“Milletimizin güvenine layık olabilmek için elimizden geleni yapacağız” “Milletimizin güvenine layık olabilmek için elimizden geleni yapacağız” için yorumlar kapalı 89550

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, genel merkezde düzenlenen, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda, partililere hitap etti.

Konuşmasına, en son nisan ayında bir araya gelindiğini, mayıs ve haziran aylarının da erken seçim çalışmalarıyla geçtiği için düzenli istişareleri gerçekleştiremediklerini belirterek başlayan Erdoğan, “Bu vesileyle Yüksek Seçim Kurulu tarafından önceki gün kesin sonuçları açıklanan seçimlerin ülkemiz, milletimiz ve partimiz için bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, kesin sonuçlara göre cumhurbaşkanlığında yurt içinde 25 milyon 436 bin 238 vatandaşın, yurt dışında 807 bin 974 ve gümrüklerde ise 9 bin 293 olmak üzere toplam 26 milyon 303 bin 823 oy aldıklarını hatırlattı.

Böylece, yüzde 52,59 oy oranıyla milletin teveccühüne mazhar olduklarını vurgulayan Erdoğan, “Seçimlere katılma oranı yüzde 86,24 gibi gerçekten çok yüksek bir düzeyde gerçekleşti. Buradan cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullanan 50 milyon 68 bin 627 vatandaşımızın her birine şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Erdoğan, kendisini bu göreve layık gören her bir kişiye ayrıca şükranlarını sunarak, milletin güvenine layık olabilmek için ellerinden geleni bundan sonra da yapacaklarına işaret etti.

Milletvekili seçiminde ise yurt içinde ve dışında toplam 21 milyon 338 bin 693 oy alarak yüzde 42,56’lık bir oran elde ettiklerine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“MHP ile kurduğumuz Cumhur İttifakı olarak da yüzde 53,66’lık bir oy oranıyla seçimden açık ara birinci olarak çıktık. Bu sonuçlara göre AK Parti olarak 295, Cumhur İttifakı olarak ise 344 milletvekiliyle seçimi tamamladık. Başta Sayın Bahçeli olmak üzere ittifakın tüm mensuplarına şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Milletvekili seçilen tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyorum, 24 Haziran seçimleri sürecinde canla başla çalışan genel merkez yönetimimize, 81 ildeki adaylarımıza, il ve ilçe teşkilatlarımıza, seçim koordinasyon merkezlerimize, seçim günü sandıklarımıza sahip çıkan müşahitlerimize, partimize gönül vermiş tüm kardeşlerimize teşekkürlerimi sunuyorum.”

“SEÇİMLER, YENİ YÖNETİM SİSTEMİMİZE GEÇİŞİMİZİN MİLADIDIR”

“Bu seçimler aynı zamanda yeni yönetim sistemimize geçişimizin de miladıdır.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye bu güne takdir edersiniz ki bir anda gelmemiştir. 2007’de AK Parti’ye cumhurbaşkanı seçtirmemek için anayasa, yasalar, bütün bunların yanında Meclis teamülleri, hepsinden önemlisi adalet ve hakkaniyet ayaklar atına alınmıştır. Ülkemizin daha önceki 10 cumhurbaşkanlığı seçiminde olmayan kurallar, 11’inci cumhurbaşkanlığı seçiminde önümüze çıkartılmıştır.

Biz de hep yaptığımız gibi milletimizin hakemliğine başvurduk, sadece hemen seçime giderek Meclisteki mevcut tıkanıklığı aşmakla yetinmedik, milletimizin özellikle oylamasına sunduğumuz bir anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesini sağlayarak bizi bugünlere kadar getiren süreci de başlattık. Gerçi bu adımın bedelini, partimizi kapatmaya kalkarak ödetmeye çalıştılar ama hamdolsun bu sıkıntıları da suhuletle aştık.”

Erdoğan, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de benzer tezgahlarla karşı karşıya kaldıklarına değinerek, Gezi olaylarından 17-25 Aralık emniyet, yargı darbe girişimine, yurt içindeki ve dışındaki diğer pek çok hadiseye kadar her yolun denenerek, milletin iradesinin ipotek altına alınmaya çalışıldığını dile getirdi.

Milletin bu yaşananlara karşı cevabını 10 Ağustos 2014 seçimlerinde şahsını “ülkenin doğrudan milletin oyuyla göreve gelen ilk cumhurbaşkanı” yaparak verdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi senaryolarını, milletin iradesinin üzerinde görenler 2015 seçimlerindeki o karanlık ittifaklardan, çukur eylemlerine ve nihayet 15 Temmuz darbe girişimine kadar bütün yöntemleri devreye soktular. Her seferinde milletimizle birlik olup, Rabbimizin yardımıyla bu oyunları bozduk. Onlar, Türkiye’yi köşeye sıkıştırıp teslim almaya çalıştıkça, Türkiye çok daha cesur adımlarla geleceğe yürüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“SELAM VERMEYECEK OLANLAR, HER NASILSA KARŞIMIZDA BİRLEŞTİLER”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gibi bir ihanetin ardından MHP ile ülke tarihinin en önemli yönetim değişikliğinin alt yapısını oluşturduklarının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaptığımız anayasa değişikliğinin 16 Nisan’da milletimiz tarafından kabul edilmesiyle ülkemizi köşeye sıkıştırmaya çalışanları bir kez daha hüsrana uğrattık. Son umut olarak 24 Haziran seçimlerine sarıldılar. Normal şartlarda birbirlerini yolda görse selam vermeyecek olanlar, her nasılsa karşımızda birleştiler. Öyle ki CHP, bölücü terör örgütünün güdümündeki partiyi barajın üzerine taşımak için kendisine oy verenlerin bir kısmını oraya gönderdi.

