Cumhurbaşkanı Erdoğan“Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır” 0 93552

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye konulu Üçlü Zirve Toplantısı’nın ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, “Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır ama bir an önce Münbiç terör örgütlerinden boşaltılmalı ve İdlib’de terör örgütlerine oyun sahası bırakılmamalıdır. Bu toprakların sahibi Suriye’nin halkıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, gerçekleştirdikleri Suriye konulu Üçlü Zirve Toplantısının ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Rusya’nın Soçi kentinde, Sanatoryum Rus’ta düzenlenen toplantıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan zirveye ilişkin açıklamalarda bulundu.

“SURİYE’DE YENİ İNSANİ KRİZ VE DRAMLARIN YAŞANMASINI İSTEMİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantısında verimli, başarılı ve samimi görüşmeler gerçekleştirdiklerini; Suriye’de barış ve istikrar ortamının tesisi yönünde yürütülen ortak çalışmaları, çatışmaların sona erdirilmesi için atılabilecek adımları istişare ettiklerini söyledi.

İdlib başta olmak üzere Suriye’deki ateşkesin sağlanmasının ana gündem maddeleri arasında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye halkı özellikle İdlib’de hayata tutunmaya çalışan kardeşlerimiz son 8 yılda yeterince acı çektiler, çok ciddi bedeller ödediler. Ne İdlib’de, ne de Suriye’nin başka bölgelerinde yeni insani krizlerin, yeni dramların yaşamasını istemiyoruz” dedi.

Türkiye’nin, sahanın zorluğuna, kimi ülkelerin kışkırtmalarına rağmen İdlib’de sükûnetin muhafazası için olağanüstü çaba harcadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib muhtırasıyla üzerlerine düşeni yapmaya devam edeceklerini, Suriye rejiminin de ateşkese uyması noktasındaki beklentilerini Rus ve İranlı mevkidaşlarına ilettiğini kaydetti.

“ÇEKİLME SÜRECİNİN BİR GÜÇ BOŞLUĞUNA MAHAL VERMEDEN YÜRÜTÜLMESİ ŞARTTIR”

“İdlib gerginliği azaltma bölgesi statüsünün korunması ve bölgedeki provokatif girişimlere karşı ortak mücadele etme kararlılığımızı teyit ettik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Suriye’den çekilme kararının gerçekleşmesinin son derece önemli olduğunu, çekilme sürecinin terör örgütleri PYD-YPG ve DEAŞ’ın istismar edeceği bir güç boşluğuna mahal vermeden yürütülmesinin şart olduğuna vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Astana Platformu kapsamındaki iş birliği temelinde, ABD’nin çekilme sürecinde Rusya ve İran ile yakın eşgüdüme önem verdiklerine işaret ederek, sürecin hem terör tehdidini bertaraf eden hem de Suriye’nin toprak bütünlüğünü gözeten bir anlayışla ele alınması gerektiğini; kurulacak güvenli bölgenin de terör örgütlerinin serpilip büyüyeceği bir alan olarak taahhüt edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Türkiye’nin güney sınırı boyunca bir terör koridoru oluşmasına izin vermeyeceklerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güvenli bölge tesisi dahil bu yönde atacağımız adımlara Astana ortaklarımızın desteğini bekliyoruz. Bunun yanında 98’deki Adana Mutabakatı çerçevesi içerisinde de geleceğimizi buna göre yorumladığımızı da ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

“SURİYE KRİZİNE SİYASİ ÇÖZÜM UMUTLARI HİÇ BU KADAR FİLİZLENMEMİŞTİ”

Suriye’de Birleşmiş Milletler ile koordinasyon hâlinde muteber ve dengeli bir anayasa komitesinin en kısa sürede faaliyete geçmesini arzu ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üç garantör ülke olarak bugüne kadar siyasi çözüm yolunda gerçekten ciddi mesafeler aldık. Suriye krizine siyasi çözüm umutları daha önce hiç bu kadar filizlenmemişti. Denizi geçmişken şimdi derede boğulamayız. Kaos ve sürdürülebilir istikrarsızlıktan beslenen çevrelere rağmen süreci muhakkak başarıya ulaştırmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile Suriye’deki anayasa komitesinin kuruluş sürecinin en kısa sürede tamamlanması için de mutabakata vardıklarını bildirdi.

