“Türkiye, IMF defterini tekrar açmamak üzere kapatmıştır” 0 97517

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın kapanışında yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin ne kredi açısından ne de teknik destek açısından IMF ile yolunun kesişmesi söz konusu olmaz. Bir kez daha ilan ediyorum; Türkiye IMF defterini tekrar açmamak üzere kapatmıştır. Bu açık gerçeklere rağmen, IMF konusunun gündeme getirilmesinin gerisindeki hesapları gayet iyi biliyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’da düzenlenen AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının ardından bir kapanış konuşması yaptı.

“TARİHİMİZİN BİZE YÜKLEDİĞİ BÜYÜK DAVAYI HEP İLERİYE TAŞIDIK”

Konuşmasında toplantıya katılımları için tüm teşkilat mensuplarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, üstlenilen sorumluluklar itibariyle Türkiye’nin, bölgenin ve dünyanın her meselesinin AK Parti’nin meselesi olduğunu ifade etti. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gücüyle dünyanın saygın devletleri arasında yer almasının görevleri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizden başlayarak umudunu bize bağlamış tüm mazlumlara ve mağdurlara sahip çıkmayı, el uzatmayı, imkânlarımız nispetinde onlara destek olmayı da vazifemiz olarak görüyoruz. AK Parti medeniyetimizin ve tarihimizin kendisine yüklediği işte bu büyük davayı hamdolsun 17 yıldır hep ileriye taşımayı başarmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının sloganının; “Tevazu, samimiyet ve gayretle, önce millet, önce memleket” olduğuna işaret ederek “Bizim 17 yıllık yolcumuzun özü, özeti işte bu kelimelerdir. Bu yola birlikte çıktığımız arkadaşlarımızdan pek azı dışında neredeyse tamamının bugün burada aramızda olması, imtihanı alnımızın akıyla vermekte olduğumuzun işaretidir” diye konuştu.

“BİZE YÖNELMİŞ SİYASİ VE EKONOMİK SALDIRILARA CEPHANE TAŞIYANLARDAN MUZDARİBİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı saldırılara değinerek, milletle beraber, ülkedeki millî ve yerli duruş sahibi kesimlerle birlikte bu tuzakların, bu senaryoların, bu oyunların hepsini de boşa çıkardıklarını belirtti. “Tüm bu süreçte bizi ne karşımızdakilerin cesametleri, ne üzerimize salınan piyonların alçaklıkları üzmüştür” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizi en çok üzen, bu ülkede siyasi alternatif konumunda bulunması gereken bir partinin her defasında Türkiye’nin ve Türk milletinin düşmanlarıyla aynı safta yer almış olmasıdır. Yanlış anlaşılmasın, bizim sorunumuz asla siyasi muhalefet değil. Muhalefetin muhasebe ve murakabe yönüyle demokrasinin vazgeçilmez unsuru olduğunu biliyoruz. Bizim sıkıntımız, herhangi bir konudaki eksiğimizin, varsa yanlışımızın ifade edilmesi de değildir. Biz en kritik dönemlerde düşmanlarımızın safında yer alanlardan, onların bize yönelmiş siyasi ve ekonomik saldırılara adeta cephane taşıyanlardan muzdaribiz.”

Bölücü terör örgütünün güdümündeki HDP’yi bu ilişkiyi kesmediği sürece meşru siyasetin bir aktörü olarak görmelerinin mümkün olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef bizi üzüntüye gark eden zihniyetin en büyük temsilcisi, ana muhalefet partisi CHP’dir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gezi olaylarında vandallarla mücadele ediyoruz, CHP’yi onların yanında buluyoruz. Ülkemizi FETÖ’cülerin tuzaklarından kurtarmak için can pahasına bir mücadeleye girişiyoruz, CHP’yi onların saflarında görüyoruz. Bölücü terör örgütünün çukur eylemlerine karşı destansı bir mücadele yürütüyoruz, CHP’yi yine karşı cephede buluyoruz. Sınır ötesinde pusuya yatarak ülkemizin huzuruna ve güvenliğine tehdit oluşturan terör örgütlerinin üzerine yürüyoruz, CHP’yi yine karşı safta görüyoruz. Uluslararası alanda ülkemizin şerefinin, haysiyetinin, itibarının müdafaası için var gücümüzle çalışıyoruz, CHP yine yeminli düşmanlarımızın diliyle bize saldırırken suçüstü yakalıyoruz.”

