Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Güçlü ülke ve huzurlu toplum olabilmenin öncelikli şartı, güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır” 0 88286

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Sadece kanunlarımızda değil, değerler hiyerarşimizde de ailenin korunması, aile bağlarına ihtimam gösterilmesi en üst sıralarda yer alır. Kadim geleneğimizde aile ile toplumun, aile ile devletin kaderi özdeşlemiş, bir ve beraber görülmüştür. Güçlü bir ülke, güçlü bir millet, huzurlu bir toplum olabilmenin öncelikli şartı, güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 7. Aile Şûrası’na katılarak bir konuşma yaptı.

Etkinliği düzenleyen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı ve şûranın gerçekleşmesinde emeği olan herkesi kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilki 1990 yılında düzenlenen Aile Şûrası’nın, bilim adamlarından uzmanlara, kamu kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar konunun tüm paydaşlarını bir araya getiren son derece önemli bir platform olduğunu ifade etti.

“DEVLET AİLENİN HUZUR VE REFAHI İÇİN GEREKLİ TEDBİRLERİ ALMAK VE TEŞKİLATI KURMAKLA MÜKELLEFTİR”

Aile Şûralarının kapsamlı bir muhasebe imkânı sunmasının yanı sıra geleceğe dair hedeflerin belirlenmesine de katkı sağladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûraların, aile kurumunun karşılaştığı sorunların çözümünde hep belirleyici bir rol oynadığını, aileye münhasır bir bakanlığın kurulması teklifinin ilk kez bu şûralarda gündeme geldiğini söyledi.

Şûra komisyonlarında aile birliğinin korunmasından toplumdaki çocuk algısına, kadınlar, engelliler ve yaşlılar ile aileye yönelik destek mekanizmalarına kadar beş farklı ana başlıkta meselelerin ele alınacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ölçekte yaşanan değişimler neticesinde ailelerin karşı karşıya kaldığı yeni sosyal risklerin de şûra boyunca konuşulacağını bildirdi.

“Aileye değer Türkiye’ye değer” temasıyla toplanan 7. Aile Şûrası’na katkı verecek tüm katılımcıları teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aileyi toplumun nüvesi, kilit taşı, mayası olarak gören bir medeniyetin mensupları olduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnancımızda devletin beş temel vazifelerinden birisi de neslin korunmasıdır. Anayasamızın 41. maddesi, aileyi Türk toplumunu temeli olarak tanımlayarak devletin görevlerini ayrıntılı bir şekilde saymıştır. Buna göre devlet ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmakla mükelleftir. Sadece kanunlarımızda değil değerler hiyerarşimizde de ailenin korunması, aile bağlarına ihtimam gösterilmesi en üst sıralarda yer alır. Kadim geleneğimizde aile ile toplumun, aile ile devletin kaderi özdeşleşmiş, bir ve beraber görülmüştür. Güçlü bir ülke, güçlü bir millet, huzurlu bir toplum olabilmenin öncelikli şartı güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır” diye konuştu.

“AİLE KURUMUNA SAHİP ÇIKMAK, BİR MİLLETİN KENDİ GELECEĞİNE DE SAHİP ÇIKMASI DEMEKTİR”

Ailenin millet varlığının temeli, asli dayanağı olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aileyi dışlayan her adımın, aileyi önemsizleştiren her politikanın, aile bağlarının zayıflamasına sebep olan her davranışın aynı zamanda millî ve manevi bünyeye vurulmuş ağır bir darbe olduğunu söyledi.

“Aile bağları çözülmüş, aile mefhumu ortadan kalkmış bir toplum ne kadar zengin, ne kadar müreffeh olursa olsun ayakta kalamaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Modern hayatın örseleyici hamleleri karşısında aile kurumuna sahip çıkmak, bir milletin kendi geleceğine de sahip çıkması demektir. Bizim aile hassasiyetimizin gerisinde işte bu anlayış vardır” dedi.

Son 60 yılda Türkiye’de köyden kente göç ve teknoloji devrimi gibi olguların aile yapısı ve beşeri münasebetlerde çok ciddi erozyona yol açtığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet olarak çağın hastalıklarına karşı elimizdeki en büyük imkân, tüm saldırılara rağmen hâlen varlığını güçlü bir şekilde devam ettiren aile kurumumuzdur. Bu açıdan adına aile dediğimiz mukaddes ocağın yaşatılması, tehditler karşısında korunması son derece önemlidir. Ailede çözülme olursa, millet olarak varlığımızın tehlikeye girmesi de kaçınılmazdır. Nesli muhafaza etmenin yolu da aile kurumuna sahip çıkmaktan geçiyor. Keza devleti korumak da ancak aileyi korumakla, kollamakla mümkündür” uyarısında bulundu.

