“Din, ilim, ahlak ve adalet bizi millet olarak ayakta tutan taşıyıcı sütunlardır” “Din, ilim, ahlak ve adalet bizi millet olarak ayakta tutan taşıyıcı sütunlardır” için yorumlar kapalı 87930

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Camiler ve Din Görevlileri Haftası nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Nasıl kökleriyle irtibatı kopan bir ağacın ayakta kalması mümkün değilse, medeniyet değerleriyle bağı zayıflayan bir toplumun da varlığını sürdürmesi imkânsızdır. Din, ilim, ahlak ve adalet bizi millet olarak ayakta tutan taşıyıcı sütunlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Camiler ve Din Görevlileri Haftası nedeniyle düzenlenen törene katıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında Batman’daki terör saldırısında şehit olan yedi askerin ruhu için davetlileri Fatiha okumaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerine karşı mücadeleyi aksatmadan kararlılıkla sürdürdüklerini ve sürdüreceklerini kaydetti. Şehit ve gazilerin kanlarının yerde kalmayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gelişmeler hırsımızı da, özellikle düşmanımıza olan kinimizi fazlasıyla artırmaktadır” dedi.

“DİYANET CAMİASI, DÜNYANIN ZOR BÖLGELERİNDEKİ MAĞDURLARIN DA ELİNDEN TUTUYOR”

“Camiler ve Din Görevlileri Haftası” münasebetiyle, hocaları Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde misafir etmekten mutluluk duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi okudukları salâ ve ezanlarla milleti darbeye karşı kıyama çağıran tüm din görevlilerine şükranlarını sundu.

Diyanet camiasının, 140 bini aşkın personeliyle ülkedeki hizmetlerinin yanı sıra dünyanın en zor bölgelerinde mazlum ve mağdurların elinden tuttuğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine bu camianın bayramlarda ihtiyaç sahiplerinin bayram sevinci yaşamasına vesile olduğunu, dünyanın pek çok yerinde Müslüman azınlıkların çocuklarına sağladığı burslarla eğitim imkânı sunduğunu hatırlattı.

“CAMİLERİN KAPISI HER ZAMAN AÇIK OLMALI”

Bu ülkede inancın yaşanması ve yaşatılmasında neden başarısız olunduğu konusunda din görevlilerinden kendilerini gözden geçirmelerini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, din görevlilerin gönüllerin fatihi olması, arkalarındaki cemaat sayısının azlığı konusu üzerinde durması ve bunu düşünmesi gerektiğini dile getirdi. İmamlardan, “Camilerin kapılarının beş vakit namaz dışında kapatılmalı mı?” sorusunu da gündemlerine almasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yoğun olarak ziyaret edilen tarihî ve büyük camilerin dışındaki bütün camilerin kapılarının da açık olması gerektiğini vurguladı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, camilere olan teveccühü artırmak, camiinin önemine dikkat çekmek için uzun süredir gayret gösterdiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, başkanlığın; çocukların ve kadınların camilere olan ilgisini artırmayı hedefleyen etkinliklerini memnuniyetle takip ettiğini söyledi.

“ÇOCUK VE KADINLARIN CAMİLERİMİZE OLAN İLGİSİNİ ARTIRMAYI HEDEFLİYORUZ”

Yaygın ve yanlış kanıların ortadan kaldırılarak, kadınların camilere daha çok gidebilmesi gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık bu yanlış tabuların yıkılması lazım, bunu başta Diyanet İşleri Başkanımın yürütmesi lazım. Ve bunları aşacağız” dedi. Kadınları camilerden uzaklaştıranların da bunu neden yaptıklarının farkında olmadığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocuklarımızın ayaklarını camilere alıştıracağız, hanımların aynı şekilde ayaklarını camilerimize alıştıracağız. Ve böylece cami Müslümanların cem olduğu yerdir, bunu bu şekilde ilan edeceğiz” sözlerine yer verdi.