Gerçi bunlar 1991’deki seçimde de benzer bir yola başvurmuşlardı. Bölücü örgütün güdümündeki siyasetçiler ilk defa o zaman Meclise ayak bastılar. Bugün de CHP sayesinde, bölücü örgütün belirlediği isimler, Mecliste milletvekili olarak yerlerini alacaklar. Ülkesini, milletini, cumhuriyetini, devletini seven her CHP’li vatandaşımızı, bu utanç için partisinin yönetiminden hesap sormaya davet ediyorum.”

“MİLLET VE TARİH AÇIK VE NET HESABI SORACAKTIR”

Şayet, CHP’nin bu hesaplaşmayı kendi içinde yapmadığı takdirde, bölücü örgütle ana muhalefet partisi arasındaki bağın taktik olmaktan çıkıp, esas haline dönüşeceğini belirten Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bir şeyin aslı varken kopyasına gerek yoktur. Böyle bir durumda CHP’nin varlığının da anlamı kalmayacaktır. Türkiye’nin en eski partisinin, batıdaki bir avuç marjinalin ve yurt dışındaki bir avuç terör örgütü yöneticisinin oyuncağı haline getirenlerden hem bu millet ve tarih açık ve net hesabı soracaktır.

Biz bu ikazı CHP’nin içişlerine karışmak için değil, milletimizin tüm fertleri gibi, ana muhalefet partisine oy veren kardeşlerimize karşı da sorumluluğumuzun gereği olarak yapıyoruz. Sonuçta karar, bu partinin kendi mensuplarına, seçmenlerine aittir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu seçimlerle 27 Nisan 2007 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin çıkmaza girmesiyle başlayan, 21 Ekim 2007 yılındaki halk oylamasıyla adeta ilk işaret fişeği atılan, 10 Ağustos 2014 seçimleriyle geri dönülmez hale gelen, 16 Nisan halk oylamasıyla da adı konulan yeni yönetim sistemimizi hayata geçirmiş olduk.” diye konuştu.

Yeni yönetim sisteminin Türkiye’ye hayırlı olması temennisinde bulunan Erdoğan, milletlerin tarihlerinde bu tür milatların önemli olduğunu belirtti.

Türkiye’nin, kendi tarihindeki ve dünyadaki pek çok örneğin aksine böylesine önemli bir makas değişikliğini demokratik yöntemlerle gerçekleştirmeyi başardığını anlatan Erdoğan, pek çok ülkenin tarihinde bu tarz değişimlerin çok sancılı şekilde ve yüksek maliyetlerle yapılabildiğini kaydetti.

Erdoğan, “Yıllarca ülkemizi, demokrasiye bedel ödemeden sahip olmakla itham edenlere 15 Temmuz’da tarihi bir ders vermiştik. 16 Nisan ve 24 Haziran’la demokrasiyi sadece kanımızla ve canımızla savunmakla kalmadığımızı hem de yönetim sistemi değişikliği yapacak derecede sandıkta da işler halde tuttuğumuzu hamdolsun cümle aleme gösterdik.” dedi.

“PAZARTESİ GÜNÜ 1 NUMARALI CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ YAYINLANACAK”

“Pazartesi günü cumhurbaşkanı olarak yemin edip inşallah yeni sisteme göre göreve başlıyoruz. ” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Artık yürütme görevini Meclis tarafından yetkilendirilen Bakanlar Kurulu değil, doğrudan cumhurbaşkanı ifa edecek. Anayasa değişikliğine uyum çerçevesinde kanunlarımızda yer alan ‘Başbakan’a ve ‘Bakanlar Kuruluna yapılan tüm atıflar ‘Cumhurbaşkanı’ olarak değiştirildi. Yine anayasa değişikliğine uygun şekilde cumhurbaşkanının uhdesine verilen bakanlıkların ve kurumların kuruluş kanunları da ilga edildi. Pazartesi günü yemin törenimizin hemen ardından yayınlayacağımız 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden organize edilmiş haliyle bakanlıkları kuruyor, aynı akşam kabinemizi de inşallah açıklıyoruz.”

