“Hiç kimsenin üreticimizin alın terine ve tüketicimizin ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz” “Hiç kimsenin üreticimizin alın terine ve tüketicimizin ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz” için yorumlar kapalı 57249

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde” programında yaptığı konuşmada, “Spekülatörlerin gayesi; çiftçinin, üreticinin hakkını, hukukunu, çıkarını korumak değildir. Bir kısmı sadece kâr hırsıyla hareket ederken, bir kısmı daha derin emeller güdüyor. Milletimizle birlikte, ülkemiz üzerinde oynanan her oyun gibi, bu tür tezgâhları da bozmaya devam edeceğiz. Hiç kimsenin, ne üreticimizin alın terine, emeğine, ne de tüketicimizin sofrasına, ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde” programına katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde, Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği’nin genel kurulu vesilesiyle düzenlenen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“HÜKÛMET OLARAK ÇİFTÇİLERİ DESTEKLEMEK İÇİN HER TÜRLÜ ÇABAYI GÖSTERDİK”

Anadolu’da, teknolojik aletlerin olmadığı dönemlerde işlerin asırlarca imece usulüyle yapıldığını, tarlaların bu şekilde sürülüp harmanların kaldırıldığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, çiftçilere hizmet vermek üzere kurulan ve 1863’ten beri faaliyet gösteren Tarım Kredi Kooperatifleri’nin, bu anlayışın, bu dayanışmanın ürünü olduğunu söyledi.

Binlerce kooperatifi ve yüzbinlerce ortağıyla, Türkiye’nin en büyük çiftçi kuruluşu olan, ortaklarından aldığı ürünleri tüketiciyle buluşturan kuruluşun, geçtiğimiz haftalarda hayata geçirilen tanzim satış uygulamasının da ana tedarikçisi olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin; ortaklarının tohum, gübre, mazot, ilaçlama, sulama sistemleri, sera ürünleri, fide, fidan gibi ihtiyaçlarını karşıladığına işaret etti.

Birliğin geçen yıl çitçilere açtığı kredi rakamının 9 milyar lira olduğunu ve birliğin önümüzdeki dönemde de çiftçilerin yanında yer almayı sürdüreceğine inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de hükûmet olarak çiftçileri desteklemek için her türlü çabayı gösterdiklerini kaydetti.

Bu yılın ilk iki ayında çiftçilere 5 milyar liralık destekleme ödemesi yaptıklarını ve Mart ayı içinde; alan bazlı destekler, hayvancılık destekleri, yem bitkileri, sulama elektriği, sertifikalı tohum gibi alanlarda toplam 3 milyar 716 milyon liralık destekleme ödemesi yapacaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu destek ödemelerin üreticilere hayırlı olması temennisinde bulundu.

“TARIM SEKTÖRÜNDEKİ SPEKÜLATÖRLERİ MİLLÎ GÜVENLİK SORUNU OLARAK GÖRÜYOR VE ONA GÖRE MUAMELE EDİYORUZ”

Tarım ve hayvancılığın Türkiye için taşıdığı önemi çok iyi bilen bir yönetim olduklarını ve bugüne kadar çiftçilere yaptıkları 126,8 milyar liralık desteğin bunun en somut ifadesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’ye kıyasla; tarımsal millî geliri 37 milyardan 190 milyar liraya, çiftçilere yönelik tarımsal desteği 1,8 milyar liradan 16,1 milyar liraya, tarım ürünleri ihracatını da 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardıklarını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarım sektöründeki konumunu daha da güçlendirmek için pek çok çalışma yürüttüklerini; bu amaçla arazi toplulaştırması, tarım sektörüne ilgiyi artırmak için genç çiftçilere hibe desteği verilmesi, tarım arazilerinin miras ve satış yoluyla bölünmesinin önüne geçilmesi, tarım ve hayvancılık yapılan ovaların korunması için SİT alanı olarak ilan edilmesi gibi çalışma ve uygulamaları devreye soktuklarını söyledi.