Bu yılki Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın temasının; “Camiler ve Din Hizmetine Adanmış Ömürler” olarak belirlenmesini önemli bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatlarını İslam’ın anlaşılması, anlatılması ve yaşanması için harcayan örnek şahsiyetlerin hem din görevlilerine hem de millete ilham kaynağı olacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet olarak, Allah ve ahlak demenin yasak olduğu dönemlerde hayatlarını irşat ve tebliğ çalışmalarına vakfeden, Kur’an öğreten, öğrenci yetiştiren, insanlarımıza dinini anlatan o özveri abidelerine çok büyük bir vefa borcumuz olduğunu düşüyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkenin, ezanın “Allahuekber” nidalarına hasret kaldığı, tren yolculuklarında ve ahırlarda gizli saklı bir şekilde Kur’an-ı Kerim öğretildiği dönemlere şahit olduğunu söyledi ve sözlerinin devamında şunları ekledi: “Milletin cenazesini yıkayacak gassal dahi bulamadığı, yazdığı kitaplardan dolayı âlimlerimizin darağacına gönderildiği utanç sahnelerine şahitlik ettik. Başörtüsü taktığı için evlatlarımızın üniversite kapılarından geri çevrildiği; sakalı, sarığı, dış görünüşü sebebiyle insanlarımızın tahkikata uğradığı, imam hatip okullarının kapılarına kilit vurulduğu sahneleri gördük. Ama şimdi çıkmış bakıyorsun ezandan bahsediyor, Kur’an’dan bahsediyor. Ya sen ne anlarsın ezandan, ne anlarsın Kur’an’dan. Dürüst ol, samimi ol. Sadece milleti aldatmak için çıkıp da işte bir taraftan ‘ezan’ diyeceksin, bir taraftan ‘Kur’an’ diyeceksin. Evet, gene diyorum, gene diyeceğim; onunla onu bir araya getirme. Böyle zaman zaman cenaze namazlarında görünmek suretiyle de kalkıp bu milleti aldatmaya kalkma. Zira bu millet artık o mazideki dönemde değil, onlar geride kaldı, o tarih oldu. Uyanan bir milletimiz var.”

“İNSANLARIMIZIN İNANCIYLA OLAN BAĞINI KORUMAK İÇİN BÜYÜK MÜCADELELER VERİLDİ”

Geçmişte, milletin inancının ülkenin kimi idarecileri tarafından gerilik emaresi ve irtica olarak kabul edildiği, camilerin ahıra çevrildiği, satıldığı veya kapısına zincir vurulduğu dönemlerin yaşandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte bu dönemlerde insanımızın inancıyla bağını korumak için âlimlerimiz, ilim-irfan ehli hocalarımız gerçekten büyük mücadeleler verdiler” diye ekledi.

Bu âlimlerin örnek hayatlarının bugünkü din görevlileri için ilham kaynağı olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, din görevlilerine hitaben, “Sizlerden bugünlere ulaşmamızı sağlayan bu âlimlerimizin fedakârlığını, cesaret ve gayretini kendinize rehber kılarak çalışmalarınıza devam etmenizi rica ediyorum” dedi.

Nasıl kökleriyle irtibatı kopan bir ağacın ayakta kalması mümkün değilse, medeniyet değerleriyle bağı zayıflayan bir toplumun da varlığını sürdürmesinin imkânsız olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Din, ilim, ahlak ve adalet bizi millet olarak ayakta tutan taşıyıcı sütunlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Biz, Avrupa’dan Afrika’ya kadar cenk meydanlarını ‘Allah Allah’ nidalarıyla inletmiş bir ecdadın torunlarıyız. Biz, Kudüs’e, Mekke ve Medine’ye hizmetkârlık yapmayı en büyük paye gören, şeref kabul eden bir milletin mensuplarıyız. Bu anlayışla, şimdiye kadar ne içeriden, ne de dışarıdan namahrem ellerin inancımıza kast etmesine müsaade etmedik.”

