“Üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” 0 93549

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Merkezi Laboratuvar Açılışı ve Kütüphane Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada akademi dünyasının destek vermediği, katkı sunmadığı bir mücadelenin menzile ulaşma şansı olmadığını belirterek, “Dünyanın her bölgesinde üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yapımı tamamlanan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim ve İleri Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Laboratuvarı BİLTAM’ın açılışı ve üniversite kütüphane binasının temelinin atılması vesilesiyle düzenlenen törene katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma yaptı.

BİLTAM’ın, üniversite tarafından 35 milyon lira yatırım bedeliyle inşa edildiğini, 20 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu ve en son teknolojik imkânlarla teçhiz edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, merkezin; temel tıp bilimleri, fen ve mühendislik alanlarında akademisyenlerin ve öğrencilerin en büyük yardımcısı olacağını söyledi.

“İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ İSMİ, SİZLERE KENDİ ALANINIZIN EN İYİSİ OLMA GÖREVİNİ YÜKLÜYOR”

Hizmete alınan merkezde, üniversitenin deney, analiz, araştırma, geliştirme ve ürün-geliştirme çalışmalarının, topluma yararlı projelere dönüştürüleceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu kurumlarının ihtiyaç duyduğu çeşitli analizlerinin de gerçekleştirileceği merkezin faaliyete geçmesinde katkısı bulunanları tebrik etti.

Törende, yatırım bedeli 65 milyon lirayı aşan 28 bin metrekare kapalı alana sahip olacak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Ziraat Bankası Kütüphanesi’nin temelini de attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kütüphanenin üniversiteye şimdiden hayırlı olması temennisinde bulundu, inşasına destek veren kuruluşlara teşekkür etti.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin, 10 fakültesi, 41 farklı lisans ve diploma bölümü, 60’tan fazla doktora ve yüksek lisans programıyla hedefleri doğrultusunda emin adımlarla ilerlediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yenilikçi, girişimci, toplum ve medeniyet merkezli, uluslararası ve araştırma odaklı bir üniversite hedefinin, sözde kalmayıp fiiliyata geçtiğini görmekten gerçekten memnuniyet duyuyorum” dedi.

Üniversitenin, taşıdığı isim itibariyle ağır ve büyük bir mesuliyetin altında olduğunu; hem 1400 yıllık medeniyetin hem de İstanbul gibi bir şehrin ismini aynı anda taşımanın her kuruma nasip olmayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu durum üniversitemiz açısından hem bir onur ve gurur vesilesi hem de ciddi bir sorumluluk demektir. İstanbul Medeniyet Üniversitesi ismi, sizlere kendi alanınızın en iyisi, en başarılısı olma görevini yüklüyor” diye konuştu.

“BİZ, DÜNYANIN EN İLERİ İLİM MERKEZLERİNİ KURMUŞ BİR ECDADIN TORUNLARIYIZ”

Bu milletin, ilk emri ‘oku’ olan bir dinin müntesibi; kalemin kılıçtan üstün tutulduğu, âlimlerin peygamberlerin varisleri olarak görüldüğü bir medeniyetin mensupları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Biz, Avrupa’nın cehalet karanlığında boğulduğu bir dönemde, dünyanın en ileri ilim merkezlerini kurmuş, tarihe bu şekilde yön vermiş bir ecdadın torunlarıyız. Beyt’ül Hikme’den Nizamiye Medreselerine, Uluğ Bey Medresesinden Orhan Gazi Medresesine, üç kıtaya serpilen külliyelere, şifahanelere, mekteplere kadar, gerçekten büyük bir birikimin mirasçılarıyız.”

Endülüs’te İkinci Hakem’in kütüphanesinde 400 bin ciltlik eserin olduğunu; ancak bu eserlerin tamamının, İslâm’ın İspanya’daki izlerini silmek amacıyla Gırnata’nın meydanlarında yakıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimlerin kitaba düşman olduğunu göstermesi bakımından, ilme düşman olduklarını göstermesi bakımından bunlar çok büyük ispatlardır” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, 12. yüzyılda Diyarbakır Ulu Cami’nin bitişiğinde kurulan kütüphanede bir milyon kırk bin kitabın bulunduğunu, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethedip şehri yeniden imar ederken önceliği kütüphanelere verdiğini de sözlerine ekledi.