“TÜRKİYE EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞINA YÖNELİK SALDIRIYA KARŞI TARİHÎ BİR MÜCADELE VERİYOR”

Yaşanılan son hadiselerde yine benzer bir durumla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye ekonomik bağımsızlığına yönelik sistematik bir saldırıya karşı kamusuyla, özel sektörüyle tarihi bir mücadele veriyor. Peki, ana muhalefet partisi ne yapıyor? Her zamanki gibi safını ülkesinin ve milletinin değil karşı tarafın yanında belirleyerek olmadık hezeyanlarla ortalığı karıştırmaya çalışıyor. Bunun adı muhalefet değildir, bunun adı fırsatçılık bile değildir. Milletin geleceğine umutla bakmaya ihtiyaç duyduğu dönemde bühtanlarla umut cellatlığı yapmanın adı olsa olsa alçaklıktır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti hükûmeti olarak en gurur duydukları icraatlarının Türkiye’yi IMF boyunduruğundan kurtarmak olduğunu belirterek, göreve geldiklerinde 23 buçuk milyar olan borcu 2013’te sıfırladıklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “IMF meselesi neden bu kadar önemli?” sorusunu sorarak şunları kaydetti: “IMF’nin misyonu, ödemeler bilançosu bozulmuş olan ülkelere kredi vermek ve onların sadece mali değil aynı zamanda siyasi yapılarını da dönüştürmektir. Bu misyonu gereği IMF kurumlara veya özel firmalara değil sadece devletlere borç verir. Türkiye 1960 darbesinin ardından IMF’in pençesine düşmüş ve AK Parti’ye kadar da kurtulamamıştır. İlk IMF anlaşmasının altında darbe yönetiminin başı Cemal Gürsel’in, onu takip eden dört anlaşmanın altında da devrin CHP Genel Başkanı İnönü’nün imzası vardır. IMF ile yaptığımız 19 anlaşmadan Türkiye’nin ne kazandığını bilemiyoruz, ama çok ciddi siyasi bedel ödediğimiz bir gerçektir.”

“TÜRKİYE’NİN IMF İLE YOLUNUN KESİŞMESİ SÖZ KONUSU OLMAZ”

2013 Mayıs’ında IMF borcunu sıfırlayarak, yarım asrı aşkın bir defteri kapattıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zaten ne olduysa ondan sonra oldu, çılgına döndüler” dedi. Gezi olaylarıyla başlayan ve hâlâ devam eden bu dönemde yaşanılanların IMF boyunduruğundan kurtulmayla ilişkili olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin ne kredi açısından ne de teknik destek açısından IMF ile yolunun kesişmesi söz konusu olmaz. Bir kez daha ilan ediyorum; Türkiye IMF defterini tekrar açmamak üzere kapatmıştır. Bu açık gerçeklere rağmen, IMF konusunun gündeme getirilmesinin gerisindeki hesapları gayet iyi biliyoruz” ifadesini kullandı.

Siyasi bağımsızlık gibi ekonomik bağımsızlığın bedelinin de yüksek olduğunu hep birlikte yaşayarak gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, IMF’nin bir ülkeyi kıskaca alabilmesi için önce belli şartların oluşması gerektiğini, bugün Türkiye’nin IMF’nin kredi desteğine ve buna bağlı teknik yardımına ihtiyaç duyabileceği seviyenin çok çok uzağında durduğunu bildirdi.

“BORÇLULUK ORANLARINDA ULUSLARARASI KRİTERLERE GÖRE OLUMLU BİR GÖRÜNTÜYE SAHİBİZ”

