önemli işlerden bir tanesidir. Şimdi onun uygulamasını da gerçekleştirdik. Dolayısıyla bize yapacak iş kalmadı. Teşekkür ediyoruz milletimize güveninden, desteğinden dolayı. Bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bundan sonra ülkemizin, milletimizin gelecek hedefleri için sorumluluğumuz bitmedi. Sorumluluğumuz devam ediyor. Görevimiz bitti ama ‘Hangi konumda, hangi şartlarda olursa olsun Cumhurbaşkanımızla beraber milletimize hizmet etmeye, arkadaşlarımızla devam edeceğiz’ diyorum.”

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilecik’te Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilecik’te Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti için yorumlar kapalı 99868

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazını Bilecik Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Camii’nde kıldı. Namazın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti.

Ertuğrul Gazi Türbesi Saygı Nöbeti timindeki alpları selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımı’nın gösterisini de izledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ziyaretinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da eşlik etti.

Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kâğıthane-İstanbul Havalimanı metro hattının açılışını yaptı Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kâğıthane-İstanbul Havalimanı metro hattının açılışını yaptı için yorumlar kapalı 111218

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kâğıthane Yeni Meydan’da gerçekleştirilen İstanbul Kâğıthane-Göktürk-İstanbul Havalimanı metro hattının açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’a tarihî öneme sahip yeni bir eser kazandırmanın heyecanını, mutluluğunu ve gururunu yaşadığını söyledi.

Kâğıthane istasyonundan başlayıp İstanbul Havalimanı’na kadar uzanan 34 kilometre uzunluğundaki sekiz istasyonlu metro hattının İstanbul’a ve ülkeye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Günde 800 bin yolcu kapasiteli bu metro hattı sayesinde Kâğıthane’den İstanbul Havalimanı’na 24 dakikada ulaşılabilecek. Metro hattımızı söz verdiğimiz şekilde İstanbul’un hizmetine bir an önce sunabilmek için aynı anda 10 tünel delme makinesi birden kullandık. Kendi içinde pek çok rekora imza atılan metromuzun inşaat süreci, yerli ve millî mühendislik başarılarıyla dopdolu, gurur verici bir eserin ülkemize kazandırılması hikâyesidir. TRT’mizin belgeselleştirdiği bu hikâyeyi akşam ekranlardan seyredebilirsiniz. Bundan 3 yıl önce ilk kaynak törenine, birkaç ay sonra tünelin Gayrettepe’ye ulaşma sevincine, yaklaşık 1,5 yıl önce ilk tek sürüşüne şahitlik ettiğimiz metromuzu bugün hizmete veriyoruz.”

“TÜRKİYE METRO HATTI İNŞASINDAKİ GÜCÜNÜ VE KABİLİYETİNİ TÜM DÜNYAYA İSPATLAMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmete alınan metro hattını Kâğıthane’de Mahmutbey metrosuyla entegre ettiklerine dikkati çekerek, birkaç ay içinde bu hattı Zincirlikuyu metrobüs durağıyla da birleştireceklerini ifade etti.

