“Küresel ticaret sisteminin parametrelerini yok sayan keyfilikleri tasvip etmiyoruz” 0 51522

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile birlikte katıldığı Türkiye-Venezuela İş Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Tek taraflı yaptırımları ve ticareti kısıtlayıcı önlemleri doğru bulmuyoruz, bu çok yanlış bir şey. Bu uygulamaların istikrarsızlıkları daha da derinleştireceğini düşünüyoruz. Siyasi meselelerin bir halkın toptan cezalandırılarak çözüme kavuşturulamayacağı geçmişteki acı tecrübelerle sabittir” şeklinde konuştu.

Resmî ziyaret için Venezuela’nın başkenti Caracas’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile birlikte Türkiye-Venezuela İş Forumu’na katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasına Venezuela bağımsızlık kahramanı Simon Bolivar’ı anarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, onun ülkesinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. “Tüm kıta genelinde destansı bir direnişe, asırları ve sınırları aşan büyük bir özgürlük mücadelesine liderlik eden Simon Bolivar’ı doğduğu topraklarda saygıyla yâd ediyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müteveffa Chavez’in başlattığı, kıymetli dostum Maduro’nun da kararlılıkla devam ettirdiği o Bolivarcı ruh, Venezuela’nın modern sömürgeciliğe karşı mücadelesinde yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Türkiye olarak bizler de başkentimizin en merkezi caddelerinden birine adını verdiğimiz Simon Bolivar’ın hatırasını yaşatacak, yeni nesillerin onun hayatını ve mücadelesini öğrenmesine çaba göstereceğiz” dedi.

“VENEZUELA’YLA EKONOMİK İLİŞKİLERİMİZ GÜÇLÜ BİR POTANSİYEL BARINDIRIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyaretin Türkiye’den cumhurbaşkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret olması nedeniyle tarihî öneme sahip olduğuna işaret ederek, düzenlenen toplantının da iki ülke arasındaki ekonomik-ticari ilişkilerin gelişmesine katkı sağlaması temennisinde bulundu.

İki ülke arasında sağlam dostluk ve dayanışma bağları bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Venezuela’yı, Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde ülkemizin ortağı olarak görüyor, iş birliğimize ve dostluğumuza büyük değer atfediyoruz. Venezuela’yla ekonomik ilişkilerimiz güçlü bir potansiyel barındırıyor. Bu potansiyelden en iyi şekilde istifa etmemizde fayda görüyoruz. Kazan-kazan anlayışıyla Venezuela’yla iş birliğimizi çeşitlendirmeye ve her alanda derinleştirmeye gayret ediyoruz.”

Ekonomik ilişkilerin daha ileri taşınması konusunda neler yapılabileceğini yapılacak görüşmelerde ele alacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş adamlarından da büyük beklentileri olduğunu belirtti. İstanbul’da başlatılan sürecin güçlenerek sürdürülmesinin gereğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticaret, yatırım, enerji, madencilik, savunma sanayi, turizm, tarım, ulaştırma, sağlık, eğitim, güvenlik alanlarını iş birliği potansiyelimiz olan alanlar olarak belirlemiş bulunuyoruz. İkili ticaretin sürdürülebilir bir şekilde artırılmasına yönelik yeni yaklaşımları devreye almamız gerekiyor. Resmî makamlar olarak iş çevreleri için iş ortamını iyileştirmeye yönelik tedbirler almalı ve iş birliğini sürdürmeliyiz. Bu toplantı, her iki ülkenin iş adamlarına ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesi noktasında Türkiye’yle Venezuela tarafından en üst düzeyde verilen önem ve değerin en güzel örneğidir. Sizlerden beklentimiz, bu desteği her iki ülkenin faydasına olacak şekilde verimli projelere, güçlü iş birliklerine dönüştürmemizdir” diye konuştu.

