“Türkiye’yi kendi reçetelerimiz, çözümlerimiz ve programlarımızla hedeflerimize ulaştıracağız” 0 88545

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’yi faiz, kur ve enflasyon şeytan üçgeninden çıkarana kadar gereken her türlü tedbiri alacaklarını belirterek, “Ülkemizi kendi reçetelerimizle, çözümlerimizle ve programlarımızla hedeflerimize ulaştıracağız. Elbette her türlü yatırıma, desteğe, katkıya açığız. Yeter ki bunun bedelini bize, egemenliğimize ve geleceğimize göz dikerek ödetmeye çalışmasınlar. Türkiye borcuna sadıktır, yeter ki işi diyet borcuna dönüştürmesinler” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’da düzenlenen AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na katılarak açılış konuşması yaptı.

AK Parti’nin Türk siyasetine kazandırdığı önemli bir gelenek olan toplantıya katılmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşundan bugüne hizmeti geçenlere teşekkür etti.

“HERKESİN KALBİNE GİRMEYİ HEDEFLEYEN BİR ERDEMLER HAREKETİYİZ”

AK Parti’nin herkesin kalbine girmeyi hedefleyen bir erdemler hareketinin adı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz gönlüne giremediğimiz ve oyunu alamadığımız her vatandaşımızı bir kayıp olarak gören ve onu kazanmayı kendine şiar edilen bir partiyiz. AK Parti, hizmetkârlığına talip olduğumuz bu büyük milletin bizzat kendi partisidir ve öyle kalmaya da devam edecektir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin daha uzun yıllar millete hizmet etmesini sağlamak istediklerini belirterek, bunun için bayrağı gençlere, yeni nesillere devretmenin çabası içinde olduklarını söyledi. Gençlere “Maziden atiye kurduğumuz köprünün yeni emanetçileri sizler olacaksınız” sözleriyle seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin ve ülkenin geleceğine en iyi şekilde hazırlanmalarını istedi.

“BUGÜNÜNÜ VE GELECEĞİNİ BİZE EMANET EDEN MİLLETİMİZE LAYIK OLMAK İÇİN DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında AK Parti’nin son dört yılda 19 ila 26 milyon arasında bir oy sayısıyla milletin teveccühüne mazhar olduğuna işaret ederek, “Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dörtte üçünün nüfusundan daha kalabalık bir büyüklüğü ifade eden bu sayılar gerçekten çok önemlidir, çok ciddidir. Bize güvenen, bize inanan, bugününü ve geleceğini bize emanet eden milletimize layık olmak için daha çok çalışmalıyız. Bunun için sadece partimize oy verenlere değil milletimizin tamamına en iyi hizmetleri sunmanın boynumuzun borcu olduğuna inanıyoruz. Yeni yönetim sistemimizi işte bu amaçla hayata geçirdik” dedi.

Türkiye’nin, tarihinin en büyük ekonomik saldırılarından birine maruz kalmasına rağmen iki ayı bulmadan durumun büyük ölçüde kontrol altına alındığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ekonomide eksiklerimiz, sıkıntılarımız, çözmemiz gereken sorunlarımız yok mu? Elbette var. Seçimlerin hemen ardından da zaten kolları sıvamış ve ekonomik reformlar için hazırlıklara başlamıştık. Ama bu gerçeklerle yaşadıklarımız arasında öylesine büyük bir orantısızlık var ki ister istemez işin altında başka şeyler aramak zorunda kalıyoruz ve bunların olduğunu da görüyoruz. Nitekim krizin kaynağı mahiyetinde odakların yaptıkları açıklamalar sorunun farklı sebeplere ve saiklere dayalı olarak tırmandırıldığını açıkça gösteriyor.”

“MİLLETİMİZİ FIRSATÇILARIN İNSAFINA TERK ETMEYECEĞİZ”

Her krizin birçok fırsatı da beraberinde getireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet yönetimi olarak bu krizin üstesinden gelmek için normal şartlarda yıllara sâri olarak yapabileceğimiz büyük reformları ve köklü değişimleri kısa sürede hayata geçirdik, geçiriyoruz” diye konuştu.

İlk göreve geldiklerinde ülke ekonomisini nereden nereye getirdiklerinin unutulmamasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu işin sıkıntılarını, hastalığını da biliyoruz, tedavi yollarını da biliyoruz ve dolayısıyla kısa zamanda bu işi toparladık ve yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki aylık aradan sonra yeniden bir toparlanma ve yükseliş dönemine girildiğini belirterek, şunları kaydetti: “Bazıları krizi fırsata çevirmekle fırsatçılığı birbirine karıştırıyor. Döviz kuruyla hiçbir işi olmayan pek çok sektörde bir anda büyük fiyat artışları yaşandığına dair yoğun şikâyetler alıyoruz. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum; bunun adı fırsatçılıktır. Milletimizi fırsatçıların insafına terk etmeyeceğiz, bunu böyle bilsinler. Serbest piyasa ekonomisi kuralları içinde bu fırsatçılarla mücadele edecek ve kendilerine gereken yaptırımları da uygulayacağız.”

“TÜRKİYE BORCUNA SADIKTIR, YETER Kİ İŞİ DİYET BORCUNA DÖNÜŞTÜRMESİNLER”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi faiz-kur-enflasyon şeytan üçgeninden çıkartana kadar gereken her türlü tedbiri alıp, her türlü adımı atacaklarını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim ekonomi reçetemizde üretim vardır, tasarım vardır, teknolojiyi geliştirmek vardır, ihracat vardır, istihdam vardır, refahın tabana yayılması vardır, hiçbir mağduru ve mazlumu sahipsiz bırakmamak vardır. AK Parti bugünlere işte bu anlayışla yaptığı hizmetlerle gelmiştir. Bundan sonra da aynı şekilde yoluna devam edecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi hâlâ siyasi ve ekonomik vesayetin temsilcisi uluslararası kuruluşların kucağına itmek isteyenlere cevabımızı işte bu şekilde veriyoruz. Ülkemizi kendi reçetelerimizle, kendi çözümlerimizle, kendi programlarımızla hedeflerimize ulaştıracağız. Elbette her türlü yatırıma, her türlü desteğe, her türlü katkıya açığız. Yeter ki bunun bedelini bize, egemenliğimize ve geleceğimize göz dikerek ödetmeye çalışmasınlar. Türkiye borcuna sadıktır, yeter ki işi diyet borcuna dönüştürmesinler. İşte o zaman külahları değiştiririz.”