Her şeyden önce ekonomik göstergelerin diğer ülkelerle karşılaştırıldığında çok iyi bir noktada olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan “Özellikle kamu, hane halkı, bankalar ve özel sektör borçluluk oranlarında uluslararası kriterlere göre gayet olumlu bir görüntüye sahibiz. Türkiye’de kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 28’dir. Gelişmekte olan ülkelerin ortalamasında bu oran yüzde 49’dur. OECD ülkelerinin kamu borcunun yurt içi hasılalarına oranının ortalaması ise, yüzde 111’dir. Türkiye’nin hane halkı borçlanmasının millî gelirimize oranı ise yüzde 16’dır. Üstelik bu borçların kur riski de bulunmuyor. Vatandaşların dövizle borçlanmalarının önüne daha önce çıkardığımız bir kanunla zaten geçmiştik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de yüzde 16 olan hane halkı borçluluklarının gelişmekte olan ülkelerdeki ortalamasının yüzde 36 olduğuna dikkat çekerek. “Aynı şekilde küresel ortalama ise yüzde 60. Özel sektörümüzün borçluluk oranlarında da yine dünya ortalamasının ve OECD ortalamasının çok altında bir orana sahibiz hamdolsun. Ülkemizde özel sektör borçlarının millî gelire oranı yüzde 65 iken, gelişmekte olan ülkelerde bu oranın ortalaması yüzde 94’tür. Toplam borçluluk oranındaki tablo da Türkiye’nin güçlü durumuna işaret ediyor. Bu oran Türkiye’de yüzde 137 iken, gelişmekte olan ülkeler ortalaması yüzde 211, dünya ortalaması ise yüzde 318 düzeyindedir” açıklamalarında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Sonuç itibariyle Türkiye, kamu, hane halkı ve özel sektör borçları noktasında endişe duyulması gereken hiçbir sorunla karşı karşıya değildir. Türkiye, güçlü mali disiplini ve ortaya koyduğu ayakları yere basan ekonomi politikalarıyla borç yönetimini kolayca gerçekleştirme kapasitesine sahiptir. Son dönemde gerçekleşen küresel spekülatif saldırılara ve algı operasyonlarına rağmen Temmuz ayında yüzde 123 olan borcu çevirme oranımız, Eylül ayı itibariyle yüzde 109’a gerilemiştir. Ayrıca, yılsonuna kadar 5 milyar lira faiz dışı fazla vermeyi hedefliyoruz. Böyle bir tabloda Türkiye’nin ne kredi açısından, ne de teknik destek açısından IMF ile yolunun kesişmesi söz konusu olamaz. Bir kez daha ilan ediyorum; Türkiye, IMF defterini tekrar açmamak üzere kapatmıştır. Bu açık gerçeklere rağmen IMF konusunun gündeme getirilmesinin gerisindeki hesapları gayet iyi biliyoruz. Ama tekrar ediyorum, başaramayacaklar.”

“DEMOKRASİDE, EKONOMİDE VE DIŞ POLİTİKADA GELDİĞİMİZ YERİ HAZMEDEMİYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Türkiye’nin başına IMF musibetini saran CHP’nin geçmişinin daha vahim siyasi ve ekonomik sabıkalarla dolu olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte bu utanç verici mirasın sahibi CHP bugün çıkmış bizi IMF’le, şununla-bununla suçluyor. Önce siz kendi geçmişinizdeki lekeleri temizleyin. Bir parti düşünün, Amerikan yardımını sevinç naralarıyla karşıladığı dönemin ardından geçen 70 yılı aşkın süreye rağmen hâlâ aynı zihniyette ısrar ediyor. Dünya değişmiş, Türkiye değişmiş, siyasi ve ekonomik mantık değişmiş, ama CHP hiç değişmemiş. Bunun adı istikrar değil bunun adı ilkelliktir. Tek parti zihniyetinde çakılıp kalmakla övünenler, elbette ne demokraside, ne ekonomide, ne dış politikada geldiğimiz yeri hazmedemezler. Bu parti mevcut zihniyetiyle Türkiye’yi ileriye taşımayı değil geriye götürmeyi hedefliyor. Milletimiz bunların gericiliğini gördüğü için de kendilerini yüzde 25’lik bir dilime hapsetti, hatta son seçimde onun da altına düşürdü” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2019 mahalli seçimlerinde CHP’nin bir kez daha boyunun ölçüsünü alacağına inandığını belirterek “Hizmet adına, yatırım adına, proje adına hiçbir varlık ortaya koyamayan, sadece ülkemizin ortak değerlerinin istismarıyla siyasette tutunmaya çalışan bu partiye milletimiz hak ettiği dersi sandıkta verecektir. Yeter ki biz milletimizin beklentilerine, taleplerine, umutlarına karşılık vermeye devam edebilelim. Yeter ki biz milletimizin gönlündeki o müstesna yerimizi korumaya devam edelim. Bunu başardığımızda yıllarca dişe dokunur tek hizmet göremediği hâlde ısrarla CHP’nin arkasında duran belirli il ve ilçelerimizdeki vatandaşlarımızın da yavaş yavaş tercihlerini değiştireceklerine inanıyorum. İstismar siyasetinin ömrü dolmuştur. Dönem, hizmet siyasetinin yükseliş dönemidir” şeklinde konuştu.

