“Sistem kriz üretiyorsa çözüm üretemiyorsa artık onu değiştirmek farz haline gelmiştir” “Sistem kriz üretiyorsa çözüm üretemiyorsa artık onu değiştirmek farz haline gelmiştir” için yorumlar kapalı 56089

Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü bahçesindeki resmi tören alanında düzenlenen veda programında konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım, “Sistemler değişir, asıl olan değerlerdir. Hukuka dayalı, insan haklarını önemseyen, önceleyen demokrasi, ülkemizin, hepimizin ortak paydasıdır.” dedi.

Yıldırım, tarihi bir an ve köklü devlet geleneğinde büyük bir dönüm noktası yaşandığını söyledi.

Başbakanlık personelinin bu ana tanıklık ettiğinin altını çizen Yıldırım, gelecek haftadan itibaren cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin fiilen yürürlüğe gireceğini hatırlattı.

Bunun millete, devlete ve ülkeye hayırlı olması temennisinde bulunan Yıldırım, “Sistemler değişir, asıl olan değerlerdir. Hukuka dayalı, insan haklarını önemseyen, önceleyen demokrasi, ülkemizin, hepimizin ortak paydasıdır.” diye konuştu.

Türkiye’nin 140 yıllık demokrasi tecrübesi olduğunu hatırlatan Yıldırım, parlamenter sistemin bir gereği olarak, başbakan ve başbakanlık kurumunun yürütmenin ana eksenini oluşturduğunu aktardı.

TBMM’nin kurulmasıyla yasama ve yürütme yetkilerinin Mecliste toplandığını hatırlatan Yıldırım, süreci şöyle anlattı:

“20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda yürütmeye ait yetkilerin kullanılması için bir icra vekilleri heyeti oluşturulmuştur. Bu heyetin başkanlığını yürütmek üzere de icra vekilleri heyeti başkanının, bugünkü anlamda başbakanın seçilmesi takip etmiştir. 1924 Anayasası’nda bakanlar kurulunun, dolayısıyla başvekilin icra gücü artırılmıştır. 1961 Anayasası, bakanlar kurulu üyelerinin belirlenmesi, görevden alınmalarında başbakanı belirleyici hale getirmiştir. Ayrıca başbakana, bakanlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlama görevini vermiştir.”

“Darbe anayasası yürütmede iki başlılığın doğmasına sebep oldu”

Yıldırım, 1980 askeri darbesiyle sistem üzerinde askeri ve bürokratik vesayetin hakim hale geldiğine işaret ederek, “1982 Anayasası cumhurbaşkanına çok geniş yetkiler vermiş ancak siyasi sorumluluğu hariç tutmuştur. Böylece darbe anayasası yürütmede iki başlılığın doğmasına sebep olmuştur. Bu durum cumhurbaşkanı ve siyasi sorumluluk sahibi başbakan arasında çoğu kere anlaşmazlık çıkmasına sebep olmuştur. Bu anlaşmazlığın en belirgin örneği, 2001 ekonomik krizinin ana sebeplerinden biri olan anayasa kitapçığının fırlatılması olayıdır.” ifadesini kullandı.

1982 Anayasası’nın yasama ile yürütme birlikteliği üzerine kurulduğu için kuvvetler ayrılığı prensibinin uygulanmasını imkansız hale getirdiğini hatırlatan Yıldırım, parlamenter hükümet sisteminde başbakanlığın, diğer bakanlıklardan farklı bir koordinasyon birimi olarak konumlandırıldığını söyledi.

Yıldırım, başbakanlığın icracı kurumların en üst organı olarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinde önemli görevler üstlendiğini vurguladı.

Cumhuriyet döneminde 65 hükümet kurulduğunu ve kendisinin dahil olduğu 27 başbakanın görev yaptığını dile getiren Yıldırım, “Başbakanlık, birçok alanda kamu kurumları, kuruluşları tarafından yapılmakta olan hizmetlerin koordine edilmesinde ve kurumlar arasındaki uyumun sağlanmasında önemli bir görevi ifa etmiştir. Birçok reformlar, düzenlemeler başbakanlığın bürokrasiyi iyi şekilde sevk ve idare etmesi sayesinde mümkün hale gelmiştir. Kanun, kanun hükmünde kararname (KHK) ülke ihtiyacına uygun bir şekilde burada hazırlanmış ve bakanlar kurulunun ve Meclisin gündemine taşınmıştır.” şeklinde konuştu.

