Cumhurbaşkanı Erdoğan, A Haber, ATV, A Para, A News, A2 ve A Haber Radyo ortak yayınına katıldı 0 99965

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gündem Özel” programıyla A Haber, ATV, A Para, A News, A2 ve A Haber Radyo ortak yayınına konuk oldu.

Çankaya Köşkü’nden gerçekleştirilen yayında, Salih Cemal Nayman ile Şebnem Bursalı’nın sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de 82 milyonun Cumhurbaşkanı olduğunu belirterek, tüm vatandaşlara hizmet götürdüklerini söyledi.

31 Mart yerel seçim çalışmaları kapsamında bugüne kadar, ilçeler hariç, 58 ilde vatandaşla buluştuğunu, meydanların diline baktığında da anket şirketlerinin çok ciddi bir yanılgı yaşayacağına inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, anketler arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu ancak meydanların yalan söylemeyeceğini kaydetti.

Cumhur İttifakı’nın, İstanbul Yenikapı mitingine 1 milyon 600 bin kişinin katıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın karşısındaki partilerin İstanbul’da miting yapamadıklarını, İzmir ve Ankara’da da rekor düzeyde katılımla mitingleri gerçekleştirdiklerini belirtti.

“ASIL ANKET SEÇİM SANDIĞI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anket şirketlerinin bu defa ben çok farklı bir yanılgı içinde olduklarını gerçek anketin yapılacağı Pazar günün akşamı göreceğiz, asıl anket Pazar günü” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gülderen Yiğit adlı kız çocuğunun kendisine yazdığı mektubu okuyarak, hediye ettiği bilekliği ve “devletin ihtiyaçlarında kullanması” için gönderdiği 50 lirayı yanında taşıdığını anlatarak, “Gülderen, gözlerinden öpüyorum, inşallah ekrandasın bu akşam, izliyorsundur. Ve bu Gülderen’in işte o küçücük bileğinden gelen, üzerinde kalplerin de olduğu, bu da tabi kalbimizdesin demek. Ve ben de gözlerinden öpüyorum. İnşallah bu seçimlerin en büyük sermayesi bu” ifadelerini kullandı.

Cumhur İttifakı’nın çok sağlam temellere sahip olduğunu ve seçimden zaferle çıkacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK’dan DEAŞ’a, FETÖ’den DHKP-C’ye kadar karanlık güçlerin besleyip büyüttüğü, üzerlerine saldığı bütün terör örgütlerini tepelediklerini, terör örgütlerinin lider kadrolarından ciddi kayıplar vermeye başladıklarını açıkladı.

“TERÖRÜ BİTİRMEDEN TÜRKİYE’YE YATIRIMCI GETİREMEYİZ”

“Şu anda Kuzey Irak’ta önemli sorumlular gitti, bir tane çok çok önemli liderleri şu anda ağır yaralı, bunun yanında tabi ölenler var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenlik güçlerinin terörü bitirme kararlılığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörü bitirmeden Türkiye’ye yatırımcıyı getiremeyeceklerinin bilincinde olduklarını belirterek, terörü Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde halkla beraber el ele vererek bitirebileceklerini söyledi. “Bir gece ansızın gelebiliriz mesajını hep özenle altını çizdiniz, o gece ne zaman gelecek?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kandil’e yönelik son operasyonu hatırlatarak “Bunlar eğer haber verilerek olsa netice alamazsınız. Ama şimdi bunları biz tabi hiç haber vermeden bunlar bir gece ansızın derken bunu başarıyoruz. Bakınız şimdi bunların içerisinde şu anda alt seviye falan yok. Bakıyorsun Kandil bölge sorumlusu, çok önemli bir şey. Bunun yanında dış ilişkiler sorumlusu” cevabını verdi.

Terör örgütüne yönelik operasyonlarda İHA’larla koordinatların belirlendiğini, SİHA’larla bu koordinatların vurulduğunu, gerekirse F-16’larla da vuruşların yapıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadele noktasında yeni bir dönemin içinde olunduğunu, yerli ve millî imkânlarla geliştirilen silahların artık teröristlere göz açtırmadığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine, 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın karşısında CHP, HDP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan dörtlünün yer aldığını yineleyerek, bu partilerin birlikteliklerini gizlemeye çalıştıklarını ancak HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin açıklamalarıyla bu birlikteliğin, yaptıkları pazarlıkların açığa çıktığının altını çizdi.

“KÜRT KARDEŞLERİMİN İRADESİNE KİMSE İPOTEK KOYAMAZ”

Temelli’nin açıklamalarını terör örgütü PKK’dan bağımsız ve izinsiz açıklamaya yapamayacağına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onun için de biz beka meselesi derken bunu boşuna konuşmuyoruz. İşte 31 Mart bir beka meselesidir. Bu temelsiz Sezai birlikteliğin diğer bileşenlerinin iplerini eline almış tehdit ediyor; biz yoksak siz bir hiçsiniz diyor. Ya sen ne zamandan beri kalktın da benim Kürt vatandaşlarımın millî iradesine ipotek koyuyorsun? Böyle bir ahlaksızlık olabilir mi? Ben buradan özellikle bu akşam ekranları başında olan Kürt vatandaşlarıma, Kürt kardeşlerime sesleniyorum. Sizin iradenize ipotek koyan bu adamlara gelin demokratik bir şekilde sandıkta gereken cevabı verin” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım’ın tecrübelerini anlatarak, İstanbul için önemli projeleri hayata geçireceğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara ve İzmir’de de tecrübeli isimlerle seçime girdiklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’ya da başkente yakışır bir adayla seçime girdiklerini tekrarlayarak, şöyle devam etti: “Şimdi burada bir tane ilçe belediye başkanını getirip de buraya aday olarak koymak, bana göre Ankaralılara saygısızlıktır. Ve Ankaralılara saygısızlıktır derken ben burada ayrımcılığı asla düşünmüyorum, çünkü Ankara biliyorsunuz birçok ilden gelen insanlarımızın yaşadığı bir vilayettir. Burada Yozgatlısı var, Çankırılısı var, Çorumlusu var, Bolulusu var vesaire. Yani burada salt Ankara’da doğup Ankara’da büyümüş olanlar değil hepsi var. Ankara’ya böyle olaylara geniş açıdan bakabilecek ve Ankara’yı şu anda bulunduğu yerden çok daha ilerilere taşıyabilecek bir isim olarak biz Mehmet Beyi aday gösterdik. Yoksa yani şu anda karşısındaki adayın cürmü, her şeyi ortada. Hele hele bir de bu senet-menet olaylarındaki durum çok daha berbat bir şey.”

“BÖLÜCÜ ÖRGÜT AĞZIYLA KONUŞANLARA TEPKİ GÖSTERMEDİLER”

“Kürdistan ifadesini çok bilinçli bir şekilde siyaset diline sokmaya çalıştıkları anlaşılıyor. Diğer üç partinin karşı çıkmasını bekledim, herhangi bir karşı duruş çıkmadı, bunu nasıl yorumluyorsunuz?” sorusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Erdoğan düşmanlığı bunların gözlerini öyle kör etmiş ki Türkiye düşmanlığı ile Erdoğan düşmanlığını adeta ayırt edemez hâle gelmişler. Bölücü terör örgütünün ağzıyla konuşan HDP yöneticilerinin bu açıklamalarına tepki gösteremeyen CHP, sözde İyi Parti ve Saadet Partisi yöneticileri bu düşmanlığın açık söylüyorum ortaklarıdır” şeklinde cevapladı.

