Cumhurbaşkanı Erdoğan“İş birliği ve birlikte çalışma kültürünün geliştirilmesi bölgesel refahın arttırılması açısından elzemdir” 0 88877

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tacikistan ziyareti öncesinde düzenlediği basın toplantısında, “Küreselleşmenin etkisiyle günümüzde dünyanın hiçbir bölgesi, diğer kesimlerde yaşanan gelişmelerden ari değildir. Bu çerçevede, dış politikada etkin çok taraflılık ayrı bir önem kazanmıştır. Birçok soruna ancak dayanışma içinde, birlikte hareket ederek çözüm sağlanması mümkündür. İş birliği ve birlikte çalışma kültürünün geliştirilmesi, bölgesel refahın arttırılması açısından da elzemdir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (AİGK/CICA) 5. Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere gideceği Tacikistan’ın başkenti Duşabbe’ye hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konukevinde basın toplantısı düzenledi.

“ASYA’NIN BARIŞ, GÜVENLİK VE İSTİKRARI TÜRKİYE AÇISINDAN ÖNEM TAŞIYOR”

Ziyaretine ilişkin açıklamalarda bulunan ve gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin bu yıl “Güvenli ve Daha Müreffeh Bir Asya’da Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı Bölgesi İçin Ortak Vizyon” temasıyla gerçekleştirileceğini kaydetti.

Zirveye katılan devlet başkanlarıyla iş birliği imkânlarını güçlendirmenin yollarını arayacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küreselleşmenin etkisiyle günümüzde dünyanın hiçbir bölgesi, diğer kesimlerde yaşanan gelişmelerden ari değildir. Bu çerçevede, dış politikada etkin çok taraflılık ayrı bir önem kazanmıştır. Birçok soruna ancak dayanışma içinde, birlikte hareket ederek çözüm sağlanması mümkündür. İş birliği ve birlikte çalışma kültürünün geliştirilmesi, bölgesel refahın arttırılması açısından da elzemdir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asya’nın barış, güvenlik ve istikrarının Türkiye açısından önem taşıdığına işaret ederek Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı’nı, bu temelde faydalı bir diyalog forumu olarak gördüklerini söyledi.

“ÜYE ÜLKELER ARASINDA İŞ BİRLİĞİNİN DERİNLEŞTİRİLMESİ ÖNCELİKLERİMİZDEN BİRİ OLACAKTIR”

Konferansın, 1993 yılında kurulduğundan bu yana kurumsallaşmış, üye sayısını artırmış, temsil kabiliyeti yüksek bölgesel bir foruma dönüştüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferansın Türkiye ile birlikte 27 ülkeyi bir araya getirdiğini, sekiz ülke ile beş uluslararası kuruluşun da gözlemci statüsüne sahip olduğunu bildirdi.

Türkiye’nin de konferansın 2010-2014 yıllarındaki Dönem Başkanlığı’nı başarıyla yürüttüğünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hâlihazırda “Yeni Sınamalar ve Tehditler” alanında koordinatör görevini yürüttüğünü vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üye ülkeler arasında iş birliğinin derinleştirilmesi konferans bağlamındaki temel önceliklerimizden biri olacaktır” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında bazı üye ülkelerin devlet ve hükûmet başkanlarıyla ikili görüşmeler yapacağını bildirerek Duşanbe Zirvesi’nin verimli geçeceğine inandığını belirterek alınacak kararların hayırlara vesile olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

“İSTANBUL, TÜRKİYE’NİN 81 İLİNİN ÖZETİDİR”

İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu’nun Pazar günü gerçekleştirecekleri televizyon yayınına ilişkin temennisini ve yayını izleyip izlemeyeceğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevli kişilerin yayının ön hazırlıklarını gayet iyi şekilde yaptıklarını belirterek, moderatör ve yayın platformunun her iki tarafın müşterek kararıyla belirlendiğini söyledi.

Tüm Türkiye’nin yayını izleme imkânı bulacağını ve sonrasında da müzakere edebileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un sadece bu şehirde yaşayanlara hitap eden bir kent olmadığını, Türkiye’nin 81 ilinin özeti olduğunu sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, televizyon programının ardından farklı şehirlerde yaşanan vatandaşların İstanbul’daki hemşerilerini arayarak yayını müzakere edeceklerine, değerlendireceklerine inandığını belirterek, “Gerçekten İstanbul gibi dünyanın örnek şehrini en ideal hangi yönetici yönetebilir bunu bizzat akşamki müzakereden sonra çok da net güzel şekilde değerlendirme fırsatını halkımız bulacak diye inanıyorum. Son kırılma noktası olan Pazar günü, o bir haftaya da çok ciddi bir ışık verecektir diye inanıyorum” dedi.

