“Akdeniz’de ekonomik ve siyasi hâkimiyet kurmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz” “Akdeniz’de ekonomik ve siyasi hâkimiyet kurmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz” için yorumlar kapalı 93931

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Akdeniz’de, kimi ülkelerin kendi iç meseleleriyle uğraşmasını fırsat bilerek, hakları olmayan alanlarda ekonomik ve siyasi hâkimiyet kurmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Türkiye olarak ne Doğu Akdeniz’de ne de diğer bölgelerde kendi tezlerimizden en küçük bir taviz vermeyecek, milletimizin ve dostlarımızın haklarını sonuna kadar savunacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında İstanbul Sancaktepe’de dün düşen askerî helikopterde şehit olan askerlere Allah’tan rahmet temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ebediyete uğurlanacak olan Albay Gökselin Aytural, Üsteğmen Aykut Yurtsever, Astsubay Emre Vahit Bekli ile Uzman Çavuş Şahin Aslan’ın ailelerine başsağlığı dileklerimi iletti. Yaralı askere de acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah milletimizi ve askerimizi her türlü kazadan, beladan, afetten muhafaza etsin. Hâlen sınırlarımız içinde ve dışında görev yapan tüm askerlerimize başarılar diliyor, her birini ayrı ayrı selamlıyorum” diye ekledi.

“DOĞU AKDENİZ VE DİĞER BÖLGELERDE KENDİ TEZLERİMİZDEN EN KÜÇÜK BİR TAVİZ VERMEYECEĞİZ”

Türkiye’nin iç siyasetinde, bölgede ve dünyada önemli gelişmelerin yaşadığı bir dönemden geçildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akdeniz’de, Ege ve Kıbrıs’taki haklar meselelerinin, eskiden beri Türkiye’nin üzerinde hassasiyetle durduğu konular olduğunu söyledi.

Son dönemde hidrokarbon arama faaliyetleri sebebiyle, bu bölgedeki sorunların çok daha büyük çıkar çatışmalarının konusu olmaya başladığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arkasına kimi Avrupalı devletleri alan Yunanistan’ın ve onunla birlikte hareket eden Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin pervasız davranışları en başta kendileri için bir tehdit ve tehlike kaynağı hâline gelmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’yi, 12 mil meselesinde âdeta Ege Denizi’ne ayak basamaz, Kıbrıs meselesinde kendi haklarını savunamaz duruma getirme gayretlerinin beyhude olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası hukuktan ve teamüllerden kaynaklanan haklarımızı sonuna kadar kullanmakta, buna engel olmak isteyenlere de hadlerini bildirmekte kararlıyız” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fırsatçılığın kötü; uluslararası ilişkilerde fırsatçılığın ise çok daha kötü olduğunu belirtti ve sözlerinin devamında şunları ekledi: “Akdeniz’de kimi ülkelerin kendi iç meseleleriyle uğraşmasını fırsat bilerek hakları olmayan alanlarda ekonomik ve siyasi hâkimiyet kurmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Mülteci akını karşısında âdeta tir tir titreyenler, konu petrol, doğal gaz ve siyasi rant olduğunda birden aslan kesiliyor. İnsanlığa karşı vazifelerini yerine getirmeyenlerin ekonomik çıkar için tüm kuralları ve uygulamaları zorlamaları riyakârlıktır. Şu anda 4,5 milyon insanı ülkesinde barındıran bir Türkiye var, diğer tarafta ise botlarla Akdeniz’e açılanları, hatta botlarını şişlemek suretiyle Akdeniz’in, Ege’nin sularına gömenler var. Bunların hangisi acaba insandan yana, insan haklarından yana? Geçmişte bize de defalarca oynanmış bu oyunlara artık karnımız toktur. Türkiye olarak ne Doğu Akdeniz’de ne de diğer bölgelerde kendi tezlerimizden en küçük bir taviz vermeyecek, milletimizin ve dostlarımızın haklarını sonuna kadar savunacağız.”

“KARADENİZ’İN BİR AN ÖNCE ‘BARIŞ DENİZİ’ HÂLİNE GELMESİNİ İSTİYORUZ”

Karadeniz’de bir başka gerilimin giderek tırmandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ile Ukrayna arasında bir süredir durgunlaşmış gibi görünen hadiselerin yeniden alevlenmiş olmasından üzüntü duyduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hem Rusya’yı hem de Ukrayna’yı yakın dostu olarak gören, her ikisiyle de kurduğu derin iş birliğini geleceğe taşıma gayretinde bir ülke olarak Karadeniz’in bir an önce ‘barış denizi’ hâline gelmesini istiyoruz” dedi.

