ANGİKAD “YEREL YÖNETİMLERDE KADIN TEMSİLİ” KONFERANSI 0 4849

ANGİKAD BAŞKANI AYSU YAVUZ: “YEREL YÖNETİMLERDE KADIN ORANI DÜNYA ORTALAMASI ALTINDA”

“DAHA ADİL YARINLARA ULAŞILMASINDA KADININ ROLÜ ÖNEMLİ”

ANGİKAD Girişimci İş Kadınları Derneği’nin düzenlediği “Yerel Yönetimlerde Kadın Temsili” temalı konferans, yurt içi ve yurt dışındaki önemli kadın belediye başkanlarını bir araya getirdi. Daha fazla kadının karar alma mekanizmalarında rol alması, kadının yerel yönetimlerde ve siyasette aktif olması temennisi ile bu konferansı düzenlediklerini kaydeden ANGİKAD Başkanı Aysu Yavuz, “ Bugüne kadar sadece 119 kadın belediye başkanımız, 674 muhtarımız olmuştur ki, maalesef bu sayılar dünya ortalamalarının oldukça altında. Türkiye’nin daha adil ve müreffeh yarınlara ulaşmasında kadının rolü çok önemlidir” dedi.

Ankara Limak Ambassadore Hotel’de gerçekleşen konferans, büyük ilgi gördü. ANGİKAD tarafından düzenlenen ve İngiltere Büyükelçiliği’nin desteklediği konferans, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ile ilgili farkındalık yaratması açısından da önem kazandı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden birçok kadın belediye başkanının yer aldığı konferansa, Londra Enfield Belediye Başkanı Saray Karakuş, Tunus Nabeul Belediye Başkanı Houda Skandaji da konuşmacı olarak katıldı. Konferansa, eski Devlet Bakanı Güldal Akşit de katılım gösterdi.

ANGİKAD Başkanı Aysu Yavuz, Londra Enfield Belediye Başkanı Saray Karakuş ve Tunus Nabeul Belediye Başkanı Houda Skandaji, konferans öncesi basın mensuplarıyla biraya geldi. Fırsat eşitliğine vurgu yapılan toplantıda, sosyal hayatta kadının konumu ve cinsiyet eşitliğinin desteklenmesine yönelik mesajlar verildi.

“KADIN BELEDİYE BAŞKANI ORANI YÜZDE 2,86”

Daha sonra NTV Editörü Funda Görey moderatörlüğünde “Yerel Yönetimlerde Kadın Temsili”konferansına başlandı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren ANGİKAD Başkan Aysu Yavuz, ANGİKAD’ın her biri kendi sektöründe önemli işler yapan kadın girişimcilerden oluştuğunu anlattı. “Projelerimizle kadın girişimciliğini desteklemek, kadının ekonomik, siyasi ve sosyal alanda gelişimine katkı sağlamak, eğitime ve toplumsal bilinçlenmeye yönelik yapılan tüm olumlu çabaların bir parçası olmak amacıyla birçok proje gerçekleştiriyoruz” diye konuştu. Bu projelerden binin “Yarımdan Bir Olmaz” sloganıyla gerçekleştirdikleri Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Farkındalık çalışmaları olduğunu belirten Yavuz, bu bağlamda “Yerel Yönetimlerde Kadın Temsili” ne temas etmek istediklerini kaydetti.

Türkiye’de kadınların 1930 yılında yerel seçimlere, 1934 yılında ise genel seçimlere katılma hakkına sahip olduğunu hatırlatan Yavuz, o günden bu güne kadar sadece 119 kadın belediye başkanı ve 674 kadın muhtarın olduğunu bildirdi. Bu rakamların dünya ortalamasının altında olduğunu belirten Yavuz, “Ülkemizde şu anda kadın belediye başkanı oranı yüzde 2,86, kadın muhtar oranımız ise yaklaşık yüzde 1,34 civarındadır. Elbette Türkiye’nin daha adil ve müreffeh yarınlara ulaşmasında kadının rolü çok önemlidir ve bir çok sebeple desteklenmesi ve bu oranların önemli ölçüde yükselmesi gerektiğini anlamak gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Yavuz, sözlerine şöyle devam etti:

“Kadının gücünün ve yeteneklerinin hak ettiği değere kavuşması için konunun sosyolojik olarak irdelenmesi ve politik olarak karşılık bulması belki de ön şart olup, tüm mücadelemiz de zaten bunun içindir. Bu bağlamda, yerel yönetim temsilcilerinin aslında toplumun yapı taşları adına ne kadar önemli oldukları ve fırsat eşitliği çevresinde bu önemli görevde daha çok kadının söz sahibi olmasıyla toplumların gelişimine sağlayacağı katkının yadsınmaması önemli konuların başında geliyor.”