“BAŞKAN MADURO, KUDÜS KONULU İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI ZİRVESİ’NE KATILARAK DÜNYAYA GÜÇLÜ BİR MESAJ VERDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu aşamaya gelinceye kadar pek çok adım atıldığını ve çok badireler atlatıldığını ifade ederek, engelleme girişimlerine veya tehditlere aldırmadan her iki ülkenin menfaatlerini ilerletmenin çabası içinde olduklarını vurguladı. “Sadece ekonomi alanında değil, bölgemizi ve tüm dünyayı etkileyen sorunlarla da Başkan Maduro ile yakın temas hâlinde olacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun, Kudüs konulu İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Zirvesi’ne Bağlantısızlar Hareketi Dönem Başkanı sıfatıyla iştirak ederek, bütün dünyaya güçlü bir mesaj verdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “İslam düşmanlığının, artı Batılı ülkeler tarafından yabancı karşıtlığının körüklendiği bir dönemde Sayın Başkanın bu örnek tavrının son derece kıymetli olduğunu düşünüyorum. Elbette Venezuela’nın mazlum ve mağdurla sergilediği bu güçlü dayanışmasının bazı çevreleri rahatsız ettiğinin de farkındayım. 5 Ağustos’ta meydana gelen elim hadise Sayın Maduro ile beraber Venezuela halkının bağımsızlık iradesine de yönelik kalleşçe bir saldırıdır. Venezuela halkının iradesini gasp etmeye yönelik bu tür teşebbüsleri aslı tasvip etmediğimizin altını da çizmek istiyorum. Türkiye’den Venezuela’ya cumhurbaşkanı düzeyinde ilk kez yapılan bu ziyaretimin bu noktada verilmiş güçlü bir mesaj olduğunu düşünüyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belirlenen ekonomik hedeflerin lafta bırakılmayıp, icraata da dönüştürüldüğünü ifade ederek, 2016 yılında sadece 84 milyon dolar olan ikili ticaret hacminin 2018 yılının ilk 9 ayında 1 milyar dolar seviyesini aştığını bildirdi. İkili ticaretin dengeli bir şekilde geliştirilmesinin önemini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye’nin Venezuela’ya ihracatını da artırmamız, ticaretimize daha dengeli, daha sürdürülebilir bir yapı kazandırmamız gerekiyor. Biz Venezuela’nın ihtiyaçlarının büyük bir kısmını kendilerine ulaştırabilecek güce ve imkânlara sahibiz, bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bunun için de siz değerli iş adamlarımıza önemli bir sorumluluk düştüğüne inanıyorum” diye konuştu.

“TÜRK EKONOMİSİNİN 200 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE YATIRIM ÇEKMESİ TESADÜF DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin coğrafi konumu ve yükselen ekonomisiyle yatırımcılara ve iş çevrelerine büyük fırsatlar sunduğuna dikkat çekerek, dünyada hem Afrika’ya, hem Asya’ya, hem de Avrupa’ya bu derece etkin erişim imkânı sunabilen başka bir ülke olmadığını söyledi. İstanbul’dan dört saatlik bir uçuşla 60’dan fazla ülkeye ulaşılabildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Sahip olduğumuz genç, eğitim düzeyi yüksek nüfusumuz, iş kültürümüz, gelişmiş altyapımız ve coğrafi konumumuz uluslararası yatırım çekmekteki en önemli avantajlarımız arasındadır. Türk ekonomisinin 2002’den beri yaklaşık 200 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım çekmesi asla tesadüfi değildir. 210 ekonomik bölgeye ihracat yapan ve 222 ülkeden ithalat gerçekleştiren bir ülkeyiz. Bu yılın ilk 9 ayında ihracatımız 123, ticaret hacmimiz 297 milyar doları geçti. Yıllık ihracatımız da 168 milyar dolara yaklaştı.”