En zor zamanlarda bile bu milletin; ezanına, bayrağına, mukaddes kitabına ve şehit kanlarıyla sulanmış vatanına sahip çıktığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu milletin aynı zamanda komşularından başlayarak tüm İslam dünyasının dertleriyle, sıkıntılarıyla da hemhal olduğunu vurguladı.

“OSMANLI ÇINARININ GÖLGESİNDE TÜM MÜSLÜMANLAR HUZUR BULDU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Osmanlı çınarının gölgesinde sadece kendi tebaası değil, dünyanın dört bir ucundaki milyonlarca Müslüman da huzur buldu, emniyet buldu, güven buldu. Bu çınarın müşfik kolları, çöküş döneminde dahi, her türlü imkânı zorlayarak sınır ve mesafe tanımadan mazlumlara sahip çıktı. Ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz bu değerleri bugün de baş tacı ediyoruz. Bizi biz yapan, Türk Milleti’ni yüzyıllardır dimdik ayakta tutan hasletlerin bunlar olduğunu da çok iyi biliyoruz.”

Son yıllarda şartların iyileşmesine rağmen, yaşanan modernleşme ile dini hassasiyetlerin ve geleneklerin örselendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece beşeri ve sosyal ilişkilerimiz değil, dini yaşantımız da bu süreçten etkileniyor. Dünyevileşme, toplumdaki manevi yarıkları daha da derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.

“FETÖ VE DEAŞ GİBİ YAPILARIN TOPLUMA SİRAYET EDEBİLMESİNİN NEDENİ MANEVİ BOŞLUKLARDIR”

Cami cemaatinin yaş ortalamasının arttığına ve sayısal olarak da azaldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, modernleşmenin getirdiği dünyevileşmenin ve camilerin de yeni şartlara adapte olamamasının, böyle bir manzarayı ortaya çıkardığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ ve DEAŞ gibi yapıların topluma sirayet edebilmesinin nedeni de yine manevi boşlukların ilgili kurumlarımız tarafından doldurulamamasıdır. Şayet gençler, yaşadıkları savrulmaların çözümünü hemen yanı başındaki camide değil de başka yerlerde arıyorsa, ortada yanlış giden bir şey var demektir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Camiler, Yüce Rabbimizin ‘el-Câmî’ esmasının yeryüzündeki tecellisidir. Camilerimiz, tevhidin olduğu kadar vahdetin, birlik ve beraberliğin de timsalidir. Camiler, minberi ve kürsüsüyle, ilim ve ahlak, marifet ve hikmet derslerinin verildiği ilim merkezleridir. Dikkat ediniz Buhara’dan Saraybosna’ya kadar Müslümanların kurduğu ya da geliştirdiği her şehirde mutlaka çarşı ve cami vardır. Hatta Anadolu’da 5-10 haneden başlayan en küçük köylerde dahi mutlaka cami bulunur. Medine’den beri, Mescidi Nebevi’nin inşasından beri İslam toplumlarında camiler hayatın merkez noktasındadır.”

“CAMİ MERKEZLİ BİR HAYATI ÖZENDİRMEMİZ GEREKİYOR”

Camileri sadece namaz kılınan bir ibadet mekânına dönüştürmenin, ona yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açık söylüyorum: çocuklarımızın neşesiyle, gençlerimizin heyecanıyla, piri fanilerimizin tecrübesiyle, kadınlarımızın nezaket ve becerisiyle dolmayan bir cami, benim gözümde boştur” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geleceğin inşasında, dün olduğu gibi bugün de cami merkezli bir hayatın özendirilmesi ve teşvik edilmesi gerektiğine işaret etti.