AK Parti siyasetinin sadece akıl, sadece proje, sadece hizmet değil aynı zamanda vicdan siyaseti olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir işin doğruluğunu-yanlışlığını anlamanın en güzel yolu, dönüp onu kendi vicdan terazimizde tartmaktır. Şayet vicdanlarımız kurumamışsa, nasır tutmamışsa, oradan gelen cevap daima en doğru cevap olacaktır. Hukuk dediğiniz, kanun dediğiniz, adalet dediğiniz iş, işte vicdanlardaki bu ölçünün yazıya, sisteme, uygulamaya dökülmüş hâlidir. Vicdana uymayan kanun atıl kalmaya mahkûmdur. Aynı şekilde vicdana uymayan bir tasarrufun da eninde-sonunda dönüp sahibinin başına yıkılması kaçınılmazdır” dedi.

“AF MESELESİNDE ÖLÇÜMÜZ VİCDANDIR”

AK Parti teşkilatlarında görev alan yönetici demenin, vicdanıyla siyaset yapan kişi demek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti hükûmetlerinde görev alan bakan, bürokrat demek, mevzuat yanında vicdanını da işine katan kişi demektir. AK Partili belediye başkanı demek, vicdanını aldığı her kararın, attığı her adımın önünde tutan kişi demektir. Son günlerde birtakım tartışmalara, birtakım tekliflere şahit oluyoruz. Af meselesinden çocuk istismarına geniş bir yelpazeye yayılan bu tartışma konularında AK Parti olarak bizim öncelikli ölçümüz, maşeri vicdandır. Şu veya bu kesimin, şu veya bu şahsın çıkarına, faydasına, ama milletimizin ortak hissiyatına aykırı hiçbir iş bizim işin makbul değildir” ifadelerini kullandı.

Geçmişte çok aflar çıkarıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin bunun siyasi rantı peşinde olamayacaklarını belirterek, “Geçmişte bunları gördük, Rahşan affında gördük, ondan önceki aflarda gördük, hepsinde gördük. Biz aynı şekilde adım atamayız. Ve ölçü belli, bu ölçüye göre biz talimatımızı başta Adalet Bakanımız olmak üzere kendilerine verdik, çalışmalarınızı yapın, yapılabilecek ki o da onu af olarak değerlendirmeyi kendimiz için zül addederiz, yapılabilecek bir şey varsa bunu en geniş anlamda siz de çalışmalarınızı yapın ve o çalışmalardan sonra bu konuda ne gibi bir adımlar atarız buna bakalım. Efendim, cezaevleri dolmuş. Cezaevlerini boşaltmak için af çıkarılmaz. O zaman adama sorarlar, bu cezaevlerini niye yaptınız veya niye var. Bunun bir caydırıcılığı var da onun için bunlar yapılıyor. Onun için bu konudaki çalışmamızı sağlam zemine oturtmak suretiyle, adaleti tesis hukukla olur, anlık ayaküstü düzenlemelerle değil. Adaletin tesisi farklıdır, o hukuktur, yasal düzenleme de değildir. Hukuk, hakların sahibine iadesidir” açıklamalarında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündemlerine gelen meseleler konusunda önce vicdan terazisinde tartmadan alelacele kararlar vermeyeceklerini, geçmişte yapılan ve milletin vicdanını yaralayan yanlışlara düşmeyeceklerini sözlerine ekleyerek, “Tüm arkadaşlarımız bu konuda müsterih olsun” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda toplantıyı 2019 Mart seçimlerinin bir başlangıcı olarak kabul ettiğini belirterek, AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

KAYIP GAZETECİ CEMAL KAŞIKÇI

Toplantı sonrasında basın mensuplarının gündemle ilgili sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na girdikten sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili bir soruya yönelik olarak, “Özellikle İstanbul’a giriş-çıkışlar, bunların hepsi inceleniyor ve bu takipler neticesinde tabii savcılık ne gibi bir karar verecek, ne gibi bir açıklama yapacak, biz de onun doğrusu şu anda ısrarla beklentisi içindeyiz. Zira bunun tabii ülkemizde olmuş olması bizim için çok çok üzücü. Cemal Bey, benim aslında çok eski tanıdığım bir gazeteci, bir arkadaşımız. Dolayısıyla beklentim hâlâ iyi niyetli. İnşallah diyorum o arzu etmediğimiz bir durumla karşı karşıya kalmayız. Ama ben inanıyorum ki bu dünyada, bu özellikle ülkede, bizim ülkemizi kastediyorum, bu tür bir şeyin olması hususunda özgürlüklerin takipçisi olanlar, düşünce hürriyetinden yana olanlar bu işin peşini bırakmayacaklardır. Ve bunun peşini bırakmamak suretiyle de bunun takipçisi olacaklardır. Ben de Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak bu işin takibindeyim, kovalıyorum ve buradan çıkacak sonuç neyse onu da şüphesiz ki dünyaya da bizler bildireceğiz” açıklamasını yaptı.