“SURİYE REJİMİ İDLİB’DEKİ GÖZLEM KULELERİNE SALDIRILARINI DEVAM ETTİRİRSE SESSİZ KALMAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki son durumun sorulması üzerine de Türkiye’nin bölgeye ilişkin yaklaşımları olmasaydı durumun çok farklı olacağını ve 3 milyona yakın insanın yaşadığı İdlib’den Türkiye’ye doğru ciddi bir göç dalgasının yaşanmış olabileceğini kaydetti.

Türkiye’nin ağırlıklı olarak Rusya ile yaptığı değerlendirmeler, Soçi ve Astana süreçleri ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapılan görüşmelerle bölgedeki sıkıntıların minimize edildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son olarak bir de karara varıldı bu kararla birlikte âdeta silahların sustuğu bir an oldu ama ardından bazı arzu edilmeyen gelişmeler oldu. Tabi sürecin üzerinde bütün ekiplerimiz duruyor, bütün gözlem, gözetleme kulelerinden bölgeyi takibe aldık, takip ediyoruz. Tabi yaralılarımız oldu birkaç tane, şehidimiz de oldu ama bunların bedelini, faturasını da karşı tarafa çok ağır ödettik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye rejimine yönelik, “Rejim eğer burada eğer bizim bu gözlem kulelerine bazı saldırılar vesaireler, bunları devam ettirecek olursa, bu yanlışa hâlâ inatla devam edecek olursa bizim burada sessiz kalmamız mümkün olmaz ve gereğini de yaparız. Çünkü biz burada barışın egemen olmasını istiyoruz, burada bu ölümlerin durmasını istiyoruz” uyarısında bulundu.

Suriye rejiminin İdlib’e varil ve fosfor bombalarıyla saldırılarına devam etmesinin hiçbir zaman affedilemeyeceğini ve buna sessiz kalmayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz bu bölgede artık halkın sesine kulak veriyoruz. Yani bizim Suriye’de yaşayan kardeşlerimiz ne diyor? Türkiye gelsin diyor. Ve ayrıca, biz bir de Adana Mutabakatı’nı bir kenara koyamayız ve o mutabakat çerçevesi içerisinde de bu bölgeyi karıştıran terör örgütlerine karşı bu mücadelemizi de kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

“TERÖRLE MÜCADELEDE EN UFAK BİR TEREDDÜDÜMÜZ YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni askerlik düzenlemesine ilişkin bir soruyu da şöyle cevapladı: “Terörle mücadelede bizim en ufak bir tereddüdümüz yok, en ufak bir güven kaybı gibi endişemiz söz konusu değil. Bu yasayla ilgili çalışma bir hafta, 15 gün, bir ay içinde yapılmış değil. Bu yasayla ilgili çalışmamız yaklaşık bir buçuk iki yıla varan bir çalışmadır. Kaldı ki talep bize çok daha eski gelen bir taleptir, öyle mi? Ve hem ordunun küçültülmesi, bir taraftan profesyonel orduya geçmek; hep bunlar konuşulan şeylerdir. Bunlar yazılmıştır, çizilmiştir vesaire. Tabii ki ordumuz da bu konuda hiçbir zaman durmamıştır, çalışmalarını onlar da bu istikamette sürdürmüşlerdir ve bir yere de gelinmiştir. Hatta 2014 sonuna kadar da atılması gereken adım biliyorsunuz ordunun sivilleşmesi süreciydi, yani Avrupa Birliği kriterlerinin içerisinde bir de bu vardı. Biz böyle bir adımı da tabii o günden bugüne atmış değiliz.”

“KUZEY KIBRIS’TA ASKERİMİZİN AZALMASI DİYE BİR ŞEY SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Genelkurmay Başkanlığı’nın süreci yönettiğini ve şu anda terörle mücadelede büyük başarılar elde edildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yılbaşından şu ana kadar 2 bin civarında terörist etkisiz hâle getirildiğini bilgisini paylaştı.

Asker sayısının azalacağı iddialarının doğru olmadığını, sürekli bir hücre yenilenmesini olacağını, 12 ay askere almanın söz konusu olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir de özellikle Kıbrıs’la ilgili bazı şeyler söylüyorlar, mide bulandırsın diye söylüyorlar bunu da. Arkadaşlar, Kıbrıs’la ilgili Kuzey Kıbrıs’ta bizim askerimizin azalması diye bir şey de söz konusu değildir. Orada ne kadar asker bulunması gerekiyorsa, biz orada o kadar askeri bulundururuz. Bunun için de birilerinden izin almak diye bir mecburiyetimiz yoktur” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bedelli askerlik için 30 bin liranın da yüksek bulunduğunu anımsatarak, “El insaf, yani burada bu gelen rakamla bir defa bütün o ödenen aylıklar, maaşlar buradan ödeniyor, böyle bir şey yoktu bugüne kadar. Şimdi burada bu askere bizim ödenecek olan bütün harçlıklar bugüne kadar yapılmayan şeylerdi, şimdi bunlar yapılacak. Bunlar da tabii bir yerde iş noktasında, istihdam noktasında sıkıntı olanlar için de bunlar bir aileye harçlık olarak gelmiş olacaktır” dedi.

