“Gençlerimizin eline silah vermekle, uyuşturucu madde tutuşturmak arasında hiçbir fark yoktur” “Gençlerimizin eline silah vermekle, uyuşturucu madde tutuşturmak arasında hiçbir fark yoktur” için yorumlar kapalı 74865

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, “Gençleri ölüme gönderen terör örgütlerine karşı nasıl tavizsizsek, evlatlarımızın sağlığını ve istikbalini çalan uyuşturucu tacirlerine karşı da aynı şekilde tavizsiz davranıyoruz. Bizim nazarımızda gençlerimizin eline silah vermekle, uyuşturucu madde tutuşturmak arasında hiçbir fark yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2. Uluslararası Uyuşturucu Politikaları ve Halk Sağlığı Sempozyumu’na katıldı. Yeşilay tarafından WOW Kongre Merkezinde gerçekleştirilen sempozyumda Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında, İstanbul Samandıra’da yaşanan helikopter kazasında şehit olan askerler için Allah’tan rahmet, yaralı asker için acil şifa temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve millete başsağlığı dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim milletimizi ve özellikle askerimizi her türlü kazadan, afetten, beladan korusun” temennisinde bulundu.

“YEŞİLAY, BUGÜN KÜRESEL BİR MARKAYA DÖNÜŞTÜ”

Sempozyumu düzenleyen Yeşilay yönetimine ve etkinliğe tebliğleriyle katkı veren katılımcılara teşekkürlerini ileterek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir asır önce alkol ve madde bağımlılığıyla mücadele için kurulan Yeşilay’ın bugün küresel boyutta bir markaya dönüştüğünü söyledi.

Türkiye içinde 107 şubesi ve dünya genelinde 41 ülkedeki aynı isimli kuruluşlarıyla her geçen gün büyüyen Yeşilay’ın, uluslararası alanda giderek daha çok kabul görmeye başladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, alkol ve tütünün yanı sıra bağımlılığın her türlüsü ile mücadele eden Yeşilay’ın çalışmalarını desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi.

“ASIL MESELE, KÖTÜ ALIŞKANLIKLARIN KÖK SALABİLMESİNE ZEMİN HAZIRLAYAN İKLİMİ ORTADAN KALDIRMAK”

“Uyuşturucu ve alkol tüketiminin yaygınlaşmasından tütün tüketimiyle mücadele istediğimiz neticeleri bu alanda alamamamızdan eğer şikâyet ediyorsak, çalışma yöntemlerimizi demek ki gözden geçirmemiz gerekiyor, bir yerde bir eksiklik var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl meselenin; toplumda bu tür kötü alışkanlıkların kök salabilmesine zemin hazırlayan iklimin ortadan kaldırılması olduğunu belirtti.

Bunun yolunun da eğitimden, kültürden, medeniyet değerlerinin yeni nesillerin ve toplumun tamamına en iyi şekilde aktarılmasından geçtiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açık konuşuyorum; haramı, helali bilen bir toplumda uyuşturucu diye, alkol diye, hırsızlık diye, haksızlık diye bir sorun olmamalıdır, olamaz. Eğer bu tür sıkıntılar varsa ve büyüyorsa, bağımlılıktan öte başka sıkıntılarımız var demektir” diye konuştu.

Cehaletin, okuma-yazma bilmemek değil, kültürünü, medeniyetini ve onların ürünleri olan değerleri bilmemek olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de en azından bir kesimin, içinde bulunduğu cehalet karanlığında giderek daha fazla boğulduğunu görmekten üzüntü duyduklarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kim olduğundan habersiz, nereden geldiğini ve nereye gittiğini bilmeyen, günübirlik yaşayan, hayatta ölçüsü, geleceğe dair ideali olmayan bu kesim için üzülmekten daha fazlasını yapmak zorundayız” şeklinde konuştu.

“BAĞIMLILIKTAN KAYNAKLANAN SIKINTILARIN ÖNÜNE SADECE POLİSLE, SOSYAL HİZMET UZMANIYLA GEÇİLEMEZ”

Türkiye’nin geçen 16 yılını değerlendirirken, eğitim ve kültür politikalarının yetersizliğinden hayıflanmalarının, bu tür konularda arzu ettikleri mesafeyi kat edememelerinden kaynaklandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “En güzel okulları yaptık, içlerini en modern araçlarla donattık, öğretmensiz sınıf bırakmadık; ama bu okullara topladığımız çocuklara neler vermemiz gerektiği hususunda yeteri kadar tefekkür edemedik. Kültür ve sanat politikalarını desteklemek adına çok ciddi bütçeler ayırdık, çok önemli fiziki altyapılar oluşturduk; ama kendi kadim tarihimizi, kültürümüzü, sanat anlayışımızı yeni nesillere aktarma, benimsetme, daha ileriye taşıma konusunda ortada kayda değer bir netice göremiyoruz. Böyle olduğu için de işte bugün burada uyuşturucudan, alkolden, tütünden, bütün bunlardan kaynaklı bağımlılık tehdidinin sürekli büyümesi karşısında neler yapabileceğimizi konuşmak zorunda kalıyoruz.”

Bağımlılıkla terörün birbirine benzediğini vurgulayarak, “Her ikisiyle de etkin mücadelenin yolu sivrisineklerle uğraşmak yanında aslı bataklığı kurutmaya çalışmaktır, bunu başarmamız lazım” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kaynağı kesilmediğinde bağımlılıktan kaynaklanan sıkıntıların önüne sadece polisle, jandarmayla, sosyal hizmet uzmanıyla, sağlık personeliyle geçilemeyeceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülke yönetiminin en üst düzey sorumlusu olarak bu tür toplantılardan beklentisinin, meselenin asıl kaynağının tespiti ve çözümü hususunda yol haritasının çıkarılması olduğunu belirtti ve “Uzmanlar olarak sizler bize bu rehberliği yaptığınızda, işimiz çok daha kolaylaşacaktır” diye ekledi.

“DİĞER PEK ÇOK SORUN GİBİ, UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞININ DA YÜKÜNÜ DÜNYADAKİ MAZLUM TOPLUMLAR ÇEKİYOR”

Diğer pek çok sorun gibi, uyuşturucu ve alkol bağımlılığının da yükünü dünyadaki mazlum toplumların çektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yoksullukla bağımlılığın bir arada olmasının düşündürücü olduğunu kaydederek, “Hayatını idame ettirmekte zaten zorluk çeken toplumlarda bu tür kötü alışkanlıkların yaygınlaşmasının masum bir eğilim olmadığına inanıyorum” diye ekledi.

Dünyada devlet eliyle yapılan teşviklerle yaygınlaşan alkol kullanma sorununun, hâlâ ciddi boyutlarda olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tütün alışkanlığının uzun yıllar uluslararası şirketler tarafından özendirildiğine ve medyanın etkili bir araç olarak kullanıldığına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uyuşturucu bağımlılığının ciddi boyutlarda olduğu geri kalmış ülkelerin kahir ekseriyetinin önemli yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip olması, aslında hadisenin gerisindeki sebeplerle ilgili olarak bize fikir veriyor” ifadelerini kullandı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNİN EN ÖNEMLİ FİNANSMAN KAYNAĞI, UYUŞTURUCU TİCARETİDİR”

Bağımlılığın çeşitlendiğine ve artık elektronik araçlara yönelik bağımlılıktan söz edildiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekran bağımlılığının çok daha büyük tehditler oluştuğunun altını çizdi ve “Eğer bugün iki yaşındaki bir yavru o cep telefonuyla ona o kadar bağlı hâle geliyor ki, her şeyinden kopuyor, hatta annesinden, babasında kaçıyor, giriyor bir odaya, odanın içerisinde onunla meşgul oluyor” değerlendirmesinde bulundu. Bunun ayrı bir tehdit olduğunu ve buna karşı neler yapılabileceğinin üzerinde çalışılması gerektiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 milyonluk Türkiye’de bugüne kadar 70 milyon cep telefonu satılmış olmasının ciddi olumsuz sinyaller verdiğini kaydetti.

Terör örgütlerinin en önemli finansman kaynağının, uyuşturucu ticareti, alkol ve tütün ürünleri kaçakçılığı olduğunun altını çizen ve bunun tesadüf olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bağımlılık yapan maddeler öyle tehlikelidir ki üreten de, taşıyan da, satan da bunların aynı zamanda tüketicisi olmaktan kurtulamaz. Dolayısıyla bağımlılık yapan ürünlere karşı verilen mücadele, aynı zamanda terörün kaynaklarını kurutmaya yönelik bir mücadeledir” dedi.

Türkiye’nin son yıllarda terörle mücadelede kat ettiği mesafenin en önemli sonuçlarından birinin, taşınmasına ve tüketime yönelik uyuşturucu ticaretinin tüm çeşitlerine büyük darbeler vurulması olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gayemiz, kendimizi de, diğer ülkeleri de bu büyük oyunun malzemesi ve hedefi olmaktan çıkarmaktır” sözlerine yer verdi.

Konuşmasında elektronik sigaranın da sigara bağımlılığına dikkat çekerek elektronik sigara üretimine yönelik yatırım yapmak isteyenlerin Türkiye’ye 500 milyon, 1 milyar dolarlık yatırım yapma teklifiyle kendisine geldiğini ve izin vermediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizin tezgâhınız başka. Siz buradaki gençliği buna alıştırmak istiyorsunuz. Kusura bakma, biz buna müsaade etmeyiz” ifadelerini kullandı.

“MÜCADELEYİ HER ALANDA YÜRÜTMEDEN TERÖRİZMLE BAŞA ÇIKILAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Terör örgütlerinin arkasında duranlar, teröristleri teşvik edenler, aynı zamanda onların bu tür faaliyetlerine de destek verdiklerini bilmelidir. Mücadeleyi her alanda yürütmeden terörizmle başa çıkılamaz. Ancak terörle olduğu gibi terör örgütlerinin uyuşturucu ticaretiyle mücadelemizde de yeteri kadar destek alamadığımızı burada özellikle belirtmek isterim. Terör örgütlerini açıkça ve gizlice destekleyenlerin ‘İslami terör’ yaftasıyla tüm Müslümanları töhmet altında bırakıyor olmaları da ayrıca bir garabet örneğidir. İslam’la terörü kimse bir araya getiremez. Zira İslam, kelime anlamı itibariyle ‘silm’ kelimesinden türemiştir, onun anlamı da barıştır. Barışı emreden bir dinin terörle yan yana konulması mümkün olabilir mi? Ama dert başka? Dert, işte bu DEAŞ gibi malum şu anda terörün en önemli temsilcilerinden olan bu örgütlerle İslam’ı kirletmek; buna biz müsaade etmeyeceğiz, elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz, vermeye devam edeceğiz.

Dünyada İslam dışında ismi terörle yan yana getirilen bir başka dinin olmamasının, bu kavramın kasıtlı şekilde kullanıldığını gösterdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hristiyani terör diyor musunuz veya Musevi terör diyor musunuz? Musevilerden teröre bulaşan yok mu? Hristiyanlardan teröre bulaşan yok mu? Var. Peki onları niye konuşmuyorsunuz?” dedi.

Gezi olaylarında uluslararası medyanın sürekli Taksim’i gösterdiğini hatırlatan ve hâlen Paris’te devam eden terör eylemlerinin ise uluslararası medyada yer almadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Niye görmüyorlar? Onların lekelenmesini istemiyorlar. İsteseniz de istemeseniz de dünya bunu takip ediyor. Ve Türkiye’nin bu konudaki azmini, kararlılığını gayet iyi biliyor” diye ekledi.

“TÜRKİYE, UYUŞTURUCU TİCARETİNE KARŞI EN AĞIR CEZALARIN VERİLDİĞİ ÜLKELERDEN BİRİ”

İnsanı merkeze almayan bir anlayışla yürütülecek bağımlılıkla mücadele çabasının, beyhude olacağına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yürüttükleri sosyal destek programlarıyla, bireyden başlayıp aileye ve toplumun tüm kesimlerine kadar yayılan çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi ve konuşmasın yürütülen çalışmalardan örnekler verdi.

“Gençleri ölüme gönderen terör örgütlerine karşı nasıl tavizsizsek, evlatlarımızın sağlığını ve istikbalini çalan uyuşturucu tacirlerine karşı da aynı şekilde tavizsiz davranıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, cezaevlerinde uyuşturucu suçlarından dolayı 52 bin mahkûmun olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dertlerinin; uyuşturucu müptelası olmaktan halkı da, gençliği de kurtarmak olduğunu dile getirdi ve “Bizim nazarımızda gençlerimizin eline silah vermekle uyuşturucu madde tutuşturmak arasında hiçbir fark yoktur” diye konuştu.

Türkiye’nin, uyuşturucu ticaretine karşı en ağır cezaların verildiği ülkelerden biri olduğunu ve cezaevlerinde bu suçlardan on binlerce kişinin bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda en küçük bir geri adım düşünmediklerini, daha etkili olacak ne tür tedbirler alınabileceği konusunu değerlendirdiklerini açıkladı.

“ÇOCUKLARININ YARDIMA İHTİYACI OLDUĞUNU DÜŞÜNEN AİLELERE DEVLETİN KAPILARI SONUNA KADAR AÇIKTIR”

Bu konuda en önemli görevin ailelere düştüğüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ebeveynlerin; çocuklarının alkol ve uyuşturucu batağına sürüklenmesinin önüne geçmek için bilinçli ve uyanık olmaları gerektiğini söyledi. Ailenin tespit edemediği bir sorunun, devletin diğer birimlerinin üzerine yıkmanın adil bir yaklaşım olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocuklarının yardıma ihtiyacı olduğunu düşünen ailelere devletin kapıları sonuna kadar açıktır. Ama meselenin hem tespitinde hem çözümünde en büyük sorumluluk aile bireylerine aittir” dedi.

Okulların her bakımdan olduğu gibi bağımlılık tehdidinden de uzak kalması konusunda, İçişleri ve Millî Eğitim Bakanlıklarının yakın iş birliği içinde çalıştıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan bu çabaya; Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar ile Sağlık, Gençlik ve Spor Bakanlıklarının, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Yeşilay başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının da destek vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocuklarımıza hayatlarının her alanında ihtiyaç duydukları hizmetleri sağladığımızda bağımlılık tehlikesi kendiliğinden ortadan kalkacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Previous ArticleNext Article

Ankara Kalesi’nin Güzide Sanat Merkezi EMİN ANTİK’ten HEYKEL VE RESİM SERGİSİ. Ankara Kalesi’nin Güzide Sanat Merkezi EMİN ANTİK’ten HEYKEL VE RESİM SERGİSİ. için yorumlar kapalı 11228

Dünyanın önde gelen sanat merkezlerinden EMİN ANTİK tarihi mekanındaki yeni sanat sezonunu HEYKEL VE RESİM SERGİSİYLE açtı.

Serginin açılışına FİNLANDİYA Büyükelçisi Ekselansları Ari MAKİ de katıldı. Erzurum Milletvekili Muhammet Naci CİNİSLİ de EMİN ANTİK sanat merkezinin sezon açılışını çiçek ve mesaj göndererek kutladı.

Emin ANTİK sanat Merkezi sezon açılışında Erzurum Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim üyelerinin eserlerine ev sahipliği yapıyor.

EMİN ANTİK Sanat Merkezi, Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Serap BULAT ve Mustafa BULAT’la birlikte Resim Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin KAYSERİLİ’nin nadide eserlerini sanatseverlerle buluşturdu.

Ressam Öğretim Üyesi Profesör Dr. Mehmet Emin KAYSERİLİ eserlerinde Anadolu coğrafyasının suyunun toprağının organik olarak nüfuz eden karakterine odaklanıyor. Heykelde ise karı koca sanatçılar Pr. Dr. Serap BULAT ve Mustafa BULAT eserlerinde doğal formlardan yola çıkarak soğuk ve sıcak malzemeleri bir arada işleyerek organik ve inorganik formları içerisinde kullanmaya odaklanıyor.

Serginin açılışı EMİN ANTİK Sanat Merkezini Kurucusu İbrahim TERZİOĞLU’nun konuşmasıyla başladı. İbrahim TERZİOĞLU, konuşmasında Sanatın, Türk kültüründeki aldığı mümtaz yere vurgu yaparak bugüne kadar alınan mesafenin önemini anlattı. Atatürk’ün “Yüksek Türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte gerçek budur.” sözüne atıfta bulunan TERZİOĞLU, sanatında bu çerçeve içinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Eski Ankara Milletvekili, Kale Derneği Başkanı Şevket Bülent YAHNİCİ de Kadim Ankara’nın tarihi müze ve doğal güzelliklerini anlattığı konuşmasında 11 Temmuz’da düzenledikleri “ KALE’de SANAT GÜNÜ’ etkinliğinden sonra 22 Ekim ve 24 Ekim tarihleri arasında Ankara Kalesi’nde SANAT GÜNLERİ düzenleyeceklerini bildirdi.

İbrahim ÇEÇEN Vakfı Genel Müdiresi Meral DİNÇER de konuşmasında sergiyi düzenledikleri için İbrahim TERZİOĞLU ve sanatçılara teşekkür ederek “Sanatsız olmayalım, sanatı yaşatalım, elbirliğiyle sanatı hep birlikte filizlendirelim” dedi.

Ressam, Öğretim üyesi Mehmet Emin KAYSERİLİ de şunları söyledi; Yaşadığımız dünyada yer alan kültürler bilinçaltına yerleşiyor. Bu çerçevede Anadolu’yu yeniden yorumlamak, yeniden okumak kolaçan etmek renk ve çizgide yeniden şekillendirmek gerekiyor.

Karı koca heykeltıraşlar Serap BULAT ve Mustafa BULAT ise konuşmalarında eserlerinde yer verdikleri insan figür ve konularınındaki detaylardan bahsettiler.

Serginin açılışında son konuşmacı EMİN ANTİK Sanat Danışma Kurulu Başkanı Ümit Yaşar GÖZÜM de sanatseverlerin kültürel etkinlik ve müzeleri ziyaret etmelerinin önemine değinerek “kültürel olarak ayakta kaldığımız sürece var olduğumuzu“ ifade etti.

Sanatçıların Heykel ve RESİM dalında eserlerinin yer aldığı EMİN ANTİK SANAT MERKEZİ’ndeki sergiyi sanatseverler 3 Kasım tarihine kadar ziyaret edebilecekler.