Cumhurbaşkanı Erdoğan“Millî güvenliğimize kasteden terör odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” Cumhurbaşkanı Erdoğan“Millî güvenliğimize kasteden terör odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 89241

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Suriye’de barış ve istikrarın tesisi yönünde önümüzdeki dönemde birlikte atabileceğimiz ilave adımları istişare ettik. Rusya ile müşterek anlayış temelinde millî güvenliğimize kasteden terör odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin başkanlığında Moskova’da gerçekleştirilen Türkiye–Rusya Üst Düzey İşbirliği Konsey Toplantısı’nın ardından iki lider ortak basın açıklaması düzenleyerek, gazetecilerin sorularını cevapladı.

“100 MİLYAR DOLAR TİCARET HACMİ HEDEFİ YAKALANACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerde Türkiye ve Rusya arasındaki iş birliğini çeşitli boyutlarını ele alma fırsatı bulduklarını belirterek, ilişkileri tüm alanlarda daha ileri seviyeye taşıma iradesini ortaya koyduklarını, gelecek dönemde bu hedef doğrultusunda atılabilecek adımları değerlendirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke ticaret potansiyelinin, bugün ulaşılan 26 milyar doların çok üstünde olduğunu, hedeflenen 100 milyar dolar ticaret hacminin de yakalanacağını kaydetti.

Rusya Devlet Başkanı Putin ile Türk ve Rus iş adamlarıyla bir araya gelerek yatırım fırsatlarını ele aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu toplantının da iş çevrelerinin sorunlarının çözümü ve hedeflenen ticaret hacmine ulaşmaya vesile olacağına inandığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Rusya arasındaki beşeri ve kültürel ilişkilere de büyük önem verdiklerine vurgu yaparak, vatandaşlar arasındaki bağların kuvvetlenmesi için 2019 yılının Rusya ile karşılıklı kültür ve turizm yılı ilan edildiğini, kültürel etkinliklerin bu akşam, Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından Bolşoy Tiyatrosunda sahnelenecek Troya Operasıyla başlayacağını açıkladı.

“2019 YILINI RUSYA İLE KARŞILIKLI KÜLTÜR VE TURİZM YILI İLAN ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçen yıl yıl 6 milyon Rus turisti ağırlayarak yeni bir rekora imza attığını, kültür ve turizm yılı etkinlikleriyle bu rekorun 2019’da kırılacağına inandığını sözlerine ekledi.

Vize serbestisi hususunda da gereken adımların süratle atılması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyle zannediyorum ki kısa bir süre içerisinde bu adımlar da atılmış olacak. Bunu da değerli dostum Sayın Putin’le ayrıntılı bir şekilde ele aldık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerde Suriye ve diğer bölgesel meselelere ilişkin fikir teatisinde bulunduklarına dikkati çekerek, Suriye bağlamında Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgeden çekilme kararını değerlendirdiklerini, İdlib başta olmak üzere arazideki gelişmeleri gözden geçirdiklerini ve siyasi süreçte gelinen noktayı görüştüklerini söyledi.

“SURİYE İHTİLAFINA SİYASİ ÇÖZÜMLE SON VERİLEBİLECEĞİ KONUSUNDA RUSYA İLE HEMFİKİRİZ”

Rusya Devlet Başkanı Putin ile Suriye’de barış ve istikrar ortamının tesisi yönünde gelecek dönemde birlikte atılabilecek ilave adımların istişaresini yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya ile müşterek anlayış temelinde millî güvenliğimize kasteden terör odaklarını Suriye’den söküp atmaktaki kararlılığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum. İdlib, gerginliği azaltma bölgesinde yeni bir insani felaket yaşanmasının önüne geçmiştik. Bugünkü görüşmemizde İdlib’deki istikrar ve sükûnetin muhafazasına verdiğimiz önemin altını çizdik” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin güvenliği ile Suriye’nin toprak bütünlüğüne tehdit oluşturacak bir yapıya göz yummayacaklarını yinelediklerini belirterek, “Bölgenin huzur ve istikrarı açısından DEAŞ nasıl büyük bir tehdit idiyse, YPG, PKK da aynı mahiyette bir tehdittir. DEAŞ’ın tasfiyesiyle beraber benzeri örgütlerin bu tehdidin de hepsinin bertaraf edilmesi şart” diye konuştu.

