CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ; “TÜRKİYE’DE EVLERİNE DÖNMEYİ BEKLEYEN 3,6 MİLYON SURİYELİ SIĞINMACI BULUNUYOR” 0 88814

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Suriye’de diğer tüm gelişmelere gözlerini kapayıp sadece Türkiye’yi eleştirmeyi alışkanlık hâline getirenleri akla, vicdana, ahlaka davet ediyoruz. Suriye topraklarındaki gerçek işgalcilere ses edemeyenlerin, Türkiye’nin meşru haklarını koruma konusundaki adımlarına karşı çıkması, en basitinden bir acziyet, bir teslimiyet ifadesidir. Onlar aciz olabilir ama Türkiye öyle değildir, hakkını gerektiğinde kendi gücüyle almasını bilir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“TÜRKİYE, BİNLERCE YILLIK MEDENİYET BİRİKİMİ OLAN BİR ÜLKEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Kızılcahamam’da AK Parti 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın gerçekleştirildiğini anımsatarak, “Türkiye’nin güvenliğinden ekonomisine kadar her alanda kritik bir dönemden geçtiği şu günlerde, yaptığımız istişarelerin, toplantılarımızda ortaya konan görüşlerin gerçekten kıymetli olduğuna inanıyorum” dedi.

İstişarenin önemine değinerek her fırsatta ve her düzeyde istişare mekanizmalarını çalıştırmaya özen gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin varlık sebebi olan millete hizmet davasını ileriye taşımak için her fırsatı değerlendirdiklerini, 7. Olağan Kongre sürecini de bunun için bir imkân olarak gördüklerini söyledi.

“Değişim hayatın bir gerçeğidir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu hakikati, AK Parti içinde bayrak yarışında bir görev değişimi şeklinde hayata geçiriyoruz. Buradan, milletimizin her bir ferdini, AK Parti kadrolarında görev almak üzere partimiz saflarına katılmaya davet ediyorum. AK Parti içinde, çalışan, gayret gösteren, kendisini geliştiren herkese tüm kapılar sonuna kadar açıktır” diye konuştu.

“Türkiye, binlerce yıllık medeniyet birikimi ve devlet geleneği olan bir ülkedir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balkan Savaşı’ndan Çanakkale’ye, İstiklal Harbi’nden Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllara, tek parti döneminden darbeler dönemine kadar Türkiye’nin içi kavgalarla, çekişmelerle, farklılıklarla meşgul edildiğini anlattı.

“TÜRKİYE DEMOKRASİDE GÖSTERDİĞİ BÜYÜK ATILIMLA DÜNYADA ETKİLİ BİR ÜLKE KONUMUNA YÜKSELDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önce rahmetli Menderes, ardından rahmetli Özal ve son olarak AK Parti iktidarları döneminde, Türkiye bu kısırdöngüyü kıracak adımlar atabildi. Hiç şüphesiz, bu hamlelerin en büyüğü ve en etkilisi AK Parti döneminde gerçekleşti. Türkiye demokraside ve ekonomide gösterdiği büyük atılımla, bölgesinde ve dünyada etkili bir ülke konumuna yükseldi” sözlerine yer verdi.

Attıkları her adımda tuzaklarla, engellerle karşılaştıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, vesayet planlarından Gezi olaylarıyla, 17-25 Aralık emniyet-yargı girişiminden çukur eylemlerine ve 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüne kadar her saldırıyı bertaraf ettiklerini vurguladı.

Terör örgütleri DEAŞ, PKK ve FETÖ ile Türkiye’ye diz çöktüreceklerini sananların başarılı olmadıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece son dört yılda sınırlarımız içinde 7 bin 500, sınırlarımız dışında 8 bin 500 olmak üzere toplam 16 bin teröristi etkisiz hâle getirdik. Terör örgütünün merkezi yapılanmasını, ülkemize yönelik saldırıları için kullandığı Kuzey Irak topraklarında âdeta hapsettik” dedi.

“BARIŞ PINARI HAREKÂTI’NIN AMACI, SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE SİYASİ BİRLİĞİNE KATKIDA BULUNMAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Pınarı Harekâtı”na ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak, “Türkiye’nin yaptığı diğer operasyonlar gibi, Barış Pınarının da amacı, Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine katkıda bulunmaktır” vurgusunu yaptı.

