“81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle, milletimize layık olmaya çalışacağız” 0 91377

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Hizmetkârlığına talip olduğumuz milletimize layık olabilmek için geceli gündüzlü çalıştık. Hamdolsun, milletimiz bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı, yolda koymadı. 24 Haziran’da bir kez daha kendisine hizmet etmek üzere bizi seçti. Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle, milletimize layık olmaya çalışacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Genel Kurulu’nda yemin etmesi ve Anıtkabir ziyaretinin ardından, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Süvari Birliği eşliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesine girişi sırasında 101 pare top atışı yapıldı. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni öncesinde hava, kara ve deniz komutanlıklarına bağlı ordu karargâhlarında da 101’er pare top atışı gerçekleştirildi.

Törene; Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelashvili, Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Moldova Cumhurbaşkanı Igor Dodon, Bosna Hersek Başkanlık Konseyi Başkanı Bakir İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi, Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad El Sani, Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooranbay Jeenbekov, Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir, Gine Cumhurbaşkanı Alpha Conde, Zambiya Cumhurbaşkanı Edgar Lungu, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Jose Mario Vaz, Ekvator Ginesi Cumhurbaşkanı Teodoro Obıang, Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullahi Muhammed Farmajo, Moritanya Cumhurbaşkanı Mohamed Ould Abdel Aziz, Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo Ondimba, Çad Cumhurbaşkanı Idriss Deby Itno, Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Omar Guelleh, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro da katıldı.

22 Devlet Başkanı’nın yanı sıra birçok ülkeden devlet başkan yardımcıları, parlamento başkanları ve başbakanları ile altı uluslararası örgütün temsilcisinin de iştirak ettiği törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“MİLLETİMİZE LAYIK OLABİLMEK İÇİN GECELİ GÜNDÜZLÜ ÇALIŞTIK”

Tüm katılımcıları selamlayan ve destekleriyle şahsını bu göreve layık gören vatandaşlara teşekkür ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah bizi milletimize mahcup etmesin. Rabbim, milletimize ve tüm insanlığa yapacağımız hizmetlerde yolumuzu aydınlatsın, işimizi kolaylaştırsın” temennisinde bulundu.

40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu; siyaseti Allah rızası ve millete hizmet etmek için yaptığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hizmetkârlığına talip olduğumuz milletimize layık olabilmek için geceli gündüzlü çalıştık. Hamdolsun, milletimiz bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı, yolda koymadı. 24 Haziran’da bir kez daha kendisine hizmet etmek üzere bizi seçti. Sadece bize oy verenlerin değil, 81 milyonun tamamının Cumhurbaşkanı olduğumuzun bilinciyle, milletimize layık olmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.

“CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİ ZORLAMA DEĞİL, TARİHİN BİZİ YÖNLENDİRDİĞİ İSABETLİ BİR TERCİHTİR”

Türkiye ve Türk Milleti olarak yeni bir başlangıç yaptıklarını, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile 150 yıla yaklaşan demokrasi arayışı ve 95 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanılan denemelerin çok ötesinde yeni bir yönetim modeline geçildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Geçmişte yol açtığı, siyasi, sosyal ve ekonomik kaoslar sebebiyle ülkemize çok büyük bedeller ödeten bir sistemi artık geride bırakıyoruz. Bundan sonra, milletin doğrudan yetki verdiği ve dolayısıyla hesap sorma hakkına sahip olduğu Cumhurbaşkanı çalışmalarını, yasama ve yargı organlarıyla uyumlu bir şekilde yürütecektir.”

Belediye başkanlığı, başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı görevleri boyunca vesayetten darbelere, terör saldırılarından ekonomik tuzaklara kadar her türlü sıkıntıyı yaşadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasi tarihimizin tecrübeleri yanında, son 16 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütürken karşılaştığımız sıkıntılar bize de, bu değişimin kaçınılmaz olduğunu göstermiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, zorlama değil, tarihin bizi yönlendirdiği isabetli bir tercihtir. Türkiye, Osmanlı’dan beri tarihinde ilk defa, kritik bir yol ayrımında tercihini, darbe veya benzeri zorlamalarla değil, milletimizin özgür iradesiyle gerçekleştirmiştir” dedi.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ, 2 BİN 200 YILI AŞKIN BİR DEVLET GELENEĞİNİ TEMSİL ETMEKTEDİR”