“Ne zaman bizi biz yapan bu değerler hiyerarşisi alt-üst olmuştur, işte o zaman gerileme ve çöküş dönemlerimiz başlamıştır. Tarihimizi incelediğimizde ilmi açıdan geriye düşmemizle, siyasi ve askerî açıdan geriye düşmemizin birbirlerini takip ettiğini görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yüzden her fırsatta ilmi çalışmalara, akademik gayretlere, araştırmaya öncelik veren yenilikçi projeleri vurguladıklarını söyledi. 5 milyon kitabı ihtiva edecek Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesinin beş altı ay içinde inşasının tamamlanacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan restorasyonu devam eden Rami Kışlasının da 5 milyondan daha çok kitabı barındıran ve ciltçilik, hat ve tezhip sanatlarının da öğretileceği bir kütüphane olarak hizmet vereceğini söyledi.

“BİLİMDE ÇIĞIR AÇAN BAŞARILARA İMZA ATMA NOKTASINDA HÂLÂ OLDUKÇA GERİDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizi ve milletimizi tarihte olduğu gibi yeniden bilimde, teknolojide, sanatta ve kültürde ileriye taşıyacak çalışmalara ehemmiyet veriyoruz. Ancak, gösterdiğimiz onca gayrete, verdiğimiz onca mücadeleye rağmen hâlen bu hususta arzu ettiğimiz seviyeye ulaşamadığımızı da üzüntüyle belirtmek istiyorum. Bilhassa kitap okuma, nitelikli akademik eserler üretme, bilimde çığır açan başarılara imza atma noktasında hâlâ oldukça gerideyiz. Bakınız burada sizlere meramımızı daha iyi anlatacağına inandığım bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum: İstatistiklere göre ülkemizde her gün televizyon izlemeye altı saat, internete üç saat harcıyoruz. Buna karşın kitap okumaya harcadığımız süre kişi başına günde birkaç dakikayı zor buluyor. UNESCO’nun kayıtlarına göre Türkiye, kitap okuma oranında dünyada 86. sırada bulunuyor. Evet, günde altı saatini televizyona, üç saatini internete, sosyal medyaya ayıran insanımızın, özellikle gençlerimizin, kitap okumaya hasrettiği sürenin dakikalarla ifade edilmesi bize asla yakışmayan bir tablodur.”

“Vakit öldürme mekânları” olarak tanımladığı kafelerin, kütüphanelerden çok daha yaygın ve kalabalık olmasının üzerinde hassasiyetle durmaları gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayata geçirmeye çalıştıkları Millet Kıraathanelerinin, vaktin öldürüldüğü değil, değerlendirildiği yerler olarak yeni bir vizyonu ortaya koyacağına inandığını kaydetti.

“BİZ GELECEĞE DAİR İDDİALARI, HEDEFLERİ, BEKLENTİLERİ OLAN BİR ÜLKEYİZ”

Türkiye’nin, geleceğe dair iddiaları, hedefleri ve beklentileri olan bir ülke; bu milletin de, geçmişinden aldığı kuvvet ve cesaretle geleceğini inşa etme gayreti içinde olan bir millet olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşımayı amaçlıyoruz. 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen bir ülkenin, kitap okuma oranının, nitelikli eserler üretme sayısının, özgün akademik makale rakamının da bununla mütenasip olması gerekecektir. Türkiye gibi binlerce yıla sâri kadim bir medeniyetin temsilcisi olan, küresel ve bölgesel ölçekte iddiaları bulunan bir devletin, her kademede, özellikle ilmi çalışmalarda üst sıralarda bulunması şarttır.”

TÜRKİYE SON 16 YILDA, ÜNİVERSİTELERİN ÖZGÜRLEŞMESİ NOKTASINDA BAŞARILI BİR İMTİHAN VERDİ”

Bu noktada en büyük görevin üniversitelere düştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademi dünyasının destek vermediği ve katkı sunmadığı bir mücadelenin menzile ulaşma şansı olmadığını belirterek “Dünyanın her bölgesinde üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 16 yılda, üniversitelerin özgürleşmesi noktasında başarılı bir imtihan verdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Üniversitelerimiz, uzun yıllar kendilerini esir alan statükonun baskıcı, formatlayıcı, hürriyetleri kısıtlayıcı atmosferinden büyük oranda kurtulmuştur. Türk Üniversiteleri, her ne kadar imtiyazını kaybedenler aksini iddia etseler de, 2002 öncesine göre hem altyapı imkânları hem de akademik özgürlükler bakımından çağ atlamıştır. 28 Şubat döneminin faşist zihniyetinin üniversitelerimizde sebep olduğu tahribat önemli ölçüde giderilirken, üniversitelerin kapıları tekrar milletin evlatlarına açılmıştır. Devleti tapulu malları gibi gören elitlerin himayelerinde serpilen, kimi üniversiteleri âdeta militan yetiştirme kampına dönüştüren terör örgütleri de buralardan temizlenmiştir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki; 16 yıllık mücadelemiz neticesinde birikmiş problemlerin çoğu çözülmüş, ihmaller giderilmiştir. Bilhassa marjinal çevrelerin senelerce istismar ettikleri harç ve yurt gibi öğrencilerimizin kronik sorunlarının tamamı dönemimizde hallolmuştur.”

