Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sahada varlık göstermeyen, masada kendine yer bulamaz” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sahada varlık göstermeyen, masada kendine yer bulamaz” için yorumlar kapalı 79267

Test ve Eğitim Gemisi Ufuk’un (A-591) Denize İniş Töreni’nde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin bulunduğu zorlu coğrafya bizim sadece ekonomide, tarımda, ticarette, sanayide değil aynı zamanda istihbaratta da çok güçlü bir konumda olmamızı şart koşuyor. Suriye kaynaklı tehditler ile Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de yaşanan gelişmeler sonrasında bu ihtiyaç daha kritik, çok daha acil hâle gelmiştir. Her zaman ifade ettiğim gibi sahada varlık göstermeyen, masada kendine yer bulamaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tuzla Tersanesinde gerçekleştirilen Test ve Eğitim Gemisi Ufuk (A-591) Denize İniş Töreni’nde yaptığı konuşmada, Millî Test ve Eğitim Gemisi Ufuk’un Türkiye’yi liderliğe taşıma iradelerinin en somut göstergesi olduğunu kaydetti.

“UFUK KORVETİ, TÜRKİYE’NİN DENİZLERDEKİ GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI OLACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1,5 yıl önce denize indirilen Kınalıada Korvetinin ardından 5’inci gemi olarak da Ufuk Korvetini denize indirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek böylece MİLGEM Projemizin en kritik halkalarından birinin daha hayata geçirildiğini söyledi.

Ufuk Korvetinin fiziki özelliklerini ve imkân kabiliyetini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, alanında liderlerden olmaya namzet korvetin ağır iklim ve deniz şartlarında uluslararası sular dâhil 45 gün boyunca kesintisiz seyir yaparak Türkiye’nin millî güvenliğine yönelik tehditleri anında tespit edebilecek özelliklere sahip olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, UFUK Korvetinin, millî imkân ve kabiliyetlerle üretilen Türkiye’nin ilk istihbarat gemisi olduğuna dikkati çekerek, “Dünyada pek az ülkenin sahip olduğu bu teknolojiye, hamdolsun Ufuk Korvetiyle artık Türkiye de kavuşmuş oluyor. Önleyici istihbaratın, özellikle sinyal istihbaratının hayati önem kazandığı günümüz dünyasında, Ufuk Korvetinin çok büyük bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Ufuk korveti, Türkiye’nin denizlerdeki gören gözü, duyan kulağı olacaktır” açıklamasında bulundu.

“ÜLKEMİZİN BULUNDUĞU ZORLU COĞRAFYA İSTİHBARATTA DA ÇOK GÜÇLÜ BİR KONUMDA OLMAMIZI ŞART KOŞUYOR”

Türkiye’nin bulunduğu zorlu coğrafyada sadece ekonomide, tarımda, ticarette, sanayide değil aynı zamanda istihbaratta da çok güçlü bir konumda olması gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Suriye kaynaklı tehditler ile Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de yaşanan gelişmeler sonrasında bu ihtiyaç, daha kritik, çok daha acil hâle gelmiştir. Her zaman ifade ettiğim gibi, sahada varlık göstermeyen, masada kendine yer bulamaz. Hem terörle mücadelede hem de Suriye’den ülkemize yönelen tehditlerin bertaraf edilmesinde bu gerçek kendini defalarca göstermiştir. Türkiye, millî güvenliğine yönelik hususlarda başkalarına umut bağladığı her dönemde hüsrana uğramıştır. Ülkemiz ne zaman kendi hedefleri, ihtiyaçları, öncelikleri ve çıkarları doğrultusunda adımları atmışsa işte o zaman başarılı olmuştur. Şayet bugün PKK terör örgütü tarihinin en büyük hezimetini yaşıyorsa, bunun sebebi terörle mücadelemizin kendi imkânlarımızla yürütülmesidir. Bir diğer önemli sebep de ülkemizin 30 yıllık terörle mücadele yönteminde yaşanan köklü paradigma değişikliğidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2015’ten itibaren “tehdidin sınırlarımız içinde yok edilmesi” yaklaşımından, “terörü kaynağında yok etme” ve “kesintisiz operasyon” stratejisine geçtiklerini vurgulayarak güvenlik güçlerinin yaz kış demeden 365 gün operasyonlar gerçekleştirdiğini, teröristlere nefes aldırmadığını söyledi.

