Cumhurbaşkanı Erdoğan“G-20 platformu, küresel meselelerin çözümünde daha etkin ve güçlü bir mecra olmalı” 0 88994

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G-20 Osaka Liderler Zirvesi sonrası düzenlediği basın toplantısında, “G-20 platformunun, küresel meselelerin çözümü konusunda daha etkin, daha sonuç alıcı, daha güçlü bir mecra hâline dönüşmesini istiyoruz. Bunun yolu, ülkelerin taahhütlerini yerine getirmelerinden, adil bir duruş sergilemelerinden geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya’nın Osaka kentinde gerçekleştirilen G-20 Liderler Zirvesi’nin tamamlanmasının ardından zirvenin yapıldığı INTEX Fuar Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

G-20 Liderler Zirvesi’nin Japonya’nın ev sahipliğinde tamamlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Japon makamlarına ev sahiplikleri ve misafirperverlikleri için teşekkür etti.

“KÜRESEL EKONOMİDE ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRMALIYIZ”

Osaka Zirvesi’ni küresel gündemdeki konuların etraflıca ele alındığı verimli ve son derece başarılı bir toplantı olarak gördüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki gün boyunca zirve toplantıları, ikili görüşme ve liderler yemeği sırasında muhataplarıyla güncel meseleler üstünde istişarelerde bulunduklarını ifade etti.

Ticaret savaşları ve korumacı tedbirleri de ele aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ekonomide uluslararası iş birliğini artırmanın ve ülkeler arasındaki güven kanallarını açık tutmanın önemine değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Altyapı yatırımlarının ekonomik refah, kalkınma ve kapsayıcı büyüme için itici bir güç olduğu üzerinde fikir birliği içindeyiz. Bu kapsamda G-20 kaliteli altyapı yatırımları prensiplerini kabul ederek onayladık” diye konuştu.

Küresel ölçekte adil, sürdürülebilir ve modern bir vergi sisteminin tesisi amacıyla atılacak adımları değerlendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dijital ekonominin vergilendirilmesinde ise ülkelere özgü faktörleri ve ülkelerin düzenleme hakkına saygıyı esas alan, uzlaşma temelli bir çözüm geliştirilmesi gerekiyor. Ayrıca bu alanda geleceğe yön vereceğine inandığım bir bildiriyi de G-20 olarak kabul ettik” ifadesini kullandı.

“BATILI DEVLETLER EN TEMEL İNSANLIK SINAVINDAN GEÇEMEDİ”

Eşitsizlikler oturumunda mültecilere yönelik Türkiye’nin gösterdiği fedakârlıkları ve ortaya koyduğu çabaları anlattıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’deki çatışmalardan kaçan milyonlarca insana kapısını açtığını, Türkiye’nin hâlihazırda 3,6 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın mülteciye ev sahipliği yaptığını yineledi.

Türkiye’nin mülteciler için Birleşmiş Milletler hesaplamalarına göre 37 milyar doları aşkın bir kaynak kullandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ürdün ve Türkiye gibi Suriye’ye komşu birkaç ülke milyonlarca düzensiz göçmenin yükünü tek başlarına sırtlanmak zorunda kalmışlardır. İnsan hakları konusunda diğer ülkelere karne düzenleyen gelişmiş Batılı devletler en temel insanlık sınavından maalesef geçemedi” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Akdeniz’den, sınırlardan adeta birer toplama kampını, birer hapishaneyi andıran mülteci kamplarından yansıyan fotoğrafları hepimiz gördük. Aylan bebeğin sahile vuran cansız bedeni, yüz binlerce umut yolcusunun yaşadığı trajedinin en acı ifadesidir. Mültecilerle ilgili ön yargılar yerine vicdanı merkeze alan politikalar geliştirilmediği sürece minik yavrular nehir kenarlarında, özellikle deniz kıyılarında ölmeye devam edecektir. Muhataplarımıza Türkiye’nin yardım ve hizmetlerini sürdürebilmesi için uluslararası toplumun sorumluluk ve yük paylaşımına gitmesi gerektiğini ifade ettik.”

