Cumhurbaşkanı Erdoğan“G-20 platformu, küresel meselelerin çözümünde daha etkin ve güçlü bir mecra olmalı” 0 88850

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G-20 Osaka Liderler Zirvesi sonrası düzenlediği basın toplantısında, “G-20 platformunun, küresel meselelerin çözümü konusunda daha etkin, daha sonuç alıcı, daha güçlü bir mecra hâline dönüşmesini istiyoruz. Bunun yolu, ülkelerin taahhütlerini yerine getirmelerinden, adil bir duruş sergilemelerinden geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya’nın Osaka kentinde gerçekleştirilen G-20 Liderler Zirvesi’nin tamamlanmasının ardından zirvenin yapıldığı INTEX Fuar Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

G-20 Liderler Zirvesi’nin Japonya’nın ev sahipliğinde tamamlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Japon makamlarına ev sahiplikleri ve misafirperverlikleri için teşekkür etti.

“KÜRESEL EKONOMİDE ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRMALIYIZ”

Osaka Zirvesi’ni küresel gündemdeki konuların etraflıca ele alındığı verimli ve son derece başarılı bir toplantı olarak gördüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki gün boyunca zirve toplantıları, ikili görüşme ve liderler yemeği sırasında muhataplarıyla güncel meseleler üstünde istişarelerde bulunduklarını ifade etti.

Ticaret savaşları ve korumacı tedbirleri de ele aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ekonomide uluslararası iş birliğini artırmanın ve ülkeler arasındaki güven kanallarını açık tutmanın önemine değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Altyapı yatırımlarının ekonomik refah, kalkınma ve kapsayıcı büyüme için itici bir güç olduğu üzerinde fikir birliği içindeyiz. Bu kapsamda G-20 kaliteli altyapı yatırımları prensiplerini kabul ederek onayladık” diye konuştu.

Küresel ölçekte adil, sürdürülebilir ve modern bir vergi sisteminin tesisi amacıyla atılacak adımları değerlendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dijital ekonominin vergilendirilmesinde ise ülkelere özgü faktörleri ve ülkelerin düzenleme hakkına saygıyı esas alan, uzlaşma temelli bir çözüm geliştirilmesi gerekiyor. Ayrıca bu alanda geleceğe yön vereceğine inandığım bir bildiriyi de G-20 olarak kabul ettik” ifadesini kullandı.

“BATILI DEVLETLER EN TEMEL İNSANLIK SINAVINDAN GEÇEMEDİ”

Eşitsizlikler oturumunda mültecilere yönelik Türkiye’nin gösterdiği fedakârlıkları ve ortaya koyduğu çabaları anlattıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’deki çatışmalardan kaçan milyonlarca insana kapısını açtığını, Türkiye’nin hâlihazırda 3,6 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın mülteciye ev sahipliği yaptığını yineledi.

Türkiye’nin mülteciler için Birleşmiş Milletler hesaplamalarına göre 37 milyar doları aşkın bir kaynak kullandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ürdün ve Türkiye gibi Suriye’ye komşu birkaç ülke milyonlarca düzensiz göçmenin yükünü tek başlarına sırtlanmak zorunda kalmışlardır. İnsan hakları konusunda diğer ülkelere karne düzenleyen gelişmiş Batılı devletler en temel insanlık sınavından maalesef geçemedi” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Akdeniz’den, sınırlardan adeta birer toplama kampını, birer hapishaneyi andıran mülteci kamplarından yansıyan fotoğrafları hepimiz gördük. Aylan bebeğin sahile vuran cansız bedeni, yüz binlerce umut yolcusunun yaşadığı trajedinin en acı ifadesidir. Mültecilerle ilgili ön yargılar yerine vicdanı merkeze alan politikalar geliştirilmediği sürece minik yavrular nehir kenarlarında, özellikle deniz kıyılarında ölmeye devam edecektir. Muhataplarımıza Türkiye’nin yardım ve hizmetlerini sürdürebilmesi için uluslararası toplumun sorumluluk ve yük paylaşımına gitmesi gerektiğini ifade ettik.”

“ULUSLARARASI TİCARET, ZİRVENİN EN ÖNEMLİ KONULARINDAN BİRİYDİ”

Zirvenin önemli konularından birinin de uluslararası ticaret olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin açık, serbest ve kurallara dayalı çok taraflı ticaret sistemine olan taahhüdünü koruduğunu, gerginlikleri gidermek için atılacak adımların Dünya Ticaret Örgütünün kurallarıyla uyumlu olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim konusunun da G-20’de önem verilen konular arasında yer aldığına atıfta bulunarak, “G-20 içerisindeki en düşük emisyonlara sahip ülkelerden biri olarak bu alanda gerekli katkıyı sağlıyoruz. Biz başından beri iklim değişikliği alanında hakkaniyetli bir yaklaşım ortaya konulması gerektiğinin altını çiziyoruz. Devletlerin tarihî sorumluluklarının ve kalkınma seviyelerinin dikkate alınmasına ihtiyaç vardır. Türkiye’nin Ek-1 ülkeleri listesinden çıkarılarak gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alması önem arz ediyor. Ayrıca ülkemize Paris ve Buenos Aires zirvelerinde verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Bunlar yapılmadan Türkiye de ilave adımlar atmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Enerji konusunda artan talebi karşılayacak, ithal bağımlılığını azaltacak, arz güvenliğini garanti edecek dönüşümleri yaptıklarını belirten ve dünyada hâlen bir milyara yakın insanın elektrikten yoksun yaşadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel adaletsizliğin en önemli göstergelerinden biri, enerjiye ulaşım konusunda yaşanan işte bu acımasız tablodur. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde G-20’nin daha fazla inisiyatif alması şarttır” diye konuştu.

