“Türk şirketleri Malta’ya önemli katkılarda bulunabilir” “Türk şirketleri Malta’ya önemli katkılarda bulunabilir” için yorumlar kapalı 85453

Malta Cumhurbaşkanı Preca Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmî ziyareti vesilesiyle Türkiye’de bulunan Malta Cumhurbaşkanı Marie-Louise Coleiro Preca ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya geldi.

Görüşme öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malta Cumhurbaşkanı Preca’yı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde düzenlenen resmî törenle karşıladı. Törende her iki ülke millî marşlarının çalınmasının ardından Malta Cumhurbaşkanı Preca, tören kıtasını selamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Malta Cumhurbaşkanı Preca, basın mensuplarına görüntü vermelerinin ardından baş başa ve heyetler arası görüşmelerini gerçekleştirmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesine geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malta Cumhurbaşkanı Preca ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Türk şirketleri son yıllarda Malta’da inşaat, altyapı, turizm ve mali hizmetler gibi alanlarda önemli yatırımlara imza attı. Firmalarımız pek çok projeyi başarıyla hayata geçirdi. Fırsat verilmesi hâlinde Türk şirketleri, tüm dünyanın takdir ettiği birikim ve hizmetleri ile Malta’ya da önemli katkılarda bulunabilecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malta Cumhurbaşkanı Marie-Louise Coleiro Preca ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Malta Cumhurbaşkanı Preca’nın Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan ilk Malta Devlet Başkanı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tarihî ziyaret vesilesiyle iki ülke siyasi ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığına olan inancını dile getirdi.

“TÜRKİYE-MALTA İLİŞKİLERİ SON YILLARDA HIZLI BİR GELİŞME KAYDEDİYOR”

Türkiye-Malta ilişkilerinin son yıllarda her alanda hızlı bir gelişme kaydettiğini, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın Başbakanlığı döneminde gerçekleştirdiği Malta ziyaretiyle üst düzey gelişmelerin başladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlıklar arasında ziyaretlerin devam ettiğini, siyasi ilişkilerle orantılı olarak iş çevrelerinin temaslarının gün geçtikçe arttığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen iş konseyi toplantısında iki ülke iş adamlarının bir araya geldiğini anımsatarak, Türkiye ve Malta’nın kendine özgü ekonomik avantajlarıyla müteşebbisler için farklı avantajlar sunduğuna işaret etti.

Türk ve Maltalı iş adamlarının bu imkânları değerlendirerek, daha fazla yatırıma, ticarete, iş birliklerine dönüştürmelerinde büyük faydalar olduğuna inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikili ticaret hacmini 2 milyar dolara çıkarma iradesinin her iki ülke yöneticilerinde mevcut olduğunu, ilk etapta bu miktarı 1 milyar dolara çıkarma kararlılığında olduklarını vurguladı.

“İKİLİ İLİŞKİLERİ DAHA İLERİYE GÖTÜRME KONUSUNDA MUTABIK KALDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk şirketleri son yıllarda Malta’da inşaat, altyapı, turizm ve mali hizmetler gibi alanlarda önemli yatırımlara imza attı. Firmalarımız pek çok projeyi başarıyla hayata geçirdi. Fırsat verilmesi hâlinde Türk şirketleri, tüm dünyanın takdir ettiği birikim ve hizmetleri ile Malta’ya da önemli katkılarda bulunabilecektir” diye konuştu.

Malta Cumhurbaşkanı Preca’dan Türk firmalarına gereken desteği vermesini özellikle temenni ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Hava Yollarının günde 2 kez düzenlediği İstanbul-Malta uçuşlarının da ülkeleri birbirine yakınlaştırdığını, bu seferlerin artması noktasında taleplerin bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malta Cumhurbaşkanı Preca ile görüşmelerinde başta enerji alanında olmak üzere kültür, turizm, eğitim, sağlık ve denizcilik alanlarında ikili ilişkileri daha ileriye götürme konusunda mutabık kaldıklarına dikkati çekti.