Bakanlıkların, kurum ve kuruluşların yapılarını millete daha iyi ve etkin hizmet anlayışına uygun şekilde yenileyeceklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Elbette bu sistemin oturması belli bir zaman alacaktır. Biz ilk etapta bakanlar, bakan yardımcıları, yeniden tanımladığımız kurum başkanları, genel müdürler düzeyine kadar bu kısmı üzerinde detaylı çalışarak bir noktaya getirdik. Benzer işleri yapan kurumları birleştirerek, işlevsiz kalmış kurumları tasfiye ederek, devletin işleyişini hızlandırıyor ve etkin hale getiriyoruz. Bu yeniden yapılandırma çalışması en aşağıya kadar devam edecektir. Uygulamadaki eksiklikleri, aksaklıkları, boşlukları tespit ettikçe sistemi geliştirecek, güncelleyecek, güçlendireceğiz.”

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesini tamamen hayata geçirene kadar reformları sürdüreceklerini anlatan Erdoğan, “Bunun için yeri gelecek yeni kanunlara veya kanun değişikliklerine, yeri gelecek anayasa değişikliklerine ihtiyaç duyacağız.” dedi.

“CUMHUR İTTİFAKI’NI MECLİSTE DEVAM ETTİRECEĞİZ”

Erdoğan, MHP ile AK Parti’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’na ilişkin, “Milletvekili dağılımı ve ülkemizin içinden geçtiği durum sebebiyle Cumhur İttifakı’nı Meclis’te devam ettireceğiz. MHP’nin de aynı anlayışa sahip olduğunu görmekten ayrıca memnuniyet duyuyorum. İttifaklarını pazara kadar bile sürdüremeyenlerin aksine biz, ülkemize ve milletimize hayırlı hizmetlere vesile olmaya devam etme inancıyla bu birlikteliğe sahip çıkacağız.” değerlendirmesini yaptı.

24 Haziran seçimlerine değinen Erdoğan, şu görüşlerini paylaştı:

“Seçim sonuçlarını değerlendirirken cumhurbaşkanlığında aldığımız oy ile milletvekili seçiminde elde ettiğimiz netice arasındaki farkı çok iyi analiz etmeliyiz. AK Parti’nin 2007, 2011, 2015 Kasım seçimlerinde, 2007, 2010 ve 2017 halk oylamalarında aldığı sonuçlar ortadadır. Buna karşılık 2015 Haziranında ve son seçimlerde üzerinde uzun uzun durmamız gereken sonuçlarla karşılaştık. Biz seçimlerden sadece birinci çıkmakla yetinebilecek, bunu başarılı sayabilecek bir siyasi parti değiliz. AK Parti, Türkiye’ye kazandırdığı hizmetler ve daha önemlisi 2023 hedefleriyle çok daha büyük seçim başarılarına ihtiyacı olan bir partidir. Hedeflerimize ulaşabilmemiz için yürütme görevini üstlenmemiz elbette şarttır ama bunun yanında mutlaka Meclis’te de güçlü olmamız gerekiyor.”

Erdoğan, AK Parti hükümetlerinin, Türkiye’yi 16 yıldır kesintisiz reformlarla yönettiğini, gelecek dönemde de bu reformları devam ettirmek zorunda olduklarını vurguladı.

“24 HAZİRAN’IN MUHASEBESİNİ YAPIP GEREKEN ADIMLARI ATMAK DURUMUNDAYIZ”

“Reform” kavramının bir tarafının zihniyeti değiştirmek olduğunu diğer tarafının ise anayasadan yasalara kadar buna uygun şekilde mevzuatı düzenlemek olduğunu bildiren Erdoğan, şunları söyledi:

“Mevzuatı düzeltmeden zihniyet değişikliğinde istediğimiz mesafeyi katedemeyiz. Dolayısıyla yeni dönemde Meclise çok önemli görevler düşüyor. AK Parti Grubu, MHP’nin de desteğiyle komisyonların ve Genel Kurulun lokomotifi olmayı sürdürecektir. Önümüzde mahalli seçimler var, bu seçimlere kadar 24 Haziranın muhasebesini yapıp gereken adımları atmak durumundayız. Nerede bir yanlış yaptık, nerede hatamız var, bunları değerlendirip süratle düzeltmek ve mart yerel seçimlerine de böylece girmek durumundayız. Ancak bu şekilde milletimizin karşısına, mesajını aldığımızın ve gereğini yaptığımızın huzuruyla güveniyle cesaretiyle çıkabiliriz.”

Erdoğan, gelecek ay AK Parti’nin 6. Olağan Büyük Kongresi’nin yapılacağına işaret ederek, “Milletimize bu yöndeki ilk mesajımızı orada vereceğiz, ardından her seviyede bunu devam ettireceğiz.” dedi.