“Cumhur İttifakı olduğu sürece bu toprak üzerinde Kürdistan diye bir bölge inşa etmeleri söz konusu değildir mümkün değil” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin HDP’ye oy verenlere terörist dediği yalanını ortaya attıklarını bununla ilgili olarak da tazminat davalarını açtıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, CHP’ye oy verenin oylarına da, sözde İYİ Parti’ye oy verenlerin oylarına da, HDP’ye oy verenin oylarına da, Saadet Partisi’ne oy verenlerin oylarına da talibiz, yani siyasetin gereği bu. 40 yıldır siyasetle meşgul olan Tayyip Erdoğan bir defa böyle bir vicdansızlığı yapamaz, biz böyle büyüdük buralara geldik. Cumhur İttifakı ile baş edemeyeceklerini anlayınca HDP’ye oy veren Kürt kardeşlerimi terörist ilan ettiğimi iddia ederek büyük bir yalana sarıldılar, bu alçaklıktır, alçalmaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“MEHMETÇİK VATAN SAVUNMASINDA, HAPİSTE OLANLAR MİLLETİME KURŞUN SIKAN, TANKLARLA ÜZERİNDEN GEÇEN TERÖRİSTLER”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in son olarak da FETÖ’den tutuklananları kast ederek, “Mehmetçik hapiste, garip gureba hapiste” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlara Mehmetçik’in vatan savunmasında olduğunu hatırlatmak gerek. Hapiste olanlar Mehmetçik değil, Mehmetçik’e ve milletime kurşun sıkan, bomba atan, tanklarla üzerinden geçen teröristler. Sana teröristlerin sözcülüğünü kim verdi? Pensilvanya” ifadesini kullandı.

Türkiye’yi istikrarlı ve kararlı yolundan çevirmek için bütün Türkiye düşmanlarının bir araya geldiği, her türlü saldırıyla Türkiye’yi yolundan çevirmeye çalıştıklarını, son dönemde de ekonomik saldırıların bunun bir parçası olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm Türkiye düşmanlarını bir araya getiren üst aklın sadece yurt içinde değil yurt dışında da aktörleri bulunduğunu sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Pensilvanya’daki ahlaksızın yanında bir başka ahlaksız var sizin meslektaşınız biliyorsunuz buradan kaçıp giden. Ve onun da işte geçenlerde kanalınızda yayınlanan bazı konuşmaları var. Milletin başından düş diyor, sen mi getirdin bizi buraya terbiyesiz? Bizi buradan ancak milletim sandıkta eğer memnun değilse sandıkta bize der ki ‘ya yeter’ bunun kararını o verir, sen değil. Eğer sende zerre kadar mertlik olsa sen ülkeni terk etmezsin, ülkenden kaçıp giden şu anda bir soysuzsun” sözlerine yer verdi.

“TERÖRİSTLERLE DEĞİL MİLLETLE İŞ BİRLİĞİ YAPARAK SEÇİMİ KAZANACAĞIZ”

Cumhur İttifakı’nın karşısında seçime giren CHP, HDP, İYİ Parti ve Saadet Partisinin oluşturduğu ittifakı “zillet ittifakı”nın Kandil’den talimat aldığını, CHP’nin içindeki bazı isimlerin de Kandil ile koordineli çalıştığını yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi bu zillet ittifakı milletimizin karşısına çıkmaktan bundan dolayı ciddi manada korkuyor. Terörist başının resminin bulunduğu paçavralarla, uğruna şehitler verdiğimiz şanlı bayrağımızın yan yana gözükmesinden de tabi ciddi manada çekiniyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP’nin aday göstermediği yerde suflenin Kandil’den geldiğini, o bölgelerin Kandil tarafından dizayn edildiğinin üzerinde durarak, şu değerlendirmelerde bulundu: “Burada kalkıp da Bay Kemal’in söyleyeceği bir şey yok, aynı şekilde hanımın da söyleyeceği bir şey yok bu kadın da bir şey söyleyemez, çünkü oradan belli bir çıkar. Ayrıca da tabi Pensilvanya’dan gelenler karşısında da bu durum var. Mesela 340 civarında bunların listelerinde biliyorsunuz yer alanlar var. Ya düşünebiliyor musunuz Saadet Partisi’nin listelerinde PKK’lılar var. Mesela Adıyaman adayları kalkıyor yani oradaki HDP’lilerin filan kendisini destekleyeceklerini söylüyor. Pazar günü göreceğiz, Allah’ın izniyle Adıyaman’da bizim adayımız seçimi alacak ve gümbür gümbür de orada seçimi kazanacak. Ama bu teröristlerle iş birliği yaparak değil, tamamıyla bu milletin asil evlatları orada kalkıp Adıyaman’da oyunu adayımıza verecekler.”

Bir soru üzerine, seçimi kazanan terörle bağlantılı belediye başkanlarının görevden alınıp alınmayacağına yönelik tartışmalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, teröre yardım ve yataklık yapmanın, teröre destek vermenin, propagandasını yapmanın, finanse etmenin suç olduğunu vurgulayarak, “Milletiyle omuz omuza olması gereken belediye başkanları terör örgütleriyle omuz omuza oluyorsa bunun elbet bir karşılığı, bir bedeli vardır, olacaktır da” dedi.

Milletin terör çukurları kazan değil, gül bahçeleri açan belediyeciliği hak ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediyelere atanan kayyumların bunu fazlasıyla yerine getirdiğini, kayyum olarak atananların çok güzel, başarılı bir belediyecilik yaptıklarını anlattı.

“TERÖRLE İLTİSAKLI BELEDİYELERLE İLGİLİ YASAL GEREKLİLİK YAPILACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçim akşamı iş bitti, neticeler belli oldu bunların içerisinde teröre yardım, yataklıktan tutunuz da başka terörle ilgili, iltisaklı suç işlemiş olanlar varsa biz artık öyle beş sene, altı sene, yedi sene bekleyemeyiz ve hemen, anında gereğini yasal olarak savcılıklar inanıyorum ki yapacaktır ve burada bu milletin parasını çarçur edecek olanlara da buralar teslim edilmeyecektir” uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların oy kullanırken korkmaması gerektiğini, demokrasi mücadelesini korkusuzca vermeleri gerektiğini vurgulayarak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kendisine baskı yapıldığını hisseden vatandaşların durumu güvenlik birimlerine bildirmelerini istedi.

Millete yapılan hiçbir dayatmayı kabul etmeyeceklerini ve bunları boşa çıkartacaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin oyunun rengini zorla soran, değiştirmeye kalkan, onlar da karşısında devlet olarak bizi bulur, bunu önü açık yapamayız. Ve milletimize baskı yoluyla oyunu çalmak isteyenleri devletimiz bir defa alaşağı eder, bunları da serbest bırakmaz. Sandığın da,  milletin de güvenliği her ikisinin de bize ait, bizim görevimiz bu. Milletimizin kararları da hür iradelerine ve vicdanlarına emanet” sözlerine yer verdi.

“Hiç şüpheniz olmasın, yerel yönetimlerde teröre ucundan, kenarından, köşesinden bulaşanı bir defa görevden alacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin kaynaklarının Kandil’e gönderilmesine izin vermeyeceklerini yineledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kürt seçmenin oyunun olduğu gibi HDP’ye aktığı yönünde bir algı operasyonu yürütüldüğünü görüyoruz. Bununla ilgili ne dersiniz?” sorusu üzerine Hakkâri’deki mitingini anlatarak cevap verdi.

“KÜRT KÖKENLİ KARDEŞLERİMİN OYUNU HİZMET SİYASETİNDEN YANA KULLANACAĞINA İNANIYORUM”

Hakkâri mitinginde vatandaşların belediyeye atanan kayyumdan son derece memnun olduğunu şahitlik ettiğini, Hakkâri’nin hizmet görmeye başladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan önce Hakkâri’ye gittiğimde vatandaş pencereden bakamazdı ama şimdi bu gidişte baktım artık hem pencereden bakıyor bu safhaya geldi, bir ilerleme var. Er veya geç orada bu iş bitecek, bugün olmazsa yarın bitecek ve benim Kürt kardeşlerimin oyları PKK’nın güdümündeki bir siyasi partinin ipoteği altında hiç değildir, bunu da inşallah göstereceğiz” diye konuştu.

Kürt kökenli vatandaşların oyunu hizmet siyasetinden yana kullanacağına olan inancını tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörü finanse etmek için belediye kaynaklarını Kandil’e aktaran ve halkını hizmetten mahrum bırakan bir anlayışın ardından gideceklerine inanmıyorum, çünkü Kürt kardeşlerim bu noktada zekidir ve bunlara da böyle bir imkânı tanımayacaktır” ifadesini kullandı.

