“Ülkemize hizmet için verdiğimiz her mücadele bizim berat belgemizdir” 0 48672

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar’da toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Ülkemize hizmet için verdiğimiz her mücadele, çektiğimiz her sıkıntı, maruz kaldığımız her saldırı, bizim berat belgemizdir. Halka karşı imtihanı, zorluğuna bakmadan en iyi şekilde vermek için ömrümüz boyunca çalıştık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan ve hizmete açılan eserlerin toplu açılış törenine katıldı. Üsküdar Belediye binası önünde gerçekleştirilen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“AK PARTİ MİLLETİN KARŞISINDA İLK HİZMET İMTİHANINI BELEDİYELERDE VERMİŞ BİR KADRO TARAFINDAN KURULDU”

İstanbul’da yakın dönemde hizmete sunulan büyük projelerden Marmaray, Avrasya Tüneli’nin Üsküdar’la ilgili olduğuna, Çamlıca Camii’nin yine Üsküdar’da yer aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenle birlikte açılışları yapılan eserlerin de ilçeye, şehre ve ülkeye hayırlı olmasını diledi.

Açılışı yapılan eserler arasında; Üsküdar Belediyesi hizmet binasının, Nevmekan Sahil Millet Kıraathanesi’nin, Nakkaştepe Millet Bahçesi’nin, Bilim Üsküdar bilim merkezinin, Engelsiz Yaşam Merkezi’nin, Belediye Nikâh Sarayı’nın, Çavuşdere Spor Sarayı’nın, Valide Sultan Gemisi’nin ve İstanbul Resimleri Müzesi’nin yer aldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam yatırım bedeli 470 milyon lira olan eser ve hizmetlerin hayata geçirilmesinde emeği bulunanları tebrik etti.

AK Parti’nin milletin karşısında ilk hizmet imtihanını belediyelerde vermiş bir kadro tarafından kurulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir ve ilçeleri başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok yerindeki belediyelerde yaptıkları hizmetlerin millet tarafından takdir ve beğeniyle karşılandığını kaydetti.

“TÜM ENGELLERİ AŞARAK ÜLKEMİZİ YÖNETME SORUMLULUĞUNU ÜSTLENDİK”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak çıktığı hizmet yolculuğunun, cezaevinde, demir parmaklıklar ardında sonlandırılmak istendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii, onlar bizim milletimizle gönül bağımızın, hapishane duvarlarıyla engellenemeyecek kadar güçlü ve hasbi olduğunu bilmiyorlardı. Onun için de, AK Parti’yi kurup iktidara yürümeye başladığımızda, ne yapacaklarını şaşırdılar” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Milletimizin iradesi öyle güçlüydü ki, tüm tuzakları, tüm örtülü açık tehditleri, tüm engelleri aştık ve ülkemizi yönetme sorumluluğunu üstlendik. İstanbul’da başlayan siyaset yolculuğumuzu, önce Başbakanlık, ardından Cumhurbaşkanlığı ile devam ettirdik ve nihayet işte bugünlere geldik. Sadece teslim aldığımız emanetin hakkını vermekle kalmadık, yönetim sistemimizi de değiştirerek, tarihimizin en büyük reformlarından birine imza attık. Ama hangi göreve gelirsek gelelim, milletimizin günlük hayatına dokunan asıl hizmetlerin verildiği belediyeciliği ihmal etmedik.”

İstanbul’da ve diğer illerde bir belediyeci gözüyle, yapılan hizmetleri, yatırımları ve çalışmaları gözden geçirdiğini, eksikleri tespit edip belediye başkanlarına ve ilgili kurumların yöneticilerine gerekli talimatları verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hangi kurum tarafından yürütülürse yürütülsün, pek çok projeyi en başından en sonuna kadar bizzat takip ettiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ayakkabımıza, paçamıza bulaşan şantiye çamuru, bizim için kir değil, milletimize getirilen hizmetleri takibimizin bir mührüdür, bir ödülüdür. Aynı şekilde ülkemize hizmet için verdiğimiz her mücadele, çektiğimiz her sıkıntı, maruz kaldığımız her saldırı, bizim berat belgemizdir. Halka karşı imtihanı, zorluğuna bakmadan en iyi şekilde vermek için ömrümüz boyunca çalıştık, çalışıyoruz, çalışacağız.”