Bu süreçte en büyük görevin, din görevlilerine düştüğünü sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İmamlık, müezzinlik, Kur’an kursu öğreticiliği, vaizlik veya müftülük sadece ücreti mukabili yapılacak meslekler değildir. Bu meslekler her şeyden önce gönül işidir, sevda işidir, fedakârlık işidir. Öncelikle Hakk’ın rızası gözetilmeden bu görevler icra olunamaz” diye konuştu.

Namaz kıldırmak için cemaatinin önüne geçen her imamın, sadece o namazın değil, arkasında saf tutan insanların diğer sıkıntılarını, dertlerini da üstlendiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, namaz kıldırmakla din görevlisinin sorumluluğunun bitmediğini, bilakis hayata dair diğer sorumluluklarının başladığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahalledeki mağdurların, aileler arasındaki sorunların, gençlerin yaşadığı sıkıntı ve bunalımların, herkesten önce o mahallenin cami görevlisinin meşguliyet alanına girdiğini belirterek, “İmam kardeşim, cemaati ile hemhal olmalı, onlara dert ortaklığı etmelidir. Nasıl imame tesbihin tanelerini bir arada tutuyorsa, imam kardeşlerimiz mahallesini, müftülerimiz de ilini ve ilçesini bir arada tutmalıdır” diye ekledi.

“VAAZ VE HUTBE DİLİ GENÇLERİMİZİN ANLAYACAĞI ŞEKİLDE GÜNCELLENMELİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Vaaz ve hutbe dilimizin gençlerimizin anlayacağı şekilde güncellenmesi, yenilenmesi, daha rafine hâle getirilmesi gerekiyor. Bunun yanında din görevlilerimiz ne surette olursa olsun ötekileştirici, insanımızın bir kesimini dışlayıcı ifadelerden uzak durmalıdır.”

Türkiye’de senelerce mezhep, meşrep ve etnik temelli kavgalar yaşandığını ve birilerinin aradaki farklılıkları kaşıyarak; insanları birbirine düşürmeye, komşuyu komşuya kırdırmaya çalıştığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1970’lerin sonunda kimi şehirlerimizde bu projeler maalesef başarılı da oldu. Müslüman aynı delikten ikinci kez ısırılmaz. Bizler de o acı günlerin, o karanlık günlerin tekrar yaşanmasına müsaade edemeyiz. Bu konuda da siz kardeşlerime önemli görevler düşüyor” dedi.

“TÜM KAMU GÖREVLİLERİ SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINI DİKKATLİ KULLANMALI”

Son yıllarda pek çok provokasyonun sosyal medya üzerinden yapıldığına değinerek, tüm kamu görevlilerinin bu mecraları son derece dikkatli kullanmaları gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle diyanet personelinin, kendilerini sosyal medyanın girdabına kaptırmamaları gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan din görevlilerine, “Sizler, üstelendiğiniz sorumluluk gereği herkesten daha fazla titiz olmalı, dikkatli olmalısınız. Camilerimizi kötülemek, din görevlilerimize kara çalmak için fırsat kollayanlara, bekledikleri fırsatı vermemeliyiz” tavsiyelerinde bulundu.

Din görevlilerinden; millete öncülük, rehberlik etmelerini beklediğini, insanların derdi, sıkıntısı ve sevinciyle hemhal olmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönde yapacakları çalışmalarda tüm imkânlarla kendilerinin yanında olmayı sürdüreceklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüm mensuplarına hizmetleri için teşekkür ederek ve kendilerinin Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı tebrik ederek tamamladı.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolombiya Cumhurbaşkanı Duque ile bir araya geldi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolombiya Cumhurbaşkanı Duque ile bir araya geldi için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Ofisi’nde Kolombiya Cumhurbaşkanı Ivan Duque ile görüştü. Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile Kolombiya Cumhurbaşkanı Ivan Duque Marquez’in eşi María Juliana Ruiz de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma törenine katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma törenine katıldı için yorumlar kapalı 80786

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “İnanç, köken, ırk, cinsiyet, yaş dâhil hiçbir ayrım gözetmeden tüm acezeyi, yani tüm düşkünleri kucaklayan bu müessese, medeniyetimizin ve milletimizin insana bakışının en güzel örneklerinden biridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “kimsesizlerin kimsesi” olması için bu güzide kurumu millete armağan eden Sultan Abdülhamid-i saniden bugüne Darülaceze’ye emeği geçen herkesi rahmet ve şükranla yâd etti.