Zirvede Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşü konusunu da görüştüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,6 milyon Suriyeliyi misafir eden bir ülke olarak dünyada en fazla mülteciye kucak açan ülke olduğunu, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı bölgelerine bugüne kadar 310 bin Suriyelinin geri döndüğünü ve bu insanların Türkiye’nin güvenli hâle getirdiği alanlarda terör korkusu duymadan kendi vatanlarında özgür bir şekilde hayatlarını sürdürdüklerini anlattı.

Geri dönüşlerin önünü açan bu modelin terörden arındırılmasını müteakip Münbiç’e ve Fırat Nehrinin doğusunda da tatbik edilebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, adil yük paylaşımı çerçevesinde uluslararası toplumdan bu konuda elini taşın altına koymasını beklediklerini ancak maalesef bu noktada çok ciddi bir zafiyet yaşandığını kaydetti.

“Mülteci meselesini sürekli gündemde tutanlar, iş sorumluluk üstlenmeye gelince ne yazık ki ortada görünmüyorlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü zirveden çıkan sonuçların Suriye’de barış ve istikrar ortamının tesisine katkıda bulunmasını temenni etti.

“SURİYE İHTİLAFININ ÇÖZÜME KAVUŞTURULMASINA YÖNELİK ÇABALARIMIZI SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üç garantör ülke olarak Suriye ihtilafının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararı temelinde çözüme kavuşturulmasına yönelik çabalarımızı sürdürmekte kararlıyız. Zirve toplantılarını devam ettirmek hususunda da Sayın Putin ve Sayın Ruhani ile mutabıkız. Bu vesileyle bir sonraki zirve toplantımıza önümüzdeki aylarda Türkiye’de ev sahipliği yapma arzumuzu da kendileriyle paylaştım” diyerek açıklamalarını bitirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun zirvede İdlib’in geleceğinin ne olacağı ve toplantıda bu konuya ilişkin nelerin konuşulduğuna ilişkin sorusu üzerine, zirvede Suriye meselesinin birkaç başlık altında ele alındığını işaret ederek, şunları kaydetti: “Bir; Suriye, Türkiye’nin 910 kilometrelik sınır bir ülke olması hasebiyle bizim güneyimizde, Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmaya çalışılmıştı. Tabi bu terör koridorunu yıkmak, ortadan kaldırmak bizim birinci görevimizdi, çünkü sürekli oradan güvenliğimizi tehdit eden bir durum söz konusuydu.

Bir diğeri ise; Halep meselesi. Halep’te çok ciddi iltica hareketi oldu ve Halep adeta boşaltıldı. Benzer bir olay İdlib’de olacaktı, İdlib’de müşterek müdahalemiz, özellikle Rusya ile beraber, İdlib’deki bu göç olayını, bu ilticayı engelledi ve 300-400 bin insan şu anda topraklarında. Ama oradaki terör örgütlerine karşı da tavırlı durmaya mecburuz. Cerablus’ta, Afrin’de yine bu terör örgütleriyle ciddi mücadeleler verildi, şimdi ise malum Fırat’ın doğusu-batısı söz konusu, bu konuyla ilgili üçlü Astana Süreci olarak bir adımın içerisindeyiz. Temennimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlayarak bir an önce kurulacak anayasa komitesiyle neticeye varmaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’den çekilme kararı alan ABD, ülkenin kuzeydoğusunda gözlemci misyonu başlatılması seçeneğini NATO müttefikleriyle görüştüğünü açıkladı. Bu konuda görüşleriniz nedir?” sorusuna da şöyle cevap verdi:

