“Bu topraklardaki birlik ve beraberliğin gerisinde, kültür ve sanat alanındaki eşsiz zenginliğimiz bulunuyor” “Bu topraklardaki birlik ve beraberliğin gerisinde, kültür ve sanat alanındaki eşsiz zenginliğimiz bulunuyor” için yorumlar kapalı 78398

2018 Yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bize göre bu topraklardaki birlik, beraberlik ve muhabbetin gerisinde, kültür ve sanat alanındaki eşsiz zenginliğimiz ve hazinelerimiz bulunuyor. Varlığımızı korumak ve geleceğe taşımak için, kültür ve sanatın gücüne, etkisine, kapsayıcılığına ihtiyacımız var” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2018 Yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Ödülleri’nin takdimi dolayısıyla düzenlenen törene katıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen ödül töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“ESKİ MUSİKİ NADİDE BİR MÜCEVHER GİBİ KORUNMASI GEREKEN DEĞERLER ARASINDA”

Ödüllerin, adlarına kurulmuş kurumlara takdim edilen merhum Emin Ongan ile Ara Güler’i saygıyla yâd ettiğini dile getirerek konuşmasını başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüllerin Emin Ongan Üsküdar Musiki Cemiyeti ile Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi-Ara Güler Müzesi’ne verilmesini isabetli bulduğunu söyledi.

Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin, eskiden beri klasik Türk musikisinin üstatlar tarafından icra edildiği ve yeni nesillere aktarıldığı bir kurum olarak hafızalarda yer ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski musikinin nadide bir mücevher gibi korunması gereken değerler arasında yer aldığını kaydetti.

Tek parti döneminde, geleneksel pek çok mirası gibi, müziğin de “köhnemiş bir zihniyetin ürünü” olarak yaftalanıp yok edilmeye çalışıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin isminin başına, bu kurumun çalışmalarına yarım asırlık bir ömrü adayan Emin Ongan’ın adının eklenmiş olmasını bir vefa örneği olarak değerlendirdiğini ifade etti.

GERİDE BIRAKTIĞI ARŞİVİ VE MÜZESİ ARA GÜLER’İN SANATINI GELECEK NESİLLERE AKTARACAKTIR”

Ara Güler’in ise hayatını fotoğraf makinası vizörünün arkasında geçirmiş, ülkesini ve dünyayı çok daha geniş bir bakış açısıyla değerlendirmiş bir sanat insanı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Gerçi Ara Güler, hayatta kendisinin ‘sanatçı’ olarak sıfatlandırılmasına itiraz eder, sadece ‘foto muhabiri’ olduğunu söylerdi. Ama bizler, onun fotoğraflarıyla ortaya koyduğu ürünlerin gerisindeki ruhu görüp anlayabilen kişiler olarak, kendisini sanatçı olarak sıfatlandırmaktan onur duyuyoruz. Geride bıraktığı arşivi ve müzesi, vefatından sonra da Ara Güler’in sanatını yaşatacak ve inşallah gelecek nesillere aktaracaktır.”

Sanat ve edebiyatın felç olduğu bir toplumda ortak değerlerin üretilip yaşatılmasının zor olacağını, gelişmiş bir mimari anlayışı olmayan bir ülkedeki üst yapının özgün bir ruh ve kimlik yansıtmasının beklenemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihteki kadim medeniyetlerin ve büyük devletlerin ortak özelliklerinin, kültür ve sanat alanında önemli değerler üretmeleri olduğunu söyledi.

“KÜLTÜR, SANAT VE MİMARİ ALANDA ALTINA İMZA ATACAĞIMIZ YENİ ESERLERLE ECDADA LAYIK OLMALIYIZ”

Selçuklu ve Osmanlı başta olmak üzere, bu coğrafyada kurulan devletlerin bugüne ulaşan izlerinin, İslam medeniyetinin ve kültürünün bu topraklara vurulmuş birer mührü gibi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bize düşen görev de, devraldığımız bu büyük medeniyet hazinesine yakışır şekilde davranmak, kültür, sanat ve mimari alanda altına imza atacağımız yeni eserlerle ecdada layık, evlada da örnek olmaktır” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet olarak ortak değerler ve hedefler etrafında kenetlenmenin yolunun, tüm bu alanlardaki tarihsel birikimin üzerine yenilerini eklemek olduğunun altını çizdi ve sözlerinin devamında şöyle konuştu: “Nasıl adlandırılmış olursa olsun, hangi akıma mensup bulunursa bulunsun, coğrafyamızın birikimini değere dönüştüren, insanı merkeze alan, milletimizin hayat tecrübesini, çevresine bakışını abideleştiren sanat eserleri, yeryüzündeki varlığımızı da daha anlamlı kılmışlardır. Millet hayatının en sahih, en sağlam kayıtlarını tutan, arşivler değil, asıl kültür adamlarıdır, edebiyat adamlarıdır, sanat adamlarıdır, onların ürünleridir.”

“GÜNÜMÜZDE KÜLTÜR VE SANATIN ETKİLEME VE DÖNÜŞTÜRME GÜCÜ ÖNEMLİ HÂLE GELMİŞTİR”

Hangi sanat dalında olursa olsun, devlete düşenin, nitelikli üretimi desteklemek ve bu üretimin küresel ölçekte paylaşımını sağlamak olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “popüler kültür ürünü” olan üretimlerin, bunu üreten milletler adına dünyada nasıl bir nüfuz oluşturduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletler için, bazen diplomasiyle, askerî güçle, ekonomik güçle kazanılamayacak başarılar, bir müzik eseri, bir edebiyat eseri, bir sinema eseri ile kazanılmaktadır. İletişimin hızının baş döndürdüğü günümüzde kültür ve sanatın etkileme ve dönüştürme gücü geçmiş zamanlarla kıyaslanmayacak kadar önemli hâle gelmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, “Bize göre bu topraklardaki birlik, beraberlik ve muhabbetin gerisinde, kültür ve sanat alanındaki eşsiz zenginliğimiz ve hazinelerimiz bulunuyor. Varlığımızı korumak ve geleceğe taşımak için, kültür ve sanatın gücüne, etkisine, kapsayıcılığına ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Gençlik yıllarında kültür ve sanat faaliyetlerin çok önemli yer tuttuğu biri olarak sorumluluk üstlendiği her yerde bu konuya ehemmiyet verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde kültür ve sanat alanında da çok büyük işlere, eserlere ve çalışmalara imza attıklarını, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde de kültür ve sanat alanına özel önem verip bu yöndeki projeleri özellikle himaye ettiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültür ve sanat insanlarıyla sürekli istişare hâlinde olmaya, onların birikimlerinden istifade etmeye ihtimam gösterdiklerini, AK Partili belediyeleri de bu doğrultuda teşvik ederek, medeniyet değerlerine sahip çıkılmasını sağlamaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.

“YENİ DÖNEMDE ÜLKEMİZDE KÜLTÜRÜ, SANATI, MİMARİYİ, ŞEHİRCİLİĞİ HAK ETTİĞİ SEVİYEYE GETİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Buna rağmen, hep söylediğim gibi, geçtiğimiz 16 yıla baktığımda kültür-sanat alanında yeteri kadar mesafe kat edememiş olmamızdan dolayı hep hayıflanırım, iç geçiririm. Kültür-sanat meselesini, ülkemiz ve milletimiz bakımından, en az terörle mücadele, en az dış politika, en az temel hizmet alanları kadar önemli bir beka meselesi olarak görüyorum. İnşallah yeni dönemde, bu eksiğimizi giderecek, ülkemizde kültürü, sanatı, mimariyi, şehirciliği hak ettiği seviyeye getireceğiz. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığımıza çok büyük görevler düşüyor. Turizm alanında, Sayın Bakanımızın müktesebatı sebebiyle, içimiz büyük ölçüde rahat. Kültür-sanat konularında da, Sayın Bakanımızın ekibiyle birlikte ülkemize tarihî bir hamle yaptıracağına inanıyorum. Cumhurbaşkanı olarak attığımız her adımda yanınızda olduğumu bilmenizi isterim. Cumhurbaşkanlığımız bünyesinde kurduğumuz Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, bu alandaki politikaların inşasına katkı verecek, yapılan çalışmaları da takip edecektir.

2018 Yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödüllerine layık görülen kurumların temsilcilerini tebrik edip bu kurumların faaliyetlerine destek olanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini Türkiye’nin tüm kültür-sanat insanlarına sevgi ve şükranlarımı ileterek tamamladı.

Previous ArticleNext Article

İyi ki varsınız | Cumhurbaşkanı Erdoğan, NTV-Star TV özel yayınına katıldı İyi ki varsınız | Cumhurbaşkanı Erdoğan, NTV-Star TV özel yayınına katıldı için yorumlar kapalı 911238

NTV-Star TV özel yayınına konuk olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen canlı yayında, Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeleri değerlendirdi.

Konuşmasına bu gece itibarıyla ramazan ayının idrak edildiğini anımsatarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gece sahura kalkacağız ve ramazanın o manevi havasını inşallah teneffüs etmeye başlayacağız. Tüm İslam âlemi için bu manevi huzur, özellikle depremde ebediyete uğurladığımız şehitlerimizin rahmetine ve onların şehadet makamının yücelmesine vesile olsun. Bu arada 100 bini aşkın yaralımız var, bütün yaralılarımızın şifa bulmasına vesile olsun” dedi.

Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin 45’inci gününde yapılan çalışmalara ilişkin genel bir değerlendirmesi istenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, enkazın kaldırılması, çadır kentler, konteyner kentler ve prefabrik konutların yapılmasına süratle devam edildiğini söyledi.

“DEPREMİN İLK DAKİKALARINDAN İTİBAREN, TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN EKİPLERİ, ARAÇ, GEREÇLERİ BÖLGEYE SEVK ETTİK”

Kalıcı konutların temellerinin atılmaya başlanacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yarın temel atmaya başlıyoruz. Bu kalıcı konutları da süratle söz verdiğimiz gibi inşallah bir yıl içerisinde bitirmeye Rabbim bizleri muvaffak kılsın. Tabii bu ölçüde büyük bir yıkımın karşısında Türkiye’den daha hızlı refleks gösterecek, harekete geçecek başka bir ülke yok. Biz çünkü geçmişte de bunun imtihanlarını başarıyla verdik. Depremin ilk dakikalarından itibaren çok hızlı şekilde bir durum tespiti yaptık ve Türkiye’nin dört bir yanından ekipleri, araç, gereçleri bölgeye sevk ettik. Kabinemizin tüm üyelerini deprem bölgesine göndererek her birini bir ilin koordinatörü olarak oralarda görevlendirdik. Sağ olsun bakan arkadaşlarım o günden bugüne bölgeden hiç ayrılmadan orada bu koordinatörlük görevlerini yaptılar.

Her ilin milletvekilleri oralarda görev yaptı ve milletvekili arkadaşlarımın orada görev yapmalarıyla yetinmedik, tüm farklı iller de dâhil olmak üzere başta o ilin valisi, yine orada bakan arkadaşlarıma, onlar da yardımcı oldular. Diğer illerden tüm belediyelerimizi, belediye başkanlarımızı, başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere buraya sevk ettik. Tabii asker, polis, jandarma, sağlıkçı, madenci, itfaiyeci, aklınıza kim gelirse bölgeye gönderdik. Biliyorsunuz özellikle madencilerin bu yeraltı, maden çalışmalarında büyük kabiliyetleri var. Onları da buralara sevk ederek kendilerinden çok istifade ettik. Binlerce iş makinesini, uçağından helikopterine, gemisinden İHA’sına kadar tüm imkânlarımızı depremzedelerimiz için bu süreçte harekete geçirdik.”

“TÜM ARAMA KURTARMA EKİPLERİNİN BAŞARILI ÇALIŞMALARINI GÖRDÜK”

Depremin ardından ilk birkaç saatte çalışmaların düzene girmesiyle de arama kurtarma, ardından enkaz kaldırma çalışmalarını profesyonelce yerine getirmeye başladıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii ki o günlerde bir de ağır kış şartları var. Bu ağır kış şartlarına rağmen burada gerek dâhili gerekse harici tüm arama kurtarma ekiplerinin başarılı çalışmalarını gördük. Yılmadılar, usanmadılar ve bu çalışmaları yerine getirdiler” dedi.

Depremlerin ardından ne kadar büyük bir millet olunduğunun bir kez daha idrak edildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz sağ olsun asrın felaketi karşısında asrın dayanışmasını gösterdiler. Çok hızlı bir şekilde 3 milyonu aşkın insanımızı bölge dışına tahliye ettik. Vatandaşlarımızın hiçbiri ne deprem bölgesinde ne de gittikleri yerlerde yalnız, çaresiz kalmadı. Bundan sonra da en önemli gündemimiz deprem olacak, tek derdimiz yaraları sarmak olacak” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yürütülen soruşturmalara ilişkin son durum hakkında da şunları söyledi: “Depremde yıkılan binalarda sorumlulukları bulunanlarla ilgili yürütülen soruşturmalarda savcılarımız devrede. 1364 şüpheli hakkında şu ana kadar işlem başlatıldı. Bu arada 302 şüpheli tutuklandı ve 466 şüpheli adli kontrol altına alındı, 312 şüpheli hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. Şüphelilerden dördünün yurt dışında olduğu, bunun yanında 64’ünün de öldüğü tespit edildi. Tutuklanan 302 kişiden 106’sı müteahhit, 163 kişi yapı sorumlusu, 15 şüpheli yapı sahibi ve 18 şüpheli de binada değişiklik yapan kişi.

Adli kontrol altındaki 466 şüphelinin de 85’i müteahhit, 294’ü yapı sorumlusu, 56’sı yapı sahibi ve 31’i de binada değişiklik yapan kişiler. Adli süreçler devam ediyor. İddianameler de soruşturmaların bitimiyle mahkemelere gönderilecek. Sürecin her aşamasının Adalet Bakanlığı başta olmak üzere yakın takipçisi olacağız. Milletime bu acıları yaşatan, sorumluluklarını yerine getirmeyen adalet önünde bunun hesabını verecek. Buradan kaçış yok.”

Kalıcı konutların yapımına ilişkin planlamanın ne aşamada olduğu sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hem geçmiş deneyimleri hem de tip projeleri olduğunu söyledi.

Şehirlerin yeniden inşa ve ihya döneminin resmen ve fiilen başladığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçmişte attığımız adımlar var. Hep söylüyorum Van’da, Bingöl’de, İzmir’de, Antalya’da, Muğla’da, Manavgat’ta bu işleri yaşadık. Biz sadece şehirlerde o devasa dikey mimari tarzı değil, bir taraftan zemin artı üç dört türü binalar yaparken bir taraftan da köy evlerini yapmak suretiyle de bunları ispatladık. Yani biz bu işte çırak değiliz, kalfalığı da geçtik ustalığı yakaladık” dedi.

Binlerce mimar, mühendis, yüzlerce akademisyen, on binlerce işçinin yeni yerleşim yerlerine ilişkin sahada kapsamlı bir çalışma yürüttüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bir taraftan zemin etütleri hızla devam ediyor. Bu zemin etütleriyle birlikte de artık öyle sulak yumuşak zemin değil, sert zeminlerde kalıcı konutların yapılması çalışmalarını sürdürüyoruz. 21 Şubat’tan bugüne kadar Gaziantep’te 13 bin 629, Adıyaman’da 2 bin 280, Kilis’te 645, Hatay’da 2 bin 928, Kahramanmaraş’ta 8 bin 773, Şanlıurfa’da 897, Malatya’da 6 bin 644, Elazığ’da 505, Adana’da 1171, Osmaniye’de 1657 ve Diyarbakır’da 1122 olmak üzere toplam 40 bin 104 afet konutunun ihalesi yapıldı.

Yine Osmaniye’de 600, Kahramanmaraş’ta 620, Malatya’da 2 bin 800, Adıyaman’da 1500, Şanlıurfa’da 300, Gaziantep’te 310 ve Kilis’te 93 olmak üzere 6 bin 223 köy evinin de ihalesi yapıldı. Böylelikle afet bölgelerinde toplamda 46 bin 327 afet konutu ve köy evinin yapım süreci başladı ve inşallah bir yıl içerisinde 11 ilimizde 319 bin, toplamda 650 bin konut inşa ederek bunu hak sahiplerine teslim edeceğiz. Yarın ziyaret edeceğimiz Kahramanmaraş’ta 8 bin 773 konutumuzun temelini Devlet Bey’le birlikte atacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “artçı sarsıntılar sürerken kalıcı konutlar için temel atmanın sağlıklı olmadığı” eleştirilerinin hatırlatılması üzerine şu cevabı verdi: “Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Bu konularda ilk defa bu adımları atmıyoruz. Bunu söyleyenlerin tabii geçmişinde bu tür adımlar yok. Yani sen bir seneyi hedef olarak koyarsın da bu 13 ay olur, 14 ay olur, 15 ay olur. Bunu Van gibi o devasa depremde ispat ettik. Van’ın merkezinden ta Erciş’ine kadar. Şu anda bu işi yaşamak, görmek isteyenler Van’a giderler, şöyle Edremit ilçesinden bir Van Denizi’ni seyrederler. Van Denizi’ne nazır böyle bir yeri o depremin ardından gerçekleştirmiş olan bu iktidar. Aynı şekilde Erciş’i baştan aşağı yaptık, gerçekleştirdik. Mesela İzmir’de, aynı şekilde dikey mimariye girmiyoruz ve dikkat edin ilk yaptığımız iş hemen süratle zemin kontrollerini yapmak oldu. Yani o sulak zeminlerde, bölgelerde değil.

Tabii Hatay’da düşünün, yani Amik Ovası’nın uzantılarında maalesef bu konutlar, bu inşaatlar yapıldı. Bunlar yapılınca da ne oldu? Şimdi aldığımız bilgilerde buraların tamamen fay hattı olduğu söyleniyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fay hattının üzerinde yapılan konutların hepsinin 1999’dan önceki dönemlere ait olduklarını ifade etti.

“KAMU İNŞAATLARINDA SİSMİK İZOLATÖRLER KULLANILACAK”

Deprem bölgesindeki vatandaşların uyarıya rağmen hasarlı evlere girdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bundan sonraki süreçte temennimiz odur ki bu uyarılara uyarlar. Biz de hedefimizi zemin artı 3, zemin artı 4 şeklinde elimizdeki tip projelerle hareket ederek bu adımları atacağız. Hatta devletin konutları veya kendine ait olan inşaatlarını da sismik izolatör kullanarak yapacağız. Maliyeti her ne kadar biraz artsa da bunların talimatını da Murat bakanıma verdim, maliyetlerden de kaçınmayalım, sismik izolatörleri de kullanarak inşaatlarımızı böyle yapalım. Kısa bir süre önce biliyorsunuz İstanbul’da devlet yetkilileri ve akademisyenlerle 110 kişilik bir toplantı yaptık. O toplantının ikincisi Gaziantep’te Murat bakanımın riyasetinde yapıldı.

Van ve Kütahya depremleri sonrası öğrendiğimiz, zemin etüdü doğru yapıldığı, zemin dayanıklılığı iyi tespit edildiği, zemin yeterli güçlendirme olduğu takdirde ve en önemlisi fay hatlarından uzak bölgeler seçildiği takdirde o bölgede inşaatlar yapılabilir. Biz zaten Elazığ depreminin üzerinden 15-20 gün geçtikten hemen sonra artçılar da devam ederken temellerimizi attık. Bugün hamdolsun yaşadığımız son depremde özellikle o gün inşa ettiğimiz konutlarımızın hiçbirinde en küçük hasar dahi meydana gelmedi. Şayet artçı depremler nedeniyle döktüğümüz beton ve kalıplarda herhangi bir hasar veya çatlak meydana gelirse çok hızlı bir şekilde çeşitli bazı tekniklerle onarımı yapılır. Şu an bölgede inşaatları tamamen bu kriterler üzerine planlıyor ve başlatıyoruz. Beton prizlenme, çatlak ve tahribat oluşumuna dair hassasiyetlerimiz var. Bu noktada beton döküm süreçlerini mühendislerimiz çok titiz ve dikkatli bir şekilde yapıyorlar.”

“Türkiye’de başta İstanbul olmak üzere şehirlerimiz deprem riski altında. İstanbul, depreme hazır mı? Bu konularla ilgili ne gibi hazırlıklar var?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da doğup büyüdüğünü, yaklaşık 5 yıl İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığını, kenti iyi tanıdığını söyledi.