“BİREYSEL BAŞARI YETMEZ”

Daha sonra konuşan İngiltere Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Jennifer Anderson, İngiltere’de yerel yönetimlerdeki kadın sayısının da istenilen oranda olmadığını anlattı. Kampanyalarla yerel yönetimlerdeki kadın temsil oranını arttırmaya çalıştıklarını belirten Anderson, ilginin mütevazi düzeyde kaldığını ifade etti. Anderson, ANGİKAD tarafından düzenlenen bu konferansa destek verdikleri için mutlu olduklarını dile getirdi.

Politikanın güç olduğunu ve bu gücün toplum için kullanılacak bir güce dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çeken İngiltere Enfield Belediye Başkanı Saray Karakuş, her şeyin inanmakla başladığını söyledi. Dünyanın erkek odaklı olduğunu ve kadınların bunu değiştirmesi gerektiğine dikkat çeken Karakuş, “Bireysel başarı yetmez. Gerçek başarı, başka kadınları desteklediğinizde ve onlara kılavuz olduğunuzda elde edilir. ANGİKAD, bunu yapıyor” şeklinde konuştu.

Tunus Nabeul Belediye Başkanı Houda Skandaji ise Tunus’ta gerçekleştirilen 2011 devriminden sonra Tunuslu kadınların sokağa çıkarak ve meclise yürüyerek eşitlik istediğini anlattı. Bu çabaların sonuç verdiğini ve yasalara yüzde 50 yüzde 50 temsil oranının getirildiğin belirten Skandaji, ilk seçilen kadın belediye başkanının kendisi olduğunu söyledi. Cinsiyet eşitliği için gerçekten savaşılması gerektiğini dile getiren Skandaji, kadınlar olarak mücadeleyi hiçbir zaman bırakmamak gerektiğini kaydetti.

“İLK HEDEF YEREL SEÇİMLER OLMALI”

Konferansta söz verilen eski Devlet Bakanı Güldal Akşit ise, kadınların ilk hedefinin yerel yönetimler olması gerektiğine dikkat çekti. Akşit, “Öz eleştiri yapacak olursak, biz kadınlar milletvekilliği, bakanlık istiyoruz. Yerel yönetimler konusunda aynı azmi göstermiyoruz maalesef” dedi. 17 senedir siyasetin içinde olduğunu ve önemli projelere imza attığını anlatan Akşit, 2001 yılında Mecliste kadın oranını yüzde 2.1 iken bugün bu oranın yüzde 15’i geçtiğini, ama bu oranın bile yetersiz olduğunu söyledi.

Farklı bölgelerden gelen kadın belediye başkanlarının da konuşma yaptığı konferans, soru- cevap şeklinde devam etti. Konferans sonrası, kokteylde keyifli sohbetler gerçekleştirildi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor” 0 88025

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’nde yaptığı konuşmada, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’ne, Vahdettin Köşkü’nden video konferansla bağlanarak katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tünelin Trakya bölgesine ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyerek tünelin yapımında emeği geçenleri tebrik etti.

“KÖTÜ GİDİŞATI DURDURMAK İÇİN ERGENE HAVZASI EYLEM PLANI’NI DEVREYE ALDIK”

Ergene Havzası’nın, 1,5 milyon vatandaşa ev sahipliği yaptığını, havzada pek çok tarım ürününün yetiştiğini ve çok sayıda sanayi tesisi bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havzanın korunmasından sorumlu yerel yönetimlerin bölgenin korunmasında gerekli hassasiyeti göstermediğini kaydetti.

