Ankara Üniversitesi ve TÜSİAV “Marka ve Patent Panelini” gerçekleştirdi 0 25068

ANKARA Üniversitesi ve TÜSİAV işbirliği ile hazırlanan “İş Dünyasının Geleceği Yaratıcılık, İnovasyon, Marka ve Patent” başlıklı panel, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü 100. Yıl Konferans Salonu’nda düzenlendi.

“PATENTLER, EKONOMİNİN SİGORTASIDIR”

TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak ise, Türkiye’nin daha fazla uluslararası marka üreterek rekabet gücünü arttırması gerektiğinin altını çizdi. Veli Sarıtoprak; “Kökleri 1299 yılına dayanan bir imparatorluğun devamı olarak, 100 yılı aşkın süredir faaliyet yürüten 100 tane markamız yok. Şehirler ve ülkeler, markalarıyla markalaşır. Markalar, kültürel mirasın parçaları ve bulunduğu şehrin temsilcileridir. Türkiye ekonomisinin güçlü olabilmesinin ve güçlü kalabilmesinin yolu, patent sayılarının artmasıyla olur. Patentler, ekonominin sigortasıdır. Amerika’da sırf 1911 yılında 1 milyon patent tescili yapılırken, 2009 yılında da 8 milyon patent tescili yapılmıştır. Türkiye’de ise, 2006 yılına kadar verilen yıllık patent sayısı 100’ün altındaydı. 2010’lu yıllardan itibaren patent sayıları 4 haneli rakamlara ulaşarak artış göstermiştir. 2011 yılında 3 bin 962 patent verilmiştir. Aynı yıl Türkiye’deki tüm yerli patent sayısı; IBM’in Amerika’da yaptığı 6 bin 180 adet patent sayısından 2 bin 218 adet daha azdır. 

TMMOB’nin rakamlarına göre Türkiye’de 600 binden fazla mühendis, 200’e yakın üniversite, 7 buçuk milyon üniversite öğrencisi, 80’i aşkın teknokent, 60’a yakın teknoloji transfer ofisi, teknoparklarda çalışan ve görevi sadece yenilik yapmak olan 15 binden fazla Ar-Ge mühendisi ve 100 binden fazla sanayi tesisi vardır. Son birkaç yıldır Ar-Ge kanunu ile devlet büyük teşvikler vermiş ve elinden geleni yapmıştır. Şimdi sıra iş dünyasında, sanayicilerimizde, sanayi ve ticaret odalarında, üniversitelerde ve sivil toplum kuruluşlarındadır. Hep birlikte Türkiye’nin patent üretme ve marka oluşturma gücünü yükseltmemiz gerekiyor.” dedi.

“ULUSLARARASI REKABETTE MARKA VE PATENT ÇOK ÖNEMLİ”

 Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, konuşmasında üniversite ve iş dünyasının güç birliği yapması gerektiğini söyledi. İbiş; “Amacımız inovasyon ve patent konusunda bilinç yaratmaktır. Geleceğimiz konusunda fikirlerimizi ortaya koyarak bunları paylaşmalıyız. 1923 yılında mülkiyetin korunmasıyla ilgili çıkan sözleşmeye, Cumhuriyetimiz henüz 2 yıllıkken 1925 yılında imza atmış. 50’li yıllarda da fikir ve sanat eserlerinin korunmasına ilişkin kanun çalışmaları yapılmış. Akabinde AB ile uyum çalışmaları başlıyor. 1976 yılında Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’ne üye oluyoruz. 1994 yılında da Türk Patent Kurumu’nu kuruyoruz. 2016 yılındaki Sınai Mülkiyet Kanunu da daha önce yapılan tüm atılımları taçlandırıyor. Patent kavramı gelişirken, inovasyon kavramı da sürekli yenilikler ortaya koyuyor. Yapay zekâ, endüstri 4.0, bulut teknolojisi, sanal gerçeklik, nesnelerin interneti ve akıllı şehirler gibi çok sayıda kavram hayatımıza girdi. Bu teknolojilere uyum sağlamaya çalışıyoruz. Biz de bu değişime uyum sağlayarak geleceğimizi ona uygun bir biçimde tasarlamaya çalışıyoruz. Böyle olunca da ağır bir uluslararası rekabet meydana geliyor. Bu anlamda da marka ve patent kavramları da çok önemlidir. Patentler ve tasarımlar markalara dönüştükçe dünyada rekabet gücümüz artacaktır. Bizlerin de bunu teşvik etmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“SON 15 YILDA PATEN BAŞVURU SAYISI 17 KAT, TESCİL SAYISI DA 38 KAT ARTTI”

Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, şu ifadeleri kullandı: “Son 16 yılda ülkemizin geçirdiği değişim, küresel düzeydeki dönüşümün somut ayak izlerini taşımaktadır. Geniş anlamda fikri mülkiyet hakları kapsamında, sınai mülkiyet haklarına dair yaşanan değişim de dünyada ve ülkemizdeki dönüşümün en önemli kesişim alanlarından biridir. Bu alandaki performansımız, vizyonu büyüten, hedeflerini kararlı bir şekilde gerçekleştiren ve fikri ürün portföyünü zenginleştiren bir politika çerçevesine dayalı olarak ortaya konmuştur. 2002 yılında ülke olarak 1 yılda yapılan toplam yerli patent başvurumuz, sadece 4 yüz 14’tü. Bugün bu rakam tam 17 kat artarak 2018 yılında 7 bin 347, 2017 yılında da 8 bin 825’tir. Bu süreçte başvuruların niteliği de artarak, patent tescil sayısı 38 kat arttı. Bu artışa ilişkin önemli göstergelerden biri de uluslararası patent başvurularıdır. Türkiye 2002 yılında 85 olan yıllık uluslararası patent başvuru sayısını, 2017 yılında bin 233’e çıkarmıştır. 12 katlık bir artış yaşanmıştır. Bu dönemde Türkiye, marka başvurularında birinci sırada yer almış, tasarım başvurularında ise, ikinci sırada yer almıştır. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tarafından 3 Aralık 2018 tarihinde yayınlanan Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri Raporu’nda, Türkiye ulusal patent başvurularında dünyada 13’üncü sıradadır. Hedefimiz, bir sonraki raporda ilk 10 sırada yer almaktır. Yine aynı raporda marka başvurularında dünyada 9’uncu sıradadır. Ulusal düzeyde sınai ülke sıralamasında ise, dünyada 8 sırada yer almaktadır.”

TÜSİAV hukuk Platformu Başkanı Av. Celalettin Solmaz da; “Dünya yeni bir sanayi devriminden geçiyor. Üretimdeki insan etkisi, rol değiştirerek yerini robotlara bırakmaktadır. Bu gelişmelerin ışığında 21. yüzyılın eğitim sistemi, bireyleri değişime uygun hale getirecek düzeyde olmalıdır. Neredeyse her alanda inovasyon ile meydana getirilen ürünlerle karşılaşıyoruz. Marka yaratmak ve patent haklarına sahip çıkmak, bir ülkenin dünya pazarlarında ticaret hacmini yükseltmesi açısından çok önemlidir.” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından panele geçildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakanlık Müfettişi Özgür Semiz’in moderatörlüğünde düzenlenen panelde; Ankara Üniversitesi  Prof.Dr .Ali Sınağ ,Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ufuk Eriş, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenker Göker, OSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kurt, FİSAUM Müdürü Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Oğuz ve ASO Hukuk Müşaviri Av. Ahmet Münir Yaşar panelist olarak yer aldı.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Yeni Zelanda’da ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum” 0 71274

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Yeni Zelanda’daki terör saldırısı ile ilgili olarak, “Yeni Zelanda’da ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “Yeni Zelanda’da Nur Camii’ne ve orada ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum. Saldırıda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Maalesef dünyada yükselmekte olan ırkçılık ve İslam karşıtlığının yeni bir örneği olarak yaşanan bu acı hadiseden dolayı İslam dünyasına ve Yeni Zelanda halkına ülkem ve şahsım adına başsağlığı diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Ülkemizdeki Her Vatandaşımızın En Iyi Sağlık Hizmetlerini Alabileceği Bir Yapı Kurduk” 0 85007

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Ülkemizdeki her bir vatandaşımızın, yaşadığı yere, gelirine, statüsüne bakılmaksızın en iyi sağlık hizmetlerini alabileceği bir yapı kurduk. Hastanelerimizi, binalarından içindeki teçhizata kadar her şeyiyle modernleştirdik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Canımızı emanet ettiğimiz sağlık çalışanlarımızı yılın bir günü değil her günü baş tacı etsek yeridir” dedi.

“HEMŞİRELERİMİZİN DE 3600 EK GÖSTERGE MESELESİNİ SÖZ VERDİĞİMİZ ŞEKİLDE ÇÖZECEĞİZ”

Sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların affedilir, hafife alınır tarafı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz sağlık çalışanlarımızın sıkıntılarını çözmek için her türlü gayreti gösterdik, gösteriyoruz. Son olarak, polislerimiz ve öğretmenlerimizle birlikte hemşirelerimizin de 3600 ek gösterge meselesini söz verdiğimiz şekilde çözeceğimizi burada tekrar ifade etmek istiyorum. İnşallah seçimden sonra ele alacağımız konulardan biri de budur” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki en büyük mutluluğu sağlık olarak gören bir medeniyetin mirasçısıyız. Bu anlayışla, hükûmete gelir gelmez ilk yaptığımız işlerden biri, sağlık sistemimizi baştan sona değiştirmek olmuştur. Çünkü eski Türkiye’de içimizi en çok acıtan konulardan biri sağlık sistemimizin eksikleri, yanlışları, yetersizlikleri yüzünden ortaya çıkan vahim görüntülerdi” ifadelerini kullandı.