Rusya ile Suriye ihtilafına ancak siyasi çözümle son verilebileceği konusunda hemfikir olduklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siyasi sürece ivme kazandırılması için Birleşmiş Milletler ile eş güdüm hâlinde muteber ve dengeli bir anayasa komitesinin en kısa sürede faaliyete geçirilmesi yönündeki kararlılığımızı da bu vesileyle tekrarladık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ile ilişkileri karşılıklı saygı temelinde her geçen yıl daha da ileri taşıdıklarına işaret ederek, yakalanan ivmenin sürmesi için gerekli siyasi iradeye sahip olunduğunun bugünkü toplantılarda teyit edildiğini söyledi.

“YERLİ VE MİLLÎ PARA İLE TİCARET KONUSU GÖRÜŞMELERİMİZİN EN ÖNEMLİ MADDESİNİ OLUŞTURUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da cevapladı. Millî paralarla ticaret yapma konusunda bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Rusya ilişkileri içerisinde yerli ve millî para konusunun en önemli maddelerden biri olduğunu kaydetti.

İki ülke arasındaki ticaret hacminin Rusya lehine olduğunu, Türkiye’nin doğal gaz ihtiyacının neredeyse yüzde 50’ye yakınını Rusya’dan karşıladığını bilgisini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticaret hacminin Türkiye aleyhine olmasının buradan kaynaklandığını söyledi.

Ticaret kalemlerinin taraflara ne kazandırdığının önemli olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğal gazın Türkiye için hayati öneme sahip olduğunu, mesken ve sanayide doğal gaza büyük ihtiyaç bulunduğunu sözlerine ekledi.

Savunma sanayinde Rusya ile iş birliğinin önemli olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu an itibariyle bütün özlemimiz bir an önce yerli ve millî paraya da geçmektir” dedi.

“İDLİB’DE GEREKEN ADIMLARI ATTIK, ATMAYA DA DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine, İdlib’in Suriye’nin can damarlarından bir bölge olduğunu ifade ederek, bu bölgenin boşalması hâlinde buradaki insanların Türkiye’ye geleceğini bu nedenle bölgenin hassas olduğunu kaydetti. Bölgenin hassasiyeti nedeniyle Rusya ile müşterek çalıştıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki terör örgütleri sebebiyle işlerinin kolay olmadığını, ancak Rusya ve Türkiye’nin elinden geleni yaptığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii rejim de kendine göre bazı burada çalışmaları yürütüyor. Bütün bunlarla beraber biz İdlib’de şu an itibariyle atmamız gereken adımları attık, atmaya da devam edeceğiz, çünkü geri dönmemiz mümkün değil. Onun için de bizim gerek Savunma Bakanlığımız, Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı, burada alt gruplar karşılıklı olarak bu çalışmaları sürdürüyorlar, sürdürmeye de devam edeceğiz” diye konuştu.

Münbiç’te de Rusya ile birlikte çalıştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira hazırlanmış olan veyahut da burada ilan edilmiş olan bir yol haritası vardı. Bu yol haritası 90 gün diye ilan edilmişken şimdi artık bu 9 ay oldu, belki daha da uzayıp gidecek, böyle bir durum da söz konusu. Şu ana kadar olan süreçte özellikle Rusya Federasyonu ve Türkiye’nin kendi arasındaki dayanışma çok önemli. Her şeyden önce oradaki terör koridorunun aşılmış olması, yıkılmış olması çok çok önemlidir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin toprak bütünlüğünün önem arz ettiğini, bu toprak bütünlüğü için de Rusya ile dayanışmanın önemli olduğunu yineledi.

Astana sürecinin önemine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin baş aktörleri Türkiye-Rusya-İran olarak dayanışmanın devam ettiğini, Ürdün ve diğer bazı ülkelerin de sürece katılmaları istikametinde bugün görüşmeler yapıldığını söyledi.