Ankara da dâhil depremin tehdit etmeyeceği hiçbir şehrin olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “deprem felaketi” tellallığı yapmayı doğru bulmadığını kaydetti.

İstanbul’un belediye başkanıyken “İstanbul’a girişi vizeye tabi tutma” diye bir tezinin olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Yani İstanbul’a her gelen rahatlıkla girsin, bu olamaz. Yani İstanbul’a girmenin bir bedelinin olması lazım. Bakın Londra’ya giremezsiniz. Londra’da belli kuralları var bu işin. Eğer bu varsa sizde, o zaman size müsaade ederler, girersiniz. Bunun sebebi nedir? Yani deprem olarak kastetmiyorum, nedir? Trafiktir. Oralarda araç, otoparklar, bütün bunlarla ilgili olarak bunlara belli yasaklar koymuştur. İstanbul’da da belediye başkanlığımda benim, 8 milyondu İstanbul’un nüfusu. Ama şu anda İstanbul’un nüfusu 15 milyonu geçti, böyle bir durumda. Bir de planlama noktasında, İstanbul maalesef zannedildiği gibi planlanmadı, zannedildiği gibi planlar uygulamaya konulmadı. Çünkü kimse o planlara ne yapmıyor? Uymuyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediye başkanlığından beri “kentsel dönüşüm” dediğini hatırlatarak “Bunları büyük ölçüde hayata geçirdik. Ama bu projelere biz şimdi devlet olarak devam ediyoruz. Fakat muhalefet, bunun karşılığında çıktı, sağda solda kentsel dönüşümü, ‘rantsal dönüşüm’ diye tanımlamaya başladı. Çünkü işlerine gelmiyor, rant toplama işi maalesef muhalefete ait. Bu işi onlar iyi beceriyorlar, iyi başarıyorlar” diye konuştu.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM İÇİN ADETA YIRTINDIK”

İstanbul Fikirtepe’nin Kadıköy ve Üsküdar’a hitap ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, Fikirtepe’de bu kentsel dönüşüm için adeta yırtındık. Buradaki bu kentsel dönüşümü yeni yeni hayata geçirdik. O kadar sıkıntılar yaşadık” dedi.

Aynı şekilde Üsküdar Küplüce’de, Ferah Mahallesi’nde, Yavuztürk’te kentsel dönüşümle muhteşem konutlar yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Ama benim vatandaşım, oranın belli bir kısmında çok direndi, yaptırtmadı. Hatta benim kendi oturduğum yeri de ben o yıkıma tabi tutturdum ki bizi görsünler, onlar da buna uysunlar diye Burhaniye’de. Şu anda mesela oraları gidip bir görseniz, oralardaki kentsel dönüşümün ne kadar güzel, ne kadar hakikaten insanlara gurur, onur verici olduğunu görürsünüz. Bundan bir ay kadar önce yolumu kestiler, dediler ki ‘Başkanım ne olur gel, bizimkileri de yık’. Dedim ‘Bak, ben size bir sene önce söyledim. Bir sene önce bunları yapsaydık, şimdi sizin konutlar da aynen bu duruma gelecekti’. Ama ‘Bir hata yaptık, şimdi başlayın bu işe, biz kefiliz’. Ben o zaman ‘Belediye başkanımıza da söyleyeceğim, buraları da hemen başlatalım’ dedik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gün mahalle camisinin önünde cuma namazından sonra toplananlara, “Ne olur, gelin şu binalarınızı bize müsaade edin yıkalım. Bak kiranızı veriyoruz, nereyi beğenirseniz bulun, kiranızı biz ödeyeceğiz. Hemen biz süratle de buralarda bu yıkımları yapalım, korkuyorum. Yarın bir gün buralarda deprem olur, bir şey olur yıkılır. Ondan sonra bunun hesabını kime soracaksınız? Gelip Erdoğan’a soracaksınız. Beni bu durumda bırakmayın” dediğini aktardı.

“HİÇBİR VATANDAŞIMIZI ÇÜRÜK EVDE YAŞATMAYACAĞIZ”

Şimdiden tedbirlerin alınmasının önemini işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “Elazığ, Malatya depremini yaşadık. Oralarda bütün yaşadıklarımız ortada. Van ortada, Kütahya ortada, bütün buralarda bunları yaşadık. Türkiye, bir deprem ülkesi. Onun için bütün tedbirlerimizi alıyoruz, alacağız. Başta büyük şehirler olmak üzere hummalı çalışmalarla, en az hasarla bunları atlatmaya gayret edeceğiz. Hiçbir vatandaşımızı çürük bir yapıda, evde yaşatmayacağız. İnşallah CHP ve ortakları bu depremden ders çıkarmış olurlar da kentsel dönüşüm projelerinin karşısında durmaktan vazgeçerler.”

“Üniversitelerde yüz yüze eğitime ne zaman geçilecek?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuyla ilgili YÖK’e gerektiği talimatları zaten verdik. YÖK de bu süreç içerisinde yüz yüze eğitimle alakalı nasıl Kovid döneminde belli bir süre, yaklaşık iki sene sürdü, ne yaptık, online sistemle işi götürdük. Burada böyle uzun bir süre olmayacak ama şu anda diyoruz ki online sistemle biraz devam edelim. Çünkü şu anda KYK yurtlarımız çok işimizi görüyor” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremzedelerin KYK yurtlarına yerleştiğini hatırlatarak Osmaniye’de 2 bin 500 kişilik bir yurda gittiğini, yurt binasının güven verdiğini dile getirdi.

“HER TÜRLÜ AFETE HAZIRLIKLI OLMALIYIZ”

“Şartlar yeniden süratle elverişli olursa, uzaktan eğitim ile yüz yüze eğitimin harmanlandığı hibrit öğretim seçeneği tabii ki değerlendirilecektir. Bunun için öncelikle depremzede vatandaşlarımızın güvenle ve huzurla barınacakları kapasitenin oluşturulması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan gelişmeleri yakından takip ettiklerini, YÖK Başkanı ile bu konuda irtibat hâlinde olduklarını bildirdi.

Yüz yüze eğitim ile online eğitimin mukayese edilemeyeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan adımların atılmasıyla yeniden normal hayata dönülmüş olacağını söyledi.

“Deprem olduktan sonra dünyadan birçok ülke Türkiye’ye yardım gönderdi. Türk Devletleri Teşkilatı’nın önemli bir inisiyatif aldığını gördük ve Ankara’da Olağanüstü Liderler Zirvesi toplandı. Bu zirvedeki mesajları nasıl değerlendirdiniz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı ile artık yekvücut olunduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Onların herhangi bir sıkıntısında biz yanlarında olduk. Herhangi bir sıkıntımız olduğunda onlar bizim yanımızda oldu. Arama kurtarma çalışmalarından deprem yaralarının sarılmasına varıncaya kadar kardeş ülkelerin desteklerini gördük. Ayrıca ülkemizle dayanışma gösteren Türk Devletleri Teşkilatı’nın olağanüstü zirvesini de Ankara’da düzenledik, burada önemli bir adım atarak, Türk Devletleri Teşkilatı Sivil Koruma Mekanizmasının tesisini kararlaştırdık. Bu, önemli bir adımdı. Temennimiz, bu mekanizmaya hiç ihtiyaç duymamak. Ancak her türlü afete de hazırlıklı olmalıyız, buna dayalı olarak bu adımı attık. Başta Azerbaycan olmak üzere, gerek Kırgızistan gerek Kazakistan, Türkmenistan sağ olsun hepsi de buna geldiler ve buradaki çalışmaları onlar da aynı heyecanla takip ettiler.”

“BİZ GERÇEKLEŞTİRDİKLERİMİZİ KONUŞUYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Seçimi’nde AK Parti’nin nasıl bir kampanya süreci yöneteceğinin sorulması üzerine de “Alışılmış bir seçim kampanyası düşünmüyoruz. Çünkü ortada bir hüzün var. Yani bu hüznün olduğu bir dönemde, dedik ki biz müziksiz bir kampanya süreci yaşayacağız. Şehirlerimizin tamamında, her bir vatandaşımızın kapısını çalacak, neler yaptık, neler yapacağız, tek tek bunu anlatacağız. Çünkü bizim bagajımız elhamdülillah dolu” diye konuştu.

Türkiye Yüzyılı vizyonuyla vatandaşları ortak ederek büyük ve güçlü Türkiye’nin imarında her bir insana ihtiyaçlarının olduğunu anlatacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Milletim 20 yılda samimiyetimizi gördü, bize inandı. Samimiyet üzerine, güven üzerine inşa edilen her birliktelik ebedidir. Şunu bir defa çok açık, net ortaya koymam lazım, bizim bu 20 yılda ürettiklerimiz, yaptıklarımız… Ülkemize eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, tarımda, dış politikada neler yaptık ve bundan sonra da neler yapacağız, bütün bunları istiyoruz ki vatandaşlarımıza anlatalım. Biz dikkat ederseniz bir hayalî konuşmuyoruz. Biz gerçekleştirdiklerimizi konuşuyoruz. Ve bu gerçekleştirdiklerimizin üzerinde benim halkım yaşıyor. Yani örneğin biz göreve geldiğimizde 6 bin 100 kilometre yol vardı, ama biz bu yolu 29 bin kilometreye çıkardık. Bu, şu anda yaşanan bir şey; yaptıklarımız, otoyollardan tutun da otobanlara varıncaya kadar hepsi… En basitinden sadece İstanbul’dan İzmir’e eskiden 6,5-7 saatte giderdik. Ama şimdi bu 3-3,5 saate indi. Bu yaptığımız yolla…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye’de 26 havalimanı olduğunu, bunu 58’e çıkardıklarını anımsatarak “Biz, batıda ne varsa, doğuda da o olacak dedik. Yani batıda var, doğu, Güneydoğu’yu bırak demedik. Niye? Türkiye 780 bin kilometrekaresiyle bizim vatanımız. Vatanımızın dört bir yanını bizim, inşa ve ihya etmemiz gerekir dedik” ifadesini kullandı.

Türkiye’deki üniversite sayısını 78’den 208’e çıkardıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda Iğdır’da da Ağrı’da da Muş’ta da Hakkâri’de de üniversitenin olduğunu söyledi.