Türkiye ekonomisinin tüm engelleme girişimleri ve saldırılara rağmen sahip olduğu sağlam temeller üzerinde güçlü bir performans sergilediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemiz satın alma gücü paritesine göre dünyanın 13’üncü ve Avrupa’nın 5’inci büyük ekonomisidir. 2017 yılında yakaladığımız büyüme ivmesini 2018 yılının ilk yarısında da sürdürdük. Geçen yıl 6,3 büyüyerek OECD ülkeleri arasında en yüksek büyüme oranına sahip olduk” dedi.

“THY’NİN VENEZUELA’YA YAPTIĞI UÇUŞ SAYISINDA ARTIŞ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Türkiye’nin önemli bir turizm merkezi olduğuna işaret ederek, “Turizmi sadece ekonomik bir olgu olarak değil aynı zamanda milletler arasında dostluk ilişkilerini geliştiren bir faaliyet olarak değerlendiriyoruz. Venezuela’yla karşılıklı turist sayımız da, Türk Hava Yolları’nın doğrudan uçuşlarının etkisiyle artıyor” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “İzlediğimiz insani ve girişimci dış politikanın önemli bir unsuru olan Latin Amerika ve Karayipler açılım stratejimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şu anda Türk Hava Yolları Caracas seferlerini devam ettiriyor. Ama şu anda artık ihtiyaca cevap vermiyor. Demek ki biraz daha frekansları artıracağız ve buradaki uçuşlar arttıkça inanıyorum Türkiye’den Caracas’a-Venezuela’ya, Venezuela’dan Türkiye’ye gelişler daha da artacaktır.”

Konuşmasında Türkiye’nin açılım politikalarının uzun vadeli ve çok yönlü olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki diplomatik temsil ağını son 7 yılda 2,5 katına çıkardıklarını bildirdi. Son olarak 19 Kasım tarihinde Paraguay’da açılan büyükelçilikle bölgedeki büyükelçilik sayısını 16’ya yükselttiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sao Paulo Başkonsolosluğumuz dâhil 17 temsilciliğimizle bölgede en geniş temsil ağına sahip ülkelerden biri konumuna ulaştık. Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ticari ve ekonomik ilişkilerimizde de son 10 yılda önemli mesafe aldık. Bölge ile ticaret hacmimiz 2016 yılında yaklaşık 7 milyar dolar iken, 2018 yılının ilk 9 ayında şimdiden 9.2 milyar doları aşmış bulunuyor” dedi.

“TEK TARAFLI YAPTIRIMLARI VE TİCARETİ KISITLAYICI ÖNLEMLERİ DOĞRU BULMUYORUZ”

Latin Amerika ve Karayipler bölgesine dönük projelerde bölgesel örgütlerle iş birliğinin de çok önemli bir yer tuttuğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Tek taraflı yaptırımları ve ticareti kısıtlayıcı önlemleri doğru bulmuyoruz, bu çok yanlış bir şey. Bu uygulamaların istikrarsızlıkları daha da derinleştireceğini düşünüyoruz. Siyasi meselelerin bir halkın toptan cezalandırılarak çözüme kavuşturulamayacağı geçmişteki acı tecrübelerle sabittir. Böylesi bir dönemde Türkiye ve Venezuela’nın dayanışma sergilemesi çok daha büyük önem kazanmıştır. Son aylarda ağır bir ekonomik saldırıya maruz kalan bir ülke olarak küresel ticaret sisteminin parametrelerini yok sayan keyfilikleri tasvip etmiyoruz. Türkiye olarak kural temelli şeffaf bir ticaret sistemi çerçevesinde tüm ülkelerle işbirliğinden yana ön yargısız bir tutum izliyoruz. Ekonomik alandaki tecrübelerimizi her iki ülkenin faydasına olacak şekilde Venezuelalı dostlarımızla paylaşmaya hazırız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün karşılaşılan sorunların en başında terörizm geldiğini vurgulayarak, Türkiye’nin, PKK, YPG, PYD, DEAŞ ile ve 15 Temmuz darbe girişiminin sorumlusu olan FETÖ terör örgütüyle mücadele ettiğini belirtti. “Bunlar sadece Türkiye için değil faaliyet gösterdikleri ülkeler için de tehlike oluşturan küresel düzeyde terör örgütleridir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela’nın FETÖ ile mücadelede kendilerine verdiği destek konusunda teşekkürlerini ifade etti.

