Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pretorya Büyükelçiliği Kançılarya binası açılışında konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pretorya Büyükelçiliği Kançılarya binası açılışında konuştu için yorumlar kapalı 89255

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti temasları kapsamında Türkiye’nin Pretorya Büyükelçiliği Kançılarya binasının açılış töreninde konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği olarak faaliyet gösterecek yeni Kançılarya binasının hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’ne layık konumuyla ve fiziki koşullarıyla daha iyi hizmet sunacak binanın bugün resmen hizmete açıldığını belirtti.

Erdoğan, Türkiye’nin bu gurur gününe katılanlara şükranlarını sundu. Bu binaya Türkiye’nin Güney Afrika Cumhuriyeti’yle ilişkilerine verdiği kıymetin bir nişanesi olarak da bakıldığını ifade eden Erdoğan, son yıllarda Türkiye’nin, yurt dışındaki diplomatik temsilini güçlendirmeye gayret sarf ettiğini aktardı.

Başkan Erdoğan, bu tür hizmet binalarının, o ülkelerin temsili noktasında taşıdığı öneme işaret ederek, “Bilhassa Afrika ülkelerindeki misyonlarımızın sayısının, kapasitesinin, temsil kabiliyetinin artırılmasına gayret gösteriyoruz. Afrika ülkeleriyle ortak çabalarımız sayesinde 2005 yılından bu yana kıta ile ilişkilerimizde büyük mesafeler kaydettik. Göreve geldiğimizde Afrika kıtasında büyükelçilik sayımız 12’ydi. Şimdi ise büyükelçilik sayımız 41 oldu. Nereden nereye geldiğimizi göstermesi açısından bu çok önemli. Dünyadaki en büyük diplomatik temsilciliğimiz yine bir Afrika ülkesi olan Somali’de inşa edildi ve bizim iftihar vesilemiz.” diye konuştu.

Somali’de dünyanın en büyüğü olarak görülen ülkelerin bile büyükelçilik binası, yatırımları olmadığını, konteynırlar içerisinde büyükelçilikleri bulunduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin Somali’de 85 dönüm arazi üzerinde diplomatik külliye yaptığını ifade etti.

TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, Anadolu Ajansı, Türk Hava Yolları gibi kurumlar ile Türkiye’nin kıtadaki varlığını artırdığını aktaran Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarını ve iş adamlarını da Afrika’ya yönelik çalışmalarında desteklediklerini ve teşvik ettiklerini vurguladı.

“GÖNÜL İŞ BİRLİĞİ YAPILMADIK DEVLET BIRAKMADIK”

Erdoğan, “10-15 yıl önce sadece belli bölgelerde ve alanlarda görünür olan Türkiye, bugün dünyanın en yaygın 6. diplomatik ağına sahip bir ülke konumundadır. Yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da kapısı çalınmadık, dost yarası sarılmadık, gönül iş birliği yapılmadık devlet bırakmadık.” dedi.

Hz. Mevlana’nın pergel metaforunu hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir ayağımızı Türkiye’ye sabitleyip diğer ayağımızla da tüm dünyayı kucaklamanın, girilmedik gönül bırakmamanın gayreti içerisindeyiz. Şu anda bunun da mücadelesini veriyoruz. Vatandaşlarımızın menfaatlerini savunduğumuz kadar Afrikalı kardeşlerimizin, Asyalı dostlarımızın da hak ve hukukunu savunduk. ‘Dünya beşten büyüktür’ sözümüzle küresel güvenlik ve yönetim sistemindeki çarpıklıklara karşı herkesin vicdanının sesi olduk. Bugün küresel meselelerde sözü, tavrı, bütün bunlarla beraber duruşu merak edilen bir Türkiye varsa şüphesiz bu, son 16 yılda verilen çok yönlü gayretlerin eseridir. Bu süreçte devletimizin en büyük gücü, dünyanın dört bir yanında Türkiye’yi gururla temsil eden vatandaşlarımız ile diplomatlarımızdır.”

