“Millî teknoloji hamlemizin başarısı, teknoloji üreten toplum hâline dönüşmemizle mümkündür” 0 75068

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST programında yaptığı konuşmada, “Günümüz dünyasında gerçek anlamda bağımsızlığın birinci şartı, teknolojiyi tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke konumuna ulaşmaktır. Teknoloji konusunda sadece kullanıcı olarak kaldığımız sürece, hiçbir alanda özgürlüğümüzü garanti altına alamayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen, İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’ni (TEKNOFEST) ziyaret etti. İstanbul’da yapımı süren yeni havalimanında gerçekleştirilen TEKNOFEST’te, stantları ziyaret ederek incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılara hitaben bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında, Türkiye’nin millî teknoloji hamlesinin sembolü olarak gördüğü etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldıkları teknoloji yarışmalarında ödül alan gençleri ve takımları tebrik etti.

“TEKNOLOJİ KONUSUNDA KULLANICI OLARAK KALDIĞIMIZ SÜRECE, ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ GARANTİ ALTINA ALAMAYIZ”

Bu yöndeki etkinliklerin, gençlere teknolojiyi sevdireceğini ve teknoloji geliştirme süreçlerine katkı sağlamaya yönelteceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Günümüz dünyasında gerçek anlamda bağımsızlığın birinci şartı, teknolojiyi tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke konumuna ulaşmaktır. Teknoloji konusunda sadece kullanıcı olarak kaldığımız sürece, hiçbir alanda özgürlüğümüzü garanti altına alamayız.”

“Son yıllarda yaşadığımız her hadise bize, teknolojinin tüm alanlarında en önlerde olmamız gerektiğini göstermiştir. Her yenilik gibi, teknolojideki gelişmelerin de ilk aşaması hayal edebilmektir” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ecdadımız asırlar boyunca, hep daha ileriyi, daha fazlasını hayal etmiş, bunun peşinden gitmiş, mücadelesini vermiş ve çoğunlukla da hedefine ulaşmıştır. ‘Kızılelma’ diye ifade ettiğimiz ufkun ötesindeki hedeflerimiz hep yenilenmiştir. Ne zaman hayal etmeyi bıraktıysak, işte o zaman gerilemeye başladık” dedi.

“MİLLÎ TEKNOLOJİ HAMLESİ DOĞRULTUSUNDAKİ TÜM ÇALIŞMALARI DESTEKLEMEKTE KARARLIYIZ”

Türkiye’nin millî teknoloji hamlesinin başarıya ulaşmasının, teknoloji üreten bir toplum hâline dönüşmesiyle mümkün olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millî teknoloji hamlesi doğrultusundaki tüm çalışmaları, Cumhurbaşkanlığı, ilgili tüm kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte desteklemekte kararlı olduklarını kaydetti.

Etkinliğe ve etkinliğin düzenlendiği İstanbul’un yeni havalimanına işaret ederek, yıllardır başka ülkelerde düzenlenen hayranlıkla izlenen pek çok etkinliğin, artık Türkiye’de düzenlendiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST kapsamında düzenlenen yarışmalara 5 binden fazla takımın katılmış olmasının ve 750 takımın finale kalmasının, bir iftihar vesilesi olduğunu belirtti.

Dünyada “güvenlik” kavramının anlamının büyük ölçüde değiştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık fiziki güvenliğinizi siber güvenlikle, dijital sanayiyle, yerli yazılımla, yapay zekâyla tahkim etmiyorsanız, kendi kendinizi kandırıyorsunuz demektir. Günümüzde dijital güvenliğiniz yoksa istediğiniz kadar fiziki tedbir uygulayın, gerçek manada özgürlüğünüzü sağlayamazsanız” sözleriyle Türkiye’nin teknoloji hamlesinin önemini yineledi.

