“Türkiye tüm olumsuz şartlara rağmen bölgesinde bir istikrar adası olmaya devam ediyor” 0 75085

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Ticaret Odası ve Amerikan Türk Konseyi üyelerini kabulünde yaptığı konuşmada, “Türkiye ve ABD arasında ortak çıkarlara dayalı, güçlü, kapsamlı ve stratejik bir müttefiklik ilişkisi vardır. İlişkilerimizde zaman zaman görüş ayrılıklarına dayalı iniş çıkışlar yaşasak da ortaklığımız pek çok zorluğun üstesinden gelmiştir” dedi.PlayCurrent Time0:00/Duration Time0:00Loaded: 0%Progress: 0%0:00Fullscreen00:00Mute

ABD Ticaret Odası ve Amerikan Türk Konseyi üyelerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabulde yaptığı konuşmada ABD’li heyetin ziyaretinin; ekonomik ve ticari münasebetler başta olmak üzere Türk-Amerikan iş birliğinin güçlenmesine katkı sağlaması temennisinde bulundu.

“İLİŞKİLERDE TÜM SIKINTI VE DİRENÇ TESTLERİNİ BAŞARIYLA ATLATTIK”

ABD’li heyetle en son görüştükleri Ekim 2017 tarihinden bu yana Türkiye’nin pek çok sınamayla yüz yüze kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye-ABD ilişkilerinin test edildiği, şoklara ve krizlere karşı dayanma gücünün denendiği dönemleri yaşadık. Hamdolsun tüm sıkıntıları, sınamaları, direnç testlerini başarıyla atlattık” diye konuştu.

ABD Başkanı Trump’ın, Suriye bağlamında aldığı son inisiyatifin Türk-Amerikan ilişkilerini baltalamaya çalışanların planlarını boşa çıkardığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte Amerikan Türk Konseyi ile Amerikan Ticaret Odası’nın, ilişkilerin geliştirilmesine, aradaki pürüzlerin giderilmesine, iş birliğinin tekrar rayına oturtulmasına ciddi katkılarda bulunduğunu aktardı.

Türkiye ile ABD arasında ortak çıkarlara dayalı, güçlü, kapsamlı ve stratejik bir müttefiklik ilişkisi olduğuna, zaman zaman görüş ayrılıklarına dayalı iniş-çıkışlar yaşansa da bu ortaklığın, pek çok zorluğun üstesinden geldiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu aşamada ikili ilişkilerde önlerine bakmak ve olumlu bir gündeme odaklanmak istediklerini belirtti.

“TÜRKİYE, ABD’NİN ÇEKİLECEĞİ ALANLARDA TERÖRLE MÜCADELE SORUMLULUĞUNU DEVRALMAYA HAZIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Suriye’den çekilmesinin bölgede terör örgütlerinin özellikle istismar edeceği bir otorite boşluğu oluşturmamasının son derece önemli olduğunun altını çizerek, bu noktada Türkiye’nin, ABD’nin çekileceği alanlarda terörle mücadele sorumluluğunu devralmaya hazır olduğunu söyledi.

ABD’nin DEAŞ terör örgütünü, başka terör örgütleriyle ortadan kaldırmayı hedefliyorsa, burada sıkıntı yaşayabileceğini, Türkiye’nin DEAŞ’ı kararlılıkla yok edebileceğini, bunu El Bab’da 3 bin DEAŞ’lıyı etkisiz hâle getirerek gösterdiğini ABD Başkanına ilettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef bu adım malum YPG-PYD ile birlikte yürütüldü ve bunun bedelinin, faturasının herhâlde yıllar sonra ortaya çıkacağını tahmin ediyorum” diye ekledi.

Türkiye’nin güvenli hâle getirdiği bölgelere 300 bin Suriyelinin döndüğünü, bu bölgelerde faklı din, dil ve kültürlere sahip Suriyelilerin barış içinde yaşadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye sığınan 300 bin Kürt kökenli Suriyelinin sağlıktan eğitime, ticaretten güvenliğe ve tarıma kadar hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadığını hatırlattı.

“TERÖR KORİDORUNA KARŞI BÜTÜN HAZIRLIKLARIMIZ TAMAM”

Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen terör koridorundan Türkiye’ye yapılabilecek herhangi bir saldırıya karşı her türlü tedbiri aldıklarını ve bu amaç doğrultusunda bütün hazırlıkların tamamlandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başta DEAŞ olmak üzere ülkemize, bölgemize ve dünyaya tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle mücadeleye kararlıyız.  Amerika’nın da bizimle aynı hassasiyetleri paylaştığını düşünüyorum, müttefiklik hukukunun da bunu gerektirdiğine inanıyorum” dedi.

ABD’de eski yönetim bakiyesi bazı kesimlerin Türkiye hakkında kara propaganda yaparak, PKK, PYD, YPG terör örgütlerine karşı sürdürülen mücadeleyi Kürtlere karşı bir mücadeleymiş gibi takdim etmeye çalıştıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürtlerle hiçbir zaman bir sıkıntılarının olmadığını vurgulayarak, AK Parti içinde geçmişte ve bugün kabinede pek çok Kürt kökenli milletvekili ve bakanın bulunduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bizde bu tür bir ayrımcılık söz konusu değil. Bu bizim dinimizin de gereğidir, böyle bir ayrımcılık yapamayız, yapamazsınız. Aslolan insandır, aslolan ehliyettir, aslolan liyakattir, biz buna bakar, adımımızı da buna göre atarız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftira kampanyalarının ABD Başkanı Trump’ın son kararının ardından daha çok yoğunluk kazandığına dikkat çekerek, “Oysa Türkiye’nin ne Irak Kürtleriyle, ne de Suriye Kürtleriyle bir sorunu yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır. Bilakis bölgede Kürtlere kol-kanat geren, en zor zamanlarında sahip çıkan ülke Türkiye olmuştur” sözlerine yer verdi.

“PKK-PYD TERÖR ÖRGÜTÜNÜ YEREL HALKLA ÖZDEŞLEŞTİRMEK, KÜRT KARDEŞLERİMİZE YAPILABİLECEK EN BÜYÜK HAKARETTİR”

Hem DEAŞ saldırılarından, hem de PKK-PYD zulmünden kaçan Kürtlerin sadece Türkiye’ye sığındığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bunun yanında PYD-YPG’nin, PKK terör örgütünün bir kolu olduğu en güncel ABD istihbarat raporlarında da kayda geçmiştir. Bizde, bütün bunların görüntülü olarak belgeleri, kayıtları vardır. Bu eli kanlı terör örgütü çocukları bile silahlandırıp cepheye sürmüştür. PKK-PYD terör örgütünü yerel halkla özdeşleştirmek, Kürt kardeşlerimize yapılabilecek en büyük hakarettir. Tüm bunlar dünya kamuoyunun gözleri önündeyken bu katil sürülerine arka çıkılmasını, destek olunmasını, silah ve mühimmata boğulmasını anlamak mümkün değildir.”

Bu gerçeklerin ABD kamuoyuna anlatılmasını, ziyarette bulunan oda ve konsey üyelerinin desteğini beklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu çok açık-net söylemem lazım: Dost acı söyler, ama gerçeği söyler. Ben gerçeği söylüyorum, kabul edilir veya edilmez, ama zaman haklı olduğumuzu gösterecek” ifadelerini kullandı.

Güvenli bölge oluşturulması fikrini desteklediklerini, bu fikri ABD eski Başkanı Obama döneminden beri dile getirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bölgede Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüp güven içinde yaşayacakları konteyner kentler ya da konut alanları oluşturulması teklifine Obama’nın yanı sıra Almanya Başbakanı Merkel ve Suudi Arabistan Veliaht Prensinin ekonomik destek sözü verdiğini ancak herhangi bir destek gelmediğini açıkladı.

Türkiye olarak müttefik ülkelerden sadece lojistik destek alarak bu güvenli bölgeyi kuracak, ortak menfaatler doğrultusunda yönetecek her türlü imkâna sahip olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şu anda El Bab, Cerablus ve Afrin’de okulları restore ettiğini, hastaneler kurduğunu, gençlerin ve çocukların kaynaşması için her türlü sosyal etkinlikleri hızlandırdığını aktardı.

“FETÖ ELEBAŞININ PENSİLVANYA’DA HAYATINA DEVAM ETMESİ MİLLETİMİZİ VE ŞEHİT AİLELERİNİ YARALIYOR”

Konuşmasında FETÖ terör örgütüne değinerek, bu örgütün 15 Temmuz 2016’da demokrasiye kastetiğini; 251 vatandaşın şehit olmasına, 2 bin 193 kişinin yaralanmasına sebep olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâl böyleyken FETÖ elebaşının Pensilvanya’da hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmesi milletimizi ve şehit ailelerini yaralıyor” dedi.

FETÖ’ye ait kurumların ihale yolsuzlukları, para aklama, sahte evrak düzenleme ve rüşvet gibi pek çok kirli işlere bulaştıklarını bildiklerini ve bunları ABD’li yetkililere defaatle söylemelerine rağmen bir gelişme olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Artık ABD makamlarının gerekli adımları bir an önce atmalarını bekliyoruz. Biz NATO’da ortağız, stratejik müttefikiz, o zaman birbirimize karşı atmamız gereken adımları bir an önce atmalıyız. Son dönemde Amerikan güvenlik birimlerinin FETÖ’ye karşı harekete geçtiklerini görüyor ve bundan da doğrusu memnuniyet duyuyoruz. Siz değerli özel sektör temsilcilerinin de bu terör örgütüne karşı müteyakkız olmanızı istiyoruz. FETÖ’nün karanlık ve kanlı yüzünün ifşası konusunda da sizlerin desteğini bekliyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm olumsuz şartlara rağmen Türkiye’nin bölgesinde bir istikrar adası olmaya devam ettiğine vurgu yaparak, Türkiye’nin gayri safi millî hasıla bakımından satın alma gücüne göre dünyanın en büyük 13’üncü, Avrupa’nın ise en büyük 5’inci ekonomisi olduğuna dikkat çekti. Gerek iş yapma kolaylığı, gerekse altyapı yatırımları bakımından Türkiye’yi her açıdan cazip hâle getirmeye devam ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Bankası’nın iş yapma kolaylığı endeksinde Türkiye’nin bir önceki yıla göre 17 basamak yükselmesinin bu gayretin açık bir göstergesi olduğunu söyledi.

“ÇELİK İHRACATIMIZA DAİR İKİ KAT ARTIRILMIŞ GÜMRÜK VERGİSİNİN KALDIRILMASINI BEKLİYORUZ”

Bugün 1800’ün üzerinde ABD firmasının Türkiye’de faaliyet gösterdiğine ve son 16 yılda bu firmaların 10 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım yaptığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 milyar dolar seviyesindeki ticaret hacminin, iki ülkenin potansiyelinin son derece altında olduğunu da dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ticaret hacmimizin artırılmasının önündeki engellerden belki de en önemlisi; ABD tarafından uygulanan ticaret politikası önlemleridir. Öncelikle yalnızca ülkemize yönelik olarak uygulamaya konulan çelik ihracatımıza dair iki kat artırılmış gümrük vergisinin kaldırılmasını bekliyoruz. Genelleştirilmiş tercihler sistemi uygulamasında başlatılan inceleme sürecinin de bir an önce sonuçlandırılmasını istiyoruz. Elbette bu tür haksız uygulamalara karşı biz de mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde önlemler aldık. Aynı zamanda konuyu Dünya Ticaret Örgütü’ne taşıdık. Dünya Ticaret Örgütü başvurumuzu değerlendirdi ve Türkiye’yi haklı buldu. Ayrıca aldığımız tedbirlerin yatırımcılara, iş dünyasına zarar vermemesi için azami derecede dikkat ediyoruz. İki ülke arasında meydana gelen gelişmelerin, karşılıklı ticaret ve yatırımları olumsuz etkilememesi için elimizden geleni yapıyoruz.”

Bu konudaki tavırlarının her zaman net olduğunu söyleyerek, “Bize göre iş konuları ile siyasi meseleler birbirine karıştırılmamalıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de yatırım yapan, katma değer oluşturan ve istihdam sağlayan yatırımcılara büyük önem verdiklerini söyledi.

AMERİKAN FİRMALARINA DAVET

Bu konularda Amerikan Türk Konseyi ile Amerikan Ticaret Odası üyelerinin, ABD yönetimi nezdinde girişimlerde bulunmalarının, çok büyük faydalar sağlayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha çok ABD firmasının Türkiye’de yatırım yapmasını, uluslararası yatırımları teşvik bağlamında sağladıkları kolaylıklardan daha çok faydalanmasını arzu ettiklerini ifade etti.

Özellikle savunma sanayiinde ABD ile ortak yatırımları önemsediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Türkiye’ye pazar olarak bakmaya devam etme anlayışı tabii bazı istisnalar dışında onu müttefiklik anlayışına doğrusu yakıştıramıyorum. Diyorum ki; gelin ortak yatırımlar yapalım, çünkü 82 milyon nüfusu aşmış bir Türkiye var. Beyin gücü güçlü bir Türkiye var. Öyleyse müşterek bazı yatırımlara girmek, özellikle de savunma sanayinde, uzay çalışmalarına yönelik çok çok isabetli olacaktır diye düşünüyorum.”

ABD’li iş adamlarını yatırım imkânlarını yerinde değerlendirmek ve olabilecek yeni fırsatları araştırmak için Türkiye’ye davete eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası doğrudan yatırımları sadece yasal düzenlemelerle değil, bilfiil kurumsal olarak da desteklediklerini vurgulayarak, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve diğer kurumların kendilerine gereken desteği vermeye hazır olduğunu da söyledi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Demokrasimizi ileriye taşıyacak, ekonomimizi daha da güçlendirecek reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz” 0 88011

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HAK-İŞ 14. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Demokrasimizi daha ileriye taşıyacak, ekonomimizi sıkıntılarından kurtarıp daha da güçlendirecek, bizi hedeflerimize yaklaştıracak reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Birileri istediği veya birileri sürekli gündeme getirdiği için değil, milletimizin beklentilerini karşılamak ve kendi programlarımızı hayata geçirmek için değişimi kesintisiz sürdüreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hak İşçi Sendikaları (HAK-İŞ) Konfederasyonu 14. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, HAK-İŞ’in kurulduğu günden beri sadece işçinin, emekçinin hakkını aramakla kalmadığını aynı zamanda bağrından çıktığı toplumun tüm meseleleriyle yakından ilgilenen bir sendika olduğunu söyledi.

“82 MİLYON VATANDAŞIN HER BİRİNİN HAYAT SEVİYESİNİ YÜKSELTECEK İCRAATLAR ORTAYA KOYDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Başbakanlığı ve şimdi de Cumhurbaşkanlığı görevlerinde her zaman işçinin yanında yer aldığının altını çizerek, “Büyük büyük laflarla, yalanlarla, sloganlarla, ideolojik illüzyonlarla, hele hele içi boş vaatlerle milletimizi ve emekçilerimizi kandırmaya asla çalışmadık. Bunun yerine bu ülkenin 82 milyon vatandaşının her birinin hayat seviyesini yükseltecek icraatlar ortaya koyduk” ifadesini kullandı.

Zenginliği milletin tamamına mal ederek, herkesin bundan hakkını almasını sağladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar son dönemdeki döviz dalgalanmaları sebebiyle uluslararası hesaplarda bir miktar gerileme yaşanmış olsa da, fiilen milletimizin, 17 yıl öncesinin çok üzerinde bir refah seviyesinde bulunduğunu vicdan sahibi herkes kabul edecektir” şeklinde konuştu.

Ekonomideki gelişmelerle millî geliri üç kattan fazla artırdıklarını, zenginliğin tabanını genişlettiklerini, satın alma gücü paritesine göre Türkiye’yi dünyanın 13’üncü büyük ekonomisi hâline getirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dövizdeki dalgalanma ve faizlerdeki yükseliş sebebiyle borçlanma oranı bir parça yukarı çıksa da Türkiye’nin AB ve OECD ülkeleri arasında çok iyi bir yerde bulunduğuna vurgu yaptı.

İçerdeki reformları hızlandırarak, dış şoklara karşı da daha güçlü hâle gelerek yaşanan sürecin atlatılacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte o zaman borçlanma politikalarımızı daha adil ve sürdürülebilir bir zeminde yürütme imkânına kavuşacağız. Bu dengeyi kurma yolunda önemli mesafe kat ettik. İnşallah uzak olmayan bir gelecekte, her alanda yeniden hedeflerimize uygun bir seviyeye çıkacağız” dedi.

“YENİ YÖNETİM SİSTEMİNDE, MERKEZ BANKASI BAŞKANINI ATAMA GÖREVİ CUMHURBAŞKANINA BIRAKILMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin kendilerine ülkeyi yönetme görevi verdiğini ve gereken her durumda ihtiyaç duyulan adımları atmak, kararları almak, iradeyi ortaya koymak mecburiyetinde olduklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “Merkez Bankası Başkanlığında yaptığımız görev değişikliğinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekiyor. Yeni yönetim sisteminde, Merkez Bankası Başkanını atama görevi, ülkenin diğer politikalarıyla birlikte ekonomi politikasından da sorumlu olan Cumhurbaşkanına bırakılmıştır. Eğer ekonomi politikalarında Merkez Bankası kendisinden beklediğimiz rolü hakkıyla oynayabilmiş olsaydı, böyle bir değişikliğe zaten ihtiyaç olmazdı.”

Yaşanan tıkanıklığın bedelini ülke ve tüm milletin hep birlikte ödediğini ve bu duruma rıza göstermesinin görevi ihmal olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için gereken istişareleri yaptık, kararımızı aldık ve uyguladık. İnşallah bundan sonra Merkez Bankası ekonomi programımıza çok daha güçlü destek verecektir” dedi.

“TÜRKİYE, DEMOKRASİ VE EKONOMİDEKİ ATILIMLARIYLA DÜNYAYI ŞAŞIRTMIŞ BİR ÜLKEDİR”

Türkiye’nin demokraside ve ekonomide gerçekleştirdiği atılımlardaki başarılarıyla, geçmişten beri hep dünyayı şaşırtmış bir ülke olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde de herkesi bir kez daha şaşırtmakta kararlıyız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HAK-İŞ’in 31 Mart seçimlerinin ardından, özellikle CHP ve HDP’ye mensup belediyelerde sendikalardan istifa ettirilen 17 bine yakın üyesi ve işten atılan 800’e yakın kişiyle ilgili verdiği mücadeleyi desteklediğini belirterek, “Seçimlerden önce ‘hak, hukuk, adalet’ laflarını ağızlarından eksik etmeyenlerin, seçimlerin ardından haksızlık, hukuksuzluk ve faşizm abideleri hâline dönüşmesini üzüntüyle takip ediyoruz” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sendika değiştirme baskısının işçinin hak arama mücadelesine yönelik aleni bir saldırı olduğuna işaret ederek, “Hele hele sırf siyasi düşüncesinden dolayı insanları işten atarak ekmeğinden-aşından, çoluğunun-çocuğunun nafakasından mahrum etmek, şehit yakınlarını istiskale yeltenmek, partizanlığın en sefil, en aşağılık hâlidir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin bir yılını doldurduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, son bir yılda Türkiye’nin döviz-faiz-enflasyon tuzağı başta olmak üzere, pek çok kritik sınamaya maruz kaldığını, Suriye ve Irak’tan Doğu Akdeniz’e kadar, Türkiye açısından hayati önem taşıyan nice uluslararası krizle mücadele ettiklerini, ABD ve Avrupa ülkelerinin haksız eleştiri ve uygulamalarına göğüs gerdiklerini anlattı.

“BAKANLIKLARIMIZIN VE KURUMLARIMIZIN GÜÇLÜ YÖNLERİNİ DESTEKLEYECEK, ZAFİYET ORTAYA ÇIKAN YÖNLERİNİ DE DEĞİŞTİRECEĞİZ”

Bu süreçte 4,5 milyon sığınmacının ekonomik, siyasi ve insani yükünü omuzladıklarını, yerel seçimler öncesinde ve sonrasında siyasi iklimi zehirlemeye yönelik nice oyunu bozduklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu yaşananların yeniden yapılanmanın hem başarılı hem de eksik, aksak yönlerini gösterdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yönetim değişikliğinin büyüklüğünü düşündüğümüzde, ortaya çıkan sorunların tamamının da üstesinden gelinebilir ve çözülebilir olması sevindiricidir. Reform ve değişim, insanların kendi hayatları gibi kurumlar için de kesintisiz bir süreci ifade eder. Bakanlıklarımızın ve kurumlarımızın güçlü yönlerini destekleyecek, zafiyet ortaya çıkan yönlerini de süratle değiştireceğiz” sözlerine yer verdi.

“Türkiye’nin Cumhuriyet tarihindeki bu en önemli yönetim reformunu baltalama peşinde olanlara aradıkları fırsatı vermeyeceğiz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin yüzde 52 ile desteğini verdiği Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ni daha ileriye nasıl taşıyacakları, eksikliklerini, aksaklıklarını nasıl düzelteceklerinin yollarını aradıklarını belirtti.

İstişareye verdiği önemi dile getirerek, “Tayyip Erdoğan siyasetteki 40 yıllık varlığını da, elde ettiği tüm başarıları da buna borçludur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizle irtibatımızın kesildiği, tabanımızla bağımızın koptuğu, kanaat önderlerimizle muhabbetimizin zayıfladığı gün, zaten bizim de bittiğimiz gün demektir. Hâlbuki bizim daha milletimize yapacak çok hizmetimiz, ülkemizde icra edecek çok işimiz, umudunu bize bağlamış insanlara verecek çok mesajımız var” dedi.

“HAKKA, HAKİKATE, ADALETE, EHLİYET VE LİYAKATE DAHA ÇOK ÖNEM VERECEĞİZ”

Cengiz Han’ın torunu Hülagu ile Kadıhan arasında Bağdat’ın ele geçirilmesi sırasında yaşanan rivayeti naklederek konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bizi bugünlere medeniyetimize, tarihimize, kültürümüze sahip çıkmamız, yani özümüze yönelmemiz getirmiştir. Şayet bugün bir takım sıkıntılar yaşıyorsak, bunun sebebini de yine burada arayacağız. Milletimizle olan gönül bağımızı güçlendirmek için çalışacağız. Hakka, hakikate, özellikle adalete, emanete, ehliyete, liyakate, istişareye daha çok önem vereceğiz. Kibre, büyüklenmeye, böbürlenmeye, dar kadroculuğa, özellikle de milletten kopuşa sebep olan her türlü hastalığı bünyemizden söküp atacağız. Bu şekilde birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirdiğimizde, Allah’ın izniyle önümüzde duracak hiçbir güç yoktur. Ne sınırlarımıza yığılan teröristler ne onları üzerimize kışkırtan güçler ne yüzümüze dost gözüküp arkamızdan kuyumuzu kazan riyakârlar hedeflerimize ulaşmamıza engel olamayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin Türkiye’ye son 17 yılda kazandırdığı hizmetlerin gerisinde; istikrar ve güven iklimini, gerektiğinde kendinden fedakârlık yapma pahasına koruma iradesini gösterebilmesinin yattığını vurguladı.

“MİLLETİMİZİN BEKLENTİLERİNİ KARŞILAMAK İÇİN DEĞİŞİMİ KESİNTİSİZ SÜRDÜRECEĞİZ”

İstikrar ve güvene en çok ihtiyaç duyulan zamanın içinden geçilen bu dönem olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık önümüzde, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis bakımından dört yıllık, belediyelerde de beş yıllık kesintisiz bir icraat dönemi vardır. Bu süreyi en iyi şekilde değerlendirmekte kararlıyız. Demokrasimizi daha ileriye taşıyacak, ekonomimizi sıkıntılarından kurtarıp daha da güçlendirecek, bizi hedeflerimize yaklaştıracak reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Birileri istediği veya birileri sürekli gündeme getirdiği için değil, milletimizin beklentilerini karşılamak ve kendi programlarımızı hayata geçirmek için değişimi kesintisiz sürdüreceğiz” diye konuştu.

Türkiye’nin tökezlemesini, yere kapaklanmasını bekleyenlerin heveslerini kursaklarında bırakacaklarını, meydanı, dışarıdan ve içeriden bu millete diz çöktürmeye, Türkiye’yi esir almaya çalışanlara terk etmeyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni 15 Temmuzlara olduğu gibi, yeni 28 Şubatlara da fırsat vermeyeceğiz. Siyaset mühendisliği hesaplarının millî iradeye galebe çalamayacağını bir kez daha göstereceğiz. Bunun için de beşer olduğumuzun bilinciyle sigaya, sorgulamaya, derlenip toparlanmaya kendimizden başlayacağız. Allah şahittir ki niyetimiz halistir. Rabbim inşallah yar ve yardımcımızdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun 14’üncü Olağan Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olmasını dileyerek, konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek’te Türk askerleriyle bir araya geldi 0 88015

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Saraybosna’daki Butmir Askerî Üssü’nde görevli Türk askerleriyle bir araya geldi.

Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Zirve Toplantısı ve resmî temaslarda bulunmak üzere gittiği Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Butmir Askerî Üssü’ndeki AB Barış Gücü bünyesinde, Bosna Hersek Türk Temsil Heyet Başkanlığı Millî Destek Birlik Komutanlığı’nda görev yapan Türk askerlerini ziyaret etti.

Askerlerle yemek yiyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turan eşlik etti.