“HİÇ KİMSE TÜRKİYE’Yİ YENİDEN ULUSLARARASI KURULUŞLARIN BOYUNDURUĞU ALTINA SOKAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında “AK Parti döneminde ülkeyi diyet borçlarından kurtarana kadar çok mücadele ettik ve çok fedakârlıkta bulunduk” diyerek, “Yeniden Türkiye’nin aynı cendereye sokulmasına izin vermeyiz. Son günlerde finansal danışmanlık hizmeti alınan bir şirket üzerinden yapılan tartışmalar, güya bizi töhmet altında bırakarak aslında örtülü bir şekilde ülkemizi yeniden aynı cendereye sokma girişiminden ibarettir. Ama biz bu oyuna gelmeyiz. Bu can bu tende oldukça hiç kimse Türkiye’yi yeniden uluslararası kuruluşların boyunduruğu altına sokamaz” ifadelerini kullandı.

Ekonomik bağımsızlık olmadan, siyasi bağımsızlığın olmayacağını çok iyi bildiklerini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi ayakları üzerinde yükselttiğimiz Türkiye’ye hiç kimse yeniden diz çöktürtemeyecektir. Aksi yöndeki tüm dedikodular, iftiralar, yalanlar, FETÖ’cü hainlerin, PKK’lı katillerin varlıklarını ülkemize ve milletimize düşmanlık üzerine bina etmiş kifayetsiz muhterislerin eseridir. Eğer 17 yıldır dedikodulara bakarak bu devleti yönetecek olsaydık, ülkemizi bir milim öteye götüremezdik. Biz her zaman olduğu kimin ne dediğine değil milletimizin ne dediğine, ne istediğine, neye ihtiyacı olduğuna bakacağız” dedi.

ANA MUHALEFET PARTİSİ LİDERİNİN AÇIKLAMALARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında ana muhalefet partisi liderine yönelik eleştirilerde bulunarak şunları kaydetti: “Hadi terör örgütlerinin ve Türkiye düşmanlarının hezeyanlarını anladık, bunu biliyoruz, hepsinin kuyruk acısı var, bunu da biliyoruz. Hepsinin kursaklarında bırakılmış hesapları, hevesleri var, bunu da biliyoruz. Son yıllarda tüm terör örgütlerinin başını öyle ezdik, nefeslerini öyle kestik ki ne yapsalar yeridir. Peki, ülkemizin yaşadığı sıkıntılara adeta ateşin üzerine benzinle gider gibi yaklaşan ana muhalefet partisine ve onun başındaki malum zata ne diyeceğiz? Biz bu zatın iftiralarını yüzüne vurmaktan, eline tutuşturulan kağıt parçalarının belge değil paçavra olduğunu anlatmaktan yorulduk. Kendisini Başbakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız döneminde belki bin defa rezil kepaze ettik. İftiralarını mahkeme önünde ispatlayamadığı için kendisinden kazandığımız tazminatların tutarını artık hatırlamıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu şahsın aynı yöntemleri kullanmaya devam ettiğini söyleyerek, “Ülkesine ve milletine karşı sorumluluk mevkiinde olanların bu tür malzemelerle değil gerçek bilgi ve belgelerle ortaya çıkması gerekir. Tabii bunların hak, hakikat diye bir derdi yok. Bunların yöntemi çamur at tutmasa da izi kalır, bu yöntemdir, yani malum eski komünistlerin yöntemi, hâlâ bunlar oradalar” ifadelerini kullandı.

“FİLİSTİN DENİNCE AKLA AK PARTİ GELİR”

Ana muhalefet partisi liderinin, kendisinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Kudüs’ten bahsetmediğine yönelik iddialarını da cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyorum, buna benim milletim inanmaz, hele hele Filistinli hiç inanmaz. Orada kimin posterleriyle, Türkiye’nin bayraklarıyla Filistinlinin nasıl dolaştığını biliyoruz. Ve bu zatın adamlarının da benim Filistinli kardeşlerimin düşmanlarıyla nasıl bir arada olduğunu da biliyorlar. Hadi bu zat bizim konuşmamızı dinlemedi diyelim, etrafında ona Tayyip Erdoğan’ın her uluslararası platformda olduğu gibi Birleşmiş Milletler’de de Filistin’e ve Kudüs’e nasıl sahip çıktığını anlatacak bir Allah’ın kulu yok mu? Demek ki yok” şeklinde konuştu.

Bu eleştiriyi getirenlerin Filistin’in, Kudüs’ün acısını yüreklerinde hissettikleri için değil bunun üzerinden kendilerine yüklenebileceklerini düşündükleri için konuyu gündeme taşıdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ana muhalefet partisi bizim bu konularla ilgili hassasiyetlerimizi, yaptıklarımızı, bilinen ve bilinmeyen çabalarımızı gerçekten öğrenmek istiyorsa, gitsin bunu Mahmud Abbas’a sorsun, gitsin bunu İsmail Haniye’ye sorsun, onlar ona gerekli cevabı verirler. Çünkü bizim derdimiz, hep onlarla beraber olmaktır. Biz hep onlarla beraber yoğrulduk, beraber yoğrulmaya devam ediyoruz. Filistin denince akla evet AK Parti gelir, Gazze deyince akla AK Parti gelir ve onun lider kadroları, onun şu anda evet yürütenleri gelir. Şayet Müslümanlara güveni ve inancı yoksa, gitsin diğer dini azınlıkların temsilcilerine sorsun. CHP’nin bu ülkenin içinde yaşayıp da göremediklerini Filistinliler, dünya Müslümanları, dini azınlık temsilcileri kendilerine gayet güzel anlatır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu şahsın kendilerinin kimi sözleşmelerin ve ödemelerin Türk Lirası üzerinden yapılması, kimi ülkelerle ticaretin kendi para birimlerimizle gerçekleştirme çabalarına yönelik eleştirileriyle ilgili olarak da “Ana muhalefetin dünya ticaret sistemini kökten değiştirecek bu tür girişimler karşısındaki şaşkınlığını biz mazur görüyoruz. Eminim onlar da zamanla bu işin manasını kavrayacaklardır” değerlendirmelerini yaptı.