“ULUSLARARASI TİCARET, ZİRVENİN EN ÖNEMLİ KONULARINDAN BİRİYDİ”

Zirvenin önemli konularından birinin de uluslararası ticaret olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin açık, serbest ve kurallara dayalı çok taraflı ticaret sistemine olan taahhüdünü koruduğunu, gerginlikleri gidermek için atılacak adımların Dünya Ticaret Örgütünün kurallarıyla uyumlu olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iklim konusunun da G-20’de önem verilen konular arasında yer aldığına atıfta bulunarak, “G-20 içerisindeki en düşük emisyonlara sahip ülkelerden biri olarak bu alanda gerekli katkıyı sağlıyoruz. Biz başından beri iklim değişikliği alanında hakkaniyetli bir yaklaşım ortaya konulması gerektiğinin altını çiziyoruz. Devletlerin tarihî sorumluluklarının ve kalkınma seviyelerinin dikkate alınmasına ihtiyaç vardır. Türkiye’nin Ek-1 ülkeleri listesinden çıkarılarak gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alması önem arz ediyor. Ayrıca ülkemize Paris ve Buenos Aires zirvelerinde verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Bunlar yapılmadan Türkiye de ilave adımlar atmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Enerji konusunda artan talebi karşılayacak, ithal bağımlılığını azaltacak, arz güvenliğini garanti edecek dönüşümleri yaptıklarını belirten ve dünyada hâlen bir milyara yakın insanın elektrikten yoksun yaşadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel adaletsizliğin en önemli göstergelerinden biri, enerjiye ulaşım konusunda yaşanan işte bu acımasız tablodur. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde G-20’nin daha fazla inisiyatif alması şarttır” diye konuştu.

“G-20 ÜLKELERİ TERÖRİZMLE MÜCADELE KONUSUNDA İLKELİ BİR DURUŞ SERGİLEMELİ”

G-20 ülkelerinin terörizmle mücadele konusunda ilkeli, tutarlı ve kararlı bir duruş sergilemeleri gerektiğini de vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerini, ideolojilerine veya kimliklerine göre tasnif etmenin yanlış olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörün kanlı yüzüyle son dönemde birçok ülkenin yüzleştiğini belirterek, Paris, Brüksel, Lübnan, Nijerya, Somali ve Sri Lanka’da farklı terör örgütlerinin saldırılarının, terörün belli bir bölgeyle, belli bir etnik kimlikle veya dini grupla ilişkilendirilemeyeceğini bir kez daha ortaya koyduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’daki, Lahor’daki, Beyrut’taki teröristin kimliğinin bir hükmü, hiçbir anlamı yoktur. Terör, tüm insanlığın, insani değerlerin düşmanıdır. Bunun için tüm devletlerin teröre ‘terör’ deme erdemini artık göstermesi gerekiyor. Bu hususta Suriye sahasında ciddi sıkıntılar, ciddi tutarsızlıklar yaşanıyor. Etnik temizlik uygulayan, çocukları silahaltına alan, insanları göçe icbar eden PKK, YPG gibi örgütler bazı müttefiklerimiz tarafından adeta el üstünde tutuluyor” şeklinde konuştu.

“TERÖR, TIPKI BİR AKREP GİBİ KENDİNİ BESLEYEN ELİ DE SOKACAKTIR”

Türkiye’deki FETÖ tarzı yapıların kimi Batılı devletlerce himaye edildiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasiye kasteden darbecilerin ‘siyasi sığınmacı’ kılıfı altında korunması ve kollanmasının faturası tüm insanlık için ağır olacaktır. Terör tıpkı bir akrep gibi eninde sonunda kendini besleyen eli de sokacaktır. DEAŞ, El Kaide, Boko Haram, El-Şebab gibi örgütler nasıl küresel güvenlik için tehditse Yeni Zelanda’daki menfur katliamda gördüğümüz gibi Neo Nazi yapılanmalar da aynı derecede tehlikelidir” ifadelerini kullandı.

