Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 27. Dönem 2. Yasama Yılı‘nın açılışı dolayısıyla TBMM’de konuştu 0 99209

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 27. Dönem 2. Yasama Yılı’nın açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulunda milletvekillerine hitap etti.

23 Nisan 1920’den bugüne Meclis çatısı altında görev yapan milletvekillerini saygıyla yad eden Erdoğan, “Meclisimizin ilk başkanı, Kurtuluş Savaşı’mızın başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere TBMM üyelerinden ahirete irtihal edenleri rahmetle anıyorum.” diye konuştu.

Bin yıldır bu coğrafyada milletin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden şehitlere, gazilerden dar-ı bekaya irtihal edenlere rahmet dileyen Erdoğan, son dönemde terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da verilen şehitlerin yakınları ile gazilere selamlarını iletti.

Türkiye sınırları içinde ve dışında “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” ülküsü için kahramanca mücadele edenlere şükranlarını sunan Erdoğan, “İki defa gazilik unvanıyla şereflenen yüce Meclisimize ve milletvekillerimize yeni yasama yılında hayırlı ve başarılı çalışmalar temenni ediyorum.” ifadesini kullandı.

“DEĞİŞİMİ SUHULETLE GERÇEKLEŞTİRMEYİ BAŞARDIK”

Türkiye’nin, 16 Nisan’da tarihi bir halk oylaması, 24 Haziran’da da tarihi bir Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimine şahit olduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“16 Nisan halk oylaması, yönetim sistemimizi değiştirdiğimiz bir büyük reformun, bir büyük devrimin adıdır. Bu çapta bir dönüşümü, pek çok ülke ve halk ancak çok büyük çalkantılar yaşayarak ve çok büyük bedeller ödeyerek tamamlayabilmiştir. Biz ise Türkiye olarak, Türk milleti olarak, demokrasinin kuralları içinde bu önemli değişimi suhuletle gerçekleştirmeyi başardık. Siyaset mühendisliği hesaplarının ürünü olarak değil, tamamen tarihimizin kendi tabii akışı içinde, halkımızın talebi ve rızasıyla gelişen bir sürecin aşamalarını hep birlikte yaşadık.”

Başkan Erdoğan, Türkiye’de yönetim reformu çabalarının 200 yıla yaklaşan geçmişi olduğunu belirterek, Osmanlı döneminde Tanzimat’tan Islahat’a pek çok deneme yapıldığını anımsattı.

İstiklal Harbi’nin ardından tercihin cumhuriyetten yana yapıldıktan sonra da bu arayışın devam ettiğini aktaran Erdoğan, “Önce tek partili, ardından çok partili rejimleri denedik. Maalesef ne yaparsak yapalım darbelere, vesayetlere, krizlere engel olamadık.” dedi.

“ÜLKEMİZİ RAYDAN ÇIKARMAK İSTEYENLERE FIRSAT VERMEDİK”

Bu arayışların son dönemde de sürdüğüne işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle 2007 yılında yaşanan Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi, artık yeni bir reformu, yeni bir değişimi kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu krizi aşmak için başlatılan çalışmaların kapısı, yeni bir yönetim sistemine açılmıştır. Milletimiz, 2007 yılından beri adım adım ilerleyen bu sürecin her aşamasında sağduyuyla ve ferasetle hareket etmiştir. Bu kritik dönemde ülkemizi raydan çıkarmak, kaosa sürüklemek, içeride ve dışarıda başarısızlığa uğratmak isteyenlere, hamdolsun, fırsat vermedik.”

Erdoğan, geçmişten beri sıkça kurulan ve her seferinde Türkiye’nin tökezlemesine sebep olan tuzakların, bu kez işe yaramadığını vurgulayarak, “Milletimizin birlik ve beraberliğine sahip çıkmasıyla devletimizin tüm erklerinin sergilediği dayanışmayla tüm engelleri aşarak bugünlere geldik.” değerlendirmesinde bulundu.

“GÜCÜMÜZÜ MİLLETİMİZDEN ALARAK YOLUMUZA DEVAM ETTİK”

Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için yapılan her hamlenin, ülke olarak yapılan daha büyük atılımlarla karşılık bulduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Her hal ve şart altında çareyi milletimizde, demokrasimizde, milli iradenin üstünlüğünde aradık. Ülkemizi vesayet bataklığına itmek istediler, çözümü milletimize gitmekte bulduk. Uluslararası alanda ülkemizi kuşatmaya çalıştılar, gücümüzü milletimizden alarak yolumuza devam ettik.” ifadelerini kullandı.

Sokakları karıştırarak halkı birbirine düşürmeye çalışanlara da fitneye fırsat vermediklerinin altını çizen Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Terör örgütlerini kullanarak ülkemize diz çöktürmeye çalıştılar. Buna da eyvallah etmedik. PKK’sından DEAŞ’ına ve FETÖ’süne kadar hepsinin başını ezdik. Darbe yapmaya teşebbüs ettiler. Milletimizle birlikte göğsümüzü namlulara siper edip istiklalimize ve istikbalimize sahip çıktık. Sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmaya kalktılar, ardı ardına yaptığımız harekatlarla bu planı da paramparça ettik. Gece yarısı operasyonlarıyla ekonomimizi çökertmeye çalıştılar, Allah’ın izniyle bu saldırıyı da atlatma yolunda ilerliyoruz. Bugüne kadar milletimizle birlikte hareket ettiğimizde üstesinden gelemediğimiz hiçbir sorun olmadı. Bundan sonra da aynı başarılara imza atmayı sürdüreceğiz.”

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, yasama, yürütme ve yargı organlarının görev alanlarını daha net bir şekilde belirleyerek, demokrasiyi güçlendirdiğini ve milletin karşısında yürütmenin tek muhatabının Cumhurbaşkanı olduğunu söyledi.

Milli iradenin önünde engel oluşturan sistem içindeki tüm vesayet mekanizmalarının artık ortadan kalktığına dikkati çeken Erdoğan, “Böylece milletimiz, yetkiyi kime verdiğini ve gerektiğinde kimden hesap soracağını, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmektedir. 24 Haziran seçimlerinde şahsımı Cumhurbaşkanı seçen milletimize karşı görevlerimizi layıkıyla yerine getirmenin gayreti içindeyiz.” ifadesini kullandı.

“HIZLI VE ETKİLİ BİR İCRAAT GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”

Erdoğan, bakanların atamasının yapıldığını ve kabinenin oluşturulduğunu anımsatarak, “Anayasa ve yasalardan aldığımız yetkiler çerçevesinde yayımladığımız Cumhurbaşkanlığı Kararları ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri vasıtasıyla, milletimize söz verdiğimiz gibi, hızlı ve etkili bir icraat gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Elbette her geçiş dönemi gibi bu süreçte de birtakım sıkıntıların yaşanabileceğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Tespit ettiğimiz her sıkıntıya anında müdahale ediyor ve hemen hal yoluna koyuyoruz. Ancak, ekonomide, asla hak etmediğimiz ve ülkemizin gerçek durumunu kesinlikle yansıtmayan dalgalanma, bu tür sıkıntıların daha çok göze batmasına yol açıyor. Aldığımız tedbirler, yaptığımız görüşmeler ve geliştirdiğimiz programlarla ekonomimizi yeniden dengeye kavuşturmaya başladık. Gerek milletimizden gerek kurumlarımızdan aldığımız geri bildirimlere göre, hem yaptığımız çalışmaları gözden geçiriyor, hem de kendimize yeni hedefler belirliyoruz.”

