“Küresel ticaret sisteminin parametrelerini yok sayan keyfilikleri tasvip etmiyoruz” 0 51777

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile birlikte katıldığı Türkiye-Venezuela İş Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Tek taraflı yaptırımları ve ticareti kısıtlayıcı önlemleri doğru bulmuyoruz, bu çok yanlış bir şey. Bu uygulamaların istikrarsızlıkları daha da derinleştireceğini düşünüyoruz. Siyasi meselelerin bir halkın toptan cezalandırılarak çözüme kavuşturulamayacağı geçmişteki acı tecrübelerle sabittir” şeklinde konuştu.

Resmî ziyaret için Venezuela’nın başkenti Caracas’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile birlikte Türkiye-Venezuela İş Forumu’na katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasına Venezuela bağımsızlık kahramanı Simon Bolivar’ı anarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, onun ülkesinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. “Tüm kıta genelinde destansı bir direnişe, asırları ve sınırları aşan büyük bir özgürlük mücadelesine liderlik eden Simon Bolivar’ı doğduğu topraklarda saygıyla yâd ediyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müteveffa Chavez’in başlattığı, kıymetli dostum Maduro’nun da kararlılıkla devam ettirdiği o Bolivarcı ruh, Venezuela’nın modern sömürgeciliğe karşı mücadelesinde yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Türkiye olarak bizler de başkentimizin en merkezi caddelerinden birine adını verdiğimiz Simon Bolivar’ın hatırasını yaşatacak, yeni nesillerin onun hayatını ve mücadelesini öğrenmesine çaba göstereceğiz” dedi.

“VENEZUELA’YLA EKONOMİK İLİŞKİLERİMİZ GÜÇLÜ BİR POTANSİYEL BARINDIRIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyaretin Türkiye’den cumhurbaşkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret olması nedeniyle tarihî öneme sahip olduğuna işaret ederek, düzenlenen toplantının da iki ülke arasındaki ekonomik-ticari ilişkilerin gelişmesine katkı sağlaması temennisinde bulundu.

İki ülke arasında sağlam dostluk ve dayanışma bağları bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Venezuela’yı, Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde ülkemizin ortağı olarak görüyor, iş birliğimize ve dostluğumuza büyük değer atfediyoruz. Venezuela’yla ekonomik ilişkilerimiz güçlü bir potansiyel barındırıyor. Bu potansiyelden en iyi şekilde istifa etmemizde fayda görüyoruz. Kazan-kazan anlayışıyla Venezuela’yla iş birliğimizi çeşitlendirmeye ve her alanda derinleştirmeye gayret ediyoruz.”

Ekonomik ilişkilerin daha ileri taşınması konusunda neler yapılabileceğini yapılacak görüşmelerde ele alacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş adamlarından da büyük beklentileri olduğunu belirtti. İstanbul’da başlatılan sürecin güçlenerek sürdürülmesinin gereğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticaret, yatırım, enerji, madencilik, savunma sanayi, turizm, tarım, ulaştırma, sağlık, eğitim, güvenlik alanlarını iş birliği potansiyelimiz olan alanlar olarak belirlemiş bulunuyoruz. İkili ticaretin sürdürülebilir bir şekilde artırılmasına yönelik yeni yaklaşımları devreye almamız gerekiyor. Resmî makamlar olarak iş çevreleri için iş ortamını iyileştirmeye yönelik tedbirler almalı ve iş birliğini sürdürmeliyiz. Bu toplantı, her iki ülkenin iş adamlarına ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesi noktasında Türkiye’yle Venezuela tarafından en üst düzeyde verilen önem ve değerin en güzel örneğidir. Sizlerden beklentimiz, bu desteği her iki ülkenin faydasına olacak şekilde verimli projelere, güçlü iş birliklerine dönüştürmemizdir” diye konuştu.