“MİLLETE YANLIŞ YAPAN HİÇ KİMSENİN AK PARTİ’DE YERİ OLAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Haziran seçimlerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Siyasi hayatımızın her döneminde girdiğimiz tüm seçimlerin ardından hedefimize ister ulaşmış isterse ulaşmamış olalım, milletimizle aramızdaki münasebetin muhasebesini yapmadan yolumuza devam etmedik. Hedefimize ulaşmışsak çıtayı daha yukarıya çıkardık. Hedefimize ulaşamamışsak sebeplerini tespit edip, mümkünse tamir, değilse yeniden inşa yoluna gittik. AK Parti’yi diğer partilerden farklı kılan ve 16 yıldır iktidarda tutan işte bu anlayıştır. Şayet 24 Haziran’ı doğru analiz edemez ve gereğini yerine getiremezsek her şeyden önce kendi ilkelerimizle kendi geçmişimizle çelişmiş oluruz. Bugüne kadar böyle bir yanlışa hiç düşmedik, bugün de düşmeyeceğiz. Seçim sonuçlarını bu anlayış içinde değerlendirmek yerine kişisel kariyeriyle irtibatlandırarak eğip büken herkes her şeyden önce milletimize yanlış yapar. Millete yanlış yapan hiç kimsenin de AK Parti’de yeri olamaz. Çünkü partimiz, milletin bizatihi kendi partisidir.”

Türk milletinin, bin yıllık hayal, hedef ve umutlarını AK Parti üzerinden hayata geçirmenin çabası içinde olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Daha da ötesi medeniyet coğrafyamızdaki yüz milyonlarca kardeşimiz de umutlarını ve geleceğini AK Parti’de somutlaştırdıkları Türkiye’nin başarısına bağlamış durumdadır. Bunun için AK Parti kazandığında Afrika’dan Balkanlar’a kadar dünyanın dört bir yanında sevinç gözyaşları yanaklardan süzülüyor, eller duaya kalkıyor. İşte bu sorumluluğun zerresini yüreğinde hisseden hiçbir arkadaşımızın tek bir anını dahi boşa geçirme hakkı yoktur. Böyle bir fotoğrafta hiç kimsenin kendisini, partisinin ve davasının önüne geçirmesi de mümkün değildir. AK Parti Genel Merkezi’nden sandık müşahidine kadar tüm mensuplarının bu şuura sahip olduğundan şüphe duymuyorum. Yeni dönem çalışmalarımızı işte bu anlayışa yürütecek, Allah’ın izniyle kısa sürede bizi hedeflerimize ulaştıracak neticelere kavuşacağız.”

Erdoğan, seçimlerden sonra kendisine gelen raporlarda bazı eleştiriler olduğunu, vatandaşın tevazu aradığını ifade etti.

Vatandaşın, “Belediye başkanı benim dükkanıma gelip, bir çayımı içmedikten sonra ben bu belediye başkanını ne yapayım”, “Seçimden seçime mi belediye başkanı, milletvekili beni ziyaret edecek” dediğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AK Parti’nin müktesebatında böyle bir şey olamaz. Bizi yücelten tevazumuz olmuştur. Eğer biz bu tevazuyu kaybettiysek işte bu açık net puan kaybına da neden olmuştur. En güçlü olduğumuz yerlerde eğer bugün ciddi bir puan kaybı olmuşsa bunu kendi nefsimize soracağız. Biz hatayı nerede yaptık? Yanlışımız nerede? Çok iyi hizmetler yapabilmiş olabiliriz. Bu hizmetler gerektir ama yeterli değildir. Önemli olan o gönüllere girmektir. Gönüllere girersek bu işi başarmış oluruz. Öyle gönüllere girmiyor da vatandaşına eğer tepeden bakıyorsak, bir gurur abidesi olarak bakıyorsak, onlara yeri geldiği zaman hart hurt yapıyorsak, kusura bakmayın bu millet şamar oğlanı değil. Bir oy verir, iki oy verir ondan sonra da kenara koyar. Zaten demokrasinin güzelliği de burasıdır. Bu bizim için erken fırsat olmuştur. 24 Haziran’ın fotoğrafını bu noktada çok iyi çekmemiz lazım. İnşallah Mart 2019 yerel seçiminde de gerek aday tespitlerimizde gerekse bu ahlaki kimliğe değer verip, onu iyi puanlayıp adaylarımızı da buna göre belirlememiz lazım.”

“KONGREMİZLE BİRLİKTE YENİ BİR OLUŞUM OLACAK”

Vaktin çok fazla olmadığının altını çizen Erdoğan, “Kongremizle birlikte yeni bir oluşum olacak. Şüphesiz ki MKYK’mizden tutun da MYK’mize varıncaya kadar bir değişim, dönüşüm orada da azda olsa yapacağız ama ondan sonra çok yoğun bir maraton başlıyor. Yerel seçimlerin startını vereceğiz ve bu startı verirken de kaşına gözüne değil, hem iş bitirme potansiyeline hem halkla uyumuna bakarak adım atmak durumundayız. Böyle atacağız ki yerel yönetim aynen bu seçimlere benzemez. Yerel yönetimlerden 2019’da çok daha başarılı çıkalım.” ifadelerini kullandı.

“GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİ SEFERBERLİĞİ”

Teşkilatın buna hazır olduğuna inandığını belirten Erdoğan, “2019 Mart’ına kadar belediyeciliğin adını ‘gönül belediyeciliği seferberliği’ olarak koyuyorum.” dedi.