“SAYIN TRUMP’IN MESAİ ARKADAŞLARININ AYNI GÖRÜŞLERİ PAYLAŞMADIĞINI GÖRÜYORUZ”

“ABD’nin bu geri çekilme ifadeleri Sayın Trump’a ait, fakat Sayın Trump’ın mesai arkadaşlarının aynı düşünceleri, aynı görüşleri maalesef paylaşmadığını görüyoruz. Eğer bu kararlı bir adımsa ve söylendiği andan itibaren bu adım atılmış olsa herhalde şu anda çok daha farklı bir mesafe alınma durumu olurdu. Şimdi ise Nisan konuşuluyor, Mayıs konuşuluyor, ne olacağı şu anda meçhul, bilinmiyor. Ve bu konuyla ilgili olarak da atılacak adımların Astana sürecindeki üçlü ülkeler olarak bunun da tabi ki takipçisiyiz. Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır ama bir an önce Münbiç’in terör örgütlerinden boşaltılmasıdır ve aynı şekilde İdlib’de terör örgütlerine oyun sahası bırakılmamalıdır ve böylece bu toprakların sahibi Suriye’nin halkıdır, Suriye halkına buraların teslim edilmesidir.”

Birleşmiş Milletler Fransa, Almanya, Britanya ve İngiltere daimi temsilcilerinin BM Genel Sekreterine Suriye’deki anayasa komitesiyle ilgili bir mektup yazarak, süreci baltalamaya çalıştıklarının anımsatılarak, durumun değişip değişmediğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anayasa komitesi konusundaki çalışmalarda tabi beklediğimiz hız henüz yok. Fakat son zamanlarda malum Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Suriye’deki temsilcisinin bir çalışması, gayreti var. Temenni ediyorum, bir an önce bu komite oluşsun ki Suriye halkı kendi geleceğini, kendi iradesiyle teyit etme, tespit etme kararını verebilsin” ifadesini kullandı.

Astana Süreci’ndeki paydaşlar olarak hesaplarının Cenevre’ye bir alternatif olmadığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün derdimiz işlemeyen bir Cenevre sürecine karşı işleyen bir Astana sürecini ortaya koymaktır, bunun çalışmasını şu ana kadar yaptık, yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz” dedi.

“TEMENNİM ODUR Kİ, HARABEYE DÖNMÜŞ OLAN SURİYE’Yİ YENİDEN AYAĞA KALDIRIRIZ”

Mülteciler için beklenen insani yardımların gelmediğini, Avrupa Birliği’nin söz verdiği 3+3 milyar Avro’dan sadece 1 milyon 750 milyon Avro’nun geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Göç Mülteciler Komiserliği’nden de 750 milyon Dolar gibi bir miktarın geldiğini, bütün bunlara rağmen Türkiye’nin kendi bütçesinden yaptığı harcamanın 35 milyar Doları bulduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı lafa gelince lafı yapıyor, bakıyorsunuz Körfez’de çok konuşanlar var, konuşuyor, para da bol, silaha vesaireye çok ciddi rakamlar harcanıyor, ama bu tür yerlere gelince şu anda beklenen rakamlar yok. Temennim odur ki, harabeye dönmüş olan Suriye’yi yeniden ayağa kaldırırız” sözlerine yer verdi.

RUSYA LİDERİ PUTİN: “ABD ASKERLERİ SURİYE’DEN ÇEKİLECEKSE BU SURİYE’NİN İSTİKRARINA KATKI SAĞLAYACAKTIR”

Rusya Devlet Başkanı Putin de Türkiye, Rusya ve İran tarafından yürütülen Astana formatının önemine işaret ederek, Suriye’de nihai barışın sağlanması ve istikrarın sağlanması için çalışmaların sürdürüleceğini, dışişleri bakanların bölge ülkelerinin de bu formata gözlemci olarak katılmaları için çalışmalar yapacaklarını söyledi.

Suriye’deki insani sorunların çözümü için çalışmaları sürdüreceklerine vurgu yapan Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye’deki insani sorunların çözümü konusunda uluslararası topluma ve BM’ye çağrıda bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin, “Anayasa komitesine katılacak isimlerin listesi neredeyse tamamlandı ve nihai onay bekleniyor. Eminiz ki Suriye’de siyasi çözüm sürecinin ilerletilmesi, Şam’ın Arap ülkeleriyle ilişkilerinin normalleşmesine de katkı sağlayacaktır” dedi.

Zirve’de terörle mücadeleyi de değerlendirdiklerini sözlerine ekleyen Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye’de ateşkesin sağlanmasının terörle mücadeleye bir zarar vermemesi gerektiğini kaydetti. Rusya Devlet Başkanı Putin, “ABD askerleri Suriye’den çekilecekse bu Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacaktır. Suriye’de nihai barışın sağlanması ve istikrarın sağlanması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Türkiye’nin güneyine yönelik güvenlik endişelerini anlayışla karşıladıklarını belirterek, “Bu konuda Türkiye ve Suriye arasındaki ilgili anlaşma temel olabilir. Bu anlaşmada ortak terörle mücadele prensipleri belirlenmiştir. Savunma bakanlıklarımız ve istihbarat birimlerimiz bu konuda temastalar” diye konuştu.

İRAN CUMHURBAŞKANI RUHANİ: “ASIL ÖNEMLİ OLAN SURİYELİLERİN KENDİ GELECEKLERİNE KENDİLERİNİN KARAR VERMESİ”

İran Cumhurbaşkanı Ruhani de “Üç garantör, çatışmaların azalması ve Suriye’nin istikrarının sağlanması için çabalarına devam edecek” dedi.

ABD’nin Suriye’deki terör örgütü DEAŞ militanlarının bir kısmını Afganistan’a naklettiğini söyleyen İran Cumhurbaşkanı Ruhani, bu konuda çok tedirgin olduklarını, ABD’nin görünüşte terörle mücadele ettiğini iddia ederken arka planda teröristlere yardım ettiğini söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ABD’nin Suriye’ye müdahalelerini sürdüreceğini ifade ederek, “Bizim için kaç ABD personelinin Suriye’de bulunduğunun önemi yok, asıl önemli olan Suriyelilerin kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesidir. Kürtler Suriye’nin bir parçasıdır ve Suriye bir millete aittir, iki millete değil” şeklinde konuştu.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Türkiye’nin güvenliğinin önemli olduğunu vurgulayarak, “Türkiye hükûmetinin Suriye konusunda müsterih olması lazım. Biz Suriye’nin komşu ülkeleriyle kardeşçe ve dostça ilişkiler kurmasını istiyoruz. Suriye için uzun vadeli bir güvenlik sağlayabiliriz. Hepimizin Suriye’nin toprak bütünlüğüne dikkat etmemiz gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, “Fırat’ın doğusu ve İdlib, temizlendikten sonra Suriye hükûmetine geri verilmeli. ABD Suriye’den tam olarak çıkarsa kesinlikle Suriye halkı için mutluluk verici olacaktır. Afganistan’dan ve Irak’tan karar verip çıkarsa o bölgelerin halkları için çok mutluluk verici olacaktır” diye konuştu.

Ortak basın toplantısından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani, akşam yemeğinde bir araya geldi.

DÖRTLÜ GÖRÜŞME

Akşam yemeğinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile bir araya gelerek dörtlü bir görüşme de gerçekleştirdi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Eğitim, istikbalimizi üzerine bina ettiğimiz ana sütundur” 0 88783

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim çalışanları ile iftar programında yaptığı konuşmada, “Eğitim, istikbalimizi üzerine bina ettiğimiz ana sütundur. Eğitimi ihmal eden, ikinci plana atan toplumların kendilerine aydınlık ve müreffeh bir gelecek inşa etmeleri mümkün değildir” dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda düzenlenen iftar programında eğitim çalışanlarıyla bir araya geldi.

Konuşmasının başında tüm vatandaşların Ramazan-ı Şerif’ini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan ayının bu sene de Suriye ve Türkiye’nin gönül coğrafyasında yaşanan dramlar, açlık, kıtlık ve savaş nedeniyle buruk geçtiğini kaydetti.

“İNŞALLAH BU RAMAZAN, İSLAM DÜNYASINDA HUZUR İKLİMİNİN HÂKİM OLDUĞU YENİ BİR DÖNEME VESİLE OLUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kıblemiz Kudüs’te ve İsrail’in açık hava hapishanesine çevirdiği Gazze’de Filistinli kardeşlerimizin maruz kaldığı zulümler ne yazık ki iftar sofralarımızın mutluluğunu doyasıya yaşamamıza mani oluyor. Türkiyeli Müslümanlar olarak duamız, Filistinli, Yemenli, Afganistanlı, Afrikalı, Asyalı, Arakanlı kardeşlerimizle beraberdir. İnşallah bu Ramazan zulümlerin son bulduğu, iç savaşların sona erdiği, İslam dünyasında yeniden kardeşlik ve huzur ikliminin hakim olduğu yeni bir döneme vesile olur” duasında bulundu.

“Eğitim, istikbalimizi üzerine bina ettiğimiz ana sütundur. Eğitimi ihmal eden, ikinci plana atan toplumların kendilerine aydınlık ve müreffeh bir gelecek inşa etmeleri mümkün değildir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, güçlü toplum, güçlü ülke idealine ancak beşeri sermayenin iyi değerlendirilmesi, nitelikli eğitim-öğretim sürecinden geçirilmesiyle ulaşılabileceğini kaydetti.

“BÜTÇEDE ASLAN PAYINI DAİMA EĞİTİME VERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yıldır eğitim-öğretimin en öncelikli gündem maddeleri olduğuna vurgu yaparak, bütçede aslan payını daima eğitime verdiklerini, eğitim alanında tarihi nitelikte pek çok adım attıklarını söyledi.

Meseleye ideolojik ön yargılar yerine objektif kriterlerle yaklaşan herkesin Türkiye’nin eğitim altyapısında kat ettiği mesafeyi kabul ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Eğitim özü itibarıyla dinamik bir süreç olduğu için sürekli yenilik, yenilenme gerektirir, dünyada hiçbir ülke bu alanda mükemmel konumda olduğunu iddia edemez, her şeyi bitirdim diyemez, çünkü dinamik bir yapı var. Biz nasıl daha iyi, daha nitelikli, daha kaliteli bir eğitim arayışındaysak, dünyanın gelişmiş ülkeleri de benzer arayışlar içerisinde.”

“EĞİTİMDE MÜKEMMELE ULAŞMA ÇABASI, ALKIŞLANACAK BİR TAVIRDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz nasıl sürekli kendimizi geliştirmek için çalışıyorsak, diğer toplumlar da aynı gayreti sarf ediyor. Hükûmet olarak sürekli kendimizi tartıyor, muhasebemizi yapıyor, tespit ettiğimiz sıkıntıları gidermeye çalışıyoruz. Bunun adı, birilerinin iddia ettiği gibi eğitimi yapboz tahtasına dönüştürmek değil, reform iradesini kararlılıkla sürdürmektir. Bunun adı, istikbalimiz olan evlatlarımızı geleceğin şartlarına, geleceğin ihtiyaçlarına daha iyi hazırlamak hedefiyle vizyoner davranmaktır. Eğitimde mükemmele ulaşma çabası eleştirilecek, yerilecek bir tavır değil, tam aksine takdir edilecek, alkışlanacak bir tavırdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin içeriğini geliştirmek konusunda diğer alanlarda kat edilen mesafenin biraz gerisinde kalındığını kabul ederek, bu konudaki eksikliklerin giderilmesindeki azim ve kararlılıklarından ise en küçük bir eksilme olmadığını vurguladı.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve ekibinden söz konusu eksiklikleri giderme konusunda büyük beklentiler olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu doğrultuda yürüteceği tüm çalışmalarda kendisinin yanında olduğumu özellikle belirtmek istiyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yılda yapılan bütün yatırımların Türkiye’yi 2023 hedefleriyle 2053 ve 2071 vizyonunu hayata geçirme noktasında hazır hâle getirdiğine inandığını dile getirerek, “Müfredata dair kapsamlı ve iyi hazırlanmış projelerimizi devreye alabiliriz. Geçtiğimiz hafta Millî Eğitim Bakanlığımızca açıklanan yeni eğitim reformunun bu yönde atılmış kıymetli bir adım olduğunu düşünüyorum. Eğitim camiamızın tüm paydaşlarının katıklarıyla hazırlanan bu paket, öğrencilerimizin kişisel kabiliyetlerinin geliştirilmesinden öğretmenlerimizin verimli ders işlemesine kadar pek çok önemli değişikliği içeriyor” açıklamasında bulundu.

“EĞİTİM KONUSUNDA MESELEYİ İDEOLOJİK ZEMİNE ÇEKMEK, HİÇ KİMSEYE BİR YARAR SAĞLAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitim gibi 82 milyonun tamamını ilgilendiren bir konuda meseleyi ideolojik zemine çekmek, yapıcı davranmak yerine yıkıcı olmak hiç kimseye bir yarar sağlamaz. Eğitimi siyasi hesaplaşma aracı hâline dönüştürmek, açık söylüyorum, en büyük zararı eğitimcilerimize ve evlatlarımıza verecektir. Yalan yanlış bilgilerle milletimizin aklını bulandırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur” uyarısında bulundu.

Eğitim reformunun, “sayısı az, ama sesi çok çıkan” çevrelerce sabote edilmesine, farklı yönlere çekilmesine izin vermeyeceklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin evlatları için ne iyiyse, ne doğruysa, hangi program faydalıysa onu hayata geçirmenin gayretinde olacaklarını dile getirdi.

“ÖĞRETMENLERİMİZE YÖNELİK ŞİDDETİ ASLA TASVİP ETMİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknolojideki ve iletişimdeki gelişmelerin, topluma yabancı bazı hastalıkların da millî bünyeye sirayet etmesine neden olduğuna dikkati çekerek, şiddettin özendirildiği dizilerin, şiddet içeren filmlerin ve sanal oyunların, özellikle gençlerin zihin kodlarını tahrip ettiğine işaret etti.

Toplumda fiziki ve sözlü şiddetin yaygınlaştığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimcilerin de maruz kaldığı şiddet olaylarının son derece üzüntü verici olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Cumhurbaşkanı olarak öğretmenlerimize yönelik şiddeti asla tasvip etmediğimi burada altını çizerek ifade etmek istiyorum. Bu konuda en küçük bir müsamahamız yoktur, olamaz, bizim kültürümüzde öğretmene el kalkmaz, öğretmenin eli öpülür” dedi.

Türkiye ve Türk milletine asla yakışmayan şiddet sorununun hep birlikte üstesinden gelineceğine olan inancını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “İnşallah bundan sonra çalışma şartlarından özlük haklarınıza kadar sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Ekonomimiz büyüdükçe, ülkemizin imkânları genişledikçe oluşan katma değerden sizler de hak ettiğiniz payı alacaksınız” diye konuştu.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu Ankara

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Adaletin olmadığı bir devlet eninde sonunda yıkılıp gitmeye mahkûmdur” 0 94571

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı Kura Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Devlet; adalet üzerinde yükselir, gelişir, güçlenir, büyür. Adaletin olmadığı bir devlet, tıpkı temelsiz bir bina gibi, eninde sonunda yıkılıp gitmeye mahkûmdur. İlk insandan beri devam eden adalet arayışı, kıyamete kadar da sürecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı Kura Töreni’ne katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan, hâkim ve savcı adaylarına hitaben bir konuşma yaptı.