İslam mütefekkiri İbn-i Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözüne atıfta bulunarak konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı forsumuzda temsil edilen 16 devletimiz çok geniş bir coğrafyada kurulmuş, büyümüş ve tarihe karışmıştır. Bir başka ifadeyle Türkiye Cumhuriyeti, 2 bin 200 yılı aşkın bir devlet geleneğini temsil etmektedir. Bugün, yine çok geniş bir coğrafyada, hemen hepsinin de temsilcileri aramızda bulunan, tarihî süreklilik bakımından kendimizden ayrı görmediğimiz pek çok dost ve kardeş devlet vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun vatandaşları olarak bizler, kaderimizin merkezine Anadolu’yu yerleştirdik. Bin yıl önce Malazgirt’te Anadolu’ya serptiğimiz tohumlar, Türkiye Selçuklu Devleti ile hemen boy vermişti. Osmanlı, genç bir fidan olarak devraldığı devlet bayrağını, İstanbul’un fethiyle üç kıta yedi iklimi içine alan ulu bir çınara dönüştürdü. Geçtiğimiz yüzyılın başlarında, yaşlanan çınarı, Cumhuriyet aşısıyla yeniden gençleştirdik” dedi.

“VAKİT, HEDEFLERİMİZE DAHA KARARLI VE HIZLI ŞEKİLDE YÜRÜME VAKTİDİR”

“Bugün burada milletimize, 95 yıllık Cumhuriyetimizi, yeni bir yönetim anlayışıyla şahlandırmanın sözünü veriyoruz. Milletimizin bize sağladığı bu imkânı en iyi şekilde kullanarak, güçlü meclis, güçlü hükûmet, güçlü Türkiye için yola koyuluyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin isimleri farklı, vahşetleri benzer, hedefleri aynı olan terör örgütlerinin en yoğun saldırılarına maruz kaldığı bir dönemde, milletin “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” rabiasına sıkı sıkıya sarıldığını görmekten memnun olduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Milletimiz 24 Haziran’da sandıkta, bir kez daha görevini yerine getirmiştir. Bundan sonra bize düşen, medeniyetimizin ihyası ve inşası için, kaybettiğimiz zamanı geri kazanmak için çalışmaktır, çok çalışmaktır. Vakit, hedeflerimize daha kararlı, daha hızlı şekilde yürüme vaktidir. Bugün ‘bismillah’ diyerek adımını attığımız yeni başlangıcımızın ilk imtihanı, 2023 hedeflerimize ulaşmak olacaktır. Böylece, bizden sonraki nesillere kendi vizyonlarını gerçekleştirebilecek güçte bir Türkiye bırakmayı amaçlıyoruz.”

“TÜRKİYE İMKÂNLARINI VATANDAŞLARIYLA BİRLİKTE, TÜM DOSTLARIYLA PAYLAŞMAYI SÜRDÜRECEK”

“Biz paylaşmanın bereketine inanan, dostlarıyla, kardeşleriyle birlikte yol yürümekten, onlarla birlikte kazanmaktan memnuniyet duyan bir milletiz. Dünyanın her anlamda bir yapılanma sürecinde olduğu günümüzde, bu yaklaşımın çok daha anlamlı ve değerli olduğunu düşünüyoruz. Hiçbir ülkenin ve hiçbir toplumun vasiye, vesayete, mürebbiyeye, kurtarıcıya ihtiyacı olmadığına, insanlığa lazım olan tek şeyin adalet ve iş birliği olduğuna inanıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni dönemde Türkiye’nin, demokrasiden temel hak ve hürriyetlere, ekonomiden büyük yatırımlara kadar her alanda daha ileriye gideceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu şekilde güçlenen Türkiye, elindeki imkânları kendi vatandaşlarıyla birlikte tüm dostları ve kardeşleriyle paylaşmayı sürdürecektir. Hep söylediğimiz gibi, bizim gönül sınırlarımızın hududu yoktur. İşte bugün buradaki şu manzara, gönül sınırlarımızın genişliğinin en somut ifadesidir. Dostluğunuz ve kardeşliğiniz için sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum” dedi.