Suriye topraklarının dörtte biri PKK-YPG terör örgütünün işgali altında iken, bu ülkenin toprak bütünlüğünden ve siyasi birliğinden söz edilemeyeceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “DEAŞ’a karşı bizim verdiğimiz mücadeleyi bu konuşanların hangisi verdi? Bunlar sadece kendi ülkelerinden Suriye’ye DEAŞ’ı ihraç ettiler. Fransa’dan DEAŞ Suriye’ye geldi, Almanya’dan DEAŞ Suriye’ye geldi, Hollanda’dan DEAŞ Suriye’ye geldi. Biz 5 bin 500 DEAŞ’lıyı geldikleri yere gönderdik. Bunlar dürüst değil, bunlar sadece laf üretiyorlar, biz ise iş üretiyoruz, farkımız bu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de Anayasa Komitesi’nin ilk toplantısını 30 Ekim’de yapacağı bir dönemde başlatılan harekâtın Suriye’nin geleceğinin daha sağlıklı bir şekilde planlanmasını temin edeceğini belirterek, “Suriye topraklarında üzerinde onlarca yabancı gücün âdeta cirit attığı bir dönemde, Türkiye’nin terör yapılanmasını engellemek için başlattığı bu harekâta yönelik eleştirileri asla kabul etmiyoruz. Türkiye, belki de bu ülkenin topraklarındaki tek meşru güç olarak varlık gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’DE EVLERİNE DÖNMEYİ BEKLEYEN 3,6 MİLYON SURİYELİ SIĞINMACI BULUNUYOR”

Bazı ülkelerin isimlerini zikrederek bu ülkeleri dürüst olmaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Önce Suudi Arabistan’dan başlayacağım. Suudi Arabistan aynaya baksın. Yemen’i bu hâle kimler getirdi? Yemen şu anda ne durumda? On binlerce insan Yemen’de ölmedi mi? Suudi Arabistan siz önce bunun hesabını verin. Şu anda Yemen zaruret içerisinde, her tarafını yerle yeksan ettiniz, bunun hesabını verin. Kalkıp da bizim Suriye’nin birliği, beraberliği için attığımız terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadelede siz bize laf edemezsiniz, konuşamazsınız. Mısır sen hiç konuşamazsın. Zira sen ülkende demokrasi katili olan bir kişisin. Yüzde 52 oyla seçilmiş olan bir Mursi’nin mahkemede çırpınarak ölmesine sen neden oldun, belki de operasyon yaptın. Ailesini bile defnetmesine müsaade etmedin, sen böyle bir katilsin. Sisi birileriyle toplantı yapmış, bu operasyonu kınamış, kınasan en yazar, kınamasan ne yazar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sınırlarının tehdit altında olduğuna ve Türkiye’de evlerine dönmeyi bekleyen 3,6 milyon Suriyeli sığınmacının bulunduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti: “Avrupa Birliği kendinize gelin. Yine söylüyorum; bizim şu anda operasyonumuzu bir işgal hareketi diye nitelendirmeye çalışırsanız işimiz kolay, kapıyı açarız 3,6 milyon mülteciyi sizlere göndeririz. Şimdi kalkmışlar para hesabı yapıyorlar. Neymiş 2. taksit olan 3 milyar Avro’yu göndermeyeceklermiş. Siz verdiğiniz sözü bu zamana kadar yerine getirdiniz mi? 40 milyar doları biz harcadık, Allah’ın izniyle bir o kadar daha harcar yolumuza devam ederiz ama kapıları da açarız. Bunu bilmeniz lazım.”

“TÜRKİYE, HAKKINI GEREKTİĞİNDE KENDİ GÜCÜYLE ALMASINI BİLİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’de diğer tüm gelişmelere gözlerini kapayıp sadece Türkiye’yi eleştirmeyi alışkanlık hâline getirenleri akla, vicdana, ahlaka davet ediyoruz. Suriye topraklarındaki gerçek işgalcilere ses edemeyenlerin, Türkiye’nin meşru haklarını koruma konusundaki adımlarına karşı çıkması, en basitinden bir acziyet, bir teslimiyet ifadesidir. Onlar aciz olabilir ama Türkiye öyle değildir, hakkını gerektiğinde kendi gücüyle almasını bilir” diye konuştu.

Suriye krizinin başından beri sorunun demokratik yöntemlerle çözümü için çaba harcadıklarını, bizzat Beşşar Esed’e bu doğrultuda defalarca telkinde bulunduğunu hatırlatarak, maalesef rejimin tercihinin demokratik yöntemlerden yana değil zor kullanmaktan yana olduğunu söyledi.