İnanç, köken, ırk, cinsiyet, yaş dâhil hiçbir ayrım gözetmeden tüm düşkünleri kucaklayan bu müessesenin, medeniyetlerinin ve milletlerinin insana bakışının en güzel örneklerinden olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de ecdattan aldıkları ilhamla üstlendikleri her görevde çalışmalarını “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla ve “Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü” ilkesiyle yürüttüklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze’nin 127 yılı bulan geçmişinde, 30 bini çocuk 100 bin insana şefkat yuvası olmasının benzer çalışmalarda kendilerine ilham verdiğini aktararak, gönüllüleri, çalışanları ve acezeleriyle büyük bir aile olan bu müessesenin yaşatılması ve geliştirilmesi için katkıda bulunan bakanlardan yanlarındaki çalışanlara kadar herkese teşekkür etti.

“BU PROJE, DARÜLACEZE’NİN KURULUŞ AMACINA VE TARİHİNE YAKIŞIR BİR ESER OLACAKTIR”

Bugün Darülaceze’nin hizmetlerini yeni bir boyuta taşıyacağına inandığı Sosyal Hizmet Şehri Projesi’nin temelini atmak üzere bir arada olduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Burada bir duruma dokunmadan geçmeyeceğim. Bu işler bizim işimiz. Belediye başkanlığımda Kayışdağı’nda bir Darülacezenin temelini atmış, açılışını yapmıştık. Şu andaki malum iktidar, aynı şekilde bugün temelini atacağımız adımlarla süreci devam ettiriyor. Tabii bir şeyi sormam lazım. İstanbul’un şu anda Büyükşehir Belediye Başkanlığını üstlenmiş olan kişi veya kişilerin acaba bu alanlarda attıkları bir adım var mı? Ya bir şey yapın. Yani bir suyu akmayan musluğu açmakla ‘Biz hizmet ettik.’ diyemezsiniz. Milleti aldatmayın. Gelin bu tür eserleri yapın. Bu ülkenin darda kalmışına elinizi uzatın. Bu tür şeyleri yapın, biz de sizleri alkışlayalım. Ama yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatay mimariyle inşa edilecek projenin, yatağa bağlı sakinler ve koruma altındaki çocuklardan oluşan 1000’e yakın insana hizmet vereceğini belirterek, “Rehabilitasyon ünitesinden cami, kilise ve havranın da yer aldığı ibadethanelerine kadar tüm birimleriyle bu proje Darülaceze’nin kuruluş amacına ve tarihine yakışır bir eser olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin asırlardır yaşadığı nice saldırıları, sıkıntıları, kaosları, metanetle göğüsleme başarısının gerisinde, sahip olunan birlik, beraberlik ve dayanışma hasletinin gücü olduğunu söyledi.

