Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 27. Dönem 2. Yasama Yılı‘nın açılışı dolayısıyla TBMM’de konuştu 0 98604

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 27. Dönem 2. Yasama Yılı’nın açılışı dolayısıyla TBMM Genel Kurulunda milletvekillerine hitap etti.

23 Nisan 1920’den bugüne Meclis çatısı altında görev yapan milletvekillerini saygıyla yad eden Erdoğan, “Meclisimizin ilk başkanı, Kurtuluş Savaşı’mızın başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere TBMM üyelerinden ahirete irtihal edenleri rahmetle anıyorum.” diye konuştu.

Bin yıldır bu coğrafyada milletin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden şehitlere, gazilerden dar-ı bekaya irtihal edenlere rahmet dileyen Erdoğan, son dönemde terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da verilen şehitlerin yakınları ile gazilere selamlarını iletti.

Türkiye sınırları içinde ve dışında “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” ülküsü için kahramanca mücadele edenlere şükranlarını sunan Erdoğan, “İki defa gazilik unvanıyla şereflenen yüce Meclisimize ve milletvekillerimize yeni yasama yılında hayırlı ve başarılı çalışmalar temenni ediyorum.” ifadesini kullandı.

“DEĞİŞİMİ SUHULETLE GERÇEKLEŞTİRMEYİ BAŞARDIK”

Türkiye’nin, 16 Nisan’da tarihi bir halk oylaması, 24 Haziran’da da tarihi bir Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimine şahit olduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“16 Nisan halk oylaması, yönetim sistemimizi değiştirdiğimiz bir büyük reformun, bir büyük devrimin adıdır. Bu çapta bir dönüşümü, pek çok ülke ve halk ancak çok büyük çalkantılar yaşayarak ve çok büyük bedeller ödeyerek tamamlayabilmiştir. Biz ise Türkiye olarak, Türk milleti olarak, demokrasinin kuralları içinde bu önemli değişimi suhuletle gerçekleştirmeyi başardık. Siyaset mühendisliği hesaplarının ürünü olarak değil, tamamen tarihimizin kendi tabii akışı içinde, halkımızın talebi ve rızasıyla gelişen bir sürecin aşamalarını hep birlikte yaşadık.”

Başkan Erdoğan, Türkiye’de yönetim reformu çabalarının 200 yıla yaklaşan geçmişi olduğunu belirterek, Osmanlı döneminde Tanzimat’tan Islahat’a pek çok deneme yapıldığını anımsattı.

İstiklal Harbi’nin ardından tercihin cumhuriyetten yana yapıldıktan sonra da bu arayışın devam ettiğini aktaran Erdoğan, “Önce tek partili, ardından çok partili rejimleri denedik. Maalesef ne yaparsak yapalım darbelere, vesayetlere, krizlere engel olamadık.” dedi.

“ÜLKEMİZİ RAYDAN ÇIKARMAK İSTEYENLERE FIRSAT VERMEDİK”

Bu arayışların son dönemde de sürdüğüne işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle 2007 yılında yaşanan Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi, artık yeni bir reformu, yeni bir değişimi kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu krizi aşmak için başlatılan çalışmaların kapısı, yeni bir yönetim sistemine açılmıştır. Milletimiz, 2007 yılından beri adım adım ilerleyen bu sürecin her aşamasında sağduyuyla ve ferasetle hareket etmiştir. Bu kritik dönemde ülkemizi raydan çıkarmak, kaosa sürüklemek, içeride ve dışarıda başarısızlığa uğratmak isteyenlere, hamdolsun, fırsat vermedik.”

Erdoğan, geçmişten beri sıkça kurulan ve her seferinde Türkiye’nin tökezlemesine sebep olan tuzakların, bu kez işe yaramadığını vurgulayarak, “Milletimizin birlik ve beraberliğine sahip çıkmasıyla devletimizin tüm erklerinin sergilediği dayanışmayla tüm engelleri aşarak bugünlere geldik.” değerlendirmesinde bulundu.

“GÜCÜMÜZÜ MİLLETİMİZDEN ALARAK YOLUMUZA DEVAM ETTİK”

Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için yapılan her hamlenin, ülke olarak yapılan daha büyük atılımlarla karşılık bulduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Her hal ve şart altında çareyi milletimizde, demokrasimizde, milli iradenin üstünlüğünde aradık. Ülkemizi vesayet bataklığına itmek istediler, çözümü milletimize gitmekte bulduk. Uluslararası alanda ülkemizi kuşatmaya çalıştılar, gücümüzü milletimizden alarak yolumuza devam ettik.” ifadelerini kullandı.

Sokakları karıştırarak halkı birbirine düşürmeye çalışanlara da fitneye fırsat vermediklerinin altını çizen Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Terör örgütlerini kullanarak ülkemize diz çöktürmeye çalıştılar. Buna da eyvallah etmedik. PKK’sından DEAŞ’ına ve FETÖ’süne kadar hepsinin başını ezdik. Darbe yapmaya teşebbüs ettiler. Milletimizle birlikte göğsümüzü namlulara siper edip istiklalimize ve istikbalimize sahip çıktık. Sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmaya kalktılar, ardı ardına yaptığımız harekatlarla bu planı da paramparça ettik. Gece yarısı operasyonlarıyla ekonomimizi çökertmeye çalıştılar, Allah’ın izniyle bu saldırıyı da atlatma yolunda ilerliyoruz. Bugüne kadar milletimizle birlikte hareket ettiğimizde üstesinden gelemediğimiz hiçbir sorun olmadı. Bundan sonra da aynı başarılara imza atmayı sürdüreceğiz.”

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, yasama, yürütme ve yargı organlarının görev alanlarını daha net bir şekilde belirleyerek, demokrasiyi güçlendirdiğini ve milletin karşısında yürütmenin tek muhatabının Cumhurbaşkanı olduğunu söyledi.

Milli iradenin önünde engel oluşturan sistem içindeki tüm vesayet mekanizmalarının artık ortadan kalktığına dikkati çeken Erdoğan, “Böylece milletimiz, yetkiyi kime verdiğini ve gerektiğinde kimden hesap soracağını, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmektedir. 24 Haziran seçimlerinde şahsımı Cumhurbaşkanı seçen milletimize karşı görevlerimizi layıkıyla yerine getirmenin gayreti içindeyiz.” ifadesini kullandı.

“HIZLI VE ETKİLİ BİR İCRAAT GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”

Erdoğan, bakanların atamasının yapıldığını ve kabinenin oluşturulduğunu anımsatarak, “Anayasa ve yasalardan aldığımız yetkiler çerçevesinde yayımladığımız Cumhurbaşkanlığı Kararları ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri vasıtasıyla, milletimize söz verdiğimiz gibi, hızlı ve etkili bir icraat gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Elbette her geçiş dönemi gibi bu süreçte de birtakım sıkıntıların yaşanabileceğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Tespit ettiğimiz her sıkıntıya anında müdahale ediyor ve hemen hal yoluna koyuyoruz. Ancak, ekonomide, asla hak etmediğimiz ve ülkemizin gerçek durumunu kesinlikle yansıtmayan dalgalanma, bu tür sıkıntıların daha çok göze batmasına yol açıyor. Aldığımız tedbirler, yaptığımız görüşmeler ve geliştirdiğimiz programlarla ekonomimizi yeniden dengeye kavuşturmaya başladık. Gerek milletimizden gerek kurumlarımızdan aldığımız geri bildirimlere göre, hem yaptığımız çalışmaları gözden geçiriyor, hem de kendimize yeni hedefler belirliyoruz.”

“LAYÜSEL OLDUĞUMUZ DÜŞÜNCESİNE ASLA KAPILMADIK” 

Başkan Erdoğan, siyasi hayatlarının hiçbir döneminde olduğu gibi yeni yönetim sisteminde de layüsel oldukları düşüncesine asla kapılmadıklarını bildirdi. Erdoğan, “Yetkiyi milletimizden alarak attığımız her adımımızda, yine milletimize hesap vermek mecburiyetinde olduğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz. 2002 yılı Kasım ayından beri ülkemizin yönetimini bize emanet eden milletimize zaten çok büyük bir borcumuz vardı. 15 Temmuz’da, milletimize olan vefa borcumuza, can borcu da eklendi. Milletimizin itimadına, teveccühüne ve desteğine layık olabilmek için gece gündüz çalışıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Kararı seviyesindeki işleri zaten yürütüyoruz. Ancak bazı konular, kanuni düzenleme gerektiriyor.” diye konuştu.

