Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Milletimizle kol kola ve gönül gönüle vererek tüm meselelerin üstesinden gelebilecek güce sahibiz” 0 88972

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye bir yandan son bir asırdaki en büyük atılımlarını gerçekleştirirken diğer yandan da yine aynı dönemdeki en büyük, çok yönlü kuşatmayla karşı karşıyadır. Allah’ın izniyle milletimizle kol kola, gönül gönüle vererek tüm bu meselelerin üstesinden gelebilecek güce, iradeye, kararlılığa sahibiz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen partisinin grup toplantısında milletvekillerine hitap etti.

Milletvekillerine Meclis programlarında ve seçim çevrelerine yönelik çalışmalarında ortaya koydukları gayretler dolayısıyla teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ihtiyacı olan hukuki düzenlemelerin hazırlanması ve hayata geçirilmesinde Cumhur İttifakı’nda birlikte hareket ettikleri Milliyetçi Hareket Partisi ile AK Parti milletvekillerine büyük sorumluluk düştüğüne işaret etti.

“ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM HER ALANDA TÜRKİYE’Yİ İLERİYE TAŞIDIĞIMIZ BİR DÖNEM OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin çalışması demek Meclis’in çalışması demektir. Sizlerin yasama görevi için Meclis’te, bizlerin yürütme olarak Cumhurbaşkanlığında çalışması demek Türkiye’nin sürekli daha ileriye, daha iyiye gitmesi demektir” dedi.

Milletin beklentilerine cevap verebilmek için öncelikle önlerindeki sıkıntıları aşmaları gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, önlerinde ekonomiden dış politikaya, güvenlikten istihdama kadar çözüm bekleyen pek çok ciddi sorun bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin yaşadığı sıkıntılara rağmen dimdik ayakta ve AK Parti olarak son 17 yılda Türkiye’yi ekonomide ve demokraside ulaştırdıkları yüksek seviye sayesinde bu duruşun sağlam olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gerçeği milletimiz de bildiği için seçimlerde yüzde 50’nin üzerinde destekle yanımızda yer almaya devam ediyor. Ama unutmayalım ki bu sonsuz, hudutsuz, hesapsız bir kredi değildir. Bize verilen desteğin karşılığını hizmet olarak, icraat olarak sunmakla mükellefiz. Hep birlikte tüm birikimimizi, enerjimizi, vaktimizi, gayretimizi ortaya koyarak bir an önce milletimizin önüne somut başarılarla çıkmalıyız. İnşallah önümüzdeki dönem her alanda Türkiye’yi büyüttüğümüz, güçlendirdiğimiz, ileriye taşıdığımız bir dönem olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin Ankara ve İstanbul’da sadece vizyon ve vitrin noktasında kayba uğradığını ancak ilçelerin kahir ekseriyetini kazandıklarını belirterek, “Meclislerde ki burası karar alma yeri, buralarda kahir ekseriyet her ikisinde de İstanbul’da da Ankara’da da bizde mi? Bizde. Komisyonlar da hepsi de biz de mi? Bizde. Bu belediyelerin zaten çalışmasının şekli nedir? Buralardır. Başkanın buralardaki hareket kabiliyeti meclistir, komisyonlardır çünkü atacağı adımlar buralarla bağlantılı, eğer buralarla gerekli olan desteği sağlayamadığı sürece istediği gibi adım atamaz” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN SON DÖNEMDE YAŞADIĞI SIKINTILARININ HİÇBİRİ TESADÜFİ DEĞİL”