“LAYÜSEL OLDUĞUMUZ DÜŞÜNCESİNE ASLA KAPILMADIK” 

Başkan Erdoğan, siyasi hayatlarının hiçbir döneminde olduğu gibi yeni yönetim sisteminde de layüsel oldukları düşüncesine asla kapılmadıklarını bildirdi. Erdoğan, “Yetkiyi milletimizden alarak attığımız her adımımızda, yine milletimize hesap vermek mecburiyetinde olduğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz. 2002 yılı Kasım ayından beri ülkemizin yönetimini bize emanet eden milletimize zaten çok büyük bir borcumuz vardı. 15 Temmuz’da, milletimize olan vefa borcumuza, can borcu da eklendi. Milletimizin itimadına, teveccühüne ve desteğine layık olabilmek için gece gündüz çalışıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Kararı seviyesindeki işleri zaten yürütüyoruz. Ancak bazı konular, kanuni düzenleme gerektiriyor.” diye konuştu.

Yeni yönetim sistemde Cumhurbaşkanının, Meclise bütçe dışında kanun teklifi veya tasarısı sunma imkanının bulunmadığına işaret eden Erdoğan, “Kanunlar ancak, sizlerin teklifiyle Meclis gündemine gelebiliyor. Meclisimizin açılmasıyla birlikte gerek AK Parti Grubundaki, gerekse diğer partilere mensup milletvekillerimizin kanun teklifleriyle, ülkemize çok önemli hizmetler yapacaklarına inanıyorum.” ifadesini kullandı.

AK Parti Grubu’nun hiç şüphesiz, yürütme olarak ihtiyaç duydukları alanlardaki kanun teklifleriyle yasama faaliyetlerine daha çok katkıda bulunacağını dile getiren Erdoğan, diğer partilere mensup milletvekillerinden de yürütme organı olarak kendilerine destek olacak, yollarını açacak kanun tekliflerini beklediklerini belirtti.

Türkiye’nin önündeki sıkıntıları, ancak hep birlikte çalışılıp, omuz omuza verilirse aşılabileceğini vurgulayan Erdoğan, “Yeni dönemin ruhu, birlikte çalışmayı, birlikte inşayı, birlikte başarmayı gerektiriyor. Gelin Türkiye’yi birlikte hedeflerine ulaştıralım. Gelin demokrasimizi birlikte güçlendirelim. Gelin ekonomimizi birlikte büyütelim. Gelin milletimize birlikte hizmet edelim. Bu yöndeki gayretleriniz için şimdiden sizlere teşekkür ediyorum.” dedi.

Türkiye’nin dünyanın en çalkantılı bölgesinde, demokrasisi ve ekonomisiyle, gerçek anlamda bir küresel güç olma yolunda ilerlediğine değinen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yakın çevremizdeki güvenlik krizleri ve insani trajediler ile bundan beslenen terör eylemleri, ülkemizi hedeflerinden uzaklaştırmamış, tam tersine bu yöndeki kararlılığını daha da güçlendirmiştir. Irak’ta ve Suriye’de ciddi etkinlik kazanan terör örgütleri, her geçen gün mevzi kaybetmektedir. Her ne kadar bu ülkeler kendi iç istikrarlarını sağlamakta zorlansalar da terör örgütlerinin yeşermesine zemin hazırlayan şartlar büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin kaotik bağımsızlık çıkışı, Türkiye’nin de net tavır koymasıyla, boşa çıkartılmıştır. DEAŞ’ın işgal ettiği topraklarda yeniden merkezi yönetimin hakim olmasıyla. Irak büyük bir sorundan kurtulmuştur. Temennimiz, ülkedeki PKK varlığının da aynı şekilde ortadan kaldırılmasıdır. Türkiye olarak, PKK’nın Irak’ta faaliyet gösterdiği yerlerin önemli bir bölümünü kontrol altına aldık. Hedefimiz, çıban başı olarak gördüğümüz Kandil’i ve yeni Kandil olma yolunda ilerleyen Sincar’ı bölücü terör örgütünden tamamen temizlemektir. Irak’ın, mezhepçilik hastalığından bir an önce kurtularak, kendi halkı ve tüm bölge için güvenli, huzurlu, istikrarlı ve müreffeh bir ülke haline gelmesini istiyoruz. Bu doğrultuda yapılan tüm çalışmalara destek olmayı, gerektiğinde öncülük etmeyi sürdüreceğiz.”

Suriye’deki durumun çok daha acı, çok daha vahim olduğunu dile getiren Erdoğan, Suriye’nin yedinci yılını geride bırakan bir iç savaşın pençesinde kıvrandığını bildirdi. Erdoğan, bugüne kadar yaklaşık 1 milyon Suriyelinin hayatını kaybettiğini, 12 milyon Suriyelinin de evini, barkını terk etmek zorunda kaldığını hatırlattı.

Erdoğan, “Rejimin kendi halkına yönelik kanlı saldırıları yetmiyormuş gibi, bir de DEAŞ ve PYD-YPG denilen alçak örgütler, Suriye halkına musallat olmuştur. Ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bulan güçler de vekalet savaşları yoluyla Suriye’yi parsellemek için adeta yarışa girmişlerdir.” diye konuştu.

Erdoğan, hiçbir meşruiyet zemini kalmayan rejimle, kimi terör örgütleriyle iş tutan bu güçlerin, Suriye halkının kanı ve gözyaşı pahasına kendi projelerini hayata geçirmeye çalıştığını belirtti.

“HALEN 3,5 MİLYON SURİYELİ, ÜLKEMİZDE HAYATINI SÜRDÜRÜYOR”  

Başkan Erdoğan, şunları aktardı:

“Suriye’deki bu gelişmelere, pek çok sebepten dolayı bizim seyirci kalmamız söz konusu olamazdı. Her şeyden önce, bu coğrafya halkıyla bin yılı aşkın müşterek geçmişe, ortak medeniyet ve kültür değerlerine sahibiz. Bunun için hayatlarını kurtarmak için yaşadıkları yerlerden kaçmak zorunda kalan milyonlarca Suriyeliye kapılarımızı ve gönlümüzü açtık. Halen 3,5 milyon Suriyeli, ülkemizde hayatını sürdürüyor. Suriye içinde yaşanan her çatışma, bizim için yeni kitlesel göç dalgalarının habercisidir.

Sınırlarımızın hemen yanı başındaki kaos ortamı, ülkemize yönelik terör tehditlerinin en önemli beslenme kaynağı haline gelmiştir. Bu tehlikeli gidişin önüne geçmek amacıyla, 2016 yılından itibaren, Suriye içinde güvenli bölgeler oluşturmak üzere harekete geçtik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla, 4 bin metrekarelik bir alanı DEAŞ’lı ve PYD/YPG’li teröristlerden temizledik. Bu bölgelere, şu ana kadar 260 bin Suriyeli kardeşimiz geri döndü. Her platformda, ülkede Suriye halkının tamamının kabul edebileceği bir çözüm bulunması için çaba gösterdik.”

Cenevre Süreci’nin tıkanması üzerine Astana’da yeni bir çözüm zemini oluşturulmasına öncülük ettiklerini anlatan Erdoğan, Astana’da varılan mutabakatların rejim tarafından ihlali üzerine, Rusya ile yeni arayışlara girdiklerine işaret etti.

