Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,“Kimse Türkiye’ye demokrasi dersi veremez” 0 85061

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya İnsan Hakları Günü etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Buldukları her fırsatta Türkiye’nin demokrasisine, insan haklarına, özgürlüklerine laf edenler, bugün kendi imtihanlarıyla baş başa. Demokrasi, her şeyin iyi, güzel, hoş olduğu günlerde değil, işte böyle zor zamanlarda test edilir. Türkiye bu testi, vesayetinden darbesine, teröründen mültecisine kadar tüm boyutlarıyla yaşamış ve alnının akıyla tamamlamıştır. Artık hiç kimse ülkemize demokrasi, insan hakları, özgürlükler dersi vermeye kalkamaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla AK Parti Genel Merkezinde “İnsanlığın Medeniyeti” başlığıyla düzenlenen etkinliğe katıldı. Etkinlik kapsamında açılan “İnsanlığa Umut: Türkiye” adlı sergiyi de ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda bir konuşma yaptı.

“BİZİM MEDENİYETİMİZDE İNSAN HAKLARI, BİZATİHİ İNSANIN VARLIĞINDA MÜNDEMİÇTİR”

10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda oylanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 70. yıl dönümünün kutlandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, beyannamenin; dünyanın her yerinde insan hakları konusunda ortak bir anlayışın geliştirilmesine katkı sağladığını kaydetti.

Çekilen acıları sona erdirememiş olsa da, BM düzeyinde geçerli bir kriter olan bu beyannamede yer alan hususların hayata geçirilmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii bizim medeniyetimizde insan hakları, bizatihi insanın varlığında mündemiçtir” diye konuştu.

Kur-an-ı Kerim’deki emirlerin her birin birer insan hakları kriteri olduğunu, Hz. Peygamber’in Veda Hutbesi’nin İslam medeniyetinin en önemli insan hakları belgelerinden biri olarak geçerliliğini koruduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cinsiyeti, rengi, ırkı, dili, kültürü ne olursa olsun herkesi ‘kardeş’ olarak kabul eden inancımızın insan hakları çerçevesi de buna göre şekillenmiştir” dedi.

İnsanın, Allah’ın yarattığı büyük âlemin bir parçası olarak kabul edildiğinde tüm meselenin çözüldüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şöyle konuştu: “İnsanı sevmeyen ve onun haklarına saygı duymayan, tabiatı da sevmez, tabiattaki diğer varlıkların haklarına da saygı duymaz. İnsanı ve tabiatı sevmeyenin, Rabbimizin âlemdeki diğer mucizelerini görmesi, görse bile kalbinde ve kafasında yerli yerine oturtabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, bugün dünyada insan hakları diye en çok bağıranların, eskiden beri insan hakları konusunda en kötü sicile sahip olmaları tesadüf değildir. Nitekim kendilerine kurdukları huzur ve refah dünyasında insan hakları üzerine ahkâm kesenlerin, konu diğer coğrafyalara ve toplumlara geldiğinde, bir anda renk ve karakter değiştirdiklerini görüyoruz.”

“DÜNYADAKİ HİÇBİR YAZILI VE GÖRSEL MEDYADA FRANSA’DAKİ HADİSELERİ İZLEMEDİK”

İstanbul’da yaşanan Gezi eylemlerinde insan hakları savunuculuğuna soyunanların, Paris’te yaşananlar karşısında kör, sağır ve dilsiz hâle geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki hiçbir yazılı ve görsel medyada Fransa’daki hadiseleri izlemedik, Hollanda’yı izlemedik, Brüksel’i izlemedik; neredesiniz? Ama Gezi eylemleri için dünyayı ayağa kaldırdınız. Niye, burası Türkiye olduğu için mi? Hadi şimdi de aynı şekilde anlatın, yayınlayın; yayınlamadılar. Niye? Dürüst değiller, samimi değiller” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye milyonlarca sığınmacı akın ederken Türkiye’yi sınırlarını açmaya davet edenlerin, sığınmacılar kendi topraklarına yöneldiğinde dikenli teller, duvarlar ve en sert tedbirlerle karşıladığını hatırlattı ve “Kim insan hakları savunucusu, biz mi, onlar mı? Onlar dünyada hâlâ bir vahşet sergilemekten öte bir şey yapmıyorlar” diye ekledi.