“YÜKSEK SEÇİM KURULU GEREKLİ OLAN ADIMI ATACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart seçimlerinin ardından İstanbul İl Seçim Kurulu yöneticileri ile CHP il yöneticilerinin bir araya geldiği iddialarının anımsatılması üzerine de “Artık kim kimle el ele, kol kola dolaşıyor, kim kiminle nerede görünüyor, bunları da bütün görsel medyada yayınladınız, yazılı medyada da yayınlandı. Benim ilgi alanım olsa, ben diyeceğim ki şunu yaptım, yaparım, ama şu anda bu benim ilgi alanım değil. İlgi alanı olan Yüksek Seçim Kurulu’dur. Sizler de medya olarak burada gerekli olan görüntülemeyi, her şeyi yaptınız. Ben inanıyorum ki Yüksek Seçim Kurulu da burada gerekli olan adımı atacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“DEVLETİN VALİSİNE KİMSENİN BÖYLE BİR İFADEYİ KULLANMA HAKKI YOKTUR”

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun Ordu Valisi Seddar Yavuz’a yönelik sözlerini nasıl değerlendirildiğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin valisini bu şekilde bir küfürle anmanın kabul edilemeyeceğine vurgu yaptı.

Vali Yavuz’un valilik olgunluğu içerisinde süreci işlettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben inanıyorum ki Vali Bey şu seçim sebebiyle sadece belki burada bir suç duyurusunda bulunmuş olabilir, ama bunda da artık medya, yazılı, görsel hepsi bilgileri aktarıyor. Ve bana gelen bilgiler şu seçim öncesi doğru olmayacağına inandığım için işi hızlandırmak istemiyorum gibi bir yaklaşımı ki bu zaten çok çok büyük bir olgunluk. Ama bu işin tabii arda bırakılır bir yanı yoktur. Valimiz inanıyorum ki seçim sonrası da bu işin takipçisi olacaktır. Çünkü bu devletin valisine kimsenin ben edep ederim, ağzıma alamam bu ifadeyi, böyle bir ifadeyi kullanma hakkı yoktur, kullanamaz. Demek ki, belediye başkan adayı olarak henüz bu devleti tanımamış, devletteki ilişkileri, protokolü, protokolün çeşitli yerlerdeki giriş çıkışlarını, kimler oraları kullanma hakkına sahiptir, değildir bunları bilmiyor. Tabii bundan dolayı da bu tür hakikaten af edilemez bir yanlışı yapmışlardır. Bundan sonraki süreç önümüzde bir seçim var, artık seçimden sonraki süreçtir. Ama kim bilir bundan sonra da daha neler çıkacak yani.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim haftasında bazı halka buluşma toplantıları yapabileceğini, bu konuyu değerlendirdiklerini bildirdi.

“MÜNBİÇ VE FIRAT’IN DOĞUSUYLA İLGİLİ ÇALIŞMALARIMIZI AYNI TİTİZLİKLE DEVAM ETTİRİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Münbiç Mutabakatı’nın birinci yılında bölgeye ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine, “Münbiç’le alakalı maalesef tabii stratejik ortağımız Amerika sözünde durmadı ve orada beklenenler olmadı. Ama beklenenlerin olmaması, bizim oradan tamamen elimizi eteğimizi çekmemiz anlamına gelmez. Biz Münbiç’le ilgili bütün planlamalarımızı aynı şekilde koruyoruz ve bunu yine aynen devam ettireceğiz. İşte Tel Rıfat’ta aynı şekilde, İdlib’de aynı şekilde” diye konuştu.

Verilen sözlerin yerine gelmediğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama biz oraları kesinlikle bırakamayız. Münbiç’ti, Fırat’ın doğusuydu, buralar üzerindeki çalışmalarımızı aynı titizlikle devam ettiriyoruz ve ettireceğiz” ifadesini kullandı.

Basın toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’ye hareket etti.

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,PATRONLAR GAZETESİ,GENÇ PATRONLAR DÜNYASI ,TÜRK İŞ DÜNYASI ,PATRONLAR HABER ,SON DAKİKA ,AKARYAKIT BAYİLERİ,AKARYAKIT DAĞITIM ŞİRKETLERİ,AKARYAKIT BAYİLERİ ,PATRONLAR GAZETESİ,ENERJİ MEDYASI,AKARYAKIT DAĞITIM ŞİRKETLERİ,ENERJİ DAĞITIM FİRMALARI,MEDYA TÜRKİYE ,

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Türkiye, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülkedir” 0 88791