“ASIL OLAN TEKNOLOJİYİ TASARLAMAK, GELİŞTİRMEK VE ÜRETMEKTİR”

Osmanlı Devleti’nin, 17’nci yüzyıldan itibaren, teknoloji konusundaki geriliğinin farkına vararak sorunu, batının teknolojisini ülkeye taşıyarak çözmeye çalıştığını, teknolojiyi kullanacak insan kaynağının batıda eğitilmesi yoluna gittiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün geriye doğru bakıldığında bu tercihin çok da isabetli olmadığının anlaşıldığını kaydetti. “Hâlbuki asıl olan hazır teknolojiyi almak ve onun kullanımını öğrenmek değil, teknolojiyi tasarlamak, geliştirmek ve üretmektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet döneminde de, Osmanlıdan devralınan tecrübe ve teknik birikimin üzerinde, savunma sanayiinde bazı teşebbüslerin başlatıldığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nuri Demirağ, kendi geliştirdiği uçakları, kendi kurduğu bir fabrikada üretmeye başlamıştır. İlk etapta çok sayıda eğitim uçağı ile küçük yolcu uçakları üreten bu fabrika, dönemin tek parti yöneticilerinin basiretsizliğinin kurbanı olmuştur. İngiltere ve Amerika’nın askerî yardımları bahane edilerek, bu fabrika atıl hâle getirilmiştir. Öyle ki, Nuri Demirağ’ın uçaklarını almayan dönemin Türk Hava Kurumu Başkanı kendini, ‘Amerika’nın verdiği bedava uçak dururken fabrikanıza parayla sipariş verirsem yarın bu millet beni asar’ diyerek savunmuştur. Bununla da yetinilmemiş, Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasının dışarıya ihracat yapmasına dahi izin verilmemiştir. Yine tüm hayatını uçmaya ve uçaklara adayan Vecihi Hürkuş’un gayretleri ve samimi çırpınışları, görünmeyen engeller tarafından sürekli engellenmiş, sabote edilmiştir. Uçak bombaları ve motor üreten Şakir Zümre ise, karşısına çıkartılan engeller sebebiyle işini önce tarım aletleri yapımına, orada da destek bulamayınca, soba imalatına çevirmek zorunda kalmıştır.”

Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri (Killigil) Paşa’nın ordusunun dağıtılıp uzun yıllar yurt dışında yaşamak zorunda bırakılmasının ardından Türkiye’ye dönüp savunma sanayi projelerine giriştiğini; ancak Sütlüce’deki silah fabrikasının 1949 yılında kendisi ve pek çok kişiyle birlikte şüpheli bir şekilde havaya uçurulduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece, ülkemizin önemli bir savunma sanayi hamlesi daha, resmen yok edilmiş oldu” diye ekledi.

“SAVUNMA SANAYİ İÇİN GEREKEN ADIMLAR UZUN YILLAR BOYUNCA YETERLİ DÜZEYDE ATILAMAMIŞTI

Konuşmasında, o dönemde savunma sanayi alanında engellenen diğer sivil teşebbüslerden de örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alanda Türkiye’nin 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar adeta üzerine ölü toprağı serpilmiş bir şekilde tamamen dış yardımlara bağımlı kaldığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ülkemizin mühimmattan yedek parçaya ve bütün bunlarla birlikte telsiz muhaberesinde bile haberleşme sistemlerine kadar her alanda yaşadığı ambargo durumun vahametini anlamaya başlamamıza vesile olmuştur. Buna rağmen gereken adımlar uzun yıllar boyunca yeterli düzeyde atılamamıştır” şeklinde konuştu.

Turgut Özal’ın bu gerçeği fark ettiği için Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nı kurarak, bu alandaki projeleri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirme yoluna gittiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2003 yılına gelindiğinde Türkiye’nin savunma sanayi ihtiyaçlarının ancak yüzde 20’sini yerli imkânlarla karşılayabildiğini, bu oranın içinde de yüksek teknolojiye dayalı ürünlerin olmadığını hatırlattı.

“TÜRKİYE, SAVUNMA SANAYİ İHTİYAÇLARININ YÜZDE 65’İNİ KENDİSİ ÜRETEBİLEN BİR ÜLKE DURUMUNA GELDİ”