“MİLLETİ ESKİ TÜRKİYE TARTIŞMALARININ İÇİNE ÇEKMEK İSTEYENLERİN HEPSİ ART NİYETLİ”

Konuşmasında, ana muhalefet partisi liderinin Almanya ziyaretinde, bölücü terör örgütüne destekleriyle bilinen Türk kökenli milletvekilleriyle yaptığı toplantı ve görüşmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “YPG paçavralarıyla Alman Parlamentosu’nda çıkıp görüntü veren kadınla senin yan yana ne işin var? Bunlar PKK’nın Almanya’daki uzantıları; senin onlarla ne işin var? Peki, onlarla ne konuştun, anlat bakalım” ifadelerine yer verdi.

Ana muhalefet partisi yönetiminin, ilgili milletvekillerinin seçilmiş kişiler olduğu şeklindeki açıklamasına karşılık olarak, Türkiye’de de seçilmiş ancak bölücü terör örgütüne verdiği destekten dolayı cezaevinde bulunan milletvekillerinin olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sen bunlarla beraber yol yürüyebilirsin Bay Kemal, bizim bunlarla yürüyecek yolumuz yok. Biz milletimizle yürürüz, farkımız bu” diye konuştu.

Eski Türkiye alışkanlıklarını hortlatma gayretleri olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ordu ve emniyet dâhil olmak üzere kamu kurumlarında ve özel sektörde kadınların kendi tercihlerine göre, nasıl istiyorlarsa o kıyafetle vazifelerini yapabildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında, “Ama bir anda bakıyorsunuz, bir savcı çıkmış, sen kimsin, sen savcı olabilirsin; ama her şey yasalarla bir yere oturmuşken Anayasada, kanunlarda her şey bir yere oturmuşken ne oluyor da bunlara aykırı bir şekilde, bu uygulamanın iptalini isteyebiliyorsun? Çünkü bunlar eski Türkiye’den kalma ürünler. Neyse ki, Danıştay’ın ilgili dairesi bu girişimi boşa çıkardı” değerlendirmesinde bulundu.

Bu tartışmayı yeniden açmanın kimseye bir faydasının olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu ülkede, ordumuzda başörtülü personel var yok meselesini mi tartışmalıyız; yoksa dünyanın en iyi tankını, topunu, uçağını, gemisini, insansız hava araçlarını, silahlı insansız hava araçlarını, tüfeğini, füzesini, mühimmatını, radarını, motorunu nasıl üretebiliriz, onu mu tartışmalıyız?” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Biz bu ülkede hâlâ laiklik tartışmasıyla mı vakit geçirmeliyiz; yoksa çocuklarımıza daha güzel, daha iyi, daha müreffeh bir geleceği nasıl bırakabileceğimizi mi tartışmalıyız? Biz bu ülkede insanların dinî veya etnik kökenlerini mi tartışmalıyız; yoksa bölgemizi yeniden dizayn etme çabalarına karşı oyunumuzu nasıl kuracağımızı, kendi duruşumuzu nasıl göstereceğimizi mi tartışmalıyız?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milleti eski Türkiye tartışmalarının içine çekmek isteyenlerin hepsinin de art niyetli olduğunun altını çizerek, “Tayyip Erdoğan tökezlesin de, Türkiye isterse yere kapaklansın” zihniyetiyle hareket edenlerin hiçbirinin de yüreğinde zerre kadar ülke ve millet sevgisi olamayacağını belirtti.

“TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ, TÜM KURUM VE KURALLARIYLA İŞLİYOR”

Er meydanı olan siyasette, seçimde ve sandıkta kendileriyle başa çıkamayanların, ülkenin ve milletin geleceğine saldırmasının ancak ihtirasla ve kifayetsizlikle izah edilebileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizimle derdi olanlara sesleniyorum: Ülkeyle ve milletle uğraşmayı bırakın. İşte önümüzde 31 Mart’ta seçim var. Türkiye’de demokrasi, tüm kurum ve kurallarıyla işliyor. Çıkın meydana, derdiniz neyse anlatın millete” diye konuştu.

“AVRUPA SOKAKLARINDAKİ GÖRÜNTÜLERİ ENDİŞEYLE TAKİP EDİYORUZ”

Türkiye’ye karşı husumet besleyen herkesin er veya geç yaptığı ihanetin bedelini ödediğinin ve ödeyeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris’te yaşanan gelişmelere dikkat çekerek, “15 Temmuz’da bunlar bize yapılanlar karşısında sessiz duranlar. Ülkemizin sokaklarını ateşe ve kana boğmaya çalışanlara sesiz kalanlar, işte görüyorsunuz şimdi ne durumdalar” sözlerine yer verdi.

Paris başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinin sokaklarının karışmış durumda olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, medyanın; yanan arabaların, yağmalanan iş yerlerinin, göstericilere en şiddetli şekilde müdahale eden polislerin görüntüleriyle dolu olduğuna dikkat çekti.

“BATI’NIN ÜZERİNE TİTREDİĞİ GÜVENLİK DUVARLARI BİZZAT KENDİ VATANDAŞLARI TARAFINDAN SARSILMAYA BAŞLADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz hak taleplerinin hiçbir zaman şiddet yoluyla dile getirilmesini tasvip etmedik, etmeyeceğiz. Her türlü düşünce ve talep demokrasi içinde dile getirilebilir, mücadelesi verilebilir. Bu bakımdan Avrupa sokaklarındaki görüntüleri de endişeyle takip ediyoruz. Umarım yakında Paris sokaklarındaki duvarlarda ‘Zulüm 1789’da başladı.’ yazıları da görmeyiz. Bağdat Caddesi’nin sokaklarında ne diyorlardı? ‘Zulüm 1453’te başladı.’ O vicdansızlar bunları yazdılar duvarlara. 1453’te zulüm bitti ve gönüllerin fethi başladı. Bizans’ın kızları, kadınları, evet, Edirnekapı’dan Fatih girerken ne söylediler? ‘Başımızda Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz’ dediler, böyle bir dönemi biz yaşadık. Bir kez daha belirtiyorum, biz hem göstericilerin yol açtığı kaos görüntülerine hem de onlara uygulanan orantısız şiddette karşıyız. Ancak ortaya çıkan manzara göstermektedir ki, Avrupa demokrasi dersinden de, insan hakları dersinden de, özgürlükler dersinden de sınıfta kalmıştır. Siyasi popülizm uğruna mülteci karşıtlığını ve İslam düşmanlığını tahrik edenler, kendi kazdıkları kuyuya düşmüşlerdir.”

Batı’nın üzerine çok titrediği güvenlik ve refah duvarlarının mülteciler veya Müslümanlar tarafından değil, bizzat kendi vatandaşlarınca sarsılmaya başlandığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Bizim yıllarca kendilerini koruyup kollamamaları için ikaz ettiğimiz bölücü terör örgütü yandaşları da şimdi bu kaosun en başta gelen failleri arasındadır, PKK’nın uzantıları orada, DHKP-C orada. Her görüştüğümüzde kendilerine, ‘terör bir yılan gibidir, eninde, sonunda sizi de sokar’ demiştik. Haklı çıkmaktan mutlu değiliz, ama hakikat budur.”

