Cumhurbaşkanımız Erdoğan, TRT World Forumu kapanış oturumuna katıldı 0 92559

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek” temasıyla düzenlenen “TRT World Forum”un “Parçalanmış Bir Dünyada Adaleti Aramak” başlıklı kapanış oturumuna katıldı.

Moderatör TRT World Haber, Program ve Görsel Direktörü Fatih Er’in, Birinci Dünya Savaşı’ndan ders alınamadığı değerlendirmesi üzerine, ibret alınırsa tarihin tekerrür etmeyeceğini söyledi.

Erdoğan, gayretler sarf edilmesine rağmen İkinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiğini dile getirerek, yeni oluşumların da adaletin tesisi için arandığını, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu adalet tesisi arayışının bir ürünü olduğunu kaydetti.

BM’nin bu adalet arayışının bir tesisi olması için kurulmasına rağmen şu an itibarıyla gelinen noktada BM’nin ne yazık ki bu adalet arayışına hala bir cevap oluşturamadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Dünyanın değişik yerlerinde şu anda BM’nin gayretleri var. BM Güvenlik Konseyi’nden çıkan bir çok kararlar var. Fakat gördüğümüz gibi bu çıkan kararlarda da alınan bir netice yok. Afganistan’ın hali ortada. Güneyimizde Suriye’nin, Yemen’in hali ortada. Arakan, Rohingya ortada. Bütün bunlara rağmen şu an itibarıyla BM maalesef herhangi bir şey yapamıyor. Hepsinde öte Kıbrıs ortada. Sene 1974, 2018. Kıbrıs çözülebildi mi, çözülemedi. Bir çok girişimler yapıldı ve özellikle de çok kararlı bir adımı biz yine orada BM ile görüşmeler yaparak attık.”

Erdoğan, merhum Kofi Annan’la bu konuda çok yoğun çalışmaları olduğunu dile getirerek, ancak herhangi bir netice alınamadığı gibi orada varılan kararın tam aksi bir netice çıkmasına rağmen ne yazık ki Güney Kıbrıs’ın oranın kararlarının tam tersine referandum neticesi verdiğini, ‘almayacağız’ demelerine rağmen Güney Kıbrıs’ın Avrupa Biriliği’ne alındığını anımsattı.

Bunların adalete aykırı girişimler, hamleler olduğunu kaydeden Erdoğan, bunun BM’nin de itibarının kaybına neden olduğunu vurguladı.

“BEKLENEN HEP TÜRKİYE’DEN”

Erdoğan, bu şekilde işin bir yerde tıkandığını ifade ederek, o dönemin ABD Başkanı Bush’ın kendisinin de olduğu bir görüşmede Colin Powell’e “Bu işi sen çözeceksin, sana bu görevi veriyorum.” talimatı verdiğini, ancak bir netice alınamadığını, sonrasında gelen başkanların da bu sorunu çözemediğini söyledi.

Birçok zirveler, toplantılar yapıldığını maalesef hep beklenenin Türkiye’den olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu şekilde çözüme ulaşmaz. Aynı şeyi diğerlerinde görüyoruz. Şu anda Suriye’de yaşananlar. Afganistan çözüme kavuşamadı. Yemen çözüme kavuşamadı. Niye? Bütün her yerde adalet sistemi çökmüş. Bir İsrail meselesi, bir Filistin meselesi çözüme kavuşabiliyor mu? Kavuşamıyor. Niye? Çünkü İsrail’in aleyhinde alınmış bunca kararlar var BM’de, bu kararların hiçbirinin uygulanabilirliği yok. Niye? İsrail kabul etmedikten sonra, ona uymadıktan sonra kalkıp da kimse burada bir şey söylemiyor veya söyleyemiyor. Niye? 5 tane daimi üye var. Bu 5 daimi üyenin bir tanesi ‘Hayır’ diyorsa mesele bitmiştir. İsrail’le ilgili ABD’nin İsrail’in aleyhine olan bir karara evet demesi mümkün mü? Değil. Demeyeceği için de netice ne oluyor. Gene onların lehine oluyor. Olması gereken ney? Olması gereken şu; 5 daimi üye dönemi geçti. Niye? Bu, İkinci Dünya Savaşı’nın şartlarıydı, artık aynı şartları yaşamıyoruz, yeni bir dönüşüm, yeni bir değişime artık gitme zamanıdır. Dolayısıyla yeni değişim dönüşümde, dünyada Birleşmiş Milletler’de şu anda 193 üye var ve bu 193 üyenin de içinde yer alacağı dönüşümlü olarak daimi üye sıfatını kazanacağı bir Birleşmiş Milletler’in oluşması gerekiyor. Eğer bu oluşmazsa 5 tane üyenin dudakları arasında bu dünyada adalet tesis edilemez, bu mümkün değil. Onun için de ben diyorum ki dünya beşten büyüktür. Hele hele birden kesinlikle büyüktür. ”

“7 KITANIN YER ALDIĞI BM GÜVENLİK KONSEYİ”

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, yapılanın, uygulamaların böyle olmadığını ifade ederek, BM Güvenlik Konseyi’nde dünyanın temsil edilmediğini, temsil edilen ülkelerin kıtalara dağılımına bakınca da dünyanın temsil edilmediğini dile getirdi.

“Biz diyoruz ki bütün kıtaların temsil edildiği bir BM Güvenlik Konseyi’nin olması lazım. Burada Asya da Afrika da, Avrupa da olması lazım. Bunun yanında daha ötelere gidelim, 7 kıtanın yer aldığı bir BM Güvenlik Konseyi.” diyen Erdoğan, bunun başarılması gerektiğini, bunu da dünyadaki siyasilerin yapacağını anlattı.

Erdoğan, “Bu 5 daimi üyenin işine gelir mi? Gelir veya gelmez.” diyerek, bunun BM Genel Kurulu’nda gündeme gelmesi, tartışılması, dünyada bunun artık tamamen akıllara yerleştirilmesi, bütün algı çalışması yapılması ve ona göre adımın atılması gerektiğini belirtti.

Artık dünyanın Birinci Dünya Savaşı’nın, İkinci Dünya Savaşı’nın dünyası olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şöyle konuştu:

“Emperyal, sömürgeci bir mantıkla mücadele verenlere karşı Türkiye küresel güçleri yanına toplamak suretiyle bir adım atmanın gayreti içerisinde. Biz bunu yapıyoruz. Bu konuda da  özellikle de küresel güçleri kabullenmiş, bunun mücadelesi içinde olan dünya ülkeleri zaten bu yaklaşımımıza olumlu bakıyor. Hangileriyle ikili görüşmeler yapsak, oturup müzakerelerde bulunsak, paneller, sempozyumlarda bunları konuşsak hepsi de haklılığımızı teyit ediyor. Ediyorlar da adımı atma noktasında acaba nereye varacağız? Mesele orada. Bunun için de çalışacağız. Tabii bu yollar öyle kolay alınmıyor. Biraz mücadele gerekiyor, biraz zaman istiyor. Adımları atarken dünyadaki özellikle de 5 üye içerisinde durumu nereye taşırız, bunlar önemli. Yoksa geçici üyelerin BM’de kıymeti harbiyesi var mı? Yok. Geçici üyeler sadece daimi üyelerin işaretine göre elini kaldırır indirir. Yaptığı iş budur. Bir de geçici üye seçilmek için de ellerinden geldiği kadar çırpınırlar. Halbuki geçici üye olsan ne yazar, olmasan ne yazar. Hiçbir kıymeti harbiyesi yok. ‘Sadece BM’nin geçici üyesidir’ diye bir sıfat kazanırsın.”

İdlib’in Halep’in bir sürgün yeri haline geldiğini, Halep’ten kaçanların İdlib’e gittiğini ve oranın nüfusunun 3,5 milyona tırmandığını ifade eden Erdoğan, İdlib’in Türkiye’ye sınır olduğunu, varil bombaları ve konvansiyonel yüksek dozlu silahlar vurmaya başlayınca bu insanların Türkiye kaçmak zorunda kalacaklarını dile getirdi.