Bitkisel üretimde yaşanan artışın, tarıma verdikleri desteklerin karşılığının alındığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu rakamlar birtakım spekülatörlerin, kimi zaman patates, soğan, kimi zaman domates, biber, patlıcan gibi vatandaşlarımızın en çok kullandıkları ürünler üzerinden sahneledikleri oyunların amacını daha iyi gösteriyor” diye konuştu.

Spekülatörlerin gayesinin; çiftçinin, üreticinin hakkını, hukukunu, çıkarını korumak olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında şunları ekledi: “Bir kısmı sadece kâr hırsıyla hareket ederken, bir kısmı daha derin emeller güdüyor. Milletimizle birlikte, ülkemiz üzerinde oynanan her oyun gibi bu tür tezgâhları da bozmaya devam edeceğiz. Çiftçi kardeşlerim vasıtasıyla tüm ülkeme sesleniyorum; hiç kimsenin ne üreticimizin alın terine, emeğine ne de tüketicimizin sofrasına, ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz. Tarım sektöründeki spekülatörleri, tıpkı sınırlarımıza dayanan teröristler gibi, bir millî güvenlik sorunu olarak görüyor ve ona göre de muamele ediyoruz.”

“KENDİ ALANINDA DÜNYADA DÖRDÜNCÜ SIRADA YER ALAN ILISU BARAJI BİTMEK ÜZERE”

Tarımsal üretimde yaşanan büyümede, Türkiye’deki 276 olan baraj sayısına 563, 228 olan gölet sayısına 350, bin 764 olan sulama tesisi sayısına da bin 332 ilave etmiş olmalarının payının büyük olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, GAP gibi dev bir projenin sulama alanını 200 bin hektardan 560 bin hektara yükselttiklerini hatırlattı.

Kendi alanında dünyada dördüncü sırada yer alan Ilısu Barajı’nın bitmek üzere olduğunu, kendi sınıfında Avrupa’nın en büyüğü olan Silvan Barajı’nda sona yaklaşıldığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece GAP’ın sulamada 2,2 milyar dolar, enerjide 4 milyar dolar, içme suyunda 500 milyon dolar düzeyinde Türkiye’ye katkı sağladığına dikkat çekti.

“TÜRKİYE GELİŞTİKÇE, ZENGİNLEŞTİKÇE BUNDAN ÇİFTÇİLERİMİZ VE ÜRETİCİLERİMİZ NASİPLERİNE DÜŞENİ ALACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında hayvancılık konusuna da değinerek, “Bu konuda çok uğraşmamıza rağmen maalesef hâlâ vatandaşlarımıza istediğimiz seviyede uygun fiyatlardan et sunamadığımızı itiraf etmem gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, rakamlara bakıldığında Türkiye’nin hayvancılıkta durumunun her geçen gün daha iyiye gittiğine işaret ederek 2002 yılına kıyasla; büyükbaş hayvan varlığının 9,9 milyon adetten 17,2 milyon adede, küçükbaş hayvan varlığının 32 milyondan 46,1 milyon adede yükseldiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine aynı yıllara kıyasla süt üretiminde 8,4 milyon tondan 22,1 milyon tona, kırmızı et üretiminde 420 bin tondan 1 milyon 118 bin tona, tavuk e-ticaret üretiminde 700 bin tondan 2 milyon 156 bin tona, yumurta üretiminde 11,5 milyar adetten 19,6 milyar adede, süt ürünleri üretiminde 61 bin tondan 276 bin tona çıkıldığını sözlerine ekledi.