Terör örgütleri Türkiye’ye saldırırken, Türkiye’yi demokrasi sınavına tabi tutanların, silahların namluları kendilerine yöneldiğinde, demokrasiyi ve insan haklarını da askıya almaktan çekinmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin böyle bir riyakârlığa başvurmadığını ve başvurmayacağını söyledi.

“HÜKÛMETE GELİR GELMEZ, DEMOKRASİDE VE EKONOMİDE BÜYÜK REFORMLAR BAŞLATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın 17. büyük ekonomisi olmasına rağmen, insani yardımlarda ilk sıralarda yer almasının, Türkiye’nin parasının çok olmasından değil, gönlünün zengin olmasından kaynaklandığını dile getirdi ve “Eğer bugün Türkiye, yaşadığı bunca badireye rağmen hâlâ dimdik ayaktaysa, işte bu paylaşmanın bereketi, el uzattığı insanların duaları sayesindedir. Türkiye olarak, AK Parti olarak, bizim insan hakları meselesine bakışımız işte budur” diye ekledi.

Türkiye’nin, insan hakları uygulamaları konusunda, modern çağın yaklaşımlarına uygun en önemli adımlarını, AK Parti iktidarları döneminde attığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin; gerek tek parti dönemindeki faşist anlayış sebebiyle gerek darbeler ve cuntalar eliyle, ağır baskılara maruz kaldığını söyledi. 1960 ve 1980 darbesi ile 28 Şubat müdahalesine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin bu kötü sicile layık olmadığına inandıkları için hükûmete gelir gelmez, demokraside ve ekonomide büyük reformlar başlattıklarını; yatırım ve hizmetlerle milletin hayat kalitesini yükseltirken, diğer yandan da hak ve özgürlüklerin çıtasını sürekli yukarıya taşıdıklarını ifade etti.

“DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI DENİLİNCE SORUN ARANACAK YER ASLA TÜRKİYE DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiç kimsenin kökeninden, inancından, meşrebinden, kıyafetinden, düşüncesinden, ibadetinden, dolayı horlanmadığı, ötekileştirilmediği bir yaklaşımı hâkim kıldıklarını vurguladı ve “Cebinde ay yıldızlı kimlik taşıyan herkesin, hayatın tüm alanlarında bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olarak muamele görebilmesini sağladık. Hatta aynı hizmetleri, ülkemize gelen misafirlerimize sunduk” ifadelerini kullandı.

Bu süreçte çok büyük direnişle karşılaştıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Önümüze çıkartılan engelleri, sabırla ve kararlılıkla birer birer aştık. Kurulan tuzakları, dikkatle ve dirayetle bozarak yolumuza devam ettik. Yeri geldi statükonun temsilcilerinin, yeri geldi terör örgütlerinin, yeri geldi darbecilerin saldırılarına maruz kaldık. Ama milletimizden aldığımız güç ve destekle, hamdolsun, hepsinin de üstesinden gelmeyi başardık. Buldukları her fırsatta Türkiye’nin demokrasisine, insan haklarına, özgürlüklerine laf edenler, bugün kendi imtihanlarıyla baş başalar. Demokrasi, her şeyin iyi, güzel, hoş olduğu günlerde değil, işte böyle zor zamanlarda test edilir. Türkiye bu testi, vesayetinden darbesine, teröründen mültecisine kadar tüm boyutlarıyla yaşamış ve alnının akıyla tamamlamıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Artık hiç kimse ülkemize demokrasi, insan hakları, özgürlükler dersi vermeye kalkamaz. Bundan sonra demokrasi ve insan hakları denilince sorun aranacak yer, asla Türkiye değildir” vurgusunda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her iki hususta da bakılacak yer, Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Libya’da insanlığı yıkıntılar altında bırakanlardır. Bakılacak yer, Afrika’nın her köşesinde insanlığı açlığın ve susuzluğun pençesine terk edenlerdir. Hiçbir fiyakalı söz, hiçbir parıltılı söylem, hiçbir şaşalı hayat biçimi, Batı’nın insan hakları ve özgürlükler konusundaki ikiyüzlülüğünü gizleyemez. Biz, başından beri, neysek, oyuz. Ama özellikle Avrupa ve Amerika için söylenecek söz, medeniyet makyajının aktığı ve altındaki gerçek yüzlerin ortaya çıkmaya başladığıdır” diye ekledi.