“GÖREVE GELİR GELMEZ SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI BAŞLATTIK”

Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet bir nefes sıhhat gibi” sözünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla hareket ederek, iktidara geldiklerinde ilk yaptıkları işlerden birinin sağlık sistemini baştan sona değiştirmek olduğunu vurguladı ve her bir vatandaşın yaşadığı yere, gelirine, statüsüne bakılmaksızın en iyi sağlık hizmetlerini alabileceği bir yapı kurduklarını, hastaneleri her şeyiyle modernleştirdiklerini anlattı.

Türkiye’deki mevcut bin 156 hastanenin büyük bölümünü yeniden yaparak toplamda bin 282 yeni hastane inşa ettikleri, birinci basamak sağlık kuruluşlarının sayısını 8 bin 850 ilaveyle 15 bin 920’yi ulaştırdıkları, yatak kapasitesini 136 bin ilaveyle 239 binin üzerine çıkarttıkları bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık çalışanlarının sayısının da 550 bin ilaveyle 1 milyon 17 bine yükselttiklerini, uçağıyla, helikopteriyle, paletlisiyle, teknesiyle, motoruyla her biri en modern cihazlarla donatılmış 5 bin ambulansı da vatandaşların hizmetine sunduklarını kaydetti.

“ŞEHİR HASTANELERİNİ SAĞLIK SİSTEMİNİN ZİRVESİ OLARAK GÖRÜYORUM”

Türkiye’nin bugün 1 milyon 250 binin üzerinde vatandaşına evde sağlık hizmeti verebilen bir ülke hâline geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla da yetinmeyerek, çok daha ileri standartlara ulaşmak şehir hastanelerini gündeme getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerini sağlık sisteminin zirvesi olarak gördüğünü dile getirerek, hedeflerinin şehir hastanesi alanına giren bir vatandaşın başka hiçbir yere gitme ihtiyacı duymadan tüm teşhis ve tedavisinin burada yapılması olduğunu açıkladı.

Bu işin sadece kamunun imkânları ve çalışma tarzıyla hayata geçirilmesinin zorluğunu gördükleri için özel sektörü devreye almaya karar verdiklerini işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2007 yılında kamu-özel ortaklığı çalışmalarını yürütecek birimi kurduklarını, Emekli Sandığı, SSK ve diğer bakanlıklara ait hastanelerin hepsini bir çatı altında topladıklarını ve 2013 yılında şehir hastaneleriyle ilgili imza törenini gerçekleştirerek, inşaat sürecine başladıklarını anlattı.

Bugüne kadar Yozgat, Mersin, Isparta, Adana, Kayseri, Elazığ, Eskişehir ve Manisa şehir hastanelerinin kamu-özel ortaklığı formülüyle inşa edilerek hizmete alındığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin de ilavesiyle bu alanda tamamı nitelikli 12 bin 100 yatak, 2 bin 831 poliklinik, bin 999 yoğun bakım yatağı ve 410 ameliyathane sayısına ulaşıldığı bilgisini paylaştı.

“ŞEHİR HASTANELERİNDE KANSER TEDAVİSİ, EN İLERİ YÖNTEMLERLE VE EN UYGUN MALİYETLE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR”

Bilkent Şehir Hastanesi’nin temeli ilk atılanlardan biri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehir hastanelerimiz yüzde 90’ları bulunan doluluk ve yine yüzde 90’ları bulan memnuniyet oranıyla milletimiz tarafından kucaklanmış, benimsenmiş, hüsnükabul görmüştür” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerinin bir diğer özelliğinin de çağın en yaygın ve ölümcül hastalığı hâline gelen kanser tedavisinde açtığı çığır olduğuna vurgu yaparak, kanser tedavilerinin bu hastanelerde yerli ve millî çözümler sayesinde hem en ileri yöntemlerle hem de en uygun maliyetle gerçekleştirildiğini söyledi.