İlkokullarda, eski dönemlerde çocukların kitap bulamadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz mesela kitabımızı bulamazdık. Kırtasiyeci dükkânına gittiğimiz zaman bize bir hafta, 10 gün sonraya gün verirlerdi. Bir hafta, 10 gün sonra gider, oradan kitabımızı, defterimizi alırdık. Bu günleri yaşadık. Bu günler kimin günleriydi? CHP’nin günleriydi. Onlar bize bunları yaşattı” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün okullar açılırken sıraların üzerine kitapların konulduğunu, böylece çocukların huzurla eğitim öğretim yılına başladığını kaydetti.

“SAĞLIKTA BAŞARILI OLMAYA MECBURUZ”

İktidarları döneminde, sağlık alanında yapılanlara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Hastaneler noktasında, sağlıkta bizler, Sayın Kılıçdaroğlu’nun, bay bay Kemal’in SSK’nın genel müdürü olduğu dönemleri biliyoruz. Rahmetli Savaş Ay bir program yapmıştı. Savaş Ay’ın programında Beyefendi’yi gayet iyi anlatıyordu. Okmeydanı SSK… Benim de semtimin olduğu yerdi. Okmeydanı SSK’da affedersiniz ölüp de rehine alınanları anlatıyordu. Bunları yaşadık. Şimdi orası Profesör Doktor Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi oldu, biz yaptık. Nereden nereye… Şimdi biz, şehir hastanelerinden bahsediyoruz, çıkıyor bay bay Kemal ‘Biz, şehir hastanesi falan yapmayacağız.’ diyor. Eğer şu şehir hastaneleri olmasaydı, Ankara’da şu iki tane şehir hastanemiz olmasaydı, İstanbul’da olmasaydı, biz Kovid’de falan ne yapardık? Eğer biz, Kovid’i falan başarılı bir şekilde atlattıysak, işte bu şehir hastaneleri vasıtasıyla atlattık. Isparta’daki şehir hastanesini düşünün, Mersin’i, Adana’yı düşünün. Yani oralarda şehir hastaneleri, bizim bu süreci başarıyla atlatmamıza vesile oldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan sonraki süreçte şehir hastanelerini, büyükşehirlerin tamamına yapacaklarını dile getirerek “Çünkü sağlıkta başarılı olmaya mecburuz. Bunun yanında eğitim araştırma hastanelerimiz her ilde var. Bunlara da yine devam edeceğiz. Çünkü sağlıklı bir ülke olmadıktan sonra, bir yere varmanız mümkün değil” diye konuştu.

Türkiye’nin diplomaside başarısının en büyük örneğinin Rusya-Ukrayna olduğunu, Rusya-Ukrayna savaşında ara bulucu ülke olarak Türkiye’nin şu anda parmakla gösterildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefet bunu kabul eder etmez o ayrı mesele ama biz zaten dünyada kabul görmüşüz bu konuda” diye konuştu.

Karadeniz tahıl koridorunda Türkiye’nin başarısının dünyada herkesin dilinde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatta Sayın Putin ile aramızda yaptığımız görüşmeler de çok açık net. O da sağ olsun ‘Ben, tahıl koridorundan tahılı göndereyim ama Avrupa’ya buradan yüzde 44 gidiyor, gitmesin. Az gelişmiş Afrika ülkelerine bunu gönderelim’ dedi. Ben de kendisine dedim ki ‘O zaman siz tahılı gönderin biz de burada onu una çevirelim, değirmenlerimizden geçirelim. Değirmenlerimizden geçirdikten sonra biz de bunu az gelişmiş ülkelere buradan gönderelim’. Böyle bir mutabakatımız var. İki, üç gün içerisinde Sayın Putin ile telefon görüşmemiz olacak. Adımlarımızı bu alanda da atacağız. Aynı şekilde gübrede ihtiyaçlar var. Bunları yine temin, tedarik edeceğiz ve yine bunları da dünya piyasalarına, az gelişmiş ülkelere göndererek onları rahatlatmanın gayreti içinde olacağız. Bugün Gambiya Büyükelçisi’nin agremanını aldım onunla da bunları konuşurken ondan da aynı teşekkürü aldım. Bizim bundan sonraki sürece yönelik atacağımız çok adımlar var.”

“OLMAZ DENİLENLERİ BAŞARDIK”

Sıfır atık konusunda Türkiye’nin örnek uygulamalarının bulunduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’ın bu ay sonu itibarıyla Birleşmiş Milletler’de bir sunum yapacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şeyler yapıldığı için bu davetlerin alındığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye’ye yaşattığımız her biri sessiz devrim niteliğindeki yapısal reformları dile getirsem günler sürer. Ama özetlenmeyecek, anlatmakla bitmeyecek işler yaptık. Olmaz denilenleri başardık. Hep diyorum ya, ‘nereden nereye’ diye işte o iki kelime arası öyle uzun ki anlata anlata bitiremeyiz. Kimine ‘Ayasofya’ derim, nereden nereye geldiğimizi anlar. Ama Ayasofya dediğimiz zaman bunu anlamayanlar var. Kimine ‘Karabağ’ derim, bunu anlayan olur ama hâlâ anlamakta zorlananlar olur. İşte biz Ayasofya dediğim zaman anlayanlarla beraber yol yürüyoruz. Karabağ dediğim zaman anlayanlarla beraber yol yürüyoruz. Mesela ‘Togg’ derim, anlayanı var anlamayanı var. Ama kat ettiğimiz mesafeyi anlar. Bazısına ‘Karadeniz’de doğal gazı keşfettik’ derim, geldiğimiz yeri kavrar. Kimine İHA’larımız, SİHA’larımız, Akıncılarımız hatta daha da ileri gitmek suretiyle insansız hava araçlarında geldiğimiz noktayı anlattığımda bunu anlayanlar var ama dünya anlıyor da bizde hâlâ anlamayanlar var. Kızılelma diyorsun adam anlamıyor. Kızılelma bir ufuktur. Dolayısıyla o ufku yakalamak herkesin karı değildir. Kimine yılda 1 milyona varan istihdam oluşturduk deriz, emeğin, alın terinin, evine ekmek götürmenin anlamını bilen ne manaya geldiğini bilir ama bilmeyen de var.”

“Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu duyuruldu. Yanında da yedi cumhurbaşkanı yardımcısı var. Siz bu bir cumhurbaşkanı ve yedi cumhurbaşkanı yardımcısı modelini nasıl yorumlarsınız?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Şu anda o masanın ortaya çıkardığı aday, biz cumhurbaşkanı olduğumuz zaman bizim bir başkan yardımcısıyla çıktığımız yolda bizimle istihza ediyordu, alay ediyordu. ‘Kaç tane cumhurbaşkanı yardımcısı yanına alacak’ diyordu. Şimdi bana sorduğu bu soruyu şu anda bay bay Kemal, ‘bir tane değil, beş tane değil, on beş tane değil, cumhurbaşkanına kimse böyle bir soru soramaz ki. Bu on beş de olur, yüz elli de olur, bin beş yüz de olur’ diyor. Ben söylemiyorum, o söylüyor. Böyle bir devlet yönetimi olabilir mi? Kaldı ki daha ileri gitti. Şu anda Ankara ve İstanbul belediye başkanlarını da cumhurbaşkanı yardımcısı olarak taltif ettiğini söylüyor. Öbür tarafta terör örgütünün parlamentodaki uzantısını da ne yaptı? Onu da masaya ortak etti. Beraber yürüyorlar. Devlet yönetiyoruz devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir kabile devleti değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetecek olanların her şeyden önce buradan nasibini alması gerekir. Öyle lafla sadece ‘buradan bir cumhurbaşkanlığı kaparsam veya herkese şuradan sandalyeler dağıtırsam bu cumhurbaşkanlığını alırım’ anlamıyla bir ülke yönetilemez. Tam anlamıyla bir eski Türkiye fotoğrafı olan koalisyon mantığıyla çalışıyorlar. Dile getirdiğiniz tablo bile bunların dertlerinin millete hizmet olmadığını gösteriyor. Aç tavuk kendini darı ambarında zanneder. Dağıt sandalyeleri, al cumhurbaşkanlığını havaları bu. Bu kadar basit.”

“BENİM VATANDAŞIM MİLLÎ VE YERLİ OLAN BİR YÖNETİME LAYIKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “HDP bugün cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacağını söyledi. Doğrudan Kılıçdaroğlu’nu destekleme mesajı söylenmese de beklenti o yönde. Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık, şöyle konuştu: “HDP zaten en başından beri bu masanın yedinci ortağı idi. Biz ne dedik, ‘Gizli ortak var.’ Nerede? ‘Masanın altında’ demiştik. Şimdi masanın altından üstüne çıktı böylece. CHP ile HDP’nin azami müşterekleri olduğunu biliyoruz. Ama bunu milletimize anlatmamız gerekiyordu. Düşünün HDP eşittir PKK’dır. HDP eşittir YPG/PYD’dir. Bunu her zaman söyledik. Bu denklemde CHP’nin yeri nerede kalıyor? Bunu benim milletim düşünsün. Yedili masadaki diğer partilerin yerini vatandaşım bir daha düşünsün. Benim vatandaşım millîdir, yerlidir, özellikle dışarılardan yönetilen emperyal kafaların mahkûmu değildir. Emperyal kafaların tamamen dışında, millî ve yerli olan bir yönetime benim vatandaşım layıktır.

