Emine Erdoğan: “İç dünyamızı bilim, sanat ve sporla zenginleştirmeliyiz” 0 78759

Emine Erdoğan, “Sporla Kal Güvende Kal” projesi buluşmasında yaptığı konuşmada gençlere, “İleride yaşlı bedenler içinde, olgunlaşmamış, bir türlü kendi farkına varamamış ruhlar olmak istemiyorsanız, iç dünyanızı zenginleştirin. Bunun yolu da bilimdir, sanattır, spordur. Hepiniz sanatın bir dalı ile meşgul olun, bir spor türü ile mutlaka ilgilenin” tavsiyesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Sporla Kal Güvende Kal” projesinin üçüncü buluşmasına katıldı. Radyo ve Televizyon Gazetecileri Derneği (RTGD) tarafından Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın desteğiyle, Gençlik ve Spor Bakanlığı konferans salonunda gerçekleştirilen buluşmada; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ve RTGD Başkanı Şebnem Bursalı hazır bulundu. Emine Erdoğan programda bir konuşma yaptı.

“UYUŞTURUCUDAN SAĞLANAN GELİR, KANLI TERÖR ÖRGÜTLERİNİN FİNANSMANINI SAĞLIYOR”

Her geçen gün bağımlılıklara teslim olan hayatların sayısının arttığına dikkat çeken Emine Erdoğan, gençlerin bazen bir arkadaş grubunun, bazen içine düştüğü bunalımın etkisiyle, sonu hiç de güzel olmayan yollara girdiğini söyledi.

Konuşmasında, gençlerden, etraflarında olup biten hadiselerin perde arkasını çok iyi okumalarını isteyen Emine Erdoğan, uyuşturucunun, ihracat pazarı en büyük birkaç ürünün içinde yer aldığına işaret ederek, “Buradan sağlanan gelir, kanlı terör örgütlerinin finansmanını sağlıyor. Dünyada dökülen kanın, yetim kalan çocukların, yıkılan ülkelerin, akan gözyaşının ardında işte böylesine korkunç bir gerçek var” diye konuştu.

Gençlere, “Attığınız her adımda, yaptığınız her tercihte neye hizmet ettiğinizi mutlaka sorgulayın. ‘Bir kereden bir şey olmaz’ denilen şeylerin bir silah mermisine dönüşebileceğini, bir çocuğun anne ve babasını son görüşü olabileceğini unutmayın” sözleriyle seslenen Emine Erdoğan, “Lütfen, sizlere özgürlük adı altında sunulan köleliklerin farkına varın ve kendi özgünlüklerinizi muhafaza edin” diye ekledi.

“SPOR YAPAN KİŞİLER YÜKSEK BİR AHLAK DÜNYASININ DA PARÇASI OLURLAR”

İleride yaşanacak hayatın nasıl olacağını bugün ekilecek tohumların belirleyeceğini vurgulayan Emine Erdoğan, “İleride yaşlı bedenler içinde, olgunlaşmamış, bir türlü kendi farkına varamamış ruhlar olmak istemiyorsanız, iç dünyanızı zenginleştirin. Bunun yolu da bilimdir, sanattır, spordur. Hepiniz sanatın bir dalı ile meşgul olun, bir spor türü ile mutlaka ilgilenin” tavsiyelerinde bulundu.

Emine Erdoğan, sporun önemine değinerek, gençlere spor alanında verilecek imkânların düşünülenden daha çok kazançlar sağlayacağını vurguladı ve sözlerinin devamında şunları ekledi: “Çünkü sportmenlik aynı zamanda bir ahlaktır. Spor, sizden belli davranışları geliştirmenizi bekler. Bunları yapmadığınızda sizi dünyasına kabul etmez. İşbirliği, dürüstlük, başkasına saygı, gerçek bir sporcunun sahip olduğu erdemlerdir. Bu ahlak, hile, yalan, kurallara uymama gibi davranışları reddeder. Dolayısıyla spor yapan kişiler, farkında olmasalar da yüksek bir ahlak dünyasının parçası olurlar.”

Bu yüzden ‘sporla kal, güvende kal’ hareketini, getireceği bütün kazanımlarla yürekten desteklediğini kaydeden Emine Erdoğan, bağımlılıkların her geçen gün arttığı çağda sporun ve sanatın en iyi ilaç olduğunu düşündüğünü söyledi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Litvanya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Audrius Brüzga, Başkentli genç girişimcileri ağırladı 0 4515

Başkentli Genç Girişimcileri Ağırlayan Litvanyalı Büyükelçi:Ticari İlişkilerimiz Gelişmeli, AB’de de Olmalısınız

Başkentli genç girişimcileri elçilikte ağırlayan Litvanya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Audrius Brüzga, hem Türkiye ile ticaretlerini iki katına çıkarmayı, hem de Türkiye’yi Avrupa Birliği’nde görmeyi istediklerini söyledi.

