Cumhurbaşkanı Erdoğan“Kendimize güvendiğimiz takdirde, hiçbir yaptırım tehdidi bizi durduramaz” 0 88206

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ankara’nın Enleri” Ödül Töreni ve iftar programında yaptığı konuşmada, “Sanayide çarkların daha hızlı döndüğü, ticarette sirkülasyonun genişlediği, üretimin ve kazancın bereketinin arttığı bir döneme giriyoruz. Türkiye’yi başka türlü durduramayacaklarını görenler, umudumuza, moralimize, hedeflerimize ulaşma inancımıza saldırıyorlar. Faizi ve enflasyonu tetikleyen kur operasyonlarının gerisindeki en büyük amaç budur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Ticaret Odası tarafından ATO Congresium’da düzenlenen “Ankara’nın Enleri” ödül töreni ve iftar programına katılarak bir konuşma yaptı.

Vatandaşların Ramazan-ı Şerefini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Ticaret Odası tarafından kurumlar vergisi, istihdam, ihracat ve değer katanlar dalında ödüle layık görülen firma ve kurumların temsilcilerini kutladı.

Cumhuriyetle yaşıt Ankara Ticaret Odası’nın 157 bin üyesiyle, Türkiye’nin ekonomideki en önemli temsilcileri arasında yer aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş dünyasıyla başlatılan istihdam seferberliğinde Ankara Ticaret Odası’nın sözü olan 220 bin istihdamdan 60 binini gerçekleştirdiğini, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin bu konudaki yoğun çalışmasıyla da yılın ilk 3 ayında olumlu yönde istihdam artışı yakalandığını kaydetti.

“ÜLKEMİZİN ÜZERİNDE TOPLANMAYA ÇALIŞILAN KARA BULUTLARI BİRER BİRER DAĞITIYORUZ”

İş adamlarını hükûmetin teşviklerinden yararlanmaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Ülkemizin üzerinde toplanmaya çalışılan kara bulutları birer birer dağıtıyoruz. İşverenlerimiz, esnaf ve sanatkârımız artık tamamen kendi gündemine, işine ve çalışmalarına odaklanmış durumdadır. Sanayide çarkların daha hızlı döndüğü, ticarette sirkülasyonun genişlediği, üretimin ve kazancın bereketinin arttığı bir döneme giriyoruz. Türkiye’yi başka türlü durduramayacaklarını görenler, umudumuza, moralimize, hedeflerimize ulaşma inancımıza saldırıyorlar. Faizi ve enflasyonu tetikleyen kur operasyonlarının gerisindeki en büyük amaç budur. İlgili ilgisiz her gelişmeyi bahane ederek döviz kurunu harekete geçirenler, istikrar ve güven iklimimizi zedeleyerek, milletimizi atalete sürükleme peşindeler. Bu oyunu bozmakta kararlıyız. Türkiye’nin potansiyeli ve imkânları, tüm bunların üstesinden gelmeye yetecek düzeydedir. Kendimize güvendiğimiz takdirde, hiçbir yaptırım tehdidi, hiçbir ek vergi uygulaması, hiçbir açık-gizli ambargo bizi durduramaz.”

Ankara Ticaret Odası öncülüğünde 3 bin öğrencinin Sakarya Meydan Savaşı’nın yapıldığı Polatlı’daki Duatepe’yi ziyaret etmesini önemli bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale başta olmak üzere Türk tarihinin sembol mekânlarının yeni nesillere gösterilmesinin önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt’te her yıl yapılan zafer törenlerini de yeni bir heyecana, çehreye büründüreceklerini, Ahlat’ta bir Cumhurbaşkanlığı mekanı oluşturacaklarını ve bu köşkü 26 Ağustos’taki törenlere yetiştireceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, demokratik bir hukuk devleti olduğunun altını çizerek, milletin çok partili hayata, darbelere ve vesayet güçlerinin oyunlarına rağmen daima sahip çıktığını anlattı.

“MİLLETİMİZE LAYIK OLABİLMEK İÇİN GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTIK”

Kendi siyasi hayatında da her zaman hukukun, adaletin üstünlüğünü savunduğunu, bunun mücadelesini verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Başbakan ve son olarak Cumhurbaşkanlığı makamında millete layık olmak için gece gündüz çalıştığını kaydetti.