AK Parti’nin Güneydoğu’da ciddi bir oy potansiyeli olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürtlere en büyük zulmü yapan Suriye’deki Esed rejimine HDP ve terör örgütü PKK’nın destek verdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kürtlere karşı tarihî düşmanlığını en iyi yine Kürt kardeşlerim biliyor aslında. Şimdi terör destekçisi HDP üzerinden Kürt kardeşlerime göz kırpıyorlar. Bu iki zihniyeti besleyen faşizm anlayışıdır. Tunceli’de CHP zihniyetinin biliyorsunuz geçmişteki kıyımını bir kenara koymak mümkün mü? Tarih bunun şahididir” açıklamasında bulundu.

“MUHALEFET İSTİKAMETİNİ KAYBETMİŞ VAZİYETTE”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşadığı dönemde başına gelenlerin bugün kendi başına geldiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal bunların o kirlenmiş, zehirlenmiş ittifakına kurban edilmesine milletimiz rıza göstermeyecektir. Ama şu anda Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet Halk Partisi maalesef çok farklı yerlerde. Zaten hayatta olsa bu adamı o partiye yaklaştırmaz, çünkü bunun vermesi gereken hesaplar var. Ve şu anda gönül verenler de aslında bundan rahatsız, memnun değiller, istikametini kaybetmiş bir özelliğe sahip. Ve biz de diyoruz ki, biz bu seçimde öyle bir adım atalım ki, atacağımız bu adımla milletimiz her şeyden önce bir defa bu koltuğu yapışıp bırakmayan Bay Kemal’den Cumhuriyet Halk Partisi’ni de benim milletim tabanda kurtarmış olsun. Çünkü kongrelerle kurtarmak mümkün değil; niye? İstediği gibi bir delegasyon oluşturan bu zat, orada kongreyle filan gitmez. Şimdi Bay Kemal CHP’nin başına geçtikten sonra ne yaptılar? CHP’yi yeniden dizayn ettiler, HDP ile yan yana gelebilecek, omurgasız bir parti oluşturdular. Ben gerçek sosyal demokratların buna gönlünün el vermeyeceğine bir defa inanıyorum, bunu düşünüyorum ve gelişmeler de zaten bunu gösteriyor.”

Adana’da CHP’li belediye başkan adayının bir şehit eşine saygısızlık yaptığını hatırlatarak, şehit eşine geçmiş olsun dileklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu adamların inanın ruh köklerinde bu sakatlık var. Çünkü bunlar hiçbir zaman terbiye tarlasından geçmemişler. Bunlar için insanın değeri yok, hele hele şehitlerin değeri hiç yok. Öyleyse benim milletim, benim vatandaşım orada kalkıp da o hanım kardeşimize saygısızlık yapacağı yerde o kendi belediye başkan adaylarına haddini bildirmesi gerekirdi, bunun yapılması lazım. Yani CHP’nin nereye gittiğini görmesi bakımından bu çok önemli” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit eşiyle görüşeceğini, ilgili bakanlığa talimatını verip olayın takibini isteyeceğini, yargı sürecini de ayrıca başlatmak gerektiğini sözlerine ekledi.

Eski siyasetçilerden Hüsamettin Cindoruk’un kendisine yönelik açıklamalarını anımsatılması üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cindoruk, bu yaklaşım tarzının tabii bunun bedelini ödeyecek, öyle yani intikam dendiği anda bunun her ne kadar kendisi hukukçu olduğunu söylüyorsa da bunun bedelini ödeyecek, çünkü ben bunları karşılıksız bırakamam. Yasalar içerisinde neyse karşılığı bunu bunların vermesi lazım, ödemesi lazım ve üzerlerine de gideceğim” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş’ın sahte senet ve vergi konusunda sıkıntılı birisi olduğunu vurgulayarak, bir başkentin “bu tür cambazlara” teslim edilemeyeceğini, CHP’nin yöneticilerinin ise iddialar karşısında sessiz kaldığını kaydetti.  “Tam da CHP’ye yaraşır bir Ankara adayı. Her işleri sahte, her işleri maalesef yalan” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu sağlama almak için çalıştığını, bunun dışındaki işleri önemsiz gördüğünü anlattı.

Tüm Ankaralılara Pazar günü oylarını kullanmaları tavsiyesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’da vatandaşların her yönüyle itimat edecekleri, tecrübesine güvenecekleri AK Parti’nin adayı Mehmet Özhaseki le yola devam etme kararı alacağına olan inancını vurguladı.

ABD BAŞKANI TRUMP’IN GOLAN TEPELERİ KARARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’un Golan Tepelerine dair aldığı kararın hatırlatılması üzerine, Birleşmiş Milletler’in 1967 kararıyla Golan Tepelerinin Suriye’ye ait olduğuna karar verdiğini aktardı. Türkiye’nin aracı olmasıyla İsrail ve Suriye arasındaki bu meselede işi bitirme noktasına kadar geldiklerini ancak daha sonra Gazze’nin bombalanmaya başlandığını, 14-15 gün süren bir bombalamada bin 500 civarında insanı öldürüldüğünü ve görüşmelerin bitirildiği bilgisini paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Birleşmiş Milletler bu kararı vermiş olmasına rağmen şu anda Trump maalesef adeta bir ali kıran baş kesen. Kudüs meselesinde takındığı tavır öyle, ben yaptım oldu. Ya sen yaptın olduyla olmuyor bu iş, olmaz. Bir defa Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinden bile şu anda buna karşı olanlar var, başta Rusya, Fransa. Geçenlerde Macron ile görüşmemde baktım o da kesinlikle katılmıyoruz dedi. Avrupa Birliği aynı şekilde katılmıyor. Sen ne yapıyorsun ya? Amerika gibi bir devletin başında bulunman sana böyle bir hakkı vermez ki. Şimdi ayın 9’unda İsrail’de seçim var, bu adam yolsuzluklara bulaşmış bir adam Netanyahu, yolsuzluk var, her numara var, hanımı için de aynı şey söz konusu, oğlu için aynı şeyler söz konusu. Sen kalkıyorsun, Amerika’da geleceğe hazırlık olmak üzere oradaki bazı Yahudi kuruluşlarına şirin görünmek için böyle bir adım atıyorsun. Sen kendin çalıp kendin oynarsın, başka bir şey değil.”

AYASOFYA’NIN STATÜSÜ

Ayasofya konusundaki tartışmalara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyası ve Türk milletinin Ayasofya’yı cami olarak görme özlemi olduğunu söyledi. “Burasının isminin müzeye çevrilmesi olayı çok büyük yanlıştı” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, atacakları adımla Ayasofya’nın müze olarak anılmayacağını, müze statüsünden çıkartarak Ayasofya’yı cami olarak anacaklarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda Sultanahmet Camii’ne gelenler, turistler vesaire gezip görüyor, Süleymaniye’ye gelenler gezip görüyor, aynı şekilde Ayasofya’ya da gelenler Ayasofya Müzesi değil, Ayasofya Camii’ni gezip görecekler. Tabi bunun içeriğiyle ilgili bazı düşüncelerim var, arkadaşlarımın bir kısmıyla bunu paylaştım, şimdi bunun detaylarına da gireceğiz” ifadesini kullandı. Konuya ilişkin çalışmaların seçimden sonra ele alacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu adımı inşallah en güzel şekilde tereyağından kıl çeker gibi çekip bu işi de bitireceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Perşembe günü Atakule’nin terasında, sosyal medya platformlarında gençlerle bir araya geleceğini, sorularını cevaplayacağını da duyurdu.

Bütün vatandaşları sandığa gitmeye ve demokratik iradelerine sahip çıkmaya çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart akşamı balkon konuşmanız olacak mı?” sorusuna da “Her seçimde bunu yaptık, şimdi bu seçimde yapmazsak olmaz diye düşünüyorum ama arkadaşlarla oturup henüz bunun kararını vermiş değiliz. Bu artık bizim bir geleneğimiz, arkadaşlarla da değerlendirmesini yaptıktan sonra gereğini yaparız” cevabını verdi.