“DEVLET ADALET ÜZERİNDE YÜKSELİR VE GELİŞİR”

Yeni görev başlayacak hâkim ve savcılara “Adalet mülkün temelidir” sözünü anımsatarak, bu sözün tüm hayatları boyunca rehber olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet adalet üzerinde yükselir, gelişir, güçlenir, büyür. Adaletin olmadığı bir devlet tıpkı temelsiz bir bina gibi eninde sonunda yıkılıp gitmeye mahkumdur” dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası platformlarda “dünya 5’ten büyüktür” çağrısını yinelediğini belirterek, “Aslında bu bir adalet arayışının tezahürüdür, gereğidir. Çünkü şu anda dünya 5’ten ne yazık ki büyük olmadığını iddia eden ve dünyayı bir ülkenin iki dudağı arasına mahkûm eden bir anlayış, bir yapı, adil bir yapı olamaz” ifadesini kullandı.

Adalet dağıttığını söyleyenlerin sadece insanlığa nasihat verdiğini, insanlığı aldattığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu çağrıyı yaşanan nice zulümlerin sebebi olan uluslararası sistemdeki adaletsizliğe karşı dünyadaki tüm mazlumların sesi olarak dile getiriyoruz. Aynı şekilde bölgemizdeki katliamlardan, çatışmalardan, saldırılardan kaçan milyonlarca insana kucak açmamızın gerisinde de adalete, merhamete, bizi insan yapan tüm değerlere olan saygımız, bağlılığımız vardır. Devlet ve millet tarihimiz baştan sona kadar bu asil duruşun tezahürleriyle örülmüştür. Bize her vesileyle adaleti, adaletle davranmayı emreden Allah’ın ipine sıkı sıkıya sarıldığımız dönemler hep altın çağlarımız olmuştur. Buna karşılık adalet konusundaki hassasiyetimizi kaybettiğimiz dönemlerde felaketler ardı ardına gelmiştir, kapımıza dayanmıştır.”

“ZİHİNLERİNİ VE KALPLERİNİ SAPKIN İNANÇLARA KİRALAMIŞ OLANLAR ADALET DAĞITAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yıldır fiziki imkânlarından insan kaynağına, mevzuatından infazına kadar her alanda adalet teşkilatını geliştirmeye, güçlendirmeye çalıştıklarını anlatarak, adliye binalarına yapılan yatırımları hatırlattı.

Adalet teşkilatın bir dönem vesayet güçlerinin, bir dönem FETÖ ihanet çetesinin, hatta avukatlar boyutunda bakıldığında bazı terör örgütlerinin ağır saldırılarına maruz kaldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı kurumlarını hakiki manada millet adına karar veren ve devleti için çalışan bir yapı hâline getirmek için çok büyük mücadeleler verdiklerini söyledi.

“Zihinlerini ve kalplerini sapkın inançlara, ideolojilere, çıkarlara kiralamış olanların adalet dağıtması mümkün değil” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu meslek sadece hakka, hakkaniyete, hukuka adanmışlığa izin verir. Adalet yolundan sapanların akıbeti yine hukuk içinde hesap vermektir” diye konuştu.

“HÂKİM VE SAVCININ EN BÜYÜK MURAKIBI KENDİ VİCDANIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün göreve başlayan hâkim ve savcıların hukuktan, hakkaniyetten, adaletten taviz vermeden çalışacaklarına inandığını dile getirerek, “Hâkimin ve savcının en büyük murakıbı kendi vicdanıdır. Kanunlar ne kadar dikkatli ve ayrıntılı yazılırsa yazılsın, sonuçta bunun uygulamadaki karşılığını ortaya koyacak olan sizlersiniz. Bana göre öncelikli olan kanun değil, öncelikli olan hukuktur; burası çok önemli. Kanun yazılır, geçer kâğıt üzerinde kalır. Ama hukuk o değil, hukuk, hak ve halk arasındaki o bütünlüğün ta kendisidir” değerlendirmesinde bulundu.