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 74. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, BM’nin potansiyeli ve etkinliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Güvenlik Konseyi’nde, adalete ve hakkaniyete uygun köklü reformları derhâl gerçekleştirmeliyiz. Türkiye, girişimci ve insani dış politika anlayışıyla, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülkedir. Dünyanın en cömert insani yardım yapan ülkesi, en fazla yerlerinden edilmiş kişiyi kabul eden devleti unvanlarımız boşuna değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin New York şehrinde Birleşmiş Milletler 74. Genel Kurulu’na katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, dünyanın küresel düzeyde adaletsizliğin yol açtığı pek çok sorunla ve sancıyla yüz yüze olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne hakların ne de sorumlulukların gerektiği gibi paylaşılmadığını ifade etti. Adaletsizliğin; istikrarsızlığı, güç mücadelelerini, krizleri, israfı beraberinde getirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki şu an içinde bulunduğumuz kurum, İkinci Dünya Savaşı sonrası, işte bu adaletsizliği ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuştu.  Oysa bugün uluslararası camia, geleceğini tehdit eden terör, açlık, sefalet, iklim değişikliği gibi sorunlara kalıcı çözüm üretme kabiliyetini giderek yitiriyor” dedi.

“DÜNYANIN BİR TARAFI LÜKS İÇİNDE HAYATINI SÜRDÜRÜRKEN, DIĞER TARAFTA AÇLIĞIN KOL GEZMESİ KABUL EDİLEMEZ”

Genel Kurul’un bu yılki temasının “ Yoksulluğun ortadan kaldırılması, kaliteli eğitim, iklim değişikliğiyle mücadele ve kapsayıcılık için çok taraflı çabaların canlandırılması” olarak belirlenmesinin isabetli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın bir tarafı yüksek refah seviyesi ve lüks içinde hayatını sürdürürken, diğer tarafta açlığın, sefaletin, cehaletin kol gezmesi kabul edilemez. Dünyanın şanslı bir azınlığı dijital teknolojiyi, robotları, yapay zekâyı, obeziteyi tartışırken, 2 milyarı aşkın insanın yoksulluk, 1 milyara yakın insanın açlık sınırının altında yaşıyor olması çok acıdır” ifadesini kullandı.

“Şayet her birimiz güvende değilsek hiçbirimizin güvende olamayacağı gerçeğine sırtımızı dönemeyiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM kürsüsünden yıllardır insanlığın kaderinin sınırlı sayıdaki ülkenin isteğine bırakılamayacağını söylediğini hatırlatarak, “Burada, sizlerin huzurunda tekrar ediyorum; Dünya 5‘ten büyüktür. Zihniyetimizi de kurumlarımızı da kurallarımızı da değiştirme zamanı çoktan gelmiştir” dedi.

“NÜKLEER SİLAHLAR KONUSUNU ADALET TEMELİNDE BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURALIM”

Nükleer güç sahibi ülkeler ile buna sahip olmayan ülkeler arasındaki adaletsizliğin dahi tek başına, dünyanın dengelerini bozmaya yettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:  “Nükleer güce dayalı kitle imha silahlarının tümden yok edilmek yerine, her krizde bir koz olarak ortaya konması, herkes gibi bizi de rahatsız ediyor.  Bu güç, ya herkes için yasak ya herkes için serbest olmalıdır. Gelin, insanlığın tamamının huzurlu geleceği için bu sorunu bir an önce adalet temelinde bir çözüme kavuşturalım.”

Dakikada 13 kişinin hava kirliliğinden öldüğü, küresel ısınmanın dünyanın geleceğini tehdit ettiği bir dönemde, bu sorunlara hiç kimsenin kayıtsız kalamayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk iş olarak; Birleşmiş Milletler’in potansiyeli ile etkinliğinin güçlendirilmesi ve özellikle Güvenlik Konseyi’nde, adalete, hakkaniyete uygun köklü reformların derhâl gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

“TÜRKİYE, SORUNLARA ADİL ÇÖZÜMLER BULMAK İÇİN ÇABALAYAN BİR ÜLKE”

Türkiye’nin, girişimci ve insani dış politika anlayışıyla, tüm dünyayı ve insanlığı kucaklayan, sorunlara adil çözümler bulmak için çabalayan bir ülke olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dünyanın en cömert insani yardım yapan ülkesi, en fazla yerlerinden edilmiş kişiyi kabul eden devleti unvanlarımız boşuna değildir. Bu politikanın somut bir başka örneğini, üçüncüsünü 2020 yılında ülkemizde düzenleyeceğimiz Afrika Birliği-Türkiye Ortaklık Zirvesi’yle sergileyeceğiz.  Bu salondaki tüm ülkeleri, adalet, ahlak, vicdan esası üzerine bina ettiğimiz politikalarımıza ve girişimlerimize destek vermeye davet ediyorum.”

