Cumhurbaşkanı Erdoğan“Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır” 0 93526

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye konulu Üçlü Zirve Toplantısı’nın ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, “Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır ama bir an önce Münbiç terör örgütlerinden boşaltılmalı ve İdlib’de terör örgütlerine oyun sahası bırakılmamalıdır. Bu toprakların sahibi Suriye’nin halkıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, gerçekleştirdikleri Suriye konulu Üçlü Zirve Toplantısının ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Rusya’nın Soçi kentinde, Sanatoryum Rus’ta düzenlenen toplantıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan zirveye ilişkin açıklamalarda bulundu.

“SURİYE’DE YENİ İNSANİ KRİZ VE DRAMLARIN YAŞANMASINI İSTEMİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantısında verimli, başarılı ve samimi görüşmeler gerçekleştirdiklerini; Suriye’de barış ve istikrar ortamının tesisi yönünde yürütülen ortak çalışmaları, çatışmaların sona erdirilmesi için atılabilecek adımları istişare ettiklerini söyledi.

İdlib başta olmak üzere Suriye’deki ateşkesin sağlanmasının ana gündem maddeleri arasında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye halkı özellikle İdlib’de hayata tutunmaya çalışan kardeşlerimiz son 8 yılda yeterince acı çektiler, çok ciddi bedeller ödediler. Ne İdlib’de, ne de Suriye’nin başka bölgelerinde yeni insani krizlerin, yeni dramların yaşamasını istemiyoruz” dedi.

Türkiye’nin, sahanın zorluğuna, kimi ülkelerin kışkırtmalarına rağmen İdlib’de sükûnetin muhafazası için olağanüstü çaba harcadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib muhtırasıyla üzerlerine düşeni yapmaya devam edeceklerini, Suriye rejiminin de ateşkese uyması noktasındaki beklentilerini Rus ve İranlı mevkidaşlarına ilettiğini kaydetti.

“ÇEKİLME SÜRECİNİN BİR GÜÇ BOŞLUĞUNA MAHAL VERMEDEN YÜRÜTÜLMESİ ŞARTTIR”

“İdlib gerginliği azaltma bölgesi statüsünün korunması ve bölgedeki provokatif girişimlere karşı ortak mücadele etme kararlılığımızı teyit ettik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Suriye’den çekilme kararının gerçekleşmesinin son derece önemli olduğunu, çekilme sürecinin terör örgütleri PYD-YPG ve DEAŞ’ın istismar edeceği bir güç boşluğuna mahal vermeden yürütülmesinin şart olduğuna vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Astana Platformu kapsamındaki iş birliği temelinde, ABD’nin çekilme sürecinde Rusya ve İran ile yakın eşgüdüme önem verdiklerine işaret ederek, sürecin hem terör tehdidini bertaraf eden hem de Suriye’nin toprak bütünlüğünü gözeten bir anlayışla ele alınması gerektiğini; kurulacak güvenli bölgenin de terör örgütlerinin serpilip büyüyeceği bir alan olarak taahhüt edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Türkiye’nin güney sınırı boyunca bir terör koridoru oluşmasına izin vermeyeceklerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güvenli bölge tesisi dahil bu yönde atacağımız adımlara Astana ortaklarımızın desteğini bekliyoruz. Bunun yanında 98’deki Adana Mutabakatı çerçevesi içerisinde de geleceğimizi buna göre yorumladığımızı da ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

“SURİYE KRİZİNE SİYASİ ÇÖZÜM UMUTLARI HİÇ BU KADAR FİLİZLENMEMİŞTİ”

Suriye’de Birleşmiş Milletler ile koordinasyon hâlinde muteber ve dengeli bir anayasa komitesinin en kısa sürede faaliyete geçmesini arzu ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üç garantör ülke olarak bugüne kadar siyasi çözüm yolunda gerçekten ciddi mesafeler aldık. Suriye krizine siyasi çözüm umutları daha önce hiç bu kadar filizlenmemişti. Denizi geçmişken şimdi derede boğulamayız. Kaos ve sürdürülebilir istikrarsızlıktan beslenen çevrelere rağmen süreci muhakkak başarıya ulaştırmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile Suriye’deki anayasa komitesinin kuruluş sürecinin en kısa sürede tamamlanması için de mutabakata vardıklarını bildirdi.