“MALTA, TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİNİN GÜÇLÜ SAVUNUCULARINDAN BİRİSİ”

Görüşmelerde bölgesel ve uluslararası konuların da gündeme geldiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akdeniz coğrafyasında farklı kültür ve medeniyetlerin kesişim noktasında yer alan iki ülkenin birçok risk, tehdit ve sınamada benzer yaklaşımlara sahip olduğunu gördüklerini, önümüzdeki dönemde siyasi, ekonomik ve insani sorunların menfi etkileri karşısında gerek ikili düzeyde, gerekse ortak platformlarda Türkiye ve Malta’nın birlikte hareket etmesi yönünde arzuları ifade ettiklerini kaydetti.

Malta’nın, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinin güçlü savunucularından birisi olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vesileyle, özellikle bundan sonraki süreçte de Avrupa Birliği’yle ilişkilerimizde bu desteklerinin devam edeceğine inanıyorum. Burada Avrupa Birliği’yle vize serbestisi ve Gümrük Birliği güncellenmesi, Malta’yla ilişkilerimize daha fazla hizmet, yatırım ve turizm olarak yansıyacaktır. Bu süreçlerin hızlandırılmasında Malta’nın desteğini özellikle kendilerinden rica ediyorum” şeklinde konuştu.

“AB’NİN TÜRKİYE’YE GÖÇ SORUNU NOKTASINDA VERDİĞİ SÖZ YERİNE GELMİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye göç sorunu noktasında verdiği sözün yerine gelmediğine işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Daha önce bizlere (3+3) 6 milyar avro olarak verilmiş olan sözün ne yazık ki şu anda adeta bir çeyreği verilmiş durumda, o da 1,750 milyar avro gibi bir destek. Bu bizim bütçemize zaten gelmiyor, bu uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla gelen bir destektir. Bizim ise yaptığımız harcama 35 milyar dolara ulaşmış durumda. Ve bu konuda Avrupa Birliği’nde bunun gündeme getirilmesi ve bununla birlikte de bu desteğin verilmesi suretiyle bizim gerek Suriye’den, gerek Irak’tan ülkemize göç edenler konusunda bizler onların daha insani şartlarda yaşaması konusunda çabalarımızı artıralım istiyoruz. Ve bu konudaki hassasiyetimiz şu anda mevcut bütçemizle tabi devam ediyor, gelse de, gelmese de biz bunu devam ettireceğiz, bunu kesemeyiz, çünkü o insanların oradaki yaşam koşullarını, eğitimden sağlığa ve bütün oradaki konteyner kentlerde olsun, çadır kentlerde olsun yaşayan insanların daha ideal şartlarda yaşaması için de çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Onları kendi hâline terk etmek bizim haddimize değil.”

“TÜRKİYE, TURİZMDE KENDİSİNİ İSPAT ETMİŞ BİR ÜLKEDİR”

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malta ve Türkiye arasında yeni yatırımların olup olmayacağı sorusu üzerine, Türkiye’nin müteahhitlik sektöründe çok güçlü olduğunu hatırlatarak, bu alanda her türlü adımı atabilecek güce ve kabiliyete sahip olduklarını belirti.

Turizmde de Türkiye’nin kendisini ispat etmiş bir ülke olduğunu vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizm, dile eğitimi, savunma sanayi, ilaç sektörü alanlarında iş birliğinin yapılabileceğini söyledi.

Türkiye’nin sağlık sektöründe fiziki altyapısının çok iyi durumda olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastaneleriyle dünyada örnek bir yapılanmaya gittiklerini, sağlık turizminin de iş birliği yapılacak alanlardan olabileceğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malta ile yenilenebilir enerji alanında da iş birliği yapılabileceğini belirterek, rüzgâr ve güneş enerjisi konularında Malta ile sektörel bazda görüşmeler yapılabileceği bilgisini verdi.

“SANDIKTAN ÇIKANA SAYGI DUYMUYORSANIZ, BUNUN ADI DEMOKRASİ DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela’da yaşanan gelişmeleri ve ABD Başkanı Donald Trump’ın konuya ilişkin açıklamalarını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine şöyle cevap verdi: “Tabi bizim malum 15 Temmuz darbe girişimi bize yapılmıştı hatırlayın ve bu darbe girişiminde Sayın Maduro bizi hiç gecikmeden hem aramış ve ardından da çıkıp gelmişti. Hâlbuki biz o ana kadar Maduro’yla tanışmıyorduk. O darbe girişimiyle biz Maduro’yla tanışmış olduk ve o güzel de bir başlangıç oldu, zira bazı sektörlerde de müşterek adımlar atma yoluna gittik. Ben demokrasiyi bugüne kadar şöyle tanıdım: 40 yılık bir siyasi geçmişim var, 40 yılık siyasi geçmişimde, sandıktan çıkana saygı duyacaksınız. Sandıktan çıkana eğer saygı duymuyorsanız, bunun adı demokrasi değildir, bu totaliter bir zihniyettir, totaliter bir yapıdır, anlayıştır. Dolayısıyla Maduro sandıktan çıkmıştır.”