Plansız şehirleşme ve sanayileşmenin sonucu olan yetersiz altyapı ve endüstriyel atık suların arıtılmadan nehre verilmesi gibi sıkıntılar sebebiyle, Ergene’nin su kalitesinin bozulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonuçta insan sağlığı başta olmak üzere, bütün canlılar için tehlike oluşturan vahim bir tablonun ortaya çıktığını, bu kötü gidişatı durdurmak için de Ergene Havzası Eylem Planı’nı devreye aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Eylem Planı’nı yaklaşık 2,5 milyar liralık bir harcama ve kararlılıkla hayata geçirdiklerini vurgulayarak; plan kapsamında bugüne kadar 395 kilometrelik dere yatağının temizlendiğini, nüfusu 10 binin üzerindeki 12 yerleşim yerinde ileri biyolojik atık su arıtma tesisi, 38 yerleşim yerinde ise kanalizasyon sistemi inşa edildiğini, toplam 1 milyon 238 bin dekar alanı sulayacak 25 sulama projesinden de 24’nün hizmete girdiğini bildirdi.

Sanayicilerin de üzerlerine düşen görevleri yerine getirmesinin planın başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Islah Organize Sanayi Bölgelerinin yapılması ve Organize Sanayi Bölgelerine ortak atık su arıtma tesisi kurulması için harekete geçtik. Çevreyi kirleten sanayi tesislerini inşa ettiğimiz 10 Islah Organize Sanayi Bölgesi çatısı altında topladık. Tekirdağ’da yer alan beş adet müşterek arıtma tesisinden Muratlı Organize Sanayi Bölgesi’ndekini devreye aldık. Ergene-1 ve Çorlu-1 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisleri de önümüzdeki Ağustos ayında faaliyete başlayacak. Ergene-2 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisini de inşallah bu sene içinde tamamlayacağız. Önümüzde yıl ise Velimeşe’yi hizmete alacak ve böylece 350’ye yakın münferit atık su arıtma tesisini devre dışı bırakmış olacağız. Arıtılarak temiz hâle gelmiş suların, Marmara Denizi’ne deşarj edilmesi için Derin Deşarj Projesini başlattık. Projenin deniz kısmı için, denizin 4,5 kilometre tabanına döşenen hattı tamamladık. Kara boru hattı, mevcut organize sanayi bölgelerinin yer altı tünelleriyle bağlantısını sağlıyor ve arıtılmış sanayi suyunu denize taşıyor. Ağustos ayında, arıtılmış suların bu hattan denize ilk deşarjı yapılacak.”

“SANAYİ TESİSLERİMİZİN ÖNEMLİ BİR KISMI, SALGIN DÖNEMİNDE DE ÜRETİMİNİ SÜRDÜRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Derin Deniz Deşarjı projesinin önemli ayağı olan tünellerin yerli ve milli tünel açma makinesi “Lale” ile açıldığını, Türkiye’nin bu makineyi üretebilen sekiz ülkeden biri olduğunu kaydederek çapı 3.25 metre, 12 bin parçalık bu devasa makinenin Türk mühendislerince tasarlanarak, Türk firmasınca üretildiğini açıkladı.

Projenin Türkiye ve Avrupa’nın en büyük çevre projelerinden birisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje bittiğinde bin 300’ün üzerinde fabrikanın sisteme dâhil olacağını, bu yatırımla Ergene Nehri’nin su kalitesinin önemli ölçüde iyileştirileceğini ve suyun temiz akmasının sağlanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayicilerimiz de arıtma tesisi işletmenin yükünden kurtulacak ve sadece üretime odaklanabilecek. Hepsinden önemlisi Ergene hayata dönecek. Burada edindiğimiz tecrübe ve birikimi diğer havzalarda da kullanacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin, salgın döneminde sağlık alanında mücadele verirken, kalkınma altyapısının önemli yatırımlarını da ihmal etmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Barajlardan tünellere, atık su arıtma tesislerinden havalimanı pistlerine kadar pek çok yatırımı, salgına rağmen tamamladık. Sanayi tesislerimizin önemli bir kısmı, salgın döneminde de üretimini sürdürdü. Şimdi, tüm sanayi tesislerimiz, hem yurt içi talebe hem ihracata yönelik ciddi bir atılım hazırlığı içindedir. Türkiye, 2018 yılında maruz kaldığı kur-faiz-enflasyon saldırısını püskürtüp yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde salgına yakalandı. Mart ayında başlayan, Nisan’da tüm ağırlığıyla süren, Mayıs’tan itibaren yavaşlayan bu salgın sürecindeki kayıplarımızı, kısa sürede telafi edebileceğimize inanıyoruz. Nitekim, tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız. Ülkesini ve milletini seven herkesi, bu büyük yatırım ve istihdam seferberliğine katkıda bulunmaya davet ediyorum. Devletimiz, tüm imkânlarıyla bu seferberliği destekleyecektir. Salgın sonrası yeniden şekilleneceği anlaşılan siyasi ve ekonomik düzende Türkiye’nin önü açık görünüyor.”

