“Teknolojiyi üreten ve ihraç eden ülke konumuna ulaşmaktan başka çıkar yolumuz yoktur” 0 85036

Millî Teknoloji Geliştirme Altyapıları Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Günümüz dünyasında bağımsızlığı sağlam temeller üzerine oturtmamız için tüm alanlarda yerli teknolojimizi geliştirmemiz gerekiyor. Tıpkı savunma sanayiinde olduğu gibi, her alanda kendi kendine yeten, teknolojiyi tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke konumuna ulaşmaktan başka çıkar yolumuz yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millî Teknoloji Geliştirme Altyapıları Açılış Töreni’ne katıldı. TÜBİTAK SAGE Yerleşkesinde gerçekleştirilen törende, savunma sanayi alanında tamamlanan; Optik Sistemler Araştırma Laboratuvarı OPMER, Harp Başlığı Raylı Sistem Dinamik Test Altyapısı HABRAS, Aktif Koruma Sistemi PULAT, Yüksek Güçlü Lazer Sistemi IŞIN ve Elektromanyetik Fırlatma Sistemi SAPAN’ın hizmete alınmaları gerçekleştirildi.

“TÜRKİYE, SAVUNMA TEKNOLOJİLERİNİN HER ALANINDA SÖZ SAHİBİ BİR ÜLKE OLMA YOLUNDA HIZLA İLERLİYOR”

Millî Uzun Menzilli Bölgesel Hava Füze Savunma Sistemi çalışmalarının da tanıtılıp isminin açıklandığı tören öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayiinde yerli ve millî olarak üretilen silah ve mühimmatları, teknolojileri ve sistemleri inceleyip yetkililerden bilgi aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, incelemelerinin ardından katıldığı törende bir konuşma yaptı.

Birbirinden önemli millî teknoloji geliştirme alt yapılarının açılışları ve savunma sanayii projelerinin teslimi ve testleri vesilesiyle bir araya geldiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların Türkiye için hayırlı olması temennisinde bulundu, projelerde emeği geçenleri tebrik etti.

Türkiye’nin, savunma, havacılık ve uzay teknolojilerinin her alanında söz sahibi bir ülke olma yolunda hızla ilerlediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle yüksek çözünürlüklü gözlem, haberleşme uyduları ve alt sistemleri, uydu fırlatma sistemleri, uydu veri işleme, depolama ve bilgi destek sistemleri konusunda gerçekten önemli neticeler alıyoruz” diye konuştu.

Daha gelişmiş uydular tasarlamak, üretmek ve uzaya göndermek için, uydu kameralarının büyük çaplı aynaların Türkiye’de üretilmesini hedeflediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kamerada kullanılan ayna, mercek, prizma ve filtre gibi hassas optik bileşenlerinin yurt dışından tedarik edildiğini aktardı.

Optik Sistemler Araştırma Laboratuvarı OPMER’in, bu parçaların maliyetlerinin yüksek ve yurt dışından tedarikinde zorluk yaşanması dolayısıyla kurulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ürünlerin tasarım, ölçüm, entegrasyon ve test faaliyetlerinin de gerçekleştirileceği OPMER’de artık uydu kameralarının yanında, hassas optikler ve teleskoplarda kullanılan büyük çaplı aynaların da üretileceğini açıkladı.

“SAVUNMA SANAYİİNDE YÜZDE 20’LERDE OLAN YERLİLİK-MİLLÎLİK ORANINI YÜZDE 65’LERE ÇIKARDIK”

Son yıllarda Türkiye’ye karşı yoğunlaşan saldırıların arkasındaki sebeplerden birinin de, uyguladığı bağımsız politikalara duyulan tepki olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine biliyoruz ki siyasette ne kadar bağımsız olursak olalım, iş dönüp dolaşıp savunma sanayimizin gücüne dayanıyor. Hamdolsun bu noktada da ciddi mesafeler kat ettik. Savunma sanayiinde yüzde 20’lerde olan yerlilik-millîlik oranını, bugün yüzde 65’lere çıkardık. İşte bu başarının arkasında, açılışını yaptığımız tesis gibi ileri teknolojiyle donatılmış altyapılar, verilen emekler, sergilenen maharetler vardır. Yaşadığımız dönemin tarihe altın harflerle kazınacağına inanıyorum. Ancak ulaştığımız seviyeyle yetinemeyiz. Bağımsız ve güçlü Türkiye hedefine, savunma sanayiimizde başlattığımız millî hamleleri kesintisiz şekilde sürdürerek varabiliriz ve varacağız” diye ekledi.