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,
Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya ve televizyon ortak yayınına katıldı 0 88797

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vahdettin Köşkü’nde Ahmet Hakan, Işıl Açıkkar ve Salih Nayman’ın moderatörlüğünde düzenlenen sosyal medya ve televizyon ortak yayınında gündeme ilişkin soruları cevapladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart seçiminin ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine yönelik yaptıkları tüm sandıkların tekrar sayımına yönelik talepleri kabul edilseydi, İstanbul’da yeniden seçime gitmeye gerek olmayabileceğini belirterek itirazlar neticesinde 16 bin gibi bir farkın ortaya çıktığını, burada ciddi bir suistimalin olduğunu söyledi.

Pazar günü yapılacak seçimle Batı’nın neden çok ilgilendiğinin düşündürücü olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün, yabancı basınla bir toplantım oldu. Bazı basın mensupları İstanbul seçimlerini sordu. İlgilenmeleri tabii manidar. 31 Mart seçimlerinde çok çok ciddi saldırılar da oldu. Hele hele Yunan basını bu işin üzerine çok farklı gitti” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazar günü yapılacak seçimin sonucuna, sandıktan ne çıkarsa “başımız, gözümüz üstüne” diyeceklerini ve geleceğe yöneleceklerini belirtti.

“VALİ BİR İLDE CUMHURBAŞKANINI TEMSİL EDER”

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun Ordu Valisi Seddar Yavuz’a yönelik sözleri anımsatılarak, “Sandık ve millî iradeyle var olmuş bir siyasi lidersiniz. Burada sanki seçilse bile başkanlık verilmeyecek gibi bir algıdan söz ediliyor. Bu algı doğru bir algı mıdır?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: “Burada hukuki durum ne ise bu küfrün karşılığı ne ise bununla ilgili olarak Sayın Valimiz kendisine yapılan küfürle ilgili olarak, bu işi savcılığa, yargıya taşıma kararlılığında. Sağ olsun burada seçimin ardından bu savcılık müracaatını yapma ferasetini de gösterdi. Burada kararı kim verecek? Yargı verecek. Yargı bu konuyla ilgili olarak, yani bu ülkenin Valisine ‘it’ demenin ne olduğunun yasal olarak kararını verecek merci odur. Burada zaten yasalarımızda bir ilin valisine, yöneticisine bu tür küfürlerin karşılığı oralarda belli. Kaç yıldan kaç yıla, bu belli. Ben İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanıyken okuduğum bir şiir sebebiyle mahkûm oldum. Bu mahkûmiyetimle benim elimden belediye başkanlığımı aldılar mı? Aldılar. Bu ise henüz belediye başkanı olmadan, bir ilin valisine küfrediyor. Ben küfretmedim. Devletin resmî yayın organlarında yer alan bir şiiri okudum ve bundan mahkûmiyet aldım 10 ay. 4 ay 10 gün yattım. Ama elimden neyi aldılar? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını aldılar.”

Valinin bir ilde Cumhurbaşkanını temsil ettiğini ve kendisinin de Cumhurbaşkanı olarak valiye sahip çıkmak durumunda olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devletin valisine hakaret edeceksin, polisin üzerine yürüyüp küfür edeceksin. Sonra mağdur edebiyatı yapacaksın, böyle bir şey olmaz. Bu, hukuk içinde olacak olan bir şey. Benim orada zaten yapamaz dediğim bir şey yok. Yargı böyle bir şeyi verdiği takdirde, vermesi hâlinde zaten bu düşer. Hele hele bir konu var ki o da şudur, özellikle bu tür yargı süreci içinde belli bir süreyi aşan bir cezayı alması hâlinde bu düşecektir. O süreyi aşmazsa zaten görevine devam eder. Göreve gelmeden bu işi yapması suretiyle o cezayı aldığı anda bir defa bu benim kanaatimdir, yargı da bu kararı verirse,  belediye başkanlığım benim nasıl düştüyse, onun da belediye başkanlığı düşer” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine, Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin darbeyle cezaevine gönderilmesinin ardından CHP’li trollerin “Erdoğan’ın akıbeti de Mursi gibi olacak” dediklerini anımsatarak Mursi’nin mahkeme salonunda hayatını kaybetmesinin ardından yine trollerin devreye girerek, “Erdoğan’ın akıbeti de aynen Mursi gibi olacak” dediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Pazar günü ile alakalı şeyim, bir zihniyet çatışmasında bir tarafta Sisi taraftarları var zihniyet olarak ki bunlar Erdoğan’ı oraya oturtuyorlar. Bir tarafta Binali Bey’in durumu var. Binali Bey’in durumu da benim bir belediye başkanı adayım olarak bizler de Mursi zihniyetini bunların anlayışına göre temsil etmiş oluyoruz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı basınının kendisine saldırdığını, Alman basınının arkasında ise FETÖ, PKK, DHKP-C gibi terör örgütlerinin bulunduğunu ve bu durumun neyin nerede oturduğunu göstermesi bakımından çok manidar olduğunu söyledi.

“BU ADİL BİR TARTIŞMA OLAMAZ”

Bir soru üzerine, Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı televizyon programını beğenmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda objektif bir yönetim anlayışının olmadığını, soruların soruş şeklinden süreye, İmamoğlu’na “başkan”, Yıldırım’a “başkan adayı” hitabına varıncaya kadar moderatörün ciddi tarafgirliği olduğunu dile getirdi.

Programdan ÜÇ gün moderatör ile CHP adayının bir otelde görüştüğünün tespit edildiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birisi diyor ki, ‘Beş dakika 10 dakika görüştük’,  öbürü ’15 dakika filan’ sonunda iş ortaya çıktı, 45 dakika bunların orada görüşmesi var.  45 dakika orada görüşürken de bütün doneler, ne tür sorular  sorulacak ki bu tamamen bir soru çalma sanatıdır. Bu, tamamen FETÖ’cülerin işidir” diye konuştu.

CHP adayının programa soruları bilerek hazırlandığını, yayında gösterdiği kartonların da bunun kanıtı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok ilginçtir, moderatör soruyu soruyor, sorduktan sonra da oradan, o başlıklara göre o karton çıkarılıyor o gösteriliyor. Bu denli bir hırsızlık olur mu?  Böyle de ‘Çok doğru, çok adil bir moderatörlük yaptım’ nasıl diyeceksin. Bunlar dersi 45 dakika çalıştılar, soruları vesaire hepsi. Şimdi bu adil bir tartışma olamaz. Nitekim adil olmaktan çıktı tabii bu hem siyasi hem ahlaki değerlere ters bir tartışma hâlini aldı” ifadelerine yer verdi.

“BİR MODERATÖR OLARAK KENDİNİ BİTİRMİŞTİR”

“Bu, bir moderatör olarak kendini bitirmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben farklı isimler vermiştim ama bu isimler adaylar tarafından herhalde makul karşılanmadı ve iş bu noktaya geldi. Şimdi tabii öyle veya böyle o akşam ki tartışmanın da hasılasını Pazar günü sandıklarda göreceğiz. İster buralarda hırsızlıklar şunlar bunlar olsun. Öyle veya böyle bu netice kendini çok açık net zaten gösterecek” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sürecinde yaşanan Ordu Valisi ve polislerle ilgili konular, sandıklarla ilgili yapılan çeşitli hırsızlıklarla ve son olarak da bir otelde moderatörle görüşmenin CHP adayının ne kadar sorumsuz olduğunu gözler önüne serdiğini söyledi.

İdeolojik yaklaşımların bu tarz televizyon programlarını bozduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte Deniz Baykal ile bir programa katıldığını, kendisinden çok çok deneyimli, tecrübeli bir lider olan Baykal ile tartışma programına katıldığını ve herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de yarın da artık belli bir deneyime sahip bir lider olarak ben herkesle bu tür müzakerelere, tartışmalara girerim. Bütün mesele, işte şimdi burada da gördüğümüz gibi bir moderatör olayındaki neticedir”  dedi.