“KAMU-ÖZEL SEKTÖR İŞ BİRLİĞİNDE TÜRKİYE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLEN BİR ÜLKE”

Konuşmasında, “Dünyada başarı örneği olarak gösterilen kamu-özel iş birliği projelerini ahlak ve mantık dışı ithamlarla karalamaya kalkmasını da cehaletine vermekten başka bir çare bulamıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin bu kadar kısa sürede bu kadar büyük yatırımları hayata geçirebilmesini bu modele borçlu olduğunu hâlâ anlamayan birine izahat vermeyi söz israfı olarak görüyorum. İşte G-20 Toplantısında o zaman dünya ülkeleri şunu gündeme getirdiler: Kamu-özel ortaklığını Türkiye nasıl başardı, bunu bize lütfen anlatın dediler. Ve G-20 Toplantısında Antalya’da ben kamu-özel ortaklığıyla alakalı bu yatırımları nasıl yaptık, bunlarla ilgili bütün katılımcılara bunun brifingini verdik. Ve dünyada da bu şu anda tabii sürekli yayılıyor, örnek olarak gösterilen ülke Türkiye” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisi liderinin ekonomi yönetimine hizmet vermek üzere ücreti mukabili tutulmuş bir danışmanlık firması üzerinden yaptığı eleştirilere yönelik olarak, “Bundan böyle tabii ona bu fırsatı da vermemek için, tabii özel sektör bizi ilgilendirmiyor, o ayrı bir konu. Geçen bütün bakan arkadaşlarıma söyledim, yani bunlardan fikri danışmanlık hizmeti de almayacaksınız dedim, hiç gerek yok, biz bize yeteriz” açıklamalarında bulundu.

Türkiye’nin, tek parti döneninde sadece ekonomisini değil savunmadan tarıma, sanayiden ticarete her şeyini Amerika’ya teslim ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Cumhuriyetimizin Gazi Mustafa Kemal’in idaresindeki ilk yıllarında çok isabetli bir tercihle Türkiye kendi sanayini ve elbette savunma altyapısını oluşturma konusunda önemli adımlar atmıştır. Kendi uçağını, kendi silahını, kendi tankını, topunu, trenini, gemisini, tarım aletlerini, fabrikalarını kurma iradesini ortaya koyan bu dönemi ve tüm yöneticilerini tazimle, hürmetle yâd ediyorum. Sonra tek parti CHP’si tutmuş bu fabrikaların hepsinin kapısına kilit vurmuş, savunma sanayi teşebbüslerini adeta birer birer boğmuştur. Nuri Demirağ’ın uçak ve tren fabrikası, Nuri Killigil’in silah fabrikası gibi daha ince teşebbüslerin önü tek parti Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kesilmiştir. Ülkemizi yardım programları aracılığıyla Amerika’ya mahkûm hâle getiren bu zihniyetin yol açtığı yıkımın etkileri bizim dönemimize kadar maalesef sürmüştür.”

“MİLLETİMİZ GELECEĞİNE UMUTLA BAKIYOR”

Son yaşanan hadiselerin Türkiye’yi belki bir parça sarstığını ama asla yıkamadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü Türkiye’nin ne 1994’ün Türkiye’si, ne de 2001’in Türkiye’si olmadığının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Milletimiz geleceğine umutla bakıyor, çünkü yaşananların geçici bir türbülans olduğunu çok iyi biliyor ve iktidarına güveniyor, Kabinesine güveniyor. Böyle dönemlerde ülkelerin ve toplumların paradan çok morale ihtiyacı vardır. Bu gerçeğe rağmen, pek çok özel sektör kuruluşunun dahi başvurduğu basit bir yöntemi Türkiye’nin bu yolla Amerika’ya teslim olduğu iftirasına götürmek, açık söylüyorum, iş bilmezlik değilse ihanettir. Ana muhalefet partisi bu tavrıyla ülkemize yönelik ekonomik saldırılara destek vermekte, bu çevrelerin değirmenlerine su taşımaktadır.”

Ana muhalefet partisi liderinin grup konuşmasında, Gazi Mustafa Kemal’in 1922’deki Meclis toplantısındaki, “Balkan Muharebesini müteakip vicdani kafası zayıf olanlar, bu milletin artık hayat ve necat bulayacağına kani olma zannı batılında bulunmuş oldular” sözlerine atıfta bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte CHP’nin ekonomik kriz bahanesiyle bugün yaptığı işin adı da bu değil mi? Peki, Türkiye Balkan Savaşını niye kaybetti biliyor musunuz? Bugün de CHP’nin temsilcisi olduğu siyaset anlayışı yüzünden kaybetti. ‘Edirne’ye Enver gireceğine Bulgar girsin’ diyebilecek kadar izanını kaybeden muhalefet anlayışının bugünkü temsilcisi CHP ve artık onun yoldaşı hâline gelen HDP’dir, tablo bu” şeklinde konuştu.

“CUMHUR İTTİFAKI, MİLLÎ VE YERLİ DURUŞ SAHİPLERİNİN ÜLKENİN MESELELERİ KARŞISINDA GÖSTERDİKLERİ DAYANIŞMANIN ADIDIR”

Buna karşılık ülkesine ve milletine karşı sorumluluklarının farkında olan partilerin, siyasi yelpazedeki farklılıkları bir kenara bırakarak millî konularda birlikte hareket etmeyi başardıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben bu vesileyle Sayın Bahçeli’ye de huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyorum. Çünkü millî olma, yerli olma şuurunu yakalamak her yiğidin kârı değil, Bay Kemal’in de zaten böyle bir derdi yok. Cumhur İttifakı işte bunun en güzel örneğidir. Cumhur İttifakı’nı basit bir seçim ittifakı olarak görenler de yanılıyor. Cumhur İttifakı, millî ve yerli duruş sahiplerinin ülkenin meseleleri karşısında gösterdikleri dayanışmanın adıdır. Türkiye’de yerlilik ve millîlik konusunda onur, gurur ve haysiyet konusunda en son söz söyleyebilecek olanlar, hiç değilse ağızlarına alıp da bu kavramları da kirletmesinler. Milletimiz kimin yerli ve millî olduğunu, kimin proje ürünü olarak bulunduğu koltuğa oturtulduğunu, yenilgi üstüne yenilgi almasına rağmen de orada tutulmaya devam edildiğini çok iyi biliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Mart ayında yapılacak yerel seçimlere yönelik değerlendirmelerde bulundu. “Bizim siyasetimiz bildiğiniz gibi hizmet siyasettir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmet siyasetini ise en iyi mahalli idareler, yani belediyelerde gösterdiklerini belirtti.

