“Türkiye’nin yaşadığı hadise, dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir” 0 35155

 

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ağustos ayında bu ülkede ne siyasi istikrarsızlık yaşandı ne harp oldu ne afete maruz kalındı ne başka herhangi bir fevkaladelik görüldü. Amerikan yönetiminin, ülkemizin egemenlik haklarına açıkça saygısızlık olan taleplerine cevap vermedik diye böyle bir sonucun ortaya çıkması, meselenin tamamen siyasi olduğuna işaret ediyor. Türkiye’nin yaşadığı bu hadise, dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“İŞ EKONOMİ SINIRLARINI AŞTI VE TÜRKİYE’NİN TOPYEKÛN CEZALANDIRILMASI BOYUTUNA ULAŞTI”

Konuşmasının başında Amerikan yönetiminin Türkiye’yle ilgili ardı ardına açıkladığı olumsuz kararlar bahane edilerek Türk ekonomisini hedef alan alçak bir saldırı başlatıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Döviz kuru, gece yarısı operasyonlarıyla, ne ekonomik gerekçelerle ne de mantıklı bir başka sebeple izah edilemeyecek şekilde yükseltildi. Açık konuşmak gerekirse, yılbaşında 3,8 olan, Nisan başında yaklaşık 4 olan, Mayıs başında 4,12 olan, Haziran’da seçimlerin ertesi günü 4,6’yı bulan döviz kurunun yükselişini buraya kadar anlayabilirdik. Seçim öncesinin belirsizlikleri sebebiyle, böyle bir kıpırdanma olabilir diye baktık. Buna karşılık, daha sonraki gelişmeleri aynı hüsnü niyetle değerlendiremiyoruz” diye ekledi.

“Temmuz ayı boyunca da aynı seviyelerde seyreden dövizin Ağustos’ta bir anda 7 lira seviyesine kadar yükselmesi, başlı başına bir ekonomik suikast girişiminin delilidir” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ağustos ayında bu ülkede ne siyasi istikrarsızlık yaşandı ne harp oldu ne afete maruz kalındı ne başka herhangi bir fevkaladelik görüldü. Amerikan yönetiminin, ülkemizin egemenlik haklarına açıkça saygısızlık olan taleplerine cevap vermedik diye böyle bir sonucun ortaya çıkması, meselenin tamamen siyasi olduğuna işaret ediyor. Türkiye’nin yaşadığı bu hadise, dünyada artık hiçbir ülkenin siyasi ve ekonomik güvenliğinin kalmadığının ifadesidir. Nitekim bu konuda, Avrupa Birliği, Çin, Rusya, Hindistan başta olmak üzere, dünyanın pek çok yerinden ciddi rahatsızlık işaretleri gelmeye başladı. Tabii ülkemize yönelik saldırı, diğerlerinden çok daha sinsi, çok daha can yakıcı, çok daha kasıtlı bir şekilde gerçekleşti. İş ekonomi sınırlarını aştı ve Türkiye’nin topyekûn cezalandırılması boyutuna ulaştı” şeklinde konuştu.

“MERKEZ BANKASI SÜREKLİ GÜNDEME GETİRİLEN FAİZ ARTIRIMINI OLDUKÇA YÜKSEK BİR ORANLA GERÇEKLEŞTİRDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, maruz kalınan saldırının manivelası kur gibi gözükse de, asıl kalıcı darbelerin enflasyon ve faizler konusunda alındığı söyleyerek bu sıkıntının çözümü için ekonomi yönetiminin kendi programını uyguladığını belirtti. “Faizi yöneticiler belirler ama enflasyonu yönetici belirlemez. Enflasyon faizin akışıyla oluşur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar Merkez Bankası defalarca şu 16 yıllık Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım döneminde enflasyonu herkes açıklamıştır. Ama hiçbir kez enflasyon Merkez Bankası’nın açıkladığı gibi gerçekleşmemiştir. Bakıyorsunuz yıl ortasında Merkez Bankası enflasyonu tekrar revize ediyor, üçüncü çeyrekte tekrar revize ediyor. Niye? Madem biliyorsun bu işi, faizi belirlerken tutuyor da, enflasyonu açıklarken niye tutmuyor? Bu gerçekleri şimdi Ekim ayında da göreceğiz.”