SURİYELİ MÜLTECİLERİN DÖNÜŞÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada tabii Cenevre’yi dışlamak diye bir şey söz konusu değil. Fakat bu adımları atmak suretiyle bir an önce neticeye varalım ve burada da halk kendi topraklarına yeniden dönebilsin istiyoruz. Nitekim buradaki kararlılıkla 300 bini aşkın insan tekrar topraklarına dönebildi. Eğer daha kararlı olursak bu rakam çok daha ileri seviyelere gelebilir. Zira şu anda 3 milyon 600 bin insan bizim topraklarımızda ve bunların hâlâ bakımı, eğitimi, sağlığı, her şeyi bizim tarafımızdan karşılanıyor. Ama bu adımlar gerçekleşirse, bizler de bir an önce bunların kendi topraklarına gitmesini sağlamış oluruz diye düşünüyorum” dedi.

“ASIL AMACIMIZ SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAK”

Türkiye ve Rusya’nın terörle mücadele ve Suriye’deki siyasi geçiş sürecinde ne gibi adımlar atmayı planladığının sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib ile ilgili atılan adımların neticelerinin olumlu olduğunu söyledi. İdlib’in de Cerablus, El Bab, Afrin gibi huzura kavuşmasını istediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ama bunların tabii tamamıyla terörden arındırılmış olması lazım. Yani terör hangi cenahtan gelirse gelsin terördür, dolayısıyla bunlara karşı da tavrımızı çok açık, net bugüne kadar koyduk, koymaya da devam edeceğiz ve bu kararlığımız devam edecek. Ama bizim asıl amacımız, Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak” değerlendirmesinde bulundu.

“Özellikle YPG’nin Tel Rıfat’ta oluşturmaya çalıştığı terör eylemlerine biz fırsat vermeyeceğimizi hep söyledik ki YPG bizim için çok açık, net bir terör örgütüdür” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu terör örgütüyle Afrin’de mücadele edildiğini, aynı şekilde mücadelenin sürdürüleceğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, YPG’nin, PKK’nın bir yan kolu olduğuna vurgu yaparak, YPG’nin terör örgütü olduğuna dair kayıtları çıkardıklarını, bu örgütün üzerine gidileceğini kaydetti.

“S-400 ALIM SÖZLEŞMESİNİ YAPMIŞSAK BU İŞ BİTMİŞTİR”

TürkAkım ve S-400 projeleri üzerinden, Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkinin, üçüncü ülkelerin olumsuz etkilerine karşı koymaya gücünün yetip yetmeyeceği sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bizler egemenliği kayıtsız şartsız milletine ait iki ülkeyiz, dolayısıyla egemenlik haklarımızın üzerinde birilerinin tasarrufta bulunmasına asla fırsat vermeyiz, veremeyiz. O zaman millet olamayız, o zaman devlet olamayız. Yani bizim bağımsız bir devlet olmamızın, bir bağımsız millet olmamızın altında bu yatmaktadır. Dolayısıyla da attığımız adımlarda, aldığımız kararlarda bu incelik vardır. Üçüncü taraflar atacakları adımları herhâlde bize sorarak atmıyorlar, biz de dolayısıyla atacağımız adımları önce kendi içimizde değerlendirmelerini yaparız, istişarelerimizi yaparız, ondan sonra da adımlarımızı atarız. Biz S-400 konusunda yol haritamızı zaten belirlemişiz, çizmişiz, adımlarımızı atmışız, her şey bitmiş ve bizden kalkıp da bundan sonra gel buradan vazgeç gibi temennilerde bulunanlar veyahut da böyle bize bazı tavsiyelerde bulunanlar demek ki bizi de tanımıyor olacaklar. Biz bu konuyla ilgili olarak bir şeyin akdini yapmışsak, sözleşmesini yapmışsak bu iş bitmiştir, ona göre biz yolumuza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Ve bu da bizim egemenlik hakkımızdır, bu bizim tasarrufumuzdur, bundan kimse bizden vazgeçmemizi isteyemez.”

Ortak basın toplantısı öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in huzurunda, “Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ ve RDIF Management Company Arasında Ön Protokol”,  “Türk Patent ve Marka Kurumu ile Rusya Federasyonu Federal Fikri Mülkiyet Servisi (Rusya Federasyonu) arasında Hızlandırılmış Patent İncelemesine (PPH) İlişkin Mutabakat Zaptı” ve “Türkiye Cumhuriyeti Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile Rusya Federasyonu Federal Teknik Düzenlemeler ve Metroloji Ajansı (ROSSTANDART) Arasında Standardizasyon ve Uygunluk Değerlendirme Alanlarındaki Mutabakat Zaptının 2019-2022 Dönemi Uygulama Planı” imza altına alındı.