AK Parti’nin belediyelerdeki başarılarıyla milletimizin gönül kapılarını açmış kadrolar tarafından kurulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de siyasetteki ve bürokrasideki kritik kadrolarımızla belediyelerde görev alan kadrolarımız arasında yoğun bir geçişkenlik vardır. Kimi zaman belediyelerde başarılı olan arkadaşlarımıza Mecliste, Kabinede, parti yönetiminde ve bürokraside vazife veriyoruz. Kimi zaman da buralardaki arkadaşlarımızı belediyelerde görevlendiriyoruz. Önümüzdeki seçimlerde de bu süreç devam edecektir” dedi.

Türkiye’nin geldiği seviye itibarıyla, artık belediye hizmetlerinin sadece temizlik, kanalizasyon, içme suyu, yol, kaldırım gibi işlerden ibaret olmaktan çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları yapmak zaten belediye başkanlarının boynunun borcudur. Her zaman söylüyorum, hizmet gerektir, ama yeterli değildir. Yeterli olan nedir? Gönüllere girmektir, gönülleri almaktır. Artık biz belediye başkanı olacak veya belediye başkan adayı olacak olan kardeşlerimizden özellikle bunu istiyoruz” şeklinde konuştu.

“VATAN TOPRAKLARINI İHANET İÇERİSİNDE OLANLARA TESLİM ETMEYECEĞİZ”

Güneydoğu’nun ve Doğu’nun kayyum belediyeleri aracılığıyla hizmet görmeye başladığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yeni dönemde Allah’ın izniyle bunlara bu fırsatı vermeyeceğiz. Bizim ilk hedefimiz, bu vatan topraklarını biz ihanet içerisinde olanlara teslim etmeyeceğiz” dedi.

Mevcut belediye başkanlarının değerlendirilmesi ve aday tespiti sürecinin de devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çalışmalara daha da hız verecek, en kısa sürede milletimizin karşısına yüzümüzü ağartacak isimlerle çıkacağız. Milletvekili seçimlerinde aday tespitinde yapılan hataların nasıl vahim sonuçlara yol açabileceğini hep birlikte gördük. Bazı illerimizde gerçekten hiç beklediğimiz, hiç ummadığımız, hayal dahi edemeyeceğiz sonuçlarla karşılaştık. Bunların her biri bizim için önemli birer derstir” diye konuştu.

Cumhur İttifakı’nın mahalli idareler seçimlerinde listelerde olmasa bile gönüllerde devam edeceğine inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu ittifakı hiçbir zaman sandık ittifakı gözüyle bakmadık, bugün de öyle bakmıyoruz. Kendi adaylarımızla girdiğimiz yerlerden en azından mümkün olanlarda bu ittifakı yaşatmanın yollarını arayacağız” dedi.

Konuşmasının sonunda, “Sizlerden ve teşkilatlarımızdan ricam, mahalli idareler seçimleriyle ilgili hazırlıklarımızda tek ölçümüzün en doğru adayla milletimizin karşısına çıkıp en yüksek oyu elde etmek şeklinde olmasıdır. Adaylarımızın klasik belediyecilik hizmetleri yanında, sosyal belediyeciliği de en güzel şekilde anlayacak ve uygulayabilecek isimler olmasına önem vereceğiz. Bu vasıflara sahip, milletimizin gönlünde karşılığı olan ve AK Parti’nin değerleriyle çelişmeyen her isim bizim için makbuldür” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın başarılı geçmesi ve hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

 

 

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Bilim, geliştirme ve üretim uyumunu esas alan sanayi ekosistemi kurmakta kararlıyız” 0 57509

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Savunma Sanayii Zirvesi’nde yaptığı konuşmada “Geleceğe yatırım yapıyoruz, hazırlanıyoruz. Bilimi, araştırmayı, geliştirmeyi, tasarımı, üretimi, hizmeti, bütün bu hizmet zincirlerinin birbiriyle uyumunu esas alan bir sanayi ekosistemi kurmakta kararlıyız. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılamanın ötesinde ihracatı hedef alan, uluslararası ilişkilere katkı sağlayacak, değer kazandıracak her çaba bizim için önemlidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Savunma Sanayii Zirvesi’ne katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen zirvede Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve zirvede değerlendirmeleri ve teklifleriyle katkı sağlayacak olanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, vizyonu “Küresel Güç Türkiye” kavramıyla belirlenen zirvede ortaya konacak görüşlerin hayata geçirilmesi için, kamu ve özel sektör sorumlularının üzerine düşeni yapacağına inandığını söyledi.

“TÜRKİYE, ORDUSUNUN VE SAVUNMA SANAYİİNİN GÜCÜ SAYESİNDE BÖLGESEL VE KÜRESEL DÜZEYDE SÖZ SAHİBİ ÜLKELER ARASINDA”

Günümüzde, savunma teknolojilerinde güçlü ve bağımsız olamayan ülkelerin ve milletlerin geleceklerine güvenle bakabilmelerinin mümkün olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede parası çok olup da, gerçek anlamda bağımsız hareket edemeyen pek çok devletin bulunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna karşılık Türkiye, maddi imkânları nispeten sınırlı olmasına rağmen, ordusunun ve savunma sanayiinin gücü sayesinde, bölgesel ve küresel düzeyde söz sahibi ülkeler arasında bulunuyor” diye ekledi.

Türkiye’nin savunma sanayiinde bulunduğu yerin önemli bir bölümünün, son 16 yılda kat edildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde bu doğrultuda atılan adımlar kararlılıkla devam ettirilemediğini, savunma sanayii hamlelerinin hedefine ulaşamadan akim bırakıldığını ifade etti.