Merkez Bankası’nın sürekli gündeme getirilen faiz artırımını oldukça yüksek bir oranla gerçekleştirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan “Diyor ya; bağımsızlık. Hadi, buyur bağımsızlık. Şimdi bakalım bağımsızlığın neticesini göreceğiz. Şu an şahsen benim sabır safhamdır ve bu sabır bir yere kadar, çünkü biz sömürü manivelalarına eyvallah edemeyiz.” şeklinde konuştu.

“FİNANS KURULUŞLARININ İŞİ ÜRETİM ÇARKINI DÖNDÜRMEKTİR”

Ülke kalkınmasında üretimin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan üretimin durması hâlinde, çarklar işlemediği anda her şeyin duracağına dikkat çekti. Finans kuruluşlarının işinin bu üretim çarkını döndürmek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan “Tabii ki finans kuruluşlarına ihtiyacımız var, tabii ki onlarsız bir ekonomi düşünemeyiz. Ama şunu da bilmemiz lazım, finans kuruluşlarının ayakta kalışı da özellikle bizim reel ekonominin, yatırımcının güçlü olmasına bağlıdır, onların ayakta kalışına bağlıdır. Yani biz o tulumbaya suyu koymamız lazım ki tulumbadan su gelsin” değerlendirmelerinde bulundu.

Kişisel olarak faiz konusuna bakışının değişmediğini tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı fırsatçıların yaptığı ölçüsüz zamlar konusunda ise şunları kaydetti: “Önüne gelen bakıyorsun zam üstüne zam yapıyor, zam üstüne zam yapıyor. Faizle ilişkisi olsun olmasın, ama fırsatı yakalıyor ya oradan giriyor. Onun için tabii burada özellikle de Hazine ve Maliye Bakanlığımızın tüm birimleriyle bu kontrol mekanizmalarını çok iyi çalıştırması lazım. İlgili bakanlıklarımızın bu konuda bunu çok iyi çalıştırması lazım. Bu suiistimalleri yapanlara da gereken dersi vermemiz lazım. Yeter ki enflasyonu, döviz kurunu ve piyasa faizlerini kontrol altına alabileceğimiz bir iklime kavuşabilelim. Gelişmeleri takip ediyoruz, bekleyip göreceğiz.”

“KAMUDA TASARRUFA YÖNELİK ÇOK ÖNEMLİ ADIMLAR ATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Resmî gazetede yayımlanan 85 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu: “Bu kararla, menkul ve gayrimenkul alım, satım, kiralama, hizmet ve eser sözleşmesi gibi tüm işlemlerde ödeme yükümlülüklerinin kendi paramız ile yapılmasını zorunlu hale getirdik. Böylece, uzun süredir şikâyet konusu olan dövizle kira ödemesi sorununu ortadan kaldırdık. Kamuda tasarrufa yönelik çok önemli adımlar da attık. Cari harcamalardan yatırımlara kadar her alanda, kamu mali dengesine katkı sağlayacak tedbirler aldık. Kamu araçlarını, hem nitelik hem kullanım bakımından sınırlandırdık. Kiralık binalarda faaliyet gösteren devlet kurumlarının, kamuya ait yerlere geçmelerini sağlıyoruz. Personel alımını da, emekli olan personel sayısına yakın bir seviyeye çekiyoruz.”