Özellikle de Diyarbakır’da Yasin Börü’leri öldüren… Yasin Börü Kürt bir evladımızdı. Kim öldürdü? Şu anda içeride olan kişiler. Onlar istikamet verdi ve onlarla beraber 51 evladımız Diyarbakır’da öldürüldü. Benim Kürt kardeşlerim bunun hesabını bunlara sormayacak mı? Hâlâ özgürlük, özgürlük. Neyin özgürlüğü? Eğer benim vatandaşlarımı Kürt de olsa Zaza da olsa ne olursa olsun, eğer bunların ölümüne neden olmuş olanları biz dışarı çıkartmak için gayret sarf edenlere yol açıyorsak bunun hesabını ne bu dünyada ne de ebedi âlemde veremeyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, HDP yöneticileriyle görüşmesine ilişkin şunları söyledi: “HDP eş başkanlarından biri Bay Kemal’in ziyaretinden sonra ‘Gelecek dönem yapılacakları istişare ettik’ dedi. HDP’lilerin planları arasında neler var? PKK’lı teröristlere yönelik operasyonların durması var. Öcalan için Demirtaş için oy vermek var. Kandil’dekilerin talimatlarını uygulamak var. HDP’nin bunlardan başka gündemi yok. Altılı masanın görüştüğü HDP işte budur. Kandil’deki terörist elebaşları da zaten altılı masanın kendileri için umut oluşturduğunu söylüyorlar. HDP’nin destek verdiği bay bay Kemal’i Kandil’e umut veren aday olarak görüyorlar. Meral Hanım ‘HDP de HDP’nin talepleri de masaya gelemez’ demişti. Ama şimdi HDP aday çıkarmayarak bütün varlığıyla bu kumar masasına oturmuş durumda. HDP’liler verecekleri destek karşılığında taleplerinin karşılanmasını isteyeceklerini açıkça belirtiyorlar. Bu taleplerin ne olduğunu da neresi belirliyor? Kandil. Milletim bunların oynadığı oyunu görüyor. 14 Mayıs’ta gereken dersi benim aziz milletim verecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu’nun çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna da şu cevabı verdi: “Tamamını izleyemedim arkadaşlarımdan aldığım bilgi. Bu masanın ilkesizlik üzerine kurulu olduğunu hep söyledik. Masadakilerin birbirine güvenmediğini, birbirine pusu kurduğunu her zaman dile getirdik. Meral Hanım bu masayı ‘kumar masası’ olarak anlattı. ‘Biz noterden gelecek talimatlarla hareket etmeyiz’ dedi. Hile, hurda, hainlik bu masada her şey var. Herkes birbirine çalım atıyor. Kimin hesabı diğerine uyacak, uymayacak bunu önümüzdeki günler çok daha iyi gösterecek. İçlerinden bazılarının gerçekleri görmesi, hakikati dile getirmesi önemli. Buradan başarı beklemek de mümkün değil.”

“SEÇİMDEN ZAFERLE ÇIKACAĞIMIZDAN KUŞKUMUZ YOK”

“14 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın adayısınız. Bu seçimlerde ne bekliyorsunuz? HÜDAPAR’ın desteği biraz konuşuldu, medyada tartışıldı. Cumhur İttifakı’na yeni destekler olur mu?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın 14 Mayıs seçiminden zaferle çıkacağından ittifak olarak hiçbir kuşkularının bulunmadığını belirtti.

Cumhur İttifakı’nın siyasette birlik ve beraberliğin, samimiyetin adresi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve millî siyaset yapan, milletin değerleriyle barışık siyasi partilere kapılarının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Cumhur İttifakı’nın içerisinde yer alan gerek Büyük Birlik Partisi, gerek HÜDAPAR’la ilgili bazı uydurma yaklaşımlar falan var. Biz burada bir defa ittifakımızın ilkelerinde zaten uyumlu olmuşuz. Eğer bu uyum olmasa zaten beraberce Cumhur İttifakı’nın içerisinde bu yolda yürüyemeyiz. Yani şu anda HÜDAPAR’a yakıştırılmak istenen bazı çirkinlikler var. Bunların hepsini zaten HÜDAPAR yetkilileri kabul etmiyorlar. Böyle bir şey yok. ‘Bizim terör örgütleriyle yakından uzaktan hiçbir ilgimiz olmamıştır. Hiçbir ilgimiz de olmaz’ diyorlar. Tamamıyla yerli ve millî bir yapı ve bu yapıyla ilgili zaten yerli ve millî olmayan bir yapıyla bizim yol yürümemiz de mümkün değil. HÜDAPAR da Cumhur İttifakı’na desteğini bundan dolayı açıkladı. Bu desteği çok önemli ve kıymetli buluyorum.”

“İTTİFAKIMIZDAKİ BİRLİKTELİKLERİ İLKELER ÜZERİNDEN YÜRÜTÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’na yeni katılımları olumlu karşılayacaklarını dile getirerek, “İttifakımızdaki birliktelikleri yedili masa gibi koltuk pazarlığı üzerinden değil, ilkeler üzerinden yürütüyoruz. İlkesel olarak aynı noktada buluştuğumuz tüm siyasi partilere özellikle kapımız açık. Eğer Karabağ’da buluşabiliyorsak Kızılelma’da buluşabiliyorsak aynı şekilde eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette aynı istikamet üzere buluşabiliyorsak bizim zaten ayrı kalmamız diye bir şey yok. Yani Libya’da eğer buluşabiliyorsak, Akdeniz’de aynı şekilde buluşabiliyor, Karadeniz doğal gazında aynı şekilde buluşabiliyorsak bizim istikametimiz aynı demektir” diye konuştu.

Cumhur İttifakı’nın yeni katılımlarla genişleyip genişlemeyeceğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Süreç içerisinde takvimi eğer aynen uygulayabiliyorsak seve seve, kapımızı kapatmamız mümkün değil. Ama şurada fazla da bir zaman kalmadı” dedi.

“Her seçim dönemi siyasi partiler için de bir yenilenme fırsatı yaratıyor. Mevcut milletvekili listelerinden kaçta kaçı değişecek?” sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, yenilenmeye, tazelenmeye, yeni başlangıçlar yapmaya her zaman ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Kongre süreçlerinde parti kadrolarını yenilediklerini, gençleştirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin çok dinamik ve Türkiye’nin en büyük gençlik kollarına sahip partisi olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabinede görev alabilecek yetkinlikte çok sayıda kişi bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda şahsımdan bahsettiğim için bu biraz zor olabilir. Ama şunu bilmenizi istiyorum ki dünyadaki siyasi liderler içerisinde baktığınızda kıdem konusunda en büyük kıdeme, en ileri kıdeme bu kardeşiniz sahip. 20 yıldır başbakanlıktan cumhurbaşkanlığına kadar bütün bu görevleri gerek ulusal gerek uluslararası alanda gerçekleştirdik, yaptık. Hâlâ da devam ediyoruz, yapıyoruz. Bütün bu hizmetlerimizde yani uluslararası kuruluşların, kurumların, bütün organizasyonlarını yaşamış birisi olarak uluslararası anlaşmalara imzaları atan birisi olarak bu işin içerisinde bulundum.”

Her çalışma arkadaşının daha iyi hizmet edebilmek düşüncesiyle hareket ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Değerlendirmelerimiz neticesinde tabii ki nihai kararımızı vereceğiz, burada belli bir tecrübe var, yani tecrübe siyasi iradede başarının en önemli kilit noktasıdır. İki kavramı ben çok benimserim. Bunun birisi inançtır, birisi güvendir. Bir diğer ifadeyle de istikrar ve güvendir. Yani bu iki kavramı eğer başarıyla uyguluyorsanız, ortaya koyabiliyorsanız orada neticeyi yakalarsınız, alırsınız. Bugüne kadar bu tür neticeleri eğer Türkiye başardıysa böyle başardı. Böyle aldık bunları ve bundan sonraki süreçte de gerek kabine oluşumunda gerek şu anda partimizin yeni aday listelerinin hazırlanmasında arkadaşlarımla beraber geniş bir istişare zeminimiz var. Benim iki başkan vekilim bunun yanında seçim işleriyle ilgili başkanım, teşkilat başkanım, gençlik kolları başkanım, bunun yanında kadın kolları başkanım bu komisyonun içerisinde onlar da varlar. Beraberce onlarla istişarelerimizi yapıyoruz, ondan sonra da nihai kararı verip adımlarımızı atıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28. Dönem Milletvekili Seçimi’nde kabine üyelerinin aday olup olmayacağı sorusuna, “Kabineden olan arkadaşlarımın hemen hemen her birisini şu anda belli illere adaylar olarak görevlendirdik. Yani hem deprem kuşağında çalışacaklar hem de verdiğimiz illere gidecekler. Ama ağırlıklı olarak deprem illerindeki görevlerini daha çok önemsiyorum” cevabını verdi.

“Karşınızdaki rakiplerden biri Kılıçdaroğlu, kendisi bu kampanyayı yedi yardımcıyla birlikte yürütecek. Sizin, cumhurbaşkanı yardımcısı sayısını yükseltmeniz söz konusu olabilir mi?” sorusunu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Seçim öncesi durumla seçim sonrasını birbirine karıştırmamak lazım. Benim cumhurbaşkanı yardımcım. O da şu anda bir ilde aday olarak bulunacak, koşturacak. Fuat Bey. Ankara’dan bir bölgeye onu da aday yapıyoruz. Tabii bu adaylıkları da belirlerken Fuat Bey nereli? Yozgatlı. Ankara’da Yozgat nüfusu nerede yoğun? Diyelim ki ikinci bölgede. Fuat Bey’i de orada görevlendirip tabii Fuat Bey siyasete bizimle teknokrat bürokrat olarak girdi ama şimdi tamamen siyasi formayı da giyerek bu yolda koşturacak. Böyle bir durum var. Aynı şekilde 17 kabine üyemin hemen hemen her birine değişik illerde bu tür görevler vereceğiz. ‘Ağırlıklı olarak belirlediğiniz neredir?’ derseniz, büyükşehirler bakan arkadaşlarım için en uygun olan yerlerdir. Onları daha çok büyükşehirlerden aday yapmayı belirledik. Bunlarla ilgili çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.”

Muharrem İnce’nin kendisine yönelik eleştirileri hakkındaki düşünceleri sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben Muharrem Bey’le böyle bir ağız dalaşına veyahut da bir zihinsel repliğe girmeyi doğru bulmam. Yani kendisinin bir ifadesi var. Bunu bir replik olarak da değerlendirebilirsiniz. Ne diyordu? ‘Yenmiş de yenmiş, yenmiş de yenmiş’ diye. Bunu kim için söylemişti? Bay bay Kemal için söylemişti. O da payına düşeni aldı. Ne oldu sonunda? Mağlup oldu” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ürettikleri eserlerle konuştuklarını belirterek, New York’ta inşa edilen Türk Evi’ni hatırlattı. Birleşmiş Milletler binasının karşısında inşa edilen Türk Evi’nin, Türkiye’nin geldiği konumu ispatladığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Birleşmiş Milletler binasından daha yüksek 32 katlı bir binayı New York’ta Birleşmiş Milletler’in tam karşısına yaptık. Bu nedir? Bu bir hedeftir. Yani o da bizim bir kızıl elmamızdı. Biz o kızılelmayı da New York’ta gerçekleştirdik. Oraya dünyanın değişik ülkelerinden liderler geliyor. Onları orada ağırlama imkânı bulduk, buluyoruz vesaire. Ama işte bunları yaparak büyük bir devlet olduğunu ispatlarsın. Bunlar olmadan büyük devlet olunmuyor. Türkiye’ye de cüce kalmak yakışmaz. İşte biz New York’ta, BM’nin hemen karşısında burayı yapmak suretiyle de Türkiye’nin böyle bir Türk Evi’yle nereden nereye geldiğini ispatlayarak güzel bir örnek oluşturmuş olduk.”