Norveç’te 2011’de yaşanan ve 77 kişinin hayatını kaybettiği Breivik katliamının örnek alınmazsa ırkçılığın ne tür acılar yaşatabileceğini tüm dünyaya gösterdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Uluslararası toplum bu katliamdan gerekli dersleri çıkarmamış, benzer ırkçı saldırılar dünyanın başka ülkelerinde de yaşanmaya devam etmiştir. Solingen’de ve NSU cinayetlerinde vatandaşlarını ırkçı cinayetlere kurban vermiş bir ülke olarak kaygılarımızı dillendiriyoruz. Batı dünyasını zehirli bir sarmaşık gibi saran ırkçılığın ne insanlarımız ne de Avrupalı dostlarımız için bir kâbusa dönüşmesini istemiyoruz. Bunun için de ikazlarımızı yapıyor, tepkimizi ortaya koyuyoruz.”

“CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİNİN ÜZERİNİN ÖRTÜLMESİNE MÜSAADE ETMEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin terörle ve kültürel ırkçılıkla mücadele konusundaki hassasiyetinin özellikle de adaletin tesisine verdiği önem sebebiyle olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Biz bu hassas tavrı, geçen yıl vahşi bir cinayete kurban giden merhum Gazeteci Cemal Kaşıkçı hadisesinde de gösterdik. Birleşmiş Milletler (BM) ile iş birliği içerisinde çalışarak Cemal Kaşıkçı cinayetinin üzerinin örtülmesine müsaade etmedik. Geçen hafta kamuoyuyla paylaşılan rapor, cinayetle ilgili pek çok gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletlerin, Özel Raportör Callamard’ın raporunun arkasında durarak gerekli adımları atmasını bekliyoruz. Kaşıkçı cinayetinin, tüm yönleriyle aydınlığa kavuşturulması ayrıca en üstten en alta kadar sorumlularının tamamından hesap sorulması uluslararası toplumun öncelikli görevidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Mısır’ın demokratik yollarla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin şehadetinin de tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini vurgulayarak, altı yıldır darbe mahkemelerinde yargılanan Mursi’nin şüpheli bir şekilde 16 Haziran’da duruşma salonunda vefat ettiğini hatırlattı.

“MURSİ KONUSUNDA DARBECİLERİN AÇIKLAMALARI VİCDANLARI TATMİN ETMEKTEN UZAK”

“Yaklaşık yarım saat orada hiçbir müdahale yapılmaksızın ölümü beklenen Mursi konusunda darbecilerin yaptığı açıklamalar vicdanları tatmin etmekten uzaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, G-20 liderlerinden Mursi’nin vefatı karşısında, demokrasiye ve insani değerlere daha fazla sahip çıkmalarını beklemiş olduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mursi’nin adli tıp kontrolü yapılmadan defnedilmesinin düşündürücü olduğuna işaret ederek, “Aksi takdirde burada şaibelerin olduğu açıktır, nettir ve bunun hesabını aslında Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, tüm siyasiler üzerine gitmek suretiyle sormalıyız” dedi.

Mısır’daki idam kararlarına Batılı ülke ve insan hakları kuruluşlarının sessiz kalmasını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülke ve kuruluşların konu Türkiye olunca ortalığı ayağa kaldırdığını, darbecilerin bile idamının tartışılmasını kabul edilemez bulduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 25 Şubat’ta 9 Mısırlı gencin idam edilmesinden sadece 5 gün sonra yapılan zirvede, AB üyesi ülkelerin Şarm el Şeyh’te bir araya geldiklerini hatırlatarak, “Bu zirve sırasında Avrupalı liderler darbecilerin elini sıkmakta hiçbir beis görmemiştir. Ne Kaşıkçı cinayetinin ne de Cumhurbaşkanı Mursi’nin şaibelerle dolu vefatının gündemden düşürülmesine izin verilmemelidir. Uluslararası basının tıpkı Kaşıkçı cinayetinde olduğu gibi Mursi’nin şüpheli ölümünün de üzerine cesaretle gideceğine inanıyorum” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medyada yalan ve provokatif haberlerin hızla yaydığına işaret ederek, kişisel verilerin korunması ve bireyin mahremiyetine saygı gösterilmesinin daha önce hiç olmadığı kadar yara aldığını sözlerine ekledi.

