Emine Erdoğan: “Ülkemizin havasını, suyunu, toprağını temiz tutmak, istisnasız herkesin vatani görevidir” 0 88887

Emine Erdoğan, Sıfır Atık Mavi Projesi Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Denizler çöple doldurmak için değil, bakıp ilham bulmak içindir. Üç tarafı denizlerle çevrili ve akarsu yatakları açısından son derece zengin olan ülkemizin havasını, suyunu, toprağını temiz tutmak, istisnasız herkesin vatani görevidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, deniz temizliği ve su varlıklarının korunması kapsamında, Türkiye genelinde başlatılan Sıfır Atık Mavi Projesi Tanıtım Toplantısı’nda katıldı. Ziya Kalkavan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen programda katılımcılara hitap eden Emine Erdoğan, deniz kirliliğinin önlenmesinin “sıfır atık projesi”nin önemli ayaklarından biri olduğunu kaydetti.

Bugün yaşanılan çağa “bilgi çağı” ya da “teknoloji çağı” denildiğini ancak aslında yaşananın “plastik çağı” olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, dünyada bir yılda üretilen plastik miktarının 300 milyon tonu bulduğuna ve bu rakamın her geçen gün arttığına dikkati çekti.

“TÜKETİM KÜLTÜRÜ, ETRAFINDAKİ HER ŞEYİ ÖLDÜREN BİR YAŞAM BİÇİMİDİR”

Dünyadaki toplam plastik miktarının da 5 milyar tona ulaştığının tahmin edildiğini aktaran Emine Erdoğan, “Araştırmacılar, bu atıkların dünyayı sarmaya yetecek miktarda olduğunu söylüyor. Yani plastiklerle çepeçevre kuşatılmış durumdayız. İnanıyorum ki, bu yüzyılın en hüzünlü fotoğraflarından biri, plastiklere dolandığı için ölen deniz kaplumbağalarının ve diğer canlıların trajedisidir. Bu sahne belgesel kanallarında gördüğümüz alelade bir durum değil. Tüketim kültürünün, etrafındaki her şeyi tüketen ve öldüren bir yaşam biçimi olduğunun ispatı” ifadesini kullandı.

Denizdeki atıkların sadece denizleri kirletmediğini, plastikleri yiyecek zannederek yutan balıklarla bu kirliliğin insan sağlığını da tehdit ettiğini belirten Emine Erdoğan, “Deniz mahsulü yediğimizi sanırken mikro plastiklerle besleniyoruz. Her yıl yaklaşık 8 milyon ton çöp denizlere ve okyanuslara karışıyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Bir dakikada bir çöp kamyonunun denize boşaltılması demek. İşte durum bu kadar vahim” dedi.

“AŞIRI VE BİLİNÇSİZ TÜKETİM DENİZLERİ KİRLETİYOR”

Deniz çöplerinin yüzde 80’inin karasal kökenli olduğunu, aşırı tüketim ve bilinçsiz tüketimin denizleri kirlettiğini anlatan Emine Erdoğan, çöpleri ayrıştırmak kadar çöpün oluşmasını engelleyecek davranış biçimlerinin eğitimle aşılanmasının önemine işaret etti.

“Bununla beraber her kolaylığın iyilik olmadığını, mesela tek kullanımlık plastik araç gereçlerin hayatı kolaylaştırmaktan ziyade yok ettiğini gür sesle anlatmalıyız” diyen Emine Erdoğan, çocukları ve gençlerin artık bu bilinçle yetiştiğine inandığını, tüm sivil toplum kuruluşları, özel sektörü ve kamu kurumlarını da bu konudaki bilinçlendirme çalışmalarına katkıda bulunmaya davet etti.

“İNSAN DOĞAYA SADECE BİYOLOJİK DEVAMLILIĞI İÇİN MUHTAÇ DEĞİLDİR”

Emine Erdoğan, “sıfır atık mavi” etiketiyle konunun İstanbul’da konuşuluyor olmasının da ayrı bir önemi bulunduğuna vurgu yaparak, İstanbul Boğazı’nın temizliğinin üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğini kaydetti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çalışmalarla, sadece 2018 yılında deniz yüzeyinden 4 bin 613 metreküp, kıyılardan 19 bin 488 metreküp, plajlardan 15 bin 432 metreküp katı atık toplandığını açıklayan Emine Erdoğan, şöyle devam etti: “Ayrıca kıyı ve plajlardan 2 milyon 669 bin 751 kilo yosun temizlendi. Haliç ve dere ağızları 79 bin 766 metreküp çamurdan temizlendi. Yıllar öncesinin durumunu hatırlatmaya sanırım gerek yok. Temizlik çalışmalarının yanı sıra gerek deniz uçakları, gerek insansız hava araçları, gerek güvenlik kameralarıyla sıkı denetimlerini sürdürerek gemilerin deniz kirliliğine sebep olmaları da engellendi. 6 bin 245 öğrencinin katıldığı eğitim seminerleri düzenlendi. Onlara temizlemekten önce kirletmemenin ne kadar kolay olduğu anlatıldı. Biz, Orhan Veli’nin gözlerini kapatıp İstanbul’u dinlediğinde işittiklerini, bizden sonraki nesillerin de işitip duyumsayabilecekleri bir İstanbul’u miras bırakmak için çalışıyoruz. Bu noktada gayretlerinden ötürü İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürlerimi sunuyorum.”

Emine Erdoğan, “Unutmayalım ki denizde hayat var. Aynı karada ve havada olduğu gibi. İnsan doğaya sadece biyolojik devamlılığı için değil, insan olma ve insan kalma yolunda mesafe kat edebilmek için de muhtaçtır” diye konuştu.

İnsanın ruhsal rehabilitasyonu ve iç dünyasındaki huzurun, doğanın sağlığı ile doğrudan ilişkili olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, “Denizler çöple doldurmak için değil, bakıp ilham bulmak içindir. Üç tarafı denizlerle çevrili ve akarsu yatakları açısından son derece zengin olan ülkemizin havasını, suyunu, toprağını temiz tutmak, istisnasız herkesin vatani görevidir” değerlendirmesinde bulundu.

“DÜNYA, TÜM GÜZELLİKLERİ VE KAYNAKLARIYLA TOPLUMLARIN ORTAK MİRASIDIR”

Tatil sezonunun başladığını ifade ederek, sahil kenarlarına gidecek vatandaşlara seslenen Emine Erdoğan, sahillerin ve plajların temizliğine özen gösterilmesini istedi.

Deniz Temiz Derneği-TURMEPA’ya kampanyaya desteklerinden dolayı teşekkür eden ve derneğin başkanı Şadan Kaptanoğlu’nun dünya armatörlerinin ilk kadın başkanı olmasından duyduğu memnuniyeti ifade eden Emine Erdoğan, Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi BIMCO’nun başına çevreci bir Türk kadınının gelmesinin herkes için bir gurur olduğunu söyledi.

Emine Erdoğan, dünyanın tüm güzellikleri ve kaynaklarıyla toplumların ortak mirası olduğunu belirterek, “O nedenle tüm bu değerleri korunmuş olarak gelecek nesillere ulaştırmak evrensel bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirebileceğimize inanabiliyorsak, çevre krizini aşma yolunda sağlam adımlar atıyoruz demektir” dedi.

Emine Erdoğan, konuşmasını “Umuyorum doğaya verdiğimiz mavi söze ilelebet sadık kalırız” sözleriyle tamamladı.


Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu – İstanbul

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çocuklarımızın geleceğini biraz da bizler hazırlamadık mı? 0 7682

Akıllı sistemler ve teknoloji günlük hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da iletişimi zorlaştırabiliyor. Doğanın insanoğlundan intikam aldığı sık sık zikredilen bir dönemdeyken doğanın bu intikamı biraz da çocuklar için aldığını düşünüyorum. Bizler çocukluğumuzda güçlü bir iletişim kurup, beraber oyunlar oynayarak büyüdüğümüz için günümüz çocuklarının daha izole hayatlarına ister istemez çok üzülüyoruz.

Ama onlara bu geleceği biraz da bizler hazırlamadık mı?

Dünyanın hızlı gelişimi baş döndüren bir hıza ulaştığında çocuklarımızın gelişimine eskisi kadar özen gösteremez olduk. Hayatın olağan akışına kapıldığımız için çocuklarımızın sosyal düzendeki içtenliğine eskisi kadar eğilemedik. Toplumsal olarak teknolojik gelişmenin hızını yakalarken evlatlarımızın çocukluk ve gençlik dönemlerinin, bireyin yetişkin rolüne hazırlandığı, kimliğini oluşturmaya başladığı çok önemli bir dönem olmakla birlikte, önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini de barındıran bir süreç olduğunu unutmamalıyız.

Bir taraftan da çocuklarda ve gençlerde depresyon korkutucu bir hızla artmaktadır. Yakın zamanlarda okuduğum bir makalede yazan bir notu sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar; “Major depresyon görülme sıklığı çocuklukta yüzde 1,7 iken ergenlik öncesi yüzde 3’e, ergenlikle birlikte ise yüzde 5’e yükselmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, 10-19 yaşlarındaki çocuk ve gençlerde hastalıklara sebep olan ve fiziksel yetileri kısıtlayan en önemli etkenlerden biridir.”