Ortak basın toplantısının ardından Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından Kremlin Sarayı’ndan uğurlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moskova Vnukovo Havalimanı’na geçerek Türkiye’ye hareket etti.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” için yorumlar kapalı 10

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren, sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurulu nedeniyle bulunduğu New York’ta, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansa katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan tüm mazlumlara ve mağdurlara selamlarımı gönderiyorum. Dünyanın farklı köşelerinde Müslüman olarak hayata tutunma mücadelesi veren tüm kardeşlerime selamlarımı iletiyorum” dedi.

Bu toplantıyı düzenleyerek gönülleri buluşturan Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’ne teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, salonu dolduranlara ve bütün dostlara aşkları, sevdaları ve ahde vefaları için şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yıllık zorunlu bir aranın ardından bu sene sağlık ve afiyet içinde tekrar bir araya geldiklerini belirterek, “Kardeşlerimizin arasında olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sizlere Türkiye’den akrabalarınızın, dostlarınızın, kardeşlerinizin selamlarını getirdim. Sizlere, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 84 milyon kardeşinizin selamlarını getirdim. Biz, sizleri çok özlemiştik, görüyoruz ki Amerika’daki kardeşlerimiz de bizleri özlemişler” diye konuştu.

Şairin “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizim de gönüllerimiz arasında gözle görülmeyen yollar var. Binlerce kilometre uzakta olsak da kalplerimiz bir ve beraber çarpıyor. Çünkü bizler birbirini sadece Allah için seven, birbirine Allah için muhabbet besleyen insanlarız. Bizler aynı dine, aynı peygambere inanan, aynı mukaddes kitaba ittiba eden, aynı kıbleye yönelen bir ümmetin mensuplarıyız. Ten renklerimiz, kökenlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı olsa da her gün beş vakit göğe yükselen Ezan-ı Muhammedilerimiz birdir. Allah Resul’ünün Veda Hutbesindeki şu sözleri tam 14 asırdır ebedi ve ezeli kardeşliğimizin nişanesidir. ‘Rabbiniz birdir, babanız birdir, dininiz ve peygamberiniz de birdir. Allah indinde en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır. Arap’ın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.’ Bu salonda işte bu hakikatlere hep birlikte bir kez daha şahit oluyoruz. Gönüllerimizi buluşturan, bizi birbirimize kardeş kılan kalplerin asıl sahibine sonsuz hamdü senalar ediyorum. Mevla, şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı, aramızdaki şu güçlü uhuvveti daim eylesin diyorum.”

İnsanlığın son iki yıldır Koronavirüs salgını sebebiyle sancılı günler geçirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimden sağlığa, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar, zorluklar yaşandığını ifade etti.

Salgında hayatını kaybedenlerin sayısının 4,6 milyonu bulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat edenlere Allah’tan rahmet diledi.

“KOVİD-19 SALGINI, KÜRESEL SİSTEMDEKİ ÇARPIKLIKLARI, ADALETSİZLİKLERİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYDU”

Allah’ın Kuran-ı Kerim’de “Her zorluğun ardında muhakkak bir kolaylığın olduğunu müjdelediğini” hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gecenin ardında aydınlığın, her şerrin gerisinde bir hayır bulunduğuna iman eden insanlar olarak, Allah’ın inayetiyle bu musibetin de üstesinden gelineceğine yürekten inandıklarını vurguladı.

Tedavi imkânları geliştikçe, aşıya erişim arttıkça bu hastalığın zamanla etkisini yitireceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ancak asıl mesele salgının daha da derinleştirdi diğer sorunlarla mücadele etmektir. Kovid-19 salgını, küresel sistemdeki çarpıklıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu süreçte maskeden solunum cihazına ve ilaca kadar, üretime dayalı her konuda dünyada ciddi sıkıntılar yaşandı. Pek çok yerde ve pek çok defa insanlık adına kaygı verici görüntülere şahit olduk. Hastaların ilgisizlikten öldüğü, yaşlı bakım evlerinden hepimizin içini yakan görüntülerin yansıdığı vahim durumlarla karşılaştık. Afrika’dan Asya’ya hâlen ilk doz aşıya dahi ulaşamayan 100 milyonlarca insan var. Türkiye olarak Peygamber Efendimizin aleyhisselatu vesselam ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır’ tavsiyesinden hareketle elimizdeki tüm imkânları insanlık için seferber ettik. Şimdiye kadar elimizdeki imkânları 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşla, hatta yurtdışından temin ettiğimiz aşıların bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile paylaştık. Onay süreçleri tamamlanmak üzere olan kendi aşımız TURKOVAC’ı da tüm insanlığın, dostlarımızın, kardeşlerimizin istifadesine sunacağız hiç endişeniz olmasın.”