“HABRAS İLE SAVUNMA SANAYİİMİZ SINIRLI SAYIDA ÜLKENİN SAHİP OLDUĞU ÖNEMLİ ALTYAPIYA KAVUŞMUŞ OLUYOR

TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü SAGE’nin, geliştirdiği yüksek teknolojiye dayalı silah sistemleriyle savunma sanayiinde önemli katkılar verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya Karapınar’da bugün açılan Harp Başlığı Raylı Sistem Dinamik Test Altyapısı HABRAS’ın da bunlardan biri olduğunu söyledi.

Millî silah sistemleri ile yurt dışından satın alınan silah sistemlerinin testlerinin HABRAS tarafından yapılacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “HABRAS’ın işletmeye alınması ile savunma sanayiimiz, Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin gibi sınırlı sayıda ülkenin sahip olduğu önemli bir yeteneğe ve altyapıya kavuşmuş oluyor” şeklinde konuştu.

TÜBİTAK SAGE ve ASELSAN ortaklığında geliştirilen PULAT Aktif Koruma Sistemi’nin ise entegre edildiği tankı sahada maruz kalacağı tehditlere karşı koruyan bir sistem olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu teknolojiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en önemli muharip gücü olan tank birliklerinin hayati bir teknolojiye kavuşmuş olacağına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, bugünkü törenle teslimi gerçekleştirilen bir diğer savunma sanayi projesinin, Yüksek Güçlü Lazer Sistemi IŞIN olduğunu açıkladı. IŞIN projesi kapsamında yerli imkânlarla üretilen lazer ve lazer sistemleriyle Türkiye’nin savunma uygulamalarına uygun kilovat üzeri lazer yapan ülkeler arasına girdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBİTAK BİLGEM tarafından Kırıkkale’de hayata geçirilen projenin de ülkeye ve millete hayırlı olması temennisinde bulundu.

“GÜNÜMÜZDE GÜVENLİK KAVRAMININ ANLAMI BÜYÜK ÖLÇÜDE DEĞİŞTİ”

Konuşmasında günümüzde güvenlik kavramının anlamının büyük ölçüde değiştiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık fiziki güvenliğin siber güvenlikle, dijital sanayiyle, yerli yazılımla, yapay zekâyla tahkim edilmesi gerektiğini vurguladı. “Nanoteknoloji, malzeme, havacılık, uzay ve savunma alanlarında ihtiyaç duyduğumuz teknolojik derinliğimiz her geçen gün artıyor” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşte bu teknolojik derinliklere ulaşan ürünlerden bir tanesi olan Elektromanyetik Fırlatma Sistemi, kısa adıyla SAPAN’ı bugün hayata geçiriyoruz. Maliyetleri oldukça yüksek kimyasal yakıtlar ile ulaşılması riskli olan, sesin altı katı ve üstü yani hipersonik hızlara SAPAN ile birlikte erişebileceğiz. Hipersonik hızlarda hareket eden bir mühimmatın hem takip edilmesi hem de imha edilmesi çok zordur. Bu yüzden bu tür mühimmatlar kritik hedeflerin imhasında kritik öneme sahiptir.”

“TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİMİZİN TEKNİK İMKÂNLARINI ARTIRMAKTA KARARLIYIZ”

Savunma sanayiinde geliştirilen yerli teknolojilerin, son dönemdeki terör operasyonlarında son derece önemli vazifeler icra ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli savunma sanayi araçlarının etkin bir şekilde kullanıldığını, Zeytin Dalı operasyonunun bunun en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, kimseye muhtaç olmadan kendi ürünlerimizle çok başarılı bir operasyon gerçekleştirdik. Bugün de başarılı operasyonlara imza atan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin teknik imkân ve kabiliyetlerini daha da artırmakta kararlıyız” sözlerine yer verdi.

