Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Birliğimizi bozmaya çalışanlara inat mücadeleye devam edeceğiz” 0 89342

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Geleneksel Birlik Vakfı İftarı’nda yaptığı konuşmada, “Birliğimizi bozmaya çalışanlara inat, kutlu davamızın etrafında saflarımızı sıklaştırarak mücadeleye devam edeceğiz. İnşallah omuzlarımızı birbirine kenetleyecek, gözümüzü bir an olsun menzilimizden ayırmayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birlik Vakfı’nın Sultanahmet’teki genel merkezinde düzenlenen 39. Geleneksel Birlik Vakfı İftarına katılarak, bir konuşma yaptı.

“BİRLİK VAKFI, GENÇLERE YÖNELİK EĞİTİM-ÖĞRETİM FAALİYETLERİYLE CİDDİ BİR BOŞLUĞU DOLDURDU”

Birlik Vakfı’nın kurucularından olmanın gururu yaşadığını belirterek vakfın Türkiye’nin kültür hayatına yaptığı eşsiz katkıların yanı sıra, gençlere yönelik eğitim-öğretim faaliyetleriyle de ciddi bir boşluğu doldurduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birlik Vakfı’nın, son dönemde Türkiye’de millî iradeyi ve demokrasiyi hedef alan tüm saldırılar karşısında takdire şayan bir duruş sergilediğini ifade ederek, “Milletimizin hak ve adalet mücadelesine destek veren tüm kardeşlerime buradan teşekkürü bir borç biliyorum. Her birinize mazlum ve mağdurların umudu olan bu ülkeye, büyük ve güçlü Türkiye davasına sahip çıktığınız için şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birliğimizi bozmaya çalışanlara inat, kutlu davamızın etrafında saflarımızı sıklaştırarak mücadeleye devam edeceğiz. İnşallah omuzlarımızı birbirine kenetleyecek, gözümüzü bir an olsun menzilimizden ayırmayacağız” açıklamasında bulundu.

Vakıf hizmetlerinde, genç kuşaklara yönelik eğitim ve kültür faaliyetlerine ağırlık verilmesi gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi olayları ve 15 Temmuz gecesi, Birlik Vakfı’nın omuzlarındaki yükün ne kadar ağır olduğunu bir kez daha gösterdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabiat boşluk kabul etmez. Her iki hadisede gördüğümüz gibi; şayet biz sahip çıkmazsak, gençlerimizin vatan, millet ve memleket düşmanı habis ellerin oyuncağı hâline gelmesi sadece an meselesidir. Eğer biz evlatlarımızın kalplerini ve zihinlerini iyilikle, hasenatla, ezan, bayrak şuuruyla doldurmazsak, terör örgütleri zehirli ideolojilerini oraya zerk edeceklerdir. Biz genç nesillere kadim değerlerimizi aşılamazsak, sevdirmezsek, yaşatamazsak; sokaklar, televizyon, tablet ve telefon onları popüler kültürün hâkim kodlarıyla yetiştirecektir” diye konuştu.

“TARİHİN TEKERRÜR ETMESİNİ İSTEMİYORSAK DAHA VİZYONER BİR ANLAYIŞLA ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRMELİYİZ”

“FETÖ, PKK ve DEAŞ gibi katil sürülerine kaptırdığımız her gencimizin vebali bizlerin, bizim gönüllü teşekküllerimizin üzerindedir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bakınız bu millet hâlâ yüreğinde 1970’lerde sağ-sol kavgasına kurban verdiği körpe fidanların sızısını taşıyor. Bu millet, hâlâ bölücü örgütün zorla dağa kaçırıp birer ölüm makinasına dönüştürdüğü evlatları için gözyaşı döküyor. Bu millet, FETÖ’nün sapkın ideolojisinin 40 yılda mankurtlaştırdığı gençlerinin travmasını yaşıyor. Hiçbirimizin milletimize bir daha benzer acılar, benzer dramlar yaşatma hakkı yoktur. Merhum Akif’in o veciz ifadesiyle ‘Tarih ders almayanlar için tekerrür eder’. Tarihin tekerrür etmesini istemiyorsak, yapmamız gereken daha sıkı, daha kuşatıcı, daha vizyoner bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürmektedir.”

“GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN DÖRT BİR YANINDAN MAALESEF BU RAMAZAN DA YİNE DUMANLAR, FERYATLAR YÜKSELİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam ve insanlık düşmanlarının Ramazan sevincine gölge düşürmek için ellerinden geleni yaptığına dikkati çekerek, Ramazan’da bile, İsrail yönetiminin Gazze’yi bombaladığını, Suriye rejiminin İdlip’te sivilleri, hastane ve okulları varil bombalarıyla vurduğunu, Yemen’de yüzbinlerce çocuğun kirli bir savaşın kurbanı olarak açlık ve kıtlığın pençesinde kıvrandığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Libya’da sırf petrol kuyularının kontrolü için bir kiralık katilin azgınlıklarına göz yumuluyor. Arakan’dan Somali’ye, Afganistan’dan Irak’a kadar gönül coğrafyamızın dört bir yanından maalesef bu Ramazan da yine dumanlar, yine feryatlar yükseliyor. Zalimlerin hep Ramazan ayında biraz daha pervasızlaştıklarına şahit oluyoruz” ifadelerini kullandı.

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KONUSUNDA TÜRKİYE’Yİ ELEŞTİREN KURULUŞLAR İSRAİL’İN EYLEMLERİNE TEPKİ GÖSTERMİYOR”

Uluslararası toplumun İsrail yönetiminin saldırılarına sessiz kaldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail yönetimi, uluslararası toplumun sessizliğinden aldığı cesaretle, işi medya kuruluşları ve insani yardım teşkilatlarının merkezlerini bombalamaya kadar vardırmışlar ve bizim Anadolu Ajansımızı bombalamışlardır. Çünkü onların bütün kirli yaptıklarının dünyaya duyurulmaması lazım, duyuran kim varsa düşmandır” şeklinde konuştu.

İsrail’in karartma, yıldırma, sindirme politikalarına rağmen Anadolu Ajansı’nın şartları zorlayarak çalışmalarına devam ettiğini, Türk insani yardım kuruluşlarının da her türlü riski göze alarak ihtiyaç sahiplerinin yaralarını sarmaya devam ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın özgürlüğü konusunda Türkiye’yi eleştiren kuruluşlardan hiçbirinin İsrail’in eylemlerine tepki göstermemesini eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mesele Türkiye olunca hemen ortalığı ayağa kaldıranlar, Gazze’deki saldırının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen halen üç maymunu oynuyor. Basın özgürlüğü kılıfı altında terör örgütü üyelerine bile sahip çıkanlar,  kameralar önünde gerçekleştirilen bu saldırıyı görmezden-duymazdan geliyor. Bunun adı sadece çifte standart değil, aynı zamanda zulme ortak olmaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“BATILI ÜLKELER MENFAATLERİYLE TEMEL İNSANİ DEĞERLER ARASINDAKİ SEÇİMDE SAMİMİYET TESTİNİ GEÇEMEDİ”

Terörden darbeye kadar hemen her konuda benzer bir çifte standarda şahit olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyaya demokrasi dersi verenler, Türkiye’de 251 insanımızın şehit edildiği kanlı darbe girişimi karşısında darbecileri himaye edebiliyor. İnsan haklarından bahsedenler, Suriye’de on binlerce masumu katleden terör örgütünün elebaşlarını kırmızı halılarda karşılayabiliyor. Barıştan dem vuranlar, sırf çıkarlarını korumak için Yemen’den Libya’ya kadar coğrafyamızı kan ve gözyaşına boğmakta hiçbir beis görmüyorlar. Adalet ve özgürlüğü dillerine dolayanlar, Mısır’da darbe mahkemelerinin kurduğu darağaçlarına seslerini dahi çıkarmıyor tam aksine Avrupa Birliği mensubu ülkeler, Sisi’nin davetine icabetle aynı masada oturup onunla geleceğe yönelik ne yapabileceklerini konuşuyorlar. Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın vahşice öldürülmesinden Yeni Zelanda’daki menfur terör eylemine kadar tüm hadiselerde bu ikircikli tavır bir şekilde kendini ifşa etmektedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batılı ülkelerin menfaatleriyle temel insani değerler arasındaki seçimde samimiyet testini geçemediklerini, tercihlerini hep dolardan ya da petrolden yana yaptıklarını söyledi.