“ZİYARETİMİZLE, VENEZUELA İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ İLİŞKİLERDE YENİ BİR SAYFA AÇILDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyaretle Venezuela ile Türkiye arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açıldığını belirterek, “Ülkelerimiz arasındaki coğrafi mesafe ilişkilerimizi kuvvetlendirmek ve iş birliğimizi çeşitlendirmek için bir engel olarak görülmemelidir. Gönüllerimiz arasına mesafe koymadığımız sürece coğrafi uzaklıkların hiçbir önemi yoktur” dedi.

Türkiye’nin, belli ülkelerin manipülatif saldırılarına ve ekonomik tetikçilerin sabotajlarına maruz kalan Venezuela’nın yanında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı “Bundan iki asır önce Simon Bolivar’ın mücadelesi barbarca köleliğin karanlık örtüsünün Venezuela’nın üstünden kalkmasını sağlamıştı. Dostum Maduro’nun da Venezuela halkının desteği ve dayanışmasıyla ekonomik kuşatma girişimlerini akamete uğratacağına inanıyorum. Bu tarihî ziyaretin Türk milletinin Venezuela halkıyla dayanışmasının sembolü olarak görülmesini diliyorum. Yaşasın Türkiye-Venezuela dostluğu diyorum.”

BAŞKAN MADURO: “TÜRKİYE, OLAĞANÜSTÜ GEÇMİŞİ, ÇALIŞMA AZMİ VE ÇABALARIYLA İNSANLIK TARİHİNE KATKI SAĞLAYAN BİR ÜLKE”

Venezuela Devlet Başkanı Maduro ise yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinin merkezinde ticari konuların olduğunu belirterek, “Daha önce hiç olmadığı kadar güçlü ve dinamik ekonomik temeller oluşturduk. Bu yüzden, Türk ve Venezuelalı bakanların, iş adamlarının katılım gösterdiği bu forum oldukça önemlidir” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ile Venezuela arasındaki ticaret hacminin 800 milyon dolardan fazla olduğunu dile getiren Venezuela Devlet Başkanı Maduro, kısa sürede iki ülkenin ticari ilişkilerini güçlendirdiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye, olağanüstü geçmişi, çalışma azmi, çabalarıyla insanlık tarihine katkı sağlayan bir ülkedir. Türkiye ve Venezuela olarak bir araya geldik. Bugün 4,5 milyar avrodan fazla yatırım potansiyeline sahip bu başarılı iş forumuna ev sahipliği yapıyoruz. Türk iş adamlarına, İstanbul’da da dediğim gibi ‘Venezuela’nın kapıları sizlerin yatırımına sonuna kadar açıktır, gelin, inşa edin, yatırım yapın’ diyorum.”

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ANKARA SON 10 YILIN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞINI GÖRDÜ 0 4511

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Başkent Ankara’nın son bir yılda 1 milyar dolarlık artışla 7,7 milyar dolar ihracat yaptığını, bu rakamla en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu söyledi. Başkan Allıoğlu Ankara’nın, son 10 yılın en yüksek ihracat artışını sağladığını da bildirdi.

Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin 2018 yılı ihracat verilerini değerlendirdi. Geçtiğimiz yıl yaşanan ekonomik sorunlara rağmen ihracatta önemli artış yaşandığını bildiren Başkan Allıoğlu, Başkent Ankara’nın da ihracatını yüksek oranda arttıran iller arasına girerek, aynı zamanda sanayi şehri olduğunu bir kez daha kanıtladığını söyledi. Allıoğlu; 2018 yılında bir önceki yıla göre ihracatını 1 milyar dolar arttıran Ankara’nın, 7,7 milyar dolara ulaşan ihracatıyla İstanbul, Kocaeli, Bursa ve İzmir’den sonra en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu bildirdi.