“G-20 ÜLKELERİ TERÖRİZMLE MÜCADELE KONUSUNDA İLKELİ BİR DURUŞ SERGİLEMELİ”

G-20 ülkelerinin terörizmle mücadele konusunda ilkeli, tutarlı ve kararlı bir duruş sergilemeleri gerektiğini de vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerini, ideolojilerine veya kimliklerine göre tasnif etmenin yanlış olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörün kanlı yüzüyle son dönemde birçok ülkenin yüzleştiğini belirterek, Paris, Brüksel, Lübnan, Nijerya, Somali ve Sri Lanka’da farklı terör örgütlerinin saldırılarının, terörün belli bir bölgeyle, belli bir etnik kimlikle veya dini grupla ilişkilendirilemeyeceğini bir kez daha ortaya koyduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’daki, Lahor’daki, Beyrut’taki teröristin kimliğinin bir hükmü, hiçbir anlamı yoktur. Terör, tüm insanlığın, insani değerlerin düşmanıdır. Bunun için tüm devletlerin teröre ‘terör’ deme erdemini artık göstermesi gerekiyor. Bu hususta Suriye sahasında ciddi sıkıntılar, ciddi tutarsızlıklar yaşanıyor. Etnik temizlik uygulayan, çocukları silahaltına alan, insanları göçe icbar eden PKK, YPG gibi örgütler bazı müttefiklerimiz tarafından adeta el üstünde tutuluyor” şeklinde konuştu.

“TERÖR, TIPKI BİR AKREP GİBİ KENDİNİ BESLEYEN ELİ DE SOKACAKTIR”

Türkiye’deki FETÖ tarzı yapıların kimi Batılı devletlerce himaye edildiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasiye kasteden darbecilerin ‘siyasi sığınmacı’ kılıfı altında korunması ve kollanmasının faturası tüm insanlık için ağır olacaktır. Terör tıpkı bir akrep gibi eninde sonunda kendini besleyen eli de sokacaktır. DEAŞ, El Kaide, Boko Haram, El-Şebab gibi örgütler nasıl küresel güvenlik için tehditse Yeni Zelanda’daki menfur katliamda gördüğümüz gibi Neo Nazi yapılanmalar da aynı derecede tehlikelidir” ifadelerini kullandı.

Norveç’te 2011’de yaşanan ve 77 kişinin hayatını kaybettiği Breivik katliamının örnek alınmazsa ırkçılığın ne tür acılar yaşatabileceğini tüm dünyaya gösterdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Uluslararası toplum bu katliamdan gerekli dersleri çıkarmamış, benzer ırkçı saldırılar dünyanın başka ülkelerinde de yaşanmaya devam etmiştir. Solingen’de ve NSU cinayetlerinde vatandaşlarını ırkçı cinayetlere kurban vermiş bir ülke olarak kaygılarımızı dillendiriyoruz. Batı dünyasını zehirli bir sarmaşık gibi saran ırkçılığın ne insanlarımız ne de Avrupalı dostlarımız için bir kâbusa dönüşmesini istemiyoruz. Bunun için de ikazlarımızı yapıyor, tepkimizi ortaya koyuyoruz.”

“CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİNİN ÜZERİNİN ÖRTÜLMESİNE MÜSAADE ETMEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin terörle ve kültürel ırkçılıkla mücadele konusundaki hassasiyetinin özellikle de adaletin tesisine verdiği önem sebebiyle olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Biz bu hassas tavrı, geçen yıl vahşi bir cinayete kurban giden merhum Gazeteci Cemal Kaşıkçı hadisesinde de gösterdik. Birleşmiş Milletler (BM) ile iş birliği içerisinde çalışarak Cemal Kaşıkçı cinayetinin üzerinin örtülmesine müsaade etmedik. Geçen hafta kamuoyuyla paylaşılan rapor, cinayetle ilgili pek çok gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletlerin, Özel Raportör Callamard’ın raporunun arkasında durarak gerekli adımları atmasını bekliyoruz. Kaşıkçı cinayetinin, tüm yönleriyle aydınlığa kavuşturulması ayrıca en üstten en alta kadar sorumlularının tamamından hesap sorulması uluslararası toplumun öncelikli görevidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Mısır’ın demokratik yollarla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin şehadetinin de tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini vurgulayarak, altı yıldır darbe mahkemelerinde yargılanan Mursi’nin şüpheli bir şekilde 16 Haziran’da duruşma salonunda vefat ettiğini hatırlattı.