Çabalarının nihayet sonuç verdiğini ve Soçi’de Rusya ile İdlib Çatışmasızlık Bölgesi’ndeki 3,5 milyon insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir mutabakata, muhtıraya imza attıklarını hatırlatan Erdoğan, “Dünyada çok büyük takdirle karşılanan bu mutabakat, aynı zamanda Suriye’de yeni anayasa ve özgür seçimler esasına dayalı bir çözüm için de umutların canlanmasına vesile olmuştur. Böylece Türkiye, en büyük yükünü kendisinin çektiği Suriye krizinde, doğrudan sahada inisiyatif alan ve söz söyleyen bir ülke durumuna gelmiştir.” diye konuştu.

Erdoğan, İdlib’te Türkiye’nin güvenliğini sağlamayı garanti ettiği bölgeye de şimdiden 60 binin üzerinde Suriyelinin geri döndüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Suriye’de güvenli hale getirdiğimiz bölgeleri genişlettikçe ve huzuru sürekli hale getirdikçe, ülkemizdeki misafirlerimizin kendi topraklarına dönüşlerinin hızlanacağına inanıyoruz. Bundan sonraki hedefimiz, Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki bölgelerin, buraları işgal eden terör örgütünden temizlenerek güvenli hale getirilmesidir. İnşallah en yakın zamanda bunu da sağlayacağız.”

Erdoğan, her devlet gibi Türkiye’nin de kimi ülkeler ve uluslararası kurumlarla ilişkilerinde inişler çıkışlar yaşanabildiğini dile getirdi.

Son yıllarda, Türkiye’ye verdiği çeşitli sözleri yerine getirmemesi ve haksız ithamlarla ülkenin üstüne gelmesi sebebiyle Avrupa Birliği ve bazı Avrupa devletleriyle gerilimler yaşandığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde ülkemize yapılan haksızlıklar ve uygulanan çifte standart karşısında elbette sessiz kalamazdık. Kimi Avrupa ülkelerinin Türkiye karşıtlığını bir iç politika malzemesi haline dönüştürmesi, sıkıntıların derinleşmesine ve yaygınlaşmasına sebep oldu. Avrupa ile yaşadığımız bu sıkıntılı süreci yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Türkiye’nin, düzensiz göçün önlenmesi başta olmak üzere Avrupa Birliğine tüm taahhütlerini, uğradığı haksızlıklara rağmen yerine getirmeye devam etmesi elimizi güçlendirdi. Ülkemize yönelik ithamların ve tutumların mesnedi kalmayınca, aklıselim galip gelmeye ve diyalog yolları yeniden açılmaya başladı.”

Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan, 5 milyon civarında Türk kökenli insanın yaşadığı böyle bir coğrafyaya sırt dönmenin kesinlikle söz konusu olamayacağının altını çizen Erdoğan, “Bununla birlikte Avrupa’nın bize yaptığı haksızlıkları düzeltmek, oradaki kardeşlerimizin hukukunu korumak için de sonuna kadar mücadele edeceğiz.” diye konuştu.

Geçen hafta Almanya’ya yaptığı devlet ziyaretinin, ilişkileri yeni ve olumlu bir yöne sevk etme iradesinin karşılıklı teyidine vesile olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Geçtiğimiz aylarda İngiltere’ye de muhataplarımızla iş birliği zeminimizi güçlendirme konusunda mutabık kaldığımız bir ziyaretimiz olmuştu. Çeşitli Avrupa ülkelerinden Türkiye ile ilişkiler konusunda yükselen olumlu sesler, önümüzdeki aydınlık günlerin müjdecisidir. İnşallah yeni dönemde Avrupa ile siyasi, ekonomik ve insani alanlarda gerçekten mesafe kat ettiğimiz bir sürece gireceğiz.”

 ABD ile ilişkiler

Bir başka önemli sorun alanının ABD ile ilişkiler olduğunu aktaran Başkan Erdoğan, stratejik ortak olarak uzun bir geçmişe sahip olunan ABD’deki mevcut yönetimin, hiçbir mantıki, siyasi ve stratejik tutarlılığı olmayan bir şekilde Türkiye’yi hedef almasının kendilerini derinden üzdüğünü ifade etti.

“Ülkemizde darbe girişiminde bulunan terör örgütünün elebaşı ve pek çok mensubu, bu ülke tarafından korunup kollanmaktadır.” diyen Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

“Suriye’de hassasiyetlerimizi ve ikazlarımızı hiçe sayarak bölücü terör örgütü ile iş birliğine giden Amerika, bu olumsuz tavrını ekonomik alana da taşımıştır. Örneğin Halkbank davası, eşi benzeri görülmemiş bir hukuksuzluk örneğidir. Terör örgütleriyle karanlık ilişkileri sebebiyle yargılanan bir rahibi bahane ederek, ülkemize yaptırımlar uygulamaya kalkan bu çarpık anlayışla, diplomasinin ve hukukun sınırları içinde mücadele etmekte kararlıyız. Türkiye’yi, demokratik bir hukuk devleti gibi değil de bir kabile toplumu gibi gören bu zihniyete karşı, ülkemizin ve milletimizin hakkını, hukukunu ve onurunu korumak bizim en başta gelen görevimizdir. Amerikan yönetiminin eninde sonunda ülkemize yönelik yanlış bakış açısını düzelteceğine inanıyorum.”

Erdoğan, ABD ve Türkiye’nin karşılıklı menfaatinin, arasındaki ilişkinin, sözde değil özde stratejik ortaklık çerçevesinde güçlenerek devam etmesini gerektirdiğinin altını çizen Erdoğan, geçen hafta katıldığı New York’taki Birleşmiş Milletler toplantısı öncesinde ve toplantı günlerinde, Amerikan şirketlerinin temsilcileriyle görüşerek, bu konudaki kanaatlerini paylaştıklarını söyledi.

Türkiye’deki ilgililerin de Amerikalı muhataplarıyla temaslarında kendilerine bu konudaki görüşlerini aktardığını anlatan Erdoğan, “Henüz arzu ettiğimiz seviyeye gelmemiş olsa da, ortak bir anlayışa ulaşma yolunda ilerleme kaydetmeye başladığımızı söyleyebiliriz. İnşallah, en kısa sürede aramızdaki meseleleri çözüp, Amerika ile yeniden siyasi ve ekonomik alanlarda stratejik ortalık ruhuna uygun ilişkiler geliştirmeyi ümit ediyoruz.” dedi.

New York’ta 3 günde 14 liderle görüşerek, ülkeler arasındaki ilişkileri ve insanlığın ortak sorunlarını değerlendirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, “Genel Kurulda yaptığımız konuşmada da ‘Dünya 5’ten büyüktür’ itirazımız başta olmak üzere, Birleşmiş Milletlerin yapısı ve işleyişi ile bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin görüşlerimizi paylaştık.” diye konuştu.

Türkiye’nin Rusya ile her alanda çok sıkı ve hızla gelişen ilişkiler içerisinde olduğunu belirten Erdoğan, Suriye politikasından turizme, savunma sanayisinden enerjiye kadar her alanda Rusya ile iki ülkenin ortak çıkarına olan projelerin hayata geçirildiğini ifade etti. Erdoğan, “Biliyorsunuz, bir dönem, Rusya ile aramızı bozmak için de pek çok provokasyon yapıldı. Karşılıklı olarak sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayarak, bu sıkıntıların üstesinden geldik. İnşallah, önümüzdeki dönemde Rusya ile aramızdaki bu olumlu işbirliği iklimini daha da güçlendireceğiz.” diye konuştu.