Başbakanlığı döneminde, savunma sanayi ile ilgili konuları himayesi altına alarak, büyük bir atılım başlattıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Projelerin, tasarımından finansmanına kadar her aşamasını bizzat takip ettim. Tank, helikopter, insansız hava aracı gibi pek çok ürünün hazır alım projelerini iptal ederek, tamamında millî ve özgün model geliştirme çalışmalarını başlattık. Bu sayede Türkiye, savunma sanayi ihtiyaçlarının yüzde 65’ini kendisi üretebilen bir ülke durumuna gelmiştir. Sadece kendi ihtiyaçlarımızı karşılamakla kalmadık, önemli bir ihracat düzeyine de ulaştık. Hâlen ülkemizde, 600’ün üzerinde savunma sanayi projesi yürütülüyor. Tanktan zırhlı araçlara, savaş gemisinden denizaltıya, uçaktan helikoptere, silahlı ve silahsız insansız hava araçlarından millî piyade tüfeğine, uydulardan hava savunma sistemlerine, füzelerden lazer silahlarına kadar geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Açık konuşmak gerekirse, şayet bu düzeye gelmemiş olsaydık, şu anda yürüttüğümüz sınır içi ve ötesi operasyonlarda çok büyük zorluklarla karşılaşırdık.”

“BİLİM İNSANLARIMIZI ÜLKEMİZDE BAŞLATTIĞIMIZ BİLİM VE TEKNOLOJİ ATILIMIMIZA KATILMAYA DAVET EDİYORUM”

Bu çerçevede yurtdışındaki bilim insanlarının yurda dönüş seferberliğini başlattıklarını ve Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı hazırladıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurtdışındaki Türk bilim insanlarına, “Buradan dünyanın her yerindeki bilim insanlarımızı ülkemizde başlattığımız bilim ve teknoloji atılımımıza katılmaya davet ediyorum” sözleriyle seslendi.

1930 ve 1940’lı yıllardakine benzer şekilde başlattıkları savunma sanayi projelerinin sabote edilmeye çalışıldığını aktararak, “Ama artık bu projeleri sabote edecek bir iktidar yok, bu projelere ön açan bir iktidar var” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, attıkları adımlarda, ‘boş verin, ne yapacaksınız yeni teknoloji geliştirmeyi, size en gelişmiş teknolojiyi verelim’ teklifleriyle karşılaştıklarını ‘daha iyisini daha ucuza verme’ vaadiyle kandırılmak istendiklerini sözlerine ekledi.

Önlerine çıkartılan engellerin morallerini bozmayıp, çalışma şevklerini artırdığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hele siz gençlerin enerjisini, heyecanını, ufkunu, gayretini, becerisini gördükçe geleceğimize olan güvenimiz daha da artıyor” diye konuştu.

“TEKNOLOJİDE İLERİ BİR DÜZEYE GELMENİN TEK YOLU ÇALIŞMAK”

Teknolojide ileri bir düzeye gelmenin, bir sıçrama gerçekleştirmenin tek yolunun çalışmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yazılımdan donanıma kadar her alanda kat etmemiz gereken çok mesafe bulunduğunun farkındayız. Geldiğimiz yeri küçümsemiyoruz, ama önümüzdeki yolun uzunluğunu da inkâr etmiyoruz” dedi.

Gençlere, hayallerinizin peşinden gitmeleri çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz bu yola girdiğinizde yanınızda üniversiteleriyle, araştırma-geliştirme destekleriyle, teşvik programlarıyla, hibe uygulamalarıyla, velhasıl tüm imkânlarıyla devletinizi bulacaksınız” diye ekledi. Gençlerden; karşılaştıkları zorluklardan, hayal kırıklıklarından asla yılmadan yollarına devam etmelerini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer Tayyip Erdoğan sizin yaşlarınızdayken ilk karşılaştığı zorluk karşısında pes edip evine dönseydi bugün burada olamazdım” sözlerine yer verdi.

“SİZE LAZIM OLAN TEK ŞEY; GÜCÜNÜ İMANINIZDAN ALAN AZMİNİZ VE HEDEFLERİNİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları kaydetti: “Bizim inancımızda ümitsizliğe asla yer yoktur. Yüreğinizdeki iman, asla bitmeyecek olan en önemli sermayenizdir. Şu aşamada size lazım olan tek şey; gücünü imanınızdan alan kendi enerjiniz, azminiz, gayretiniz, hedeflerinizdir. Kendinize güvendiğinizde, hatalarınızdan ders aldığınızda, kendinizi geliştirmekten vazgeçmediğinizde ve mücadeleyi bırakmadığınızda önünüzde kapıların birer birer açılmaya başladığını göreceksiniz.”

Konuşmasının sonunda, TEKNOFEST’in ülkeye, gençlere ve bu alana ilgi duyan herkese hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini festivalin düzenlenmesinde emeği geçen tüm kişi ve kuruluşlara teşekkürlerini yineleyerek tamamladı.