“ÜLKEMİZİN POTANSİYELİNİN TAMAMINI HAREKETE GEÇİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgına rağmen, ilk beş ayda sadece organize sanayi bölgelerinde 520 yeni fabrika açıldığına işaret ederek, gıdadan kimyaya, mobilyadan makine imalatına varıncaya dek farklı sektörlere odaklanan bu fabrikalar için özel sektörün 8 milyar liralık yatırım yaptığını söyledi.

Yılın ilk beş ayında özel sektörün yatırımlarını desteklemek üzere 67 milyar liralık yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu yatırımların hayata geçmesiyle 110 bin vatandaşa yeni iş imkânları doğacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haziran’ın ilk üç haftasında organize sanayi bölgelerindeki elektrik tüketiminin, Mayıs ayına göre yüzde 26 arttığını, imalat sanayindeki sipariş ve kapasite kullanım oranlarının da günden güne yükseldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine Haziran’ın ilk üç haftalık ihracat verileri, Mayıs’a göre yüzde 25 daha fazladır. Yurt dışı piyasalarının da toparlanmaya başladığını görüyoruz. Avrupa’dan ve başlıca ihracat piyasalarımızdan gelen veriler olumlu yöndedir. Dış piyasalardaki toparlanma, inşallah bize sipariş artışı ve talep artışı olarak dönecektir. Dış konjonktürdeki toparlanmayla; ekonomik canlanmanın daha da hızlanmasını ve yılın son iki çeyreğinde güçlü büyüme oranlarına ulaşmayı bekliyoruz” diye konuştu.

“Fırsatlar şimşek gibidir, çakar ve kaybolur” deyimini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayağımıza gelen fırsatı değerlendirmek için ülkemizin potansiyelinin tamamını harekete geçirmek mecburiyetindeyiz. Bunun yolu ise birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

“İŞVERENLERİN VE ÇALIŞANLARIN SORUNLARINA KÖKLÜ ÇÖZÜMLER GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde işçiden işverene tüm kesimleri huzursuz edecek asılsız dedikoduların yayıldığına dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Biz, ülkemizin sanayisini, ticaretini, üretimini, ihracatını artırma çabası içindeyken, aynı zamanda işverenlerin ve çalışanların sorunlarına köklü çözümler getirmeye çalışıyoruz. Kıdem tazminatı konusu da bunlardan biridir. Her bir işçimizin kazanılmış hakkını korumak, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve kendisi de işçilikten gelen bir ferdi olarak en başta gelen görevimizdir. Amacımız, işçilerimizin kıdem tazminatı haklarını, birilerinin insafına bırakmadan, kalıcı ve garantili bir sisteme bağlamaktır. Hep söylerim; işveren sendikaları, işçi sendikaları gelin bir araya bu konuyu kendi aranızda halledin. Kendi aranızda halledemeyip, bunu eğer ‘Kabine halletsin’ diyorsanız burada art niyet vardır, kusura bakmayın. Böyle bir art niyete ne Cumhurbaşkanı olarak şahsım ne de Kabinemiz alet olamayız. Niye kendi aranızda bu işi çözmüyorsunuz, niye kendi aranızda bunu halledemiyorsunuz? Kendi aranızda halledemeyip ondan sonra bizleri işçimizin ve işverenin karşısında zor durumda bırakmak veya kötü durumda bırakmak mı istiyorsunuz? Bugüne kadar attığımız her adımda nasıl emekçi kardeşlerimizin yanında yer almışsak, bu konuda da aynı anlayışla hareket edeceğiz.”

