“Türkiye’yi kendi reçetelerimiz, çözümlerimiz ve programlarımızla hedeflerimize ulaştıracağız” 0 88663

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’yi faiz, kur ve enflasyon şeytan üçgeninden çıkarana kadar gereken her türlü tedbiri alacaklarını belirterek, “Ülkemizi kendi reçetelerimizle, çözümlerimizle ve programlarımızla hedeflerimize ulaştıracağız. Elbette her türlü yatırıma, desteğe, katkıya açığız. Yeter ki bunun bedelini bize, egemenliğimize ve geleceğimize göz dikerek ödetmeye çalışmasınlar. Türkiye borcuna sadıktır, yeter ki işi diyet borcuna dönüştürmesinler” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’da düzenlenen AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na katılarak açılış konuşması yaptı.

AK Parti’nin Türk siyasetine kazandırdığı önemli bir gelenek olan toplantıya katılmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşundan bugüne hizmeti geçenlere teşekkür etti.

“HERKESİN KALBİNE GİRMEYİ HEDEFLEYEN BİR ERDEMLER HAREKETİYİZ”

AK Parti’nin herkesin kalbine girmeyi hedefleyen bir erdemler hareketinin adı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz gönlüne giremediğimiz ve oyunu alamadığımız her vatandaşımızı bir kayıp olarak gören ve onu kazanmayı kendine şiar edilen bir partiyiz. AK Parti, hizmetkârlığına talip olduğumuz bu büyük milletin bizzat kendi partisidir ve öyle kalmaya da devam edecektir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin daha uzun yıllar millete hizmet etmesini sağlamak istediklerini belirterek, bunun için bayrağı gençlere, yeni nesillere devretmenin çabası içinde olduklarını söyledi. Gençlere “Maziden atiye kurduğumuz köprünün yeni emanetçileri sizler olacaksınız” sözleriyle seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin ve ülkenin geleceğine en iyi şekilde hazırlanmalarını istedi.

“BUGÜNÜNÜ VE GELECEĞİNİ BİZE EMANET EDEN MİLLETİMİZE LAYIK OLMAK İÇİN DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında AK Parti’nin son dört yılda 19 ila 26 milyon arasında bir oy sayısıyla milletin teveccühüne mazhar olduğuna işaret ederek, “Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dörtte üçünün nüfusundan daha kalabalık bir büyüklüğü ifade eden bu sayılar gerçekten çok önemlidir, çok ciddidir. Bize güvenen, bize inanan, bugününü ve geleceğini bize emanet eden milletimize layık olmak için daha çok çalışmalıyız. Bunun için sadece partimize oy verenlere değil milletimizin tamamına en iyi hizmetleri sunmanın boynumuzun borcu olduğuna inanıyoruz. Yeni yönetim sistemimizi işte bu amaçla hayata geçirdik” dedi.

Türkiye’nin, tarihinin en büyük ekonomik saldırılarından birine maruz kalmasına rağmen iki ayı bulmadan durumun büyük ölçüde kontrol altına alındığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ekonomide eksiklerimiz, sıkıntılarımız, çözmemiz gereken sorunlarımız yok mu? Elbette var. Seçimlerin hemen ardından da zaten kolları sıvamış ve ekonomik reformlar için hazırlıklara başlamıştık. Ama bu gerçeklerle yaşadıklarımız arasında öylesine büyük bir orantısızlık var ki ister istemez işin altında başka şeyler aramak zorunda kalıyoruz ve bunların olduğunu da görüyoruz. Nitekim krizin kaynağı mahiyetinde odakların yaptıkları açıklamalar sorunun farklı sebeplere ve saiklere dayalı olarak tırmandırıldığını açıkça gösteriyor.”

“MİLLETİMİZİ FIRSATÇILARIN İNSAFINA TERK ETMEYECEĞİZ”

Her krizin birçok fırsatı da beraberinde getireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet yönetimi olarak bu krizin üstesinden gelmek için normal şartlarda yıllara sâri olarak yapabileceğimiz büyük reformları ve köklü değişimleri kısa sürede hayata geçirdik, geçiriyoruz” diye konuştu.