“TÜRKİYE, HİÇ KİMSENİN MÜSTEMLEKESİ, MANDASI DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesine yönelik kararı üzerinden Türkiye’nin hedef alınmasının da Türkiye’nin 17 yıllık kazanımlarını dinamitlemek, Türk demokrasisinin altını oymak amacı taşıdığını kaydetti.

Türkiye’nin bağımsız, egemen, demokratik ve hukukun üstünlüğüne inanan bir ülke olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Türkiye, hiç kimsenin müstemlekesi, mandası değildir. Topraklarında darbeci katilleri ağırlayanlar, bize hukuk dersi veremez. Seçimle iş başına gelmiş Venezuela Devlet Başkanını devirmeye çalışanlar, bize demokrasiden bahsedemez. İsrail terörüne seslerini yükseltmeyenler, seçim kanunumuz çerçevesinde yürüttüğümüz hak mücadelesine laf edemez” dedi.

“GÖRÜŞ FARKLILIKLARIMIZIN DAVA ARKADAŞLIĞIMIZIN ÖNÜNE GEÇMESİNE MÜSAADE ETMEMELİYİZ”

Türk milletinin 23 Haziran’da özgür iradesiyle tercihini yapacağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüş farklılıklarımızın dava arkadaşlığımızın önüne geçmesine müsaade etmemeliyiz.  Bulunduğumuz makamlardan azade olarak hepimiz inandığımız, yolunda ömrümüzü harcadığımız kutlu davamızın birer neferiyiz. Koltukların, görevlerin, payelerin hepsi geçersizdir ve geçicidir, baki kalan bu kubbede sadece hoş bir sadadır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hatalarının, eksik ve noksanlıklarının bulunabileceğini ancak adına “Türkiye” dedikleri davalarına ihanetlerinin vaki olmadığını vurgulayarak, “İç muhasebemizi yapacak,  tespit ettiğimiz eksiklikleri giderecek, daha kucaklayıcı, kuşatıcı bir anlayışla mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu – İstanbul

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor” 0 88025

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’nde yaptığı konuşmada, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’ne, Vahdettin Köşkü’nden video konferansla bağlanarak katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tünelin Trakya bölgesine ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyerek tünelin yapımında emeği geçenleri tebrik etti.

“KÖTÜ GİDİŞATI DURDURMAK İÇİN ERGENE HAVZASI EYLEM PLANI’NI DEVREYE ALDIK”

Ergene Havzası’nın, 1,5 milyon vatandaşa ev sahipliği yaptığını, havzada pek çok tarım ürününün yetiştiğini ve çok sayıda sanayi tesisi bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havzanın korunmasından sorumlu yerel yönetimlerin bölgenin korunmasında gerekli hassasiyeti göstermediğini kaydetti.

Plansız şehirleşme ve sanayileşmenin sonucu olan yetersiz altyapı ve endüstriyel atık suların arıtılmadan nehre verilmesi gibi sıkıntılar sebebiyle, Ergene’nin su kalitesinin bozulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonuçta insan sağlığı başta olmak üzere, bütün canlılar için tehlike oluşturan vahim bir tablonun ortaya çıktığını, bu kötü gidişatı durdurmak için de Ergene Havzası Eylem Planı’nı devreye aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Eylem Planı’nı yaklaşık 2,5 milyar liralık bir harcama ve kararlılıkla hayata geçirdiklerini vurgulayarak; plan kapsamında bugüne kadar 395 kilometrelik dere yatağının temizlendiğini, nüfusu 10 binin üzerindeki 12 yerleşim yerinde ileri biyolojik atık su arıtma tesisi, 38 yerleşim yerinde ise kanalizasyon sistemi inşa edildiğini, toplam 1 milyon 238 bin dekar alanı sulayacak 25 sulama projesinden de 24’nün hizmete girdiğini bildirdi.