Almanya’da yaşayan Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin geliştirdikleri aşı sayesinde Kovid-19’la mücadeleye verdikleri desteğin, bu süreçte Türk Milleti’ni gururlandıran bir başka gelişme olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu değerli bilim insanlarımızın başarısı, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları topluma olan katkıları bakımından çok güzel bir örnektir” dedi.

Amerikan İslam toplumunun da vakıf ve dernekler eliyle düzenledikleri yardım kampanyalarıyla salgın döneminde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmalarından memnuniyet duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türk vatandaşları gerekse Müslümanların birbirinden kıymetli çalışmalara imza attığını, Müslüman olmanın güzelliğini hayatlarıyla, duruşlarıyla, alicenaplıklarıyla Amerikan toplumuna gösterdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda tüm vatandaşları tebrik ederek, “Sizlerden yardım, ihsan ve dava faaliyetlerinizi artırarak sürdürmenizi bekliyorum” ifadelerini kullandı.

İnsanlık olarak Kovid-19 virüsünün yanı sıra ondan daha ölümcül ve sinsi bir başka virüsle daha mücadele ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu virüsün adı İslam düşmanlığı virüsüdür. Senelerce demokrasinin ve özgürlüklerin beşiği olarak örnek gösterilen ülkelerde bu virüs çok hızlı bir şekilde yayılıyor. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Zihniyet itibarıyla DEAŞ’tan hiçbir farkı olmayan bu ideolojik fanatizmin farklı toplum katmanlarında kök saldığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Birçok ülkede inancından, dilinden, isminden veya kılık kıyafetinden dolayı Müslümanların ötekileştirilmesi artık sıradan vakalar hâline geliyor. Sizler bu atmosferi 11 Eylül terör saldırısının akabinde bizzat yaşadınız, bizzat tecrübe ettiniz. Sorumsuz siyasetçiler eliyle körüklenen nefret ikliminin toplumda nasıl derin yaralar açabileceğine bizzat şahit oldunuz. Ancak karşılaştığınız onca haksızlığa ve ayrımcılığa rağmen hukuktan, meşruiyetten, demokratik siyasetten asla vazgeçmediniz. Müslümanları ötekileştirmeye, düşmanlaştırmaya çalışanlara cevabınızı içinde bulunduğunuz topluma daha fazla katkı sunarak verdiniz. Müslümanları zayıflatmaya yönelik hamleleri birliğinize, beraberliğinize, kardeşliğinize sahip çıkarak aştınız. O zorlu imtihan günlerinde ortaya koyduğunuz basiret, feraset ve gayretle diasporadaki Müslümanların örnek alması gereken bir duruş sergilediniz.”

“HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE MÜCADELEDE ÖNCÜ ROL ÜSTLENİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerekse de bireysel olarak İslam düşmanlığıyla mücadele edildiğini gördüğünü ve bundan da memnuniyet duyduğunu belirterek, “Sahip olduğunuz bu engin tecrübeyle nefret suçları ve kültürel ırkçılıkla mücadeleye daha fazla katkı vermeniz çok önemlidir. Türkiye olarak biz de uluslararası platformlarda İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelede öncü rol üstleniyoruz” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu yöndeki çabaların başını çektiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dinimize ve Müslüman kardeşlerimize yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmaya dair her türlü girişimi destekliyoruz. İslam düşmanlığıyla mücadele konusunun Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm kuruluşların gündeminde tutulması için çaba sarf ediyoruz. Yürüttüğümüz tüm mücadeleye siz Amerikalı Müslüman kardeşlerimizden de güçlü destek ve katkı bekliyoruz” diye konuştu.