“BAŞKAN MADURO, KUDÜS KONULU İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI ZİRVESİ’NE KATILARAK DÜNYAYA GÜÇLÜ BİR MESAJ VERDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu aşamaya gelinceye kadar pek çok adım atıldığını ve çok badireler atlatıldığını ifade ederek, engelleme girişimlerine veya tehditlere aldırmadan her iki ülkenin menfaatlerini ilerletmenin çabası içinde olduklarını vurguladı. “Sadece ekonomi alanında değil, bölgemizi ve tüm dünyayı etkileyen sorunlarla da Başkan Maduro ile yakın temas hâlinde olacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun, Kudüs konulu İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Zirvesi’ne Bağlantısızlar Hareketi Dönem Başkanı sıfatıyla iştirak ederek, bütün dünyaya güçlü bir mesaj verdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “İslam düşmanlığının, artı Batılı ülkeler tarafından yabancı karşıtlığının körüklendiği bir dönemde Sayın Başkanın bu örnek tavrının son derece kıymetli olduğunu düşünüyorum. Elbette Venezuela’nın mazlum ve mağdurla sergilediği bu güçlü dayanışmasının bazı çevreleri rahatsız ettiğinin de farkındayım. 5 Ağustos’ta meydana gelen elim hadise Sayın Maduro ile beraber Venezuela halkının bağımsızlık iradesine de yönelik kalleşçe bir saldırıdır. Venezuela halkının iradesini gasp etmeye yönelik bu tür teşebbüsleri aslı tasvip etmediğimizin altını da çizmek istiyorum. Türkiye’den Venezuela’ya cumhurbaşkanı düzeyinde ilk kez yapılan bu ziyaretimin bu noktada verilmiş güçlü bir mesaj olduğunu düşünüyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belirlenen ekonomik hedeflerin lafta bırakılmayıp, icraata da dönüştürüldüğünü ifade ederek, 2016 yılında sadece 84 milyon dolar olan ikili ticaret hacminin 2018 yılının ilk 9 ayında 1 milyar dolar seviyesini aştığını bildirdi. İkili ticaretin dengeli bir şekilde geliştirilmesinin önemini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye’nin Venezuela’ya ihracatını da artırmamız, ticaretimize daha dengeli, daha sürdürülebilir bir yapı kazandırmamız gerekiyor. Biz Venezuela’nın ihtiyaçlarının büyük bir kısmını kendilerine ulaştırabilecek güce ve imkânlara sahibiz, bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bunun için de siz değerli iş adamlarımıza önemli bir sorumluluk düştüğüne inanıyorum” diye konuştu.

“TÜRK EKONOMİSİNİN 200 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE YATIRIM ÇEKMESİ TESADÜF DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin coğrafi konumu ve yükselen ekonomisiyle yatırımcılara ve iş çevrelerine büyük fırsatlar sunduğuna dikkat çekerek, dünyada hem Afrika’ya, hem Asya’ya, hem de Avrupa’ya bu derece etkin erişim imkânı sunabilen başka bir ülke olmadığını söyledi. İstanbul’dan dört saatlik bir uçuşla 60’dan fazla ülkeye ulaşılabildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Sahip olduğumuz genç, eğitim düzeyi yüksek nüfusumuz, iş kültürümüz, gelişmiş altyapımız ve coğrafi konumumuz uluslararası yatırım çekmekteki en önemli avantajlarımız arasındadır. Türk ekonomisinin 2002’den beri yaklaşık 200 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım çekmesi asla tesadüfi değildir. 210 ekonomik bölgeye ihracat yapan ve 222 ülkeden ithalat gerçekleştiren bir ülkeyiz. Bu yılın ilk 9 ayında ihracatımız 123, ticaret hacmimiz 297 milyar doları geçti. Yıllık ihracatımız da 168 milyar dolara yaklaştı.”

Türkiye ekonomisinin tüm engelleme girişimleri ve saldırılara rağmen sahip olduğu sağlam temeller üzerinde güçlü bir performans sergilediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemiz satın alma gücü paritesine göre dünyanın 13’üncü ve Avrupa’nın 5’inci büyük ekonomisidir. 2017 yılında yakaladığımız büyüme ivmesini 2018 yılının ilk yarısında da sürdürdük. Geçen yıl 6,3 büyüyerek OECD ülkeleri arasında en yüksek büyüme oranına sahip olduk” dedi.