“BELLİ KALIPLARIN ESİRİ OLMUŞ BİR ÜNİVERSİTENİN, DEĞİŞİME ÖNCÜLÜK YAPMASI BEKLENEMEZ”

Ancak üniversitelerin arzu ettikleri noktada olmadığını ve yeni dönemde niteliğe, kaliteye, yeniliğe, kemiyetten çok keyfiyete odaklanmaları gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınırların kaybolduğu, mesafelerin anlamını yitirdiği bir çağda, üniversitelerin de eski alışkanlıklarını değiştirmesinin önem arz ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “En dinamik, en hareketli, sosyal hayatımızda görünürlüğü en fazla olması gereken kurumların başında üniversitelerimiz geliyor. Durağanlaşmış, belli kalıpların, belli ideolojik bagajların esiri olmuş bir üniversitenin, değişime öncülük yapması da beklenemez. Toplumun önüne düşme cesareti göstermeyen bir üniversitenin ne kendisine ne öğrencisine ne de milletine bir faydası yoktur. Fikir çilesi çekmeden, kütüphanede mesai harcamadan, laboratuvarda saatlerce ter dökmeden, nitelikli eserler verilemez.”

Bilim, ilim, hikmet ve idrak için, önce inancın, sonra gayretin gerektiğini, hayallerin ancak bu şekilde gerçeğe dönüştürülebileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademisyenlere hitaben, “Sizlerin desteği, katkısı ve omuz vermesi olmadan, bizim çabalarımız yarım kalmaya mahkûmdur. Bunun için de Türk üniversitelerinin dünyadaki yükseköğrenim kurumları ile rekabet edebilmesi, hatta onlardan katbekat üstün olması gerekiyor” sözlerine yer verdi.

Açılışı yapılan Bilim ve İleri Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Laboratuvarının hayırlı olması, temeli atılan kütüphanenin en kısa sürede tamamlanarak öğrencilerin ve milletin istifadesine sunulması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, projelerin hayata geçmesinde katkısı olan Ziraat Bankası yönetimine teşekkür etti.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Yeni Zelanda’da ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum” 0 71280

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Yeni Zelanda’daki terör saldırısı ile ilgili olarak, “Yeni Zelanda’da ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “Yeni Zelanda’da Nur Camii’ne ve orada ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum. Saldırıda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Maalesef dünyada yükselmekte olan ırkçılık ve İslam karşıtlığının yeni bir örneği olarak yaşanan bu acı hadiseden dolayı İslam dünyasına ve Yeni Zelanda halkına ülkem ve şahsım adına başsağlığı diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Ülkemizdeki Her Vatandaşımızın En Iyi Sağlık Hizmetlerini Alabileceği Bir Yapı Kurduk” 0 85008

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Ülkemizdeki her bir vatandaşımızın, yaşadığı yere, gelirine, statüsüne bakılmaksızın en iyi sağlık hizmetlerini alabileceği bir yapı kurduk. Hastanelerimizi, binalarından içindeki teçhizata kadar her şeyiyle modernleştirdik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Canımızı emanet ettiğimiz sağlık çalışanlarımızı yılın bir günü değil her günü baş tacı etsek yeridir” dedi.

“HEMŞİRELERİMİZİN DE 3600 EK GÖSTERGE MESELESİNİ SÖZ VERDİĞİMİZ ŞEKİLDE ÇÖZECEĞİZ”

Sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların affedilir, hafife alınır tarafı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz sağlık çalışanlarımızın sıkıntılarını çözmek için her türlü gayreti gösterdik, gösteriyoruz. Son olarak, polislerimiz ve öğretmenlerimizle birlikte hemşirelerimizin de 3600 ek gösterge meselesini söz verdiğimiz şekilde çözeceğimizi burada tekrar ifade etmek istiyorum. İnşallah seçimden sonra ele alacağımız konulardan biri de budur” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki en büyük mutluluğu sağlık olarak gören bir medeniyetin mirasçısıyız. Bu anlayışla, hükûmete gelir gelmez ilk yaptığımız işlerden biri, sağlık sistemimizi baştan sona değiştirmek olmuştur. Çünkü eski Türkiye’de içimizi en çok acıtan konulardan biri sağlık sistemimizin eksikleri, yanlışları, yetersizlikleri yüzünden ortaya çıkan vahim görüntülerdi” ifadelerini kullandı.