“KILAVUZUMUZ, DEMOKRASİ VE MİLLÎ İRADENİN ÜSTÜNLÜĞÜ OLACAK”

Bu gece gerçekleştireceği basın toplantısıyla kabineyi açıklayacağını ve yarın devlet geleneğine uygun olarak Azerbaycan ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ilk ziyaretini gerçekleştireceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, çarşamba günü de NATO Zirvesi için Brüksel’e gideceğini kaydetti.

Hacı Bayram Camiinde kılacağı Cuma namazını müteakip, kabinenin ilk toplantısını gerçekleştireceklerini duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni dönemi yine, artık bizim alametifarikamız hâline gelmiş olan ‘reform ve icraat’ üzerinde bina edeceğiz. İskeletini oluşturup çatısını çattığımız yeni yönetim sistemimizi sürekli geliştirerek ileriye taşıyacağız. Bürokrasi değil hizmet üreten bir devlet yapısı oluşturmakta kararlıyız. Kılavuzumuz yine demokrasi olacak, millî iradenin üstünlüğü olacak” dedi.

“TÜRKİYE’Yİ HER ALANDA GÜÇLENDİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti. “Her türlü hak ve özgürlükten, ülkemizin sahip olduğu tüm zenginliklerden, köken, inanç, meşrep, bölge, şehir farkı olmaksızın, vatandaşlarımızın tamamının yararlanmasını sağlayacağız. Bu ülkede insanların herhangi bir sebepten ötürü dışlandığı, ötekileştirildiği, zulme maruz kaldığı dönemler, inşallah bir daha geri gelmemek üzere geride kalmıştır. En büyük zenginliğimiz insanımızdır. Çalışkanlığı ve üretkenliğiyle herkesi kendine hayran bırakan insan kaynağımızı, eğitimle, teşvikle daha etkin şekilde kullanmak için gereken her adımı atacağız. En önemli önceliklerimizden biri, maziden atiye kuracağımız güçlü köprüyle, nereden geldiğini bilen, nerede durduğunun ve nereye gitmek istediğinin şuurunda nesiller yetiştirmek olacaktır. Eğitim ve kültür politikalarımıza, geçmiş dönemlerden çok daha fazla önem vereceğiz. Türkiye’yi, savunma sanayinden sınır güvenliğine kadar her alanda güçlendireceğiz.”

Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri hâline getirme sözlerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar tamamladıkları projelerin referansları olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Hâlen devam eden yatırımlarımızı ve milletimize taahhüt ettiğimiz projeleri hayata geçirmekle kalmayacak, çok daha büyük işlere imza atacağız. Sosyal politikalar, bizim görünmeyen zaferimizdir. Türkiye’yi hiç kimsenin yokluktan, yoksulluktan dolayı aç, açıkta kalmadığı, çocuğunun eğitimini ihmal etmediği, geleceğinden umudunu kesmediği bir ülke hâline getirme yolunda çok büyük mesafe kat ettik. İnşallah yeni dönemde, ülkemizin sosyal devlet niteliğini çok daha güçlü hâle getireceğiz. Diğer tüm alanlarda da milletimize verdiğimiz sözlere uygun şekilde, Türkiye’yi büyütmenin, güçlendirmenin çabası içinde olacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki tren kazasında yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa, yakınlarına baş sağlığı diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kaza sebebiyle halk oyunları ve lazer gibi gösterilerin iptal olduğunu da bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın duasıyla sona erdi.

TÖRENE KATILAN MİSAFİRLER ONURUNA AKŞAM YEMEĞİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni’ne katılan devlet ve hükûmet başkanları, meclis başkanları, bakanlar, özel temsilciler ve uluslararası örgüt yöneticileri ile büyükelçiler onuruna Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir akşam yemeği de verdi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ANKARA SON 10 YILIN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞINI GÖRDÜ 0 4511

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Başkent Ankara’nın son bir yılda 1 milyar dolarlık artışla 7,7 milyar dolar ihracat yaptığını, bu rakamla en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu söyledi. Başkan Allıoğlu Ankara’nın, son 10 yılın en yüksek ihracat artışını sağladığını da bildirdi.

Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin 2018 yılı ihracat verilerini değerlendirdi. Geçtiğimiz yıl yaşanan ekonomik sorunlara rağmen ihracatta önemli artış yaşandığını bildiren Başkan Allıoğlu, Başkent Ankara’nın da ihracatını yüksek oranda arttıran iller arasına girerek, aynı zamanda sanayi şehri olduğunu bir kez daha kanıtladığını söyledi. Allıoğlu; 2018 yılında bir önceki yıla göre ihracatını 1 milyar dolar arttıran Ankara’nın, 7,7 milyar dolara ulaşan ihracatıyla İstanbul, Kocaeli, Bursa ve İzmir’den sonra en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu bildirdi.

En Çok İhracatımız ABD, Almanya, Çin…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, 2018 yılı ihracat verilerine göre Ankara’nın en fazla ihracatı ABD’ye yaptığını da söyledi. Başkent Ankara; ABD’ye geçtiğimiz yıl 699,7 milyon dolarlık ihracat yapsa da, bir önceki yılın gerisinde kaldı. Nezih Allıoğlu 2017 yılında Ankara’nın ABD’ye 713,4 milyon dolar olan ihracatının 2018’de yüzde 1,92’lik kayıpla 699,7 milyon dolara gerilediğini bildirdi. ABD’nin ardından en çok ihracat yapılan ülke ise Almanya oldu. Başkan Allıoğlu, Ankara’nın 2017’de Almanya’ya 616,8 milyon dolar olan ihracatının, 2018 yılında yüzde 11,5’lik artışla 687,7 milyon dolara yükseldiğini kaydetti. GGYD Başkanı Allıoğlu, Çin’in ise en fazla ihracat yaptığımız üçüncü olduğunu ifade etti. 2017 yılında Çin’e 568,3 milyon dolar ihracat yapan Ankara, bir yılda yüzde 15,9’luk artışla bu rakamı 2018’de 658,8 milyon dolara çıkardı.

Kimyevi Maddeler, Otomotiv, Makine, Savunma…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Ankara’nın en fazla ihracat yaptığı sektörlerin başında ise kimyevi maddeler ve mamüllerinin geldiğini söyledi.  Allıoğlu, 2018’de bu sektörde bir önceki yıla oranla yüzde 16,2’lik artışla 1,2 milyar dolarlık ihracat yapan Ankara’nın, ikinci en fazla ihracatı ise otomotiv endüstirisi sektöründe yaptığını bildirdi. Ankara’nın 2017’de bu sektörde 906,4 milyon dolar olan ihracatı 2018’de yüzde 27,09’luk artışla 1.152 milyar dolara çıktı. Başkent’in geçen bir yılda ihracatını arttırdığı bir diğer sektör ise makine ve aksamları oldu. Başkan Allıoğlu, bir önceki yıl 943.2 milyon dolarlık ihracatın yapıldığı bu sektörde 2018’de yüzde 20,2’lik artışla ihracat rakamının 1.133 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Ankara, savunma ve havacılık sanayinde lider olduğunu da son ihracat rakamlarıyla bir kez daha gösterdi. GGYD Başkanı Allıoğlu, 2017’de bu sektördeki ihracatı 748,9 milyon dolar olan Ankara’nın, son bir yılda yüzde 29,4’lük artışla ihracatını 969,3 milyon dolara çıkardığını bildirdi.

Son 10 Yılın En Yüksek Artışı

GGYD Başkanı Nezih Allıoğlu TİM’in geçmişe dönük ihracat verilerine bakıldığında ise Ankara’nın, son 10 yılın en fazla ihracatını gerçekleştirdiğini bildirdi. Allıoğlu, şöyle devam etti: “2009 yılında 4,5 milyar dolar, 2010 ‘da 5,1 milyar dolar, 2011’de 5,9 milyar dolar, 2012’de 6,5 milyar dolar, 2013’de 7,2 milyar dolar, 2014 ‘te 7,5 milyar dolar, 2015’te 6,7 milyar dolar, 2016’da 6,2 milyar dolar, 2017’de ise 6,5 milyar dolarlık ihracat yapan şehrimiz, 10 yıl aradan sonra ilk kez yıllık ihracatını 1 milyar dolardan fazla arttırarak 2018’de toplam 7,6 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Ankara, sanayideki gelişimini sürdürmekte, ihracatçımız içinde bulunduğu koşullara rağmen üretimden vazgeçmeden yolunda ilerlemektedir. İhracatçımıza minnettarız, önümüzdeki dönemden çok daha umutluyuz…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması” programına katıldı 0 75006