Sanayicilerin de üzerlerine düşen görevleri yerine getirmesinin planın başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Islah Organize Sanayi Bölgelerinin yapılması ve Organize Sanayi Bölgelerine ortak atık su arıtma tesisi kurulması için harekete geçtik. Çevreyi kirleten sanayi tesislerini inşa ettiğimiz 10 Islah Organize Sanayi Bölgesi çatısı altında topladık. Tekirdağ’da yer alan beş adet müşterek arıtma tesisinden Muratlı Organize Sanayi Bölgesi’ndekini devreye aldık. Ergene-1 ve Çorlu-1 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisleri de önümüzdeki Ağustos ayında faaliyete başlayacak. Ergene-2 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisini de inşallah bu sene içinde tamamlayacağız. Önümüzde yıl ise Velimeşe’yi hizmete alacak ve böylece 350’ye yakın münferit atık su arıtma tesisini devre dışı bırakmış olacağız. Arıtılarak temiz hâle gelmiş suların, Marmara Denizi’ne deşarj edilmesi için Derin Deşarj Projesini başlattık. Projenin deniz kısmı için, denizin 4,5 kilometre tabanına döşenen hattı tamamladık. Kara boru hattı, mevcut organize sanayi bölgelerinin yer altı tünelleriyle bağlantısını sağlıyor ve arıtılmış sanayi suyunu denize taşıyor. Ağustos ayında, arıtılmış suların bu hattan denize ilk deşarjı yapılacak.”

“SANAYİ TESİSLERİMİZİN ÖNEMLİ BİR KISMI, SALGIN DÖNEMİNDE DE ÜRETİMİNİ SÜRDÜRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Derin Deniz Deşarjı projesinin önemli ayağı olan tünellerin yerli ve milli tünel açma makinesi “Lale” ile açıldığını, Türkiye’nin bu makineyi üretebilen sekiz ülkeden biri olduğunu kaydederek çapı 3.25 metre, 12 bin parçalık bu devasa makinenin Türk mühendislerince tasarlanarak, Türk firmasınca üretildiğini açıkladı.

Projenin Türkiye ve Avrupa’nın en büyük çevre projelerinden birisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje bittiğinde bin 300’ün üzerinde fabrikanın sisteme dâhil olacağını, bu yatırımla Ergene Nehri’nin su kalitesinin önemli ölçüde iyileştirileceğini ve suyun temiz akmasının sağlanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayicilerimiz de arıtma tesisi işletmenin yükünden kurtulacak ve sadece üretime odaklanabilecek. Hepsinden önemlisi Ergene hayata dönecek. Burada edindiğimiz tecrübe ve birikimi diğer havzalarda da kullanacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin, salgın döneminde sağlık alanında mücadele verirken, kalkınma altyapısının önemli yatırımlarını da ihmal etmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Barajlardan tünellere, atık su arıtma tesislerinden havalimanı pistlerine kadar pek çok yatırımı, salgına rağmen tamamladık. Sanayi tesislerimizin önemli bir kısmı, salgın döneminde de üretimini sürdürdü. Şimdi, tüm sanayi tesislerimiz, hem yurt içi talebe hem ihracata yönelik ciddi bir atılım hazırlığı içindedir. Türkiye, 2018 yılında maruz kaldığı kur-faiz-enflasyon saldırısını püskürtüp yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde salgına yakalandı. Mart ayında başlayan, Nisan’da tüm ağırlığıyla süren, Mayıs’tan itibaren yavaşlayan bu salgın sürecindeki kayıplarımızı, kısa sürede telafi edebileceğimize inanıyoruz. Nitekim, tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız. Ülkesini ve milletini seven herkesi, bu büyük yatırım ve istihdam seferberliğine katkıda bulunmaya davet ediyorum. Devletimiz, tüm imkânlarıyla bu seferberliği destekleyecektir. Salgın sonrası yeniden şekilleneceği anlaşılan siyasi ve ekonomik düzende Türkiye’nin önü açık görünüyor.”

“ÜLKEMİZİN POTANSİYELİNİN TAMAMINI HAREKETE GEÇİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgına rağmen, ilk beş ayda sadece organize sanayi bölgelerinde 520 yeni fabrika açıldığına işaret ederek, gıdadan kimyaya, mobilyadan makine imalatına varıncaya dek farklı sektörlere odaklanan bu fabrikalar için özel sektörün 8 milyar liralık yatırım yaptığını söyledi.

Yılın ilk beş ayında özel sektörün yatırımlarını desteklemek üzere 67 milyar liralık yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu yatırımların hayata geçmesiyle 110 bin vatandaşa yeni iş imkânları doğacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haziran’ın ilk üç haftasında organize sanayi bölgelerindeki elektrik tüketiminin, Mayıs ayına göre yüzde 26 arttığını, imalat sanayindeki sipariş ve kapasite kullanım oranlarının da günden güne yükseldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine Haziran’ın ilk üç haftalık ihracat verileri, Mayıs’a göre yüzde 25 daha fazladır. Yurt dışı piyasalarının da toparlanmaya başladığını görüyoruz. Avrupa’dan ve başlıca ihracat piyasalarımızdan gelen veriler olumlu yöndedir. Dış piyasalardaki toparlanma, inşallah bize sipariş artışı ve talep artışı olarak dönecektir. Dış konjonktürdeki toparlanmayla; ekonomik canlanmanın daha da hızlanmasını ve yılın son iki çeyreğinde güçlü büyüme oranlarına ulaşmayı bekliyoruz” diye konuştu.

“Fırsatlar şimşek gibidir, çakar ve kaybolur” deyimini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayağımıza gelen fırsatı değerlendirmek için ülkemizin potansiyelinin tamamını harekete geçirmek mecburiyetindeyiz. Bunun yolu ise birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

“İŞVERENLERİN VE ÇALIŞANLARIN SORUNLARINA KÖKLÜ ÇÖZÜMLER GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde işçiden işverene tüm kesimleri huzursuz edecek asılsız dedikoduların yayıldığına dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Biz, ülkemizin sanayisini, ticaretini, üretimini, ihracatını artırma çabası içindeyken, aynı zamanda işverenlerin ve çalışanların sorunlarına köklü çözümler getirmeye çalışıyoruz. Kıdem tazminatı konusu da bunlardan biridir. Her bir işçimizin kazanılmış hakkını korumak, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve kendisi de işçilikten gelen bir ferdi olarak en başta gelen görevimizdir. Amacımız, işçilerimizin kıdem tazminatı haklarını, birilerinin insafına bırakmadan, kalıcı ve garantili bir sisteme bağlamaktır. Hep söylerim; işveren sendikaları, işçi sendikaları gelin bir araya bu konuyu kendi aranızda halledin. Kendi aranızda halledemeyip, bunu eğer ‘Kabine halletsin’ diyorsanız burada art niyet vardır, kusura bakmayın. Böyle bir art niyete ne Cumhurbaşkanı olarak şahsım ne de Kabinemiz alet olamayız. Niye kendi aranızda bu işi çözmüyorsunuz, niye kendi aranızda bunu halledemiyorsunuz? Kendi aranızda halledemeyip ondan sonra bizleri işçimizin ve işverenin karşısında zor durumda bırakmak veya kötü durumda bırakmak mı istiyorsunuz? Bugüne kadar attığımız her adımda nasıl emekçi kardeşlerimizin yanında yer almışsak, bu konuda da aynı anlayışla hareket edeceğiz.”