Erdoğan, özellikle de Samandağı, Yayladağı ve Hatay’dan Türkiye’ye giriş yapma yoluna gidileceğini belirterek, şöyle devam etti:

“Biz birçok tedbirler aldık. Bu insanları kalkıp da o bombalara teslim edemezdik. Nasıl 3,5 milyon Suriyeli şu anda bizim topraklarımızdaysa, yenileri de gelse kapımızı başkaları gibi kapayamazdık. Niye? Her şeyden önce karşımızda insan var. Bu insanların ölümüne seyirci mi kalalım? Bu bizim ne insani ne vicdani, hiçbir anlayışımıza uymuyor. Tedbirlerimizi aldık. Bu arada da Soçi, Ankara ve Tahran zirvelerini yaptık. Bunların öncesinde Astana Süreci başladı. Astana Süreciyle birlikte devam eden bu zirveler her şeyden önce bize bazı tedbirlerin alınmasını tavsiye etti. Biz Rusya, Türkiye, İran olarak çalışmaları başlattık. Gerek ilk Soçi Zirvesinde gerek ardından Ankara ve Tahran zirvelerinde çok güzel çalışmalar yapıldı. Bu çalışmaların ardından da rejimin Suriye’de İdlib’i bombalaması, İdlib’de çok sıkıntılı bir havanın esmeye başlaması bizim çok seri adım atmamızı gerektirdi. Sayın Putin ile görüşmemizi yaptık ve ardından da Soçi’de Putin ile bir adeta bir final zirvesi yaptık diyebiliriz. Bu final İdlib içindi. ”

“TÜRKİYE’NİN 12 GÖZLEM NOKTASI VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 maddelik bir muhtıra veya bir mutabakatın savunma bakanlarınca kendi önlerinde imzalandığını belirterek, bu mutabakatı o akşam atılan imzalarla devreye soktuklarını anlattı.

Bunu devreye sokarken Putin’in ve kendisinin kararlılığı, heyetin çalışmalarının işlerini kolaylaştırdığını dile getiren Erdoğan, “Sayın Putin ‘Rejimin bu bölgeye girmesine mani olacağız ama radikal uçların da İdlib’in merkezinde bu güne kadar olanları yapmaması.’ Bunu temin etmemiz istendi. Bunları beraber yapalım dedik.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye’nin İdlib’in çevresinde 12 gözlem noktası olduğunu, onun arkasında 10 tane Rusya’nın, onun arkasında da 6 tane İran’ın gözlem noktaları bulunduğunu dile getirerek, 15 kilometre ile 20 kilometrelik bir koridorun çok büyük önem arz ettiğini söyledi.

Bu koridorun güvence altına alınmasının İdlib’in güvence altına alınması anlamına geldiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bizler o gözlem noktalarını her geçen gün güçlendirmeye başladık. Oralar güçlendikçe İdlib halkına da bir öz güven geldi ama bu radikal gruplar… Bu adımlar atıldıktan sonra, bizim şu anda onlarla görüşmeleri yürüten ekiplerimizle beraber şu ana kadar herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Temennimiz bunun devamlılığını sağlayalım. Bunu sağlamanın gayreti içerisindeyiz. Rusya ile yaptığımız görüşmelerde vardığımız bir adım daha var. O da şu; İdlib tabi harabe. Buralarda belki 70-80 bini buldu geri dönenler. Geri dönüşler başladı. Zaten hedef bu değil mi? Bu. El Bab ve Afrin, bütün o bölgelerde 250 bini bulan geri dönüş var. Bu geri dönüşler zaten verdiğimiz bu mücadelenin hasılasıdır. Bu hasılayı biz toplamaya başladık. Her ne kadar rakam 3,5-4 milyon da olsa bu geri dönüşün başlaması olumlu gelişmeler.”

Erdoğan, bunların dışında da bazı tedbirler aldıklarını, adımlar attıklarını vurgulayarak, Türkiye’de 3,5 milyon mültecinin artık kamplarda olmadığını, çadır kampların artık peyderpey kaldırıldığını, oradakileri konteyner kentlere ve şehirlere taşımaya başladıklarını söyledi.

Batı’ya ve dünyaya bakıldığında oralardaki durumun maalesef çok farklı olduğunu, “Onlar gibi davranamayacağız” diyerek ellerinden gelenleri yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, “Ama İdlib’de de gerçekten Sayın Putin’in gayet olumlu yaklaşımı var. Aynı şekilde İran’ın son İdlib’le ilgili aldığımız kararda olumlu yaklaşımı İdlib’e yönelik herhangi bir operasyonun içinde olmayacaklarını dair verdiği sözler var. Buralardan hareketle de bu adımları atmış oldu.’ diye konuştu.

Erdoğan, İstanbul’da Rusya, Fransa, Almanya’nın da katılacağı 4’lü zirvenin yapılacağını belirterek, zirvenin bu ay sonu veya kasım başında olacağını söyledi.

Erdoğan, bu dörtlü zirveden iyi bir netice almayı umduklarını anlatarak, “Şimdi bir de bir small grup oluştu. Bu small grupla neler yapılır, neler edilir bilemiyorum çünkü small grubun içinde Türkiye yok, Suriye yok, Rusya yok. Kim var? Almanya, Suudi Arabistan, Fransa ve Ürdün’ün bulunduğu 7 ülke var. Bizim şimdi 911 kilometre kuzeyde sınırımız var, 115 kilometre de batıda sınırımız var. Burada Türkiye yok, bunu anlatmak artık bize zor gelmeye başladı.” diye konuştu.

“DÜNYADAKİ EN BÜYÜK BÜYÜKELÇİLİĞİMİZ SOMALİ’DE” 

Türkiye’nin Somali’deki faaliyetlerine de değinen Erdoğan, Somali’ye ilk gidişinin, eşi Emine Erdoğan’la birlikte olduğunu anlattı.

Erdoğan, o zaman oraya hiçbir dünya ülkesi ile uluslararası kuruluşun gelmediğine işaret ederek,  şöyle devam etti:

“STK’larımızla Kızılay, AFAD ile gittik. O gidişimizin anlamlı bir şeyi de şuydu, dedik ki ‘bizim burada büyükelçiliğimiz yok, burada büyükelçilik kurmamız lazım’ dedik. O zaman bize 85 dönüm bir arazi, Somali yönetimi söz verdi. 85 bin metrekarelik bir alanda, şu anda bizim dünyadaki en büyük büyükelçiliğimiz Somali’dedir. Dünyanın en güçlü ülkelerinin orada büyükelçilik binası yok. Havaalanında konteynerler içinde büyükelçilik binaları var. Amerika’nın, İngiltere’nin öyle. Gelip de orada büyükelçilik binası, bugüne kadar yapmadılar ve ama biz yaptık ve biz orada şu anda Somali ordusuna eğitimi falan orada biz veriyoruz. Niye? Yoksa Somali yönetimini teröre kurban edeceksiniz. Orada Eş Şebab var, onlara mı bırakalım. Bir taraftan DEAŞ meaş diyoruz. Oranın DEAŞ’ı da Eş Şebab. Peki bunlara nasıl destek vereceğiz. Biz verdik, Kızılayımız, AFAD’ımız daima orada. Hastaneler yaptık, okullar yaptık. Hastanelerimizde, okullarımızda devamlı oradayız. Niye? Elimizi uzatacağız.”

Erdoğan, Eş Şebab’ın oradaki özelliğinin farklı olduğunu, örgütlerin oraların meclislerine dahi dolaylı yollardan sızdıklarını aktararak, bunların aşılabilmesi için oradaki yönetimleri güçlendirmeleri gerektiğine vurgu yaptı.

“BEDELİNİ O TERÖRİSTLERE ÖDETECEĞİZ” 

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bunun için de dünyanın oralarda diplomatik temsilciliklerini açması gerektiğine dikkati çekerek, “Afganistan’da da neden sonra ancak bu tür büyükelçilikler vesaire açılmıştır. Ama bakın o günden bu güne hala Afganistan’da bombalamalar duruyor mu? Durmuyor. Örgütler hala icraatlarına devam ediyor ama oralardaki yönetimlerin güçlendirilmesi lazım ki onlar da terörle mücadeleyi daha rahat yapabilsinler, yoksa işler öyle kolay değil, zor.” ifadelerini kullandı.

Terörle mücadelede bayağı kabiliyetleri bulunduğunu söyleyen Erdoğan, “Bugün bizim 7 şehidimiz var. 7 Mehmedimiz şehit oldu. Duracak mıyız? Durmayacağız. Onlar bizden 7 şehit alacak, biz onlardan 700 tane teröristi öldüreceğiz, üzerine üzerine gideceğiz. Kesinlikle durmak yok. Terörün bedelini onlara, o teröristlere ödeteceğiz ve bunda kararlıyız. O insanların da bizim bu tecrübemizi görerek mücadelelerini ona göre sürdürmeleri lazım.” dedi.