Zirvede Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşü konusunu da görüştüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,6 milyon Suriyeliyi misafir eden bir ülke olarak dünyada en fazla mülteciye kucak açan ülke olduğunu, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı bölgelerine bugüne kadar 310 bin Suriyelinin geri döndüğünü ve bu insanların Türkiye’nin güvenli hâle getirdiği alanlarda terör korkusu duymadan kendi vatanlarında özgür bir şekilde hayatlarını sürdürdüklerini anlattı.

Geri dönüşlerin önünü açan bu modelin terörden arındırılmasını müteakip Münbiç’e ve Fırat Nehrinin doğusunda da tatbik edilebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, adil yük paylaşımı çerçevesinde uluslararası toplumdan bu konuda elini taşın altına koymasını beklediklerini ancak maalesef bu noktada çok ciddi bir zafiyet yaşandığını kaydetti.

“Mülteci meselesini sürekli gündemde tutanlar, iş sorumluluk üstlenmeye gelince ne yazık ki ortada görünmüyorlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü zirveden çıkan sonuçların Suriye’de barış ve istikrar ortamının tesisine katkıda bulunmasını temenni etti.

“SURİYE İHTİLAFININ ÇÖZÜME KAVUŞTURULMASINA YÖNELİK ÇABALARIMIZI SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üç garantör ülke olarak Suriye ihtilafının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararı temelinde çözüme kavuşturulmasına yönelik çabalarımızı sürdürmekte kararlıyız. Zirve toplantılarını devam ettirmek hususunda da Sayın Putin ve Sayın Ruhani ile mutabıkız. Bu vesileyle bir sonraki zirve toplantımıza önümüzdeki aylarda Türkiye’de ev sahipliği yapma arzumuzu da kendileriyle paylaştım” diyerek açıklamalarını bitirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun zirvede İdlib’in geleceğinin ne olacağı ve toplantıda bu konuya ilişkin nelerin konuşulduğuna ilişkin sorusu üzerine, zirvede Suriye meselesinin birkaç başlık altında ele alındığını işaret ederek, şunları kaydetti: “Bir; Suriye, Türkiye’nin 910 kilometrelik sınır bir ülke olması hasebiyle bizim güneyimizde, Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmaya çalışılmıştı. Tabi bu terör koridorunu yıkmak, ortadan kaldırmak bizim birinci görevimizdi, çünkü sürekli oradan güvenliğimizi tehdit eden bir durum söz konusuydu.

Bir diğeri ise; Halep meselesi. Halep’te çok ciddi iltica hareketi oldu ve Halep adeta boşaltıldı. Benzer bir olay İdlib’de olacaktı, İdlib’de müşterek müdahalemiz, özellikle Rusya ile beraber, İdlib’deki bu göç olayını, bu ilticayı engelledi ve 300-400 bin insan şu anda topraklarında. Ama oradaki terör örgütlerine karşı da tavırlı durmaya mecburuz. Cerablus’ta, Afrin’de yine bu terör örgütleriyle ciddi mücadeleler verildi, şimdi ise malum Fırat’ın doğusu-batısı söz konusu, bu konuyla ilgili üçlü Astana Süreci olarak bir adımın içerisindeyiz. Temennimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlayarak bir an önce kurulacak anayasa komitesiyle neticeye varmaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’den çekilme kararı alan ABD, ülkenin kuzeydoğusunda gözlemci misyonu başlatılması seçeneğini NATO müttefikleriyle görüştüğünü açıkladı. Bu konuda görüşleriniz nedir?” sorusuna da şöyle cevap verdi:

“SAYIN TRUMP’IN MESAİ ARKADAŞLARININ AYNI GÖRÜŞLERİ PAYLAŞMADIĞINI GÖRÜYORUZ”

“ABD’nin bu geri çekilme ifadeleri Sayın Trump’a ait, fakat Sayın Trump’ın mesai arkadaşlarının aynı düşünceleri, aynı görüşleri maalesef paylaşmadığını görüyoruz. Eğer bu kararlı bir adımsa ve söylendiği andan itibaren bu adım atılmış olsa herhalde şu anda çok daha farklı bir mesafe alınma durumu olurdu. Şimdi ise Nisan konuşuluyor, Mayıs konuşuluyor, ne olacağı şu anda meçhul, bilinmiyor. Ve bu konuyla ilgili olarak da atılacak adımların Astana sürecindeki üçlü ülkeler olarak bunun da tabi ki takipçisiyiz. Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır ama bir an önce Münbiç’in terör örgütlerinden boşaltılmasıdır ve aynı şekilde İdlib’de terör örgütlerine oyun sahası bırakılmamalıdır ve böylece bu toprakların sahibi Suriye’nin halkıdır, Suriye halkına buraların teslim edilmesidir.”