Hangi makamda olursa olsun çareyi hep millî iradede, sandıkta, seçimde, demokraside aradığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak 31 Mart Mahallî İdareler Seçimi’nde milletin Cumhur İttifakı’na yüzde 51,7 oranıyla sahip çıktığını, kazandıkları yerler olduğu gibi kaybettikleri seçim bölgeleri de bulunduğunu belirtti.

“Bizim demokrasi anlayışımız, millî iradeye saygımız, bu sonuçları kabul etmeyi gerektirir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak İstanbul’da farklı bir durumla karşı karşıya kaldıklarını, ilk etapta 28 bin civarında bir oyla AK Parti’nin kaybettiğinin ilan edilesine rağmen yaptıkları itirazlar sonucunda bu farkın 13 bin küsura kadar düştüğünü vurguladı.

Avusturya’da cumhurbaşkanlığı seçiminin iki yıl sonra iptal edildiğini, ABD’de mevcut başkan Donald Trump’un üç milyon oy farkla kaybettiği görünen seçimi itirazları sonucu kazandığı örneklerini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul seçimlerine yaptıkları itirazın da millî iradenin ve kendilerine destek verenlerin haklarının aranması, savunması olduğunu dile getirdi.

“YAPILAN İŞ, ŞAİBELİ HÂLE GELEN SEÇİMİN YENİLENMESİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul seçimlerine dair yaptıkları itiraz sonucunda AK Parti’nin çalınmış oylarını bulmakla kalmayıp, başka usulsüzlükler, yolsuzluklar, hukuksuzluklar da tespit ettiklerini anlatarak, “Dikkat ederseniz, burada yapılan iş bir başka adayın kazandığı seçimi götürüp bir başka adaya teslim etmek değildir. Yapılan iş, tespit edilen hukuksuzluklar ve usulsüzlükler sebebiyle şaibeli hâle gelen bir seçimin yenilenmesidir” ifadesini kullandı.

Sandık kurulunda memurlar yerine banka çalışanlarının görevlendirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bu şaibeler ortaya çıkmamış olsaydı, CHP adayı tek bir oy farkla dahi seçimi kazanmış olsa, başımızın üzerinde yeri vardı. Ama sandığın başındaki görevliden sandıktan çıkan oyun kayıtlara geçirilmesine kadar her aşaması tartışılır hâle gelmiş bir seçim için en doğru karar verilmiştir. Bundan dolayı da bizler ‘hukuk tecelli etmiştir’ diyerek 7’ye 4 bu kararın verilmesinin neticesinde şimdi tekrar 23 Haziran için ne yapacağız? Milletimize müracaat edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

“BU USULSÜZLÜKLER, YAPANLARIN YANINA BU KAR KALMAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sandık kurulu üyeleriyle ilgili hukuka aykırı işlemleri yapan ilçe seçim kurulu sorumluları için Yüksek Seçim Kurulu’nun suç duyurusunda bulunduğunu, kendilerini de bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını bildirerek, “Zira bu usulsüzlükler, yapanların yanına bu kar kalmayacak” diye konuştu.

İstanbul seçimlerinde görevlendirilen 6 bin 644 sandık kurulu başkanı ile 13 bin 98 sandık kurulu üyesinin kanuni olarak bu görevi yapmalarının mümkün olmadığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl Mart ayında yapılan kanun değişikliğiyle ilçe seçim kurulu tarafından belirlenen sandık kurulu başkanı ile üyelerden en az birinin memur olması şartının getirildiğini, şayet 24 Haziran seçimlerinde aynı tespitleri yapmış olsalardı, orada da itirazlarını gerçekleştireceklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İmzasız, mühürsüz, yazıları eksik olarak Yüksek Seçim Kurulu Sistemine girilen veya kayıp olan sayım-döküm cetvelleri ile sandık kurulu üyeleriyle ilgili usulsüzlükler birlikte değerlendirildiğinde 123 sandıktaki 42 bin oy sorunlu hâle gelmiştir. Bu rakam, en son 13 bin 729’a kadar düşen oy farkının üzerinde olduğu için, seçimin yenilenmesi hukuki bir zorunluluğa dönüşmüştür” şeklinde konuştu.