“SAĞLIK VADİSİ VE YAŞAM BİLİMLERİ TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGESİ KURACAĞIZ”

Şehir hastanelerinin işletme modeli sayesinde teknolojilerini sürekli güncel tutacak olmasının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapım ve işletme süreçlerinde uluslararası kalite standartlarının gözetildiği bu hastanelerin her birinin akıllı bina olarak inşa edildiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “İçinde bulunduğumuz bölge, ODTÜ, Bilkent, Hacettepe, TOBB üniversitelerimiz yanında teknokentleriyle, AR-GE merkezleriyle ülkemizin önemli teknoloji merkezlerinden biridir. Sağlık sektörü, teknolojinin en yoğun kullanıldığı alanların başında geliyor. Bilkent Şehir Hastanemizin merkezinde yer aldığı bu bölgede bir sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız.

Bilkent Şehir Hastanemizin merkezinde yer aldığı bu bölgede inşallah 600 dönümlük bir sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız. Yani biz bu konudaki bütün gerekli olan araç-gereci de işte bu 600 dönümlük bölgede inşa edeceğimiz yerlerde üretmeye başlayacağız. Burada garbın ilmini de alacağız, onlarla birlikte yatırımlara da gireceğiz ve kendi kendimize yeter hâle geleceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitelerdeki hocaların yanı sıra yurt dışında olan hocaların da tekrar Türkiye’ye davet edeceklerini, buralarda işin üretimini bizzat yapar hâle geleceklerini sözlerine ekleyerek, “Amacımız, hekimlerimizin ve mühendislerimizin aynı endüstri çatısı altında çalışabileceği sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik bir cazibe merkezi oluşturmaktır” dedi.

“İLAÇ VE TIBBİ TEKNOLOJİLERDE İHRACATÇI ÜLKE HÂLİNE GELMELİYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözünü ettiği bu projenin yetişmiş insan gücünü Türkiye’de tutmaya yönelik olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını burada önemli görevler düştüğünü, projeyi bir an önce hayata geçirmelerini beklediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi ilaç ve tıbbi teknolojiler alanında da ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarmalı, daha da önemlisi büyük bir ihracatçı ülke hâline gelmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Etlik’teki şehir hastanesinin de önümüzdeki yıl hizmete gireceğini ve böylelikle Ankara’daki hastane sıkıntısını giderecek noktaya geleceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eminim şehir hastanelerimizden de en çok yine istemeyenler istifade edecek. Varsın istifade etsin, bizim bu noktada bir derdimiz, sıkıntımız yok. Zira biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Ayrımcılık yapamayız, biz ehli hizmetiz bunu yapacağız. Bu ülkenin her vatandaşı gibi bu hizmetler onların da hakkıdır, helali hoş olsun. Ancak her hizmetten sonuna kadar istifade etmeleri, yapılan her yeni işe karşı çıkmalarına engel olmuyor biz yapacağız” şeklinde konuştu.

“MİLLETİMİZİN NEYE İHTİYACI VARSA, O DOĞRULTUDA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Adnan Menderes’in İstanbul’a kazandırdığı yolları, bulvarları, caddeleri gören muhalefetin, “Yollar yağ gibi ekmeğe sürüp yeriz herhalde” diyerek Menderes’in yatırımlarıyla dalga geçtiklerini hatırlatarak, şöyle devam etti: “Şimdi eminim Bilkent Şehir Hastanemizi görünce uzay üssü gibi hastane, herhalde buradan Ay’a gideriz diyeceklerdir. Gerçi bunlar ülkemizin uzay çalışmalarına da karşı çıktılar. Biliyorsunuz Türkiye Uzay Ajansı’nın kuruluş kanununu iptal için Anayasa Mahkemesi’ne götürdüler. Bunların bir milletvekili de ‘yapılan yol ve köprüleri kemirerek, buzdolabı yalayarak beslenir, dünya liderleriyle övünürler, bunlara her şey müstahak’ diyerek kendi kifayetsizliğini, suçunu millete yüklüyor. Milletinin geleceği için hayali olmayan, vizyonu olmayan işte böyle saçmalar, işte böyle kin kusar. Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kimin ne dediğine bakmadan sadece milletimizin neye ihtiyacı varsa, ülkemiz nereye ulaşması gerekiyorsa o doğrultuda çalışmaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’u ziyaret eden ABD’li bir turistin kendisinden ABD ziyaretinde eski ABD Başkanı Barack Obama’dan sağlık reformunu çıkarmasını istemesini söylediğini anlatarak, “Yani benim ülkemin insanı nasıl bir sağlık reformuyla iç-içe olduğunu bilmeli. Yani Kanuni’nin torunları olarak bizler işte halkımın bir sağlıklı nefesini bir devlete feda etmeye hazırız” ifadelerini kullandı. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin yapımında emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık çalışanlarına başarı, hastalara da Allah’tan şifa dileyerek konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra beraberindekilerle birlikte Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Açılışın ardından hastaneyi gezerek incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hastane personelinden yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi aldı ve sohbet etti.