Türkiye’nin son dönemde yaşadığı sıkıntılarının hiçbirinin tesadüfi olmadığına, hepsinin birbiriyle bağlantılı olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şimdi terör örgütlerinin arkasında neler var bunu söylememe zaten gerek bile yok. İşte Suriye’nin kuzeyinde YPG, PYD. Bunlar PKK’nın uzantıları değil mi? Bunlara en büyük desteği veren kim? Bizim stratejik ortağımız. On binlerce tırlarla buraya silah, mühimmat, her şeyi gönderdiler mi? Gönderdiler, daha neyi anlatayım, neyi anlatalım? Şu anda da bunların Türkiye’deki tek hedefleri nedir biliyor musunuz? ‘Acaba AK Parti’yi iktidardan nasıl indirebiliriz’ dertleri bu. Ama indiremeyecekler, buna güçleri yetmez. İşte bunun için bu ekibin çok iyi çalışması lazım. Bizim gayretimiz çok önemli. ‘Ya işte onlar, uğraşılır mı, şöyle güçlü bir ülke, böyle güçlü bir ülke’ arkadaşlar hepsi doğrudur ama unutmayın hep söylüyorum ‘La galibe illallah’ asıl güç burada, yeter ki biz dik duralım, inanarak, azmederek işlerimizi yapalım ve önümüzün kapalı olduğunu zannettiğimiz yerde nasıl açıldığını göreceksiniz. Şu ana kadar böyle oldu. İşte terör örgütlerine verilen destekle toplumumuzda huzursuzluk çıkartma çabaları aynı projenin ürünüdür.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yılbaşından bu yana kadar 2 bin teröristin etkisiz hâle getirildiğini açıklayarak, “Ama biz terörle bu mücadeleyi verirken daha önce yine silahlı kuvvetlerin içerisinden gelmiş olan birileri de o sorumluluk mevkiinde olan birileri de bakıyorsunuz bu ülkedeki o millî ve yerli olmaktan uzak yapılarla oralara kendilerine göre sufle ediyorlar bazı kendilerine göre bilgileri ve yapılan işlerin yanlış olduğuna varıncaya kadar. Öbür tarafta bakıyorsunuz şu anda yeni askerlik yasasıyla ilgili kendilerine göre bazı şeyleri söyleyip duruyorlar, yazıyorlar, çiziyorlar vesaire. Siz korkaksınız korkak. Hiçbir zaman siz bu milletin askerinin şanına yakışır komuta kademesi olmadınız, olamadınız. Onların da üzerine gitmediniz, gidemediniz. Biz onlarla da çalıştık. Neler yaptıklarını gayet iyi biliyoruz. Ve şimdi sivil hayata döndükten sonra sağda, solda yazıyorlar, çiziyorlar, çeşitli yerlere de çeşitli bilgiler kendilerine göre sızdırıyorlar. Biz, abdestimiz var, onun için yaptığımıza da eminiz ve emin olarak da yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Suriye meselesi, S-400 ve F-35 krizlerinden bunları ayrı düşünmemek gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetleriyle ilgili gerilimin de Türkiye’ye yönelik ekonomik tuzaklardan ayrı görülemeyeceğinin altını çizdi. Türkiye’nin hidrokarbon arama ve sondajında dört gemiye sahip olduğunu, çalışmaların Deniz Kuvvetleri’nin refakatinde güvenli şekilde yürütüldüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bir yerden çıkacak. Çıktığı anda da bizim Kuzey Kıbrıs’taki Türklerin oradaki haklarını, hukukunu da biz uluslararası deniz hukukuna dayalı olarak koruyacağız. Kimse de bize ‘Niye bunu şöyle yaptınız, bunu böyle yaptınız’ diyemez, adama sorarlar ‘Senin burada ne işin var?’ Biz garantör ülkeyiz. Garantör ülke olarak da biz oradaki bütün münhasır ekonomik bölgelerde haklarımız nelerse bu hakları sonuna kadar koruyacağız ve oradaki Türk kardeşlerimizin haklarını da kimseye yedirtmeyeceğiz, kusura bakmasınlar” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE, S-400 SAVUNMA SİSTEMLERİNİ ALMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400 savunma sistemlerine ilişkin olarak da şunları kaydetti: “Bir, Türkiye S-400 savunma sistemlerini, bakınız alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik. İnşallah önümüzdeki ay da bu sistemin ülkemize teslimi yapılacaktır. Bu sistem bir taarruz sistemi değildir, bir savunma sistemidir. Ben ülkemi savunmak için gerekli tedbirleri almayacak mıyım, bunun için birilerine mi soracağım? Tabii ki biz burada böyle bir savunma sistemi için Amerika’dan istedik mi, istedik. Sen verdin mi, vermedin. Ne dedin? ‘Kongre müsaade etmiyor.’ Değerli arkadaşlar Sayın Obama döneminden itibaren biz bu çalışmayı başlattık. Bize hep söyledikleri ‘Kongre müsaade etmedi.’ Kongre müsaade etmediyse biz de başımızın çaresine bakacağız. Ve ardından S-400 gündeme geldi. Gayet uygun fiyatlarla ve üstelik bir de uygun fiyatlarla olmanın yanında ortak üretime de geçebilme imkânlarını onun sözünü de almak suretiyle biz sözleşmemizi imzaladık. Şimdi inşallah kısa zamanda da geliyor. Bu konuda bizimle iş birliği yapmak isteyen herkese kapımız açık. Biz buna rağmen Sayın Trump’a da ‘Eğer siz de bize bu şartlarda verecekseniz, biz sizlerden de Patriot alırız’ dedik. Onu da söyledik ama onlar bize kalkıp da buna benzer şartları ileri sürerek ‘evet’ diyemediler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin F-35 uçaklarının sadece müşterisi değil, aynı zamanda üretim ortağı olduğuna da dikkati çekerek, Türkiye’nin bugüne kadar F-35 projesine 1 milyar 250 milyon dolar ödeme yaptığını, Türkiye’nin F-35 projesinden akılcı ve haklı dayanağı olmayan gerekçelerle dışlanmasının hesabını tüm platformlarda soracağını söyledi.