“TÜRK SAVUNMA SANAYİNE YÖNELİK KUŞATMA HİÇBİR ZAMAN TAM ANLAMIYLA KALDIRILMADI”

Teröristleri takip ve imhada emniyet birimlerine asimetrik güç sağlayan İHA ve SİHA’ların sayısını artırdıklarını, sınır güvenliğini tahkim ederek teröristlerin Suriye, Irak ve İran’dan Türkiye’ye sızmalarının önüne geçtiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü terör saldırısına karşı koyabilecek “kalekollar” inşa edildiğini, güvenlik korucularının sayısının artırıldığını, terörle mücadelede profesyonel birimlere geçiş sağlandığını anlattı.

Güvenlik ve istihbarat birimlerini de hem insan kaynağı hem de teknolojik altyapı bakımından çok daha güçlü hâle getirdiklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece son üç yılda DEAŞ ve PKK başta olmak üzere vatandaşların canına kast eden, Türkiye’yi bölmeye, parçalamaya çalışan tüm terör örgütlerine karşı çok büyük başarılar elde edildiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin silah, mühimmat ve askerî teçhizat bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çekmiş bir ülke olduğunu dile getirerek, 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türkiye’ye uygulanan ambargolar, baskılar, tehditler ve şantajların milletin hafızasında derin izler bıraktığını, son dönemde de parası peşin ödenen uçakların dahi teslim alınamadığını üç sene süresince Amerikan patentli hiçbir silah, yedek parça, cephanenin Türkiye’ye satışına müsaade edilmediğini hatırlattı.

“TARİHİMİZDEN DERS ALARAK SAVUNMA SANAYİMİZİ GELİŞTİRMEYE, GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Türkiye’ye müttefikleri tarafından uygulanan ambargo hafiflese de Türk savunma sanayine yönelik kuşatmanın hiçbir zaman tam anlamıyla kaldırılmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün bile müttefiklerle yaşanılan en küçük anlaşmazlıklarda silah alım anlaşmalarının gündeme getirilmesini eleştirdi. “Bölgemizdeki despotları silah ve mühimmata boğanlar, konu ülkemiz olunca, kırk dereden su getiriyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyanın en eli kanlı teröristlerine silah desteği verenler, mesele Türkiye olunca, akla, hayale gelmedik engeller çıkartıyor. DEAŞ’tan PKK’ya, El Kaide’den El Şebab’a kadar Müslümanların kanını döken bütün terör örgütlerinin elinde batılı ülkeler mahreçli silahlar var. Suriye’nin kuzeyinde etnik temizlik faaliyeti yürüten PYD-YPG’li katillerin elinde müttefiklerimizin roketleri, bombaları, mühimmatları var. Böyle bir tablo karşısında Türkiye’nin eli kolu bağlı bir şekilde beklemesi, millî güvenliğini başka ülkelere havale etmesi mümkün değildir. Tarih, ders almayanlar için tekerrür eder. Biz de devlet olarak hem karşımızdaki bu tablodan hem bölgemizde yaşananlardan hem de tarihimizden ders alarak savunma sanayimizi geliştirmeye, güçlendirmeye çalışıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayiinde resmî kurumların yanı sıra özel sektöre de güçlü destekler verildiğinin altını çizerek Türkiye’nin kullandığı helikopter, füze, radar sistemleri, telsiz ve uydu teknolojisi gibi birçok teçhizatın, üreticisinin özel sektör olduğuna işaret etti.

Asıl büyük başarının kamu imkânları ile özel sektörün tecrübe ve dinamizmin birleşince yakalandığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde miadı dolmuş eski sistemlerde ısrar etmenin izahının olmadığını, eski yöntemlerde takılıp kalmanın telafisi zor zararlar verebileceğini anlattı.