Türkiye-Güney Afrika Cumhuriyeti ilişkilerinin bu seviyelere ulaşmasında Türk toplumu mensuplarının, iş adamlarının ve sivil toplum kuruluşlarının emeğinin asla inkar edilemeyeceğinin altını çizen Erdoğan, “Sizler çalışmalarınızla, bağlantılarınızla, ticari faaliyetlerinizle hem ülkemizi burada layıkıyla tanıttınız hem de uzakları bizlere yakın kıldınız. İki ülkenin birbirini daha iyi tanımasında, anlamasında sizler bizlere önemli bir güç kaynağı oldunuz. İnşallah bundan sonraki dönemde bizler bu gayretlerimizi artırarak devam ettireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Türkiye’nin diplomaside bugün ulaştığı gücün, sözden uygulamaya geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz bunu da evelallah yaparız, buna mani bir durum yok. Biraz daha fazla çalışacağız. Biz siyasetçiler işaret fişeği olarak önde olacağız ama tüm diplomatlarımız, iş adamlarımız dayanışma içerisinde olmalı, iş adamlarının bulundukları ülkelerde her türlü yatırıma, ihaleye hiçbir çekinme olmadan girmeleri lazım. Bilecekler ki ‘Benim Cumhurbaşkanım arkamdadır, benim bakanlarım arkamdadır, benim ülkemde özellikle siyaset arkamdadır.’ Bu şekilde de bu yolculuğumuzu devam ettireceğiz. Bütün bu ticaretten yatırımlara, güvenlik iş birliğinden eğitime, insani yardımlardan enerjiye kadar her alanda ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz. Şu anda dünyada en az gelişmiş ülkelere yardım noktasında 8,2 milyar dolarla Türkiye birinci sırada. Hep veren el olduk, alan el değil. Allah bizleri o duruma düşürmesin. Veren el olmaya da devam edeceğiz. Çünkü biz dünyadaki garip gurebaların yanında oldukça, nerede bir felaket varsa oraya elimizi uzattıkça o zaman biliniz ki çok daha güçlü olacağız. Şu anda bu anlayışla yolculuğumuza devam ediyoruz.”

Erdoğan, bunun Güney Afrika Cumhuriyeti’ne üçüncü ziyareti olduğunu bildirdi.

Daha önce 2005’te ve 2011’de Güney Afrika’yı ziyaret ettiğini hatırlatan Erdoğan, ikili iş birliğinin geliştirilmesinin önemine değindi. Erdoğan, “Güney Afrikalı liderlerle gerek G-20 toplantılarında gerek Türkiye-Afrika ortaklık zirvelerinde gerekse diğer uluslararası toplantılarda bir araya geldik. İnşallah BRICS Zirvesi’nin ve burada yapacağımız temasların da ülkemizin geleceği açısından son derece önemli olduğuna inanıyorum.” temennisinde bulundu.

Özellikle BRICS beşlisi ve katılımcı ülkelerle yoğun görüşmelerde bulunulacağını anımsatan Erdoğan, “Bu görüşmelerle birlikte bizler yarınların inşasını yapacağız. Bunu yapamazsak zaten bir araya gelişimizin de bir anlamı olmaz.” dedi.

Bugün ve yarın yapacakları görüşmelerde ekonomi başta olmak üzere birçok kritik konuyu ele alacaklarını belirten Erdoğan, dünya barışına nasıl hizmet verilebileceğinin değerlendirileceğini, bölgesel iş birliği arayışlarının güçlendiği yeni aktörlerin sahneye çıktığı bu süreçte iş birliğinin geliştirilerek yeni formüllerin üzerinde durulacağını bildirdi.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNİN TAMAMI İNSANLIĞIN ORTAK DÜŞMANIDIR”

Erdoğan, tüm dünyayı tehdit eden terör konusuna da değinileceğini vurgulayarak, terörün Güney Afrika’nın en önemli sorunlarından olduğuna inandığını söyledi.

Başkan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Her zaman ifade ettiğim gibi bizim nazarımızda terör örgütleri arasında hiçbir fark yoktur. Adı, söylemi, imajı ne olursa olsun terör örgütlerinin tamamı insanlığın ortak düşmanıdır. DEAŞ neyse FETÖ odur, PKK neyse Boko Haram, Eş-Şebab aynıdır.

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Sayın Ramaphosa ile yapacağımız görüşmede inşallah bu konuları ayrıntılarına varıncaya kadar ele alacağız. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin, biliyorsunuz aktif düzenleyicisi konumunda olan, 251 vatandaşımızın katili olan FETÖ ile ilgili beklentilerimizi kendilerine dile getireceğim. Zira, FETÖ’nün dünyada en faal olduğu ülkelerden biri ne yazık ki Güney Afrika. Bunu kendileriyle görüşeceğim. Daha önce belgeleri vermiştim. Bu defa yeni gelişmeler ışığında, bunları da kendilerine vereceğim. Zira, 15 Temmuz’da bizim başımıza bela olan bu terör örgütü yarın Güney Afrika’nın da başına bela olabilir, bunu hatırlatacağım.

FETÖ’nün bu toprakları kirletmesi, burayı üs haline getirmesi, Güney Afrikalı dostlarımızın alicenaplığını kullanmasına izin vermeyeceğiz. Bu alçak terör örgütünün tıpkı 17-25 Aralık döneminde ülkemizde olduğu gibi bazı kripto unsurları üzerinden Güney Afrika’nın hukuk sistemini istismar etmesine rıza gösteremeyiz. Son dönemde burada yaşananlar, FETÖ ile mücadelenin sadece Türkiye için değil, diğer ülkelerin güvenliği için de önemini ortaya koymuştur. Bu örgüt bulunduğu her yerde zehrini sisteme zerk eden kirli, kalleş, mülevves bir yapıdır.”