“AK PARTİ, TÜRK SİYASETİNDE DAİMA HAKLININ VE HUKUKUN YANINDA YER ALDI”

AK Parti’nin, Türk siyasetinde daima hakkın, haklının ve hukukun yanında yer aldığını ve almaya devam edeceğini ifade ederek halka hizmeti Hakka hizmet olarak gören bir siyasi geleneğin müntesipleri olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, girdikleri 14 seçimde de milletin karşısına bu taahhütle çıktıklarını ve önümüzdeki seçimlerde de millete sözlerinin aynı olduğunu söyledi.

Belediyelerde halka en iyi hizmetleri vermenin, şehirleri en güzel şekilde mamur etmenin, çocuklara aydınlık bir gelecek bırakmanın gayreti içinde olacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti olarak gece gündüz çalışıp 31 Mart 2019 akşamı, partilerine 15. zaferi yaşatmakta kararlı olduklarını kaydetti.

“İSİMLER GELİR GEÇER, BAKİ KALAN SADECE HİZMETLERDİR”

Milletin güvenini kazanmadan oyunun ve gönlünün de kazanılamayacağına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kibir ve büyüklenme bataklığına düşen, erişilemeyen ve konuşulamayan kişi durumuna gelen, istişareden uzaklaşan, gözü şahsi çıkarından başka şey görmeyen hiç kimsenin AK Parti çatısı altında yeri yoktur. AK Parti, şu veya bu kişinin, şu veya bu dar kadronun değil, bizatihi milletin partisidir. Milletin partisini milletten uzaklaştırmaya kalkan, karşısında şahsımı bulur. Dikkat ederseniz, taşıdıkları tüm unvanları, geldikleri mevkileri, makamları AK Parti’ye borçlu olup da, bugün başka mecralara yelken açmaya çalışanların ortak özelliği, kibir abidesi hâline dönüşerek, milletten kopmuş olmalarıdır. 40 yılı aşkındır siyaset yapan bir kardeşiniz olarak, bu tuzağa düşüp de iflah olan kimseyi görmediğimi özellikle belirtmek isterim. İsimler gelir geçer, baki kalan sadece davalardır, hizmetlerdir. Bizim sadakatimiz davamızadır, hizmetimiz milletimizedir.”

10 Aralık İnsan Hakları Günü vesilesiyle dünyadaki mazlum ve mağdurlara selamlarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezindeki programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“İstanbul’u dünyanın en çok ziyaret edilen şehirler listesinde ilk sıralara çıkarmakta kararlıyız” 0 85006

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kartal Meydanı’nda düzenlenen Gebze-Halkalı banliyö tren hattı açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının başında, İstanbul’u bir ucundan, Marmaray’la boğazın altından geçip, diğer ucuna kadar giden banliyö tren hattının Türkiye ve İstanbul’a hayırlı olmasını diledi.

“GEBZE-HALKALI BANLİYÖ TREN HATTI İSTANBUL TRAFİĞİNDE ÇOK ÖNEMLİ BİR RAHATLAMAYA YOL AÇACAKTIR”

Gebze-Halkalı banliyö tren hattı ile 185 dakikada katedilebilen mesafenin 115 dakikaya ineceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hattın günde 1 milyon 700 bin yolcu taşıyacağı bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un tam 10 ilçesinin doğrudan kullanma imkânı olan ve Marmaray’la birlikte 43 istasyondan oluşan bu hattın, metro, tramvay ve deniz hatlarıyla entegrasyonu ile İstanbul trafiğinde rahatlamaya yol açacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hatta çalışacak 440 araçtan 300’ünün Türkiye’de üretilmesinden ayrıca iftihar ettiğini dile getirerek, “Eskiden tren hatları Anadolu yakasında Haydarpaşa’ya kadar geliyordu. Avrupa Yakası’nda da Sirkeci son duraktı. Biz Marmaray’ı inşa ederek bu iki tren hattını birleştirmiş olduk. Bir diğer önemli raylı sistem bağlantısını da Yavuz Sultan Selim Köprüsü bünyesinde kuruyoruz. İnşallah her iki taraftaki metro hatları tamamlandığında, onu da devreye alacağız” dedi.

Bugüne kadar yaklaşık 8,5 milyar lira harcanan Gebze-Halkalı banliyö tren hattının İstanbul’a kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hat ile İstanbul’un 170 kilometre olan raylı sistem uzunluğunun, 233 kilometreye çıkartıldığını söyledi.