Konuyla ilgiyi yetkililerin muhataplarıyla gerekli görüşmeleri yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerden sonra da gerekirse Başkan Sayın Trump ile zaten ay sonu Japonya’da bir arada olacağız, orada zaten kendileriyle ayrıca görüşmemiz var. Orada da bu konuları inşallah karşılıklı görüşeceğiz ama biz tabii oraya gitmeden burada bu işi telefonlarla bir defa görüşelim, işi geldiği şu safhadan başladığımız noktaya geri çevirelim istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“DOĞU AKDENİZ’DE HAK VE ÇIKARLARIMIZI GÖZETMEYEN HİÇBİR ADIMIN ATILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Doğu Akdeniz’de de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, hukukunu, çıkarlarını gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına izin vermeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda tüm seçeneklerin masada olmaya devam edeceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’de sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu Cerablus-Afrin hattında Kuzey Irak sahasında nasıl kırdıysak Fırat’ın doğusunda da aynı şekilde paramparça edeceğiz. Hep söylediğimiz gibi bir gece ansızın gelebiliriz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananların da Türk milletini hiç tanımamış olduğunu belirterek, “Biz gerektiğinde ‘kan kusup, kızılcık şerbeti içtik’ diyen gerektiğinde istiklali için canını ve malını ortaya koymaktan çekinmeyen bir milletin ta kendisiyiz. Bugün ayağımıza vurulmaya çalışılan ekonomik prangaları da inşallah en kısa sürede parçalayıp atacağız” dedi.

“TÜRKİYE SON BİR ASIRDAKİ EN BÜYÜK ATILIMLARINI GERÇEKLEŞTİRİRKEN DİĞER YANDAN ÇOK YÖNLÜ KUŞATMAYLA KARŞI KARŞIYA”

Mesajlarının hepsinin gayet açık olduğunu ve muhatapları tarafından doğru şekilde anlaşılacağını ümit ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bununla birlikte siyasi ve askerî bunca meselesinin alışılmış müttefiklik ilişkilerine, diplomatik teamüllere, karşılıklı çıkar ilişkilerine rağmen üst üste bindirilmesinin bilinçli bir politika olduğunu da biliyoruz. Açık konuşmak gerekirse, Türkiye bir yandan son bir asırdaki en büyük atılımlarını gerçekleştirirken diğer yandan da yine aynı dönemdeki en büyük çok yönlü kuşatmayla karşı karşıyadır. Allah’ın izniyle milletimizle kol kola, gönül gönüle vererek tüm bu meselelerin üstesinden gelebilecek güce, iradeye, kararlılığa sahibiz. Bunun için en önemli şart, AK Parti’nin kendi içinde sağlam durması, milletimizle olan gönül bağını güçlü tutması, hedeflerinden sapma göstermemesidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da 23 Haziran’da gerçekleşecek İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerini hatırlatarak, AK Partili milletvekilleri ve belediye başkanlarının tümümün İstanbul için seferberlik ilan ettiğini söyledi.

