“Türkiye tüm olumsuz şartlara rağmen bölgesinde bir istikrar adası olmaya devam ediyor” “Türkiye tüm olumsuz şartlara rağmen bölgesinde bir istikrar adası olmaya devam ediyor” için yorumlar kapalı 75507

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Ticaret Odası ve Amerikan Türk Konseyi üyelerini kabulünde yaptığı konuşmada, “Türkiye ve ABD arasında ortak çıkarlara dayalı, güçlü, kapsamlı ve stratejik bir müttefiklik ilişkisi vardır. İlişkilerimizde zaman zaman görüş ayrılıklarına dayalı iniş çıkışlar yaşasak da ortaklığımız pek çok zorluğun üstesinden gelmiştir” dedi.PlayCurrent Time0:00/Duration Time0:00Loaded: 0%Progress: 0%0:00Fullscreen00:00Mute

ABD Ticaret Odası ve Amerikan Türk Konseyi üyelerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabulde yaptığı konuşmada ABD’li heyetin ziyaretinin; ekonomik ve ticari münasebetler başta olmak üzere Türk-Amerikan iş birliğinin güçlenmesine katkı sağlaması temennisinde bulundu.

“İLİŞKİLERDE TÜM SIKINTI VE DİRENÇ TESTLERİNİ BAŞARIYLA ATLATTIK”

ABD’li heyetle en son görüştükleri Ekim 2017 tarihinden bu yana Türkiye’nin pek çok sınamayla yüz yüze kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye-ABD ilişkilerinin test edildiği, şoklara ve krizlere karşı dayanma gücünün denendiği dönemleri yaşadık. Hamdolsun tüm sıkıntıları, sınamaları, direnç testlerini başarıyla atlattık” diye konuştu.

ABD Başkanı Trump’ın, Suriye bağlamında aldığı son inisiyatifin Türk-Amerikan ilişkilerini baltalamaya çalışanların planlarını boşa çıkardığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte Amerikan Türk Konseyi ile Amerikan Ticaret Odası’nın, ilişkilerin geliştirilmesine, aradaki pürüzlerin giderilmesine, iş birliğinin tekrar rayına oturtulmasına ciddi katkılarda bulunduğunu aktardı.

Türkiye ile ABD arasında ortak çıkarlara dayalı, güçlü, kapsamlı ve stratejik bir müttefiklik ilişkisi olduğuna, zaman zaman görüş ayrılıklarına dayalı iniş-çıkışlar yaşansa da bu ortaklığın, pek çok zorluğun üstesinden geldiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu aşamada ikili ilişkilerde önlerine bakmak ve olumlu bir gündeme odaklanmak istediklerini belirtti.

“TÜRKİYE, ABD’NİN ÇEKİLECEĞİ ALANLARDA TERÖRLE MÜCADELE SORUMLULUĞUNU DEVRALMAYA HAZIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Suriye’den çekilmesinin bölgede terör örgütlerinin özellikle istismar edeceği bir otorite boşluğu oluşturmamasının son derece önemli olduğunun altını çizerek, bu noktada Türkiye’nin, ABD’nin çekileceği alanlarda terörle mücadele sorumluluğunu devralmaya hazır olduğunu söyledi.

ABD’nin DEAŞ terör örgütünü, başka terör örgütleriyle ortadan kaldırmayı hedefliyorsa, burada sıkıntı yaşayabileceğini, Türkiye’nin DEAŞ’ı kararlılıkla yok edebileceğini, bunu El Bab’da 3 bin DEAŞ’lıyı etkisiz hâle getirerek gösterdiğini ABD Başkanına ilettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef bu adım malum YPG-PYD ile birlikte yürütüldü ve bunun bedelinin, faturasının herhâlde yıllar sonra ortaya çıkacağını tahmin ediyorum” diye ekledi.