Geliştirilen bazı mühimmatların da bugünkü tanıtım teslim ve hizmete alım töreninde yer aldığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-4 ve F-16’larda kullanılan ve standart bombaları akıllı bomba hâline getiren Hassas Güdüm Kiti-82 ile Kanatlı Güdüm Kiti’nin TSK envanterine kazandırıldığını aktardı.

“BAĞIMSIZLIĞIMIZ İÇİN TÜM ALANLARDA YERLİ TEKNOLOJİMİZİ GELİŞTİRMELİYİZ”

Türkiye’nin, uzun menzilli bölgesel hava füze savunma sistemine olan ihtiyacının farklı vesilelerle gündeme geldiğine işaret ederek bu sistemin ülkenin güvenliği için önemli olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi bu alanda farklı bir lige çıkaracak bir projenin ilk adımının da bugün atıldığını müjdeledi.

Savunma Sanayi Başkanlığı’nın öncülüğünde, TÜBİTAK, SAGE, ASELSAN ve ROKETSAN tarafından, Millî Uzun Menzilli Bölgesel Hava Füze Savunma Sistemi’nin oluşturulmasına yönelik çalışmaların başladığı bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sistemin adının SİPER olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Günümüz dünyasında bağımsızlığı sağlam temeller üzerine oturtmamız için tüm alanlarda yerli teknolojimizi geliştirmemiz gerekiyor. Tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi, her alanda kendi kendine yeten, teknolojiyi tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden ülke konumuna ulaşmaktan başka çıkar yolumuz yoktur. İşte bunun için millî teknoloji hamlesi diyoruz. Ekonomide ve dünya siyasetinde bugünkünden de daha güçlü noktalara ulaşabilmemiz millî teknolojide yapacağımız hamlelerle mümkündür” açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çalışmalarda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na çok büyük iş düştüğünü söyledi.

“ÜLKEMİZİN KÜRESEL ÖLÇEKTEKİ REKABET GÜCÜNÜ ARTIRMAYI AMAÇLIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bugün burada icra edilen çalışmalarda olduğu gibi, savunma ve uzay teknolojilerinin geliştirilmesine katkı sağlayarak ülkemizin küresel ölçekteki rekabet gücünü artırmayı amaçlıyoruz. Tüm bu yapılanlarda özellikle bilim insanlarımızın, araştırmacılarımızın, savunma sanayii sektörünün isimsiz kahramanlarının imzası vardır. Bu yüzden değerlerimize sıkı sahip çıkmalı, ülkemize hizmet etmeleri için onlara uygun iklimi oluşturmalıyız. Bunun için, ülkemiz açısından stratejik değer taşıyan projelere katkı sağlamak için bilim insanlarımızın, uzmanlarımızın yurda dönüşünü, çeşitli programlarla teşvik ediyoruz. Aynı şekilde, savunma sanayii alanında faaliyet gösteren küçük ve orta düzeydeki firmalarımızın, heyecanla işlerine sarılan müteşebbislerimizin, mühendislerimizin teşvikini de önemli görüyoruz.”

Bazı kurumların, bu tür faaliyetlere hâlâ yeteri kadar destek vermediğine ilişkin haberler aldığını ve bunun kendisini üzdüğünü sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel sektör kuruluşlarının çalışmalarının olduğu projelerde, mutlaka onların tercih edilmesi ve desteklenmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer mevcut çalışma yetersiz bulunuyorsa, geliştirilmesi, ileriye götürülmesi için gereken imkânlar tanınmalıdır. Millî güvenliğimiz bakımından kritik ve acil konularda, ısrarla yabancı menşeli ürün talep eden kurumlarımızı, bürokratlarımızı yakından takip edeceğimin de bilinmesini istiyorum” uyarısında bulundu.

Bugünkü törenle, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslimi yapılan mühimmatların, açılan tesislerin, hayata geçirilen projelerin Türkiye’ye hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, projelerde emek veren kurum, kuruluş ve firmaları tebrik ederek tamamladı.