“Bizi eleştiren bazı Arap ve Avrupa ülkeleri acaba kaç tane Suriyeliye kucak açtılar?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu soruların cevabını bekliyoruz. Rejim bölgesine olduğu gibi, bölücü terör örgütünün kontrolü altındaki yerlere de kimse dönmüyor, dönmek istemiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta ABD olmak üzere tüm NATO ülkelerine seslendiğinin altını çizerek, “Biz Türkiye’yiz, biz bir NATO üyesi ülkeyiz. 5. maddeyi gayet iyi biliyoruz. Bu terör örgütleri NATO üyesi Türkiye’ye saldırırken, siz buna sessiz kalamazsınız eğer NATO üyesiyseniz. Siz Türkiye’yi birkaç tane zibidi terör örgütüne tercih etmeyeceksiniz öyle mi? Buna eyvallah edemeyiz, bunun da gereğini yapmaya mecburuz, kim olursa olsun” uyarısında bulundu.

“TERÖR ÖRGÜTÜ, SINIR ÖTESİNDEN YAPTIĞI SALDIRILARLA SİVİL VATANDAŞLARIMIZIN YARALANMASINA YOL AÇTI”

Barış Pınarı Harekâtı kapsamında dün saat 16.00 itibariyle Türk Hava Kuvvetleri’nin önceden belirlenen hedefleri vurmaya başladığını, ardından top atışlarıyla yine önceden belirlenen hedeflerin imha edildiğini, son olarak da saat 22.30 civarında kara birliklerinin devreye girdiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda harekâtımız, tüm unsurlarımızın katılımıyla Telabyad ve Resulayn bölgesinde devam ediyor. Harekât başladığından şu ana kadar 109 terörist öldürüldü. Tabi 109’un dışında yaralılar var, ayrıca teslim olanlar var” bilgisini paylaştı.

Terör örgütü ve yandaşlarının Türkiye’yi karalamak, harekâta gölge düşürmek için yalan ve yanlış haberleri yaymaya başladığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta henüz operasyona başladığımız bir yerde Hristiyan Suriye vatandaşlarının yaşadığı bir bölgeye önce roket atıp, ardından Türkiye sivilleri bombalıyor diye ortalığı ayağa kaldırmaya kalktılar. Bombayı atan sizsiniz, bombayı atan sizsiniz, füzeleri atan sizsiniz. Bu kara propaganda makinasına karşı gerekli tedbirleri derhal aldık, doğruları tüm dünya kamuoyu ile paylaştık, paylaşıyoruz. Hatta onların liderleri, oradaki Hristiyan vatandaşların liderleri kendileri açıklama yaptı, bize olan güvenlerin ifade ettiler. Hâlbuki terör örgütü sınır ötesinden yaptığı saldırılarla, çeşitli ilçelerimizde evleri tahrip etti, sivil vatandaşlarımızın yaralanmasına yol açtı” dedi.

“BİZİM PLANIMIZ, HERKESİN KENDİ EVİNE DÖNEBİLMESİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk askerinin karşısına çıkacak yüreği olmayanların, sivillere saldırarak gerçek yüzlerini ortaya koyduklarına dikkati çekerek, “Bunlar öyle terbiyesiz ki kendi yayın organlarından çocukları gösteriyorlar, çocuk katili sizsiniz, kadınlara saldıran onların katili sizsiniz. Biz öyle bir milletiz ki savunma imkânı olmayan kadına, çocuğa asla elimiz kalkmaz. İnşallah bu yılanların hepsinin de başını en kısa sürede ezeceğiz. Suriyeli kardeşlerimizin huzuru, bölgede yaşayan Kürt kardeşlerimizin huzuru için bunu başaracağız. Henüz harekâta başladığımız diğer bölgelerle ilgili çalışmalarımız sürüyor, vakti saati geldiğinde oralarda da Türkiye’nin gücünü göstereceğiz. Daha önceki harekâtlarımızda ne yaptıysak, burada da onu yapacağız; yani gittiğimiz yerlere barışı, huzuru, güvenliği, esenliği getireceğiz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekâtı’na destek veren MHP, İyi Parti, CHP başta olmak üzere tüm siyasi parti liderlerine, tüm siyaset ve devlet insanlarına, sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, sanatçılara, gazetecilere, sporculara ve her kesimden vatandaşa teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör örgütünün desteği ile Parlamentoya girmiş olan söze siyasi partiye sesleniyorum; benim ordumu işgal gücü olarak gösteremez. Bu ahlaksızlığın daniskasıdır, edepsizliğin daniskasıdır. Eğer işgal varsa o sizin maharetinizdir. Siz bulunduğunuz yerde sadece işgalle kalmadınız. Bulunduğunuz yerlerde işgal kuvvetleri olarak binaları kendi içinden tünellerle açmak suretiyle oralarda adeta sorgulama hücreleri kuracak kadar alçaksınız” diye ekledi.