“VATANDAŞIM DEMOKRATİK HAKLARINDAN VAZGEÇMİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem bölgesinde seçim güvenliği ve buralardan başka şehirlere yerleşen vatandaşların seçimlerdeki durumunun ne olacağı sorusu üzerine, partilerin ve Yüksek Seçim Kurulu’nun çalışmaları olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diyelim ki Kahramanmaraş’tan çıktı Ankara’ya geldi veya İstanbul’a geldi. Bütün oralarda bu açıklanan süreler içerisinde müracaatlarını yapmak suretiyle oralarda oy kullanma şansını yakalayanlar var, bir mani yok” dedi.

Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi’nin açılışını pazar günü yaptıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada bir araya geldiği depremzedelerin seçim kayıtlarını yaptırdığını kendisine ilettiğini anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Benim vatandaşım öyle zannedildiği gibi bu demokratik haklarından da vazgeçmiyor. Bu demokratik haklarını da en güzel şekilde kullanmanın gayreti içerisinde. Siyasi partilere düşen nedir? Siyasi partilere düşen de vatandaşlarının önünü bu noktada açmaktır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim için gerekli belgeleri enkaz altında kalan vatandaşların, nüfus müdürlüklerine müracaat ederek belgelerini alabileceğini ya da e-Devlet sistemi üzerinden geçici kimlik belgesi temin edebileceklerini kaydetti.

Afetzedelerin deprem bölgesi dışındaki diğer illere taşınmaları hâlinde, bulundukları ildeki yerleşim yerinin adresini beyan edebileceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, çadır kent, konteyner, prefabrik ev, yurt, huzurevi veya başka bir konut ve benzeri yeri “yerleşim yeri adresi” olarak beyan edebilme imkânının da sağlandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başörtüsüne anayasal güvence getiren ve ailenin korunmasına yönelik düzenlemeler içeren anayasa değişiklik teklifinde son durumun ne olduğuna yönelik soruya şu cevabı verdi: “Toplumumuz sapkın akımlar nedeniyle kaygılı. Bu kaygıları görmezden gelemeyiz. İnsan hakları konusundaki hassasiyetimizden taviz vermeden, sapkın akımların toplum içinde aile yapımızı tehdit edecek şekilde yaygınlaştırılması girişimlerine asla müsaade etmeyeceğiz. Biz sapkın akımları değerlerimize, kültürümüze tehdit olarak görüyoruz ve bunlarla mücadelede de kararlıyız. Bunu ben özellikle milletimle paylaşıyorum ve bu konuda milletimle el ele vererek, bu sapkın akımlara toplumu biz yedirmeyeceğiz.”

KONUT VE KİRA FİYATLARINDAKİ ARTIŞ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem sonrasında özellikle büyükşehirlerde yaşanan konut ve kira fiyatlarındaki artışlara yönelik çalışmaların sorulması üzerine, “Bu konuda yargı, Adalet Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız yakın takipteler. Kira konusunda biz sıkıntı oluşturulmasına izin veremeyiz. Elimizden gelen nedir? Onlara bu konularda da ekonomik bir destek oluşturmaktır. Bazı yerlerde 3 bin, bazı yerlerde 5 bin lira gibi destekle onların bu geçim sorununu halledelim diyoruz. Bunun dışında bir durum tespit edilmesi hâlinde gerekli adımları kesinlikle atarız, atacağız” cevabını verdi.

Gıda ve et ürünlerindeki fiyat artışlarına yönelik yeni bir düzenleme olup olmayacağı sorusunu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu artışlar tamamen spekülatif. Bunu maliyetle açıklayamazsınız. Spekülatif artışların önüne kesinlikle geçeceğiz. Bu konuda da yine Tarım ve Orman Bakanlığımız açıklamalarını yaptı. Et ve Süt Kurumu satış noktalarında ve Tarım Kredi marketlerinde makul fiyatlı ürünleri vatandaşlarımıza sunacağız. Et ve Süt Kurumu satış noktalarında sunulan kıyma ve kuşbaşı miktarını iki katına çıkaracak ve fiyat ise Et ve Süt Kurumu satış noktalarında kıyma için 119 lira kuşbaşı et için 129 lira olarak belirlendi” diye konuştu.

Eski başbakan yardımcılarından Mehmet Şimşek ile AK Parti Genel Merkezi’ndeki görüşmesi de hatırlatılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mehmet Bey benim geçmişte bakanım olmuş, mesai arkadaşım olmuş yol arkadaşım. Kendisiyle ilgili de özellikle insanımızın refahı, huzuru noktasında bundan sonraki süreçte de nasıl bazı değerlendirmeleri yapabiliriz, kendisiyle ekonomik gelişmeler konusunda şöyle bir fikir alışverişinde bulunalım istedim. Böyle bir değerlendirme yapalım istedim. Sağ olsun o da yurt dışından dönüşte yanıma geldi. Kendisinin fikirlerine çok çok önem veririm. Biz kendisiyle bu görüşmeleri ilk defa yapmıyoruz. Bundan önce de buna benzer görüşme yaptık. Hem benimle, hem arkadaşlarımla bu zamana kadar hep istişare hâlindeyiz. Bize desteği hep devam etti, şu anda da devam ediyor. Tabii altılı koalisyon, pazarlık görüntüleriyle siyasetimizi kirlettiği için, bu tür bir araya gelmelere de farklı anlamlar yüklüyor. Bizi kendileriyle bir defa karıştırmasınlar. Bizim konumumuz farklı. Bizde pazarlık olmaz. O, kumar masalarında olur. AK Parti Genel Merkezi, Mehmet Bey’in evidir. Tabii kendisinin gerek yurt içinde gerek yurt dışında üstlendiği çok sayıda görevi ve bozamayacağı taahhütleri, danışmanlıkları var, onları hâlihazırda devam ettiriyor. Ama kendisiyle seçim çalışmalarımız kapsamında bir görüşmemiz oldu. Bundan sonraki süreçte de bu görüşmelerimiz kendisiyle olabilir. Mehmet Bey’e özellikle görev düştüğünü de söyledim. O da seve seve üstüne düşeni yapacağını bana söyledi. Davetime icabeti sebebiyle de kendisine çok teşekkür ediyorum.”

“MALİ DİSİPLİNDEN TAVİZ VERMEDEN YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

Ekonomiye ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığında Ekonomi Politikaları Kurulu’nun çalışmalarını sürdürdüğünü, kendisine de raporlar verdiğini anlattı.

Ekonomik atılımların altında özellikle kurul üyelerinin payı bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, mali disiplinden taviz vermeden, ekonomik büyüklüğü 900 milyar doların üzerine çıkardıklarını belirtti. Kişi başına geliri 10 bin 650 doların üzerine taşıyarak vatandaşların refahını artırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Özellikle son yıllarda salgın, Rusya-Ukrayna savaşı ve deprem, sel gibi birçok doğal afetler yaşamamıza rağmen 10 bin 650 dolara çıkardık. Bunlara rağmen makroekonomide ulaştığımız bu başarıların temelinde yatırım var, istihdam var, üretim var, ihracat var ve cari fazla yoluyla büyümeyi merkeze alan bir Türkiye var. Bu bir ekonomik modeldir. Yeni dönem, büyüme ve nitelikli istihdam artışında bir atılım dönemi olacaktır. Yüksek, sürdürülebilir, kapsayıcı bir büyüme anlayışını tüm politikalarımızla inşallah hayata geçireceğiz. Potansiyel büyümemizi yukarıya çekecek şekilde beşeri sermayemizin, teknolojik yetkinliklerimizin ve kurumsal kapasitemizin geliştirilmesiyle öncelikli stratejimiz olarak yola devam edeceğiz ekonomi politikalarımızda ama mali disiplinden taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz.”

EMEKLİLERE YÖNELİK ÇALIŞMA

“Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in emeklilere yönelik bir müjdesi vardı; en düşük emekli aylığının ve emeklilere verilen bayram ikramiyelerinin yükseltilmesi için bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Nasıl bir çalışma söz konusu ve asgari ücret için de benzer bir düzenleme, yeni bir artış söz konusu olur mu ara dönemde?” şeklindeki soruyu Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevapladı: “Bu ekrandan o zaman bunu açıklayayım. Emeklilerle ilgili çalışmamızı yaptık ve bu rakamı da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Hazine ve Maliye Bakanlığımızla bu çalışmayı yaptık. Demek ki açıklamak yine bana kaldı. Şimdi çalışma tamamlanınca ayrıca sunacaklar ama ben bu akşam buradan güzel bir müjdeyi vermiş olayım. O da bunu 7 bin 500 lira olarak inşallah bu akşam buradan açıklamış oluyoruz. Hayırlı olsun.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda görüntüleri izlenen Millî Muharip Uçak’ın, insansız savaş uçağı Kızılelma’ya benzediğini belirtti.

“Savunma sanayii alanında ileriye yönelik hayalinin ne olduğuna ve muhalefetin özellikle bazı şirketleri hedef alan eleştirilerine ilişkin” görüşü sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletlerde devamlılığın esas olduğunu belirtti ve şöyle konuştu: “Devletin yönetimine talip olan bir siyasetçi, dışarıdan gelen kredi veya sermaye için ‘gelmeyin, gelirseniz sizi ben şöyle yok ederim, böyle yok ederim’ demez, diyemez. Bu bir defa ne ahlakidir ne de bir ülkenin yönetimine talip olmanın özellikle şiarıdır. Böyle bir şey olmaz. Bu bir defa daha gelmeden gideceğini gösterir. Size yurt dışından gelecek olan sermaye, ‘Bu nasıl bir anlayıştır?’ der ve kapından içeri de girmez.”