Medeniyet ve kültür birikimi, aile yapısı, sosyal müesseseleri, bireysel inisiyatifleriyle tecessüm eden bu haslete sıkı sıkıya sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik bakımdan güçlü, gelişmiş ülkelerin sosyal bakımdan en kırılgan ve geleceği tehdit altında nüfuslara sahip olmalarının sebebinin de aynı olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun örneğinin Türkiye’den başka hiçbir ülkede olmadığını belirterek, şöyle konuştu: “Bu sadece bizde var. Kurallar önemlidir. Maddi imkânlar önemlidir. Bireylere değer vermek önemlidir. Ama bunlar sadece günü kurtarır. Ailenin merkezinde olduğu güçlü bir sosyal yapı olmadan bunların hiçbiri geleceği kurtarmaya yetmez. Bizim önceliğimiz medeniyet mirasımıza, inanç ve kültür değerlerimize sarılarak dezavantajlı gruplar dediğimiz engellilerimizi, yaşlılarımızı, kimsesiz çocuklarımızı, garip gurebamızı sosyal yapımız içinde yaşatmaktır. Buna rağmen kimsesiz kalan yardıma veya desteğe muhtaç olan vatandaşlarımızı da kurduğumuz müesseseler ve oluşturduğumuz mekanizmalar vasıtasıyla insani hayat sürebilecekleri imkânlara kavuşturmaktır. İnşallah Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri, inanarak söylüyorum, dünyada bu işin tek örneği olacak bittiği anda. Hamdolsun bugün Türkiye dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biridir. Benzeri yok. Eğer şu dünyayı tanımışsam, biliyorsam ülkemiz gibi bir başka örnek dünyada yok.”

“YILDA 2 MİLYAR LİRA OLAN SOSYAL YARDIM BÜTÇESİNİ 100 MİLYAR LİRA SINIRINA GETİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hükûmete geldiğimizde yılda 2 milyar lira olan sosyal yardım bütçesini 100 milyar lira sınırına getirdik. Bu rakamın millî gelirimize oranı da yüzde 0,38’den, yüzde 1,36’ya yükseldi. Eskiden daha ziyade ayni olan yardımları hem insanımızın onurunu korumak hem ihtiyaç önceliklerini kendisine bırakmak için nakde döndürdük. Böylece ülkemizde günlük harcama düzeyi dünya standardı olan 5,5 doların altında kalan nüfus oranını yüzde 34’ten, yüzde 10 seviyesine gerilettik” bilgilerini verdi.

Altyapıyı güçlendirmek ve sosyal destekleri en etkin şekilde yürütmek için ayrı bir bakanlık kurduklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, nüfusun bir ülkenin en büyük gücü olduğu gerçeğinden hareketle anneleri ve çocukları koruyacak, destekleyecek, çalışmalara özellikle önem verdiklerinin altını çizdi.

İstihdam, sağlık ve eğitime kadar her alanda bu çerçevede pozitif ayrımcılık yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Devlet korumasındaki çocukların bize Allah’ın ve milletin birer emaneti olduğu anlayışıyla bunları kendi ailelerinin yanında veya aile iklimine yakın şartlarda yetiştirecek bir modele geçtik. Engellilerimizi evde bakımıyla, rehabilitasyon merkezleriyle, özel bakımıyla, umut evleriyle, istihdamıyla her alanda hayatın içine katan bir yaklaşım sergiledik. Yaşlılarımızı 65 yaş maaşıyla, gündüz bakım hizmetleriyle, evde bakım hizmetleriyle, aileleri yanında desteklemeyi, huzurevleriyle sahipsiz bırakmamayı hedefleyen programlar uyguladık. Kadınlarımızı şiddetten, istihdama annelik hizmetlerinden siyasi temsile, kılık kıyafet özgürlüğünden eğitim seferberliğine kadar her alanda cumhuriyet tarihinin en ileri haklarına biz kavuşturduk. Şehit yakınları ve gazilerimizi de tarihimizin en büyük destekleriyle sahiplendik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin imkânlarını milletin her kesimine, özellikle de desteğe ihtiyaç duyan insanlara sunduklarını ifade ederek, şöyle devam etti: “Buradan bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum ki asıl olan kadınlarımızdan çocuklarımıza, yaşlılarımızdan engellilerimize, tüm kesimlerin, aileleri bünyesinde sosyal yapı içinde sahiplenilmeleri ve yaşatılmalarıdır. Kendi evi, imkânı, vakti varken annesini, babasını, engelli aile üyesini, korunmaya muhtaç evladını kamuya veya özel sektöre ait bir kuruma yerleştirmek bizim aile kültürümüzle taban tabana zıttır. Huzurevlerinde kalan yaşlılarımızın önemli bir kısmının iyi eğitimli, iyi kariyerli, yüksek geliri olan çocuklara sahip olmaları düşündürücüdür. Büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve torunların aynı evde oturmasalar bile aynı ortamda hayatlarını sürdürdükleri büyük ailelerin giderek azalıyor olması da üzüntü vericidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile yapısındaki dağılma ve aşınmanın, nesilden nesile aktarılan değerlerin geleceğinde de bir belirsizliğe yol açtığını söyledi.