Barış Pınarı Harekâtı ile bölgeyi güvenli hâle getirdikten sonra buralarda yaşayan herkesin kendi evine, kendi şehrine dönmesinin sağlanacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim planımız, herkesin yeniden kendi evine dönebilmesidir. Daha açık anlatmak gerekirse; Araplar kendi evlerine, Kürtler kendi evlerine, Türkmenler kendi evlerine, Süryaniler, Asuriler, diğer etnik ve dini gruplar kendi evlerine döneceklerdir, biz bunun teminine çalışıyoruz. Böylece bölgeyi bozulmaya çalışılan demografik zenginliğine yeniden kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN HİÇ KİMSENİN TOPRAĞINDA GÖZÜ YOKTUR”

Bölgede dönecek evi kalmamış olanlar içinde 1 milyon kişilik yeni yerleşim yerleri inşa etmeyi planladıklarını, bu yerleşim yerlerini de uluslararası toplumun finansmanıyla inşa etmeyi planladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin hiç kimsenin toprağında, malında, mülkünde gözü yoktur. Aynı şekilde Türkiye’yle birlikte hareket eden Suriye Millî Ordusu’nun da asla böyle bir niyeti yoktur. Türkiye olarak bölge halkına bu konuda en küçük bir taşkınlığa müsaade edilmeyeceğinin garantisini şimdiden veriyoruz. YPG saflarına katılmaya zorlanmış Suriyeli kardeşlerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. İster Arap, ister Kürt, ister bir başka kesimden olsun hemen şimdi PYD saflarını terk edip kendi evlerini, köylerini, şehirlerini, kendi namuslarını korumak için harekete geçecek herkese kucağımız açıktır” dedi.

Harekâtın adının Barış Pınarı olarak belirlenmesinin rastgele bir tercih olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Biz terör örgütünü bölgeden kazıyarak Suriye’de gerçek anlamda barışı tesis etmek üzere bu adımları atıyoruz. Bizim sınır Suriye tarafında hep pınarlarla doludur, işte o pınarlardan hareketle biz bunun adını Barış Pınarı koyduk. Harekâtımızı tek başımıza değil, Suriyeli kardeşlerimizle birlikte yapıyoruz. Daha harekâtımız başlar başlamaz Suriye halkını temsil eden pek çok sivil toplum kuruluşu temsilcisi, kanaat önderi, aşiret lideri ülkemize destek açıklaması yaptı. Bölgedeki pek çok yerde terör örgütüne karşı tavır alındığının haberleri geliyor. İnşallah çok kısa bir sürede Münbiç’ten Irak sınırına kadar tüm bölgeyi güvenliğe, huzura kavuşturup Suriye halkının üzerinde sekiz yıldır dolaşan karabulutları dağıtacağız. Stratejik müttefikimiz ne yazık ki, Münbiç’ten 90 günde çıkılacağının sözünü bize vermiş olmalarına rağmen çıkmadılar. Yüzde 90’ı Arap olan Münbiç’i maalesef terör örgütlerine bıraktılar bunları da biz gayet iyi biliyoruz, önce bunları yerine getirmeleri lazım. Suriye’de tüm kesimlerin katılımıyla tesis edilecek meşru yönetimin ülkenin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliği çerçevesinde atacağı adımlara desteğimizi şimdiden ifade ediyoruz. O gün gelene kadar Suriye halkının yanında yer almaya, kardeşlerimizin her türlü sıkıntısını gidermeye devam edeceğiz.”