Birleşmiş Milletler Fransa, Almanya, Britanya ve İngiltere daimi temsilcilerinin BM Genel Sekreterine Suriye’deki anayasa komitesiyle ilgili bir mektup yazarak, süreci baltalamaya çalıştıklarının anımsatılarak, durumun değişip değişmediğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anayasa komitesi konusundaki çalışmalarda tabi beklediğimiz hız henüz yok. Fakat son zamanlarda malum Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Suriye’deki temsilcisinin bir çalışması, gayreti var. Temenni ediyorum, bir an önce bu komite oluşsun ki Suriye halkı kendi geleceğini, kendi iradesiyle teyit etme, tespit etme kararını verebilsin” ifadesini kullandı.

Astana Süreci’ndeki paydaşlar olarak hesaplarının Cenevre’ye bir alternatif olmadığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün derdimiz işlemeyen bir Cenevre sürecine karşı işleyen bir Astana sürecini ortaya koymaktır, bunun çalışmasını şu ana kadar yaptık, yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz” dedi.

“TEMENNİM ODUR Kİ, HARABEYE DÖNMÜŞ OLAN SURİYE’Yİ YENİDEN AYAĞA KALDIRIRIZ”

Mülteciler için beklenen insani yardımların gelmediğini, Avrupa Birliği’nin söz verdiği 3+3 milyar Avro’dan sadece 1 milyon 750 milyon Avro’nun geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Göç Mülteciler Komiserliği’nden de 750 milyon Dolar gibi bir miktarın geldiğini, bütün bunlara rağmen Türkiye’nin kendi bütçesinden yaptığı harcamanın 35 milyar Doları bulduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı lafa gelince lafı yapıyor, bakıyorsunuz Körfez’de çok konuşanlar var, konuşuyor, para da bol, silaha vesaireye çok ciddi rakamlar harcanıyor, ama bu tür yerlere gelince şu anda beklenen rakamlar yok. Temennim odur ki, harabeye dönmüş olan Suriye’yi yeniden ayağa kaldırırız” sözlerine yer verdi.

RUSYA LİDERİ PUTİN: “ABD ASKERLERİ SURİYE’DEN ÇEKİLECEKSE BU SURİYE’NİN İSTİKRARINA KATKI SAĞLAYACAKTIR”

Rusya Devlet Başkanı Putin de Türkiye, Rusya ve İran tarafından yürütülen Astana formatının önemine işaret ederek, Suriye’de nihai barışın sağlanması ve istikrarın sağlanması için çalışmaların sürdürüleceğini, dışişleri bakanların bölge ülkelerinin de bu formata gözlemci olarak katılmaları için çalışmalar yapacaklarını söyledi.

Suriye’deki insani sorunların çözümü için çalışmaları sürdüreceklerine vurgu yapan Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye’deki insani sorunların çözümü konusunda uluslararası topluma ve BM’ye çağrıda bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin, “Anayasa komitesine katılacak isimlerin listesi neredeyse tamamlandı ve nihai onay bekleniyor. Eminiz ki Suriye’de siyasi çözüm sürecinin ilerletilmesi, Şam’ın Arap ülkeleriyle ilişkilerinin normalleşmesine de katkı sağlayacaktır” dedi.

Zirve’de terörle mücadeleyi de değerlendirdiklerini sözlerine ekleyen Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye’de ateşkesin sağlanmasının terörle mücadeleye bir zarar vermemesi gerektiğini kaydetti. Rusya Devlet Başkanı Putin, “ABD askerleri Suriye’den çekilecekse bu Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacaktır. Suriye’de nihai barışın sağlanması ve istikrarın sağlanması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Türkiye’nin güneyine yönelik güvenlik endişelerini anlayışla karşıladıklarını belirterek, “Bu konuda Türkiye ve Suriye arasındaki ilgili anlaşma temel olabilir. Bu anlaşmada ortak terörle mücadele prensipleri belirlenmiştir. Savunma bakanlıklarımız ve istihbarat birimlerimiz bu konuda temastalar” diye konuştu.

İRAN CUMHURBAŞKANI RUHANİ: “ASIL ÖNEMLİ OLAN SURİYELİLERİN KENDİ GELECEKLERİNE KENDİLERİNİN KARAR VERMESİ”

İran Cumhurbaşkanı Ruhani de “Üç garantör, çatışmaların azalması ve Suriye’nin istikrarının sağlanması için çabalarına devam edecek” dedi.