 

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ANKARA SON 10 YILIN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞINI GÖRDÜ 0 4511

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Başkent Ankara’nın son bir yılda 1 milyar dolarlık artışla 7,7 milyar dolar ihracat yaptığını, bu rakamla en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu söyledi. Başkan Allıoğlu Ankara’nın, son 10 yılın en yüksek ihracat artışını sağladığını da bildirdi.

Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin 2018 yılı ihracat verilerini değerlendirdi. Geçtiğimiz yıl yaşanan ekonomik sorunlara rağmen ihracatta önemli artış yaşandığını bildiren Başkan Allıoğlu, Başkent Ankara’nın da ihracatını yüksek oranda arttıran iller arasına girerek, aynı zamanda sanayi şehri olduğunu bir kez daha kanıtladığını söyledi. Allıoğlu; 2018 yılında bir önceki yıla göre ihracatını 1 milyar dolar arttıran Ankara’nın, 7,7 milyar dolara ulaşan ihracatıyla İstanbul, Kocaeli, Bursa ve İzmir’den sonra en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu bildirdi.

En Çok İhracatımız ABD, Almanya, Çin…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, 2018 yılı ihracat verilerine göre Ankara’nın en fazla ihracatı ABD’ye yaptığını da söyledi. Başkent Ankara; ABD’ye geçtiğimiz yıl 699,7 milyon dolarlık ihracat yapsa da, bir önceki yılın gerisinde kaldı. Nezih Allıoğlu 2017 yılında Ankara’nın ABD’ye 713,4 milyon dolar olan ihracatının 2018’de yüzde 1,92’lik kayıpla 699,7 milyon dolara gerilediğini bildirdi. ABD’nin ardından en çok ihracat yapılan ülke ise Almanya oldu. Başkan Allıoğlu, Ankara’nın 2017’de Almanya’ya 616,8 milyon dolar olan ihracatının, 2018 yılında yüzde 11,5’lik artışla 687,7 milyon dolara yükseldiğini kaydetti. GGYD Başkanı Allıoğlu, Çin’in ise en fazla ihracat yaptığımız üçüncü olduğunu ifade etti. 2017 yılında Çin’e 568,3 milyon dolar ihracat yapan Ankara, bir yılda yüzde 15,9’luk artışla bu rakamı 2018’de 658,8 milyon dolara çıkardı.

Kimyevi Maddeler, Otomotiv, Makine, Savunma…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Ankara’nın en fazla ihracat yaptığı sektörlerin başında ise kimyevi maddeler ve mamüllerinin geldiğini söyledi.  Allıoğlu, 2018’de bu sektörde bir önceki yıla oranla yüzde 16,2’lik artışla 1,2 milyar dolarlık ihracat yapan Ankara’nın, ikinci en fazla ihracatı ise otomotiv endüstirisi sektöründe yaptığını bildirdi. Ankara’nın 2017’de bu sektörde 906,4 milyon dolar olan ihracatı 2018’de yüzde 27,09’luk artışla 1.152 milyar dolara çıktı. Başkent’in geçen bir yılda ihracatını arttırdığı bir diğer sektör ise makine ve aksamları oldu. Başkan Allıoğlu, bir önceki yıl 943.2 milyon dolarlık ihracatın yapıldığı bu sektörde 2018’de yüzde 20,2’lik artışla ihracat rakamının 1.133 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Ankara, savunma ve havacılık sanayinde lider olduğunu da son ihracat rakamlarıyla bir kez daha gösterdi. GGYD Başkanı Allıoğlu, 2017’de bu sektördeki ihracatı 748,9 milyon dolar olan Ankara’nın, son bir yılda yüzde 29,4’lük artışla ihracatını 969,3 milyon dolara çıkardığını bildirdi.