“KONTROLÜMÜZE GEÇECEK BÖLGELERDEKİ DEAŞ’LILARA NE YAPILMASI GEREKİYORSA ONU YAPACAĞIZ”

Bugün DEAŞ tehdidi lafını ağızlarından düşürmeyenlerin düne kadar bu örgüte gizli, açık destekler verdiğini çok iyi bildiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bugüne kadar DEAŞ’la bağlantılı olabileceğini düşündüğü ve çok büyük bir bölümü de Türk vatandaşı olmayan 17 bin kişiyi gözaltına aldığını, bunlardan yarısı yabancı uyruklu 5 bin 500’e yakınının hâlen Türkiye’de cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEAŞ’la mücadele çerçevesinde 151 ayrı ülkeden 77 bine yakın şahsa Türkiye’ye giriş yasağı koyulduğunu, Türkiye’ye kadar gelebilen 102 ayrı ülkeden 7 bin 600 kişiyi sınır dışı ettiklerini ve hâlen geri gönderme merkezlerinde sınır dışı edilmek üzere bekleyen 851 kişinin bulunduğu bilgisini paylaştı.

Fırat Kalkanı Harekâtı’nda 3 binin üzerinde DEAŞ’lının, Zeytin Dalı Harekâtı’nda ise 4 bin 600’ün üzerinde teröristin etkisiz hâle getirildiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “DEAŞ’ın bir daha kendi başımıza bela olmasını istemediğimiz gibi, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın da böyle bir musibete duçar olmasını arzu etmeyiz. Dolayısıyla kontrolümüze geçecek bölgelerdeki DEAŞ’lılara ne yapılması gerekiyorsa onu yapacağız. Cezaevinde tutulması gerekenler cezaevinde tutacak, uyruğu olduğu ülkelere gidebilecekleri de kabul edilmeleri hâlinde oraya göndereceğiz. Geride kalan kadın ve çocukları da bir ıslah programı çerçevesinde yeniden kendi toplumlarına kazandırmanın gayreti içinde olacağız” şeklinde konuştu.

“TÜRK MİLLETİ, HİÇBİR ZAMAN HERHANGİ BİR ETNİK VEYA DİNÎ AZINLIĞI SİSTEMATİK AYRIMCILIĞA TABİ TUTMADI”

Türk milletinin bulunduğu coğrafyada hiçbir zaman herhangi bir etnik veya dinî azınlığı sistematik ayrımcılığa tabi tutmadığını, şayet böyle yapsaydı Anadolu’nun demografik yapısının bin yılda bin defa değişeceğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama tüm kadim halklar, tüm kadim inançlar, tüm kadim kültürler bölgemizde yaşamaya devam ediyor. İşte alın şöyle Malazgirt’ten gelin batıya doğru, buralarda Kürt’ü vardı, Arap’ı vardı, Zaza’sı vardı, Türk’ü vardı, öyle mi? Peki bunlar şimdi dağıldı mı? Evet, dağıldı” vurgusunda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’da evlatları terör örgütü tarafından kaçırılan ailelerin, terör örgütünün güdümündeki siyasi partinin il başkanlığı önünde nöbet tuttuğunu hatırlatarak, “O annelerin yavrularını Kandil’e kaçıranlar bunun hesabını nasıl verecek veya çok daha farklı yerlere kaçıranlar bunun hesabını nasıl verecek? Ya siz önce bunun hesabını verin” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarihî hakikatler şunu gösteriyor: Bizim birbirimizden başka dostumuz, birbirimizden başka sırtımızı yaslayacak hiç kimsemiz yoktur. Son dönemde Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de, Kuzey Afrika’da, daha önce Balkanlar’da, Kafkaslar’da yaşananlar bu hakikatin birer örneğidir. İşte bunun için her fırsatta tüm kardeşlerimize, dostlarımıza, tüm mazlumlara birlik ve beraberlik çağrısında bulunuyorum. İşte bunun için ‘one minute’ diyoruz. İşte bunun için Kudüs kırmızıçizgimizdir diyoruz. İşte bunun için dünya beşten büyüktür diyoruz. İşte bunun için herkes için adalet, herkes için refah, herkes için huzur diyoruz. İşte bunun için hiçbir ayrım yapmadan 4 milyon Suriyeli muhaciri yıllardır topraklarımızda misafir ediyoruz. İşte bunun için Suriyeli kardeşlerimizin huzurla evlerine dönebilmeleri için bizzat sahaya iniyoruz. İşte bunun için kendi güvenliğimiz, kendi huzurumuz kadar çevremizdeki ülkelerin de esenliğini istiyor, gözetiyor, çaba gösteriyoruz. Çünkü biz Türkiye’yiz. Çünkü biz sadece yaşatmak için, sadece barış ve huzur götürmek için gideriz. Bizim inancımız, bizim medeniyetimiz, bizim kültürümüz bunu emrediyor. Şanlı tarihimiz bu duruşun örnekleriyle doludur. İnşallah Barış Pınarı Harekâtıyla şanlı tarihimize yeni bir altın sayfa ekleyeceğiz.”

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Barış Pınarı Harekâtı’nın başlamasıyla tüm camilerde sabah namazında Fetih suresini okuttuğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah yar ve yardımcımız olsun. İnşallah en kısa zamanda bu fetih müyesser olur ve böylece Suriye’ye refah, huzur gelir. Bölgemize aynı şekilde refah, huzur gelir ve bizler de emin adımlarla yolumuza devam ederiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kürtlere AK Parti’de yer yok” iddialarına da “Şu anda Parlamento içinde AK Parti grubunda değerli kardeşlerim, 291 milletvekilimizin 50 tanesi Kürt kökenlidir. En sonunda bize bunu söyletmeye mecbur bıraktılar. Çünkü bizim için önemli olan kökenler falan olmaktan öte insan olmak” ifadesiyle cevap verdi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hereke Halı Fabrikası çalışanlarını kabul etti 0 88004

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hereke Halı Fabrikası çalışanlarını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabul ettiği Hereke Halı Fabrikası çalışanlarının, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde güven mektubu sunumlarının yapıldığı salondaki 108 metrekarelik halıyı dokuyan işçiler kişiler olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir” 0 88783

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. Türkiye Tarım ve Orman Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak en az savunma sanayiinde dışa bağımlılık kadar tehlikelidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 3. Tarım ve Orman Şûrası kapanış törenine katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûra boyunca Türk tarımı ve ormancılığıyla ilgili son derece verimli, kapsamlı tartışmalar yapıldığını belirterek Türkiye’de tarım ve ormancılığını geliştirmek, sıkıntılarına çözüm bulmak için şûra’ya 50 binin üzerinde görüş iletildiğini, toplantılara sektörle ilgili 7 bini aşkın insanın katıldığını ve 3. Tarım ve Orman Şûrası’nın, şimdiye kadarki en geniş katılımlı şûra olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

“ŞÛRADA ALINAN KARARLAR TARIM VE ORMANCILIK SEKTÖRÜNÜN GELECEK BEŞ YILINA İSTİKAMET ÇİZECEK”

İstişareye verdikleri önemi dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûranın temel ilkesinin istişare olduğunu, şûrada alınan kararların tarım ve ormancılık sektörünün gelecek beş yılına istikamet çizeceğine inandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan karar önemli olan bir meselenin de alınan kararların hayata geçmesini sağlamak olduğunu vurgulayarak, “Türk tarım ve ormancılığını çok daha ilerilere taşımak istiyorsak ortak akılla şekillendirdiğimiz şûra kararlarını, yine ortak bir çabayla uygulamaya koymamız gerekiyor. Cumhurbaşkanı olarak Türk tarımını geliştirecek, Türk çiftçisini güçlendirecek tüm kararların yakından takipçisi olacağım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziraat Bankası’nın çiftçilere yönelik desteğinin artarak devam edeceğini, çok daha etraflıca, geniş kapsamlı, kredide bugüne kadar alışılmışın dışında bir dayanışmayı sergileyeceğini açıkladı.

“GELİŞMİŞ ÜLKELER, GIDA GELECEKLERİNİ GARANTİYE ALMAK İÇİN OLAĞANÜSTÜ ÇABA HARCIYOR”

İklim değişikliği, obezite, göç, gelir adaletsizliği, kuraklık ve küresel ısınma gibi birçok mesele ile coğrafi konumu veya gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, dünyadaki tüm ülkeleri bir şekilde yüzleştiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de bu olumsuzluklardan etkilendiğini bildirdi.

Tabiatın özellikle batılı büyük şirketler eliyle, tarihte belki de hiç olmadığı kadar hoyratça kullanıldığına, talan edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz asırda yer altı kaynakları için yürütülen mücadelenin aynısı, bugün tarım alanlarının ve su kaynaklarının kontrolü için veriliyor. Gelişmiş ülkeler, gıda güvenliklerini ve geleceklerini garantiye almak için olağanüstü çaba harcıyor. Tarım arazisi ve su kaynakları bakımından zengin birçok Afrika ve Güney Amerika ülkesinin istikrarsızlıkla boğuşmasının sebeplerinden birisi budur” ifadesini kullandı.

“Ambarın anahtarı kimin elindeyse, güç de onun elinde olur.” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak en az savunma sanayiinde dışa bağımlılık kadar tehlikelidir” diye konuştu.

“TÜRK TARIMINI, KÜRESEL TARIM VE GIDA ŞİRKETLERİNİN GÜDÜMÜNE SOKACAK HER TÜRLÜ TEŞEBBÜSE KARŞIYIZ”

Türkiye için güvenlik riski oluşturacak hiçbir adıma şimdiye kadar müsaade etmediklerini ve asla da müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla tarım alanlarının geliştirilmesine, su kaynaklarının korunmasına, orman varlığının güçlendirilmesine özel önem verdiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımsal üretimi stratejik bir sektör olarak değerlendirdiklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Türk tarımını, küresel tarım ve gıda şirketlerinin güdümüne sokacak her türlü teşebbüse karşıyız. Tarım topraklarımızın miras yoluyla bölünmesini engelleyelim. Çiftçimize her türlü araç gereç, gübre, tohum desteği verelim. Ürünlerin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayalım. Bu konuların hepsinin arkasındayız, yanındayız. Ama Türk tarımını küresel şirketlerin sadece kâr odaklı çalışan çarkı içinde kesinlikle ezdirmeyeceğiz. Tarımda millî güvenliğimize öncelik vermeyen her türlü projeye, her türlü dönüşüme, kârına, zararına bakmaksızın karşı olduğumuzu, altını çizerek bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

“TARIMSAL ÜRÜN İHRACATIMIZI 3,7 MİLYAR DOLARDAN 17,7 MİLYAR DOLARA ÇIKARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yılda tarım ve hayvancılık alanında Türkiye’yi birçok ilkle tanıştırdıklarını ifade ederek yeni üretim ve destekleme modellerini devreye aldıklarını, bugüne kadar toplamda 137,7 milyar lira tutarında tarımsal destek verdiklerini, tarımsal gayri safi yurt içi hasılayı 37 milyar liradan 2018 yılında 213,3 milyar liraya ulaştırdıklarını anlattı.

Türkiye’nin tarımsal hasılada dünyada 7’nci, Avrupa’da ise birinci sırada bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarımsal ürün ihracatımızı 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardık. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 milyar dolar gibi yine ciddi bir rakama ulaştı. Topraksız tarım yapılan teknolojik sera sayımızı bin 413’e yükselttik. Modern seralarımızda üretilen ürünlerimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz. Organik ürün sayımızı 150’den 213’e çıkardık. Bu ürünleri yurt dışına da pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik. Aynı şekilde 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 1 milyon tona çıktı.  Tohum ihracatımızı 11 kat artırarak 102 bin tona, ihracat rakamımızı ise 152 milyon dolara yükselttik” bilgilerini paylaştı.

ATA Tohumu Projesi ile Türkiye’nin gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağladıklarını, dünyanın 3. büyük Tohum Gen Bankası’nı, 250 bin örnek kapasitesiyle Ankara’da hizmete açtıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve hayvancılık alanında yapılan yenilikleri, sağlanan imkân ve teşvikleri sıraladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ormanları da ihmal etmediklerini belirterek 17 yılda toplam 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını, orman varlığını 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkardıklarını, son olarak da 11 Kasım tarihinde 81 vilayette 2 bin 23 ayrı noktada, toplam 11 milyon fidanı, “geleceğe nefes” olması temennisiyle toprakla buluşturduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Kasım’ı “Millî Ağaçlandırma Günü” ilan ederek, Türkiye’de yeni bir dönemi başlattıklarını aktararak, “11 Kasım’da milletin heyecanına ortak olmak, ağaç seferberliğine katkıda bulunmak varken, ‘Kasım ayında fidan mı dikilir’ diyerek, yapılan işe çamur atmaya kalktılar. Cehaletleri anlaşılınca da milletten özür dilmek yerine, bu sefer de ‘11 milyon fidanın 9 milyonu kurur’ diyerek işi pişkinliğe vurdular. ‘Herkesin ufku denizi kadardır.’ Bunların, bırakın asırlık, yarım asırlık, çeyrek asırlık projeler üretmeyi; yarına dair hiçbir tasavvurları yok” dedi.