Hayvancılıktaki bu artışlar sayesinde kişi başına yıllık süt tüketiminin 2002’ye kıyasla 122 litreden 258 litreye, kırmızı et tüketiminin 6,1 kilodan 15 kiloya çıktığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüldüğü gibi, tüketimimiz üretimimizden daha fazla artmıştır. Dolayısıyla yapmamız gereken, girdi maliyetlerini düşürerek daha hesaplı üretimi teşvik etmektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Hayvancılıkta özellikle yem, tarla bitkilerinde gübre konusunda yaşanan sıkıntıları biliyoruz. Her iki üründe de ham madde bakımından dışa bağımlılık söz konusudur. Bunun için işe yem ve gübre üretimini artırmakla başlamamız gerekiyor. Türkiye bu konularda ithalatçı değil, ihracatçı olmalıdır. Tarımda millî birlik projemizin hedeflerinden biri de budur. Planlı üretime geçerek ithalatı azaltmayı ve ihracatı çoğaltmayı amaçlıyoruz. Havza bazlı yönetim ve tarımsal üretimi destekleme modelini ve hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modelini kararlılıkla uygulayacağız. Havza bazlı üretim için 21 ürün ve 945 yer belirledik. Buğday ve yem bitkilerini her yerde, diğer ürünleri de belirlenen alanlarda destekleyerek tarım sektörümüzü inşallah şaha kaldıracağız. Hayvancılığı kendi ihtiyacımızı karşılamanın ötesinde ihracata dönük olarak geliştirmek için damızlık üretimini teşvikle işe başladık. İnşallah Türkiye büyüdükçe, geliştikçe, zenginleştikçe bundan çiftçilerimiz ve üreticilerimiz de nasiplerine düşeni alacaklardır. Bilhassa 2023 hedeflerimize ulaştığımızda şu anda konuştuğumuz rakamları inşallah üçe, beşe katlamış olacağız.”

“TÜRKİYE, NE ZAMAN HEDEFLERİNE YAKLAŞSA KARŞISINA HEMEN ENGELLER ÇIKARTILDI”

Türkiye’nin, ülke ve millet olarak ne zaman hedeflerine yaklaşsa karşısına hemen birtakım engellerin çıkartıldığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, IMF’e olan borcun sıfırlandığı, Merkez Bankası rezervlerinin en yüksek seviyeye çıktığı, dünyanın hayranlıkla izlediği projeleri birer birer hayata geçirdikleri 2013 yılında, bir anda sokakların karıştırıldığı Gezi olaylarının başlatıldığını hatırlattı.

“AK Parti gibi Türkiye’nin orman varlığını 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkarmış 4 milyar 300 milyon fidanı toprakla buluşturmuş bir partiye yapılabilecek en son suçlamayla, ağaç kestiğimiz yalanıyla ortalığı birbirine kattılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu oyunun gerçek yüzünün ortaya çıkmasıyla sokakları terörize eden güruhun sessizce çekilip gittiğini söyledi.

Daha sonra 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişiminin gerçekleştiğini, bölücü terör örgütünün harekete geçerek çukur eylemlerini başlattığını, ardında da FETÖ terör örgütü vasıtasıyla ordu içinde yuvalanmış bir ihanet çetesinin kanlı bir darbe yapmaya kalktığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçişimiz milletimizin aslında bu saldırılara verdiği en esaslı ve güçlü cevap olmuştur” diye ekledi.

“GÜÇLÜ EKONOMİ PROGRAMIYLA KONTROLÜ YENİDEN ELE ALDIK”

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla, İdlib’de geliştirdikleri inisiyatifle Münbiç ve Fırat’ın doğusuyla ilgili yürüttükleri kararlılıkla olayların gidiş yönünü değiştirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde ana muhalefet liderinin YPG terör örgütü ile ilgili söylediklerine de değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ana muhalefetin başı ‘YPG, PYD diyor PKK niçin bize saldırsın?’ diyor. Yahu bu nasıl bir anlayıştır? ‘Niçin bize saldırsın’ sorusunu sorana ben diyorum ki, yahu saldırdı, saldırdı soru sormaya gerek yok. Füzeleri atanlar onlar ve benim 100’e yakın vatandaşımın şehit olmasını sağlayan onlar. Bunları görmeyecek kadar hakikatlerden uzak bir ana muhalefet var” değerlendirmesinde bulundu.

Son olarak, geçen yıl Ağustos ayında Türkiye’ye bu defa ekonomi silahının çekildiğini belirterek, “Türkiye’nin gerçekleriyle hiçbir ilgisi olmayan, tamamen sunu bir anafor oluşturarak ekonomimizi batırmaya, yönetimimizi istikrarsız hâle getirmeye çalıştılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, oyunun farkına vararak, tedbirleri uygulamaya geçirdiklerini, güçlü ekonomi programıyla kontrolü yeniden ele aldıklarını söyledi.

