“Döviz kurundaki istikrarsızlık ülkemize yönelik bir operasyondur” “Döviz kurundaki istikrarsızlık ülkemize yönelik bir operasyondur” için yorumlar kapalı 77170

Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu Mezuniyet Töreni’nde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan bir kez daha söylüyorum: Döviz kurundaki istikrarsızlık ülkemize yönelik bir operasyondur. Terör örgütleri eliyle, içimizdeki ihanet çeteleri vasıtasıyla yapamadıklarını döviz kurunu, döviz kurşunu hâline getirdikleri ekonomi silahıyla gerçekleştirmek istiyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Balıkesir’de Millî Savunma Üniversitesi Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nun 2017-2018 mezuniyet törenine katıldı. 2 bin 544 Türk ve 18 misafir astsubayın mezuniyet belgelerini alıp görev yerlerine uğurlandığı törende Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) astsubaylığın kritik bir görev ve 15 Temmuz kıyamının sembol ismi Ömer Halisdemir’in de bir astsubay olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, azmi, disiplini, kabiliyeti ve hedefi olan herkese, TSK’nın tüm kademelerinin kapılarının sonuna kadar açık olduğunu söyledi.

“GİYDİĞİNİZ ÜNİFORMANIN ONURU SİZİN EN BÜYÜK MÜKÂFATINIZDIR”

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, dünyanın en köklü, en yaygın, geçmişi zaferlerle dolu ordusu olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yıl, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın kuruluşunun 2 bin 227’nci kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. Ordumuzda hâlen kullanılan Tümen, Binbaşı, Yüzbaşı, Onbaşı gibi kavramlar, kuruluş döneminde ihdas edilmiş ve kesintisiz bir şekilde günümüze kadar gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı forsumuzda temsil edilen devletlerimizin en önemli özellikleri, gerçekten çok sağlam bir ordu düzenine sahip olmalarıdır. Sayıca çokluktan ziyade, eğitimi, düzeni, teçhizatı ve cesaretiyle öne çıkan bu ordular, kendilerinden katbekat fazla düşmanları hep yenilgiye uğratmışlardır” dedi.

Mezun olan astsubaylara hitaben, “Sizler bugün, milletimizin ‘Peygamber Ocağı’ diyerek gönlündeki yerini ifade ettiği işte böylesine şerefli bir kurumun kapısından ilk adımınızı atıyorsunuz” şeklinde seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları ekledi: “Unutmayınız; giydiğiniz üniformanın onuru, sizin en büyük mükâfatınızdır. Vatan savunması yolunda geçirdiğiniz her an, altın kıymetindedir. Hele bu yolda nasibinizde varsa sahip olacağınız gazilik veya şehitlik unvanlarının anlamını hiçbir maddi değerle tarif edebilmek mümkün değildir.”

Astsubayların ailelerine “Ülkemize ve milletimize böylesine aslan yürekli kahramanlar yetiştirdikleri için teşekkür ediyorum” sözleriyle teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesi ve Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nun eğitim öğretim kadrosuna da emekleri dolayısıyla şükranlarını ifade etti.

“TÜRKİYE’NİN EKONOMİDE OTURTULMAYA ÇALIŞILDIĞI KRİZ GÖRÜNTÜSÜNÜ HAK EDECEK BİR SORUNU BULUNMUYOR”

“Milletlerin tarihlerinde dönüm noktaları vardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim tarihimizde de, kimini sevinçle yâd ettiğimiz, kimini hüzünle hatırladığımız pek çok dönüm noktamız bulunuyor. Son yıllarda yaşadığımız hadiseleri milletimiz bakımından işte böyle bir dönüm noktası olarak görüyorum. Bölgemizle birlikte ülkemizi de kendi senaryolarına göre biçimlendirmeye çalışanların karşısına, kendi irademizle, kendi hedeflerimizle çıkma kararını verdiğimiz andan itibaren, zorlu bir mücadelenin içine düştük. Ülke ve millet olarak tercihimizden asla pişman değiliz. Tam tersine, bugün hep birlikte başı dik, alnı açık bir şekilde geleceğimize umutla bakabiliyor olmamızı, işte bu duruşumuza borçluyuz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Her tercih gibi, bunun da elbette bir bedeli var. Bu bedeli kimi zaman, terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz mücadelede vermiş olduğumuz şehitlerle, gazilerle ödüyoruz. Bu bedeli kimi zaman, uluslararası alanda eşi benzeri görülmemiş çifte standartlara maruz kalarak ayrımcılığa, haksızlığa uğrayarak ödüyoruz. Bu bedeli kimi zaman, işte son günlerde olduğu gibi ekonomik faturalarla ödüyoruz. Elini vicdanına koyan herkes şu gerçeği kabul edecektir.”

Türkiye’nin; ne sınırları içinde ve dışında maruz kaldığı terör saldırılarını ne uluslararası alanda karşılaştığı riyakarlığı ne de ekonomide oturtulmaya çalışıldığı kriz görüntüsünü hak edecek bir sorunu bulunmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Mesela terörle mücadele konusunda bizden istenen nedir? Suriye ve Irak’tan DEAŞ’ından PKK’sına kadar tüm terör örgütleri ülkemizi taciz etsin, ama biz elimiz kolumuz bağlı oturalım, öyle mi? Üstelik bu, pek çoğunun yalan yanlış olduğu daha sonra ortaya çıkan istihbarat bilgilerine dayanarak kendi topraklarından binlerce kilometre ötede devasa operasyonlar yapanların talebi. Kaldı ki bunlarla stratejik ortaklığımız da var. Terörle mücadele herkese hak görülüyor, ama konu Türkiye olunca birden işin rengi değişiyor. Hâlbuki biz, uzun yıllardır Kuzey Irak’tan, bir süredir Suriye’den ülkemize yapılan saldırılar karşısında âdeta yalnız bırakılmış bir ülkeyiz. Suriye’den Kilis, Gaziantep, Reyhanlı ve Kırıkhan’a 127 roket, top ve havan saldırısı yapılır, yedi vatandaşımız hayatını kaybeder, 125 vatandaşımız yaralanırken, bunlar ne yapıyordu biliyor musunuz? Ülkemize daha önce konuşlandırılmış hava savunma sistemlerini hemen geri çekiyorlardı.”

“BİZE PARAYLA SATMADIKLARI SİLAHLARI TERÖR ÖRGÜTLERİNE BEDAVA VERDİLER”

Sadece bununla kalınmadığını, Türkiye’nin kendisini koruyabilmesi için ihtiyacı olan füze savunma sistemleri ve yüksek teknolojiye dayalı silah ve ekipmanların da çeşitli bahanelerle verilmediğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta bize parasıyla satmadıkları silahları, götürüp terör örgütlerine bedava verdiler. Topraklarımızı korumak ve milletimizin can mal güvenliğini sağlamak için alternatif arayışına girdiğimizde de, hemen karşımıza dikilip, ‘sakın ha’ diyorlar” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin bu tür dayatmaları kabul etmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin S-400’lere ihtiyacı var ve bunun anlaşması bitmiştir. İnşallah en kısa zamanda alacağız. Türkiye’nin zaten proje ortağı olduğu F-35’lere de ihtiyacı var. Kendi millî uçaklarına veya bir başka ülkeyle geliştireceği uçaklara da ihtiyacı bulunuyor” ifadelerini kullandı.