“ORAYA BİZİ SURİYE HALKI, DAVET ETTİ” 

Birleşmiş Milletler konuşmasında büyük devletlerin teröre destek verdiğine vurgu yaparak “Bir gün o terör gelir ve sizi vurur” ifadeleri hatırlatılan Erdoğan, şunları söyledi:

“Suriye’de 19 bin tır silah, mühimmat, araç, gereç, oradaki terör örgütlerine getirildi. Kim tarafından? Amerika tarafından. 3 bin kargo uçak, silah, mühimmat, araç, gereç oraya getirildi. Şu anda Suriye’nin kuzeyinde 22 tane Amerika’ya ait üs var. Bunlar güçlendiriliyor, neyle güçlendirilecek. İşte bu getirilen silah, mühimmat, araç, gereç, bunlarla. Benzer şekilde 5 üs de Rusya’nın var. Bütün bunlar acaba niçin buralarda kuruldu, niçin bunlar var? Bir taraftan lafa geldiği zaman ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ diyeceksiniz. Öbür taraftan getirip 22 tane üssü orada kuracaksın. Öbür taraftan ‘Deyrizor petrollerini  kim paylaşacak, nasıl paylaşacak?’ bunların hesabını yapacaksın. Öbür taraftan Suriye fakirlik, garip gureba böyle bir durumun içerisinde diyeceksin, ondan sonra da bize ‘burayı terk etmeniz lazım’ diyeceksin. Hayır, biz orayı terk etmeyeceğiz. Ne zaman ki Suriye halkı seçimlerini yapar, seçimlerini yaptıktan sonra biz Suriye’yi sahiplerine terk eder, oradan ayrılırız ama şu anda Amerika’yı oraya devlet davet etmedi ama Amerika orada. Rusya’yı devlet davet etti. Biz de diyoruz ki burada sulhü sükun sağlansın, çünkü oraya bizi Suriye halkı, davet etti. ‘Bizi kurtarın’ dediler, ‘gelin’ dediler. İdlip’te İdlip halkı bizi davet etti. Afrin’de öyle. Biz onların daveti üzerine buralara gittik çünkü nerede bir mazlum varsa biz elimizden geldiği kadar orada yardıma koştuk, koşmaya devam edeceğiz.”

Erdoğan, devlet destekli terör karşısında uluslararası bir mekanizma kurmanın mümkün olup olmadığı sorusu üzerine, bunun mümkün olduğunu söyledi.

Bunun da en önemli mekanizmasının Birleşmiş Milletler olduğunu aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden alınacak kararlarla burada bu adımları atmak mümkün. Birçok yerde mesela bizler geçmişten bugüne Somali’de, Kosova’da Türkiye’ye birçok görevler verildi. Bu görevler bize verildiği zaman da biz gittik görevlerimizi yaptık. Benzer bütün bu noktada devlet terörü estirenlere karşı BM’nin alacağı kararlarla birçok adımlar atılabilir. Bunun da bana göre ana mercii, Birleşmiş Milletler’dir, Birleşmiş Milletler Güvenik Konseyi’dir. Mesela Kudüs konusunda bir adım atıldı. Kim attı, bu adımı? Birleşmiş Milletler attı. Bizler müracaatımızı yaptık bunun sonucuna Birleşmiş Milletler oylamasını yaptı ve bu oylama neticesinde de Kudüs’le ilgili karar istediğimiz doğrultuda çıktı. Bu kararı istemeyenler olabilir. Nitekim istemediler. O zaman Amerika’nın yanında 7 ülke yer aldı ama bunun karşısında 127 ülke bizim önergemizi destekledi ve böyle bir karar çıktı.”

“BİR GASP SÖZ KONUSU” 

Erdoğan, Amerika’nın büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasından herhangi bir zarar görmeyeceklerini ifade ederek, şunları söyledi:

“Ama insanlık bunu çok iyi biliyor ve kaydediyor çünkü orası 3 dinin başkentidir ve 3 dinin orada hakkı var, hesabı var. Temeline bakarsak orada aslında Müslümanlar ve Hristiyanların özellikle bir altyapısı var. Orayla ilgili çok çalışmalarım var.  Belediye başkanlığından itibaren oranın özellikle yeraltı çalışmalarını yaptırdım ve o çalışmayla da nereden nereye geldiğimizi gösteren kitapçıklar hazırlattık. O zaman ilgili mercilere gönderdim ama şu anda orada bir gasp söz konusu. Sene 1948 Filistin’in toprak bütünlüğü neydi, İsrail’in neydi. Sene 2018 şu anda Filistin’in toprak bütünlüğü ne, İsrail’in ne. Tam tersine döndü. Yani 1948’deki Filistin maalesef şu anda yok o zamanki İsrail, şu anda yok tam değişti. Şu anda İsrail devasa büyüdü, Filistin de devasa küçüldü. Bu tabloları adalet anlayışının olduğu bir dünyanın çözmesi lazım, seslendirmesi lazım. İşte o yüzden söylüyorum, Birleşmiş Milletler’in ciddi bir reforma ihtiyacı var.”

Erdoğan, “AB sonuna yaklaşıyor mu ” sorusuna karşılık, kendisinin de o işaretleri gördüğünü söyledi.

“Bir an önce yaklaşılsa da biz de kendi istikametimizi çizsek diye düşünüyorum” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Sene 63, sene 2018, hala bizi oyalıyorlar. Böyle bir zulüm olmaz ya böyle bir zulüm olmaz. Hiçbir alanda bizimle mukayese edilemeyecek ülkeler AB’ye üye yapıldı. Kopenhag Kriterleri denildiği zaman biz bu kriterlerin neredeyse hepsini yerine getirdik ama bunlarla yakından uzaktan alakası olmayanlar şu anda üye. Türkiye ile ilgili olarak bakıyorsunuz sudan sebeplerle bizim karşımıza geliyorlar. Diyoruz ki, ‘Bakın içinizde en kıdemli Başbakan, Cumhurbaşkanı benim. Bu sürecin içinde, AB üyelerinden  bir çoğu burada yoktu ve zirve toplantılarına katılırdım AB’de.’ Mesela o zaman Fransa’nın Başkanı Chirac, Almanya’nın Şansölyesi Schröder oturur konuşurduk. Tabii isim vereceğim artık kusura bakmasın, Sarkozy, Fransa’nın başına geldi, Şansölye Merkel de Almanya’nın başına geldi. Onlar geldikten sonra Liderler Zirvesini kaldırdılar. Bizim de o an itibariyle bir fasılda, aç kapa yapıldı, diğer fasıllara hiç girilmedi. Yeni bazı kararlar aldılar. Dediler ki, ‘Bundan sonra bu fasılların açma kapaması yapılmayacak.’ E ne yapılacak? ‘Sadece açma. Lider de katılmayacak.’ Peki o zaman neyi biz konuşuyoruz ve müzakere edeceğiz, kim müzakere edecek? Türkiye ile ilgili olarak, AB’de önünün açık olduğuna dair bir emare yok ve bize devamlı nasihat çekiyorlar. Nasihatleri şu, ‘Size biz şöyle farklı bir uygulama yapalım. Bu farklı uygulama ile Türkiye’yi buraya alalım. Biz de diyoruz ki,  ‘olmaz’  Şimdi son seyahatimde ABD’de birkaç AB başkanına onu söyledim, ‘Siz beni yoruyorsunuz, ben de sizi yoruyorum. Alacaksanız alın, almayacaksanız söyleyin biz yolumuza gidelim, siz  de yolunuza gidin. Yormayalım birbirimizi. Ama bunlar ne yormaktan bıkıyor…. Sayın Merkel’e de onu söyledim, ‘Ya almayacaksanız bize söyleyin, biz kendi siz de kendi yolunuza aynı devam edelim. Yani almayacağız da demiyorlar.”

“AB’YE KATACAĞIMIZ ÇOK ŞEY VAR”

Erdoğan, “Türkiye’nin AB’nin bütünlüğünü korumaya yönelik bir önerisi var mı?” sorusuna şöyle cevap verdi:

“Niye olmasın, biz AB’yi parçalama için yaratılmadık. AB ne kadar güçlü olursa biz de o kadar güçlü oluruz. Bizim AB’ye katacağımız çok şey var onların da bize katacağı çok şey olabilir. Bu mantıkla giderse bize düşen de yarın gazetelere iyi bir başlık olur…. Bize düşen de herhalde 81 milyona gitmek 81 milyon ne karar veriyor ona bakmak.”

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, AB’deki İslamafobi ile ilgili olarak, şunları kaydetti:

“Bu işin tarihi var, yok dersek kendimizi aldatırız. Yaşadığım çok şey var da bunları burada konuşmam doğru değil. Bize çok açık net söylenenler var ama burada bunu konuşamam. Çünkü her doğru her yerde konuşulmaz. Öyle bir köşeye sıkıştırma gayreti içine giriyorlar ki söyledikleri çok enteresan. ‘Nüfusunuzun çok olması sebebiyle almıyoruz.’ Halbuki doğru konuşmuyorlar, yalan. Bu kadar nüfusu çok olanlar var. Doğruyu söyleyin, onu söyleyemiyorlar, onu biz biliyoruz. Bu doğruyu bir Fransız Dışişleri Bakanı söyledi ama ben onu burada söyleyemeyeceğim. Vakti geldiği zaman onu açıklayacağım. Çünkü onun da açıklanması lazım, işin aslı orada. Ne zaman? Referandumu yapalım ondan sonra. Parti Genel Başkanı olarak şöyle arkadaşlarımla da masaya yatıralım ondan sonra ‘tamam’ denildiği anda hemen adımımızı atarız. Bir de mart  seçimleri var. Türkiye artık geçmişte olduğu gibi değil. Şimdi öyle Avrupa ülkeleri var ki bakıyorsunuz bir seneye 2-3 referandum sıkıştırıyor. Referandumlara da aslında alışmamız lazım. Yeni sistem bunları getirmiş olacak.”