“ÖZGÜRLÜK-GÜVENLİK DENGESİ KORUNMALI”

Siber saldırıların büyük şirketlerden devlet kurumlarına hatta demokratik seçimlere kadar hemen her şeyin güvenliğini tehdit ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilhassa terör örgütlerinin bu boşluğu kendi propagandalarını yapmak, yeni militanlar devşirmek için istismar ettiklerinin görüldüğünü söyledi.

Özgürlük, güvenlik dengesinin korunarak, iletişim teknolojilerini daha güvenilir hâle getirecek düzenlemelerin hayata geçirilmesinin şart olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konularda G-20 ülkeleri arasında hassasiyetin arttığına şahit olunduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene, “yapay zekâ, 5G ve nesnelerin interneti” gibi güncel teknolojiler ile inovasyonun ekonomi ve toplumlara fayda sağlayacağı şekilde kullanılmasının önemine dikkati çektiklerini belirterek, yapay zekânın insanı merkeze alan bir yaklaşımla ele alınması gerektiğinin altını çizdiklerini aktardı.

Zirvede özellikle israfın önlenmesi ve azaltılması konusundaki kararlılıklarını tekrar teyit ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihdam politikaları, çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, insan kaçakçılığı ve modern köleliğin bitirilmesi, kadın istihdamını artırmaya yönelik daha fazla çalışma yapılması konularında taahhütte bulunduklarını belirtti.

“192 DEVLETİN KADERİ, 5 DAİMİ ÜLKENİN İNSAFINA TERK EDİLMEMELİ”

Sadece ekonomi eksenli meselelere odaklanmanın G-20’nin potansiyelini layıkıyla kullanmamak olacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “BM üyesi 192 devletin kaderini 5 daimi ülkenin insafına terk etmek doğru ve adil bir yaklaşım değildir. G-20 platformu ise daha demokratik ve kuşatıcı bir yapıya sahiptir. G-20’nin küresel meselelerin çözümü konusunda daha etkin, daha sonuç alıcı, daha güçlü bir mecra haline dönüşmesini istiyoruz veya 192 ülkeyle BM yürüyecekse orada da BM Güvenlik Konseyi’nin dönerli bir şekilde daimi ve geçici üyelerden değil, tamamının daimi üyelerden oluştuğu bir platform olarak gündeme gelmesinde fayda var. Tabii şu andaki BM Güvenlik Konseyi’nin 5 üyesi buna kolay kolay razı olmayacaktır. Fakat bizler de, dünyadaki 192 ülke bunu zorlamalıyız. Böyle bir yapının ilanihaye devam etmesi doğru olmayacaktır. Şüphesiz bunun yolu da ülkelerin taahhütlerini yerine getirmelerinden, adil bir duruş sergilemelerinden geçiyor.”

“S-400’LER TESLİMAT SÜRECİNDE”