F35 uçaklarının verilmesinin, anlaşmaya uyulduğunun bir ispatı olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şu ana kadar anlaşmanın gereği olarak 900 milyon dolar ödeme yaptığını ve taksitlerini ödediğini aktardı. Anlaşma çerçevesinde Türkiye’ye 120 tane F-35 uçağının verilmesi gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şu açıklamaları yaptı: “Verilir veya verilmez. Artık dünya tek ülkeden ibaret değil, bunların çok alternatifleri var. Orası vermezse bir başka yerden biz bunları temin ederiz veya üretiriz. İnsansız hava araçlarını vermediler, şimdi biz üretiyoruz. Silahlı insansız hava araçlarını vermediler, şimdi biz üretiyoruz. İşte bu teröristleri bunlarla vuruyoruz, etkisiz hâle getiriyoruz. Kötü komşu bizi de ev sahibi yaptı.”

BUGÜNE KADAR İKİLİ VEYA ÇOK TARAFLI İLİŞKİLERİMİZİN HİÇBİRİNDE RİYAKÂRLIK YAPMADIK”

“Türkiye’nin Avrupa ve Amerika’yla olan müttefiklik, ortaklık ilişkilerine olduğu kadar, diğer ülkelerle tesis edeceği iş birliklerine de ihtiyacı var” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizi tek taraflı ilişkiye zorlayanların, kendilerinin gizli veya açık dünyanın dört bir yanında ne tür faaliyetler içerisinde olduklarını gayet iyi biliyoruz. Bugüne kadar ikili veya çok taraflı ilişkilerimizin hiçbirinde kimseye riyakârlık yapmadık. Ama bize hepsi yapıldı” şeklinde konuştu.

Bir güvenilirlik testi yapılması durumunda, bu testten alnının akıyla çıkacak tek tarafın Türkiye olacağını; Avrupa ve ABD’nin bu konuda defalarca sınıfta kaldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika’nın, sadece Suriye konusunda bize verip yerine getirmediği sözleri burada saymaya kalksam, kimsenin yüzümüze bakacak hâli kalmaz” değerlendirmesinde bulunu.

“TÜRKİYE, BU SALDIRININ DA ÜSTESİNDEN GELECEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Ülkemizle ilgili olarak Amerika’da açılan davaların, verilen mahkûmiyet kararlarının örneği bir başka ülkede yok. İzmir’de tamamen hukuk içinde yürüyen bir davayı bahane ederek, Türkiye’yi askerî ve ekonomik alanda çökertmeye yönelik gayretler içerisine girilmesini, hiçbir mantıkla izah etmek mümkün değildir. Aynı şekilde Avrupa Birliği’nin, tam üyelik müzakerelerinde sıra bize geldiğinde o çok övündüğü kriterlerini nasıl fırıldak gibi döndürdüğünü en iyi kendileri biliyor. Ülkemizin ne ekonomisiyle ne de demokrasisiyle mukayese dahi edilemeyecek düzeydeki devletleri çok kısa süre içinde tam üye yapanlar, Türkiye’yi dışlamak için âdeta kendilerini inkar etmekten çekinmiyorlar. Ekonomi konusunda yaşananları bunlardan bağımsız görmüyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de döviz kurunun böylesine yüksek rakamlara çıkartılmasının gerisindeki saikleri görmek için allame olmaya gerek yok. Her şey apaçık ortadadır. Biz ekonomideki artılarımızın da, eksilerimizin de gayet iyi farkındayız. Buradan bir kez daha söylüyorum: Döviz kurundaki istikrarsızlık ülkemize yönelik bir operasyondur. Terör örgütleri eliyle, içimizdeki ihanet çeteleri vasıtasıyla yapamadıklarını döviz kurunu, döviz kurşunu hâline getirdikleri ekonomi silahıyla gerçekleştirmek istiyorlar. Allah’ın izni ve milletimizin dirayetiyle, nice oyunları bozan, nice senaryoları yırtıp atan, nice ihanetleri tepeleyen Türkiye, bu saldırının da üstesinden gelecektir.”

“EKONOMİ YÖNETİMİ ÜLKE İÇİNDE VE DIŞINDA GEREKEN TÜM TEDBİRLERİ ALDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasının engellenemeyeceği vurgusunda bulunarak ihracatın ve istihdamın yükselmeye devam ettiğine, üretim çarklarının döndüğüne, bayram tatilinde turizmin ve ticaretin tarihî rekorlar kırdığına işaret etti ve “Peki döviz kuru ne olacak diyenler varsa, onlara cevabımız, Bu da geçer ya hu, olacaktır” diye ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomi yönetiminin ülke içinde ve dışında gereken tüm tedbirleri alıp gerekli temasları kurduğunu ve bunların somut neticelerinin yavaş yavaş alınmaya başlandığını söyledi.

Güçlü siyasetin, ancak güçlü ordu ve güçlü bir ekonomiyle birlikte hayata geçirilebileceğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Ankara’da Kara Harp Okulu’nda, bugün Balıkesir’de Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu’nda mezun olan subay ve astsubayların kararlılığının Türkiye’nin geleceği için güven verdiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu orduyla değil terör örgütlerini, Allah’ın izniyle tıpkı ecdadımız gibi yedi düveli önümüze kadar cehenneme kadar kovalarız” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda, mezun olan astsubayları tebrik edip kendilerine görev yerlerinde başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, astsubayların velilerine de evlatlarını Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kazandırdıkları için şükranlarını ifade etti.

 

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28. Dönem Milletvekili yemin törenine katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28. Dönem Milletvekili yemin törenine katıldı için yorumlar kapalı 245347

28 Dönem Milletvekili yemin törenini izlemek üzere TBMM’ye giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, Geçici TBMM Başkanı Devlet Bahçeli ve Meclis Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu, resmî törenle karşıladı.
Şeref Holü’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı; eski Meclis Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti Grup Başkanvekilleri Özlem Zengin ve Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra yemin törenini izlemek üzere Genel Kurul’da kendisi için ayrılan locaya geçti.

“Türkiye Yüzyılı, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşıyacak kapsamlı bir yol haritasıdır” “Türkiye Yüzyılı, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşıyacak kapsamlı bir yol haritasıdır” için yorumlar kapalı 178677

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay’ın 161. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’nda yaptığı konuşmada, “85 milyon olarak tüm farklıklarımızı bir tarafa bırakarak, Cumhuriyetimizin 100. seneyi devriyesini büyük bir coşkuyla kutlayacağız. Maziden atiye kurduğumuz bir asırlık köprünün ihtişamına hep beraber şahitlik edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 161. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay Başkanlığında düzenlenen Sayıştay’ın 161. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’nda yaptığı konuşmada, Divan-ı Muhasebat’tan bu yana Sayıştay çatısı altında görev yapmış kurum mensuplarını rahmetle yâd etti.

“2010 YILINDA SAYIŞTAY’IN YAPISINI YENİDEN DÜZENLEYEREK YÜKSEK DENETİM ORGANI VE HESAP MAHKEMESİ HÜVİYETİNE KAVUŞTURDUK”

Sayıştay’ın, kuruluşundan bu yana geçen sürede devlet organları içinde müstesna bir konuma sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz de anayasamıza göre yargı yetkisiyle donatılmış denetim organı olan Sayıştay’ın bu konumunu, çıkardığımız kanunlarla daha da güçlendirdik. Sivil, askerî tüm kamu kurumlarının kamu iktisadi teşekküllerini, belediye şirketleri dâhil kamu kaynağı kullanan her kuruluşu Sayıştay denetimi kapsamına aldık. 2010 yılında Sayıştay’ın yapısını yeniden düzenleyerek yüksek denetim organı ve hesap mahkemesi hüviyetine kavuşturduk.”

Ülkenin mali istikrarına katkı vermek üzere gelirlerin ve giderlerin kontrol altına alınmasında Sayıştay’ın yerinin doldurulamayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay’ın TBMM adına yürüttüğü faaliyetlerle 85 milyonun tamamının hakkını ve hukukunu koruduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Alın teriyle evine ekmek götüren işçi kardeşlerimizin çocuklarının rızkından keserek devlete borcunu ödeyen esnafımızın, yazın sıcağına, kışın ayazına aldırmadan tarlasında gece gündüz çalışan çiftçilerimizin, Türkiye’nin büyümesine omuz veren sanayicilerimizin, vatanına, milletine, medeniyet değerlerine bağlı evlat yetiştirmek için didinen anaların babaların, hasılı genciyle, yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle milletimizin tüm fertlerinin, devletine ödediği vergilerin denetimini sizler gerçekleştiriyorsunuz.”

Bunun kuyumcu titizliğiyle icra edilmesi gereken zor bir vazife olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu, tüm siyasi hesapların, mülahazaların üstünde millî bir görev. Şu an burada bulunan her bir kardeşimin bu hassasiyetle vazifesine yaklaştığına ve yaklaşmaya devam edeceğine inanıyorum. Sayıştay meslek mensuplarımızın devletimize karşı sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getirmekte olduklarından asla şüphe etmiyorum. Sizlere Rabb’imden muvaffakiyetler niyaz ediyorum” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE YÜZYILI, İSTİKLAL HARBİ RUHUYLA 85 MİLYONUN SIRT SIRTA VERİP İSTİKBALİ İNŞA ETMESİNİN ADIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Ekim 2023’te, Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümüne kavuşacağını, 85 milyonun tüm farklılıkları bir tarafa bırakarak Cumhuriyetin 100. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutlayacağını söyledi.

Maziden atiye kurdukları bir asırlık köprünün ihtişamına hep beraber şahitlik edileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyetin 100. yılını geride bırakırken, aynı zamanda yeni ufuklara da yine birlikte yelken açılacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu önemli yıl dönümünü, gelecek asrımıza damga vuracak yepyeni bir vizyonun başlangıç noktası hâline getirmek istiyoruz. Bunun adı Türkiye Yüzyılı’dır. Türkiye Yüzyılı, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne taşıyacak kapsamlı bir yol haritasıdır. Türkiye Yüzyılı, milletimizin asırlık hayallerini gerçekleştirip çok daha büyük hedeflere yürüme azmidir. Türkiye Yüzyılı, İstiklal Harbi ruhuyla 85 milyonun sırt sırta verip istikbali inşa etmesinin adıdır. 85 milyon gönül birliği içinde inşallah bu vizyonu adım adım gerçeğe dönüştüreceğiz. Milletimiz, 14 Mayıs’ta bunun ilk adımını Meclis’te zaten atmıştı. Mütebaki 28 Mayıs’ta, Cumhurbaşkanı seçiminde verdiği kararla Türkiye Yüzyılı’nı sahiplendiğini de ortaya koydu.”

“DEVLETİN ORGANLARI ARASINDA UYUMLU BİR İŞ BİRLİĞİNİN TESİSİ ÇOK MÜHİM”

On yıllardır haksız eleştirilere maruz kalan Türk demokrasisinin tartışmasız bir şekilde bu seçimin en büyük kazananı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan bir kez daha iradesine ve geleceğine sahip çıkan aziz milletimin tüm fertlerine teşekkür ediyorum. Yüzde 52,18 oy oranıyla şahsımıza beş yıl daha ülkemize hizmet etme imkânı sunan her bir kardeşimin sorumluluğunu yüreğimizde taşıyoruz. Tercihini hangi yönde kullanırsa kullansın sandığa giden vatandaşlarımıza karşı mesuliyetle hareket ediyoruz. Nasıl 21 yıldır milletin emanetine sadakatle sahip çıktıysak inşallah bundan sonra da bu emanete gölge düşürmeyeceğiz” diye konuştu.

“Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmadan, gelecek nesillere, üzerinde mutlu, müreffeh yaşayabilecekleri bir ülke bırakmadan huzura ermeyeceğiz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için yürütmesi, yasaması, yargısıyla, devletin organları arasında uyumlu bir iş birliğinin tesisinin çok mühim olduğunu dile getirdi.

“TÜRKİYE, ALTIN DEĞERİNDE YILLARINI KAYBETMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle bizim gibi bunun sıkıntısını çekmiş bir ülke için bu durum hayati derecede önemlidir. Çok partili demokrasiye geçtiğimiz 1950’den beri Türkiye’nin temel sorunlarından biri erkler arası rekabetin, hatta zaman zaman kavgaya varan çekişmelerin yaşanmasıdır. Tarihimize şöyle bir baktığımızda bunun çok sayıda örneğini görüyoruz. Hepsini de rahmetle andığımız Menderes’ten Demirel’e, Erbakan’dan Özal’a kadar siyasetçilerimizin tamamı bu gerçekle yüzleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülke ve milletin hayrını düşünerek attıkları adımların ekseriyetinin, farklı sebepler öne sürülerek engellendiğini, kendini millî iradenin üstünde gören zihniyetin yargıdaki, yürütmedeki, demokrasideki temsilcilerinin, hukukun kendilerine verdiği yetkiyi ülkenin önünü açmak için değil, statükoyu korumak için kullandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşleri paylaştı: “Merhum Ecevit’in önüne fırlatılan anayasa kitapçığı bunun âdeta sembolü olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Bu yasakçı ve statükocu tavırdan, hak ve özgürlükler dâhil Meclis’te millî iradenin takdiriyle geçen reformlar da payını almıştır. Türkiye maalesef bu süreçte altın değerinde yıllarını kaybetmiştir. Milletimiz, ekonomik maliyeti on milyarlarca doları bulan faturalarla karşı karşıya kalmıştır. İşçisinden kamu görevlisine, üreticisinden esnafına kadar toplumumuzun tüm kesimleri sıkıntılar yaşamıştır. Türk demokrasisi aynı dönemde yarışa başladığı diğer pek çok ülkeden geriye düşmüştür. Terörün, vesayetin, yoksulluğun, bölgeler arasında oluşan gelişmişlik farkının yıllarca çözülmemesinin sebeplerinden birisi maalesef budur. 2002’de ülkeyi yönetme görevini devraldığımızda biz de aynı zihniyetin devlet içindeki uzantılarıyla hep mücadele ettik.”

“SON 21 YILDA ÜLKEMİZDE BÜYÜK BİR ZİHNİYET DEVRİMİ GERÇEKLEŞTİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa’nın ve kanunların verdiği yetkilerin kötüye kullanılmasından dolayı aylarca bürokrat atayamadıkları dönemler olduğunu söyledi.

İktidar partisi olarak gazete kupürleriyle hazırlanmış dosyalar üzerinden kapatılmak istendiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meclisten 411 milletvekilinin güçlü iradesiyle geçen reformlarımız aynı şekilde engellendi, mahkeme kapısında nöbet tutularak iptal ettirildi. 6 Şubat depremleriyle ehemmiyetini daha iyi anladığımız kentsel dönüşüm projeleriyle ilgili hukuki düzenlemelerimiz akim bırakıldı. 17-25 Aralık’ta yargı-emniyet darbe girişimine, 15 Temmuz’da 252 insanımızın şehit edildiği kanlı bir darbe teşebbüsüne maruz kaldık. Bunların dışında gizli açık birçok antidemokratik operasyonun hedefi olduk” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu girişimleri, son 21 yılda hep hukuk, demokrasi ve meşruiyet zemininde kalarak bertaraf etmeye çalıştıklarını ifade ederek, şöyle devam etti: “Ne baskılar karşısında boyun eğdik ne de hukuk devleti ilkesinin yara almasına müsaade ettik. Ne Anayasamızın vermediği bir yetkiyi kullandık ne de milletin emanetinin gasp edilmesine göz yumduk. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki fay hatlarını kapatarak tüm alanlarda tarihî nitelikte reformlara, eserlere, yatırımlara imza attık. Son 21 yılda ülkemizde büyük bir zihniyet devrimi gerçekleştirdik. Uzun uğraşlar sonucunda devletin tüm kurumlarının hedef birliği, anlayış ve gaye birliği içerisinde ahenkle çalışmasını temin ettik. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturunu yıllar sonra yeniden devletimizin hâkim paradigması hâline getirdik. Türkiye’nin son 21 yılda yazdığı başarı hikâyesinin sırrı işte budur. Türkiye prangalarından kurtuldukça her alanda büyük bir ivme yakaladı. Vatandaşımız yıllar sonra hasretini çektiği hizmetlere böyle kavuştu. Demokrasimiz bugün tüm dünyanın gıptayla baktığı olgunluk seviyesine böyle ulaştı. On yıllar boyunca insanımızın canına kasteden eli kanlı terör örgütleriyle başarılı mücadele böyle verildi. Türkiye küresel siyasette dikkatle takip edilen ülke konumuna böyle geldi. Dünyada yaşanan krizlere rağmen ekonomimiz her yıl ortalama yüzde 5,5 oranında büyümeyi böyle sağladı. İstihdamdan turizme, ulaşımdan eğitime, sağlıktan savunma sanayiine kadar her alanda Türkiye başarıdan başarıya işte böyle koştu.”