Yıldırım, başbakanlığın hukuk alanında da çok önemli reformlara imza attığını hatırlatarak, “İdarenin yeniden yapılanması, hak ve özgürlüklerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması ve bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin çıkarılması gibi işler, hep bu müessesenin hizmetleri arasındadır.” dedi.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası FETÖ ile mücadele amacıyla yürürlüğe konulan KHK’ların başbakanlık koordinasyonunda ele alındığını ve olaya hukuki alanda anında müdahale edildiğini anımsatan Yıldırım, o gece başbakanlığın sabaha kadar darbeyle ilgili önlemleri ve yapılacak işlemleri koordine ettiğini söyledi.

“Başbakanlık, bakanlar kurulunun mutfağı şeklinde hizmet vermiştir”

Bakanlar kurulu kararları, yönetmelikler, tüzükler gibi işlemlerin Resmi Gazete’de yayımlanmasının da başbakanlığın yaptığı işler arasında olduğuna dikkati çeken Yıldırım, şöyle devam etti:

“Tabiri caizse başbakanlık, bakanlar kurulunun mutfağı şeklinde hizmet vermiştir. Milli güvenlik, kamu yönetimi reformu, e-devlet çalışması, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu, kamu etik kurulu çalışmalarının yürütülmesi de yine başbakanlık bünyesinde gerçekleşmiştir. Devletin hafızası, devlet arşivleri hizmetlerini bünyesinde barındıran başbakanlıkta gerçekleşmiştir. Başbakanlığın bu görevleri etkin bir şekilde yerine getirmesi, güçlü bir idari yapılanma, donanımlı, ehliyetli personel sayesinde mümkün olmuştur. Yani sizler sayesinde bu işler başarılmıştır.”

Başbakanlığın 1982 Anayasası’nın ruhu gereği siyasi sorumluluğu fazla, yetkileri sınırlı bir kurum haline geldiğini belirten Yıldırım, 1982 Anayasası’nın getirdiği bu iki başlılığın yeni bir hükümet sistemine geçilmesini zorunlu hale getirdiğini vurguladı.

Başbakan Yıldırım, 2007’de yaşanan cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili 367 icadının cumhurbaşkanının halk tarafından doğrudan seçilmesi sonucunu doğurduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, aslında cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk habercisi olmuştur. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, kendisine siyasi sorumluluğu da beraber getirmiştir. Sistem, kriz üretiyorsa çözüm üretemiyorsa artık onu değiştirmek farz haline gelmiştir. Küresel rekabetin yoğunlaştığı, her gün yeni ve çok önemli gelişmelerin yaşandığı dünyada, krizlere gebe bir yönetim sistemiyle Türkiye yol alamazdı. Bu dönemde daha etkin, daha güçlü bir yönetim sistemi için Türkiye’nin olmazsa olmazı olarak gördük. 10 Nisan 2017’de hatırlayacağınız üzere, yapılan halk oylamasında milletimiz, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini kabul etmiş ve böylece demokrasiye, milli iradeye direnç gösteren vesayet sistemi, millet eliyle sona erdirilmiştir.”

Başbakan Binali Yıldırım, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle vesayet odaklarıyla, terörle daha etkin mücadele mümkün hale gelecektir. Yeni dönemde istikrar ve güven sürekli, ekonomik büyüme sürdürülebilir hale gelecek ve bürokrasi çok daha basitleşecek, e-Devlet üzerinden bütün hizmetler gerçekleşmiş olacaktır.” dedi.

Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte yeni dönemde iki başlılığın ortadan kalkacağını belirtti.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin gerçek anlamda tesis edileceğini vurgulayan Yıldırım, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle vesayet odaklarıyla, terörle daha etkin mücadele mümkün hale gelecektir. Yeni dönemde istikrar ve güven sürekli hale gelecek, ekonomik büyüme sürdürülebilir hale gelecek ve bürokrasi çok daha basitleşecek, e-Devlet üzerinden bütün hizmetler gerçekleşmiş olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Yıldırım, “Sistemle birlikte milli irade, demokrasi daha da güçlenecek ve böylece ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ prensibi tam anlamıyla hayata geçmiş olacaktır.” şeklinde konuştu.