Rusya ve Ukrayna’ya, sorunlarını diyalog yoluyla çözmeleri çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın siyasi, ekonomik ve askerî olarak ciddi tehditlerin pençesinde kıvrandığı bir dönemde, Rusya ve Ukrayna’yı karşı karşıya değil yan yana görmekten memnuniyet duyacaklarını dile getirdi.

“BÖLGEMİZDEKİ DEAŞ BALONUNU, TÜRKİYE’NİN FIRAT KALKANI HAREKÂTI PATLATMIŞTIR”

Konuşmasında Suriye meselesine de değinerek konunun Türkiye’nin güvenlik önceliklerinin en başında yer almayı sürdürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın son yıllardaki en ciddi insani krizine sahne olan Suriye’de yaşananlar karşısında belki de tek ilkeli duruşu sergileyen ülke biziz” diye konuştu.

DEAŞ bahanesiyle pek çok ülkenin Suriye topraklarında çıkar ve rant peşinde koşarken Türkiye’nin risk alarak, sahaya girdiğini ve terör örgütüne en ağır darbeyi vurduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açık konuşuyorum, bölgemizdeki DEAŞ balonunu Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekâtı patlatmıştır” ifadelerini kullandı.

Dünyayı korkutmak için şişirilen, büyütülen ve dev aynasında gösterilen DEAŞ’ın, nasıl bir proje olduğunun, Türkiye’nin sahaya girmesiyle görüldüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün hâlâ Suriye’nin belirli yerlerinde DEAŞ’ın varlığını sürdürüyor gibi gözükmesinin sebebi, aynı oyunun yeniden sahneye konulmak istenmesidir” vurgusunda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Buradan tüm dünyaya sesleniyor ve diyorum ki; Suriye’de DEAŞ yoktur, sadece DEAŞ görüntüsü altında bu ülkeyi ve bölgeyi karıştırmak için yedekte bekletilen, eğitilen, donatılan, varlıklarını sürdürmelerine izin verilen birtakım küçük çeteler vardır. Bölgenin petrolünü işletmek için DEAŞ bahanesiyle işgallerini sürdüren diğer terör örgütleri de, onları destekleyen güçler bulundukları yerlerden çıkarlarsa mesele kendiliğinden çözülecektir. Hiç olmadı, biz Türkiye olarak birkaç ay içinde bu örgütün kalıntılarını tamamen bitirmeyi taahhüt ediyoruz. Verelim el ele, nasıl olacakmış gösterelim.”

“PKK’NIN SURİYE KOLUNU OLUŞTURAN TERÖR ÖRGÜTÜNÜN TEK HEDEFİ ÜLKEMİZDİR”

Bir başka oyunun da Türkiye’nin sınırlarında oynandığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye sınırlarında tek bir DEAŞ unsuru kalmadığı hâlde, on binlerce kişiyi silahlandıranların ve araç gereçle tahkim edenlerin derdinin terörle mücadele olmadığının açık olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Çünkü bu kesimler bizzat teröristlerle yatıp teröristlerle kalkıyor, teröristlerle yiyip teröristlerle içiyorlar. PKK’nın Suriye kolunu oluşturan bu terör örgütünün tek hedefi ülkemizdir. Böyle bir tehdide karşı daha fazla tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Kandil’deki terör elebaşlarının başına güya ödül koyanlar, onların emrindeki teröristlerle her gün iş tutuyorlar. Başlarına ödül koydukları teröristlerden emir alan grupların ülkemize yönelik herhangi bir tehdit oluşturmadığını söyleyenler sadece kendilerini kandırırlar. Ve bu Kandil’dekilerin, dağlara kaçırılan kızları, kadınları ne hâle getirildiklerini, işte artık mızrak çuvala sığmıyor, tüm dünya izliyor. Ve onların ne yazık ki onlardan doğan çocuklar da Avrupa’da, şurada burada satılıyor. Çünkü bunlar hem insan kaçakçısı hem de bu tür gayrimeşru çocukların da pazarlığını, pazarlamasını yapan örgüt, bu kadar tehlikeli bir örgüt.”

“BİZİM HEDEFİMİZDE SADECE ÜLKEMİZE YÖNELİK HUSUMETLERİ GÜN GİBİ ORTADA OLAN TERÖRİSTLER VAR”

Bugün gerçekleştirilecek Millî Güvenlik Kurulu toplantısında bu meseleleri konuşup değerlendireceklerini ve çok önemli kararlar alacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize bugüne kadar verdikleri sözleri tutmayan, oyalama taktikleriyle bizi idare edebileceklerini sananlar artık yolun sonuna geldiklerini görmelidirler. Bizim hedefimizde sadece ülkemize yönelik husumetleri gün gibi ortada olan teröristler vardır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müttefik olduklarını, stratejik ortak olduklarını söyleyenler, ilişkilerimizi siyasi, ekonomik ve askerî olarak güçlendirerek geleceğe taşımak isteyenler için işte bu bir fırsattır. Ülkemizi hedef alan teröristlerin önünden çekildikleri takdirde Türkiye’nin yanında yer aldıklarını anlayacağız. Aksi takdirde kendi bekamız için ne yapmamız gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

Geçtiğimiz cumartesi günü AK Parti olarak Mart 2019’da yapılacak mahalli idareler seçimi için 40 ilin belediye başkan adaylarını paylaştıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın akşam G-20 Zirvesine katılmak ve ardından iki ayrı ülkeye resmî ziyaret yapmak üzere Arjantin’e hareket edeceklerini açıkladı. Güney Amerika dönüşü kalan illerin adaylarını ve şekillenmeye başlayan ilçe adaylarını milletle paylaşacaklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçim tarihine kadar bir yandan siyasi çalışmalarımızı, diğer yandan devlet işlerini beraberce yürüterek, ülkemize ve milletimize hizmet edeceğiz” diye konuştu.

“EKONOMİDE YAZ AYLARINDA MARUZ KALDIĞIMIZ SALDIRILARIN OLUMSUZ ETKİLERİNİ SİLİYORUZ”

Ekonomide yaz aylarında maruz kalınan saldırıların olumsuz etkilerinin yavaş yavaş silindiğine; ancak bazı kesimlerin hâlâ tereddütle yaklaşıp yatırım ve harcamalar konusunda ‘bekle gör’ politikasına devam ettiklerine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki gün bekleme değil, tam tersine fırsatları değerlendirme günüdür” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin en sıkıntılı günlerinde İstanbul Havalimanı Star Rafinerisi, TANAP Türkakım projeleriyle dünya gündeminde en üst sıralarda yer aldığına dikkat çekti ve “Aralık ayıyla birlikte yeni bir yatırım ve istihdam seferberliği başlatarak 2019’a güçlü bir giriş yapacağız. Mahalli seçimleri bu sürecin takozu değil, tam tersine inşallah destekçisi hâline dönüştüreceğiz” dedi.

“BELEDİYECİLİK AK PARTİ’NİN İŞİDİR”

AK Parti’nin, mahalli idarelerdeki başarılarıyla milletin gönlünde yer etmiş bir kadronun öncülüğünde kurulduğunu ve bu tecrübeyi, hükûmete geldikten sonra ülke çapındaki tüm çalışmalara yansıttığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, her alanda Türkiye’ye âdeta çağ atlattıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte bu müktesebatla ve güvenle diyoruz ki, kim ne derse desin belediyecilik AK Parti’nin işidir” ifadelerine yer verdi.

Ana muhalefet partisinin tek parti döneminden beri hizmetten, icraattan, yatırımdan, projeden uzak bir anlayışla Türkiye siyasetini âdeta zehirlediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu partinin yönetimindeki belediyelerde, istisnalar hariç, hiçbirinde yönetim başarısı üzerine kurulu bir kadro seçiminin görülemeyeceğini söyledi.

“Belli kesimlerin ideolojik fanatizmlerini istismar ederek kurdukları düzeni korumak CHP yönetiminin başlıca gayesidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İşte bu sebeple CHP uzun zamandır oyunu arttırmak için değil, kayıtsız şartsız teslim aldığı kesimlerin gözlerini açmasını engellemek için siyaset yapmaktadır. Ankara’da Çankaya, İstanbul’da Kadıköy, Şişli, Beşiktaş gibi yerlerdeki seçim sonuçlarına bakın hiçbirinin de ülke gerçekleriyle ilişkisinin olmadığını görürsünüz. Türkiye yansa da şaha kalksa da bunların umurunda değildir. Hâlbuki buralardaki seçmen profili aynı zamanda Türkiye pastasının kaymağını yiyen kesimlerden oluşuyor. Kılıçdaroğlu, CHP’li başkanların yönettiği yerlerde hayat kalitesinin yüksekliğinden bahsediyor. Hâlbuki bu ilçelerde yaşayan sağduyulu vatandaşlarımız çok iyi bilir ki CHP’li başkanların yönettiği yerler bugünkü seviyesine belediyelerin değil, büyükşehrin veya hükûmetin yatırımları sayesinde gelmiştir.”