Aynı şeyin teşkilatlar için de geçerli olduğunu vurgulayan Erdoğan, bütün il başkanlarının siyasette de gönül siyasetini yapması gerektiğini dile getirdi.

“Efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geliyoruz” dediklerini hatırlatan Erdoğan, bunun yapılmasını istedi.

AK Partili belediyelerin daha büyük hizmetler için milletin desteğini alabilmesini ancak bu şekilde sağlayacaklarının altını çizen Erdoğan, “İktidarımızı ancak bu şekilde güçlendiririz. Yönettiği şehrin halkıyla beraber olmayan, gönülleri fethetmeyen, aşkla, şevkle, adaletle, akılla çalışmayan bir belediye başkanı bir eliyle yapıp diğer eliyle yıkan kişi gibidir. Ne kadar çok çalışmış olursa olsun, döneminin sonunda geride sadece enkaz, yıkıntı bırakır. AK Parti’nin hiçbir belediye başkanı böyle olmamalıdır, olamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

“ASLINDA BİZ BUGÜN DÜNDEN DAHA GÜÇLÜYÜZ”

Milletin, AK Parti’yi en iyi ve adil hizmet sağladığı için desteklediğine işaret eden Erdoğan, “Şayet kerameti kendinde vehmeden varsa, gerçekten hem şahsı hem partimiz adına çok büyük zarardadır. Biz ancak milletimizle birlikte varız. İnsanlarımızla birlikte anlamlıyız. Halkın desteği yanımızda olduğu sürece güçlüyüz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan halk oylamasının ardından genel başkanlık görevini devralmasıyla milletin sesine kulak vererek, belediyelerde yeniden yapılanmanın ilk adımlarını attıklarını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Doğu ve Güneydoğu illerimizde de kayyum belediye başkanları eliyle, milyonlarca insanımızı gerçek belediyecilik hizmetleriyle tanıştırdık. Başarılarıyla bizleri gururlandıran belediye başkanlarımız var. Bunun yanında vasat kalan belediye başkanlarımız da bulunuyor. 2019 seçimlerine yeni bir heyecanla, yeni bir ruhla girdiğimizde, mevcutları korumak bir yana bugüne kadar istediğimiz neticeye ulaşamadığımız nice belediyeyi inşallah partimizin saflarına katacağımıza inanıyorum. Bunu yapmalıyız. Bu konuda kararlı olmamız şart. Yapabilir miyiz? Ben yapacağımıza inanıyorum. Aslında biz bugün dünden daha güçlüyüz. Ama bu gücümüzü tevazu üzerinde yükseltmeliyiz.”

“BÜTÜN BUNLARDA ARANAN EHLİYET, LİYAKAT OLACAK”

Bakanların artık eskisi gibi olmayacağına işaret eden Erdoğan, “Şimdi artık partili olmayan bakanlarımızla bir kabine oluşturuyoruz. Bu arkadaşlarımız, bundan önce olduğu gibi de köşeye sıkıştırılmak suretiyle, şuraya şu olsun, buraya bu olsun mantığıyla hareket etmeyecek. Bu tabii bir yerde şunu sağlamış olacak. Kimse kalkıp da şunu diyemeyecek, ‘Siz şöyle böyle yaptınız, kadrolaştınız, şuydu, buydu.’ En azından bakan, olaylara bakarken daha objektif bakma imkanını yakalayacak. Bu, ona bir rahatlık getirecek. Bu tür zanların altında da kalmayacak. Bütün bunlarda aranan ehliyet, liyakat olacak. Ehliyeti ve liyakatı öne çıkarmak suretiyle yeni döneme girmiş olacağız.” şeklinde konuştu.

Erdoğan, bu hükümetin başında cumhurbaşkanlığı yönetim sistemiyle AK Parti Genel Başkanı olacağını bildirdi.

“BİR YILLIK SÜRECİ PROGRAMLAYIP ELE ALACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yönetim sistemindeki dinamizmin geçmişe göre çok daha farklı olacağını dile getirdi.

Erdoğan, “Nasıl ki 2002 sonu 2003 başı o başladığımız süreç çok büyük önem arz ediyorsa şimdi de ilk etapta 100 gün, ardından ikinci bir 100 gün, ardından 6 ay ve böylece bir yıllık bir süreci farklı bir şekilde inşallah programlayıp ele alacağız. AK Partimizi önce marta çok iyi hazırlamamız lazım, ondan sonra da inşallah malum 5 yıllık hedef var, 5 yıllık hedefe doğru taşımamız, götürmemiz lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Belediye Başkanlarının önlerindeki 8 ayı çok iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, başkanların eksiklikleri tamamlayıp yapılan işleri göstermeleri gerektiğini ve kırılan gönülleri onarma imkanına sahip olduklarını söyledi.