ABD Başkanı Trump’ın Venezuela’ya ilişkin açıklamalarının, demokrasiye inanmış bir insan açısından kendisini şok ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ziyaretinden dönüşünde Maduro’yu aradığını, “demokrasi noktasında antidemokratik girişimlere asla prim verme, dik dur” dediğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer demokratsak, biz de demokratların yanında yerimizi almamız gerekir, bu konuda çekinmeye de gerek yok. Demokrasinin mücadelesini verenler, dünyada demokrasi mücadelesi verenlerin ve sandıkta çıkanların yanında yer alması gerekir diye düşünüyorum. Bu konuda millî iradeye aykırı yollarla bazı yöntemlerin denenmesini doğru bulmuyorum. Şu anda yapılan da budur, bunu doğru bulmamız mümkün değil. Ben Maduro’nun kendisine inananlarla beraber bu yolda yürürken bu sıkıntılı anı da aşacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“VENEZUELA HALKININ SANDIKTAN ÇIKARDIĞI LİDERİNİN ARKASINDA DURACAĞINA İNANIYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi yapıldığı zaman Avrupa Birliğinden kimsenin kendilerine aramadığını, aradan günler, haftalar sonra İngiltere’nin aradığını açıklayarak, “Bunu dışında arayan olmadı. Bunu da biz biliyoruz tabi, bunlar da bizim kayıtlara giriyor. Yani kim demokrat, kim demokrat değil, bunları biliyoruz. Bir siyasetçi olarak biz de bunları kayıtlarımıza gireceğiz. Fakat Maduro inandığı yolda dik durur devam ederse, ben Venezuela halkının desteklediği ve sandıktan çıkardığı liderinin arkasında duracağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

MALTA CUMHURBAŞKANI PRECA: “TÜRKİYE, GÜVENLİK VE BÖLGEDEKİ BARIŞ İÇİN KATALİZÖR GÖREVİ ÜSTLENİYOR”

Malta Cumhurbaşkanı Preca da Türkiye’nin bölgesinde diyalogu tesis etmeye yönelik gayretlerini memnuniyetle, takdirle karşıladığını belirterek, “Türkiye, güvenlik ve bölgedeki barış için bir katalizör görevi üstlenmeye çalışıyor. Hükûmetiniz ve sizin gayretleriniz milyonlarca sığınmacı ve göçmenin, mültecinin ayrıca sığındığı bir yer oldu ülkeniz, bunun için de takdirlerimizi size iletmek istiyoruz. Burada krize verdiğiniz cevap siyasi kazanım gözetmeyen bir tarzda olmuştur” dedi.

Türkiye ve Malta arasında yüzyıllarca öncesine giden, halkların paylaştığı ortak bir tarih olduğunu aktaran Malta Cumhurbaşkanı Preca, “Ülkelerimiz epeyi yol kat etti, bu fırsatta bunu görebiliriz. Son birkaç on yıldır geliştirdiğimiz karşılıklı ilişkiler karşılıklı fayda getiren ortaklıkları ortaya koydu ve hükûmetlerimizin karşılıklı iradeleri sayesinde bunu gördük. Özel sektörlerimizin ve paydaşlarının gayretleri daha da devam etmekte, zaman içinde daha da güçlendirdik bu ortaklıkları iki halkın da faydasına olacak şekilde” diye konuştu.

Malta’nın Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki diyalog sürecini desteklediğini belirten Malta Cumhurbaşkanı Preca, Malta’nın hem vizyonu, hem misyonu gereğince Avrupa Birliği’nin genişleme sürecini desteklediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Malta Cumhurbaşkanı Preca, ortak basın toplantısının ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki resmî akşam yemeğinde de bir araya geldi.

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80785

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87780

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.