“Türkiye, askerî kapasitesi, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorundadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Karasu’da BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün temel atma programına katıldı. Canlı bağlantıyla İzmir’de modernize edilen BMC fabrikasının açılışını ve İstanbul Teknik Üniversitesi test laboratuvarında Türkiye’nin ilk yerli 600 beygir gücündeki motorunun test çalıştırmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma gerçekleştirdi.

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından BMC’nin düzenlediği “BMC Gelecek 50 Yıl” programının hayırlara vesile olması dileğiyle konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırımla Türkiye, Sakarya ve gelecek adına tarihî nitelikte adımlar atıldığına dikkati çekti.

“TESİS FAALİYETE GEÇTİĞİNDE 10 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiini bir üst lige taşıyacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün birinci kısmının temel atma törenini icra edildiğini belirterek, 222 hektar alan üzerine kurulan tesiste tank, zırhlı araç ve askerî kamyon, ticari araç, motor, hızlı tren ve metro fabrikaları gibi pek çok üretim hattının bulunduğuna işaret etti.

Toplam yatırım büyüklüğü 500 milyon dolara ulaşacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün tüm etaplarıyla faaliyete geçtiğinde 10 bin kişiye istihdam sağlayacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin Türkiye ekonomisine senelik 5 milyar dolar katma değer oluşturmasını beklediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne dediler ‘Türkiye battı, bitti, yatırımlar durdu, üretim durdu’. Hepsine inat yatırımlar da devam ediyor, üretimler de devam ediyor. Bu ülkeyi hazmedemeyenler bu ülkenin duruşuna katlanamayanlar isteseniz de istemeseniz de bu millet, bu ülke dimdik ayaktadır, dimdik ayakta olarak yoluna devam edecektir” dedi.

KATARLI KARDEŞLERİMİZİN ÜLKEMİZLE SERGİLEDİĞİ DAYANIŞMAYI UNUTMAYACAĞIZ”

BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün hayata geçirilmesinde öncülük eden herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, projede Türkiye-Katar ortaklığı bulunduğunu anımsatarak, Katar Emiri Şeyh Temim’e de şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminden Ağustos ayında yaşanan kur saldırılarına kadar hemen her konuda Katarlı kardeşlerimizin ülkemizle sergilediği dayanışmayı asla unutmadık, unutmayacağız. Nasıl Türkiye, belli güçlerin Katar’ı kuşatma teşebbüsleri karşısında kara gün dostluğunu göstermişse, Katar da ülkemizin karşılaştığı tüm kritik süreçlerde kadirşinaslığını ispatlamıştır” dedi.

Bundan sonra da savunma sanayinden ticarete, turizmden enerjiye kadar Türkiye-Katar iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur.”

TÜRKİYE KENDİ VATANDAŞLARI YANINDA MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN BİR EMAN YURDUDUR”

Sadece kardeş ve akraba topluluklar değil; beş asır önce İspanya’daki katliamdan kaçan Musevilerin de engizisyondan kaçan Hristiyanların da Nazi baskısından kaçan kimi Almanların da aradıkları emniyet, huzur ve güveni Türk topraklarında bulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin kendi vatandaşları yanında mazlum ve mağdurlar için bir ‘eman yurdu’ olmasının temel sebebi, hiç şüphesiz öncelikle milletimizin alicenaplığı ve yüce gönüllüğüdür. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz bu millet, paylaşmanın bereketine, dayanışmanın önemine inanan, iman eden bir millettir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin muhacire ensar olmayı, mazlumlara sahip çıkmayı, alan el olmaktansa veren el olmayı şeref payesi gören bir millet olduğunu dile getirerek, 3.5 milyon Suriyeli muhacire kapısını açan Türk milletinin, ensarın ne, muhacirin ne olduğunu çok iyi bilen bir millet olduğunu da sözlerine ekledi.

Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askerî bakımdan güçlü olduğu dönemlerde, Açe’den Habeşistan’a, Kırım’dan Nijerya’ya, Kafkaslara kadar çok geniş bir coğrafyada güvenlik ve istikrarın teminatı olduğunu vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem sınırları 22 milyon kilometrekareye ulaşan Osmanlı Devleti’nin sağladığı adalet şemsiyesi altında farklı ırklar, farklı kültürler, diller ve dinlerin yüzyıllarca barış içerisinde yaşadığını çok iyi bildiklerini aktardı.

SİLAH, MÜHİMMAT VE ASKERÎ TEÇHİZAT BAKIMINDAN DIŞA BAĞIMLILIĞIN ACISINI ÇOK ÇEKTİK”

Türkiye’nin savunma sanayini geri plana itme lüksü bulunmadığını, Türkiye’nin askerî kapasitesiyle, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millîlik oranı yüzde 20’lerde olan savunma sanayini yüzde 68 oranında millî hâle getirdiklerini, bunu da yeterli bulmayarak, bu oranı daha da artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Türkiye’nin silah, mühimmat ve askerî teçhizat bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çektiğini, son olarak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda bunun acısının yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Stratejik ortaklarımız bizi yarı yolda bıraktılar. Muhabere askerde çok çok önemlidir. Muhabere sistemlerimiz çöktü. Stratejik ortaklarımız telsizlerimizi susturdular. Ama şimdi biz onlardan kurtulduk, artık kendi telsimizi kendimiz yapıyoruz. Onlara ihtiyacımız yok. Türkiye, Kıbrıs Türk’ünün Rum çeteler eliyle soykırıma uğramasına engel olduğu için bizzat müttefikleri tarafından cezalandırılmıştır. Şimdi de aynı oyunlar oynanıyor. Nerede? Suriye’de. Fakat şimdi bu oyunları oynayanlar şunu bilmeli ki kullandıkları enstrümanlar, insan olarak söylüyorum, yanlış enstrüman. Bu yanlış enstrümanlar onları aldatıyor ama bizi aldatamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin üç yıl boyunca, parasını peşin ödediği uçakları teslim alamadığı, bakım ve onarımları için gönderilen uçakları geri alamadığı dönemler yaşadığını anımsatarak, Türkiye’nin üç yıllık dönemde, milyarlarca dolarlık müttefik silahlarıyla donattığı ordusuna yedek parça dahi sağlayamadığı günler yaşadığını kaydetti.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YAŞADIĞI SIKINTILARIN GERİSİNDE TUZAKLAR, DAYATMALAR VE GAFLETLER VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde insansız hava araçları konusunu dönemin ABD başkanı ile görüştüğünü hatırlatarak, “Maalesef Kongre izin vermedi’ dedi. En sonunda zorla bize kiralama yöntemiyle böyle bir yol denendi O da sağlıklı çalışmadı. İstihbaratta bile aynı durumlara düştük. Biz stratejik ortağız… Stratejik ortak olarak bize bu destek verilmezken, stratejik ortaklığın ötesinde farklı ortaklıkları olan ülkelere çok farklı destekler verdiler” diye konuştu.

Türkiye’ye yönelik destek için öne sürülen şartlar arasında afyon ve kenevir ekimiyle ilgili kısıtlamaların yer almasının da konunun farklı boyutlarının görülmesi bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye bir zamanlar afyon ekimini yasaklayanların kendi ülkelerinde afyon ektiğine dikkat çekti. İlgili bakanlıklara gerekli talimatları verdiğini ve Türkiye’de kenevir ekimi sürecinin başlatılacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ekonomisinin bugün ilaçtan savunma sanayine kadar neredeyse her alanda yaşadığı sıkıntıların gerisinde, gizli-açık tuzaklar, dayatmalar, gafletler bulunduğuna işaret etti.

“SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIK ORANIMIZI YÜZDE 35’LER SEVİYESİNE DÜŞÜRDÜK”

“Bilhassa savunma sanayii alanında caydırıcılığımız mutlaka çok yüksek olmak durumundadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye, savunma sanayii başta olmak üzere tüm kritik alanlarda, sadece kendisine yeterli olmakla kalmayıp, tüm dostlarının ihtiyaçlarını da karşılayabilecek düzeye gelmek mecburiyetindir. Nitekim attığımız adımlar sayesinde 2002 yılında yüzde 80’lere bulan dışa bağımlılık oranımızı yüzde 35’ler seviyesine düşürdük.”

Türk savunma sanayii şirketlerinin yurt dışına, zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri, simülatörler, sahil güvenlik gemileri, haberleşme, komuta kontrol sistemleri ve yazılımları ihraç ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarının kamu imkânları ile özel sektörün tecrübe ve dinamizminin birleşmesiyle ortaya çıktığını da kaydetti.

Pakistan ile MİLGEM gemilerinin ihracatına yönelik 1,5 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığı, Ukrayna ile altı tane İHA’nın satışına dair mutabakata varıldığı bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmiş ülkelerin hiçbirinin ürünün yüzde yüz üretimini kendisi yapmadığını, birçok farklı ülkeden farklı parça tedarik ettiğini ve F-35 uçaklarının belli parçalarının Türkiye’den gönderildiğini de sözlerine ekledi.

Sakarya’daki Birinci Ana Bakım Fabrikası’na ilişkin çalışma hakkında da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “19 Aralık’taki Cumhurbaşkanlığı Kararımızın ardından belli bazı kesimler, bu konuyu hemen istismar etmeye başladı. Türk Savunma Sanayinin temellerini atan merhum Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan-millet âşıklarının millî projelerini sabote edenler, şimdi aynı tavrı bizlere, bizim çalışmalarımıza karşı sergiliyorlar. Ülkemizin savunma sanayini on yıllardır bir avuç yabancıya mahkûm edenler, şimdi çıkmışlar utanmadan bizim politikalarımızı eleştiriyorlar.”

“SEKA ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE İŞÇİLER MAĞDUR EDİLMEDİ”

Ana muhalefetin ülkeyle ilgili hayati konulardaki tutumunu da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu provokasyonun başını da Türkiye’deki adı ana muhalefet ama ana muhalefetten başka ne derseniz var. Başını CHP çekiyor. Terör örgütleriyle ‘simbiyotik’” ilişki geliştiren, aynı kaynaklardan beslenen CHP’den, ülkemizin ve milletimizin menfaatine olan böylesi bir meselede elbette yerli ve millî bir tavır beklemiyoruz. 24 Haziran seçimlerindeki yegâne başarısı, bölücü örgütün siyasi uzantılarını Meclis’e taşımak olan bir parti, zaten başka türlü hareket edemez” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin SEKA kâğıt fabrikalarının özelleştirilmesine de karşı çıktığını anımsatarak, özelleştirme sonrasında hiçbir işçinin mağdur edilmediğini, işçilerin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde istihdam edildiğini, fabrikaların belli alanlarının müzeye dönüştürüldüğünü, bazı alanlarının da yeşil alan olarak vatandaşın kullanımına açıldığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arifiye’deki mevcut personelin tasfiyesi, işinden, aşından, ekmeğinden edilmesi de asla söz konusu değildir. Burada çalışan kardeşlerimizin özlük haklarında herhangi bir eksilme olmayacaktır” dedi.

Aldıkları kararın fabrikanın verimliliğini, üretkenliğini, teknolojisini artırmak amacında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira orada yapılacak işler fabrika arazisindeki her türlü taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti devlet aittir ve öyle kalacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arifiye’deki fabrikaya yönelik kararın “özelleştirme” değil, işletme hakkının belli şartlar, belli süreler, belli kısıtlamalar dâhilinde BMC’ye devredilmesi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün Sakarya ve Türkiye için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Vatanımızın bağımsızlığı uğrunda gözlerini kırpmadan canlarını veren şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyor, gazilerimizden hayatta olanlara Rabbimden sağlık ve afiyet niyaz ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.