Son 16 yıldaki atılımlar sayesinde, Türkiye’yi çok farklı ve ileri bir noktaya getirmeyi başardıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünya öylesine hızlı bir şekilde değişiyor ki böyle bir ortamda sadece yürümek yetmez, koşabilecek kabiliyet ve imkânlara sahip olmak da gerekiyor, bunu başarmamız lazım. Bugüne kadar yaptıklarımızı ısınma, alıştırma, egzersiz hareketleri olarak görüyoruz. İnşallah bundan sonra koşmaya çok farklı bir şekilde devam edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazılarının bu vizyonu anlamakta zorlandığını; Türkiye’nin uzay çalışmalarında söz sahibi olma yönünde attığı adımların bu kimseler tarafından garip, gereksiz ve anlamsız göründüğünü dile getirdi.

“SAVUNMA SANAYİİ ALANINDA HÂLEN PROJE BEDELİ 60 MİLYAR DOLARI BULAN 650 KALEM İŞ TAKİP EDİLİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geleceğe yatırım yapıyoruz, hazırlanıyoruz. Bilimi, araştırmayı, geliştirmeyi, tasarımı, üretimi, hizmeti, bütün bu hizmet zincirlerinin birbiriyle uyumunu esas alan bir sanayi ekosistemi kurmakta kararlıyız. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılamanın ötesinde ihracatı hedef alan, uluslararası ilişkilere katkı sağlayacak, değer kazandıracak her çaba bizim için önemlidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii alanında hâlen proje bedeli 60 milyar doları bulan 650 kalem işin takip edildiğine ve bunların 100 tanesinin doğrudan teknoloji geliştirme ve araştırma-geliştirme projesi olduğuna işaret etti ve şunları ekledi: “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, elbette ülke güvenliğinin belkemiğidir. Ancak günümüzde, güvenlik kavramı istihbarattan sağlığa, enerjiden iletişime, ulaştırmadan tarıma kadar farklı alanları da içine alacak şekilde genişlemiştir. Önemli olan potansiyelimizi harekete geçirmek, kaynaklarımızı en doğru şekilde kullanmak, çalışmalarımızı verimlilik esasına göre yürütmektir. Savunma Sanayii Başkanlığımızı doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlamamızın sebebi işte budur.”

“İHA VE SİHA, ANKA VE HÜRKUŞ UÇAKLARI TÜRKİYE’NİN SAVUNMASINA HİZMET VERMEYE BAŞLADI”

Denizlerdeki gelişmelerin, uçak gemisi mahiyetindeki Anadolu Amfibi Hücum Gemisinden firkateyn sınıfına yükseltilen 5. MİLGEM gemisine ve denizaltılarına kadar bu alanda attıkları adımların ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İHA ve SİHA’ların, ANKA ve HÜRKUŞ uçaklarının Türkiye’nin savunmasına hizmet vermeye başladığını hatırlattı.

Konuşmasında; ATAK helikopteri, Millî Muharip Uçağı, KORKUT hava savunma silahı, HİSAR hava savunma sistemleri, KASIRGA, BORA, SOM füzeleri, ALTAY tankı gibi millî savunma sanayii ile ilgili projelerle ilgili bilgiler aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, savunma sanayiindeki tüm stratejik ihtiyaçlarını kendisi tasarlayabilir, geliştirebilir, üretebilir hâle gelene ve bunların ihracatını yapana kadar durmayacağız, dinlenmeyeceğiz, gece gündüz çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Çok acil olmayan hiçbir ürün ve malzemenin yurt dışından ithal edilmemesi gerektiği yönündeki talimatını konuşmasında yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizi birilerine muhtaç etmeyin. Sizler de işte bu sektörlerin içerisinde yer alıyorsunuz. Artık bunları biz kendimiz üretmek durumundayız. Bu millet yapar mı? İnanıyorum ben, yapar. Öyleyse yapalım” dedi. Devletin ve milletin tek bir kuruşunun dahi, amaca uygun olmayan yerlerde kullanılmasına rıza gösteremeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kaçak göçek de olsa bu yollara tevessül edenler varsa, eninde sonunda meselenin ortaya çıkacağına ve kendilerinden hesap sorulacağına bir defa emin olsunlar. Aksi yönde baskıya uğradığını düşünenler varsa, durumu bizzat bizlere bildirmelerini istiyorum. Hiç kimsenin kişisel çıkarı, ülkenin ve milletin menfaatlerinin üzerinde olamaz” şeklinde konuştu.

“DEAŞ BAHANESİYLE TÜRKİYE’NİN GÜNEY SINIRLARI MUHTELİF TERÖR ÖRGÜTLERİ TARAFINDAN KUŞATILDI”

Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki çalışmalarının keyfe keder bir tercihten değil, mecburiyetten kaynaklandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknolojinin ulaştığı boyut, artık en modern araç-gereç ve imkânlarla donatılmayan ülkelerin sadece yürekle ve bilekle netice alabilmesinin giderek daha da zorlaştığına işaret ediyor. Şayet geride bunu destekleyecek gücünüz yoksa, diplomasi dâhil, uluslararası kurumlar ve kurallar dahil diğer her şey, sadece sizi oyalayan birer araca dönüşebiliyor” sözlerine yer verdi.

Suriye krizi sırasında yaşananların Türkiye için çok ibret verici derslerle dolu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Suriye’de sahaya indiğinde işin gidişatı değiştiğine değindi ve “Yıllarca DEAŞ diyerek Suriye’nin altını üstüne getirenlerin balonlarını, Fırat Kalkanı Harekâtında birkaç ay içinde patlattık. Aynı şekilde Zeytin Dalı Harekâtıyla da bir başka balonu söndürdük” diye konuştu.

Sıranın, Fırat’ın doğusundaki terör öbeklerini dağıtma kararını hayata geçirmeye geldiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile derin görüş ayrılıkları yaşadıklarının herke tarafından bilinen bir gerçek olduğunu söyledi.

DEAŞ bahanesiyle Türkiye’nin güney sınırları muhtelif terör örgütleri tarafından kuşatıldığında ABD yönetimine bunun sürdürülemez bir durum olduğunu ifade ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, onların da kendisine Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduklarını, terör örgütleriyle ilişkilerinin de taktiksel mahiyet taşıdığını söylediğini açıkladı. Daha sonra DEAŞ’a karşı yürütülen operasyonları birlikte gerçekleştirmeyi teklif edip kapsamlı bir askerî plan sunduklarını; ancak ABD’lilerin DEAŞ’a karşı bölücü terör örgütünün unsurlarını sahaya sürmeyi tercih ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin son olarak 30 bin teröristi bölgede eğitme adımlarını atmaya başladığına dikkat çekti.

“SURİYE, DEAŞ’IN ARDINDAN PYD-YPG ZULMÜ ALTINDA İNLEMEYE BAŞLADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi diyorlar ki; ‘yok böyle bir şey.’ Tüm dünya medyası bunu tespit etmiş durumda, hepsinin elinde bu bilgiler var. Bu doğru mu, ne yaptığınızın farkında mısınız? Bununla da kalmadılar, bölücü terör örgütüyle olan ilişkilerini her geçen gün daha da ileriye taşıdılar, hatta birlikte bayrak sallama, tabii onların paçavrasını sallıyorlar. Kiminle yan yana? Kendi bayraklarıyla o paçavraları yan yana koyarak. Orta devriye, ortak eğitim aşamasına kadar getirdiler bu işi. Bölücü terör örgütünün Suriye koluna verilen silahlarla ilgili itirazlarımıza da, ağır silah vermedikleri, mevcutları da DEAŞ tehdidinin ortadan kalkmasıyla toplayacakları sözüyle mukabele ettiler. Kimi uyutuyorsunuz?”

Bölücü terör örgütüne yönelik Irak ve yurt içindeki operasyonlarda ABD’nin verdiği silahların PKK’nın elinden çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine de hüsnüniyetle hareket etmeyi sürdürerek ABD’ye Rakka operasyonunu birlikte gerçekleştirme teklifini götürdüklerini; ancak mutabık kalınmasına rağmen ABD’nin yine bölücü terör örgütünü sahaya sürdüğünü açıkladı.

“Suriye Demokratik Güçleri” adına işaret ederek, terör örgütünün isminin sürekli değiştirilmesinin, Münbiç’teki hakikati ortadan kaldırmaya yetmediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD tarafından DEAŞ’ın bölgeden temizlenmesinin ardından PYD’ye verilen desteğin geri çekileceği, silahların toplanacağı, bölgenin asli unsurları tarafından yönetilmesinin sağlanacağı sözünün verildiğini aktardı.

Ancak neticeye bakıldığında PYD’ye 20 bin tır ve 3 binin üzerinde kargo uçağı ile bölgeye silah ve mühimmat taşındığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütünün kontrol ettiği yerlerdeki Arap ve Türkmen unsurların baskı ve şiddetle sindirildiğine, karşı koyanlar yerlerinden edildiğine, tapu ve arşiv kayıtları yakılarak insanların mülkiyet haklarına tecavüz edildiğine dikkat çekti.

“FIRAT’IN DOĞUSUYLA İLGİLİ İKAZLARIMIZI YAPARKEN AYNI ZAMANDA HAZIRLIKLARIMIZI DA TAMAMLADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin DEAŞ’ın ardından PYD-YPG zulmü altında inlemeye başladığını ve bunun Amerikan askerlerinin nezaretinde ve belki yönlendirmesinde yapılmış olabileceğini söyledi ve şunları kaydetti: “Türkiye’nin artık bu gidişata tahammül edemeyeceğini belirterek meşru müdafaa veya müdahale hakkını kullanma ihtimaline karşı da Amerikan askerleri teröristlerin aralarına serpiştirilmiştir, yerleştirilmiştir. Yine Amerikan askerleri tarafından kurulan radar üsleri ve gözlem noktalarının hedefinin de ülkemizi teröristlerden değil, teröristleri Türkiye’den korumak olduğu aşikârdır. Amerikan hava unsurlarının bölgedeki tüm faaliyetleri teröristlerin güvenliğini sağlamaya, faaliyetlerini rahatça icra etmelerini temine yöneliktir. Bu ülkenin toprak bütünlüğünden bahisle Türkiye’nin oluşturduğu güvenli bölgelerden çekilmesini talep edenler Suriye’nin neredeyse üçte birini işgal altında tutan terör örgütüne yönelik hiçbir söz ve eylem içinde değildir.”

Suriye’de artık DEAŞ diye bir tehdidinin bulunmadığını, bu söylemin kendileri için bir masal olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette bunun Suriye üzerinde uygulanmaya çalışılan asıl planın bir bahanesi, bir sahte görüntüsü, bir oyalama taktiği olduğunu biliyoruz. Bölgedeki DEAŞ unsurlarının kimler tarafından beslendiğini, eğitildiğini, ihtiyaç duyulduğunda kullanılmak üzere hazır hâlde tutulduğunu da gayet iyi biliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin gözünün önünde ve sınırlarının dibinde oynanan bu oyuna daha fazla seyirci kalmayacaklarını her fırsatta muhataplarına ilettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla, burada ifade ettiğim hususların hiçbiri de bizim için meçhul değildir, sürpriz değildir, oyunbozanlık değildir. Fırat’ın doğusuyla ilgili ikazlarımızı yaparken aynı zamanda hazırlıklarımızı da tamamladık” dedi.

“MİLLETİMİZE VE ÜLKEMİZE TUZAK KURMAYA ÇALIŞANLARLA DEĞİL, DOSTLUK GÖSTERENLERLE YOL YÜRÜYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şu açıklamaları yaptı: “Bizim ne Amerikan yönetimine ne de Suriye’deki Amerikan askerlerine yönelik bir husumetimiz bugüne kadar olmadı. Her şeye rağmen Amerika’yı doğru zeminlerde buluşabilmemiz şartıyla gelecekte de birlikte yol yürüyebileceğimiz stratejik müttefikimiz olarak görüyoruz. Ülkemizin beka meselesi olarak gördüğümüz Suriye politikasındaki derin görüş ayrılıklarımızın, gelecekteki daha büyük iş birliklerimizin önünde bir engel oluşturmasına izin vermemeliyiz. İşte bu anlayışla Fırat’ın doğusunu bölücü terör örgütünden kurtarmaya yönelik harekâtımıza birkaç gün içerisinde başlayacağımızı ifade ettik, ifade ediyoruz. Hedefimiz asla Amerikan askerleri değildir, bölgede faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarıdır bunun da altını özellikle çiziyorum. Suriye’nin güvenli hâle getirdiğimiz diğer bölgeleri gibi, Fırat’ın doğusunu da asli sahipleri için huzurlu ve yaşanılabilir yerler hâline dönüştürmekte kararlıyız. Bu önemli sorunu böylece geride bırakmamız hem Suriye’nin toprak bütünlüğünün temini ve siyasi çözümün önünün açılmasına hem de Amerika’yla bölgede daha sağlıklı iş birliği iklimi oluşturmamıza imkân verecektir.”

Türkiye’de bulunan yaklaşık 4 milyon Suriyelinin kendi evlerine dönüşlerinin ancak bu şekilde mümkün kılınabileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi üzerine yüklenen bu büyük yükle baş başa bırakıp, üstelik bir de sınırları boyunca sürekli tehdit oluşturacak bir yapı kurmaya çalışmak, açıkça bu millete husumet beslemek demektir. Biz milletimize ve ülkemize tuzak kurmaya çalışanlarla değil, dostluk gösterenlerle yol yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.

GÖKBEY HELİKOPTERİ

Konuşmasının son bölümünde T625 genel maksat helikopterinin adını, yaptıkları istişareler sonucunda “Gökbey” olarak belirlediklerini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gökbey’in ülkeye, millete ve sektöre hayırlı olması temennisinde bulundu, helikopterin tasarımında ve üretiminde katkısı olanları tebrik etti.

Konuşmasının ardından sahnedeki platforma getirilen Gökbey helikopterini zirveye katılanlara takdim eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, helikopterin özellikleri ile ilgili yetkililerden bilgi aldı. Kendisinin de genel maksat helikopteri Gökbey’i kullanacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah kendi eserimizle dünyada iftihar etmeye devam edeceğiz. Emeği geçenleri kutluyorum, hayırlı olsun, Allah mübarek etsin” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,“Kimse Türkiye’ye demokrasi dersi veremez” 0 85011

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya İnsan Hakları Günü etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Buldukları her fırsatta Türkiye’nin demokrasisine, insan haklarına, özgürlüklerine laf edenler, bugün kendi imtihanlarıyla baş başa. Demokrasi, her şeyin iyi, güzel, hoş olduğu günlerde değil, işte böyle zor zamanlarda test edilir. Türkiye bu testi, vesayetinden darbesine, teröründen mültecisine kadar tüm boyutlarıyla yaşamış ve alnının akıyla tamamlamıştır. Artık hiç kimse ülkemize demokrasi, insan hakları, özgürlükler dersi vermeye kalkamaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla AK Parti Genel Merkezinde “İnsanlığın Medeniyeti” başlığıyla düzenlenen etkinliğe katıldı. Etkinlik kapsamında açılan “İnsanlığa Umut: Türkiye” adlı sergiyi de ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.

“BİZİM MEDENİYETİMİZDE İNSAN HAKLARI, BİZATİHİ İNSANIN VARLIĞINDA MÜNDEMİÇTİR”

10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda oylanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 70. yıl dönümünün kutlandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, beyannamenin; dünyanın her yerinde insan hakları konusunda ortak bir anlayışın geliştirilmesine katkı sağladığını kaydetti.

Çekilen acıları sona erdirememiş olsa da, BM düzeyinde geçerli bir kriter olan bu beyannamede yer alan hususların hayata geçirilmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii bizim medeniyetimizde insan hakları, bizatihi insanın varlığında mündemiçtir” diye konuştu.

Kur-an-ı Kerim’deki emirlerin her birin birer insan hakları kriteri olduğunu, Hz. Peygamber’in Veda Hutbesi’nin İslam medeniyetinin en önemli insan hakları belgelerinden biri olarak geçerliliğini koruduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cinsiyeti, rengi, ırkı, dili, kültürü ne olursa olsun herkesi ‘kardeş’ olarak kabul eden inancımızın insan hakları çerçevesi de buna göre şekillenmiştir” dedi.

İnsanın, Allah’ın yarattığı büyük âlemin bir parçası olarak kabul edildiğinde tüm meselenin çözüldüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şöyle konuştu: “İnsanı sevmeyen ve onun haklarına saygı duymayan, tabiatı da sevmez, tabiattaki diğer varlıkların haklarına da saygı duymaz. İnsanı ve tabiatı sevmeyenin, Rabbimizin âlemdeki diğer mucizelerini görmesi, görse bile kalbinde ve kafasında yerli yerine oturtabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, bugün dünyada insan hakları diye en çok bağıranların, eskiden beri insan hakları konusunda en kötü sicile sahip olmaları tesadüf değildir. Nitekim kendilerine kurdukları huzur ve refah dünyasında insan hakları üzerine ahkâm kesenlerin, konu diğer coğrafyalara ve toplumlara geldiğinde, bir anda renk ve karakter değiştirdiklerini görüyoruz.”

“DÜNYADAKİ HİÇBİR YAZILI VE GÖRSEL MEDYADA FRANSA’DAKİ HADİSELERİ İZLEMEDİK”

İstanbul’da yaşanan Gezi eylemlerinde insan hakları savunuculuğuna soyunanların, Paris’te yaşananlar karşısında kör, sağır ve dilsiz hâle geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki hiçbir yazılı ve görsel medyada Fransa’daki hadiseleri izlemedik, Hollanda’yı izlemedik, Brüksel’i izlemedik; neredesiniz? Ama Gezi eylemleri için dünyayı ayağa kaldırdınız. Niye, burası Türkiye olduğu için mi? Hadi şimdi de aynı şekilde anlatın, yayınlayın; yayınlamadılar. Niye? Dürüst değiller, samimi değiller” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye milyonlarca sığınmacı akın ederken Türkiye’yi sınırlarını açmaya davet edenlerin, sığınmacılar kendi topraklarına yöneldiğinde dikenli teller, duvarlar ve en sert tedbirlerle karşıladığını hatırlattı ve “Kim insan hakları savunucusu, biz mi, onlar mı? Onlar dünyada hâlâ bir vahşet sergilemekten öte bir şey yapmıyorlar” diye ekledi.

Terör örgütleri Türkiye’ye saldırırken, Türkiye’yi demokrasi sınavına tabi tutanların, silahların namluları kendilerine yöneldiğinde, demokrasiyi ve insan haklarını da askıya almaktan çekinmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin böyle bir riyakârlığa başvurmadığını ve başvurmayacağını söyledi.

“HÜKÛMETE GELİR GELMEZ, DEMOKRASİDE VE EKONOMİDE BÜYÜK REFORMLAR BAŞLATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın 17. büyük ekonomisi olmasına rağmen, insani yardımlarda ilk sıralarda yer almasının, Türkiye’nin parasının çok olmasından değil, gönlünün zengin olmasından kaynaklandığını dile getirdi ve “Eğer bugün Türkiye, yaşadığı bunca badireye rağmen hâlâ dimdik ayaktaysa, işte bu paylaşmanın bereketi, el uzattığı insanların duaları sayesindedir. Türkiye olarak, AK Parti olarak, bizim insan hakları meselesine bakışımız işte budur” diye ekledi.

Türkiye’nin, insan hakları uygulamaları konusunda, modern çağın yaklaşımlarına uygun en önemli adımlarını, AK Parti iktidarları döneminde attığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin; gerek tek parti dönemindeki faşist anlayış sebebiyle gerek darbeler ve cuntalar eliyle, ağır baskılara maruz kaldığını söyledi. 1960 ve 1980 darbesi ile 28 Şubat müdahalesine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin bu kötü sicile layık olmadığına inandıkları için hükûmete gelir gelmez, demokraside ve ekonomide büyük reformlar başlattıklarını; yatırım ve hizmetlerle milletin hayat kalitesini yükseltirken, diğer yandan da hak ve özgürlüklerin çıtasını sürekli yukarıya taşıdıklarını ifade etti.

“DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI DENİLİNCE SORUN ARANACAK YER ASLA TÜRKİYE DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiç kimsenin kökeninden, inancından, meşrebinden, kıyafetinden, düşüncesinden, ibadetinden, dolayı horlanmadığı, ötekileştirilmediği bir yaklaşımı hâkim kıldıklarını vurguladı ve “Cebinde ay yıldızlı kimlik taşıyan herkesin, hayatın tüm alanlarında bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olarak muamele görebilmesini sağladık. Hatta aynı hizmetleri, ülkemize gelen misafirlerimize sunduk” ifadelerini kullandı.

Bu süreçte çok büyük direnişle karşılaştıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Önümüze çıkartılan engelleri, sabırla ve kararlılıkla birer birer aştık. Kurulan tuzakları, dikkatle ve dirayetle bozarak yolumuza devam ettik. Yeri geldi statükonun temsilcilerinin, yeri geldi terör örgütlerinin, yeri geldi darbecilerin saldırılarına maruz kaldık. Ama milletimizden aldığımız güç ve destekle, hamdolsun, hepsinin de üstesinden gelmeyi başardık. Buldukları her fırsatta Türkiye’nin demokrasisine, insan haklarına, özgürlüklerine laf edenler, bugün kendi imtihanlarıyla baş başalar. Demokrasi, her şeyin iyi, güzel, hoş olduğu günlerde değil, işte böyle zor zamanlarda test edilir. Türkiye bu testi, vesayetinden darbesine, teröründen mültecisine kadar tüm boyutlarıyla yaşamış ve alnının akıyla tamamlamıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Artık hiç kimse ülkemize demokrasi, insan hakları, özgürlükler dersi vermeye kalkamaz. Bundan sonra demokrasi ve insan hakları denilince sorun aranacak yer, asla Türkiye değildir” vurgusunda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her iki hususta da bakılacak yer, Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Libya’da insanlığı yıkıntılar altında bırakanlardır. Bakılacak yer, Afrika’nın her köşesinde insanlığı açlığın ve susuzluğun pençesine terk edenlerdir. Hiçbir fiyakalı söz, hiçbir parıltılı söylem, hiçbir şaşalı hayat biçimi, Batı’nın insan hakları ve özgürlükler konusundaki ikiyüzlülüğünü gizleyemez. Biz, başından beri, neysek, oyuz. Ama özellikle Avrupa ve Amerika için söylenecek söz, medeniyet makyajının aktığı ve altındaki gerçek yüzlerin ortaya çıkmaya başladığıdır” diye ekledi.

“AK PARTİ, TÜRK SİYASETİNDE DAİMA HAKLININ VE HUKUKUN YANINDA YER ALDI”

AK Parti’nin, Türk siyasetinde daima hakkın, haklının ve hukukun yanında yer aldığını ve almaya devam edeceğini ifade ederek halka hizmeti Hakka hizmet olarak gören bir siyasi geleneğin müntesipleri olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, girdikleri 14 seçimde de milletin karşısına bu taahhütle çıktıklarını ve önümüzdeki seçimlerde de millete sözlerinin aynı olduğunu söyledi.

Belediyelerde halka en iyi hizmetleri vermenin, şehirleri en güzel şekilde mamur etmenin, çocuklara aydınlık bir gelecek bırakmanın gayreti içinde olacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti olarak gece gündüz çalışıp 31 Mart 2019 akşamı, partilerine 15. zaferi yaşatmakta kararlı olduklarını kaydetti.

“İSİMLER GELİR GEÇER, BAKİ KALAN SADECE HİZMETLERDİR”

Milletin güvenini kazanmadan oyunun ve gönlünün de kazanılamayacağına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kibir ve büyüklenme bataklığına düşen, erişilemeyen ve konuşulamayan kişi durumuna gelen, istişareden uzaklaşan, gözü şahsi çıkarından başka şey görmeyen hiç kimsenin AK Parti çatısı altında yeri yoktur. AK Parti, şu veya bu kişinin, şu veya bu dar kadronun değil, bizatihi milletin partisidir. Milletin partisini milletten uzaklaştırmaya kalkan, karşısında şahsımı bulur. Dikkat ederseniz, taşıdıkları tüm unvanları, geldikleri mevkileri, makamları AK Parti’ye borçlu olup da, bugün başka mecralara yelken açmaya çalışanların ortak özelliği, kibir abidesi hâline dönüşerek, milletten kopmuş olmalarıdır. 40 yılı aşkındır siyaset yapan bir kardeşiniz olarak, bu tuzağa düşüp de iflah olan kimseyi görmediğimi özellikle belirtmek isterim. İsimler gelir geçer, baki kalan sadece davalardır, hizmetlerdir. Bizim sadakatimiz davamızadır, hizmetimiz milletimizedir.”

10 Aralık İnsan Hakları Günü vesilesiyle dünyadaki mazlum ve mağdurlara selamlarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezindeki programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.