İran’la da, gerek Suriye ve Irak politikalarında gerek diğer siyasi ve ekonomik konularda yakın temas halinde olunduğuna işaret eden Erdoğan, bölgenin geleceğiyle ilgili kararlarda İran’ın dışlanmamasına özel önem verdiklerini vurguladı. Erdoğan, “Bu ülkeye yönelik yaptırım tehditlerinin de adil olmadığını düşünüyoruz.  Uluslararası kurumların denetimleriyle kolayca çözülebilecek sorunların, yaptırımlar gibi tüm ülke halkının cezalandırılması anlamına gelecek yollarla halledilmeye çalışılması asla doğru değildir. Bu tür adımların hiçbir fayda sağlamadığı geçmiş tecrübelerle de sabittir.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde temel ilkeleri doğrultusunda, başkalarının taleplerinden ziyade kendi menfaatlerini ve ihtiyaçlarını merkeze alarak politikalarını belirleyeceğini belirterek, Türkiye için bir başka önemli sorun alanının Doğu Akdeniz’de, Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını, çıkarlarını, beklentilerini dikkate almayan yaklaşımlar olduğunu söyledi. Erdoğan, “Kıbrıs’ta ve Ege’de, Türkiye’ye rağmen hiçbir adım atılamayacağını buradan bir kez daha tekrarlamak istiyoruz. Bu bölgede bizi yok saymaya kalkışanlar, kendi varlıklarını da topyekun tehlikeye attıklarını çok iyi bilmelidirler. Bizim her konuda olduğu gibi Kıbrıs ve Ege konusunda da tercihimiz ‘kazan-kazan’ anlayışından yanadır. Hep birlikte kazanabileceğimiz yöntemler varken, işi krize ve hatta çatışmaya götürecek yollara tevessül edenler, bunun hesabını önce kendi halklarına vereceklerdir.” değerlendirmelerinde bulundu.

“KATAR’LA OLAN YAKIN İŞBİRLİĞİMİZ DAHA DA PERÇİNLENMİŞTİR”

Başkan Erdoğan, geçen yıl tüm dünyayı endişeye sürükleyen Körfez’deki krizin, istenmedik sonuçlara yol açmadan durulmuş olmasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Katar ile olan yakın işbirliğinin, Türkiye’ye çok büyük meblağlı yatırımlar yapma kararıyla daha da perçinlendiğini ifade eden Erdoğan, bölgedeki diğer devletlerle işbirliğini güçlendirmek istediklerini, kimi bölge ülkelerinin Türkiye’ye yönelik düşmanca tutumlarını bir an önce sona erdirmelerini beklediklerini, gelecek dönemde bu konularda da kayda değer ilerlemeler kaydetmeyi umduklarını söyledi.

Kuzey Afrika’nın istikrarının, hem Akdeniz’in hem Ortadoğu’nun hem de Afrika’nın geleceğiyle yakından ilişkili olduğuna dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye olarak Libya başta olmak üzere, Kuzey Afrikalı kardeşlerimizin yanlarında olmayı, onlara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz. Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerimiz gün geçtikçe daha da ilerliyor. Kırgızistan’da katıldığımız ve Özbekistan’ın da ilk defa iştirak ettiği Türk Konseyi Zirvesi, bu bakımdan önemli bir açılım olmuştur. Azerbaycan ile ilişkilerimiz, siyasi, ekonomik ve sosyal bakımdan gerçekten çok iyi bir noktaya gelmiş durumdadır. Kazakistan’ın da Türk Dünyası’nın aksakalı olarak gördüğüm Sayın Nazarbayev’in dirayetli liderliğinde önemli hamleler yaptığına şahit oluyoruz. Özbekistan, yeni ve çok büyük bir atılımın eşiğindedir. Türkmenistan’ın istikrarına ve gelişmesine de önem veriyoruz. Orta Asya’daki kardeşlerimiz ne kadar güçlü ve müreffeh olursa Türkiye bundan o derece mutlu olur ve faydalanır. Aynı şekilde Türkiye’nin gücü ve zenginliği de Orta Asya’daki kardeşlerimiz için önemli bir güvencedir.”

“SONUNA KADAR KUDÜS DAVASININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Erdoğan, Balkanlarda, Bosna-Hersek, Sırbistan, Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Karadağ gibi dost ülkelerin tamamıyla yakın ilişkiler tesis etmenin gayreti içinde olunacağını belirterek, Bosna Hersek’in milletin gönlünde, hem tarihi hem insani olarak ayrı bir yeri bulunduğunu anımsattı. Erdoğan, “Geçmişte çok büyük acılar yaşayan Boşnak kardeşlerimizin yanında olmayı, merhum Aliya İzzetbegoviç’in vasiyetine sahip çıkmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Türkiye’nin, karşılık gördüğü sürece Yunanistan ve Bulgaristan ile iyi komşuluk ilişkilerini devam ettirme yönünde güçlü bir iradeye sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, Gürcistan ile de ekonomik ve sosyal ilişkilerin siyasi ilişkilerle tahkim edildiğini, Türkiye’nin Kırımlı kardeşlerinin huzuru ve esenliği için de mücadele etmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs konusunda da “Hep söylediğim gibi, Kudüs meselesi, bizim de ümmetin de kırmızı çizgisidir. Kudüs’ün mahremiyetine halel getiren, Filistinli kardeşlerimizin temel hak ve özgürlüklerine saldırı anlamı taşıyan hiçbir davranışa, hiçbir emrivakiye müsamaha gösteremeyiz. Türkiye olarak sonuna kadar Kudüs davasının takipçisi olacağız. Görüldüğü gibi, uluslararası alanda çok önemli süreçleri aynı anda aynı hassasiyetle ve aynı kararlılıkla yürüterek ülkemizi aydınlık geleceğine hazırlıyoruz.” değerlendirmelerinde bulundu.

Erdoğan, “Türkiye’yi 3,5 kat büyütürken ve zenginleştirirken, bundan milletimizin her kesiminin faydalanmasını sağladık. Çalışan, yatırım yapan, üreten, ihraç eden, istihdam oluşturan bir ülke olarak, adeta yepyeni bir kalkınma modeli ortaya koyduk.” diye konuştu.

Ülkenin son 5 yıldır gerçekten çok büyük, çok önemli, çok tarihi hadiseleri ardı ardına yaşadığını dile getiren Erdoğan, “İçinden geçtiğimiz bu kesintisiz mücadele dönemi, bize, daha güçlü olmamız gerektiğini bir kez daha göstermiştir.” ifadesini kullandı.

Milletin çok büyük fedakarlıklar yaparak, gerektiğinde çok büyük cesaret sergileyerek bu mücadeleye verdiği desteğin, meselenin herkes tarafından kavrandığına işaret ettiğini vurgulayan Başkan Erdoğan, bu süreçte, kısır düşünenlerin, sorumsuzca davrananların, hırslarının kurbanı olanların, nefsinin peşinden gidenlerin, millet tarafından tasfiye edildiğini söyledi.