En Çok İhracatımız ABD, Almanya, Çin…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, 2018 yılı ihracat verilerine göre Ankara’nın en fazla ihracatı ABD’ye yaptığını da söyledi. Başkent Ankara; ABD’ye geçtiğimiz yıl 699,7 milyon dolarlık ihracat yapsa da, bir önceki yılın gerisinde kaldı. Nezih Allıoğlu 2017 yılında Ankara’nın ABD’ye 713,4 milyon dolar olan ihracatının 2018’de yüzde 1,92’lik kayıpla 699,7 milyon dolara gerilediğini bildirdi. ABD’nin ardından en çok ihracat yapılan ülke ise Almanya oldu. Başkan Allıoğlu, Ankara’nın 2017’de Almanya’ya 616,8 milyon dolar olan ihracatının, 2018 yılında yüzde 11,5’lik artışla 687,7 milyon dolara yükseldiğini kaydetti. GGYD Başkanı Allıoğlu, Çin’in ise en fazla ihracat yaptığımız üçüncü olduğunu ifade etti. 2017 yılında Çin’e 568,3 milyon dolar ihracat yapan Ankara, bir yılda yüzde 15,9’luk artışla bu rakamı 2018’de 658,8 milyon dolara çıkardı.

Kimyevi Maddeler, Otomotiv, Makine, Savunma…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Ankara’nın en fazla ihracat yaptığı sektörlerin başında ise kimyevi maddeler ve mamüllerinin geldiğini söyledi.  Allıoğlu, 2018’de bu sektörde bir önceki yıla oranla yüzde 16,2’lik artışla 1,2 milyar dolarlık ihracat yapan Ankara’nın, ikinci en fazla ihracatı ise otomotiv endüstirisi sektöründe yaptığını bildirdi. Ankara’nın 2017’de bu sektörde 906,4 milyon dolar olan ihracatı 2018’de yüzde 27,09’luk artışla 1.152 milyar dolara çıktı. Başkent’in geçen bir yılda ihracatını arttırdığı bir diğer sektör ise makine ve aksamları oldu. Başkan Allıoğlu, bir önceki yıl 943.2 milyon dolarlık ihracatın yapıldığı bu sektörde 2018’de yüzde 20,2’lik artışla ihracat rakamının 1.133 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Ankara, savunma ve havacılık sanayinde lider olduğunu da son ihracat rakamlarıyla bir kez daha gösterdi. GGYD Başkanı Allıoğlu, 2017’de bu sektördeki ihracatı 748,9 milyon dolar olan Ankara’nın, son bir yılda yüzde 29,4’lük artışla ihracatını 969,3 milyon dolara çıkardığını bildirdi.

Son 10 Yılın En Yüksek Artışı

GGYD Başkanı Nezih Allıoğlu TİM’in geçmişe dönük ihracat verilerine bakıldığında ise Ankara’nın, son 10 yılın en fazla ihracatını gerçekleştirdiğini bildirdi. Allıoğlu, şöyle devam etti: “2009 yılında 4,5 milyar dolar, 2010 ‘da 5,1 milyar dolar, 2011’de 5,9 milyar dolar, 2012’de 6,5 milyar dolar, 2013’de 7,2 milyar dolar, 2014 ‘te 7,5 milyar dolar, 2015’te 6,7 milyar dolar, 2016’da 6,2 milyar dolar, 2017’de ise 6,5 milyar dolarlık ihracat yapan şehrimiz, 10 yıl aradan sonra ilk kez yıllık ihracatını 1 milyar dolardan fazla arttırarak 2018’de toplam 7,6 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Ankara, sanayideki gelişimini sürdürmekte, ihracatçımız içinde bulunduğu koşullara rağmen üretimden vazgeçmeden yolunda ilerlemektedir. İhracatçımıza minnettarız, önümüzdeki dönemden çok daha umutluyuz…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması” programına katıldı 0 75006

“Türkiye, askerî kapasitesi, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorundadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Karasu’da BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün temel atma programına katıldı. Canlı bağlantıyla İzmir’de modernize edilen BMC fabrikasının açılışını ve İstanbul Teknik Üniversitesi test laboratuvarında Türkiye’nin ilk yerli 600 beygir gücündeki motorunun test çalıştırmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma gerçekleştirdi.