Yatırımları da güncellemeye aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Sıfırdan bir yatırım şu anda düşünmüyoruz. Ha olmazsa olmaz, fevkaladeliği olan yatırımlar olabilir, ayrı bir konu. Ama bunun dışında başlayacağız, işte yüzde 90’a kadar gelmiş, bunu bitireceğiz, 80’e kadar gelmiş, bitireceğiz, 70’e kadar gelmiş, bunları bitireceğiz. Tabii burada müteahhit firmalarımızı da mağdur etmeyeceğiz. Tüm bakanlıklarımız bu ilke çerçevesinde ellerindeki yatırım stoklarını gözden geçirecek, öncelik sıralaması yaparak çalışmalarını yürütecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Hazine’nin kamuya ilave gelir sağlayacak altın ve avro tahvilleriyle kira sertifikaları gibi yeni araçları devreye soktuğunu belirterek “Buradan tüm vatandaşlarımızı, özellikle Avrupa’da ve diğer ülkelerde yaşayan kardeşlerimizi bu imkânları değerlendirmeye davet ediyorum. Yurt dışından alternatif kaynak geliştirme çalışmalarımız da tüm hızıyla sürüyor” dedi.

“ÖZEL SEKTÖRÜMÜZ, ÜRETİMDEN VE YATIRIMDAN ASLA VAZGEÇMEMELİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemizin bu süreci süratle geride bırakması için, kamunun çabaları yanında, özel sektörümüzün ve milletimizin desteğine de ihtiyacımız var. Her şeyden önce, ihracat ve ithalatla uğraşmayan hiç kimsenin dövizle işi olmamalıdır. Tüm tasarrufların dövizden Türk Lirasına ve kendi paramızla değer biçilen finans araçlarına yönlendirilmesi gerekiyor. Yastık altı diye tabir edilen, sistem dışı tasarrufların, süratle bankalar, faizsiz finans kuruluşları ve diğer yollarla ekonomiye kazandırılmasını bekliyoruz. Özel sektörümüz, üretimden ve yatırımdan asla vazgeçmemelidir. Hatta ihracata dönük üretim ve yatırım için tam zamanıdır. Türkiye’yi döviz kuru üzerinden vurmak isteyenlere cevabımızı, kurun geldiği seviyesinin avantajlarını ihracatımıza ve bununla bağlantılı olarak üretime, istihdama yansıtarak vermeliyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii birileri, fırsattan istifadeyle milletimizin kafasını bulandırmak, moralini bozmak için, bir sürü yalan yanlış haberi ortalığa yayıyor. Bu ara biliyorsunuz bol miktarda stokçular çıktı, şimdi bu stokçulara gereken cevabı gerek İçişleri Bakanlığımız, gerek Hazine Maliye, buraları verecek. Buralara baskınlar yapmak suretiyle; ha sen stokçuluk mu yapıyorsun, gel bakalım bunun bedelini öde. Bunlara bunun fırsatını vermeyeceğiz” dedi.

Sözlerinin devamında okul kitaplarının basılamadığından, sağlık ve ilaç hizmetlerinin aksayacağına kadar pek çok dedikodu üretildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki ne okul kitaplarında ne sağlıkta ne ilaçta ne de diğer hizmetlerde herhangi bir sıkıntı yoktur. Devleti, bu tür manipülasyonlarla köşeye sıkıştırarak haksız kazanç elde etmek isteyen simsarlara asla meydanı bırakmayacağız” şeklinde konuştu.

“BUGÜN ARTIK KENDİNE YETEN BİR TÜRKİYE VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin her alanda yerli ve millî duruşa, fikre, üretime, gayrete ihtiyacı olduğu gerçeğinin böyle dönemlerde çok daha açık bir şekilde kendini gösterdiğine dikkat çekerek, “İnşallah bu dönemi her alanda yerlileşme ve millîleşme hamlelerimizi güçlendirmenin vesilesi hâline getireceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarda oldukları dönemin mücadelelerle geçtiğini belirterek bu mücadele sayesinde Türkiye’nin geldiği yerin ortada olduğunu söyledi. “Bugün artık kendine yeten bir Türkiye var, bir millet var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe bu defa uluslararası alanda çeşitli engellemelerle, ayak oyunlarıyla karşı karşıya geldik. Avrupa Birliği zirvelerinden Davos hadisesine kadar her yerde onurlu duruşumuzu ortaya koyduk. ‘Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış’ misali bizi sandıkta ve sahada yenemeyenler yıllardır kolları-kanatları altında besledikleri terör örgütlerini, darbecileri, cuntacıları harekete geçirdiler. Milletimizle birlikte bu oyunu da gördük ve birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirerek her birinin üstesinden geldik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son umutları olan 24 Haziran seçimlerinden de beklediklerini bulamayanların milletin ekmeğine, yani ekonomiye göz dikecek kadar alçaldıklarını belirterek, “Allah’ın izniyle biz bu oyunu da bozarız, mutlaka da bozacağız. Türkiye’yi dövizle, faizle, enflasyonla dize getirebileceklerini sananlar bu milleti hiç tanımıyor demektir, bunu böyle bilelim arkadaşlar. Bu millet en zor zamanında Çanakkale’de yedi düveli hallaç pamuğu gibi atmış, Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla tamamlamış bir millettir” dedi.