Türkiye’nin güvenli hâle getirdiği bölgelere 300 bin Suriyelinin döndüğünü, bu bölgelerde faklı din, dil ve kültürlere sahip Suriyelilerin barış içinde yaşadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye sığınan 300 bin Kürt kökenli Suriyelinin sağlıktan eğitime, ticaretten güvenliğe ve tarıma kadar hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadığını hatırlattı.

“TERÖR KORİDORUNA KARŞI BÜTÜN HAZIRLIKLARIMIZ TAMAM”

Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen terör koridorundan Türkiye’ye yapılabilecek herhangi bir saldırıya karşı her türlü tedbiri aldıklarını ve bu amaç doğrultusunda bütün hazırlıkların tamamlandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başta DEAŞ olmak üzere ülkemize, bölgemize ve dünyaya tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle mücadeleye kararlıyız.  Amerika’nın da bizimle aynı hassasiyetleri paylaştığını düşünüyorum, müttefiklik hukukunun da bunu gerektirdiğine inanıyorum” dedi.

ABD’de eski yönetim bakiyesi bazı kesimlerin Türkiye hakkında kara propaganda yaparak, PKK, PYD, YPG terör örgütlerine karşı sürdürülen mücadeleyi Kürtlere karşı bir mücadeleymiş gibi takdim etmeye çalıştıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürtlerle hiçbir zaman bir sıkıntılarının olmadığını vurgulayarak, AK Parti içinde geçmişte ve bugün kabinede pek çok Kürt kökenli milletvekili ve bakanın bulunduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bizde bu tür bir ayrımcılık söz konusu değil. Bu bizim dinimizin de gereğidir, böyle bir ayrımcılık yapamayız, yapamazsınız. Aslolan insandır, aslolan ehliyettir, aslolan liyakattir, biz buna bakar, adımımızı da buna göre atarız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftira kampanyalarının ABD Başkanı Trump’ın son kararının ardından daha çok yoğunluk kazandığına dikkat çekerek, “Oysa Türkiye’nin ne Irak Kürtleriyle, ne de Suriye Kürtleriyle bir sorunu yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır. Bilakis bölgede Kürtlere kol-kanat geren, en zor zamanlarında sahip çıkan ülke Türkiye olmuştur” sözlerine yer verdi.

“PKK-PYD TERÖR ÖRGÜTÜNÜ YEREL HALKLA ÖZDEŞLEŞTİRMEK, KÜRT KARDEŞLERİMİZE YAPILABİLECEK EN BÜYÜK HAKARETTİR”

Hem DEAŞ saldırılarından, hem de PKK-PYD zulmünden kaçan Kürtlerin sadece Türkiye’ye sığındığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bunun yanında PYD-YPG’nin, PKK terör örgütünün bir kolu olduğu en güncel ABD istihbarat raporlarında da kayda geçmiştir. Bizde, bütün bunların görüntülü olarak belgeleri, kayıtları vardır. Bu eli kanlı terör örgütü çocukları bile silahlandırıp cepheye sürmüştür. PKK-PYD terör örgütünü yerel halkla özdeşleştirmek, Kürt kardeşlerimize yapılabilecek en büyük hakarettir. Tüm bunlar dünya kamuoyunun gözleri önündeyken bu katil sürülerine arka çıkılmasını, destek olunmasını, silah ve mühimmata boğulmasını anlamak mümkün değildir.”

Bu gerçeklerin ABD kamuoyuna anlatılmasını, ziyarette bulunan oda ve konsey üyelerinin desteğini beklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu çok açık-net söylemem lazım: Dost acı söyler, ama gerçeği söyler. Ben gerçeği söylüyorum, kabul edilir veya edilmez, ama zaman haklı olduğumuzu gösterecek” ifadelerini kullandı.