“İSTANBUL’A BİRÇOK ESER VE YATIRIM KAZANDIRDIK”

Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı programın, ABD’de en son Donald Trump-Hillary Clinton arasındaki tartışmanın benzeri gibi olması için çalıştıklarını ancak programın bundan çok farklı geliştiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Binali Yıldırım’ın programdaki performansına ilişkin soruya şöyle cevap verdi: “Burada performansı değerlendirirken daha dinamik bir görünüm sergilemek ve bir diğer tarafta da tecrübesiyle bilgisiyle birikimiyle ağırlık serdeden bir aday olarak bunu değerlendirmek. Bir de bu iki şekli ile ele aldığımız zaman, Binali Bey’in duruşunda bir olgunluk, derinlik var. Kalkacaksın İDO Genel Müdürü olarak yola çıkacaksın, ondan sonra milletvekili olacaksın ve 10-11 yıl Ulaştırma Bakanı yapacaksın, öbür taraftan Başbakanlık ardından Meclis Başkanlığı… Şu anda bu ülkenin 81 vilayetinin her yerinde, yollarından, altyapısına, üst yapısına varıncaya kadar, havalimanına varıncaya kadar Binali Bey’in Başbakanlığım döneminde elinin değmediği yer yok.”

Binali Yıldırım’ın rakibinin ihtiyarlara ücretsiz otobüsten bahsettiğini onu da zaten kendi döneminde yaptığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP adayının öğrencilere burstan bahsettiğini bunun da yalan olduğunu çünkü kendi belediye başkanlığı döneminde öğrencilere verdiği bursun CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne başvurusuyla kaldırıldığını, belediyelerin öğrencilere burs veremez hâle getirildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediye başkanlığı görevinden sonra da Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı görevlerinde de İstanbul’daki AK Parti belediyesini hiçbir zaman ihmal etmediğini vurgulayarak kendinden sonraki büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarının da başarılı olduklarını, İstanbul’a birçok eser ve yatırımı kazandırdıklarını anlattı.

“İSTANBUL’DA HER TÜR METRO YATIRIMI GERÇEKLEŞTİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediye başkanlığı yaptığı dönemde İstanbul’un nüfusunun 8.5 milyon olduğunu anımsatarak, yaptığı kavşaklar, alt ve üst geçitler, toplu taşımada kullanılan otobüslerin modernleştirilmesi gibi birçok ilki gerçekleştirdiğinin altını çizdi.

İstanbul’da her tür metro yatırımının gerçekleştiğini, Üsküdar- Çekmeköy arasındaki metronun uzaktan kumandayla gittiğini, bunun da Marmaray’la bütünleştiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine Kadıköy’den  Kartal’a metro sisteminin kurulduğunu, Mecidiyeköy’den havalimanına kadar yapımının devam ettiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar, bunların israf dediği kalemlerle yapılan yatırımlar. Sayıştay böyle bir tespit yapmadık, dedi. Ama Beylikdüzü’nde böyle bir tespiti yaptıklarını da yine Sayıştay kendisi açıkladı. Yani yalan üzerine bu işler bina edilmez. Hele hele belediyecilikte bu tür yalanlara başvurmanın çok da faydası yok” diye konuştu.

“İSTANBUL’UN SADECE ÇÖP SORUNUNU DEĞİL, SU VE HAVA KİRLİLİĞİ SORUNLARINI DA ÇÖZDÜK”

Belediye başkanlığı döneminde İstanbul’u çöpten temizlemenin en büyük ideali olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönem İstanbul’da Habitat 2 Toplantı’sı yapıldığını ve toplantının sonuç bildirgesinde İstanbul’un “dünyanın en temiz şehirlerinden” biri olarak girdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un sadece çöp sorununu değil, su ve hava kirliliği sorunlarını da çözdüklerine işaret etti.

İstanbul’a dair anlattığı CHP döneminde yaşanan susuzluk, hava kirliliği, çöp dağları gibi olayları gençlerin bilmediğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ailelerin İstanbul’un eski hâllerini çocuklarına ne kadar anlattıklarını bilemediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda üniversite gençliğinin 1994 ve şu anda ülkenin ne durumda olduğunun değerlendirmesini yapmadığını dile getirerek, “O bir kırılma noktasıydı aslında. Siyasi hayatta bir dönüm noktası. Ülkemizde sağlam bir belediyecilik anlayışını kazandırdık ve ondan sonra tırmanış, yarış, rekabet başladı yerel yönetimlerde” dedi.

“BELEDİYELER GENÇLİĞİN YAŞAM KOŞULLARININ DÜZELTİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALAR YAPABİLİR”

Belediyelerin gençliğin yaşam koşullarının da düzeltilmesi için çalışmalar yapılabileceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Binali Yıldırım’ın özellikle “yarı istihdam” diye söz ettiği projenin Çin’de de farklı uygulamaları olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşu şöyle anlattı: “Mesela, yarım gün okuldasınız, yarım günden sonra Samsung firmasına gidersiniz, çalışırsınız. Size firma karşılığında belli bir bedel öder. Bu hem stajdır hem de ücreti öyle alırsınız. Türkiye’de teknoparklar oluşturduk, Teknoparklarla devlet olarak biz bu işi yapmalıyız, yapıyoruz ama belediyelerde bunu aynı şekilde, diyelim ki İstanbul bu işe müsaittir, her büyükşehir için konuşamayız. İstanbul için sanayi kuruluşlarında buna benzer yarım gün istihdamla bunun adımlarını atmakta fayda var. Çalışmadan belli bir parayı ödemek zaten şu anda yasal değil. Bunlar da gençliğimiz çok farklı bir yere doğru kaydırır diye düşünüyorum.”

İstanbul’a gelen yatırımcıların kentte turizm yatırımı yapmak için yer istediğini, şehirdeki otellerin doluluk oranlarının yüzde 100’lere ulaştığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Belediyeciliği buralara özellikle kaydırmamız lazım. Belediyecilikte mimaride çok farklı bir süreci yakalamamız, kentsel dönüşümle beraber yapılaşmayı nasıl yapacağımızın üzerinde durmamız gerekiyor” diye konuştu.

“1994 TÜRKİYE’DE SADECE BELEDİYECİLİKTE DEĞİL, SİYASETTE DE BİR KIRILMA NOKTASIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1994 Türkiye’de sadece belediyecilikte değil siyasette de bir kırılma noktasıdır. Onu başardığımız için bizim 1994 ruhunu yeniden yakalamamız gerekiyor. O dönemde kurduğumuz gönül köprülerini sağlamlaştırmamız lazım” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir planlamacılığı, mahalle temelli kentsel dönüşüm, çevre dostu şehircilik gibi kritik alanlarda mimarinin korunduğu şehir ruhunun yaşatıldığı, eski mahalle kültürünün oluşturulduğu anlayışa gidilmesi gerektiğini anlattı.

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun “özgürlük” söylemlerini değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir belediye özgürlük konusunda ne yapabilir?” diye sordu.

Bu konunun merkezi yönetimini görev sahasında olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkezi yönetimler bu işin önünü açarsa burada özgürlük mücadelesi kazanılır. Bir belediyenin kalkıp da özgürlükle ilgili bir yasal düzenleme yapma hakkı var mı? Yok. Ama şu anda Türkiye’de biz, gerek anayasal gerek yasal olarak özgürlükler konusunda her türlü yasal düzenlemeleri yapmış bir iktidarız” değerlendirmesinde bulundu.