“TANK-PALET FABRİKAMIZIN SATILMASI, YANİ MÜLKİYETİNİN DEVRİ ASLA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

Ana muhalefet partisi genel başkanının Sakarya’daki Tank-Palet Fabrikasına dair iddialarının millî kaygılarla, Türk Savunma Sanayisiyle ve orada çalışanların hassasiyetleriyle hiçbir ilgisi olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP Genel Başkanı, yaptığımız onca açıklamaya rağmen, inatla ve ısrarla, hâlen bu fabrikanın yabancılara satıldığı yalanını söylüyor. Tank-Palet Fabrikamızın satılması, yani mülkiyetinin devri asla söz konusu değildir. Fabrika arazisindeki her türlü taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti devlet aittir ve öyle kalacaktır” vurgusunda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu fabrikanın işletmesini alan firmanın yüzde 50-50 Türk-Katar ortaklığında bir firma olduğunu ve fabrikaya ilk etapta 40-50 milyon dolar yatırım yapacağını anlatarak yapılan işin sadece işletme hakkının 25 yıl süreyle belli şartlarla devri olduğunu, işletmeyi devralan firmanın yeni yatırımlarla fabrikayı çok daha güçlü, çok daha verimli hâle getireceğini yineledi.

Fabrikada çalışanların özlük haklarında da hiçbir gerileme yaşanmayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Olmadık iftiralarla, yalan yanlış bilgilerle milletimizin kafasını karıştırmaya çalışanlar, en büyük zararı Türk Savunma Sanayine veriyor. Bunlar, akla ve vicdana sığmayan iddialarıyla birçok başarılı projeyi hayata geçiren kamu-özel sektör iş birliğini de dinamitlemeyi hedefliyor” ifadelerini kullandı.

“BUNDAN SONRA DA TERÖR ÖRGÜTÜNE TAŞERONLUK YAPANLARIN DEĞİL, MİLLETİMİZİN NE DEDİĞİNE BAKACAĞIZ”

Savunma sanayinde özel sektör düşmanlığı yapmanın ‘Türkiye İHA üretmesin, SİHA üretmesin, korvetler, istihbarat gemileri üretmesin’ demek olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan, millet sevdalılarına Türkiye’yi dar edenlerin şimdi de kendilerine saldırdığını, başarılı özel sektör firmalarını da hedef almalarının tesadüf olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların yegâne amacı, Türkiye’yi ekonomide IMF’ye, diplomaside batıya, savunma sanayinde de belli başlı devletlere mahkûm etmektir. Bu anlayış sahipleri, bizim gözümüzde, Türkiye’yi içerden çökertmeye çalışan Truva atlarıdır. Biz şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da terör örgütüne taşeronluk yapanların değil, milletimizin ne dediğine bakacağız. Biz devletimizin beka mücadelesini baltalamaya çalışanların değil, yüreği bu ülke için çarpanların hassasiyetini dikkate alacağız. Biz FETÖ’cü alçaklara alkış tutanlara değil, 15 Temmuz gecesi göğsünü tanklara siper edenlere kulak kabartacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda Ufuk Korvetinin hayırlı olması dileklerini yineleyerek Türkiye’nin bağımsızlığı için şehit olanlara Allah’tan rahmet, gazilere de sağlık diledi.

Previous ArticleNext Article

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” “Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” için yorumlar kapalı 245686

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madinat Jumairah Mina Salam Konferans Merkezi’nde, onur konuğu olarak katıldığı “Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” teması altında düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid Al Maktum’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de onur konuğu olarak bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDİYORUZ”

“Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” temasıyla zirvenin küresel barış ve adaletin tesisine pozitif etki yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin temasıyla uyumlu şekilde Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüyle birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” diye konuştu.

Doğru değerlerle yola çıkıldığında büyük dönüşümlerin nasıl başarıldığını bugüne kadar gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıllık iktidarları döneminde Türkiye’yi her alanda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüterek ileriye taşıdıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl öncesinin Türkiye’sini hatırlayanlar ile bugünün Türkiye’sini görenlerin ülkenin kısa sürede nasıl büyük bir başarı hikâyesi yazdığını, nasıl sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini kabul ve takdir ettiğini vurguladı.