“İKTİDAR VE YEREL YÖNETİM OLARAK EL ELE VEREREK KALKINMA HAMLESİNİ YÜRÜTECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde ulaşım sorununu raylı sistemlerle çözme yoluna gittiğini anımsatarak kapsamlı plan, projelerle Taksim-4.Levent arasındaki metro hattıyla, raylı sistemleri kurmaya başladıklarını, etap etap geliştirilen ağ ile bugün 233 kilometreye çıkardıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidar ve yerel yönetim olarak el ele vererek kalkınma hamlesini yürüteceklerini sözlerine ekleyerek İstanbul’a hizmete devam edeceklerini ifade etti.

CHP’li ve HDP’li bazı belediyelerden çöp, çamur ve çukur görüntüleri ile vatandaşların bu belediyelerden şikâyet ettiklerine dair görüntüleri meydandakilere izlettiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP’nin belediyeciliği çöp, çukur, çamur. Kartal’da böyleydi. Önce biz ele aldık, çöpten ilçeleri temizledik. Ümraniye’deki patlamayı biliyorsunuz değil mi? O patlamada 39 vatandaşımız öldü, hesabını verdi mi? Yok veremez mümkün değil, çünkü bunların hayatları hep bunun üzerine kurulu yalan, iftira” diye konuştu.

“MARMARAY’I, BUGÜN ÇOK DAHA İLERİ BİR SEVİYEYE TAŞIMIŞ OLUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan hattın Londra-Pekin arasındaki demir İpek Yolu’nun İstanbul etabını oluşturmasının da ayrıca önemli olduğuna dikkati çekerek, “Cumhuriyetimizin ilanının 90’ıncı yıl dönümüne armağanımız olarak hizmete açtığımız Marmaray’ı, bugün çok daha ileri bir seviyeye taşımış oluyoruz” açıklamasında bulundu.

İstanbul’u, sadece ulaşımıyla değil; suyuyla, havasıyla, Haliç’iyle, imarıyla, yeşil alanlarıyla her şeyiyle bambaşka bir konuma taşıdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, verdiğimiz emeklerin karşılığını, İstanbul’u dünyanın en gözde şehri yaparak alıyoruz. Geçtiğimiz yıl İstanbul’u neredeyse nüfusu kadar turist ziyaret etmişse işte bu sebepledir. Gerçi bu rakam İstanbul’un potansiyelinin çok altındadır. İstanbul’u dünyanın en çok ziyaret edilen şehirler listesinde sekizincilikten ilk sıralara çıkarmakta kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Belediye başkanlarının vizyonunun bir şehrin geleceği bakımından son derece önemli olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerden 31 Mart’taki tercihlerinizi buna göre yapmanızı istiyorum. Sandıkta yapılacak hatanın bedelini, sadece o adaya oy verenler değil, tüm şehir ödüyor. Bunu şehrimize ödetmeyelim” uyarısında bulundu.

“İSTANBUL İÇİN ÇOK BÜYÜK HAYALLERİMİZ, HEDEFLERİMİZ VE PROJELERİMİZ VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentsel dönüşümün de önemine işaret ederek son olarak Kartal’da çöken binanın bu konuda hızlı bir karar alınması gerektiğini ortaya çıkardığını ve bu konuda kararlı olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben diyorum ki buradan hareketle kentsel dönüşüm, değişim projelerimizi hayata geçirelim. Biz, sizin gönüllük esasına göre kira bedellerinizi ödeyeceğiz. Bir taraftan da inşaatlarımızı yatay mimariyle yapacağız. Çünkü biz kaçak yapılan, çarpık yapılaşmayla insanımızın, deprem tehdidinin de olduğu İstanbul’da sıkıntı içinde yaşamasını istemiyoruz. Biz sizden para istemiyoruz ama diyoruz ki bu konuda bize yardım edin” ifadelerini kullandı.

Şehrin geleceğini göremeyen, insana hizmet aşkıyla yanmayan, büyüme potansiyelini fark edemeyen, uygun altyapılar yapamayan yönetimlerin İstanbul’u âdeta kaderine terk ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim hem Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklarımız olarak hem büyükşehir olarak hem de ilçeler düzeyinde İstanbul için çok büyük hayallerimiz, çok büyük hedeflerimiz, çok büyük projelerimiz var. Biz İstanbul’a aşığız, sevdalıyız. Bu sevdamızı noktalayamayız” diye ekledi.

AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın çok tecrübeli ve şehri en iyi bilenlerden olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kartal’ın da son iki dönemdir CHP’li belediye elinde nasıl ihmal edildiğini, örselendiğini çok iyi bildiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için de AK Parti Kartal Belediye Başkan Adayı Ebubekir Taşyürek’in çok iyi projelerle hazırlanarak göreve talip olduğunu anlattı.

“KARTAL’A HİZMET ETMEK İÇİN PROJELERİMİZLE, YÜREĞİMİZLE HAZIRIZ”

Kartal’da ilçe merkezi ile Uğur Mumcu arasına 16 kilometrelik havaray sistemi, taş ocağı bölgesine Millet Bahçesi ve Tabiat Tarihi Müzesi, Cevizli-Esentepe’de 26 dönümlük bir Millet Bahçesi projeleri olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski stadın olduğu yeri Kartal Şehir Meydanı olarak düzenleyeceklerini, Kartal’a, şanına layık bir stadyum, otopark ve taraftar lokali kazandıracaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kumcular İskelesi’ne plaj kurulacağını, Kordonboyunu da bir cazibe merkezi hâline dönüştüreceklerini, Yakacık Ayazma’da, tüm Kartal’ı ve adaları görecek bir seyir terasını hizmete sunacaklarını aktararak, “Biz İstanbul’a ve diğer ilçelerimizle birlikte Kartal’a hizmet etmek için projelerimizle, adaylarımızla, yüreğimizle hazırız. İstanbul’dan ve diğer ilçelerimizle birlikte Kartal’dan, 31 Mart’ta şehrimizin ve sizlerin geleceği için destek istiyoruz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan ve beraberindekilerle Gebze-Halkalı banliyö tren hattının açılışını gerçekleştirdi.

Açılışın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gebze-Halkalı banliyö tren hattındaki ilk seferi, makinist koltuğunda gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Türkiye, vicdansızlığın karabasan gibi dünyanın üzerine çöktüğü bir dönemde iyiliğin sesi olmuştur” 0 71506

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “5. Uluslararası İyilik Ödülleri” programında yaptığı konuşmada, “Türkiye, vicdansızlık ve çifte standardın karabasan gibi dünyanın üzerine çöktüğü bir dönemde merhametin, şefkatin, iyiliğin sesi olmuştur. Bakınız biz sadece ülkesindeki çatışmalardan kaçan 3,6 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açmadık, aynı zamanda onları bağrımıza bastık. Sınırlarımıza gelen hiç kimsenin etnik kimliğini, dinini, kültürünü, meşrep ve mezhebini sorgulamadık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Türkiye Diyanet Vakfı 5. Uluslararası İyilik Ödülleri Tevcih Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, İyilik Ödülleri vesilesiyle gönülleri buluşturan Diyanet Vakfı ve Diyanet Teşkilatı’nın yöneticilerine teşekkür ederek, ödüllerin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

“GÜNÜMÜZDE, İYİLİK ÖDÜLLERİYLE VÜCUT BULAN HASSASİYETLERE ÇOK İHTİYACIMIZ VAR”

Yaşanılan çağda karşılığı Hak’tan, Halık’tan ve Allah’tan bekleyerek yapılan çalışmaların altın değerinde olduğuna ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hemen her şeyin kıymetinin parayla ölçüldüğü, her şeye menfaat penceresinden bakıldığı bir dönemde bu ödüller çöldeki vaha gibidir. Günümüzde, iyilik ödülleriyle vücut bulan hassasiyetlere çok ihtiyacımız var. Zira marifet iltifata tabidir” dedi.

Dünyanın iyi insanların, hayır-hasenat sahiplerinin yüzü suyu hürmetine ayakta durduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu unutmayalım, dünün Firavunları vardı, Nemrutları vardı. Bugünün de Firavunları ve Nemrutları var. Hak-batıl mücadelesi dün olduğu gibi bugünde var. Bu mücadele ilanihaye devam edecek. Öyleyse bizim hak-batın mücadelesinde sabitkadem olmak suretiyle bu mücadeleyi sürdürmemiz lazım” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyayı hırs, hınç ve haset değil iyiliğin değiştireceğine vurgu yaptı.