“KÜRT KARDEŞLERİMİZ ŞU ANDA HER TÜRLÜ HAKKA SAHİP”

AK Parti iktidarıyla Kürt vatandaşların birçok hakka kavuştuğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz göreve geldik, Türkiye’de benim Kürt kardeşlerim, acaba semtlerinde radyo, televizyon şu ya da bu, bu tür şeyler kullanabiliyor muydu? Kullanamıyordu. Propagandalarında böyle bir şey yapabiliyor muydu? Yapamıyordu. Cezaevinde oğlunu ziyarete giden bir Kürt anne evladıyla Kürtçe konuşamıyordu. Sokaklara vesaire bu tür isimleri veremiyorlardı. Bizim gelişimizle bütün bunları yapar hâle geldiler mi? Geldiler. Parlamentoda temsilcileri var mıydı? Partilerini kurarak Parlamentoya da girdiler mi? Girdiler. Parlamentoda ilk üç sırada yerlerini aldılar. Böyle bir konuma geldiler. Tabii bütün bunlarla beraber, bu özgürlüğü bunlar yasalar içerisinde gerekli şekilde maalesef kullanmadılar, kullanmıyorlar. Yasa ne müsaade ediyorsa sen de onu yapacaksın.”

“Kürt kardeşlerimiz şu anda her türlü hakka sahip. Bunun yanında her kim bir Kürt kardeşimin herhangi bir hakkını gasp etmeye kalkarsa karşısında Hükûmetimizi bulur” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet tarihi boyunca Güneydoğu’ya AK Parti iktidarlarından daha fazla hizmet vermiş başka bir iktidar bulunmadığının altını çizdi.

Hakkari, Şırnak, Ağrı, Kars, Iğdır gibi Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerlere çok büyük hizmetler götürdüklerini bu illerin hepsine havalimanları yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada Kürtler var, burada HDP ağırlıklı bir parti, dolayısıyla buralara buraya bu tür yatırımları niye yapayım? Biz böyle bir şey demedik ki? Burası bizim vatan topraklarımız dedik, Batı’da ne varsa buralarda onlar da olacak dedik ve bu yatırımların hepsini yaptık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt vatandaşlarımın, kardeşlerimin yaşadığı yerler dediği zaman akla Diyarbakır’ın geldiğini ancak Gaziantep, Şanlıurfa, Erzurum, Malatya, Kahramanmaraş gibi illerinde bu bölgeye girdiğini, Kürt vatandaşların yoğun yaşadığı şehirler olduğunu ve buralarda AK Parti’nin açık ara birinci parti olduğunu vurguladı.

“BİZ SADECE MHP İLE KURMUŞ OLDUĞUMUZ CUMHUR İTTİFAKI İLE BU SÜRECİ GÖTÜRÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı İmamoğlu’na eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın açıkça destek çağrısında bulunduğunu, terör örgütü PKK’nın dağ kadrosunun da İmamoğlu’na destek açıklamalarında bulunduğunu söyledi.

“Tabii çok ilginç olan nedir? Burada da Apo’nun yaptığı açıklamadır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın bugün basına yansıyan HDP’nin bu seçimde tarafsız kalması gerektiği yönündeki açıklamasında iktidarın bir katkısı olup olmadığı sorusuna şöyle cevap verdi: “Olaya ben şöyle bakıyorum, bizim derdimiz o değil, çünkü oralardan bize ne gelir gelmez bunları az çok kestiriyoruz. Burada aslında bir iktidar mücadelesi var. Bu iktidar savaşında HDP, PKK kanadında yaşanan bu savaş, tabii Öcalan ve Demirtaş noktasında da ciddi bir iktidar mücadelesine doğru bir kayma gösteriyor. Hatta daha da ileri, dağ da bu işin içerisinde. Ben bunu biraz daha ileri taşıyorum, Avrupa da. Bu süreç içerisinde Öcalan, kendi iktidarını bunların hiçbirine kaçırmak istemiyor. Bununla ilgili de çok sert açıklamaları var. Yani Demirtaş’a hesap sormaktan tutun da dağa hesap sormaya varıncaya kadar. Onların kendisine ihanet ettiği inancında ve bu ihaneti sebebiyle de onlara yönelik kesin tavırları var. Bu süreç içerisindeki yaptığı açıklamada tabii ‘Eğer siz beni destekliyorsanız, eğer benim arkamda olan bir partiyseniz, ben sizin ne oraya ne şuraya değil, siz kendi gücünüzü ortaya koymalısınız ve burada bunların herhangi birinden yana değil kendi tarafsızlığınızı ortaya koymalısınız gibi bir havanın içerisinde.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü PKK’nın bir kanadının CHP adayına destek verdiğinin altını çizerek, “Hamdolsun Cumhur İttifakı’nın Binali Bey’in bunların hiçbiriyle ne ilgisi ne alakası yok. Böyle bir zaten şu ana kadar da verilmiş olan bir mesaj söz konusu değil. Biz sadece Milliyetçi Hareket Partisiyle kurmuş olduğumuz Cumhur İttifakı ile bu süreci götürüyoruz. Bu konuyla ilgili olarak da zaten böyle bir desteğin gelemeyeceğini herkes biliyor” sözlerine yer verdi.

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın mesajında bir liderlik mücadelesi gördüğünü, mesajın Selahattin Demirtaş ve örgütün dağ kadrosuna verildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir siyasetçi olarak zaten ister istemez bu konuların hepsiyle belli bir ilgimiz olur. Ancak burada bir şeyin üzerinde durmamız lazım o da ben Kürt kardeşlerimin istismarına özellikle üzülürüm” dedi.

Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım’ın Millî Gazeteyi ziyaret etmesini değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Binali Yıldırım Bey üzerine düşeni bana göre yaptı ve ziyaret etmesi gereken, şu anda Saadet Partisi’nin üst yönetimindeki temsilcilerini ziyaret etti. Bu Binali Beyin şu anda göstermiş olduğu bir nezakettir. Bununla da kalmadı, kalmadık. Biz başka ortak dostlarımızı da burada devreye sokmak suretiyle, yani ‘Bu gidiş doğru bir gidiş değil. Gelin şu işi yoluna koyalım. Bakın şu anda bu duruşunuz kimlere hizmet ediyor. Bu duruşunuz terör örgütünün desteklemiş olduğu partilere gidiyor. Dolayısıyla bunu bir yoluna koymak suretiyle geleceğimize yönelik bir ortak oluşumun adımlarını atalım’ Şu ana kadar tabii henüz burada beklenen olumlu gelişme yok gibi” sözlerine yer verdi.

“ASKERİMİZ, POLİSİMİZ HİÇBİR DÖNEMDE OLMADIĞI KADAR TERÖRLE MÜCADELEYİ SÜRDÜRMEKTEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda terörle mücadele ettiklerine dikkati çekerek, “Eğer ben bir Cumhurbaşkanıysam üzerime düşeni sonuna kadar, bütün hukuk kurallarını işletmek suretiyle yapmak zorundayım ve terörle mücadeleyi sonuna kadar vermek zorundayım. Sağ olsun bu konuda askerimiz, polisimiz, güvenlik korucularımız hiçbir dönemde olmadığı kadar şu anda terörle mücadeleyi sürdürmektedir. Bu mücadelede de hiçbir dönemde olmadığı kadar büyük başarıyı özellikle şu son bir iki yılda almış vaziyetteyiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Binali Yıldırım’ın Diyarbakır’da “Kürdistan” kelimesini kullandığının hatırlatılması üzerine şunları söyledi: “Biraz bu işi okudum, inceledim. Hatırlayın bir defa Osmanlı’da eyaletler sistemi vardı. Bu eyaletler sistemi içerisinde de o zaman Lazistan, Kürdistan gibi bu tür yerler vardı. Zaten biz bir coğrafi referanstan bahsetmiyoruz. Böyle bir referans söz konusu değil. Bu kavramı siyasi bir ünite olarak şimdi bunlar kullanıyorlar. Bunu birbirine karıştırmamak lazım. Eğer bunu birbirine karıştıracak olursak biz ülkemizin birliğine, beraberliğine, bütünlüğüne saygısızlık yapmış oluruz.”

“Pontus” tartışmalarının hatırlatılması üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir tartışmayı kabullenmenin mümkün olmadığını, bu iddia üzerinden, ayrımcılık üzerinden AK Parti’nin yıpratılmak istendiğini kaydetti.