Güvenli bölge oluşturulması fikrini desteklediklerini, bu fikri ABD eski Başkanı Obama döneminden beri dile getirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bölgede Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüp güven içinde yaşayacakları konteyner kentler ya da konut alanları oluşturulması teklifine Obama’nın yanı sıra Almanya Başbakanı Merkel ve Suudi Arabistan Veliaht Prensinin ekonomik destek sözü verdiğini ancak herhangi bir destek gelmediğini açıkladı.

Türkiye olarak müttefik ülkelerden sadece lojistik destek alarak bu güvenli bölgeyi kuracak, ortak menfaatler doğrultusunda yönetecek her türlü imkâna sahip olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şu anda El Bab, Cerablus ve Afrin’de okulları restore ettiğini, hastaneler kurduğunu, gençlerin ve çocukların kaynaşması için her türlü sosyal etkinlikleri hızlandırdığını aktardı.

“FETÖ ELEBAŞININ PENSİLVANYA’DA HAYATINA DEVAM ETMESİ MİLLETİMİZİ VE ŞEHİT AİLELERİNİ YARALIYOR”

Konuşmasında FETÖ terör örgütüne değinerek, bu örgütün 15 Temmuz 2016’da demokrasiye kastetiğini; 251 vatandaşın şehit olmasına, 2 bin 193 kişinin yaralanmasına sebep olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâl böyleyken FETÖ elebaşının Pensilvanya’da hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmesi milletimizi ve şehit ailelerini yaralıyor” dedi.

FETÖ’ye ait kurumların ihale yolsuzlukları, para aklama, sahte evrak düzenleme ve rüşvet gibi pek çok kirli işlere bulaştıklarını bildiklerini ve bunları ABD’li yetkililere defaatle söylemelerine rağmen bir gelişme olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Artık ABD makamlarının gerekli adımları bir an önce atmalarını bekliyoruz. Biz NATO’da ortağız, stratejik müttefikiz, o zaman birbirimize karşı atmamız gereken adımları bir an önce atmalıyız. Son dönemde Amerikan güvenlik birimlerinin FETÖ’ye karşı harekete geçtiklerini görüyor ve bundan da doğrusu memnuniyet duyuyoruz. Siz değerli özel sektör temsilcilerinin de bu terör örgütüne karşı müteyakkız olmanızı istiyoruz. FETÖ’nün karanlık ve kanlı yüzünün ifşası konusunda da sizlerin desteğini bekliyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm olumsuz şartlara rağmen Türkiye’nin bölgesinde bir istikrar adası olmaya devam ettiğine vurgu yaparak, Türkiye’nin gayri safi millî hasıla bakımından satın alma gücüne göre dünyanın en büyük 13’üncü, Avrupa’nın ise en büyük 5’inci ekonomisi olduğuna dikkat çekti. Gerek iş yapma kolaylığı, gerekse altyapı yatırımları bakımından Türkiye’yi her açıdan cazip hâle getirmeye devam ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Bankası’nın iş yapma kolaylığı endeksinde Türkiye’nin bir önceki yıla göre 17 basamak yükselmesinin bu gayretin açık bir göstergesi olduğunu söyledi.

“ÇELİK İHRACATIMIZA DAİR İKİ KAT ARTIRILMIŞ GÜMRÜK VERGİSİNİN KALDIRILMASINI BEKLİYORUZ”

Bugün 1800’ün üzerinde ABD firmasının Türkiye’de faaliyet gösterdiğine ve son 16 yılda bu firmaların 10 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım yaptığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 milyar dolar seviyesindeki ticaret hacminin, iki ülkenin potansiyelinin son derece altında olduğunu da dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ticaret hacmimizin artırılmasının önündeki engellerden belki de en önemlisi; ABD tarafından uygulanan ticaret politikası önlemleridir. Öncelikle yalnızca ülkemize yönelik olarak uygulamaya konulan çelik ihracatımıza dair iki kat artırılmış gümrük vergisinin kaldırılmasını bekliyoruz. Genelleştirilmiş tercihler sistemi uygulamasında başlatılan inceleme sürecinin de bir an önce sonuçlandırılmasını istiyoruz. Elbette bu tür haksız uygulamalara karşı biz de mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde önlemler aldık. Aynı zamanda konuyu Dünya Ticaret Örgütü’ne taşıdık. Dünya Ticaret Örgütü başvurumuzu değerlendirdi ve Türkiye’yi haklı buldu. Ayrıca aldığımız tedbirlerin yatırımcılara, iş dünyasına zarar vermemesi için azami derecede dikkat ediyoruz. İki ülke arasında meydana gelen gelişmelerin, karşılıklı ticaret ve yatırımları olumsuz etkilememesi için elimizden geleni yapıyoruz.”