Tüm Batılı liderlerden, kendi vatandaşlarına hak ettikleri gibi demokrasinin kurallarıyla, teröristlere de yine hak ettikleri gibi hukukun yöntemleriyle muamele etmelerini beklediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu yaptığınızda Türkiye’yi daha iyi anlayacağınızdan ve sizlerle gerçekten iyi dost olacağımızdan şüpheniz olmasın” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin en büyük gücünün, birlik ve beraberliği olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan,

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitim konusunda tarihimizin en kapsamlı dönüşüm hamlesine imza attık” 0 88011

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Eğitim konusunda tarihimizin en kapsamlı dönüşüm hamlesine imza atarak, eğitimin altyapısını yeni baştan inşa ettik. Her sene bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesini 7,5 milyar liradan 114 milyar liraya yükselttik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kadıköy Atatürk Fen Lisesi’nde düzenlenen, yapımı tamamlanan okulların ortak açılışı ve 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının öğrencilere, öğretmenlere, velilere, eğitim-öğretim camiasına ve Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi.

Konuşmasının başında bölücü terör örgütünce şehit edilen Necmettin Yılmaz, Aybüke Aydın ve görevi başında şahadet yürüyen eğitim-öğretim camiasının tüm şehitlerine rahmet dileyerek, minnetle yâd eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerimde hakkı olan kendi öğretmenlerimi de bir kez daha saygıyla anıyor, hayatta olanların ellerinden öpüyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Tüm öğretmenlerimize hizmetleri ve engin sabırları için ülkem ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyor, görevlerinde başarılar temenni ediyorum. İlk defa okula başlamanın heyecanını yaşayan evlatlarımızın her birinin tek tek gözlerinden öpüyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün 81 vilayette yapımı tamamlanan 716 okulun resmî açılışını gerçekleştirdiklerini belirterek, yatırım bedeli 4 milyar 638 milyon lirayı bulan 12 bin 640 yeni dersliğin Türkiye’ye kazandırıldığını açıkladı.

“BÜTÇEDE ASLAN PAYINI EĞİTİME AYIRDIK”

Türkiye’de son 17 yılda; demokrasiden ekonomiye, altyapıdan turizm ve sanayiye uzan geniş bir yelpazede birçok başarıya imza attıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bilhassa eğitim-öğretim konusunda tarihimizin en kapsamlı dönüşüm hamlesine imza atarak eğitimin altyapısını adeta yeni baştan inşa ettik. Her sene bütçede aslan payını eğitim-öğretime ayırdık. Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesi göreve geldiğim zaman 7,5 milyar idi, şimdi ise 114 milyar liraya yükselttik, aslan payını eğitim-öğretime verdik. Ülkemize kazandırdığımız 309 bin yeni derslikle milletimizin en önemli dertlerinden birisi olan kalabalık sınıfları tamamen ortadan kaldırdık.”

Eğitimin fiziki altyapısını geliştirmenin yanında, önceki dönemlerin yasakçı, baskıcı zihniyetlerinin izlerini silmek için de çok çaba harcadıklarını, kat sayı sistemine son verdiklerini, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitimde fırsat eşitliğini ve adaleti sağlamak için özellikle maddi durumu yerinde olmayan öğrencilerimizin burs imkânlarını genişlettik. Ders kitaplarını ücretsiz bir şekilde bütün okullarımızda dağıtıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul öncesi eğitimi süratle yaygınlaştırdıklarını, ilkokula başlama yaşını 69 aya düşürdüklerini, ders müfredatlarını özgürlükçü, demokratik, şeffaf ve objektif bir anlayışla yeni baştan hazırladıklarını, milletin inancını, medeniyet ve kültür değerlerini hor gören ideolojik unsurları ders kitaplarımızdan tamamen temizlediklerini kaydetti.