Türkiye’nin yurt içinde FETÖ’nün belini kırdığına dikkati çeken Erdoğan, “Yurt dışında da FETÖ’nün karanlık yüzünün ifşa etmiş, pek çok ülkenin örgüte karşı adım atmasını sağlamıştır.” diye konuştu.

Güney Afrika’da da Cumhurbaşkanı Ramaphosa ile benzer bir başarılı operasyonun gerçekleştirileceğine inandığını belirten Erdoğan, “Son FETÖ’cü terörist de hukuk önünde hesap verene kadar mücadelemizin süreceğini belirtmek istiyorum.” vurgusunu yaptı.

“TÜRKİYE, GÜNEY AFRİKA’DA TARİHİ BİRİKİMLE DE BULUNUYOR”

Başkan Erdoğan, özellikle Türkiye’nin bu topraklardaki tarihinin yeni olmadığına işaret ederek, Osmanlı’nın geniş vizyonuyla dünyanın dört bir ucuna ulaştığını anımsattı.

Pekin’den, Sudan’a ve Nijerya’ya kadar pek çok bölgede ecdadın eserleri, hizmetleri, cami, külliye ve medreselerle varlık gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Güney Afrika’da 1862 yılında Ebubekir Efendi ile başlayan daha sonra son Osmanlı başkonsolosu Mehmet Remzi Efendi ile devam eden süreç, iniş ve çıkışlara rağmen bugüne kadar asla kesintiye uğramamıştır.

Bugün Türkiye, Güney Afrika’da sadece resmi kurumları ve iş adamlarıyla değil aynı zamanda parmakla gösterilen tarihi birikimle de bulunuyor. Biz, ülke ve millet olarak hiçbir toplumun, hiçbir coğrafyanın doğal kaynağı, alın teri ve kanı üzerinde kendimize bir refah düzeni kurmanın peşinde olmadık. Ülkemizin kıtaya ve Güney Afrika’ya bakışı eskiden beri hep kazan-kazan esasına dayalıdır.

Ebubekir Efendi başta olmak üzere ecdadımızın burada bıraktığı temiz mirasa sahip çıkmamız gerekiyor. FETÖ gibi fitne ocaklarının bu mirasın arkasına saklanarak şeytani emellerini gerçekleştirmesine bizlerde göz yummayacağız.”

Bu bakımdan herkese önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Erdoğan, her Türk vatandaşının aynı zamanda ülkenin gönüllü misyon şefi olduğunu, Türkiye’nin doğru tanıtımı konusunda herkese görevler düştüğünü ifade etti.

Başkan Erdoğan, bu yeni hizmet binasının açılmasıyla da Güney Afrika’daki çalışmaların daha da güçleneceğine inandığını söyledi.

Erdoğan, Türkiye’nin temsili, ilişkilerin gelişmesi için gayret gösteren herkese başarılar dileyerek, şunları kaydetti:

“En ufak bir rehavete kapılmadan 7/24 bu çalışmalarımızı devam ettirmemiz lazım ve bu kapıdan kim olursa olsun asla dönmemesi lazım. Türk’ün o misafirperverliğini, o güler yüzünü her zaman gelen tüm misafirlerimize göstermemiz lazım. Bunu başardığımız sürece, bilesiniz ki hiçbir zaman bizim belimizi kimse bükemez. Türkevimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, tüm emeği geçenleri kutluyorum.”

Başkan Erdoğan’ın konuşmasının ardından açılışa geçildi.

“Büyükelçilik binamız tüm milletimize, tüm insanlığa hayırlı hizmetler vermeye vesile olsun” diyen Erdoğan, açılış kurdelesini eşi Emine Erdoğan ve beraberindeki bakanlarla kesti.

Erdoğan daha sonra binaya geçerek incelemelerde bulundu.

Johannesburg’dan açılış törenine katılmak üzere Pretorya kentine geçen Erdoğan, kançılarya binasına gelişinde ellerinde Türk ve Güney Afrika Cumhuriyeti bayraklarıyla kendisini bekleyen bölgedeki Müslüman topluma ait okulların öğrencileri ve vatandaşlar tarafından karşılandı.

Bir vatandaşın elinde taşıdığı “Sevgili Cumhurbaşkanım hem de Rize çayımız var” şeklindeki pankart dikkati çekti.

Katılımcılar arasında 1882’de Cape Town’da kurulan “Osmanlı Kriket Kulübü” sporcuları da yer aldı.

Törende Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker ile MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir de hazır bulundu.​

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80785

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87780

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.

Send this to a friend