Eğitimin önce ailede, hatta ana karnında başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, oradan başlayıp doğumla gelişen bir eğitim dünyası olduğunu, okulun tek başına bunu yapamayacağını, okulların ailede atılan temelin üzerine eğitim verdiğini anlattı.

“ÖNCELİKLERİMİZİN BAŞINA AİLENİN GÜÇLENDİRİLMESİNİ YERLEŞTİRDİK”

Ailede verilmesi gereken değerler eksik kaldığı zaman okulların, arzu edilen millî, manevi, ahlaki, insani, medeni hasletlere sahip çocukların yetiştirilmesi konusunda zorlandığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İşte bunun için önümüzdeki dönemde önceliklerimizin başına ailenin güçlendirilmesini, eğitimin içeriğinin buradaki eksikleri telafi edecek şekilde geliştirilmesini, kültürümüze sahiplenilmesini yerleştirdik. Gelişmiş ülkelerin, Batı’nın düştüğü hataya, inşallah biz düşmeyeceğiz. Batı tarzı bir güvenlik ve refah anlayışı uğruna aileden başlayarak tüm sosyal yapımızı, medeniyet ve kültür değerlerimizi, inancımızı feda edecek şekilde köklerimizle bağımızı koparmayacağız. Tam tersine maziden atiye kurduğumuz köprüden yürüyerek demokraside ve kalkınmada dünyanın en ileri ülkeleri arasındaki yerimizi alacağız. Medeniyet mirasımızdan taviz vermeden hedeflerimize ulaşacak yöntemlerle vizyonlarımızı genişletiyoruz.”

Bugün temelini attıkları bu perspektifin bu genişlemenin bir uygulaması olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için milletimizin karşısına Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümüne atfen 2023 hedeflerimizle İstanbul’un Fethi’nin 600’üncü yıl dönümüne atfen 2053 vizyonumuzla inşallah bu sene fetih şenliklerimizi Atatürk Havalimanı’nda yapacağız. İstanbul’a yakışır bir fetih şenliğini, Atatürk Havalimanı’nda hep birlikte yapacağız. Şöyle muhteşem bir fetih şenliği yapalım ki inşallah cennet mekân Fatih Sultan Mehmet Han’a layık olalım. Malazgirt’in 1000’inci yıl dönümüne atfen 2071 hayallerimiz var bizim. Bu hayallere de ona göre yürüyeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihin en önemli sembolleriyle bu yola çıktıklarını, diğer alanlarda Darülaceze’ye sahip çıkacak projeleri de bu anlayışla hayata geçirmeyi sürdüreceklerini dile getirdi.

Temelini atmak üzere bir araya geldikleri Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri’nin ülkeye, şehre ve sakinlerine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peygamber efendimizin hadisinde buyurduğu gibi insanlara hayrı dokunan kişinin büyüklüğünü ortaya koyacağız. Bu müjdeye muhatap olmak için bu projeye destek veren, katkıda bulunan herkese yine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. İnşallah bu örnek projenin açılışını da beraber yapacağız” ifadelerini kullandı.

İstanbul Müftüsü Safi Arpaguş’un duasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler tören için hazırlanan butonlara basarak ilk harcı temele döktü.