MHP’NİN AF TEKLİFİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi’nin af teklifi ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı’nın çalışma yapıp yapmadığının sorulması üzerine ise “Adalet Bakanlığı bir çalışmayı kendisi yapıyor. Tabii Milliyetçi Hareket Partisi’nin teklifi onların kendisine aittir, dolayısıyla o teklifin de şüphesiz ki gerek partimizde, gerekse Adalet Bakanlığımızda da değerlendirmeye tabi ve bizim için şöyle masaya yatırılması gereken bir özelliği, bir yanı vardır. Ondan da bakılarak, ondan da hareketle buradan ne kadar istifade ederiz, ne kadarı bize göre uygundur-değildir, bunların hepsi bu değerlendirmeler içerisinde ele alınacaktır. Ve ne kadarına katılırız-ne kadarına katılmayız, yani şüphesiz ki Milliyetçi Hareket Partisi’nin teklifi kendisine aittir, biz ise AK Parti olarak nasıl bir teklifle bunun karşısına çıkarız veya buna ne kadarıyla yaklaşırız, nereye kadar yaklaşırız, bunların hepsi arkadaşlarımızın çalışmasından sonra ortaya çıkacaktır” dedi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Türkiye’nin icraata ihtiyacı olan bir dönemde, kimsenin kariyer hesaplarıyla vakit kaybedemeyiz” 0 85004

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin en çok icraata, projeye, gayrete ihtiyacı olan bir dönemde, kimsenin kaprisleriyle, mazeretleriyle, kariyer hesaplarıyla vakit kaybedemeyiz. Milletimiz sandıkta yüzde 52,6 oranında oyu bize, bu tür sıkıntıları kolayca aşıp daha hızlı icraat yapabilelim diye verdi. Onun için, bir an önce işleri süratlendirmeli, milletimizin beklentilerine cevap verecek icraatları ortaya koymalıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

“ÜLKEYE VE MİLLETE HİZMET YOLUNDA HER GÜNÜ, HER SAATİ DEĞERLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Konuşmasının başında grup toplantısının partileri ve ülke için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı son parti grup toplantısından bugüne geçen süre içinde iştirak ettiği programlar, gerçekleştirdiği yurt dışı ve yurt içi ziyaretler ve yaptığı görüşmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Yarın, iki gün sürecek resmî bir ziyaret için Moldova’ya gideceğini, cuma günü İzmir’de, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le birlikte bir rafinerinin açılış törenine katılacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeye ve millete hizmet yolunda, her günü, her saati, her dakikayı değerlendirmeye çalıştıklarını söyledi.

Anlayışları içinde yorgunluğun, yılgınlığın, tembelliğin ve ataletin yeri olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hizmet yolunda yürümek, bu büyük mücadeleyi sürdürmek için kendinde derman göremeyen varsa, yanlış yerde bulunduğunu bilmelidir. Erken emekliliği sosyal güvenlik sistemimizde tasvip etmiyoruz; ama siyasette bu yol her zaman için açıktır” diye konuştu.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE 38 YAŞINDA EMEKLİ OLMAYA İMKÂN SAĞLAYAN BİR UYGULAMA YOK”

Konuşmasında, erken emeklilik tartışmalarına da değinerek sosyal güvenlik mevzuatına göre emekli olabilmek için, sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve yaşa bakıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1999’daki değişiklikten sonra emeklilik için hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısının yanında kademeli olarak yaş şartının da getirildiğini hatırlattı.

‘Emeklilikte yaşa takılanlar’ başlığı altında yürütülen kampanyanın özünde de bu uygulamanın olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta bu başlık altında bir de dernek kurulmuş durumda. Bu derneğin başındaki kişinin durumu dahi, tek başına sosyal güvenlik sistemimizin nasıl bir felakete itilmeye çalışıldığının en büyük ispatıdır” diye ekledi.

İlgili derneğin başında olan ve 1992’de sigortalı olarak sosyal güvenlik sistemine dâhil olan kişinin, eski sistemin devam etmesi halinde 2012’de 38 yaşında iken emekli olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaş uygulaması dolayısıyla bu kişinin 2022 yılında, 48 yaşında emekli aylığı almaya başlayacağını kaydetti.