“Ülkemiz, milletimiz, geleceğimiz için çok hayırlı bir iş olmuştur”

Binali Yıldırım, yeni dönemde Başbakanlığın yerine getirdiği işlerin artık cumhurbaşkanı tarafından yapılacağını anlatarak, “Yürütme yetkisi ve görevi artık cumhurbaşkanı ve onun belirleyeceği cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar marifetiyle gerçekleşecektir. Yeni sistemle halk tarafından doğrudan seçilen ve yürütme gücünü kullanacak olan Cumhurbaşkanımız da halka karşı doğrudan sorumlu olacaktır.” diye konuştu.

24 Haziran’daki seçimin ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin fiilen başladığına ve yeni sistemin kurucu cumhurbaşkanının da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğuna işaret eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yürütmeyi merkeze alan ve bir üst kademeye taşıyan, hızlı karar üretilmesini sağlayan bir sistemdir. Kararnameler, personel atamaları, dış politika, yatırım, iç-dış güvenlik, ekonomi gibi konular cumhurbaşkanının yakından takip edeceği ve hayata geçireceği konular olacaktır.

Yeni dönemde Başbakanlıkta oluşan bilgi birikiminin Cumhurbaşkanlığına aktarılması da büyük önem arz etmektedir. Devlet hafızası ve devlet aklının sürekliliği yeni sisteme çok önemli katkı sağlayacak, devlet yönetiminin gücüne güç katacaktır. İnanıyorum ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ülkemiz, milletimiz, geleceğimiz için çok ama çok hayırlı bir iş olmuştur.”

“Beraberce, fedakarlık içerisinde güzel işler yaptık”

Başbakan Yıldırım, Türkiye’de son yıllarda yaşanan hızlı dönüşümün birçok alanda olduğu gibi bürokraside de kendini hissettirdiğini, artan eğitim ve personel kalitesinin bürokrasinin etkinliğini, verimliliğini de artırdığını kaydetti.

Araştıran, üreten, siyasetçilere farklı öneriler hazırlayan yeni nesil bürokrasinin devlet sisteminde işleri daha da kolaylaştırdığını belirten Yıldırım, Başbakanlık personeline hitaben, “Yeni Türkiye vizyonuna önemli katkılar sağlayan, gecesini gündüzüne katarak bilgi ve birikimleriyle sistemin inşasına katkı sunan siz Başbakanlık personelini Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı olarak tebrik ediyorum, şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

Müsteşarından hizmetlisine, şoföründen şirket çalışına, müşavirine ve uzmanına kadar bütün kadrolarda görev alanları yürekten kutladığını aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:

“Beraberce, fedakarlık içerisinde güzel işler yaptık. Gecemizi gündüzümüze kattık. Bazen gece yarılarına kadar bizimle beraber bir oldunuz. Çalıştık, evlerimizi, ailelerimizi ihmal ettik ve bugünlere geldik. İki yılı aşkın bir süredir beraberiz.

Bu süre belki hayatımız içerisinde çok uzun bir dönem olmayabilir ancak yaşadığımız olaylar bakımından dikkate aldığımızda bizden sonraki kuşaklarda, yakın siyasi tarihimizde üzerinde çok konuşulacak bir iki yıl olacağından hiç endişem yoktur. Bu zorlu süreci kazasız belasız, herhangi bir sıkıntı olmadan aşmış olmamız şüphesiz sizlerin gösterdiği dayanışma ve samimiyete bağlıdır. Allah hepinizden razı olsun.”

Binali Yıldırım, personelin aileleri ve çocuklarına da yoğun çalışma dönemlerinde gösterdikleri fedakarlıklardan ötürü teşekkürlerini iletti.

“Hizmetlerimiz, sorumluluklarımız devam edecektir”

Başbakanlık personelinin yeni sistemdeki görevlendirme süreçlerine de değinen Yıldırım, şunları kaydetti:

“Hiçbir mesai arkadaşımın hatta hizmet aldığımız şirket elemanlarının endişesi olmasın. Başbakanlığın hükmi şahsiyeti sona ererken Başbakanlık bünyesinde değil ama ülkemizin değişik kurumlarında, değişik pozisyonlarda hizmetlerimiz, sorumluluklarımız devam edecektir. Hayat devam ediyor. Bir değişim yaşıyoruz. Bu değişim sonrası bizim de birinci görevimiz bütün arkadaşlarımızın hakkının, hukukunun olabildiğince korunmasıdır, herhangi bir hayal kırıklığı yaşamamanızdır.”