“17 YILDA 632 BİN YENİ ÖĞRETMENİMİZİN ATAMASINI GERÇEKLEŞTİRDİK”

Okulların teknolojik altyapısını baştan aşağı yenileyerek 432 bin 288 sınıfın tamamına etkileşimli tahtaları yerleştirdiklerini, 45 bin 653 çok fonksiyonlu yazıcının kurulumunun yapıldığını, 1,5 milyon tablet bilgisayarı liselerdeki öğrencilere ve öğretmenlere dağıttıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bunları yaparken eğitimin temel direği olan öğretmenlerimizi de asla ikinci plana atmadık. Son 17 yılda 632 bin yeni öğretmenimizin atamasını gerçekleştirdik. 1 ay önce yüreği kıpır kıpır, idealist, 20 bin genç öğretmenimizi görevlerine başlatmanın gururunu yaşadık” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye genelinde derslik başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 24’e, ortaöğretimde 20’ye, genel ortaöğretimde 21’e, mesleki ve teknik ortaöğretimde ise 19’a kadar gerilediğini açıklayarak, kız çocuklarının okullaşma oranlarında ve devamsızlık konusunda da önemli ilerlemeler kaydedildiğini bildirdi.

“KADİM DEĞERLERİMİZİ ÖĞRENCİLERİMİZE LAYIKIYLA AKTARAMADIK”

Eğitimde kalite artışına yoğunlaşmak gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Eğitimde niteliği yakalamanın günü birlik bir konu olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Alışkanlıkları değiştirmek, atomu parçalamaktan daha zordur diye malum bir söz var. Eğitimde Cumhuriyet tarihimiz boyunca bize özgü bir gelenek oluşturamadık, böyle bir sistemi maalesef kuramadık. Hukukta, idari düzende, bürokrasi olduğu gibi eğitimde de Batı’yı kopyalamayı tercih ettik. Açıkçası ne kendi kadim değerlerimizi, ne Batı kültürünü öğrencilerimize layıkıyla aktarabildik.  Sonuçta kendi değerlerine bigâne kalan, aslını inkâr eden Batı kültürüne hayranlık duymanın ötesinde katkısı olmayan kayıp nesiller yetiştirdik. Bunun yanında, eğitim sistemimiz daha çok ezbere dayandı. Sınav odaklı, sınavlardaki başarıya odaklı dar bir bakış açısı. Ne yazık ki eğitim sistemimizin en büyük handikaplarından birisi oldu. Düşünmeye, soru sormaya, sorgulamaya, öğrencilerimizin sanat, spor, bilim, edebiyat gibi farklı alanlardaki yeteneklerini keşfetmeye yeterince önem verilmedi. Uzun yıllar eğitim sadece insan formatlama, tek tipleştirme, dikte aracı olarak görüldü. Eğitimde yaptığımız reformların gayelerinden biri de bu sakat anlayışı tümüyle ortadan kaldırmaktır.”

“ÇOCUKLARIMIZI AHLAK VE KARAKTER SAHİBİ İYİ BİR İNSAN OLARAK YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanların farklı beceri, yetenek ve yatkınlıkları bulunduğunu ve eğitimin de bu kabiliyetleri ortaya çıkarma sanatı olduğunu dile getirerek, “Hiç şüphesiz bunu yapacak olanlar da eğitim-öğretim sistemimizin mihveri ve temel taşı konumundaki öğretmenlerimizdir. Öğretmen sadece öğreten değil, aynı zamanda öğrencilerinin içindeki cevheri keşfeden bir yetenek avcısıdır. Öğretmen yalnızca maişet peşinde koşan değil, peygamber mesleğini icra etmenin hassasiyetini yüreğinde hisseden kişidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Çocuklarımızı ahlak, erdem, marifet ve karakter sahibi iyi bir insan olarak yetiştirmek için çalışıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl kamuoyu ile paylaşılan 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nin de bu hedefleri gerçekleştirme yolunda değerli bir adım olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çocuklara ve gençlere seslenerek, şöyle konuştu: “Biliyorum bugün kiminiz ilk defa okula başlıyor, bazılarınız ise üç aylık tatilin ardından öğretmenlerinize ve arkadaşlarınıza kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor. Bu mutlu, bu heyecanlı gününüzde sizlere bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum. Unutmayın, merak ilmin anahtarıdır. Merakınız ne kadar büyükse bilginiz o kadar derin olacaktır. Bunun için soru sormaktan, sorgulamaktan asla çekinmeyin. Vicdan hayatta bize doğru yolu gösteren bir pusuladır. Vicdan eleğinizden geçmeyen hiçbir şeye itibar etmeyin. Arkadaşlarınıza, okulunuza, sizin için ter döken büyüklerinize değer verin. Öğretmenlerinize saygıyı hiçbir zaman elden bırakmayın.”