Dünyanın hiçbir yerinde 38 yaşında emekli olmaya imkân sağlayan bir uygulamanın olmadığını vurgulayarak, “20 yıl çalışıp 38 yaşında emekli olacak bir kişi, 40 yıl çalışmadan devletten maaş ve sağlık sigortası hizmeti alacak demektir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna dünyada hiçbir sosyal güvenlik sisteminin dayanamayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Ortalama insan ömrünün 60 yaşı dahi bulmadığı dönemlerde 40’lı yaşlarda emekli olmanın belki bir izahı vardı. Ama bugün ülkemizde ortalama insan ömrü 78’i geride bıraktı. Bırakınız, 38’i, 48 yaşında emekli olan bir kişi dahi, yaklaşık 30 yıl sistemde kalacak demektir. Bugün ülkemizde ortalama emeklilik yaşı 52’dir. Bu rakam Avrupa ülkelerinde 65’tir. Türkiye, kademeli olarak henüz yeni yeni 65 yaş sınırına doğru çıkmaya çalışıyor. Ülkemizde ortalama sigortalılık süresi 26 yıl iken, emeklilikte geçen ömür 27 ile 31 yıl arasındadır. Avrupa’da sigortalılık ortalama süresi 35 yıl iken, emeklilikte geçen süre de genellikle 20 yılın altındadır. Ülkemizde bir emekli, tüm çalışma hayatı boyunca ödediği primi altı yılda emekli maaşı olarak geri almaktadır. Görüldüğü gibi, mevcut durumda dahi emeklilik sistemimiz içler acısı bir hâldedir.”

Emeklilikte yaşa takılanlar olarak anılan grupta 6,3 milyon kişinin bulunduğuna ve bunların 1 milyona yakının devlet memuru olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu teklifin ülkeye yıllık ilave maliyetinin 26 milyar lira olduğunu, erken emeklilikten yararlanacakların tamamı göz önüne alındığında bu rakamın 750 milyar lirayı bulduğunu aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik kurtuluş savaşı verdiğimiz böyle bir dönemde, böyle bir yükü milletimizin sırtına, ülkemizin sırtına bindirmeye hakkımız var mı diye ben bunu milletime soruyorum” şeklinde konuştu.

“BİR KESİMİ MEMNUN ETMEK ADINA ÜLKENİN TÜM DENGELERİNİN BOZULMASINA GÖNLÜMÜZ RIZA GÖSTEREMEZ”

Ekonomik olarak âdeta bir Kurtuluş Savaşının verildiği bir dönemde, bir taraftan stokçuluk veya başka uygulamalarla fırsatçılar türerken bir taraftan da böyle taleplerin geldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, erken yaşta emekli olanların, bir taraftan devletten emekli maaşı alırken bir taraftan da çalışacağını, bunun da hak ve adalet olarak görülemeyeceğini söyledi.

“Yanlış anlaşılmasın; bizim kimsenin hakkında, hukukunda gözümüz yoktur” ifadelerini kullanarak, emekliler ile ilgili en büyük hizmetleri kendilerinin getirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükûmete geldiklerinde 68 lira emekli maaşı alanların olduğunu, bugün neredeyse asgari ücretin altında emekli maaşının kalmadığını, her iki dini bayramda emeklilere 1000’er liralık ikramiyenin verildiğini hatırlattı.

Türkiye’nin imkânları arttıkça, tüm vatandaşlarla birlikte emeklilerin de durumlarını iyileştirmeyi sürdüreceklerini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bir kesimi memnun etmek adına, ülkenin tüm dengelerinin bozulmasına da gönlümüz rıza gösteremez. Kaldı ki bu adım veya bu kampanya, bir siyasi ranta dönüştürülmemelidir. Bu olursa bunun bedeli ülkemize çok ağır olur” dedi.