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’dan S-400 alımına ilişkin bir soruya, ABD Başkanı Trump’ın görüşmeleri öncesinde konuyla ilgili gayet güzel cevap verdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,  şöyle konuştu: “S-400’lerle ilgili konuda bizim tabi bütün anlaşmamız, her şeyimiz bitmiştir ve şu anda artık olay teslimat sürecindedir. Ve teslimat sürecinde de olan böyle bir sözleşmeyi inkâr etmemiz Türkiye gibi bir devlete yakışmaz. Bu iş bitti. Yaptırımlar konusunda Sayın Trump bugün yaptığı açıklamada, bu konuya açıklık getirdi. Böyle bir şeyin olmayacağını da kendisinden özellikle dinlemiş olduk. Bizim örneğin S-400 olayı bir taraftan yürürken ama biz Amerika’dan Lockheed Martin’den şu anda mesela Boeing uçaklar alıyoruz. 100 adet Boeing uçağını Lockheed Martin’den alıyoruz. Yani serbest piyasa ekonomisinin olmuş olduğu bir dünyada bunları bir defa birbirine karıştırmayacağız ve adımlarımızı da buna göre atacağız. Bunun yanında da şu gerçeği özellikle vurgulamamız lazım, o da şudur, biz Amerika ile stratejik ortağız. Stratejik ortak olarak da bizim atacağımız bu adımlarda Türkiye’nin egemenlik haklarına birilerinin müdahale etme gibi bir yetkisi de yoktur, bunu da herkesin bilmesi lazım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, F35 uçakları için de şu ana kadar ABD’ye bir milyar 400 milyon dolar ödeme yapıldığına dikkati çekerek, “Burada biz pazar değiliz, ortak üreticiyiz. Ortak üretici olmak suretiyle de şu ana kadar bize teslimatı yapılan 4 tane F35 uçağı var. Ama alacağımız 100 artı 16. Yani toplamda 116 uçak. Biz bunların da beklentisi içerisindeyiz. Ödeme planımız başlamış, ödemeler yapılıyor. Ama böyle altta birilerinin yaptığı açıklamalar Sayın Başkan’ın yaklaşımlarıyla hiç örtüşmüyor. Bunların da bizim ikili ilişkilerimizi ben bozmayacağına inanıyorum ve yola da bu kararlılıkla devam ediyoruz” sözlerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye ile ABD arasında herhangi yaptırım olmayacağını söyleyebilir miyiz?” sorusuna “Şu anda böyle bir görüntü ortada yok. İki stratejik ortak arasında böyle bir şeyin olması da söz konusu değildir, olamaz diye düşünüyorum” yanıtını verdi.

KAŞIKÇI CİNAYETİYLE İLGİLİ HAZIRLANAN BM RAPORU

Bir soru üzerine, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili hazırlanan raporun her şeyi ortaya serdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda da Bayan Kalamar’ın raporu özellikle birçok konuyu açıyor, gözler önüne seriyor. Ve buradan hareketle ben inanıyorum ki şu anda Amerika da Birleşmiş Milletler de bu işin takipçisi olacak. Ve hepsinden öte biz de bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Çünkü yapanın yanına kar kalmayacak” dedi.

Libya’da Halife Hafter’in Türk unsurlarının vurulmasına yönelik talimat verdiğinin anımsatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Benim kim tarafından böyle bir talimat verilmiş bu konuda bilgim yok. Yani eğer Hafter tarafından böyle verilmiş bir talimat, emir varsa, şu anda ilgili birçok arkadaşım burada, biz onu da inceletiriz, zaten bu konuyla ilgili de gerekli tedbirlerimiz alınmıştır. Bundan sonra çok daha farklı bir şekilde bu tedbirleri de alırız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine S-400’lerin teslimatına Temmuz ayının ilk yarısında başlanacağını yineleyerek, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesinde İdlib’in de gündeme geldiğini kaydetti.

“SURİYE’NİN KUZEYİNDEKİ TERÖR KORİDORU, BİR BARIŞ KORİDORU HÂLİNE GETİRİLMELİ”

Türkiye’nin bölgedeki gözlem noktalarına Suriye rejimi tarafından saldırılar olduğunu ve bir Türk askerinin şehit düştüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii gereken ondan sonra tarafımızdan yapıldı. Temenni ederiz ki bundan sonra bu tür saldırılar olmaz. Şu anda bir sükûnet söz konusu. Bunları asla beklemiyoruz, bir daha olmaması gerekir. Bunları ele aldık, bunlarla ilgili görüşmeyi de yaptık. Ve bu gözlem kulelerinin varlığı İdlib’in korunmasıdır,  bölgenin korunmasıdır ve bu konudaki hassasiyetimizi de sonuna kadar özellikle koruyacağız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüşmesinde Münbiç, Fırat’ın doğusu konularını görüştüklerini belirterek, Suriye’nin kuzeyinde oluşan terör koridorunun bir barış koridoru haline getirilerek buraya Suriye halkının yerleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Zirve’de ikili görüşme gerçekleştirdiği tüm liderlerle FETÖ meselesini de ele aldıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, liderlerden ülkelerini bu örgütten korumalarını istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, soru üzerine, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmediğini belirtti.