“MURSİ KONUSUNDA DARBECİLERİN AÇIKLAMALARI VİCDANLARI TATMİN ETMEKTEN UZAK”

“Yaklaşık yarım saat orada hiçbir müdahale yapılmaksızın ölümü beklenen Mursi konusunda darbecilerin yaptığı açıklamalar vicdanları tatmin etmekten uzaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, G-20 liderlerinden Mursi’nin vefatı karşısında, demokrasiye ve insani değerlere daha fazla sahip çıkmalarını beklemiş olduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mursi’nin adli tıp kontrolü yapılmadan defnedilmesinin düşündürücü olduğuna işaret ederek, “Aksi takdirde burada şaibelerin olduğu açıktır, nettir ve bunun hesabını aslında Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, tüm siyasiler üzerine gitmek suretiyle sormalıyız” dedi.

Mısır’daki idam kararlarına Batılı ülke ve insan hakları kuruluşlarının sessiz kalmasını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülke ve kuruluşların konu Türkiye olunca ortalığı ayağa kaldırdığını, darbecilerin bile idamının tartışılmasını kabul edilemez bulduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 25 Şubat’ta 9 Mısırlı gencin idam edilmesinden sadece 5 gün sonra yapılan zirvede, AB üyesi ülkelerin Şarm el Şeyh’te bir araya geldiklerini hatırlatarak, “Bu zirve sırasında Avrupalı liderler darbecilerin elini sıkmakta hiçbir beis görmemiştir. Ne Kaşıkçı cinayetinin ne de Cumhurbaşkanı Mursi’nin şaibelerle dolu vefatının gündemden düşürülmesine izin verilmemelidir. Uluslararası basının tıpkı Kaşıkçı cinayetinde olduğu gibi Mursi’nin şüpheli ölümünün de üzerine cesaretle gideceğine inanıyorum” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medyada yalan ve provokatif haberlerin hızla yaydığına işaret ederek, kişisel verilerin korunması ve bireyin mahremiyetine saygı gösterilmesinin daha önce hiç olmadığı kadar yara aldığını sözlerine ekledi.

“ÖZGÜRLÜK-GÜVENLİK DENGESİ KORUNMALI”

Siber saldırıların büyük şirketlerden devlet kurumlarına hatta demokratik seçimlere kadar hemen her şeyin güvenliğini tehdit ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilhassa terör örgütlerinin bu boşluğu kendi propagandalarını yapmak, yeni militanlar devşirmek için istismar ettiklerinin görüldüğünü söyledi.

Özgürlük, güvenlik dengesinin korunarak, iletişim teknolojilerini daha güvenilir hâle getirecek düzenlemelerin hayata geçirilmesinin şart olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konularda G-20 ülkeleri arasında hassasiyetin arttığına şahit olunduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene, “yapay zekâ, 5G ve nesnelerin interneti” gibi güncel teknolojiler ile inovasyonun ekonomi ve toplumlara fayda sağlayacağı şekilde kullanılmasının önemine dikkati çektiklerini belirterek, yapay zekânın insanı merkeze alan bir yaklaşımla ele alınması gerektiğinin altını çizdiklerini aktardı.

Zirvede özellikle israfın önlenmesi ve azaltılması konusundaki kararlılıklarını tekrar teyit ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihdam politikaları, çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, insan kaçakçılığı ve modern köleliğin bitirilmesi, kadın istihdamını artırmaya yönelik daha fazla çalışma yapılması konularında taahhütte bulunduklarını belirtti.

“192 DEVLETİN KADERİ, 5 DAİMİ ÜLKENİN İNSAFINA TERK EDİLMEMELİ”

Sadece ekonomi eksenli meselelere odaklanmanın G-20’nin potansiyelini layıkıyla kullanmamak olacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “BM üyesi 192 devletin kaderini 5 daimi ülkenin insafına terk etmek doğru ve adil bir yaklaşım değildir. G-20 platformu ise daha demokratik ve kuşatıcı bir yapıya sahiptir. G-20’nin küresel meselelerin çözümü konusunda daha etkin, daha sonuç alıcı, daha güçlü bir mecra haline dönüşmesini istiyoruz veya 192 ülkeyle BM yürüyecekse orada da BM Güvenlik Konseyi’nin dönerli bir şekilde daimi ve geçici üyelerden değil, tamamının daimi üyelerden oluştuğu bir platform olarak gündeme gelmesinde fayda var. Tabii şu andaki BM Güvenlik Konseyi’nin 5 üyesi buna kolay kolay razı olmayacaktır. Fakat bizler de, dünyadaki 192 ülke bunu zorlamalıyız. Böyle bir yapının ilanihaye devam etmesi doğru olmayacaktır. Şüphesiz bunun yolu da ülkelerin taahhütlerini yerine getirmelerinden, adil bir duruş sergilemelerinden geçiyor.”