İlk göreve geldiklerinde ülke ekonomisini nereden nereye getirdiklerinin unutulmamasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu işin sıkıntılarını, hastalığını da biliyoruz, tedavi yollarını da biliyoruz ve dolayısıyla kısa zamanda bu işi toparladık ve yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki aylık aradan sonra yeniden bir toparlanma ve yükseliş dönemine girildiğini belirterek, şunları kaydetti: “Bazıları krizi fırsata çevirmekle fırsatçılığı birbirine karıştırıyor. Döviz kuruyla hiçbir işi olmayan pek çok sektörde bir anda büyük fiyat artışları yaşandığına dair yoğun şikâyetler alıyoruz. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum; bunun adı fırsatçılıktır. Milletimizi fırsatçıların insafına terk etmeyeceğiz, bunu böyle bilsinler. Serbest piyasa ekonomisi kuralları içinde bu fırsatçılarla mücadele edecek ve kendilerine gereken yaptırımları da uygulayacağız.”

“TÜRKİYE BORCUNA SADIKTIR, YETER Kİ İŞİ DİYET BORCUNA DÖNÜŞTÜRMESİNLER”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi faiz-kur-enflasyon şeytan üçgeninden çıkartana kadar gereken her türlü tedbiri alıp, her türlü adımı atacaklarını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Bizim ekonomi reçetemizde üretim vardır, tasarım vardır, teknolojiyi geliştirmek vardır, ihracat vardır, istihdam vardır, refahın tabana yayılması vardır, hiçbir mağduru ve mazlumu sahipsiz bırakmamak vardır. AK Parti bugünlere işte bu anlayışla yaptığı hizmetlerle gelmiştir. Bundan sonra da aynı şekilde yoluna devam edecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi hâlâ siyasi ve ekonomik vesayetin temsilcisi uluslararası kuruluşların kucağına itmek isteyenlere cevabımızı işte bu şekilde veriyoruz. Ülkemizi kendi reçetelerimizle, kendi çözümlerimizle, kendi programlarımızla hedeflerimize ulaştıracağız. Elbette her türlü yatırıma, her türlü desteğe, her türlü katkıya açığız. Yeter ki bunun bedelini bize, egemenliğimize ve geleceğimize göz dikerek ödetmeye çalışmasınlar. Türkiye borcuna sadıktır, yeter ki işi diyet borcuna dönüştürmesinler. İşte o zaman külahları değiştiririz.”

“HİÇ KİMSE TÜRKİYE’Yİ YENİDEN ULUSLARARASI KURULUŞLARIN BOYUNDURUĞU ALTINA SOKAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında “AK Parti döneminde ülkeyi diyet borçlarından kurtarana kadar çok mücadele ettik ve çok fedakârlıkta bulunduk” diyerek, “Yeniden Türkiye’nin aynı cendereye sokulmasına izin vermeyiz. Son günlerde finansal danışmanlık hizmeti alınan bir şirket üzerinden yapılan tartışmalar, güya bizi töhmet altında bırakarak aslında örtülü bir şekilde ülkemizi yeniden aynı cendereye sokma girişiminden ibarettir. Ama biz bu oyuna gelmeyiz. Bu can bu tende oldukça hiç kimse Türkiye’yi yeniden uluslararası kuruluşların boyunduruğu altına sokamaz” ifadelerini kullandı.

Ekonomik bağımsızlık olmadan, siyasi bağımsızlığın olmayacağını çok iyi bildiklerini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi ayakları üzerinde yükselttiğimiz Türkiye’ye hiç kimse yeniden diz çöktürtemeyecektir. Aksi yöndeki tüm dedikodular, iftiralar, yalanlar, FETÖ’cü hainlerin, PKK’lı katillerin varlıklarını ülkemize ve milletimize düşmanlık üzerine bina etmiş kifayetsiz muhterislerin eseridir. Eğer 17 yıldır dedikodulara bakarak bu devleti yönetecek olsaydık, ülkemizi bir milim öteye götüremezdik. Biz her zaman olduğu kimin ne dediğine değil milletimizin ne dediğine, ne istediğine, neye ihtiyacı olduğuna bakacağız” dedi.