“TÜRKİYE, GEÇMİŞTE POPÜLİST POLİTİKALARDAN, HESAPSIZ KİTAPSIZ ATILAN ADIMLARDAN ÇOK ÇEKTİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili açıklamalarını şöyle tamamladı: “Bugün ‘emeklilikte yaşa takılanlar’ diyerek kampanya yürütenlerden önemli bir bölümü, emekli maaşı almaya başladıktan sonra da resmî veya gayrı resmî olarak çalışmayı sürdürecektir. Yani, bir yandan devletten maaş alacak, diğer yandan yine işlerine güçlerine bakacaklar. Hakikat bu iken, göz göre göre sosyal güvenlik sistemimizi yeni bir batağın, yeni bir felaketin içine niye sürükleyelim? Meclis’te bu konuyu gündeme getiren partileri, bu gerçekler ışığında yeniden bir durum değerlendirmesi yapmaya davet ediyorum. Türkiye, geçmişte popülist politikalardan, hesapsız kitapsız atılan adımlardan çok çekti. Gelin yeniden bu tehlikeli alışkanlığı hortlatmayalım.”

“BİZİ YIKMAK İÇİN KURULAN TUZAKLARI UFAK TEFEK SENDELEMELERLE ATLATTIK”

Türkiye’nin, 2002-2013 yılları arasındaki ekonomi programı hedeflerini çoğu defa da aşarak yakaladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2013 yılından itibaren, hep beraber şahit olduğumuz sınamalar sebebiyle, kimi hedeflerimizin gerisine düştük. Gezi Olaylarıyla, özellikle bizi oradan sıkıştırmaya çalışanlar, son ekonomik dalgalanmaya kadar süren bu kritik dönemde her şeye rağmen, ülkemizi sapasağlam ayakta tutmayı başardık. Bizi yıkmak için kurulan tuzakları, ufak tefek sendelemelerle atlatıp 2023 hedeflerimiz doğrultusunda yürümeye devam ettik” şeklinde konuştu.

Uyguladıkları Yeni Ekonomi Programına değinerek, “Hem bugüne kadarki kayıplarımızı telafi edecek hem de bundan sonraki muhtemel saldırılara karşı güçlü mukavemet sergileyecek önemli bir yaklaşım geliştirdiğimize inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yönetim sisteminin ilk bütçesinin hazırlıklarını tamamlandığını ve 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifini, yarın Meclis’e sunulacağını açıkladı.

“HER İCRAATIMIZI MİLLETİMİZLE BİRLİKTE VE MİLLETİMİZİN GÖZÜ ÖNÜNDE GERÇEKLEŞTİRDİK”

Bu süreçte çok ciddi fedakârlıklarda bulunulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin menfaatlerini korumak için, yeri geldiğinde yutkunmak pahasına, ne yapılması gerekiyorsa onu yaptık. Biz bugüne kadar milletimizden hiçbir şeyi gizlemedik, saklamadık. Her icraatımızı milletimizle birlikte ve milletimizin gözü önünde gerçekleştirdik. Son dönemde de aynı yolu izledik” sözlerine yer verdi.

“Milletimizle aramızdaki gönül bağı, bazen her şeyi söze dökemesek de ne yaptığımızı ve nereye varmak istediğimizi anlatacak samimiyete, hasbiliğe sahiptir” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle dönemlerin sabır dönemleri olduğunu, sabredip zafere ulaşılacağını vurguladı.

“ÜRKEKLİK SEBEBİYLE BÜROKRASİNİN TIKANMASI, DENİZİ GEÇİP DEREDE BOĞULMAYA BENZER”

Ülke yönetimini devraldıkları günden beri, bürokrasinin hantallığı ve direnişi yüzünden çok sıkıntı çekildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sorunu yeni yönetim sistemiyle birlikte geride bırakmayı ümit ederken, hâlâ bürokrasinin hantallığından, sorumluluk almaktan, imza atmaktan çekinmesinden kaynaklanan şikâyetler işittiklerini aktardı.

Aradan dört aydan fazla zaman geçtiğine işaret ederek bu tür sıkıntıların süratle geride bırakılması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı gibi görevlerde bulunanlar özellikle başta olmak üzere, tüm bürokratlar, şayet bakan arkadaşlarımız başka bir tasarrufta bulunmamışsa vazifelerine devam ediyorlar demektir. Bu tür görevlerdeki kişilerin yeniden atanması diye bir usul yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Bize koltuğu için endişe duyan değil, sorumluluklarını yerine getirmek için gayret eden, mücadele veren, iş üreten bürokratlar lazımdır. Her kim ki sırf unvanını kaybetmemek için pasif konuma geçmişse, bizim görümüzde o kişi zaten ekibimizin bir parçası olmaktan çıkmıştır. Bu tarz şikâyetler duyduğumuzda hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız. Türkiye’nin en çok icraata, projeye, gayrete ihtiyacı olan bir dönemde kimsenin kaprisleriyle, mazeretleriyle, kariyer hesaplarıyla vakit kaybedemeyiz. Bakan arkadaşlarımdan ricam; şayet hâlâ yapmamışlarsa yetki devirlerini de süratle tamamlayıp bürokrasi çarklarının tıkır tıkır işlemesini sağlamalarıdır. Milletimiz sandıkta yüzde 52,6 oranında oyu bize bu tür sıkıntıları kolayca aşıp daha hızlı ve etkili icraat yapabilelim diye verdi. Ürkeklik sebebiyle bürokrasinin tıkanması, denizi geçip derede boğulmaya benzer. Ne milletimize, ne de kendimize böyle bir kötülüğü yapamayız. Onun için, bir an önce işleri süratlendirmeli, milletimizin beklentilerine cevap verecek icraatları ortaya koymalıyız.”