Başbakan Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün vatandaşların hukukunun devletin güvencesinde olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin demokrasi yolundaki yürüyüşünde, azim ve gayretini yakından gördüğü çalışma arkadaşlarının ülke ve millet için değer üreteceğinden zerre kadar şüphesi olmadığını ifade etti.

Son iki yıllık dönemde çok çalıştıklarını, emek verdiklerini, birçok işi yaptıklarını ama yapamadıkları şeylerin de olabileceğini dile getiren Yıldırım, personeline, “Bu süre içerisinde bilerek, bilmeyerek birbirimize hakkımız geçmiştir. Hakkınızı helal etmenizi istiyorum. Benden yana da helal olsun.” diye seslendi.

Başbakan Yıldırım, Başbakanlık personeline ve ailelerine sağlıklı, bereketli ömürler temennisinde bulundu.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” için yorumlar kapalı 10

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren, sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurulu nedeniyle bulunduğu New York’ta, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansa katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan tüm mazlumlara ve mağdurlara selamlarımı gönderiyorum. Dünyanın farklı köşelerinde Müslüman olarak hayata tutunma mücadelesi veren tüm kardeşlerime selamlarımı iletiyorum” dedi.

Bu toplantıyı düzenleyerek gönülleri buluşturan Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’ne teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, salonu dolduranlara ve bütün dostlara aşkları, sevdaları ve ahde vefaları için şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yıllık zorunlu bir aranın ardından bu sene sağlık ve afiyet içinde tekrar bir araya geldiklerini belirterek, “Kardeşlerimizin arasında olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sizlere Türkiye’den akrabalarınızın, dostlarınızın, kardeşlerinizin selamlarını getirdim. Sizlere, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 84 milyon kardeşinizin selamlarını getirdim. Biz, sizleri çok özlemiştik, görüyoruz ki Amerika’daki kardeşlerimiz de bizleri özlemişler” diye konuştu.

Şairin “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizim de gönüllerimiz arasında gözle görülmeyen yollar var. Binlerce kilometre uzakta olsak da kalplerimiz bir ve beraber çarpıyor. Çünkü bizler birbirini sadece Allah için seven, birbirine Allah için muhabbet besleyen insanlarız. Bizler aynı dine, aynı peygambere inanan, aynı mukaddes kitaba ittiba eden, aynı kıbleye yönelen bir ümmetin mensuplarıyız. Ten renklerimiz, kökenlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı olsa da her gün beş vakit göğe yükselen Ezan-ı Muhammedilerimiz birdir. Allah Resul’ünün Veda Hutbesindeki şu sözleri tam 14 asırdır ebedi ve ezeli kardeşliğimizin nişanesidir. ‘Rabbiniz birdir, babanız birdir, dininiz ve peygamberiniz de birdir. Allah indinde en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır. Arap’ın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.’ Bu salonda işte bu hakikatlere hep birlikte bir kez daha şahit oluyoruz. Gönüllerimizi buluşturan, bizi birbirimize kardeş kılan kalplerin asıl sahibine sonsuz hamdü senalar ediyorum. Mevla, şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı, aramızdaki şu güçlü uhuvveti daim eylesin diyorum.”

İnsanlığın son iki yıldır Koronavirüs salgını sebebiyle sancılı günler geçirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimden sağlığa, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar, zorluklar yaşandığını ifade etti.

Salgında hayatını kaybedenlerin sayısının 4,6 milyonu bulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat edenlere Allah’tan rahmet diledi.

“KOVİD-19 SALGINI, KÜRESEL SİSTEMDEKİ ÇARPIKLIKLARI, ADALETSİZLİKLERİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYDU”

Allah’ın Kuran-ı Kerim’de “Her zorluğun ardında muhakkak bir kolaylığın olduğunu müjdelediğini” hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gecenin ardında aydınlığın, her şerrin gerisinde bir hayır bulunduğuna iman eden insanlar olarak, Allah’ın inayetiyle bu musibetin de üstesinden gelineceğine yürekten inandıklarını vurguladı.