“DÜNYANIN GELECEĞİ OLARAK BAKILAN HER ALANDA EN İLERİ ÜLKELER ARASINDA YER ALMAK AMACINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi Avrupa ve Asya arasındaki stratejik konumunu kullanarak, küresel düzeyde bir üretim üssü hâline dönüştürmek istediklerine vurgu yaparak, “Sanayicilerimizin de üretim çarklarını daha hızlı döndürmelerini sağlamak amacıyla, krediden teşvike kadar tüm mekanizmaları devreye alıyoruz. Çiftçimizin emeğinin ve alın terinin karşılığını almasını temin edecek destekleme politikalarını genişleterek sürdürüyoruz. Yüksek teknolojili ürünler geliştirmekten yazılıma ve yapay zekâya kadar dünyanın geleceği olarak bakılan her alanda en ileri ülkeler arasında yer almak amacındayız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca çevreciliği, ülkemizin kalkınmasını engellemenin bir aracı olarak kullandılar. Halbuki, dünyayı ve çevreyi Allah’ın emaneti olarak gören anlayışımız sebebiyle, bizim batının vahşi kalkınma yöntemlerini kullanmamız zaten mümkün değildir. Yaptığımız yatırımların meyvelerini aldıkça, çevreyi gerçekten koruyanların kimler olduğunu artık herkes görmeye başladı” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Projesi ve tünelin hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.

Tören alanında hazır bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den proje ve tünel hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra tünelde ışığın görünmesi için makinaya komut verdi.

Tünelde ışığın görünmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan çalışmalarla Trakya ovasında ayçiçeği, buğday, çeltik başta olmak üzere birçok ürünü daha verimli üretme imkânına kavuşulacağını bildirdi.

Çocuklarımızın geleceğini biraz da bizler hazırlamadık mı? 0 7694

Akıllı sistemler ve teknoloji günlük hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da iletişimi zorlaştırabiliyor. Doğanın insanoğlundan intikam aldığı sık sık zikredilen bir dönemdeyken doğanın bu intikamı biraz da çocuklar için aldığını düşünüyorum. Bizler çocukluğumuzda güçlü bir iletişim kurup, beraber oyunlar oynayarak büyüdüğümüz için günümüz çocuklarının daha izole hayatlarına ister istemez çok üzülüyoruz.

Ama onlara bu geleceği biraz da bizler hazırlamadık mı?

Dünyanın hızlı gelişimi baş döndüren bir hıza ulaştığında çocuklarımızın gelişimine eskisi kadar özen gösteremez olduk. Hayatın olağan akışına kapıldığımız için çocuklarımızın sosyal düzendeki içtenliğine eskisi kadar eğilemedik. Toplumsal olarak teknolojik gelişmenin hızını yakalarken evlatlarımızın çocukluk ve gençlik dönemlerinin, bireyin yetişkin rolüne hazırlandığı, kimliğini oluşturmaya başladığı çok önemli bir dönem olmakla birlikte, önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini de barındıran bir süreç olduğunu unutmamalıyız.

Bir taraftan da çocuklarda ve gençlerde depresyon korkutucu bir hızla artmaktadır. Yakın zamanlarda okuduğum bir makalede yazan bir notu sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar; “Major depresyon görülme sıklığı çocuklukta yüzde 1,7 iken ergenlik öncesi yüzde 3’e, ergenlikle birlikte ise yüzde 5’e yükselmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, 10-19 yaşlarındaki çocuk ve gençlerde hastalıklara sebep olan ve fiziksel yetileri kısıtlayan en önemli etkenlerden biridir.”

Bu tespiti okuduğumda ne kadar risk altında olduğumuzu fark ettim. Aslında risk altında olan sadece bugünün çocukları değil, geleceğin büyükleri ve dünyanın geleceği. Evet, belki çocuklarınızı teknolojiden yüzde yüz uzak tutamazsınız, sizin için artık imkansıza yakın bir noktadadır. Ama bağımlılık ve aşırı düşkünlük gözlemlediğiniz de profesyonel destek almakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Veli Sarıtoprak

TÜSİAV Yönetim Kurulu Başkanı