“TEŞKİLATLARIN BELEDİYE BAŞKANLARININ YANINDA OLMASI ÖNEMLİ”

Bu imkanı iyi değerlendirenlerin karşılığını hem partiden hem de vatandaştan alacağını ifade eden Erdoğan, teşkilatların, kadın ve gençlik kolları dahil olmak üzere belediye başkanlarının yanında olmasının çok önemli olduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, “Benim istemediğim oldu veya benim istediğim olmadı” mantığıyla bir davanın mensubu olunamayacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Gelen bazı raporlarda, maalesef yerel yönetimlerle adaylar arasında bu tür sıkıntılar da yaşandı. ‘Ben onu istemiyorum, filancayı istiyorum.’ Onun için yan gelip yatanlar oldu, kusura bakmasınlar Eğer biz bir davanın mensubuysak size görev verilmemiş olabilir ya da sizin istediğiniz olmayabilir veyahut teşkilatımızda herhangi bir kardeşimizin adaylığı gerçekleşmemiş olabilir ama bu zaman içerisinde bizim en çok üzerinde durmamız gereken konu, insan meselesidir. Burada olmaz, başka yerde olur. İlla parlamento mu olacak, illa bakanlık, belediye başkanlığı mı olacak?

Öyle anlar gelir ki bunlar birçok kurulda, ofislerde, şurada burada vesaire bu imkanlar da doğabilir. Mesele, davanın bilincindeysek o bilinç şuuruyla hareket etmemizdir. Eğer bunu yapamazsak bu davaya en büyük darbeyi indirmiş oluruz çünkü bizim partimiz sıradan, alışılmış bir parti değildir. Burası dava olarak içinde bulunduğumuz süreçtir. Bu bilinciyle hareket etmek durumundayız ve bu davanın bilinciyle de taşı gediğine oturtmak durumundayız. Bunun içinde önümüzdeki takvim bellidir.”

AK Parti’nin Mart 2019’dan çok başarılı çıkması gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Önümüzde nasıl olsa çok daha fazla zaman var, gibi bir lüksümüz yok. Şimdiden ‘Bismillah’ deyip yaz mevsimini de gayretli bir şekilde geçirmemiz gerekiyor.” dedi.

Erdoğan, ağustos ayında büyük kongrenin yapılacağını, kongreden sonra Mart 2019 için hazırlıkların sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi.

Previous ArticleNext Article

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” “Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” için yorumlar kapalı 245686

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madinat Jumairah Mina Salam Konferans Merkezi’nde, onur konuğu olarak katıldığı “Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” teması altında düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid Al Maktum’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de onur konuğu olarak bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDİYORUZ”

“Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” temasıyla zirvenin küresel barış ve adaletin tesisine pozitif etki yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin temasıyla uyumlu şekilde Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüyle birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” diye konuştu.

Doğru değerlerle yola çıkıldığında büyük dönüşümlerin nasıl başarıldığını bugüne kadar gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıllık iktidarları döneminde Türkiye’yi her alanda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüterek ileriye taşıdıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl öncesinin Türkiye’sini hatırlayanlar ile bugünün Türkiye’sini görenlerin ülkenin kısa sürede nasıl büyük bir başarı hikâyesi yazdığını, nasıl sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini kabul ve takdir ettiğini vurguladı.

“Bugün büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası alanda artan etkinliğiyle, diplomasi kulvarında elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeği var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevremizde yıllardır devam eden sıcak çatışmalara, terör ve istikrarsızlık dolayısıyla maruz kaldığımız göç baskısına, ülkemizi hedef alan envaiçeşit terör eylemlerine rağmen istikrar, güven ve kalkınma yolunda asla sapmadan bugünlere geldik” ifadesini kullandı.

Geçen yıl 6 Şubat’ta Türkiye’nin tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadığını, 11 il ve 14 milyon insanı doğrudan sarsan depremde 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremin üzerinden daha 1 sene bile geçmeden enkazları kaldırdık. Vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyaçlarını giderdik. İnşası tamamlanan 31 binden fazla konutu depremzedelerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Tam bir yıl önce asrın felaketini yaşamış bir millet olarak dost ve kardeş ülkelerin de desteğiyle hamdolsun yaralarımızı süratle sarıyoruz. Buradan bir kez daha milletimizle dayanışmasını esirgemeyen başta Emirlikler olmak üzere tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

“TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRDÜK”

Tüm bu adımları atarken dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine yardım elini uzatmayı da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın sığınmacıya yıllardır ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Etrafı âdeta ateş çemberiyle kuşatılmış ülkemizin bugünkü konumuna gelmesi şüphesiz kolay olmadı. Türkiye’nin son çeyrek asrına mührünü vurmuş bir hükûmet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret, tecrübe ve dirayet vardır. Türkiye’yi takip edenler bu zorlu sürecin kilometre taşlarını çok iyi biliyor. Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun, yılmadan yorulmadan Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma mücadelemizi azimle sürdürdük. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.”

Çok samimi bir hissiyatını paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu, halkına siyaset yoluyla hizmet etmeye çalıştığını aktardı.

