“Çalışma hayatındaki kadınlarımız ülkemizin gücüne güç katmış, başarılarıyla yüzümüzü ağartmıştır” “Çalışma hayatındaki kadınlarımız ülkemizin gücüne güç katmış, başarılarıyla yüzümüzü ağartmıştır” için yorumlar kapalı 85362

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Çalışma hayatındaki 9 milyon 122 bin kadınımız, ülkemizin gücüne güç katmış, üretimleriyle, başarılarıyla yüzümüzü ağartmışlardır. Kadınlara sadece iş hayatında adalet sağlamakla kalmadık, kadına yönelik şiddetin her türlüsünü en ağır şekilde cezalandırma yoluna gittik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’ne katıldı.

Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirilen etkinlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“KADINI İŞ HAYATINDAN, ERKEĞİ EVDEN TECRİT EDEN ANLAYIŞ, AİLE KAVRAMINA DARBE VURUR”

Zirvenin konusunun “ailenin güçlendirilmesi” olarak belirlenmesini isabetli bulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadının, ailenin ayrılmaz bir parçası ve lokomotifi; ailenin de kadınla erkeğin ortak sorumluluğunda teşekkül eden ve yaşayan hayati bir müessese olduğunu söyledi.

Sanıldığı gibi ailede ev işlerinin kadına, geçim işlerinin erkeğe yüklenmesi gibi kati bir ayrımın söz konusu olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadını iş hayatından, erkeği de evden tecrit eden bir anlayışın daha en başından aile kavramına darbe vurarak işe başladığını kaydetti.

Aile kurumunun güçlü olmadığı bir toplumun geleceğinin, kadın ve erkek için aynı derecede karanlık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim medeniyetimizde eşlerin birbirine, Rabbimizin emri üzere rahmet, sevgi, saygı, nazarıyla bakma mecburiyeti vardır. Dikkat ederseniz bu yaklaşım, iki taraflı bir ilişki biçimini tarif eder” diye konuştu.

“KÜLTÜR KÖKLERİMİZDE CİNSİYET AYRIMCILIĞI YOKTUR”

İnsanın, cinsiyetinden bağımsız olarak sorumluluklarının olduğunu; erkek ve kadın olarak ise sahip olduğu özelliklere göre mesuliyetlerinin bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Yaradılıştan beri var olan bu hakikatlere rağmen, kadını ve erkeği ısrarla, insan sıfatının üstünde ve ötesinde haklara, yükümlülüklere tabi tutma gayretleri sonradan ortaya çıkmıştır. Her insanı, cinsiyetinden rengine kadar tüm farklılıklarının ötesinde, Allah’ın yarattığı bir varlık olarak gören bir inancın mensupları olarak, kadına ayrımcılık yapmamız zaten mümkün değildir.”

Türk kültürünün köklerinde cinsiyet ayrımcılığının olmadığını; ancak tarihte yaşanmış, Türk kültürüne ve inancına aykırı bazı yanlış uygulamaları da görmezden gelmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fakat ‘suimisal emsal olmaz’ ilkesi gereği, sadece kötü örneklerden yola çıkarak bir yere varamayız” dedi.

“EKSİKLERİMİZİ KENDİ GERÇEKLERİMİZ İÇİNDE TARTIŞARAK DOĞRUYU BULACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı ülkelerindeki insan, kadın çocuk ve hayvan hakları konusundaki büyük tartışmaların arkasında yaşanmış çok büyük acıların, ihlallerin ve istismarların bulunduğunu, Türkiye’nin tarihinde ise böyle acı kırılmaların bulunmadığını, sahip olunan inanç ve kültürün buna izin vermediğini kaydetti.

Buna rağmen eksiklerin, varsa yanlışların konuşulup tartışılacağını, yanlışların telafi edilmesi için neler yapabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunulacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fakat bunu yaparken hareket noktamız, kendi tarihimiz ve kendi kültürümüz değil de, bizden çok farklı tecrübelerin yaşandığı Batı dünyası olursa, doğru yere varamayız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Dün kadını en bayağısından bir meta olarak kullanan zihniyetin, bugün kadını, yine meta anlayışıyla ama bu defa ‘eşitlik’ ambalajı içinde kullanıyor olması bizim için şaşırtıcı değildir. Türkiye’nin son 200 yılında, her konuda olduğu gibi, kadın hakları meselesinde de sürekli savrulmalar yaşadık. Asırlar boyunca insanları, boyunlarına, ayaklarına, kollarına zincir vurarak kitleler hâlinde mal gibi satan ve çalıştıran, bunlar içinde kadınları ve çocukları daha da aşağılayan bir dünyanın kodları bize ait değildir. Cenneti annelerin ayakları altına seren, kadına ‘sultan’ benzetmesi yapan, onlara güler yüz göstermeyi, şakalaşmayı, yumuşak olmayı, iyi davranmayı tavsiye eden bir medeniyetin böyle bir referansı olamaz. Biz kendi meselelerimizi, kendi eksiklerimizi, kendi hatalarımızı kendi gerçeklerimiz içinde tartışarak doğruyu bulacağız. Ülkemizdeki kadın hareketlerinin pek çoğunun toplumumuzda makes bulmamasının gerisinde, hareket noktalarının yanlış olması yatar.”

“BUGÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NDE 104 KADIN MİLLETVEKİLİ BULUNUYOR”

AK Parti’nin en büyük başarılarından birinin, kadına, çocuğa, yaşlıya, engelliye, dezavantajlı diye tarif edilen kesimlere özel önem vermesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kesimlerin her birinin toplumda hak ettikleri yere gelebilmeleri için çok gayret gösterdiklerini ve çok imkân sağladıklarını söyledi.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, 53’ü AK Partili 104 kadın milletvekili bulunduğunu, üniversitelerde öğretim elemanlarının, mimar ve avukatların yüzde 44’ü kadınlardan oluştuğunu, hâkim ve savcıların yüze 31’inden, diplomatların yüzde 20’den fazlasının kadın olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın oranının öğretmelerde yüzde 56’yı, bankacılarda ise yüzde 51’i bulduğuna dikkat çekti.

Toplam kamu istihdamında kadın oranının yüzde 38’e yaklaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim dönemimizde kadınların istihdama katılma oranı yüzde 28’den yüzde 38’e, istihdamdaki kadın oranı da yüzde 21’den yüzde 30’a yükseldi. Çalışma hayatındaki 9 milyon 122 bin kadınımız, ülkemizin gücüne güç katmış, üretimleriyle, başarılarıyla yüzümüzü ağartmışlardır. Kadınlara sadece iş hayatında adalet sağlamakla kalmadık, kadına yönelik şiddetin her türlüsünü en ağır şekilde cezalandırma yoluna gittik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, kadınlara yönelik hizmetlerden, reformlardan ve uygulamalardan örnekler verdi. Ortaya koydukları uygulamalarla ailelerin bir arada hayatlarını huzur içinde sürdürmelerini amaçladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyoruz ki, imkânsızlık veya sair sebeplerle ailede yaşanacak huzursuzluktan en çok ve en önce kadınlarımız etkilenecektir. Bu bakımdan aileye verilen her desteği, kadına verilen destek olarak görmenin yanlış olmayacağını düşünüyorum” dedi.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE KADINLA ERKEĞİ HER ANLAMDA EŞİT TUTARAK ELDE EDİLMİŞ BİR ADALET YOKTUR”

Düzenlenen zirvenin adında yer alan adalet kavramına işaret ederek bu kavramın herkese hakkını verme yönüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Herkese hakkını vermek demek, bir şeyi herkese eşit şekilde dağıtmak veya herkese aynı şekilde davranmak anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Büyükle küçüğün aynı terazide tartılamayacağını, güçlüyle zayıfın aynı yarışa sokulamayacağını, zalimle mazlumun aynı dairede tutulamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hz. Mevlana’nın ‘adalet bir şeyi yerli yerine koymak, zulüm ise bir şeyi olmaması gereken yere yerleştirmektir’ tanımını önemli gördüğünü dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şayet, her şeyi yerli yerine koymazsak, zulüm yoluna girmiş oluruz. Cinsiyet konusunda da aynı durum geçerlidir. Yaradılıştan gelen fiziki özelliklerini, duygusal farklılıklarını, becerilerini gözetmeden erkeği ve kadını aynı kefeye koyarak adil davranmış olmazsınız. Dikkat ediniz burada kadının eksikliğinden değil, fıtri farklılığından kaynaklanan bir ayrışma söz konusudur. Dünyanın hiçbir yerinde kadınla erkeği her anlamda eşit tutarak elde edilmiş bir adalet yoktur. Önemli olan, her iki cinsin öne çıkan hususlarını en ideal şekilde değerlendirerek bir denge kurabilmek ve hakların adil bir şekilde dağılmasını sağlamaktır. Cinsiyet ve adalet konusunda yapılmış araştırmalarda ve kullanılan ölçeklerde görülen en büyük eksik işte budur. Kadını ve erkeği aynı çizgiden yarışa başlamaya zorlayarak zaten ilk adımıyla adaletsizliğe açılan bir anlayıştan, insanlığın hayrına sonuçlar üretmesini beklemek mümkün gözükmüyor.”

Gerçeklikten kopuk akımların peşinden gitmek yerine, hak merkezli bir yaklaşımla kadın, adalet, aile meselelerini konuşmanın, tartışmanın daha doğru olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de de geçmişte bu yönde yapılmış yanlışların olduğunu, ideolojik tartışmalarda kadının hep bir sembol olarak kullanılmasının kendilerini rahatsız ettiğini kaydetti.

“TÜRKİYE, KADINLARIMIZIN SİYASİ, SOSYAL, EKONOMİK HAKLARI KONUSUNDA ÇOK İLERİ BİR SEVİYEYE ULAŞMIŞTIR”

“Milletimizin değerlerine, kültürüne, tarihine düşmanlıklarını alenen ifade edemeyenler, husumetlerini genç kızlarımızın, eşlerimizin, annelerimizin başörtüleri üzerinden sahaya yansıtmaya çalışmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek parti devrinde başlayıp yakın zamanlara kadar süren bu tartışmaların, Türkiye’ye çok fazla enerji ve zaman kaybettirdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Kızlarımızı okula, aile hayatına, iş hayatına, sosyal ve siyasi hayata kazandırmaya çalışmak yerine, başörtülerini bahane ederek kamudan dışlamaya yönelenler, milletimizden hak ettikleri cevabı hep almışlardır. Hamdolsun bugün Türkiye, o günleri geride bırakmanın verdiği güçle, her alanda olduğu gibi, kadınlarımızın siyasi, sosyal, ekonomik hakları konusunda da çok ileri bir seviyeye ulaşmıştır.”

Önümüzdeki dönemde, kadınların adalet taleplerine hep birlikte daha güçlü cevaplar üreteceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, 3. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nin başarılı geçmesi temennisinde bulunarak ve zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek tamamladı.

Zirveye; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına Mustafa Varank, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, KADEM Başkanı Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, KADEM Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, KADEM üyeleri, Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda bakan, akademisyen, araştırmacı, gazeteci ile iş dünyasından ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.

Açılışta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a; KADEM Başkanı Gümrükçüoğlu, derneğin “Sığınmacı Kadınların Gözüyle İstanbul” isimli fotoğraf albümünü, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk da tablo hediye etti.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolombiya Cumhurbaşkanı Duque ile bir araya geldi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolombiya Cumhurbaşkanı Duque ile bir araya geldi için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Ofisi’nde Kolombiya Cumhurbaşkanı Ivan Duque ile görüştü. Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile Kolombiya Cumhurbaşkanı Ivan Duque Marquez’in eşi María Juliana Ruiz de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma törenine katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma törenine katıldı için yorumlar kapalı 80786

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “İnanç, köken, ırk, cinsiyet, yaş dâhil hiçbir ayrım gözetmeden tüm acezeyi, yani tüm düşkünleri kucaklayan bu müessese, medeniyetimizin ve milletimizin insana bakışının en güzel örneklerinden biridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “kimsesizlerin kimsesi” olması için bu güzide kurumu millete armağan eden Sultan Abdülhamid-i saniden bugüne Darülaceze’ye emeği geçen herkesi rahmet ve şükranla yâd etti.

İnanç, köken, ırk, cinsiyet, yaş dâhil hiçbir ayrım gözetmeden tüm düşkünleri kucaklayan bu müessesenin, medeniyetlerinin ve milletlerinin insana bakışının en güzel örneklerinden olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de ecdattan aldıkları ilhamla üstlendikleri her görevde çalışmalarını “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla ve “Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü” ilkesiyle yürüttüklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze’nin 127 yılı bulan geçmişinde, 30 bini çocuk 100 bin insana şefkat yuvası olmasının benzer çalışmalarda kendilerine ilham verdiğini aktararak, gönüllüleri, çalışanları ve acezeleriyle büyük bir aile olan bu müessesenin yaşatılması ve geliştirilmesi için katkıda bulunan bakanlardan yanlarındaki çalışanlara kadar herkese teşekkür etti.

“BU PROJE, DARÜLACEZE’NİN KURULUŞ AMACINA VE TARİHİNE YAKIŞIR BİR ESER OLACAKTIR”

Bugün Darülaceze’nin hizmetlerini yeni bir boyuta taşıyacağına inandığı Sosyal Hizmet Şehri Projesi’nin temelini atmak üzere bir arada olduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Burada bir duruma dokunmadan geçmeyeceğim. Bu işler bizim işimiz. Belediye başkanlığımda Kayışdağı’nda bir Darülacezenin temelini atmış, açılışını yapmıştık. Şu andaki malum iktidar, aynı şekilde bugün temelini atacağımız adımlarla süreci devam ettiriyor. Tabii bir şeyi sormam lazım. İstanbul’un şu anda Büyükşehir Belediye Başkanlığını üstlenmiş olan kişi veya kişilerin acaba bu alanlarda attıkları bir adım var mı? Ya bir şey yapın. Yani bir suyu akmayan musluğu açmakla ‘Biz hizmet ettik.’ diyemezsiniz. Milleti aldatmayın. Gelin bu tür eserleri yapın. Bu ülkenin darda kalmışına elinizi uzatın. Bu tür şeyleri yapın, biz de sizleri alkışlayalım. Ama yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatay mimariyle inşa edilecek projenin, yatağa bağlı sakinler ve koruma altındaki çocuklardan oluşan 1000’e yakın insana hizmet vereceğini belirterek, “Rehabilitasyon ünitesinden cami, kilise ve havranın da yer aldığı ibadethanelerine kadar tüm birimleriyle bu proje Darülaceze’nin kuruluş amacına ve tarihine yakışır bir eser olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin asırlardır yaşadığı nice saldırıları, sıkıntıları, kaosları, metanetle göğüsleme başarısının gerisinde, sahip olunan birlik, beraberlik ve dayanışma hasletinin gücü olduğunu söyledi.

Medeniyet ve kültür birikimi, aile yapısı, sosyal müesseseleri, bireysel inisiyatifleriyle tecessüm eden bu haslete sıkı sıkıya sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik bakımdan güçlü, gelişmiş ülkelerin sosyal bakımdan en kırılgan ve geleceği tehdit altında nüfuslara sahip olmalarının sebebinin de aynı olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun örneğinin Türkiye’den başka hiçbir ülkede olmadığını belirterek, şöyle konuştu: “Bu sadece bizde var. Kurallar önemlidir. Maddi imkânlar önemlidir. Bireylere değer vermek önemlidir. Ama bunlar sadece günü kurtarır. Ailenin merkezinde olduğu güçlü bir sosyal yapı olmadan bunların hiçbiri geleceği kurtarmaya yetmez. Bizim önceliğimiz medeniyet mirasımıza, inanç ve kültür değerlerimize sarılarak dezavantajlı gruplar dediğimiz engellilerimizi, yaşlılarımızı, kimsesiz çocuklarımızı, garip gurebamızı sosyal yapımız içinde yaşatmaktır. Buna rağmen kimsesiz kalan yardıma veya desteğe muhtaç olan vatandaşlarımızı da kurduğumuz müesseseler ve oluşturduğumuz mekanizmalar vasıtasıyla insani hayat sürebilecekleri imkânlara kavuşturmaktır. İnşallah Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri, inanarak söylüyorum, dünyada bu işin tek örneği olacak bittiği anda. Hamdolsun bugün Türkiye dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biridir. Benzeri yok. Eğer şu dünyayı tanımışsam, biliyorsam ülkemiz gibi bir başka örnek dünyada yok.”

“YILDA 2 MİLYAR LİRA OLAN SOSYAL YARDIM BÜTÇESİNİ 100 MİLYAR LİRA SINIRINA GETİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hükûmete geldiğimizde yılda 2 milyar lira olan sosyal yardım bütçesini 100 milyar lira sınırına getirdik. Bu rakamın millî gelirimize oranı da yüzde 0,38’den, yüzde 1,36’ya yükseldi. Eskiden daha ziyade ayni olan yardımları hem insanımızın onurunu korumak hem ihtiyaç önceliklerini kendisine bırakmak için nakde döndürdük. Böylece ülkemizde günlük harcama düzeyi dünya standardı olan 5,5 doların altında kalan nüfus oranını yüzde 34’ten, yüzde 10 seviyesine gerilettik” bilgilerini verdi.

Altyapıyı güçlendirmek ve sosyal destekleri en etkin şekilde yürütmek için ayrı bir bakanlık kurduklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, nüfusun bir ülkenin en büyük gücü olduğu gerçeğinden hareketle anneleri ve çocukları koruyacak, destekleyecek, çalışmalara özellikle önem verdiklerinin altını çizdi.

İstihdam, sağlık ve eğitime kadar her alanda bu çerçevede pozitif ayrımcılık yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Devlet korumasındaki çocukların bize Allah’ın ve milletin birer emaneti olduğu anlayışıyla bunları kendi ailelerinin yanında veya aile iklimine yakın şartlarda yetiştirecek bir modele geçtik. Engellilerimizi evde bakımıyla, rehabilitasyon merkezleriyle, özel bakımıyla, umut evleriyle, istihdamıyla her alanda hayatın içine katan bir yaklaşım sergiledik. Yaşlılarımızı 65 yaş maaşıyla, gündüz bakım hizmetleriyle, evde bakım hizmetleriyle, aileleri yanında desteklemeyi, huzurevleriyle sahipsiz bırakmamayı hedefleyen programlar uyguladık. Kadınlarımızı şiddetten, istihdama annelik hizmetlerinden siyasi temsile, kılık kıyafet özgürlüğünden eğitim seferberliğine kadar her alanda cumhuriyet tarihinin en ileri haklarına biz kavuşturduk. Şehit yakınları ve gazilerimizi de tarihimizin en büyük destekleriyle sahiplendik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin imkânlarını milletin her kesimine, özellikle de desteğe ihtiyaç duyan insanlara sunduklarını ifade ederek, şöyle devam etti: “Buradan bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum ki asıl olan kadınlarımızdan çocuklarımıza, yaşlılarımızdan engellilerimize, tüm kesimlerin, aileleri bünyesinde sosyal yapı içinde sahiplenilmeleri ve yaşatılmalarıdır. Kendi evi, imkânı, vakti varken annesini, babasını, engelli aile üyesini, korunmaya muhtaç evladını kamuya veya özel sektöre ait bir kuruma yerleştirmek bizim aile kültürümüzle taban tabana zıttır. Huzurevlerinde kalan yaşlılarımızın önemli bir kısmının iyi eğitimli, iyi kariyerli, yüksek geliri olan çocuklara sahip olmaları düşündürücüdür. Büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve torunların aynı evde oturmasalar bile aynı ortamda hayatlarını sürdürdükleri büyük ailelerin giderek azalıyor olması da üzüntü vericidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile yapısındaki dağılma ve aşınmanın, nesilden nesile aktarılan değerlerin geleceğinde de bir belirsizliğe yol açtığını söyledi.

Eğitimin önce ailede, hatta ana karnında başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, oradan başlayıp doğumla gelişen bir eğitim dünyası olduğunu, okulun tek başına bunu yapamayacağını, okulların ailede atılan temelin üzerine eğitim verdiğini anlattı.

“ÖNCELİKLERİMİZİN BAŞINA AİLENİN GÜÇLENDİRİLMESİNİ YERLEŞTİRDİK”

Ailede verilmesi gereken değerler eksik kaldığı zaman okulların, arzu edilen millî, manevi, ahlaki, insani, medeni hasletlere sahip çocukların yetiştirilmesi konusunda zorlandığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İşte bunun için önümüzdeki dönemde önceliklerimizin başına ailenin güçlendirilmesini, eğitimin içeriğinin buradaki eksikleri telafi edecek şekilde geliştirilmesini, kültürümüze sahiplenilmesini yerleştirdik. Gelişmiş ülkelerin, Batı’nın düştüğü hataya, inşallah biz düşmeyeceğiz. Batı tarzı bir güvenlik ve refah anlayışı uğruna aileden başlayarak tüm sosyal yapımızı, medeniyet ve kültür değerlerimizi, inancımızı feda edecek şekilde köklerimizle bağımızı koparmayacağız. Tam tersine maziden atiye kurduğumuz köprüden yürüyerek demokraside ve kalkınmada dünyanın en ileri ülkeleri arasındaki yerimizi alacağız. Medeniyet mirasımızdan taviz vermeden hedeflerimize ulaşacak yöntemlerle vizyonlarımızı genişletiyoruz.”

Bugün temelini attıkları bu perspektifin bu genişlemenin bir uygulaması olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için milletimizin karşısına Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümüne atfen 2023 hedeflerimizle İstanbul’un Fethi’nin 600’üncü yıl dönümüne atfen 2053 vizyonumuzla inşallah bu sene fetih şenliklerimizi Atatürk Havalimanı’nda yapacağız. İstanbul’a yakışır bir fetih şenliğini, Atatürk Havalimanı’nda hep birlikte yapacağız. Şöyle muhteşem bir fetih şenliği yapalım ki inşallah cennet mekân Fatih Sultan Mehmet Han’a layık olalım. Malazgirt’in 1000’inci yıl dönümüne atfen 2071 hayallerimiz var bizim. Bu hayallere de ona göre yürüyeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihin en önemli sembolleriyle bu yola çıktıklarını, diğer alanlarda Darülaceze’ye sahip çıkacak projeleri de bu anlayışla hayata geçirmeyi sürdüreceklerini dile getirdi.

Temelini atmak üzere bir araya geldikleri Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri’nin ülkeye, şehre ve sakinlerine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peygamber efendimizin hadisinde buyurduğu gibi insanlara hayrı dokunan kişinin büyüklüğünü ortaya koyacağız. Bu müjdeye muhatap olmak için bu projeye destek veren, katkıda bulunan herkese yine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. İnşallah bu örnek projenin açılışını da beraber yapacağız” ifadelerini kullandı.

İstanbul Müftüsü Safi Arpaguş’un duasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler tören için hazırlanan butonlara basarak ilk harcı temele döktü.