“Bugün büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası alanda artan etkinliğiyle, diplomasi kulvarında elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeği var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevremizde yıllardır devam eden sıcak çatışmalara, terör ve istikrarsızlık dolayısıyla maruz kaldığımız göç baskısına, ülkemizi hedef alan envaiçeşit terör eylemlerine rağmen istikrar, güven ve kalkınma yolunda asla sapmadan bugünlere geldik” ifadesini kullandı.

Geçen yıl 6 Şubat’ta Türkiye’nin tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadığını, 11 il ve 14 milyon insanı doğrudan sarsan depremde 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremin üzerinden daha 1 sene bile geçmeden enkazları kaldırdık. Vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyaçlarını giderdik. İnşası tamamlanan 31 binden fazla konutu depremzedelerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Tam bir yıl önce asrın felaketini yaşamış bir millet olarak dost ve kardeş ülkelerin de desteğiyle hamdolsun yaralarımızı süratle sarıyoruz. Buradan bir kez daha milletimizle dayanışmasını esirgemeyen başta Emirlikler olmak üzere tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

“TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRDÜK”

Tüm bu adımları atarken dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine yardım elini uzatmayı da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın sığınmacıya yıllardır ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Etrafı âdeta ateş çemberiyle kuşatılmış ülkemizin bugünkü konumuna gelmesi şüphesiz kolay olmadı. Türkiye’nin son çeyrek asrına mührünü vurmuş bir hükûmet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret, tecrübe ve dirayet vardır. Türkiye’yi takip edenler bu zorlu sürecin kilometre taşlarını çok iyi biliyor. Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun, yılmadan yorulmadan Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma mücadelemizi azimle sürdürdük. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.”

Çok samimi bir hissiyatını paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu, halkına siyaset yoluyla hizmet etmeye çalıştığını aktardı.

İlk gençlik yıllarında sivil toplumda başladığı mücadelesini daha sonra siyasetin farklı kademelerinde görev üstlenerek yürüttüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “1994 senesinde henüz 40 yaşında bir siyasetçiyken Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildim. Yaklaşık 4,5 yıl sürdürdüğümüz bu vazifemiz sırasında bugün bile takdirle konuşulan çok önemli hizmetlere, eserlere ve yatırımlara imza attım. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı. Ama buna rağmen İstanbul’daki başarımız, önümüzde yeni kapıların açılmasına, çok daha büyük bir başarı hikâyesinin yazılmasına vesile oldu. 2001 senesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla bugün genel başkanlığını yürüttüğümüz AK Parti’mizi kurduk. Partimizin kuruluşundan sadece 15 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerden açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendik. Hapse girdiğimizde kimi gazeteler ‘muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı ama biz insanımızın teveccühüyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaklaşık 21 yılı aşkın süredir milletimize hizmetkârlık ediyoruz.”

Bu döneme sadece ülkeye çağ atlatan eserleri, hizmetleri ve reformları sığdırmadıklarını, aynı zamanda 17 seçim zaferini de sığdırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak mayıs ayında yüzde 90’ları bulan katılım oranıyla gerçekleşen ve oldukça çekişmeli geçen seçimlerde tarihî bir başarıya daha imza attık. Şimdi de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanıyoruz. 48 gün sonra. Allah’ın izniyle bu seçimlerde 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çünkü biz geçmişte olduğu gibi şimdi de ‘insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ inancıyla çalışmalarımızı çok yoğun ve çok sıkı şekilde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bir noktayı da özellikle vurgulamam gerekiyor. Tüm bu süreçler boyunca hükûmet işlerinde daima ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize rehber edindik. Biz insanı yaşatarak, insana dokunarak, insanı yücelterek, insanların kalbini kazanarak devleti yaşattık, büyüttük, güçlendirdik. İnsanımıza sahip çıktıkça insanımız da devletine ve bize sahip çıktı. Halkımızın gücü ve desteği olmasaydı bunların hiçbirini başaramazdık. Bugün de aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. Bizim siyasette varlık gayemiz geride hayırla, şükranla ve hayır duayla yâd edilecek güzel bir miras bırakmaktır.”