Tedavi imkânları geliştikçe, aşıya erişim arttıkça bu hastalığın zamanla etkisini yitireceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ancak asıl mesele salgının daha da derinleştirdi diğer sorunlarla mücadele etmektir. Kovid-19 salgını, küresel sistemdeki çarpıklıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu süreçte maskeden solunum cihazına ve ilaca kadar, üretime dayalı her konuda dünyada ciddi sıkıntılar yaşandı. Pek çok yerde ve pek çok defa insanlık adına kaygı verici görüntülere şahit olduk. Hastaların ilgisizlikten öldüğü, yaşlı bakım evlerinden hepimizin içini yakan görüntülerin yansıdığı vahim durumlarla karşılaştık. Afrika’dan Asya’ya hâlen ilk doz aşıya dahi ulaşamayan 100 milyonlarca insan var. Türkiye olarak Peygamber Efendimizin aleyhisselatu vesselam ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır’ tavsiyesinden hareketle elimizdeki tüm imkânları insanlık için seferber ettik. Şimdiye kadar elimizdeki imkânları 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşla, hatta yurtdışından temin ettiğimiz aşıların bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile paylaştık. Onay süreçleri tamamlanmak üzere olan kendi aşımız TURKOVAC’ı da tüm insanlığın, dostlarımızın, kardeşlerimizin istifadesine sunacağız hiç endişeniz olmasın.”

Almanya’da yaşayan Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin geliştirdikleri aşı sayesinde Kovid-19’la mücadeleye verdikleri desteğin, bu süreçte Türk Milleti’ni gururlandıran bir başka gelişme olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu değerli bilim insanlarımızın başarısı, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları topluma olan katkıları bakımından çok güzel bir örnektir” dedi.

Amerikan İslam toplumunun da vakıf ve dernekler eliyle düzenledikleri yardım kampanyalarıyla salgın döneminde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmalarından memnuniyet duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türk vatandaşları gerekse Müslümanların birbirinden kıymetli çalışmalara imza attığını, Müslüman olmanın güzelliğini hayatlarıyla, duruşlarıyla, alicenaplıklarıyla Amerikan toplumuna gösterdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda tüm vatandaşları tebrik ederek, “Sizlerden yardım, ihsan ve dava faaliyetlerinizi artırarak sürdürmenizi bekliyorum” ifadelerini kullandı.

İnsanlık olarak Kovid-19 virüsünün yanı sıra ondan daha ölümcül ve sinsi bir başka virüsle daha mücadele ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu virüsün adı İslam düşmanlığı virüsüdür. Senelerce demokrasinin ve özgürlüklerin beşiği olarak örnek gösterilen ülkelerde bu virüs çok hızlı bir şekilde yayılıyor. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Zihniyet itibarıyla DEAŞ’tan hiçbir farkı olmayan bu ideolojik fanatizmin farklı toplum katmanlarında kök saldığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Birçok ülkede inancından, dilinden, isminden veya kılık kıyafetinden dolayı Müslümanların ötekileştirilmesi artık sıradan vakalar hâline geliyor. Sizler bu atmosferi 11 Eylül terör saldırısının akabinde bizzat yaşadınız, bizzat tecrübe ettiniz. Sorumsuz siyasetçiler eliyle körüklenen nefret ikliminin toplumda nasıl derin yaralar açabileceğine bizzat şahit oldunuz. Ancak karşılaştığınız onca haksızlığa ve ayrımcılığa rağmen hukuktan, meşruiyetten, demokratik siyasetten asla vazgeçmediniz. Müslümanları ötekileştirmeye, düşmanlaştırmaya çalışanlara cevabınızı içinde bulunduğunuz topluma daha fazla katkı sunarak verdiniz. Müslümanları zayıflatmaya yönelik hamleleri birliğinize, beraberliğinize, kardeşliğinize sahip çıkarak aştınız. O zorlu imtihan günlerinde ortaya koyduğunuz basiret, feraset ve gayretle diasporadaki Müslümanların örnek alması gereken bir duruş sergilediniz.”

“HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE MÜCADELEDE ÖNCÜ ROL ÜSTLENİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerekse de bireysel olarak İslam düşmanlığıyla mücadele edildiğini gördüğünü ve bundan da memnuniyet duyduğunu belirterek, “Sahip olduğunuz bu engin tecrübeyle nefret suçları ve kültürel ırkçılıkla mücadeleye daha fazla katkı vermeniz çok önemlidir. Türkiye olarak biz de uluslararası platformlarda İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelede öncü rol üstleniyoruz” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu yöndeki çabaların başını çektiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dinimize ve Müslüman kardeşlerimize yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmaya dair her türlü girişimi destekliyoruz. İslam düşmanlığıyla mücadele konusunun Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm kuruluşların gündeminde tutulması için çaba sarf ediyoruz. Yürüttüğümüz tüm mücadeleye siz Amerikalı Müslüman kardeşlerimizden de güçlü destek ve katkı bekliyoruz” diye konuştu.