“ÜLKEMİZ 3-5 AYDA BİR HÜKÛMETİN DEĞİŞTİĞİ KOALİSYON DÖNEMLERİNİ BİR DAHA GELMEMEK ÜZERE RAFA KALDIRMIŞTIR”

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle kazanımların tahkim edilebileceği bir yönetim modeline kavuşulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemin avantajlarını, salgın dönemi olmak üzere son yıllarda yaşanan tüm krizlerde bizzat müşahede ettiklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 50 binden fazla canın toprağa verildiği 6 Şubat depremleriyle mücadelede de yeni yönetim sisteminin katkılarını tekrar tecrübe ettiklerini belirterek, “Bu gerçeğin, insanımız tarafından da kabul ve takdir edildiğini görüyoruz. 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin sonuçlarından biri de Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin milletten yeniden güvenoyu almış olmasıdır. Bu seçimler eski sistem tartışmalarına son noktayı koymuştur. Ülkemiz 3-5 ayda bir hükûmetin değiştiği koalisyon dönemlerini bir daha gelmemek üzere rafa kaldırmıştır” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN 2002’DEN BERİ UNUTTUĞU SİYASİ İSTİKRARSIZLIK İKLİMİNİN YENİDEN HORTLATILMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Türkiye’nin fuzuli tartışmalarla kaybedecek ne vaktinin ne de enerjisinin olduğunu düşünmediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Siyaset müessesesinin de sandıktan çıkan iradeyi doğru okuyacağına dair ümidimizi koruyoruz. Biz her halükarda buradan geriye gidişe izin vermeyeceğiz. 5 yıllık tecrübelerin ve uygulamaların ışığında, sistemin işleyişini daha da iyileştirecek adımları elbette atacağız. Türkiye’nin şahlanış dönemine liderlik edecek kurumsal bir yapıyı mutlaka tesis edeceğiz. Ama bunları yaparken ülkemizin, milletimizin ve demokrasimizin uğruna bedel ödeyerek elde ettiği kazanımlara halel getirmeyeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’nin 2002’den beri unuttuğu siyasi istikrarsızlık ikliminin yeniden hortlatılmasına müsaade etmeyeceğiz. Toplumumuzun farklı kesimlerinin de desteğini ve katkısını alarak Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu inşallah hayata geçireceğiz. Tüm kamu kurumlarının bu süreçte etkin rol oynaması, Türkiye Yüzyılı’nı sahiplenmesi hiç şüphesiz başarımızı da garantileyecektir. Her organın kendi yetki alanında kalması şartıyla önümüzdeki dönemde uyum ve eş güdüm içinde çalışacağız. Devletimizin diğer organları gibi Sayıştay’ımızın da yeni dönemde üzerine düşeni hakkıyla ifa edeceğine inanıyorum.”