“AİLE KURUMUNU GÜÇLENDİRECEK, AİLELERİN YÜKÜNÜ ALACAK POLİTİKALARA ÖZEL ÖNEM VERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yıldır aile kurumunu güçlendirecek, ailelerin yükünü alacak politikalara özel önem verdiklerini anlatarak, hiçbir zaman sosyal devletin istismarını yapmadıklarını, dünyaya örnek olacak sosyal devlet projelerini hayata geçirdiklerini kaydetti.

2002 yılında 2 milyar lira olan sosyal yardımları, 2018 yılında 43 milyar liraya çıkardıkları, son 17 yılda ihtiyaç sahibi vatandaşlara 290 milyar lira tutarında sosyal yardım yaptıkları bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu işi insanları rencide etmeden yürütmek için 2 milyon vatandaşın düzenli sosyal yardım aldığı Sosyal Yardım Kartı Projesi’ni uygulamaya koyduklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni evlenenlere yaptığı en az üç çocuk tavsiyesini yineleyerek, doğum yardımı uygulamasını başlattıklarını, sadece ekonomik destekle yetinmeyerek ailelerin psikososyal, sosyokültürel olarak da yanlarında durduklarını söyledi.

“GÜÇLÜ MİLLETLER GÜÇLÜ AİLELERDEN OLUŞUR”

Hayata geçirilen Aile Sosyal Destek Programı ile sosyal politikalarda arz odaklı yeni bir dönemi başlattıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyoruz ki millet veya milletler ailelerden oluşur, güçlü milletler güçlü ailelerden oluşur. Onun için yıllarca bu ülkede kısırlaştırma adına her şeyi yaptılar. Doğum kontrolü dediler, aile planlaması dediler, değişik isimlerle bize nüfuz etmeye çalıştılar. Ve ilginç olan şey şu: Tabi ki atılan bu adımlarla da nüfusumuz azaltıldı. Ben bir kardeşiniz olarak, bu milletin bir evladı olarak bu gidişi doğru bulmadım, bulmuyorum. Gittiğim her yerde de, her nikâhta da en az üç çocuk derken bazılarının işte geçim meselesi değerli arkadaşlar, bu toplumun kahir ekseriyeti Müslüman. Şunu unutmayalım: Her doğan rızkıyla doğar, rızkıyla gelir bunu bir defa bilelim. Bunu ben hayatımda yaşadım elhamdülillah, her çocuğum rızkıyla geldi, dört çocuğum hepsi rızkıyla geldi, hiçbir sıkıntıda yaşamadım, hepsi bereketlendirdi. Şimdi yedi torunum var, Rabbim inşallah daha da fazlasını verir.”

Nitelikli, güçlü aileler olarak nitelikli nesiller yetiştirilmesinin önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile odaklı sosyal politikaları anlattı. “Aile kurumumuz korumak, aile değerlerimizi daha güçlü, daha sağlıklı bir şekilde sonraki nesillere aktarmak için gerek kültürel gerek maddi altyapıya ilişkin çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet olarak aile kurumuna sahip çıkılması gerektiğini sözlerine ekledi.

“BİZ ÖRNEK OLMAZSAK, ÇOCUKLARIMIZDAN ÖRNEK DAVRANIŞLAR GÖSTERMESİNİ DE BEKLEYEMEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile kurumunun güçlenmesi konusunda medyadan akademiye, polisten hâkime, öğretmene kadar herkese çok önemli sorumluluklar düştüğüne işaret ederek, “Şayet medya organlarımız kadın programları adına bunun altını çiziyorum, mahremiyeti ve ailevi değerleri hiçe sayıyorsa orada çok büyük bir sorun var demektir. Bu konuda medya organlarını özellikle ikaz ediyorum, uyarıyorum buna dikkat etmeleri gerekiyor, çünkü bu gelecek nesillerin en önemli sorunu olacaktır. Reyting kaygısıyla televizyon dizilerinde çarpık ilişkiler özendiriliyorsa, sosyal medyada çarpık ilişkiler özendiriliyorsa, şiddet teşvik ediliyorsa devletin attığı adımlar akim kalmaya mahkûmdur” uyarısında bulundu.

Sanatçıların, sporcuların başarılarıyla değil özel hayatlarıyla gündeme gelmesi hâlinde aile kurumunu korumanın da zorlaşacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aileye sahip çıkılması elbette herkesin görevidir, ancak asıl mesuliyet, asıl yük anne babalar olarak bizlerin omuzlarındadır. Biz sıla-i rahim yapmazsak büyüklerimizi sadece bayram günleri değil, her fırsatta ziyaret etmezsek ileride evlatlarımızın bizleri ziyaret etmesini de beklemeyelim” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile içi şiddetin de önüne geçilmemesi hâlinde çok daha büyük soruların yaşanmasına mani olunamayacağını belirterek, “Biz millî ve manevi değerlerimizi bizzat uygulayarak evlatlarımıza aktarmazsak modern dönem hastalıklarına karşı onları koruyamayız. Biz elimizden telefonu, tableti, karşımızdaki televizyonu şöyle bir yana bırakıp aile fertleriyle daha çok hemhal olamazsak, olmazsak çocuklarımızın iletişim obezi hâline dönüşmesini engelleyemeyiz. Değişimi önce kendimizden, kendi şahsımızdan, kendi hayatımızdan başlatmazsak kimseye sözümüzü geçiremeyiz. Biz örnek olmazsak, çocuklarımızdan örnek davranışlar göstermesini de bekleyemeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Aile meselesi üzerine çalışanların bir kamu görevinin ötesinde sosyal sorumluluk yüklendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu görevi yerine getirenlerden Türkiye’nin geleceği, milletin istikbali için aile kurumuna daha çok sahip çıkmalarını rica etti.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu Ankara


TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,
PATRONLAR GAZETESİ,GENÇ PATRONLAR DÜNYASI ,TÜRK İŞ DÜNYASI ,PATRONLAR HABER ,SON DAKİKA ,AKARYAKIT BAYİLERİ,AKARYAKIT DAĞITIM ŞİRKETLERİ,AKARYAKIT BAYİLERİ ,PATRONLAR GAZETESİ,ENERJİ MEDYASI,AKARYAKIT DAĞITIM ŞİRKETLERİ,ENERJİ DAĞITIM FİRMALARI,MEDYA TÜRKİYE ,
Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstikbalimizin garantisi olan ebedi ve ezeli kardeşliğimizin zedelenmesine, zayıflatılmasına asla izin vermeyeceğiz” 0 98785

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bedeli kanla ödenmiş bağımsızlığımıza halel getirmeyeceğiz.

Milletimizin kutlu yürüyüşüne set çekilmesine müsaade etmeyeceğiz. İstikbalimizin garantisi olan ebedi ve ezeli kardeşliğimizin zedelenmesine, zayıflatılmasına asla izin vermeyeceğiz. Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi sahipsiz bırakmayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni’nde bir konuşma yaptı.

Ülkeleri için gözlerini kırpmadan ölüme yürüyen şehitlerin yakınları ile gazilere devlet övünç madalyası ve beratı takdim etmek üzere bir araya gelindiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada sadece Ankara’daki 77 şehit yakını ve gaziye ödül verileceğini, diğer şehirlerde ikamet eden şehit yakını ve gazilere de kendisi adına takdim edileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu madalya ve beratlar elbette sizin fedakârlığınızın karşılığı olamaz. Zaten bir insanın canını ortaya koyarak yürüttüğü bir mücadeleye dünyevi olarak paha biçilmesi mümkün değildir” ifadesini kullandı.

“ŞEHİT YAKINLARIMIZ VE GAZİLERİMİZ MAĞDUR OLMASINLAR DİYE GAYRET GÖSTERİYORUZ”

Bu topraklar üzerinde yüz yıllardır hür bir şekilde yaşanılmasının sebebinin şehitlerin kahramanlığı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bayrağımız 780 bin kilometrekare üzerinde özgürce dalgalanıyorsa, bu ülkenin insanı onuruyla, şerefiyle, hayatını sürdürüyorsa şüphesiz bunda en büyük pay şehit ve gazilerimizin. Ne yaparsak yapalım göğüslerini vatanları için milletleri için bayrakları için ezanları için siper etmiş evlatlarımıza olan minnet borcumuzu tam manasıyla ödeyemeyiz. Biz sadece bu fani dünyada şehit yakınlarımız ve gazilerimiz mağdur olmasınlar, hayatlarını belli bir standardın altında yaşamak zorunda kalmasınlar diye gayret gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

Şehitlerin emanetine, gazilerin fedakârlığına layık olmak için yaptıkları hizmetlerin en yakın şahitlerinin aileleri olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 18 yılda, sizlerin ihtiyaçlarını gidermek, sorunlarına, sıkıntılarına çözüm bulmak amacıyla birçok kanuni düzenlemeyi hayata geçirdik. İstihdam hakkından gelir desteğine, eğitimden sağlık hizmetlerine hemen her alanda şehit yakını ve gazilerimizin yükünü hafifletecek adımlar attık” diye konuştu.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile diğer kuruluşların gazi ve şehit yakınlarının her türlü ihtiyacında daima yanlarında olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit yakınları ve gazilerinin meseleleriyle yakından ilgilenmeye devam edeceklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı olarak devlet övünç madalyası ve beratı takdim edilecek tüm asker ve polislerle, ailelerine Türkiye’ye yaptıkları hizmetler için şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlik ve gaziliğin İslam inancında bir nasip meselesi olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Şu anda burada bizlerle birlikte olduklarına inandığım şehitlerimizin aziz ruhaniyetine seslenmek istiyorum. ‘Ey şairin ifadesiyle yurdu yaşatmak için toprağa düşen şehit. Sen ki bu toprakların her karışını kanlarıyla sulayan bir ecdadın evladısın. Binlerce yıldır nice saldırılara göğüs geren ecdadın gibi sen de ismini altın harflerle tarihe yazdırdın. Sıksan şüheda fışkıracak bu topraklara ebediyen düşman ayağı basan arayacağını bir kez daha ispat ettin. Senin ortaya koyduğu cesaret, mazlumların kalbine sekine, zalimlerin kalbine korku saldı. Dünyada inancı, özgürlüğü, haysiyeti ve mensubu olduğu milletin geleceği için senin gösterdiğin fedakârlığı yapacak pek az insan bulunur. Bize bıraktığın emaneti, son nefesimize kadar muhafaza edip, gelecek nesillere devredeceğimizden emin ol. Senin uğruna can verdiği mukaddes değerleri namusumuz bilecek kutlu bir emanet gibi sonsuza kadar taşıyacağız.”

“BEDELİ KANLA ÖDENMİŞ BAĞIMSIZLIĞIMIZA HALEL GETİRMEYECEĞİZ”

Her karışında bir yiğidin yattığı güzel vatana düşman ayağı bastırmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bağımsızlığımızın timsali ay yıldızlı al bayrağımızı indirmeyeceğiz. Şehadetleri dinimizin temeli olan ezanlarımızı susturmayacağız. Bedeli kanla ödenmiş bağımsızlığımıza halel getirmeyeceğiz. Milletimizin kutlu yürüyüşüne set çekilmesine müsaade etmeyeceğiz. İstikbalimizin garantisi olan ebedi ve ezeli kardeşliğimizin zedelenmesine, zayıf satılmasına asla izin vermeyeceğiz. Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi sahipsiz bırakmayacağız” dedi.

Sadece şehit yakınları ve gazilere değil, şehitlerin gösterdiği istikamete de sımsıkı sarıldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi büyüterek, Türkiye’nin ekonomisini, itibarını, dayanışmasını, kardeşliğini yücelterek aziz şehitlerin vasiyetini yerine getirdiklerini söyledi.

Sınırlar içinde ve dışında milletin hak ve hukukunu savunma konusunda en küçük tereddütlerinin bulunmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kahraman emniyet güçlerinin çabaları sayesinde Türkiye’nin terörle mücadele tarihinin en başarılı dönemini yaşadığını aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni güvenlik konsepti çerçevesinde nereye saklanırsa saklansın teröristleri inlerinde bulduklarını ve imha ettiklerini bildirdi.

Bölücü terör örgütü başta olmak üzere milletin birliğine, beraberliğine kastedenlere döktükleri her damla kanın hesabını misliyle sorduklarını, sormaya devam edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, teröristleri artık ülke sınırları içinde karşılamadıklarını, doğrudan bataklığı kurutacak adımlar attıklarını kaydetti.

“TÜRKİYE’Yİ TERÖRLE ESİR ALMA GİRİŞİMLERİ BAŞARISIZLIĞA UĞRAMIŞTIR”

Aldıklar tedbirler sayesinde hem örgüte katılanların sayısında hem de terör örgütünün eylem kapasitesinde önemli gerilemeler yaşandığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde uzun yıllardan sonra tekrar sükûnet ve barış ortamı tesis edildi. Bir dönem teröristlerin barındığı dağlarda bugün artık elhamdülillah ceylanlar geziyor. Teröristlerin kalleş saldırıları dolayısıyla yavaş ilerleyen yatırımlar çok daha süratli bir şekilde insanımızın hizmetine sunuluyor. Dağdaki katil sürülerinin başlarını kaldırmalarına nasıl fırsat vermiyorsak onların şehirdeki uzantılarına da müsamahakâr davranmıyoruz. Teröre bulaşan, şiddeti teşvik eden, elindeki imkânları terör baronlarının emrine veren her kim olursa olsun gözünün yaşına bakmıyoruz. Yapanın yanına kar kaldığı, terörün ve teröristin farklı bahanelerle meşrulaştırıldığı, yazarların, aydınların, siyasetçilerin teröristlere canlı kalkan olduğu eski Türkiye artık tamamen geride kalmıştır. Sırtını millet yerine terör elebaşlarına dayayanlar, dağdaki çapulculara güvenerek devletimizi tehdit edenler boylarının ölçüsünü almıştır. Türkiye’yi terörle esir alma girişimleri hamdolsun başarısızlığa uğramıştır. Türk milleti çukur eylemlerinde sadece şehir eşkıyalarını değil, aynı zamanda bölücü hevesleri de toprağa gömmüştür.”

Suriye’de gerçekleştirilen operasyonlarla Türkiye’yi güneyinden bir terör koridoruyla kuşatma girişimlerini akamete uğrattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın kuzeyini bölücü terör örgütü için güvenli bir liman olmaktan çıkardıklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “DEAŞ’tan FETÖ’süne, DHKP-C’sine kadar insanımızın canına, malına, kutsalına saldıran ne kadar alçak varsa hiç birisine aman vermiyoruz” diye konuştu.

“DOĞU AKDENİZ’DE ÜLKEMİZİN VE KKTC’NİN HAKLARINI SONUNA KADAR SAVUNUYORUZ”

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve KKTC’nin uluslararası hukuktan doğan meşru haklarını sonuna kadar savunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akdeniz’deki en uzun kıyı şeridine sahip ülkemizi birilerinin sahillerimize hapsetmesine izin vermeyeceğiz. Tehdit dilinin işe yaramadığı, Türkiye’nin şantaja ve haydutluğa boyun eğmeyeceği, artık konunun tüm muhatapları tarafından anlaşılmıştır. Son günlerde meselenin çözüm yeri olarak diplomasi masasının öne çıkarılması elbette ülkemizin kararlı duruşunun sonucudur” değerlendirmesinde bulundu.

Başından beri bu meselede sorunun diyalogla, müzakereyle komşuluk hukuku içinde çözüme kavuşturulması gerektiğini savunduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Karşı tarafın kışkırtmalarına, çocuksu davranışlarına rağmen biz hep haklı olmanın, büyük devlet olmanın vakarıyla hareket ettik. Sürecin bu aşamaya gelmesinde Türkiye’nin sağduyulu, soğukkanlı ama bir o kadar da dirayetli tavrının önemli payı vardır. Bundan sonra da gereken olgunluğu özellikle göstermeye devam edeceğiz. Ülkemizle beraber bölgemizin de barış, huzur ve istikrarı için çalışmayı sürdüreceğiz. Türkiye’ye samimiyetle yaklaşanlar bizden daima hüsnüniyet görecekler. Türkiye’nin sabrını ve kararlılığını test edenler de her zaman hak ettikleri cevabı bizden alacaklardır. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.”

Devlet Övünç Madalyası ve Beratı takdim edilecek şehit yakınları ve gazilere fedakârlıkları için şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir kez daha tüm şehitlerimizi rahmet ile yâd ediyor, gazilerimize Mevla’dan sağlık ve afiyet diliyorum. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin. Rabbim her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun. Rabbim, vatanımızı her türlü saldırıdan, her türlü ihanetten muhafaza buyursun” dedi.

Ankara’da yaşayan 77 şehit yakını ve gaziye Devlet Övünç Madalyası ve Beratı takdim edilen törene; TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanları katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını, gücünü, kabiliyetlerini geliştirdik” 0 77659

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Ülkemizin her karış toprağını yatırımlarla, hizmetlerle, eserlerle donattık. Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını, gücünü, kabiliyetlerini geliştirdik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yöntemiyle düzenlenen 140. AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda katılımcılara hitap etti.

“MİLLETİMİZİN HUZURUNA ÇIKTIĞIMIZDA HER ALANDA GÖSTERECEK ESERİMİZ VAR”

Konuşmasının başında AK Parti’ye gönül veren, teşkilatlarda görev alan dava arkadaşlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geçtiğimiz ay 19 yaşını tamamlayan AK Parti, siyasette de yönetimde de icraatta da bölgesel ve küresel politikalarda da rüştünü ispat etmiş, tarihe damgasını vurmuş bir partidir. Milletimizin huzuruna çıktığımızda her alanda anlatacak hikâyemiz, gösterecek eserimiz bırakınız günleri, haftaları sayıp dökecek icraatlarımız var. Türkiye’de kuruluşundan itibaren girdiği her seçimde istisnasız birinci çıkan tek parti, AK Parti’dir. Çünkü partimiz, sürekli kendisini yenilemeyi başaran, sürekli kendisini bir sonraki mücadeleye hazırlayan, sürekle dinamik kalabilen bir partidir. İnşallah 7. Olağan Kongremizi bu çerçevede çok büyük bir atılımın dönüm noktası hâline getireceğiz.”

Siyasi partilerin hitap ettiği toplumla kurduğu en güçlü bağlardan birinin üye çalışmaları olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız gönül seferberliği ile bir yandan kongrelerde yeni yönetimleri seçiyor, diğer yandan üye sayımızı artırarak tabanımızı genişletiyoruz. AK Parti, sadece bu yıl yaptığı 601 bin yeni üyeyle pek çok toplam sayısını geride bırakmıştır. Üstelik bu 601 bin yeni üyenin yarısını 18-25 yaş arasındaki gençler oluşturuyor” dedi.

Bu tablonun, AK Parti ile gençler arasındaki gönül bağının güçlendiğini gösterdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Esasen partide, teşkilat kademelerinde ve ülke yönetiminde çalışmayı tercih ettiği kadrolar da en yüksek genç oranına sahip siyasi teşekkül biziz. Aynı zamanda, Türkiye’nin en büyük ve en aktif kadın kollarına, gençlik kollarına sahip partisiyiz. Ülkemizin 81 vilayetinin tamamına yayılmış olan 10,5 milyon üyemizle âdeta Türkiye’nin sekizde bir oranındaki modeli durumundayız. Genel Merkezi’nden mahalle ve köy temsilcisine kadar bu büyük mekanizmayı en ahenkli şekilde çalıştırmak, siz teşkilat yöneticilerimizin görevidir. Hangi seviyede olursa olsun, AK Parti teşkilatlarında görev almak demek ülkenin ve milletin geleceğinin inşasında sorumluluk üstlenmek anlamına gelir. Bunun için teşkilatlarımızı çok dikkatli bir şekilde oluşturmaya çalışıyoruz. Olağan büyük kongre sürecimiz, koronavirüs salgının yol açtığı birkaç aylık ötelemeye rağmen belirlediğimiz takvime uygun şekilde yürüyor. Kongrelerimizin hepsi de salgınla mücadele kuralları harfiyen uygulanarak aynı zamanda büyük bir heyecan ve coşkuyla icra ediliyor.”

Partisinin ilçe kongrelerinin önemli bir kısmının tamamlandığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar 577 ilçemizde yani tüm ilçelerimizin yüzde 59’unda kongrelerimizi gerçekleştirdik. Bu kongreler sonucuna göre, yüzde 51 oranında yeni ilçe başkanlarımız ve yeni yönetimleriyle yola devam ediyoruz. Son iki senedeki değişimi göz önüne aldığımızda bu oran yüzde 61’i buluyor” dedi.

“2023’E İLİŞKİN HEDEFLERİMİZE TAŞIYACAK BU SÜRECİN BAŞARISI İÇİN HEP BİRLİKTE DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ”

Ülkeye ve millete hizmet yolunda sürdürdükleri bayrak yarışında görevi devreden tüm belde ve ilçe başkanlarına, yönetim kurullarındaki arkadaşlarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “AK Parti’de unvanlar değişebilir ama ülkeye ve millete hizmet yarışı bitmez. Her bir arkadaşımız, kendisine yarın farklı görevlerde yeniden sorumluluk tevdi edilebileceğinin bilinciyle Partimizle ve milletimizle olan gönül bağını hiç eksilmeden devam ettirmelidir. Unutmayalım, hak bir dava yolunda verilen mücadele seçime kadar değil, mezara kadar sürer. Bizler, davamızın hak, yolumuzun doğru, niyetimizin halis olduğuna inanan insanlarız. 83 milyon insanın her birinin gönlünü kazanmayı hedeflerken, kendi teşkilatlarımızda görev almış tek bir kişinin dahi bu gönül çemberinin dışında kalmasına rıza gösteremeyiz. Bu konuda en büyük görev il ve ilçe başkanlarımıza düşüyor. Sizlere güveniyorum.”

İl kongrelerine de ekim ayı ortasından itibaren başlatmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı kongrelere telekonferans yoluyla iştirak edeceğini, bazılarına ise bizzat katılacağını söyledi.

“İKTİDARIMIZIN İLK DÖNEMİNDE DEMOKRASİ VE KALKINMA EKSİĞİNİ GİDERMEK İÇİN ÇALIŞTIK”

“Amacımız önümüzdeki yıl yapacağımız büyük kongremize, milletimizin bağrına bastığı çok güçlü bir teşkilat yapısıyla girmektir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece 2023 yılında partimizi hem Cumhurbaşkanlığı hem milletvekilliği seçiminde bir kez daha zafere taşıyacağımıza inanıyorum. Bizi Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı olan 2023’e ilişkin hedeflerimize ve hayallerimize taşıyacak bu sürecin başarısı için hep birlikte daha çok çalışmalıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sizlerin de gördüğü gibi zaman su gibi akıp gidiyor. Kendimizi, bu hıza uygun bir çalışma temposuna sokmazsak, önce yavaşlamaya ardından durmaya ardından da gerilemeye mahkûm olur. Asıl acısı diğer partilere benzeriz ki ‘Allah bizi böyle bir akıbetten muhafaza eylesin’ diyorum. Diğer yandan Türkiye’nin 2053 vizyonunu somutlaştıracak zihni egzersizler, beklenti ve talep tespitleri, analizler, teknik ve siyasi proje hazırlıkları içinde şimdiden ‘Bismillah’ demeliyiz. Başkalarının böyle bir derdi böyle bir hazırlığı olmayabilir ama AK Parti’nin olmak zorunda. Çünkü biz sadece geçmişin sadece bugünün değil geleceğin de partisiyiz, geleceğin de iktidarı ve umuduyuz. Rabbim yaptığımız ve yapacağımız tüm çalışmalarda bizi rıza-i ilahi dışında bir gayeye yöneltmesin, her daim milletimizin hayır duasını almayı nasip etsin.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin ülkeye kazandırdığı başarı tablosunun, yaşattığı gururun yanında kendilerine çok büyük sorumluluklar da yüklediğini belirterek, “İktidarımızın ilk döneminde, geçmişteki ihmaller ve hatta ihanetler sebebiyle ortaya çıkan demokrasi ve kalkınma eksiğini gidermek için çalıştık. Ülkemizin her karış toprağını yatırımlarla, hizmetlerle, eserlerle donattık. Milletimizin her kesimden insanını, ulaşmak için nesiller boyu mücadele ettiği hak ve özgürlüklere kavuşturduk. Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını, gücünü, kabiliyetlerini geliştirdik” dedi.

“BÜYÜYEN, GÜÇLENEN, ÖZ GÜVENİ GELİŞEN BİR ÜLKE OLARAK ÇITAYI SÜREKLİ DAHA YÜKSEĞE ÇIKARDIK”

Bunun sadece bir başlangıç olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyüyen, güçlenen, öz güveni gelişen bir ülke olarak çıtayı sürekli daha yükseğe çıkardık. 2023 hedeflerimizle milletimizin geleceğe ilişkin umutlarına ve beklentilerine cevap verecek bir vizyon ortaya koyduk. Dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına girmeyi amaçlayan bu vizyon doğrultusunda çok daha büyük atılımların hazırlıklarına giriştik” diye konuştu.

Türkiye’yi yıllarca tek parti faşizmini, vesayet baskısını ve darbeleri kullanarak diledikleri gibi yönlendirip perde arkasından yönetenlerin bu durumdan rahatsız olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye bir anda kendini akılla, mantıkla, tarihle, sosyolojiyle, siyasetle izah edilemeyecek olayların içinde buldu. Uluslararası medyanın eşi benzeri görülmedik bir şekilde haftalarca, neredeyse 24 saat canlı verdikleri Gezi olaylarını hatırlayın. FETÖ’nün 17-25 emniyet, yargı darbe girişimini hatırlayın. PKK’nın çukur eylemlerini, pek çok şehrimizde gerçekleştirdiği yüzlerce masumun hayatına mal olan bombalı saldırılarını hatırlayın. DEAŞ’ın sınırlarımıza yönelik tacizlerini, şehirlerimizi hedef alan bombalı eylemlerini hatırlayın. Hepsini bir kenara bıraktım, 15 Temmuz darbe girişimini hatırlayın. Bunların hiçbirinde de demokrasiyi dillerinden düşürmeyenlerin, ülkenin seçimle gelmiş meşru yönetimini yıkma girişimlerine karşı omurgalı bir tavır sergilediklerini görmedik. Tam tersine saldırıları sonuç vermeyen, girişimleri akamete uğrayan terör örgütü üyelerine kapılarını ardına kadar açarak gerçek yüzlerini ortaya koymuşlardır.”

Günümüzde Avrupa ve Amerika coğrafyasının lafzı dışında demokrasi ile uzaktan yakından ilgileri kalmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kiminde faşizm, kiminde sömürgecilik, kiminde başka hastalıklar, ülkenin yönetimlerini ve toplumsal yapılarını tıpkı kanserli hücrelerin bünyeye yaptığı gibi hızla işgal etmektedir” ifadelerini kullandı.

“MİLLETİMİZİ HER ALANDA KALKINDIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“Biz, ülkemizi başkaları öyle istediği veya sadece onlardan öyle gördüğümüz için değil, milletimiz layık olduğu için kalkındırmaya, geliştirmeye, hak ve özgürlüklerin en geniş manada tesisi için çalışıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bunun adına demokrasi dememiz, tüm dünyadaki ortak kavram olduğu içindir. Avrupa ve Amerika, demokraside ve ekonomide tümüyle yerle yeksan olsa bile biz, milletimizi her alanda kalkındırmaya, hak ve özgürlüklerini genişletmeye devam edeceğiz. Kendimizle birlikte ister tarihî bağlara dayansın, ister yeni ilişkiler kurmuş olalım tüm dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynı mücadeleyi vermekte kararlıyız. Bunun adı Türkiye modelidir. Başka bir yerde insani değerler üzerinde bina edilmiş böylesine samimi bir demokrasi, adil bir kalkınma hedefi, köklü bir hak ve adalet ideali bulamazsınız. İnşallah 2053 vizyonumuzu işte bu model üzerinde inşa edeceğiz.”

“GECE GÜNDÜZ MİLLETİMİZLE BİRLİKTE OLACAĞIZ”

“AK Parti demek, bir yandan günlük işleyişi yürütür ve sorunları çözerken diğer yandan da böylesine kapsamlı ve köklü tasavvurların peşinde koşmak demektir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Partimiz bu çizgiden ne kadar uzaklaşırsa o derece sığlaşır. Bu sığlık da beraberinde önce milletten kopmayı, ardından milletin desteğini kaybetmeyi getirir. Ülkemizde bir kesim, kendileri böyle fiziki icraat ve zihni derinlik sahibi olmadıkları için ısrarla bizi kendi sığ suların çekmeye çalışıyor. Hamdolsun 19 yıldır bu tuzağa düşmedik, hep kendi vizyonumuzun, kendi gündemimizin ve kendi projelerimizin peşinden gittik. Bugün de, yarın da aynısını yapacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Karşılarındaki zihniyetin çapsızlığını anlamak için sadece son dönemde terör örgütlerine, sınırlara yönelik tacizlere, hava ve deniz haklarını koruma gayretlerine karşı verilen tepkiye bakmanın yeterli olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ne diyorlar? ‘Türkiye niye Suriye’de?’ diyorlar, ‘Türkiye niye Libya’da?’ diyorlar, ‘Türkiye niye Doğu Akdeniz’de?’ diyorlar, ‘Türkiye niye Afrika’da?’ diyorlar, ‘Türkiye niye Balkanlar’da, Kafkasya’da ve Orta Asya’da?’ diyorlar. Velhasıl ‘Türkiye bunca mücadeleyi niye veriyor?’ diyorlar. Peki, onların haklı olabileceğini varsayarak, soruları tersinden sorarak, Türkiye bu mücadeleleri vermezse ne olacağı üzerine gelin hep birlikte mantık yürütelim. Mesela, Türkiye tamamen çekilirse Suriye bir anda barışa, huzura ve özgürlüğe mi kavuşur? Mesela Türkiye orada kurulan tezgahı görmezden gelirse ertesi gün Kuzey Irak tüm teröristlerden mi temizlenir? Mesela Türkiye yaşananlara sırtını dönerse Libya’da darbeciler köşelerine çekilip ülkenin yönetimini meşru iradeye mi bırakır. Mesela, Türkiye her şeyden vazgeçerse, Fransa, başındaki kifayetsiz muhterisin yol açtığı savrulmalardan kurtulup sağduyulu bir siyasete mi yönelir? Mesela, Avrupa Birliği, Türkiye tüm haklarından feragat ederse uzunca bir zamandır ülkemize karşı uyguladığı çifte standardı terk edip bize verdiği sözleri tutmaya mı başlayacak? Mesela, böyle bir durumda bölgede hesabı olan devletler her şeyi bir kenara bırakarak çekip gidecekler mi? Mesela, sürekli ülkemize ekonomik tuzaklar kurmak için çabalayanlar pişman olup bize destek mi verecekler? Şayet bu soruların hepsine gerçekçi ve samimi bir evet cevabı verilebilirse, izlediğimiz politikayı gözden geçirmek de üzerimize vacip hâle gelir. Küçük bir kesim dışında Türkiye, özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde bu sorulara aklı başında olup da ‘evet’ cevabı verebilecek kimseyi görmedim, duymadım, tanımıyorum.”

Milletin desteğiyle ülke için doğrusu, hayırlısı ve iyisi neyse onu yapmaya devam edeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teşkilatlarımızın, yaptıklarımızı ve hedeflerimizi halkımıza çok iyi anlatması bu bakımdan önemlidir. Bizim eksik bıraktığımız her yerin, yalan ve yanlış, fitne odakları tarafından doldurulması kaçınılmazdır. Bunun için gece gündüz milletimizle birlikte olacağız, ona kendimizi ifade edeceğiz ve vizyonumuzu paylaşacağız” dedi.