“TÜRKİYE ÇOK YAKINDA BU DALGAYI AŞACAKTIR”

“Bu dönemler, bize karşı karınlarındaki hayâsızlığı dökenleri tespit etme yanında, halisane bir şekilde yanımızda olanları da görme imkânı bulduğumuz dönemlerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu dönemler, fırsatçılık yapıp kendi ülkesine ve milletine ihanet edenler yanında, imkânları sonuna kadar zorlayıp üretime, yatırıma, istihdama devam edenleri de tespit ettiğimiz dönemlerdir. Bu dönemler, ülkenin ve milletin âli çıkarlarını, şahsi siyasi ve ekonomik çıkarlarının üzerinde tutanların, diğerlerinden ayrıştığı günlerdir. Türkiye, çok yakında bu dalgayı aşacaktır, ama fırsatçılık yapanları da, fedakârlık yapanları da unutmayacaktır” şeklinde konuştu.

“MİLLETİMİZE KARŞI HEP AÇIK VE SAMİMİ OLDUK”

AK Parti olarak bu zorlu dönemi aşmanın mücadelesini verirken, aynı zamanda 2019 mahalli seçimlerine de hazırlanıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatların şimdiden tüm güçlerini seferber etmeleri gerektiğine dikkat çekti. 24 Haziran seçimlerinde mecliste Milliyetçi Hareket Partisi ile ittifak yapıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mahalli idareler seçimlerinde böyle bir imkân olur mu bakacağız. Eğer böyle bir imkânı karşılıklı olarak hakikaten ortaya koyabilirsek, biz birlikte bunu da değerlendiririz, çünkü Cumhur İttifakındaki dayanışmamız neyse yerel seçimlerde de bu ittifakı gerçekleştirme imkânımız olabilir” şeklinde konuştu.

Diğer partilerin de gizli veya açık benzer ittifak arayışları içinde olduklarını bildiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Biz milletimize karşı hep hasbi olduk, açık olduk, samimi olduk. Şimdi de aynısını yapacak, her şeyi milletimizin gözü önünde konuşacak, tartışacağız. Önümüzdeki seçimleri ideolojik hamasetle pozisyonlarını koruyan iş bilmez muhalefet belediyelerinden milletimizi kurtarmanın bir fırsatı olarak görüyoruz” dedi.

Batıda ana muhalefet partisinin, doğuda bölücü örgütün güdümündeki partinin pek çok belediyede âdeta taş üstüne taş koymadan sırf ideolojik kamplaşmayla bugüne kadar yönetimde kalmayı başardığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin sonunda şunları kaydetti: “Terör örgütüyle birlikte aday olmaya yeltenenler kusura bakmasınlar, bizden demokratik bir yaklaşım bekleyemezler. Zira biz bunun bedelini ağır ödedik. Bu milletin alın terini bu belediyelere biz, al, bunları oradaki vatandaşımıza altyapısına, üstyapısına harca diye verirken, bu verdiklerimizi oraya değil de dağa gönderenlere bu defa biz aynı imkânı sağlayamayız.”