“DÜNYAMIZ DEĞİŞİM, GERİLİM, KRİZLER VE KİMİ YERLERDE ÇATIŞMALARIN BİRBİRLERİNİ TETİKLEDİĞİ BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN GEÇİYOR”

Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirince kadar durmadan, dinlenmeden, zorluklar karşısında yılmadan koşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz ve ötesinde adil ve kalıcı barışa hâkim kılmak, bu vizyonumuzun temel yapı taşlarından biridir. Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünyada mümkündür. Buna gelecek nesiller başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ancak dünyamız değişim, gerilim, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların birbirlerini tetiklediği bir alacakaranlık kuşağından geçiyor” ifadelerini kullandı.

Henüz bir krizi çözmeden yenisinin patlak verdiği, sancılı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlanacağı üzere Kovid-19 salgınında bunun sağlık boyutuna şahitlik ettik. Tam tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşündüğümüz anda Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsıldık. Bu savaş, zaten ciddi belirsizliklerle boğuşan küresel ekonomi ve siyaseti çok daha büyük bir girdabın içine sürükledi. Enerji fiyatlarından gıda krizine, silahlanma yarışından düzensiz göç baskısına geniş bir alanda ilave sorunlarla yüzleştik. Türkiye, bu meydan okumaları en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. İlk günden itibaren hep barıştan, adaletten, diplomasiden ve dayanışma hâlinde sıkıntıların üstesinden gelmekten yana olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkesin sağlanması ve ardından kalıcı barışa giden yolun aralanması için elimizi taşın altına koyduk. İstanbul Süreci, tarafların bir araya gelip asgari noktalarda buluşabildiğini gösterdi. Karadeniz Girişimi, gıda krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Daha bunun gibi ateşi körüklemek yerine yangını söndürmeyi amaçlayan pek çok siyasi, diplomatik ve ekonomik hamle yaptık. Akan onca kana, yıkıma ve acıya rağmen adil bir barışın mümkün olduğuna dair inancımızı hâlen koruyoruz. İnşallah bunun için çabalarımızı yoğunlaştırarak yola devam edeceğiz” diye ekledi.

“İSRAİL ON YILLARDIR İŞGAL, GASP, YIKIM VE KATLİAM POLİTİKALARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR”

Çözüme kavuşturulamayan her meselenin zamanla büyümüş, çetrefilleşmiş bir hâlde karşılarına yeniden çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halının altına süpürülerek sorunların çözülemeyeceğini vurguladı.

Yaşanılan her hadiseyle bunun bir kez daha görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en son ve acı örneği Gazze’deki krizdir. Geçen yılın 7 Ekim’indeki hadiseden bağımsız olarak bugünkü krizin kaynağı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail on yıllardır işgal, gasp, yıkım ve katliam politikalarından vazgeçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Filistin halkının nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1948’den bugüne İsrail-Filistin haritalarına bakmak bile meselenin vahametini göstermeye yeterlidir. Biliyorsunuz tedavinin yarısı, teşhisin doğru konulmasıdır. Burada da sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm yolunu da bulamayız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin varlığını kabul etmelidir. Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçiyor. Bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dâhil, sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanında çoğu çocuk ve kadın 28 binden fazla masumun hayatına mal olan, 70 bine yakın sivilin yaralandığı, 1,5 milyondan fazla insanın göçe zorlandığı Gazze’nin büyük bir enkaz yığınına çevrildiği trajedi karşısında her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. Toplam 380 hasta ile 344 refakatçiyi Türkiye’de misafir ediyor, tedavilerini sağlıyoruz.”

“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ ASLA SAHİPSİZ, ÇARESİZ VE YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye’nin Gazzelilere yönelik işlenen savaş ve insanlık suçlarının takibi için uluslararası hukuk kulvarında atılan adımlara destek verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti nezdinde hak ve adaletin tecellisi için inisiyatif alan tüm ülkelere özellikle de Afrikalılara teşekkür etti.