“İYİ BİR KARİYERE SAHİP OLMAK ÖNEMLİ AMA ÖNCE İYİ BİR İNSAN OLMAYI HEDEFLEYİN”

“Hayallerinizle aranıza kimsenin girmesine müsaade etmeyin, yaptığınız işi en güzel, en başarılı şekilde yapmaya çalışın” sözleriyle öğrencilere seslenişini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anne-babalarınız sizin en değerli varlıklarınızdır. Paylaşmak en büyük erdemlerden biridir. İyi bir kariyere sahip olmak elbette önemlidir, ama iyi bir doktor, iyi bir mühendis, bürokrat, bilim insanı, sanatçı, sporcu olmanın yanı sıra, hatta onlardan önce iyi bir insan olmayı hedefleyin” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bugünün çocuklarına, gençlerine şehitlerin emaneti olduğunun da altını çizerek, “Tarihinizden, değerlerinizden kopmadan bu emaneti geleceğe taşıyacak olan da yine sizlersiniz. Sizi bu muhteşem mirastan uzaklaştırmak, geçmişinize ve özünüze yabancılaştırmak isteyenlere kesinlikle itibar etmeyin” uyarısında bulundu.

Gençlere nasihat olarak, İstiklal marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un, “İhtiyar amcanı dinler misin, oğlum, Nevruz? / Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işte gerek. / Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme; / Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının bir kez daha eğitim camiasına ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu,

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Önümüzdeki dönemde alternatif finans konusunda daha cesur ve kararlı adımlar atacağız” 0 17

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Alternatif Finansta Yeni Ufuklar” programında yaptığı konuşmada, “Risk paylaşımı yoluyla başka insanların üretimlerine katılımı esas alan yeni finans modellerini tercih oranı giderek artıyor. Dün bunları söylediğimiz için bize saldıranlar, şimdi bu sistemi ciddi ciddi konuşuyor, tartışıyor, hatta çeşitli şekillerde uyguluyor. Türkiye’nin bu konuda geç kaldığını, geride kaldığını düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde, alternatif finans konusunda daha cesur ve kararlı adımlar atacak, ülkemizi bu alanda da hak ettiği yere getireceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Marmara Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen, “Alternatif Finansta Yeni Ufuklar: Uluslararası Likidite, Yeşil Finans ve Sosyal Sorumlu Finans” konulu konferansa katıldı.

Konferansta konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi ile Marmara Üniversitesi’ne, ekonomiye yeni bir soluk getireceğine inandığı alternatif finans konusunu kamuoyunun gündemine getirdiği için teşekkür etti.

“KÜRESEL EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEM İNSAN ODAKLI VE ÜRETİMİN ASLİ UNSUR OLDUĞU BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”

Dünya ekonomisinde söz sahibi çevrelerin uyguladığı modellerin ülkelerin ekonomilerini ciddi çıkmaza soktuğunu, bunun en önemli sinyallerinden birinin de 2008 küresel finans krizi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar dikkatler başka yerlere çekilmeye çalışılsa da bu krizin asıl kaynağının Amerika ve Avrupa olduğu bir gerçektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üretimin ve refahın artışına katkı yapması gereken sistemin, maalesef ekonominin tamamına hükmeden ve istikrarı tehdit eden bir konuma geldiği uyarısında bulunarak, “Âdeta diğer tüm sektörlerin finans sektörünü beslediği bu sağlıksız yapının sürdürülemez olduğu ortadadır. Sosyal ve beşeri maliyetleri dikkate almadan, sadece daha fazla kazanma hırsıyla işleyen bu ekonomik sistemin çökmesi kaçınılmazdır. Dünyada gelir ve servet dağılımı gittikçe bozulurken, ülkelerin kendi içerisinde ve küresel ölçekte makas sürekli açılırken, oturup bu düzenin üzerimize yıkılmasını bekleyemeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Küresel ekonomik ve finansal sisteminin insan odaklı ve üretimin asli unsur olduğu bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, alternatif finansın da bu dönüşümün en önemli unsurlarından birisi olduğunu söyledi.