ABD’nin Suriye’deki terör örgütü DEAŞ militanlarının bir kısmını Afganistan’a naklettiğini söyleyen İran Cumhurbaşkanı Ruhani, bu konuda çok tedirgin olduklarını, ABD’nin görünüşte terörle mücadele ettiğini iddia ederken arka planda teröristlere yardım ettiğini söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ABD’nin Suriye’ye müdahalelerini sürdüreceğini ifade ederek, “Bizim için kaç ABD personelinin Suriye’de bulunduğunun önemi yok, asıl önemli olan Suriyelilerin kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesidir. Kürtler Suriye’nin bir parçasıdır ve Suriye bir millete aittir, iki millete değil” şeklinde konuştu.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Türkiye’nin güvenliğinin önemli olduğunu vurgulayarak, “Türkiye hükûmetinin Suriye konusunda müsterih olması lazım. Biz Suriye’nin komşu ülkeleriyle kardeşçe ve dostça ilişkiler kurmasını istiyoruz. Suriye için uzun vadeli bir güvenlik sağlayabiliriz. Hepimizin Suriye’nin toprak bütünlüğüne dikkat etmemiz gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, “Fırat’ın doğusu ve İdlib, temizlendikten sonra Suriye hükûmetine geri verilmeli. ABD Suriye’den tam olarak çıkarsa kesinlikle Suriye halkı için mutluluk verici olacaktır. Afganistan’dan ve Irak’tan karar verip çıkarsa o bölgelerin halkları için çok mutluluk verici olacaktır” diye konuştu.

Ortak basın toplantısından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani, akşam yemeğinde bir araya geldi.

DÖRTLÜ GÖRÜŞME

Akşam yemeğinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile bir araya gelerek dörtlü bir görüşme de gerçekleştirdi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Yeni Zelanda’da ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum” 0 71280

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Yeni Zelanda’daki terör saldırısı ile ilgili olarak, “Yeni Zelanda’da ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “Yeni Zelanda’da Nur Camii’ne ve orada ibadet etmekte olan Müslümanlara yapılan terör saldırısını şiddetle kınıyor, faillerini lanetliyorum. Saldırıda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Maalesef dünyada yükselmekte olan ırkçılık ve İslam karşıtlığının yeni bir örneği olarak yaşanan bu acı hadiseden dolayı İslam dünyasına ve Yeni Zelanda halkına ülkem ve şahsım adına başsağlığı diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Ülkemizdeki Her Vatandaşımızın En Iyi Sağlık Hizmetlerini Alabileceği Bir Yapı Kurduk” 0 85008

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Ülkemizdeki her bir vatandaşımızın, yaşadığı yere, gelirine, statüsüne bakılmaksızın en iyi sağlık hizmetlerini alabileceği bir yapı kurduk. Hastanelerimizi, binalarından içindeki teçhizata kadar her şeyiyle modernleştirdik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilkent Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Canımızı emanet ettiğimiz sağlık çalışanlarımızı yılın bir günü değil her günü baş tacı etsek yeridir” dedi.

“HEMŞİRELERİMİZİN DE 3600 EK GÖSTERGE MESELESİNİ SÖZ VERDİĞİMİZ ŞEKİLDE ÇÖZECEĞİZ”

Sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların affedilir, hafife alınır tarafı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz sağlık çalışanlarımızın sıkıntılarını çözmek için her türlü gayreti gösterdik, gösteriyoruz. Son olarak, polislerimiz ve öğretmenlerimizle birlikte hemşirelerimizin de 3600 ek gösterge meselesini söz verdiğimiz şekilde çözeceğimizi burada tekrar ifade etmek istiyorum. İnşallah seçimden sonra ele alacağımız konulardan biri de budur” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki en büyük mutluluğu sağlık olarak gören bir medeniyetin mirasçısıyız. Bu anlayışla, hükûmete gelir gelmez ilk yaptığımız işlerden biri, sağlık sistemimizi baştan sona değiştirmek olmuştur. Çünkü eski Türkiye’de içimizi en çok acıtan konulardan biri sağlık sistemimizin eksikleri, yanlışları, yetersizlikleri yüzünden ortaya çıkan vahim görüntülerdi” ifadelerini kullandı.