Aynı şekilde 2023 Ekim ve Aralık aylarında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kararlara destek veren ülkelere de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlarını da esefle karşıladığımızı belirtmek isterim” dedi.

Bu kritik dönemde Ajansa yapılan katkıların arttırılmasının önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, Ürdün, Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan 6 milyon mülteci için can damarı olan Ajansa sahip çıkmaya davet ediyorum. Bakınız, tüm bunları sadece nüfusu Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Ajansa aynı zamanda 5 asır önce engizisyon zulmüne maruz kalan Musevilere kapısını açmış 4 asır boyunca İbrahim Halilullah düsturuyla Kudüs-ü Şerif’e hizmet etmiş bir milletin evladı olarak ifade ediyorum.”

Mevcut İsrail yönetiminin sorumsuz, pervasız ve acımasız politikalarının tüm dünyada antisemitizmi körüklediğini gördüklerini, bundan da rahatsız olarak insanlık adına endişe duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk ve kadın ölmeden bir an önce Gazze’deki katliamın durdurulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tehditler karşısında etkin küresel yönetişim, etkin iş birliği ve dayanışmanın dünyanın geleceği bakımından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİRDİ”

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hedefleri ulusal kalkınma plan, strateji ve vizyonlarının ana unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

“Bununla yetinmiyor, hedeflere ulaşmak için uluslararası çabalarda en ön saflarda yer alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuda da uluslararası toplum ne yazık ki başarılı bir sınav veremiyor. 2030 itibarıyla sıfır açlığa ulaşma hedefinden giderek uzaklaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma için yeşil dönüşümün gerekliliğinin gün geçtikçe daha net görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ortak yuva” olan dünyayı çevre felaketlerinden, atık krizinden korumanın da herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen COP28 Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne bu bilinçle katkı verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak belirledikleri “2053 itibarıyla net sıfır emisyon” hedefi ve eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılarak yürütülen Sıfır Atık projesiyle bu alandaki mesuliyetlerini yerine getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için açıkladıkları adaylık konusunda da katılımcılardan destek istedi.

“ADIMLARIMIZI ‘DİJİTAL TÜRKİYE’ VİZYONU TEMELİNDE ATMAKTAYIZ”

Yapay zekâ gibi çığır açan teknolojilerin çalışma hayatından ekonomiye, bilgiye erişimden uluslararası siyasete her alanı dönüştürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanırken beraberinde getirdiği riskleri de başarıyla yönetmenin çabası içindeyiz. Adımlarımızı ‘Dijital Türkiye’ vizyonu temelinde atmaktayız. Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite sanayi iş birliğini destekleyerek, AR-GE çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek ülkemizde güçlü bir yenilikçilik ekosistemi kurduk. Yenilikçiliğin mimarı ve taşıyıcısı olan TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Elektronik devlet kapısıyla 65 milyona yakın kullanıcının 8 bine yakın kamu hizmetine ulaşmasını sağlıyoruz. Oluşturmakta olduğumuz Türkiye dijital devlet stratejisiyle de devletin dijitalleşmesi için ana yol haritasını belirlemiş olacağız. Yapay zekânın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını yüzde 5’e bu alandaki istihdamı ise 50 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri dâhil körfez ülkelerinin dijital dönüşüm, teknoloji ve yenilikçilik alanlarında gerçekleştirdikleri hamleleri de takip ediyoruz. Bu alanlarda iş birliği ve ortaklıklarımızı geliştirmemizde fayda görüyoruz.”

Türkiye’nin uluslararası barışın teorisine ve pratiğine katkısını pekiştirmek misyonuyla hayata geçirdiği Antalya Diplomasi Forumunun 3’üncüsünün 1-3 Mart’ta düzenleneceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak temasıyla gerçekleştireceğimiz forum vesilesiyle sizleri turizmimizin başkenti Antalya’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’nin başarıyla icra edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından düzenlenen GovTech ödül törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü için yorumlar kapalı 212243

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi.

seers cmp badge