“DÜNYAYI YENİ BİR EKONOMİK DURGUNLUK KORKUSU SARDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim ‘Dünya 5’ten büyüktür’ itirazımız, sadece siyasi karar alma ve güvenlik uygulamalarına yönelik değildir. Bu itirazın tüm insanlığa hizmet etmesi gereken kaynakların belirli ellerde toplanmasıyla ortaya çıkan çarpıklıklara ilişkin boyutu da vardır. Bize göre, adaletsizliği sürekli büyüten bu sistem, tüm unsurlarıyla tartışılmalı, uzlaşma yoluyla yeniden inşa edilmelidir” diye konuştu.

Geleceğin dünyasında faize dayalı bir sistemin yerini “risk paylaşımının esas olduğu katılımcılığın” aldığı yeni bir finansal mimariye bırakacağına inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Risk paylaşımı yoluyla başka insanların üretimlerine katılımı esas alan yeni finans modellerini de tercih oranı giderek artıyor. Dün bunları söylediğimiz için bize saldıranlar, şimdi bu sistemi ciddi ciddi konuşuyor, tartışıyor, hatta çeşitli şekillerde uyguluyorlar.  Türkiye’nin bu konuda geç kaldığını, geride kaldığını düşünüyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde, alternatif finans konusunda daha cesur ve kararlı adımlar atacak, ülkemizi bu alanda da hak ettiği yere getireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı her saldırının bir boyutunun da ekonomi olduğuna dikkati çekerek, Gezi olayları, 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimi, çukur eylemleri, 15 Temmuz darbe girişimi ve son olarak 2018 yılı Ağustos ayında ekonomiye yönelik saldırıların hepsinde Türkiye ekonomisinin hedef alındığını kaydetti.

Yürütülen mücadelenin başarısı için güçlü bir ekonomiye ve sağlam bir finans sistemine ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyayı yeni bir ekonomik durgunluk korkusunun sardığını, pek çok ülkenin, kendi ihtiyaçlarına uygun yeni bir finansal ve ekonomik mimari ortaya koymak için yoğun çaba gösterdiğini, Türkiye’nin de bu büyük dönüşümün seyircisi değil, bir aktörü olacağını açık bir şekilde tüm dünyaya gösterdiğinin altını çizdi.

“KAMU DIŞINDAKİ BANKACILIK SİSTEMİMİZ REEL SEKTÖRE YETERİ KADAR DESTEK SAĞLAMADI”

Siyasi alanda bölgesel ve küresel düzeyde söz sahibi olan Türkiye’nin finans alanında da aynı şeyi başaracağına olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’u küresel bir finans merkezi yapma hedefini de bunun için önemli gördüklerini söyledi.

İstanbul Finans Merkezi ile bu alanda dünyadaki önemli merkezlerden biri olmanın peşinde olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette tüm kurumları içinde barındıracak bu yapının, özellikle bankacılık dışı alternatif finans alanlarının dünyadaki merkezi olmasını arzu ediyoruz. Son derece önem verdiğimiz bu projeyi bizzat Cumhurbaşkanlığı bünyesinde takip ediyoruz. Bu merkezin, kısa sürede önemli bir marka hâline geleceğine, bilhassa İslami finans ve finansal teknolojiler alanında bölgenin yegâne çekim merkezi olacağına inanıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son iki yıldır yaşanan tecrübelerin, bankacılık dışı finansman yöntemlerinin ne kadar hayati öneme sahip olduğunu gösterir nitelikte olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şunu üzülerek belirtmeliyim ki, bu dönemde, kamu dışındaki bankacılık sistemimiz reel sektöre yeteri kadar destek sağlamadı. Tam tersine, en ihtiyaç duydukları dönemde kredi muslukları kapatılan reel sektörümüzün âdeta altı boşaltıldı. Bilançolarında herhangi bir sorun olmadığı hâlde, sırf yaşadıkları mali sıkıntı sebebiyle pek çok firma üretimden çekilme noktasında kaldı.”