Sadece büyükşehir belediye seçiminin iptal edilmesinin eleştirildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu 123 sandığın bulunduğu 26 ilçe tek tek ele alındığında, oralarda Yüksek Seçim Kurulu’nun tespit ettiği sorunlu sandıkların toplamının ilçe belediye başkanlıkları seçiminin yenilenmesini gerektirecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Şayet bu ilçelerden herhangi birindeki oy farkı, söz konusu sandıklardan çıkacak oylarla değişebilecek bir rakamı bulsaydı, hiç şüphesiz, orada da seçimin yenilenmesi kararı verilecekti. Ama böyle bir durum ortaya çıkmamıştır” dedi.

“ŞAYET SEÇİMİ 31 MART’TA KAZANDIĞINIZA İNANIYORSANIZ, 23 HAZİRAN’DA DA KAZANABİLİRSİNİZ”

Yüksek Seçim Kurulu’nun kararına, demokrasiye ve hukuka inanan, kendine güvenen herkesin saygı göstermesi gerektiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Şayet seçimi 31 Mart’ta kazandığınıza inanıyorsanız, 23 Haziran’da da kazanabilirsiniz. Seçimin yenilenmesi kararına bu derece şiddetle karşı çıkanların kendilerinin de 31 Mart’taki sonuçla ilgili şüpheleri olduğunu anlıyoruz. Asıl vahimi ise CHP’nin başındaki zatın bu karar karşısında ortaya koyduğu tavır ve üsluptur.  Bu kişi, partisinin grup toplantısında eşi benzeri görülmemiş bir skandala imza atmıştır. Yüksek Seçim Kurulu’nda seçimin yenilenmesi yönünde oy kullanan üyeleri teker teker ismen okuyan Kılıçdaroğlu, bunları partililerine yuhalatmış ve açıkça hedef göstermiştir. Böylesine aleni bir suçu pervasızca işleyen bir zihniyetin seçimlerde ne yollara başvurduğunu kim bilebilir?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığına güvenerek Yüksek Seçim Kurulu’nun üyelerine hakarete varan ifadeler kullandığını belirterek, “Hayatı yalan, iftira, tehdit, hakaret üzerine kurulu böyle bir siyasetçinin bizatihi kendisi, Türk demokrasisinin en büyük sorunu hâline gelmiştir. Bir yandan ‘hak, hukuk, adalet’ sloganı atarken, diğer milletin hakkını ve hukukunu korumak, adaleti sağlamak için alınan bir karara böylesine bayağı bir şekilde saldırmak, faşizmin en sefil hâlidir” şeklinde konuştu.

CHP’nin tarihinden sandık yolsuzluğu ve hırsızlığına dair örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart seçimleri CHP yönetiminin sandıktaki son sabıkasıdır” ifadesini kullandı.

Demokrasilerde hâkimlerin kararlarını eleştirilebileceğini, kendilerinin de geçmişte pek çok yargı kararını tenkit ettiklerini belirterek, “Hâkimlerin kararlarına katılmamak, eleştirmek başka bir şeydir, can güvenliklerini tehlikeye atacak şekilde hâkimlerin şahıslarına hakaret etmek, onları hedef göstermek, çete suçlaması yapmak başka şeydir” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart seçimlerinin Türkiye’de demokrasiye gönülden inananlar ile siyasi ve ideolojik fanatizmle hareket edenleri ayıran bir turnusol kâğıdı işlevi gördüğüne dikkati çekerek, millî iradenin üzerinde en küçük şüphe olmadan tezahürü için mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu-Ankara -Ankara Ticaret Odası ,“Ankara’nın Enleri” ödül töreni

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,
Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Hedefimiz 2023 yılında savunma sanayinde dışa bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldırmaktır” 0 88797

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİLGEM Projesi 4. gemisinin hizmete giriş töreninde yaptığı konuşmada, “Bugün dünyanın en büyük 100 savunma şirketi arasına giren beş firmamız bulunuyor. İnşallah bu sayı sürekli artacaktır. Hedefimiz 2023 yılında savunma sanayinde dışa bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldırmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersane Komutanlığı’nda düzenlenen, MİLGEM Projesi kapsamında üretilen 4. ve son Ada sınıfı korvet gemisi olan TCG Kınalıada’nın (F-514) Deniz Kuvvetlerine teslimi töreni ile Pakistan MİLGEM Korvet Projesi 1. Gemi Sac Kesme Töreni’ne katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4. millî gemi Kınalıada Korveti’nin, Türkiye’ye, millete ve denizcilere hayırlı olmasını dileyerek sac kesme törenini gerçekleştirecekleri geminin de dost ve kardeş Pakistan devletine hayırlı olmasını temenni etti.

“DENİZ KUVVETLERİMİZ, DEVRALDIĞI MİRASI DAHA DA GÜÇLENDİREREK GELECEĞE TAŞIYOR”

27 Eylül Preveze Deniz Zaferi’nin yıl dönümünü ve Deniz Kuvvetleri Günü’nü de kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Preveze zaferinin ardından Osmanlı Devleti’nin, Akdeniz’deki hâkimiyetini perçinlediğini, Türk donanmasının gücünün tüm dünyaya gösterildiğini vurguladı.

Barbaros Hayrettin Paşa’yı ve tüm denizcileri rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihi şanlı zaferlerle dolu olan Deniz Kuvvetlerimiz, devraldığı bu mirası daha da güçlendirerek geleceğe taşıyor. Deniz Kuvvetlerimiz, birikimi, donanımı, disiplini, nitelikli personeli ve üstlendiği tüm görevlerinde elde ettiği başarılarla bizleri gururlandırıyor” dedi.

“TÜRKİYE SAVAŞ GEMİSİNİ MİLLÎ İMKÂNLARIYLA TASARLAYAN 10 ÜLKEDEN BİRİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salah” diyen ecdada kulak vererek eksikleri sürekli tamamladıklarının altını çizerek,  “Son dönemde dünya ve özellikle Akdeniz’de yaşanan hadiseler, bize her alanda olduğu gibi denizlerde de çok daha güçlü olmamız gerektiğini işaret ediyor. Bu sebeple karada ve havada devreye aldığımız nice savunma ve taarruz sistemlerimiz gibi MİLGEM gemilerimizi de kararlılıkla inşa ediyor, denizlere uğurluyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin bugün dünyada savaş gemisini millî imkânlarıyla tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda üretilen Heybeliada’nın 2011’de,  Büyükada’nın 2013’te, Burgazada’nın da 2016’da denize indirildiğini hatırlattı.

“DENİZ KUVVETLERİMİZİ GÜÇLENDİRMEYE YÖNELİK PEK ÇOK PROJEMİZ VAR”

MİLGEM Projesi’nde yıllar içinde edinilen tecrübeyle, yerlilik oranının yüzde 70 seviyesine yükseldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu süreçte ihtiyaç duyulan tasarım, araştırma, geliştirme, tedarik ve hizmet alım işleri, Savunma Sanayi Başkanlığımız tarafından yerli ve millî imkânlarla gerçekleştirildi. Gemimizin platform sistemleri ve dizayn sistemleri, STM, silah ve sensör sistemleri ASELSAN, savaş ve yönetim sistemi HAVELSAN tarafından sağlandı. Bu firmalarımızın altında 50’yi aşkın yerli firma, alt yüklenici olarak görev yaptı” şeklinde konuştu.

MİLGEM Ada sınıfı korvetlerin ilk üçünden farklı olarak Kınalıada’nın ROKETSAN tarafından millî imkânlarla geliştirilen Atmaca füzesini kullanacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, HAVELSAN ve Deniz Kuvvetleri’nin birlikte geliştirdikleri “Advent” adlı savaş yönetim sisteminin de ilk kez Kınalıada gemisinde yer alacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİLGEM Projesi’nin 5. gemisi ve Ada sınıfı korvetlerin devamı niteliğindeki İ sınıfı firkateynlerin ilkinin inşasına da Savunma Sanayi Başkanlığı ile STM arasındaki sözleşmenin imzalanmasıyla başlandığını duyurdu.

Hizmete giren korvetlerin bugüne kadar çok sayıda millî ve uluslararası tatbikatta yer alarak kendilerine verilen görevleri başarıyla yerine getirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok devletin ilgisini çeken bu korvetlerin görevlerindeki başarılarıyla dünyadaki benzer sınıftaki gemiler arasında en üst sıralarda yer aldığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deniz Kuvvetlerimizi güçlendirmeye yönelik daha pek çok projemiz vardır. Ülkemiz ile dost ve kardeş devletlerin ihtiyaçlarını karşılayacak olan dizel-elektrikli denizaltı projesiyle ilgili çalışmalar da sürüyor. İzmir tersanesini deniz kuvvetlerimize daha iyi hizmet verebilmesi için altyapı ve yüzer havuzlarla güçlendiriyoruz. Buradaki ilk yüzer havuzu önümüzdeki kasım ayında hizmete alıyoruz” diye konuştu.

“SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZ AZALDI”

Türkiye’nin savunma sanayi alanında kat ettiği mesafenin istiklaline ve istikbaline daha güvenli bakmasını sağladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Geçmişte arzu ettiğimiz, gemileri, uçakları, araç gereçleri paramızla dahi alamadığımızı asla unutmadık, unutmayacağız. Son olarak proje ortağı olduğumuz F-35 uçakları konusunda yaşananlar bizim bu alandaki kararlığımızı daha da arttırmıştır. Nasıl korvetlerimizi kendimiz inşa ettiysek, nasıl Atak helikopterlerimizi kendimiz yapabildiysek, nasıl İHA’larımızı, SİHA’larımızı, uydularımızı geliştirip, uçurduysak inşallah kendi savaş uçağımıza da kavuşacağız. Zaman yakındır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde dışa bağımlılığın azaldığına vurgu yaparak, savunma sanayinde dışa bağımlılık oranının yüzde 80’lerden yüzde 30’lara düştüğünü, savunma sanayindeki araştırma, geliştirme harcamalarının bir buçuk milyar dolara yaklaştığını açıkladı.

“TÜRKİYE’DE 700 AYRI SAVUNMA SANAYİ PROJESİ YÜRÜTÜLÜYOR”

Türkiye’de 700 ayrı savunma sanayi projesi yürütüldüğü bilgisini paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje hacmi itibarıyla sektörde 60 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşıldığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İhale sürecindekilerle bu rakam 75 milyar dolara çıkacak. Bugün dünyanın en büyük 100 savunma şirketi arasına giren beş firmamız bulunuyor. İnşallah bu sayı sürekli artacaktır. Hedefimiz 2023 yılında savunma sanayinde dışa bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldırmaktır” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin savunma sanayi alanında yürüttüğü çalışmaların sonuçlarını, kendi ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle de paylaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma ve havacılık ihracatının geçen yıl itibariyle yaklaşık 2 buçuk milyar doları bulduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz tüm bu yatırımları, dostlarımızın emin olmasını sağlamak, birliğimize ve bütünlüğümüze göz dikenleri caydırmak için yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Esasen, özellikle son altı yıldır bir biri ardına yaşadığımız sıkıntıların gerisindeki sebeplerden biri de Türkiye’yi işte bu hedeflerine ulaşmaktan alıkoymak olduğu açıktır. Hep söylediğim gibi, başaramayacaklar. Madem uyuyan devi uyandırdılar, sonuçlarına da katlanacaklar” değerlendirmesinde bulundu.

“MAZLUMLARIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Pakistan’ın Cammu Keşmir bölgesinde yaşanan hadiseleri anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “8 milyon insan âdeta bir açık hava hapishanesinde şu anda yaşamaya mahkûm ediliyorlar. Her türlü işkenceye maruz bırakılıyorlar. Bakınız, Cammu Keşmir’deki bu olayın bir diğeri nerede yaşanıyor? Filistin’de yaşanıyor. Filistin’de yaşananlar da bunun aynısı. Orada da açık hava cezaevinde yaşıyormuş gibi insanlar ne yazık ki topraklarından çıkıp bir başka yere gidemiyorlar. Şimdi Cammu Keşmir’deki olaylar bunun bir değişik versiyon. Peki insanlık buna karşı ne yapıyor? Dünyadaki bu güçlü ülkelere acaba buna karşı ne diyor? Sesleri çıkıyor mu? Hayır. Sadece biz konuştuk, sadece Malezya konuştu. Kimse konuşmuyor. Niye? Maalesef, herkesin zihinlerinde başka senaryolar var. Ama bizim zihnimizde tek senaryo var. Biz hakkın ve haklının yanında olmaya devam edeceğiz. Mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz. Güçlünün yanında değil, çünkü bizim inancımızda güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir dünya var, biz buna inanıyoruz. Ve buna da böylece devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kınalıada gemisinin Türkiye’ye kazandırılmasında emeği geçenleri tekrar tebrik ederek, “Gemimizin yolu açık, denizleri sakin, provası net olsun diyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Zafar Mahmood Abbasi ile birlikte Pakistan MİLGEM Korvet Projesi 1. gemisinin ilk kaynağını yaptı.

ENERJİ PETROL MEDYA CEO -MEHMET ALİ SETENCİOĞLU ENERJİ PETROL MEDYA CEO -MEHMET ALİ SETENCİOĞLU ENERJİ PETROL MEDYA CEO -MEHMET ALİ SETENCİOĞLU

ENERJİ PETROL MEDYA CEO -MEHMET ALİ SETENCİOĞLU

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Türkiye, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülkedir” 0 88793

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 74. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, BM’nin potansiyeli ve etkinliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Güvenlik Konseyi’nde, adalete ve hakkaniyete uygun köklü reformları derhâl gerçekleştirmeliyiz. Türkiye, girişimci ve insani dış politika anlayışıyla, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülkedir. Dünyanın en cömert insani yardım yapan ülkesi, en fazla yerlerinden edilmiş kişiyi kabul eden devleti unvanlarımız boşuna değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin New York şehrinde Birleşmiş Milletler 74. Genel Kurulu’na katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, dünyanın küresel düzeyde adaletsizliğin yol açtığı pek çok sorunla ve sancıyla yüz yüze olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne hakların ne de sorumlulukların gerektiği gibi paylaşılmadığını ifade etti. Adaletsizliğin; istikrarsızlığı, güç mücadelelerini, krizleri, israfı beraberinde getirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki şu an içinde bulunduğumuz kurum, İkinci Dünya Savaşı sonrası, işte bu adaletsizliği ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuştu.  Oysa bugün uluslararası camia, geleceğini tehdit eden terör, açlık, sefalet, iklim değişikliği gibi sorunlara kalıcı çözüm üretme kabiliyetini giderek yitiriyor” dedi.

“DÜNYANIN BİR TARAFI LÜKS İÇİNDE HAYATINI SÜRDÜRÜRKEN, DIĞER TARAFTA AÇLIĞIN KOL GEZMESİ KABUL EDİLEMEZ”

Genel Kurul’un bu yılki temasının “ Yoksulluğun ortadan kaldırılması, kaliteli eğitim, iklim değişikliğiyle mücadele ve kapsayıcılık için çok taraflı çabaların canlandırılması” olarak belirlenmesinin isabetli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın bir tarafı yüksek refah seviyesi ve lüks içinde hayatını sürdürürken, diğer tarafta açlığın, sefaletin, cehaletin kol gezmesi kabul edilemez. Dünyanın şanslı bir azınlığı dijital teknolojiyi, robotları, yapay zekâyı, obeziteyi tartışırken, 2 milyarı aşkın insanın yoksulluk, 1 milyara yakın insanın açlık sınırının altında yaşıyor olması çok acıdır” ifadesini kullandı.

“Şayet her birimiz güvende değilsek hiçbirimizin güvende olamayacağı gerçeğine sırtımızı dönemeyiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM kürsüsünden yıllardır insanlığın kaderinin sınırlı sayıdaki ülkenin isteğine bırakılamayacağını söylediğini hatırlatarak, “Burada, sizlerin huzurunda tekrar ediyorum; Dünya 5‘ten büyüktür. Zihniyetimizi de kurumlarımızı da kurallarımızı da değiştirme zamanı çoktan gelmiştir” dedi.

“NÜKLEER SİLAHLAR KONUSUNU ADALET TEMELİNDE BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURALIM”

Nükleer güç sahibi ülkeler ile buna sahip olmayan ülkeler arasındaki adaletsizliğin dahi tek başına, dünyanın dengelerini bozmaya yettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:  “Nükleer güce dayalı kitle imha silahlarının tümden yok edilmek yerine, her krizde bir koz olarak ortaya konması, herkes gibi bizi de rahatsız ediyor.  Bu güç, ya herkes için yasak ya herkes için serbest olmalıdır. Gelin, insanlığın tamamının huzurlu geleceği için bu sorunu bir an önce adalet temelinde bir çözüme kavuşturalım.”

Dakikada 13 kişinin hava kirliliğinden öldüğü, küresel ısınmanın dünyanın geleceğini tehdit ettiği bir dönemde, bu sorunlara hiç kimsenin kayıtsız kalamayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk iş olarak; Birleşmiş Milletler’in potansiyeli ile etkinliğinin güçlendirilmesi ve özellikle Güvenlik Konseyi’nde, adalete, hakkaniyete uygun köklü reformların derhâl gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

“TÜRKİYE, SORUNLARA ADİL ÇÖZÜMLER BULMAK İÇİN ÇABALAYAN BİR ÜLKE”

Türkiye’nin, girişimci ve insani dış politika anlayışıyla, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülke olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dünyanın en cömert insani yardım yapan ülkesi, en fazla yerlerinden edilmiş kişiyi kabul eden devleti unvanlarımız boşuna değildir. Bu politikanın somut bir başka örneğini, üçüncüsünü 2020 yılında ülkemizde düzenleyeceğimiz Afrika Birliği-Türkiye Ortaklık Zirvesi’yle sergileyeceğiz.  Bu salondaki tüm ülkeleri, adalet, ahlak, vicdan esası üzerine bina ettiğimiz politikalarımıza ve girişimlerimize destek vermeye davet ediyorum.”

Suriye’nin, insanlığın vicdanını yaralayan ve küresel adaletsizliğin adeta sembolü hâline gelen bir coğrafya durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de 2011’den beri yaşanan krizin, rejim ve terör örgütleri ile onları cesaretlendiren güçler tarafından ısrarla sürdürülmeye çalışıldığına dikkat çekerek, 1 milyon insanın ölümüne, 12 milyonu aşkın insanın yerinden edilmesine, bunların yarısının da ülke dışında yaşamak zorunda kalmasına yol açan Suriye krizini artık sona erdirme zamanının geldiğine vurgu yaptı.

“DEAŞ’A İLK VE EN CİDDİ DARBEYİ VURAN ÜLKE TÜRKİYE’DİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye, DEAŞ tehdidinden en çok zarar gören ülkedir.  Bu örgüt bir yandan sınırlarımızı taciz ederken, diğer yandan çeşitli şehirlerimizde gerçekleştirdiği ve yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği canlı bomba eylemleriyle doğrudan kalbimize saldırmıştır. Suriye’de DEAŞ’a karşı ilk ve en ciddi darbeyi vuran ülke Türkiye’dir.  Fırat Kalkanı Harekâtı ile yaklaşık 3 bin 500 DEAŞ’lıyı etkisiz hâle getirerek, örgütün Suriye’deki çöküş sürecini başlattık.  Dünyanın dört bir yanından DEAŞ’a katılmak üzere harekete geçen teröristleri tespit etme, ülkemize giriş yasağı koyma, sınır dışı etme konusunda da yine en önde geliyoruz.”

Türkiye’nin, millî gelire oranla, dünyanın en fazla insani yardımda bulunan ülkesi olduğunu ve 5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki sığınmacıların 3 milyon 650 binini Suriye’den gelenlerin oluşturduğunu belirterek, son sekiz yılda sığınmacılar için 40 milyar dolar harcama yaptıklarını ifade etti.

“SIĞINMACILAR İÇİN FEDAKÂRCA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ ÇALIŞMALARDA TEK BAŞIMIZA BIRAKILDIK”

“Ülkemize gelen sığınmacılardan 365 bini, Suriye’de güvenli hâle getirdiğimiz bölgelere geri döndü” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeli sığınmacıların yarıya yakınının 18 yaşının altında olduğuna ve Türkiye topraklarında doğan Suriyeli çocuk sayısının ise 500 bine yaklaştığına dikkat çekti.

Sığınmacılara sadece barınma değil, eğitim ve sağlık başta olmak üzere her türlü imkânı sağladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna karşılık dünya, canlarını kurtarmak için çıktıkları yolculukları ya Akdeniz’in karanlık sularında ya da sınırlara gerilen tel örgülerin önlerinde sonlanan milyonlarca mazlumu çok çabuk unuttu. Ama biz, cansız bedeni kıyıya vuran Aylan bebeklerin görüntülerini unutmadık, unutmayacağız” ifadesini kullandı.

“Sadece bu yılın ilk sekiz ayında 32 bin düzensiz göçmeni denizlerde boğulmaktan kurtardık. Yine bu yılın ilk sekiz ayında, Suriyeliler dışındaki 58 bin düzensiz göçmeni ülkelerine geri gönderdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna rağmen diğer bölgelerden gelenlerle birlikte bugün Türkiye, 5 milyon mazlumu topraklarında barındıran bir ülke durumundadır. Sığınmacılar için fedakârca yürüttüğümüz bu çalışmalarda maalesef tek başımıza bırakıldık” dedi.

“SURİYE’DE KALICI SİYASİ ÇÖZÜME ULAŞILDIĞINDA, TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ DE TESİS EDİLMİŞ OLACAK”

Suriye’de; rejimin, PKK-YPG ve DEAŞ’ın kontrolündeki yerlere geri dönüş olmadığına dikkat çeken ve Suriye’den kaçanların geri döndüğü tek yerin Türkiye’nin güvenli hâle getirdiği bölgeler olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki insani krizin çözümünde üzerinde durulması gereken üç önemli husus olduğunu belirterek, “Birincisi, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin tesisi konusunda kritik bir süreç olarak gördüğümüz Anayasa Komitesi’nin etkin ve verimli bir şekilde çalıştırılmasıdır. Geçtiğimiz hafta başında Rusya ve İran’la birlikte bu konuda Ankara Zirvesi’nde aldığımız kararla, çok önemli bir başarıya imza attık. Suriye’de, kalıcı siyasi çözüme ulaşıldığında, bu ülkenin toprak bütünlüğü de kendiliğinden tesis edilmiş olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

İdlip’teki muhtemel katliamların ve yaklaşık 4 milyon kişilik potansiyel göç dalgasının önüne geçilmesini ikinci önemli başlık olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bu konuda Rusya ile Soçi’de vardığımız mutabakat, bir takım aksiliklere rağmen, hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Türkiye’nin yeni bir göç dalgasını daha karşılamaya ne tahammülü ne de imkânı vardır. Bu sebeple, İdlip’te güvenliğin ve istikrarın sağlanması hususunda tüm ülkelerin Türkiye’nin çabalarına destek vermesini bekliyoruz” dedi.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİNE AYNI MESAFEDEN BAKAN BİR ANLAYIŞI YERLEŞTİRMEDEN SURİYE’DE KALICI ÇÖZÜM BULUNAMAZ”

Suriye’nin dörtte birini işgal eden ve sözde Suriye Demokratik Güçleri adıyla meşrulaştırılmaya çalışılan Fırat’ın doğusundaki PKK-YPG terör yapılanmasının ortadan kaldırılmasının üçüncü önemli konu olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm terör örgütlerine aynı mesafeden bakan bir anlayışı yerleştirmeden Suriye meselesine kalıcı çözüm bulunamayacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Amerika Birleşik Devletleri ile burada bir güvenli bölge oluşturulması konusundaki görüşmelerimiz sürüyor. Niyetimiz, ilk etapta 30 kilometre derinliğinde ve 480 kilometre uzunluğunda bir barış koridoru tesis ederek, uluslararası toplumun desteğiyle burada 2 milyon Suriyelinin iskânını sağlamaktır. Şayet bu bölgenin derinliğini Deyrizor-Rakka hattına kadar indirebilirsek, ülkemizden, Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden kendi topraklarına geri dönecek Suriyeli sayısını 3 milyona kadar çıkartabiliriz. Gerçekleştirmekte kararlı olduğumuz bu konuda Türkiye olarak gerekli hazırlıkları yapmaya başladık.”

Türkiye öncülüğünde, Lübnan, Irak ve Ürdün’ün de katılımıyla bir uluslararası konferans planlandığını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Aralık ayında Cenevre’de gerçekleştirilecek olan ve eş-başkanlığını Türkiye’nin üstleneceği Küresel Mülteci Forumunun başarısına da önem verdiklerini vurguladı.

“TÜM DÜNYAYI, SURİYE’DEKİ İNSANİ KRİZİ DURDURMAK İÇİN İNİSİYATİF ALMAYA DAVET EDİYORUM”

“Güvenli bölgelere dönüşleri desteklemek için Birleşmiş Milletler öncülüğünde bir bağışçılar konferansı düzenlenebileceğini düşünüyoruz” sözleriyle konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Geçtiğimiz yıl Birleşmiş Milletlerde kabul edilen Küresel Göç Mutabakatı ve Mültecilere İlişkin Küresel Mutabakat’ın da etkin şekilde işletilmesine ihtiyaç vardır” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye’de, hakka, hukuka, vicdana uygun şekilde sağlanacak istikrar ve güven ortamının, komşusu Irak’ı da hem DEA, hem PKK tehdidi bakımından rahatlatacağına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler Genel Kurul salonundan, tüm dünyayı, Suriye’deki bu insani krizi durdurmak için inisiyatif almaya, çabalarımızı desteklemeye davet ediyorum” dedi.