“THY’NİN VENEZUELA’YA YAPTIĞI UÇUŞ SAYISINDA ARTIŞ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Türkiye’nin önemli bir turizm merkezi olduğuna işaret ederek, “Turizmi sadece ekonomik bir olgu olarak değil aynı zamanda milletler arasında dostluk ilişkilerini geliştiren bir faaliyet olarak değerlendiriyoruz. Venezuela’yla karşılıklı turist sayımız da, Türk Hava Yolları’nın doğrudan uçuşlarının etkisiyle artıyor” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “İzlediğimiz insani ve girişimci dış politikanın önemli bir unsuru olan Latin Amerika ve Karayipler açılım stratejimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şu anda Türk Hava Yolları Caracas seferlerini devam ettiriyor. Ama şu anda artık ihtiyaca cevap vermiyor. Demek ki biraz daha frekansları artıracağız ve buradaki uçuşlar arttıkça inanıyorum Türkiye’den Caracas’a-Venezuela’ya, Venezuela’dan Türkiye’ye gelişler daha da artacaktır.”

Konuşmasında Türkiye’nin açılım politikalarının uzun vadeli ve çok yönlü olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki diplomatik temsil ağını son 7 yılda 2,5 katına çıkardıklarını bildirdi. Son olarak 19 Kasım tarihinde Paraguay’da açılan büyükelçilikle bölgedeki büyükelçilik sayısını 16’ya yükselttiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sao Paulo Başkonsolosluğumuz dâhil 17 temsilciliğimizle bölgede en geniş temsil ağına sahip ülkelerden biri konumuna ulaştık. Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ticari ve ekonomik ilişkilerimizde de son 10 yılda önemli mesafe aldık. Bölge ile ticaret hacmimiz 2016 yılında yaklaşık 7 milyar dolar iken, 2018 yılının ilk 9 ayında şimdiden 9.2 milyar doları aşmış bulunuyor” dedi.

“TEK TARAFLI YAPTIRIMLARI VE TİCARETİ KISITLAYICI ÖNLEMLERİ DOĞRU BULMUYORUZ”

Latin Amerika ve Karayipler bölgesine dönük projelerde bölgesel örgütlerle iş birliğinin de çok önemli bir yer tuttuğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Tek taraflı yaptırımları ve ticareti kısıtlayıcı önlemleri doğru bulmuyoruz, bu çok yanlış bir şey. Bu uygulamaların istikrarsızlıkları daha da derinleştireceğini düşünüyoruz. Siyasi meselelerin bir halkın toptan cezalandırılarak çözüme kavuşturulamayacağı geçmişteki acı tecrübelerle sabittir. Böylesi bir dönemde Türkiye ve Venezuela’nın dayanışma sergilemesi çok daha büyük önem kazanmıştır. Son aylarda ağır bir ekonomik saldırıya maruz kalan bir ülke olarak küresel ticaret sisteminin parametrelerini yok sayan keyfilikleri tasvip etmiyoruz. Türkiye olarak kural temelli şeffaf bir ticaret sistemi çerçevesinde tüm ülkelerle işbirliğinden yana ön yargısız bir tutum izliyoruz. Ekonomik alandaki tecrübelerimizi her iki ülkenin faydasına olacak şekilde Venezuelalı dostlarımızla paylaşmaya hazırız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün karşılaşılan sorunların en başında terörizm geldiğini vurgulayarak, Türkiye’nin, PKK, YPG, PYD, DEAŞ ile ve 15 Temmuz darbe girişiminin sorumlusu olan FETÖ terör örgütüyle mücadele ettiğini belirtti. “Bunlar sadece Türkiye için değil faaliyet gösterdikleri ülkeler için de tehlike oluşturan küresel düzeyde terör örgütleridir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela’nın FETÖ ile mücadelede kendilerine verdiği destek konusunda teşekkürlerini ifade etti.

“ZİYARETİMİZLE, VENEZUELA İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ İLİŞKİLERDE YENİ BİR SAYFA AÇILDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyaretle Venezuela ile Türkiye arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açıldığını belirterek, “Ülkelerimiz arasındaki coğrafi mesafe ilişkilerimizi kuvvetlendirmek ve iş birliğimizi çeşitlendirmek için bir engel olarak görülmemelidir. Gönüllerimiz arasına mesafe koymadığımız sürece coğrafi uzaklıkların hiçbir önemi yoktur” dedi.