Kendileri gayretle çalışırken birilerinin de farklı çalışmalarla, güçlü yapıyı zayıflatma gayretinde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu çok iyi bilmemiz lazım; Bu yapıdan bir şeyler koparacağını zannedenler, geçmişte de bu tür yollara başvurdular. Hatta bazıları, grup kurabilecek noktaya bile geldiler. Ama onlardan şu anda hiçbir şey kalmadı. Hepsi gitti. Siyaset sahnesinden de silinip gittiler. Onun dışında yine aynı şekilde olanlar… Şu anda ana muhalefetin başındaki zatın önünde eğilenler, bunları görüyoruz. Nereden nereye? Kişilik, şahsiyet çok önemli bir şey. Bir insan, hele hele Müslüman eşrefi mahlûk olarak, o yaratılmışların en şerefelisi olma şanına layık olmalıdır, bunu korumalıdır” dedi.

AK Parti’nin karşısında küresel bir ittifak ve onlarla birlikte hareket eden yerel mankurtlar çetesinin bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin her milletvekili, teşkilat mensubu, belediye başkanının bu bilinçle, dirayetle, sorumluluk duygusuyla hareket etmek zorunda olduğunu, yapılacak her bir yanlışın, gösterilen her zaafiyetin, her bencil hesabın milletin, davanın kaderine etki edeceğinin unutulmaması gerektiğini kaydetti.

YENİ ASKERLİK KANUNU İLE İLGİLİ YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için dört, belediye başkanlığı seçimleri için de beş yıl gibi bir süreç olduğunu anımsatarak, bu sürenin eksiklikleri tamamlama, kırgınlıkları tamir etme ve yeni bir ses, soluk, anlayış ve vizyonla Türkiye’yi 2023’e taşımaya yeterli olacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi demokrasisi ve ekonomisiyle dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına sokmakta kararlıyız. Bizden sonraki nesillere, 2023 ve 2053 hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için bırakacağımız en önemli miras bu olacaktır” diye konuştu.

Konuşmasında yeni askerlik sistemine ilişkin bilgiler de veren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  askerlikte devrim niteliğinde reformları hayata geçireceklerini bildirdi. Yeni askerlik düzenlemesinin yükümlü askerlik uygulamasıyla ilgili sıkıntılara ve ihtiyaçlara çözüm üretmek anlayışıyla ortaya çıktığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kanun hazırlığının, personel planlamaları, yeni askerlik sisteminin getireceği sonuçlar, terhis olacak yükümlü sayısı, bunların yürüttükleri görevlerin nasıl idame ve ikame edileceği gibi konularının hepsi dikkate alınarak yapıldığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni askerlik kanunuyla şuan silah altındaki yükümlülerin yarıya yakınının hemen terhis edileceğini, kalanların görevlerine devam edeceğini açıklayarak, “Yeni askerlik sistemine geçilmesiyle ne ülkemiz sınırları içinde ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başta olmak üzere ülkemiz sınırları dışında hiçbir aksaklık yaşanmayacaktır. Böyle bir şey söz konusu değil” dedi.  Konuya ilişkin detayların Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar tarafından aktarılacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, düzenlemenin Türkiye’nin tüm evlatlarının temel askerlik eğitiminden geçmesini sağlayacak bir anlayışla hazırlandığını söyledi.