“Amerika’da elde ettiğiniz başarılar en az sizler kadar bizi de milletimizi de gururlandırmaktadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’daki başarılı iş ve bilim insanlarının sayısının daha da artacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticari, bilimsel, sosyal ve kültürel alanda elde ettiğiniz başarılara paralel olarak siyasal alanda da daha fazla rol üstleneceğinizi ümit ediyorum. Önümüzdeki süreçte gerek federal düzeyde gerek eyalet düzeyinde içinizden çok daha fazla siyasi temsilci çıkarmanızı bekliyorum. Sadece Türkiye kökenlilerin sayısının 300 binleri aştığı bu güçlü topluluğa yakışan da budur” dedi.

Türk toplumunun Amerikan toplumuna yaptığı katkıların Türk-Amerikan ilişkilerine son derece olumlu yansımaları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları ve soydaşların kurduğu sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’yi, kültürünü ve tarihini Amerikalılara tanıtmaya yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiğini bildirdi.

Türk-Amerikan toplumunun belirli bir olgunluğa eriştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk toplumunun, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye-Amerika ilişkilerine daha büyük katkılar vereceğine inandığını söyledi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilişkiler itibarıyla ortak değerlere, ortak çıkarlara ve köklü bir geçmişe dayanan iki dost ve müttefik ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı konularda dönem dönem görüş ayrılıkları yaşasak da birçok bölgesel ve küresel meselede benzer tutum ve çıkarlara sahibiz. Ekonomik açıdan da büyük ve her geçen gün artan bir iş birliği potansiyelimiz var. Salgına rağmen ikili ticaret hacmimiz geçen yıl 20 milyar doları aştı. Bu yıl da inşallah 25 milyar dolar seviyelerine ulaşacağız. 100 milyar dolar hedefine erişmek için de çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ile haziran ayında Brüksel’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iş birliğini her alanda güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki kararlılıklarını teyit ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin Amerika’daki elçileri olarak Türkiye-Amerika ilişkilerinin öneminin ve potansiyelinin Amerikalı dostlarımıza anlatılmasında sizlere önemli görevler düşüyor. Türkiye karşıtı lobilerin yürüttüğü habis faaliyetleri, aslı astarı olmayan karalama kampanyalarını sizler gayet iyi biliyorsunuz. Bu çevrelerin çabalarının akim bırakılmasında sizlerin çalışmaları büyük önem taşıyor. Sizden PKK, YPG ve FETÖ’nün gerçek yüzünü Amerikalı dostlarınıza bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam etmenizi bekliyoruz. Burada bir hususun altını tekrar çizmek isterim; ne kadar büyük olursa olsun hakikat güneşinin karşısında hiçbir yalan duramaz. Takiye ve tedbir kılıfı altında karanlık yüzlerini gizlemeye çalışsalar da FETÖ’nün eli kanlı bir terör örgütü olduğu artık gün gibi ortadadır. Bizim görevimiz demokrasi ve insanlık düşmanı bu çetenin mensuplarının hukuk ve adalet önünde hesap vermelerini sağlamaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunu birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmekten geçtiğini vurgulayarak, “Hep söylüyorum; birbirimize sahip çıkacağız, ailemize, evlatlarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. İnancımıza, dilimize, kültürümüze, sahip çıkacağız, ezeli ve ebedi kardeşliğimize sahip çıkacağız. Hem bağrından neşet ettiğimiz millete hem de içinde yaşadığımız topluma sahip çıkacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, ayrıyı gayrıyı bir tarafa bırakıp hep birlikte inşallah Türkiye olacağız. Siz buradaki hayat mücadelenizde nasıl bizden cesaret alıyorsanız biz de sizlerin birlikteliğinden, coşkusundan, kararlılığından güç alıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılında Maryland’de açılan Diyanet Amerika Merkezi’nin ortak çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek, “Burayı biz sadece Türkler için yapmadık, burayı tüm Müslümanlar için yaptık. Zira mescitler, camiler belli bir kavmin değil, Allah’ın evidir ve hep birlikte orada ibadetlerimizi yaparız” dedi.