CHP adayı İmamoğlu’nun artık televizyon yayınlarına katılmama kararı aldığının hatırlatılması üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda CHP adayı zaten tüm söylemini yalan ve takiyye üzerine kurmuş. Yalanları ortaya çıkmasın diye artık son iki gün kritik televizyonlara çıkmama kararını arkasındaki yöneticiler aldılar ki bu tür kaçış aslında bir FETÖ âdetidir. Bunu yaparak şu anda onu ekrandan çektiler” dedi.

“ANKETLERDE ARTIK ÇOK CİDDİ BİR RANT DÖNÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine de artık anketlere kesinlikle inanmadığının altını çizerek, “Anketlerde artık çok ciddi bir rant dönüyor. Eğer birileri beklediğini beklediği bir partiden alamıyorsa, ondan sonra bir başka partiye giderek onlarla ilgili, onun lehine anketler yapmaya başlıyor. Hele hele çok çok ünlü gibi görünen bazı anket firmaları var ki, bakıyoruz şu anda çok garip, bir önceki seçimde tespitlerinin hiç tutmadığı bu firmalar, allanıyor, pullanıyor tekrar şu anda mesela CHP adına anket yapıyor” şeklinde konuştu.

31 Mart seçimlerinde yoğun miting programı olduğunu ancak yenilenen İstanbul seçimi için aynı yoğunlukta program yapmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın miting ya da toplu açılış programı olmadığını Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani’yi özel misafiri olarak İstanbul’da ağırlayacağını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neçirvan uzun zamandır gelmedi. Şimdi başkanlık görevine geldikten sonra bizden bir randevu talebi olmuştu. Yarın ona bir randevu verdik. Onun bir ziyareti olacak. Son olarak akşam da iş adamlarına bir hitabım olacak. Onlarla Haliç Kongre Merkezinde bin, bin 500 kişilik herhalde yemekli bir toplantı olacak. Orada bir hitabım olacak. Bunun dışında artık programları böylece noktalamış olacağız” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kredi derecelendirme şirketi Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunun düşürdüğü hatırlatılarak ekonomideki durumun sorulması üzerine de sözlerine şöyle devam etti: “Bu noktada Batı herhalde şunu düşünecektir ‘Biz görevimizi yaptık, kredi notunu da düşürdük. Bunun yanında kurlarla da oynadığımız kadar oynadık ama netice yine böyle oldu.’ gibi bir yere işi getirecekler diye ben doğrusu düşünüyorum. Çünkü Batı hiç durmuyor ki. Şu anda yatıyorlar kalkıyorlar S-400. Yatıyorlar kalkıyorlar F-35. Biz şimdi ay sonu G-20’ye gidiyoruz. Orada da bizim Sayın Trump ile yapacağımız görüşme var.  Sayın Putin ile görüşmemiz var. Yine bunları görüşeceğiz. İkili ilişkilerimizi bunun yanında görüşeceğiz. Oradan da ben Çin’e geçeceğim.”

Türkiye’nin Çin, Rusya ve ABD ile ikili ilişkilerini geliştirerek ekonomideki sıkıntıların aşıldığı, yatırımcıların Türkiye’ye girdiği bir dönemin yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazar günü yapılacak seçimden sonra önlerinde dört yıllık bir sürecin bulunduğunu, ciddi bir yatırım çekme dönemine girileceğine inandığını söyledi.

“BÖLGENİN GÜVENLİ BÖLGE HÂLİNE GETİRİLMESİ DURUMUNDA SURİYE’YE DÖNÜŞLER HIZLANACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine de Afrin’e dönecek Suriyeliler bulunduğunu, Münbiç’in de terör örgütlerinden temizlenmesinin ardından iskân bölgesi hâline geleceğini ve oralardan çıkanların tekrar kendi topraklarına döneceğine değindi.

İdlib’te de ciddi sayıda insanın yaşadığını, onların 200-300 bininin göçe zorlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Putin ile yaptığımız görüşmeler neticesinde, malum 12 gözlem kulesi var. Bu kulelere bazı taciz atışları yapıldı. Bu taciz atışlarıyla birlikte Putin ile yaptığımız görüşmeler neticesinde oralarda da ateşkes ilan edildi. Bu ateşkese sadık kalınmaya başlandı. Derdimiz burayı artık bir savaş bölgesi olmaktan kurtarıp, en azından buranın halkını ‘Ben artık evimde daha rahat kalabileceğim’ durumuna kavuşturmak” diye konuştu.

Suriyelileri çadır ve konteynerlerden kurtarmak istediklerini, TOKİ eliyle Türkiye sınırına yakın yerlere konutlar yaparak Suriyelilerin buralara yerleştirilebileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör koridoru denen bölgenin güvenli bölge hâline getirilmesi durumunda Suriye’ye dönüşlerin hızlanacağını, dönenlerin sayısının 1 milyona çıkacağına inandığını bildirdi.

Türkiye’de bulunan Suriyeliler içerisinde durumları gayet iyi konumda olanlar bulunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta vatandaşlık müracaatı olanlar var. Bunların içinde mühendisi, avukatı, ebesi, doktoru var. Bunlar, vatandaşlığa müracaat edenleri oldu. Çünkü ekonomik durumu güçlü. Suriye’de yaşarken bunlar imkânları olan Suriyelilerdi. Buraya geldiler bir kısmı ticari hayata başladı. Dolayısıyla çadırlarda yaşayanların durumu gibi bir durumları yok. Bazı yerlerde sıkıntılı olanlar var ki bunlarla da bizim şu anda İçişleri Bakanlığımız kontrollerini yapıyor. Ama benim güvenli bölge olayı dediğim konu yürürlüğe girdiği andan itibaren bu insanlara diyeceğiz ki; buyurun evinize dönebilirsiniz. Sizlere artık bu tür yerler de yapılmış durumda. Sizlere artık kendi topraklarınıza gitmenizi tavsiye ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“ARKADAŞLARIMIZ, MİLLETİN GÖNLÜNÜ KAZANMAK İÇİN GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTILAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Partili küskünlerin seçimde protesto etmek için oy kullanmadıkları söyleniyor. Sizin partinizde küskünler oluştu mu? Varsa nasıl bir yol haritası çizeceksiniz?” sorusuna da şu cevabı verdi: “AK Parti, 17 yıllık iktidarı boyunca izlediği siyasetle büyük bir dava hareketi olduğunu göstermiştir. AK Parti’nin davasında millete hizmet, birinci önceliği olmuştur. Bu davada yol arkadaşlarımız, koyduğumuz hedeflere ulaşmak ve milletin gönlünü kazanmak için gece gündüz çalışmışlardır. Son günlerde bu ifadeler ciddi manada önümüze geliyor. Ama partimizde görev almış bazı isimlerin bu dava hareketinden kopma veya kendilerine göre yeni bir yol çizme haberleri gündeme geliyor. Bir partide, partiye kırgınlık veya partiden bu tür vesilelerle kopmak gibi bir şey olmamalı. Eğer siz bir davaya inanmışsanız, bu davadan kopulmaz. Bu davanın eri olunur ve o yolda yürümeye devam edersiniz.”

“Bir partiye kırgınlık olursa kaybedenler olur ama davaya kırgınlık asla olmaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, davaya ihanet edecek olanlara “el bebek, gül bebek” davranamayacaklarının, davaya ihanetin, kırgınlığın hiçbir şeyle mukayese edilemeyeceğinin altını çizdi.

Partiye küskün seçmenler konusunda da ana kademe, kadın ve gençlik kolları olarak yoğun bir çalışma içerisinde olunması talimatı verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, davaya küsülmeyeceğini bu kişilere anlatacaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti iktidarlarına ve mevcut hükûmete yönelik israf, şatafat ve kibir eleştirilerinin tamamen abartıdan müteşekkil bir yaklaşım tarzı olduğuna değinerek, “Bizleri bununla yaftalayanlar, bizleri bu şekilde damga vuranlar biraz da  kendilerine bakarlarsa herhalde istikameti çok daha doğru buluruz diye düşünüyorum” dedi.