“YENİ ASKERLİK SİSTEMİYLE ORDUMUZDA ZAFİYET OLUŞMAYACAK”

Yeni sistemle Türk Silahlı Kuvvetleri’nde zafiyet oluşacağı iddialarının hiçbir temeli olmadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce şu anda dünyanın en güçlü ordusu diye anılan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesi, kusura bakmayın da bir güvenlik zaafını düşünemeyecek kadar basiretsiz mi? Bunları, biz her an birlikte yaşıyoruz, birlikte müzakere ediyoruz, tartışıyoruz. Millî Güvenlik Kurulu toplantılarımızı yapıyoruz. Oralarda da bunlar gündemde… Bunları konuşuyoruz. Böyle bir şey olabilir mi?” diye sordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlardan siyasilerin seçim dönemlerinde verdikleri sözleri yerine getirip getirmediklerini takip etmelerini isteyerek, bazı siyasilerin seçim dönemlerinde atıp-tuttuklarını, sonra da verdikleri sözlerin yerine başka işlere yöneldiklerini anlattı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da seçim öncesinde CHP’nin kazanacağı belediyelerden işçi çıkartılmayacağını söylediğini ancak seçimin ardından birçok CHP’li belediyenin işçileri işten attığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçimden önce ‘kimsenin aşıyla, işiyle uğraşmayacağız’ diyenler, 31 Mart sonrası ilk iş 14 binin üzerinde işçiye baskıyla sendika değiştirdiler. Bununla da yetinmeyip Bolu’dan Antalya’ya, Adana’dan İzmir’e kadar Türkiye’nin her yerinde işçi kıyımına başladılar” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yargı Reformu’na ilişkin ilk paketi de çalışma dönemi bitmeden Meclis’e getirmeyi planladıklarını açıkladı.

“MİLLETİMİZİN SANDIĞA YANSITTIĞI İRADESİNE SAHİP ÇIKMAK İÇİN ÖZEL BİR HAZIRLIK İÇİNDEYİZ”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için son 10 güne girildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin sandığa yansıttığı iradesine sahip çıkmak, 31 Mart’taki hırsızlıkların tekrarını önlemek için de özel bir hazırlık içindeyiz. ‘Bir musibet bin nasihattan evladır’ sözüne uygun şekilde mahalle ve sandık temsilcilerimizi yeniden organize ettik” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Millî irade hırsızlığından halka aşağılamaya, zorbalık ve hakaretten Türkiye düşmanlarının desteğini aramaya kadar her foya birer birer ortaya dökülmeye başladı. Kırk yıldır bu işlerin içinde birisi olarak, zarfla mazrufun bu derece zıt olduğu pek az siyasi mühendislik projesine rastladığımı özellikle belirtmek istiyorum. Ama işte mızrak çuvala sığmamış, maskeli balo sona ermiş, takke düşmüş ve kel görünmüştür. Amaç, milletin kalbini kazanmak değil de seçime kadar halkı aldatmak olunca sonuçta işte böyle tecelli ediyor.”

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor” 0 88025

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’nde yaptığı konuşmada, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’ne, Vahdettin Köşkü’nden video konferansla bağlanarak katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tünelin Trakya bölgesine ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyerek tünelin yapımında emeği geçenleri tebrik etti.

“KÖTÜ GİDİŞATI DURDURMAK İÇİN ERGENE HAVZASI EYLEM PLANI’NI DEVREYE ALDIK”

Ergene Havzası’nın, 1,5 milyon vatandaşa ev sahipliği yaptığını, havzada pek çok tarım ürününün yetiştiğini ve çok sayıda sanayi tesisi bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havzanın korunmasından sorumlu yerel yönetimlerin bölgenin korunmasında gerekli hassasiyeti göstermediğini kaydetti.

Plansız şehirleşme ve sanayileşmenin sonucu olan yetersiz altyapı ve endüstriyel atık suların arıtılmadan nehre verilmesi gibi sıkıntılar sebebiyle, Ergene’nin su kalitesinin bozulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonuçta insan sağlığı başta olmak üzere, bütün canlılar için tehlike oluşturan vahim bir tablonun ortaya çıktığını, bu kötü gidişatı durdurmak için de Ergene Havzası Eylem Planı’nı devreye aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Eylem Planı’nı yaklaşık 2,5 milyar liralık bir harcama ve kararlılıkla hayata geçirdiklerini vurgulayarak; plan kapsamında bugüne kadar 395 kilometrelik dere yatağının temizlendiğini, nüfusu 10 binin üzerindeki 12 yerleşim yerinde ileri biyolojik atık su arıtma tesisi, 38 yerleşim yerinde ise kanalizasyon sistemi inşa edildiğini, toplam 1 milyon 238 bin dekar alanı sulayacak 25 sulama projesinden de 24’nün hizmete girdiğini bildirdi.