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Demokrasimizi ileriye taşıyacak, ekonomimizi daha da güçlendirecek reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz” 0 88011

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HAK-İŞ 14. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Demokrasimizi daha ileriye taşıyacak, ekonomimizi sıkıntılarından kurtarıp daha da güçlendirecek, bizi hedeflerimize yaklaştıracak reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Birileri istediği veya birileri sürekli gündeme getirdiği için değil, milletimizin beklentilerini karşılamak ve kendi programlarımızı hayata geçirmek için değişimi kesintisiz sürdüreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hak İşçi Sendikaları (HAK-İŞ) Konfederasyonu 14. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, HAK-İŞ’in kurulduğu günden beri sadece işçinin, emekçinin hakkını aramakla kalmadığını aynı zamanda bağrından çıktığı toplumun tüm meseleleriyle yakından ilgilenen bir sendika olduğunu söyledi.

“82 MİLYON VATANDAŞIN HER BİRİNİN HAYAT SEVİYESİNİ YÜKSELTECEK İCRAATLAR ORTAYA KOYDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Başbakanlığı ve şimdi de Cumhurbaşkanlığı görevlerinde her zaman işçinin yanında yer aldığının altını çizerek, “Büyük büyük laflarla, yalanlarla, sloganlarla, ideolojik illüzyonlarla, hele hele içi boş vaatlerle milletimizi ve emekçilerimizi kandırmaya asla çalışmadık. Bunun yerine bu ülkenin 82 milyon vatandaşının her birinin hayat seviyesini yükseltecek icraatlar ortaya koyduk” ifadesini kullandı.

Zenginliği milletin tamamına mal ederek, herkesin bundan hakkını almasını sağladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar son dönemdeki döviz dalgalanmaları sebebiyle uluslararası hesaplarda bir miktar gerileme yaşanmış olsa da, fiilen milletimizin, 17 yıl öncesinin çok üzerinde bir refah seviyesinde bulunduğunu vicdan sahibi herkes kabul edecektir” şeklinde konuştu.

Ekonomideki gelişmelerle millî geliri üç kattan fazla artırdıklarını, zenginliğin tabanını genişlettiklerini, satın alma gücü paritesine göre Türkiye’yi dünyanın 13’üncü büyük ekonomisi hâline getirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dövizdeki dalgalanma ve faizlerdeki yükseliş sebebiyle borçlanma oranı bir parça yukarı çıksa da Türkiye’nin AB ve OECD ülkeleri arasında çok iyi bir yerde bulunduğuna vurgu yaptı.

İçerdeki reformları hızlandırarak, dış şoklara karşı da daha güçlü hâle gelerek yaşanan sürecin atlatılacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte o zaman borçlanma politikalarımızı daha adil ve sürdürülebilir bir zeminde yürütme imkânına kavuşacağız. Bu dengeyi kurma yolunda önemli mesafe kat ettik. İnşallah uzak olmayan bir gelecekte, her alanda yeniden hedeflerimize uygun bir seviyeye çıkacağız” dedi.

“YENİ YÖNETİM SİSTEMİNDE, MERKEZ BANKASI BAŞKANINI ATAMA GÖREVİ CUMHURBAŞKANINA BIRAKILMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin kendilerine ülkeyi yönetme görevi verdiğini ve gereken her durumda ihtiyaç duyulan adımları atmak, kararları almak, iradeyi ortaya koymak mecburiyetinde olduklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “Merkez Bankası Başkanlığında yaptığımız görev değişikliğinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekiyor. Yeni yönetim sisteminde, Merkez Bankası Başkanını atama görevi, ülkenin diğer politikalarıyla birlikte ekonomi politikasından da sorumlu olan Cumhurbaşkanına bırakılmıştır. Eğer ekonomi politikalarında Merkez Bankası kendisinden beklediğimiz rolü hakkıyla oynayabilmiş olsaydı, böyle bir değişikliğe zaten ihtiyaç olmazdı.”

Yaşanan tıkanıklığın bedelini ülke ve tüm milletin hep birlikte ödediğini ve bu duruma rıza göstermesinin görevi ihmal olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için gereken istişareleri yaptık, kararımızı aldık ve uyguladık. İnşallah bundan sonra Merkez Bankası ekonomi programımıza çok daha güçlü destek verecektir” dedi.