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından BMC’nin düzenlediği “BMC Gelecek 50 Yıl” programının hayırlara vesile olması dileğiyle konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırımla Türkiye, Sakarya ve gelecek adına tarihî nitelikte adımlar atıldığına dikkati çekti.

“TESİS FAALİYETE GEÇTİĞİNDE 10 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiini bir üst lige taşıyacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün birinci kısmının temel atma törenini icra edildiğini belirterek, 222 hektar alan üzerine kurulan tesiste tank, zırhlı araç ve askerî kamyon, ticari araç, motor, hızlı tren ve metro fabrikaları gibi pek çok üretim hattının bulunduğuna işaret etti.

Toplam yatırım büyüklüğü 500 milyon dolara ulaşacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün tüm etaplarıyla faaliyete geçtiğinde 10 bin kişiye istihdam sağlayacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin Türkiye ekonomisine senelik 5 milyar dolar katma değer oluşturmasını beklediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne dediler ‘Türkiye battı, bitti, yatırımlar durdu, üretim durdu’. Hepsine inat yatırımlar da devam ediyor, üretimler de devam ediyor. Bu ülkeyi hazmedemeyenler bu ülkenin duruşuna katlanamayanlar isteseniz de istemeseniz de bu millet, bu ülke dimdik ayaktadır, dimdik ayakta olarak yoluna devam edecektir” dedi.

KATARLI KARDEŞLERİMİZİN ÜLKEMİZLE SERGİLEDİĞİ DAYANIŞMAYI UNUTMAYACAĞIZ”

BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün hayata geçirilmesinde öncülük eden herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, projede Türkiye-Katar ortaklığı bulunduğunu anımsatarak, Katar Emiri Şeyh Temim’e de şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminden Ağustos ayında yaşanan kur saldırılarına kadar hemen her konuda Katarlı kardeşlerimizin ülkemizle sergilediği dayanışmayı asla unutmadık, unutmayacağız. Nasıl Türkiye, belli güçlerin Katar’ı kuşatma teşebbüsleri karşısında kara gün dostluğunu göstermişse, Katar da ülkemizin karşılaştığı tüm kritik süreçlerde kadirşinaslığını ispatlamıştır” dedi.

Bundan sonra da savunma sanayinden ticarete, turizmden enerjiye kadar Türkiye-Katar iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur.”

TÜRKİYE KENDİ VATANDAŞLARI YANINDA MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN BİR EMAN YURDUDUR”

Sadece kardeş ve akraba topluluklar değil; beş asır önce İspanya’daki katliamdan kaçan Musevilerin de engizisyondan kaçan Hristiyanların da Nazi baskısından kaçan kimi Almanların da aradıkları emniyet, huzur ve güveni Türk topraklarında bulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin kendi vatandaşları yanında mazlum ve mağdurlar için bir ‘eman yurdu’ olmasının temel sebebi, hiç şüphesiz öncelikle milletimizin alicenaplığı ve yüce gönüllüğüdür. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz bu millet, paylaşmanın bereketine, dayanışmanın önemine inanan, iman eden bir millettir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin muhacire ensar olmayı, mazlumlara sahip çıkmayı, alan el olmaktansa veren el olmayı şeref payesi gören bir millet olduğunu dile getirerek, 3.5 milyon Suriyeli muhacire kapısını açan Türk milletinin, ensarın ne, muhacirin ne olduğunu çok iyi bilen bir millet olduğunu da sözlerine ekledi.

Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askerî bakımdan güçlü olduğu dönemlerde, Açe’den Habeşistan’a, Kırım’dan Nijerya’ya, Kafkaslara kadar çok geniş bir coğrafyada güvenlik ve istikrarın teminatı olduğunu vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem sınırları 22 milyon kilometrekareye ulaşan Osmanlı Devleti’nin sağladığı adalet şemsiyesi altında farklı ırklar, farklı kültürler, diller ve dinlerin yüzyıllarca barış içerisinde yaşadığını çok iyi bildiklerini aktardı.

SİLAH, MÜHİMMAT VE ASKERÎ TEÇHİZAT BAKIMINDAN DIŞA BAĞIMLILIĞIN ACISINI ÇOK ÇEKTİK”

Türkiye’nin savunma sanayini geri plana itme lüksü bulunmadığını, Türkiye’nin askerî kapasitesiyle, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millîlik oranı yüzde 20’lerde olan savunma sanayini yüzde 68 oranında millî hâle getirdiklerini, bunu da yeterli bulmayarak, bu oranı daha da artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Türkiye’nin silah, mühimmat ve askerî teçhizat bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çektiğini, son olarak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda bunun acısının yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Stratejik ortaklarımız bizi yarı yolda bıraktılar. Muhabere askerde çok çok önemlidir. Muhabere sistemlerimiz çöktü. Stratejik ortaklarımız telsizlerimizi susturdular. Ama şimdi biz onlardan kurtulduk, artık kendi telsimizi kendimiz yapıyoruz. Onlara ihtiyacımız yok. Türkiye, Kıbrıs Türk’ünün Rum çeteler eliyle soykırıma uğramasına engel olduğu için bizzat müttefikleri tarafından cezalandırılmıştır. Şimdi de aynı oyunlar oynanıyor. Nerede? Suriye’de. Fakat şimdi bu oyunları oynayanlar şunu bilmeli ki kullandıkları enstrümanlar, insan olarak söylüyorum, yanlış enstrüman. Bu yanlış enstrümanlar onları aldatıyor ama bizi aldatamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin üç yıl boyunca, parasını peşin ödediği uçakları teslim alamadığı, bakım ve onarımları için gönderilen uçakları geri alamadığı dönemler yaşadığını anımsatarak, Türkiye’nin üç yıllık dönemde, milyarlarca dolarlık müttefik silahlarıyla donattığı ordusuna yedek parça dahi sağlayamadığı günler yaşadığını kaydetti.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YAŞADIĞI SIKINTILARIN GERİSİNDE TUZAKLAR, DAYATMALAR VE GAFLETLER VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde insansız hava araçları konusunu dönemin ABD başkanı ile görüştüğünü hatırlatarak, “Maalesef Kongre izin vermedi’ dedi. En sonunda zorla bize kiralama yöntemiyle böyle bir yol denendi O da sağlıklı çalışmadı. İstihbaratta bile aynı durumlara düştük. Biz stratejik ortağız… Stratejik ortak olarak bize bu destek verilmezken, stratejik ortaklığın ötesinde farklı ortaklıkları olan ülkelere çok farklı destekler verdiler” diye konuştu.

Türkiye’ye yönelik destek için öne sürülen şartlar arasında afyon ve kenevir ekimiyle ilgili kısıtlamaların yer almasının da konunun farklı boyutlarının görülmesi bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye bir zamanlar afyon ekimini yasaklayanların kendi ülkelerinde afyon ektiğine dikkat çekti. İlgili bakanlıklara gerekli talimatları verdiğini ve Türkiye’de kenevir ekimi sürecinin başlatılacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ekonomisinin bugün ilaçtan savunma sanayine kadar neredeyse her alanda yaşadığı sıkıntıların gerisinde, gizli-açık tuzaklar, dayatmalar, gafletler bulunduğuna işaret etti.

“SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIK ORANIMIZI YÜZDE 35’LER SEVİYESİNE DÜŞÜRDÜK”

“Bilhassa savunma sanayii alanında caydırıcılığımız mutlaka çok yüksek olmak durumundadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye, savunma sanayii başta olmak üzere tüm kritik alanlarda, sadece kendisine yeterli olmakla kalmayıp, tüm dostlarının ihtiyaçlarını da karşılayabilecek düzeye gelmek mecburiyetindir. Nitekim attığımız adımlar sayesinde 2002 yılında yüzde 80’lere bulan dışa bağımlılık oranımızı yüzde 35’ler seviyesine düşürdük.”

Türk savunma sanayii şirketlerinin yurt dışına, zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri, simülatörler, sahil güvenlik gemileri, haberleşme, komuta kontrol sistemleri ve yazılımları ihraç ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarının kamu imkânları ile özel sektörün tecrübe ve dinamizminin birleşmesiyle ortaya çıktığını da kaydetti.

Pakistan ile MİLGEM gemilerinin ihracatına yönelik 1,5 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığı, Ukrayna ile altı tane İHA’nın satışına dair mutabakata varıldığı bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmiş ülkelerin hiçbirinin ürünün yüzde yüz üretimini kendisi yapmadığını, birçok farklı ülkeden farklı parça tedarik ettiğini ve F-35 uçaklarının belli parçalarının Türkiye’den gönderildiğini de sözlerine ekledi.

Sakarya’daki Birinci Ana Bakım Fabrikası’na ilişkin çalışma hakkında da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “19 Aralık’taki Cumhurbaşkanlığı Kararımızın ardından belli bazı kesimler, bu konuyu hemen istismar etmeye başladı. Türk Savunma Sanayinin temellerini atan merhum Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan-millet âşıklarının millî projelerini sabote edenler, şimdi aynı tavrı bizlere, bizim çalışmalarımıza karşı sergiliyorlar. Ülkemizin savunma sanayini on yıllardır bir avuç yabancıya mahkûm edenler, şimdi çıkmışlar utanmadan bizim politikalarımızı eleştiriyorlar.”

“SEKA ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE İŞÇİLER MAĞDUR EDİLMEDİ”

Ana muhalefetin ülkeyle ilgili hayati konulardaki tutumunu da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu provokasyonun başını da Türkiye’deki adı ana muhalefet ama ana muhalefetten başka ne derseniz var. Başını CHP çekiyor. Terör örgütleriyle ‘simbiyotik’” ilişki geliştiren, aynı kaynaklardan beslenen CHP’den, ülkemizin ve milletimizin menfaatine olan böylesi bir meselede elbette yerli ve millî bir tavır beklemiyoruz. 24 Haziran seçimlerindeki yegâne başarısı, bölücü örgütün siyasi uzantılarını Meclis’e taşımak olan bir parti, zaten başka türlü hareket edemez” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin SEKA kâğıt fabrikalarının özelleştirilmesine de karşı çıktığını anımsatarak, özelleştirme sonrasında hiçbir işçinin mağdur edilmediğini, işçilerin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde istihdam edildiğini, fabrikaların belli alanlarının müzeye dönüştürüldüğünü, bazı alanlarının da yeşil alan olarak vatandaşın kullanımına açıldığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arifiye’deki mevcut personelin tasfiyesi, işinden, aşından, ekmeğinden edilmesi de asla söz konusu değildir. Burada çalışan kardeşlerimizin özlük haklarında herhangi bir eksilme olmayacaktır” dedi.

Aldıkları kararın fabrikanın verimliliğini, üretkenliğini, teknolojisini artırmak amacında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira orada yapılacak işler fabrika arazisindeki her türlü taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti devlet aittir ve öyle kalacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arifiye’deki fabrikaya yönelik kararın “özelleştirme” değil, işletme hakkının belli şartlar, belli süreler, belli kısıtlamalar dâhilinde BMC’ye devredilmesi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün Sakarya ve Türkiye için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Vatanımızın bağımsızlığı uğrunda gözlerini kırpmadan canlarını veren şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyor, gazilerimizden hayatta olanlara Rabbimden sağlık ve afiyet niyaz ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.