Bugün Kadıköy’den Pendik’e Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı raylı sistemle, Kadıköy’e kadar Büyükşehir Belediyesi’nin hizmete sunduğu metrobüslerle gidildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında CHP’nin aday belirleme taktiği dahi belediyecilik konusundaki zavallılığını göstermeye yeterlidir” diye konuştu.

“60 BÜYÜKŞEHİR VE İL BELEDİYE BAŞKANIMIZI AÇIKLAMIŞ OLUYORUZ”

Özellikle büyük şehirlerde CHP’nin, AK Parti’nin adaylarını açıklamasını beklediğini, ona göre aday açıklayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani bunların kafasında ‘bu şehri kim daha iyi yönetir’ diye bir düşünce kesinlikle yok. Bunun yerine AK Parti’nin ve diğer partilerin oylarını alabilecek aday bulma cinliğine kafa yoruyorlar” ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “60 büyükşehir ve il belediye başkanımızı açıklamış oluyoruz. Şimdi buradan CHP yönetimine bir ödev veriyorum. İyi takip etsinler, alsınlar bu 60 kişilik listeyi önlerine teker teker her birinin karşısına stratejilerine, taktiklerine, cinliklerine göre isimler koysunlar. Görelim bakalım 31 Mart gecesi milletimiz hizmete talip olanlara mı, yoksa cinlik yapanlara mı itibar edecek?” şeklinde konuştu. CHP’ye gönül veren vatandaşlara, ‘”Gelin 31 Mart’ta bu köhne zihniyete artık bir dur deyin, tercihlerinizi buna göre yapın” çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir’in susuzluk sorununun Veysel Eroğlu’nun bakanlığı döneminde çözüldüğünü, İZBAN projesinin kendi dönemlerinde devlet eliyle yapıldığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda AK Parti’nin 20 ildeki belediye başkan adayını açıkladı ve seçim çalışmalarında ve göreve geldiklerinde belediye hizmetlerinde kendilerine başarılar diledi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ankara ve İzmir belediye başkan adayları açıklandı ama İstanbul açıklanmadı. İstanbul ile ilgili bir sıkıntı mı var, yoksa istişareler devam mı ediyor?” sorusuna, “Arkadaşlar şu anda çalışmalarını yürütüyorlar. Sorun falan herhangi bir şey söz konusu değil” şeklinde cevap verdi.

Basın mensuplarının bazı yayın organlarındaki çıkan haberlere işaret ederek TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın isminin geçtiğini hatırlatması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Benim ağzımdan laf çekmeye çalışmayın” dedi.

“EĞER BİR MUTABAKAT YAPIYORSAK KARŞILIKLI JESTLERİMİZ TABİİ Kİ OLACAK”

AK Parti’nin İstanbul gibi bir şehirde aday çıkarmama gibi bir sorunu olamayacağını sürecin devam ettiğini belirten ve hâlen diğer partilerden AK Parti gibi 61 ilin adayını açıklayan bir partinin olmadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Milliyetçi Hareket Partisi ile ortak bir aday açıklanıp açıklanmayacağı sorusuna ise şöyle cevap verdi: “Görüşmelerimizi Sadir Bey (Durmaz) MHP adına, bizden de Mehmet Bey (Özhaseki) teknik çalışmaları yapıyorlar. Bu teknik çalışmaları neticelendirecekler, neticelendirdikten sonra bize takdim edecekler. Kalan yerleri de inşallah biz Sayın Başkanla beraber oturacağız, konuşacağız, nihayete erdireceğiz.”

“AK Parti’nin jest olarak Adana, Osmaniye gibi illerde aday çıkarmayacağı konuşuluyor. AK Parti 81 ilde aday çıkaracak mı? MHP’ye bir jest olabilir mi?” sorusuna “Eğer bir mutabakat yapıyorsak karşılıklı jestlerimiz tabii ki olacak” şeklinde karşılık veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O jest kapsamında Osmaniye, Adana ve Manisa olabilir mi?” sorusuna ise, “Niye olmasın?” diye cevap verdi.

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87779

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.