Millete karşı sorumluluğunu ve vicdanını önde tutan bir hâkim ve savcının, vasat bir kanunu en ideal şekilde uygulayabileceğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendine başka ölçüler edinen bir hâkim ve savcının en iyi, en detaylı kanunu bile vicdanları kanatacak kararların aracı hâline getirebileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adalet öyle bir kavram ki, kimi durumda zulümle arasındaki fark bir soğan kabuğu kadar ince hâle gelir” dedi.

“İHSAN VE ADALET BAYRAĞI YÜKSELDİĞİNDE, DÜNYADA TEK BİR YOKSUL VE MAZLUM KALMAZ”

Mevlana’nın zalimi “üzerine düşenleri, görevli ve yükümlü olduğu işleri yapmayan kişi” olarak tarif ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu anlayışa göre, Allah devleti, iktidarı, gücü, halk bunalıp da göklere el açmasın, şikâyetçi olmasın diye vermiştir. Ülkelerdeki yasalar semaya bir tek ya Rabbi çığlığı yükselmesin diye tesis edilmiştir. İhsan ve adalet bayrağı yükseldiğinde, dünyada tek bir yoksul, tek bir mazlum kalmaz. Bu öyle bir vazife ki, en küçük bir ihmali, en küçük bir boş vermişliği, en küçük bir rehaveti kaldırmaz. Önünüze gelen dosyalardan, bilgilerden bir tekini bile gözden kaçırmanız, dikkatli incelemeyip yanlış değerlendirmeniz, Allah göstermesin, gerçekten vahim sonuçlara yol açabilir. Her birinizin görev yerlerinizde bu anlayışla unvanlarınızın, kürsülerinizin hakkını ben vereceğinize inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de siyasetin zaman zaman en basit nezaket sınırlarını dahi zorlayan hâl alabildiğine vurgu yaparak, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesi kararının ardından bazı siyasetçilerin yine bu şekilde sınırları zorladığını sözlerine ekledi.

“ELEŞTİRİNİ YAPABİLİRSİN AMA HAKARET EDEMEZSİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün bir siyasi partinin genel başkanının TBMM’deki grup toplantısında yargı mensuplarını hedef alan insanlık dışı sözler sarf ettiğini hatırlatarak, “Bu kişiler hiç anayasayı da şöyle gözden geçirmediler mi? Anayasanın 138. maddesi çok açık ve net, bırakın bazı ilişkiler kurmayı, ima dahi edemezsiniz diyor yargı mensuplarına; ima ima… Bunlar öyle ileri gittiler ki, affınıza sığınıyorum, bir küfretmedikleri kaldı, her türlü hakareti yaptılar. Eleştirini yapabilirsin, ayrı bir konu, zaman zaman ben de eleştiri yapıyorum, ama hakaret edemezsin, küfredemezsin, buna hakkın yok, buna yetkin yok. Hukuk ve hukukçuları sadece kendi işlerine gelen kararlar verildiğinde yücelten, aksi durumda ise yerden yere vuran bu zihniyeti ben huzurlarınızda şiddetle kınıyorum, bunlar kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Yargı mensuplarından bu tür densizliklere karşı gözlerini, kulaklarını, kalplerini kapalı tutmalarını rica eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı içinde haklarının aramaları gerektiğini de hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda, “Şeriata, yani hukuka olan bağlılığı ne derece güçlü tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz. Hiçbir yargı kurumu ve mensubu herhangi bir partinin, siyasetçinin, şahsın çıkarına göre karar vermekle mükellef değildir. Buna şahsım da dâhildir” vurgusunda bulundu.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu Ankara

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,