Verilen mücadeleye destek olanların ise, diğer farklılıklara bakılmaksızın, millet tarafından el üstünde tutulduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ekonomide içinden geçtiğimiz hassas dönem, herkes açısından çok daha büyük bir imtihan, çok daha büyük bir ayrıştırma vesilesi haline dönüşmüştür. Türkiye’nin ekonomi konusunda ihtiyacı olan reformların neler olduğunu, en iyi biz biliyoruz. Ancak, bir süredir yaşadığımız ve kurdaki yükselişin sebep olduğu hadiselerin, ülkemizin ekonomik gerçekleriyle, eksikleriyle ilgisi olmadığı çok açıktır.

Amerikan yönetimi, aramızdaki siyasi ve hukuki sorunları, diyalog yerine tehdit ve şantaj diliyle çözmeye çalışmak suretiyle bu yanlış yola girmiştir. Güya bize bedel ödetmeyi amaçlayan bu yöntem, aslında en büyük zararı, orta ve uzun vadede Amerika’ya vermektedir. Çin ve Avrupa Birliği başta olmak üzere pek çok ülkeyle adeta bir ticaret savaşına tutuşan Amerika, Türkiye’ye yönelik ekstra uygulamalarıyla güvenilirliğini iyice yitirmiştir. Bizim yaşadıklarımızdan sonra, dünyada hiçbir ülkenin Amerika’yla ilişkilerinin geleceğine güvenle bakması artık mümkün değildir.”

“BÜTÇE DİSİPLİNİNDEN EN KÜÇÜK BİR TAVİZ VERMİYORUZ”

Türkiye ekonomisinin, bu tür tehditler ve saldırılarla yıkılmayacak kadar güçlü olduğunu, kurdaki yükselişin yol açtığı belirsizliğin yavaş yavaş ortadan kalktığını belirten Erdoğan, “Bütçe disiplininden en küçük bir taviz vermiyoruz. Ülkemizin uluslararası piyasalardaki görünümünü güçlendirecek adımları birer birer atıyoruz.” dedi.

Türkiye’nin kimseden para talep etmediğini, tüm çabanın, uluslararası sermayenin ülkede yatırım yapmasını sağlamak olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bunun için gereken her türlü desteği ve her türlü güvenceyi veriyoruz. Ekonomimizin dengelerini, finanstan yatırımlara kadar her alanda tahkim etmeye yönelik programları dikkatle hayata geçiriyoruz. Yeni Ekonomi Programı bunun en önemli adımlarından biridir.” diye konuştu.

Sanayicinin, tüccarın, esnaf ve sanatkarın, tarım sektörünün, ücretli kesimin, velhasıl milletin yaşadığı sıkıntıları çok iyi bildiklerini ifade eden Erdoğan, “Enflasyondan, faizlerden, döviz kurundan bunalan, işini çevirmekte zorlanan herkesin yaşadıklarını yakından takip ediyoruz. Bankacılık sektörünün hareket alanının daralmasından kaynaklanan finans sıkışıklığının yol açtığı zincirleme sorunların öneminin ve aciliyetinin de farkındayız. Tüm bu sıkıntıların çözümüne yönelik hazırlıklarımız, çalışmalarımız var.” değerlendirmesini yaptı.

“TÜRKİYE’Yİ YENİDEN YÜKSELİŞE GEÇİRMEKTE KARARLIYIZ”

Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hiçbir sanayicimizi, hiçbir tüccarımızı, hiçbir çalışanımızı, hiçbir vatandaşımızı vicdan ve ahlak yoksunu tefecilerin, iyi günde ortaya çıkıp kötü günde kaybolan fırsatçıların insafına terk etmeyeceğiz. Serbest piyasa ekonomisi kurallarından taviz vermeden, gereken her türlü tedbiri alıp uygulayacağız. Dengeleme, disiplin ve değişim üzerine kurulu yeni bir ekonomik program hazırladık.

Kredi imkanlarını genişletip kolaylaştıracak, yatırımları teşvik edecek, üretime, istihdama ve ihracata öncelik verecek bir ekonomi anlayışıyla, Türkiye’yi yeniden yükselişe geçirmekte kararlıyız. Milletimizden biraz daha sabırlı olmasını, ülkesine ve yönetimine güvenmesini istiyorum. En zorunu geride bıraktık, inşallah bundan sonra her şey daha kolay olacak. Bugüne kadar nasıl her sıkıntıyı milletimizle kol kola, omuz omuza vererek aştıysak, bugünleri de inşallah aynı şekilde geride bırakacağız. Çıktığımız bu uzun ve zorlu yolculukta Meclisimizle, siz değerli milletvekillerimizle birlikte yürüyecek, mücadeleyi birlikte verecek, başarıyı birlikte yakalayacağız. Yeni dönemde Meclisimizin yeni bir anlayışla çalışması, ülkemizin en büyük kazanımı olacaktır. Gerekiyorsa Anayasayı, gerekiyorsa iç tüzüğü değiştirerek, Meclisimizin etkinliğini ve itibarını artırmamız, hem demokrasimiz, hem milletimizin morali bakımından çok önemlidir. Bu konuda sizlere güveniyorum.”

Erdoğan, 27. Dönem 2. Yasama Yılı’nın hayırlara vesile olmasını dileyerek sözlerini tamamladı.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Türkiye, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülkedir” 0 88791

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 74. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, BM’nin potansiyeli ve etkinliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Güvenlik Konseyi’nde, adalete ve hakkaniyete uygun köklü reformları derhâl gerçekleştirmeliyiz. Türkiye, girişimci ve insani dış politika anlayışıyla, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülkedir. Dünyanın en cömert insani yardım yapan ülkesi, en fazla yerlerinden edilmiş kişiyi kabul eden devleti unvanlarımız boşuna değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin New York şehrinde Birleşmiş Milletler 74. Genel Kurulu’na katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, dünyanın küresel düzeyde adaletsizliğin yol açtığı pek çok sorunla ve sancıyla yüz yüze olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne hakların ne de sorumlulukların gerektiği gibi paylaşılmadığını ifade etti. Adaletsizliğin; istikrarsızlığı, güç mücadelelerini, krizleri, israfı beraberinde getirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki şu an içinde bulunduğumuz kurum, İkinci Dünya Savaşı sonrası, işte bu adaletsizliği ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuştu.  Oysa bugün uluslararası camia, geleceğini tehdit eden terör, açlık, sefalet, iklim değişikliği gibi sorunlara kalıcı çözüm üretme kabiliyetini giderek yitiriyor” dedi.

“DÜNYANIN BİR TARAFI LÜKS İÇİNDE HAYATINI SÜRDÜRÜRKEN, DIĞER TARAFTA AÇLIĞIN KOL GEZMESİ KABUL EDİLEMEZ”

Genel Kurul’un bu yılki temasının “ Yoksulluğun ortadan kaldırılması, kaliteli eğitim, iklim değişikliğiyle mücadele ve kapsayıcılık için çok taraflı çabaların canlandırılması” olarak belirlenmesinin isabetli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın bir tarafı yüksek refah seviyesi ve lüks içinde hayatını sürdürürken, diğer tarafta açlığın, sefaletin, cehaletin kol gezmesi kabul edilemez. Dünyanın şanslı bir azınlığı dijital teknolojiyi, robotları, yapay zekâyı, obeziteyi tartışırken, 2 milyarı aşkın insanın yoksulluk, 1 milyara yakın insanın açlık sınırının altında yaşıyor olması çok acıdır” ifadesini kullandı.

