İyi ki Varsın : Temel EKEN 0 12041

4000 yıllık tarihi ile bir çok medeniyetleri bağrında yaşatmış,Osmanlıdan Kurtuluş savaşı yıllarına kadar ,lojistik önem taşıyan ovaları ,kalesi ve kahraman ve mert insanları,zeybekleri ile , Cumhuriyet yıllarından ,Günümüze tarım,sanayi ve endüstri alanlarında ayrıca Ülkemizin Siyasi ve bürokrasi alanında yerini almış , 1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile CUMHURİYET’ e ev sahipliği yapma görevine ,Mustafa Kemal Atatürk tarafından layık görülmüş Başkentimiz ; ANKARA

Bugün yaptığımız İyi ki varsın yazı dizimizin konuğu ;Temel EKEN ,kendisi Ankara doğumlu Avukat , Kendisi ile hukuk ve siyasal Bilgiler hakkında yaptığımız söyleşide ;

Sizi tanıyabilir miyiz ?

TEMEL EKEN: 1979 yılında Ankara’da dünyaya geldim. İlkokulu Hasan Özbay İlkokulunda, ortaokul ve liseyi Ömer Seyfettin Lisesi’nde, lisans eğitimimi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladım. 2002 yılında Ankara Barosuna kayıt oldum ve Temel Eken Hukuk Bürosunu kurdum. 2002 yılından bu yana serbest Avukatlık yapmaktayım. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında başkanlık ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulundum. Evli ve bir kız çocuk babasıyım. İyi bir Beşiktaş taraftarıyım. Ülkemizde hukukun üstün kılınabilmesi için avukatlık mesleğinin son derece önemli olduğuna inanmaktayım.

Temel Eken Hukuk Bürosu hakkında bize neler söylersiniz?

TEMEL EKEN: Temel Eken Hukuk Bürosu alanında uzman, hukukun üstünlüğüne gönül vermiş avukatları bir araya getirmiş bir organizasyondur. Aynı zamanda mesleğin staj aşamasında olan

hukukçular için de bir akademi niteliğindedir. Hukuk büromuz dinamik ve çalışkan kadrosu ile yerli ve yabancı şahıs ve şirketlere ulusal ve uluslararası hukuk alanlarında kaliteli avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermeyi amaçlamaktadır. Ülkemizin birçok noktasında konusunda deneyimli çözüm ortağı ofislerle iş birliği yapmaktadır. Ofisimizde; ticaret hukuku, borçlar hukuku, iş hukuku, şirketler hukuku, icra iflas hukuku, sosyal güvenlik hukuku, idare hukuku, enerji hukuku, vergi hukuku, gayrimenkul hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzman avukatlar tarafından profesyonel hizmetler sunulmaktadır. Birçok yerli ve yabancı şirkete hukuki danışmanlık hizmeti de verilmektedir. Hukuk büromuzca verilen hizmetlerde; yürürlükteki kanunlar, her türlü yerli ve yabancı hukuk kuralları ve gelişen dünyanın teknik, bilişim ve yönetsel ihtiyaçları dikkate alınmaktadır. Sunduğumuz hizmetlerde yegâne amacımız ihtiyaçlara hızlı, kaliteli ve güvenli cevap verebilmek; müvekkillerimiz ve ofisimiz yönünden en üst düzey verimliliği ve memnuniyeti sağlamaktır.

Sanayici ve iş adamları size ne gibi sorunları getiriyor?

TEMEL EKEN: Ticari şirketler; mal ve hizmet üretmek, üretilen mal ve hizmeti satmak ve ondan kazanç sağlamak amacıyla hareket ederler. Hiçbir şirket zarar etmek amacı ile hareket etmez. Eş söyleyişle şirketlerin amacı kâr elde etmektir. Türkiye’de şirketler genelde bir bütçe ve nakit akış disiplini ile hareket etmemekte, sermayesinden daha fazla borçlanmaktadır. Ofisimize başvuran şirketlerin önündeki fırsat ve riskler arasında ki bağlantıları iyi okuyamaması nedeniyle borç ve alacak ilişkilerini yönetirken sorun yaşadıkları, özellikle alacakların tahsili noktasında ciddi tıkanıklıklar yaşadığını görmekteyiz. Hal böyle olunca şirketlerin son dönemde, icra iflas hukukundan kaynaklanan sorunlar nedeni ile ofisimize yoğun şekilde başvurduklarını gözlemekteyiz. Ofis olarak yoğun çalıştığımız bir diğer alan iş hukukudur. İş hukuku,