“GÖREVE GELİR GELMEZ SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI BAŞLATTIK”

Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet bir nefes sıhhat gibi” sözünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla hareket ederek, iktidara geldiklerinde ilk yaptıkları işlerden birinin sağlık sistemini baştan sona değiştirmek olduğunu vurguladı ve her bir vatandaşın yaşadığı yere, gelirine, statüsüne bakılmaksızın en iyi sağlık hizmetlerini alabileceği bir yapı kurduklarını, hastaneleri her şeyiyle modernleştirdiklerini anlattı.

Türkiye’deki mevcut bin 156 hastanenin büyük bölümünü yeniden yaparak toplamda bin 282 yeni hastane inşa ettikleri, birinci basamak sağlık kuruluşlarının sayısını 8 bin 850 ilaveyle 15 bin 920’yi ulaştırdıkları, yatak kapasitesini 136 bin ilaveyle 239 binin üzerine çıkarttıkları bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık çalışanlarının sayısının da 550 bin ilaveyle 1 milyon 17 bine yükselttiklerini, uçağıyla, helikopteriyle, paletlisiyle, teknesiyle, motoruyla her biri en modern cihazlarla donatılmış 5 bin ambulansı da vatandaşların hizmetine sunduklarını kaydetti.

“ŞEHİR HASTANELERİNİ SAĞLIK SİSTEMİNİN ZİRVESİ OLARAK GÖRÜYORUM”

Türkiye’nin bugün 1 milyon 250 binin üzerinde vatandaşına evde sağlık hizmeti verebilen bir ülke hâline geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununla da yetinmeyerek, çok daha ileri standartlara ulaşmak şehir hastanelerini gündeme getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerini sağlık sisteminin zirvesi olarak gördüğünü dile getirerek, hedeflerinin şehir hastanesi alanına giren bir vatandaşın başka hiçbir yere gitme ihtiyacı duymadan tüm teşhis ve tedavisinin burada yapılması olduğunu açıkladı.

Bu işin sadece kamunun imkânları ve çalışma tarzıyla hayata geçirilmesinin zorluğunu gördükleri için özel sektörü devreye almaya karar verdiklerini işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2007 yılında kamu-özel ortaklığı çalışmalarını yürütecek birimi kurduklarını, Emekli Sandığı, SSK ve diğer bakanlıklara ait hastanelerin hepsini bir çatı altında topladıklarını ve 2013 yılında şehir hastaneleriyle ilgili imza törenini gerçekleştirerek, inşaat sürecine başladıklarını anlattı.

Bugüne kadar Yozgat, Mersin, Isparta, Adana, Kayseri, Elazığ, Eskişehir ve Manisa şehir hastanelerinin kamu-özel ortaklığı formülüyle inşa edilerek hizmete alındığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin de ilavesiyle bu alanda tamamı nitelikli 12 bin 100 yatak, 2 bin 831 poliklinik, bin 999 yoğun bakım yatağı ve 410 ameliyathane sayısına ulaşıldığı bilgisini paylaştı.

“ŞEHİR HASTANELERİNDE KANSER TEDAVİSİ, EN İLERİ YÖNTEMLERLE VE EN UYGUN MALİYETLE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR”

Bilkent Şehir Hastanesi’nin temeli ilk atılanlardan biri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehir hastanelerimiz yüzde 90’ları bulunan doluluk ve yine yüzde 90’ları bulan memnuniyet oranıyla milletimiz tarafından kucaklanmış, benimsenmiş, hüsnükabul görmüştür” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerinin bir diğer özelliğinin de çağın en yaygın ve ölümcül hastalığı hâline gelen kanser tedavisinde açtığı çığır olduğuna vurgu yaparak, kanser tedavilerinin bu hastanelerde yerli ve millî çözümler sayesinde hem en ileri yöntemlerle hem de en uygun maliyetle gerçekleştirildiğini söyledi.

“SAĞLIK VADİSİ VE YAŞAM BİLİMLERİ TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGESİ KURACAĞIZ”

Şehir hastanelerinin işletme modeli sayesinde teknolojilerini sürekli güncel tutacak olmasının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapım ve işletme süreçlerinde uluslararası kalite standartlarının gözetildiği bu hastanelerin her birinin akıllı bina olarak inşa edildiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “İçinde bulunduğumuz bölge, ODTÜ, Bilkent, Hacettepe, TOBB üniversitelerimiz yanında teknokentleriyle, AR-GE merkezleriyle ülkemizin önemli teknoloji merkezlerinden biridir. Sağlık sektörü, teknolojinin en yoğun kullanıldığı alanların başında geliyor. Bilkent Şehir Hastanemizin merkezinde yer aldığı bu bölgede bir sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız.