Yeni yönetim sistemde Cumhurbaşkanının, Meclise bütçe dışında kanun teklifi veya tasarısı sunma imkanının bulunmadığına işaret eden Erdoğan, “Kanunlar ancak, sizlerin teklifiyle Meclis gündemine gelebiliyor. Meclisimizin açılmasıyla birlikte gerek AK Parti Grubundaki, gerekse diğer partilere mensup milletvekillerimizin kanun teklifleriyle, ülkemize çok önemli hizmetler yapacaklarına inanıyorum.” ifadesini kullandı.

AK Parti Grubu’nun hiç şüphesiz, yürütme olarak ihtiyaç duydukları alanlardaki kanun teklifleriyle yasama faaliyetlerine daha çok katkıda bulunacağını dile getiren Erdoğan, diğer partilere mensup milletvekillerinden de yürütme organı olarak kendilerine destek olacak, yollarını açacak kanun tekliflerini beklediklerini belirtti.

Türkiye’nin önündeki sıkıntıları, ancak hep birlikte çalışılıp, omuz omuza verilirse aşılabileceğini vurgulayan Erdoğan, “Yeni dönemin ruhu, birlikte çalışmayı, birlikte inşayı, birlikte başarmayı gerektiriyor. Gelin Türkiye’yi birlikte hedeflerine ulaştıralım. Gelin demokrasimizi birlikte güçlendirelim. Gelin ekonomimizi birlikte büyütelim. Gelin milletimize birlikte hizmet edelim. Bu yöndeki gayretleriniz için şimdiden sizlere teşekkür ediyorum.” dedi.

Türkiye’nin dünyanın en çalkantılı bölgesinde, demokrasisi ve ekonomisiyle, gerçek anlamda bir küresel güç olma yolunda ilerlediğine değinen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yakın çevremizdeki güvenlik krizleri ve insani trajediler ile bundan beslenen terör eylemleri, ülkemizi hedeflerinden uzaklaştırmamış, tam tersine bu yöndeki kararlılığını daha da güçlendirmiştir. Irak’ta ve Suriye’de ciddi etkinlik kazanan terör örgütleri, her geçen gün mevzi kaybetmektedir. Her ne kadar bu ülkeler kendi iç istikrarlarını sağlamakta zorlansalar da terör örgütlerinin yeşermesine zemin hazırlayan şartlar büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin kaotik bağımsızlık çıkışı, Türkiye’nin de net tavır koymasıyla, boşa çıkartılmıştır. DEAŞ’ın işgal ettiği topraklarda yeniden merkezi yönetimin hakim olmasıyla. Irak büyük bir sorundan kurtulmuştur. Temennimiz, ülkedeki PKK varlığının da aynı şekilde ortadan kaldırılmasıdır. Türkiye olarak, PKK’nın Irak’ta faaliyet gösterdiği yerlerin önemli bir bölümünü kontrol altına aldık. Hedefimiz, çıban başı olarak gördüğümüz Kandil’i ve yeni Kandil olma yolunda ilerleyen Sincar’ı bölücü terör örgütünden tamamen temizlemektir. Irak’ın, mezhepçilik hastalığından bir an önce kurtularak, kendi halkı ve tüm bölge için güvenli, huzurlu, istikrarlı ve müreffeh bir ülke haline gelmesini istiyoruz. Bu doğrultuda yapılan tüm çalışmalara destek olmayı, gerektiğinde öncülük etmeyi sürdüreceğiz.”

Suriye’deki durumun çok daha acı, çok daha vahim olduğunu dile getiren Erdoğan, Suriye’nin yedinci yılını geride bırakan bir iç savaşın pençesinde kıvrandığını bildirdi. Erdoğan, bugüne kadar yaklaşık 1 milyon Suriyelinin hayatını kaybettiğini, 12 milyon Suriyelinin de evini, barkını terk etmek zorunda kaldığını hatırlattı.

Erdoğan, “Rejimin kendi halkına yönelik kanlı saldırıları yetmiyormuş gibi, bir de DEAŞ ve PYD-YPG denilen alçak örgütler, Suriye halkına musallat olmuştur. Ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bulan güçler de vekalet savaşları yoluyla Suriye’yi parsellemek için adeta yarışa girmişlerdir.” diye konuştu.

Erdoğan, hiçbir meşruiyet zemini kalmayan rejimle, kimi terör örgütleriyle iş tutan bu güçlerin, Suriye halkının kanı ve gözyaşı pahasına kendi projelerini hayata geçirmeye çalıştığını belirtti.

“HALEN 3,5 MİLYON SURİYELİ, ÜLKEMİZDE HAYATINI SÜRDÜRÜYOR”  

Başkan Erdoğan, şunları aktardı:

“Suriye’deki bu gelişmelere, pek çok sebepten dolayı bizim seyirci kalmamız söz konusu olamazdı. Her şeyden önce, bu coğrafya halkıyla bin yılı aşkın müşterek geçmişe, ortak medeniyet ve kültür değerlerine sahibiz. Bunun için hayatlarını kurtarmak için yaşadıkları yerlerden kaçmak zorunda kalan milyonlarca Suriyeliye kapılarımızı ve gönlümüzü açtık. Halen 3,5 milyon Suriyeli, ülkemizde hayatını sürdürüyor. Suriye içinde yaşanan her çatışma, bizim için yeni kitlesel göç dalgalarının habercisidir.

Sınırlarımızın hemen yanı başındaki kaos ortamı, ülkemize yönelik terör tehditlerinin en önemli beslenme kaynağı haline gelmiştir. Bu tehlikeli gidişin önüne geçmek amacıyla, 2016 yılından itibaren, Suriye içinde güvenli bölgeler oluşturmak üzere harekete geçtik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla, 4 bin metrekarelik bir alanı DEAŞ’lı ve PYD/YPG’li teröristlerden temizledik. Bu bölgelere, şu ana kadar 260 bin Suriyeli kardeşimiz geri döndü. Her platformda, ülkede Suriye halkının tamamının kabul edebileceği bir çözüm bulunması için çaba gösterdik.”

Cenevre Süreci’nin tıkanması üzerine Astana’da yeni bir çözüm zemini oluşturulmasına öncülük ettiklerini anlatan Erdoğan, Astana’da varılan mutabakatların rejim tarafından ihlali üzerine, Rusya ile yeni arayışlara girdiklerine işaret etti.

Çabalarının nihayet sonuç verdiğini ve Soçi’de Rusya ile İdlib Çatışmasızlık Bölgesi’ndeki 3,5 milyon insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir mutabakata, muhtıraya imza attıklarını hatırlatan Erdoğan, “Dünyada çok büyük takdirle karşılanan bu mutabakat, aynı zamanda Suriye’de yeni anayasa ve özgür seçimler esasına dayalı bir çözüm için de umutların canlanmasına vesile olmuştur. Böylece Türkiye, en büyük yükünü kendisinin çektiği Suriye krizinde, doğrudan sahada inisiyatif alan ve söz söyleyen bir ülke durumuna gelmiştir.” diye konuştu.

Erdoğan, İdlib’te Türkiye’nin güvenliğini sağlamayı garanti ettiği bölgeye de şimdiden 60 binin üzerinde Suriyelinin geri döndüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Suriye’de güvenli hale getirdiğimiz bölgeleri genişlettikçe ve huzuru sürekli hale getirdikçe, ülkemizdeki misafirlerimizin kendi topraklarına dönüşlerinin hızlanacağına inanıyoruz. Bundan sonraki hedefimiz, Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki bölgelerin, buraları işgal eden terör örgütünden temizlenerek güvenli hale getirilmesidir. İnşallah en yakın zamanda bunu da sağlayacağız.”

Erdoğan, her devlet gibi Türkiye’nin de kimi ülkeler ve uluslararası kurumlarla ilişkilerinde inişler çıkışlar yaşanabildiğini dile getirdi.

Son yıllarda, Türkiye’ye verdiği çeşitli sözleri yerine getirmemesi ve haksız ithamlarla ülkenin üstüne gelmesi sebebiyle Avrupa Birliği ve bazı Avrupa devletleriyle gerilimler yaşandığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde ülkemize yapılan haksızlıklar ve uygulanan çifte standart karşısında elbette sessiz kalamazdık. Kimi Avrupa ülkelerinin Türkiye karşıtlığını bir iç politika malzemesi haline dönüştürmesi, sıkıntıların derinleşmesine ve yaygınlaşmasına sebep oldu. Avrupa ile yaşadığımız bu sıkıntılı süreci yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Türkiye’nin, düzensiz göçün önlenmesi başta olmak üzere Avrupa Birliğine tüm taahhütlerini, uğradığı haksızlıklara rağmen yerine getirmeye devam etmesi elimizi güçlendirdi. Ülkemize yönelik ithamların ve tutumların mesnedi kalmayınca, aklıselim galip gelmeye ve diyalog yolları yeniden açılmaya başladı.”

Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan, 5 milyon civarında Türk kökenli insanın yaşadığı böyle bir coğrafyaya sırt dönmenin kesinlikle söz konusu olamayacağının altını çizen Erdoğan, “Bununla birlikte Avrupa’nın bize yaptığı haksızlıkları düzeltmek, oradaki kardeşlerimizin hukukunu korumak için de sonuna kadar mücadele edeceğiz.” diye konuştu.

Geçen hafta Almanya’ya yaptığı devlet ziyaretinin, ilişkileri yeni ve olumlu bir yöne sevk etme iradesinin karşılıklı teyidine vesile olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Geçtiğimiz aylarda İngiltere’ye de muhataplarımızla iş birliği zeminimizi güçlendirme konusunda mutabık kaldığımız bir ziyaretimiz olmuştu. Çeşitli Avrupa ülkelerinden Türkiye ile ilişkiler konusunda yükselen olumlu sesler, önümüzdeki aydınlık günlerin müjdecisidir. İnşallah yeni dönemde Avrupa ile siyasi, ekonomik ve insani alanlarda gerçekten mesafe kat ettiğimiz bir sürece gireceğiz.”

 ABD ile ilişkiler

Bir başka önemli sorun alanının ABD ile ilişkiler olduğunu aktaran Başkan Erdoğan, stratejik ortak olarak uzun bir geçmişe sahip olunan ABD’deki mevcut yönetimin, hiçbir mantıki, siyasi ve stratejik tutarlılığı olmayan bir şekilde Türkiye’yi hedef almasının kendilerini derinden üzdüğünü ifade etti.

“Ülkemizde darbe girişiminde bulunan terör örgütünün elebaşı ve pek çok mensubu, bu ülke tarafından korunup kollanmaktadır.” diyen Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

“Suriye’de hassasiyetlerimizi ve ikazlarımızı hiçe sayarak bölücü terör örgütü ile iş birliğine giden Amerika, bu olumsuz tavrını ekonomik alana da taşımıştır. Örneğin Halkbank davası, eşi benzeri görülmemiş bir hukuksuzluk örneğidir. Terör örgütleriyle karanlık ilişkileri sebebiyle yargılanan bir rahibi bahane ederek, ülkemize yaptırımlar uygulamaya kalkan bu çarpık anlayışla, diplomasinin ve hukukun sınırları içinde mücadele etmekte kararlıyız. Türkiye’yi, demokratik bir hukuk devleti gibi değil de bir kabile toplumu gibi gören bu zihniyete karşı, ülkemizin ve milletimizin hakkını, hukukunu ve onurunu korumak bizim en başta gelen görevimizdir. Amerikan yönetiminin eninde sonunda ülkemize yönelik yanlış bakış açısını düzelteceğine inanıyorum.”

Erdoğan, ABD ve Türkiye’nin karşılıklı menfaatinin, arasındaki ilişkinin, sözde değil özde stratejik ortaklık çerçevesinde güçlenerek devam etmesini gerektirdiğinin altını çizen Erdoğan, geçen hafta katıldığı New York’taki Birleşmiş Milletler toplantısı öncesinde ve toplantı günlerinde, Amerikan şirketlerinin temsilcileriyle görüşerek, bu konudaki kanaatlerini paylaştıklarını söyledi.

Türkiye’deki ilgililerin de Amerikalı muhataplarıyla temaslarında kendilerine bu konudaki görüşlerini aktardığını anlatan Erdoğan, “Henüz arzu ettiğimiz seviyeye gelmemiş olsa da, ortak bir anlayışa ulaşma yolunda ilerleme kaydetmeye başladığımızı söyleyebiliriz. İnşallah, en kısa sürede aramızdaki meseleleri çözüp, Amerika ile yeniden siyasi ve ekonomik alanlarda stratejik ortalık ruhuna uygun ilişkiler geliştirmeyi ümit ediyoruz.” dedi.

New York’ta 3 günde 14 liderle görüşerek, ülkeler arasındaki ilişkileri ve insanlığın ortak sorunlarını değerlendirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, “Genel Kurulda yaptığımız konuşmada da ‘Dünya 5’ten büyüktür’ itirazımız başta olmak üzere, Birleşmiş Milletlerin yapısı ve işleyişi ile bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin görüşlerimizi paylaştık.” diye konuştu.

Türkiye’nin Rusya ile her alanda çok sıkı ve hızla gelişen ilişkiler içerisinde olduğunu belirten Erdoğan, Suriye politikasından turizme, savunma sanayisinden enerjiye kadar her alanda Rusya ile iki ülkenin ortak çıkarına olan projelerin hayata geçirildiğini ifade etti. Erdoğan, “Biliyorsunuz, bir dönem, Rusya ile aramızı bozmak için de pek çok provokasyon yapıldı. Karşılıklı olarak sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayarak, bu sıkıntıların üstesinden geldik. İnşallah, önümüzdeki dönemde Rusya ile aramızdaki bu olumlu işbirliği iklimini daha da güçlendireceğiz.” diye konuştu.

İran’la da, gerek Suriye ve Irak politikalarında gerek diğer siyasi ve ekonomik konularda yakın temas halinde olunduğuna işaret eden Erdoğan, bölgenin geleceğiyle ilgili kararlarda İran’ın dışlanmamasına özel önem verdiklerini vurguladı. Erdoğan, “Bu ülkeye yönelik yaptırım tehditlerinin de adil olmadığını düşünüyoruz.  Uluslararası kurumların denetimleriyle kolayca çözülebilecek sorunların, yaptırımlar gibi tüm ülke halkının cezalandırılması anlamına gelecek yollarla halledilmeye çalışılması asla doğru değildir. Bu tür adımların hiçbir fayda sağlamadığı geçmiş tecrübelerle de sabittir.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde temel ilkeleri doğrultusunda, başkalarının taleplerinden ziyade kendi menfaatlerini ve ihtiyaçlarını merkeze alarak politikalarını belirleyeceğini belirterek, Türkiye için bir başka önemli sorun alanının Doğu Akdeniz’de, Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını, çıkarlarını, beklentilerini dikkate almayan yaklaşımlar olduğunu söyledi. Erdoğan, “Kıbrıs’ta ve Ege’de, Türkiye’ye rağmen hiçbir adım atılamayacağını buradan bir kez daha tekrarlamak istiyoruz. Bu bölgede bizi yok saymaya kalkışanlar, kendi varlıklarını da topyekun tehlikeye attıklarını çok iyi bilmelidirler. Bizim her konuda olduğu gibi Kıbrıs ve Ege konusunda da tercihimiz ‘kazan-kazan’ anlayışından yanadır. Hep birlikte kazanabileceğimiz yöntemler varken, işi krize ve hatta çatışmaya götürecek yollara tevessül edenler, bunun hesabını önce kendi halklarına vereceklerdir.” değerlendirmelerinde bulundu.

“KATAR’LA OLAN YAKIN İŞBİRLİĞİMİZ DAHA DA PERÇİNLENMİŞTİR”

Başkan Erdoğan, geçen yıl tüm dünyayı endişeye sürükleyen Körfez’deki krizin, istenmedik sonuçlara yol açmadan durulmuş olmasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Katar ile olan yakın işbirliğinin, Türkiye’ye çok büyük meblağlı yatırımlar yapma kararıyla daha da perçinlendiğini ifade eden Erdoğan, bölgedeki diğer devletlerle işbirliğini güçlendirmek istediklerini, kimi bölge ülkelerinin Türkiye’ye yönelik düşmanca tutumlarını bir an önce sona erdirmelerini beklediklerini, gelecek dönemde bu konularda da kayda değer ilerlemeler kaydetmeyi umduklarını söyledi.

Kuzey Afrika’nın istikrarının, hem Akdeniz’in hem Ortadoğu’nun hem de Afrika’nın geleceğiyle yakından ilişkili olduğuna dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye olarak Libya başta olmak üzere, Kuzey Afrikalı kardeşlerimizin yanlarında olmayı, onlara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz. Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerimiz gün geçtikçe daha da ilerliyor. Kırgızistan’da katıldığımız ve Özbekistan’ın da ilk defa iştirak ettiği Türk Konseyi Zirvesi, bu bakımdan önemli bir açılım olmuştur. Azerbaycan ile ilişkilerimiz, siyasi, ekonomik ve sosyal bakımdan gerçekten çok iyi bir noktaya gelmiş durumdadır. Kazakistan’ın da Türk Dünyası’nın aksakalı olarak gördüğüm Sayın Nazarbayev’in dirayetli liderliğinde önemli hamleler yaptığına şahit oluyoruz. Özbekistan, yeni ve çok büyük bir atılımın eşiğindedir. Türkmenistan’ın istikrarına ve gelişmesine de önem veriyoruz. Orta Asya’daki kardeşlerimiz ne kadar güçlü ve müreffeh olursa Türkiye bundan o derece mutlu olur ve faydalanır. Aynı şekilde Türkiye’nin gücü ve zenginliği de Orta Asya’daki kardeşlerimiz için önemli bir güvencedir.”

“SONUNA KADAR KUDÜS DAVASININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Erdoğan, Balkanlarda, Bosna-Hersek, Sırbistan, Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Karadağ gibi dost ülkelerin tamamıyla yakın ilişkiler tesis etmenin gayreti içinde olunacağını belirterek, Bosna Hersek’in milletin gönlünde, hem tarihi hem insani olarak ayrı bir yeri bulunduğunu anımsattı. Erdoğan, “Geçmişte çok büyük acılar yaşayan Boşnak kardeşlerimizin yanında olmayı, merhum Aliya İzzetbegoviç’in vasiyetine sahip çıkmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Türkiye’nin, karşılık gördüğü sürece Yunanistan ve Bulgaristan ile iyi komşuluk ilişkilerini devam ettirme yönünde güçlü bir iradeye sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, Gürcistan ile de ekonomik ve sosyal ilişkilerin siyasi ilişkilerle tahkim edildiğini, Türkiye’nin Kırımlı kardeşlerinin huzuru ve esenliği için de mücadele etmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs konusunda da “Hep söylediğim gibi, Kudüs meselesi, bizim de ümmetin de kırmızı çizgisidir. Kudüs’ün mahremiyetine halel getiren, Filistinli kardeşlerimizin temel hak ve özgürlüklerine saldırı anlamı taşıyan hiçbir davranışa, hiçbir emrivakiye müsamaha gösteremeyiz. Türkiye olarak sonuna kadar Kudüs davasının takipçisi olacağız. Görüldüğü gibi, uluslararası alanda çok önemli süreçleri aynı anda aynı hassasiyetle ve aynı kararlılıkla yürüterek ülkemizi aydınlık geleceğine hazırlıyoruz.” değerlendirmelerinde bulundu.

Erdoğan, “Türkiye’yi 3,5 kat büyütürken ve zenginleştirirken, bundan milletimizin her kesiminin faydalanmasını sağladık. Çalışan, yatırım yapan, üreten, ihraç eden, istihdam oluşturan bir ülke olarak, adeta yepyeni bir kalkınma modeli ortaya koyduk.” diye konuştu.

Ülkenin son 5 yıldır gerçekten çok büyük, çok önemli, çok tarihi hadiseleri ardı ardına yaşadığını dile getiren Erdoğan, “İçinden geçtiğimiz bu kesintisiz mücadele dönemi, bize, daha güçlü olmamız gerektiğini bir kez daha göstermiştir.” ifadesini kullandı.

Milletin çok büyük fedakarlıklar yaparak, gerektiğinde çok büyük cesaret sergileyerek bu mücadeleye verdiği desteğin, meselenin herkes tarafından kavrandığına işaret ettiğini vurgulayan Başkan Erdoğan, bu süreçte, kısır düşünenlerin, sorumsuzca davrananların, hırslarının kurbanı olanların, nefsinin peşinden gidenlerin, millet tarafından tasfiye edildiğini söyledi.

Verilen mücadeleye destek olanların ise, diğer farklılıklara bakılmaksızın, millet tarafından el üstünde tutulduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ekonomide içinden geçtiğimiz hassas dönem, herkes açısından çok daha büyük bir imtihan, çok daha büyük bir ayrıştırma vesilesi haline dönüşmüştür. Türkiye’nin ekonomi konusunda ihtiyacı olan reformların neler olduğunu, en iyi biz biliyoruz. Ancak, bir süredir yaşadığımız ve kurdaki yükselişin sebep olduğu hadiselerin, ülkemizin ekonomik gerçekleriyle, eksikleriyle ilgisi olmadığı çok açıktır.

Amerikan yönetimi, aramızdaki siyasi ve hukuki sorunları, diyalog yerine tehdit ve şantaj diliyle çözmeye çalışmak suretiyle bu yanlış yola girmiştir. Güya bize bedel ödetmeyi amaçlayan bu yöntem, aslında en büyük zararı, orta ve uzun vadede Amerika’ya vermektedir. Çin ve Avrupa Birliği başta olmak üzere pek çok ülkeyle adeta bir ticaret savaşına tutuşan Amerika, Türkiye’ye yönelik ekstra uygulamalarıyla güvenilirliğini iyice yitirmiştir. Bizim yaşadıklarımızdan sonra, dünyada hiçbir ülkenin Amerika’yla ilişkilerinin geleceğine güvenle bakması artık mümkün değildir.”

“BÜTÇE DİSİPLİNİNDEN EN KÜÇÜK BİR TAVİZ VERMİYORUZ”

Türkiye ekonomisinin, bu tür tehditler ve saldırılarla yıkılmayacak kadar güçlü olduğunu, kurdaki yükselişin yol açtığı belirsizliğin yavaş yavaş ortadan kalktığını belirten Erdoğan, “Bütçe disiplininden en küçük bir taviz vermiyoruz. Ülkemizin uluslararası piyasalardaki görünümünü güçlendirecek adımları birer birer atıyoruz.” dedi.

Türkiye’nin kimseden para talep etmediğini, tüm çabanın, uluslararası sermayenin ülkede yatırım yapmasını sağlamak olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bunun için gereken her türlü desteği ve her türlü güvenceyi veriyoruz. Ekonomimizin dengelerini, finanstan yatırımlara kadar her alanda tahkim etmeye yönelik programları dikkatle hayata geçiriyoruz. Yeni Ekonomi Programı bunun en önemli adımlarından biridir.” diye konuştu.

Sanayicinin, tüccarın, esnaf ve sanatkarın, tarım sektörünün, ücretli kesimin, velhasıl milletin yaşadığı sıkıntıları çok iyi bildiklerini ifade eden Erdoğan, “Enflasyondan, faizlerden, döviz kurundan bunalan, işini çevirmekte zorlanan herkesin yaşadıklarını yakından takip ediyoruz. Bankacılık sektörünün hareket alanının daralmasından kaynaklanan finans sıkışıklığının yol açtığı zincirleme sorunların öneminin ve aciliyetinin de farkındayız. Tüm bu sıkıntıların çözümüne yönelik hazırlıklarımız, çalışmalarımız var.” değerlendirmesini yaptı.

“TÜRKİYE’Yİ YENİDEN YÜKSELİŞE GEÇİRMEKTE KARARLIYIZ”

Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hiçbir sanayicimizi, hiçbir tüccarımızı, hiçbir çalışanımızı, hiçbir vatandaşımızı vicdan ve ahlak yoksunu tefecilerin, iyi günde ortaya çıkıp kötü günde kaybolan fırsatçıların insafına terk etmeyeceğiz. Serbest piyasa ekonomisi kurallarından taviz vermeden, gereken her türlü tedbiri alıp uygulayacağız. Dengeleme, disiplin ve değişim üzerine kurulu yeni bir ekonomik program hazırladık.

Kredi imkanlarını genişletip kolaylaştıracak, yatırımları teşvik edecek, üretime, istihdama ve ihracata öncelik verecek bir ekonomi anlayışıyla, Türkiye’yi yeniden yükselişe geçirmekte kararlıyız. Milletimizden biraz daha sabırlı olmasını, ülkesine ve yönetimine güvenmesini istiyorum. En zorunu geride bıraktık, inşallah bundan sonra her şey daha kolay olacak. Bugüne kadar nasıl her sıkıntıyı milletimizle kol kola, omuz omuza vererek aştıysak, bugünleri de inşallah aynı şekilde geride bırakacağız. Çıktığımız bu uzun ve zorlu yolculukta Meclisimizle, siz değerli milletvekillerimizle birlikte yürüyecek, mücadeleyi birlikte verecek, başarıyı birlikte yakalayacağız. Yeni dönemde Meclisimizin yeni bir anlayışla çalışması, ülkemizin en büyük kazanımı olacaktır. Gerekiyorsa Anayasayı, gerekiyorsa iç tüzüğü değiştirerek, Meclisimizin etkinliğini ve itibarını artırmamız, hem demokrasimiz, hem milletimizin morali bakımından çok önemlidir. Bu konuda sizlere güveniyorum.”