“TÜRKİYE, DEMOKRASİ VE EKONOMİDEKİ ATILIMLARIYLA DÜNYAYI ŞAŞIRTMIŞ BİR ÜLKEDİR”

Türkiye’nin demokraside ve ekonomide gerçekleştirdiği atılımlardaki başarılarıyla, geçmişten beri hep dünyayı şaşırtmış bir ülke olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde de herkesi bir kez daha şaşırtmakta kararlıyız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HAK-İŞ’in 31 Mart seçimlerinin ardından, özellikle CHP ve HDP’ye mensup belediyelerde sendikalardan istifa ettirilen 17 bine yakın üyesi ve işten atılan 800’e yakın kişiyle ilgili verdiği mücadeleyi desteklediğini belirterek, “Seçimlerden önce ‘hak, hukuk, adalet’ laflarını ağızlarından eksik etmeyenlerin, seçimlerin ardından haksızlık, hukuksuzluk ve faşizm abideleri hâline dönüşmesini üzüntüyle takip ediyoruz” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sendika değiştirme baskısının işçinin hak arama mücadelesine yönelik aleni bir saldırı olduğuna işaret ederek, “Hele hele sırf siyasi düşüncesinden dolayı insanları işten atarak ekmeğinden-aşından, çoluğunun-çocuğunun nafakasından mahrum etmek, şehit yakınlarını istiskale yeltenmek, partizanlığın en sefil, en aşağılık hâlidir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin bir yılını doldurduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, son bir yılda Türkiye’nin döviz-faiz-enflasyon tuzağı başta olmak üzere, pek çok kritik sınamaya maruz kaldığını, Suriye ve Irak’tan Doğu Akdeniz’e kadar, Türkiye açısından hayati önem taşıyan nice uluslararası krizle mücadele ettiklerini, ABD ve Avrupa ülkelerinin haksız eleştiri ve uygulamalarına göğüs gerdiklerini anlattı.

“BAKANLIKLARIMIZIN VE KURUMLARIMIZIN GÜÇLÜ YÖNLERİNİ DESTEKLEYECEK, ZAFİYET ORTAYA ÇIKAN YÖNLERİNİ DE DEĞİŞTİRECEĞİZ”

Bu süreçte 4,5 milyon sığınmacının ekonomik, siyasi ve insani yükünü omuzladıklarını, yerel seçimler öncesinde ve sonrasında siyasi iklimi zehirlemeye yönelik nice oyunu bozduklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu yaşananların yeniden yapılanmanın hem başarılı hem de eksik, aksak yönlerini gösterdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yönetim değişikliğinin büyüklüğünü düşündüğümüzde, ortaya çıkan sorunların tamamının da üstesinden gelinebilir ve çözülebilir olması sevindiricidir. Reform ve değişim, insanların kendi hayatları gibi kurumlar için de kesintisiz bir süreci ifade eder. Bakanlıklarımızın ve kurumlarımızın güçlü yönlerini destekleyecek, zafiyet ortaya çıkan yönlerini de süratle değiştireceğiz” sözlerine yer verdi.

“Türkiye’nin Cumhuriyet tarihindeki bu en önemli yönetim reformunu baltalama peşinde olanlara aradıkları fırsatı vermeyeceğiz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin yüzde 52 ile desteğini verdiği Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ni daha ileriye nasıl taşıyacakları, eksikliklerini, aksaklıklarını nasıl düzelteceklerinin yollarını aradıklarını belirtti.

İstişareye verdiği önemi dile getirerek, “Tayyip Erdoğan siyasetteki 40 yıllık varlığını da, elde ettiği tüm başarıları da buna borçludur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizle irtibatımızın kesildiği, tabanımızla bağımızın koptuğu, kanaat önderlerimizle muhabbetimizin zayıfladığı gün, zaten bizim de bittiğimiz gün demektir. Hâlbuki bizim daha milletimize yapacak çok hizmetimiz, ülkemizde icra edecek çok işimiz, umudunu bize bağlamış insanlara verecek çok mesajımız var” dedi.