Genç Girişim ve Yönetişim Derneği Başkan Yardımcısı Gürbüz Bekiş ile yönetim kurulu ve dış ilişkiler kurulu üyeleri, Litvanya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Audrius Brüzga’yı elçilik binasında ziyaret etti. Başkentli genç girişimcilerle bir saati aşkın süren bir görüşme yapan Büyükelçi Brüzga, iki ülke arasındaki ticaretin ağırlıklı olarak makine parçaları, ziraat ürünleri, plastik ve elektronik ürünler üzerine olduğunu söyledi. Türkiye ile Litvanya arasındaki ticaretin son iki yılda 500 milyon Euro’yu geçtiğini açıklayan Brüzga, şöyle devam etti:

Türkiye AB’de Mutlaka Olmalı

“Ancak potansiyelimiz daha yüksek. Bunu 1 milyar Euro’ya çıkarmak istiyoruz. Ayrıca ülkemizde yatırım olanakları çok yüksek, yatırımcılarınızı bekliyoruz. Litvanyalı yatırımcılarımızın geçen yıl Türkiye’ye gelmesi, yaşadığınız ekonomik zorluklardan dolayı sıkıntılı oldu. Ben 2019 yılında iki ülke ticari ilişkileri açısından büyüme olacağına inanıyorum…” Ziyarette Türkiye, Avrupa Birliği ilişkilerine de değinen Büyükelçi Brüzga, “Türkiye’nin AB’ye girişi, hem Avrupa, hem de Türkiye için gerçekten çok iyi olacak. Dolayısıyla Türkiye, AB üyesi olmalıdır. Bu büyük Avrupa ailesi içinde Türkiye’nin yer alması gerektiği konusunda mutabıkız” diye konuştu.

Elçilik Ziyaretleri Önemli

GGYD Yönetimi de hem faaliyetlerini hem de dış ticarete verdikleri önemi anlattı. GGYD’nin 450 üyesiyle öncelikle dernek üyeleri arasındaki ticareti geliştirme hedefiyle hizmet verdiğini söyleyen yönetim kurulu, elçilik ziyaretlerini çok önemsediklerini, bu sayede farklı pazarlarda ticari işbirliği ve fırsatlar yakaladıklarını kaydetti. Ziyaretin ardından GGYD’liler Litvanyalı Elçi’ye plaket takdim etti.

Ankara Üniversitesi ve TÜSİAV “Marka ve Patent Panelini” gerçekleştirdi 0 25020

ANKARA Üniversitesi ve TÜSİAV işbirliği ile hazırlanan “İş Dünyasının Geleceği Yaratıcılık, İnovasyon, Marka ve Patent” başlıklı panel, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü 100. Yıl Konferans Salonu’nda düzenlendi.

“PATENTLER, EKONOMİNİN SİGORTASIDIR”

TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak ise, Türkiye’nin daha fazla uluslararası marka üreterek rekabet gücünü arttırması gerektiğinin altını çizdi. Veli Sarıtoprak; “Kökleri 1299 yılına dayanan bir imparatorluğun devamı olarak, 100 yılı aşkın süredir faaliyet yürüten 100 tane markamız yok. Şehirler ve ülkeler, markalarıyla markalaşır. Markalar, kültürel mirasın parçaları ve bulunduğu şehrin temsilcileridir. Türkiye ekonomisinin güçlü olabilmesinin ve güçlü kalabilmesinin yolu, patent sayılarının artmasıyla olur. Patentler, ekonominin sigortasıdır. Amerika’da sırf 1911 yılında 1 milyon patent tescili yapılırken, 2009 yılında da 8 milyon patent tescili yapılmıştır. Türkiye’de ise, 2006 yılına kadar verilen yıllık patent sayısı 100’ün altındaydı. 2010’lu yıllardan itibaren patent sayıları 4 haneli rakamlara ulaşarak artış göstermiştir. 2011 yılında 3 bin 962 patent verilmiştir. Aynı yıl Türkiye’deki tüm yerli patent sayısı; IBM’in Amerika’da yaptığı 6 bin 180 adet patent sayısından 2 bin 218 adet daha azdır. 

TMMOB’nin rakamlarına göre Türkiye’de 600 binden fazla mühendis, 200’e yakın üniversite, 7 buçuk milyon üniversite öğrencisi, 80’i aşkın teknokent, 60’a yakın teknoloji transfer ofisi, teknoparklarda çalışan ve görevi sadece yenilik yapmak olan 15 binden fazla Ar-Ge mühendisi ve 100 binden fazla sanayi tesisi vardır. Son birkaç yıldır Ar-Ge kanunu ile devlet büyük teşvikler vermiş ve elinden geleni yapmıştır. Şimdi sıra iş dünyasında, sanayicilerimizde, sanayi ve ticaret odalarında, üniversitelerde ve sivil toplum kuruluşlarındadır. Hep birlikte Türkiye’nin patent üretme ve marka oluşturma gücünü yükseltmemiz gerekiyor.” dedi.