“S-400’LER TESLİMAT SÜRECİNDE”

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’dan S-400 alımına ilişkin bir soruya, ABD Başkanı Trump’ın görüşmeleri öncesinde konuyla ilgili gayet güzel cevap verdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,  şöyle konuştu: “S-400’lerle ilgili konuda bizim tabi bütün anlaşmamız, her şeyimiz bitmiştir ve şu anda artık olay teslimat sürecindedir. Ve teslimat sürecinde de olan böyle bir sözleşmeyi inkâr etmemiz Türkiye gibi bir devlete yakışmaz. Bu iş bitti. Yaptırımlar konusunda Sayın Trump bugün yaptığı açıklamada, bu konuya açıklık getirdi. Böyle bir şeyin olmayacağını da kendisinden özellikle dinlemiş olduk. Bizim örneğin S-400 olayı bir taraftan yürürken ama biz Amerika’dan Lockheed Martin’den şu anda mesela Boeing uçaklar alıyoruz. 100 adet Boeing uçağını Lockheed Martin’den alıyoruz. Yani serbest piyasa ekonomisinin olmuş olduğu bir dünyada bunları bir defa birbirine karıştırmayacağız ve adımlarımızı da buna göre atacağız. Bunun yanında da şu gerçeği özellikle vurgulamamız lazım, o da şudur, biz Amerika ile stratejik ortağız. Stratejik ortak olarak da bizim atacağımız bu adımlarda Türkiye’nin egemenlik haklarına birilerinin müdahale etme gibi bir yetkisi de yoktur, bunu da herkesin bilmesi lazım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, F35 uçakları için de şu ana kadar ABD’ye bir milyar 400 milyon dolar ödeme yapıldığına dikkati çekerek, “Burada biz pazar değiliz, ortak üreticiyiz. Ortak üretici olmak suretiyle de şu ana kadar bize teslimatı yapılan 4 tane F35 uçağı var. Ama alacağımız 100 artı 16. Yani toplamda 116 uçak. Biz bunların da beklentisi içerisindeyiz. Ödeme planımız başlamış, ödemeler yapılıyor. Ama böyle altta birilerinin yaptığı açıklamalar Sayın Başkan’ın yaklaşımlarıyla hiç örtüşmüyor. Bunların da bizim ikili ilişkilerimizi ben bozmayacağına inanıyorum ve yola da bu kararlılıkla devam ediyoruz” sözlerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye ile ABD arasında herhangi yaptırım olmayacağını söyleyebilir miyiz?” sorusuna “Şu anda böyle bir görüntü ortada yok. İki stratejik ortak arasında böyle bir şeyin olması da söz konusu değildir, olamaz diye düşünüyorum” yanıtını verdi.

KAŞIKÇI CİNAYETİYLE İLGİLİ HAZIRLANAN BM RAPORU

Bir soru üzerine, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili hazırlanan raporun her şeyi ortaya serdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda da Bayan Kalamar’ın raporu özellikle birçok konuyu açıyor, gözler önüne seriyor. Ve buradan hareketle ben inanıyorum ki şu anda Amerika da Birleşmiş Milletler de bu işin takipçisi olacak. Ve hepsinden öte biz de bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Çünkü yapanın yanına kar kalmayacak” dedi.

Libya’da Halife Hafter’in Türk unsurlarının vurulmasına yönelik talimat verdiğinin anımsatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Benim kim tarafından böyle bir talimat verilmiş bu konuda bilgim yok. Yani eğer Hafter tarafından böyle verilmiş bir talimat, emir varsa, şu anda ilgili birçok arkadaşım burada, biz onu da inceletiriz, zaten bu konuyla ilgili de gerekli tedbirlerimiz alınmıştır. Bundan sonra çok daha farklı bir şekilde bu tedbirleri de alırız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine S-400’lerin teslimatına Temmuz ayının ilk yarısında başlanacağını yineleyerek, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesinde İdlib’in de gündeme geldiğini kaydetti.

“SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ TERÖR KORİDORU, BİR BARIŞ KORİDORU HÂLİNE GETİRİLMELİ”

Türkiye’nin bölgedeki gözlem noktalarına Suriye rejimi tarafından saldırılar olduğunu ve bir Türk askerinin şehit düştüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii gereken ondan sonra tarafımızdan yapıldı. Temenni ederiz ki bundan sonra bu tür saldırılar olmaz. Şu anda bir sükûnet söz konusu. Bunları asla beklemiyoruz, bir daha olmaması gerekir. Bunları ele aldık, bunlarla ilgili görüşmeyi de yaptık. Ve bu gözlem kulelerinin varlığı İdlib’in korunmasıdır,  bölgenin korunmasıdır ve bu konudaki hassasiyetimizi de sonuna kadar özellikle koruyacağız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüşmesinde Münbiç, Fırat’ın doğusu konularını görüştüklerini belirterek, Suriye’nin kuzeyinde oluşan terör koridorunun bir barış koridoru haline getirilerek buraya Suriye halkının yerleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Zirve’de ikili görüşme gerçekleştirdiği tüm liderlerle FETÖ meselesini de ele aldıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, liderlerden ülkelerini bu örgütten korumalarını istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, soru üzerine, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmediğini belirtti.