“KAŞIKÇI CİNAYETİYLE İLGİLİ KAYITLAR SUUDİ ARABİSTAN İSTİHBARATINA DA DİNLETİLDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi esnasındaki bilgileri, kayıtlar dinlediğini, kayıtların Suudi Arabistan istihbaratından kişilere de dinletildiğini anlatarak, “İlk etapta Türkiye’ye gönderilen iki uçakla 15 kişi bu işin failleridir ve bu işi meydana çıkarması gereken de birinci derecede Muhammed bin Selman’dır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce, bir insan öldürülüyor, bu kadar hafif mi? Medya olarak, uluslararası medyanın buna çok daha ileri derecede sahip çıkması lazım. Dolar her şeyi satın alıyor mu? Alamayacağı bir şeyler de olması lazım. Alamayacağı bir şeyin de kalem olduğuna inanıyorum, kalemi satın alamaması lazım, düşünceyi satın alamaması lazım” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump ile Türkiye-ABD ilişkilerini ve Trump’un Türkiye seyahati üzerinde durduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk ve ABD’li iş adamlarının üst düzeyde bir araya getirilmesi konusunu konuştuklarını kaydetti.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 24 Kasım Öğretmenler Günü Mesajı 0 88011

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, “24 Kasım Öğretmenler Günü” münasebetiyle yayımladıkları mesajları aşağıda sunulmaktadır:

“24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle, saygıdeğer olduğu kadar mesuliyeti de ağır bir mesleği icra eden bütün öğretmenlerimize şahsım, milletim ve ülkem adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Görevi esnasında şehit olmuş öğretmenlerimiz başta olmak üzere ahirete irtihal etmiş öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, emekli öğretmenlerimize Rabbim’den sağlıklı, hayırlı ve uzun ömürler diliyorum.

Öğretmen, öğrettiğiyle birlikte eğiten, yetiştiren, terbiye eden, öğrencisinin içindeki cevheri sabırla işleyen ve açığa çıkaran kişidir.

“Güçlü toplum, güçlü Türkiye” hedefimize ancak nitelikli bir nesil, özgün ve milli bir eğitim-öğretim politikası ile ulaşabileceğimizi biliyoruz.

Bu anlayışla 2002 yılında ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz andan itibaren eğitim-öğretimi en öncelikli gündem maddemiz yaptık.

Derslik sayılarımızın artırılmasından öğretmen atamalarına, müfredatın geliştirilmesinden ücretsiz ders kitaplarında kadar, eğitim alanında tarihi nitelikte pek çok reformu hayata geçirdik.

Okullarımızın fiziki altyapısını geliştirmenin yanı sıra katsayı adaletsizliği başta olmak üzere eğitim-öğretim sistemimize sirayet etmiş yasakçı, baskıcı zihniyetin izlerini silmek için çalıştık.

Son 18 senedir olduğu gibi, bu sene de bütçede en büyük payı yine eğitime tahsis ediyoruz.

Eğitim-öğretim sistemimizin taşıyıcı sütunu olan öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkânlarını güçlendirmeyi, onlara huzurlu ve güvenli bir çalışma ortamı sunmayı kendimize vazife addediyoruz.

Ülkemizin imkânları arttıkça, öncelikle öğretmenlerimizi desteklemeyi sürdüreceğiz.

Öte yandan, bu yıl tüm dünyayla beraber ülkemizi de olumsuz etkileyen koronavirüs salgını sebebiyle eğitim-öğretim faaliyetlerimizi çevrimiçi olarak devam ettiriyoruz.

Öğretmenlerimizin yüz yüze eğitimde olduğu gibi uzaktan eğitimde de görevlerini büyük bir özen ve özveriyle yürüttüklerine inanıyorum.

Kovid-19 salgınına kurban verdiğimiz tüm öğretmenlerimize Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden öğretmenlerimize acil şifalar diliyorum.