ANA MUHALEFET PARTİSİ LİDERİNİN AÇIKLAMALARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında ana muhalefet partisi liderine yönelik eleştirilerde bulunarak şunları kaydetti: “Hadi terör örgütlerinin ve Türkiye düşmanlarının hezeyanlarını anladık, bunu biliyoruz, hepsinin kuyruk acısı var, bunu da biliyoruz. Hepsinin kursaklarında bırakılmış hesapları, hevesleri var, bunu da biliyoruz. Son yıllarda tüm terör örgütlerinin başını öyle ezdik, nefeslerini öyle kestik ki ne yapsalar yeridir. Peki, ülkemizin yaşadığı sıkıntılara adeta ateşin üzerine benzinle gider gibi yaklaşan ana muhalefet partisine ve onun başındaki malum zata ne diyeceğiz? Biz bu zatın iftiralarını yüzüne vurmaktan, eline tutuşturulan kağıt parçalarının belge değil paçavra olduğunu anlatmaktan yorulduk. Kendisini Başbakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız döneminde belki bin defa rezil kepaze ettik. İftiralarını mahkeme önünde ispatlayamadığı için kendisinden kazandığımız tazminatların tutarını artık hatırlamıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu şahsın aynı yöntemleri kullanmaya devam ettiğini söyleyerek, “Ülkesine ve milletine karşı sorumluluk mevkiinde olanların bu tür malzemelerle değil gerçek bilgi ve belgelerle ortaya çıkması gerekir. Tabii bunların hak, hakikat diye bir derdi yok. Bunların yöntemi çamur at tutmasa da izi kalır, bu yöntemdir, yani malum eski komünistlerin yöntemi, hâlâ bunlar oradalar” ifadelerini kullandı.

“FİLİSTİN DENİNCE AKLA AK PARTİ GELİR”

Ana muhalefet partisi liderinin, kendisinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Kudüs’ten bahsetmediğine yönelik iddialarını da cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyorum, buna benim milletim inanmaz, hele hele Filistinli hiç inanmaz. Orada kimin posterleriyle, Türkiye’nin bayraklarıyla Filistinlinin nasıl dolaştığını biliyoruz. Ve bu zatın adamlarının da benim Filistinli kardeşlerimin düşmanlarıyla nasıl bir arada olduğunu da biliyorlar. Hadi bu zat bizim konuşmamızı dinlemedi diyelim, etrafında ona Tayyip Erdoğan’ın her uluslararası platformda olduğu gibi Birleşmiş Milletler’de de Filistin’e ve Kudüs’e nasıl sahip çıktığını anlatacak bir Allah’ın kulu yok mu? Demek ki yok” şeklinde konuştu.

Bu eleştiriyi getirenlerin Filistin’in, Kudüs’ün acısını yüreklerinde hissettikleri için değil bunun üzerinden kendilerine yüklenebileceklerini düşündükleri için konuyu gündeme taşıdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ana muhalefet partisi bizim bu konularla ilgili hassasiyetlerimizi, yaptıklarımızı, bilinen ve bilinmeyen çabalarımızı gerçekten öğrenmek istiyorsa, gitsin bunu Mahmud Abbas’a sorsun, gitsin bunu İsmail Haniye’ye sorsun, onlar ona gerekli cevabı verirler. Çünkü bizim derdimiz, hep onlarla beraber olmaktır. Biz hep onlarla beraber yoğrulduk, beraber yoğrulmaya devam ediyoruz. Filistin denince akla evet AK Parti gelir, Gazze deyince akla AK Parti gelir ve onun lider kadroları, onun şu anda evet yürütenleri gelir. Şayet Müslümanlara güveni ve inancı yoksa, gitsin diğer dini azınlıkların temsilcilerine sorsun. CHP’nin bu ülkenin içinde yaşayıp da göremediklerini Filistinliler, dünya Müslümanları, dini azınlık temsilcileri kendilerine gayet güzel anlatır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu şahsın kendilerinin kimi sözleşmelerin ve ödemelerin Türk Lirası üzerinden yapılması, kimi ülkelerle ticaretin kendi para birimlerimizle gerçekleştirme çabalarına yönelik eleştirileriyle ilgili olarak da “Ana muhalefetin dünya ticaret sistemini kökten değiştirecek bu tür girişimler karşısındaki şaşkınlığını biz mazur görüyoruz. Eminim onlar da zamanla bu işin manasını kavrayacaklardır” değerlendirmelerini yaptı.

