“Üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” “Üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” için yorumlar kapalı 93848

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Merkezi Laboratuvar Açılışı ve Kütüphane Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada akademi dünyasının destek vermediği, katkı sunmadığı bir mücadelenin menzile ulaşma şansı olmadığını belirterek, “Dünyanın her bölgesinde üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yapımı tamamlanan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim ve İleri Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Laboratuvarı BİLTAM’ın açılışı ve üniversite kütüphane binasının temelinin atılması vesilesiyle düzenlenen törene katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma yaptı.

BİLTAM’ın, üniversite tarafından 35 milyon lira yatırım bedeliyle inşa edildiğini, 20 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu ve en son teknolojik imkânlarla teçhiz edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, merkezin; temel tıp bilimleri, fen ve mühendislik alanlarında akademisyenlerin ve öğrencilerin en büyük yardımcısı olacağını söyledi.

“İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ İSMİ, SİZLERE KENDİ ALANINIZIN EN İYİSİ OLMA GÖREVİNİ YÜKLÜYOR”

Hizmete alınan merkezde, üniversitenin deney, analiz, araştırma, geliştirme ve ürün-geliştirme çalışmalarının, topluma yararlı projelere dönüştürüleceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu kurumlarının ihtiyaç duyduğu çeşitli analizlerinin de gerçekleştirileceği merkezin faaliyete geçmesinde katkısı bulunanları tebrik etti.

Törende, yatırım bedeli 65 milyon lirayı aşan 28 bin metrekare kapalı alana sahip olacak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Ziraat Bankası Kütüphanesi’nin temelini de attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kütüphanenin üniversiteye şimdiden hayırlı olması temennisinde bulundu, inşasına destek veren kuruluşlara teşekkür etti.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin, 10 fakültesi, 41 farklı lisans ve diploma bölümü, 60’tan fazla doktora ve yüksek lisans programıyla hedefleri doğrultusunda emin adımlarla ilerlediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yenilikçi, girişimci, toplum ve medeniyet merkezli, uluslararası ve araştırma odaklı bir üniversite hedefinin, sözde kalmayıp fiiliyata geçtiğini görmekten gerçekten memnuniyet duyuyorum” dedi.

Üniversitenin, taşıdığı isim itibariyle ağır ve büyük bir mesuliyetin altında olduğunu; hem 1400 yıllık medeniyetin hem de İstanbul gibi bir şehrin ismini aynı anda taşımanın her kuruma nasip olmayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu durum üniversitemiz açısından hem bir onur ve gurur vesilesi hem de ciddi bir sorumluluk demektir. İstanbul Medeniyet Üniversitesi ismi, sizlere kendi alanınızın en iyisi, en başarılısı olma görevini yüklüyor” diye konuştu.

“BİZ, DÜNYANIN EN İLERİ İLİM MERKEZLERİNİ KURMUŞ BİR ECDADIN TORUNLARIYIZ”

Bu milletin, ilk emri ‘oku’ olan bir dinin müntesibi; kalemin kılıçtan üstün tutulduğu, âlimlerin peygamberlerin varisleri olarak görüldüğü bir medeniyetin mensupları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Biz, Avrupa’nın cehalet karanlığında boğulduğu bir dönemde, dünyanın en ileri ilim merkezlerini kurmuş, tarihe bu şekilde yön vermiş bir ecdadın torunlarıyız. Beyt’ül Hikme’den Nizamiye Medreselerine, Uluğ Bey Medresesinden Orhan Gazi Medresesine, üç kıtaya serpilen külliyelere, şifahanelere, mekteplere kadar, gerçekten büyük bir birikimin mirasçılarıyız.”

Endülüs’te İkinci Hakem’in kütüphanesinde 400 bin ciltlik eserin olduğunu; ancak bu eserlerin tamamının, İslâm’ın İspanya’daki izlerini silmek amacıyla Gırnata’nın meydanlarında yakıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimlerin kitaba düşman olduğunu göstermesi bakımından, ilme düşman olduklarını göstermesi bakımından bunlar çok büyük ispatlardır” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, 12. yüzyılda Diyarbakır Ulu Cami’nin bitişiğinde kurulan kütüphanede bir milyon kırk bin kitabın bulunduğunu, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethedip şehri yeniden imar ederken önceliği kütüphanelere verdiğini de sözlerine ekledi.