Şimdi son bir umutla 31 Mart’ı beklediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bu seçimlerde istedikleri gibi bir istikrarsızlık ortamı oluşturabilirlerse hemen ardından tüm cephelerden ülkemize yeni saldırılar düzenlemeyi planlıyorlar. Ama buradan çiftçilerimizin, üreticilerimizin huzurunda söz veriyorum, bunlara asla fırsat tanımayacağız. Milletimizle yine kol kola, gönül gönle vererek bu oyunu da inşallah hep beraber bozacağız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu süreçte Türkiye’nin en büyük talihsizliğinin, CHP’nin durumunun olduğunu dile getirdi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu partinin geçmişi zaten Sivaslı Nuri Demirağ’dan Vecihi Hürkuş’a, Devrim otomobili denemesine kadar pek çok kötü sicille doludur. 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminde takındıkları tavırla demokrasiye ve hukuka verdikleri zararı en iyi sizler biliyorsunuz. CHP terör örgütlerinin saldırılarında, darbe girişimlerinde, yurt dışından ülkemize yönelen tehditlerde hiçbir zaman ülkemizin ve milletimizin yanında yer almamıştır. Sayın Kılıçdaroğlu Avrupa’ya gidiyor, Almanya’da terör örgütünün temsilcileriyle, ellerinde paçavraları, yan yana onlarla beraber resim çektiriyor; hale bak. Yahu sen bu ülkenin ana muhalefetinin başındaki adamsın, Alman Parlamentosunda YPG’nin paçavrasıyla poz veren bir teröristle nasıl olur da yan yana poz verirsin? Onu nasıl olur da meşrulaştırırsın?”

“HABERLEŞMEDEN İSTİHBARATA HER ALANDA UZAY ÇALIŞMALARINI ETKİN ŞEKİLDE KULLANMANIN GAYRETİ İÇİNDEYİZ”

Ana muhalefet partisinin, Türkiye’yi dünyaya şikâyet etmekten Türkiye’nin stratejik tüm girişimlerini engelleme çabasına kadar her türlü yanlış tavrı ısrarla sürdürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son CHP milletvekillerinin, Türkiye Uzay Ajansı’nın kuruluşuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin uzay yarışında yerini almasından acaba bu CHP niçin rahatsız duyuyor? Uydu yapıyoruz, uydu fırlatıyoruz, haberleşmeden istihbarata her alanda uzay çalışmalarını etkin şekilde kullanmanın gayreti içindeyiz. Tüm bu çalışmaları daha ileri taşıyacak Türkiye Uzay Ajansının faaliyetine engel olmanın, ülkenin ve milletin çıkarlarına nasıl bir faydası olacağını ben tüm çiftçi kardeşlerimin takdirine sunuyorum” sözlerine yer verdi.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNİN DE ONLARI DESTEKLEYEN GÜÇLERİN DE ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ”

Söz konusu partinin, tuğla üzerine tuğla koymadığı gibi yapanları engellemek için de eskiden beri Anayasa Mahkemesi’nin önünde nöbet tuttuğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah’ın izni ve milletin desteğiyle, terör örgütlerinin de, onları destekleyen güçlerin de üstesinden geldiklerini ve geleceklerini vurguladı.

‘Hırsız içerden olunca kapı kilit tutmazmış’ atasözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İşte onun gibi hançer içeriden vurulduğunda yapacak çok fazla bir şeyimiz kalmıyor. Her zaman olduğu gibi çözümü biz çiftçimizde arıyoruz, çözümü milletimizde arıyoruz, millî iradede arıyoruz, demokraside arıyoruz. İnşallah 31 Mart seçimleri hem şehirlerimize hizmet edecek en iyi belediye başkanlarını seçeceğimiz, hem de önümüzdeki dönemi huzur, istikrar ve güven iklimi içinde geçireceğimiz şekilde neticelenecektir.”

Konuşmasının sonunda çiftçilere; Türkiye’nin gelişmesine, kalkınmasına, milletin aşının, ekmeğinin kesintisiz şekilde sağlanmasına yaptıkları katkı sebebiyle şükranlarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği’nin genel kurulunun hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87779

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.