“BÖLGEMİZDE VUKU BULAN HADİSELER, YÜZ MİLYONLARCA MÜSLÜMANIN GÖZÜNDEKİ PERDEYİ DE KALDIRDI”

“Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et” ayetini ve “İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır” hadisini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte bunun için Derviş Yunus ‘yaratılanı severim, Yaratandan ötürü’ diyerek hepimize yürünecek asıl yolu gösteriyor. İşte bunun için ‘ne verirsen elinle, o gider seninle’ diyen gönül erleri, bize imkânımız, vaktimiz varken iyilikte bulunmayı tavsiye ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 7-8 senede bölgede vuku bulan hadiselerin, Müslümanların gözündeki perdeyi kaldırdığına işaret ederek, Suriye, Irak, Yemen, Libya ve Filistin’de yaşananların, Müslümanlar için iyiyi kötüden, zalimi mazlumdan, dostu düşmandan ayıran bir Furkan olduğunu söyledi.

“Özde demokratlarla sözde demokratlar, gerçek insan hakları savunucuları ile bunların sadece istismarını yapanlar bu süreçte ifşa oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte bazı Müslüman devletlerle beraber Batılı ülkelerin, batılı kurum ve kuruluşların çok kötü bir imtihan verdiklerini kaydetti.

“NETANYAHU, SEN ZALİMSİN”

Kimi Müslüman ülkeler ile Batılıların Suriye’de, varil bombaları, balistik füzeler ve kimyasal silahlarla katledilen bir halkın acısını duymadıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Açlıktan bir deri bir kemik kalmış Yemenli sabilerin göğe yükselen feryatlarını işitmediler. İsrail askerlerinin kameralar önünde katlettiği Filistinli genç kızların, engellilerin, yaşlıların dramlarına en küçük bir hassasiyet göstermediler. İşte Netanyahu, Tayyip Erdoğan’ın ülkesinde gazeteciler cezaevindeymiş, budan dolayı çok rahatsız olmuş. Netanyahu sen zalimsin, zalim. Şu anda İsrail’de seçim var diye cezaevlerindeki binlerce çocuk, kadın, yaşlı bunları cezaevinde tutan sen değil misin? Onlara zulmeden sen değil misin? Eğer dünyada bir zalim aranacaksa ta kendisi sensin. Mukayesesi kabil olmayan birisisin. Utanmadan, sıkılmadan konuşuyorsun. Şu anda bizim mabetlerimize, Mescid-i Aksa’ya postallarla girenler senin askerin, polisin değil mi? Orada din adamlarımızı dövenler sizin askeriniz, polisiniz değil mi? Bunu neyle izah edeceksin? Bu içerdeki birkaç tane gazeteciye benzemez, bunun izahı da olmaz. Biz tahrik olmayacağız, çünkü biz bu oyunlarla tahrik olmayacak kadar evrensel bir dinin mensuplarıyız, bu oyuna gelmeyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır’da da darbe mahkemelerinin verdiği kararla 9 gencin idam edildiğini anımsatarak, Avrupa Birliği ülkelerinin Mısır’da darbeci Sisi’nin davetine katılmalarını eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB ülkelerinin yöneticilerine seslenerek, “Samimi olsaydınız, gerçek demokrat olsaydınız böyle bir idam mekanizmasını çalıştıran ülkenin davetine icabet etmezdiniz. Beni, Sisi ile çok barıştırmak isteyenler var asla kabul etmiyorum, etmem de. Neden? Halkının yüzde 52 oyunu almış olan bir Mursi’yi ve arkadaşlarını cezaevine mahkûm eden bir anti demokratla karşı karşıya gelmem, onunla aynı masada oturmam” ifadelerini kullandı.

GAZETECİ CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

İstanbul’da Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu cinayete karşı sesini yükselten ülkelerin, Suudi Arabistan tarafından dışlandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstediğin kadar dışla ama biz hak neyse bugüne kadar onu söyledik ve bizden o katliamın belgelerini isteyenlere de biz belgelerini verdik. Gelin dedik, dinlettik. Amerika’sı, Japonya’sı, Fransız’ı, İngiliz’i, Suudi Arabistan’ın kendisi… Bunları anlattık 15 kişi iki uçakla buraya geliyor, İstanbul’a gelen bu 15 kişi başkonsoloslukta bu katliamı yapıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kaşıkçı cinayetinin takipçisi olduklarını ve cinayeti işleyenlerin uluslararası mahkemelerde yargılanmasının da takipçisi olacaklarını vurguladı.