iş adamlarımızın en yoğun hukuki danışmanlığa ihtiyaç duyduğu alanlardan biridir. Günümüzde, geleneksel işçi-işveren ilişkisini sürdürmeye çalışan işverenler, uyuşmazlık mahkemeye yansıdığında ciddi bedeller ödemek zorunda kalabilmektedir. Kanun gereği işçi lehine yorum yapan mahkemelere uyuşmazlık yansımadan sorunları çözmek çok önemli bir hal almıştır. Yine de uyuşmazlık mahkemeye yansıyacaksa yapılacak savunmaların hukuki altyapısı yeterli ve sağlam olmalıdır. Aksi durumda haklılığı iddia etmenin işverene faydası olmayacaktır.

Davalar ne kadar sürüyor?

TEMEL EKEN: Davalar maalesef kısa sürmemektedir. Hatta birçok davayı bitirdiğimizde müvekkillerimizin bize ilk getirdikleri önemi taşımadıklarını görmekteyiz. ”Geç gelen adalet, adalet değildir.” Sözünün ne kadar doğru olduğunu yaşayarak görmekteyiz. Ankara’da duruşma aralığı 3-4 ay civarındadır. Yasa gereği tarafların yaptığı işlemler genelde iki haftalık kesin süreye bağlanmıştır. Taraflar 2 haftada işini bitirdikten sonra 2,5-3,5 ay duruşma günü beklemektedir. Hal böyle olunca davaların kısa sürmesi mümkün olmamaktadır. Son dönemde yargılamaların kısa sürede bitirilmesi adına yapılan çalışmaları yakından takip etmekteyiz. Temennimiz yapılan çalışmaların yargılama sürelerini ciddi şekilde kısaltmasıdır.

Adli yargı hangi sıkıntılarla karşı karşıya ?

TEMEL EKEN: Bence adli yargının en büyük sıkıntısı, hâkimlerin uzmanlaşmasına izin veren bir sistemin yokluğudur. Örneğin; bugün ceza hâkimi olan bir yargıç, bir sonra ki tayininde iş mahkemelerine atanabilmektedir. Hâkimlerin ve mahkemelerin uzmanlaşmasını sağlamak, davaların kısa sürede bitmesini sağlayacak, en adil kararlar uzman hâkimler tarafından verilebilecektir.Bir diğer sıkıntı son yıllarda yaşanan toplumsal dejenarasyon sonucu her

uyuşmazlığın adliyeye taşınması sonucu oluşan iş yoğunluğudur. İş mahkemesi ile sınırlı “zorunlu arabuluculuk” müessesesinin diğer mahkemeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi, uyuşmazlık mahkemeye taşınmadan önce bu davalarda çözüm olabilecek, davaları daha da kısaltabilecektir. Yine Ankara’ya özgü bir başka sorun da çok fazla adliye olması nedeniyle oluşan zaman kaybıdır. Adliyelerin tek bir çatı altında toplanması bu sorunu çözebilecektir.

Avukat olmanın cazibesi kaldı mı ?

TEMEL EKEN: 2002 yılında mesleğe başladığımda çok cezbedici bir meslek olarak kabul edilen avukatlık, günümüzde aynı cazibeyi taşımamaktadır. Maalesef, kuruluş maliyeti çok düşük olan hukuk fakültesi, yeni kurulan her üniversitenin açmak istediği ilk tercih olmuştur. Bunun sonucunda her yıl ülkenin ihtiyacından daha fazla hukukçu yetiştirilmektedir. İnsanların temel hak ve özgürlüklerini savunma noktasında hizmet verecek avukatların, alt yapısı iyi olmayan üniversitelerde, kaliteli öğreticiler tarafından şekillendirilmeden, alelade bir şekilde mesleğe atılmaları avukatların “ne kadar mesleki yeterliliğe haiz olabilirler ki!” sorunsalını gündeme getirmektedir. Bu konuda ki takdirleri sizlere bırakıyorum.

Türkiye’de avukatların sorunları neler? Çözüm yolları için önerileriniz?