Millet Mekteplerinin açıldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Başöğretmenlik unvanının verildiği bu anlamlı günde, yurt içinde ve yurt dışında görev yapan öğretmenlerimize teşekkür ediyor, tüm eğitim-öğretim camiamızın 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü gönülden tebrik ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsana hizmet etmeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur” 0 88015

G-20 Liderler Zirvesi’nin ikinci oturumunda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin, ne insanı ne de tabiatı koruması mümkündür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’ın dönem başkanlığındaki G-20 Liderler Zirvesi’nin “Kapsayıcı, Sürdürülebilir ve Sağlam Bir Gelecek İnşa Etmek” başlıklı ikinci oturumuna Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

Katılımcıları selamlayarak, zirvenin dünkü oturumunda salgınla mücadele konusunda dile getirilen görüşler için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için 10 yıldan kısa bir süre kaldığına dikkati çekti.

“SALGININ YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİK BAŞTA OLMAK ÜZERE, BİRÇOK SORUNU DAHA DA DERİNLEŞTİRDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

Bu dönemi iyi değerlendirerek, kaybedilen zamanı telafi etmek gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgının yoksulluk ve eşitsizlik başta olmak üzere, birçok sorunu daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Özellikle Afrikalı kardeşlerimiz ile Asyalı ve Latin Amerikalı dostlarımız çok ciddi zorluklar yaşıyor. Mülteciler ve zorla yerlerinden edilen kişiler, salgın karşısında en kırılgan kesimi oluşturuyor. Bu insanlar, ekonomik sıkıntılar yanında, kasıtlı bir şekilde körüklenen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vahim tablonun görmezden gelinemeyeceğine belirterek, savaştan etkilenen bölgelere ve risk altındaki topluluklara yönelik insani yardımların finans kaynaklarını güçlendirmek gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin, son 6 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Çoğu Suriyeli olmak üzere 4 milyon yabancıyı ülkemizde misafir ediyoruz. Suriye sınırları içinde, İdlib’te ve daha pek çok yerde milyonlarca ihtiyaç sahibine de insani yardım ve koruma sağlıyoruz. Bu rakamlar, birçoğunuzun büyük şehirlerinin nüfusundan daha fazladır. Ülkemize sığınanların, toplumumuzla uyum içerisinde ve insan onuruna yakışır şekilde yaşamaları için gayretlerimizi sürdürüyoruz. Üstelik bu çabaları, bize verilen destek sözleri büyük ölçüde tutulmamış olmasına rağmen kararlılıkla devam ettiriyoruz. Artık herkesin elini taşın altına koyarak, adil bir külfet ve sorumluluk paylaşımına gitmesini bekliyoruz. İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin, ne insanı, ne de tabiatı koruması mümkündür.”

“BÖLGEMİZİN VE GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İSTİKRAR, HUZUR VE İÇ BARIŞINA KATKI SUNMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyona ulaşan can kaybını, sadece Kovid-19 virüsünün ölümcül etkisine bağlamanın yanlış olduğunu ifade ederek, “Bu vahim tablonun oluşmasında küresel sistemin artık çözüm yerine sorun üreten, sorunları derinleştiren çarpık yapısının da payı vardır. Salgın, hem mevcut düzenin bu çarpıklıklarını gözler önüne sermiş, hem de tüm insanların aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır” diye konuştu.

“Birlemiş Milletler kürsüsünden sık sık yaptığımız ‘‘dünya beşten büyüktür’ çağrımızın ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Dağlık Karabağ’a Irak’tan Filistin’e kadar farklı cephelerde yürüttüğü hak, özgürlük ve adalet mücadelesinin öneminin de ortaya çıktığını söyledi.

Türkiye’nin attığı bu adımlar dolayısıyla eleştiriye, hatta itibar suikastlerine maruz kalmasının da iyi niyetli bir durum olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz öncelikle kendi milli güvenliğimizi, kendi vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini sağlama almaya, ardından da bölgemizin ve gönül coğrafyamızın istikrar, huzur ve iç barışına katkı sunmaya çalışıyoruz” vurgusunda bulundu.