Suriye’nin, insanlığın vicdanını yaralayan ve küresel adaletsizliğin adeta sembolü hâline gelen bir coğrafya durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de 2011’den beri yaşanan krizin, rejim ve terör örgütleri ile onları cesaretlendiren güçler tarafından ısrarla sürdürülmeye çalışıldığına dikkat çekerek, 1 milyon insanın ölümüne, 12 milyonu aşkın insanın yerinden edilmesine, bunların yarısının da ülke dışında yaşamak zorunda kalmasına yol açan Suriye krizini artık sona erdirme zamanının geldiğine vurgu yaptı.

“DEAŞ’A İLK VE EN CİDDİ DARBEYİ VURAN ÜLKE TÜRKİYE’DİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye, DEAŞ tehdidinden en çok zarar gören ülkedir.  Bu örgüt bir yandan sınırlarımızı taciz ederken, diğer yandan çeşitli şehirlerimizde gerçekleştirdiği ve yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği canlı bomba eylemleriyle doğrudan kalbimize saldırmıştır. Suriye’de DEAŞ’a karşı ilk ve en ciddi darbeyi vuran ülke Türkiye’dir.  Fırat Kalkanı Harekâtı ile yaklaşık 3 bin 500 DEAŞ’lıyı etkisiz hâle getirerek, örgütün Suriye’deki çöküş sürecini başlattık.  Dünyanın dört bir yanından DEAŞ’a katılmak üzere harekete geçen teröristleri tespit etme, ülkemize giriş yasağı koyma, sınır dışı etme konusunda da yine en önde geliyoruz.”

Türkiye’nin, millî gelire oranla, dünyanın en fazla insani yardımda bulunan ülkesi olduğunu ve 5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki sığınmacıların 3 milyon 650 binini Suriye’den gelenlerin oluşturduğunu belirterek, son sekiz yılda sığınmacılar için 40 milyar dolar harcama yaptıklarını ifade etti.

“SIĞINMACILAR İÇİN FEDAKÂRCA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ ÇALIŞMALARDA TEK BAŞIMIZA BIRAKILDIK”

“Ülkemize gelen sığınmacılardan 365 bini, Suriye’de güvenli hâle getirdiğimiz bölgelere geri döndü” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeli sığınmacıların yarıya yakınının 18 yaşının altında olduğuna ve Türkiye topraklarında doğan Suriyeli çocuk sayısının ise 500 bine yaklaştığına dikkat çekti.

Sığınmacılara sadece barınma değil, eğitim ve sağlık başta olmak üzere her türlü imkânı sağladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna karşılık dünya, canlarını kurtarmak için çıktıkları yolculukları ya Akdeniz’in karanlık sularında ya da sınırlara gerilen tel örgülerin önlerinde sonlanan milyonlarca mazlumu çok çabuk unuttu. Ama biz, cansız bedeni kıyıya vuran Aylan bebeklerin görüntülerini unutmadık, unutmayacağız” ifadesini kullandı.

“Sadece bu yılın ilk sekiz ayında 32 bin düzensiz göçmeni denizlerde boğulmaktan kurtardık. Yine bu yılın ilk sekiz ayında, Suriyeliler dışındaki 58 bin düzensiz göçmeni ülkelerine geri gönderdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna rağmen diğer bölgelerden gelenlerle birlikte bugün Türkiye, 5 milyon mazlumu topraklarında barındıran bir ülke durumundadır. Sığınmacılar için fedakârca yürüttüğümüz bu çalışmalarda maalesef tek başımıza bırakıldık” dedi.

“SURİYE’DE KALICI SİYASİ ÇÖZÜME ULAŞILDIĞINDA, TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ DE TESİS EDİLMİŞ OLACAK”

Suriye’de; rejimin, PKK-YPG ve DEAŞ’ın kontrolündeki yerlere geri dönüş olmadığına dikkat çeken ve Suriye’den kaçanların geri döndüğü tek yerin Türkiye’nin güvenli hâle getirdiği bölgeler olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki insani krizin çözümünde üzerinde durulması gereken üç önemli husus olduğunu belirterek, “Birincisi, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin tesisi konusunda kritik bir süreç olarak gördüğümüz Anayasa Komitesi’nin etkin ve verimli bir şekilde çalıştırılmasıdır. Geçtiğimiz hafta başında Rusya ve İran’la birlikte bu konuda Ankara Zirvesi’nde aldığımız kararla, çok önemli bir başarıya imza attık. Suriye’de, kalıcı siyasi çözüme ulaşıldığında, bu ülkenin toprak bütünlüğü de kendiliğinden tesis edilmiş olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

İdlip’teki muhtemel katliamların ve yaklaşık 4 milyon kişilik potansiyel göç dalgasının önüne geçilmesini ikinci önemli başlık olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bu konuda Rusya ile Soçi’de vardığımız mutabakat, bir takım aksiliklere rağmen, hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Türkiye’nin yeni bir göç dalgasını daha karşılamaya ne tahammülü ne de imkânı vardır. Bu sebeple, İdlip’te güvenliğin ve istikrarın sağlanması hususunda tüm ülkelerin Türkiye’nin çabalarına destek vermesini bekliyoruz” dedi.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİNE AYNI MESAFEDEN BAKAN BİR ANLAYIŞI YERLEŞTİRMEDEN SURİYE’DE KALICI ÇÖZÜM BULUNAMAZ”

Suriye’nin dörtte birini işgal eden ve sözde Suriye Demokratik Güçleri adıyla meşrulaştırılmaya çalışılan Fırat’ın doğusundaki PKK-YPG terör yapılanmasının ortadan kaldırılmasının üçüncü önemli konu olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm terör örgütlerine aynı mesafeden bakan bir anlayışı yerleştirmeden Suriye meselesine kalıcı çözüm bulunamayacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Amerika Birleşik Devletleri ile burada bir güvenli bölge oluşturulması konusundaki görüşmelerimiz sürüyor. Niyetimiz, ilk etapta 30 kilometre derinliğinde ve 480 kilometre uzunluğunda bir barış koridoru tesis ederek, uluslararası toplumun desteğiyle burada 2 milyon Suriyelinin iskânını sağlamaktır. Şayet bu bölgenin derinliğini Deyrizor-Rakka hattına kadar indirebilirsek, ülkemizden, Avrupa’dan ve dünyanın diğer bölgelerinden kendi topraklarına geri dönecek Suriyeli sayısını 3 milyona kadar çıkartabiliriz. Gerçekleştirmekte kararlı olduğumuz bu konuda Türkiye olarak gerekli hazırlıkları yapmaya başladık.”

Türkiye öncülüğünde, Lübnan, Irak ve Ürdün’ün de katılımıyla bir uluslararası konferans planlandığını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Aralık ayında Cenevre’de gerçekleştirilecek olan ve eş-başkanlığını Türkiye’nin üstleneceği Küresel Mülteci Forumunun başarısına da önem verdiklerini vurguladı.

“TÜM DÜNYAYI, SURİYE’DEKİ İNSANİ KRİZİ DURDURMAK İÇİN İNİSİYATİF ALMAYA DAVET EDİYORUM”

“Güvenli bölgelere dönüşleri desteklemek için Birleşmiş Milletler öncülüğünde bir bağışçılar konferansı düzenlenebileceğini düşünüyoruz” sözleriyle konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Geçtiğimiz yıl Birleşmiş Milletlerde kabul edilen Küresel Göç Mutabakatı ve Mültecilere İlişkin Küresel Mutabakat’ın da etkin şekilde işletilmesine ihtiyaç vardır” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye’de, hakka, hukuka, vicdana uygun şekilde sağlanacak istikrar ve güven ortamının, komşusu Irak’ı da hem DEA, hem PKK tehdidi bakımından rahatlatacağına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler Genel Kurul salonundan, tüm dünyayı, Suriye’deki bu insani krizi durdurmak için inisiyatif almaya, çabalarımızı desteklemeye davet ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Teknolojik dönüşüm sürecinde yeni teknolojilerin pazarı değil, üreticisi olmak istiyoruz” 0 98810

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde yaptığı konuşmada, “Teknolojik dönüşüm sürecinde yeni teknolojilerin pazarı değil, üreticisi olmak istiyoruz. Bunun için katma değerli üretim öncülüğünde küresel rekabet gücümüzü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek, kritik teknolojilerde inşallah atılım sağlayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen, TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’ne (TEKNOFEST İstanbul) katıldı.

Sergilenen ve yarışmalara katılan eserleri inceleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra vatandaşlara hitap etti.

Türkiye’nin millî teknoloji hamlesinin sembolü hâline gelen etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen, T3 Vakfı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 19 yarışma alanı ve ilave altı yeni başlıkta 17 bin 400’e yakın takım ve 2 bin finalist, 50 bin yarışmacı başvurusu ve 10 bin finalist ve Türkiye’nin 81 vilayetinin tamamı ile 122 ülke katılımcısı ile TEKNOFEST’in rekor kırdığını söyledi.

“ULUSLARARASI LİDER ARAŞTIRMACILAR PROGRAMI’NA ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE DE DEVAM EDECEĞİZ”

Geçen yılki TEKNOFEST’te, bilim insanlarının Türkiye’ye dönüş seferberliğini başlattığını, dünyanın her yerindeki Türk bilim insanlarını Türkiye’ye davet ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası Lider Araştırmacılar Programımız bu seferberliğin ilk somut ürünü oldu. Çağrıyı açtığımız ilk günden itibaren müthiş bir taleple karşılaştık. Dünyanın en iyi üniversitelerinde, araştırma merkezlerinde ve üst düzey şirketlerinde çalışan Türk ve yabancı akademisyenler bize başvurdu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yılda bilime ve teknolojiye yaptıkları altyapı yatırımlarıyla güçlü bir ekosistem inşa ettiklerini, sayısı 207’yi bulan üniversite, bin 191 Ar-Ge merkezi, 349 tasarım merkezi, 84 teknoloji geliştirme bölgesi ve 112 bin araştırmacının bu ekosistemin temel aktörleri olduğunu dile getirdi.