Bu konudaki tavırlarının her zaman net olduğunu söyleyerek, “Bize göre iş konuları ile siyasi meseleler birbirine karıştırılmamalıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de yatırım yapan, katma değer oluşturan ve istihdam sağlayan yatırımcılara büyük önem verdiklerini söyledi.

AMERİKAN FİRMALARINA DAVET

Bu konularda Amerikan Türk Konseyi ile Amerikan Ticaret Odası üyelerinin, ABD yönetimi nezdinde girişimlerde bulunmalarının, çok büyük faydalar sağlayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha çok ABD firmasının Türkiye’de yatırım yapmasını, uluslararası yatırımları teşvik bağlamında sağladıkları kolaylıklardan daha çok faydalanmasını arzu ettiklerini ifade etti.

Özellikle savunma sanayiinde ABD ile ortak yatırımları önemsediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Türkiye’ye pazar olarak bakmaya devam etme anlayışı tabii bazı istisnalar dışında onu müttefiklik anlayışına doğrusu yakıştıramıyorum. Diyorum ki; gelin ortak yatırımlar yapalım, çünkü 82 milyon nüfusu aşmış bir Türkiye var. Beyin gücü güçlü bir Türkiye var. Öyleyse müşterek bazı yatırımlara girmek, özellikle de savunma sanayinde, uzay çalışmalarına yönelik çok çok isabetli olacaktır diye düşünüyorum.”

ABD’li iş adamlarını yatırım imkânlarını yerinde değerlendirmek ve olabilecek yeni fırsatları araştırmak için Türkiye’ye davete eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası doğrudan yatırımları sadece yasal düzenlemelerle değil, bilfiil kurumsal olarak da desteklediklerini vurgulayarak, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve diğer kurumların kendilerine gereken desteği vermeye hazır olduğunu da söyledi.

Previous ArticleNext Article

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” “Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” için yorumlar kapalı 245686

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madinat Jumairah Mina Salam Konferans Merkezi’nde, onur konuğu olarak katıldığı “Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” teması altında düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid Al Maktum’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de onur konuğu olarak bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDİYORUZ”

“Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” temasıyla zirvenin küresel barış ve adaletin tesisine pozitif etki yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin temasıyla uyumlu şekilde Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüyle birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” diye konuştu.

Doğru değerlerle yola çıkıldığında büyük dönüşümlerin nasıl başarıldığını bugüne kadar gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıllık iktidarları döneminde Türkiye’yi her alanda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüterek ileriye taşıdıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl öncesinin Türkiye’sini hatırlayanlar ile bugünün Türkiye’sini görenlerin ülkenin kısa sürede nasıl büyük bir başarı hikâyesi yazdığını, nasıl sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini kabul ve takdir ettiğini vurguladı.

“Bugün büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası alanda artan etkinliğiyle, diplomasi kulvarında elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeği var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevremizde yıllardır devam eden sıcak çatışmalara, terör ve istikrarsızlık dolayısıyla maruz kaldığımız göç baskısına, ülkemizi hedef alan envaiçeşit terör eylemlerine rağmen istikrar, güven ve kalkınma yolunda asla sapmadan bugünlere geldik” ifadesini kullandı.