Konuşmasının son bölümünde gündemdeki diğer konulara da yer vererek Türk adalet sisteminin Rahip Brunson ile ilgili verdiği kararı uygulamaya koyduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadele konusunda atılan adımlara da değindi.

“FIRAT’IN DOĞUSUNDA PKK’YA KARŞI ATILMASI GEREKEN ADIMLARI EN ÜST DÜZEYDE ATACAĞIZ”

Suriye’nin kuzeyinde, Mümbiç’te atılan adımlara işaret ederek, Mehmetçiğin Mümbiç’te, ABD’li askerlerle birlikte müşterek eğitim sisteminin sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamaları yaptı: “Tabii takvim 90 gündü, 90 günlük takvim ne yazık ki şu anda çalıştı diyemeyiz, çalışmadı. Çalışmazsa biz orada da göbeğimizi kesmeyi biliriz, gereğini yapacağız. Aynı şekilde Fırat’ın doğusunda gereken adımlar atılmaz, hâlâ bu gecikme süreci devam ederse, Fırat’ın doğusunda da özellikle bu YPG-PYD’ye, daha doğrusu PKK’ya karşı atılması gereken adımları en üst düzeyde atacağız ve gereğini de yapacağız.”

Bütün bu adımların sadece Türkiye’yi değil, oradaki halkı da koruma altına almaya yönelik olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib’de attığımız adım neyse, Afrin’de attığımız adım da odur, Cerablus’ta attığımız adım da odur ve bütünüyle o terör koridorunda attığımız adımlar bunlardır. Bu adımları Türkiye kararlı bir şekilde atmıştır, bundan sonra da atmaya devam edecektir” ifadelerine yer verdi.

Emine Erdoğan, Girişimci Kadın Çiftçiler Ödül Töreni’ne katıldı 0 85003

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen Girişimci Kadın Çiftçiler Ödül Töreni’ne katıldı.

Meyra Palace Otelde, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin ev sahipliğinde gerçekleşen programda, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da hazır bulundu. 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü vesilesiyle düzenlenen törende Emine Erdoğan bir konuşma yaptı.

“ANADOLU KADINI TARİHİN HER DÖNEMİNDE ÜRETİM HAYATININ PARÇASI OLDU”

Anadolu kadınının, tarihin her döneminde üretim hayatının bir parçası olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, bağcılıktan hayvancılığa, meyvecilikten seracılığa, arıcılıktan ipekböcekçiliğine, üretimin her alanında kadın çiftçilerin fark ortaya koymasından memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Kadınların çabasının, sadece tarımsal faaliyetleri değil, ekonomiyi ve turizmi de güçlendirdiğini hatırlatan Emine Erdoğan, kadınlara başladıkları işin sürdürülebilir olmasını ve ihracat hedefine yönelik etkin çalışmalar yapmalarını tavsiye etti. Kırsalda yaşayan kadınlara fırsat eşitliği sağlayan devlet desteğine vurgu yapan Emine Erdoğan, 2003-2017 yılları arasında 2 milyondan fazla kadın çiftçiye eğitim verildiğini aktardı.

ATA TOHUMU PROJESİ’NE DESTEK ÇAĞRISI

Konuşmasında kadınlardan, Ata Tohumu Projesi’ne destek vermelerini isteyen Emine Erdoğan, “Tohum gıda kalitesinin başladığı yerdir. Ne kadar güvenilir ve kaliteli tohumunuz varsa gıdanız da o derece sağlıklı olur” diye konuştu.

Şekerbank’ın sponsorluğunda 2015 yılında başlatılan ve bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen ödül töreninde, kırsal alanda tarım alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan girişimci kadınlara ödülleri verildi.