İlk gençlik yıllarında sivil toplumda başladığı mücadelesini daha sonra siyasetin farklı kademelerinde görev üstlenerek yürüttüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “1994 senesinde henüz 40 yaşında bir siyasetçiyken Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildim. Yaklaşık 4,5 yıl sürdürdüğümüz bu vazifemiz sırasında bugün bile takdirle konuşulan çok önemli hizmetlere, eserlere ve yatırımlara imza attım. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı. Ama buna rağmen İstanbul’daki başarımız, önümüzde yeni kapıların açılmasına, çok daha büyük bir başarı hikâyesinin yazılmasına vesile oldu. 2001 senesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla bugün genel başkanlığını yürüttüğümüz AK Parti’mizi kurduk. Partimizin kuruluşundan sadece 15 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerden açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendik. Hapse girdiğimizde kimi gazeteler ‘muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı ama biz insanımızın teveccühüyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaklaşık 21 yılı aşkın süredir milletimize hizmetkârlık ediyoruz.”

Bu döneme sadece ülkeye çağ atlatan eserleri, hizmetleri ve reformları sığdırmadıklarını, aynı zamanda 17 seçim zaferini de sığdırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak mayıs ayında yüzde 90’ları bulan katılım oranıyla gerçekleşen ve oldukça çekişmeli geçen seçimlerde tarihî bir başarıya daha imza attık. Şimdi de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanıyoruz. 48 gün sonra. Allah’ın izniyle bu seçimlerde 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çünkü biz geçmişte olduğu gibi şimdi de ‘insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ inancıyla çalışmalarımızı çok yoğun ve çok sıkı şekilde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bir noktayı da özellikle vurgulamam gerekiyor. Tüm bu süreçler boyunca hükûmet işlerinde daima ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize rehber edindik. Biz insanı yaşatarak, insana dokunarak, insanı yücelterek, insanların kalbini kazanarak devleti yaşattık, büyüttük, güçlendirdik. İnsanımıza sahip çıktıkça insanımız da devletine ve bize sahip çıktı. Halkımızın gücü ve desteği olmasaydı bunların hiçbirini başaramazdık. Bugün de aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. Bizim siyasette varlık gayemiz geride hayırla, şükranla ve hayır duayla yâd edilecek güzel bir miras bırakmaktır.”

“DÜNYAMIZ DEĞİŞİM, GERİLİM, KRİZLER VE KİMİ YERLERDE ÇATIŞMALARIN BİRBİRLERİNİ TETİKLEDİĞİ BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN GEÇİYOR”

Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirince kadar durmadan, dinlenmeden, zorluklar karşısında yılmadan koşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz ve ötesinde adil ve kalıcı barışa hâkim kılmak, bu vizyonumuzun temel yapı taşlarından biridir. Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünyada mümkündür. Buna gelecek nesiller başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ancak dünyamız değişim, gerilim, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların birbirlerini tetiklediği bir alacakaranlık kuşağından geçiyor” ifadelerini kullandı.

Henüz bir krizi çözmeden yenisinin patlak verdiği, sancılı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlanacağı üzere Kovid-19 salgınında bunun sağlık boyutuna şahitlik ettik. Tam tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşündüğümüz anda Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsıldık. Bu savaş, zaten ciddi belirsizliklerle boğuşan küresel ekonomi ve siyaseti çok daha büyük bir girdabın içine sürükledi. Enerji fiyatlarından gıda krizine, silahlanma yarışından düzensiz göç baskısına geniş bir alanda ilave sorunlarla yüzleştik. Türkiye, bu meydan okumaları en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. İlk günden itibaren hep barıştan, adaletten, diplomasiden ve dayanışma hâlinde sıkıntıların üstesinden gelmekten yana olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkesin sağlanması ve ardından kalıcı barışa giden yolun aralanması için elimizi taşın altına koyduk. İstanbul Süreci, tarafların bir araya gelip asgari noktalarda buluşabildiğini gösterdi. Karadeniz Girişimi, gıda krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Daha bunun gibi ateşi körüklemek yerine yangını söndürmeyi amaçlayan pek çok siyasi, diplomatik ve ekonomik hamle yaptık. Akan onca kana, yıkıma ve acıya rağmen adil bir barışın mümkün olduğuna dair inancımızı hâlen koruyoruz. İnşallah bunun için çabalarımızı yoğunlaştırarak yola devam edeceğiz” diye ekledi.

“İSRAİL ON YILLARDIR İŞGAL, GASP, YIKIM VE KATLİAM POLİTİKALARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR”

Çözüme kavuşturulamayan her meselenin zamanla büyümüş, çetrefilleşmiş bir hâlde karşılarına yeniden çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halının altına süpürülerek sorunların çözülemeyeceğini vurguladı.