Geçen yıl 6 Şubat’ta Türkiye’nin tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadığını, 11 il ve 14 milyon insanı doğrudan sarsan depremde 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremin üzerinden daha 1 sene bile geçmeden enkazları kaldırdık. Vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyaçlarını giderdik. İnşası tamamlanan 31 binden fazla konutu depremzedelerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Tam bir yıl önce asrın felaketini yaşamış bir millet olarak dost ve kardeş ülkelerin de desteğiyle hamdolsun yaralarımızı süratle sarıyoruz. Buradan bir kez daha milletimizle dayanışmasını esirgemeyen başta Emirlikler olmak üzere tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

“TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRDÜK”

Tüm bu adımları atarken dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine yardım elini uzatmayı da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın sığınmacıya yıllardır ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Etrafı âdeta ateş çemberiyle kuşatılmış ülkemizin bugünkü konumuna gelmesi şüphesiz kolay olmadı. Türkiye’nin son çeyrek asrına mührünü vurmuş bir hükûmet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret, tecrübe ve dirayet vardır. Türkiye’yi takip edenler bu zorlu sürecin kilometre taşlarını çok iyi biliyor. Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun, yılmadan yorulmadan Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma mücadelemizi azimle sürdürdük. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.”

Çok samimi bir hissiyatını paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu, halkına siyaset yoluyla hizmet etmeye çalıştığını aktardı.

İlk gençlik yıllarında sivil toplumda başladığı mücadelesini daha sonra siyasetin farklı kademelerinde görev üstlenerek yürüttüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “1994 senesinde henüz 40 yaşında bir siyasetçiyken Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildim. Yaklaşık 4,5 yıl sürdürdüğümüz bu vazifemiz sırasında bugün bile takdirle konuşulan çok önemli hizmetlere, eserlere ve yatırımlara imza attım. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı. Ama buna rağmen İstanbul’daki başarımız, önümüzde yeni kapıların açılmasına, çok daha büyük bir başarı hikâyesinin yazılmasına vesile oldu. 2001 senesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla bugün genel başkanlığını yürüttüğümüz AK Parti’mizi kurduk. Partimizin kuruluşundan sadece 15 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerden açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendik. Hapse girdiğimizde kimi gazeteler ‘muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı ama biz insanımızın teveccühüyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaklaşık 21 yılı aşkın süredir milletimize hizmetkârlık ediyoruz.”

Bu döneme sadece ülkeye çağ atlatan eserleri, hizmetleri ve reformları sığdırmadıklarını, aynı zamanda 17 seçim zaferini de sığdırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak mayıs ayında yüzde 90’ları bulan katılım oranıyla gerçekleşen ve oldukça çekişmeli geçen seçimlerde tarihî bir başarıya daha imza attık. Şimdi de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanıyoruz. 48 gün sonra. Allah’ın izniyle bu seçimlerde 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çünkü biz geçmişte olduğu gibi şimdi de ‘insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ inancıyla çalışmalarımızı çok yoğun ve çok sıkı şekilde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bir noktayı da özellikle vurgulamam gerekiyor. Tüm bu süreçler boyunca hükûmet işlerinde daima ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize rehber edindik. Biz insanı yaşatarak, insana dokunarak, insanı yücelterek, insanların kalbini kazanarak devleti yaşattık, büyüttük, güçlendirdik. İnsanımıza sahip çıktıkça insanımız da devletine ve bize sahip çıktı. Halkımızın gücü ve desteği olmasaydı bunların hiçbirini başaramazdık. Bugün de aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. Bizim siyasette varlık gayemiz geride hayırla, şükranla ve hayır duayla yâd edilecek güzel bir miras bırakmaktır.”