Türkiye’nin, belli ülkelerin manipülatif saldırılarına ve ekonomik tetikçilerin sabotajlarına maruz kalan Venezuela’nın yanında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı “Bundan iki asır önce Simon Bolivar’ın mücadelesi barbarca köleliğin karanlık örtüsünün Venezuela’nın üstünden kalkmasını sağlamıştı. Dostum Maduro’nun da Venezuela halkının desteği ve dayanışmasıyla ekonomik kuşatma girişimlerini akamete uğratacağına inanıyorum. Bu tarihî ziyaretin Türk milletinin Venezuela halkıyla dayanışmasının sembolü olarak görülmesini diliyorum. Yaşasın Türkiye-Venezuela dostluğu diyorum.”

BAŞKAN MADURO: “TÜRKİYE, OLAĞANÜSTÜ GEÇMİŞİ, ÇALIŞMA AZMİ VE ÇABALARIYLA İNSANLIK TARİHİNE KATKI SAĞLAYAN BİR ÜLKE”

Venezuela Devlet Başkanı Maduro ise yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinin merkezinde ticari konuların olduğunu belirterek, “Daha önce hiç olmadığı kadar güçlü ve dinamik ekonomik temeller oluşturduk. Bu yüzden, Türk ve Venezuelalı bakanların, iş adamlarının katılım gösterdiği bu forum oldukça önemlidir” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ile Venezuela arasındaki ticaret hacminin 800 milyon dolardan fazla olduğunu dile getiren Venezuela Devlet Başkanı Maduro, kısa sürede iki ülkenin ticari ilişkilerini güçlendirdiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye, olağanüstü geçmişi, çalışma azmi, çabalarıyla insanlık tarihine katkı sağlayan bir ülkedir. Türkiye ve Venezuela olarak bir araya geldik. Bugün 4,5 milyar avrodan fazla yatırım potansiyeline sahip bu başarılı iş forumuna ev sahipliği yapıyoruz. Türk iş adamlarına, İstanbul’da da dediğim gibi ‘Venezuela’nın kapıları sizlerin yatırımına sonuna kadar açıktır, gelin, inşa edin, yatırım yapın’ diyorum.”

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Demokrasi ve Özgürlükler Adası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla açıldı 0 89775

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, adadaki her bir tesise tarihî anlamına uygun isimler verildiğini belirterek, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin nişanesi olacaktır” dedi.

1960’daki askerî darbenin ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam kararlarının alındığı Yassıada, yeniden düzenlenme çalışmalarının ardından kongre ve sergi alanlarının yer aldığı “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adıyla açıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kaldığını hatırlattı.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup cuntacının gerçekleştirdiği darbenin ardından yaşananların adalet ve insanlık adına utanç verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde bulunduğumuz Yassıada’da, diğer bir ifadeyle ‘Yaslıada’da yapılan ve bizzat faillerinin itirafıyla önceden verilen emirlerin uygulanması şeklinde geçen yargılamaların sonu çok büyük bir faciayla bitmişti” dedi.

“YASSIADA’DA YAPILAN İŞ YARGILAMA DEĞİL, BİR HUKUK CİNAYETİYDİ”

Türkiye’ye yıllarca hizmet eden ve millî iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti’nin yöneticilerinin yargılamaları boyunca her türlü hakarete, işkenceye, iftiraya maruz kaldığı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak anayasayı çiğneyenlerin ülkenin meşru yöneticilerini anayasayı ihlal ithamıyla giriştikleri bir hukuk cinayetiydi” ifadesini kullandı.

“Yassıada’da aylar boyunca tam anlamıyla bir zulüm makinesi işletilmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, komutanları, milletvekilleri ve bürokratlarının hiçbir somut suçları olmadığı hâlde kin ve nefret ürünü insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstiklal Harbi’mizin kahramanlarından olan bu ülkenin cumhurbaşkanını intihara teşebbüs noktasına kadar getirdiler. Nezaketi, kibarlığı, insani hasletleri dillere destan olan bir başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldılar. Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu genelkurmay başkanını darbecilere katılmayı reddettiği için bir teğmene tokatlatarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergilediler” ifadelerini kullandı.