“ULUSLARARASI REKABETTE MARKA VE PATENT ÇOK ÖNEMLİ”

 Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, konuşmasında üniversite ve iş dünyasının güç birliği yapması gerektiğini söyledi. İbiş; “Amacımız inovasyon ve patent konusunda bilinç yaratmaktır. Geleceğimiz konusunda fikirlerimizi ortaya koyarak bunları paylaşmalıyız. 1923 yılında mülkiyetin korunmasıyla ilgili çıkan sözleşmeye, Cumhuriyetimiz henüz 2 yıllıkken 1925 yılında imza atmış. 50’li yıllarda da fikir ve sanat eserlerinin korunmasına ilişkin kanun çalışmaları yapılmış. Akabinde AB ile uyum çalışmaları başlıyor. 1976 yılında Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’ne üye oluyoruz. 1994 yılında da Türk Patent Kurumu’nu kuruyoruz. 2016 yılındaki Sınai Mülkiyet Kanunu da daha önce yapılan tüm atılımları taçlandırıyor. Patent kavramı gelişirken, inovasyon kavramı da sürekli yenilikler ortaya koyuyor. Yapay zekâ, endüstri 4.0, bulut teknolojisi, sanal gerçeklik, nesnelerin interneti ve akıllı şehirler gibi çok sayıda kavram hayatımıza girdi. Bu teknolojilere uyum sağlamaya çalışıyoruz. Biz de bu değişime uyum sağlayarak geleceğimizi ona uygun bir biçimde tasarlamaya çalışıyoruz. Böyle olunca da ağır bir uluslararası rekabet meydana geliyor. Bu anlamda da marka ve patent kavramları da çok önemlidir. Patentler ve tasarımlar markalara dönüştükçe dünyada rekabet gücümüz artacaktır. Bizlerin de bunu teşvik etmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“SON 15 YILDA PATEN BAŞVURU SAYISI 17 KAT, TESCİL SAYISI DA 38 KAT ARTTI”

Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, şu ifadeleri kullandı: “Son 16 yılda ülkemizin geçirdiği değişim, küresel düzeydeki dönüşümün somut ayak izlerini taşımaktadır. Geniş anlamda fikri mülkiyet hakları kapsamında, sınai mülkiyet haklarına dair yaşanan değişim de dünyada ve ülkemizdeki dönüşümün en önemli kesişim alanlarından biridir. Bu alandaki performansımız, vizyonu büyüten, hedeflerini kararlı bir şekilde gerçekleştiren ve fikri ürün portföyünü zenginleştiren bir politika çerçevesine dayalı olarak ortaya konmuştur. 2002 yılında ülke olarak 1 yılda yapılan toplam yerli patent başvurumuz, sadece 4 yüz 14’tü. Bugün bu rakam tam 17 kat artarak 2018 yılında 7 bin 347, 2017 yılında da 8 bin 825’tir. Bu süreçte başvuruların niteliği de artarak, patent tescil sayısı 38 kat arttı. Bu artışa ilişkin önemli göstergelerden biri de uluslararası patent başvurularıdır. Türkiye 2002 yılında 85 olan yıllık uluslararası patent başvuru sayısını, 2017 yılında bin 233’e çıkarmıştır. 12 katlık bir artış yaşanmıştır. Bu dönemde Türkiye, marka başvurularında birinci sırada yer almış, tasarım başvurularında ise, ikinci sırada yer almıştır. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tarafından 3 Aralık 2018 tarihinde yayınlanan Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri Raporu’nda, Türkiye ulusal patent başvurularında dünyada 13’üncü sıradadır. Hedefimiz, bir sonraki raporda ilk 10 sırada yer almaktır. Yine aynı raporda marka başvurularında dünyada 9’uncu sıradadır. Ulusal düzeyde sınai ülke sıralamasında ise, dünyada 8 sırada yer almaktadır.”

TÜSİAV hukuk Platformu Başkanı Av. Celalettin Solmaz da; “Dünya yeni bir sanayi devriminden geçiyor. Üretimdeki insan etkisi, rol değiştirerek yerini robotlara bırakmaktadır. Bu gelişmelerin ışığında 21. yüzyılın eğitim sistemi, bireyleri değişime uygun hale getirecek düzeyde olmalıdır. Neredeyse her alanda inovasyon ile meydana getirilen ürünlerle karşılaşıyoruz. Marka yaratmak ve patent haklarına sahip çıkmak, bir ülkenin dünya pazarlarında ticaret hacmini yükseltmesi açısından çok önemlidir.” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından panele geçildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakanlık Müfettişi Özgür Semiz’in moderatörlüğünde düzenlenen panelde; Ankara Üniversitesi  Prof.Dr .Ali Sınağ ,Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ufuk Eriş, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenker Göker, OSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kurt, FİSAUM Müdürü Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Oğuz ve ASO Hukuk Müşaviri Av. Ahmet Münir Yaşar panelist olarak yer aldı.

Takvim

Ocak 2019
P S Ç P C C P
« Ara    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031