İstanbul’da yenilenecek seçime ilişkin “Kaybederseniz yenilenmesinden dolayı pişmanlık duyar mısınız?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti bu seçimin kaybedeni olmaz. Niye? Biz şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesinde meclis kahir ekseriyetiyle bizde, komisyonların tamamı bizde, meclis başkan vekilleri aynı şekilde” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazar günü tüm İstanbulluların demokratik haklarını kullanmalarını istedi.

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,

Türkiye’nin İkinci Sondaj Gemisi Yavuz, Akdeniz’e Uğurlandı 0 61251

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez Dilovası’ndaki Belde Limanı’nda düzenlenen Yavuz Sondaj Gemisi Uğurlama Programı’nda yaptığı konuşmada, Fatih sondaj gemisinin ardından Türkiye’nin ikinci gemisiyle ayakları yere sağlam basan planlı bir adım daha ortaya koyduklarını söyledi.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığını sorgulayanların hem tarihten hem de hukuktan bihaber olduklarını ifade eden Dönmez, “Biz dün de buradaydık, bugün de buradayız, yarın da yine burada olacağız. Hiçbir güç bu tarihi gerçeği değiştiremez.” diye konuştu.
Dönmez, Türkiye’nin hem kendi kıta sahanlığında hem de KKTC’nin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) verdiği ruhsat alanlarında çalışmalarını aralıksız sürdüreceğini vurguladı.
Türkiye’nin kıta sahanlığıyla ilgili tutumunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu ve Birleşmiş Milletler nezdinde kayda geçirdiğini kaydeden Dönmez, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Güney Kıbrıs Rum kesiminin bölge ülkeleriyle yaptığı tek yanlı, Türkiye ve KKTC’nin haklarını gasp etmeye çalışan anlaşmalarının hukuken hiçbir geçerliliği olmadığını ilettik. Bir kez daha ifade edelim ki, Güney Kıbrıs Rum kesimi adanın tamamını ilgilendiren hiçbir konuda karar alamaz, hatta söz sahibi bile olamaz. Ayrıca bölge dışı aktörlerin, kendilerini uluslararası mahkeme ya da karar verici merci yerine koyarak bölgenin sınırlarını belirleme çalışmalarını da hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Akdeniz’de ülkemizin ve KKTC’nin meşru haklarını sonuna kadar savunacağız. Kendi meşru haklarımızdan kaynaklanan sondaj faaliyetlerimize aralıksız devam edeceğiz. Yavuz da milletimizin bu kararlılığını tüm dünyaya bir kere daha gösterecek. Barbaros, Oruç Reis, Fatih ve Yavuz denizlerimizdeki tam bağımsızlığımızın adıdır, Türkiye’nin hidrokarbon faaliyetlerinde kendi öz yeterliliği, gücü ve kabiliyetidir. Denizlerimizde petrol ve doğal gaz neredeyse Fatih ve Yavuz orada olacak. Gün gelecek Akdeniz’de, gün gelecek Karadeniz’de.”

“Kaynaklar adil paylaşılmalı”

Dönmez, Türkiye’nin hiçbir zaman tek taraflı, merkeze kendisini koyup çevreyi yok sayan ve kendi çıkarlarına “aç gözlülükle” ulaşmaya çalışan bir anlayışta olmadığını ve bölgede istikrarı desteklediğini vurguladı.
Türkiye’nin, adanın kaynaklarının her zaman adil paylaşım esasına göre pay edilmesini savunduğunun altını çizen Dönmez, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) adanın tamamına ilişkin hukuksuz kararlarına meşruiyet kazandırmak ve taraftar toplamak için bölge dışı aktörlerin ya da AB’nin arkasına sığınması kendi acziyetini ve düştüğü durumun vahametini göstermektedir. Doğu Akdeniz’de en büyük kıyı şeridine sahip Türkiye’nin ve Kıbrıslı kardeşlerimizin dışarıda kaldığı her denklem başarısızlığa mahkumdur, geleceği muallaktır, sonu hüsrandır. Buradan özellikle, GKRY ile ortaklık kuran bazı bölge dışı aktörleri de bir kez daha uyarıyoruz. Sonu olmayan ve hiçbir sonuca ulaşamayacak olan illüzyonların peşine düşmeyin. Hukuksuz planların parçası olmayın.” uyarısında bulundu.

“Galata Kulesi’nden 36 metre daha uzun”

Dönmez, Türkiye’nin bu alandaki yürüyüşünün sonunda müjdeli haberler alacağını belirterek, Yavuz sondaj gemisinin özelliklerini şöyle anlattı:
“6. nesil ultra derin deniz sondaj gemimiz Yavuz, yaklaşık 230 metre uzunluğa ve 36 metre genişliğe sahip. Sondaj kulesinin yüksekliği deniz seviyesinden yaklaşık 103 metre. Yani Galata Kulesi’nden yaklaşık 36 metre daha uzun. Gemimiz 12 bin 200 metre derinliğe kadar çok yüksek basınç altında dahi sondaj yapabiliyor. Dinamik Pozisyonlama sistemiyle 6 metreye ulaşan dalgalarda dahi sondaja devam edebiliyor. Gemimiz çift kuleli tasarımla hem asıl hem yardımcı işlerin yapılabildiği eş zamanlı operasyona imkan sağlıyor. Her iki kuleyi de sondaj ekipmanlarıyla donattık. Böylece operasyon gücümüzü ikiye katladık.”
Yapılacak bütün operasyonların uluslararası kural ve düzenlemelere göre gerçekleştirileceğini ifade eden Dönmez, şunları kaydetti:
“İş güvenliği standartlarımız en üst düzeyde olacak. Sondaj esnasında çevreye, deniz yaşamına ve canlılara hiçbir zarar vermeyen çevre dostu bir teknoloji kullanacağız. Teknik ve teknolojik üstünlüğünün yanı sıra Fatih gemimizden edindiğimiz ‘know how’ın katkısı ve uluslararası eğitim ve iş becerisine sahip mühendislerimizin özverisi sayesinde Yavuz daha büyük bir özgüvenle denizlere açılmaya tam anlamıyla hazır. KKTC’nin Magosa Körfezi’nde bulunan Karpaz-1 kuyumuzda 3 bin 300 metre sondaj derinliğine ulaşacak olan Yavuz, buradaki çalışmalarını yaklaşık 3 ayda tamamlayacak. Türk ve yabancı yaklaşık 140 personelimiz sondaj boyunca emeklerini ve bilgilerini milletimizin geleceği için ortaya koyacak.”
Konuşmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TPAO personeli ve KKTC’ye teşekkür ederek sonlandıran Dönmez, daha sonra alanda bulunan yetkililerle Yavuz sondaj gemisini uğurladı.

TCG Fatih Fırkateyni eşlik edecek

Türkiye’nin “Milli Enerji ve Maden Politikası” kapsamında, denizlerdeki arama ve sondaj faaliyetlerinin artırılması amacıyla TPAO tarafından satın alınan Yavuz’a Akdeniz’deki seyri sırasında TCG Fatih Fırkateyni eşlik edecek.
Dünya genelinde bu konseptteki 16 gemiden biri olma özelliğini taşıyan Yavuz’da spor ve sinema salonu, dinlenme odaları bulunuyor. Gemide tam zamanlı bir doktorun görev aldığı 4 yataklı mini bir hastane yer alıyor.
Maksimum yatak kapasitesi 210 olan Yavuz’da çalışan Türk personeller genellikle 21 günlük çalışmanın ardından bir haftalık süreyle eve dönüyor. Yabancı personeller ise 28 günde bir izin kullanabiliyor.
Elektrik ihtiyacını 42 megavat kapasiteli dizel yakıtlı jeneratörlerden karşılayan Yavuz’un 7,5 milyon litre yakıt kapasitesi bulunuyor.
Yapımı 2011’de tamamlanan Yavuz, daha önce Tanzanya, Kenya, Malezya ve Filipinler başta olmak üzere farklı ülkelerde görev aldı.

MEHMET ALİ SETENCİOĞLU -ENERJİ PETROL MEDYA CEO


TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,