“DÜNYAMIZ DEĞİŞİM, GERİLİM, KRİZLER VE KİMİ YERLERDE ÇATIŞMALARIN BİRBİRLERİNİ TETİKLEDİĞİ BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN GEÇİYOR”

Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirince kadar durmadan, dinlenmeden, zorluklar karşısında yılmadan koşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz ve ötesinde adil ve kalıcı barışa hâkim kılmak, bu vizyonumuzun temel yapı taşlarından biridir. Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünyada mümkündür. Buna gelecek nesiller başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ancak dünyamız değişim, gerilim, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların birbirlerini tetiklediği bir alacakaranlık kuşağından geçiyor” ifadelerini kullandı.

Henüz bir krizi çözmeden yenisinin patlak verdiği, sancılı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlanacağı üzere Kovid-19 salgınında bunun sağlık boyutuna şahitlik ettik. Tam tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşündüğümüz anda Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsıldık. Bu savaş, zaten ciddi belirsizliklerle boğuşan küresel ekonomi ve siyaseti çok daha büyük bir girdabın içine sürükledi. Enerji fiyatlarından gıda krizine, silahlanma yarışından düzensiz göç baskısına geniş bir alanda ilave sorunlarla yüzleştik. Türkiye, bu meydan okumaları en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. İlk günden itibaren hep barıştan, adaletten, diplomasiden ve dayanışma hâlinde sıkıntıların üstesinden gelmekten yana olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkesin sağlanması ve ardından kalıcı barışa giden yolun aralanması için elimizi taşın altına koyduk. İstanbul Süreci, tarafların bir araya gelip asgari noktalarda buluşabildiğini gösterdi. Karadeniz Girişimi, gıda krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Daha bunun gibi ateşi körüklemek yerine yangını söndürmeyi amaçlayan pek çok siyasi, diplomatik ve ekonomik hamle yaptık. Akan onca kana, yıkıma ve acıya rağmen adil bir barışın mümkün olduğuna dair inancımızı hâlen koruyoruz. İnşallah bunun için çabalarımızı yoğunlaştırarak yola devam edeceğiz” diye ekledi.

“İSRAİL ON YILLARDIR İŞGAL, GASP, YIKIM VE KATLİAM POLİTİKALARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR”

Çözüme kavuşturulamayan her meselenin zamanla büyümüş, çetrefilleşmiş bir hâlde karşılarına yeniden çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halının altına süpürülerek sorunların çözülemeyeceğini vurguladı.

Yaşanılan her hadiseyle bunun bir kez daha görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en son ve acı örneği Gazze’deki krizdir. Geçen yılın 7 Ekim’indeki hadiseden bağımsız olarak bugünkü krizin kaynağı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail on yıllardır işgal, gasp, yıkım ve katliam politikalarından vazgeçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Filistin halkının nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1948’den bugüne İsrail-Filistin haritalarına bakmak bile meselenin vahametini göstermeye yeterlidir. Biliyorsunuz tedavinin yarısı, teşhisin doğru konulmasıdır. Burada da sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm yolunu da bulamayız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin varlığını kabul etmelidir. Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçiyor. Bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dâhil, sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanında çoğu çocuk ve kadın 28 binden fazla masumun hayatına mal olan, 70 bine yakın sivilin yaralandığı, 1,5 milyondan fazla insanın göçe zorlandığı Gazze’nin büyük bir enkaz yığınına çevrildiği trajedi karşısında her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. Toplam 380 hasta ile 344 refakatçiyi Türkiye’de misafir ediyor, tedavilerini sağlıyoruz.”

“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ ASLA SAHİPSİZ, ÇARESİZ VE YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye’nin Gazzelilere yönelik işlenen savaş ve insanlık suçlarının takibi için uluslararası hukuk kulvarında atılan adımlara destek verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti nezdinde hak ve adaletin tecellisi için inisiyatif alan tüm ülkelere özellikle de Afrikalılara teşekkür etti.

Aynı şekilde 2023 Ekim ve Aralık aylarında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kararlara destek veren ülkelere de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlarını da esefle karşıladığımızı belirtmek isterim” dedi.