“KAŞIKÇI CİNAYETİYLE İLGİLİ KAYITLAR SUUDİ ARABİSTAN İSTİHBARATINA DA DİNLETİLDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi esnasındaki bilgileri, kayıtlar dinlediğini, kayıtların Suudi Arabistan istihbaratından kişilere de dinletildiğini anlatarak, “İlk etapta Türkiye’ye gönderilen iki uçakla 15 kişi bu işin failleridir ve bu işi meydana çıkarması gereken de birinci derecede Muhammed bin Selman’dır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce, bir insan öldürülüyor, bu kadar hafif mi? Medya olarak, uluslararası medyanın buna çok daha ileri derecede sahip çıkması lazım. Dolar her şeyi satın alıyor mu? Alamayacağı bir şeyler de olması lazım. Alamayacağı bir şeyin de kalem olduğuna inanıyorum, kalemi satın alamaması lazım, düşünceyi satın alamaması lazım” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump ile Türkiye-ABD ilişkilerini ve Trump’un Türkiye seyahati üzerinde durduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk ve ABD’li iş adamlarının üst düzeyde bir araya getirilmesi konusunu konuştuklarını kaydetti.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitim konusunda tarihimizin en kapsamlı dönüşüm hamlesine imza attık” 0 88011

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Eğitim konusunda tarihimizin en kapsamlı dönüşüm hamlesine imza atarak, eğitimin altyapısını yeni baştan inşa ettik. Her sene bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesini 7,5 milyar liradan 114 milyar liraya yükselttik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kadıköy Atatürk Fen Lisesi’nde düzenlenen, yapımı tamamlanan okulların ortak açılışı ve 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının öğrencilere, öğretmenlere, velilere, eğitim-öğretim camiasına ve Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi.

Konuşmasının başında bölücü terör örgütünce şehit edilen Necmettin Yılmaz, Aybüke Aydın ve görevi başında şahadet yürüyen eğitim-öğretim camiasının tüm şehitlerine rahmet dileyerek, minnetle yâd eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerimde hakkı olan kendi öğretmenlerimi de bir kez daha saygıyla anıyor, hayatta olanların ellerinden öpüyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Tüm öğretmenlerimize hizmetleri ve engin sabırları için ülkem ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyor, görevlerinde başarılar temenni ediyorum. İlk defa okula başlamanın heyecanını yaşayan evlatlarımızın her birinin tek tek gözlerinden öpüyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün 81 vilayette yapımı tamamlanan 716 okulun resmî açılışını gerçekleştirdiklerini belirterek, yatırım bedeli 4 milyar 638 milyon lirayı bulan 12 bin 640 yeni dersliğin Türkiye’ye kazandırıldığını açıkladı.

“BÜTÇEDE ASLAN PAYINI EĞİTİME AYIRDIK”

Türkiye’de son 17 yılda; demokrasiden ekonomiye, altyapıdan turizm ve sanayiye uzan geniş bir yelpazede birçok başarıya imza attıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bilhassa eğitim-öğretim konusunda tarihimizin en kapsamlı dönüşüm hamlesine imza atarak eğitimin altyapısını adeta yeni baştan inşa ettik. Her sene bütçede aslan payını eğitim-öğretime ayırdık. Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesi göreve geldiğim zaman 7,5 milyar idi, şimdi ise 114 milyar liraya yükselttik, aslan payını eğitim-öğretime verdik. Ülkemize kazandırdığımız 309 bin yeni derslikle milletimizin en önemli dertlerinden birisi olan kalabalık sınıfları tamamen ortadan kaldırdık.”

Eğitimin fiziki altyapısını geliştirmenin yanında, önceki dönemlerin yasakçı, baskıcı zihniyetlerinin izlerini silmek için de çok çaba harcadıklarını, kat sayı sistemine son verdiklerini, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitimde fırsat eşitliğini ve adaleti sağlamak için özellikle maddi durumu yerinde olmayan öğrencilerimizin burs imkânlarını genişlettik. Ders kitaplarını ücretsiz bir şekilde bütün okullarımızda dağıtıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul öncesi eğitimi süratle yaygınlaştırdıklarını, ilkokula başlama yaşını 69 aya düşürdüklerini, ders müfredatlarını özgürlükçü, demokratik, şeffaf ve objektif bir anlayışla yeni baştan hazırladıklarını, milletin inancını, medeniyet ve kültür değerlerini hor gören ideolojik unsurları ders kitaplarımızdan tamamen temizlediklerini kaydetti.

“17 YILDA 632 BİN YENİ ÖĞRETMENİMİZİN ATAMASINI GERÇEKLEŞTİRDİK”

Okulların teknolojik altyapısını baştan aşağı yenileyerek 432 bin 288 sınıfın tamamına etkileşimli tahtaları yerleştirdiklerini, 45 bin 653 çok fonksiyonlu yazıcının kurulumunun yapıldığını, 1,5 milyon tablet bilgisayarı liselerdeki öğrencilere ve öğretmenlere dağıttıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bunları yaparken eğitimin temel direği olan öğretmenlerimizi de asla ikinci plana atmadık. Son 17 yılda 632 bin yeni öğretmenimizin atamasını gerçekleştirdik. 1 ay önce yüreği kıpır kıpır, idealist, 20 bin genç öğretmenimizi görevlerine başlatmanın gururunu yaşadık” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye genelinde derslik başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 24’e, ortaöğretimde 20’ye, genel ortaöğretimde 21’e, mesleki ve teknik ortaöğretimde ise 19’a kadar gerilediğini açıklayarak, kız çocuklarının okullaşma oranlarında ve devamsızlık konusunda da önemli ilerlemeler kaydedildiğini bildirdi.

“KADİM DEĞERLERİMİZİ ÖĞRENCİLERİMİZE LAYIKIYLA AKTARAMADIK”

Eğitimde kalite artışına yoğunlaşmak gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Eğitimde niteliği yakalamanın günü birlik bir konu olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Alışkanlıkları değiştirmek, atomu parçalamaktan daha zordur diye malum bir söz var. Eğitimde Cumhuriyet tarihimiz boyunca bize özgü bir gelenek oluşturamadık, böyle bir sistemi maalesef kuramadık. Hukukta, idari düzende, bürokrasi olduğu gibi eğitimde de Batı’yı kopyalamayı tercih ettik. Açıkçası ne kendi kadim değerlerimizi, ne Batı kültürünü öğrencilerimize layıkıyla aktarabildik.  Sonuçta kendi değerlerine bigâne kalan, aslını inkâr eden Batı kültürüne hayranlık duymanın ötesinde katkısı olmayan kayıp nesiller yetiştirdik. Bunun yanında, eğitim sistemimiz daha çok ezbere dayandı. Sınav odaklı, sınavlardaki başarıya odaklı dar bir bakış açısı. Ne yazık ki eğitim sistemimizin en büyük handikaplarından birisi oldu. Düşünmeye, soru sormaya, sorgulamaya, öğrencilerimizin sanat, spor, bilim, edebiyat gibi farklı alanlardaki yeteneklerini keşfetmeye yeterince önem verilmedi. Uzun yıllar eğitim sadece insan formatlama, tek tipleştirme, dikte aracı olarak görüldü. Eğitimde yaptığımız reformların gayelerinden biri de bu sakat anlayışı tümüyle ortadan kaldırmaktır.”

“ÇOCUKLARIMIZI AHLAK VE KARAKTER SAHİBİ İYİ BİR İNSAN OLARAK YETİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanların farklı beceri, yetenek ve yatkınlıkları bulunduğunu ve eğitimin de bu kabiliyetleri ortaya çıkarma sanatı olduğunu dile getirerek, “Hiç şüphesiz bunu yapacak olanlar da eğitim-öğretim sistemimizin mihveri ve temel taşı konumundaki öğretmenlerimizdir. Öğretmen sadece öğreten değil, aynı zamanda öğrencilerinin içindeki cevheri keşfeden bir yetenek avcısıdır. Öğretmen yalnızca maişet peşinde koşan değil, peygamber mesleğini icra etmenin hassasiyetini yüreğinde hisseden kişidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Çocuklarımızı ahlak, erdem, marifet ve karakter sahibi iyi bir insan olarak yetiştirmek için çalışıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl kamuoyu ile paylaşılan 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nin de bu hedefleri gerçekleştirme yolunda değerli bir adım olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çocuklara ve gençlere seslenerek, şöyle konuştu: “Biliyorum bugün kiminiz ilk defa okula başlıyor, bazılarınız ise üç aylık tatilin ardından öğretmenlerinize ve arkadaşlarınıza kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor. Bu mutlu, bu heyecanlı gününüzde sizlere bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum. Unutmayın, merak ilmin anahtarıdır. Merakınız ne kadar büyükse bilginiz o kadar derin olacaktır. Bunun için soru sormaktan, sorgulamaktan asla çekinmeyin. Vicdan hayatta bize doğru yolu gösteren bir pusuladır. Vicdan eleğinizden geçmeyen hiçbir şeye itibar etmeyin. Arkadaşlarınıza, okulunuza, sizin için ter döken büyüklerinize değer verin. Öğretmenlerinize saygıyı hiçbir zaman elden bırakmayın.”

“İYİ BİR KARİYERE SAHİP OLMAK ÖNEMLİ AMA ÖNCE İYİ BİR İNSAN OLMAYI HEDEFLEYİN”

“Hayallerinizle aranıza kimsenin girmesine müsaade etmeyin, yaptığınız işi en güzel, en başarılı şekilde yapmaya çalışın” sözleriyle öğrencilere seslenişini sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anne-babalarınız sizin en değerli varlıklarınızdır. Paylaşmak en büyük erdemlerden biridir. İyi bir kariyere sahip olmak elbette önemlidir, ama iyi bir doktor, iyi bir mühendis, bürokrat, bilim insanı, sanatçı, sporcu olmanın yanı sıra, hatta onlardan önce iyi bir insan olmayı hedefleyin” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bugünün çocuklarına, gençlerine şehitlerin emaneti olduğunun da altını çizerek, “Tarihinizden, değerlerinizden kopmadan bu emaneti geleceğe taşıyacak olan da yine sizlersiniz. Sizi bu muhteşem mirastan uzaklaştırmak, geçmişinize ve özünüze yabancılaştırmak isteyenlere kesinlikle itibar etmeyin” uyarısında bulundu.

Gençlere nasihat olarak, İstiklal marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un, “İhtiyar amcanı dinler misin, oğlum, Nevruz? / Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işte gerek. / Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme; / Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının bir kez daha eğitim camiasına ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu,

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Önümüzdeki dönemde alternatif finans konusunda daha cesur ve kararlı adımlar atacağız” 0 17

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Alternatif Finansta Yeni Ufuklar” programında yaptığı konuşmada, “Risk paylaşımı yoluyla başka insanların üretimlerine katılımı esas alan yeni finans modellerini tercih oranı giderek artıyor. Dün bunları söylediğimiz için bize saldıranlar, şimdi bu sistemi ciddi ciddi konuşuyor, tartışıyor, hatta çeşitli şekillerde uyguluyor. Türkiye’nin bu konuda geç kaldığını, geride kaldığını düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde, alternatif finans konusunda daha cesur ve kararlı adımlar atacak, ülkemizi bu alanda da hak ettiği yere getireceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Marmara Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen, “Alternatif Finansta Yeni Ufuklar: Uluslararası Likidite, Yeşil Finans ve Sosyal Sorumlu Finans” konulu konferansa katıldı.

Konferansta konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi ile Marmara Üniversitesi’ne, ekonomiye yeni bir soluk getireceğine inandığı alternatif finans konusunu kamuoyunun gündemine getirdiği için teşekkür etti.

“KÜRESEL EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEM İNSAN ODAKLI VE ÜRETİMİN ASLİ UNSUR OLDUĞU BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”

Dünya ekonomisinde söz sahibi çevrelerin uyguladığı modellerin ülkelerin ekonomilerini ciddi çıkmaza soktuğunu, bunun en önemli sinyallerinden birinin de 2008 küresel finans krizi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar dikkatler başka yerlere çekilmeye çalışılsa da bu krizin asıl kaynağının Amerika ve Avrupa olduğu bir gerçektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üretimin ve refahın artışına katkı yapması gereken sistemin, maalesef ekonominin tamamına hükmeden ve istikrarı tehdit eden bir konuma geldiği uyarısında bulunarak, “Âdeta diğer tüm sektörlerin finans sektörünü beslediği bu sağlıksız yapının sürdürülemez olduğu ortadadır. Sosyal ve beşeri maliyetleri dikkate almadan, sadece daha fazla kazanma hırsıyla işleyen bu ekonomik sistemin çökmesi kaçınılmazdır. Dünyada gelir ve servet dağılımı gittikçe bozulurken, ülkelerin kendi içerisinde ve küresel ölçekte makas sürekli açılırken, oturup bu düzenin üzerimize yıkılmasını bekleyemeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

Küresel ekonomik ve finansal sisteminin insan odaklı ve üretimin asli unsur olduğu bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, alternatif finansın da bu dönüşümün en önemli unsurlarından birisi olduğunu söyledi.

“DÜNYAYI YENİ BİR EKONOMİK DURGUNLUK KORKUSU SARDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim ‘Dünya 5’ten büyüktür’ itirazımız, sadece siyasi karar alma ve güvenlik uygulamalarına yönelik değildir. Bu itirazın tüm insanlığa hizmet etmesi gereken kaynakların belirli ellerde toplanmasıyla ortaya çıkan çarpıklıklara ilişkin boyutu da vardır. Bize göre, adaletsizliği sürekli büyüten bu sistem, tüm unsurlarıyla tartışılmalı, uzlaşma yoluyla yeniden inşa edilmelidir” diye konuştu.

Geleceğin dünyasında faize dayalı bir sistemin yerini “risk paylaşımının esas olduğu katılımcılığın” aldığı yeni bir finansal mimariye bırakacağına inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Risk paylaşımı yoluyla başka insanların üretimlerine katılımı esas alan yeni finans modellerini de tercih oranı giderek artıyor. Dün bunları söylediğimiz için bize saldıranlar, şimdi bu sistemi ciddi ciddi konuşuyor, tartışıyor, hatta çeşitli şekillerde uyguluyorlar.  Türkiye’nin bu konuda geç kaldığını, geride kaldığını düşünüyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde, alternatif finans konusunda daha cesur ve kararlı adımlar atacak, ülkemizi bu alanda da hak ettiği yere getireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı her saldırının bir boyutunun da ekonomi olduğuna dikkati çekerek, Gezi olayları, 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimi, çukur eylemleri, 15 Temmuz darbe girişimi ve son olarak 2018 yılı Ağustos ayında ekonomiye yönelik saldırıların hepsinde Türkiye ekonomisinin hedef alındığını kaydetti.

Yürütülen mücadelenin başarısı için güçlü bir ekonomiye ve sağlam bir finans sistemine ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyayı yeni bir ekonomik durgunluk korkusunun sardığını, pek çok ülkenin, kendi ihtiyaçlarına uygun yeni bir finansal ve ekonomik mimari ortaya koymak için yoğun çaba gösterdiğini, Türkiye’nin de bu büyük dönüşümün seyircisi değil, bir aktörü olacağını açık bir şekilde tüm dünyaya gösterdiğinin altını çizdi.