“KAMU-ÖZEL SEKTÖR İŞ BİRLİĞİNDE TÜRKİYE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLEN BİR ÜLKE”

Konuşmasında, “Dünyada başarı örneği olarak gösterilen kamu-özel iş birliği projelerini ahlak ve mantık dışı ithamlarla karalamaya kalkmasını da cehaletine vermekten başka bir çare bulamıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin bu kadar kısa sürede bu kadar büyük yatırımları hayata geçirebilmesini bu modele borçlu olduğunu hâlâ anlamayan birine izahat vermeyi söz israfı olarak görüyorum. İşte G-20 Toplantısında o zaman dünya ülkeleri şunu gündeme getirdiler: Kamu-özel ortaklığını Türkiye nasıl başardı, bunu bize lütfen anlatın dediler. Ve G-20 Toplantısında Antalya’da ben kamu-özel ortaklığıyla alakalı bu yatırımları nasıl yaptık, bunlarla ilgili bütün katılımcılara bunun brifingini verdik. Ve dünyada da bu şu anda tabii sürekli yayılıyor, örnek olarak gösterilen ülke Türkiye” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisi liderinin ekonomi yönetimine hizmet vermek üzere ücreti mukabili tutulmuş bir danışmanlık firması üzerinden yaptığı eleştirilere yönelik olarak, “Bundan böyle tabii ona bu fırsatı da vermemek için, tabii özel sektör bizi ilgilendirmiyor, o ayrı bir konu. Geçen bütün bakan arkadaşlarıma söyledim, yani bunlardan fikri danışmanlık hizmeti de almayacaksınız dedim, hiç gerek yok, biz bize yeteriz” açıklamalarında bulundu.

Türkiye’nin, tek parti döneninde sadece ekonomisini değil savunmadan tarıma, sanayiden ticarete her şeyini Amerika’ya teslim ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Cumhuriyetimizin Gazi Mustafa Kemal’in idaresindeki ilk yıllarında çok isabetli bir tercihle Türkiye kendi sanayini ve elbette savunma altyapısını oluşturma konusunda önemli adımlar atmıştır. Kendi uçağını, kendi silahını, kendi tankını, topunu, trenini, gemisini, tarım aletlerini, fabrikalarını kurma iradesini ortaya koyan bu dönemi ve tüm yöneticilerini tazimle, hürmetle yâd ediyorum. Sonra tek parti CHP’si tutmuş bu fabrikaların hepsinin kapısına kilit vurmuş, savunma sanayi teşebbüslerini adeta birer birer boğmuştur. Nuri Demirağ’ın uçak ve tren fabrikası, Nuri Killigil’in silah fabrikası gibi daha ince teşebbüslerin önü tek parti Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kesilmiştir. Ülkemizi yardım programları aracılığıyla Amerika’ya mahkûm hâle getiren bu zihniyetin yol açtığı yıkımın etkileri bizim dönemimize kadar maalesef sürmüştür.”

“MİLLETİMİZ GELECEĞİNE UMUTLA BAKIYOR”

Son yaşanan hadiselerin Türkiye’yi belki bir parça sarstığını ama asla yıkamadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü Türkiye’nin ne 1994’ün Türkiye’si, ne de 2001’in Türkiye’si olmadığının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Milletimiz geleceğine umutla bakıyor, çünkü yaşananların geçici bir türbülans olduğunu çok iyi biliyor ve iktidarına güveniyor, Kabinesine güveniyor. Böyle dönemlerde ülkelerin ve toplumların paradan çok morale ihtiyacı vardır. Bu gerçeğe rağmen, pek çok özel sektör kuruluşunun dahi başvurduğu basit bir yöntemi Türkiye’nin bu yolla Amerika’ya teslim olduğu iftirasına götürmek, açık söylüyorum, iş bilmezlik değilse ihanettir. Ana muhalefet partisi bu tavrıyla ülkemize yönelik ekonomik saldırılara destek vermekte, bu çevrelerin değirmenlerine su taşımaktadır.”