“GÖREVE GELİR GELMEZ SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI BAŞLATTIK”

Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet bir nefes sıhhat gibi” sözünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla hareket ederek, iktidara geldiklerinde ilk yaptıkları işlerden birinin sağlık sistemini baştan sona değiştirmek olduğunu vurguladı ve her bir vatandaşın yaşadığı yere, gelirine, statüsüne bakılmaksızın en iyi sağlık hizmetlerini alabileceği bir yapı kurduklarını, hastaneleri her şeyiyle modernleştirdiklerini anlattı.

Türkiye’deki mevcut bin 156 hastanenin büyük bölümünü yeniden yaparak toplamda bin 282 yeni hastane inşa ettikleri, birinci basamak sağlık kuruluşlarının sayısını 8 bin 850 ilaveyle 15 bin 920’yi ulaştırdıkları, yatak kapasitesini 136 bin ilaveyle 239 binin üzerine çıkarttıkları bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık çalışanlarının sayısının da 550 bin ilaveyle 1 milyon 17 bine yükselttiklerini, uçağıyla, helikopteriyle, paletlisiyle, teknesiyle, motoruyla her biri en modern cihazlarla donatılmış 5 bin ambulansı da vatandaşların hizmetine sunduklarını kaydetti.

“ŞEHİR HASTANELERİNİ SAĞLIK SİSTEMİNİN ZİRVESİ OLARAK GÖRÜYORUM”

Türkiye’nin bugün 1 milyon 250 binin üzerinde vatandaşına evde sağlık hizmeti verebilen bir ülke hâline geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla da yetinmeyerek, çok daha ileri standartlara ulaşmak şehir hastanelerini gündeme getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerini sağlık sisteminin zirvesi olarak gördüğünü dile getirerek, hedeflerinin şehir hastanesi alanına giren bir vatandaşın başka hiçbir yere gitme ihtiyacı duymadan tüm teşhis ve tedavisinin burada yapılması olduğunu açıkladı.

Bu işin sadece kamunun imkânları ve çalışma tarzıyla hayata geçirilmesinin zorluğunu gördükleri için özel sektörü devreye almaya karar verdiklerini işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2007 yılında kamu-özel ortaklığı çalışmalarını yürütecek birimi kurduklarını, Emekli Sandığı, SSK ve diğer bakanlıklara ait hastanelerin hepsini bir çatı altında topladıklarını ve 2013 yılında şehir hastaneleriyle ilgili imza törenini gerçekleştirerek, inşaat sürecine başladıklarını anlattı.

Bugüne kadar Yozgat, Mersin, Isparta, Adana, Kayseri, Elazığ, Eskişehir ve Manisa şehir hastanelerinin kamu-özel ortaklığı formülüyle inşa edilerek hizmete alındığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin de ilavesiyle bu alanda tamamı nitelikli 12 bin 100 yatak, 2 bin 831 poliklinik, bin 999 yoğun bakım yatağı ve 410 ameliyathane sayısına ulaşıldığı bilgisini paylaştı.

“ŞEHİR HASTANELERİNDE KANSER TEDAVİSİ, EN İLERİ YÖNTEMLERLE VE EN UYGUN MALİYETLE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR”

Bilkent Şehir Hastanesi’nin temeli ilk atılanlardan biri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehir hastanelerimiz yüzde 90’ları bulunan doluluk ve yine yüzde 90’ları bulan memnuniyet oranıyla milletimiz tarafından kucaklanmış, benimsenmiş, hüsnükabul görmüştür” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerinin bir diğer özelliğinin de çağın en yaygın ve ölümcül hastalığı hâline gelen kanser tedavisinde açtığı çığır olduğuna vurgu yaparak, kanser tedavilerinin bu hastanelerde yerli ve millî çözümler sayesinde hem en ileri yöntemlerle hem de en uygun maliyetle gerçekleştirildiğini söyledi.

“SAĞLIK VADİSİ VE YAŞAM BİLİMLERİ TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGESİ KURACAĞIZ”

Şehir hastanelerinin işletme modeli sayesinde teknolojilerini sürekli güncel tutacak olmasının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapım ve işletme süreçlerinde uluslararası kalite standartlarının gözetildiği bu hastanelerin her birinin akıllı bina olarak inşa edildiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “İçinde bulunduğumuz bölge, ODTÜ, Bilkent, Hacettepe, TOBB üniversitelerimiz yanında teknokentleriyle, AR-GE merkezleriyle ülkemizin önemli teknoloji merkezlerinden biridir. Sağlık sektörü, teknolojinin en yoğun kullanıldığı alanların başında geliyor. Bilkent Şehir Hastanemizin merkezinde yer aldığı bu bölgede bir sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız.

Bilkent Şehir Hastanemizin merkezinde yer aldığı bu bölgede inşallah 600 dönümlük bir sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız. Yani biz bu konudaki bütün gerekli olan araç-gereci de işte bu 600 dönümlük bölgede inşa edeceğimiz yerlerde üretmeye başlayacağız. Burada garbın ilmini de alacağız, onlarla birlikte yatırımlara da gireceğiz ve kendi kendimize yeter hâle geleceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitelerdeki hocaların yanı sıra yurt dışında olan hocaların da tekrar Türkiye’ye davet edeceklerini, buralarda işin üretimini bizzat yapar hâle geleceklerini sözlerine ekleyerek, “Amacımız, hekimlerimizin ve mühendislerimizin aynı endüstri çatısı altında çalışabileceği sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik bir cazibe merkezi oluşturmaktır” dedi.

“İLAÇ VE TIBBİ TEKNOLOJİLERDE İHRACATÇI ÜLKE HÂLİNE GELMELİYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözünü ettiği bu projenin yetişmiş insan gücünü Türkiye’de tutmaya yönelik olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını burada önemli görevler düştüğünü, projeyi bir an önce hayata geçirmelerini beklediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi ilaç ve tıbbi teknolojiler alanında da ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarmalı, daha da önemlisi büyük bir ihracatçı ülke hâline gelmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Etlik’teki şehir hastanesinin de önümüzdeki yıl hizmete gireceğini ve böylelikle Ankara’daki hastane sıkıntısını giderecek noktaya geleceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eminim şehir hastanelerimizden de en çok yine istemeyenler istifade edecek. Varsın istifade etsin, bizim bu noktada bir derdimiz, sıkıntımız yok. Zira biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Ayrımcılık yapamayız, biz ehli hizmetiz bunu yapacağız. Bu ülkenin her vatandaşı gibi bu hizmetler onların da hakkıdır, helali hoş olsun. Ancak her hizmetten sonuna kadar istifade etmeleri, yapılan her yeni işe karşı çıkmalarına engel olmuyor biz yapacağız” şeklinde konuştu.

“MİLLETİMİZİN NEYE İHTİYACI VARSA, O DOĞRULTUDA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Adnan Menderes’in İstanbul’a kazandırdığı yolları, bulvarları, caddeleri gören muhalefetin, “Yollar yağ gibi ekmeğe sürüp yeriz herhalde” diyerek Menderes’in yatırımlarıyla dalga geçtiklerini hatırlatarak, şöyle devam etti: “Şimdi eminim Bilkent Şehir Hastanemizi görünce uzay üssü gibi hastane, herhalde buradan Ay’a gideriz diyeceklerdir. Gerçi bunlar ülkemizin uzay çalışmalarına da karşı çıktılar. Biliyorsunuz Türkiye Uzay Ajansı’nın kuruluş kanununu iptal için Anayasa Mahkemesi’ne götürdüler. Bunların bir milletvekili de ‘yapılan yol ve köprüleri kemirerek, buzdolabı yalayarak beslenir, dünya liderleriyle övünürler, bunlara her şey müstahak’ diyerek kendi kifayetsizliğini, suçunu millete yüklüyor. Milletinin geleceği için hayali olmayan, vizyonu olmayan işte böyle saçmalar, işte böyle kin kusar. Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kimin ne dediğine bakmadan sadece milletimizin neye ihtiyacı varsa, ülkemiz nereye ulaşması gerekiyorsa o doğrultuda çalışmaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’u ziyaret eden ABD’li bir turistin kendisinden ABD ziyaretinde eski ABD Başkanı Barack Obama’dan sağlık reformunu çıkarmasını istemesini söylediğini anlatarak, “Yani benim ülkemin insanı nasıl bir sağlık reformuyla iç-içe olduğunu bilmeli. Yani Kanuni’nin torunları olarak bizler işte halkımın bir sağlıklı nefesini bir devlete feda etmeye hazırız” ifadelerini kullandı. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin yapımında emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık çalışanlarına başarı, hastalara da Allah’tan şifa dileyerek konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra beraberindekilerle birlikte Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Açılışın ardından hastaneyi gezerek incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hastane personelinden yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi aldı ve sohbet etti.