TEMEL EKEN: Türkiye’de aıvukatların en büyük sorunu avukata tanınan haklara saygı duyulmamasıdır. Haklarımızı bazen aynı okuldan mezun olduğumuz arkadaşlarımız olan; hakim ve savcılara karşı bile savunmamız gerekmektedir. Genelde devlet daireleri ile olan işlerimizi yürütürken, kamu personelinin avukatların hakları konusunda yeterli eğitimi almamış olması, keyfi davranışları beraberinde getirmektedir. Bu durum ise mesleğimizin ifasında biz avukatların sorunlar yaşamasına neden olmaktadır.

Çok sayıda hukuk fakültesinin açılması ülkemizin bir başka sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün itibari ile hukuk fakültelerinde 90.000’e yakın öğrenci bulunmaktadır. Çok sayıda avukatın her yıl mesleğe katılması, aslında yeni avukata ihtiyaç olmayan ülkemizde başka sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlardan en önemlisi; avukatlık sınavı bulunmayan ülkemizde mesleğe yeni başlayan arkadaşların, mesleki yeterliliğinin bulunup bulunmadığıdır. Mesleki yeterliliği sorgulamaya açık olan meslektaşlarımızın tüm mahkemelerde avukatlık yapabiliyor olması, temsil edilen kişilerin haklarının gereği gibi savunulup-savunulmadığı sorunsalını beraberinde getirmektedir. Uzmanlık yeteneğine sahip olmayan çok sayıda avukatın bulunması; bir an önce para kazanmak isteyen avukat arkadaşların uzman olmadığı birçok konuda dava kabul etmesine, bunun sonucu olarak mesleğin itibarsızlaşmasına yol açmaktadır. Çözüm olarak; 1-) Hukuk fakültesi öğrencisi alırken ülkemizin ihtiyacı oranında planlar yapılması, 2-) Mesleğe kabul için mutlaka avukatlık sınavı getirilmesi, 3-) Meslekte oluşan kıdeme ve uzmanlığa bağlı olarak mahkemelerde görev yapabilme konusunda sertifikasyon planlamasının yapılması, 4-)Kamu personellerine, avukatların sahip olduğu hakların, Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği’nin birlikte hareket ederek planlayacağı meslek içi eğitimler ile anlatılması, şeklinde çalışmaların çözüm olabileceğini değerlendirmekteyiz.

Tekrar dünyaya gelseydiniz yine hukukçu olur muydunuz ?

TEMEL EKEN: Tekrar dünyaya gelse idim yine hukukçu olur muydum? Bu soruyu birçok kez kendime sorduğumu hatırlıyorum. Her seferinde verdiğim cevap “evet olurdum” şeklinde olmuştur. Mesleğin tüm zorluklarına rağmen adaletin tesisine katkıda bulunmak benim için apayrı bir mutluluk kaynağı, sanırım dünyaya yeniden gelsem bu mutluluktan asla vazgeçmezdim. Dedi.

Bizler enerji medyasında ; Temel EKEN ‘ e

ifadelerinde ”Geç gelen adalet, adalet değildir.”

Sözlerinden hareket ederek ; adaleti hukuk sisteminin savunuculuğunun yanı sıra ;tevazu ve sabır ile adalet ve adil olmanın mutlak bir gün doğru ve doğruların yanında anlayışını destekliyor.

Ülkesine ve Ankara ‘ya yapmış ve yapacağı tüm hizmetlerden,Ülkesine olan sevgisi -sadakatinden , Hukuk sisteminde yeni jenerasyonlara sağlayacağı katkılardan ,Meslektaşları ile olan dayanışma ve birliktelik anlayışından ,Yasa ve yasaların ilk temel amacı olan insanlara güçlü ve vicdanlı olması hususlarından ; en önemlisi Hak ve Adalet sisteminde doğru ve ilkeli davranışlarından dolayı

İyi ki varsın Temel EKEN diyor . başarılı yarınlar diliyoruz.

Saygılarımla .

Levent Kandemir

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Venezuela’yla ilişkilerimizi ileriye taşımakta kararlıyız” 0 52460

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yla birlikte gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Venezuela’yı Latin Amerika açılım politikamızda önemli bir konumda değerlendiriyoruz. İlişkilerimizde son iki yılda yakalanan büyük ivmeyi muhafaza etmekte ve ilişkilerimizi daha da ileriye taşımakta kararlıyız. Gerek siyasi, gerek askerî, gerek ekonomik, ticari, kültürel, her alanda bu ilişkilerimizi geliştirmenin kararlılığı içerisindeyiz” dedi.