Ana muhalefet partisi liderinin grup konuşmasında, Gazi Mustafa Kemal’in 1922’deki Meclis toplantısındaki, “Balkan Muharebesini müteakip vicdani kafası zayıf olanlar, bu milletin artık hayat ve necat bulayacağına kani olma zannı batılında bulunmuş oldular” sözlerine atıfta bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte CHP’nin ekonomik kriz bahanesiyle bugün yaptığı işin adı da bu değil mi? Peki, Türkiye Balkan Savaşını niye kaybetti biliyor musunuz? Bugün de CHP’nin temsilcisi olduğu siyaset anlayışı yüzünden kaybetti. ‘Edirne’ye Enver gireceğine Bulgar girsin’ diyebilecek kadar izanını kaybeden muhalefet anlayışının bugünkü temsilcisi CHP ve artık onun yoldaşı hâline gelen HDP’dir, tablo bu” şeklinde konuştu.

“CUMHUR İTTİFAKI, MİLLÎ VE YERLİ DURUŞ SAHİPLERİNİN ÜLKENİN MESELELERİ KARŞISINDA GÖSTERDİKLERİ DAYANIŞMANIN ADIDIR”

Buna karşılık ülkesine ve milletine karşı sorumluluklarının farkında olan partilerin, siyasi yelpazedeki farklılıkları bir kenara bırakarak millî konularda birlikte hareket etmeyi başardıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben bu vesileyle Sayın Bahçeli’ye de huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyorum. Çünkü millî olma, yerli olma şuurunu yakalamak her yiğidin kârı değil, Bay Kemal’in de zaten böyle bir derdi yok. Cumhur İttifakı işte bunun en güzel örneğidir. Cumhur İttifakı’nı basit bir seçim ittifakı olarak görenler de yanılıyor. Cumhur İttifakı, millî ve yerli duruş sahiplerinin ülkenin meseleleri karşısında gösterdikleri dayanışmanın adıdır. Türkiye’de yerlilik ve millîlik konusunda onur, gurur ve haysiyet konusunda en son söz söyleyebilecek olanlar, hiç değilse ağızlarına alıp da bu kavramları da kirletmesinler. Milletimiz kimin yerli ve millî olduğunu, kimin proje ürünü olarak bulunduğu koltuğa oturtulduğunu, yenilgi üstüne yenilgi almasına rağmen de orada tutulmaya devam edildiğini çok iyi biliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Mart ayında yapılacak yerel seçimlere yönelik değerlendirmelerde bulundu. “Bizim siyasetimiz bildiğiniz gibi hizmet siyasettir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmet siyasetini ise en iyi mahalli idareler, yani belediyelerde gösterdiklerini belirtti.

AK Parti’nin belediyelerdeki başarılarıyla milletimizin gönül kapılarını açmış kadrolar tarafından kurulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de siyasetteki ve bürokrasideki kritik kadrolarımızla belediyelerde görev alan kadrolarımız arasında yoğun bir geçişkenlik vardır. Kimi zaman belediyelerde başarılı olan arkadaşlarımıza Mecliste, Kabinede, parti yönetiminde ve bürokraside vazife veriyoruz. Kimi zaman da buralardaki arkadaşlarımızı belediyelerde görevlendiriyoruz. Önümüzdeki seçimlerde de bu süreç devam edecektir” dedi.

Türkiye’nin geldiği seviye itibarıyla, artık belediye hizmetlerinin sadece temizlik, kanalizasyon, içme suyu, yol, kaldırım gibi işlerden ibaret olmaktan çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunları yapmak zaten belediye başkanlarının boynunun borcudur. Her zaman söylüyorum, hizmet gerektir, ama yeterli değildir. Yeterli olan nedir? Gönüllere girmektir, gönülleri almaktır. Artık biz belediye başkanı olacak veya belediye başkan adayı olacak olan kardeşlerimizden özellikle bunu istiyoruz” şeklinde konuştu.

“VATAN TOPRAKLARINI İHANET İÇERİSİNDE OLANLARA TESLİM ETMEYECEĞİZ”

Güneydoğu’nun ve Doğu’nun kayyum belediyeleri aracılığıyla hizmet görmeye başladığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yeni dönemde Allah’ın izniyle bunlara bu fırsatı vermeyeceğiz. Bizim ilk hedefimiz, bu vatan topraklarını biz ihanet içerisinde olanlara teslim etmeyeceğiz” dedi.

Mevcut belediye başkanlarının değerlendirilmesi ve aday tespiti sürecinin de devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çalışmalara daha da hız verecek, en kısa sürede milletimizin karşısına yüzümüzü ağartacak isimlerle çıkacağız. Milletvekili seçimlerinde aday tespitinde yapılan hataların nasıl vahim sonuçlara yol açabileceğini hep birlikte gördük. Bazı illerimizde gerçekten hiç beklediğimiz, hiç ummadığımız, hayal dahi edemeyeceğiz sonuçlarla karşılaştık. Bunların her biri bizim için önemli birer derstir” diye konuştu.

Cumhur İttifakı’nın mahalli idareler seçimlerinde listelerde olmasa bile gönüllerde devam edeceğine inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu ittifakı hiçbir zaman sandık ittifakı gözüyle bakmadık, bugün de öyle bakmıyoruz. Kendi adaylarımızla girdiğimiz yerlerden en azından mümkün olanlarda bu ittifakı yaşatmanın yollarını arayacağız” dedi.

Konuşmasının sonunda, “Sizlerden ve teşkilatlarımızdan ricam, mahalli idareler seçimleriyle ilgili hazırlıklarımızda tek ölçümüzün en doğru adayla milletimizin karşısına çıkıp en yüksek oyu elde etmek şeklinde olmasıdır. Adaylarımızın klasik belediyecilik hizmetleri yanında, sosyal belediyeciliği de en güzel şekilde anlayacak ve uygulayabilecek isimler olmasına önem vereceğiz. Bu vasıflara sahip, milletimizin gönlünde karşılığı olan ve AK Parti’nin değerleriyle çelişmeyen her isim bizim için makbuldür” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın başarılı geçmesi ve hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

 

 

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Askerî Şûra üyeleriyle birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti 0 88019

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu,

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısı öncesinde YAŞ üyeleriyle birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz Aslanlı Yol’dan geçerek, mozoleye çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ay yıldız motifli çelengi Atatürk’ün mozolesine bırakmasının ardından, saygı duruşunda bulunuldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki heyet, mozoleye çıkan merdivenin önünde hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra Misak-ı Millî Kulesi’ne geçti.

Törende Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere şunları yazdı: “2019 yılı Yüksek Askeri Şûra toplantısı öncesinde, şûra üyeleri olarak huzurunuzdayız. Bu seneki şura toplantımızı, Doğu Akdeniz ve Suriye’nin kuzeyi başta olmak üzere vatanımızın bekasına, milletimizin bütünlüğüne, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerine yönelik tehditlerin arttığı bir dönemde icra ediyoruz. 15 Temmuz ihaneti sonrasında aldığımız tedbirler sayesinde, disiplini, motivasyonu, caydırıcılığı ve hareket kabiliyeti artan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bu asimetrik tehditler karşısında en büyük teminatımızdır. Şûra çalışmalarımızın, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, zatıâlinize ve aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Ruhun şad olsun.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Önümüzdeki dönemde Türkiye Malezya arasındaki iş birliğinin her alanda ilerlediğine şahit olacağız” 0 88108

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malezya Başbakanı Mohamad ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Siyasi ve ticari iş birliğimizin yanı sıra beşeri temasları güçlendirmek amacıyla kültür, sanat, turizm ve eğitim alanlarında atılabilecek adımları önemsiyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde Türkiye ile Malezya arasındaki iş birliğinin her alanda ilerlediğine hep birlikte şahit olacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Malezya Başbakanı Mahathir Mohamad,  “Cumhuriyet Nişanı” tevcih töreninin ardından düzenledikleri basın toplantısında görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulunarak gazetecilerin sorularını cevapladı.

“MALEZYA, İSTANBUL’DA MUVAZZAF BAŞKONSOLOSLUK AÇMA KARARI ALDI”

Malezya Başbakanı Mohamad’ın duayen bir devlet adamı olmasının yanı sıra, Malezya’nın kalkınmasının mimarlardan olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisini 25 yıl sonra yeniden Başbakan olarak Türkiye’de misafir etmek bizim için bir ayrıcalıktır” dedi.

Bugünkü görüşmelerinde D-8 üyesi iki stratejik ortak olarak işbirliğine yönelik ne gibi adımlar atılabileceğini müzakere ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malezya ile diplomatik ilişkilerin tesisinin 55’nci yılının yaşandığı 2019’da ilişkilerin ortak anlayış, karşılıklı güven ve saygı çerçevesinde sorunsuz bir biçimde devam ettiğin söyledi.

Malezya’nın, İstanbul’da muvazzaf başkonsolosluk açma kararı aldığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mevcut uluslararası ortam istişarelerin artık bakan seviyesinde gerçekleşmesini zaruri kılıyor. Aziz kardeşimle bu doğrultuda adım atılması hususunda mutabık kaldık” diye konuştu.

“SAVUNMA SANAYİ ALANINDA İŞ BİRLİĞİMİZİ GELİŞTİRMEYİ ÖNCELİKLİ HEDEF OLARAK BELİRLEDİK”

ASEAN ile sektörel diyalog ortaklığı çerçevesinde Malezya’ya özel önem atfettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistin davası başta olmak üzere Rohingya krizi ve İslam düşmanlığı gibi meseleler karşısında ortak tutum sergiliyoruz. Malezya ile bu meselelerdeki iş birliğimizi daha da güçlendireceğiz. Sayın Mahatmir’ın önerisiyle dışişleri bakanları düzeyinde başlatılan Türkiye-Malezya-Pakistan üçlü iş birliği sürecinin ilerletilmesine destek vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasında büyük bir ticari potansiyel olduğuna dikkati çekerek, “Bugün ticaret ve yatırımların artırılması ile savunma sanayi alanında iş birliğimizin ilerletilmesi, gündemimizin ön sıralarında yer almıştır. Malum ortaya koyduğumuz ticaret hacmi hedefi iki ülke arasında 5 milyar dolardır. 2015 yılında yürürlüğe giren serbest ticaret anlaşmasının kapsamının hizmet ticareti, yatırımlar ve elektronik ticareti de içerecek şekilde genişletilmesi amacıyla müzakerelerimizi sürdürüyoruz. 5 milyar dolar hedefine süratle ulaşmamız gerekiyor. Bu şekilde güncellenecek anlaşmanın ikili ticaretimize ivme kazandıracağını ümit ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Malezyalı firmaların Türkiye’deki yatırımlarının artarak devam etmesini arzu ettiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerde savunma sanayi alanındaki iş birliğinin geliştirilmesini öncelikli hedef olarak belirlediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malezya’nın önemli birikim sahibi olduğu otomotiv alanında birlikte neler yapabileceğini inceleme konusunda da mutabık kaldıklarını bildirerek, “Siyasi ve ticari iş birliğimizin yanı sıra beşeri temasları güçlendirmek amacıyla kültür, sanat, turizm ve eğitim alanlarında atılabilecek adımları da önemsiyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde Türkiye ile Malezya arasındaki iş birliğinin her alanda ilerlediğine hep birlikte şahit olacağız” dedi.

MALEZYA BAŞBAKANI MOHAMAD: “BİRÇOK KONUYA TÜRKİYE İLE AYNI BAKIŞ AÇISIYLA YAKLAŞIYORUZ”

Malezya Başbakanı Mohamad basın toplantısında yaptığı konuşmada birçok konuya Türkiye ile aynı bakış açısıyla yaklaştıklarının altını çizerek, “Özellikle de Filistin sorununa, aynı duruşu biz de benimsemiş durumdayız ve bizim için tüm dünyaya Malezya ve Türkiye’nin Filistinlilerin yaşadığı soruna aynı yerden baktığını göstermek önemli” ifadesini kullandı.

“Terörün sebepleri kabul edilip çözümlenmedikçe bugün karşılaştığımız türden terörizmin sonu gelmeyecektir” diyen Malezya Başbakanı Mohamad, şöyle konuştu: “Terörizm sadece askerî yöntemlerle de ortadan kaldırılamaz. Malezya bağımsızlığının başında bu deneyimi yaşadı. Bu sorunun çözümünde biz sadece askerî yöntemleri kullanmadık, aynı zamanda insanların kalbini kazandık, onları anladık. İslam ülkeleri bugün bir karmaşa, bir çatışma süreci içerisinden geçiyor ve kesinlikle bu sorunun çözümlenmesi önceliklidir. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığımız görüşme sonrasında birlikte çalışabileceğimizi ve bir şekilde bu sorunu çözebileceğimize emin oldum.”

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birçok ülkenin örnek aldığı Müslüman liderlik olarak Türkiye ve Malezya’nın birlikte çalışarak İslam dünyasına bir liderlik yapması söz konusu olacak mıdır?” sorusuna, “Gerek Pakistan  gerek Malezya gerek Türkiye olarak üçlü yapılacak bu dayanışma zaten bir ümmet olma bilincinin bir gereğidir ve ümmet olma bilincinin bir gereği olarak her alanda, her sahada dışişleri bakanlarımız ön hazırlıkları yapmak suretiyle, daha sonra da liderler bir araya gelerek atılması gereken adımlar neyse bu adımları da şüphesiz atacağız” diye konuştu.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLARI İLAN EDİLDİĞİ GİBİ RUSYA’YA ZİYARETLERİNİ YAPABİLECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın tahliyesi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, bazı Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasının kaldırılması talimatına yönelik değerlendirmesi sorulması üzerine de şunları kaydetti: “Sayın Putin daha önceden zaten bu müjdeyi bize vermişti, bugün de işte görüldüğü gibi bunlar kaldırıldı. İnşallah artık Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da aynı şekilde ilan edildiği gibi Rusya’ya ziyaretlerini yapabilecek, burada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Bu uzun zamandır aramızdaki diyaloğun, aramızdaki bu tür konulardaki sıkacak ilişkilerin bir neticesidir ve şu andan itibaren bugün açıklandığı gibi bu konuda adım atılmıştır. Hakan Atilla konusuna gelince, tabi uzun bir süredir Halk Bankamızın Genel Müdür Yardımcısı’nın gerçekten bu yaşamış olduğu süreç, başta şahsım olmak üzere tüm mesai arkadaşlarımızı üzmüştür, kırmıştır. Her türlü girişimleri yaptık ve verilen kendisiyle alakalı mahkûmiyet cezası bitmiş oldu ve borcumuz kalmadan Hakan Atilla evladımız ülkesine dönmüş oldu. Bundan sonraki sürece yönelik kendisiyle yaptığım telefon görüşmesinde, sen şimdi bir defa önce ailenle, çocuklarınla bu arada dinlen, şöyle bir tatilini yap, ondan sonra da seni Ankara’da Külliyede bekliyorum, Külliyede ziyaretimize gel ve orada oturur konuşur, ne yapacağımızın kararını da veririz dedik. Bizim için Hakan Atilla’ya herhangi bir bariyer söz konusu değildir, o bizim evladımızdır, onu sahiplenmeyeceğiz de kimi sahipleneceğiz?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Malezya Başbakanı Mohamad, görüşmelerin ardından akşam yemeğinde bir araya geldi.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu,