Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Kongresi’nin 100. yıl dönümü kutlama programına katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Kongresi’nin 100. yıl dönümü kutlama programına katıldı için yorumlar kapalı 89207

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Kongresi’nin 100. yıl dönümü kutlama programında yaptığı konuşmada, “Sivas Kongresi kararları, milletimizin en zor zamanlarında bütün dünyaya haykırdığı bir bağımsızlık manifestosudur. Bir asır sonra bir kez daha tekrarlıyoruz ki, evet, manda ve himaye asla kabul edilemez; millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Sivas Kongresi’nin 100. yıl dönümü kutlama programına katılarak bir konuşma yaptı.

Meydanda bulunanları selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstiklal Harbimizin en kritik dönemeçlerinden olan Sivas Kongresi’nin 100. yıl dönümünün ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını tazimle yâd ediyorum. Anadolu’ya ayak bastığımız günden bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin bekası için canını esirgemeyen bütün şehitlerimize, gazilerimize, kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum” ifadelerini kullandı.

“SİVAS, MİLLÎ MÜCADELE’NİN VE CUMHURİYETİN İLK MERKEZİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kalkınması ve milletin güçlenmesi için emek veren, çalışan, üreten herkesi minnetle anarak, “Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi’nin yıl dönümlerini her sene büyük bir coşkuyla kutlayan siz değerli hemşerilerimi canı gönülden tebrik ediyorum” diye konuştu.

Sivas Kongresi’nin 100. yıl dönümünü kutlamaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bayrağını ve istiklalini koruyabilmek için nice kereler çetin imtihanlardan geçmiş ve çok zor şartlar altında bile inandığı değerlerden taviz vermemiş bir milletin mensuplarıyız. Tarihimizin en derin izlerini hafızalarımıza kazıyan dönemlerden biri de şüphesiz Millî Mücadele yıllarıdır. İstiklal Harbimizin dönüm noktalarından biri olan Sivas Kongresi ve 4 Eylül 1919 tarihi aziz milletimizin hafızasında çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü Millî Mücadele’nin işaret fişeği burada atılmış, dönemin şartlarında daha emniyetli bir yer tespit edilemediğinden Kurtuluş Savaşı’nın hazırlıkları burada yapılmıştır. Dolayısıyla Sivas, Millî Mücadele’nin ve cumhuriyetin ilk merkezidir. Tam bir asır önce bugün yurdun dört bir tarafından gelerek Sivas Kongresi’ne iştirak eden delegeler, burada millî bir duruş sergilemişlerdir. Milletimizin işgalci güçlere asla boyun eğmeyeceğini, birbirine sımsıkı kenetlenerek mücadeleye hazır olduğunu bütün dünyaya yine buradan ilan etmişlerdir.”

“SİVAS’TAKİ KARARLILIĞI KAYBETMEDİĞİMİZİ TEKRARLAMAK İSTİYORUM”

Sivas Kongresi denilince göz önüne tarihî bir fotoğraf geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O fotoğrafta Gazi Mustafa Kemal ile birlikte kimler vardı? Sivas Kongresi’ne kimler iştirak etmişti? O gün İstanbul, temsilcisiyle burada mıydı? Evet buradaydı. Bursa, temsilcisiyle burada mıydı? Evet buradaydı. Aydın, Manisa, Denizli, Afyonkarahisar, burada mıydı? Evet buradaydı. Çorum’dan, Yozgat’tan, Kastamonu’dan, Eskişehir’den Erzincan’dan, Niğde’den, Nevşehir’den, Kayseri’den Diyarbakır’dan, Antep’ten, Hakkâri’den, Samsun’dan gelen delegelerin hepsi burada mıydı? Evet buradaydı. Sivas’taki tarihî toplantıda doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün vatan temsil ediliyordu. Bir asır sonra aynı mekânda Millî Mücadelemizin bu ilk temsilcilerini saygıyla yâd ederken Sivas’taki heyecanı ve kararlılığı asla kaybetmediğimizi de tekrarlamak istiyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas’ın tarihte “sultan şehir” olarak anıldığını ve tarihte önemli bir yönetim merkezi olduğunu anımsatarak, “Hititler zamanından itibaren daima devrinin en önde gelen merkezleri arasında yer alan Sivas, Danişment, Eretna ve Selçuklu devletine başkentlik yapmıştır. İşte bu Sivas 4 Eylül 1919 tarihinden itibaren 108 gün boyunca da Millî Mücadelemizin başkentliğini yürüttü. Gazi Mustafa Kemal ve Amasya Genelgesi’nde imzası bulunan paşalar, Anadolu’nun bilvücuh, en emin mahalli olan Sivas’ta, millî bir kongrenin toplanması kararını vermişlerdir” ifadelerini kullandı.

“SİVAS, ANADOLU’NUN BİRLİK VE DİRLİK YURDUDUR”

Sivas’ın o tarihin şartlarında sadece jeopolitik konumundan dolayı değil, Sivaslıların sağlam duruşuyla da en emin şehir olarak tercih edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çünkü Sivas her zaman vatan sathında millî refleksi kuvvetli insanların yaşadığı şehir olarak öne çıkmıştır. Sivas’ın, ‘Vilayet-i Anadolu’ olarak anılmasına sebep olan özelliği, milletimizin bekasını tehdit altında gördüğü an şahlanmasıdır. Sivas, Anadolu’nun birlik ve dirlik yurdudur. Bu topraklar kadim tarihi boyunca kimleri bir ana gibi bağrına basmamış ki? Gün olmuş Akkoyunlular üzerine sefere çıkan Fatih Sultan Mehmet misafiri olmuş Sivas’ın. Gün olmuş İran üzerine sefere çıkan Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, 4. Murat burada nefeslenmiş. Gün olmuş ilay-ı kelimetullah uğruna yurdundan ayrı düşen Abdülvehhap Hazretleri gibi bir gaziyi bağrına basmış, gün olmuş İzzettin Keykavus gibi bir sultanı kucaklamış. Gün olmuş Anadolu’yu düşman işgalinden kurtarmak niyetiyle Sivas Kongresi’ni tertipleyenler için en emin belde olmuş. Gün olmuş Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan göçüp gelen muhacirlere gönlünün kapılarını açmış, gün olmuş Âşık Veysel gibi bir halk ozanını, gün olmuş Muhsin Yazıcıoğlu gibi bir yiğit dava adamını doğurmuş. Sivas işte tüm bu özelliklerini her daim korumuştur ve hâlen de korumaktadır.”

“108 GÜN BOYUNCA ÜLKE SİVAS’TAN İDARE EDİLDİ”

Sivas’ın gönlünde nifak değil, birlik, beraberlik duygularının yer bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sivas’ın yiğidoları her şartta sadece ve sadece hakkı tutup kaldırır” diye konuştu.

Bu şehirde karşılık bulamayan bir siyasi hareketin ülkenin tamamında başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için Sivas’a hep ayrı bir önem verdiklerini, hep gönüllerinin en mutena yerinde misafir ettiklerini söyledi.

Sivas’ı bir de şairin diliyle ifade etmek istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sivas hasreti” şiirinden dizeler okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Erzurum’dan yola çıktığını haber alan Sivaslıların büyük bir heyecanla karşılama hazırlıklarına başladıklarını, vatan, bayrak, istiklal için yollara çıkan Sivaslıların, Refahiye, Suşehri üzerinden Sivas’a gelen Gazi Paşa ve arkadaşlarını 2 Eylül 1918 sabahı Kılavuz Tepesi’nde büyük bir coşkuyla karşıladıklarını anlattı.

Sivaslıların, kongre binası ve delegelerin emniyeti için her türlü tedbiri alarak ev sahipliğinin gereklerini bihakkın yerine getirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrenin başlamadan sona ermesi için yürütülen tüm sinsi teşebbüslerin hem delegelerin hem de Sivaslıların sağlam duruşlarıyla boşa çıkartıldığını aktardı.

Mustafa Kemal ve temsil heyetinin 18 Aralık 1919’da Ankara’ya hareket ettiği güne kadar tam 108 gün boyunca ülkenin Sivas’tan idare edildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin başkenti ve millî iradenin tecelligahının bu şehir olduğuna işaret etti.

Sivas’ta toplanan heyetin çalışmalarıyla başlayan bu sürecin sonunda, hem yurdun işgalden kurtarıldığını hem de yeni devletin kurulduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal’in de hatıralarında “Cumhuriyet’in temellerini burada attık” dediğini hatırlattı.

“MİLLÎ İRADEYE, İSTİKLALİNİZE VE İSTİKBALİNİZE SAHİP ÇIKTINIZ”

Cumhuriyet ve demokrasiye giden yolun taşlarının, milletin esarete karşı direnişinin sembolü olan Sivas’ta taşındığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “manda ve himaye asla kabul olunamaz” kararının alınmasıyla millî mücadelenin gayesinin bütün dünyaya ilan edildiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sivas Kongresi kararları, milletimizin en zor zamanlarında bütün dünyaya haykırdığı bir bağımsızlık manifestosudur. Bir asır sonra bir kez daha tekrarlıyoruz ki, evet, manda ve himaye asla kabul edilemez; millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz” dedi.

Kurtuluşun Savaşı’nı büyük bir zaferle neticelendiren milletin 15 Temmuz 2016’da benzer bir imtihandan alnının akıyla çıkmasını bildiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Millî iradeye darbe vurmak ve ülkemizi işgal etmek niyetiyle girişilen hain darbe teşebbüsü 97 yıl aradan sonra bir kez daha milletimizin azmi ve kararıyla boşa çıkarıldı. 15 Temmuz gecesi darbeciler karşısında kenetlenen Türk milleti bir kez daha Kuvayı Milliye’yi amil ve iradeyi milliyeyi hâkim kılarak hainleri bozguna uğrattı. Sizler de o gece bu meydana akın ederek, millî iradeye, istiklalinize ve istikbalinize sahip çıktınız. Darbecilerin karşısında dimdik durarak, meclisinize, Cumhurbaşkanınıza ve hükûmetinize sahip çıktınız. Gösterdiğini şanlı direnişle hainlere diz çöktürdünüz.”

“TÜRKİYE’NİN KAZANIMLARINA VE HEDEFLERİNE KARŞI KURULAN HER TUZAĞI BOZACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlere fırsat vermediniz. Bu birlik ve beraberliğimiz devam ettiği sürece hürriyetimize değerlerimize ve kardeşliğimize yönelebilecek her türlü tehdit bertaraf olacaktır. Sivas Kongresi’nin 100’üncü yıl dönümünde Sivas Mektebi Sultani binasından bir kez daha haykırıyoruz, millî sınırlar içinde vatan bir bütündür. Vatanımız, bayrağımız, devletimiz, milletimiz, istiklalimiz, bizim namusumuzdur, şerefimizdir. Vatanımıza, bayrağımıza, istiklalimize uzanan her eli kırdık, yine kıracağız” diye ekledi.

Kongre salonlarına Türk bayrağını asmayan teröristlere ödetilen bedellerin ortada olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te bunları inlerine nasıl soktuğumuz ortadadır. İçeriden ya da dışarıdan Türkiye üzerinde operasyon yapmak isteyenlere göğsümüzü siper etme pahasına gereken cevabı vermeye devam edeceğiz. Türkiye’nin kazanımlarına ve hedeflerine karşı kurulan her tuzağı bozacağız. Evet, ‘ya olacağız ya öleceğiz’ diyerek girdiğimiz bu kutlu yoldan asla dönmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Sivas Kongresi’nden bahsedip de millî mücadele yıllarında bu şehirde kurulan bir dernekten bahsedilmezse kadınlara haksızlık yapılmış olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’nin Vali Reşit Paşa’nın hanımı Melek Hanım’ın başkanlığında Sivaslı kadınlar tarafından kurulduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlarımız kara günler için bir kenarda sakladıkları ne varsa bu cemiyete vererek ‘millî mücadelede biz de varız’ demişlerdir. Bu cemiyet millî mücadele boyunca temsil heyeti ve Ankara Hükûmetiyle irtibatını kurdurmuş, Gazi Paşa’nın da büyük takdirlerini kazanmıştır” ifadelerini kullandı.

“BU MİLLET BİR OLSUN, İRİ OLSUN, DİRİ OLSUN, KARDEŞ OLSUN VE HEP BİRLİKTE TÜRKİYE OLSUN”

Sivas Kongresi vesilesiyle üzerinde tekrar tekrar durulması gereken meselenin manda tartışmaları olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrede delegelerin bir kısmının eldeki mevcut imkânlar, silah ve cephaneyle Kurtuluş Savaşı vermenin güç olacağını düşünerek Amerikan mandasına girmenin en mantıklı yol olacağını dile getirdiklerini anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Kongresi devam ederken Ermeni meselesi üzerinde incelemeler yapmak üzere Anadolu’da bulunan bir Amerikalı generalin de beraberindekilerle Sivas’a geldiğini anlattı.

Amerikalı subayın manda fikrine destek olmak için Sivas’ta kulis yaptığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yapılan uzun tartışmaların sonunda ‘Ya istiklal, ya ölüm’ kararı alınarak manda fikri bir daha açılmamak üzere tarihe gömülür” ifadelerini kullandı.

Buna rağmen Amerikalı generalin Türklerin işgaller karşısında paramparça olduğunda bir araya gelmelerinin ve Kurtuluş Savaşı yapmalarının mümkün olmadığında ısrar ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu görüşme esnasında Harbord’un ısrarlı tutumu Mustafa Kemal’i öyle sinirlendirmiştir ki elindeki tespihin ipi kopar ve taneleri dağılır. Yerden tespih tanelerini alan ve bunları ipe dizen Gazi Paşa, ‘Görüyorsunuz değil mi General. Tespih dağıldı fakat onu bir araya getirecek olan sizler değilsiniz, bu millettir’ diyerek konuyu kapatır. Onun için tespihin imamesi çok önemli, o imame koptuğu zaman o tespih dağılır. Onun için imameleri kopartmayacağız, tespihi dağıtmayacağız ki bu millet bir olsun, iri olsun, diri olsun, kardeş olsun ve hep birlikte Türkiye olsun.”

“TÜRKİYE MANDA TARTIŞMALARINI SİVAS’TA KAPATTI”

Türkiye’nin manda tartışmalarını Sivas’ta kapattığını ancak bazı zihinlerde ve gönüllerde bu özlemin hep devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hatta bugün de ülkemizde bir kesimin kendi milletinin istiklali ve istikbali davası yerine başka davaların sözcülüğüne soyunduğunu da üzüntüyle görüyoruz. Kardeşlerim, siyaset başkadır politik çıkar başkadır, ülkenin ve milletin ali menfaatleri başkadır. Bunları birbirine karıştırdığınızda kendinizi rengini şehitlerimizin kanlarından alan bayrağımız yerine başka paçavralar altında bulabilirsiniz. Kendi medeniyetinize ve tarihinize yabancılaştığınızda İstiklal Marşı’mızda ‘şehadetleri dinin temeli’ olarak ifade edilen ezanımızdan rahatsız olabilirsiniz. Hatta kendinizi doğrudan milletimizin iradesine kasteden darbecilerle aynı çizgiye gelmiş olarak dahi görebilirsiniz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kardeşlerim; Misakı Millî’nin ne olduğunu bilmeyen, şimdi bizim güneyimizde 910 kilometre Suriye sınırımız var değil mi? Orası neydi? İşte orası bir zamanlar Misakı Millî hudutlarıydı. İşte bunu bilmeyen, biliyor olsa da kendisine biçilen misyon gereği bu gerçeğin üzerini örtmek için çalışanları da aynı kervana dahil etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

“İşte bunun için biz her fırsatta rabiamızı dile getiriyoruz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek millet diyoruz, tek bayrak diyoruz, tek vatan diyoruz, tek devlet diyoruz. Tıpkı 100 yıl önce Sivas Kongresi’nde bir araya gelen büyüklerimiz gibi ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyoruz. Bu yolda bizimle yürüyen herkesle birlikte olmaktan şeref duyarız. Bu yolu tıkamaya, kapatmaya, çökertmeye çalışanları da tıpkı bir asır önce olduğu gibi milletimizle birlikte tarihe havale etmek boynumuzun borcudur” diye konuştu.

“RAMAZAN BAYRAMI’NA KADAR YÜKSEK HIZLI TRENİ SİVAS’A VARDIRACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ramazan Bayramı’na kadar yüksek hızlı trenimizi inşallah Sivas’ımıza vardıracağız” ifadesini kullanarak, “Gerçi bazıları, ‘Sivas’a ne gerek var trene’ deyip geçmişlerdir ama biz ülkemizin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkması için nereye ne gerektiğinin planlarını iyi yaptık ve Corç hızlı trene biniyorsa benim Ahmedim, Mehmedim, Ayşem, Fatmam da bu hızlı trene binecektir” dedi.

Sivas Kongresi’nin 100’üncü yıl dönümünün ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir asır önce bugün Sivas’ta toplanarak istiklal mücadelesini yeni bir safhaya geçiren büyüklerimiz başta olmak üzere bin yıldır bu toprakların vatanımız olması için çalışan, ter döken gerektiğinde canını veren ecdadın her birini şükranla yâd ediyorum. İnşallah Cumhuriyet’imizin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümü olan 2023’te hedeflerimize ulaşarak, ecdada layık bir millet olduğumuzu göstereceğiz. Bizden sonraki nesillere miras olarak bıraktığımız 2053 ve 2071 vizyonlarıyla tarihteki binlerce yıllık yürüyüşümüzü daha da ileriye taşıyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun” diye ekledi.

Törene; TBMM Başkanı Mustafa Şentop, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti, CHP ve MHP genel başkan yardımcıları ile Sivas Valisi Salih Ayhan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin de katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından Sivas genelinde 2002-2019 yıllarında dikimi gerçekleştirilen 100 milyon fidana ek olarak Cumhuriyet Meydanı’na bir fidan daha dikerek can suyu verdi.

Şehirdeki temasları kapsamında, Sivas Belediyesini ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentte yürütülen çalışmalar hakkında Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin’den bilgi aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra, Sivas Valisi Salih Ayhan’ı kabul etti.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, AK PARTİ SİVAS İL BAŞKANLIĞI’NIN DÜZENLEDİĞİ YEMEĞE KATILDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirdeki temasları kapsamında AK Parti Sivas İl Başkanlığı’nın düzenlediği yemeğe katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasında teşkilat mensuplarıyla bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Kongresi’nin 100. yıl dönümü kutlama programına katıldığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, “Bu güzel toplantıyı tertip ettikleri için Sivas İl Başkanlığımıza ve programda emeği olan tüm dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Kurulduğu günden itibaren Sivas İl Teşkilatımız çatısında görev almış, ülkemizin güçlenmesi, demokrasimizin perçinlenmesi, milletimizin barış, huzur ve esenliği için ter dökmüş tüm kardeşlerimi tebrik ediyorum” dedi.

“ÖNÜMÜZDE 4,5 YILLIK BİR İCRAAT DÖNEMİ BULUNUYOR”

Sivas’a sadece Sivas Kongresi’nin 100. yıl dönümünü kutlamak için değil, aynı zamanda Sivaslılara olan şükran borcunu ödemek için de geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millî iradenin ve Millî Mücadele’nin şehri Sivas, 31 Mart seçimlerinde bir kez daha demokrasiye, geleceğine sahip çıktı. 31 Mart seçimlerinde Sivas, kardeşlik, huzur ve hizmet dedi. Sivas, yüzde 49,5 oy oranıyla tercihini bir kez daha AK Parti’den, AK Parti’nin eser ve gönül siyasetinden yana kullandı” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart seçimlerinde partisinin Sivas’taki başarısından dolayı emeği geçen herkese şükranlarını sunarak, “Şimdi dönem, azmiyle, karalılığıyla, emeğiyle, hayır dualarıyla her zaman yanımızda duran Sivaslı kardeşlerime hizmet dönemidir. Şimdi devir, Sivas’a yeni eserlerle vefa borcumuzu ödeme devridir. Bunun için önümüzde 4,5 yıllık bir icraat dönemi bulunuyor” dedi.

“BİR ASIR ÖNCE MİLLETE CESARET AŞILAYAN SİVAS, BUGÜN DE BİZİM YOLUMUZU AYDINLATMAYI SÜRDÜRÜYOR”

Teşkilat mensuplarından kendi görev alanları içinde gece gündüz demeden çalışmalarını beklediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kabinemiz her an yerelde belediye başkanımızın yanında yer aldı, yer alacaktır. İnşallah eksikleri süratle gidermenin yolunda olacağız. Milletlerin tarihlerinde bazı kader anları vardır. 26 Ağustos’ta 948’nci yılını kutladığımız Malazgirt Zaferi, 566’ncı yılını idrak ettiğimiz İstanbul’un Fethi, bu sene 105’nci yılını geride bıraktığımız Çanakkale Zaferi milletimiz için böyle birer kader anlarıdır. Bugün 100’ncü yıl dönümünde ulaştığımız Sivas Kongresi de aynı şekilde tarihimizin köşe taşlarından biridir. Anadolu’nun işgal edildiği, umutların tükenmekte olduğu zor bir dönemde Sivas’tan yükselen istiklal meşalesi kısa sürede yurdumuzun dört bir tarafını kuşatmıştır. Sivas, kongrenin başladığı 4 Eylül 1919’dan itibaren 108 gün boyunca millî mücadelemize başkentlik yapmıştır. Cumhuriyetimizin temelleri de yine burada, Sivas’ta atılmıştır. Bir asır önce millete cesaret aşılayan Sivas, bugün de bizim yolumuzu ve ufkumuzu aydınlatmayı sürdürüyor.”

“VESAYET ODAKLARINA KARŞI MİLLÎ İRADEYİ HÂKİM KILMAK TEMEL ESASTIR ŞİARIYLA HAREKET EDİYORUZ”

Üzerinden bir asır geçmesine rağmen Sivas Kongresi’nde alınan kararların, milletin özgürlük timsali olarak etkisini bugün de hissettirdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye yönelik senaryoların yoğunlaştığı bugünlerde mücadelemizi yürütürken ilhamımızı Sivas’tan, Sivas Kongresi’ne damga vuran emsalsiz direniş ruhundan alıyoruz. Tıpkı Sivas Kongresi’nde olduğu gibi bugün biz de ‘manda ve himaye kabul edilemez’ diyoruz. Birileri tabi bu mandaları malum mandalarla karıştırıyor, onlar çok daha muteber ama bu manda farklı” diye konuştu.

“Bölücü niyetler karşısında, millî sınırlarımız içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz” diye haykırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vesayet odaklarına karşı millî iradeyi hâkim kılmak temel esastır şiarıyla hareket ediyoruz. FETÖ’den PKK’ya, Suriye’den Irak’a Doğu Akdeniz’e kadar sınırlarımız içinde ve dışında yürüttüğümüz beka mücadelesinin rehberi bu ilkelerdir. Türkiye, tıpkı bir asır evvel olduğu gibi, inşallah bu mücadelesini er ya da geç zaferle taçlandıracaktır” ifadelerini kullandı.

“DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE’NİN İKİ SONDAJ, İKİ DE SİSMİK ARAŞTIRMA GEMİSİ BULUNUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin iki sondaj, iki de sismik araştırma gemisinin bulunduğunu söyleyerek, “Ama birileri ‘Doğu Akdeniz’de Amerika var, İngiltere var, Fransa var, şu var, bu var ama Türkiye Doğu Akdeniz’de yok’ diyor, herhâlde anlıyorsunuz ne demek istediğimi? Bunlar ne yazık ki hâlâ bayrağımızı tanıyamadılar, hâlbuki gemilerimizin üzerinde devasa ay yıldız bayrağımız var. Ay yıldızlı bayrağımızı tanıyamıyor, diyor ki ‘Türkiye orada yok’ yazıklar olsun sana, yazıklar olsun ama sana da bunu tanıtacağız, er ya da geç tanıtacağız. Bugün konuşmamda söyledim, bayrağımızı kongrelerde salonlarına asmayanlarla el ele, kol kola gezenlere inşallah bu ülkede nereye gittiklerini, hangi istikamete gittiklerini de herhâlde anlatacağız, tanıtacağız.”

“CUMHURİYETİMİZİ UZUN VE ÇETİN MÜCADELELER SONUCUNDA KURDUK”

Sivas Kongresi’nde alınan kararların manasını herkesin ve özellikle de gençlerin çok iyi idrak etmesinin önem taşıdığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayın Türkiye tarihin hiçbir döneminde kendi başına bırakılmamıştır. Millet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde olmadık. Bağımsızlığımızı âdeta her evden bir şehit vererek kazandık, cumhuriyetimizi uzun ve çetin mücadeleler sonucunda kurduk. Demokrasiye tek parti yönetiminin zulümlerine sabrederek ulaştık. Başbakanlarımızı darağacına gönderme pahasına irademize sahip çıktık” dedi.

S-400’leri aldıklarını ve ikinci etabının da geleceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir taraftan da elemanlar orada yetişmeye ikinci parti olarak devam ediyor. Bu tabii bizim savunma sistemimize bambaşka bir güç katıyor. Üretimimizi milletin sırtından geçinmeye alışmış tufeylilere rağmen artırdık” ifadelerini kullandı.

“KENDİMİZİ YENİLEYEREK HİZMET ETMEYE, ÜLKEMİZE ESERLER KAZANDIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

AK Parti kadrolarının birbirine kenetlenmesi hâlinde kimsenin önlerine set çekemeyeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Biz kardeşliğimizi sağlam tutarsak fitne tohumları asla boy veremez. Zaman zaman şehirlerimizi şu anda dolaşan fitne tüccarları var. Ben inanıyorum ki Sivas bu fitne tüccarlarına prim vermeyecektir. Biz milletimizin bir defa efendisi değil, hizmetkârı olarak milletimizle bağımızı güçlendirirsek partimize yönelik operasyonlar hedefine ulaşamaz. AK Parti kalesinde 18 yılda gedik açmaya yönelik pek çok teşebbüs oldu. Medyanın, siyaset mühendislerinin veya kimi sermaye çevrelerinin gazıyla hareket eden bazı eski üyelerimiz, milletvekillerimiz hatta bakanlarımız çıktı ama hepsi de tıpkı bir saman alevi gibi kısa sürede unutulup gitti. Hatırlayın Sivas’ın içinden de çıktı. Nerede şimdi? Sorsan belki kimse hatırlamaz. Hatırlayanlar da hayırla yâd etmez. Siyasi hırsları, siyasi ihtirasları uğruna AK Parti’ye zarar vermek isteyenlerin sonu hep hüsran olmuştur. AK Parti’yi tökezletme planları daima hezimetle sonuçlanmıştır.”

AK Parti hükûmetlerinin şimdiye kadar hep milletle beraber yürüdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hakkın ve halkın rızasından başka bir gaye gütmedik. İnşallah bundan sonra da aziz milletimizin gösterdiği istikamette yürüyeceğiz. Unutmayın şu ayet bizler için çok büyük bir ikazdır. ‘Hesaba çekilmeden nefsinizi hesabı çekiniz’ Mesele bu. İlahi emre uygun bir şekilde sürekli kendimizi sorgulayarak sürekli kendimizi yenileyerek hizmet etmeye, ülkemize eserler kazandırmaya devam edeceğiz” dedi.

 ENERJİ PETROL MEDYA CEO- MEHMET ALİ SETENCİOĞLU  ENERJİ PETROL MEDYA CEO- MEHMET ALİ SETENCİOĞLU

ENERJİ PETROL MEDYA CEO- MEHMET ALİ SETENCİOĞLU

 

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız” için yorumlar kapalı 244676

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı’nda yaptığı konuşmada, “Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” vesilesiyle bu programda olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu söyledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ile ekibine ve programa katkı veren herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin ve tüm dünya kadınlarının ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, 8 Mart’ın barışa, dostluğa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olmasını diliyorum. Bu anlamlı gün münasebetiyle Filistin ve Gazze’nin yüreği yaralı kadınları başta olmak üzere gönül coğrafyamızın dört bir yanındaki onurlu ve kahraman kadınlara en kalbi selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Buradan dünyanın tüm emekçi kadınlarını, mazlum kadınlarını, mağdur kadınlarını yürekten selamlıyorum. Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız için canlarını ortaya koyan ülkemizin tüm yiğit kadınlarını rahmetle yâd ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin her biri birer metanet abidesi olan anne ve babalarına, geride boynu bükük, gözü yaşlı, kalbi mahzun bıraktıkları eşlerine ve öksüzlerine Mevla’dan sabırlar dilediğini ifade etti.

Ülkedeki 81 vilayetin tamamında 922 ilçenin her birinde anne, eş, kardeş ve evlat olarak hayata anlam katan kadınlara özellikle şükranlarını sunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine 8 Mart vesilesiyle vatana, millete, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı evlatlar yetiştirebilmek için ömürlerini harcayan, elleri öpülesi annelerimize özellikle teşekkürlerimi ifade ediyorum. Kendi merhum anneciğim başta olmak üzere vefat eden annelerin hepsine Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlıklı, hayırlı ömürler niyaz ediyorum. Son olarak eşimin ve sevgili kızlarımın da 8 Mart Kadınlar Günü’nü gönülden tebrik ediyor, bu anlamlı günün tüm kadınlar için hayırlı olmasını, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“YILIN KALAN 364 GÜNÜ DE KADINLARIN GÜNÜDÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 gün sonra seçimin gerçekleştirileceğini, sandıklara gidileceğini, belediye başkanlığından meclis üyeliklerine ve muhtarlıklara kadar her kademede kadın adayların seçimlere yoğun ilgi gösterdiğini gördüklerini belirtti.

Siyasete kadın elinin değmesini daima desteklemiş, siyasi hayatı boyunca kadınlarla beraber yol yürümüş biri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanan tüm kadın belediye başkan adaylarını, meclis üyesi adaylarını, muhtar adaylarını selamlıyor, kendilerine şimdiden başarılar diliyorum. Tabii burada bir hususu vurgulamayı özellikle görev addediyorum. Sadece 8 Mart değil, yılın kalan 364 günü de esasen kadınların günüdür, öyle olmalıdır. Kadınların şahsi hayatımızın yanı sıra devletimiz, milletimiz ve insanlığa yaptığı katkılar, yılda sadece bir güne hapsedilemeyecek kadar büyüktür, önemlidir, kıymetlidir. Bizim nazarımızda, 8 Mart’ı diğer günlerden ayıran yegâne husus, hayatı paylaştığımız kadınlara olan minnettarlığımızı, şu an olduğu gibi çeşitli programlarla ifade etmemize vesile olmasıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Mart’ı aracı kılarak, devletin kadınlara yönelik politikalarını gözden geçirdiklerini, nerede bir eksik, nerede bir sorun tespit ederlerse onu gidermeye çalıştıklarını söyledi.

Kendilerini bugüne kadar asla sloganlara hapsetmediklerini, kadın politikalarında her zaman en idealin, en iyinin, ülke, millet ve kadınlar için en hayırlı olanın peşinden koştuklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla kadınlarla buluşmalarında şiddetin önlenmesinden kadının güçlendirilmesine, istihdamdan hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede yeni projeler, programlar, stratejik belgeleri açıkladıklarını belirtti.

“AMACIMIZ SIRASIYLA KADINI, AİLEYİ VE ÜLKEMİZİ GÜÇLENDİRMEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri, her alanda daha aktif rol almaları, hak, fırsat ve imkânlardan adil bir şekilde faydalanmaları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını vurgulayarak, destek mekanizmalarıyla reform paketleriyle yenilikçi uygulamalarla kadının ekonomik ve sosyal statüsünü güçlendirmeye gayret ettiklerini dile getirdi.

Bunun en son örneğinin, Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2024-2028 yılları arasını kapsayan Strateji Belgemiz, 5 ana sütun üzerinde yükselmektedir. Aile Bakanı’mızın şahsında 5 temel amaç, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşan bu belgenin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kamu kurumlarımızın yanı sıra özel sektörümüzün, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın da belgenin layıkıyla hayata geçirilmesi için üzerlerine düşen görevleri yapacaklarına inanıyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet’in ilk asrını tamamlayıp Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ikinci asrına yelken açtıklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim; biliyorsunuz bizim inancımızda ve kültürümüzde aile toplumun temel direğidir. Yeryüzüne indirilen ilk insanlar olan Hazreti Adem aleyhissalatü vesselam ve Hazreti Havva validemiz aynı zamanda ilk ailedir. Hazreti Adem ve Hazreti Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin yaşatılmasına, yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır.”

“GÜÇLÜ AİLE SADECE MİLLET VE DEVLET OLARAK BEKAMIZIN DEĞİL, AYNI ZAMANDA GELECEĞİMİZİN DE GARANTİSİDİR”

Ailenin, bireyleri ayakta tuttuğunu, toplumu yozlaşmalara karşı koruduğunu, iyi, güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile kavramıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Şurası tartışmasız bir gerçektir ki aile ne kadar güçlüyse bireyler ve toplum da o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur. Aynı şekilde ailenin zayıfladığı, aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş, toplum kan kaybetmiş, zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan, güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil, aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise hiç şüphesiz güçlü kadındır. Hâl böyleyken aile ile kadını ayıran, kadını ailenin karşısına yerleştiren, kadın ve aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesimin eskiden beri olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Bunlar, modernleşme ve Batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı âdeta savaş ilan etmiş durumdalar. Öyle bozuk bir bakış açısından bahsediyoruz ki Bakanlığımızın adında yer alan ‘aile’ kavramından bile rahatsız oluyorlar. Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü, demokrasiyi, insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamalarıdır. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız, ‘Kadın haklarını savunuyoruz’ derler. Fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil haklarının gasbedilmesine aleni destek verirler. Kadının ve ailenin en büyük düşmanı olan ‘cinsiyetsizleştirme politikaları’na karşı tek bir cümle kurmazlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde, kendileriyle aynı ideolojik kabileye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması, ev kadınlarını hor, hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar. Kendi mahallelerindeki kadına yönelik tacizleri, şiddeti, ayrımcılığı, haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Yani, söz konusu gerçekten kadınların temsil, eğitim, çalışma ve kamusal alanda özgürce var olma hakları olunca bunlar ya yasakçılığın ya da çifte standardın yanında saf tutarlar” dedi.

“TÜRKİYE OLARAK KENDİ DURUŞUMUZU SERGİLİYOR, MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA YÜRÜTÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bahsettiği ikircikli tablonun sadece Türkiye için değil, dünyadaki pek çok kuruluş için de geçerli olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Soruyorum sizlere, dünyada ‘kadın hakları’ diye ortalığı ayağa kaldıranların, 7 Ekim’den beri Filistin’de katledilen, çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiklerini sizler hiç duydunuz mu? İnsanlığın geri kalanına sürekli hak hukuk dersi verenlerin İsrail’in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail’in katlettiği 100’ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye’yi eleştiren Avrupa Konseyi’nden ve diğer Avrupa Birliği (AB) kurumlarından bugüne kadar İsrail’e gizli açık destek dışında bir beyan işittiniz mi?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peki, Suriye’den Filistin’e kadar hemen burunlarının dibindeki bölgelerde on binlerce kadın ve çocuğun vahşice katledilmesine tepkisiz kalanları diğer konularda biz nasıl ciddiye alacağız? Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların, bu katliamları görmezden gelenlerin tutarlı, etkili ve tarafsız olabilmesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Türkistan’daki ve diğer İslam beldelerindeki hak ihlalleri karşısında kıllarını dahi kıpırdatmayanların başkalarıyla ilgili beyanları lafügüzaf hükmündedir” diye ekledi.

Türkiye olarak diplomatik girişimlerle yardımlarla kamuoyu oluşturma çabalarıyla kendi duruşlarını sergilediklerini, mücadelelerini kararlılıkla yürüttüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz onlar gibi riyakâr değiliz. İnşallah hiçbir zaman da olmayacağız” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’Yİ TARİHİNİN EN AYDINLIK, EN ÖZGÜRLÜKÇÜ HER AÇIDAN EN GÜÇLÜ GÜNLERİNE BİRLİKTE KAVUŞTURDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim inancımız cenneti anaların ayakları altına sermiştir. Millet olarak tarihimiz, kadınların başarıları ve fedakârlıklarıyla örülmüştür Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz? Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanımızın fedakârlıklarını nasıl yok sayabiliriz? 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınların cesaretlerini biz nasıl görmezden geliriz? Son 21 yılda yazılan başarı destanından kadınların emeğini, alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkâr edebiliriz?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şayet ekonomiden eğitime, güvenlikten tarıma, demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa burada en az erkekler kadar kadınların da katkısı ve emeğinin olduğunu vurguladı.

Önlerine çıkartılan engellerden, hayatlarına kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep kadınların desteğiyle geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Yürek yüreğe, omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık, en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim, kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı, kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz, çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek, sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek, gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak yani hep mücadele ile elde ettiniz. Ne olursa olsun, yılmadınız. Geri adım atmadınız. Böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkânlarla sizlere destek olduk.”

“PEK ÇOK ALANDA TARİHÎ NİTELİKTE ADIMLAR ATTIK”

Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yapıldığını en iyi kadınların bildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı hâline getirdik. ŞÖNİM, kadın konuk evi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdik. Aile içi şiddeti şikâyete tabii olmaktan çıkardık. Daha pek çok alanda tarihî nitelikte adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle, kadın girişimcilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halk Bankamız aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik.”

“SİYASİ HAYATIMIZIN HİÇBİR SAFHASINDA KİMSENİN HAYAT TARZINA KARIŞMADIK”

Bu süreçlerde bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırıyla da karşılaştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, attıkları her adımın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu, geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık” diye konuştu.

Hem belediye başkanlığı hem de 21 yıllık iktidarlıkları döneminde bu tavırlarının aksine tek bir örnek gösterilemeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de aynı çevrelerin raf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırıda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inandığını ifade ederek, 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde kadınlardan yine güçlü destek beklediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen kadınları kutlayarak Türkiye’ye güç veren kadınlara teşekkürlerini iletti.

“Ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” “Ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” için yorumlar kapalı 120796

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya mitinginde yaptığı konuşmada, “Ülkemiz; Gezi olaylarından beri süren, 15 Temmuz’la daha da keskinleşen, 2018’den itibaren iyice alenileşen bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Hamdolsun, önümüze hangi badire çıkarsa çıksın, ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” dedi.

Kütahya mitinginde vatandaşlara hitap eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kütahya’nın, Anadolu’nun beylerbeyi olduğunu belirterek, kentin bugün de millî iradeye olan bağlılığıyla Türkiye’nin beylerbeyliğini hak ettiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen mayıs ayındaki seçim sonuçları için Kütahyalılara teşekkür ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gençler, Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde verdiğiniz yüzde 68 ve Cumhurbaşkanlığında şahsıma verdiğiniz yüzde 70 oranındaki destek için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Şimdi 31 Mart’ta da aynı oyları vermeye hazır mıyız? Maşallah barekallah. Rabbim tüm Kütahyalı kardeşlerimden razı olsun. Mevla şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı daim eylesin. Şimdi de sizlerden Türkiye Yüzyılı belediyeciliği için, gerçek belediyecilik için destek istiyoruz. Hanımlar, bu konuda en çok size güveniyorum. Her zaman ne diyorum, kale içeriden fethedilir. Yani kaleyi sizler düşüreceksiniz. Şayet hanımlar çok iyi çalışırsa bu iş olur. Biz, kadının iradesinin üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk tanımıyoruz. Öyleyse buradan, bu meydandan gerçek belediyecilik için söz veriyor musunuz? Gençler, hanımları duyuyorsunuz değil mi? Sizin de onlardan aşağı kalmamanız lazım.”

“ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİNE, İSTİKRARINA GÖZ DİKENLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da 31 Mart seçimleri için adayları Cumhur İttifakı olarak ortak göstermediklerini hatırlatarak, “Eser ve hizmet siyasetinde yarışmak için ayrı adaylarla seçime girdik. Hayırda yarış olarak gördüğümüz bu centilmence rekabetin şehrimiz için en güzel şekilde neticelenmesini diliyorum” dedi.

Hangi partiye mensup olursa olsun Türkiye’nin her bireyinin, her Kütahyalının gönüllerinde ayrı bir yerinin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Seçimler gelir geçer ama muhabbet baki kalır. Şu hasbilik gök kubbedeki bir hoş seda misali hep devam eder. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Ülkemizin güvenliğine, istikrarına, kazanımlarına, hedeflerine göz dikenlere asla fırsat vermeyeceğiz. Bu millet, tarihine, kültürüne, inancına saldırarak sırtını terör örgütlerine dayayanlara, onlara en güzel dersi sandıklarda verdi. Şimdi beraber yol yürüyerek, hükûmette ve belediyede iktidar hülyalarına kapılanları rüyalarından uyandırmaya var mıyız? Bunu yapacağınıza ben inanıyorum.”

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONU ETRAFINDA KENETLENİP YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyetten aldığı rakamlara göre mitinge 35 bin kişinin katıldığını aktararak, “Tabii sandıklara da bunun yansıması lazım. Kütahya’da hamdolsun böyle bir sıkıntımız inşallah yok” diye konuştu.

Şehirlerin bir kısmında yapılan kirli ittifakları takip ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Kiminde listeler geç veriliyor. Aday isimleri sabahtan akşama sürekli değişiyor. Milletimiz de engin ferasetiyle kapalı kapılar ardında çevrilen dolapları, yapılan pazarlıkları, sahnelenen alicengiz oyunlarını çok iyi görüyor. Bugüne kadar olduğu gibi 31 Mart’ta da milletimizle omuz omuza verip, meydanı kirli ittifakların karanlık hesaplarına bırakmayacağız. Türkiye Yüzyılı vizyonu etrafında kenetlenip yolumuza devam edeceğiz. Ben hanımlara güveniyorum. Bu yolculukta Kütahya’nın da desteğini yanımızda göreceğimize yürekten inanıyorum.”

“Şimdi buradan, Millî Mücadele zaferinin ilk işaret fişeğinin atıldığı Kütahya’dan öyle bir ses verin ki, duymayan kalmasın” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Kütahya’yla birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” dedi.

Türkiye’nin Gezi olaylarından beri süren 15 Temmuz’da daha da keskinleşen, 2018’den itibaren iyice alenileşen, bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçtiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüze hangi badire çıkarsa çıksın ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık. Bu arada ciddi bedeller de ödedik, ödüyoruz. Millî birliğimize yönelik saldırıları bertaraf ederken yeri geldi darbecilere karşı canımız pahasına direndik yeri geldi sınırlarımıza dayanan teröristlerle boğuştuk. Cudi Dağı’nda onları mağaralara gömdük. Tendürek’te, Bestler Deresi’nde, Gabar’da gömdük ve Türkiye’de kendilerine yer bulamadılar” diye konuştu.

Hayat pahalılığıyla da mücadele edildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en çok etkilenen kesimlerin başında emeklilerin bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar emekli maaşlarını bizden önceki dönemlerle kıyas edilemeyecek seviyelere çıkarmış olsak da gönlümüz vatandaşlarımızın hayatlarını daha iyi şartlarda sürdürmesini istiyor” ifadesini kullandı.

“HARCADIĞIMIZ HER KURUŞU, DEVLETİ VE MİLLETİYLE BİRLİKTE ÇALIŞIP KAZANMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Ekonominin diğer boyutlarının ötesinde hesap kitap işi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin gelirleri ve giderleri arasındaki denge tutturulamazsa tıpkı 1970’lerde ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal ve ekonomik çalkantıların pençesine düşülmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Türkiye’nin kimi ülkelerin sahip olduğu gibi karşılıksız elde ettiği gelir kaynaklarına sahip olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Biz harcadığımız her kuruşu, devleti ve milletiyle birlikte çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz. Mesela yaklaşık 11 trilyon lira giderle bağladığımız 2024 bütçemizi ele alalım. Bunun 1 trilyon liradan fazlasını deprem harcamalarına ayırdık. Devletin tüm çalışanları için yaklaşık 3 trilyon lira personel gideri var. Yatırımlar için 1,6 trilyon liraya yakın bir kaynak kullanılacak. Emekli maaşları için ayrılan miktar yaklaşık 3 trilyon liraya yakın, eğitim için 1,6 trilyon lira, sağlık için 1,6 trilyon lira, sosyal yardımlar için 500 milyar lira, mahallî idareler için 860 milyar lira tahsis edildi. Diğer kalemleri söylemiyorum bile.

En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil. Peki, emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz? Devlet ve millet olarak daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek, ortaya çıkan kazançtan da emeklilerimize hak ettikleri parayı vereceğiz.

Şimdi birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen ekleyelim diyerek kendi akıllarınca emeklilerimizi tahrik ediyor. Bakınız bizim ülkemizde hâlihazırda 16 milyon emeklimiz var. Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir. Mevcut maaşların tutarından söz etmiyorum. Sadece 7 bin lira veya 10 bin lira olarak ifade edilen ek artışın maliyetini anlatıyorum. Yani 2024 yılı boyunca ülkemizde tek çivi çakmasak tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile bu gideri karşılamaya yetmiyor. Aynı şekilde deprem harcamalarının tamamını bu iş için kullansak yine yeterli gelmiyor. Eğitime, sağlığa, tek kuruş harcamadan her birinin tüm bütçesini buraya aktarsak ucu ucuna ya kurtarıyor ya kurtarmıyor. Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla tüm memuru ve işçisiyle devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek o zaman belki bu ilave gideri karşılayabiliriz. Burada konuştuğumuz emeklilerimizin mevcut maaşlarının maliyeti değil yapılması istenen ilave artışların tutarıdır.”

“YAPTIĞIMIZ HER İŞİN HESABINI 85 MİLYONUN TAMAMINA VERMEKLE MÜKELLEFİZ”

Seyyanen artışların emekli maaşları arasında yol açtığı adaletsizliğin farkında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sırtında yumurta küfesi taşımayanların istedikleri gibi atıp tutabileceğini, sorumluluk makamında olmayanların her aklına eseni söyleyebildiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama milletin ülkeyi ve devleti yönetme görevini verdiği bizim için böyle bir durum asla söz konusu değil. Biz yaptığımız her işin hesabını 85 milyonun tamamına vermekle mükellefiz. Biz attığımız her adımı en ince detayına kadar hesaplamak zorundayız.” dedi.

Küresel ekonomik krizin dünyanın her yerinde çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere büyük kitlelerin refah kaybına uğramasına yol açtığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de kendi şartları çerçevesinde bu dalgadan etkilendiğini söyledi.

Tüm bunların üstüne geçen sene “asrın felaketi” olan çok büyük bir deprem yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 6 Şubat depremlerinin ekonomiye maliyetinin 104 milyar dolar olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri yeniden yerli yerine oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yılsonundan itibaren programın olumlu sonuçlarını görmeye başlayacağız. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyüttükçe ortaya çıkan kazançtan her kesimden insanımız gibi emeklilerimiz de istifade edecek. Siz oturdukları yerden atıp tutanlara bakmayın. Onlar sadece istismar ve bozgunculuk peşinde koşuyor. Onların ne ülke ne millet ne de emeklilerimiz umurlarında. Bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz çözdüysek bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Milletimizden sabır ve metanet istiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 21 yılının önceki dönemlerinden çok iyi olduğunu, yarınların da bugünden daha iyi olacağını belirtti.

İnsanları, karamsarlık bataklığına sürüklemek isteyenlerin tek derdinin buradan bir kaos çıkartıp ülkeyi kendilerine mecbur etmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi partilerini öyle yönetiyor olabilirler ama bu millet kendi geleceği konusunda onların sinsi oyunlarına eyvallah etmez. Ne diyor üstat? ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir’ Allah’ın izniyle bu tekerleği tümsekte bırakmayarak Türkiye Yüzyılı bayrağını, kör dünyanın tepesine biz dikeceğiz” diye konuştu.

KÜTAHYA’YA 101 MİLYAR LİRANIN ÜZERİNDE YATIRIM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en büyük ispatının şehirlere yaptıkları yatırımlar olduğunu ifade etti.

Bu kapsamda son 21 yılda Kütahya’ya 101 milyar liranın üzerinde yatırım yaptıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde 2 bin 900 yeni derslik inşa ettiklerini, şehre ikinci devlet üniversitesi olarak Kütahya Sağlık Üniversitesi’ni kurduklarını dile getirdi.

Gençlik ve sporda yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 12 bin 493’e çıkardıklarına, 61 spor tesisi inşa ettiklerine, Kütahya’ya kendine yakışacak bir stadyum kazandırmak için çalışmalara başladıklarına değinen Erdoğan, sosyal yardımlarda Kütahyalı ihtiyaç sahiplerine 2,6 milyar lira tutarında kaynak aktardıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta 320 yataklı Evliya Çelebi Devlet Hastanesi başta olmak üzere toplamda 1050 yataklı 11 hastaneyle birlikte 43 sağlık tesisi inşa ettiklerini aktardı.

Toplam 610 yataklı Kütahya Şehir Hastanesinin inşasında sona geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, son teknik testlerini de tamamladıktan sonra hastaneyi vatandaşın hizmetine sunacaklarını bildirdi.

Şehrin ihtiyacına göre önümüzdeki dönemde 800 yataklı bir eğitim araştırma hastanesini de gündeme alabileceklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ayrıca, Domaniç Entegre İlçe Hastanemizin inşası başta olmak üzere beş sağlık tesisinin yapımına devam ediyoruz. Kütahya’da TOKİ kanalıyla 12 bin 802 konutun yapımını tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 1521 konutun yapımı sürüyor. Kütahya’da 9,2 milyon metrekare alanda kentsel dönüşüm çalışması yürütüyoruz. Şehrimizdeki altı millet bahçesi projesinden üçünü tamamlayıp hizmete sunduk, diğerleriyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Ulaştırmada, Kütahya’da 24 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 359 kilometreye çıkardık. Abide-Simav yolunun ilk 15 kilometrelik kısmını tamamladık, kalanıyla ilgili hazırlıklara devam ediyoruz. Abide-Pazarlar ve Emet-Simav yolları ile Germiyan ve Zafertepe kavşaklarını bu sene bitiriyoruz.”