“MENDERES’İ VE ARKADAŞLARINI İDAM SEHPASINA ÇIKARTANLARIN ALINLARINDAKİ KARA LEKE HİÇBİR ZAMAN SİLİNMEYECEKTİR”

Yassıada’da idam kararları alınan dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam sehpasına vakarla, gururla, inançla yürüdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbeden yaklaşık 16 ay sonra, 16 ve 17 Eylül 1961 tarihinde gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştür. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, bizatihi millî iradenin ta kendisi olmuştur. Darbe ile görevinden indirilen, Yassıada’da kurulan tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, tarihi, kültürü, değerleri ve inançlarıyla milletimizdi. Ama bilmiyorlardı ki Türk milletinin kalbindeki sevgiyi, yüreğindeki ateşi söndürmeye, onu hedeflerinden koparmaya bir avuç darbecinin gücü yetmezdi. Bu vesileyle sürgüne gönderildiği Hindistan’dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını, insanlık duygularıyla uyuşmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş’i de rahmetle yâd ediyoruz. Menderes’i ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkartanların ve onları destekleyenlerin alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Buna karşılık Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki mümtaz yeri her geçen yıl daha da güçlenerek hep devam edecektir.”

Yassıada zindanlarında uzun süre hapis kalan şair Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Zindan Duvarları” isimli şiirinden bölümler okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, idam sehpasındaki son sözü ‘Devletime ve milletime ebedi saadetler dilerim’ olan rahmetli Menderes’in aziz hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. İdama götürülürken önce -burası da çok önemli- abdestimi alıp iki rekât namaz kılıp ardından altındaki sandalyeyi kendisi iterek düşüren ve celladına da sen çekil, o sandalyeyi ben iterim diyen Fatin Rüştü Zorlu’nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu, mesele bu. Başarılı bir Maliye Bakanı olduğu hâlde sırf geçmişte darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan’ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” dedi.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gayretleriyle Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın kabirlerinin İstanbul’a taşınmasının da 30 yıl sonra gelen bir vefa örneği olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada, şehitlerin bize emaneti olan bu adada 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak gönülleri tekrar tamir etmek üzere işte bir aradayız. Milletimiz buranın adını Yassıada’dan Yaslıada’ya dönüştürmüştü. Üzerinde durduğumuz toprakların ıstırabını dindirmek için Yassıada’yı da, Yaslıada’yı tarihe gömüp burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası hâline getirmeyi kararlaştırdık, bu da bize nasip oldu” değerlendirmesinde bulundu.

“GENÇLERİN TÜRKİYE’NİN ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ SÜRECİNİ ÇOK İYİ BİLMESİ GEREK”

Adadaki her bir tesise de tarihî anlamına uygun isimler verildiğini, Subay Gazinosu’nun isminin de Adnan Menderes Müzesi olarak devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferans salonunun da Adnan Menderes ismini taşıyacağını, dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un isminin Cam Meydan’a, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sadık Altıncan’ın isminin de kütüphaneye verildiğini, Hasan Polatkan’ın isminin spor salonunda, Fatin Rüştü Zorlu’nun isminin de camide yaşatılacağını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin inşallah nişanesi olacaktır” diye konuştu.

Milletin her bir ferdinin, özellikle de gençlerin Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçiş sürecini çok iyi bilmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal hastalığının ve ölümünün ardından tek parti CHP yönetimi ülkenin üzerine adeta bir kâbus gibi çökmüştü. Kurtuluş Savaşı’mızdan sonra başlatılan kalkınma hamlesinin önü tek parti zihniyeti tarafından bilinçli bir şekilde kesilmiş, mesafe kat edilen çalışmalar birer birer akamete uğratılmıştır” dedi.

“TÜM DARBELERİN VE CUNTA HAREKETLERİNİN TEMEL KARAKTERİ MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE VE TARİHİNE DÜŞMANLIKTIR”