“DÜNYANIN GELECEĞİ OLARAK BAKILAN HER ALANDA EN İLERİ ÜLKELER ARASINDA YER ALMAK AMACINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi Avrupa ve Asya arasındaki stratejik konumunu kullanarak, küresel düzeyde bir üretim üssü hâline dönüştürmek istediklerine vurgu yaparak, “Sanayicilerimizin de üretim çarklarını daha hızlı döndürmelerini sağlamak amacıyla, krediden teşvike kadar tüm mekanizmaları devreye alıyoruz. Çiftçimizin emeğinin ve alın terinin karşılığını almasını temin edecek destekleme politikalarını genişleterek sürdürüyoruz. Yüksek teknolojili ürünler geliştirmekten yazılıma ve yapay zekâya kadar dünyanın geleceği olarak bakılan her alanda en ileri ülkeler arasında yer almak amacındayız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca çevreciliği, ülkemizin kalkınmasını engellemenin bir aracı olarak kullandılar. Halbuki, dünyayı ve çevreyi Allah’ın emaneti olarak gören anlayışımız sebebiyle, bizim batının vahşi kalkınma yöntemlerini kullanmamız zaten mümkün değildir. Yaptığımız yatırımların meyvelerini aldıkça, çevreyi gerçekten koruyanların kimler olduğunu artık herkes görmeye başladı” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Projesi ve tünelin hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.

Tören alanında hazır bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den proje ve tünel hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra tünelde ışığın görünmesi için makinaya komut verdi.

Tünelde ışığın görünmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan çalışmalarla Trakya ovasında ayçiçeği, buğday, çeltik başta olmak üzere birçok ürünü daha verimli üretme imkânına kavuşulacağını bildirdi.

Çocuklarımızın geleceğini biraz da bizler hazırlamadık mı? 0 7694

Akıllı sistemler ve teknoloji günlük hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da iletişimi zorlaştırabiliyor. Doğanın insanoğlundan intikam aldığı sık sık zikredilen bir dönemdeyken doğanın bu intikamı biraz da çocuklar için aldığını düşünüyorum. Bizler çocukluğumuzda güçlü bir iletişim kurup, beraber oyunlar oynayarak büyüdüğümüz için günümüz çocuklarının daha izole hayatlarına ister istemez çok üzülüyoruz.

Ama onlara bu geleceği biraz da bizler hazırlamadık mı?

Dünyanın hızlı gelişimi baş döndüren bir hıza ulaştığında çocuklarımızın gelişimine eskisi kadar özen gösteremez olduk. Hayatın olağan akışına kapıldığımız için çocuklarımızın sosyal düzendeki içtenliğine eskisi kadar eğilemedik. Toplumsal olarak teknolojik gelişmenin hızını yakalarken evlatlarımızın çocukluk ve gençlik dönemlerinin, bireyin yetişkin rolüne hazırlandığı, kimliğini oluşturmaya başladığı çok önemli bir dönem olmakla birlikte, önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini de barındıran bir süreç olduğunu unutmamalıyız.

Bir taraftan da çocuklarda ve gençlerde depresyon korkutucu bir hızla artmaktadır. Yakın zamanlarda okuduğum bir makalede yazan bir notu sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar; “Major depresyon görülme sıklığı çocuklukta yüzde 1,7 iken ergenlik öncesi yüzde 3’e, ergenlikle birlikte ise yüzde 5’e yükselmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, 10-19 yaşlarındaki çocuk ve gençlerde hastalıklara sebep olan ve fiziksel yetileri kısıtlayan en önemli etkenlerden biridir.”

Bu tespiti okuduğumda ne kadar risk altında olduğumuzu fark ettim. Aslında risk altında olan sadece bugünün çocukları değil, geleceğin büyükleri ve dünyanın geleceği. Evet, belki çocuklarınızı teknolojiden yüzde yüz uzak tutamazsınız, sizin için artık imkansıza yakın bir noktadadır. Ama bağımlılık ve aşırı düşkünlük gözlemlediğiniz de profesyonel destek almakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Veli Sarıtoprak

TÜSİAV Yönetim Kurulu Başkanı