Bilkent Şehir Hastanemizin merkezinde yer aldığı bu bölgede inşallah 600 dönümlük bir sağlık vadisi ve yaşam bilimleri teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız. Yani biz bu konudaki bütün gerekli olan araç-gereci de işte bu 600 dönümlük bölgede inşa edeceğimiz yerlerde üretmeye başlayacağız. Burada garbın ilmini de alacağız, onlarla birlikte yatırımlara da gireceğiz ve kendi kendimize yeter hâle geleceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitelerdeki hocaların yanı sıra yurt dışında olan hocaların da tekrar Türkiye’ye davet edeceklerini, buralarda işin üretimini bizzat yapar hâle geleceklerini sözlerine ekleyerek, “Amacımız, hekimlerimizin ve mühendislerimizin aynı endüstri çatısı altında çalışabileceği sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik bir cazibe merkezi oluşturmaktır” dedi.

“İLAÇ VE TIBBİ TEKNOLOJİLERDE İHRACATÇI ÜLKE HÂLİNE GELMELİYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözünü ettiği bu projenin yetişmiş insan gücünü Türkiye’de tutmaya yönelik olduğunu belirterek, Sağlık Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını burada önemli görevler düştüğünü, projeyi bir an önce hayata geçirmelerini beklediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi ilaç ve tıbbi teknolojiler alanında da ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarmalı, daha da önemlisi büyük bir ihracatçı ülke hâline gelmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Etlik’teki şehir hastanesinin de önümüzdeki yıl hizmete gireceğini ve böylelikle Ankara’daki hastane sıkıntısını giderecek noktaya geleceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eminim şehir hastanelerimizden de en çok yine istemeyenler istifade edecek. Varsın istifade etsin, bizim bu noktada bir derdimiz, sıkıntımız yok. Zira biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Ayrımcılık yapamayız, biz ehli hizmetiz bunu yapacağız. Bu ülkenin her vatandaşı gibi bu hizmetler onların da hakkıdır, helali hoş olsun. Ancak her hizmetten sonuna kadar istifade etmeleri, yapılan her yeni işe karşı çıkmalarına engel olmuyor biz yapacağız” şeklinde konuştu.

“MİLLETİMİZİN NEYE İHTİYACI VARSA, O DOĞRULTUDA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Adnan Menderes’in İstanbul’a kazandırdığı yolları, bulvarları, caddeleri gören muhalefetin, “Yollar yağ gibi ekmeğe sürüp yeriz herhalde” diyerek Menderes’in yatırımlarıyla dalga geçtiklerini hatırlatarak, şöyle devam etti: “Şimdi eminim Bilkent Şehir Hastanemizi görünce uzay üssü gibi hastane, herhalde buradan Ay’a gideriz diyeceklerdir. Gerçi bunlar ülkemizin uzay çalışmalarına da karşı çıktılar. Biliyorsunuz Türkiye Uzay Ajansı’nın kuruluş kanununu iptal için Anayasa Mahkemesi’ne götürdüler. Bunların bir milletvekili de ‘yapılan yol ve köprüleri kemirerek, buzdolabı yalayarak beslenir, dünya liderleriyle övünürler, bunlara her şey müstahak’ diyerek kendi kifayetsizliğini, suçunu millete yüklüyor. Milletinin geleceği için hayali olmayan, vizyonu olmayan işte böyle saçmalar, işte böyle kin kusar. Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kimin ne dediğine bakmadan sadece milletimizin neye ihtiyacı varsa, ülkemiz nereye ulaşması gerekiyorsa o doğrultuda çalışmaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’u ziyaret eden ABD’li bir turistin kendisinden ABD ziyaretinde eski ABD Başkanı Barack Obama’dan sağlık reformunu çıkarmasını istemesini söylediğini anlatarak, “Yani benim ülkemin insanı nasıl bir sağlık reformuyla iç-içe olduğunu bilmeli. Yani Kanuni’nin torunları olarak bizler işte halkımın bir sağlıklı nefesini bir devlete feda etmeye hazırız” ifadelerini kullandı. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin yapımında emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık çalışanlarına başarı, hastalara da Allah’tan şifa dileyerek konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra beraberindekilerle birlikte Bilkent Şehir Hastanesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Açılışın ardından hastaneyi gezerek incelemelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hastane personelinden yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi aldı ve sohbet etti.