“DOĞU AKDENİZ MESELESİNDE DAİMA SABIRLI VE SOĞUKKANLI DAVRANDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin bertaraf edilmesi, ihtilafların önlenmesi ve istikrarın güçlendirilmesi noktasında ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: “Suriye’de DEAŞ’la göğüs göğüse çarpışan tek NATO ülkesiyiz. Yalnız bırakılmamıza rağmen, bugüne kadar 9 bine yakın yabancı terörist savaşçı yakaladık ve ülkelerine geri gönderdik. Çatışma bölgeleriyle bağlantılı olduğunu tespit ettiğimiz yaklaşık 100 bine yakın kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. Bir dönem teröristlerin cirit attığı bölgeleri güvenli hâle getirerek, 411 bini aşkın Suriyeli kardeşimizin memleketlerine geri dönmesini sağladık. Libya Millî Mutabakat Hükûmeti’ne sağladığımız eğitim ve danışmanlık desteği, ülkenin daha fazla iç savaşa sürüklenmesini engelledi. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin provokasyonlarına rağmen, Doğu Akdeniz meselesinde daima sabırlı, soğukkanlı davrandık. Dağlık Karabağ’da 30 yıldır süren işgalin son bulmasına katkı sunduk. Her ne kadar zor günler yaşasak da, Hazreti Mevlana’nın dediği gibi ümitsizliğin ardında nice ümitler, karanlığın ardında nice güneşler olduğunun farkındayız. Tüm insanlık olarak el ele, gönül gönüle verdiğimizde sıkıntılarımızın daha da hafifleyeceğine inanıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız toprakları, sadece atalarımızdan bir miras değil, aynı zamanda çocuklarımızın bizlere bir emaneti olarak görmeliyiz” uyarısında bulunarak, sadece bugünü değil, yarınları; sadece kendilerini değil, çocukları ve gelecek nesilleri de düşünmek gerektiğinin altını çizdi.

Salgın sonrasında insanlığın ekonomik ve sosyal adaletle birlikte çevre sorunlarıyla mücadelede de gereken dersleri çıkaracağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarihî olarak mesuliyeti yok denecek kadar az olmasına rağmen, iklim değişikliği ile mücadeleye aktif katkı sağladığını kaydetti.

“EKOSİSTEM VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALIYORUZ”

Türkiye’deki ekosistem ve biyolojik çeşitliliğin korunması için gerekli önlemleri aldıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 5 yılda yaptığımız 16,5 milyar dolarlık yatırımla, Türkiye’nin enerjide kurulu güç kapasitesinin yaklaşık yüzde 49’unun yenilenebilir kaynaklardan oluşmasını temin ettik. Elektriğimizin yüzde 63’ünü yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretiyoruz. Güneş enerjisi kurulu gücünde dünyada on üçüncü, Avrupa’da yedinci sıradayız” bilgilerini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele edilirken, yeni haksızlıkların, yeni çifte standartların oluşmasına da müsaade edilmemesi gerektiğini ifade ederek, “Paris Anlaşması’nın uygulanmasıyla ilgili endişelerimizin hâlen giderilememiş olması, bizi yolumuzdan alıkoymuyor. Ülkemizin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Ek-1 listesinden çıkartılmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin çevreyle ilgili yatırımlarını sürdürürken dijital teknolojilere de öncelik verdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeler arasındaki teknolojik uçurumun kapatılmasını amaçlayan “Birleşmiş Miletler En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji Bankası”na Türkiye’nin ev sahipliği yaptığını, Teknoloji Bankası’nın faaliyetlerinin hep birlikte desteklenmesinin G-20’nin öncelikleriyle de uyumlu olduğunu söyledi.

Zirve’de alınacak kararların dile getirdiği hedeflere ulaşılmasında fayda sağlayacağına olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zor dönemde G-20 Dönem Başkanlığı görevini başarılı bir şekilde ifa eden Suudi Arabistan’ı tebrik ediyor, önümüzdeki dönem için de İtalya’ya başarılar diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.