Adnan Menderes’in milleti memnun eden yatırım ve hamlelerinin birilerini rahatsız ettiğini, “yerli ve millî olan her şeye husumeti hayatlarının merkezine koyanların” daha sonra sık sık başvuracakları bir yönteme sarılarak darbe yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece darbe yapanları değil, daha ne bekliyorsunuz kışkırtmasıyla ordumuzun içine darbe virüsünü sokanları da bu millet asla af etmeyecektir. Ülkemizdeki tüm darbelerin ve cunta hareketlerinin temel karakteri milletimizin değerlerine ve tarihine düşmanlıktır. Emperyalistlerin uç beyliğini yapan darbeciler aynı zamanda ülkemizdeki bölücülük cereyanlarının değirmenine de su taşımışlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Demokrat Parti’nin milletimizin güçlü desteğiyle iktidara gelmesi oyunlarını bozunca üstüne birde millî iradenin desteğini almaktan ümitleri kesilince bunlar için her yol darbeye çıkmaya başladı. Sokakları karıştırmaktan, terör örgütlerinden medet ummaya, emperyalistlerin senaryolarında figüranlıktan yalana ve iftiraya kadar her yolu mübah sayan kirli bir siyaset anlayışına sarıldılar. Sırf kendi çıkarları için Meclis’i itibarsız hâle getirmekten provokasyonlara, bunlara çanak tutmaktan, darbe çığırtkanlığı yapmaktan bile asla çekinmediler. Ülkenin ve milletin başına gelen her felaketi kendilerine iktidar alanı açacak bir fırsat olarak görerek, çoğu defada gizleyemedikleri bir sevinçle karşıladılar. Yapılan her hizmete, ülkeye kazandırılan her esere, her yatırıma, yükselen her inşaata, elde edilen her başarıya karşı çıktılar. Menderes’e hangi inançla saldırdılarsa, rahmetli Özal’a şimdi de Cumhur ittifakı’na aynı nefret duygularıyla yöneldiler. Hükûmetlerimiz döneminde bunun sayısız tezahürüyle karşılaştık.”

“DÜN EZANDAN, İSTİKLAL MARŞI’NDAN, BAYRAKTAN VE BİRLİĞİMİZDEN RAHATSIZDILAR, BUGÜN DE RAHATSIZLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları boyunca darbeci zihniyetin engellemesiyle karşılaştıklarını anlatarak, “Türk milleti 15 Temmuz darbe girişiminde sokaklarda hainlere karşı canı pahasına mücadele verirken tankları alkışlayan, televizyon başında sonucu bekleyenler işte yine bunlardı. AK Parti ve MHP olarak ülkemizin en büyük yönetim reformunu hayata geçirirken de karşımızda yine bunlar vardı. Dün ezandan, İstiklal Marşı’ndan, bayraktan, birliğimizden ve beraberliğimizden rahatsızdılar, bugün de rahatsızlar. Dün millî iradeye rağmen iktidar rüyası görüyorlardı, bugünde aynı rüya ile avunuyorlar. Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden, felaketlerden medet umuyorlardı, bugün de aynı beklentiye özellikle sarıldılar. Hamdolsun milletimiz adeta kılcal damarlarına kadar ezbere bildiği bu habis zihniyete 1950’den beri ülkeyi teslim etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin hepsi de 27 Mayıs hayranıdır. Hepsi de zahirde 12 Eylül’e karşı gibi gözükse de o darbeden en çok faydayı görendir. Hepsi de 28 Şubat meftunudur. Hepsi de 15 Temmuz’a ‘tiyatro’ diyerek milletimizin destansı mücadelesini küçümsemeye çalışır. Hepsi de ülkesini yurt dışında bulduğu her mahfilde şikâyet eder. Hepsi de geçmişten bugüne teröristlere karşı derin muhabbet besler. Hepsi de yerli ve millî olan her şeye düşmandır. Hepsi de millî iradeden umudunu kestiği için darbecilerden, yabancılardan, terör örgütlerinden medet umar. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını dahi bu amaçla kullanmaya kalkacak kadar sefil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu tablo bile bize ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz millî çağrımıza ne kadar sık sıkıya sarılmamız gerektiğinin ispatıdır. Yurt içinde terör örgütlerinden ekonomimize kurulan tuzaklara, sınırlarımız dışında bekamız için gerçekleştirdiğimiz harekâtlara kadar tüm mücadelemizi bu anlayışla yürütüyoruz. Bize ne diyorlar? ‘Suriye’de ne işiniz var? İdlib’de ne işiniz var? Libya’da ne işiniz var?’ Buralarda ne işimiz olduğunu çok kısa zamanda çok çok iyi anlayacaksınız. Hamdolsun milletimizin desteği ve duası her zaman olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde yanımızdadır.”

“DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI, TÜRKİYE’NİN GELECEKTEKİ HEDEFLERİNİN DE SEMBOLÜ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın Türkiye’nin 60 yıllık demokrasi mücadelesi yanında gelecekteki hedeflerinin de sembolü olacağına inandığını vurgulayarak, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın meşhur Camp David gibi uluslararası toplantıların yapıldığı bir ada olacağına inandığını söyledi.