Sanayicilerin de üzerlerine düşen görevleri yerine getirmesinin planın başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Islah Organize Sanayi Bölgelerinin yapılması ve Organize Sanayi Bölgelerine ortak atık su arıtma tesisi kurulması için harekete geçtik. Çevreyi kirleten sanayi tesislerini inşa ettiğimiz 10 Islah Organize Sanayi Bölgesi çatısı altında topladık. Tekirdağ’da yer alan beş adet müşterek arıtma tesisinden Muratlı Organize Sanayi Bölgesi’ndekini devreye aldık. Ergene-1 ve Çorlu-1 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisleri de önümüzdeki Ağustos ayında faaliyete başlayacak. Ergene-2 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisini de inşallah bu sene içinde tamamlayacağız. Önümüzde yıl ise Velimeşe’yi hizmete alacak ve böylece 350’ye yakın münferit atık su arıtma tesisini devre dışı bırakmış olacağız. Arıtılarak temiz hâle gelmiş suların, Marmara Denizi’ne deşarj edilmesi için Derin Deşarj Projesini başlattık. Projenin deniz kısmı için, denizin 4,5 kilometre tabanına döşenen hattı tamamladık. Kara boru hattı, mevcut organize sanayi bölgelerinin yer altı tünelleriyle bağlantısını sağlıyor ve arıtılmış sanayi suyunu denize taşıyor. Ağustos ayında, arıtılmış suların bu hattan denize ilk deşarjı yapılacak.”

“SANAYİ TESİSLERİMİZİN ÖNEMLİ BİR KISMI, SALGIN DÖNEMİNDE DE ÜRETİMİNİ SÜRDÜRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Derin Deniz Deşarjı projesinin önemli ayağı olan tünellerin yerli ve milli tünel açma makinesi “Lale” ile açıldığını, Türkiye’nin bu makineyi üretebilen sekiz ülkeden biri olduğunu kaydederek çapı 3.25 metre, 12 bin parçalık bu devasa makinenin Türk mühendislerince tasarlanarak, Türk firmasınca üretildiğini açıkladı.

Projenin Türkiye ve Avrupa’nın en büyük çevre projelerinden birisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje bittiğinde bin 300’ün üzerinde fabrikanın sisteme dâhil olacağını, bu yatırımla Ergene Nehri’nin su kalitesinin önemli ölçüde iyileştirileceğini ve suyun temiz akmasının sağlanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayicilerimiz de arıtma tesisi işletmenin yükünden kurtulacak ve sadece üretime odaklanabilecek. Hepsinden önemlisi Ergene hayata dönecek. Burada edindiğimiz tecrübe ve birikimi diğer havzalarda da kullanacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin, salgın döneminde sağlık alanında mücadele verirken, kalkınma altyapısının önemli yatırımlarını da ihmal etmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Barajlardan tünellere, atık su arıtma tesislerinden havalimanı pistlerine kadar pek çok yatırımı, salgına rağmen tamamladık. Sanayi tesislerimizin önemli bir kısmı, salgın döneminde de üretimini sürdürdü. Şimdi, tüm sanayi tesislerimiz, hem yurt içi talebe hem ihracata yönelik ciddi bir atılım hazırlığı içindedir. Türkiye, 2018 yılında maruz kaldığı kur-faiz-enflasyon saldırısını püskürtüp yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde salgına yakalandı. Mart ayında başlayan, Nisan’da tüm ağırlığıyla süren, Mayıs’tan itibaren yavaşlayan bu salgın sürecindeki kayıplarımızı, kısa sürede telafi edebileceğimize inanıyoruz. Nitekim, tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız. Ülkesini ve milletini seven herkesi, bu büyük yatırım ve istihdam seferberliğine katkıda bulunmaya davet ediyorum. Devletimiz, tüm imkânlarıyla bu seferberliği destekleyecektir. Salgın sonrası yeniden şekilleneceği anlaşılan siyasi ve ekonomik düzende Türkiye’nin önü açık görünüyor.”

“ÜLKEMİZİN POTANSİYELİNİN TAMAMINI HAREKETE GEÇİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgına rağmen, ilk beş ayda sadece organize sanayi bölgelerinde 520 yeni fabrika açıldığına işaret ederek, gıdadan kimyaya, mobilyadan makine imalatına varıncaya dek farklı sektörlere odaklanan bu fabrikalar için özel sektörün 8 milyar liralık yatırım yaptığını söyledi.

Yılın ilk beş ayında özel sektörün yatırımlarını desteklemek üzere 67 milyar liralık yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu yatırımların hayata geçmesiyle 110 bin vatandaşa yeni iş imkânları doğacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haziran’ın ilk üç haftasında organize sanayi bölgelerindeki elektrik tüketiminin, Mayıs ayına göre yüzde 26 arttığını, imalat sanayindeki sipariş ve kapasite kullanım oranlarının da günden güne yükseldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine Haziran’ın ilk üç haftalık ihracat verileri, Mayıs’a göre yüzde 25 daha fazladır. Yurt dışı piyasalarının da toparlanmaya başladığını görüyoruz. Avrupa’dan ve başlıca ihracat piyasalarımızdan gelen veriler olumlu yöndedir. Dış piyasalardaki toparlanma, inşallah bize sipariş artışı ve talep artışı olarak dönecektir. Dış konjonktürdeki toparlanmayla; ekonomik canlanmanın daha da hızlanmasını ve yılın son iki çeyreğinde güçlü büyüme oranlarına ulaşmayı bekliyoruz” diye konuştu.

“Fırsatlar şimşek gibidir, çakar ve kaybolur” deyimini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayağımıza gelen fırsatı değerlendirmek için ülkemizin potansiyelinin tamamını harekete geçirmek mecburiyetindeyiz. Bunun yolu ise birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

“İŞVERENLERİN VE ÇALIŞANLARIN SORUNLARINA KÖKLÜ ÇÖZÜMLER GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde işçiden işverene tüm kesimleri huzursuz edecek asılsız dedikoduların yayıldığına dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Biz, ülkemizin sanayisini, ticaretini, üretimini, ihracatını artırma çabası içindeyken, aynı zamanda işverenlerin ve çalışanların sorunlarına köklü çözümler getirmeye çalışıyoruz. Kıdem tazminatı konusu da bunlardan biridir. Her bir işçimizin kazanılmış hakkını korumak, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve kendisi de işçilikten gelen bir ferdi olarak en başta gelen görevimizdir. Amacımız, işçilerimizin kıdem tazminatı haklarını, birilerinin insafına bırakmadan, kalıcı ve garantili bir sisteme bağlamaktır. Hep söylerim; işveren sendikaları, işçi sendikaları gelin bir araya bu konuyu kendi aranızda halledin. Kendi aranızda halledemeyip, bunu eğer ‘Kabine halletsin’ diyorsanız burada art niyet vardır, kusura bakmayın. Böyle bir art niyete ne Cumhurbaşkanı olarak şahsım ne de Kabinemiz alet olamayız. Niye kendi aranızda bu işi çözmüyorsunuz, niye kendi aranızda bunu halledemiyorsunuz? Kendi aranızda halledemeyip ondan sonra bizleri işçimizin ve işverenin karşısında zor durumda bırakmak veya kötü durumda bırakmak mı istiyorsunuz? Bugüne kadar attığımız her adımda nasıl emekçi kardeşlerimizin yanında yer almışsak, bu konuda da aynı anlayışla hareket edeceğiz.”