Hızlı tren konforuyla işleyecek bu metronun sinyalizasyon sisteminin TÜBİTAK işbirliğiyle ASELSAN tarafından gerçekleştirildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Metroda çalışacak yerli tasarım ve üretim araçları da yine yerli bataryayla görev yapacak. Türkiye bu projeyle metro hattı inşasındaki gücünü ve kabiliyetini tüm dünyaya ispatlamıştır. Aynı şekilde İstanbul Havalimanı’ndan başlayıp Arnavutköy’den Halkalı’ya inecek metro hattı projemizdeki çalışmalar da süratle devam ediyor. Bunların yanında Bakırköy-Bağcılar, Başakşehir-Kayaşehir, Kazlıçeşme-Sirkeci, Altunizade-Bosna Bulvarı hatlarındaki çalışmalarımız sürüyor. Tüm bu projeleri tamamladığımızda İstanbul’un raylı sistem ağını 380 kilometrenin üzerine çıkarmış olacağız. İstanbul’da ilk metro hattının işletmeye açıldığı 1989 yılından sonra en büyük projeler bizim dönemimizde başladı ve sonrasında devam ettik. Son yıllarda devreye giren metro hatlarının da neredeyse tamamı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızca inşa edilen projelerdir. Hâlen çoğunluğu yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız tarafından yürütülen projeleriyle İstanbul, dünyada en fazla raylı sistem inşası yapılan şehirlerarasında ilk sırada bulunuyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, metro hatlarının hızlandırılması ve yaygınlaştırılması konusunda gayretlerini asla unutamayacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2017 yılında hizmete giren Üsküdar-Çekmeköy sürücüsüz metro hattının bu alanda Avrupa’nın en büyük, dünyanın üçüncü büyük kapasiteli projesi seçildiğini belirterek, “Üstelik İstanbul’da bunun gibi 10 ayrı sürücüsüz metro hattı bulunuyor. Gerçi ülkemizde siyaset yapan birilerinin ne İstanbul’dan ne İstanbul’un sahibi olduğu altyapıdan ne de teknolojinin geldiği seviyeden haberleri var. Kâğıthane’ye ‘Kâğıttepe’ diyenlerden, Paris’i bildikleri kadar İstanbul’u bilmeyenlerden fazla bir şey de beklemiyoruz. Bunlar Türkiye’yi de İstanbul’umuzu da tanımıyorlar, bilmiyorlar. Kendi ülkelerinde adeta yabancı bir turist gibi yaşıyorlar. Ama onların bu cehaleti, hakikatleri ortadan kaldırmıyor. Onların bu trajikomik hâlleri bizi asla rehavete sevk etmiyor. Biz onlara rağmen İstanbul’un trafik sorununu raylı sistemlerle çözme sözümüzü adım adım yerine getiriyoruz” diye konuştu.

“ÖNEMLİ PROJELERİMİZİN MERKEZİNE HEP İSTANBUL’U YERLEŞTİRDİK”

Kâğıthane-İstanbul Havalimanı metro inşaatında emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İstanbul’a belediye başkanı olduğumuzda ‘Ne kandıranlardan ne kandırılanlardan olacağız’ demiştik. Hatırlıyorsunuz değil mi? Sevdamız, aşkımız, gönül tahtımızın sultanı, efsunlu güzelliklerin şehri aziz İstanbul’a karşı her zaman samimi olduk, hasbi olduk, harbi olduk. Fatih’in emaneti, bu mübarek şehre karşı mahcup olmaktansa, değil siyasette fedakârlık yapmayı, gerekiyorsa can vermeyi tercih ederiz. Rabbimden, bize de üstat gibi ‘O manayı bul da bul. İlle İstanbul’da bul’ demeyi hep temenni ediyoruz. Yine üstadın ifadesiyle ‘Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar. Güleni şöyle dursun ağlayanı bahtiyar’.”

İstanbul’u her alanda hak ettiği seviyeye çıkarmak için başbakan ve cumhurbaşkanı olarak gece gündüz çalıştığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimin sorumluluğunda olduğuna bakmadan bu şehrin her meselesiyle yakından ilgilendiklerini, her projesini takip ettiklerini ve her sıkıntısına çözüm aradıklarını dile getirdi.

Millî iradenin üstünlüğüne olan saygıları gereği hangi belediyenin kimde olduğuna bakmadan, şehrin tamamına hizmet verecek eserleri birer birer hayata geçirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul konumu ve sahip olduğu potansiyeliyle Türkiye’nin en kıymetli hazinesi, en bereketli kaynağı, en dinamik şehridir. Ülkenin ortak değeri olan bu şehri her türlü mülahazanın ötesinde söylüyorum, kimsenin insafına bırakamayız. Bunun için hükûmetlerimiz döneminde önemli projelerimizin merkezine hep İstanbul’a yerleştirdik. Eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşımdan tarıma, diplomasiye, bütün bu adımları kültür sanatta kararlılıkta attık” açıklamasında bulundu.

“İSTANBUL’U, TÜRKİYE YÜZYILI’NA HAZIRLAYACAK YATIRIMLAR YAPTIK”

İstanbul’u, Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak yatırımlar yaptıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehrin çok eskilere dayanan yapısal sorunlarını, önümüze çıkardığı zorlukları birer birer aşarak yolumuza devam ettik” sözlerini sarf etti.

Deprem başta olmak üzere tüm afetlere hazırlık için kapsamlı adımlar attıklarını, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla hem İstanbullunun haklarını gözetecek hem şehrin geleceğini inşa edecek projeler yürüttüklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, raylı sistem öncelikli ulaşım projeleriyle şehri kilitlenip kalmaktan kurtardıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yandan Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’yle, diğer yandan İstanbul-İzmir Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü’yle şehre yeni nefes kanalları açtıklarını aktardı.

Asrın projesi olan Marmaray ve Avrasya Tüneli’yle başlattıkları ulaşım atılımlarını kesintisiz sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kardeşlerim, bunlar Boğaz’ın altından Marmaray’ı geçirebilirler miydi ya? Bir tanesi ne diyor? ‘Bunda diyor sürücü yok mu?’ Biz zaten 10 adet sürücüsüz metro adımını attık, ama bunların haberi yok. Ne diyor birisi de? ‘Bunları galiba Paris’te filan yapmışlar’ diyor. İstanbul’la Paris’in mukayesesini yapıyor. Paris’te metroda damdan sular akıyor sular. Bizimkiler pırıl pırıl, tertemiz. Haberleri yok” dedi.

Şehrin içindeki tıkanma noktalarını belirleyerek her biri için ayrı çözümler ürettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hayata geçirdiğimiz her çalışmada sadece bugünkü ihtiyaçları değil, şehrin geleceğini de göz önünde bulundurduk. Havalimanının Yeşilköy’den bugünkü bulunduğu yere taşınması da bu kapsamda attığımız adımlardan biridir. Devletimizin kasasından 1 kuruş çıkmadan yapılan İstanbul Havalimanı bugün Avrupa’nın en yoğun, dünyanın en iyi havalimanları arasında ilk sırada yer alıyor. Bay Kemal ne diyor? ‘Bize 1 kuruşsuz yaptığınız bu yatırımları anlatın’ diyor. Ya neyi anlatacağız? Ya biz ne diyoruz? Bak PPP. Yani Kamu-Özel İşbirliği yatırımıdır bunlar. Buna millî bütçeden bir kuruş vermeden biz bu yatırımları yaptık, yapıyoruz, yapacağız. İGA’yı böyle yaptık. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü böyle yaptık. Osmangazi Köprüsü’nü böyle yaptık. Ama siz bunları öğrenene kadar çok zamanlar geçecek. Bunlara bol bol fırın ekmek yedirmek lazım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan metro hattıyla havalimanına hızlı ve kolay ulaşım ihtiyacının karşılanacağını kaydederek, “Hâlen inşası süren metro hatlarını da devreye aldığımızda İstanbul’un raylı sistemlerle ulaşılamayan hiçbir köşesi kalmıyor. Böylece İstanbul büyüklüğündeki bir dünya şehrinin sürdürülebilirliği için hayati öneme sahip bir eksiğini daha gidermiş oluyoruz. Dünyanın turizm, ulaşım, finans, kültür, sanat, spor, eğitim, sağlık merkezi olma yolunda hızla ilerleyen İstanbul için aşkla çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah Kanal İstanbul Projesi ile şehrimize yeni bir soluk borusu daha açarak, hem boğazın yükünü hafifletecek hem İstanbul’un marka değerini yükselteceğiz” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediye başkanlığı görevine geldiği 1994 yılından beri İstanbul için attıkları her adıma, başlattıkları her projeye yapılan itirazlara dikkati çekerek, “Eğer biz bunlara kulak vermiş olsaydık, bugün İstanbul Marmaray’sız Avrasya’sız, Yavuz Sultan Selim’siz, Osmangazi’siz, metrosuz, yolsuz, susuz bir şehir olarak kalacaktı” diye konuştu.

Belediye başkanı olarak 1994 yılında İstanbul’da göreve geldiği yıllara işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İstanbul’un suyu var mıydı? Kimden devralmıştık? CHP’den. Çöp dağları var mıydı? Suyu, 110 kilometreden dağları delerek İstanbul’a getirdik. Nereden? Istranca Dağları’ndan. Çöpleri kaldırdık mı? Kaldırdık. CHP nedir? Çöp demektir. Çöp, çukur, çamur. Ve hatırlayın, Ümraniye çöplüğündeki patlamayı, 39 vatandaşımız orada öldü. Hâlâ bir CHP konuşuyor. Neyi konuşuyorsun? Ve bütün bunlarla beraber her ne yaptıysak İstanbul’u çirkin binalara ve yetersiz altyapıya mahkûm etmek isteyenlere rağmen yaptık. Kanal İstanbul’u da inşallah bu şekilde hayata geçireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 20 yılda Türkiye’nin diğer 80 vilayetiyle birlikte İstanbul’a kazandırdıkları her eseri ve hizmeti Türkiye Yüzyılı’nın önsözü, girizgâhı, altyapısı olarak gördüklerini belirterek, bu güçlü altyapının üzerinde Cumhuriyet’in yeni yüzyılını, Türkiye Yüzyılı hâline dönüştürmek istediklerini anlattı.

Ülkenin son bir asırda yeni devletin kurulmasının yanında çok ciddi inişler çıkışlar da yaşadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbelerin, vesayetin, terörün, siyasi ve ekonomik krizlerin, sosyal gerilimlerin ve hatta çatışmaların hiçbirinin kendi tabii mecrasında ortaya çıkmadığına inanıyoruz. Bunların her biri, ülkemizin kalkınmasını, gelişmesini, büyümesini durdurmak, en azından yavaşlatmak için hazırlanan senaryoların birer parçasıydı. Maalesef her dönem ülkemiz içinden birileri de bu senaryolara gönüllü şekilde veya farkında olmadan alet edilmiştir. Milletimizin iradesini temsil görevi verdiği siyasetçilerin çoğu da kimi korkusundan, kimi çıkar ortaklarından, kimi kifayetsizliğinden bu gidişe ‘dur’ diyememiştir.”

“VATANIMIZIN BÜTÜNLÜĞÜNE GÖZ DİKENLERE DÜNYAYI DAR ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Adnan Menderes’in 14 Mayıs 1950’de “Yeter söz milletindir” diyerek başlattığı demokrasi devriminin, tarihlerinde ayrı bir yerinin olduğunu anımsatarak, “Her ne kadar sonu idam sehpasına çıkmış olsa da millî iradenin üstünlüğü esasına dayalı bu haykırış, daha sonra pek çok insana da ilham ve cesaret vermiştir. Biz de 20 yıl önce ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımızda ‘yeter söz de karar da milletindir’ diyerek, bu kutlu adımı bir üst basamağa çıkardık” ifadesini kullandı.

Şimdi Türkiye’nin yeni bir seçimin eşiğinde olduğuna vurgu yaparak, son 10 yılda yaşanan olayları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi olaylarından çukur eylemlerine, darbe girişimlerinden terör saldırılarına kadar, sayısız imtihandan geçtiklerini dile getirdi.

Yeni yönetim sistemine geçilen ayın hemen ertesinden başlayarak, ülke ekonomisini mahvetme yolunda birçok adımın atıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama bunu da başaramadılar. Başaramayacaklar. İşte şu anda İngiltere’nin hâli ortada. Fransa’nın hâli ortada. Almanya’nın hâli ortada. Elhamdülillah bizim hâlimiz de ortada. Bu imtihanların hepsinin de üstesinden Allah’ın yardımı ve aziz milletimizin desteğiyle gelmeyi başardık. Milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine halel getirmek isteyenlere izin vermedik. Vatanımızın bütünlüğüne göz dikenlere dünyayı dar ettik. Önünden, arkasından dolanarak, millî iradeyi devre dışı bırakmaya niyetlenenleri hüsrana uğrattık.”

Konuşmasının ardından “Şimdi siz müjde beklersiniz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kâğıthane-İstanbul Havalimanı Metrosu Hattı’nın bir ay boyunca ücretsiz olacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, konuşması sonrasında TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, eski başbakanlardan Tansu Çiller, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve Kâğıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin tarafından hediye verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra aralarında TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, eski başbakanlardan Tansu Çiller, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve bazı milletvekillerinin bulunduğu katılımcılarla açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışın ardından metro istasyonuna indi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada Aşık Veysel İlkokulu öğrencilerinden oluşan Sadabad Korosu’nu dinledi, daha sonra metro ile İstanbul Havalimanı’na hareket etti.