DOĞAL GAZ YATIRIMLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çavdarhisar-Abide, Dursunbey-Tavşanlı, Hisarcık-Gediz yollarını önümüzdeki sene tamamlayacaklarını, şehrin hem Eskişehir, Afyonkarahisar çıkışlarında trafiği rahatlatacak hem de organize sanayi bölgeleri arasındaki ulaşımı kolaylaştıracak bir yol projesini hayata geçireceklerini söyledi.

Ayrıca mevcut projenin yerine şehrin daha yakınından geçecek bir çevre yolu projesi üzerinde de çalıştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kütahya il sınırları içindeki bütün demir yollarını yeniledik. Eskişehir-Kütahya-Balıkesir hattını elektrikli, sinyalli hâle getirip modernize ettik. Eskişehir-Antalya Hızlı Tren Hattı hayata geçtiğinde inşallah duraklarından biri de Kütahya olacak. Kütahya’ya 21 baraj ve sekiz gölet inşa ettik. Beş baraj ile bir gölet daha inşa ediyoruz. Son 21 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle Kütahya’da, 168 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden 21 sulama tesisimiz ile toplam 204 bin dekar araziyi daha sulamaya açacağız. İnşa ettiğimiz 118 adet taşkın koruma tesisiyle, Kütahya şehir merkezi ile 144 yerleşim yeri ve 11 bin dekar araziyi taşkın zararlarından koruduk. Sekiz adet dere ıslahının inşası sürüyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahyalı çiftçilere yaklaşık 16 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdiklerini ifade etti.

Kütahya’da altı yeni organize sanayi bölgesi, bir teknopark, dokuz araştırma geliştirme merkezi kurduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Biraz sonra açılışını yapacağımız seramik fabrikasıyla Kütahya’nın bu alandaki marka değerini küresel ölçekte güçlendiriyoruz. İstihdamı desteklemek için Kütahya’daki işverenlere toplam 3 milyar lirayı aşan prim teşviki verdik. Enerjide, Kütahya, Çavdarhisar, Çitgöl, Demirci, Emet, Gediz, Hisarcık, Kuruçay, Simav ve Tavşanlı’ya doğal gazı getirdik. Bu yıl içinde Eskigediz ve Seyitömer’e, 2026 yılında ise Altıntaş ve Domaniç’e doğal gaz arzı sağlamayı hedefliyoruz. Hedefimiz, en kısa sürede Kütahya’da doğal gaz olmayan ilçe ve belde kalmayacaktır.”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, NG KÜTAHYA SERAMİK 100. YIL FABRİKALARI AÇILIŞ TÖRENİ’NE KATILDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’daki programı kapsamında, NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Nafi Güral’ın kurduğu Kütahya Seramik’in üretim yolculuğundaki 35 yılını geride bıraktığını, 8 fabrikaya ve 54 milyon metrekare üretim kapasitesine ulaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da üretilen bu seramiklerin 81 vilayetin yanı sıra 5 kıtada 79 ülkeye ihraç edildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açılan her yeni fabrika ihracatımızda yeni bir ivme, cari açığımızın kapanmasına katkı demektir. Bugün yatırım bedeli 140 milyon avro, kapalı alanı 126 bin metrekare olan iki yeni fabrikayı daha hizmete açıyoruz. NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın ülkemize, şehrimize, grubumuza, çalışanlarımıza hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin İtalya ve İspanya gibi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinde bile olmayan gelişmiş teknolojilere sahip üretim imkânına kavuştuğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde seramik üretiminin yanı sıra turizmde de önemli yatırımları olan grubun, istihdam kapasitesinin 5 bin 750 kişiye çıkmasını da takdirle karşıladığını kaydetti.

Dijital dönüşümü fabrikalarında en üst seviyelerde uygulayan grubun su, ham madde ve ambalaj atıklarının geri kazandırılması konusunda da ileri seviyeye ulaştığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fabrika çatılarına kurulan ve tamamı üretimde kullanılan 25 megavat gücündeki güneş enerjisi santrallerinin, yenilenebilir enerji alanında da örnek bir yaklaşıma işaret ettiğini söyledi.

“ÜLKEMİZİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN TEDARİKÇİLERİ ARASINA ÇIKARTACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetinde olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Sadece kâğıt üzerinde ekonomik görünümü iyileştirmek adına yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyümeden asla taviz veremeyiz. Makro dengelerle ilgili sorunlarımızı sanayide, teknolojide, ticarette, tarımda, turizmde ve diğer alanlarda büyümeyi sürdürerek çözeceğiz. Dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkelerine baktığımızda onların da istihdam ve üretim merkezli bir ekonomik işleyişi hayata geçirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bir dönem terk ettikleri üretim, bugün gelişmiş ülkelerin en kritik yumuşak karnı hâline gelmiştir. Türkiye’yi böyle bir duruma asla düşürmeyeceğiz. Savunma sanayinden seramik sektörüne kadar her alanda tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla ülkemizi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız.”

Kütahya’nın giderek büyüyen seramik üretimi kapasitesini sadece toprağa ve kimyaya dayalı bir sektörün gelişmesi olarak görmediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’daki bu ivmenin ülkenin Türkiye Yüzyılı’na hazırlanışının işareti olduğunu belirtti.

“MİLLETİMİZE VERDİĞİMİZ HER SÖZÜ YERİNE GETİRMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞTIK, ÇABALADIK”

İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayıp iktidarlarına kadar devam eden dönemlerdeki siyasi ve ekonomik gecikmeler yaşanmasaydı Türkiye’nin bugün çok daha farklı bir yerde olacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletin sorumluluk verdiği kişiler olarak bize düşen kaçan fırsatlara bakıp hayıflanmak değil, hem eskinin kayıplarını telafi etmek hem geleceğin hedeflerini inşa etmektir. Bundan 13 sene önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti. Yaşadığımız onca badireye rağmen 2023 hedeflerinin önemli bir kısmını hayata geçirmiş birisi olarak karşınızdayım” diye konuştu.

Şimdi de Türk milletine “Türkiye Yüzyılı” sözlerinin olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vizyonu sağlam toplumsal yapı, istikrarlı ve güçlü ekonomi, adalet ve özgürlük, Türkiye eksenli küresel dönüşüm, huzurlu ve güvenli gelecek başlıkları altında tadat ederek millete sunduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birileri gibi söz verip de sonra kulağının üzerine yatanlardan olmadıklarını belirterek, şunları paylaştı: “Milletimize verdiğimiz her sözün takipçisi olduk, her sözü yerine getirmek için var gücümüzle çalıştık, çabaladık. Eksiklerimiz elbette olmuştur ama ülkemize ve milletimize sağladığımız kazanımların büyüklüğünü kimse inkâr edemez. Artık bundan sonra milletimize karşı sorumluluğumuz Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkarmaktır. Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasını da tamamladıktan sonra emaneti gençlere teslim edip köşemize çekileceğiz. Bu duygularla bir kez daha fabrikaların hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Tekrarını, tekrarını bekliyoruz.”

NG Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Kütahya Porselen Sanat Evi tarafından üretilen ve ortasında ayet yazılı el sanatı porselen tabak hediye etti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler kurdeleyi keserek NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın açılışını yaptı ve fotoğraf çektirdi.

seers cmp badge