“KAMU DIŞINDAKİ BANKACILIK SİSTEMİMİZ REEL SEKTÖRE YETERİ KADAR DESTEK SAĞLAMADI”

Siyasi alanda bölgesel ve küresel düzeyde söz sahibi olan Türkiye’nin finans alanında da aynı şeyi başaracağına olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’u küresel bir finans merkezi yapma hedefini de bunun için önemli gördüklerini söyledi.

İstanbul Finans Merkezi ile bu alanda dünyadaki önemli merkezlerden biri olmanın peşinde olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette tüm kurumları içinde barındıracak bu yapının, özellikle bankacılık dışı alternatif finans alanlarının dünyadaki merkezi olmasını arzu ediyoruz. Son derece önem verdiğimiz bu projeyi bizzat Cumhurbaşkanlığı bünyesinde takip ediyoruz. Bu merkezin, kısa sürede önemli bir marka hâline geleceğine, bilhassa İslami finans ve finansal teknolojiler alanında bölgenin yegâne çekim merkezi olacağına inanıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son iki yıldır yaşanan tecrübelerin, bankacılık dışı finansman yöntemlerinin ne kadar hayati öneme sahip olduğunu gösterir nitelikte olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şunu üzülerek belirtmeliyim ki, bu dönemde, kamu dışındaki bankacılık sistemimiz reel sektöre yeteri kadar destek sağlamadı. Tam tersine, en ihtiyaç duydukları dönemde kredi muslukları kapatılan reel sektörümüzün âdeta altı boşaltıldı. Bilançolarında herhangi bir sorun olmadığı hâlde, sırf yaşadıkları mali sıkıntı sebebiyle pek çok firma üretimden çekilme noktasında kaldı.”

“ÜRETEN, YATIRIM YAPAN İNSANLARIMIZI ZOR DÖNEMLERİNDE YALNIZ BIRAKMADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı olarak bakanlıklarımızla, özel sektörümüzle ve kamu bankalarımızla iş birliği içinde, bu sıkıntılara çözüm olacak yöntemler geliştirdik, geliştirmeye devam ediyoruz. Üreten, istihdam eden, ihracat yapan, yatırım yapan insanlarımızı bu zor dönemlerinde yalnız bırakmadık. Yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen, çözümü doğduğu, büyüdüğü, kazandığı topraklarda arayan tüm reel sektör mensuplarına şükranlarımı sunuyorum. Şimdi, “Her kriz aynı zamanda bir fırsattır” gerçeğine uygun olarak hedeflediğimiz şekilde, bankacılık dışı finansal kesimin büyümesine buraya yönelik adımlar atıyoruz” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “katılım bankacılığı” ifadesini de yanlış bulduğuna dikkati çekerek faizsiz bir sistemde “bankacılık” ifadesinin kullanılmaması gerektiğini, “katılım finans” ifadesin doğru bir tanımlama olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Kalkınma Planı ve Yeni Ekonomik Program da sermaye piyasasının payının artırılmasına yönelik bir dizi tedbiri hayata geçirdiklerini, firmaların ihtiyaç duydukları mali kaynaklara daha sağlıklı bir şekilde kavuşabilmeleri için, KOBİ’lere yönelik yeni uygulamalar geliştirdiklerini anlattı.

KATILIM FİNANS MODELİ

“Katılım finans” sistemini, paylaşmayı, üretimi ve ahlaki değerleri göz önünde bulunduran bir finansal model olduğunu, risk paylaşımına ve varlığa dayalı olması sebebiyle herkese hitap ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslami hassasiyetlerin ötesinde evrensel ahlaki değerleri göz önünde bulunduran bu modelin, tüm insanlığın sıkıntılarına çözüm getireceğine inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye’de katılım finans kurumlarının, toplam bankacılık varlıkları içinde yüzde 5 paya sahip olduğu bilgisini paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeterli olmayan bu payın artırılması gerektiğini, hedefin 2025 yılı itibariyle, bu oranın yüzde 15 seviyesine çıkarılması olduğunu kaydetti.

Katılım finans modeliyle yastık altındaki mevduatların ekonomiye kazandırılmasının hızlanacağına olan inancını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılım finans sistemindeki kurumların da bankacılık sisteminin faiz oranlarıyla hareket etmemesi gerektiğini, şayet böyle hareket ederse bunun adının aldatmaca olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılım finans kuruluşlarının kendilerini akılcı ve samimi bir muhasebeye tabi tutarlarsa, çok hızlı bir gelişme sürecine gireceklerini belirterek Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından bu amaçla yapılan çalışmanın sonuçlarının önümüzdeki aylarda kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.

Katılım finansının insan kaynağı ihtiyacının karşılanmasının da önemli bir konu olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşu tamamlanan Marmara Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Enstitüsü’nün,  bu doğrultuda atılmış önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferansın hayırlara vesile olmasını diledi ve emeği geçenleri tebrik ederek konuşmasını tamamladı.

 ENERJİ PETROL MEDYA CEO- MEHMET ALİ SETENCİOĞLU

ENERJİ PETROL MEDYA CEO- MEHMET ALİ SETENCİOĞLU