Yarın da BM binasının karşısındaki Türkevi’nin açılışını yapacaklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gurur abidesi yalnızca vatandaşlarımızın değil, Müslüman Amerikan toplumunun da evi olarak faaliyet gösterecektir. İnşallah sizlerin yeni ortak adresiniz burası olacak” diye konuştu.

Bugünkü buluşmaya ev sahipliği yapan TASC üyelerine ve gönüllülerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TASC’ın son dönemde etkinliğini ve görünürlüğünü giderek artırmasından duyduğum memnuniyeti de vurgulamak istiyorum. Gerek salgın döneminde ihtiyaç sahiplerine dağıttığı yardımlarla, gerek 24 saat kesintisiz yayın yapan TASC TV ile gerekse FETÖ’nün asıl yüzünün Amerikalı dostlarımıza anlatılması hususunda gösterdiği kararlı duruşta öne çıkan TASC’ı başarılı faaliyetlerinden ötürü yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. için yorumlar kapalı 23443

Ankara’nın en eski alışveriş mekanlarından ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Uluslararası Ahi Evren yılı ve Ahilik haftası dolayısıyla bir belgesele konu oldu.

Belgeselde, ÇIKRIKÇILAR yokuşu esnafı Ahilik geleneğinden örnekler vererek tarihi mekanın Türk Kültürü içindeki önemini anlattılar.

Belgeselin gösteriminden önce konuşmacılar Ahiliğin ritüellerinin ticaret hayatındaki yerini vurguladılar.

Belgesel, Ankara Kent Konseyi ve Ankara Ticaret Odası’nın ortaklaşa çalışmasıyla hayata geçirildi. Belgeselin ilk gösterimine Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran Eski bakanlardan İmren AYKUT ve Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent YAHNİCİ, çok sayıda Ankara’lı ve davetli katıldı.

Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel BARAN, konuşmasında amaçlarının sadece ticaret yapmak olmadığını, kültürel görevlerini yerine getirmek olduğunu da kaydetti. Gürsel Baran, daha sonra şunları söyledi; Eskiden işe girdiğimizde büyüklerimiz bize Ahiliğin öğüdünü verirdi. Derlerdi ki; elini, sofranı, kapını açık tut. Dilini, belini, gözünü bağlı tut. Ve Ahi Evran’ın temel prensipleri vardı. O temel prensiplerden de birkaç tanesini söyleyeyim; İyi huylu ve güzel ahlaklı olmak, işinde ve hayatında kin, haset ve gıybetten kaçınmak, ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak, gözü, gönlü ve kalbi tok olmak, şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli ve iffetli olmak, cömertlik, ikram ve kerem sahibi olmak, alçak gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, gelmeyene gitmek, dost ve akrabaları ziyaret etmek, gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, maiyetindekileri ve hizmetindekileri korumak, aza kanaat edip çoğa şükretmek, feragat ve fedakarlığı daima kendi nefsinden yapmak. Bunların hepsi Ahiliğin belki de unutmaya yüz tutan değerleri. Ahilik sadece ticarette birtakım prensipleri ortaya koymadı. Aile nedir? büyük nedir? küçük nedir? ata nedir? dede nedir? saygı, sevgi nedir? Bunların tamamını Ahilik geleneğinden aldık biz. Ahilikten sadece ticaret öğrenmedik. Ahilik ticaretin kurallarını koydu ama bize değerler öğretti. Biz bu değerlerin yaşatılmasını istiyoruz.

Neden Çıkrıkçılar Yokuşu dedik? O günün şartlarında Ankara’nın Anafartalar’ı vardı, Çıkrıkçılar Yokuşu vardı, Samanpazarı, Hamamönü ve Bentderesi vardı.
Bunlardan bir tanesini seçecektik ve Çıkrıkçılar Yokuşu dedik.
Çıkrıkçılar Yokuşu hepinizin de bildiği gibi Ankara’nın ticaretinin önemli bir ayağının geçtiği yerdir. Ankara’nın ticareti orda dönerdi.

Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent Yahnici de ÇIKRIKÇILAR Yokuşu esnafının Ahilik geleneğinin ritüelleriyle dükkan açmasının Türk kültürü içindeki değerini belirtti.

Konuşmalardan sonra Belgeselde emeği geçenlere plaket takdimi yapıldı. Plaket töreninin hemen akabinde esnaf türkülerinin seslendirildiği bir konser verildi.