“Ne zaman bizi biz yapan bu değerler hiyerarşisi alt-üst olmuştur, işte o zaman gerileme ve çöküş dönemlerimiz başlamıştır. Tarihimizi incelediğimizde ilmi açıdan geriye düşmemizle, siyasi ve askerî açıdan geriye düşmemizin birbirlerini takip ettiğini görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yüzden her fırsatta ilmi çalışmalara, akademik gayretlere, araştırmaya öncelik veren yenilikçi projeleri vurguladıklarını söyledi. 5 milyon kitabı ihtiva edecek Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesinin beş altı ay içinde inşasının tamamlanacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan restorasyonu devam eden Rami Kışlasının da 5 milyondan daha çok kitabı barındıran ve ciltçilik, hat ve tezhip sanatlarının da öğretileceği bir kütüphane olarak hizmet vereceğini söyledi.

“BİLİMDE ÇIĞIR AÇAN BAŞARILARA İMZA ATMA NOKTASINDA HÂLÂ OLDUKÇA GERİDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizi ve milletimizi tarihte olduğu gibi yeniden bilimde, teknolojide, sanatta ve kültürde ileriye taşıyacak çalışmalara ehemmiyet veriyoruz. Ancak, gösterdiğimiz onca gayrete, verdiğimiz onca mücadeleye rağmen hâlen bu hususta arzu ettiğimiz seviyeye ulaşamadığımızı da üzüntüyle belirtmek istiyorum. Bilhassa kitap okuma, nitelikli akademik eserler üretme, bilimde çığır açan başarılara imza atma noktasında hâlâ oldukça gerideyiz. Bakınız burada sizlere meramımızı daha iyi anlatacağına inandığım bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum: İstatistiklere göre ülkemizde her gün televizyon izlemeye altı saat, internete üç saat harcıyoruz. Buna karşın kitap okumaya harcadığımız süre kişi başına günde birkaç dakikayı zor buluyor. UNESCO’nun kayıtlarına göre Türkiye, kitap okuma oranında dünyada 86. sırada bulunuyor. Evet, günde altı saatini televizyona, üç saatini internete, sosyal medyaya ayıran insanımızın, özellikle gençlerimizin, kitap okumaya hasrettiği sürenin dakikalarla ifade edilmesi bize asla yakışmayan bir tablodur.”

“Vakit öldürme mekânları” olarak tanımladığı kafelerin, kütüphanelerden çok daha yaygın ve kalabalık olmasının üzerinde hassasiyetle durmaları gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayata geçirmeye çalıştıkları Millet Kıraathanelerinin, vaktin öldürüldüğü değil, değerlendirildiği yerler olarak yeni bir vizyonu ortaya koyacağına inandığını kaydetti.

“BİZ GELECEĞE DAİR İDDİALARI, HEDEFLERİ, BEKLENTİLERİ OLAN BİR ÜLKEYİZ”

Türkiye’nin, geleceğe dair iddiaları, hedefleri ve beklentileri olan bir ülke; bu milletin de, geçmişinden aldığı kuvvet ve cesaretle geleceğini inşa etme gayreti içinde olan bir millet olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşımayı amaçlıyoruz. 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen bir ülkenin, kitap okuma oranının, nitelikli eserler üretme sayısının, özgün akademik makale rakamının da bununla mütenasip olması gerekecektir. Türkiye gibi binlerce yıla sâri kadim bir medeniyetin temsilcisi olan, küresel ve bölgesel ölçekte iddiaları bulunan bir devletin, her kademede, özellikle ilmi çalışmalarda üst sıralarda bulunması şarttır.”

TÜRKİYE SON 16 YILDA, ÜNİVERSİTELERİN ÖZGÜRLEŞMESİ NOKTASINDA BAŞARILI BİR İMTİHAN VERDİ”

Bu noktada en büyük görevin üniversitelere düştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademi dünyasının destek vermediği ve katkı sunmadığı bir mücadelenin menzile ulaşma şansı olmadığını belirterek “Dünyanın her bölgesinde üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 16 yılda, üniversitelerin özgürleşmesi noktasında başarılı bir imtihan verdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Üniversitelerimiz, uzun yıllar kendilerini esir alan statükonun baskıcı, formatlayıcı, hürriyetleri kısıtlayıcı atmosferinden büyük oranda kurtulmuştur. Türk Üniversiteleri, her ne kadar imtiyazını kaybedenler aksini iddia etseler de, 2002 öncesine göre hem altyapı imkânları hem de akademik özgürlükler bakımından çağ atlamıştır. 28 Şubat döneminin faşist zihniyetinin üniversitelerimizde sebep olduğu tahribat önemli ölçüde giderilirken, üniversitelerin kapıları tekrar milletin evlatlarına açılmıştır. Devleti tapulu malları gibi gören elitlerin himayelerinde serpilen, kimi üniversiteleri âdeta militan yetiştirme kampına dönüştüren terör örgütleri de buralardan temizlenmiştir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki; 16 yıllık mücadelemiz neticesinde birikmiş problemlerin çoğu çözülmüş, ihmaller giderilmiştir. Bilhassa marjinal çevrelerin senelerce istismar ettikleri harç ve yurt gibi öğrencilerimizin kronik sorunlarının tamamı dönemimizde hallolmuştur.”

“BELLİ KALIPLARIN ESİRİ OLMUŞ BİR ÜNİVERSİTENİN, DEĞİŞİME ÖNCÜLÜK YAPMASI BEKLENEMEZ”

Ancak üniversitelerin arzu ettikleri noktada olmadığını ve yeni dönemde niteliğe, kaliteye, yeniliğe, kemiyetten çok keyfiyete odaklanmaları gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınırların kaybolduğu, mesafelerin anlamını yitirdiği bir çağda, üniversitelerin de eski alışkanlıklarını değiştirmesinin önem arz ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “En dinamik, en hareketli, sosyal hayatımızda görünürlüğü en fazla olması gereken kurumların başında üniversitelerimiz geliyor. Durağanlaşmış, belli kalıpların, belli ideolojik bagajların esiri olmuş bir üniversitenin, değişime öncülük yapması da beklenemez. Toplumun önüne düşme cesareti göstermeyen bir üniversitenin ne kendisine ne öğrencisine ne de milletine bir faydası yoktur. Fikir çilesi çekmeden, kütüphanede mesai harcamadan, laboratuvarda saatlerce ter dökmeden, nitelikli eserler verilemez.”

Bilim, ilim, hikmet ve idrak için, önce inancın, sonra gayretin gerektiğini, hayallerin ancak bu şekilde gerçeğe dönüştürülebileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademisyenlere hitaben, “Sizlerin desteği, katkısı ve omuz vermesi olmadan, bizim çabalarımız yarım kalmaya mahkûmdur. Bunun için de Türk üniversitelerinin dünyadaki yükseköğrenim kurumları ile rekabet edebilmesi, hatta onlardan katbekat üstün olması gerekiyor” sözlerine yer verdi.

Açılışı yapılan Bilim ve İleri Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Laboratuvarının hayırlı olması, temeli atılan kütüphanenin en kısa sürede tamamlanarak öğrencilerin ve milletin istifadesine sunulması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, projelerin hayata geçmesinde katkısı olan Ziraat Bankası yönetimine teşekkür etti.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan Arnavutluk’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan Arnavutluk’ta için yorumlar kapalı 87007

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın davetine icabetle gittiği başkent Tiran’da resmî törenle karşılandı.

Tiran Uluslararası Havalimanı’nda düzenlenen törende, iki ülkenin millî marşları çalındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Arnavutluk Başbakanı Rama’nın tören kıtasını selamlamalarının ardından, iki ülke heyetleri takdim edildi.

RECEP PEKER TANITKAN’ ın OBJEKTİFİNDEN 50’nci YIL FOTOĞRAF SERGİSİ. RECEP PEKER TANITKAN’ ın OBJEKTİFİNDEN 50’nci YIL FOTOĞRAF SERGİSİ. için yorumlar kapalı 1491

Dünya ve Avrupa yarışmaları ödüllü ünlü fotoğraf sanatçımız RECEP PEKER TANITKAN 50’inci yıl anısına Ankara Kalesi EMİN ANTİK Sanat Merkezi’nde eserlerini sanatseverlerin beğenisine sundu.

Dünyanın önde gelen sanat merkezlerinden olan EMİN ANTİK Sanat Merkezi’nin Kurucusu İBRAHİM TERZİOĞLU, serginin açılış konuşmasına ünlü Rus Yazar Lev TOLSTOY’un sanat hakkındaki bir deyişiyle başladı.

TOLSTOY’un “Sanat düşünebilen, gerçeği görebilen, toplumu anlayabilen insanların işidir.” deyişini hatırlatan TERZİOĞLU, Türk halkının bağrından çıkan Recep Peker TANITKAN’ın eserlerine EMİN ANTİK Sanat Merkezi olarak ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

EMİN ANTİK SANAT GALERİSİNİN bulunduğu binayı 10 yıl önce satın aldıklarında bir harabe olduğunu hatırlatan İBRAHİM TERZİOĞLU, bugün dünyaca tanınan bir sanat merkezine dönüşmesinde büyük bir gayret ve pay sahibi olan oğlu ve EMİN ANTİK SANAT GALERİSİ’nin sahibi Emin CAN TERZİOĞLU’na da teşekkür etti.

İbrahim TERZİOĞLU’nun konuşmasından sonra kürsüye ünlü ressamlarımızdan Hasan GEMİCİ ve eşi Şükran GEMİCİ geldi. Hasan GEMİCİ, Sanatın bir kurtuluş ve özgürlük alanı olduğunu vurgulayarak sanatın diğer alanlardan farklılığına dikkat çekti.

GEMİCİ, Sanatın sorgulayıcı gözle bakan enteresan bir alan olduğunu da sözlerine ekledi. GEMİCİ’den sonra söz alan Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve TABİAT VARLIKLARI Daire Başkanı BEKİR ÖDEMİŞ de Sergiye katkıda bulunanlara teşekkür ettiği konuşmasında sanatla ilgili projelerin çalışmalarında çok önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Gazeteciler Cemiyeti BAŞKANI Nazmi BİLGİN de Recep Peker TANITKAN’ın çıkardıkları SANATIM dergisiyle sanata büyük bir katkı verdiğini belirtti.

Bilgin, Sanatçının SANATIM dergisiyle SANATÇILARI ve Kaleyi tanıtarak büyük bir hizmet verdiği değerlendirmesinde de bulundu. Sözlerin anlatamadığını fotoğrafın anlattığına işaret eden Nazmi BİLGİN, bu alanda fotoğraf sanatçılığının gelinecek son nokta olduğunu da söyledi.

Eski Ankara Milletvekili ve Kale Derneği Başkanı Şevket Bülent YAHNİCİ de konuşmasında fotoğrafın anı yakalamak olduğunu ifade ederek fotoğraf sanatçılığının çok önemli bir meslek olduğunu belirtti.

YAHNİCİ, değerli fotoğraf sanatçısı Recep Peker TANITKAN’a Ankara Kalesi tanıtımındaki çalışmalarından dolayı da teşekkür etti.

YAHNİCİ, TANITKAN’ın. SANATIM dergisiyle birlikte yayınladıkları ANKARA KALESİ ekinin bunun önemli bir göstergesi olduğunu da bildirdi.

EMİN ANTİK SANAT DANIŞMA KURULU BAŞKANI Sanat Felsefecisi ve eleştirmeni Ümit Yaşar GÖZÜM de serginin fotoğrafın sanata dönüştüğü bir sergi olduğunu dile getirdi.

Sanatseverler, EMİN ANTİK SANAT MERKEZİ’ndeki RECEP PEKER TANITKAN’ın OBJEKTİFİNDEN 50’inci YIL TEMALI FOTOĞRAF SERGİSİ’ni 2 Şubat tarihine kadar ziyaret edebilirler.