“DÜNYANIN GELECEĞİ OLARAK BAKILAN HER ALANDA EN İLERİ ÜLKELER ARASINDA YER ALMAK AMACINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi Avrupa ve Asya arasındaki stratejik konumunu kullanarak, küresel düzeyde bir üretim üssü hâline dönüştürmek istediklerine vurgu yaparak, “Sanayicilerimizin de üretim çarklarını daha hızlı döndürmelerini sağlamak amacıyla, krediden teşvike kadar tüm mekanizmaları devreye alıyoruz. Çiftçimizin emeğinin ve alın terinin karşılığını almasını temin edecek destekleme politikalarını genişleterek sürdürüyoruz. Yüksek teknolojili ürünler geliştirmekten yazılıma ve yapay zekâya kadar dünyanın geleceği olarak bakılan her alanda en ileri ülkeler arasında yer almak amacındayız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca çevreciliği, ülkemizin kalkınmasını engellemenin bir aracı olarak kullandılar. Halbuki, dünyayı ve çevreyi Allah’ın emaneti olarak gören anlayışımız sebebiyle, bizim batının vahşi kalkınma yöntemlerini kullanmamız zaten mümkün değildir. Yaptığımız yatırımların meyvelerini aldıkça, çevreyi gerçekten koruyanların kimler olduğunu artık herkes görmeye başladı” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Projesi ve tünelin hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.

Tören alanında hazır bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den proje ve tünel hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra tünelde ışığın görünmesi için makinaya komut verdi.

Tünelde ışığın görünmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan çalışmalarla Trakya ovasında ayçiçeği, buğday, çeltik başta olmak üzere birçok ürünü daha verimli üretme imkânına kavuşulacağını bildirdi.

Çocuklarımızın geleceğini biraz da bizler hazırlamadık mı? 0 7694

Akıllı sistemler ve teknoloji günlük hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da iletişimi zorlaştırabiliyor. Doğanın insanoğlundan intikam aldığı sık sık zikredilen bir dönemdeyken doğanın bu intikamı biraz da çocuklar için aldığını düşünüyorum. Bizler çocukluğumuzda güçlü bir iletişim kurup, beraber oyunlar oynayarak büyüdüğümüz için günümüz çocuklarının daha izole hayatlarına ister istemez çok üzülüyoruz.

Ama onlara bu geleceği biraz da bizler hazırlamadık mı?

Dünyanın hızlı gelişimi baş döndüren bir hıza ulaştığında çocuklarımızın gelişimine eskisi kadar özen gösteremez olduk. Hayatın olağan akışına kapıldığımız için çocuklarımızın sosyal düzendeki içtenliğine eskisi kadar eğilemedik. Toplumsal olarak teknolojik gelişmenin hızını yakalarken evlatlarımızın çocukluk ve gençlik dönemlerinin, bireyin yetişkin rolüne hazırlandığı, kimliğini oluşturmaya başladığı çok önemli bir dönem olmakla birlikte, önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini de barındıran bir süreç olduğunu unutmamalıyız.

Bir taraftan da çocuklarda ve gençlerde depresyon korkutucu bir hızla artmaktadır. Yakın zamanlarda okuduğum bir makalede yazan bir notu sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar; “Major depresyon görülme sıklığı çocuklukta yüzde 1,7 iken ergenlik öncesi yüzde 3’e, ergenlikle birlikte ise yüzde 5’e yükselmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, 10-19 yaşlarındaki çocuk ve gençlerde hastalıklara sebep olan ve fiziksel yetileri kısıtlayan en önemli etkenlerden biridir.”

Bu tespiti okuduğumda ne kadar risk altında olduğumuzu fark ettim. Aslında risk altında olan sadece bugünün çocukları değil, geleceğin büyükleri ve dünyanın geleceği. Evet, belki çocuklarınızı teknolojiden yüzde yüz uzak tutamazsınız, sizin için artık imkansıza yakın bir noktadadır. Ama bağımlılık ve aşırı düşkünlük gözlemlediğiniz de profesyonel destek almakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Veli Sarıtoprak

TÜSİAV Yönetim Kurulu Başkanı