“Şayet her birimiz güvende değilsek hiçbirimizin güvende olamayacağı gerçeğine sırtımızı dönemeyiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM kürsüsünden yıllardır insanlığın kaderinin sınırlı sayıdaki ülkenin isteğine bırakılamayacağını söylediğini hatırlatarak, “Burada, sizlerin huzurunda tekrar ediyorum; Dünya 5‘ten büyüktür. Zihniyetimizi de kurumlarımızı da kurallarımızı da değiştirme zamanı çoktan gelmiştir” dedi.

“NÜKLEER SİLAHLAR KONUSUNU ADALET TEMELİNDE BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURALIM”

Nükleer güç sahibi ülkeler ile buna sahip olmayan ülkeler arasındaki adaletsizliğin dahi tek başına, dünyanın dengelerini bozmaya yettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:  “Nükleer güce dayalı kitle imha silahlarının tümden yok edilmek yerine, her krizde bir koz olarak ortaya konması, herkes gibi bizi de rahatsız ediyor.  Bu güç, ya herkes için yasak ya herkes için serbest olmalıdır. Gelin, insanlığın tamamının huzurlu geleceği için bu sorunu bir an önce adalet temelinde bir çözüme kavuşturalım.”

Dakikada 13 kişinin hava kirliliğinden öldüğü, küresel ısınmanın dünyanın geleceğini tehdit ettiği bir dönemde, bu sorunlara hiç kimsenin kayıtsız kalamayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk iş olarak; Birleşmiş Milletler’in potansiyeli ile etkinliğinin güçlendirilmesi ve özellikle Güvenlik Konseyi’nde, adalete, hakkaniyete uygun köklü reformların derhâl gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

“TÜRKİYE, SORUNLARA ADİL ÇÖZÜMLER BULMAK İÇİN ÇABALAYAN BİR ÜLKE”

Türkiye’nin, girişimci ve insani dış politika anlayışıyla, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülke olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dünyanın en cömert insani yardım yapan ülkesi, en fazla yerlerinden edilmiş kişiyi kabul eden devleti unvanlarımız boşuna değildir. Bu politikanın somut bir başka örneğini, üçüncüsünü 2020 yılında ülkemizde düzenleyeceğimiz Afrika Birliği-Türkiye Ortaklık Zirvesi’yle sergileyeceğiz.  Bu salondaki tüm ülkeleri, adalet, ahlak, vicdan esası üzerine bina ettiğimiz politikalarımıza ve girişimlerimize destek vermeye davet ediyorum.”

Suriye’nin, insanlığın vicdanını yaralayan ve küresel adaletsizliğin adeta sembolü hâline gelen bir coğrafya durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de 2011’den beri yaşanan krizin, rejim ve terör örgütleri ile onları cesaretlendiren güçler tarafından ısrarla sürdürülmeye çalışıldığına dikkat çekerek, 1 milyon insanın ölümüne, 12 milyonu aşkın insanın yerinden edilmesine, bunların yarısının da ülke dışında yaşamak zorunda kalmasına yol açan Suriye krizini artık sona erdirme zamanının geldiğine vurgu yaptı.

“DEAŞ’A İLK VE EN CİDDİ DARBEYİ VURAN ÜLKE TÜRKİYE’DİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye, DEAŞ tehdidinden en çok zarar gören ülkedir.  Bu örgüt bir yandan sınırlarımızı taciz ederken, diğer yandan çeşitli şehirlerimizde gerçekleştirdiği ve yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği canlı bomba eylemleriyle doğrudan kalbimize saldırmıştır. Suriye’de DEAŞ’a karşı ilk ve en ciddi darbeyi vuran ülke Türkiye’dir.  Fırat Kalkanı Harekâtı ile yaklaşık 3 bin 500 DEAŞ’lıyı etkisiz hâle getirerek, örgütün Suriye’deki çöküş sürecini başlattık.  Dünyanın dört bir yanından DEAŞ’a katılmak üzere harekete geçen teröristleri tespit etme, ülkemize giriş yasağı koyma, sınır dışı etme konusunda da yine en önde geliyoruz.”

Türkiye’nin, millî gelire oranla, dünyanın en fazla insani yardımda bulunan ülkesi olduğunu ve 5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki sığınmacıların 3 milyon 650 binini Suriye’den gelenlerin oluşturduğunu belirterek, son sekiz yılda sığınmacılar için 40 milyar dolar harcama yaptıklarını ifade etti.

“SIĞINMACILAR İÇİN FEDAKÂRCA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ ÇALIŞMALARDA TEK BAŞIMIZA BIRAKILDIK”

“Ülkemize gelen sığınmacılardan 365 bini, Suriye’de güvenli hâle getirdiğimiz bölgelere geri döndü” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeli sığınmacıların yarıya yakınının 18 yaşının altında olduğuna ve Türkiye topraklarında doğan Suriyeli çocuk sayısının ise 500 bine yaklaştığına dikkat çekti.

Sığınmacılara sadece barınma değil, eğitim ve sağlık başta olmak üzere her türlü imkânı sağladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna karşılık dünya, canlarını kurtarmak için çıktıkları yolculukları ya Akdeniz’in karanlık sularında ya da sınırlara gerilen tel örgülerin önlerinde sonlanan milyonlarca mazlumu çok çabuk unuttu. Ama biz, cansız bedeni kıyıya vuran Aylan bebeklerin görüntülerini unutmadık, unutmayacağız” ifadesini kullandı.

“Sadece bu yılın ilk sekiz ayında 32 bin düzensiz göçmeni denizlerde boğulmaktan kurtardık. Yine bu yılın ilk sekiz ayında, Suriyeliler dışındaki 58 bin düzensiz göçmeni ülkelerine geri gönderdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna rağmen diğer bölgelerden gelenlerle birlikte bugün Türkiye, 5 milyon mazlumu topraklarında barındıran bir ülke durumundadır. Sığınmacılar için fedakârca yürüttüğümüz bu çalışmalarda maalesef tek başımıza bırakıldık” dedi.

“SURİYE’DE KALICI SİYASİ ÇÖZÜME ULAŞILDIĞINDA, TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ DE TESİS EDİLMİŞ OLACAK”

Suriye’de; rejimin, PKK-YPG ve DEAŞ’ın kontrolündeki yerlere geri dönüş olmadığına dikkat çeken ve Suriye’den kaçanların geri döndüğü tek yerin Türkiye’nin güvenli hâle getirdiği bölgeler olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki insani krizin çözümünde üzerinde durulması gereken üç önemli husus olduğunu belirterek, “Birincisi, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin tesisi konusunda kritik bir süreç olarak gördüğümüz Anayasa Komitesi’nin etkin ve verimli bir şekilde çalıştırılmasıdır. Geçtiğimiz hafta başında Rusya ve İran’la birlikte bu konuda Ankara Zirvesi’nde aldığımız kararla, çok önemli bir başarıya imza attık. Suriye’de, kalıcı siyasi çözüme ulaşıldığında, bu ülkenin toprak bütünlüğü de kendiliğinden tesis edilmiş olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