Son 10 Yılın En Yüksek Artışı

GGYD Başkanı Nezih Allıoğlu TİM’in geçmişe dönük ihracat verilerine bakıldığında ise Ankara’nın, son 10 yılın en fazla ihracatını gerçekleştirdiğini bildirdi. Allıoğlu, şöyle devam etti: “2009 yılında 4,5 milyar dolar, 2010 ‘da 5,1 milyar dolar, 2011’de 5,9 milyar dolar, 2012’de 6,5 milyar dolar, 2013’de 7,2 milyar dolar, 2014 ‘te 7,5 milyar dolar, 2015’te 6,7 milyar dolar, 2016’da 6,2 milyar dolar, 2017’de ise 6,5 milyar dolarlık ihracat yapan şehrimiz, 10 yıl aradan sonra ilk kez yıllık ihracatını 1 milyar dolardan fazla arttırarak 2018’de toplam 7,6 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Ankara, sanayideki gelişimini sürdürmekte, ihracatçımız içinde bulunduğu koşullara rağmen üretimden vazgeçmeden yolunda ilerlemektedir. İhracatçımıza minnettarız, önümüzdeki dönemden çok daha umutluyuz…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması” programına katıldı 0 75006

“Türkiye, askerî kapasitesi, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorundadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Karasu’da BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün temel atma programına katıldı. Canlı bağlantıyla İzmir’de modernize edilen BMC fabrikasının açılışını ve İstanbul Teknik Üniversitesi test laboratuvarında Türkiye’nin ilk yerli 600 beygir gücündeki motorunun test çalıştırmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma gerçekleştirdi.

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından BMC’nin düzenlediği “BMC Gelecek 50 Yıl” programının hayırlara vesile olması dileğiyle konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırımla Türkiye, Sakarya ve gelecek adına tarihî nitelikte adımlar atıldığına dikkati çekti.

“TESİS FAALİYETE GEÇTİĞİNDE 10 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiini bir üst lige taşıyacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün birinci kısmının temel atma törenini icra edildiğini belirterek, 222 hektar alan üzerine kurulan tesiste tank, zırhlı araç ve askerî kamyon, ticari araç, motor, hızlı tren ve metro fabrikaları gibi pek çok üretim hattının bulunduğuna işaret etti.

Toplam yatırım büyüklüğü 500 milyon dolara ulaşacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün tüm etaplarıyla faaliyete geçtiğinde 10 bin kişiye istihdam sağlayacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin Türkiye ekonomisine senelik 5 milyar dolar katma değer oluşturmasını beklediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne dediler ‘Türkiye battı, bitti, yatırımlar durdu, üretim durdu’. Hepsine inat yatırımlar da devam ediyor, üretimler de devam ediyor. Bu ülkeyi hazmedemeyenler bu ülkenin duruşuna katlanamayanlar isteseniz de istemeseniz de bu millet, bu ülke dimdik ayaktadır, dimdik ayakta olarak yoluna devam edecektir” dedi.

KATARLI KARDEŞLERİMİZİN ÜLKEMİZLE SERGİLEDİĞİ DAYANIŞMAYI UNUTMAYACAĞIZ”

BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün hayata geçirilmesinde öncülük eden herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, projede Türkiye-Katar ortaklığı bulunduğunu anımsatarak, Katar Emiri Şeyh Temim’e de şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminden Ağustos ayında yaşanan kur saldırılarına kadar hemen her konuda Katarlı kardeşlerimizin ülkemizle sergilediği dayanışmayı asla unutmadık, unutmayacağız. Nasıl Türkiye, belli güçlerin Katar’ı kuşatma teşebbüsleri karşısında kara gün dostluğunu göstermişse, Katar da ülkemizin karşılaştığı tüm kritik süreçlerde kadirşinaslığını ispatlamıştır” dedi.

Bundan sonra da savunma sanayinden ticarete, turizmden enerjiye kadar Türkiye-Katar iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur.”

TÜRKİYE KENDİ VATANDAŞLARI YANINDA MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN BİR EMAN YURDUDUR”

Sadece kardeş ve akraba topluluklar değil; beş asır önce İspanya’daki katliamdan kaçan Musevilerin de engizisyondan kaçan Hristiyanların da Nazi baskısından kaçan kimi Almanların da aradıkları emniyet, huzur ve güveni Türk topraklarında bulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin kendi vatandaşları yanında mazlum ve mağdurlar için bir ‘eman yurdu’ olmasının temel sebebi, hiç şüphesiz öncelikle milletimizin alicenaplığı ve yüce gönüllüğüdür. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz bu millet, paylaşmanın bereketine, dayanışmanın önemine inanan, iman eden bir millettir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin muhacire ensar olmayı, mazlumlara sahip çıkmayı, alan el olmaktansa veren el olmayı şeref payesi gören bir millet olduğunu dile getirerek, 3.5 milyon Suriyeli muhacire kapısını açan Türk milletinin, ensarın ne, muhacirin ne olduğunu çok iyi bilen bir millet olduğunu da sözlerine ekledi.

Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askerî bakımdan güçlü olduğu dönemlerde, Açe’den Habeşistan’a, Kırım’dan Nijerya’ya, Kafkaslara kadar çok geniş bir coğrafyada güvenlik ve istikrarın teminatı olduğunu vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem sınırları 22 milyon kilometrekareye ulaşan Osmanlı Devleti’nin sağladığı adalet şemsiyesi altında farklı ırklar, farklı kültürler, diller ve dinlerin yüzyıllarca barış içerisinde yaşadığını çok iyi bildiklerini aktardı.

SİLAH, MÜHİMMAT VE ASKERÎ TEÇHİZAT BAKIMINDAN DIŞA BAĞIMLILIĞIN ACISINI ÇOK ÇEKTİK”

Türkiye’nin savunma sanayini geri plana itme lüksü bulunmadığını, Türkiye’nin askerî kapasitesiyle, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millîlik oranı yüzde 20’lerde olan savunma sanayini yüzde 68 oranında millî hâle getirdiklerini, bunu da yeterli bulmayarak, bu oranı daha da artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Türkiye’nin silah, mühimmat ve askerî teçhizat bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çektiğini, son olarak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda bunun acısının yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Stratejik ortaklarımız bizi yarı yolda bıraktılar. Muhabere askerde çok çok önemlidir. Muhabere sistemlerimiz çöktü. Stratejik ortaklarımız telsizlerimizi susturdular. Ama şimdi biz onlardan kurtulduk, artık kendi telsimizi kendimiz yapıyoruz. Onlara ihtiyacımız yok. Türkiye, Kıbrıs Türk’ünün Rum çeteler eliyle soykırıma uğramasına engel olduğu için bizzat müttefikleri tarafından cezalandırılmıştır. Şimdi de aynı oyunlar oynanıyor. Nerede? Suriye’de. Fakat şimdi bu oyunları oynayanlar şunu bilmeli ki kullandıkları enstrümanlar, insan olarak söylüyorum, yanlış enstrüman. Bu yanlış enstrümanlar onları aldatıyor ama bizi aldatamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin üç yıl boyunca, parasını peşin ödediği uçakları teslim alamadığı, bakım ve onarımları için gönderilen uçakları geri alamadığı dönemler yaşadığını anımsatarak, Türkiye’nin üç yıllık dönemde, milyarlarca dolarlık müttefik silahlarıyla donattığı ordusuna yedek parça dahi sağlayamadığı günler yaşadığını kaydetti.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YAŞADIĞI SIKINTILARIN GERİSİNDE TUZAKLAR, DAYATMALAR VE GAFLETLER VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde insansız hava araçları konusunu dönemin ABD başkanı ile görüştüğünü hatırlatarak, “Maalesef Kongre izin vermedi’ dedi. En sonunda zorla bize kiralama yöntemiyle böyle bir yol denendi O da sağlıklı çalışmadı. İstihbaratta bile aynı durumlara düştük. Biz stratejik ortağız… Stratejik ortak olarak bize bu destek verilmezken, stratejik ortaklığın ötesinde farklı ortaklıkları olan ülkelere çok farklı destekler verdiler” diye konuştu.

Türkiye’ye yönelik destek için öne sürülen şartlar arasında afyon ve kenevir ekimiyle ilgili kısıtlamaların yer almasının da konunun farklı boyutlarının görülmesi bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye bir zamanlar afyon ekimini yasaklayanların kendi ülkelerinde afyon ektiğine dikkat çekti. İlgili bakanlıklara gerekli talimatları verdiğini ve Türkiye’de kenevir ekimi sürecinin başlatılacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ekonomisinin bugün ilaçtan savunma sanayine kadar neredeyse her alanda yaşadığı sıkıntıların gerisinde, gizli-açık tuzaklar, dayatmalar, gafletler bulunduğuna işaret etti.

“SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIK ORANIMIZI YÜZDE 35’LER SEVİYESİNE DÜŞÜRDÜK”

“Bilhassa savunma sanayii alanında caydırıcılığımız mutlaka çok yüksek olmak durumundadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye, savunma sanayii başta olmak üzere tüm kritik alanlarda, sadece kendisine yeterli olmakla kalmayıp, tüm dostlarının ihtiyaçlarını da karşılayabilecek düzeye gelmek mecburiyetindir. Nitekim attığımız adımlar sayesinde 2002 yılında yüzde 80’lere bulan dışa bağımlılık oranımızı yüzde 35’ler seviyesine düşürdük.”

Türk savunma sanayii şirketlerinin yurt dışına, zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri, simülatörler, sahil güvenlik gemileri, haberleşme, komuta kontrol sistemleri ve yazılımları ihraç ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarının kamu imkânları ile özel sektörün tecrübe ve dinamizminin birleşmesiyle ortaya çıktığını da kaydetti.

Pakistan ile MİLGEM gemilerinin ihracatına yönelik 1,5 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığı, Ukrayna ile altı tane İHA’nın satışına dair mutabakata varıldığı bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmiş ülkelerin hiçbirinin ürünün yüzde yüz üretimini kendisi yapmadığını, birçok farklı ülkeden farklı parça tedarik ettiğini ve F-35 uçaklarının belli parçalarının Türkiye’den gönderildiğini de sözlerine ekledi.

Sakarya’daki Birinci Ana Bakım Fabrikası’na ilişkin çalışma hakkında da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “19 Aralık’taki Cumhurbaşkanlığı Kararımızın ardından belli bazı kesimler, bu konuyu hemen istismar etmeye başladı. Türk Savunma Sanayinin temellerini atan merhum Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan-millet âşıklarının millî projelerini sabote edenler, şimdi aynı tavrı bizlere, bizim çalışmalarımıza karşı sergiliyorlar. Ülkemizin savunma sanayini on yıllardır bir avuç yabancıya mahkûm edenler, şimdi çıkmışlar utanmadan bizim politikalarımızı eleştiriyorlar.”

“SEKA ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE İŞÇİLER MAĞDUR EDİLMEDİ”

Ana muhalefetin ülkeyle ilgili hayati konulardaki tutumunu da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu provokasyonun başını da Türkiye’deki adı ana muhalefet ama ana muhalefetten başka ne derseniz var. Başını CHP çekiyor. Terör örgütleriyle ‘simbiyotik’” ilişki geliştiren, aynı kaynaklardan beslenen CHP’den, ülkemizin ve milletimizin menfaatine olan böylesi bir meselede elbette yerli ve millî bir tavır beklemiyoruz. 24 Haziran seçimlerindeki yegâne başarısı, bölücü örgütün siyasi uzantılarını Meclis’e taşımak olan bir parti, zaten başka türlü hareket edemez” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin SEKA kâğıt fabrikalarının özelleştirilmesine de karşı çıktığını anımsatarak, özelleştirme sonrasında hiçbir işçinin mağdur edilmediğini, işçilerin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde istihdam edildiğini, fabrikaların belli alanlarının müzeye dönüştürüldüğünü, bazı alanlarının da yeşil alan olarak vatandaşın kullanımına açıldığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arifiye’deki mevcut personelin tasfiyesi, işinden, aşından, ekmeğinden edilmesi de asla söz konusu değildir. Burada çalışan kardeşlerimizin özlük haklarında herhangi bir eksilme olmayacaktır” dedi.

Aldıkları kararın fabrikanın verimliliğini, üretkenliğini, teknolojisini artırmak amacında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira orada yapılacak işler fabrika arazisindeki her türlü taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti devlet aittir ve öyle kalacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arifiye’deki fabrikaya yönelik kararın “özelleştirme” değil, işletme hakkının belli şartlar, belli süreler, belli kısıtlamalar dâhilinde BMC’ye devredilmesi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün Sakarya ve Türkiye için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Vatanımızın bağımsızlığı uğrunda gözlerini kırpmadan canlarını veren şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyor, gazilerimizden hayatta olanlara Rabbimden sağlık ve afiyet niyaz ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.