Adnan Menderes başta olmak üzere Türkiye’nin kalkınması, gelişmesinde istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak kararlı bir şekilde emin adımlarla bu yolda devam ediyoruz. Rabbim hepimizi milletçe inşallah diyorum ki bütün olabilecek belalardan korusun, esirgesin ve zafere ulaştırsın. Genel Başkan Sayın Bahçeli’ye, ekibindeki tüm MHP’li kardeşlerime Türkiye tarihinin en zorlu mücadelelerinden birini yürüttüğümüz bu dönemde sergiledikleri dirayet ve verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın düzenlenmesindeki katkılarından dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AK Parti Ankara Milletvekili Ali İhsan Arslan ve AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ı da gayretleri dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, kabine üyeleri, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Celal Adan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanları, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile birlikte Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış öncesinde de MHP Genel Başkanı Bahçeli ile adayı gezdi.

“Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” 0 89787

Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda vatandaşların bayramını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında vatandaşların mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek, “Gönül, geçmiş bayramlarda olduğu gibi sevdiklerimizle bir arada olmayı isterdi. Fakat tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını sebebiyle, bu bayramı her birimiz evimizde geçirmek durumundayız. Bu salgın sürecinde insanlık ailesi olarak zorlu bir imtihandan geçiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin devleti ve milletiyle bu sınavı çok iyi verdiğine vurgu yaptı.

“DİKKATLİ DAVRANIR, KURALLARA UYARSAK BU SÜREÇTEN ALNIMIZIN AKIYLA ÇIKACAĞIMIZ MUHAKKAKTIR”

Ekonomiden sosyal hayata birçok alanın, salgınla mücadele kapsamında uygulanan tedbirlerden ciddi şekilde etkilendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mart ve Nisan ayları sıkıntılı geçerken, Mayıs ayında yavaş yavaş, diğer ülkelerle birlikte normalleşme adımlarının atılmaya başlandığını kaydetti.

“Hep birlikte dikkatli davranır, kurallara uyar, maske-mesafe-temizlik hassasiyetine riayet edersek, Allah’ın izniyle, bu süreçten de alnımızın akıyla çıkacağımız muhakkaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın döneminde ülkelerin çoğunun içe kapanıp ellerindeki sınırlı imkânlara sıkı sıkıya sarıldıklarını, Türkiye’nin ise kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, pek çok dost ve kardeş halka da yardımda bulunduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel dayanışmanın bolca sözünün edilip fiiliyata dönüştürülmediği bir dünyada, millet olarak insanlığımızı gösterdik. Salgın sürecinde özverili bir şekilde görev yapan, sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm kamu ve özel sektör personeline, milletim adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“MİLLETİMİZE, BU SIKINTILI GÜNLERDE DE EN GÜZEL ŞEKİLDE HİZMET ETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLDUK”

Alınan tedbirler sebebiyle hiçbir vatandaşın mağduriyet yaşamaması, zorluğa, yokluğa, yoksulluğa düşmemesi için devletin tüm kaynaklarını harekete geçirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sosyal Koruma Kalkanı programlarıyla, hem ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, hem de istihdamdaki kayıptan dolayı sıkıntıya düşen çalışanlarımıza destek sağladık. Bu kapsamda, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla, yaklaşık 10 milyon vatandaşımıza 12 milyar lirayı bulan karşılıksız kaynak aktardık. Vergi, prim, taksit ertelemeleri ve finans kolaylıkları gibi desteklerle, salgın sürecinde devletimizin tüm imkânlarını milletimizin emrine sunduk. Milletimize, her zaman olduğu gibi, bu sıkıntılı günlerde de en güzel şekilde hizmet etmenin, hizmet götürmenin çabası içinde olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” diyerek, vatandaşların bu bayramda yanlarında olamadıkları sevdiklerine iletişim araçlarıyla da olsa ulaşarak, mutluluklarını paylaşacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimden hepimizi bir sonraki Ramazan ayına sağlıkla, esenlikle, huzurla kavuşturmasını diliyorum. Bir kez daha Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum” diyerek mesajını tamamladı.