İdlip’teki muhtemel katliamların ve yaklaşık 4 milyon kişilik potansiyel göç dalgasının önüne geçilmesini ikinci önemli başlık olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bu konuda Rusya ile Soçi’de vardığımız mutabakat, bir takım aksiliklere rağmen, hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Türkiye’nin yeni bir göç dalgasını daha karşılamaya ne tahammülü ne de imkânı vardır. Bu sebeple, İdlip’te güvenliğin ve istikrarın sağlanması hususunda tüm ülkelerin Türkiye’nin çabalarına destek vermesini bekliyoruz” dedi.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİNE AYNI MESAFEDEN BAKAN BİR ANLAYIŞI YERLEŞTİRMEDEN SURİYE’DE KALICI ÇÖZÜM BULUNAMAZ”

Suriye’nin dörtte birini işgal eden ve sözde Suriye Demokratik Güçleri adıyla meşrulaştırılmaya çalışılan Fırat’ın doğusundaki PKK-YPG terör yapılanmasının ortadan kaldırılmasının üçüncü önemli konu olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm terör örgütlerine aynı mesafeden bakan bir anlayışı yerleştirmeden Suriye meselesine kalıcı çözüm bulunamayacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Amerika Birleşik Devletleri ile burada bir güvenli bölge oluşturulması konusundaki görüşmelerimiz sürüyor. Niyetimiz, ilk etapta 30 kilometre derinliğinde ve 480 kilometre uzunluğunda bir barış koridoru tesis ederek, uluslararası toplumun desteğiyle burada 2 milyon Suriyelinin iskânını sağlamaktır. Şayet bu bölgenin derinliğini Deyrizor-Rakka hattına kadar indirebilirsek, ülkemizden, Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden kendi topraklarına geri dönecek Suriyeli sayısını 3 milyona kadar çıkartabiliriz. Gerçekleştirmekte kararlı olduğumuz bu konuda Türkiye olarak gerekli hazırlıkları yapmaya başladık.”

Türkiye öncülüğünde, Lübnan, Irak ve Ürdün’ün de katılımıyla bir uluslararası konferans planlandığını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Aralık ayında Cenevre’de gerçekleştirilecek olan ve eş-başkanlığını Türkiye’nin üstleneceği Küresel Mülteci Forumunun başarısına da önem verdiklerini vurguladı.

“TÜM DÜNYAYI, SURİYE’DEKİ İNSANİ KRİZİ DURDURMAK İÇİN İNİSİYATİF ALMAYA DAVET EDİYORUM”

“Güvenli bölgelere dönüşleri desteklemek için Birleşmiş Milletler öncülüğünde bir bağışçılar konferansı düzenlenebileceğini düşünüyoruz” sözleriyle konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Geçtiğimiz yıl Birleşmiş Milletlerde kabul edilen Küresel Göç Mutabakatı ve Mültecilere İlişkin Küresel Mutabakat’ın da etkin şekilde işletilmesine ihtiyaç vardır” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye’de, hakka, hukuka, vicdana uygun şekilde sağlanacak istikrar ve güven ortamının, komşusu Irak’ı da hem DEA, hem PKK tehdidi bakımından rahatlatacağına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler Genel Kurul salonundan, tüm dünyayı, Suriye’deki bu insani krizi durdurmak için inisiyatif almaya, çabalarımızı desteklemeye davet ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Teknolojik dönüşüm sürecinde yeni teknolojilerin pazarı değil, üreticisi olmak istiyoruz” 0 98809

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde yaptığı konuşmada, “Teknolojik dönüşüm sürecinde yeni teknolojilerin pazarı değil, üreticisi olmak istiyoruz. Bunun için katma değerli üretim öncülüğünde küresel rekabet gücümüzü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek, kritik teknolojilerde inşallah atılım sağlayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen, TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’ne (TEKNOFEST İstanbul) katıldı.

Sergilenen ve yarışmalara katılan eserleri inceleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra vatandaşlara hitap etti.

Türkiye’nin millî teknoloji hamlesinin sembolü hâline gelen etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen, T3 Vakfı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 19 yarışma alanı ve ilave altı yeni başlıkta 17 bin 400’e yakın takım ve 2 bin finalist, 50 bin yarışmacı başvurusu ve 10 bin finalist ve Türkiye’nin 81 vilayetinin tamamı ile 122 ülke katılımcısı ile TEKNOFEST’in rekor kırdığını söyledi.

“ULUSLARARASI LİDER ARAŞTIRMACILAR PROGRAMI’NA ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE DE DEVAM EDECEĞİZ”

Geçen yılki TEKNOFEST’te, bilim insanlarının Türkiye’ye dönüş seferberliğini başlattığını, dünyanın her yerindeki Türk bilim insanlarını Türkiye’ye davet ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası Lider Araştırmacılar Programımız bu seferberliğin ilk somut ürünü oldu. Çağrıyı açtığımız ilk günden itibaren müthiş bir taleple karşılaştık. Dünyanın en iyi üniversitelerinde, araştırma merkezlerinde ve üst düzey şirketlerinde çalışan Türk ve yabancı akademisyenler bize başvurdu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yılda bilime ve teknolojiye yaptıkları altyapı yatırımlarıyla güçlü bir ekosistem inşa ettiklerini, sayısı 207’yi bulan üniversite, bin 191 Ar-Ge merkezi, 349 tasarım merkezi, 84 teknoloji geliştirme bölgesi ve 112 bin araştırmacının bu ekosistemin temel aktörleri olduğunu dile getirdi.

Lider Araştırmacılar Programı ile Türkiye’ye gelen üst düzey araştırmacıların bilimsel çalışmalar yaparak, gençlere örnek olacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu programdan, 98’i Türk, 29’u yabancı olmak üzere 127 üst düzey araştırmacı faydalanarak, kritik Ar-Ge projelerinde önemli roller üstlenecekler.  Yoğun ilgiyle karşılaştığımız Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı’na önümüzdeki dönemde de devam edeceğimizin müjdesini de buradan sizlerle paylaşmak istiyorum” diye konuştu.

“2023’E GİDEN YOLDA YENİ BÜYÜME HİKÂYEMİZİ, TEKNOLOJİ VE YENİLİKÇİLİK ANLAYIŞIYLA YAZACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millî teknoloji hamlesi ruhuyla hazırlanan 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nin kamuoyu ile paylaşıldığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Teknolojik dönüşüm sürecinde yeni teknolojilerin pazarı değil, üreticisi olmak istiyoruz. Bunun için katma değerli üretim öncülüğünde küresel rekabet gücümüzü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek, kritik teknolojilerde inşallah atılım sağlayacağız. 2023’e giden yolda yeni büyüme hikâyemizi, teknoloji ve yenilikçilik anlayışıyla yazacak ve gençlerimize daha nitelikli iş imkânları oluşturacağız. Nitekim, bugün burada ortaokul, lise, üniversite takımları ile profesyonellerin ayrı ayrı geliştiği ve yarıştığı her etkinliği âdeta millî teknoloji hamlemizin yeni bir ayak sesi olarak görüyorum. Hava ve Kara Araçları Sergileri ile şu anda nitekim binler, on binler bu sergileri dolaşıyor, gösteriler gibi ilave etkinliklerle TEKNOFEST, âdeta bir teknoloji şöleni havasında geçmektedir. Burada kalbine teknoloji ve havacılık sevgisi aşıladığı her bir evladımız, geleceğimize yakılmış birer ışık olacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salı günü başlayan TEKNOFEST’e şu ana kadar 500 bini aşkın kişinin ziyaret ettiğini, bu sayının 1 milyona ulaşmasını hedeflediklerini belirterek, “Her şey hayal ile başlar. Hayal ile inanç birleştiğinde ise ortaya başarı çıkar. Millet olarak yıllarca hayal kurmamıza engel olmaya çalıştılar. Bize giydirilen ve kesinlikle üç beden, beş beden küçük gelen gömlekle yaşamamızı istediler” ifadelerini kullandı.