Venezuela’nın başkenti Caracas’ta resmî ziyaret için bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerden sonra ortak basın toplantısı düzenledi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A EL LİBERDATOR NİŞANI TAKDİM EDİLDİ

Miraflores Sarayı’ndaki toplantıdan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a El Libertador Nişanı ve Simon Bolivar’ın kılıcının replikası takdim edildi. Takdim töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek bu devlet nişanı, gerekse Simon Bolivar’ın kılıcının replikası şahsım ve milletim olarak bizlerde unutulmaz bir hatıra olarak kalacaktır. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerek orijinal, gerekse replika olarak 50’ye yakın kılıç var, bir tanesi de Simon Bolivar’ın kılıcı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Takdim törenin peşinden anlaşmaların imzası ve ortak basın toplantısına geçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında; yapılan görüşmeler vesilesiyle Türkiye-Venezuela arasında bugüne kadar atılan adımları ve gerek ikili gerekse bölgesel olarak bundan sonra yapılabilecekleri değerlendirme fırsatı bulduklarını belirterek, gösterilen misafirperverlik için teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikili ilişkilerde son dönemlerde yakalanan ivmeyi çeşitli düzeylerde tesis edilen diyalog mekanizmalarına borçlu olduklarını belirterek, karşılıklı üst düzey ziyaretlerin artarak devam etmesi arzusunda olduklarını ifade etti.

“VENEZUELA, LATİN AMERİKA AÇILIM POLİTİKAMIZDA ÖNEMLİ KONUMDA”

Başkan Maduro’ya yönelik suikast girişimi nedeniyle geçmiş olsun dileklerini yinelediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Venezuela’yı Latin Amerika açılım politikamızda önemli bir konumda değerlendiriyoruz. İlişkilerimizde son iki yılda yakalanan büyük ivmeyi muhafaza etmekte ve ilişkilerimizi daha da ileriye taşımakta kararlıyız. Gerek siyasi, gerek askerî, gerek ekonomik, ticari, kültürel, her alanda bu ilişkilerimizi geliştirmenin kararlılığı içerisindeyiz. Bugünkü ziyaretimle birlikte artık yeni bir safhaya geçtiğimize inanıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke ekonomisinin birbirleriyle yarışmadığını, tam tersine birbirlerini tamamladığını söyleyerek, konuşmasına şöyle devam etti: “Birbirimizle rekabet etmememiz, yeni iş birliği imkânları ve ortak yatırım potansiyeli sağlıyor. Görüşmelerimizde ‘kazan-kazan’ ilkesi üzerine inşa ettiğimiz ilişkilerimizi çok daha ileriye taşıyacak siyasi iradenin mevcut olduğunu gördük. 17 Mayıs’ta Sayın Maduro’yla gerçekleştirdiğimiz video konferans sırasında ticaret bakanlarımız tarafından ticaretin geliştirilmesi anlaşması imzalanmıştı. Keza bugünkü ziyaretim vesilesiyle bu alanda imzaya hazır hâle getirilen ve bir kısmı da daha sonra imzalanmak üzere, müzakerelerinde ilerleme sağlanan anlaşmalarımız oldu. İnşallah bu anlaşmalar sayesinde ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha sağlam temellere oturtacağız.”

Konuşmasında Türk Hava Yolları’nın 2016 yılından bu yana İstanbul-Havana-Caracas-İstanbul güzergâhında haftada üç sefer düzenlediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüksek doluluk oranlarıyla yapılan bu seferlerin Türkiye-Venezuela arasındaki beşeri ve ticari münasebetleri daha da güçlendireceğine inandığını belirtti.