“ÜRETEN, YATIRIM YAPAN İNSANLARIMIZI ZOR DÖNEMLERİNDE YALNIZ BIRAKMADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı olarak bakanlıklarımızla, özel sektörümüzle ve kamu bankalarımızla iş birliği içinde, bu sıkıntılara çözüm olacak yöntemler geliştirdik, geliştirmeye devam ediyoruz. Üreten, istihdam eden, ihracat yapan, yatırım yapan insanlarımızı bu zor dönemlerinde yalnız bırakmadık. Yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen, çözümü doğduğu, büyüdüğü, kazandığı topraklarda arayan tüm reel sektör mensuplarına şükranlarımı sunuyorum. Şimdi, “Her kriz aynı zamanda bir fırsattır” gerçeğine uygun olarak hedeflediğimiz şekilde, bankacılık dışı finansal kesimin büyümesine buraya yönelik adımlar atıyoruz” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “katılım bankacılığı” ifadesini de yanlış bulduğuna dikkati çekerek faizsiz bir sistemde “bankacılık” ifadesinin kullanılmaması gerektiğini, “katılım finans” ifadesin doğru bir tanımlama olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Kalkınma Planı ve Yeni Ekonomik Program da sermaye piyasasının payının artırılmasına yönelik bir dizi tedbiri hayata geçirdiklerini, firmaların ihtiyaç duydukları mali kaynaklara daha sağlıklı bir şekilde kavuşabilmeleri için, KOBİ’lere yönelik yeni uygulamalar geliştirdiklerini anlattı.

KATILIM FİNANS MODELİ

“Katılım finans” sistemini, paylaşmayı, üretimi ve ahlaki değerleri göz önünde bulunduran bir finansal model olduğunu, risk paylaşımına ve varlığa dayalı olması sebebiyle herkese hitap ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslami hassasiyetlerin ötesinde evrensel ahlaki değerleri göz önünde bulunduran bu modelin, tüm insanlığın sıkıntılarına çözüm getireceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye’de katılım finans kurumlarının, toplam bankacılık varlıkları içinde yüzde 5 paya sahip olduğu bilgisini paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeterli olmayan bu payın artırılması gerektiğini, hedefin 2025 yılı itibariyle, bu oranın yüzde 15 seviyesine çıkarılması olduğunu kaydetti.

Katılım finans modeliyle yastık altındaki mevduatların ekonomiye kazandırılmasının hızlanacağına olan inancını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılım finans sistemindeki kurumların da bankacılık sisteminin faiz oranlarıyla hareket etmemesi gerektiğini, şayet böyle hareket ederse bunun adının aldatmaca olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılım finans kuruluşlarının kendilerini akılcı ve samimi bir muhasebeye tabi tutarlarsa, çok hızlı bir gelişme sürecine gireceklerini belirterek Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından bu amaçla yapılan çalışmanın sonuçlarının önümüzdeki aylarda kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.

Katılım finansının insan kaynağı ihtiyacının karşılanmasının da önemli bir konu olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşu tamamlanan Marmara Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Enstitüsü’nün,  bu doğrultuda atılmış önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferansın hayırlara vesile olmasını diledi ve emeği geçenleri tebrik ederek konuşmasını tamamladı.

 ENERJİ PETROL MEDYA CEO- MEHMET ALİ SETENCİOĞLU

ENERJİ PETROL MEDYA CEO- MEHMET ALİ SETENCİOĞLU