“HAKKA, HAKİKATE, ADALETE, EHLİYET VE LİYAKATE DAHA ÇOK ÖNEM VERECEĞİZ”

Cengiz Han’ın torunu Hülagu ile Kadıhan arasında Bağdat’ın ele geçirilmesi sırasında yaşanan rivayeti naklederek konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bizi bugünlere medeniyetimize, tarihimize, kültürümüze sahip çıkmamız, yani özümüze yönelmemiz getirmiştir. Şayet bugün bir takım sıkıntılar yaşıyorsak, bunun sebebini de yine burada arayacağız. Milletimizle olan gönül bağımızı güçlendirmek için çalışacağız. Hakka, hakikate, özellikle adalete, emanete, ehliyete, liyakate, istişareye daha çok önem vereceğiz. Kibre, büyüklenmeye, böbürlenmeye, dar kadroculuğa, özellikle de milletten kopuşa sebep olan her türlü hastalığı bünyemizden söküp atacağız. Bu şekilde birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirdiğimizde, Allah’ın izniyle önümüzde duracak hiçbir güç yoktur. Ne sınırlarımıza yığılan teröristler ne onları üzerimize kışkırtan güçler ne yüzümüze dost gözüküp arkamızdan kuyumuzu kazan riyakârlar hedeflerimize ulaşmamıza engel olamayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin Türkiye’ye son 17 yılda kazandırdığı hizmetlerin gerisinde; istikrar ve güven iklimini, gerektiğinde kendinden fedakârlık yapma pahasına koruma iradesini gösterebilmesinin yattığını vurguladı.

“MİLLETİMİZİN BEKLENTİLERİNİ KARŞILAMAK İÇİN DEĞİŞİMİ KESİNTİSİZ SÜRDÜRECEĞİZ”

İstikrar ve güvene en çok ihtiyaç duyulan zamanın içinden geçilen bu dönem olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık önümüzde, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis bakımından dört yıllık, belediyelerde de beş yıllık kesintisiz bir icraat dönemi vardır. Bu süreyi en iyi şekilde değerlendirmekte kararlıyız. Demokrasimizi daha ileriye taşıyacak, ekonomimizi sıkıntılarından kurtarıp daha da güçlendirecek, bizi hedeflerimize yaklaştıracak reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Birileri istediği veya birileri sürekli gündeme getirdiği için değil, milletimizin beklentilerini karşılamak ve kendi programlarımızı hayata geçirmek için değişimi kesintisiz sürdüreceğiz” diye konuştu.

Türkiye’nin tökezlemesini, yere kapaklanmasını bekleyenlerin heveslerini kursaklarında bırakacaklarını, meydanı, dışarıdan ve içeriden bu millete diz çöktürmeye, Türkiye’yi esir almaya çalışanlara terk etmeyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni 15 Temmuzlara olduğu gibi, yeni 28 Şubatlara da fırsat vermeyeceğiz. Siyaset mühendisliği hesaplarının millî iradeye galebe çalamayacağını bir kez daha göstereceğiz. Bunun için de beşer olduğumuzun bilinciyle sigaya, sorgulamaya, derlenip toparlanmaya kendimizden başlayacağız. Allah şahittir ki niyetimiz halistir. Rabbim inşallah yar ve yardımcımızdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 14’üncü Olağan Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olmasını dileyerek, konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek’te Türk askerleriyle bir araya geldi 0 88015

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Saraybosna’daki Butmir Askerî Üssü’nde görevli Türk askerleriyle bir araya geldi.

Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Zirve Toplantısı ve resmî temaslarda bulunmak üzere gittiği Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Butmir Askerî Üssü’ndeki AB Barış Gücü bünyesinde, Bosna Hersek Türk Temsil Heyet Başkanlığı Millî Destek Birlik Komutanlığı’nda görev yapan Türk askerlerini ziyaret etti.

Askerlerle yemek yiyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turan eşlik etti.