Bu tespiti okuduğumda ne kadar risk altında olduğumuzu fark ettim. Aslında risk altında olan sadece bugünün çocukları değil, geleceğin büyükleri ve dünyanın geleceği. Evet, belki çocuklarınızı teknolojiden yüzde yüz uzak tutamazsınız, sizin için artık imkansıza yakın bir noktadadır. Ama bağımlılık ve aşırı düşkünlük gözlemlediğiniz de profesyonel destek almakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Veli Sarıtoprak

TÜSİAV Yönetim Kurulu Başkanı

EMEĞİN RENGİ EBRU’YLA HAYAT BULDU 0 15454

Kültür ve sanatın emeğe aktarılmasında önemli bir görev üstlenen HAK-İŞ Konfederasyonu, bu yıl bir ilke imza atarak, geleneksel sanatların önemli dallarından birisi olan ve UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras listesinde yer alan Ebru sanatı eğitimleri düzenleyerek HAK-İŞ üyelerini ve ailelerini ebru sanatıyla tanıştırdı.

HAK-İŞ Kültür-Sanat Komitesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla bu yıl ilk kez düzenlenen Uluslararası Ebru Buluşması: Emek Bağlamında Ebru Sanatında Telif Hakları Projesi eğitimleri kapsamında gerçekleştirilen “Emeğin Renkleri: Ebru” programının ikinci gününe, HAK-İŞ Kültür Sanat Komitesi Başkanı Birsen Çiçek Odabaşı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Daire Başkanı ve Somut olmayan Kültürel Miras Sanatçısı Sanem Arıkan, ebru sanatı ustası hocalar, üyelerimiz, eşleri ve çocukları katıldı

“Ebru Sanatına Emek Penceresinden Bakıyoruz”

Eğitim programının ikinci gününde bir açılış konuşması gerçekleştiren HAK-İŞ Kültür-Sanat Komitesi Başkanı Birsen Çiçek Odabaşı, “HAK-İŞ Konfederasyonu Kültür-Sanat Komitesi olarak bu yıl bir ilki gerçekleştiriyor, geleneksel sanatların en önemli dallarından birisi olan ve UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras listesinde yer alan Ebru sanatına emek penceresinden bakıyoruz. Dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgını nedeniyle ebru eğitimlerimizi gerçekleştirirken maske, eldiven ve sosyal mesafe kuralına dikkat ediyor, ebru çalışmalarımızı birbirimizin sağlığını koruyarak gerçekleştiriyoruz. Mesafelerimiz uzak olsa da ebrunun bir gönül işi olduğunu, ebru ustalarının da gönüllü yok oluşun temsilcisi olduğunu biliyor, çalışmalarımızı bu ruhla gerçekleştiriyoruz. Ebruyla birlikte aynı zamanda bir gönül işini de icra etmiş oluyoruz” şeklinde konuştu.

“Ebrunun Her Bir Damlasındaki Emeğe Yakından Şahit Olduk”

Odabaşı, “Kültür ve Turizm Bakanlığımızın katkılarıyla bu yıl ilk defa gerçekleştirdiğimiz Ebru projesiyle kültür ve sanatla sendika hareketin içselleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına öncülük ediyoruz. Ebru sanatındaki emeği görmek amacıyla projemize başladık. Bu süreçte ebru sanatındaki emeği yakından görme fırsatı bulduk. Ebru sanatının her bir damlasında binbir emek olduğuna yakından şahit olduk. Ebru sanatında kullanılan malzemelerin hazırlanmasından ebru sanatının icra edilmesine kadar geçen süreçteki binbir emeği gördük. Ebru ustalarının emeğini daha iyi anladık. O yüzden her bir ebru eserinin ne kadar kıymetli olduğunu anlamış olduk” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Daire Başkanı ve Somut olmayan Kültürel Miras Sanatçısı Sanem Arıkan, HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından başlatılan Uluslararası Ebru Buluşması: Emek Bağlamında Ebru Sanatında Telif Hakları Projesi eğitimleri kapsamında gerçekleştirilen “Emeğin Renkleri: Ebru” programının ikinci gününde de aynı heyecan ve duygularla eğitimlerin gerçekleştirilmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Arıkan, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun ebru eğitimlerini düzenlemesiyle kültür ve sanata verdiği değerin bir kere daha ortaya çıktığını söyledi.