Lider Araştırmacılar Programı ile Türkiye’ye gelen üst düzey araştırmacıların bilimsel çalışmalar yaparak, gençlere örnek olacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu programdan, 98’i Türk, 29’u yabancı olmak üzere 127 üst düzey araştırmacı faydalanarak, kritik Ar-Ge projelerinde önemli roller üstlenecekler.  Yoğun ilgiyle karşılaştığımız Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı’na önümüzdeki dönemde de devam edeceğimizin müjdesini de buradan sizlerle paylaşmak istiyorum” diye konuştu.

“2023’E GİDEN YOLDA YENİ BÜYÜME HİKÂYEMİZİ, TEKNOLOJİ VE YENİLİKÇİLİK ANLAYIŞIYLA YAZACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millî teknoloji hamlesi ruhuyla hazırlanan 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nin kamuoyu ile paylaşıldığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Teknolojik dönüşüm sürecinde yeni teknolojilerin pazarı değil, üreticisi olmak istiyoruz. Bunun için katma değerli üretim öncülüğünde küresel rekabet gücümüzü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek, kritik teknolojilerde inşallah atılım sağlayacağız. 2023’e giden yolda yeni büyüme hikâyemizi, teknoloji ve yenilikçilik anlayışıyla yazacak ve gençlerimize daha nitelikli iş imkânları oluşturacağız. Nitekim, bugün burada ortaokul, lise, üniversite takımları ile profesyonellerin ayrı ayrı geliştiği ve yarıştığı her etkinliği âdeta millî teknoloji hamlemizin yeni bir ayak sesi olarak görüyorum. Hava ve Kara Araçları Sergileri ile şu anda nitekim binler, on binler bu sergileri dolaşıyor, gösteriler gibi ilave etkinliklerle TEKNOFEST, âdeta bir teknoloji şöleni havasında geçmektedir. Burada kalbine teknoloji ve havacılık sevgisi aşıladığı her bir evladımız, geleceğimize yakılmış birer ışık olacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salı günü başlayan TEKNOFEST’e şu ana kadar 500 bini aşkın kişinin ziyaret ettiğini, bu sayının 1 milyona ulaşmasını hedeflediklerini belirterek, “Her şey hayal ile başlar. Hayal ile inanç birleştiğinde ise ortaya başarı çıkar. Millet olarak yıllarca hayal kurmamıza engel olmaya çalıştılar. Bize giydirilen ve kesinlikle üç beden, beş beden küçük gelen gömlekle yaşamamızı istediler” ifadelerini kullandı.

“BUGÜN TÜRKİYE, EĞİTİMDEN SAĞLIĞA HER ALANDA GÜÇLÜ ALTYAPIYA SAHİPTİR”

Merhum sanatçı Cem Karaca’nın “Tamirci çırağı” adlı eserinin sözlerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Evet… Biz de tutumları giydik. Bize de ‘Siz geri kalmış bir ülkesiniz, geri kalmış bir milletsiniz, öyle kalın’ dediler. Geçmişte pek çok devlet adamı bu kısır döngüyü kırmak için gayret göstermiş, kimileri bir parça yol da almıştır. Ama maalesef, 17 yıl önce ülkenin yönetimini devraldığımızda, Türkiye hâlâ geri kalmışlık zinciriyle bağlanmış bir hâldeydi. Öncelikle, 81 vilayetimizin altyapı sorunlarını çözerek, milletimizi özlemini çektiği hizmetlere kavuşturmak için kolları sıvadık. Bunun yanında, vesayetle çetin bir mücadeleye girişerek, demokrasimizi güçlendirdik, millî iradenin üstünlüğünü tahkim ettik. Aynı şekilde, ekonomimizi uluslararası rekabete uygun şekilde reforme ederek, üretimin, istihdamın, ihracatın, elbette büyümenin ve teknolojinin gelişmesini sağladık. Böylece, mahkûm edilmek istendiğimiz geri kalmışlık zincirlerini birer birer parçaladık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mücadelelerinin kolay olmadığı, 17 yılda birçok vesayet odağı, terör örgütü ve çetelerle mücadele ettiklerini anlatarak, “Hamdolsun, biz milletimizle birlikte bu saldırıların hepsini de birer birer boşa çıkarmayı başardık. Bugün Türkiye, eğitimden sağlığa her alanda güçlü altyapıya sahiptir. Böylece, sadece kendimize yeni ve parlak bir gelecek inşa etmekle kalmadık. Aynı zamanda gözünü ve yüreğini bize yöneltmiş yüzlerce milyon kardeşimize de umut verdik, mücadele azmi aşıladık” şeklinde konuştu.

“MİLLETİN İSTİKLALİ VE İSTİKBALİ İÇİN HİÇBİR MÜCADELEDEN GERİ DURMADIK”

Büyük devlet ve millet olmanın aynı zamanda büyük dertlerle, sorunlarla, büyük saldırılarla mücadele etmeyi gerektirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye şayet kendisine biçilen ‘geri kalmış veya az gelişmiş ülke’ rolünü kabul edip, başını kasap bıçağının önüne kuzu kuzu uzatmış olsaydı, şu anda yaşadığımız sıkıntıların çoğu gündemimizde olmayacaktı. Ama bu millet, tarihinin hiçbir döneminde esareti, müstemleke olmayı, zillet içinde yaşamayı kabul etmemiştir ve etmeyecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin istiklali ve istikbali için hiçbir mücadeleden geri durmadıklarının altını çizerek, bu milleti “göbeğini kaşıyan adam”, “bidon kafalı” diyerek küçümseyenlerin üzerine gittiklerini, terör örgütleri aracılığıyla Türkiye’ye rota tayin etmeye kalkanların suratına şamar gibi indiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İşte bugün Diyarbakır’da evlatları dağa kaçırılan o analar dimdik duruyorsa bunun bir sebebi var. Çünkü onların da ruh köklerinde ne var? Bir dinamizm var, ölümden korkmuyorlar, üzerine üzerine gidiyorlar ve ‘Evlatlarımız gelene kadar da buradan ayrılmayacağız’ diyorlar. Buradan Kandil’e sesleniyorum, bu terör örgütlerinin içinde yanında, arkasında olan onlara siyasi destek olanlara sesleniyorum; Bu ülkede katil aranıyorsa bunların adresini aramaya gerek yok. Bunlar, parlamentoya kadar sızmış olanlar ve kimseyi aldatamazsınız. Sokağa insanları çağırıp ondan sonra Diyarbakır’da 53 evladımızı öldürenleri bu millet unutmuyor ve unutmayacaktır da. Sonuna kadar bu işin takipçisiyiz, takipçisi olacağız. Bunları bırakamayız. Eğer biz bırakırsak ebedi âlemde şehitlerimiz bize bunun hesabını sorar.”

“TEKNOFEST, TÜRKİYE’Yİ YENİDEN BİR KISIRDÖNGÜYE HAPSETMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI VERİLECEK EN GÜZEL CEVAP”

“İşte ‘Gerektiğinde, hayatımız pahasına darbecilerin silahlarının karşısına dikilip, tıpkı Sultan Alparslan gibi, ‘ya şehit ya muzaffer olacağız’ dedik, tıpkı Gazi Mustafa Kemal gibi, ‘ya istiklal, ya ölüm’ dedik” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, maruz kaldıkları her saldırıya da milletle beraber “ya olacağız ya öleceğiz” diyerek karşı koyduklarının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları için bakan ve milletvekillerinin de bulunduğu geniş bir heyetle ABD’ye hareket edeceğini bildirerek bölgesel, küresel gelişmelere dair düşündüklerini tüm devletlerin temsilcileri önünde ifade edeceklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gizli saklı değil, açık ve net. Devlet başkanlarıyla, liderlerle yapacağımız ikili görüşmelerde kendilerine bunları açık ve net olarak anlatacağız. Dünya ekonomisi toplanacak onlarla onları konuşacağız.  Türkiye’nin bu büyük meydan okumasının elbette bir bedeli vardır. Ama biz bu topraklarda yaşamaya karar vermekle, zaten her türlü bedeli ödemeyi göze almış bir milletiz. Dolayısıyla, bize gizli açık tehditlerle bedel ödetmeyi düşünenler, bunun hesabını yapanlar, beyhude bir işle uğraştıklarını bilmelidirler” değerlendirmesinde bulundu.

TEKNOFEST’in Türkiye’yi yeniden bir kısırdöngüye hapsetmeye çalışanlara karşı verilecek en güzel cevap olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, ülkemizi hedeflerinden alıkoymak isteyenlere cevabımızı, hayallerimizi, heyecanımızı, azmimizi, inancımızı kaybetmeden çalışarak, çok çalışarak, daha çok çalışarak vereceğiz. Bizim milletimiz bir şeye inandığında ve yola çıktığında, Allah’ın izniyle, onu durdurabilecek hiçbir güç yoktur” diye konuştu.

Yapılan yatırımlar, icraatlar, reformlarla büyük ve güçlü Türkiye’nin yolunu açtıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı’nın ilmini alarak kendilerine amaç edineceklerini ve daha da gelişeceklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST 2019’un başarıyla gerçekleştirilmesinde emeği geçenleri tebrik ederek katılımcı ve katkı veren gençlere, teknoloji sevdalılarına, bilim adamı ve araştırmacılara teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TEKNOFEST 2019’da yarışarak birincilik elde eden ürünlerin tasarımcılarına ödüllerini takdim etti.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu, Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu,

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu,