“Aynı ideal etrafında kenetlenen, aynı hedefe yürüyen toplumların önünde hiçbir engel duramaz” “Aynı ideal etrafında kenetlenen, aynı hedefe yürüyen toplumların önünde hiçbir engel duramaz” için yorumlar kapalı 91887

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ardahan mitinginde yaptığı konuşmada, “Toplu vuran yürekleri, hiçbir fani güç sindiremez, esir alamaz. Aynı ideal etrafında kenetlenen, aynı hedefe yürüyen toplumların önünde hiçbir engel duramaz. Türkiye’nin yürüyüşünü engellemeye çalışanların sürekli farklılıklarımızı kaşıması asla tesadüf değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart Mahallî İdareler Seçimleri kampanyası kapsamında AK Parti Ardahan mitingine katıldı. İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingde Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“ARDAHAN, İSTİKRAR VE GÜVEN ORTAMININ DEĞERİNİ ÇOK İYİ BİLİR”

Ardahan’ın, Türkiye’nin çukur terörüyle esir alınmak istendiği o zorlu günlerde ‘teröre hayır’ dediğini 24 Haziran seçimlerinde AK Parti’yi ve Cumhur İttifakı’nı açık ara birinci yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ardahanlılara desteklerinden dolayı teşekkür etti.

Bu sene 100’üncü yılının kutlandığına işaret ederek Erzurum ve Sivas Kongrelerine öncülük eden Kars Millî İslâm Şurası, Oltu İslâm Şurası, Birinci ve İkinci Ardahan Kongreleriyle hürriyet meşalesinin ilk önce bu topraklarda yakıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ardahan, bu sebeple bağımsızlığın kıymetini bilir. Ardahan, hür yaşamanın, kendi toprağında özgür yaşamanın değerini iyi bilir. Ardahan, istikrar ve güven ortamının değerini çok iyi bilir” diye konuştu.

“EKONOMİK VE SOSYAL KALKINMANIN ANAHTARI BİRLİK SİYASETİDİR”

“Son bir asırda yaşadıklarımız bize şu gerçeği defalarca göstermiştir: Birlik olmadan dirlik olmaz. Barış olmadan huzur olmaz. Beraberlik olmadan zafer olmaz. Kenetlenme olmadan başarı olmaz. Dayanışma olmadan refah, kalkınma, gelişme olmaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik kalkınmanın da, soysal kalkınmanın da anahtarının birlik siyaseti olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toplu vuran yürekleri, hiçbir fani güç sindiremez, esir alamaz. Aynı ideal etrafında kenetlenen, aynı hedefe yürüyen toplumların önünde hiçbir engel duramaz. Türkiye’nin yürüyüşünü engellemeye çalışanların sürekli farklılıklarımızı kaşıması asla tesadüf değildir” ifadelerini kullandı.

Daha önce sağ-sol ve Alevi-Sünni denilerek son 30 yıldır da Türk-Kürt denilerek milletin kardeş kavgasına sürüklenmek istediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu kavgalar yüzünden 70’lerde, 80’lerde ve 90’larda ciddi bedeller ödediğini, kardeşi kardeşe kırdırma politikasının ülkeye maddi-manevi çok büyük faturalarının olduğunu kaydetti.

O dönemde darbe gölgesinin millî iradenin üstünden eksilmediğini, medya patronlarının bakan-başbakan tayin edip siyaseti dizayn ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine o dönemde faili meçhullerin sıradanlaşıp sokaklarda terör, ölüm ve şiddetin kol gezdiği acı günlere şahit olunduğunu, gecelik faizlerin yüzde 7 bin 500’lere, yıllık enflasyonunun yüzde 100’lere ulaştığı zamanların yaşandığını hatırlattı.

“SON 17 YILDA DEMOKRASİMİZ GÜÇLENDİ, VESAYET GERİLEDİ, KARDEŞLİĞİMİZ HİÇ OLMADIĞI KADAR PERÇİNLENDİ”

Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin, terör tehdidinden dolayı hak ettiği hizmetlerin hiçbirini alamadığını, devletin yaptığı yatırımların ise terör örgütü mensupları tarafından engellendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin bölgeye gönderdiği öğretmen, doktor, kaymakam, hâkim-savcı, imam ve hemşirelerin bölücü terör örgütü tarafından tehdit edildiğine, bazılarının şehit edildiğine ve kaçırıldığına değindi.

Konuşmasının bir bölümünde, alandaki kurulu dev ekrandan, bölücü terör örgütü güdümündeki partinin yetkilileri tarafından PKK-PYD-YPG terör örgütleri ve örgüt elebaşı için söylenmiş destek ve övgü ifadelerini içeren görüntüleri vatandaşlara izleten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölücü terör örgütünün bölgede eğitim, sağlık, emniyet, ulaşım gibi en temel hizmetleri dahi bölgede yaşayanlara çok gördüğünü kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu makûs talihin, milletin desteği kendilerinin gayretleriyle 3 Kasım 2002’den itibaren değişmeye başladığının ve Türkiye’nin, ayağına vurulan prangalardan kendi dönemlerinde kurtulduğunun altını çizerek, “Milletimiz yıllardır hasretini çektiği birlik siyasetine, hizmet ve eser siyasetine AK Parti iktidarları döneminde kavuştu. Son 17 yılda demokrasimiz güçlendi, vesayet geriledi, kardeşliğimiz hiç olmadığı kadar perçinlendi” şeklinde konuştu.

“BÖLGELER VE VİLAYETLER ARASINDAKİ GELİŞMİŞLİK FARKI EN ÇOK BİZİM DÖNEMİMİZDE AZALDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları söyledi: “AK Partinin birlik siyasetiyle ülkemiz sadece kurulan tuzakları bozmadı, aynı zamanda ekonomik kaynaklarını çok daha verimli, çok daha etkin bir şekilde kullanmayı başardı. Bakınız, uzun yıllar sonra başta doğu illerimiz olmak üzere 81 vilayetimizin tamamı layık olduğu hizmetlere ilk defa bizim dönemimizde kavuştu. Bölgeler arasındaki, vilayetler arasındaki gelişmişlik farkı en çok bizim dönemimizde azaldı, çünkü biz birileri gibi bölge siyaseti yapmadık, istismar siyaseti yapmadık, biz hiçbir zaman Türkiye haritasını renklere göre bölmedik. Biz, CHP gibi sadece belli illere, belli bölgelere, sadece sahil kenarlarına hapsolan bir parti olmadık. Bilakis, ülkemizin tüm illerinden, tüm toplum kesimlerinden oy alan, çok güçlü destek gören bir siyasi hareket olduk. Biz batıya ne götürdüysek doğuya da onu götürdük. Niye? Biz 780 bin kilometrekarenin iktidarıyız. Bugün Türk’ün de, Kürt’ün de, Alevi’nin de, Sünni’nin de, dindarın da, sekülerin de, gencin de, yaşlının da partisi AK Partidir.”

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine geçen 17 yılda 290 milyar liralık yatırım yaptıklarına işaret ederek tarımsal desteklerde 33,5, işsizlik yardımlarında 2, sosyal yardımlarda 59, ilçe ve köylere altyapı katkısı olarak 18, kalkınma ajansları vasıtasıyla üreticilere 5,5 milyar lira destek verdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, altı olan üniversite sayısını 18’e, üniversite öğrencisi sayısını ise 107 binden 616 bine çıkardıklarını hatırlattı.

Yine bu dönemde Doğu Anadolu Bölgesinde 788 binden fazla haneyi doğal gaz konforuyla tanıştırdıklarını, bölünmüş yol uzunluğunu 260 kilometreden 3 bin 884 kilometreye yükselttiklerini, havalimanı sayısını sekizden 12’ye, uçak yolcusu sayısını 436 binden 8 milyona çıkardıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ardahan’a yapılan yatırım ve hizmetlere ilişkin de bilgi verdi.

ARDAHAN’A YAPILAN YATIRIMLAR

Son 17 yılda Ardahan’a 6 milyar lira tutarında yatırım yaptıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehre; eğitimde 986 yeni dersliği, Ardahan Üniversitesini, 3 bin 79 kişilik yükseköğrenim yurtlarını, gençlik merkezini, kapalı yarı olimpik yüzme havuzu, futbol sahası, spor salonları ile sağlıkta 18 sağlık tesisi kazandırdıklarını aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirde bin 546 konut yaptıklarını, Ardahanlı ihtiyaç sahiplerine 475 milyon liralık destek sağladıklarını dile getirdi.

Ulaşım, tarım, sulama, hayvancılık ve diğer alanlarda şehirde gerçekleştirilen ve hâlen yapım ya da proje aşamasında olan yatırım ve hizmetlerden de örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl içinde Damal ve Hanak ilçelerine doğal gaz verileceğini, Aziziye Kışlası’nın olduğu alana, içinde müze ve millet kıraathanesinin de olduğu bir millet bahçesi yapılacağını, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu projesi kapsamında, şehrin ticaret ve turizm potansiyeline katkı vermesi amacıyla, gümrük işletme merkezi ve donatıları da olan bir istasyonunun kurulacağını açıkladı.

Türkiye’nin sosyal devlet kavramıyla gerçek manada kendi dönemlerinde tanıştığına vurgu yaparak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) gibi sosyal devletin lafını ve istismarını değil, icraatını yaptıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Senelerdir bu milleti bu CHP zihniyeti ‘makarnacı’, ‘kömürcü’ diyerek aşağılayanlar, sanki kendileri değilmiş gibi çıkmışlar bir de utanmadan ‘Türkiye’de sosyal devlet bitti’ diyorlar. 17 yıldır insanımıza her türlü hakareti yapanlar, ufuk seçim sandığını görünce şimdi sosyal devlet ilkesinden bahsediyorlar.”

“SOSYAL YARDIM ALAN VATANDAŞLAR ELEKTRİK TÜKETİM DESTEĞİ ALMAYA BAŞLAYACAK”

Vaktiyle genel müdürlüğünü yaptığı Sosyal Sigortalar Kurumu’nu batıran, söz konusu partinin liderinin şimdi sosyal devlet dersi veremeyeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yüzsüzlüktür. Genel Müdürlüğü sırasında kendine bağlı hastaneleri pisliğe, bakımsızlığa mahkûm eden bir zatın bırakın bizi eleştirmeyi, sosyal devlet lafını ağzına almaya dahi hakkı yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

“Şimdi bu zatı biraz daha mahcup edecek, biraz daha rahatsız edecek yeni bir projeyi devreye alıyoruz” diyerek, düzenli sosyal yardım alan vatandaşların hanedeki kişi sayısına göre aylık 150 kilovatsaat karşılığı elektrik tüketim desteği almaya başlayacağını müjdeleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bu hizmetlerin, bu yatırımların kesintiye uğramaması için 31 Mart seçimlerinin çok önemli olduğunu söyledi.

“BİZİ AYIRMAYA, BİZİ BİRBİRİMİZE HASIM GİBİ GÖSTERMEYE ÇALIŞANLARA ASLA FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “31 Mart’ta sadece belediye başkanlarını, meclis üyelerini, muhtarları seçmekle kalmayacak, aynı zamanda çok kritik bir tercihte bulunacağız. Ya son 17 yıldır olduğu gibi ‘İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün’ diyeceğiz ya da ülkemizin önünde belirsizliklere kapı aralayacağız. Unutmayın, terör belirsizlikleri sever, darbeciler güçsüz hükûmetleri sever. Milletin ekmeğine, aşına musallat olanlar zayıf iktidarları sever. Türkiye’ye husumet besleyenler kolayca yönlendirilebilecekleri öyle siyasetçileri sever. 7 Haziran sonrasında yaşadıklarımız en ufak bir zafiyette Türkiye’nin nelerle karşı karşıya kalabileceğini hepimize göstermiştir. Birliğimize, beraberliğimize hep birlikte sahip çıkacak, inşallah bir daha ülkemizi böyle bir belirsizliğin içine sokmayacağız. Bizi ayırmaya, bizi birbirimize hasım gibi göstermeye çalışanlara asla fırsat vermeyeceğiz.”

Sözlerinin devamında “tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, Ardahanlıları AK Parti merkez ve ilçe belediye başkan adaylarına destek vermeye, millî iradeye bir kez daha sahip çıkmaya çağırarak tamamladı.

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80785

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87780

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.