Bu kritik dönemde Ajansa yapılan katkıların arttırılmasının önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, Ürdün, Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan 6 milyon mülteci için can damarı olan Ajansa sahip çıkmaya davet ediyorum. Bakınız, tüm bunları sadece nüfusu Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Ajansa aynı zamanda 5 asır önce engizisyon zulmüne maruz kalan Musevilere kapısını açmış 4 asır boyunca İbrahim Halilullah düsturuyla Kudüs-ü Şerif’e hizmet etmiş bir milletin evladı olarak ifade ediyorum.”

Mevcut İsrail yönetiminin sorumsuz, pervasız ve acımasız politikalarının tüm dünyada antisemitizmi körüklediğini gördüklerini, bundan da rahatsız olarak insanlık adına endişe duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk ve kadın ölmeden bir an önce Gazze’deki katliamın durdurulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tehditler karşısında etkin küresel yönetişim, etkin iş birliği ve dayanışmanın dünyanın geleceği bakımından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİRDİ”

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hedefleri ulusal kalkınma plan, strateji ve vizyonlarının ana unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

“Bununla yetinmiyor, hedeflere ulaşmak için uluslararası çabalarda en ön saflarda yer alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuda da uluslararası toplum ne yazık ki başarılı bir sınav veremiyor. 2030 itibarıyla sıfır açlığa ulaşma hedefinden giderek uzaklaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma için yeşil dönüşümün gerekliliğinin gün geçtikçe daha net görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ortak yuva” olan dünyayı çevre felaketlerinden, atık krizinden korumanın da herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen COP28 Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne bu bilinçle katkı verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak belirledikleri “2053 itibarıyla net sıfır emisyon” hedefi ve eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılarak yürütülen Sıfır Atık projesiyle bu alandaki mesuliyetlerini yerine getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için açıkladıkları adaylık konusunda da katılımcılardan destek istedi.

“ADIMLARIMIZI ‘DİJİTAL TÜRKİYE’ VİZYONU TEMELİNDE ATMAKTAYIZ”

Yapay zekâ gibi çığır açan teknolojilerin çalışma hayatından ekonomiye, bilgiye erişimden uluslararası siyasete her alanı dönüştürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanırken beraberinde getirdiği riskleri de başarıyla yönetmenin çabası içindeyiz. Adımlarımızı ‘Dijital Türkiye’ vizyonu temelinde atmaktayız. Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite sanayi iş birliğini destekleyerek, AR-GE çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek ülkemizde güçlü bir yenilikçilik ekosistemi kurduk. Yenilikçiliğin mimarı ve taşıyıcısı olan TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Elektronik devlet kapısıyla 65 milyona yakın kullanıcının 8 bine yakın kamu hizmetine ulaşmasını sağlıyoruz. Oluşturmakta olduğumuz Türkiye dijital devlet stratejisiyle de devletin dijitalleşmesi için ana yol haritasını belirlemiş olacağız. Yapay zekânın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını yüzde 5’e bu alandaki istihdamı ise 50 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri dâhil körfez ülkelerinin dijital dönüşüm, teknoloji ve yenilikçilik alanlarında gerçekleştirdikleri hamleleri de takip ediyoruz. Bu alanlarda iş birliği ve ortaklıklarımızı geliştirmemizde fayda görüyoruz.”

Türkiye’nin uluslararası barışın teorisine ve pratiğine katkısını pekiştirmek misyonuyla hayata geçirdiği Antalya Diplomasi Forumunun 3’üncüsünün 1-3 Mart’ta düzenleneceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak temasıyla gerçekleştireceğimiz forum vesilesiyle sizleri turizmimizin başkenti Antalya’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’nin başarıyla icra edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından düzenlenen GovTech ödül törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü için yorumlar kapalı 212243

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi.

seers cmp badge