Konuşmasının ardından festival kapsamında düzenlenen yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, festivalin katılımcı, destekleyici kurum ve kuruluşların yetkilileri ile sahnede hatıra fotoğrafı çektirdi. Törende, TEKNOFEST Organizasyon Komitesi Başkanı Selçuk Bayraktar da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a katılımları ve desteklerinden dolayı plaket takdim etti.

KASIMPAŞA ZİYARETİ

TEKNOFEST’e katılımının ardından çocukluğunun ve ilk gençlik döneminin geçtiği Kasımpaşa semtine giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada esnaf ziyaretinde bulundu ve Kasımpaşa’da bir kıraathanede vatandaşlarla bir araya geldi.

Vatandaşlarla bir süre sohbet eden ve fotoğraf çektiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi’ni ziyaret etti. Sitede yürütülen çalışmalarla ilgili yetkililerden bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çocuklara hediyeler dağıttı

Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi’ni ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da eşlik etti

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Türkiye; demokrasisi, ekonomisi ve güvenliğiyle hedeflerine doğru kararlılıkla yürüyor” 0 75010

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MÜSİAD Vefa Gecesi programında yaptığı konuşmada, “Geçtiğimiz yıl ihracatı 168,1 milyar dolarla kapattık, sadece bununla kalmadık dış ticaret açığımızı da 55 milyar dolara gerileterek, önemli bir başarıya imza attık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından düzenlenen Vefa Gecesi programına katıldı.

“ÜLKEMİZ VE MİLLETİMİZ İÇİN ÇALIŞMAYI İLKE EDİNEN MÜSİAD’LILARI KUTLUYORUM”

MÜSİAD Ankara Şubesi’nde 20. yılını dolduran ve gecede plaketleri takdim edilen iş insanlarını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne pahasına olursa olsun değil helalinden kazanmayı, sadece kendiniz için değil ülkemiz ve milletimiz için çalışmayı ilke edinen MÜSİAD’lıları kutluyorum” diye konuştu.

MÜSİAD’lı iş insanlarının, ekonomideki önemli rollerinin yanı sıra milletin bu coğrafyadaki bin yıllık medeniyet davasına verdikleri katkıyla ayrıca bir teşekkürü hak ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında başarılı bir iş insanı ve dava adamı olarak verdiğiniz mücadelede hep yanınızda oldum, bundan sonra da yanınızda olmaya devam edeceğim” dedi.

Türkiye’nin üzerinde karabulutlar toplamaya çalışanlara inat, ülkenin ufkunu aydınlatmak üzere gece-gece gündüz çalıştıklarını ve emeklerinin karşılığını almaya başladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl ihracatı 168,1 milyar dolarla kapattıklarını, bununla kalmayıp dış ticaret açığını da 55 milyar dolara gerileterek önemli bir başarıya imza attıklarını kaydetti.

Yılbaşı öncesi ve 8 Ocak 2019 tarihindeki TBMM Grup Toplantılarında her kesime yönelik destek ve teşvik müjdelerini milletle paylaştığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kredi kartı borcunu ödemekte zorlanan vatandaşlardan ihtiyaç sahiplerine, esnaftan sanayiciye, çiftçiden asgari ücretliye, her kesimin üzerindeki yükleri azaltacak tedbirleri hayata geçirdiklerini söyledi.

ANA MUHALEFETİN ENFLASYON RAKAMLARI İDDİASI

Geçtiğimiz aylarda yaşanan kur, faiz, enflasyon merkezli dalgalanmayı; başta ana muhalefet partisi olmak üzere birilerinin, milletin moralini bozma, umudunu kırma vesilesine dönüştürmeye çalıştığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında son 30 yılın enflasyon oranlarını paylaştı.

Geçtiğimiz günlerde ana muhalefet partisi sözcüsünün, “Enflasyonda en yüksek oranlar bu iktidar döneminde gerçekleşmişti” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1989-2002 yılları arasında enflasyon ortalamasının 70.3, son 16 yılın enflasyon ortalamasının ise 9.54 olduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nasıl oluyor da kalkıp ‘en yüksek enflasyon AK Parti iktidarları dönemindedir’ diyorsun? Çünkü hayatları yalan, bunlarda dürüstlük diye bir şey yok. Ve ben resmî rakamları açıkladım, çıksınlar sıkıysa bunlar da bu resmî rakamları yalanlasınlar” şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz Kasım ayında açılan şirket sayısı 7 bin 110 iken, kapanan şirket sayısının bin 112 olduğu bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2018’de yaklaşık 40 milyon turistin ağırlanarak tarihî bir rekor kırıldığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, millî gelirin yüzde 9’u olan kamu borç stokunun sürdürülebilirliği konusunda mali piyasalarda en küçük bir tereddüt bulunmadığını da vurguladı.

“BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE’Yİ SİZLERLE BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zaman zaman yalan-yanlış iddialarla istismar edilen bireysel krediler konusunda da ülke olarak gayet iyi durumda olunduğunu sözlerine ekleyerek; dünya ortalaması yüzde 59, gelişmiş ülkelerde yüzde 72, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 39 olan hane halkı borcunun millî gelire oranının Türkiye’de sadece yüzde 16 olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin sonunda, “Hadi bakalım, gel bunu da yalanla. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Asıl vermek istediğim mesaj, Türkiye’nin demokrasisiyle, ekonomisiyle, güvenliğiyle hedeflerine doğru kararlılıkla yürümeye devam ettiğidir. Yürüdüğümüz bu yolda en büyük desteği sizlerden, iş dünyasından alıyoruz ve alacağımıza inanıyorum. İnşallah büyük ve güçlü Türkiye’yi sizlerle birlikte inşa edeceğiz” dedi.

Litvanya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Audrius Brüzga, Başkentli genç girişimcileri ağırladı 0 4515

Başkentli Genç Girişimcileri Ağırlayan Litvanyalı Büyükelçi:Ticari İlişkilerimiz Gelişmeli, AB’de de Olmalısınız

Başkentli genç girişimcileri elçilikte ağırlayan Litvanya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Audrius Brüzga, hem Türkiye ile ticaretlerini iki katına çıkarmayı, hem de Türkiye’yi Avrupa Birliği’nde görmeyi istediklerini söyledi.

Genç Girişim ve Yönetişim Derneği Başkan Yardımcısı Gürbüz Bekiş ile yönetim kurulu ve dış ilişkiler kurulu üyeleri, Litvanya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Audrius Brüzga’yı elçilik binasında ziyaret etti. Başkentli genç girişimcilerle bir saati aşkın süren bir görüşme yapan Büyükelçi Brüzga, iki ülke arasındaki ticaretin ağırlıklı olarak makine parçaları, ziraat ürünleri, plastik ve elektronik ürünler üzerine olduğunu söyledi. Türkiye ile Litvanya arasındaki ticaretin son iki yılda 500 milyon Euro’yu geçtiğini açıklayan Brüzga, şöyle devam etti:

Türkiye AB’de Mutlaka Olmalı

“Ancak potansiyelimiz daha yüksek. Bunu 1 milyar Euro’ya çıkarmak istiyoruz. Ayrıca ülkemizde yatırım olanakları çok yüksek, yatırımcılarınızı bekliyoruz. Litvanyalı yatırımcılarımızın geçen yıl Türkiye’ye gelmesi, yaşadığınız ekonomik zorluklardan dolayı sıkıntılı oldu. Ben 2019 yılında iki ülke ticari ilişkileri açısından büyüme olacağına inanıyorum…” Ziyarette Türkiye, Avrupa Birliği ilişkilerine de değinen Büyükelçi Brüzga, “Türkiye’nin AB’ye girişi, hem Avrupa, hem de Türkiye için gerçekten çok iyi olacak. Dolayısıyla Türkiye, AB üyesi olmalıdır. Bu büyük Avrupa ailesi içinde Türkiye’nin yer alması gerektiği konusunda mutabıkız” diye konuştu.

Elçilik Ziyaretleri Önemli

GGYD Yönetimi de hem faaliyetlerini hem de dış ticarete verdikleri önemi anlattı. GGYD’nin 450 üyesiyle öncelikle dernek üyeleri arasındaki ticareti geliştirme hedefiyle hizmet verdiğini söyleyen yönetim kurulu, elçilik ziyaretlerini çok önemsediklerini, bu sayede farklı pazarlarda ticari işbirliği ve fırsatlar yakaladıklarını kaydetti. Ziyaretin ardından GGYD’liler Litvanyalı Elçi’ye plaket takdim etti.