Yaşanılan her hadiseyle bunun bir kez daha görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en son ve acı örneği Gazze’deki krizdir. Geçen yılın 7 Ekim’indeki hadiseden bağımsız olarak bugünkü krizin kaynağı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail on yıllardır işgal, gasp, yıkım ve katliam politikalarından vazgeçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Filistin halkının nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1948’den bugüne İsrail-Filistin haritalarına bakmak bile meselenin vahametini göstermeye yeterlidir. Biliyorsunuz tedavinin yarısı, teşhisin doğru konulmasıdır. Burada da sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm yolunu da bulamayız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin varlığını kabul etmelidir. Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçiyor. Bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dâhil, sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanında çoğu çocuk ve kadın 28 binden fazla masumun hayatına mal olan, 70 bine yakın sivilin yaralandığı, 1,5 milyondan fazla insanın göçe zorlandığı Gazze’nin büyük bir enkaz yığınına çevrildiği trajedi karşısında her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. Toplam 380 hasta ile 344 refakatçiyi Türkiye’de misafir ediyor, tedavilerini sağlıyoruz.”

“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ ASLA SAHİPSİZ, ÇARESİZ VE YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye’nin Gazzelilere yönelik işlenen savaş ve insanlık suçlarının takibi için uluslararası hukuk kulvarında atılan adımlara destek verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti nezdinde hak ve adaletin tecellisi için inisiyatif alan tüm ülkelere özellikle de Afrikalılara teşekkür etti.

Aynı şekilde 2023 Ekim ve Aralık aylarında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kararlara destek veren ülkelere de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlarını da esefle karşıladığımızı belirtmek isterim” dedi.

Bu kritik dönemde Ajansa yapılan katkıların arttırılmasının önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, Ürdün, Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan 6 milyon mülteci için can damarı olan Ajansa sahip çıkmaya davet ediyorum. Bakınız, tüm bunları sadece nüfusu Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Ajansa aynı zamanda 5 asır önce engizisyon zulmüne maruz kalan Musevilere kapısını açmış 4 asır boyunca İbrahim Halilullah düsturuyla Kudüs-ü Şerif’e hizmet etmiş bir milletin evladı olarak ifade ediyorum.”

Mevcut İsrail yönetiminin sorumsuz, pervasız ve acımasız politikalarının tüm dünyada antisemitizmi körüklediğini gördüklerini, bundan da rahatsız olarak insanlık adına endişe duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk ve kadın ölmeden bir an önce Gazze’deki katliamın durdurulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tehditler karşısında etkin küresel yönetişim, etkin iş birliği ve dayanışmanın dünyanın geleceği bakımından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİRDİ”

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hedefleri ulusal kalkınma plan, strateji ve vizyonlarının ana unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

“Bununla yetinmiyor, hedeflere ulaşmak için uluslararası çabalarda en ön saflarda yer alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuda da uluslararası toplum ne yazık ki başarılı bir sınav veremiyor. 2030 itibarıyla sıfır açlığa ulaşma hedefinden giderek uzaklaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma için yeşil dönüşümün gerekliliğinin gün geçtikçe daha net görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ortak yuva” olan dünyayı çevre felaketlerinden, atık krizinden korumanın da herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen COP28 Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne bu bilinçle katkı verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak belirledikleri “2053 itibarıyla net sıfır emisyon” hedefi ve eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılarak yürütülen Sıfır Atık projesiyle bu alandaki mesuliyetlerini yerine getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için açıkladıkları adaylık konusunda da katılımcılardan destek istedi.

“ADIMLARIMIZI ‘DİJİTAL TÜRKİYE’ VİZYONU TEMELİNDE ATMAKTAYIZ”

Yapay zekâ gibi çığır açan teknolojilerin çalışma hayatından ekonomiye, bilgiye erişimden uluslararası siyasete her alanı dönüştürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanırken beraberinde getirdiği riskleri de başarıyla yönetmenin çabası içindeyiz. Adımlarımızı ‘Dijital Türkiye’ vizyonu temelinde atmaktayız. Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite sanayi iş birliğini destekleyerek, AR-GE çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek ülkemizde güçlü bir yenilikçilik ekosistemi kurduk. Yenilikçiliğin mimarı ve taşıyıcısı olan TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Elektronik devlet kapısıyla 65 milyona yakın kullanıcının 8 bine yakın kamu hizmetine ulaşmasını sağlıyoruz. Oluşturmakta olduğumuz Türkiye dijital devlet stratejisiyle de devletin dijitalleşmesi için ana yol haritasını belirlemiş olacağız. Yapay zekânın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını yüzde 5’e bu alandaki istihdamı ise 50 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri dâhil körfez ülkelerinin dijital dönüşüm, teknoloji ve yenilikçilik alanlarında gerçekleştirdikleri hamleleri de takip ediyoruz. Bu alanlarda iş birliği ve ortaklıklarımızı geliştirmemizde fayda görüyoruz.”

Türkiye’nin uluslararası barışın teorisine ve pratiğine katkısını pekiştirmek misyonuyla hayata geçirdiği Antalya Diplomasi Forumunun 3’üncüsünün 1-3 Mart’ta düzenleneceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak temasıyla gerçekleştireceğimiz forum vesilesiyle sizleri turizmimizin başkenti Antalya’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’nin başarıyla icra edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından düzenlenen GovTech ödül törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü için yorumlar kapalı 212243

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi.

seers cmp badge