“Amerika’da elde ettiğiniz başarılar en az sizler kadar bizi de milletimizi de gururlandırmaktadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’daki başarılı iş ve bilim insanlarının sayısının daha da artacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticari, bilimsel, sosyal ve kültürel alanda elde ettiğiniz başarılara paralel olarak siyasal alanda da daha fazla rol üstleneceğinizi ümit ediyorum. Önümüzdeki süreçte gerek federal düzeyde gerek eyalet düzeyinde içinizden çok daha fazla siyasi temsilci çıkarmanızı bekliyorum. Sadece Türkiye kökenlilerin sayısının 300 binleri aştığı bu güçlü topluluğa yakışan da budur” dedi.

Türk toplumunun Amerikan toplumuna yaptığı katkıların Türk-Amerikan ilişkilerine son derece olumlu yansımaları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları ve soydaşların kurduğu sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’yi, kültürünü ve tarihini Amerikalılara tanıtmaya yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiğini bildirdi.

Türk-Amerikan toplumunun belirli bir olgunluğa eriştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk toplumunun, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye-Amerika ilişkilerine daha büyük katkılar vereceğine inandığını söyledi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilişkiler itibarıyla ortak değerlere, ortak çıkarlara ve köklü bir geçmişe dayanan iki dost ve müttefik ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı konularda dönem dönem görüş ayrılıkları yaşasak da birçok bölgesel ve küresel meselede benzer tutum ve çıkarlara sahibiz. Ekonomik açıdan da büyük ve her geçen gün artan bir iş birliği potansiyelimiz var. Salgına rağmen ikili ticaret hacmimiz geçen yıl 20 milyar doları aştı. Bu yıl da inşallah 25 milyar dolar seviyelerine ulaşacağız. 100 milyar dolar hedefine erişmek için de çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ile haziran ayında Brüksel’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iş birliğini her alanda güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki kararlılıklarını teyit ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin Amerika’daki elçileri olarak Türkiye-Amerika ilişkilerinin öneminin ve potansiyelinin Amerikalı dostlarımıza anlatılmasında sizlere önemli görevler düşüyor. Türkiye karşıtı lobilerin yürüttüğü habis faaliyetleri, aslı astarı olmayan karalama kampanyalarını sizler gayet iyi biliyorsunuz. Bu çevrelerin çabalarının akim bırakılmasında sizlerin çalışmaları büyük önem taşıyor. Sizden PKK, YPG ve FETÖ’nün gerçek yüzünü Amerikalı dostlarınıza bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam etmenizi bekliyoruz. Burada bir hususun altını tekrar çizmek isterim; ne kadar büyük olursa olsun hakikat güneşinin karşısında hiçbir yalan duramaz. Takiye ve tedbir kılıfı altında karanlık yüzlerini gizlemeye çalışsalar da FETÖ’nün eli kanlı bir terör örgütü olduğu artık gün gibi ortadadır. Bizim görevimiz demokrasi ve insanlık düşmanı bu çetenin mensuplarının hukuk ve adalet önünde hesap vermelerini sağlamaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunu birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmekten geçtiğini vurgulayarak, “Hep söylüyorum; birbirimize sahip çıkacağız, ailemize, evlatlarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. İnancımıza, dilimize, kültürümüze, sahip çıkacağız, ezeli ve ebedi kardeşliğimize sahip çıkacağız. Hem bağrından neşet ettiğimiz millete hem de içinde yaşadığımız topluma sahip çıkacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, ayrıyı gayrıyı bir tarafa bırakıp hep birlikte inşallah Türkiye olacağız. Siz buradaki hayat mücadelenizde nasıl bizden cesaret alıyorsanız biz de sizlerin birlikteliğinden, coşkusundan, kararlılığından güç alıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılında Maryland’de açılan Diyanet Amerika Merkezi’nin ortak çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek, “Burayı biz sadece Türkler için yapmadık, burayı tüm Müslümanlar için yaptık. Zira mescitler, camiler belli bir kavmin değil, Allah’ın evidir ve hep birlikte orada ibadetlerimizi yaparız” dedi.

Yarın da BM binasının karşısındaki Türkevi’nin açılışını yapacaklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gurur abidesi yalnızca vatandaşlarımızın değil, Müslüman Amerikan toplumunun da evi olarak faaliyet gösterecektir. İnşallah sizlerin yeni ortak adresiniz burası olacak” diye konuştu.

Bugünkü buluşmaya ev sahipliği yapan TASC üyelerine ve gönüllülerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TASC’ın son dönemde etkinliğini ve görünürlüğünü giderek artırmasından duyduğum memnuniyeti de vurgulamak istiyorum. Gerek salgın döneminde ihtiyaç sahiplerine dağıttığı yardımlarla, gerek 24 saat kesintisiz yayın yapan TASC TV ile gerekse FETÖ’nün asıl yüzünün Amerikalı dostlarımıza anlatılması hususunda gösterdiği kararlı duruşta öne çıkan TASC’ı başarılı faaliyetlerinden ötürü yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. için yorumlar kapalı 23443

Ankara’nın en eski alışveriş mekanlarından ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Uluslararası Ahi Evren yılı ve Ahilik haftası dolayısıyla bir belgesele konu oldu.

Belgeselde, ÇIKRIKÇILAR yokuşu esnafı Ahilik geleneğinden örnekler vererek tarihi mekanın Türk Kültürü içindeki önemini anlattılar.

Belgeselin gösteriminden önce konuşmacılar Ahiliğin ritüellerinin ticaret hayatındaki yerini vurguladılar.

Belgesel, Ankara Kent Konseyi ve Ankara Ticaret Odası’nın ortaklaşa çalışmasıyla hayata geçirildi. Belgeselin ilk gösterimine Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran Eski bakanlardan İmren AYKUT ve Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent YAHNİCİ, çok sayıda Ankara’lı ve davetli katıldı.

Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel BARAN, konuşmasında amaçlarının sadece ticaret yapmak olmadığını, kültürel görevlerini yerine getirmek olduğunu da kaydetti. Gürsel Baran, daha sonra şunları söyledi; Eskiden işe girdiğimizde büyüklerimiz bize Ahiliğin öğüdünü verirdi. Derlerdi ki; elini, sofranı, kapını açık tut. Dilini, belini, gözünü bağlı tut. Ve Ahi Evran’ın temel prensipleri vardı. O temel prensiplerden de birkaç tanesini söyleyeyim; İyi huylu ve güzel ahlaklı olmak, işinde ve hayatında kin, haset ve gıybetten kaçınmak, ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak, gözü, gönlü ve kalbi tok olmak, şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli ve iffetli olmak, cömertlik, ikram ve kerem sahibi olmak, alçak gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, gelmeyene gitmek, dost ve akrabaları ziyaret etmek, gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, maiyetindekileri ve hizmetindekileri korumak, aza kanaat edip çoğa şükretmek, feragat ve fedakarlığı daima kendi nefsinden yapmak. Bunların hepsi Ahiliğin belki de unutmaya yüz tutan değerleri. Ahilik sadece ticarette birtakım prensipleri ortaya koymadı. Aile nedir? büyük nedir? küçük nedir? ata nedir? dede nedir? saygı, sevgi nedir? Bunların tamamını Ahilik geleneğinden aldık biz. Ahilikten sadece ticaret öğrenmedik. Ahilik ticaretin kurallarını koydu ama bize değerler öğretti. Biz bu değerlerin yaşatılmasını istiyoruz.

Neden Çıkrıkçılar Yokuşu dedik? O günün şartlarında Ankara’nın Anafartalar’ı vardı, Çıkrıkçılar Yokuşu vardı, Samanpazarı, Hamamönü ve Bentderesi vardı.
Bunlardan bir tanesini seçecektik ve Çıkrıkçılar Yokuşu dedik.
Çıkrıkçılar Yokuşu hepinizin de bildiği gibi Ankara’nın ticaretinin önemli bir ayağının geçtiği yerdir. Ankara’nın ticareti orda dönerdi.

Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent Yahnici de ÇIKRIKÇILAR Yokuşu esnafının Ahilik geleneğinin ritüelleriyle dükkan açmasının Türk kültürü içindeki değerini belirtti.

Konuşmalardan sonra Belgeselde emeği geçenlere plaket takdimi yapıldı. Plaket töreninin hemen akabinde esnaf türkülerinin seslendirildiği bir konser verildi.