Erdoğan, 27. Dönem 2. Yasama Yılı’nın hayırlara vesile olmasını dileyerek sözlerini tamamladı.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ankara Gazeteciler ve Yazarlar Derneği’nden “Ankara’ya Değer Katanlara” ödül 0 5513

100’e yakın gazeteci, yazar, radyocu, televizyoncu ve dijital medya mensubunun üye olduğu Ankara Gazeteciler ve Yazarlar Derneği (AGYD), bu yıl ilkini düzenlediği “Ankara’ya Değer Katanlar” Ödül Gecesi’nde Başkent’e hizmet etmiş kişi ve kurumları ödüllendirdi.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen ödül törenine Ankara milletvekilleri, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı (TÜSİAV) Başkanı Veli Sarıtoprak, Yenimahalle, Altındağ, Sincan, Etimesgut Belediye Başkanları ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

ANKARA GAZETECİLER VE YAZARLAR DERNEĞİ BAŞKANI ÖMER UZUN: “ANKARA BİR MARKADIR”

Ankara’nın tarih içerisinde kültürel, sosyal ve ekonomik olarak konumunu ve geçirdiği değişimleri konu alan sinevizyon gösterisi ile başlayan ödül töreninde, gecenin açılış konuşmasını Ankara Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Başkanı Ömer Uzun yaptı. Ankara’nın önemine vurgu yapan Uzun, gazeteciler olarak da Ankara’mıza değer katanları hatırlamak, hatırlatmak istediklerini belirtti.

Bizler Ankaralı gazeteciler olarak, yaşadığımız başkentimizi yaşatmayı asla göz ardı edemeyiz. Konu Ankara olunca, konu Ankara’ya değer katanlar olunca, söze ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’le başlamak istiyorum. Bundan 99 yıl önce 27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya geldiği gün, Türk milletinin de kaderinin değiştiği gündür.  Ankaralılar, Mustafa Kemal Atatürk’le Dikmen sırtlarında buluştular ve “zahmet ettiniz, neden geldiniz?” diyen Ulu Önder’e “uğrunda ölmeye, millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik paşam!” diye söz verdiler.

Ankaralılar verdikleri sözü tuttular; Anadolu’nun bağımsızlığına olan inançlarını hiç yitirmediler. Atatürk de Ankara’ya verdiği değeri, “Sevgili milletimizin bütün bir düşmanlık dünyasına karşı, sonu zaferle başardığı Bağımsızlık Mücadelesi tarihinde Ankara ismi, en saygın bir yeri koruyacaktır” sözleriyle dile getirmiştir.

Ankara, Orta Anadolu’nun kalbinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentidir.  Yerleşimi çok eski tarihlere dayanan Ankara; ilk çağlardan itibaren, farklı medeniyetlerin hüküm sürdüğü bir coğrafya ve sürekli bir yerleşmeye sahne olan bir kenttir. Ünlü tarihçi İlber Ortaylı Etimesgut Belediyesi’nin düzenlediği Tarih’te Etimesgut panelinde şunları söylüyordu Ankara için, ” Ankara sadece Ankara değildir, sadece başkent olduğu için önemli bir yer değildir. Ankara soysuz bir kent değildir. Bizans için önemlidir. Osmanlı vilayetleri içinde en önemlilerindendir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentidir. Dünya tarihi için çok önemli kenttir. Buranın başkent olması tesadüf değildir”.

Evet ulu önder Mustafa Kemal Atatürk Ankara’yı tesadüfi başkent yapmadı. Ankara’nın başkent oluşunda Atatürk’ün uzağı görüşünün yanında, Ankara’nın tarihi kökleri; siyasî, stratejik ve jeopolitik düşünceleri, Kurtuluş Savaşı’nın güvenlik altında idaresi zorunluluğu ve psikolojik faktörlerin rolü büyüktür.

Atatürk, Ankara’yı çok sevmiştir. Türkiye’nin temellerini burada atan Atatürk, Ankara’ya en büyük değeri katmıştır. Bugün Ankara’nın ortasında yükselen Anıtkabir, Türkiye Cumhuriyeti’nin insanlık tarihi varoldukça, yaşamaya devam edeceğini gösteren bir semboldür.

Günümüzde her geçen gün büyüyen, dışarıdan çok göç alan bir Ankara var.  Elbetteki büyüyen bu şehrin sorunları da artıyor. Bu sorunların dile getirilerek çözümüne katkı sağlanması noktasında biz gazetecilere de hayati sorumluluklar düşmektedir. Ancak ne yazık ki Ankara’da yerel gazetecilik istenilen düzeyde değildir. Yaşanan ekonomik sıkıntılar, değişen medya anlayışı biz gazetecileri olumsuz etkilemektedir. Birçok ulusal yayın, Ankara eki çıkarmaktan vazgeçmekte; yerel gazeteler bir bir kapanmaktadır. Bir avuç da kalsak yaşadığımız kenti yaşatmaya, değerine değer katmaya yılmadan usanmadan devam edeceğimizin altını çizmek istiyorum.

Ankara’ya değer katma noktasında yalnız olmadığımızı da çok iyi biliyoruz. Bu şehri her yönüyle daha çağdaş, daha yaşanabilir, marka bir kent yapmak için gece gündüz çalışan değerli yöneticilerimizin, iş adamlarımızın, sanayicilerimizin, sivil toplum kuruluşlarının, eğitimcilerin olduğunun farkındayız.

İşte; bu yönüyle marifet iltifata tabidir diyerek bu geceyi organize ettik. Ankara’mıza değer katanları hatırlamak, hatırlatmak istedik. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor, ödül alan tüm Ankara Sevdalılarını tebrik ediyorum.

Öncelikle Derneğimizin kuruluş aşamasında bizlere Kent Konseyi’nde yer tahsis ederek, desteklerini esirgemeyen Etimesgut Belediye Başkanı Sayın Enver Demirel olmak üzere, ilkini gerçekleştirdiğimiz “Ankara’ya Değer Katanlar” Ödül törenimizin gerçekleşmesinde yüreklerini ve salonlarını açan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sayın Gürsel Baran ve yönetimine, tecrübeleriyle bizlere yol gösteren TÜSİAV Başkanı Sayın Veli Toprak’a, sponsorlarımıza ve emeği geçen tüm Ankara sevdalılarına Derneğimiz adına teşekkür eder, saygılar sunuyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

TÜSİAV BAŞKANI VELİ TOPRAK: “BAŞARILI İNSANLARI ÖDÜLLENDİRİRSENİZ ONLAR DAHA ÇOK ÇALIŞIRLAR”

Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Başkanı Veli Toprak da yaptığı konuşmada, sivil toplumculuğun öneminin altını çizerek “Ben bu sene sivil toplumculuğu rölantiye almayı, torunlarıma daha çok vakit ayırmayı, aileme vakit ayırmayı düşündüm ancak bu ödül töreninde anladım ki; bizi ölünceye kadar bırakmayacaklar hep sivil toplumun yanında olacağız, onlar için koşturacağız. Sivil toplumun yanında olmak, ülkenin yanında olmak, devletin yanında olmak demektir. Biz Türk toplumu olarak başarılı insanları pek takdir etmeyiz. Biz de kör ölür badem gölü olur. Eleştiride cömertiz ama övgüde cimriyiz. Kolay kolay kimseyiz beğenmeyiz, o yüzden her fırsatta insanları ödüllendirmişimdir. Çünkü Fransızlar derler ki “Para parayı çeker başarı başarıyı çeker”. Başarılı insanları ödüllendirirseniz onlar daha çok koştururlar, aldıkları her plaket, her şilt bir borç senedidir. Biraz sonra bana Ankara Gazeteciler ve Yazarlar Derneği’nin vereceği bu şilt bir borç senedi olacak ve ölene kadar bu ülkem için, devletim için, yörem için, insanım için ve sizler için koşturmaya devam edeceğim. Dernek Başkanını ve Yönetim Kurulu’nu tebrik ediyorum, tecrübem ile her zaman yanlarındayım.”

YENİMAHALLE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR: “VATANDAŞA VE ESNAFA DESTEK OLUYORUZ”

Ödül töreninde, Yenimahalle’de vatandaşların birçok dükkan ve alışveriş merkezinde kullandığı, 700’den fazla firma ve küçük esnafa destek veren “Halk Kart” projesiyle ödül alan Başkan Yaşar, plaketini AGYD Başkanı Ömer Uzun’un elinden aldı.

Ödül töreninde konuşan Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, “Ülkelerin tümünde başkentler ekonomik, sosyal, tarihsel ve kültürel açıdan özel bir yere sahip olmakla birlikte her ülkenin simgesidir. Ankara, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar çok önemli kararların alındığı, büyük öneme sahip bir şehirdir. Göreve geldiğimiz günden beri yalnızca Yenimahalle’ye değil, hayata kazandırdığımız projeler aracılığı ile Ankara’ya kültürel ve sosyal alanda büyük değer kazandırdık. Vatandaşa fayda sağlamayan hiçbir çalışmanın altına imza atmadık. HalkKart Projesi hem vatandaşımıza ekonomik olarak destek oluyor hem de ticaretin canlanmasına ve özellikle küçük esnafın sıkıntılı günler yaşadığı bu dönemde rahat nefes almasını sağlıyor” dedi.