“EKONOMİK SAVAŞIN KARŞISINDA PES ETMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, dünyada yaşanan ticari savaşlara değinerek, “Bir demir-çelik olayı çıktı, fiyatlarla ilgili bazı adımlar atıldı. ABD demir çelikte bir monopol olduğu için de bu gücünü dünyaya dayatmak durumunda kaldı, oralardan vergilendirmelere gittiler. Buna Çin bile tahammül edemedi ve karşı tedbirler aldı. Rusya kendine ait tedbirler aldı. Biz, Rusya’dan ‘S-400 alacağız’ dedik. ABD ‘sizin S-400 almanızı doğru bulmuyoruz’ dedi. Niye? ‘Siz NATO üyesisiniz, NATO üyesi kalkıp da NATO üyesi olmayan bir ülkeden S-400 alamaz.’ dediler. Şimdi o kadar garip bir yaklaşım tarzı ki, bana S-400 alamazsın derken, Yunanistan S-400 almış Rusya’dan. Peki o zaman Yunanistan’a niye öyle bir şey demiyor. Ona böyle bir yasak yok bize var. Kusura bakmayın biz buna uyamayız. Sağ olsun NATO Genel Sekreteri  Stoltenberg  bir açıklama yaptı. ‘Türkiye bir ortağımız olarak, bu konuda tercihlerinde serbesttir’ dedi. Biz şu anda ülkemiz savunması için bu adımı attık. ‘Peki Amerika’dan böyle bir şey istemediniz mi?’ Biz Amerika’dan savunma sanayimiz için çok şey istedik. Amerika istediklerimizin büyük bir çoğunluğuna hep şu cevabı verdi. ‘Kongre müsaade etmedi.’ cevap bu. Peki kongre bize müsaade etmiyor da terör örgütü PYD-YPG’ye mi müsaade ediyor. Kalkıp 19 bin  silah araç, gereç bunları terör örgütüne gönderiyorsun. Bana paramla vermiyorsun ona parasız veriyorsun. Ya böyle bir şey oyabilir mi? Bunlar ne oluyor, bu ekonomik savaşı getiriyor.  Diyor ki ‘nasıl olsa ben güçlüyüm, güçlü olduğuma göre haklıyım’ Biz de diyoruz ki ‘Bizim felsefemiz bu değil, haklı olan güçlüdür.’ Bu ekonomik savaşın karşısında pes etmeyeceğiz. Mücadelemizi milletçe vereceğiz, ben milletime güveniyorum. Bu millet aç kalmıştır, susuz kalmıştır ama bağımsızlığını hiçbir zaman hiç kimseye kaptırmamıştır. Kaldı ki öyle bir durum yok. Kılıçdaroğlu, ‘Önümüzdeki yıl Türkiye aç maç’ diyorsa da biz bir avuç ekmeği paylaşırız yeri gelirse.”

“SİLAHLI İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI’NDA ÇOK DAHA BÜYÜK TONAJA SAHİP İNŞALLAH ÜRETİM GELİYOR” 

“Türkiye, yalnız da bırakılmadı Sayın Cumhurbaşkanım, özellikle ABD’nin Türkiye’ye ekonomik saldırılarının ardından gerek Avrupa Birliği’nden gerek diğer ülkelerden Türkiye o desteği buldu…” şeklinde araya girilmesi üzerine Erdoğan, şöyle devam etti: “Söylediğim ülkelerle münasebetlerimizde yani Çin olsun Rusya olsun bu arada Almanya, Fransa, tüm buralarla ilişkilerimiz olsun, İngiltere, buralarla ilişkilerimiz olsun, bu ilişkilerimizi şu anda artırarak devam ettiriyoruz ve ilgili Bakan arkadaşlarım, tüm bölgeyi başta Katar olmak üzere, oraları dolaştılar. Bunları devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Aynı şekilde birçok bölge ülkeleriyle bu görüşmelerimiz yine devam ediyor. Tabii çok da ileri bir noktada malum, bizim şu anda savunma sanayine yönelik adımlarımızın tırmanması, o da birilerini rahatsız ediyor. Mesela, bizim nükleer enerjiye yönelik attığımız adımlar var. Bunun bir tanesi şu anda Rusya ile yaptığımız nükleer enerjidir, bir diğeri inşallah şu anda Çin ile atacağımız bir adım var, olur ki Japonya ile yaptığımız görüşmeler var, yıl sonuna kadar kararını vereceğiz. Bunlar tabii nükleer enerjide bizim çok çok güçlü bir altyapı potansiyeline sahip yatırımlardır.”

Türkiye’nin yıllarca ABD’den insansız hava aracı alamadığını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu: “Hani bizde bir söz var ya kötü komşu ev sahibi yapar diye, bu sefer bizim kendi girişimcilerimiz tuttu İnsansız Hava Aracı’nı da yaptı, Silahsız İnsansız Hava Aracı’nı da yaptık, Cerablus’ta da Afrin’de de ve şu anda içeride de bizim bu Silahlı İnsansız Hava Araçlarımız terörle mücadelede çok ciddi neticeler alıyor. Kurtulduk artık, onlara muhtaç olmaktan sıyırdık. Şimdi inşallah çok daha güçlüsü geliyor. Adımlar atıldı. Netice iyi olacak. Silahlı İnsansız Hava Araçları’nda çok daha büyük tonaja sahip inşallah üretim geliyor.” diye konuştu.

TEKNOFEST organizasyonuna değinen Erdoğan, “Bunların hepsi bir şeyin işaretidir. Artık işaret fişeği atıldı. Gerisi gelecek.” dedi.

“GENÇLİĞİN BAKIŞINA İNANIYORUM” 

“Birleşmiş Milletler konuşmanızda BM’nin bir gençlik oluşumuna ihtiyacı olduğunu ve bunun da merkezinin İstanbul olması gerektiğini söylediniz? Neden?” soruyu şöyle yanıtladı:

“Nedeni yok. Şu anda bizim yapılmakta olan buna yönelik bir binamız vardı. Eğer Birleşmiş Milletler, bu konuda değerli dostum da burada, böyle bir şeyi kabul edilirse biz, Birleşmiş Milletler’in gençlik komitesini İstanbul’da o binamızı onlara tahsis ederiz, burada kurarız ve gençliğin bakışını getirmesi bakımından buranın çok çok hayırlı adımlar atacağına inanıyorum. Çünkü benim de siyasette geçmişim gençlik kolları çalışmalarından gelmedir ve gençliğin bu noktadaki potansiyeline, gücüne inanıyorum, gençliğin bakışına inanıyorum. Bu bakışı değerlendirme açısından bu yerimizi tahsis ederiz dedik.”

Erdoğan, BM’da kadınlara ait de bir kuruluş kurulması gerektiğini vurguladı.

“ÖLDÜRÜLEN İNSAN OLDUKTAN SONRA ÖLDÜREN NEYSE BEN ONUN KARŞISINDAYIM” 

Kimyasal silah konusundaki soru üzerine Erdoğan, şunları aktardı:

“Maalesef bir cambazlık var. Yani şunu bir defa kabul etmek lazım; 1915’in bir kararı bu… O zaman kalkmışlar, kimyasal silahları bir suç olarak kayıtlara girmişler o günden bugüne kimyasal silahlar dünyada bir suç aleti veya suç ürünü olarak kabul ediliyor. Ben de diyorum ki eğer bir insanın ölümüne neden oluyorsa veya insanların ölümüne neden oluyorsa o hangi araç olursa olsun o suç aletidir. Şu anda ifade ettiğiniz gibi kimyasal silahlarla Suriye’den 300, 500, bin, bin 500, 2 bin, 5 bin kişinin olduğunu kabul edelim. Konvansiyonel silahlarla ne kadar insan öldürüldü? Bunu açalım. 1 milyona yakın insan Suriye’de konvansiyonel silahlarla öldürüldü. Konvansiyonel silahları hiç gündeme getirmiyorlar, kimyasal diyorlar. Bu ne demek biliyor musunuz? Yani şu anda ben kapıyı kapattım, sen ne yaparsan yap. Neyle? Konvansiyonel silahlarla. Neyle vuruyorlar? Konvansiyonel silahlarla vuruyorlar. Aldatmayın dünyayı. Biz de bunu Birleşmiş Milletler de de her yerde de gündeme getiriyoruz ama hala herkesin ağzında kimyasal silah. Ben de diyorum ki kimyasal silahla aldatmayın, konvansiyonel silahlarla insanlar öldürülüyor. Öldürülen insan olduktan sonra öldüren neyse ben onun karşısındayım.”

Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının sonunda foruma katılanlara katılımları dolayısıyla teşekkür etti. Erdoğan, forumun gelecek yıl daha büyük bir salonda yapılması gerektiğini dile getirerek, “Önümüzdeki yıl, çok daha büyük bir salonda, çok daha büyük salonlarımız var, o büyük salonlarda böyle 300-500 kişiyle değil bunu bin, bin 500, 2 bin kişiyle yapalım… Burası İstanbul. İstanbul’a yakışan budur” ifadelerini kullandı.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ankara Gazeteciler ve Yazarlar Derneği’nden “Ankara’ya Değer Katanlara” ödül 0 5513

100’e yakın gazeteci, yazar, radyocu, televizyoncu ve dijital medya mensubunun üye olduğu Ankara Gazeteciler ve Yazarlar Derneği (AGYD), bu yıl ilkini düzenlediği “Ankara’ya Değer Katanlar” Ödül Gecesi’nde Başkent’e hizmet etmiş kişi ve kurumları ödüllendirdi.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen ödül törenine Ankara milletvekilleri, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı (TÜSİAV) Başkanı Veli Sarıtoprak, Yenimahalle, Altındağ, Sincan, Etimesgut Belediye Başkanları ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

ANKARA GAZETECİLER VE YAZARLAR DERNEĞİ BAŞKANI ÖMER UZUN: “ANKARA BİR MARKADIR”

Ankara’nın tarih içerisinde kültürel, sosyal ve ekonomik olarak konumunu ve geçirdiği değişimleri konu alan sinevizyon gösterisi ile başlayan ödül töreninde, gecenin açılış konuşmasını Ankara Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Başkanı Ömer Uzun yaptı. Ankara’nın önemine vurgu yapan Uzun, gazeteciler olarak da Ankara’mıza değer katanları hatırlamak, hatırlatmak istediklerini belirtti.

Bizler Ankaralı gazeteciler olarak, yaşadığımız başkentimizi yaşatmayı asla göz ardı edemeyiz. Konu Ankara olunca, konu Ankara’ya değer katanlar olunca, söze ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’le başlamak istiyorum. Bundan 99 yıl önce 27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya geldiği gün, Türk milletinin de kaderinin değiştiği gündür.  Ankaralılar, Mustafa Kemal Atatürk’le Dikmen sırtlarında buluştular ve “zahmet ettiniz, neden geldiniz?” diyen Ulu Önder’e “uğrunda ölmeye, millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik paşam!” diye söz verdiler.

Ankaralılar verdikleri sözü tuttular; Anadolu’nun bağımsızlığına olan inançlarını hiç yitirmediler. Atatürk de Ankara’ya verdiği değeri, “Sevgili milletimizin bütün bir düşmanlık dünyasına karşı, sonu zaferle başardığı Bağımsızlık Mücadelesi tarihinde Ankara ismi, en saygın bir yeri koruyacaktır” sözleriyle dile getirmiştir.

Ankara, Orta Anadolu’nun kalbinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentidir.  Yerleşimi çok eski tarihlere dayanan Ankara; ilk çağlardan itibaren, farklı medeniyetlerin hüküm sürdüğü bir coğrafya ve sürekli bir yerleşmeye sahne olan bir kenttir. Ünlü tarihçi İlber Ortaylı Etimesgut Belediyesi’nin düzenlediği Tarih’te Etimesgut panelinde şunları söylüyordu Ankara için, ” Ankara sadece Ankara değildir, sadece başkent olduğu için önemli bir yer değildir. Ankara soysuz bir kent değildir. Bizans için önemlidir. Osmanlı vilayetleri içinde en önemlilerindendir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentidir. Dünya tarihi için çok önemli kenttir. Buranın başkent olması tesadüf değildir”.

Evet ulu önder Mustafa Kemal Atatürk Ankara’yı tesadüfi başkent yapmadı. Ankara’nın başkent oluşunda Atatürk’ün uzağı görüşünün yanında, Ankara’nın tarihi kökleri; siyasî, stratejik ve jeopolitik düşünceleri, Kurtuluş Savaşı’nın güvenlik altında idaresi zorunluluğu ve psikolojik faktörlerin rolü büyüktür.

Atatürk, Ankara’yı çok sevmiştir. Türkiye’nin temellerini burada atan Atatürk, Ankara’ya en büyük değeri katmıştır. Bugün Ankara’nın ortasında yükselen Anıtkabir, Türkiye Cumhuriyeti’nin insanlık tarihi varoldukça, yaşamaya devam edeceğini gösteren bir semboldür.

Günümüzde her geçen gün büyüyen, dışarıdan çok göç alan bir Ankara var.  Elbetteki büyüyen bu şehrin sorunları da artıyor. Bu sorunların dile getirilerek çözümüne katkı sağlanması noktasında biz gazetecilere de hayati sorumluluklar düşmektedir. Ancak ne yazık ki Ankara’da yerel gazetecilik istenilen düzeyde değildir. Yaşanan ekonomik sıkıntılar, değişen medya anlayışı biz gazetecileri olumsuz etkilemektedir. Birçok ulusal yayın, Ankara eki çıkarmaktan vazgeçmekte; yerel gazeteler bir bir kapanmaktadır. Bir avuç da kalsak yaşadığımız kenti yaşatmaya, değerine değer katmaya yılmadan usanmadan devam edeceğimizin altını çizmek istiyorum.

Ankara’ya değer katma noktasında yalnız olmadığımızı da çok iyi biliyoruz. Bu şehri her yönüyle daha çağdaş, daha yaşanabilir, marka bir kent yapmak için gece gündüz çalışan değerli yöneticilerimizin, iş adamlarımızın, sanayicilerimizin, sivil toplum kuruluşlarının, eğitimcilerin olduğunun farkındayız.

İşte; bu yönüyle marifet iltifata tabidir diyerek bu geceyi organize ettik. Ankara’mıza değer katanları hatırlamak, hatırlatmak istedik. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyor, ödül alan tüm Ankara Sevdalılarını tebrik ediyorum.

Öncelikle Derneğimizin kuruluş aşamasında bizlere Kent Konseyi’nde yer tahsis ederek, desteklerini esirgemeyen Etimesgut Belediye Başkanı Sayın Enver Demirel olmak üzere, ilkini gerçekleştirdiğimiz “Ankara’ya Değer Katanlar” Ödül törenimizin gerçekleşmesinde yüreklerini ve salonlarını açan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sayın Gürsel Baran ve yönetimine, tecrübeleriyle bizlere yol gösteren TÜSİAV Başkanı Sayın Veli Toprak’a, sponsorlarımıza ve emeği geçen tüm Ankara sevdalılarına Derneğimiz adına teşekkür eder, saygılar sunuyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

TÜSİAV BAŞKANI VELİ TOPRAK: “BAŞARILI İNSANLARI ÖDÜLLENDİRİRSENİZ ONLAR DAHA ÇOK ÇALIŞIRLAR”

Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Başkanı Veli Toprak da yaptığı konuşmada, sivil toplumculuğun öneminin altını çizerek “Ben bu sene sivil toplumculuğu rölantiye almayı, torunlarıma daha çok vakit ayırmayı, aileme vakit ayırmayı düşündüm ancak bu ödül töreninde anladım ki; bizi ölünceye kadar bırakmayacaklar hep sivil toplumun yanında olacağız, onlar için koşturacağız. Sivil toplumun yanında olmak, ülkenin yanında olmak, devletin yanında olmak demektir. Biz Türk toplumu olarak başarılı insanları pek takdir etmeyiz. Biz de kör ölür badem gölü olur. Eleştiride cömertiz ama övgüde cimriyiz. Kolay kolay kimseyiz beğenmeyiz, o yüzden her fırsatta insanları ödüllendirmişimdir. Çünkü Fransızlar derler ki “Para parayı çeker başarı başarıyı çeker”. Başarılı insanları ödüllendirirseniz onlar daha çok koştururlar, aldıkları her plaket, her şilt bir borç senedidir. Biraz sonra bana Ankara Gazeteciler ve Yazarlar Derneği’nin vereceği bu şilt bir borç senedi olacak ve ölene kadar bu ülkem için, devletim için, yörem için, insanım için ve sizler için koşturmaya devam edeceğim. Dernek Başkanını ve Yönetim Kurulu’nu tebrik ediyorum, tecrübem ile her zaman yanlarındayım.”

YENİMAHALLE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR: “VATANDAŞA VE ESNAFA DESTEK OLUYORUZ”

Ödül töreninde, Yenimahalle’de vatandaşların birçok dükkan ve alışveriş merkezinde kullandığı, 700’den fazla firma ve küçük esnafa destek veren “Halk Kart” projesiyle ödül alan Başkan Yaşar, plaketini AGYD Başkanı Ömer Uzun’un elinden aldı.

Ödül töreninde konuşan Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, “Ülkelerin tümünde başkentler ekonomik, sosyal, tarihsel ve kültürel açıdan özel bir yere sahip olmakla birlikte her ülkenin simgesidir. Ankara, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar çok önemli kararların alındığı, büyük öneme sahip bir şehirdir. Göreve geldiğimiz günden beri yalnızca Yenimahalle’ye değil, hayata kazandırdığımız projeler aracılığı ile Ankara’ya kültürel ve sosyal alanda büyük değer kazandırdık. Vatandaşa fayda sağlamayan hiçbir çalışmanın altına imza atmadık. HalkKart Projesi hem vatandaşımıza ekonomik olarak destek oluyor hem de ticaretin canlanmasına ve özellikle küçük esnafın sıkıntılı günler yaşadığı bu dönemde rahat nefes almasını sağlıyor” dedi.

ALTINDAĞ BELEDİYE BAŞKANI TİRYAKİ: “ALTINKÖY, İNSANLARIMIZI KENDİ DEĞERLERİ İLE TEKRAR BULUŞTURDU”

“Ankara’ya Değer Katanlar” ödülüne layık görülen Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, şu açıklamayı yaptı:“Kent yaşamı ile birlikte bizi biz yapan değerleri unutmaya, yitirmeye başladık. Çocuklarımız ve genç nesillerimizin bağı geçmişimiz ile kopma noktasına geldi. Neslimiz doğa ile barışık, hayvan dostu, insan ilişkilerinin saygıya ve sevgiye dayandığı bir anlayıştan uzaklaştı. Altınköy’ü değerli yapan ise bu anlayışı tekrar insanlara hatırlatması, insanımızı kendi değerleri ile tekrar buluşturması oldu. Dedelerimiz, ninelerimiz geçmişlerini buldukları Altınköy’de çocuklarına ve torunlarına kendi kültürlerini görsel olarak anlatabiliyor. Kaybolan, yok olmaya yüz tutmuş sanatlarımızın temsilcilerini Türkiye’nin her noktasından Altınköy’e getirerek, kendi kültürümüz içinde önemli bir görev üstlendik.Altınköy kısa zamanda yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerek, Ankara’da Türkiye’nin turizm noktalarından biri haline geldi. Ankara’da yabancı ülkelerin temsilcilerinin ve Ankara’ya gelen yabancı konukların uğrak noktası oldu Altınköy’ün böyle bir ödül alması beni çok mutlu etti.”

“ANKARA’YA DEĞER KATANLAR”

Yılın Siyasileri; AKP Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan, MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu seçilirken en fazla İl Başkanlığı görevini yürüten MHP Genel Sekreter Yardımcısı Fatih Çetinkaya ödüle layık görüldü. Yılın Belediye Başkanları ise; Engelsiz Yaşam Merkezi Projesi ile Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel, Halkkart Projesi ile Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Altınköy Projesi ile Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Halkla İlişkileri ile Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan seçildi.

Yaşam Boyu Başarı Ödülünü Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Yönetim Kurulu Başkanı Veli Sarıtoprak alırken, Yılın Meslek Kuruluşları ödülünü Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran aldı.

Yılın Eğitim Kurumu Nesibe Aydın Eğitim Kurumları Kurucusu Nesibe Aydın, Yılın Kadın Girişimcisi HHP EXPO Fuarcılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Şule Dayangaç, Yılın Erkek Girişimcisi Nurhayat Tarım ve Fidancılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Arda Palamut, Yılın Genç İşadamı Graftime Reklam A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlyas Orhan ödüle layık görüldü. Başarılı çalışmalarından ötürü Sincan Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası İsa Yalçın da ödül aldı.

Yılın Basın Meslek Kuruluşu olarak Basın İlan Kurumu (BİK) Ankara Şube Müdürü Yezdan Uğurlu, Yılın Başarılı STK’sı Ankaralılar (AHİD) Derneği Başkanı Hilmi Yaman, Yılın En İyi Koro Şefi İpek Dereli oldu.

Jüri Özel Ödüllerini ise Ankara Sivil Toplum Kuruluşları (ASTOP) Dönem Sözcüsü Mustafa Zengin ve TÜSİAV Verimlilik Platformu Başkanı Kutlu Tamay aldı.

Gecenin sponsorluğunu üstlenen Ünsal Grup adına Orhan Ünsal, Altuğ Barış Doğan, Graftime Reklam A.Ş. adına Bekir Ünal ve SR Emlak adına Rahmi Yıldırım ödül aldılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İkinci 100 Günlük İcraat Programı’nı açıkladı 0 65010

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen toplantıda İkinci 100 Günlük İcraat Programı’nı açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İkinci 100 Günlük İcraat Programı Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen ve ikinci 100 günlük dönemde gerçekleştirecek icraat ve projelerin tanıtıldığı programda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve bazı bakanlar da hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan programda, 3 Ağustos’ta kamuoyuna ilan ettikleri 100 Günlük İcraat Programı’nın sonuçlarından ve ikinci 100 günde gerçekleştirilecek hizmet ve projelerden örnekler verdiği bir konuşma yaptı.

“KAZA İLE İLGİLİ ADLİ VE İDARİ SORUŞTURMA BAŞLADI”

Konuşmasının başında, bu sabah Ankara’da meydana gelen tren kazasından duyduğu üzüntüsünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Ankara-Konya yüksek hızlı treninin kılavuz yol lokomotifiyle çarpışması sonucu üçü makinist olmak üzere dokuz vatandaşın hayatını kaybettiğini, 47 vatandaşın da yaralandığını açıkladı. Elim kazada ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ölenlerin yakınlarına başsağlığı dileğinde bulundu. Kaza ile ilgili adli ve idari soruşturmaya başlandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Savcılığı’nın üç kişiyi gözaltına aldığını, kazanın tüm boyutlarıyla incelenip sorumluların ortaya çıkarılacağını gereken her şeyin yapılacağını kaydetti.

“KURDAKİ KISA SÜRELİ DALGALANMAYI DAHİ HÜKÛMETİ YIPRATMAK İÇİN FIRSAT BİLEN KİFAYETSİZ MUHTERİSLERİN HEVESLERİNİ KURSAKLARINDA BIRAKTIK”

Milletin huzurunda, geride kalan 100 günün muhasebe ve murakabesini yaparak ve yakın geleceğe ilişkin programlarını ortaya koyarak, Türk siyasetine yeni bir açılım kazandıracaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yürütmenin başı olarak bundan sonra da belli aralıklarla milletin karşısına çıkarak ortaya koydukları icraatların değerlendirmesini yapacaklarını söyledi.

Kabineyi açıkladıkları 9 Temmuz’dan bugüne yoğun bir gündemle çalışmalarını yürüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir taraftan ülkenin yeni yönetim sistemine geçiş sürecini yönettiklerini, diğer taraftan ekonomik açıdan Türkiye’ye diz çöktürmeyi hedefleyen saldırılara karşı mücadele ettiklerini, bunlarla birlikte millete verdikleri sözleri de gerçekleştirmeye çalıştıklarını dile getirdi.

Dış kaynaklı tüm engelleme girişimlerine rağmen, hedeflerine ulaşma yönünde önemli mesafe katettiklerini, kur-faiz-enflasyon üçgeni üzerinden Türkiye ekonomisine pranga vurmak isteyenleri bir kez daha hüsrana uğrattıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kurdaki kısa süreli dalgalanmayı dahi hükûmeti yıpratmak için fırsat bilen kifayetsiz muhterislerin heveslerini kursaklarında bıraktık” dedi.

“KİŞİSEL ÇIKARI İÇİN 81 MİLYONLUK TÜRKİYE GEMİSİNİN ALTINI OYMAYA ÇALIŞANLAR KESİNLİKLE FIRSAT BULAMAYACAK”

“Birkaç ay öncesine kadar sabah-akşam milletimize karamsarlık pompalayan siyaset simsarları, sözüm ona ekonomistler, köşe yazarları bugün âdeta dillerini yutmuş durumdalar, hiçbirinden şimdi çıt çıkmıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük icraat programını uygularken de aynısını yapacaklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şöyle konuştu: “Kişisel çıkarı için 81 milyonluk Türkiye gemisinin altını oymaya çalışanlar kesinlikle fırsat bulamayacak, onlara fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin ve milletimizin düşmanlarının operasyon aracı hâline dönüşmüş olan çevrelerin eleştirilerine kulak asmayacağız. Hiçbir kirli planın, hiçbir ekonomik tetikçinin, ihtiraslarının kulu kölesi olmuş hiçbir menfaatperestin ülkemiz ile hedefleri arasına girmesine müsaade etmeyeceğiz. Millet iradesinin üzerinde hiçbir irade tanımadan, Hakk’ın ve halkın rızası için, gözünü ve günlünü Türkiye’ye çevirmiş mazlum ve mağdurlar için çalışmaya, üretmeye, taş üstüne taş koymaya devam edeceğiz.”

“TÜRKİYE BİR TARAFTAN KALKINMA VE YATIRIM HAMLESİNİ SÜRDÜRÜRKEN, DİĞER TARAFTAN MALİ DİSİPLİNDEN ASLA TAVİZ VERMEMİŞTİR”

Yaşanan onca sıkıntıya rağmen ilk 100 günlük icraat programında yüzde 97 gibi yüksek bir gerçekleşme performansına ulaştıklarını, programda yer alan 400 eylemden 340’ını tamamladıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların arasında önemli, tarihî, milletin umut ve heyecanla beklediği pek çok projenin bulunduğunu hatırlattı.

Bu projelerin arasında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında ilk etabının açılışını yaptıkları İstanbul Havalimanının, beş Millet Bahçesinin, bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda kalan 60 eylemin 10’unun mevzuat hazırlıklarını da tamamladıklarını, üçüncü tarafların onayını gerektiren 32 eylemde yüzde 80’in üzerinde, 17 eylemde yüzde 50’in üstünde ilerleme sağladıklarını açıkladı.

43 milyar liralık bütçe maliyeti öngördükleri 400 eylem için 37,3 milyar lira sarf edildiğini, bunun en önemli sebebinin ise uygulamaya koydukları tasarruf tedbirleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye bir taraftan kalkınma ve yatırım hamlesini sürdürürken, diğer taraftan da mali disiplinden asla taviz vermemiştir, inşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle, aynı titizlikle çalışmaya devam edeceğiz” diye ekledi.

“ÜNİVERSİTELERİN TAMAMINDA KARİYER MERKEZLERİ KURULACAK”

İkinci 100 günlük eylem planında yer alan yaklaşık 24 milyar liralık 454 eylemin bitirilmesini temin edeceklerini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bürokrasideki ataleti giderecek, devletin işleyişini hızlandıracak, verimliliğini ve etkinliğini artıracak bazı adımlar attıklarını söyledi.

İllere verilen hizmetlerin takibi ve tespiti için 81 il karnesi projesini devreye alacaklarını, devletin vatandaşa, özel sektöre ve diğer resmî kurumlara sunduğu hizmetlerin yüzde 95’inde e-devlete entegrasyonunu sağlayacaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin gelecek iş planlarında yardımcı olmak için üniversitelerin tamamında kariyer merkezlerinin kurulacağını, şehirlerin estetiğine zarar veren tabela kirliliği ile daha yoğun bir mücadeleye girişeceklerini sözlerine ekledi.

“YENİ DÖNEMDE YARGIYA HÂKİM VE SAVCI YARDIMCILIĞI MÜESSESİ KAZANDIRILACAK”

Adalet Bakanlığı bünyesinde, yargıda hedef süre uygulamasının başarıyla tamamlandığını, Konya ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete alınarak İstanbul ve Ankara Bölge Adliye Mahkemelerinin iş yükünün 90 bin dosya azaltıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni dönemde yargıya hâkim ve savcı yardımcılığı müessesinin kazandırılacağını dile getirdi.

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vasıtasıyla ilk 100 günlük dönemde vatandaşların ihtiyaçlarının tespiti için 1 milyon hanenin ziyaret edildiğini, sosyal hizmet merkezlerinin sayısını 298’den 316’ya çıkartıldığını, 2 milyonu aşkın BAĞKUR’lu sigortalıya sosyal güvenlik primlerinde ödeme kolaylığı temin edildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük dönemde çalışmaların kapsamını genişleteceklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük dönemde 2019 yılını yaşlı yılı ilan ederek Uluslararası Yaşlılık Şûrası düzenleyeceklerini, 81 ilimizin tamamında çocuk işçiliğiyle mücadele birimleri kuracaklarını, aile sosyal destek programını muhtarların da katkısıyla yaygınlaştıracaklarını kaydetti.

“SIFIR ATIK PROJESİNİ YAYGINLAŞTIRARAK UYGULAMAYA GEÇİLEN KAMU KURUMU SAYISINI 13 BİNE YÜKSELTİYORUZ”

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eliyle ‘Sıfır Atık’ projesinin 750 kamu kurumunda uygulamaya geçirildiğini, imar barışı kapsamında 8,5 milyon vatandaşın başvurusunun alındığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan,  ikinci 100 günlük dönemde yapılacakları şu cümlelerle açıkladı: “Millet bahçelerini 81 ilimizin tamamına yaygınlaştırıyoruz, daha yeşil ve yaşanabilir şehirler için 41 kilometre bisiklet yolu ve 12 bin metrekare gürültü bariyeri inşa ediyoruz. Sıfır atık projesini yaygınlaştırarak uygulamaya geçilen kamu kurumu sayısını 13 bine yükseltiyoruz. Emlak Bankasının yapılandırma sürecini tamamlayarak faaliyete alıyoruz. Türkiye mekânsal strateji planının ön çalışma, araştırma ve analizlerini bitirerek plan hazırlama sürecini başlatıyoruz.”

“FETÖ’NÜN YURT DIŞI YAPILANMASINA, ÖZELLİKLE FİNANSMAN AYAĞINA DARBE VURULMASINA YÖNELİK, YENİ GİRİŞİMLER BAŞLATIYORUZ”

Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla FETÖ ve PKK-PYD terör örgütlerinin yurt dışındaki finansman kaynaklarının kesilmesi çalışmalarına hız verdiklerine, AB ülkeleri ve ABD nezdinde her seviyede diplomatik girişimler yürüttüklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzdeki 100 gün boyunca FETÖ’nün yurt dışı yapılanmasına, özellikle finansman ayağına darbe vurulmasına yönelik yeni girişimler başlatıyoruz. Ülkemizin arabuluculuk alanındaki öncü rolünü somut etkinliklerle daha da perçinliyoruz” sözlerine yer verdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kış mevsiminden önce Şırnak ve Artvin il merkezleri ile 42 ilçe ve dört organize sanayi bölgesini doğal gazın konforuyla tanıştırdığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akdeniz’de hidrokarbon kaynakları aranması için derin ve sığ deniz sondaj çalışmalarına başlandığına, ikinci derin deniz sondaj gemimizin sözleşmesinin imzalandığına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki süreçte Türkakım Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin Türkiye topraklarındaki bölümünün inşasına başlanacağını ve 2019’un sonuna kadar bitirileceğini, Akdeniz’de hidrokarbon aramaları kapsamında 3 bin 100 kilometrekare alanda üç boyutlu sismik veri toplanacağını ve bin maden sahasının ekonomiye kazandırılması için ihaleye çıkılacağını açıkladı.

“İKİNCİ 100 GÜNLÜK DÖNEMDE 30 YENİ GENÇLİK MERKEZİNİ HİZMETE ALACAĞIZ”

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın geçen 100 günlük icraatları arasında; 150 mahalle tipi spor sahasının, 12 tane futbol altyapı merkezinin, 76 yeni yurt binasının, ilköğretim çağındaki 1 milyon çocuğa sportif yetenek taramasının, gençliğe yönelik 400 STK projesine deştiğin olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük dönemde 30 yeni gençlik merkezini hizmete alacaklarını müjdeledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Örnek hikâyeler yoluyla gençlerimize farklı ufuklar kazandırmak için 17 dakika projesini başlatıyor, uzman veya rol model konuşmacılar ile geçlerimizi bir araya getiriyoruz. Gençlerimizin sesi, soluğu olacak ‘aynı frekanstayız’ adıyla bir gençlik radyosu kuruyoruz. Sporun okullar başta olmak üzere her alanda yaygınlaştırılması için spor kulüplerine ve sporculara 33 milyon 600 bin liralık destek veriyoruz” şeklinde konuştu.

“YÜKSEK TEKNOLOJİ YATIRIMLARINA ALTERNATİF FİNANSMAN SAĞLANMASI İÇİN TÜRKİYE KALKINMA FONUNU KURUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde ikinci 100 günlük devrede yapılacaklardan şu örnekleri verdi:  “Kayıt dışı ekonomiyle mücadele eylem planının hazırlanmasını sağlıyoruz. Yeminli mali müşavir raporuyla nakden talep edilebilen KDV iade tutarlarının yüzde 50’sinin 10 iş günü içinde yapılmasına ilişkin bir sistem geliştiriyoruz. Defter beyan sisteminin kapsamını işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefleri de içine alacak şekilde genişletiyoruz. Özel sermaye yatırımlarının arttırılması ve yüksek teknoloji yatırımlarına alternatif finansman sağlanması için Türkiye Kalkınma Fonunu kuruyoruz. Finansal istikrarın güçlendirilmesi ve finansal istikrarın güçlendirilmesi yanında finansal sektörün sağlıklı gelişimi amacıyla Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi tesis ediyoruz. Girişimcinin kitleye, kitlenin girişimciye erişimini kolaylaştıracak düzenli bir yatırım ortamı için kitle fonlaması düzenlemelerini yürürlüğe koyuyoruz. Gecikmelerin önüne geçmek için ortak elektronik tahsilat platformunu tüm unsurlarıyla devreye alıyoruz.”

İçişleri Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği hizmet ve uygulamalar arasında; uyuşturucuyla etkin mücadele için 31 ilde daha kurulan narkotimleri,  sayıları 32’den 42’ye çıkarılan 112 çağrı merkezlerini, düzensiz göçün önlenmesi için İstanbul Tuzla, Kocaeli, Iğdır ve Kırıkkale’de kurulan geri gönderme merkezlerini örnek veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki 100 günlük dönemde 112 acil çağrı merkezi sayısını 44’e çıkaracaklarını, elektronik belediye bilgi sistemine entegre edilen belediye sayısını 60’dan 210’a yükselteceklerini açıkladı.

Geçen 100 günlük dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın icraatlarında da örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci dönemde ise Tüksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nin ihalesinin yapılarak inşaatına başlanacağını, sekiz tarihî camii ve külliye ile Seddülbahir Kalesi’nin restorasyonunun tamamlanacağını, Bosna Hersek’teki Mostar Karagöz Bey Medresesi’nin açılışa hazır hâle getirileceğini aktardı.

“TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞTEKİ SINAVSIZ OKULLARA YERLEŞTİRME KRİTERLERİNİ GÜNCELLİYORUZ”

Millî Eğitim Bakanlığı vasıtasıyla 12 bin dersliği tamamlayarak, tam gün eğitim gören öğrenci sayısını yüzde 68’den, yüzde 71’e çıkardıklarına, 700 okulu daha kent güvenlik yönetim sistemine entegre ettiklerine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul öncesi eğitiminden, üniversiteye öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerilerinin gelişimini izleyecek yeni sistemi yüzde 92 oranında tamamladıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlık bünyesinde gerçekleştirilecek hizmetlere ilişkin şu bilgileri verdi: “Bakanlığın yapısını, mevzuatını ve insan kaynağını yeniden yapılandırmak için büyük bir veri sistemi oluşturuyoruz. Önümüzdeki 100 gün boyunca yerli ve millî değerlendirme araçlarının uygulamaya konulmasına öncelik veriyoruz. Farklı soru türleri kullanarak öğrencilerimizin üst düzey zihinsel özelliklere sahip olma yeteneklerinin ölçümüne katkı sağlıyoruz. Temel eğitimden ortaöğretime geçişteki sınavsız okullara yerleştirme kriterlerini güncelliyoruz.”

Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları kapsamında, evde sağlık hizmetinden yararlanan hasta sayısını yüzde 20 artışla 1 milyon 200 bine yükselttiklerini, Manisa, Elazığ ve Eskişehir’de 2 bin 677 yatak kapasiteli üç şehir hastanesi ile 20 yeni hastane ve iki ağız ve diş sağlığı merkezini hizmete sunduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki 100 günlük dönemde 30 adet obezite merkezinin açılacağını,  dokuz hastane ile bir ağız ve diş sağlığı merkezinin hizmete alınacağını dile getirdi.

“YENİ DÖNEMDE TÜRKİYE’NİN FİKRİ MÜLKİYET STRATEJİSİNİ HAZIRLIYORUZ”

Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi için Millî Savunma Bakanlığı’nın ASELSAN, TAİ, HAVELSAN gibi kurumlarla iş birliğini güçlendireceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, HGM-KÜRE ve HGM-ATLAS uygulamaları ile ilk yerli ve millî harita görüntü sisteminin kullanıma açılacağını, millî üretim entegre sualtı savaş yönetim sistemi ay sınıfı denizaltı uygulamasının TCG Dolunay ve TCG Doğanay denizaltılarının kabul işlemlerinin tamamlanacağını açıkladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı aracılığıyla geçen 100 günlük dönemde yerli ve millî üretim için ileri teknoloji alanlarında yeni girişimcilere 165 milyon liralık destek sağladıklarına, ilk millî lazer silah sisteminin testlerini başarıyla tamamladıklarına, IP kripto cihazının prototipinin üretimini başlattıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek döneme ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Yeni dönemde Türkiye’nin fikri mülkiyet stratejisini hazırlıyoruz. Uluslararası lider araştırmacı programı kapsamında ilk çağrıyı yapıyor, başvuruları da neticelendiriyoruz. Türkiye açık kaynak platformu kurarak, açık kaynak kodlu yazılım ekosisteminin güçlendirilmesini sağlıyoruz. Yerli ve millî üretim için teknoloji ve imalat sektörleri başta olmak üzere KOBİ’lere 274 milyon liralık destek veriyoruz.”

“KIRSAL KALKINMA PROGRAMI ÇERÇEVESİNDE TAMAMLANAN 505 YATIRIMA TOPLAM 250 MİLYON LİRA HİBE ÖDEMESİ YAPACAĞIZ”

Tarım ve ormancılık alanında; ilk 100 günlük eylem planı kapsamında yapılanlara işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kırsal kalkınmaya yönelik yedi proje ile çiftçilere 710 milyon liralık destek sağlandığını,  99 bin dekar alanın sulamaya açıldığını, 1 milyon dekar alanda modern basınçlı sulama sistemi kurulduğunu, 391 bin 330 dekar tarım arazisinin toplulaştırmasının tamamlandığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki 100 günlük programda 2 bin 250 genç çiftçiye 30’ar bin lira hibe desteği vereceklerini, kırsal kalkınma programı çerçevesinde tamamlanan 505 yatırıma toplam 250 milyon lira hibe ödemesi yapacaklarını aktardı.

Konuşmasında, Ticaret Bakanlığı’nın geçen 100 günlük dönemde ortaya koyduğu hizmet ve uygulamalardan da örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günlük dönemde; yeni piyasa gözetimi ve denetimi modeli oluşturulacağını, liman ve kara sularının denetim standartlarının yenileneceğini, gümrük tarife arama programının uygulamaya alınacağını ve gümrüklerde elektronik bilgilendirme platformunun oluşturulacağını açıkladı.

“YERLİ VE MİLLÎ İLK DİZEL ELEKTRİKLİ MANEVRA LOKOMOTİFİNİ ÜRETİYORUZ”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın geçen 100 günlük dönemde 328 kilometre bölünmüş yolu daha tamamlayıp toplam bölünmüş yol uzunluğunu 26 bin 496 kilometreye, 120 kilometre daha yeni otoyol yapılarak toplam otoban uzunluğunu 2 bin 777 kilometreye çıkardığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gümüşhane, Ordu, Bitlis, Ankara, Yozgat, Malatya, Trabzon ve Artvin illerinde 30 kilometre yeni kara yolu tünelinin hizmete açıldığına dikkat çekti. Yine bu dönemde 997 yerleşim yerine daha 4,5G mobil internet hizmeti erişimi sağlandığını, 272 kilometrelik demir yolunun yenilendiğini, kara yollarında 893 kilometrelik bitümlü sıcak karışım kaplama yapıldığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci 100 günde yapılacakları şöyle aktardı: “Önümüzdeki 100 gün boyunca Gebze-Haydarpaşa, Sirkeci-Halkalı banliyö hatlarını tamamlayarak işletmeye alıyoruz. Yap-işlet-devret modeli otoyol çalışmalarıyla yüksek standartlı ve emniyetli 73 kilometre yolu daha bitirerek otoyol ağımızı 2 bin 815 kilometreye yükseltiyoruz. Toplam 246 kilometre uzunluğunda olan Aydın-Denizli Otoyolunun 154 kilometresiyle, Mersin-Silifke-Taşucu Otoyolunun 92 kilometresinin ihalesini yap-işlet-devret yöntemiyle yapıyoruz. Yerli ve millî ilk dizel elektrikli manevra lokomotifini de üretiyoruz.”

“BİZİM GÖREVİMİZ İNSANIMIZA SÜREKLİ KARAMSARLIK AŞILAYANLARA İNAT AYDINLIK YARINLAR İÇİN MÜCADELEYİ SÜRDÜRMEKTİR”

Konuşmasında Savunma Sanayi Başkanlığı bünyesinde gerçekleştirilen ve gerçekleştirilecek projelerden de örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 100 günlük dönemde Hisar Hava Savunma Füze Sistemi’nin atış testlerini gerçekleştirildiğini, Altay Tankı’nın motor ve transmisyon sistemlerinin geliştirilmesi projesine başlandığını ve yerli insansız hava aracı sayısının 52’den 58’e çıkarıldığını hatırlattı. Önümüzdeki dönemde geliştirilmiş Atak projesi ile MİLGEM İ sınıfı firkateyn projesinin 5. gemi sözleşmelerinin imzalanacağını, müşterek taarruz uçağı F-35 projesi için 7. Ana Jet Üssündeki inşaat faaliyetlerinin tamamlanacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alanda gerçekleştirilecek diğer projelere de değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı: “Bizim görevimiz; fildişi kulelerinden millete ahkâm kesenlere, millete tepeden bakanlara, insanımıza sürekli karamsarlık aşılayanlara inat aydınlık yarınlar için mücadeleyi sürdürmektir. Biz elimizden geleni yaptıkça bu ülke için, bu millet için, istikbalimizin teminatı olan gençlerimiz için samimiyetle çalıştıkça Yüce Mevla da işlerimizi kolaylaştıracak, önümüze çok farklı yollar açacaktır. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha icraat programlarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.”