Savunma sanayinde İHA’ların, SİHA’ların, Akıncı’nın, Kızılelma’nın yapıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun dışında bir de devletin kendi kontrolünde yaptıkları bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Arifiye’de biz Katar’la ortak adımlar atıyoruz, Katar’la ortak olarak attığımız adımları ‘Arifiye’deki bu tesisleri sattılar’ diye yalan yanlış şeylerle anlatmaya çalıştılar. Böyle bir şey yok. Buyurun. İşte ‘O Arifiye’deki tesisleri Katar’a sattılar’ dedikleri Katar, 10 bin konteyneri nereye gönderdi? Şu anda bizim deprem bölgelerine gönderdi. Eğer bizim aramızda bu tür ilişkiler olmamış olsa Katar kalkıp hem ayni hem nakdî olarak bu tür destekleri buraya verir mi? Arifiye’ye gelirken bunlar kalkıp da ‘Bize bunu bedava, ücretsiz verin’ diye böyle bir şeyleri yok ki… Burada yüzde 51, yüzde 49 ortaklıkla ne yaptılar? Geldiler BMC’ye ortak oldular. Ama bunlar hiçbir şeyi araştırmıyorlar, öğrenmiyorlar ve yalan yanlış yaklaşımlarla milleti aldatmaya çalışıyorlar. Keşke bizim Katar gibi ülkemizde yatırımlara giren ortaklarımız olsa. Çünkü bizim küresel sermayeye her zaman ihtiyacımız var.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de savunma sanayi sektöründe sadece 56 firmanın faaliyet gösterdiğini, bugün bu sayının 2 bin 700’e ulaştığını belirterek, “Burada çeşitliliği, rekabeti ve sektörün önünü açan biz olduk. Bugün savunma sanayinin hiçbir alanında tek bir firmanın faaliyet göstermesi söz konusu değildir” dedi.

Türkiye’de üretilen tankları örnek gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tankların dışında mühimmatlar bulunduğuna işaret ederek, “Bütün bu mühimmatları şu anda Türkiye kendi bünyesinde üretiyor mu? Üretiyor. Ama geçmişte biz bu mühimmatları alabilmek için çalmadık kapı bırakmazdık. Ama şimdi bunları biz Türkiye’de üretiyoruz. Dolayısıyla da Allah göstermesin herhangi bir savaşta kimseye muhtaç olmadan bunları yürüteceksin” diye konuştu.

Millete bir şey daha duyurmak istediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye kolay kolay herhangi bir savaşın tarafı olmayacaktır. Türkiye hep barıştan yana olacaktır ve barışın savunucusu olacaktır. Dünya barışına da her türlü katkıyı nasıl sağlayacak bunun adımlarını atacaktır. Nitekim Rusya’da, Ukrayna’da yaptığımız görev de budur” ifadelerini kullandı.

“TOGG, 85 MİLYONUN ORTAK GURURU”

Ön siparişleri alınmaya başlanan yerli elektrikli otomobil Togg’la ilgili soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Togg’un yollara çıkacak olmasının kendisini heyecanlandırdığını belirtti. Togg’un 85 milyonun ortak gururu olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu ana kadar talep 80 bin” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Togg’un yoğun sipariş aldığını, 60 yıllık hayali gerçeğe dönüştürdüklerini söyledi. Togg’un yedi rengi bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ay sonundan itibaren caddeleri zenginleştirecek Togg’un Türkiye Yüzyılı’nın gerçek nişanesi olacağını kaydetti. Büyük bir gurur yaşadıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Togg için 16 Mart’ta ön siparişlerin alınmaya başladığını anımsatarak ilk 24 saat dolmadan 22 bin 150 sipariş verildiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ne diyorlardı, ‘Bu arabanın fabrikası nerede?’ Fabrikayı açtık mı? Açtık. Sonra ne dediler, ‘Üretemezsiniz.’ 29 Ekim’de Togg’u banttan indirdik mi? İndirdik. Sonra ne dediler? ‘Üretirsiniz ama satamazsınız.’ Şimdi ne oldu? 75 binden fazla sipariş aldık. Bay Kemal, altılı koalisyon, bak nasıl satılıyormuş? 27 Mart’a kadar ben inanıyorum ki sipariş sayısı 100 bini geçer. Bunlar piyasaya yeni giren bir araç için muazzam sayılar.”

Bunların milletin Togg’a olan güvenini, teveccühünü gösterdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz bu projenin, bu heyecanın ortağı, asıl sahibi. Hani biz hep diyoruz ya ‘babayiğitler’, asıl babayiğitler işte milletimiz, bu teveccühü ile gösteriyor” dedi.

Türkiye’de 2012’den beri satılan elektrikli otomobil sayısının 14 bin 780 olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 yılda satılan elektrikli otomobil sayısının beş katı kadar siparişi altı günde alan Togg’un oluşturduğu havanın, Türkiye’nin elektrikli araçlara geçişte en hızlı mesafe kat eden ülkelerden birisi olacağını gösterdiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz otomobil diyoruz ama üreticileri ne diyor, ‘akıllı cihaz’ diyor. Togg akıllı cihazımızın üretim hedefi bu yıl 20 bin ama inşallah 2030’a kadar 1 milyon Togg üretmiş olacağız. Hayırlı olsun” diye konuştu.

Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi’nin açılışını gerçekleştirdi Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi’nin açılışını gerçekleştirdi için yorumlar kapalı 7

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Balıkesir’de Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi açılışına katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin stratejik ürünleri arasında yer alan bor madeninin katma değerini, “cevherden mücevhere” anlayışıyla 300 kat artıracak tesisin açılışı vesilesiyle bir arada olunduğunu belirterek, “Yatırım bedeli 80 milyon doları bulan Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi, bu alanda ülkemizin ilk, dünyanın da sayılı işletmelerinden biri olacaktır” diye konuştu.

Bor karbürün, sıcaklık ve mekanik dayanıklılığı itibarıyla birçok farklı endüstriyel uygulamalarda aranan ve tercih edilen bir ürün olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bor karbürün özellikle zırh, aşınmaya dayanıklı mekanik parça üretimi, nükleer tesislerde nötron tutucu gibi uygulama alanlarıyla savunma sanayisinin vazgeçilmezi olduğuna dikkati çekti.

“DÜNYA PAZARLARINDA PAY SAHİBİ OLMAMIZA KATKI SAĞLAYACAK YATIRIMLARIN TAMAMINI DESTEKLİYORUZ”

Uçaklardan taktik araçlara, personel yeleklerinden korunaklı levhalara kadar pek çok yerde bu ürünü görmenin mümkün olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bandırma tesisimizde yapılacak yıllık 1000 ton üretim, kullanıldığı alanlarda da 150 kattan 2 bin kata kadar varan değer artışları sağlamaktadır. Bir başka ifadeyle bu tesis sayesinde Türkiye, sadece sahip olduğu bor madeninin katma değerini yükseltmekle kalmıyor aynı zamanda ülkemiz, dünyanın en sert üçüncü malzemesinin üretiminde ve satışında önemli bir oyuncu hâline geliyor” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü açılışın öneminin, tesisin yatırım ve üretim rakamlarının ötesinde Türkiye’ye sağladığı stratejik katkıyla ilgili olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti: “Geçmişte bu tür ürünlerin stratejik önemi dikkate alınmayıp sadece fiyat unsurlarıyla dışarıdan tedariki yoluna gidildiği için kriz dönemlerinde ciddi sıkıntılar yaşadık. Savunma sanayimizin ihtiyaçları başta olmak üzere kritik her üründe maruz kaldığımız gizli açık ambargoların ülkemize yaşattığı vakit ve hamle kayıplarını gayet iyi biliyorsunuz. Bunun için artık her alanda önce kendi ihtiyaçlarımızı karşılayacak, onunla birlikte dünya pazarlarında pay sahibi olmamıza katkı sağlayacak yatırımların tamamını destekliyoruz. Sadece Eti Maden bünyesinde yürütülen çalışmalar bile başlı başına birer başarı hikâyesidir. Bor karbür yanında sıvı karbürden lityum üretimi konusunda da yakında somut adımlar atılacaktır. Aynı şekilde temeli atılan, çeliğin dayanıklılığını artırma başta olmak üzere pek çok alanda kullanılan ferrobor tesisimiz de bu sene içinde hizmete girecektir.”

Nadir toprak elementleri konusunda iyi bir rezerve sahip olunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskişehir’de keşfettiğimiz 694 milyon tonluk nadir toprak elementi rezervimizi yıllık 1200 ton cevher işleyecek bir tesisle kazanca dönüştüreceğiz. Ham maddeyle başlayıp nihai ürününe kadar uzanacak bir sistemle ülkemizin tüm değerlerini harekete geçirmekte kararlıyız” sözlerini sarf etti.

“ÜLKEMİZİ DÜNYANIN EN BÜYÜK 10 EKONOMİSİ ARASINA ÇIKARMA HEDEFİMİZE SIKI SIKIYA BAĞLIYIZ”

Diğer alanlarda da benzeri güzel gelişmeler yaşandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada küresel tedarikleri belirli yerlere terk edip sadece fikri mülkiyet haklarının kazancıyla yetinme devrinin geride kaldığını ifade etti.

Amerika’sından Avrupa’sına kadar yüksek istişare ve işletme maliyetleri sebebiyle üretimi angarya görerek uzak coğrafyalara taşıyan her yerde ciddi bir paradigma değişikliğinin başladığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Türkiye, hem gelişmiş ülke pazarlarına yakınlığı hem lojistik avantajları hem yetişmiş insan gücü ve ham madde potansiyeliyle küresel üretim merkezlerindeki değişimde avantajlı bir yerde duruyor. Geçtiğimiz 20 yılda eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma, spordan sosyal güvenliğe kadar her alanda ülkemize kazandırdığımız güçlü altyapı, bu avantajın temelini oluşturuyor. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına çıkarma hedefimize sıkı sıkıya bağlıyız. Ne küresel sağlık ve güvenlik krizleri ne yaşadığımız tabii afetler ne de önümüze çıkartılan diğer engeller bizi bu hedeften uzaklaştırabilir.”

Son yıllarda milletçe zorlu sınamalardan geçildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kovid-19 salgını sebebiyle iki yıl sıkıntı çektik. Tam bu badireyi aşmışken kendimizi faiz, kur, enflasyon şer üçgenine sıkıştırılarak taviz vermeye zorlandığımız bir başka mücadelenin içinde bulduk. Bu sıkıntının da üstesinden gelirken asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin yıkıntıları arasında kaldık. Aşırı yağışların sebep olduğu seller deprem bölgemize felaket üstüne felaket yaşattı. Depremlerde ve sellerde yitirdiğimiz canların acıları yüreklerimizi yakıyor. Rabbim, hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize rahmetiyle, merhametiyle muamele eylesin.

Biz, bugüne kadar önüne çıkan hiçbir tehdide, maruz kaldığı hiçbir saldırıya, yaşadığı hiçbir zorluğa teslim olmamış, hepsine karşı da inançla ve cesaretle direnmiş bir milletiz. Bugün de öyle yapıyoruz. Bir yandan depremin enkazını kaldırıyor, diğer yandan geçici barınma alanlarını özellikle kuruyor, öte yandan kalıcı konutların inşasına başlıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanların yaralarını sararken umutlarını güçlendirdiklerini, hayata bağlanmalarını temine çalıştıklarını ifade etti.

Sanayicisiyle, esnafıyla, işletmecisiyle, çiftçisiyle deprem bölgesindeki üreticileri destekleyerek istihdamı canlandırdıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşanan sarsıntıların yol açtığı huzursuzluk yüzünden başka yerlere giden insanlarımız, yavaş yavaş şehirlerine dönüyor. Milletçe yürek yüreğe, kol kola vererek Allah’ın izniyle bu felaketin izlerini de sileceğiz” diye konuştu.

“BAŞARANA KADAR BİZE DURMAK, DİNLENMEK, BAŞKA YÖNE BAKMAK HARAMDIR”

Deprem bölgelerinde vatandaşlardan bir yıl izin istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bize bir yıl müsaade edin, inşallah biz bir yıl içerisinde kalıcı konutları da bitireceğiz. Çadır kentten konteyner kentlere ve bu konteyner kentlerle birlikte bir taraftan da dikkat ederseniz prefabrik kentler yapıyoruz. Üç ayrı çeşit… Derdimiz ne? Derdimiz vatandaşlarımızı açıkta bırakmayalım. Dolaştığımız bu deprem kentlerinde elhamdülillah vatandaşlarımın şu ifadeleri sorumluluğumuzu artırıyor: ‘Baba bizi bunlara bırakma.’ Mümkün mü? Biz bunların ne yapacağını zaten gayet iyi biliyoruz. Bunlara benim vatandaşım, benim insanım bırakılabilir mi ya? Bunların derdi başka. Biz can derdindeyiz, onlar mal derdinde. Onun için de sağ olsun bütün bakan arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarım, valilerim, bütün STK’lerimiz, hepsi şu deprem bölgelerinde her gün sabahtan akşama 7/24 çalıştılar, çalışıyorlar. Bizler de Cumhur İttifakı olarak gerek şahsım, gerekse Devlet Bey, birlikte bölgeyi dolaştık, dolaşıyoruz, dolaşacağız. Konutlarıyla, iş yerleriyle, altyapısıyla, üstyapısıyla, yeni, güvenli, huzurlu yerleşim yerleri kurarak, şehirlerimizin tarihî ve kültürel zenginliklerini ihya ederek Türkiye Yüzyılı’na doğru yürümeyi sürdüreceğiz.

İşte bunlar, onlarla uğraşırken bakın biz neyle uğraşıyoruz. Biz de işte bor madeniyle alakalı, onun çeşitlendirilmesinde bor karbürü, bugün bu tesisi, bu dev tesisi açıyoruz. Aramızdaki fark bu. Bütün bunları başarana kadar bize durmak, dinlenmek, başka yöne bakmak haramdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bir kısmında yaşanan sıkıntının çözümü için ülkenin tamamının yatırımıyla, istihdamıyla, üretimiyle ayakta kalması, güçlü olmasının şart olduğunu vurgulayarak, bunun için deprem bölgesindeki şehirleri ayağa kaldırırken ülkeyi hedeflerine yaklaştıracak diğer projeleri de ihmal etmediklerini söyledi.

Milletin 60 yıllık hayali Türkiye’nin otomobilinin bunlardan biri olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen günlerde Togg’un ön siparişlerinin alınmaya başlandığını, çok kısa sürede de rekor talep oranına ulaşıldığını belirterek, “Ay sonundan itibaren teslimatları peyderpey gerçekleştireceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bor karbür üretim tesisinin de bir başka proje olduğunu ifade ederek, “Buradan elde ettiğimiz tecrübeyle Kütahya Emet’te 5 bin ton üretim kapasiteli yeni bir bor karbür tesisi daha kuracağız. Durmak yok, yola devam” diye konuştu.

Karadeniz’de keşfettikleri gazı milletin hizmetine sunma çabasında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Projedeki personelimizin depremzedelerimizin yardımına koşması sebebiyle yaşanan birkaç haftalık gecikmeye rağmen Karadeniz gazını yakında millî sisteme bağlıyoruz. Doğal gaz boru hatlarımızı geliştirme, doğal gaz depolama tesislerimiz bunlardan biridir. Ülkemizi taşıması, ticareti ve üretimiyle bir doğal gaz merkezi yapma yolunda hızla ilerliyoruz. Önümüzdeki aylarda ilk ünitesini devreye alacağımız Akkuyu Nükleer Güç Santralimiz bunlardan biridir. Tüm üniteleri devreye girdiğinde bu nükleer santral, ülkemizin kesintisiz ve dengeli elektrik üretiminde önemli bir role sahip olacaktır. Ana muhalefet, yanındakilerle beraber Akkuyu Nükleer Santrali’ni gezmek istiyor. Arkadaşlara ‘Buyurun gezdirin’ diyorum. Gidiyorlar, geziyorlar, ‘Muhteşem bir eser’ diyorlar. Dönüp geldikten sonra da ‘Yaptırmayacağız.’ diyorlar. Ya bu ne mantıktır? Bu ne kafadır? Bu ne anlayıştır? Dünya, enerjide ‘Yeşil enerjiye nasıl ulaşacağız?’ diye bunun mücadelesini verirken biz yeşil enerji noktasında özellikle gerek doğal gaz gerekse Akkuyu Nükleer Enerji, bütün bunlarla yeşil enerji noktasında adımlar atıyoruz. Bunlar ise ‘Hayır yaptırmayacağız.’ diyorlar. Ben milletime şikâyet ediyorum. Sevgili halkım, sevgili vatandaşım, işte bu ana muhalefet ve yanındakiler, bu ülkede yarın inanın eğer elektrikler bir zamanlar bunların iktidarlarında nasıl kesiliyorsa, nasıl enerjiye hep muhtaç kalmışsak gene bu noktaya düşeriz. Bunlara bu fırsatı ben inanıyorum ki 14 Mayıs’ta benim vatandaşım vermeyecek.

İşte buyurun. Dünyanın en yüksek barajlarından Yusufeli, bunlardan biridir. Yusufeli Barajı bir yeşil enerjidir, bir hidroelektrik santraldir ama bütün bunlarla beraber aynı zamanda bu baraj, sulamada da istenildiği şekilde kullanılacak bir imkândır.”

“YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARIMIZI GELİŞTİRME ÇABALARIMIZ ARTARAK DEVAM EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin su kaynaklarının önemli bir kısmını son 20 yılda devreye alarak bu alandaki potansiyeli hakkıyla kullanabilir hâle geldiklerini vurguladı.

Güneş ve rüzgâr enerjisinde çok iyi bir yerde bulunulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “GES, RES, bütün bunlarla beraber dünyada artık parmakla gösterilen bir ülke konumundayız. Yenilenebilir enerji kaynaklarımızı hızla geliştirme çabalarımız artarak devam ediyor. Bu konuda kat ettiğimiz mesafenin en güzel örneği, ülkemizin yenilenebilir enerjide dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmeye hazırlanmasıdır” diye konuştu.

Savunma sanayisinde yakalanan ivmenin bunlardan biri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık Türkiye, dünyanın önde gelen savunma sanayi tedarikçileri arasına girdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde savunma sanayisinde yerli ve millî potansiyelin yüzde 20 olduğunu belirterek, şunları dile getirdi: “Şimdi yüzde 80, nereden nereye. İnşallah yakında hep birlikte şahitlik edeceğimiz yeni gelişmeler, yeni müjdelerle bu konumumuzu daha da pekiştireceğiz. Bu örnekleri üretimin her alanına teşmil etmek mümkündür. Hiçbir kaybın, hiçbir tuzağın bizi yolumuzdan alıkoymasına izin vermeden devletiyle, milletiyle, dostlarımızla tek yürek, tek bilek olarak yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Başkaları ne yaparsa yapsın. Hangi siyasi hesaplar peşinde koşarsa koşsun, biz Hakk’ın rızası için, halkın rızası için halkımıza aşkla hizmet etmeyi sürdüreceğiz. İnançla, sabırla, dirayetle çalışarak milletimize ne söz verdiysek Allah’ın izniyle hepsini Cumhur İttifakı olarak tek tek hayata geçireceğiz. Türkiye Yüzyılı Vizyonumuzla aramıza hiç kimsenin, hiçbir engelin, hiçbir siyaset mühendisliği projesinin girmesine müsaade etmeyeceğiz. Rabbim, yar ve yardımcımız olsun. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diye dua ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu duygularla Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi’nin şehre, ülkeye ve sektöre hayırlı olmasını diledi, emeği geçenleri tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, tören alanına gelişinde Eti Maden Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Keleşer, tesis ve ürünlerle ilgili bilgi verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Bor Karbür Üretim Tesisi’nde bulunan Eti Maden Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Keleşer ve beraberindekilere canlı bağlanarak üretimi başlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin ülke ve millete hayırlı olmasını dileyerek, “Bundan sonra dünyada bir numara olarak yarışa devam” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi açılışını protokol üyeleriyle gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eti Maden Genel Müdürlüğü’nün Balıkesir’deki Sosyal Tesislerinde, kente gelen depremzedelerle beraber yemek yedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan depremzede çocuklarla sohbet etti.