ALTINDAĞ BELEDİYE BAŞKANI TİRYAKİ: “ALTINKÖY, İNSANLARIMIZI KENDİ DEĞERLERİ İLE TEKRAR BULUŞTURDU”

“Ankara’ya Değer Katanlar” ödülüne layık görülen Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, şu açıklamayı yaptı:“Kent yaşamı ile birlikte bizi biz yapan değerleri unutmaya, yitirmeye başladık. Çocuklarımız ve genç nesillerimizin bağı geçmişimiz ile kopma noktasına geldi. Neslimiz doğa ile barışık, hayvan dostu, insan ilişkilerinin saygıya ve sevgiye dayandığı bir anlayıştan uzaklaştı. Altınköy’ü değerli yapan ise bu anlayışı tekrar insanlara hatırlatması, insanımızı kendi değerleri ile tekrar buluşturması oldu. Dedelerimiz, ninelerimiz geçmişlerini buldukları Altınköy’de çocuklarına ve torunlarına kendi kültürlerini görsel olarak anlatabiliyor. Kaybolan, yok olmaya yüz tutmuş sanatlarımızın temsilcilerini Türkiye’nin her noktasından Altınköy’e getirerek, kendi kültürümüz içinde önemli bir görev üstlendik.Altınköy kısa zamanda yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerek, Ankara’da Türkiye’nin turizm noktalarından biri haline geldi. Ankara’da yabancı ülkelerin temsilcilerinin ve Ankara’ya gelen yabancı konukların uğrak noktası oldu Altınköy’ün böyle bir ödül alması beni çok mutlu etti.”

“ANKARA’YA DEĞER KATANLAR”

Yılın Siyasileri; AKP Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan, MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu seçilirken en fazla İl Başkanlığı görevini yürüten MHP Genel Sekreter Yardımcısı Fatih Çetinkaya ödüle layık görüldü. Yılın Belediye Başkanları ise; Engelsiz Yaşam Merkezi Projesi ile Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel, Halkkart Projesi ile Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Altınköy Projesi ile Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Halkla İlişkileri ile Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan seçildi.

Yaşam Boyu Başarı Ödülünü Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Yönetim Kurulu Başkanı Veli Sarıtoprak alırken, Yılın Meslek Kuruluşları ödülünü Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran aldı.

Yılın Eğitim Kurumu Nesibe Aydın Eğitim Kurumları Kurucusu Nesibe Aydın, Yılın Kadın Girişimcisi HHP EXPO Fuarcılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Şule Dayangaç, Yılın Erkek Girişimcisi Nurhayat Tarım ve Fidancılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Arda Palamut, Yılın Genç İşadamı Graftime Reklam A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Orhan ödüle layık görüldü. Başarılı çalışmalarından ötürü Sincan Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası İsa Yalçın da ödül aldı.

Yılın Basın Meslek Kuruluşu olarak Basın İlan Kurumu (BİK) Ankara Şube Müdürü Yezdan Uğurlu, Yılın Başarılı STK’sı Ankaralılar (AHİD) Derneği Başkanı Hilmi Yaman, Yılın En İyi Koro Şefi İpek Dereli oldu.

Jüri Özel Ödüllerini ise Ankara Sivil Toplum Kuruluşları (ASTOP) Dönem Sözcüsü Mustafa Zengin ve TÜSİAV Verimlilik Platformu Başkanı Kutlu Tamay aldı.

Gecenin sponsorluğunu üstlenen Ünsal Grup adına Orhan Ünsal, Altuğ Barış Doğan, Graftime Reklam A.Ş. adına Bekir Ünal ve SR Emlak adına Rahmi Yıldırım ödül aldılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci 100 Günlük İcraat Programı’nı açıkladı 0 65010

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen toplantıda İkinci 100 Günlük İcraat Programı’nı açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İkinci 100 Günlük İcraat Programı Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen ve ikinci 100 günlük dönemde gerçekleştirecek icraat ve projelerin tanıtıldığı programda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve bazı bakanlar da hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan programda, 3 Ağustos’ta kamuoyuna ilan ettikleri 100 Günlük İcraat Programı’nın sonuçlarından ve ikinci 100 günde gerçekleştirilecek hizmet ve projelerden örnekler verdiği bir konuşma yaptı.

“KAZA İLE İLGİLİ ADLİ VE İDARİ SORUŞTURMA BAŞLADI”

Konuşmasının başında, bu sabah Ankara’da meydana gelen tren kazasından duyduğu üzüntüsünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Ankara-Konya yüksek hızlı treninin kılavuz yol lokomotifiyle çarpışması sonucu üçü makinist olmak üzere dokuz vatandaşın hayatını kaybettiğini, 47 vatandaşın da yaralandığını açıkladı. Elim kazada ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ölenlerin yakınlarına başsağlığı dileğinde bulundu. Kaza ile ilgili adli ve idari soruşturmaya başlandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Savcılığı’nın üç kişiyi gözaltına aldığını, kazanın tüm boyutlarıyla incelenip sorumluların ortaya çıkarılacağını gereken her şeyin yapılacağını kaydetti.

“KURDAKİ KISA SÜRELİ DALGALANMAYI DAHİ HÜKÛMETİ YIPRATMAK İÇİN FIRSAT BİLEN KİFAYETSİZ MUHTERİSLERİN HEVESLERİNİ KURSAKLARINDA BIRAKTIK”

Milletin huzurunda, geride kalan 100 günün muhasebe ve murakabesini yaparak ve yakın geleceğe ilişkin programlarını ortaya koyarak, Türk siyasetine yeni bir açılım kazandıracaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yürütmenin başı olarak bundan sonra da belli aralıklarla milletin karşısına çıkarak ortaya koydukları icraatların değerlendirmesini yapacaklarını söyledi.

Kabineyi açıkladıkları 9 Temmuz’dan bugüne yoğun bir gündemle çalışmalarını yürüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir taraftan ülkenin yeni yönetim sistemine geçiş sürecini yönettiklerini, diğer taraftan ekonomik açıdan Türkiye’ye diz çöktürmeyi hedefleyen saldırılara karşı mücadele ettiklerini, bunlarla birlikte millete verdikleri sözleri de gerçekleştirmeye çalıştıklarını dile getirdi.

Dış kaynaklı tüm engelleme girişimlerine rağmen, hedeflerine ulaşma yönünde önemli mesafe katettiklerini, kur-faiz-enflasyon üçgeni üzerinden Türkiye ekonomisine pranga vurmak isteyenleri bir kez daha hüsrana uğrattıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kurdaki kısa süreli dalgalanmayı dahi hükûmeti yıpratmak için fırsat bilen kifayetsiz muhterislerin heveslerini kursaklarında bıraktık” dedi.

“KİŞİSEL ÇIKARI İÇİN 81 MİLYONLUK TÜRKİYE GEMİSİNİN ALTINI OYMAYA ÇALIŞANLAR KESİNLİKLE FIRSAT BULAMAYACAK”

“Birkaç ay öncesine kadar sabah-akşam milletimize karamsarlık pompalayan siyaset simsarları, sözüm ona ekonomistler, köşe yazarları bugün âdeta dillerini yutmuş durumdalar, hiçbirinden şimdi çıt çıkmıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük icraat programını uygularken de aynısını yapacaklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şöyle konuştu: “Kişisel çıkarı için 81 milyonluk Türkiye gemisinin altını oymaya çalışanlar kesinlikle fırsat bulamayacak, onlara fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin ve milletimizin düşmanlarının operasyon aracı hâline dönüşmüş olan çevrelerin eleştirilerine kulak asmayacağız. Hiçbir kirli planın, hiçbir ekonomik tetikçinin, ihtiraslarının kulu kölesi olmuş hiçbir menfaatperestin ülkemiz ile hedefleri arasına girmesine müsaade etmeyeceğiz. Millet iradesinin üzerinde hiçbir irade tanımadan, Hakk’ın ve halkın rızası için, gözünü ve günlünü Türkiye’ye çevirmiş mazlum ve mağdurlar için çalışmaya, üretmeye, taş üstüne taş koymaya devam edeceğiz.”

“TÜRKİYE BİR TARAFTAN KALKINMA VE YATIRIM HAMLESİNİ SÜRDÜRÜRKEN, DİĞER TARAFTAN MALİ DİSİPLİNDEN ASLA TAVİZ VERMEMİŞTİR”

Yaşanan onca sıkıntıya rağmen ilk 100 günlük icraat programında yüzde 97 gibi yüksek bir gerçekleşme performansına ulaştıklarını, programda yer alan 400 eylemden 340’ını tamamladıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların arasında önemli, tarihî, milletin umut ve heyecanla beklediği pek çok projenin bulunduğunu hatırlattı.

Bu projelerin arasında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında ilk etabının açılışını yaptıkları İstanbul Havalimanının, beş Millet Bahçesinin, bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda kalan 60 eylemin 10’unun mevzuat hazırlıklarını da tamamladıklarını, üçüncü tarafların onayını gerektiren 32 eylemde yüzde 80’in üzerinde, 17 eylemde yüzde 50’in üstünde ilerleme sağladıklarını açıkladı.

43 milyar liralık bütçe maliyeti öngördükleri 400 eylem için 37,3 milyar lira sarf edildiğini, bunun en önemli sebebinin ise uygulamaya koydukları tasarruf tedbirleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye bir taraftan kalkınma ve yatırım hamlesini sürdürürken, diğer taraftan da mali disiplinden asla taviz vermemiştir, inşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle, aynı titizlikle çalışmaya devam edeceğiz” diye ekledi.

“ÜNİVERSİTELERİN TAMAMINDA KARİYER MERKEZLERİ KURULACAK”

İkinci 100 günlük eylem planında yer alan yaklaşık 24 milyar liralık 454 eylemin bitirilmesini temin edeceklerini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bürokrasideki ataleti giderecek, devletin işleyişini hızlandıracak, verimliliğini ve etkinliğini artıracak bazı adımlar attıklarını söyledi.

İllere verilen hizmetlerin takibi ve tespiti için 81 il karnesi projesini devreye alacaklarını, devletin vatandaşa, özel sektöre ve diğer resmî kurumlara sunduğu hizmetlerin yüzde 95’inde e-devlete entegrasyonunu sağlayacaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin gelecek iş planlarında yardımcı olmak için üniversitelerin tamamında kariyer merkezlerinin kurulacağını, şehirlerin estetiğine zarar veren tabela kirliliği ile daha yoğun bir mücadeleye girişeceklerini sözlerine ekledi.

“YENİ DÖNEMDE YARGIYA HÂKİM VE SAVCI YARDIMCILIĞI MÜESSESİ KAZANDIRILACAK”

Adalet Bakanlığı bünyesinde, yargıda hedef süre uygulamasının başarıyla tamamlandığını, Konya ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete alınarak İstanbul ve Ankara Bölge Adliye Mahkemelerinin iş yükünün 90 bin dosya azaltıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni dönemde yargıya hâkim ve savcı yardımcılığı müessesinin kazandırılacağını dile getirdi.

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vasıtasıyla ilk 100 günlük dönemde vatandaşların ihtiyaçlarının tespiti için 1 milyon hanenin ziyaret edildiğini, sosyal hizmet merkezlerinin sayısını 298’den 316’ya çıkartıldığını, 2 milyonu aşkın BAĞKUR’lu sigortalıya sosyal güvenlik primlerinde ödeme kolaylığı temin edildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük dönemde çalışmaların kapsamını genişleteceklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük dönemde 2019 yılını yaşlı yılı ilan ederek Uluslararası Yaşlılık Şûrası düzenleyeceklerini, 81 ilimizin tamamında çocuk işçiliğiyle mücadele birimleri kuracaklarını, aile sosyal destek programını muhtarların da katkısıyla yaygınlaştıracaklarını kaydetti.

“SIFIR ATIK PROJESİNİ YAYGINLAŞTIRARAK UYGULAMAYA GEÇİLEN KAMU KURUMU SAYISINI 13 BİNE YÜKSELTİYORUZ”

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eliyle ‘Sıfır Atık’ projesinin 750 kamu kurumunda uygulamaya geçirildiğini, imar barışı kapsamında 8,5 milyon vatandaşın başvurusunun alındığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan,  ikinci 100 günlük dönemde yapılacakları şu cümlelerle açıkladı: “Millet bahçelerini 81 ilimizin tamamına yaygınlaştırıyoruz, daha yeşil ve yaşanabilir şehirler için 41 kilometre bisiklet yolu ve 12 bin metrekare gürültü bariyeri inşa ediyoruz. Sıfır atık projesini yaygınlaştırarak uygulamaya geçilen kamu kurumu sayısını 13 bine yükseltiyoruz. Emlak Bankasının yapılandırma sürecini tamamlayarak faaliyete alıyoruz. Türkiye mekânsal strateji planının ön çalışma, araştırma ve analizlerini bitirerek plan hazırlama sürecini başlatıyoruz.”

“FETÖ’NÜN YURT DIŞI YAPILANMASINA, ÖZELLİKLE FİNANSMAN AYAĞINA DARBE VURULMASINA YÖNELİK, YENİ GİRİŞİMLER BAŞLATIYORUZ”

Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla FETÖ ve PKK-PYD terör örgütlerinin yurt dışındaki finansman kaynaklarının kesilmesi çalışmalarına hız verdiklerine, AB ülkeleri ve ABD nezdinde her seviyede diplomatik girişimler yürüttüklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzdeki 100 gün boyunca FETÖ’nün yurt dışı yapılanmasına, özellikle finansman ayağına darbe vurulmasına yönelik yeni girişimler başlatıyoruz. Ülkemizin arabuluculuk alanındaki öncü rolünü somut etkinliklerle daha da perçinliyoruz” sözlerine yer verdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kış mevsiminden önce Şırnak ve Artvin il merkezleri ile 42 ilçe ve dört organize sanayi bölgesini doğal gazın konforuyla tanıştırdığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akdeniz’de hidrokarbon kaynakları aranması için derin ve sığ deniz sondaj çalışmalarına başlandığına, ikinci derin deniz sondaj gemimizin sözleşmesinin imzalandığına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki süreçte Türkakım Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin Türkiye topraklarındaki bölümünün inşasına başlanacağını ve 2019’un sonuna kadar bitirileceğini, Akdeniz’de hidrokarbon aramaları kapsamında 3 bin 100 kilometrekare alanda üç boyutlu sismik veri toplanacağını ve bin maden sahasının ekonomiye kazandırılması için ihaleye çıkılacağını açıkladı.

“İKİNCİ 100 GÜNLÜK DÖNEMDE 30 YENİ GENÇLİK MERKEZİNİ HİZMETE ALACAĞIZ”

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın geçen 100 günlük icraatları arasında; 150 mahalle tipi spor sahasının, 12 tane futbol altyapı merkezinin, 76 yeni yurt binasının, ilköğretim çağındaki 1 milyon çocuğa sportif yetenek taramasının, gençliğe yönelik 400 STK projesine deştiğin olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük dönemde 30 yeni gençlik merkezini hizmete alacaklarını müjdeledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Örnek hikâyeler yoluyla gençlerimize farklı ufuklar kazandırmak için 17 dakika projesini başlatıyor, uzman veya rol model konuşmacılar ile geçlerimizi bir araya getiriyoruz. Gençlerimizin sesi, soluğu olacak ‘aynı frekanstayız’ adıyla bir gençlik radyosu kuruyoruz. Sporun okullar başta olmak üzere her alanda yaygınlaştırılması için spor kulüplerine ve sporculara 33 milyon 600 bin liralık destek veriyoruz” şeklinde konuştu.

“YÜKSEK TEKNOLOJİ YATIRIMLARINA ALTERNATİF FİNANSMAN SAĞLANMASI İÇİN TÜRKİYE KALKINMA FONUNU KURUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde ikinci 100 günlük devrede yapılacaklardan şu örnekleri verdi:  “Kayıt dışı ekonomiyle mücadele eylem planının hazırlanmasını sağlıyoruz. Yeminli mali müşavir raporuyla nakden talep edilebilen KDV iade tutarlarının yüzde 50’sinin 10 iş günü içinde yapılmasına ilişkin bir sistem geliştiriyoruz. Defter beyan sisteminin kapsamını işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefleri de içine alacak şekilde genişletiyoruz. Özel sermaye yatırımlarının arttırılması ve yüksek teknoloji yatırımlarına alternatif finansman sağlanması için Türkiye Kalkınma Fonunu kuruyoruz. Finansal istikrarın güçlendirilmesi ve finansal istikrarın güçlendirilmesi yanında finansal sektörün sağlıklı gelişimi amacıyla Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi tesis ediyoruz. Girişimcinin kitleye, kitlenin girişimciye erişimini kolaylaştıracak düzenli bir yatırım ortamı için kitle fonlaması düzenlemelerini yürürlüğe koyuyoruz. Gecikmelerin önüne geçmek için ortak elektronik tahsilat platformunu tüm unsurlarıyla devreye alıyoruz.”

İçişleri Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği hizmet ve uygulamalar arasında; uyuşturucuyla etkin mücadele için 31 ilde daha kurulan narkotimleri,  sayıları 32’den 42’ye çıkarılan 112 çağrı merkezlerini, düzensiz göçün önlenmesi için İstanbul Tuzla, Kocaeli, Iğdır ve Kırıkkale’de kurulan geri gönderme merkezlerini örnek veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki 100 günlük dönemde 112 acil çağrı merkezi sayısını 44’e çıkaracaklarını, elektronik belediye bilgi sistemine entegre edilen belediye sayısını 60’dan 210’a yükselteceklerini açıkladı.

Geçen 100 günlük dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın icraatlarında da örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci dönemde ise Tüksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nin ihalesinin yapılarak inşaatına başlanacağını, sekiz tarihî camii ve külliye ile Seddülbahir Kalesi’nin restorasyonunun tamamlanacağını, Bosna Hersek’teki Mostar Karagöz Bey Medresesi’nin açılışa hazır hâle getirileceğini aktardı.

“TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞTEKİ SINAVSIZ OKULLARA YERLEŞTİRME KRİTERLERİNİ GÜNCELLİYORUZ”

Millî Eğitim Bakanlığı vasıtasıyla 12 bin dersliği tamamlayarak, tam gün eğitim gören öğrenci sayısını yüzde 68’den, yüzde 71’e çıkardıklarına, 700 okulu daha kent güvenlik yönetim sistemine entegre ettiklerine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul öncesi eğitiminden, üniversiteye öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerilerinin gelişimini izleyecek yeni sistemi yüzde 92 oranında tamamladıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlık bünyesinde gerçekleştirilecek hizmetlere ilişkin şu bilgileri verdi: “Bakanlığın yapısını, mevzuatını ve insan kaynağını yeniden yapılandırmak için büyük bir veri sistemi oluşturuyoruz. Önümüzdeki 100 gün boyunca yerli ve millî değerlendirme araçlarının uygulamaya konulmasına öncelik veriyoruz. Farklı soru türleri kullanarak öğrencilerimizin üst düzey zihinsel özelliklere sahip olma yeteneklerinin ölçümüne katkı sağlıyoruz. Temel eğitimden ortaöğretime geçişteki sınavsız okullara yerleştirme kriterlerini güncelliyoruz.”

Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları kapsamında, evde sağlık hizmetinden yararlanan hasta sayısını yüzde 20 artışla 1 milyon 200 bine yükselttiklerini, Manisa, Elazığ ve Eskişehir’de 2 bin 677 yatak kapasiteli üç şehir hastanesi ile 20 yeni hastane ve iki ağız ve diş sağlığı merkezini hizmete sunduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki 100 günlük dönemde 30 adet obezite merkezinin açılacağını,  dokuz hastane ile bir ağız ve diş sağlığı merkezinin hizmete alınacağını dile getirdi.

“YENİ DÖNEMDE TÜRKİYE’NİN FİKRİ MÜLKİYET STRATEJİSİNİ HAZIRLIYORUZ”

Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi için Millî Savunma Bakanlığı’nın ASELSAN, TAİ, HAVELSAN gibi kurumlarla iş birliğini güçlendireceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, HGM-KÜRE ve HGM-ATLAS uygulamaları ile ilk yerli ve millî harita görüntü sisteminin kullanıma açılacağını, millî üretim entegre sualtı savaş yönetim sistemi ay sınıfı denizaltı uygulamasının TCG Dolunay ve TCG Doğanay denizaltılarının kabul işlemlerinin tamamlanacağını açıkladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı aracılığıyla geçen 100 günlük dönemde yerli ve millî üretim için ileri teknoloji alanlarında yeni girişimcilere 165 milyon liralık destek sağladıklarına, ilk millî lazer silah sisteminin testlerini başarıyla tamamladıklarına, IP kripto cihazının prototipinin üretimini başlattıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek döneme ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Yeni dönemde Türkiye’nin fikri mülkiyet stratejisini hazırlıyoruz. Uluslararası lider araştırmacı programı kapsamında ilk çağrıyı yapıyor, başvuruları da neticelendiriyoruz. Türkiye açık kaynak platformu kurarak, açık kaynak kodlu yazılım ekosisteminin güçlendirilmesini sağlıyoruz. Yerli ve millî üretim için teknoloji ve imalat sektörleri başta olmak üzere KOBİ’lere 274 milyon liralık destek veriyoruz.”

“KIRSAL KALKINMA PROGRAMI ÇERÇEVESİNDE TAMAMLANAN 505 YATIRIMA TOPLAM 250 MİLYON LİRA HİBE ÖDEMESİ YAPACAĞIZ”

Tarım ve ormancılık alanında; ilk 100 günlük eylem planı kapsamında yapılanlara işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kırsal kalkınmaya yönelik yedi proje ile çiftçilere 710 milyon liralık destek sağlandığını,  99 bin dekar alanın sulamaya açıldığını, 1 milyon dekar alanda modern basınçlı sulama sistemi kurulduğunu, 391 bin 330 dekar tarım arazisinin toplulaştırmasının tamamlandığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki 100 günlük programda 2 bin 250 genç çiftçiye 30’ar bin lira hibe desteği vereceklerini, kırsal kalkınma programı çerçevesinde tamamlanan 505 yatırıma toplam 250 milyon lira hibe ödemesi yapacaklarını aktardı.

Konuşmasında, Ticaret Bakanlığı’nın geçen 100 günlük dönemde ortaya koyduğu hizmet ve uygulamalardan da örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük dönemde; yeni piyasa gözetimi ve denetimi modeli oluşturulacağını, liman ve kara sularının denetim standartlarının yenileneceğini, gümrük tarife arama programının uygulamaya alınacağını ve gümrüklerde elektronik bilgilendirme platformunun oluşturulacağını açıkladı.

“YERLİ VE MİLLÎ İLK DİZEL ELEKTRİKLİ MANEVRA LOKOMOTİFİNİ ÜRETİYORUZ”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın geçen 100 günlük dönemde 328 kilometre bölünmüş yolu daha tamamlayıp toplam bölünmüş yol uzunluğunu 26 bin 496 kilometreye, 120 kilometre daha yeni otoyol yapılarak toplam otoban uzunluğunu 2 bin 777 kilometreye çıkardığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gümüşhane, Ordu, Bitlis, Ankara, Yozgat, Malatya, Trabzon ve Artvin illerinde 30 kilometre yeni kara yolu tünelinin hizmete açıldığına dikkat çekti. Yine bu dönemde 997 yerleşim yerine daha 4,5G mobil internet hizmeti erişimi sağlandığını, 272 kilometrelik demir yolunun yenilendiğini, kara yollarında 893 kilometrelik bitümlü sıcak karışım kaplama yapıldığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günde yapılacakları şöyle aktardı: “Önümüzdeki 100 gün boyunca Gebze-Haydarpaşa, Sirkeci-Halkalı banliyö hatlarını tamamlayarak işletmeye alıyoruz. Yap-işlet-devret modeli otoyol çalışmalarıyla yüksek standartlı ve emniyetli 73 kilometre yolu daha bitirerek otoyol ağımızı 2 bin 815 kilometreye yükseltiyoruz. Toplam 246 kilometre uzunluğunda olan Aydın-Denizli Otoyolunun 154 kilometresiyle, Mersin-Silifke-Taşucu Otoyolunun 92 kilometresinin ihalesini yap-işlet-devret yöntemiyle yapıyoruz. Yerli ve millî ilk dizel elektrikli manevra lokomotifini de üretiyoruz.”

“BİZİM GÖREVİMİZ İNSANIMIZA SÜREKLİ KARAMSARLIK AŞILAYANLARA İNAT AYDINLIK YARINLAR İÇİN MÜCADELEYİ SÜRDÜRMEKTİR”

Konuşmasında Savunma Sanayi Başkanlığı bünyesinde gerçekleştirilen ve gerçekleştirilecek projelerden de örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 100 günlük dönemde Hisar Hava Savunma Füze Sistemi’nin atış testlerini gerçekleştirildiğini, Altay Tankı’nın motor ve transmisyon sistemlerinin geliştirilmesi projesine başlandığını ve yerli insansız hava aracı sayısının 52’den 58’e çıkarıldığını hatırlattı. Önümüzdeki dönemde geliştirilmiş Atak projesi ile MİLGEM İ sınıfı firkateyn projesinin 5. gemi sözleşmelerinin imzalanacağını, müşterek taarruz uçağı F-35 projesi için 7. Ana Jet Üssündeki inşaat faaliyetlerinin tamamlanacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alanda gerçekleştirilecek diğer projelere de değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı: “Bizim görevimiz; fildişi kulelerinden millete ahkâm kesenlere, millete tepeden bakanlara, insanımıza sürekli karamsarlık aşılayanlara inat aydınlık yarınlar için mücadeleyi sürdürmektir. Biz elimizden geleni yaptıkça bu ülke için, bu millet için, istikbalimizin teminatı olan gençlerimiz için samimiyetle çalıştıkça Yüce Mevla da işlerimizi kolaylaştıracak, önümüze çok farklı yollar açacaktır. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha icraat programlarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.”