“CARACAS’A, İKİ ÜLKE DOSTLUĞUNA YAKIŞIR BİR CAMİ YAPMAYI PLANLIYORUZ”

İki ülkenin altyapı, inşaat, sivil havacılık, savunma sanayi, enerji, madencilik, sağlık, tarım ve turizm gibi pek çok alanda bilgi ve tecrübelerini paylaşabileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Venezuela’nın talebi üzerine Caracas’ta iki ülke dostluğuna yaraşır bir cami inşa etmeyi planlıyoruz ve kendilerinden yer talebinde bulundum ve kendileri de buna olumlu bir yaklaşım göstermek suretiyle gerçekten milletimin de memnuniyetini böylece ifade etmiş olayım. Arkadaşlarımız tahsis edilmesi öngörülen alanları inceleyerek gerekli fizibilite çalışmalarını tamamlayacaklardır. Venezuela Bolivar Üniversitesi’nde Mustafa Kemal Atatürk ve Ankara Üniversitesi’nde Simon Bolivar kürsülerinin kurulması kararından da ayrıca büyük bir memnuniyet duyuyoruz.”

Konuşmasının devamında, Venezuela’nın sadece kendi toprakları içinde değil dünya genelinde Bolivarcı geleneği el üstünde tutmakta olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başkan Chavez’in başlattığı dünyadaki mazlum ve mağdurlarla dayanışma politikası kıymetli dostum Maduro tarafından sürdürülmektedir. Bugün Venezuela, Filistin davasının en güçlü destekçileri arasındadır. Sayın Maduro, İsrail’in Kudüs’e ve Filistinli kardeşlerimize yönelik saldırıları karşısında İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak düzenlediğimiz zirvelere Bağlantısızlar Dönem Başkanı olarak katılmış ve orada bizim de düşüncelerimizi aynen paylaşmıştır” değerlendirmesini yaptı.

“KİMSE, BOLİVAR’IN BU TOPRAKLARDA YAKTIĞI ÖZGÜRLÜK ATEŞİNİ SÖNDÜREMEYECEK”

Venezuela’nın bu asil tavrının ülkeleri işgal ve sömürüden beslenen çevreleri rahatsız ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çevrelerin son dönemde işi Sayın Maduro’nun canına kastetmeye kadar vardırmalarının sebeplerinden birisi de budur. Ancak hiçbir baskı, hiçbir kalleş eylem, hiçbir tehdit ve şantaj Venezuela halkının iradesine pranga vurmak suretiyle kontrolü altına alamayacaktır. Simon Bolivar’ın iki asır önce bu topraklarda yaktığı özgürlük ateşini de söndüremeyecektir” diye konuştu.

Venezuela’nın en yüksek şeref nişanı olan El Libertador Nişanı’nın kendisine verilmiş olmasını da son derece anlamlı bulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nişanın Türkiye ile Venezuela arasındaki dostluğun timsali olacağına inandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde ilişkilerimizi daha da geliştirmek maksadıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Değerli dostum Maduro’ya ve çok değerli hanımefendiye ziyaretimiz sırasında şahsıma, eşime ve heyetime göstermiş oldukları ilgi ve misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum. Türkiye-Venezuela iş birliğinin her alanda güçlenerek devam etmesi konusundaki ortak kararlılığımızı vurgulamak istiyorum.”

VENEZUELA DEVLET BAŞKANI MADURO: “TÜRKİYE VE VENEZUELA ÇOK BÜYÜK TARİH YAZACAK”

Venezuela Devlet Başkanı Maduro ise yaptığı açıklamada; Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ülkelerine yaptığı ziyaretten dolayı müteşekkir olduklarını belirterek, ziyaretin kendileri için çok anlam taşıdığını ifade etti. Venezuela’nın, Simon Bolivar’ın yakmış olduğu ateşin sembolü ve sentezi bir ülke olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında bunu vurguladığını belirten Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Kollarımızı açtığımız zaman arkadaşlarımıza, kucağımızı açtığımız zaman bunu gerçekten yaparız. Biz kalbimizi ve kucağımızı size açtık, Türk toplumuna kalbimizi ve kucağımızı açtık ve bunu gerçekten yaptık” dedi.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, basın toplantısında şunları kaydetti: “Türkiye ve Venezuela çok büyük tarihe sahip ve daha büyük tarih yazacağız beraber, çok büyük bir tarihe imza atacağız. Bu yapmış olduğunuz ziyaret ise bu yeni bir sürecin açılışını yapan bir ziyaret, daha önceki süreçlerin bir üstüne çıktık ve 21. yüzyıla devam edeceğiz bu şekilde. Emin olun ki bunu yapmaya devam edeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Venezuela Devlet Başkanı Maduro, basın mensuplarının görüşmelerine ve gündemdeki konulara ilişkin sorularını da cevapladılar.

“VENEZUELA’DAKİ FETÖ OKULLARININ MAARİF VAKFI’NA DEVREDİLMESİ İKİ ÜLKE DAYANIŞMASININ NİŞANESİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Caracas’ta kapatılan FETÖ okullarına yönelik bir soruya cevaben, Venezuela’nın FETÖ’nün faaliyet gösterdiği 160 ülkeden biri olduğunu, kendisinin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya durumu bildirdikten sonra iki okulun Maarif Vakfı’na devredildiğini söyledi. Millî İstihbarat Teşkilatı’nın Venezuela istihbaratına son durumla ilgili bilgi aktardığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunların iki ülke arasındaki yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel nişanesi olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu dayanışmanın aynı şekilde devam edeceğine olan inancını sözlerine ekledi.

“BAŞKAN MADURO’YA SUİKAST GİRİŞİMİNİ LANETLİYORUM”

Bir başka soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasiye inanmış bir insan olarak, tüm siyasi hayatımı demokrasi mücadelesine vermiş bir insan olarak halkların iradesinin üzerinde insan planında başka irade görmüyorum, göremiyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 seçime girdiğini, referandumlarla beraber bunun 16 olduğunu belirterek, bütün seçimleri kazanan bir partinin genel başkanı olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ama buna rağmen bize ülkemizde de Batı’da da her yerde hâlâ diktatör derler. Bazen de sultan derler. Ortak yanlarımız var. Biz bunlara hiç kafamızı takmıyoruz. Biz şuna inanıyoruz, halkımız eğer bizi işin başına getirdiyse biz güçlüyüz. Ama birileri iş başına getirmedi. Dolayısıyla da şu anda haklın iradesiyle iş başına gelmiş olan dostum Maduro’yu bana düşen tebrik etmek, alkışlamaktır. Bugüne kadar da onu yaptım. Kendisine yapılan suikast girişimini de lanetliyorum. Çünkü halkının iradesiyle iş başına gelmiş olan bir devlet başkanına karşı böyle bir girişimde bulunmak çok ciddi bir hıyanettir, ihanettir, alçaklıktır. Onu alkışlayanlarda ona öyle bakanlar da aynı konumdadır. Bunları 15 Temmuz 2016’da ülkemizde yaşadık. Bize aynı şekilde suikast girişiminde bulundular. FETÖ denilen o çete bunu yaptı. Bizim maalesef 251 vatandaşımız şehit oldu, 2 bin 193 vatandaşımız yaralandı. Bunları biz yaşadık. Bunlara karşı da ciddi operasyonlar yaptık yapıyoruz. Temenni ederim aynı şeyler Venezuela’nın başına gelmesin. Biz yaşadık başkaları bunu yaşamasın.”

İki ülke arasında yapılan anlaşmalarla bölgeye nasıl bir mesaj verilmek istendiğine ilişkin soruyu da cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Biz kiminle dostluk kuracağımızı, kiminle ticari ilişkilerde bulunacağımızı bir yerlerden izin alarak mı yapacağız? Eğer biz bağımsız bir ülkeysek, halkının iradesiyle hareket eden bir ülkeysek… Benim nüfusum 81 milyon, halkımın iradesiyle iş başına gelmişiz, biz birilerinden icazet alarak, izin alarak faaliyette bulunmadık bugüne kadar, bundan sonra da bulunmayız. Bizim izin alacağımız tek merci vardır, o da halkımızdır. Ne zaman alırız? Seçimden seçime halkımızın karşısına gideriz, halkımız onayını verirse yola devam ederiz. Onay vermezse yola devam edemezsin, çekilirsin bir köşeye.”

Basın toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro tarafından onuruna verilen resmî akşam yemeğine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Miraflores Sarayı’nda 0 71260

Venezuela’nın başkenti Caracas’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Miraflores Sarayı’nda Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro tarafından resmî törenle karşılandı.

Venezuelalı askerlerin kendi marşlarının yanı sıra İstiklal Marşı’nı da okuduğu törende, top atışları yapıldı. Askerî kıtayı selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ellerinde Türk bayraklarıyla kendisini karşılayan çocukları da selamlayarak, kısa bir süre sohbet etti.

İki lider daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Miraflores Sarayı’na geçti.