ŞÛRADA ALINAN KARARLAR

Şûra kararlarından öne çıkanları paylaşmak istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan kararlardan bazılarını şöyle sıraladı: “Arazi toplulaştırma ve sınıflandırma işlemlerini hızlandırarak bu önemli projeyi on yıl içinde tamamlayacağız. Toprak bilgi sistemine dayalı tarımsal arazi kullanım planları hazırlayacağız. Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması için arazi bankacılığı ve birlikte üretim gibi alternatif modelleri devreye alacağız. Miras mevzuatını geliştirerek, tarım arazilerinin bölünmesi sorununa kalıcı çözüm getireceğiz. Gıda depolarında izlenebilirliğin sağlanmasına büyük önem veriyoruz. Aile işletmeciliğinin sürdürülebilirliği için kadın ve genç girişimcilerimizi destekliyoruz. Kırmızı et sektöründe küçükbaş hayvan eti tüketimini özendirerek pazardaki payını artıracağız. Küçük ve büyükbaş hayvancılıkta yerli ırkların muhafazasına ve ıslahına yönelik çalışmalara ağırlık vereceğiz. Su ürünlerinde balık işleme sektörünü geliştirerek ihracatın ve yerli tüketimin artırılmasına gayret göstereceğiz. Tohumdan sofraya tüm üretim zincirinde çok daha etkin bir izleme ve denetim sistemi kuracağız. Ülkemiz su kaynaklarının verimli yönetilebilmesi amacıyla Su Kanunu’nu çıkaracağız. Tarım ve orman mevzuatını sadeleştireceğiz. Sözleşmeli üretim ve hayvancılık modellerini yaygınlaştıracağız. Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte orman fidanı üretim ve pazarlama merkezi hâline getirmekte kararlıyız.  Çiftçilerimizi desteklemek ve onlara yol göstermek amacıyla mesleki eğitim kurumları açmayı planlıyoruz. Gıda kaybı ve israfının önlenmesine yönelik yeni tedbirler getiriyoruz. Gıdada taklit ve tağşiş cezalarını, caydırıcı seviyeye yükselteceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılına ait bazı müjdeleri de açıklamak istediğini belirterek besilik hayvan için 2020 yılında da müracaat almayacaklarını, 15 bin kıyı balıkçısını ilgilendiren desteklemelerin gelecek ay ödeneceğini, Avrupa’nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesinin, 16 bin 500 ton kapasite ile kurulacağını, ormancılık faaliyetlerinde çalışan vatandaşların maliyetinin yüzde 20’si hibe, kalan kısmı faizsiz kredi şeklinde olmak üzere prefabrik evler edinmelerini sağlayacaklarını açıkladı.

Çiftçilere ek gelir temini kapsamında, “Bin Köye Bin Tıbbi Aromatik Bitki Bahçesi” kurulmasını hedeflediklerini, yerli ve millî elektrikli traktörün farklı bir modeli ile kendi yürür ilaçlama makinasının üretim aşamasına geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bitkisel üretimimizi önümüzdeki yıl yüzde 5 artırarak, yaklaşık 125 milyon tona yükseltmeyi planlıyoruz. Sertifikalı tohum üretimimizi de yine yüzde 5 artırarak 1,2 milyon tona, tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü ise 1,4 milyar dolara çıkarmayı hesaplıyoruz” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini 2019 yılında Fark Ödemesi Desteği kapsamına aldıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sofralık zeytinin kilogramına 15 kuruş destek vereceklerini söyledi.

“MİLLETİMİZ İÇİN ÇALIŞMAYA, ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılında 56 milyon küçükbaş rakamını yakalamak istediklerini, küçükbaş sürü büyütme projesi kapsamında sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek vereceklerini, tavukçuluk üretimini garanti altına alacak sistemin kurulduğunu, yılda 220 bin adet yerli et ve yumurta amaçlı damızlık civciv üretimi yapılmasını sağlayacaklarını, bu damızlıklarla 30 milyon tavuk üretilebileceğini kaydetti.

Çay üreticilerinin de desteklemeye devam edeceklerini, gelecek yıl çay alım miktarını 650 bin tona, ihracat dâhil kuru çay satışını da 115 bin tona çıkaracaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, orman varlığını 2020 yılı sonunda 22,9 milyon hektara ulaştıracaklarını, baraj sayısını 841’den 856’ya çıkarmayı ve depolama hacmini 178 milyar metreküpe ulaştırmayı hedeflediklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz için çalışmaya, üretmeye, ter dökmeye devam edeceğiz” diyerek konuşmasını tamamladı.