“Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların gasp edilmesine yönelik girişimleri kesinlikle kabul etmeyeceğiz” 0 85057

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Burgazada Korveti’nin Kabul ve Aydınreis Denizaltısı’nın İlk Kaynak Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye’yi adeta denize ayak basamayacak hâle getirmeyi amaçlayan çabalara asla izin vermeyeceğiz. Aynı şekilde, Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların, ülkemiz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dışlanarak, adeta gasp edilmesine yönelik girişimleri kesinlikle kabul etmeyeceğiz” dedi.

MİLGEM Projesi kapsamında üretilen ada sınıfı korvetlerden üçüncüsü TCG Burgazada F-513, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle Deniz Kuvvetleri’ne teslim edildi. Yeni Tip Denizaltı Aydınreis’in de ilk kaynağının yapıldığı İstanbul Tersanesi Komutanlığı’ndaki törende Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında tasarım, inşa, donatım ve tedarik işlemleri yerli ve millî imkânlarla yürütülen MİLGEM Projesi’nin ürünü olan Burgazada Korveti’nin Türkiye’ye ve Deniz Kuvvetleri’ne hayırlı olmasını temennisinde bulunarak, emeği geçenlere teşekkür etti.

“TÜRKİYE’Yİ ADETA DENİZE AYAK BASAMAYACAK HÂLE GETİRMEYİ AMAÇLAYAN ÇABALARA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Filoya katılan her geminin, denizlerdeki gücü, caydırıcılığı, hareket kabiliyetini, millî çıkarları koruma konusundaki kararlılıklarını artırdıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Son dönemde Doğu Akdeniz ve Ege’de yaşanan hadiseler, ülkemizin Deniz Kuvvetleri’nin, en az diğer unsurları kadar güçlü olması gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Türkiye’yi adeta denize ayak basamayacak hâle getirmeyi amaçlayan çabalara asla izin vermeyeceğiz. Aynı şekilde, Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların, ülkemiz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dışlanarak, adeta gasp edilmesine yönelik girişimleri kesinlikle kabul etmeyeceğiz.”

“Bizim kimsenin hakkında, hukukunda, hele hele toprağında gözümüz yoktur. Biz sadece ülkemizin ve kardeşlerimizin haklarını koruyoruz” sözleriyle konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye rağmen Doğu Akdeniz’de veya Ege’de adım atabileceklerini sananların, ne kadar büyük bir hata yaptıklarını anlamaya başladıklarını belirterek, Suriye’deki teröristlere nasıl günlerini gösterdilerse, denizlerdeki haydutlara da meydanı bırakmayacaklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Sabırlı ve uzun bir çalışmanın, alın terinin, farklı alanlardaki birikimlerin bir araya gelmesinin, büyük bir emeğin ürünü korvetlerimiz hizmete girdikçe sözümüz denizlerde daha derin yankılar yapmaktadır. Çünkü bizim bu gemilerimiz sadece bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde tasarlanmış ve inşa edilmiştir. Aynı şekilde ilk kaynak törenini yaptığımız ve serisinin dördüncü denizaltısı olacak Aydınreis de denizlerdeki gücümüzün sembollerinden biri olacaktır.”

“DENİZALTI ÜRETİMİNDE GELİNEN SEVİYE İFTİHAR VERİCİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasarımı ve üretiminin karmaşıklığı sebebiyle dünyada oldukça zor bir iş olarak kabul edilen denizaltı üretiminde gelinen seviyenin iftihar verici olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin 1960’lı yıllara kadar bırakınız savaş gemisi, denizaltı üretmeyi, elindeki mevcut filonun bakımını dahi yurt dışında yaptırmak zorunda olduğunu hatırladığımızda bu başarının önemi daha iyi anlaşılacaktır” şeklinde konuştu.

Konuşmasına, “2004 yılından bu yana yakın takip altında tuttuğumuz pek çok projesini bizzat himaye ettiğimiz savunma sanayii faaliyetleri bize bir gerçeği göstermiştir. Bu gerçekte Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin gerekli irade ortaya konduğunda altından kalkamayacağı hiçbir işi olmadığıdır” ifadeleriyle devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz mühendislerimize güvendik, teknisyenlerimize güvendik, araştırmacılarımıza güvendik, akademisyenlerimize, subaylarımıza güvendik, en önemlisi de girişimcilerimize güvendik. Sonuçta ortaya karadan denize, havadan uzaya kadar her alanda dünyanın en üst ligindeki ülkelerle yarışabileceğimiz seviyede ürünler çıktı” dedi.

“SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIK YÜZDE 80’LERDEN YÜZDE 35’LERE İNDİ”

Yerli ve millî tasarım, geliştirme, üretim faaliyetleri konusundaki hassasiyetleri sayesinde Türkiye’nin, savunma sanayinde dışa bağımlılığını yüzde 80’lerden yüzde 35’lere kadar indirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ortaya çıkardığımız her ürün, bizimle birlikte dost ve kardeş devletlerden başlayarak, dünyadaki pek çok ülkenin de ilgi alanına giriyor. Mesela, bugün onlarca dost ve kardeş ülkenin denizlerinde, ülkemizde üretilen gemiler ve botlar görev yapıyor. Daha üç hafta önce Pakistan’a teslimi yapılan denizde ikmal gemisi de bu gurur verici projelerden biridir.”

Savunma sanayii alanında her geçen yıl, hem kendi ihtiyaçlarını karşılama, hem ihracat konusunda daha ileri konumlara geleceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknolojik ilerlemenin kuluçkası, lokomotifi olan savunma sanayiini ne kadar geliştirirsek, diğer alanlarda da o derece ileriye gideceğimiz açıktır. Bağımsızlığımızı güvence altına almamızın yanında, bize küresel düzeyde rekabet avantajı sağlayacak bu alanı önümüzdeki dönemde daha fazla destekleyeceğiz” dedi.

“KOBİ’LER, SAVUNMA SANAYİİ VE TEKNOLOJİ ALANINDA EN ÖNEMLİ GÜCÜMÜZ”

Bugün itibariyle Türkiye’nin, dünyanın ilk 100 savunma sanayii şirketi arasına giren dört şirketiyle, bu listede en fazla şirkete sahip altıncı ülke konumuna geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu ve vakıf şirketleri yanında özel sektör kuruluşlarını da en kısa zamanda bu listede görmek istediklerini belirtti. “KOBİ’lerimiz esnek ve dinamik yapılarıyla savunma sanayi ve teknoloji alanındaki en önemli gücümüzdür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Millîleşme hedefimizi büyük şirketlerimizde, yerlileşme hedefimizi de KOBİ’lerimizle hayata geçiriyoruz. Savunma sanayinde tedarikçi zincirimizi ne kadar geniş tutarsak o derece kalıcı ve büyük işlere imza atabiliriz. Amerika bu tecrübeyi yaşamıştır. Bu ülkenin tedarikçi zincirlerini genişletmeye yönelmeyen dev savunma sanayi kuruluşlarının birçoğu her geçen yıl ilk 100 listesinde daha da aşağılara iniyor.”

Savunma sanayinin Türkiye’ye bir başka katkısının da beşeri sermayeyi güçlendirmesi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu alanda yetişen teknik ve idari kadrolar diğer sektörlerde de başarılı işlere imza atıyorlar. Özellikle genç mühendislerimiz için gerçekten çok çok geniş bir alan inşa ediyoruz. Üniversitelerimizin ve insan kaynaklarına münhasıran çalışmalar yapmak üzere kurduğumuz yapıların çabalarıyla inşallah önümüzdeki yıllarda beşeri sermayemizi daha da zenginleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin sonunda böylesine önemli bir alanın sahadaki uygulayıcıları olan askerlere şükranlarını ifade ederek, Burgazada Korveti’nin ülkeye, orduya, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na, gemide görev yapacak personele hayırlı olması temennisini yineledi ve en başından bugüne kadar MİLGEM Projesi’nde emeği geçenlere teşekkür etti.

 

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Yeni Zelanda’da ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum” 0 71274

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Yeni Zelanda’daki terör saldırısı ile ilgili olarak, “Yeni Zelanda’da ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “Yeni Zelanda’da Nur Camii’ne ve orada ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum. Saldırıda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Maalesef dünyada yükselmekte olan ırkçılık ve İslam karşıtlığının yeni bir örneği olarak yaşanan bu acı hadiseden dolayı İslam dünyasına ve Yeni Zelanda halkına ülkem ve şahsım adına başsağlığı diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Ülkemizdeki Her Vatandaşımızın En Iyi Sağlık Hizmetlerini Alabileceği Bir Yapı Kurduk” 0 85008

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Ülkemizdeki her bir vatandaşımızın, yaşadığı yere, gelirine, statüsüne bakılmaksızın en iyi sağlık hizmetlerini alabileceği bir yapı kurduk. Hastanelerimizi, binalarından içindeki teçhizata kadar her şeyiyle modernleştirdik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Canımızı emanet ettiğimiz sağlık çalışanlarımızı yılın bir günü değil her günü baş tacı etsek yeridir” dedi.

“HEMŞİRELERİMİZİN DE 3600 EK GÖSTERGE MESELESİNİ SÖZ VERDİĞİMİZ ŞEKİLDE ÇÖZECEĞİZ”

Sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların affedilir, hafife alınır tarafı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz sağlık çalışanlarımızın sıkıntılarını çözmek için her türlü gayreti gösterdik, gösteriyoruz. Son olarak, polislerimiz ve öğretmenlerimizle birlikte hemşirelerimizin de 3600 ek gösterge meselesini söz verdiğimiz şekilde çözeceğimizi burada tekrar ifade etmek istiyorum. İnşallah seçimden sonra ele alacağımız konulardan biri de budur” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki en büyük mutluluğu sağlık olarak gören bir medeniyetin mirasçısıyız. Bu anlayışla, hükûmete gelir gelmez ilk yaptığımız işlerden biri, sağlık sistemimizi baştan sona değiştirmek olmuştur. Çünkü eski Türkiye’de içimizi en çok acıtan konulardan biri sağlık sistemimizin eksikleri, yanlışları, yetersizlikleri yüzünden ortaya çıkan vahim görüntülerdi” ifadelerini kullandı.

“GÖREVE GELİR GELMEZ SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI BAŞLATTIK”

Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet bir nefes sıhhat gibi” sözünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla hareket ederek, iktidara geldiklerinde ilk yaptıkları işlerden birinin sağlık sistemini baştan sona değiştirmek olduğunu vurguladı ve her bir vatandaşın yaşadığı yere, gelirine, statüsüne bakılmaksızın en iyi sağlık hizmetlerini alabileceği bir yapı kurduklarını, hastaneleri her şeyiyle modernleştirdiklerini anlattı.

Türkiye’deki mevcut bin 156 hastanenin büyük bölümünü yeniden yaparak toplamda bin 282 yeni hastane inşa ettikleri, birinci basamak sağlık kuruluşlarının sayısını 8 bin 850 ilaveyle 15 bin 920’yi ulaştırdıkları, yatak kapasitesini 136 bin ilaveyle 239 binin üzerine çıkarttıkları bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık çalışanlarının sayısının da 550 bin ilaveyle 1 milyon 17 bine yükselttiklerini, uçağıyla, helikopteriyle, paletlisiyle, teknesiyle, motoruyla her biri en modern cihazlarla donatılmış 5 bin ambulansı da vatandaşların hizmetine sunduklarını kaydetti.

“ŞEHİR HASTANELERİNİ SAĞLIK SİSTEMİNİN ZİRVESİ OLARAK GÖRÜYORUM”

Türkiye’nin bugün 1 milyon 250 binin üzerinde vatandaşına evde sağlık hizmeti verebilen bir ülke hâline geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla da yetinmeyerek, çok daha ileri standartlara ulaşmak şehir hastanelerini gündeme getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerini sağlık sisteminin zirvesi olarak gördüğünü dile getirerek, hedeflerinin şehir hastanesi alanına giren bir vatandaşın başka hiçbir yere gitme ihtiyacı duymadan tüm teşhis ve tedavisinin burada yapılması olduğunu açıkladı.

Bu işin sadece kamunun imkânları ve çalışma tarzıyla hayata geçirilmesinin zorluğunu gördükleri için özel sektörü devreye almaya karar verdiklerini işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2007 yılında kamu-özel ortaklığı çalışmalarını yürütecek birimi kurduklarını, Emekli Sandığı, SSK ve diğer bakanlıklara ait hastanelerin hepsini bir çatı altında topladıklarını ve 2013 yılında şehir hastaneleriyle ilgili imza törenini gerçekleştirerek, inşaat sürecine başladıklarını anlattı.

Bugüne kadar Yozgat, Mersin, Isparta, Adana, Kayseri, Elazığ, Eskişehir ve Manisa şehir hastanelerinin kamu-özel ortaklığı formülüyle inşa edilerek hizmete alındığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin de ilavesiyle bu alanda tamamı nitelikli 12 bin 100 yatak, 2 bin 831 poliklinik, bin 999 yoğun bakım yatağı ve 410 ameliyathane sayısına ulaşıldığı bilgisini paylaştı.

“ŞEHİR HASTANELERİNDE KANSER TEDAVİSİ, EN İLERİ YÖNTEMLERLE VE EN UYGUN MALİYETLE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR”

Bilkent Şehir Hastanesi’nin temeli ilk atılanlardan biri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehir hastanelerimiz yüzde 90’ları bulunan doluluk ve yine yüzde 90’ları bulan memnuniyet oranıyla milletimiz tarafından kucaklanmış, benimsenmiş, hüsnükabul görmüştür” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerinin bir diğer özelliğinin de çağın en yaygın ve ölümcül hastalığı hâline gelen kanser tedavisinde açtığı çığır olduğuna vurgu yaparak, kanser tedavilerinin bu hastanelerde yerli ve millî çözümler sayesinde hem en ileri yöntemlerle hem de en uygun maliyetle gerçekleştirildiğini söyledi.

“SAĞLIK VADİSİ VE YAŞAM BİLİMLERİ TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGESİ KURACAĞIZ”

Şehir hastanelerinin işletme modeli sayesinde teknolojilerini sürekli güncel tutacak olmasının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapım ve işletme süreçlerinde uluslararası kalite standartlarının gözetildiği bu hastanelerin her birinin akıllı bina olarak inşa edildiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “İçinde bulunduğumuz bölge, ODTÜ, Bilkent, Hacettepe, TOBB üniversitelerimiz yanında teknokentleriyle, AR-GE merkezleriyle ülkemizin önemli teknoloji merkezlerinden biridir. Sağlık sektörü, teknolojinin en yoğun kullanıldığı alanların başında geliyor. Bilkent Şehir Hastanemizin merkezinde yer aldığı bu bölgede bir sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız.

Bilkent Şehir Hastanemizin merkezinde yer aldığı bu bölgede inşallah 600 dönümlük bir sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız. Yani biz bu konudaki bütün gerekli olan araç-gereci de işte bu 600 dönümlük bölgede inşa edeceğimiz yerlerde üretmeye başlayacağız. Burada garbın ilmini de alacağız, onlarla birlikte yatırımlara da gireceğiz ve kendi kendimize yeter hâle geleceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitelerdeki hocaların yanı sıra yurt dışında olan hocaların da tekrar Türkiye’ye davet edeceklerini, buralarda işin üretimini bizzat yapar hâle geleceklerini sözlerine ekleyerek, “Amacımız, hekimlerimizin ve mühendislerimizin aynı endüstri çatısı altında çalışabileceği sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik bir cazibe merkezi oluşturmaktır” dedi.

“İLAÇ VE TIBBİ TEKNOLOJİLERDE İHRACATÇI ÜLKE HÂLİNE GELMELİYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözünü ettiği bu projenin yetişmiş insan gücünü Türkiye’de tutmaya yönelik olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını burada önemli görevler düştüğünü, projeyi bir an önce hayata geçirmelerini beklediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi ilaç ve tıbbi teknolojiler alanında da ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarmalı, daha da önemlisi büyük bir ihracatçı ülke hâline gelmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Etlik’teki şehir hastanesinin de önümüzdeki yıl hizmete gireceğini ve böylelikle Ankara’daki hastane sıkıntısını giderecek noktaya geleceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eminim şehir hastanelerimizden de en çok yine istemeyenler istifade edecek. Varsın istifade etsin, bizim bu noktada bir derdimiz, sıkıntımız yok. Zira biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Ayrımcılık yapamayız, biz ehli hizmetiz bunu yapacağız. Bu ülkenin her vatandaşı gibi bu hizmetler onların da hakkıdır, helali hoş olsun. Ancak her hizmetten sonuna kadar istifade etmeleri, yapılan her yeni işe karşı çıkmalarına engel olmuyor biz yapacağız” şeklinde konuştu.

“MİLLETİMİZİN NEYE İHTİYACI VARSA, O DOĞRULTUDA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Adnan Menderes’in İstanbul’a kazandırdığı yolları, bulvarları, caddeleri gören muhalefetin, “Yollar yağ gibi ekmeğe sürüp yeriz herhalde” diyerek Menderes’in yatırımlarıyla dalga geçtiklerini hatırlatarak, şöyle devam etti: “Şimdi eminim Bilkent Şehir Hastanemizi görünce uzay üssü gibi hastane, herhalde buradan Ay’a gideriz diyeceklerdir. Gerçi bunlar ülkemizin uzay çalışmalarına da karşı çıktılar. Biliyorsunuz Türkiye Uzay Ajansı’nın kuruluş kanununu iptal için Anayasa Mahkemesi’ne götürdüler. Bunların bir milletvekili de ‘yapılan yol ve köprüleri kemirerek, buzdolabı yalayarak beslenir, dünya liderleriyle övünürler, bunlara her şey müstahak’ diyerek kendi kifayetsizliğini, suçunu millete yüklüyor. Milletinin geleceği için hayali olmayan, vizyonu olmayan işte böyle saçmalar, işte böyle kin kusar. Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kimin ne dediğine bakmadan sadece milletimizin neye ihtiyacı varsa, ülkemiz nereye ulaşması gerekiyorsa o doğrultuda çalışmaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’u ziyaret eden ABD’li bir turistin kendisinden ABD ziyaretinde eski ABD Başkanı Barack Obama’dan sağlık reformunu çıkarmasını istemesini söylediğini anlatarak, “Yani benim ülkemin insanı nasıl bir sağlık reformuyla iç-içe olduğunu bilmeli. Yani Kanuni’nin torunları olarak bizler işte halkımın bir sağlıklı nefesini bir devlete feda etmeye hazırız” ifadelerini kullandı. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin yapımında emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık çalışanlarına başarı, hastalara da Allah’tan şifa dileyerek konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra beraberindekilerle birlikte Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Açılışın ardından hastaneyi gezerek incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hastane personelinden yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi aldı ve sohbet etti.