“TERÖR BELASI KAPILARINA DAYANANA KADAR TEHLİKENİN FARKINA VARAMADILAR”

“Terör belası kapılarına dayanana kadar, bir kez olsun tehdit ve tehlikenin farkına varamadılar” sözleriyle Avrupa ülkelerinin mülteci sorununa bakış açısını değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne Aylan bebeklerin sahile vuran minik bedenleri, ne Akdeniz’de kaybolup giden hayatlar, ne de terör örgütlerinin dağıttığı yuvalar, Batı vicdanının uyanması, harekete geçmesi için ne yazık ki yeterli olmadı. Çok daha vahimi terör gibi bir meselede dahi ‘iyi terörist-kötü terörist’ ayrımına gitmekten çekinmediler” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batılı ülkelerin Suriyeli, Afganlı, Iraklı mültecilerden esirgedikleri şefkat ve merhameti, FETÖ’cü alçaklara, YPG’li katillere göstermekten hicap duymadıklarına dikkati çekerek, “Şayet bugün binlerce tır silah verilen YPG’li katiller Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturma hevesine kapılıyorsa, bunun müsebbibi terör örgütlerine şaşı bakanlardır. 23 bin tır silah mühimmat, araç gereç nakledilmiştir. Bunları kendilerine hep söyledim ama devamlı kaçıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bugün dünyanın gözleri önünde gençler darağaçlarına gönderiliyorsa, bunun müsebbibi çıkarlarını ilkelerinin önüne koyanladır. Şayet bugün Filistin’de işgal alabildiğine devam ediyorsa, bunun sebebi mesele İsrail olunca hukuku rafa kaldıranlardır. Şayet bugün Arakan’da zulüm sürüyorsa, Afrika’da yoksulluk günden güne derinleşiyorsa, Libya ve Venezuela gibi petrol zengini ülkeler hâlen yoksullukla boğuşuyorsa, bunun sebebi açgözlü sömürgecilerdir” sözlerine yer verdi.

“KARDEŞLERİMİZLE SOFRAMIZI PAYLAŞTIK”

Türkiye’nin, vicdansızlık ve çifte standardın karabasan gibi dünyanın üzerine çöktüğü bir dönemde merhametin, şefkatin, iyiliğin sesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız biz sadece ülkesindeki çatışmalardan kaçan 3,6 milyon Suriyeli kardeşimize kapımızı açmadık, aynı zamanda onları bağrımıza bastık. İmkânları bizden katbekat fazla ülkeler mültecileri toplama kamplarına mahkûm ederken, biz kardeşlerimizle soframızı paylaştık. Sınırlarımıza gelen hiç kimsenin etnik kimliğini, dinini, kültürünü, meşrep ve mezhebini sorgulamadık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sığınmacılara 35 milyar doları aşan bir harcama yapıldığını, Avrupa Birliği’nin ise vereceğini söylediği 1 milyar 750 milyon doları dahi ödemediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Türkmenlere, Araplara, Kürtlere sahip çıktığını, Müslümanlara kapısını açtığı gibi Ezidilere, Hristiyanlara da kapısını açtığını dile getirerek; dünyanın en cömert ülkesi Türkiye’nin, Suriye ile beraber Kırgızistan’dan Afganistan’a, Somali’den Filistin’e, Sudan’dan Libya, Yemen, Bosna’ya kadar gönül coğrafyasının tamamına yardım elini uzattığını söyledi.

“ZALİMLER KARŞINDA EĞİLİP BÜKÜLMEYECEĞİZ”

Türkiye’nin TİKA, AFAD, Kızılay, Diyanet Vakfı’nın yanı sıra sivil toplum kuruluşlarıyla dünyanın en zor, en sıkıntılı coğrafyalarında insani yardım faaliyeti yürüttüğünü işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ecdatları gibi 4 kıta 7 iklimde iyilik sancağını göndere çektiğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçimizdeki kimi gafiller, kimi vicdansızlar anlamasa da biz inşallah imkânlarımızı mazlumlarla paylaşmayı sürdüreceğiz. Zalimler karşında eğilip bükülmeyecek, 3 günlük menfaat için zulme asla alkış tutmayacağız” diye konuştu.

Büyük mütefekkir, şair ve devlet adamı Yusuf Has Hacib’in, Kutadgu Bilig’de “Kötülere haşmet ve siyaset, iyilere ise daima hürmet lazımdır” tavsiyesinde bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, verilen ödüllerin iyilere hürmetin ve saygının en güzel nişanesi olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iyilik ödüllerini alan kişi ve kurumlara şükranlarını sunarak, konuşmasını tamamladı.