“BUGÜN TÜRKİYE, EĞİTİMDEN SAĞLIĞA HER ALANDA GÜÇLÜ ALTYAPIYA SAHİPTİR”

Merhum sanatçı Cem Karaca’nın “Tamirci çırağı” adlı eserinin sözlerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Evet… Biz de tutumları giydik. Bize de ‘Siz geri kalmış bir ülkesiniz, geri kalmış bir milletsiniz, öyle kalın’ dediler. Geçmişte pek çok devlet adamı bu kısır döngüyü kırmak için gayret göstermiş, kimileri bir parça yol da almıştır. Ama maalesef, 17 yıl önce ülkenin yönetimini devraldığımızda, Türkiye hâlâ geri kalmışlık zinciriyle bağlanmış bir hâldeydi. Öncelikle, 81 vilayetimizin altyapı sorunlarını çözerek, milletimizi özlemini çektiği hizmetlere kavuşturmak için kolları sıvadık. Bunun yanında, vesayetle çetin bir mücadeleye girişerek, demokrasimizi güçlendirdik, millî iradenin üstünlüğünü tahkim ettik. Aynı şekilde, ekonomimizi uluslararası rekabete uygun şekilde reforme ederek, üretimin, istihdamın, ihracatın, elbette büyümenin ve teknolojinin gelişmesini sağladık. Böylece, mahkûm edilmek istendiğimiz geri kalmışlık zincirlerini birer birer parçaladık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mücadelelerinin kolay olmadığı, 17 yılda birçok vesayet odağı, terör örgütü ve çetelerle mücadele ettiklerini anlatarak, “Hamdolsun, biz milletimizle birlikte bu saldırıların hepsini de birer birer boşa çıkarmayı başardık. Bugün Türkiye, eğitimden sağlığa her alanda güçlü altyapıya sahiptir. Böylece, sadece kendimize yeni ve parlak bir gelecek inşa etmekle kalmadık. Aynı zamanda gözünü ve yüreğini bize yöneltmiş yüzlerce milyon kardeşimize de umut verdik, mücadele azmi aşıladık” şeklinde konuştu.

“MİLLETİN İSTİKLALİ VE İSTİKBALİ İÇİN HİÇBİR MÜCADELEDEN GERİ DURMADIK”

Büyük devlet ve millet olmanın aynı zamanda büyük dertlerle, sorunlarla, büyük saldırılarla mücadele etmeyi gerektirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye şayet kendisine biçilen ‘geri kalmış veya az gelişmiş ülke’ rolünü kabul edip, başını kasap bıçağının önüne kuzu kuzu uzatmış olsaydı, şu anda yaşadığımız sıkıntıların çoğu gündemimizde olmayacaktı. Ama bu millet, tarihinin hiçbir döneminde esareti, müstemleke olmayı, zillet içinde yaşamayı kabul etmemiştir ve etmeyecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin istiklali ve istikbali için hiçbir mücadeleden geri durmadıklarının altını çizerek, bu milleti “göbeğini kaşıyan adam”, “bidon kafalı” diyerek küçümseyenlerin üzerine gittiklerini, terör örgütleri aracılığıyla Türkiye’ye rota tayin etmeye kalkanların suratına şamar gibi indiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İşte bugün Diyarbakır’da evlatları dağa kaçırılan o analar dimdik duruyorsa bunun bir sebebi var. Çünkü onların da ruh köklerinde ne var? Bir dinamizm var, ölümden korkmuyorlar, üzerine üzerine gidiyorlar ve ‘Evlatlarımız gelene kadar da buradan ayrılmayacağız’ diyorlar. Buradan Kandil’e sesleniyorum, bu terör örgütlerinin içinde yanında, arkasında olan onlara siyasi destek olanlara sesleniyorum; Bu ülkede katil aranıyorsa bunların adresini aramaya gerek yok. Bunlar, parlamentoya kadar sızmış olanlar ve kimseyi aldatamazsınız. Sokağa insanları çağırıp ondan sonra Diyarbakır’da 53 evladımızı öldürenleri bu millet unutmuyor ve unutmayacaktır da. Sonuna kadar bu işin takipçisiyiz, takipçisi olacağız. Bunları bırakamayız. Eğer biz bırakırsak ebedi âlemde şehitlerimiz bize bunun hesabını sorar.”

“TEKNOFEST, TÜRKİYE’Yİ YENİDEN BİR KISIRDÖNGÜYE HAPSETMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI VERİLECEK EN GÜZEL CEVAP”

“İşte ‘Gerektiğinde, hayatımız pahasına darbecilerin silahlarının karşısına dikilip, tıpkı Sultan Alparslan gibi, ‘ya şehit ya muzaffer olacağız’ dedik, tıpkı Gazi Mustafa Kemal gibi, ‘ya istiklal, ya ölüm’ dedik” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, maruz kaldıkları her saldırıya da milletle beraber “ya olacağız ya öleceğiz” diyerek karşı koyduklarının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları için bakan ve milletvekillerinin de bulunduğu geniş bir heyetle ABD’ye hareket edeceğini bildirerek bölgesel, küresel gelişmelere dair düşündüklerini tüm devletlerin temsilcileri önünde ifade edeceklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gizli saklı değil, açık ve net. Devlet başkanlarıyla, liderlerle yapacağımız ikili görüşmelerde kendilerine bunları açık ve net olarak anlatacağız. Dünya ekonomisi toplanacak onlarla onları konuşacağız.  Türkiye’nin bu büyük meydan okumasının elbette bir bedeli vardır. Ama biz bu topraklarda yaşamaya karar vermekle, zaten her türlü bedeli ödemeyi göze almış bir milletiz. Dolayısıyla, bize gizli açık tehditlerle bedel ödetmeyi düşünenler, bunun hesabını yapanlar, beyhude bir işle uğraştıklarını bilmelidirler” değerlendirmesinde bulundu.

TEKNOFEST’in Türkiye’yi yeniden bir kısırdöngüye hapsetmeye çalışanlara karşı verilecek en güzel cevap olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, ülkemizi hedeflerinden alıkoymak isteyenlere cevabımızı, hayallerimizi, heyecanımızı, azmimizi, inancımızı kaybetmeden çalışarak, çok çalışarak, daha çok çalışarak vereceğiz. Bizim milletimiz bir şeye inandığında ve yola çıktığında, Allah’ın izniyle, onu durdurabilecek hiçbir güç yoktur” diye konuştu.

Yapılan yatırımlar, icraatlar, reformlarla büyük ve güçlü Türkiye’nin yolunu açtıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı’nın ilmini alarak kendilerine amaç edineceklerini ve daha da gelişeceklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST 2019’un başarıyla gerçekleştirilmesinde emeği geçenleri tebrik ederek katılımcı ve katkı veren gençlere, teknoloji sevdalılarına, bilim adamı ve araştırmacılara teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TEKNOFEST 2019’da yarışarak birincilik elde eden ürünlerin tasarımcılarına ödüllerini takdim etti.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu,

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu,